Primary school students
737 theses under this subject heading
Senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin akademik başarı ve motivasyon düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı "uzamsal ilişkiler, uzunluk ve çevre ölçme" alt öğrenme alanlarının öğretiminde oluşturulan senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımının ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik başarı ve matematik dersine yönelik motivasyon düzeylerine etkisini belirlemektir. Araştırma nicel araştırma metodolojisi çerçevesinde ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmaya seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme alma metodu kullanılarak, 25'i deney, 25'i ise kontrol grubu olmak üzere üçüncü sınıf düzeyinde öğrenim gören 50 öğrenci dâhil edilmiştir. Beş haftalık süre boyunca "uzamsal ilişkiler, uzunluk ölçme ve çevre ölçme" konularına ilişkin kazanımları içerir uygulama süreci deney grubunda senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımı kullanılarak, kontrol grubunda ise odağında senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımı olmadan mevcut programla yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak araştırma kapsamında geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılan Öksüz ve Sabancı (2022) tarafından yapılan "Uzamsal İlişkiler, Uzunluk ve Çevre Ölçme Başarı Testi" ve Ersoy ve Öksüz (2015) tarafından geliştirilen "İlkokul Matematik Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama araçları deney ve kontrol gruplarına uygulama öncesinde ve sonrasında uygulanmış, elde edilen veriler istatistiksel analize tabi tutulmuştur. Grupların matematik başarıları arasındaki farkın istatistiksel anlamlılığını belirlemek amacıyla yapılan tekrarlı ölçümler için tek yönlü kovaryans analizi (ANCOVA) sonucunda, ön test puanlarına göre düzeltilmiş son test puan ortalamaları arasında (XDeney=27,33; (XKontrol=15,46) istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur [F(1,47)= 59,729; p=.000; d=0,8]. Grupların matematik dersine yönelik motivasyon düzeyleri arasındaki farkın istatistiksel anlamlılığını belirlemek amacıyla yapılan tekrarlı ölçümler için tek yönlü kovaryans analizi (ANCOVA) sonucunda, ön test puanlarına göre düzeltilmiş son test puan ortalamaları arasında (XDeney=91,19; (XKontrol=53,65) istatistiksel olarak yine deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur [F(1,47)= 34,859; p= .000; d=0,8]. Her bir farkın etki büyüklüğü yüksek düzeydedir. Bulgular senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımının matematik dersine yönelik eğitim süreçlerinde kullanılmasının öğrencilerin matematik dersine yönelik başarılarını ve motivasyonlarını arttırdığını ortaya koymuştur. Anahtar Sözcükler: Senaryo tabanlı öğrenme, Matematik, Başarı, Motivasyon
The use of EBA (Education Information Network) in teaching vocabulary and grammar to efl young learners
In our rapidly changing world, technology and the Internet have created new and important opportunities to foster foreign language learning. Digital technologies used in language education have enabled students to improve communication and collaboration skills in a student-centered environment. In parallel with these developments, educators and researchers have shown a growing interest in online tools and platforms to evaluate learning through online studies in recent years. This study aimed to investigate the effects of online follow-up activities conducted through EBA, a digital learning platform, on student success and to identify EFL young learners' perceptions and attitudes towards these activities. For the study conducted in 2019-2010 education year, 32 4th grade students (aged 7-8) at a primary school in Muğla were selected as participants and divided into two groups as experimental (N=17) and control (N=15) groups. During the 7 weeks process, the experimental group performed online follow-up activities while the control group followed traditional ones. To meet the objectives of this study adopting embedded mixed method design, data were gathered quantitatively from vocabulary and grammar achievement test applied as pre-test, post-test and delayed test, and qualitatively from semi-structured student interviews. Quantitative data were analyzed by SPSS 22.0 programme with independent and paired samples t-tests, and qualitative data were analyzed using content analysis. The findings revealed that the levels of vocabulary and grammar achievement and retention of the experimental group were higher than those of the control group; however, these results were not statistically significant. On the other hand, the findings from the delayed tests showed that the experimental group performed significantly better than their post-tests unlike the control group i.e. traditional activities were not efficient in retention of language items as much as online activities. The qualitative data results indicated that online activities affected their ideas about English positively and EBA created an enjoyable learning atmosphere for young learners.
Araştırmacı yazma yaklaşımının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin yaratıcı ve akıcı hikâye yazma becerisine etkisi
Bu çalışmanın amacı araştırmacı yazma yaklaşımının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin yaratıcı ve akıcı hikâye yazma becerilerine etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışma, ön-test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Muğla ili Marmaris ilçesinde bulunan özel bir ilkokulda 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz döneminde öğrenim görmekte olan 28 üçüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Bu öğrencilerden 15'i deney grubunu 13'ü de kontrol grubunu oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı bağlamında uygulama başlamadan önce deney ve kontrol gruplarına "uzay" konulu hikâyeler yazdırılmıştır. İki ve yedinci haftalar arasında hem deney grubuna hem de kontrol grubuna salkımlama teknikleri tanıtılmış ve yaratıcı yazı yazma hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca deney ve kontrol gruplarına yazım ve noktalama kurallarıyla ilgili bilgi verilmiş, paragrafın bölümleri tanıtılmıştır. Yedinci haftada öğrencilere salkımlama tekniği kullanılarak "Anıtkabir" konulu hikâyeler yazdırılmıştır. Yazılan bu hikâyeler deney grubu için aynı zamandan salkımlama tekniğinin kullanılmasıyla ilgili son testi oluşturmuştur. Yedinci haftanın ikinci ders saatinde ise araştırmacı yazma yaklaşımı için araştırmacı tarafından hazırlanan çalışma yaprağı deney grubuna tanıtılmıştır. Sekiz hafta boyunca deney grubunda araştırmacı yazma yaklaşımı uygulanırken kontrol grubunda ise salkımlama tekniği uygulanmaya devam edilmiştir. Araştırma toplamda 15 hafta ikişer ders saati olarak yürütülmüştür. Deney grubuna sekiz hafta boyunca hikâyelerin yazım gününden bir gün önce konular verilmiş, araştırmacı yazma yaklaşımı çalışma yaprağına göre ön bilgi kısımları araştırmacı eşliğinde öğrencilerin doldurmaları istenmiş ve araştırmacının kontrolünde ön bilgileri saptanmıştır. Daha sonra ise deney grubundaki öğrencilerin araştırmacı yazma yaklaşımına göre hazırlanan çalışma kağıtlarını eve götürüp o hafta verilen konuyla ilgili bilgi toplamaları istenmiştir. Ertesi gün deney grubunda topladıkları bilgiler ve ön bilgiler doğrultusunda araştırmacı yazma yaklaşımına uygun olarak hikâyelerini yazmaları istenmiş, yazılan hikâyeler ders bitiminde araştırmacıya teslim edilmiştir. Kontrol grubunda ise ilgili ders saatlerinde yazılacak konular sözlü olarak söylenmiş ve grubun 15 hafta süresince salkımlama tekniğini kullanarak hikâyelerini yazmaları istenmiştir. Uygulamanın son haftasında ise deney ve kontrol gruplarına "tersiyer" hayvanıyla ilgili hikâyeler yazdırılmıştır. Araştırmanın 1-7 ve 14. haftalarında yazdırılan hikâyeler araştırmacı tarafından geliştirilen üç dereceli puanlama anahtarları olan Akıcı Hikâye Yazma Rubriği'ne, Yaratıcı Hikâye Yazma Rubriği'ne ve Araştırmacı Yazma Rubriği'ne göre değerlendirilmiştir. Deney ve kontrol grubundaki öğrenciler Akıcı Hikâye Yazma Rubriği'nden ve Yaratıcı Hikâye Yazma Rubriği'nden en düşük sıfır puan alabilirken en yüksek ise 26 puan alabilmektedir. Araştırmacı Yazma Değerlendirme Rubriği'nden ise en düşük sıfır puan alırken en yüksek 14 puan alabilmektedir. Araştırmanın veri analizinde rubriklere göre değerlendirilen hikâyeler her bir öğrencinin aldığı puan istatistik paket programına girilmiş ve değerlendirilmesi bireysel olarak yapılmıştır. Rubrikler için düzeyler belirlenmiş ve grupların betimsel istatistikleri yapılmıştır. Ayrıca grupların puanları yorumlanırken bağımlı gruplar t testi ve bağımsız gruplar t testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda deney ve kontrol gruplarının 1. haftalarında gruplar arasında anlamlı fark bulunmamışken grupların 1-7. haftalarında ise hem akıcı yazma hem de yaratıcı yazma becerileri açısından anlamı farklılık elde edilmiştir. Grupların 7-14. haftalarında ise deney grubu lehine hem akıcı hem de yaratıcı yazma becerilerinde anlamlı farklılık elde edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının 14. hafta sonuçları incelendiğinde ise deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine akıcı ve yaratıcı yazma becerisi açısından anlamlı farklılık elde edilmiştir. Araştırmacı yazma yaklaşımı uygulanan deney grubunun 7-14. haftalarında ise anlamlı farklılık elde edilmiş ve bu anlamlı farklılık 14. haftada deney grubu lehine olarak bulunmuştur. Bu sonuçlardan hareketle araştırmacı yazma yaklaşımının akıcı ve yaratıcı hikâye yazma ortalamalarını yükselttiği, akıcı ve yaratıcı yazma becerilerini geliştirdiği ve haftalar arasında anlamlı farklılık oluşturduğu elde edilen sonuçlar arasındadır. Yapılan bu çalışma doğrultusunda aynı öğretim kademesinin farklı sınıf düzeylerinde benzer bir çalışma yapılabileceği bundan sonraki yapılacak çalışmalara öneri olarak sunulabilir.
