Kemalism
55 theses under this subject heading
Erken Cumhuriyet devrinde Türk liberalizminin ikilemleri: Ahmet Ağaoğlu
This thesis examines Ahmet Ağaoğlu, a nationalist intellectual, at the same time one of the important figures of Turkish liberalism during the Early Republican Period in the Turkey. The concepts in which the liberal attitude in Ağaoğlu is observed and the dilemmas which are incompatible with classical liberalism in these concepts constitute the field of examination of this thesis. In this study, by examining Ağaoğlu's liberalism in the Early Republican Period it will be presented that the liberal values he defended during this period are not based on classic liberalism and its values but based on liberal nationalism. It will be shown that Ahmet Ağaoğlu's main controversy, and his liberal contradictions at the Early Republican Period are in fact not a contradiction but a characteristic of its liberal nationalist attitude, and that contradictions can be assessed in the context of Kemalist power-intellectual relations are also based on his eclectic ideology. Keywords: liberalism, liberal nationalism, Turkish liberalism, Early Republican Period
Türkiye'de modernleşme süreci'nde basın: Ulus Gazetesi'nin modernleşme söylemi
Bu çalışmada, ilk olarak 14 Eylül 1919 yılında İrade-i Milliye adıyla, ardından 10 Ocak 1920 yılında Hakimiyet-i Milliye adıyla ve daha sonrasında dil devrimine uygun olarak 28 Kasım 1934 yılında Ulus adıyla yayımlanmaya başlayan gazetede yer alan haberlerin "Türk Modernleşmesi"ne olan etkileri tartışılmıştır. İktidarın görüşlerini topluma aktaran ve yeni demokrasi ilkelerini topluma sunan Ulus Gazetesi'nde, 1935-1938 yılları arasında modernleşme söylemi içeren haberler eleştirel söylem analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, modernleşme-batılılaşma kavramı üzerine odaklanılmış ve modernleşme olgusunun tarihsel dinamikleri ele alınmıştır. XVI. ve XVII. yüzyılda Rönesans ve Reform, sonrasında Sanayi Devrimi'ne dayanan modernleşme hareketleriyle birlikte Batı'nın ilerleme kaydetmesi, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki gerilemenin ardından başlayan modernleşme denemeleri ve bu denemelerin cumhuriyet dönemine kadar uzanan tarihi söz konusu bölümün temelini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Osmanlı-Türkiye modernleşme süreci söz konusu bölümde incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, genel hatlarıyla Cumhuriyet Dönemi modernleşmesi üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, Cumhuriyet Dönemi modernleşmesinin siyasal, ekonomik, hukuki, toplumsal ve kültürel gelişmeleri söz konusu bölümde ele alınmıştır. Öte yandan, 1930'lu yılların genel durumu ve yaratılmak istenen ulusal kimlik olgusuna da bu bölümde değinilmiştir. Ayrıca, ikinci bölümde modernleşme sürecinde basının rolüne genel hatlarıyla yer verilmiştir. Çalışmanın çözümleme bölümünde ise, Ulus Gazetesi'nin tarihi, yayın amacı ve yayın politikası dönem koşulları göz önünde bulundurularak irdelenmiştir. Ulus gazetesinde 1935-1938 yılları arasında yayımlanan ve modernleşme söylemi içeren haberler eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde yer alan kuramsal arkaplan bağlamında değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, tek parti hükümetinin resmi yayın organı niteliği taşıyan Ulus gazetesinde yer alan haberlerin ulusal bir bilincin yansıtılmasında, modernleşme bağlamında Türkiye'nin gelişmesi ve kalkınmasında ve yapılan devrimlerin heyecanının yansıtılmasında önemli bir rol oynadığı ortaya konulmuştur. Bununla birlikte, gerçekleştirilen devrimlerde ve modernleşme hareketlerinde Atatürk'ün öneminin vurgulanması, Osmanlı geçmişinin reddedildiği söylemlerin ön plana çıkarılması, Türk modernleşmesinin olumlanması ve iktidar söyleminin yeniden üretilmesi bağlamında Ulus gazetesinde yer alan modernleşme söylemi içeren haberlerin önemli bir ölçüde belirleyici olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Modernleşme, batılılaşma, basın, Kemalizm, Ulus Gazetesi.
İsmet İnönü döneminde Türkiye'de milli eğitim ve ideoloji (1938-1950)
Bu çalışma, İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanlığı yaptığı 1938-1950 yılları arasında Türkiye'de milli eğitim ve ideoloji ekseninde siyasal iktidar tarafından gerçekleştirilen çalışmaların, dönemin resmi ideolojisi olan Kemalizm'in hedefleriyle ne düzeyde örtüştüğünü, benzerlik ve farklılıklarını, ulus inşasına sunduğu katkıları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada eğitim, resmi ideolojinin inşasında hâkim iradenin belirlediği sınırlar içerisinde görevli bir ideolojik aygıt olarak ele alınmıştır. Başka bir ifadeyle eğitim, ideolojinin bir aracı olarak açıklanmış ve yapılan değerlendirmeler bu eksende gerçekleştirilmiştir. İdeoloji kavramı ise bir siyasi sistemi veya rejimi meşrulaştırmak amacıyla teşekkül eden, bireyi sosyal açıdan konumlandıran ve ortak bir bağlılık hissi yaratan fikirler kümesi olarak ele alınmıştır. Diğer yandan, Atatürk döneminde inşa edilmeye başlanan resmi ideolojinin İsmet İnönü döneminde milli eğitim özelinde izlediği seyir, dönem içerisinde gerçekleştirilen parti ve hükümet programları, Milli Eğitim Şûraları, Türk Tarih Kongreleri vb. çalışmalar incelenerek ele alınmıştır. Ayrıca İsmet İnönü'nün eğitime bakış açısı söylev ve demeçleri üzerinden yorumlanmaya çalışılmıştır. İsmet İnönü döneminde kurulan eğitim kurumlarından Köy Enstitüleri, resmi ideolojiye ve ulus inşasına sunduğu katkılar yönüyle ele alınmıştır. Çok partili siyasal hayatla beraber eğitim politikalarındaki dönüşüme değinilmiş, çalışmanın son bölümünde de bu dönüşümün eğitim kurumlarında müfredat ve öğretim programlarındaki değişime etkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Son olarak ilkokullarda okutulan tarih ve yurt bilgisi ders kitapları, eğitim ve ideoloji bağlamında incelenerek konu somutlaştırılmaya çalışılmıştır. Çalışma sonucunda İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde eğitim alanında yapılan çalışmalarda önceki döneme göre bazı farklılıklar görülmüş olsa da, resmi ideolojinin eğitim politikaları üzerinde etkisinin devam ettiği, gerek uygulanan politikalardan gerekse ders kitaplarında kullanılan ifadelerden anlaşılmaktadır. Anahtar Kavramlar: İdeoloji, Resmi İdeoloji, Eğitim, Kemalizm, İsmet İnönü
Tarihsel ? kuramsal yönleriyle Kemalizm ve günümüze dair açılımlar
Liberalizm, İslamcılık ve Kemalizm, hepsi de, kuşkusuz günümüz Türk siyasi yaşamının temel karakterini belirlemede büyük bir öneme sahip. Hedefleri ve siyasi projeleri farklı olsa da, söz konusu üç tarz-ı siyasetin hepsi de bir tek şeyi arzulamaktadır: Kendilerine özgü birlikte yaşamaya ilişkin önerileri ekseninde devleti yönetmek.Bu amaç uğrunda söz konusu üç tarz-ı siyaset, yirminci yüzyılın son çeyreğinden itibaren belirginleşen yenidünya düzeni doğrultusunda birbirlerine olan mesafelerini, benzerliklerini ve ayrılık noktalarını yeniden gözden geçirmek durumunda kaldılar. Geriye dönüp bakıldığında, Türk siyasi tarihinin son dönemi, bize, bu üç düşünme biçiminden bazen bir projenin diğer(ler)ine oranla daha fazla öne çıktığı dönemler olduğunu gösterecektir.Modern Türk tarihinin bir sonucu olarak Türk siyasetinin son durumu bir gerçeğe dikkat çekmektedir: Liberalizm ve muhafazakârlık aralarındaki sorunları büyük ölçüde halletmiş gibi görünmektedir. Liberaller, Türk modernlik deneyimine Batı'ya alternatif bir modernlik projesi olma fırsatını vermedikleri gibi, İslami Doğu için liberal-muhafazakâr demokrasiye büyük önem atfetmektedirler. 80'lerden bu yana İslamcı sermaye birikimi muazzam derecede arttı. Bu durumun sonucu olarak, kültürel ve politik bağlamda, İslamcılar, devletin laik yapısını zayıflatmak için sıkı biçimde çalışmaktadırlar. Dolayısıyla bu süreçte, İslamcılar Kemalizmi halen en büyük muhalifi olarak görmektedirler.