Üstbilişsel beceri odaklı süreç temelli yazma çalışmalarıyla üstün yetenekli ilkokul öğrencisinin yazma becerisinin geliştirilmesi
Yazılı anlatım, bireyin kendini doğru ve amacına uygun olarak ifade etmesinde ve iletişim kurmasında en etkili araçlardan biridir. Bir metin yazma; planlama yaparak planlananların yazılı olarak ifade edilmesini, düzeltilmesini, gözden geçirilmesini, bu süreç esnasında gösterilen performansın izlenmesini içeren çeşitli düzeyde bilişsel ve üstbilişsel becerilerin birlikte kullanıldığı karmaşık bir bilişsel aktivitedir. Bu nedenle yenilenen Türkçe öğretimi programı da yazma becerisini kazandırmada ürün odaklı değil süreç odaklı bir yaklaşım benimsemektedir. Süreç temelli yazma becerilerinin geliştirilmesinde üstbilişsel becerilerin de temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Yazıyı üretmek için kullanılan düşünme yöntemi yazmanın bilişsel boyutunu oluştururken; yazılı ürünü ortaya çıkarmada kullanılan kontrol yöntemi yazmanın üstbilişsel boyutunu oluşturmaktadır. Üstbiliş öğrencinin hangi stratejileri kullanacağından öte, kullanacağı stratejinin öncelikle yerindeliği ve uygunluğu sonrasında ise etkililiği ve verimliliği ile ilgilenmesidir. Eğer öğrenciler bilişsel bilgilerini ve bilişsel düzenleme becerilerini geliştirmişlerse, onlar üstbilişlerini kullanıyor demektir ve akademik olarak üstünler demektir. Üstün yetenekli öğrenciler; çok daha geniş bir bilgi tabanına sahiptirler ve sahip oldukları bilgiyi kendi yararlarına kullanmada daha başarılıdırlar, daha karmaşık ve zorlayıcı çevreleri tercih ederler, problem çözmede daha hızlıdırlar fakat çözümü planlama sürecinde daha fazla zaman harcarlar ve problemleri daha etkin şekilde tanımlandırırlar. Araştırmada üstün yetenekli bir öğrencinin üstbilişsel beceri odaklı süreç temelli yazma çalışmaları ile yazma becerisinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışma eylem araştırması şeklinde modellenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmaya 2018-2019 Eğitim Öğretim yılında Muğla ili Marmaris ilçesine bağlı ve BİLSEM'e kayıtlı bir ilkokul üçüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Verilerin elde edilmesinde İzdeş (2011) tarafından geliştirilen Hikâye Yazma Değerlendirme Formu; araştırmacı tarafından geliştirilen Temel Yazma Becerisi Değerlendirme Formu ve Akıcı Yazma Becerisi Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Bunlara ek olarak öğrencinin yazdığı metinler ve araştırmacı gözlemleri de veri toplama için kullanılmıştır. Araştırma 18 hafta boyunca sürdürülmüştür. Yazma öncesi çalışma 1 saat, yazma işlemi 1 saat devam etmiştir, toplamda 36 saat boyunca uygulama ve çalışmalar yapılmıştır. Veri toplama sürecinde araştırmacı günlüklerinden faydalanılmıştır. Veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Öğrencinin yazma çalışmaları, uygulamanın başlangıcında (1. hafta), uygulamanın ortasında (8. hafta) ve uygulamanın sonunda (18. hafta) ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Öğrencinin uygulama başlangıcındaki yazma çalışmaları değerlendirildiğinde: Temel yazma becerisinde öğrencinin kâğıt ve sayfa düzeni oluşturmada sıkıntı yaşadığı ve hatalı kelimelerinin bulunduğu, akıcı yazma becerileri açısından değerlendirildiğinde yazıya uygun giriş yapmadığı ve cümlelerin başı ile sonu arasında uyum olmadığı, özgün yazma becerisinde olayların anlaşılmasını sağlayacak ayrıntıların eksik olduğu ve metnin paragraf düzeninin yeterli olmadığı bulgularına ulaşılmıştır. Uygulamanın ortasında yazma çalışmaları değerlendirildiğinde: Temel yazma becerisinde kâğıt ve sayfa düzenine dikkat ettiği ancak kelime yazımında hataların devam ettiği, akıcı yazma becerisi açısından bakıldığında cümlelerin başı ile sonu arasındaki uyumun daha iyi olduğu görülürken sözcük tekrarları ile ilgili hata yaptığı, özgün yazma becerisinde kahramanları betimlemede eksik kaldığı belirlenmiştir. Uygulamanın son haftasında yazma çalışması değerlendirildiğinde: Temel yazma ve akıcı yazma becerisinde tüm yeterliliklere sahip olduğu, özgün yazma becerisinde taslak oluşturmada iyi seviyede olduğu ve ilgi çekici bir başlık oluşturamadığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde üstün yetenekli öğrencinin temel yazma ve akıcı yazma becerilerinin pozitif yönde geliştiği ve çok iyi seviyede olduğu, özgün yazma becerisinde ise öğrencinin iyi seviyede olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin çevrelerine yönelik bilgi, davranış ve tutumlarının belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum düzeylerini belirlemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada amaca yönelik olmak üzere 'Çevresel Bilgi Ölçeği', 'Çevresel Davranış Ölçeği' ve 'Çevresel Tutum Ölçeği' geliştirilmiştir. Araştırma Şanlıurfa ili Haliliye ve Eyyübiye ilçe merkezlerine bağlı 2018-2019 öğretim yılında öğrenim gören 292 4.sınıf öğrenciyle yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum puanlarının cinsiyete göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Fen bilimleri dersi notuna göre yapılan incelemede bilgi, davranış ve tutum ölçeği puanlarının fen bilimleri dersi karne notuna göre anlamlı olarak farklılaştığı saptanmıştır. Ebeveyn öğrenim durumuna göre yapılan değerlendirmede anne eğitim düzeyine göre çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum puanlarında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Öte yandan, çevreye yönelik bilgi ve davranış ölçeği puanlarının baba eğitim düzeyine göre farklılaştığı bulunmuştur. Öğrencilerin evde bulunan bitkilerle ilgilenme durumlarına göre çevresel davranış ve tutum puanlarında anlamlı bir fark saptanmıştır. Öğrencilerin çevreye yönelik bilgi, tutum ve davranışlar puanları arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, elde edilen bulgular literatürde yer alan bilimsel araştırmalar ile tartışılmış ve çevre eğitimine katkısı olunabileceği düşünülen önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İlkokul, çevre eğitimi, çevre bilgisi, çevresel tutum, çevresel davranış, fen eğitimi
Çocuklar için felsefe eğitiminde hipotetik düşünme yönteminin ilkokul BİLSEM öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı Çocuklar İçin Felsefe eğitiminde hipotetik düşünme yönteminin Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) ilkokul öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerilerine etkisini belirlemektir. Çocuklar için Felsefe dersi kapsamında uygulanan hipotetik düşünme yönteminin yer aldığı etkinliklerin doğuştan standartların üzerinde yaratıcılık becerisine sahip üstün yetenekli ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerine etkisi olup olmadığı araştırma konusunu oluşturmaktadır. Literatür incelendiğinde Çocuklar İçin Felsefe ve Düşünme Eğitimi ile ilgili çalışmalar bulunmaktadır. Fakat bu çalışmalarda üstün yetenekli ilkokul öğrencileriyle çalışılmamış ve hipotetik düşünme yöntemine rastlanılmamıştır. Araştırmada tek gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Uygun örneklem yoluyla araştırmanın örneklemi oluşturulmuştur. Araştırmanın örneklemini Muğla ili Menteşe İlçesinde Bilim ve Sanat Merkezinde eğitim ve öğretim gören 36 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada "Torrance Yaratıcı Düşünme Testi (TYDT)" kullanılmıştır. Araştırmanın başında ön test olarak TYDT Sözel A form uygulanmıştır. Ardından öğrencilere 8 hafta boyunca 40 dakikalık 2 oturum şeklinde Çocuklar İçin Felsefe eğitimi hipotetik düşünme yöntemi ile etkinlik olarak verilmiştir. Eğitim sonrasında son test olarak TYDT Sözel B formu uygulanmıştır. Araştırma verileri öğrencilerin TYDT testlerine verdikleri yanıtlardan oluşmaktadır. TYDT'nin A ve B formlarından her bir öğrenci için; sözel toplam puanlar ve alt puan türleri elde edilmiştir. Elde edilen bu verilerin analizi için SPSS programı kullanılmıştır. Erişi verilerin normallik dağılımlarına bakıldıktan sonra İlişkisiz Örneklemler T Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile veriler analiz edilmiştir. Analiz sonucunda Çocuklar İçin Felsefe eğitiminde kullanılan hipotetik düşünme yönteminin sözel yaratıcılık toplam, akıcılık, esneklik ve orijinallik puanlarına tüm gruplar ve 3. sınıf düzeyinde olumlu etki ettiği, 4. sınıflar için ise akıcılık ve sözel toplam puanlarında anlamlı fark yaratmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak BİLSEM ilkokul öğrencilerine verilen Çocuklar İçin Felsefe eğitiminde kullanılan hipotetik düşünme yönteminin öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerine olumlu yönde geliştirdiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: çocuklar için felsefe eğitimi, BİLSEM, üstün yetenekli, hipotetik düşünme, yaratıcılık
İlkokul matematik dersinde yüksek bilişsel talebin sağlanmasında matematiksel iletişimin rolü: Örnek olay çalışması
İlkokul matematik öğretim programlarında, matematiğin anlamlı bir biçimde öğrenilmesi ve üst düzey becerilerin kazanılması konuları sıklıkla vurgulanmaktadır. Ancak, matematik derslerinde uygulanan öğrenme görevleri, öğrencilere sunduğu öğrenme olanakları bakımından farklılık gösterebilmektedir. Bu doğrultuda gündeme gelen bilişsel talep kavramı, bir öğrenme görevinin öğrenciye sunduğu düşünme, akıl yürütme, problem çözme vb. olanakları tanımlamak için kullanılmaktadır. Bilişsel talep kavramı bağlamında, uygulamaya da dikkat çekilmiş, bir öğrenme görevinin bilişsel talep düzeyinin, öğretmenin görevi öğrencilere sunmasından, öğrencilerin görevi tamamlayana dek geçen süreçte değişebildiği belirtilmiştir. Bu değişimde rol oynayan öğrenme desteği sunma, öğrenciyi açıklama yapma, savunma, sorgulama ve yorum yapma yönünde cesaretlendirme vb. faktörlerin sınıf içi iletişim ile doğrudan ilişkili olduğu gözlenmektedir. Bu nedenle, öğretmenin görevi öğrencilere hangi detayları vererek sunduğu, öğrencilere uygulama süresince nasıl bir öğrenme desteği sağladığı, öğrencilerin fikirlerini tartışmalarına ne kadar olanak verdiği, öğrenme görevinin bilişsel talep düzeyinin sürdürülmesinde önem taşımaktadır. Bilişsel talep ve matematiksel iletişim arasındaki bu ilişkiden yola çıkarak çalışmada, sınıf öğretmenlerine bilişsel talep ve matematiksel iletişim ile ilgili profesyonel gelişim eğitimi aracılığıyla farkındalık kazandırılarak, matematiksel görevlerin sınıf ortamındaki uygulama sürecinin incelenmesi amaçlanmıştır. İstanbul'da bir özel okulda görev yapan iki dördüncü sınıf öğretmeni ve 37 öğrencinin katıldığı araştırmanın desenini nitel araştırma yöntemlerinden araçsal örnek olay oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında öğretmenlere bilişsel talep ve matematiksel iletişim kavramlarıyla ilgili bir profesyonel gelişim eğitimi verilmiş ve matematik dersi kesirler ünitesi bağlamında, her iki şubede, ikisi ön gözlem olmak üzere sekizer ders saati sınıf gözlemi gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerle birebir ön ve son görüşmeler, öğrencilerle odak grup görüşmeleri ve ders gözlemleri aracılığıyla toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin matematiksel görevlerin seçimi ve öğrencilere amacına uygun bir biçimde ulaştırılması bakımından, belli bir farkındalık kazanmalarına rağmen, yeterli düzeyde olmadığına işaret etmiştir. Aynı zamanda, matematiksel görevlerin amacına uygun bir biçimde uygulanmasında bilişsel talep ve matematiksel iletişim ortamının birlikte düşünülmesi gereken kavramlar olduğu ortaya çıkmıştır.