Bir siyasi düşünür olarak Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Yakup Kadri Karaosmanoğlu Türk Edebiyat Tarihinin En önemli isimlerinden birisidir. Türkiye'de İmparatorluktan cumhuriyete doğru yaşanan hızlı dönüşümü birbirinden değerli edebi eserlerle gözler önüne sermiştir.Türk toplumunun hafızasında usta bir edebiyatçı olarak yer edinen Yakup Kadri Karaosmanoğlu aynı zamanda yarım asırlık siyasal bir yaşamı olan bir siyasetçidir.Onun bu yönünün arka planda kalması ve yeterince incelenmemesi önemli bir eksiklik olarak görülmektedir.Yakup Kadri Karaosmanoğlu tüm yaşamında gerek siyasi temalı romanları ve gerek siyasi faaliyetleri ile bir siyasal yaklaşımın savunucusu olmuştur.Bu siyasal yaklaşım Otoriter Modernleşmedir.Batı modernleşmesi kendi tarihi, ekonomik ve sosyal koşulların bir araya gelmesiyle yüzyıllara yayılan bir süreçte liberal öğretiler doğrultusunda bir bakıma evrim yoluyla gerçekleşmiştir.Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve onun gibi düşünen aydınlar modernleşmenin radikal bir yorumunun savunuculuğunu yapmışlardır. Geri kalmış toplumu,pozitivist öğreti doğrultusunda devlet gücüyle yeniden düzenlemeyi amaçlayan bu yaklaşım siyaset bilimi literatüründe otoriter modernleşme olarak adlandırılmaktadır.Sürecin antidemokratik, antiliberal, otoriter ve elitist yapısı, savunucuları tarafından ileri bir topluma geçmenin ara dönemi olarak mazur görülmektedir.Toplum üzerinde modernleştirici bir programla vesayet kuran siyasal elitlerle dönüşüm sırasında ortaya çıkan soyo-psikolojik sarsıntılar siyasal gerilimlerin başlıca unsuru olmaktadır.Tüm yaşamını imparatorluktan cumhuriyete yaşanan hızlı dönüşümün içinde geçiren Yakup Kadri Karaosmanoğlu`nun radikal modernleşme doğrultusundaki siyasal faaliyetleri ve bu süreçle ilgili inişli çıkışlı düşünceleri mercek altına alınmıştır. Bu araştırmada onun pozitivist,elitist,otoriter,antiliberal düşünceleri değerlendirilmiş ve 1930'larda totaliter ideolojiye bakış açısı ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Elitizm, Kemalizm, Siyasi Düşünür, Siyasi Elitizm.
Anıt ve heykellerin ideolojik mesajları ve toplumsal algılar: Diyarbakır örneği
Bu çalışma Diyarbakır'da kamusal alana konulmuş anıt ve heykellerin sosyolojik bir analizi üzerinden Türkiye'nin siyasi ve toplumsal çatışmalarına dair bir tablo ortaya koymayı hedeflemektedir. İktidar, ideoloji ve kamusal alan tartışmalarını merkezine alan çalışma içerik analizi ve görüşme tekniklerini birlikte kullanmıştır. Böylece kentte görülen heykellerin ve anıtların taşımış oldukları kimi açık kimi örtük olan ideolojik mesajların anlamları ve bunların halk tarafından algılanış biçimi ortaya konarak ideoloji, sanat ve toplumsal algılar arasındaki ilişki çözümlenmeye çalışılmıştır. Neticede araştırma şu tezi desteklemiştir: İktidarlar kendilerini sanatsal eserler üzerinden kamusal alanda görünür kılmaya çalışsa da bu eserler üzerinden verilen ideolojik mesajlar çoğunlukla halk tarafından ya anlaşılmamış ya da karşıt ideolojik geleneklerin süzgecinden geçirilerek çarpıtılmıştır. Böylelikle sanat ulusallaşma için kendisinden beklenen dönüştürücü rolünü tam olarak oynayamamıştır. Anahtar Kelimeler: İktidar, İdeoloji, Kamusal alan, Sanat, Kemalist heykel, Yerel belediyeler
1933-1938 yılları arasında Kemalist halkçılık öğretisi üzerine bir inceleme: Ülkü Halkevleri dergisi
Kemalist ideoloji cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, laiklik, devletçilik ve inkılapçılık olarak altı ilke ile sistematik halde ifade edilir. Halkçılık, Kemalist ideolojinin kilit rolünü üstlenen bir ilkedir. Halkçılık yaklaşımı üzerine inşa edilmiş olan cumhuriyet rejiminin yanı sıra, bu yaklaşımın topluma aktarılması noktası önem arz eder. Halkçılığın topluma öğretilmesinde ve içselleştirilmesinde farklı uygulamalara gidilmiştir. Bunların önemli bir örneği ise Ankara Halkevlerinin yayınladığı Ülkü Halkevleri Dergisi'dir. Bu tez çalışması Cumhuriyetin ilanı sürecinde ve sonrasında temel fikir olan Halkçılık anlayışının Türk Milletine Ülkü Halkevleri Dergisi aracılığıyla nasıl aktarıldığını ve bu öğretide temele alınan düşüncelerin neler olduğunu analiz etmeye odaklanmıştır. Kemalist Halkçılığın kavramsallaştırılmasında ve topluma aktarılıp öğretilmesinde Ülkü kritik bir misyon üstlenmiştir. Ülkü'de halkçılık anlayışı sınıfsızlık, kütleleşmek, halk terbiyesi ve halka dayanan rejim sistemi üzerine kurulmuştur. Ülkü bu önemli dört meseleyi topluma anlatma, aktarma ve yaşatma noktasında önemli bir amaca hizmet etmiştir.