İlkokul matematik öğretiminde öğrencilerin duyuşsal farkındalıklarını artırmada matematiksel oyunların kullanımı
Bu araştırmada, matematiksel oyunların kullanımının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin matematik dersine karşı olan tutumlarına ve metaforik algılarına etkisi araştırılmıştır. Araştırmada karma desen kullanılmıştır. Bu doğrultuda, araştırmanın birinci aşamasında nitel yöntemler kullanılmıştır. Sınıf öğretmenleri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak matematiksel oyunlar hakkındaki görüşleri alınmıştır. İkinci aşamada matematiksel oyun kullanımının öğrencilerin matematik dersine karşı olan tutumlarına ve metaforik algılarına etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda deneysel çalışma gerçekleştirilmiş, Baykul (1990) tarafından geliştirilen matematik dersi tutum ölçeği ve metaforik algı formu ön test-son test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın bu aşamasında desen karma desen olarak belirlenmiştir. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde anlamlı bir farklılık olup olmadığının incelenmesi için istatistik yapılmış, Shapiro-Wilk testi, Wilcoxon testi ve Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Üçüncü aşamada öğrencilerin matematiksel oyunlar kullanılarak gerçekleştirilen matematik dersi hakkındaki görüşleri ikinci, dördüncü ve son hafta olmak üzere alınmıştır. Öğrencilerin görüşleri yüz yüze yapılmış yapılandırılmamış görüşmelerle alınmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, sınıf öğretmenleri matematiksel oyunlarla ilgili genel bilgi sahibidirler ve derslerde kullanımını gerekli ve faydalı görmektedir. Gerçekleştirilen uygulama sonunda, deney grubundaki öğrencilerin matematik tutum puan ortalamalarının arttığı, ancak bu artışın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Kontrol grubundaki öğrencilerin de aynı şekilde tutum puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğrencilerin oluşturduğu metaforik algı formlarındaki görseller incelendiğinde deney gruplarında bulunan öğrencilerin ön test son test karşılaştırılması yapıldığı zaman, tutumlarında son test lehine olumlu yönde farklılık olduğu görülmüştür. Yine öğrencilerden alınan görüşler doğrultusunda, gerçekleştirilen uygulamaların öğrencilerin matematik dersine karşı olan bakış açılarını olumlu yönde değiştirdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: İlkokul 4. sınıf, Matematik Eğitimi, Matematiksel Oyunlar, Tutum, Metaforik Algı.
Öğrenci ve öğretmen görüşlerine göre ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin soru sormaya yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, İlköğretim 4. Sınıf düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin soru sormaya yönelik tutumlarını belirlemektir. Araştırma karma yöntem desenlerinden, keşfedici sıralı karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini belirlerken, amaçlı örnekleme yaklaşımlarından maksimum çeşitlilikten örneklemeden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmının katılımcıları 9 öğrenci ile 7 öğretmen; nicel kısmının katılımcıları ise ölçek geliştirme çalışma grubunu 203 öğrenci ,örneklem grubunu 334 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak,"Yarı-Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu","Yarı-Yapılandırılmış Öğrenci Görüşme Formu" ve "Soru Sormaya Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda, soru soran öğrenci özelliklerinden, öğrencilerin soru sorduğu durumlardan, öğrenci sorularının niteliğinden, öğretmenlerin soru soran öğrenciye yaklaşımından, soru sormayı engelleyen ve teşvik eden durumlardan söz ettikleri görülmüştür. Öğrencilerle ise, derslerde soru sorma davranışlarının nelerden ve nasıl oluştuğundan, soru sormanın gerekliliğinden, soru sorulduğu an hissedilen duygulardan ve soru sormalarını engelleyen durumlardan bahsettikleri görülmüştür. Araştırmanın nicel kısmında ise nitel verilerin içerik analizi yöntemiyle incelenmesiyle öğrencilerin soru sorma süreci ile ilgili olduğu kabul edilen ifadeler tutum cümlesi olacak şekilde yazılmıştır. Uzman görüşü ve pilot uygulama işlemleri sonucunda 39 maddeden oluşan Soru Sormaya Yönelik Tutum Ölçeği'nin taslak formu oluşturulmuştur. Taslak form uygun örnekleme yöntemiyle seçilen 203 ilkokul 4. sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Uygulanan ölçeğin faktör yapısının incelenmesi amacı ile açımlayıcı (AFA) ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) çalışmaları ile madde analizi ve güvenirlik çalışmaları gerçekleştirilmiştir. 39 madde üzerinde gerçekleştirilen faktör analizi sonucunda, on beş madde analizlerden çıkartılarak 24 soruluk beşli likert tipi ölçme aracının son haline ulaşılmıştır. 'Soru Sormaya Yönelik Tutum Ölçeği' 334 öğrenciye uygulanmıştır. Analizler sonucunda soru sormaya yönelik açık olma düzeyleri yüksek, soru sormaya yönelik kaygı duyma düzeyleri düşük bulunmuştur. Öğrencilerin en çok soru sorduğu derslerin Matematik ve Fen dersleri olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İlkokul sosyal bilgiler dersinde yaratıcı drama yöntemi ile çevre okuryazarlığı becerisinin kazandırılması: bir karma yöntem araştırması
Günümüzde çevre sorunları, geçmişe kıyasla giderek artarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanoğlu, bilinçli veya bilinçsiz olarak yaşadığı çevreye zarar vermekte, bu da çevresel problemlerin her geçen gün daha da büyümesine neden olmaktadır. Çevre bilincinin küçük yaşlardan itibaren kazandırılması amacıyla, birçok ülkenin müfredatında çevre eğitimi yer almaktadır. Ülkemizde de Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nda, öğrencilerin çevreye yönelik farkındalık kazanmasını amaçlayan 27 beceri arasında "çevre okuryazarlığı becerisi" de bulunmaktadır. Bu becerinin kazandırılmasında, öğrenilen bilgilerin davranışa dönüşmesi beklenmektedir. Çevre okuryazarlığı becerisinin geliştirilmesinde yaratıcı drama yöntemi, öğrencilerin aktif katılımını teşvik ederek, bilgiyi deneyim yoluyla kalıcı hale getirmekte etkili bir araçtır. Bu yöntem, öğrenci merkezli bir öğrenme ortamı sunarak, konunun kalıcı olarak öğrenilmesini sağlar. Bu araştırmada, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı kapsamında yer alan çevre okuryazarlığı becerisini kazanmalarında yaratıcı drama yönteminin etkisi incelenmektedir. Amaç, öğrencilerin bu beceriyi ne derece benimsediklerini ve uygulamaya dönüştürdüklerini belirlemektir. Bu amaca ulaşabilmek adına araştırmanın yöntemi karma yöntem araştırma desenlerinden yakınsayan paralel desen olarak tasarlanmıştır. Araştırma nicel boyutta yarı deneysel desen; nitel boyutta ise durum çalışması deseni ile tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim öğretim yılı Muğla ili Menteşe ilçesinde bulunan bir devlet okulundaki ilkokul dördüncü sınıfta öğrenim gören toplam 49 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde öğrencilerin "Çevre okuryazarlığı" becerilerini belirlemek amacıyla nicel veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "İlkokul Çevre Okuryazarlığı Ölçeği" ve "Çevre Okuryazarlığı Başarı Testi" nitel veri toplama araçları olarak da öğrenci görüşme formları, uygulama sürecinde tutulan gözlem notları ve uygulamadaki süreç çıktıları kullanılmıştır. Toplanan nicel verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılarak bağımlı gruplar t-testi, ancova ve bağımsız gruplar t-testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi tekniğiyle tümevarım yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Gruplardaki öğrencilerin ilkokul çevre okuryazarlığı ölçeğinden ve çevre okuryazarlığı başarı testinden elde edilen verilerin analizi sonucunda, deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre, yaratıcı drama yönteminin kullanıldığı deney grubundaki öğrencilerin çevreye yönelik bilgi düzeylerinde ve davranışlarında olumlu değişiklikler meydana gelmiştir. Bu değişiklikler istatistiksel olarak anlamlı düzeydedir. Deney grubu ile yapılan görüşmeler, gözlem ve süreç çıktılarındaki sonuçlarda araştırmanın nicel boyutunda elde edilen sonuçları destekler niteliktedir. Başka bir deyişle, yaratıcı drama yöntemiyle eğitim gören öğrencilerin, geleneksel öğretim yöntemleriyle eğitim alan kontrol grubu öğrencilerinden daha başarılı oldukları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Beceri öğretimi, Çevre Okuryazarlığı, Yaratıcı drama.