İlköğretim 8. sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi'nin Atatürkçülük ünitesinin işlenişinde karşılaşılan sorunların öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi Aydın örneği
Bu çalışma, ilköğretim 8.sınıf T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersinin Atatürkçülük ünitesinin işlenişinde karşılaşılan sorunların öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre belirlenmesini ve bu sorunlara çözüm üretilmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklem seçimi olarak Aydın il merkezinde eğitim vermekte olan 20 okuldan toplam 690 öğrenci ve 36 Sosyal Bilgiler öğretmeni çalışma kapsamı içinde yer almaktadır. Çalışma 2012–2013 Bahar döneminde uygulanmıştır. İlköğretim 8. sınıf T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersinin Atatürkçülük ünitesinde öğretmen ve öğrencilerin problemlerini belirlemek için öğrencilere ve öğretmenlere birer tutum anketi uygulanmıştır.Veriler elde edildikten sonra sonuçlar Sosyal Bilgiler dersinin devamı niteliğinde olan T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersinde Atatürkçülük ünitesinin işlenişinde karşılaşılan sorunların çözümüne katkıda bulunması açısından değerlendirilmiştir. Anket ve literatürden elde edilen verilerden çıkarılan öneriler, çalışmanın sonucunda verilmiştir. Soruların değerlendirilmesinde SPSS 20 istatistik programı kullanılmıştır. Anket uygulamaları ve literatür taramaları sonucunda bu ünitenin işlenişinde karşılaşılan sorunların çözümüne ilişkin öneriler sunulmaya çalışılmıştır.Araştırma sonucunda İlköğretim 8.sınıf T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersinin Atatürkçülük ünitesinin işlenişinde karşılaşılan sorunlarda öğrencilerin, öğretmenlerin derste yeteri kadar dersi ilgi çekici hale getirmediklerini ve dersi anlamalarında zorlandıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin öğrenci ailelerinden kaynaklı, öğrencilerin olumsuz tutumlarının oluşu ve ders saatinin az olmasından dolayı yeteri kadar verim alamadıklarını belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük, Atatürkçülük, Atatürk İlkeleri
İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde yer alan kavramları anlama düzeyleri ve kavram yanılgıları (Gördes örneği)
Bu araştırma, İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde geçen kavramları anlama düzeylerini tespit etmek, sahip oldukları kavram yanılgılarını ortaya çıkartmak amacıyla yapılmıştır.Araştırma tarama modelinde betimsel bir çalışma olup, beş bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde; probleme, alt problemlere, araştırmanın amacına, önemine, sayıltılarına ve sınırlılıklarına, ikinci bölümde; kuramsal açıklama ve araştırmalara, üçüncü bölümde; araştırmanın hangi yöntemle yapıldığına, dördüncü bölümde; araştırmaya ilişkin bulgulara ve yorumlara yer verilmiştir. Son bölümde ise sonuç ve öneriler belirtilmiştir.Araştırmanın çalışma grubunu, Manisa ili Gördes ilçe merkezinde bulunan 6 ilköğretim okulu ve bu okullarda 2008-2009 öğretim yılında öğrenim görmekte olan 214 ilköğretim öğrencisi oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak, öğrencilerin kişisel bilgilerini tespit etmek için kişisel bilgi formu ve öğrencilerin kavramları anlama düzeylerini ölçmek amacıyla 40 adet çoktan seçmeli sorudan oluşan kavram başarı testi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 11.5 paket programı kullanılarak frekans (f), yüzde (%) analizi, bağımsız iki grup t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), gruplar arası karşılaştırma testi olarak (Anova sonrası) Tukey HSD testi, Kruskal Wallis testi ile Manny Whitney-U testleri kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerin Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde geçen kavramları çoğunluğunu tam anlamıyla kavrayamadıkları ve söz konusu kavramlarla ilgili yanılgıları olduğu tespit edilmiştir. İstatistiksel analizler sonucunda cinsiyet, baba eğitim durumu, anne baba mesleği, ailenin aylık geliri ve öğrencilerin öğrenim gördükleri okullar açısından kavramların anlaşılma düzeyleri arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Kavram, Kavram Öğrenme, Kavram Yanılgıları
Ortaöğretim 11. sınıf T. C. inkılâp tarihi ve Atatürkçülük dersinde tarihsel canlandırma uygulaması: Bir eylem araştırması
Tarihsel canlandırmanın tarih eğitiminde uygulanması konusunda Türkiye'de yapılan ilk araştırma olması nedeniyle bu araştırma kapsamında öncelikle tarihsel canlandırmaya ilişkin kuramsal bilgiler sunulmaktadır. Araştırma kapsamında ortaöğretim on birinci sınıf İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersinde tarihsel canlandırmanın nasıl uygulanabileceği, uygulama sonucunda öğrencilerin tarihi empati becerilerinin, grup içi iletişimlerinin, tarih dersine yönelik düşüncelerinin ve bilgi kazanım düzeylerine ilişkin ne tür değişimlerin oluştuğuna değinilmiştir.Nitel araştırma yaklaşımlarından biri olan eylem araştırması deseninde tasarlanan bu araştırma, Gazi Çiftliği Lisesi on birinci sınıf öğrencileri ile on beş haftalık sürede gerçekleştirilmiş, araştırmacı uygulayıcı olarak bizzat süreçte yer almıştır. Uygulama süreci kırk öğrenci ile gerçekleştirilmiş, fakat verilerin analizi altı odak öğrenci üzerinden yapılmıştır.Araştırma sürecinde öğrencilerin Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin öncesinde yaşanan tarihi olaylara yönelik bilgileri keşfetmelerine fırsat sunan etkinlikler uygulanmıştır. Öğrencilerin tarihsel empati becerilerine yönelik gelişim Dickinson ve Lee (1978); Ashby ve Lee(1987)'nin çalışmaları (Akt. Karabağ, 2010:119?122) dikkate alınarak oluşturulan tablo aracılığıyla hafta hafta analiz edilmiştir. Tarih dersine yönelik düşüncelerinin değişimleri, uygulama öncesinde ve sonrasında öğrencilerin yazmış oldukları kompozisyonlar, her hafta gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşme ve öğrencilerin tuttukları günlükler aracılığıyla belirlenmiştir. Belirlenen tarihsel canlandırma konusuna yönelik öğrencilerin bilgi kazanma düzeyindeki değişim ise Bloom taksonomisine göre hazırlanan ve altı sorudan oluşan bir sınavla değerlendirilmiştir. Grup içi iletişime yönelik bulgular ise her hafta gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler, öğrenci günlükleri ve araştırmacı günlüğünden yola çıkılarak değerlendirilmiştir.Uygulama sürecinin sonunda elde edilen bulgular ışığında tarihsel canlandırma uygulamasının öğrencilerin tarihsel empati düzeylerinde olumlu yönde bir değişim sağladığı; grup içi iletişimin unsurlarını fark eden öğrencilerin işbirliği içinde çalışma ve grup olarak bir iş başarmaya yönelik düşüncelerinde olumlu yönde bir değişim meydana getirdiği; tarih dersine yönelik düşüncelerinin olumlu yönde değiştiği ve söz konusu tarihsel canlandırma konusunda sürecin sonunda derinlemesine bilgi kazandıkları tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Tarih eğitimi, Tarihsel canlandırma, Tarihsel empati, Grup içi iletişim, Bilgi kazanımı, Eğitsel tiyatro, Dramatizasyon, Yaratıcı Drama, Simülasyon.
Yön dergisi yazılarında demokrasi anlayışı
Bu çalışmanın konusu YÖN dergisi yazılarındaki demokrasi anlayışını incelemektir. Türkiye, 1946'da çok partili hayata geçmiş, 1950 seçimlerinde CHP iktidarını seçimler sonucunda Demokrat Parti(DP)'ye devretmişti. 10 yıl süren DP iktidarı döneminde yaşananlar, Türkiye'yi 27 mayıs 1960 tarihinde bir askeri müdahaleyle karlı karşıya bırakmıştır.Askeri müdahale sonucunda Türk Silahlı Kuvvetleri, yeni bir anayasa hazırlamak üzere bir meclis oluşturmuştur. Bu meclisin hazırladığı 1961 Anayasası, Türkiye'de siyasal mücadelenin, özellikle de sol hareketin önünü açmıştır.YÖN dergisi bu süreçte ortaya çıkan hareketlerin en önemlilerinden biridir. 21 Aralık 1961'den, çeşitli isimlerle 12 Mart 1971 askeri müdahalesi sonuna kadar siyasi hayatı yönlendirmiştir.Yayın hayatı boyunca, iktidara ulaşma biçimi bakımından ortaya koyduğu fikirler, TSK içindeki askeri gruplarla ilişkileri, demokrasiye bakış açısıyla her ?darbeci? bir hareket olarak değerlendirilmiştir.Çalışmamızın ana amacı da, YÖN hareketi hakkında öne sürülen bu düşüncelerin gerçeği ne ölçüde yansıttığıdır. Bu maç için YÖN dergisinin kuruluşunu, yayın tarihini, kurucularının siyasal kimliklerini, başka siyasal gruplarla ilişkilerini, 222 sayı yayınlanan YÖN dergisindeki, 79 sayı yayınlanan DEVRİM dergisindeki yazılara ve bu hareketin temsilcilerinin siyasal ilişkilerini ele alarak irdelemeye çalıştık.