Fen ve Teknoloji dersinde bilim defteri uygulaması: İlkokul 4. sınıflar üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf Fen ve Teknoloji dersinde bilim defteri tutmanın öğrencilerin akademik başarılarına, bilimsel süreç becerilerine, derse yönelik tutumlarına ve hatırlama düzeylerine etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada, deneme modellerinden "öntest-sontest kontrol gruplu model" kullanılmıştır. Araştırmaya ilişkin uygulama, 2014-2015 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırma Eskişehir ili Tepebaşı ilçesinde bulunan bir ilkokulun 4/A ve 4/C sınıfı öğencileri üzerinde sekiz hafta süre ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama araçları olarak, öğrencilerin ve ebeveynlerinin demografik özelliklerine ilişkin bilgi sahibi olmak üzere Kişisel Bilgi Formu, öğrencilerin başarılarını ve hatırlama düzeylerini ölçmek amacıyla Başarı Testi, Fen ve Teknoloji dersinin bilim defteri kullanımına göre işlenebilmesi için ders planları ve materyaller, öğrencilerin bilimsel süreç becerilerini ölçmek için Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği, Fen ve Teknoloji dersine ilişkin tutumlarını belirlemek amacıyla Fen ve Teknoloji Dersi Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesi SPSS paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde parametrik olmayan testlerden ilişkili örneklemler için Wilcoxon, ilişkisiz örneklemler için ise Mann-Whitney U testleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgularda istatistiksel anlamlılık seviyesi 0.05 olarak belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, Fen ve Teknoloji dersinde bilim defteri uygulamasının yapıldığı deney grubu ile bu uygulamaya yer verilmeyen kontrol grubundaki öğrencilerin akademik başarıları, bilimsel süreç becerileri ve bilgileri hatırlama düzeyleri arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Fen ve Teknoloji dersinde, bilim defteri uygulamasının yapıldığı deney grubu öğrencilerinin Fen ve Teknoloji dersine yönelik tutumları olumlu yönde geliştiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bilim defterleri, fen öğretimi, fen ve teknoloji, ilkokul
Zihinsel yetersizliği olan kaynaştırma öğrencilerinin pragmatik dil becerileri ile sosyal becerileri, problem davranışları ve akademik yeterlilikleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, kaynaştırma ortamında öğrenim gören zihinsel yetersizliği olan ilkokul öğrencilerinin pragmatik dil beceri düzeyleri ile sosyal becerileri, problem davranışları ve akademik yeterlilikleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve bu ilişkinin yordayıcı olabilecek değişkenlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Eskişehir ili Tepebaşı ve Odunpazarı ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokullarda görev yapmakta olan sınıflarında zihinsel yetersizlik tanılı öğrenci bulunan 47 ilkokul öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmenlere, sınıfa ve kaynaştırma ortamında öğrenim gören zihinsel yetersizliğe ilişkin bilgileri elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Kaynaştırma ortamında öğrenim gören zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin pragmatik dil becerileri, "Pragmatik Dil Becerileri Envanteri – Türkçe Versiyonu/PDBE- TV" ve sosyal becerileri, problem davranışları ve akademik yeterlilikleri "Sosyal Beceri Derecelendirme Sistemi/SBDS" kullanılarak ölçülmüştür. Araştırmanın sonucunda, kaynaştırma ortamında öğrenim gören zihinsel yetersizliği olan ilkokul öğrencilerinin pragmatik dil becerilerinin, sosyal becerilerinin ve akademik yeterliliklerinin normal gelişim gösteren akranlarından düşük olduğu, problem davranışlarının ise normal gelişim gösteren akranlarından yüksek olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, pragmatik dil becerileri ile sosyal beceriler arasında yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu ve sosyal becerilerin pragmatik dil becerileri üzerinde önemli (anlamlı) birer yordayıcı olduğu ortaya çıkmıştır. Bulgular tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: Kaynaştırma, Zihinsel Yetersizlik, Pragmatik Dil Becerileri, Sosyal Beceriler, Problem Davranış, Akademik Yeterlilik
İlköğretim birinci kademede matematikte öğrenme güçlüklerinin taranması amacıyla matematik başarı test bataryasının geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı ilkokul birinci kademede öğrenim gören matematik alanında öğrenme güçlüğü gösteren öğrencilerin taranması için geçerli ve güvenilir bir başarı testi geliştirmektir. Geliştirilen Matematik Başarı Testi için Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hazırlanan ilkokul matematik müfredatı incelenmiştir. Matematik Başarı Testi için seçilen kazanımlar müfredatta yer alan dört öğrenme alanını olan sayılar, geometri, ölçme ve veri alanlarını kapsamaktadır. Testte yer alacak kritik kazanımların belirlenmesi için uzman görüşü alınmıştır. Uzman görüşleri ışığında test formunu oluşturan 117 madde yazılmıştır. Testin uygulaması Eskişehir Tepebaşı ilçesindeki dört genel ilköğretim okulunda öğrenim gören 787 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonunda elde edilen bulguların analizi sürecinde iç tutarlık analizi, faklı test sonuçlarıyla korelasyon ve hipotez testi analizleri yapılmıştır. Testin ölçüt bağımlı geçerliğini belirlemek içinse Temel Kabiliyetler 7-11 (TKT 7-11) testiyle korelasyonu incelenmiştir. Testlerin güvenirlik değerleri KR-20 güvenirlik katsayısıyla belirlenmiştir. Test maddelerine son halini vermek için maddelere ait madde güçlük ve ayırıcılık indeksleri hesaplanmıştır. Bulgular, geliştirilen başarı testlerinin 1-4 sınıf düzeylerinde TKT 7-11 testiyle korelasyon katsayıları .76, .79, .71, .71 olarak belirlenmiştir. Testin KR-20 güvenirlik katsayıları 1-4. sınıf testleri için sırasıyla .76, .79, .85, .83 olarak belirlenmiştir. Test maddelerinin hesaplanan ortalama güçlük değerleri 1-4. sınıf testleri için sırasıyla 0.75, 0.76, 0.75, 0.60 olarak bulunmuştur. Matematik Başarı Testi son formunda 1-4. sınıflar düzeyinde sırasıyla 24, 25, 33, 35 madde yer almaktadır. Sonuç olarak araştırma bulguları 1-4. sınıf düzeyinde geliştirilen Matematik Başarı Testinin güvenirlik ve geçerlik özelliklerine sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Öğrenme Güçlüğü, Matematik Eğitimi, Test Geliştirme, Başarı Testi
Hayat bilgisi dersinde gerçekleştirilen müze uygulamaları
İlkokul, öğrencilerin kendini ve çevresini tanımasını, kendini geliştirerek çevresine uyum sağlamasını ve yaratıcı düşünme, problem çözme, eleştirel düşünme, yansıtıcı düşünme becerilerini geliştirmeyi amaçlar. Hayat Bilgisi dersi bu amaçlara ulaşmak için kullanılan en etkin derslerden biridir. Hayat Bilgisi dersi, çocuğun içinde yaşadığı doğal ve toplumsal olayları, olguları tanımasını, anlamasını, yorumlamasını, ilke, genelleme ve yöntemleri kullanarak analiz etmesini, yeni çözümler önerip değerlendirme yapmasını sağlar. Özellikle 2004 yılında değişen Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programında, öğrencilerin aktif olduğu öğrenme ortamları önerilmiştir. Etkili ve kalıcı öğrenmeler için öğrenme ortamları öğrencilerin gözlem, araştırma ve keşif yapmasına olanak tanımalı, öğrencilere gerçek yaşantılar ve somut nesneler vasıtasıyla ilk kaynaktan veri sağlamalıdır. Geleneksel okulların sınırlı fiziksel imkânlarının aksine müzeler, öğrencilere kendilerini özgür hissettikleri bir öğrenme ortamı sunmaktadır. Özellikle soyut düşünme becerileri henüz gelişmemiş ilkokul öğrencileri için, beş duyuyu kullanarak, keşfederek, araştırarak, bizzat uygulamalara katılarak öğrenme ortamı sağlayan müzelerde yapılan eğitim daha etkili ve kalıcı olabilecektir. Bu araştırmanın amacı, Hayat Bilgisi dersi içinde gerçekleştirilen müze uygulamalarını öğretmen ve öğrenci görüşleri ile bu uygulamalar için yapılmış etkinliklere ilişkin hazırlanmış dokümanlara dayalı olarak incelenmesi olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yaklaşımına uygun olarak gerçekleştirilen bu araştırmanın katılımcılarını, Eskişehir ilinde 2012-2013 öğretim yılında görev yapan daha önce Hayat Bilgisi dersi içinde müze uygulaması yapmış 20 sınıf öğretmeni ile bu uygulamalara katılmış 2., 3. ve 4. sınıfta okuyan 30 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı-yapılandırılmış görüşme formları ve doküman incelemesi ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, sınıf öğretmenlerinin müzelere ilişkin yeterli ve doğru bilgilerinin olmadığı, uygulamalarda ön hazırlığa önem vermediği, daha çok davranışsal boyutta kuralları hatırlattığı, soru cevap ve sohbet dışında öğretmenlerin müze uygulaması öncesinde, sırasında ve sonrasında öğrencilerin kalıcı ve etkili öğrenmeleri için yeteri kadar etkinlik yapmadıkları ortaya çıkmıştır. Sınıf öğretmenlerinin Hayat Bilgisi dersi içinde müze uygulamaları yapmayı ders ile bağlantı kuran, dersi pekiştiren, öğrencilerin düşünce becerilerini geliştiren, kalıcı ve etkili öğrenme sağlayan, eğlenceli, faydalı, olumlu uygulamalar olarak değerlendirdikleri ortaya çıkmıştır. Bu olumlu görüşlerin yanında sınıf öğretmenlerinin küçük bir kısmı da müze uygulamalarını zaman alıcı, riskli, zor ve sıkıcı bulmuştur. Araştırmada müze uygulamalarına ilişkin öğrenci görüşlerine de yer verilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin büyük bir kısmının müze uygulamalarını güzel, eğlenceli, dikkat çekici, heyecanlı, bilgilendirici, yararlı, etkili öğrenmeyi sağlayan uygulamalar olarak değerlendirdikleri görülürken, küçük bir kısmının müze uygulamalarını gürültülü, sıkıcı ve korkutucu bulduğu ve Hayat Bilgisi dersine katkısının olmadığını düşündükleri sonucuna varılmıştır. Araştırmada son olarak öğretmenlerin müze uygulamaları öncesinde ön hazırlık yapması, müzelerin öğrenci seviyesine uygun olarak belirlenmesi, müze uygulamalarının MEB tarafından yapılması ve ücretsiz olması önerilmiştir. Müze uygulamalarında drama, rehber anlatımı, oyun yoluyla öğrenme, bulmaca çözme, canlandırma, arkeolojik kazı ve beyin fırtınası gibi öğrencilerin dersi daha iyi anlamalarını sağlayacak etkinlikler yapılması önerilmiştir.
İlkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde dinleme becerilerinin geliştirilmesinde dijital hikayelerin kullanılması
Dinleme yalnızca günlük yaşamda değil, bireylerin eğitim-öğretim yaşamlarında da çok önemli bir yere sahiptir. Okul öncesi dönemde dinleme becerileri kendiliğinden doğal biçimde edinilir ve gelişir. Okul döneminde verilecek etkili bir ana dili eğitimi dinlediklerini anlayan, sentezleyen ve değerlendiren öğrencilerin yetişmesine olanak sağlamaktadır. Dinleme becerileri, dil ediniminde ve etkili iletişimde kritik bir role sahip olmasına karşın, diğer dil becerileri bakımından üzerinde çok fazla durulmayan bir beceri alanı olarak göze çarpmaktadır. Bu nedenle dil becerilerinin geliştirilmesinde kritik bir rolü olan ilkokul Türkçe derslerinde dinleme becerisinin geliştirilmesine özel bir önem verilmesi gerekmekte ve dinleme becerilerinin geliştirilmesine yeni, özgün ve farklı yöntemlerin kullanılmasına gereksinim duyulmaktadır. Bu yöntemlerden biri de dijital hikâyelerdir. Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde dinleme becerilerinin geliştirilmesinde dijital hikâyelerin etkisinin belirlenmesidir. Karma modelde gömülü deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilen araştırma, 2014-2015 öğretim yılı bahar döneminde Eskişehir ilindeki bir ilkokulun 4/D ve 4/E sınıflarında uygulanmıştır. Araştırma kapsamında 4/E deney grubunu, 4/D sınıfı kontrol grubunu oluşturmuştur. Sekiz hafta süren uygulama sürecinde deney grubunda dijital hikâyelere dayalı etkinliklere yer verilmiştir ve bu etkinlikler sınıf öğretmeni tarafından yapılırken, araştırmacı gözlemci görevini üstlenmiştir. Araştırma verileri; dinlediğini anlama testi, dinlemeye yönelik tutum ölçeği, öğretmen ve öğrenci görüşmeleri, gözlem, öğrenme materyalleri, araştırmacı ve öğrenci günlükleri ile toplanmıştır. Araştırmada, Dinlediğini Anlama Testinden (DAT) elde edilen verilerin çözümlenmesinde t testi, Dinlemeye Yönelik Tutum Ölçeğinden (DYTÖ) elde edilen verilerin çözümlenmesinde Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde betimsel analizinden yararlanılmıştır ve elde edilen bulgular araştırma sorularına bağlı olarak yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına dayalı ortaya çıkan sonuçlar şöyle sıralanabilir: • Deney grubunda bulunan öğrencilerin DAT sontest puanları ile kontrol grubunda bulunan öğrencilerin DAT sontest puanları arasında istatistiksel olarak yüksek düzeyde anlamlı bir fark bulunmuştur. Buna göre, Türkçe dersinde dijital hikâyelere dayalı dinleme etkinliklerinin işe koşulması öğrencilerin dinlediğini anlama becerilerini geliştirmiştir. • Deney grubunda bulunan öğrencilerin DYTÖ sontest puanları ile kontrol grubunda bulunan öğrencilerin DYTÖ sontest puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Türkçe dersinde dijital hikâyelere dayalı yapılan dinleme etkinlikleri öğrencilerde dinlemeye yönelik olumlu tutum geliştirmede etkili olmuştur. • Türkçe dersinde dijital hikâyelerle yapılan etkinlikler kapsamında derslerin hazırlık aşamasında öğrencilerin ön bilgilerini harekete geçirmeye, anahtar kelimelerle çalışmaya ve dinleme amacını belirlemeye yönelik çalışmalar yapılmıştır. Öğretmen ve öğrenciler görsel okuma etkinliklerinde dijital hikâyelerin resimlerinden ve bilişim teknolojileri, gazete ve dergi gibi kaynaklardan yaralanmışlardır. Bu etkinliklerin öğrencilerin dinlediğini anlama ve anlamlandırmalarına yardımcı olduğu gözlemlenmiştir. Kendini ifade etme basamağında dijital hikâyelerin konu ve içeriklerine dayalı olarak yapılan yazma ve konuşma etkinlerinde öğrencilerin mantıksal bütünlük içinde, neden-sonuç ilişkilerine dayalı olarak, olayları oluş sırasına uygun bir biçimde ürünler ortaya çıkarmaya çalıştıkları gözlemlenmiştir. Ancak konuşma alanında yapılan hazırlıklı konuşma etkinliklerinde öğrencilerin konuşma becerilerini istenilen düzeyde sergileyemedikleri görülmüştür. Görsel sunu etkinliklerinin bazıları konuşma ya da yazma etkinlikleriyle birlikte yapılmıştır. Öğrenciler görsel sunu alanında; resim çizme, slogan yazma, rol oynama, canlandırma gibi etkinlikler yapmışlar; onların bu etkinliklerde bilişim teknolojilerinden yaralandıkları, sunulara uygun görseller ya da gerçek materyaller kullandıkları gözlemlenmiştir. • Dijital hikâyelere dayalı olarak İlköğretim Türkçe Dersi Öğretim Programı dinleme öğrenme alanında yer alan dinleme kurallarını uygulama, dinlediğini anlama ve tür, yöntem, tekniklere uygun dinleme alanlarında yer alan kazanımlara yönelik etkinlikler gerçekleştirilmiştir. Bu etkinlikler kapsamında öğrencilerin; - gerek dijital hikâyelerle yapılan dinleme çalışmalarında gerek sesli, paylaşarak okuma ve konuşma etkinliklerinde kurallara uygun dinlemede yer alan kazanımlara uygun dinleme yaptıkları, - ön bilgilerini kullandıkları, dijital hikâyeleri izlerken ve dinlerken seslendirmeyi yapan kişinin vurgu, tonlama ve telaffuzuna dikkat ettikleri, dijital hikâyelerdeki resimlerden yararlanarak dinlediklerini ve izlediklerini anlamlandırdıkları, - dinlediğini anlama becerilerinin geliştiği; ancak ana fikri ve ana duyguyu bulma, dinlediklerinde geçen sorunlara farklı çözümler bulma becerilerinin gelişmediği, - dinleme öncesi yapılan kelime etkinliklerinde öğrencilerin kimi zaman kelimelerin anlamlarını tahmin etmekte zorlandıkları; ancak dinleme sırasında ve sonrasında kelimelerin anlamlarını kavradıkları, - tür, yöntem ve tekniklere uygun dinleme basamağında yer alan kazanımlara yönelik yapılan çalışmalar kapsamında katılımlı dinleme, seçici dinleme, sorgulayarak dinleme, eğlenmek için masal, hikâye, şarkı vb. dinleme ve izleme, grup konuşmalarını ve tartışmalarını dinleme alanlarında etkinlikler yaptıkları, - ses, müzik, efekt, resim gibi çoklu ortam kullanılarak hazırlanan dijital hikâyelerle dinleme öncesi, dinleme sırası ve dinleme sonrası yapılan etkinliklerle dinlemede motivasyonlarının arttığı ve dinlemeye yönelik olumlu tutum geliştirdiği gözlemlenmiştir. • Öğretmen ve öğrenciler dijital hikâye bileşenlerine (müzik, efekt, seslendirme, resim, hikâye içeriği ve kahramanları), dijital hikâyelere dayalı Türkçe derslerine, dijital hikâyeye dayalı dinleme etkinliklerine yönelik olarak; - dijital hikâyelerde kullanılan resim, müzik, efekt ve seslendirmeyi beğendiklerini, - bu bileşenlerin dinlenilen metni anlama, zihinde canlandırma ve metni tahmin etmede yardımcı olduğunu, - müzik ve efektlerin, hikâyelerin duygusunu aktardığını, - Türkçe dersine karşı daha önce olumsuz olan tutumun dijital hikâyelere dayalı etkinlikler sayesinde olumlu yönde değiştiğini, - derse katılımın, derse olan sevginin ve motivasyonun arttığını, - dinleme becerilerinin geliştiğini, - dinlemeye karşı olumlu tutum geliştiğini belirtmişlerdir. • Uygulama sonrasında yapılan görüşmelerde, öğretmen ve öğrenciler dijital hikâyelerin bileşenlerine (müzik, efekt, seslendirme, resim, hikâye içeriği ve kahramanları), dijital hikâyelere dayalı Türkçe derslerinde yapılacak dinleme etkinliklerine, dijital hikâyelerin diğer derslerde kullanılmasına yönelik olarak; - dijital hikâyelerdeki resimlerin animasyon formatındaki gibi hareketli olması, - dijital hikâyelerin seslendirmelerinde farklı seslerin kullanılması, - dijital hikâyelerin resimlerinin çoğaltılması, - dinleme etkinliklerinde yazılı etkinliklerin yanı sıra sözel ve resim çizme gibi etkinliklere yer verilmesi, - dijital hikâyelerin Fen ve Teknoloji, Matematik, Yabancı Dil, Sosyal Bilgiler gibi derslerde kullanılmasına yönelik önerilerde bulunmuşlardır. Anahtar Kelimeler: İlkokul, Türkçe Dersi, Dijital Hikâye, Dinleme Becerileri.
İlkokul öğrencilerinin kendi kendine öğrenme becerilerinin geliştirilmesine yönelik öğretici destekli bir model önerisi
Araştırmanın genel amacı, ilkokul 1.-4.sınıf öğrencilerinin kendi kendine öğrenme (KKÖ) becerilerinin betimlenmesi ve bu becerilerin geliştirilmesine yönelik ilkokul 1.-4.sınıf öğrencileri için öğretici destekli bir model geliştirmektir. Araştırmanın modeli eylem araştırmasıdır. Araştırma eylem araştırması uygulanmasından önce ve eylem araştırması uygulama süreci olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. Uygulama öncesinde ilköğretim 1.-5.sınıf öğretmenleri ile KKÖ'yü nasıl betimlediklerine ve sınıflarında öğrencilerinin KKÖ becerilerini geliştirmek için neler yaptıklarına yönelik görüşleri alınmıştır. İlkokul 1.-4.sınıf öğretmenlerinin derslerinde, öğrencilerinin KKÖ becerilerini geliştirmeye yönelik yaptıkları uygulamaların ve bu sınıf düzeylerindeki öğrencilerin sınıf ortamında kazandıkları KKÖ becerilerinin belirlenebilmesi için gözlemler yapılmıştır. İlkokul 1.-4.sınıf öğretmenleri, velileri ve öğrencileri ile görüşmeler yapılmıştır Öğretmenler ve veliler ile KKÖ'yü nasıl betimlediklerine, bu sınıf düzeylerindeki öğrencilerin KKÖ becerilerinin neler olduğuna, öğretmenlerin sınıflarında öğrencilerinin; velilerin ise evde çocuklarının KKÖ becerilerini desteklemek ve geliştirmek için neler yaptıklarına, onların bu becerilerinin geliştirilmesinin önündeki engellerin neler olduğuna ve bu sorunların çözümüne yönelik görüşleri alınmıştır. Belli ölçütlere göre seçilen ilkokul 1.-4.sınıf öğrencilerinin de KKÖ'nün ne demek olduğuna ve sahip oldukları KKÖ becerilerine yönelik görüşlerini belirlemek için görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci aşamasında; öğretmen, öğrenci ve veli görüşleri ile sınıf içerisinde yapılan gözlemler doğrultusunda 1-4. sınıf öğrencilerine yönelik olarak iki boyutlu KKÖB (kendi kendine öğrenme becerileri) listesi oluşturulmuştur. KKÖB, KKÖ'ye hazırbulunuşluk becerileri ve KKÖ'yü yürütme becerileri olmak üzere iki boyuttan oluşmaktadır. Bu aşamada KKÖB'den biri olan KKÖ hazırbulunuşluk becerileri ile ilgili olarak öğrencilerin en fazla sorun yaşadığı gözlendiği için araştırmanın ikinci aşamasında KKÖ hazırbulunuşluk becerileri esas alınarak 4. sınıf düzeyinde yedi hafta süresince eylem araştırmasının uygulaması yapılmasına karar verilmiştir. Eylem araştırması uygulama sürecinde açık uçlu sorulardan oluşan anket, yarı yapılandırılmış görüşmeler, gözlem formu ve ders video kayıtları, alan notları ve araştırmacı günlüğü, haftalık ders planları, ders ses kayıtları, öğrenci çalışma kağıtları, geçerlik ve güvenirlik komitesi kayıtları ve Kendi Kendine Öğrenme Hazırbulunuşluk Becerileri özdeğerlendirme formu ile toplanmıştır. Araştırmanın uygulama sürecinden elde edilen bulgular öğrencilerin KKÖ hazırbulunuşluk becerilerini kullanmalarında artış sergilendiğini göstermiştir. Öğrenciler bu süreçte en kolay öğrenme ihtiyaçlarını belirleme ve öğrenme kaynaklarını yönetme becerilerini kullanmışlar; en zorlandıkları öğrenme becerileri ise öğrenme amaçlarını belirleme becerileri olmuştur. Bununla birlikte öğrenme kaynaklarını yönetme ve iletişim kurma becerileri geliştirilmesi amaçlanmayan haftalar da dahil hemen hemen tüm haftalarda kullandıkları gözlenmiştir. Uygulama süreci sonunda öğrencilerle ve sınıf öğretmeni ile gerçekleştirilen görüşmeler ve öğrencilere uygulanan özdeğerlendirme sonuçları da araştırma kapsamında bu becerilerin geliştirilmesine yönelik gerçekleştirilen uygulamanın etkili olduğunu göstermiştir. Uygulama öncesinde ve uygulama sürecinden elde edilen bulgular doğrultusunda ilkokul öğrencilerinin kendi kendine öğrenmelerine yönelik öğretici destekli bir model geliştirilmiştir. Bu KKÖ modelinin uygulanma koşulları ve modelin boyutları olmak üzere iki temel bileşeni bulunmaktadır. Uygulanma koşulları; KKÖ becerilerini kullanma düzeyleri, öğretmen ve veli desteği ile okul dışı-okul içi öğrenme ortamıdır. Modelin boyutları ise KKÖ hazırbulunuşluk duyuşsal becerileri, KKÖ hazırbulunuşluk bilişsel becerileri ve KKÖ'yü yürütme becerileridir. KKÖ hazırbulunuşluk duyuşsal becerileri öğrenme sorumluluğunu alma, öğrenmeye açık istekli olma ve öğrenmeye değer verme; KKÖ hazırbulunuşluk ise bilişsel becerileri öğrenme ihtiyaçlarını belirleme, öğrenme amaçlarını belirleme, iletişim kurma ve öğrenme kaynaklarını yönetmedir. KKÖ'yü yürütme becerileri ise öğrenme stratejilerini kullanma, işbirlikli öğrenme, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, sorun çözme, araştırma, özdeğerlendirme ve akran değerlendirmedir.
Okuduğunu anlama becerilerinin SCRATCH programı aracılığıyla geliştirilmesi
Bu araştırmanın amacı, okuduğunu anlamada sorun yaşayan ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin SCRATCH programı aracılığıyla okuduğunu anlama becerilerinin nasıl geliştirilebileceğini ortaya koymak biçiminde belirlenmiştir. Araştırma eylem araştırması olarak desenlenmiştir. Araştırma 2015-2016 öğretim yılı güz döneminde Eskişehir ilindeki orta sosyo-ekonomik düzeydeki bir ilkokulda toplam 15 hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını ölçüt örnekleme yöntemine göre seçilen okuduğunu anlamada sorun yaşayan sekiz dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın farklı aşamalarında farklı veri toplama araçları kullanılmıştır. Bunlar; nicel verileri toplamak için yanlış analizi envanteri, okunabilirliği değerlendirme rubriği, katılımcı belirleme ve okuduğunu anlama gelişim düzeyi belirleme formları kullanılırken nitel verileri toplamak için gözlem notları, araştırmacı günlüğü, video kayıtları, öğretmen ve öğrenci görüşme formları, öğrencilerin SCRATCH programında hazırladıkları projeler kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin analizi korelasyon analizi ve puanlayıcılar arası uyuşumu gösteren Kendall W Testi ile yapılmıştır. Ayrıca katılımcı belirleme ve okuduğunu anlama gelişim düzeyi belirleme formlarının puanlanması için okuduğunu anlama becerilerinin gelişimini ortaya koymak amacıyla okuduğunu anlama gelişim düzeyi belirleme formları ve bu formları puanlamak için Yanlış Analizi Envanteri kullanılmıştır. Nitel veriler ise tematik analiz yöntemi ile çözümlenmiş olup analiz için MAXQDA programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda okuduğunu anlama sorunu yaşayan sekiz öğrencinin okuduğunu anlama becerilerinin gelişim gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: SCRATCH programı, Okuduğunu anlama, Eylem araştırması.
İşitme yetersizliği olan ilkokul öğrencilerinin kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme süreçlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, işitme yetersizliği olan ilkokul düzeyindeki öğrencilerin Rehberlik Araştırma Merkezleri (RAM) tarafından yürütülen kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme süreçlerini incelemektir. Betimsel olarak desenlenen araştırma sürecinde 14 uzman ve 6 aile ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Veriler tümevarım analizi ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda uzmanların görüşlerine ilişkin 6, ailelerin görüşlerine ilişkin 8 temaya ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, uzman ve ailelerin işitme yetersizliği olan öğrencilerin kaynaştırma ortamlarında eğitim almaları ile ilgili olumlu görüşlere sahip olduklarını göstermiştir. Ancak uzman ve aile görüşleri karşılaştırıldığında, uzmanlar eğitim ortamına yönlendirme sürecinde RAM'ın önemli bir rolü olduğunu ve ailelerin de bu sürecin bir paydaşı olduğunu belirtirken aileler ise RAM'ın rolü hakkında bilgi sahibi olmadıklarını ve bilgilendirmeye ihtiyaç duyduklarını dile getirmişlerdir. RAM uzmanları bu süreçte yaşadıkları sorunları Eskişehir ilindeki Özel Eğitim Hizmetleri'nin genel işleyişinden kaynaklanan sorunlar, yasal düzenlemeler ve uygulamalar arasındaki farklılıklardan kaynaklanan sorunlar ve en önemlisi RAM'da ve kaynaştırma ortamında yaşanan sorunlar olarak ifade etmişlerdir. Araştırmaya dahil olan aileler en çok RAM hakkında bilgilendirilmeye ihtiyaç duyduklarını belirtirken uzmanlar ise işbirliği halinde çalışma ve eğitsel değerlendirme sürecinin daha nitelikli hale getirilmesi gerektiği ile ilgili önerilerde bulunmuşlardır. Araştırma sonuçlarına göre uygulamalara yönelik olarak süreç ile ilgili aile, uzman ve diğer paydaşlara yönelik olarak işlevsel ve uygulanabilir bir klavuzun geliştirilmesi önerilebilir. RAM'da kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme sürecini yürüten uzmanların mesleki gelişimlerini artırmaya yönelik faaliyetlerin yürütülmesi gerektiği söylenebilir. İşitme yetersizliği olan öğrencilerin kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme kriterlerinin belirlenmesi yönlendirme sürecini daha sistematik hale getirebilir. İleri araştırmalara yönelik olarak araştırmacının da yer aldığı daha geniş katılımlı, öğrencinin de izlenebileceği vaka çalışmaları gerçekleştirilebilir. Bu çalışma sadece Eskişehir ilindeki RAM uzmanları ve 6 aile ile yapılan görüşmelere dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında Türkiye'deki RAM'larda kaynaştırma ortamlarına yönlendirme süreçlerinin işleyişiyle ilgili ve aile katılımının daha fazla olduğu nicel araştırmalar gerçekleştirilebilir. Böylece kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme sürecinin etkililiğinin daha derinlemesine değerlendirilebileceği söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Kaynaştırma ortamları, İşitme yetersizliği olan öğrenciler, Rehberlik Araştırma Merkezi, Yönlendirme, Yerleştirme.
İlkokul mekanlarının çocuk gelişimi ve mekan algısına etkilerinin değerlendirmesi
Çocuk, fiziksel olarak ilk kez eğitim gereksinimi için yuvasından ayrılır. Okul öncesi eğitimi ülkemizde zorunlu olmaması nedeniyle çocukların önemli bir bölümü bu fiziksel ayrılmayı ilköğretim eğitimine başlarken yaşar. Etkileşime girdikleri bu yeni çevre, çocukların gelişim süreçlerinde önemli karşılıklar bulur. Çocuğun yaşadığı bu deneyim, yalnızca okul binalarını değil, okulun bahçesini, yakın çevreyi ve çocuğun okula yaklaşım güzergahını kapsar. Çalışmada öncelikle çocuk gelişim süreçleri incelenerek, mekan tasarımcısı gözüyle, kullanıcı olarak çocuğu yakından tanımak amaçlanmıştır. İlköğretim eğitiminde kullanılan yenilikçi eğitim-öğretim yaklaşımları araştırılmış, bunların çocuk-mekan-mobilya ilişkileri incelenmiştir. Çalışmanın kavramsal alt yapısını çevre psikolojisi ve çocuğun mekan algısı oluşturur. Çocukların mekan algısını gözlemlemek ve değerlendirmek amacıyla sınıf içinde bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada; tezde belirtilen ölçütlere göre Eskişehir'de seçilmiş olan dört farklı ilkokulda, ikinci ve üçüncü sınıf düzeyindeki çocuklardan okullarını resimler yoluyla anlatmaları istenmiştir. Çocukların resimleri üzerinden yapılan çalışma, ilkokul mekanlarının, onların algı süreçlerindeki karşılıklarını değerlendirmeyi amaçlar. Sonuç olarak ilkokul mekanlarının, çocuğun gelişiminde ve tüm yaşamında kalıcı etkileri olduğu vurgulanmış, tasarımcıların ve bu alanda çalışan kişilerin konu üzerine farkındalığını arttırmak hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: İlkokul Mekanları, İlkokul Çevreleri, Çocuk ve Okul, Çocuğun Mekan Algısı, Çocuk Gelişimi ve Okul, Mekan Psikolojisi, Çevresel Psikoloji.
İlkokul sosyal bilgiler dersi bağlamında öğrenci ve öğretmenlerin küresel vatandaşlık algıları
Bu araştırmada ilkokul 4. sınıf öğrenci ve öğretmenlerinin küresel vatandaşlık algılarının ve Sosyal Bilgiler dersinde gerçekleştirilen uygulamaların ortaya çıkartılması amaçlanmaktadır. Karma modelde desenlenen bu araştırmada ardışık açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırma verileri 2014-2015 öğretim yılı bahar ve güz döneminde araştırmacı tarafından hazırlanan ve İlkokul 4. sınıf öğrencilerine uygulanan Küresel Vatandaşlık Algı Ölçeği ile öğrencilerle ve öğretmenlerle yapılan görüşmelerden toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin yüksek düzeyde küresel vatandaşlık algısına sahip olduğu ve küresel vatandandaşlık düzeylerinin cinsiyete, anne- baba eğitim düzeyine, internete erişim durumlarına göre anlamlı bir farklılık yaratmaz iken ailelerin ve okullarının bulunduğu sosyo-ekonomik düzeye ve yurt dışına çıkma durumuna göre anlamlı farklılık oluşturduğu görülmüştür. Öğrencilerin dünya vatandaşlığı algılarına ilişkin olarak dünya vatandaşlığına yönelik yaptıkları tanımlar, dünya vatandaşlarının sahip olması gereken özellikler ile dünya ve dünya vatandaşlığına yönelik farkındalıklar temaları ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin küresel vatandaşlığa yönelik algıları küresel vatandaşlığa yönelik yaptığı tanımlar ve küresel vatandaşların sahip olduğu özellikler olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin küresel vatandaşlık eğitiminde yaşadığı sorunlar ve buna yönelik çözüm önerileri ortaya koyulmuştur. Anahtar Sözcükler: İlkokul, Sosyal bilgiler, Küresel vatandaşlık, Küresel vatandaşlık eğitimi
1-4. sınıf düzeylerine yönelik üç boyutta geometrik düşünme testinin geliştirilmesi, uygulanması ve sonuçlarının değerlendirilmesi
Bu araştırmada, ilkokul 1-4. sınıf öğrencilerinin üç boyutta geometrik düşünmelerini belirlemeye yönelik Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testi gelişmek ve bu test aracığıyla öğrencilerin üç boyutta geometrik düşünmelerinin sınıf düzeyine göre nasıl değiştiğini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada geliştirilen Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testi, bir kâğıt-kalem testidir. Bu test, üç boyutta geometrik düşünmenin bileşenlerinin belirlenmesi ve her bir bileşeni ölçmeye yönelik soruların hazırlanması sonucunda geliştirilmiştir. Tarama modelinin kullanıldığı bu nicel araştırmanın çalışma grubunu, ilkokul öğrencileri oluşturmaktadır. Toplamda 520 ilkokul öğrenciye uygulanan Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinden alınan puanlar, sınıf düzeylerine göre karşılaştırılmış ve üç boyutta geometrik düşünmenin bileşenleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, geliştirilen Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinin, geçerli, güvenilir ve kullanışlı olduğunu göstermektedir. Araştırmada, diğer yandan, sınıf düzeyi arttıkça öğrencilerin Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinden aldıkları puanların anlamlı bir şekilde arttığı görülmüştür. Araştırmada ayrıca, üç boyutta geometrik düşünmenin bileşenleri arasında, pozitif ve orta düzeyde ilişkiler bulunmuştur. Araştırma sonuçları, geliştirilen Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinin, ilkokul öğrencilerinin üç boyutta geometrik düşünmelerini belirlemek için etkili bir araç olduğunu göstermektedir. İlkokul öğrencilerinin testten aldıkları puanların değişimi, sınıf düzeyinin, üç boyutta geometrik düşünme üzerinde etkili bir değişken olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Geometrik düşünme, Üç boyutta geometrik düşünme, Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testi (3BGT), İlkokul 1-4. Sınıf
ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin duyuşsal ve fiziksel özellikleri ile yazmada kullandıkları bilişsel süreçlerin yazma hızı ve yazma kalitesi ile ilişkisinin incelenmesi
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin duyuşsal ve fiziksel özellikleri ile yazmada kullandıkları bilişsel süreçlerin yazma hızı ve yazma kalitesi ile ilişkisini incelemeyi amaçlayan bu araştırma yakınsayan paralel desende tasarlanmış bir karma yöntem araştırmasıdır. Çalışma grubu; 2017-2018 eğitim öğretim yılı ikinci yarıyılında Kütahya il merkezindeki bir devlet okulunda öğrenim gören amaçlı örnekleme yaklaşımlarından ölçüt örnekleme ile belirlenmiş on altı dördüncü sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinin ilk bölümünü rehbersiz ve rehberli aşamalarda yürütülen bilgilendirici metin ve hikâye metinleri yazma etkinliklerinden oluşmaktadır. Yazma etkinlikleri esnasında yazma hızı ölçümleri alınmıştır. İkinci bölümünü ise yazmayı etkileyen fiziksel özelliklerin belirlenmesi amacıyla kavrama-sıkıştırma kuvveti ölçümleri ve yazı yazmaya yönelik duyuşsal özellikler formunun uygulanması oluşturmaktadır. Yazma etkinlikleri sonucunda üretilen yazılı ürünler Yazmada Kullanılan Bilişsel Süreçler Dereceli Puanlama Anahtarı, Bilgilendirici Metin ve Hikâye Yazma Kalitesi Dereceli Puanlama Anahtarları aracılığıyla puanlanmış ve nicel veriler elde edilmiştir. Bunun yanı sıra; üretilen yazılı ürünler; yazmada kullanılan bilişsel süreçlere ve yazma kalitesine ilişkin araştırmanın nitel veri setini oluşturmaktadır. Dinamometre ile kavrama kuvveti, pinçmetre ile sıkıştırma kuvvetleri ölçümleri alınarak yazmayı etkileyen fiziksel özelliklere ilişkin nicel veriler elde edilmiştir. Duyuşsal özelliklere yönelik nicel veriler Yazmaya İlişkin Duyuşsal Özellikler Formu aracılığıyla elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde SPSS paket programı ile R programı pwr paketi (versiyon 1.2-2) kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde içerik analizi yöntemi; nicel verilerinin analizinde ise t-Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Pearson Korelasyon Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinden elde edilen bulgular çalışmaya katılan öğrencilerin bilgilendirici metin ve hikâye yazıya aktarma bilişsel sürecinde, rehbersiz ile rehberli aşamalar arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Rehbersiz ile rehberli bilgilendirici metin bilişsel süreç toplam puanları arasında; rehbersiz ile rehberli hikâye metni bilişsel süreç toplam puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu görülmüştür. Rehbersiz aşamada, bilgilendirici metin yazıya aktarma bilişsel süreci ile hikâye metni yazıya aktarma bilişsel süreci puanları arasında; rehberli aşamada bilgilendirici metin yazıya aktarma bilişsel süreci ile hikâye metni yazıya aktarma bilişsel süreci puanları arasında; bilgilendirici metin gözden geçirme-düzeltme bilişsel süreci ile hikâye metni gözden geçirme-düzeltme bilişsel süreci puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu görülmüştür. Rehberli aşama bilgilendirici metinde, planlama ile yazıya aktarma arasında; rehbersiz ve rehberli aşamada hikâyede, planlama ile yazıya aktarma arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Rehberli ve rehbersiz bilgilendirici metin ve hikâye metni yazmada kullandıkları bilişsel süreçler ile bilgilendirici metin ve hikâye metni yazma kalitesi puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Duyuşsal özellikler puanları ile rehberli bilgilendirici metin ve hikâye metni yazmada kullandıkları bilişsel süreçler arasında; rehbersiz aşamadaki bilgilendirici metin yazma kalitesi, hem rehbersiz hem de rehberli hikâye yazma kalitesi arasında; rehberli hikâye yazma hızı arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bilgilendirici metin ve hikâye yazma hızı puanları arasında; rehbersiz ile rehberli aşamalardaki yazma hızı arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bilgilendirici metin ve hikâye yazma kalitesi puanları arasında; rehbersiz ile rehberli aşamalardaki yazma kalitesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Kavrama kuvveti ile sıkıştırma kuvvetleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Araştırmanın nitel boyutundan edinilen sonuçlar; çalışmaya katılan öğrencilerin bilgilendirici metine göre hikâye yazmada bilişsel süreçleri daha etkin kullandıklarını ve hikâye yazma kalitesi düzeylerinin bilgilendirici metine göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca tüm yazma etkinliklerinde rehbersiz aşamaya göre rehberli aşamada bilişsel süreçleri daha etkin kullandıklarını, rehberli aşamadaki bilgilendirici ve hikâye metni yazma kalitesi düzeylerinin rehbersiz aşamaya göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Çalışmaya katılan öğrencilerin rehbersiz aşamada planlama ve gözden geçirme/düzeltme bilişsel süreçlerini uygulamakta güçlük yaşadıkları görülmüştür. Ancak rehberli aşamalarda ise çalışmaya katılan öğrencilerinin tamamına yakınının planlama bilişsel sürecini uyguladığı; gözden geçirme/düzeltme bilişsel sürecini ise nispeten uyguladıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yazmada kullanılan bilişsel süreçler, kavrama ve sıkıştırma kuvveti, yazma kalitesi, yazma hızı, ilkokul.
Sınıf yönetimi kapsamında ilkokul öğrencilerinin eğitiminde sosyal ağların etkililiği
Günümüzde öğrenciler, dijital yerliler, öğretmenlerde dijital göçmen olarak kabul edilmektedir. Yeni yüzyılda değişen öğrenci ve öğretmen tanımlarıyla birlikte sınıf yönetimine yüklenen anlamda değişmektedir. Bu araştırmanın amacı sınıf yönetimi kapsamında eğitsel bir sosyal ağın ilkokul öğrencilerinin eğitiminde etkili kullanılabilirliğini incelemektir. Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmış ve karma yöntem olarak açıklayıcı karma yöntem benimsenmiştir. Örnekleme olarak amaçsal örnekleme kullanılmıştır. Araştırma grubunu 2014-2015 eğitim-öğretim bahar döneminde Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bir ilkokulda öğrenim görmekte olan 4. sınıf toplam 51 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın uygulama kısmında araştırma grubuna 5 hafta süreyle eğitsel sosyal ağ üzerinde ders ve ders haricindeki konularla ilgili, kaynak-materyal, ödev, derslerini destekleyici video paylaşmaları ve ders konularıyla ilgili etkileşimde bulunarak işbirliği kurmaları sağlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Sosyal Ağların Eğitimde Kullanım Ölçeği ve Sosyal Ağ Kullanışlılık Anketi ve eğitsel sosyal ağ üzerinde gerçekleştirilen sınıf içi etkileşimlerden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin incelenmesinde betimsel istatistiklerden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonunda, katılımcılar eğitsel sosyal ağların yararlı bir araç olduğunu; eğitsel sosyal ağların öğrenci-öğrenci etkileşiminde oldukça yüksek seviyede olduğunu belirtmişlerdir. Kullanılan eğitsel sosyal ağ öğrenciler arasındaki iletişimi, kaynak-materyal paylaşımını ve yardımlaşmayı arttırdığını göstermiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar neticesinde sosyal ağların eğitimin farklı kademelerinde kullanılabileceğine yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Sınıf öğretmenlerinin bilimsel süreç becerilerinin kazandırılmasına yönelik görüşlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin bilimsel süreç becerilerinin ilkokul öğrencilerine kazandırılmasına yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, temel nitel araştırma yaklaşımı ile desenlenmiştir. Çalışmanın verileri 8 sınıf öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşme metodu ile toplanmıştır. Çalışmanın analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Görüşmelerin analizi ile aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: • Sınıf öğretmenlerinin bilimsel süreç becerilerini alanyazındaki haliyle tanımlamakta güçlük çektikleri ancak günlük hayat tecrübeleri ile kavramsallaştırmalarda bulunabildikleri sonucuna ulaşılmıştır. • Sınıf öğretmenleri ilkokulda sadece temel bilimsel süreç becerilerini değil aynı zamanda bütünleştirilmiş bilimsel süreç becerilerini de kazandırmanın önemli olduğunu belirtmişlerdir. Bütünleştirilmiş bilimsel süreç becerilerini kazandırmanın önemli olduğu görüşünü sunan öğretmenlerimizden biri doktora biri ise yüksek lisans düzeyindedir. Aynı zamanda lisans mezunu bazı öğretmenlerin ilkokulda önemli olduğunu düşündükleri becerilerin bilimsel süreç becerisi kapsamına girmediği sonucuna da ulaşılmıştır. • Sınıf öğretmenleri ilkokulda bilimsel süreç becerilerini önemli görme nedenlerini becerilerin bireye ve topluma kazandıracakları üzerinde şekillenecek biçimde dile getirmişlerdir. • Sınıf öğretmenleri zorlandıkları becerileri, temel ve bütünleştirilmiş bilimsel süreç beceriler olarak dile getirmişlerdir. • Sınıf öğretmenleri bilimsel süreç becerilerini kazandırmakta zorlanma nedenlerini öğrenci, okul, çevre ve program olarak öne sürmüşlerdir. Katılımcılar becerileri kazandırmakta zorlanılma nedeni olarak yeterli okuma etkinliklerinin yapılamamasını belirtmişlerdir. Bu, bilimsel süreç becerileri ile okuduğunu anlama becerisi etkinliklerinin eş-zamanlı yürütülmesinin öneminin alanyazına ek olarak öğretmenler tarafından da dile getirildiğini göstermektedir. • Sınıf öğretmenleri bilimsel süreç becerilerinin kazandırılmasına yönelik önerilerini program, öğretmen eğitimi, veli ve okul yönetimini kapsayacak şekilde belirtmişlerdir. Ancak öğretmenler, özellikle öğretmen eğitimi konusunda hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim çalışmalarının, bilimsel süreç becerilerinin kazandırılmasında etkili olacağını vurgulamışlardır.