8.sınıf Türkiye Cumhuriyeti inkılâp tarihi ve Atatürkçülük dersinde gazete kullanımı ve buna ilişkin öğretmen görüşleri
Bu çalışmada 8. Sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersinde Gazetelerin Kullanımı ve Buna İlişkin Öğretmen Görüşleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır.Çalışma betimsel amaçlı bir alan araştırmasıdır. Bu araştırmada tarama (survey) modeli kullanılmıştır. Araştırmanı evrenini 2010?2011 öğretim yılında Ankara ili Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde bulunan 8 merkez ilçe de bulunan ilköğretim okullarında bu derse giren 440 ders öğretmeni oluşturmaktadır. Uygulama yapılırken basit tesadüfî yöntem kullanılmış ve bu yönteme göre ilköğretim okulları seçilmiştir. Toplanan verilerin çözümlenmesi ve istatistiksel analizlerin yapılması SPSS 15.0 paket programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırmada toplanan verilerin çözümlenmesi ve istatistiksel analizlerin yapılması SPSS 15.0 paket programı aracılığıyla ki-kare testi kullanılarak ?=.0.5 anlamlılık düzeyi dikkate alınarak analiz edilmiştir. Analizde veriler, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve bağımlı gruplar (ilişkili örneklemler) için t testi aracılığıyla çözümlenmiştir.Araştırmanın verileri yorumlandığında 8. Sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersinde Gazetelerin Kullanımı ve Buna İlişkin Öğretmen Görüşleri gazetelerin yararlılığına ilişkin alt problemde anlamlı bir farklılık göstermiştir. Burada gazetelerin yararlığına ilişkin erkek öğretmenlerin görüşü bayanlara göre daha olumlu bir sonuç göstermiştir. Yine gazetelerin yararlılıklarında mezun olunan/alınan derece kısmında Eğitim Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi ve Lisansüstü mezunu öğretmenlerin tutumları Eğitim Enstitüsü mezunlarına göre daha olumludur. Burada fakülte ve lisansüstü eğitiminin öğretmen görüşleri üzerinde etkili olduğu görülebilir.Araştırmada gazetelerin doğasına göre öğretmenlerin görüşlerinde görev yaptıkları okula göre anlamlı bir fark bulunmuştur. Burada özel okulda görev yapan öğretmenlerin gazete kullanımına ilişkin görüşleri, devlet okullarında görev yapanlara göre daha olumludur. Bu alt problem altında cinsiyet, kıdem ve mezuniyet alanlarında ise anlamlı bir fark bulunamamıştır.Araştırmada gazetelerin kullanılmasına ilişkin öğretmen inanç ve tutumlarını içeren alt problemde öğretmenlerin görev yaptıkları okul türünde anlamlı bir fark bulunmuştur. Burada özel okulda görev yapan öğretmenlerin görüşleri devlet okulunda görev yapan öğretmenlere göre daha olumludur. Bu durum özel okul şartlarında gazete kullanımının devlet okullarına göre daha mümkün olduğu sonucunu çıkarılabilir. Yine bu alt problem altında öğretmenlerin mesleki kıdemlerinde de bir anlamlı fark bulunmuştur. Buna göre görev süresi 6-10 yıl arasında değişen öğretmenlerin gazete kullanımına ilişkin tutumları 21 yıl üzeri mesleki kıdeme sahip öğretmenlere göre daha olumludur.Araştırmanın genel olarak sonucundan hareketle Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersinde bu derse giren öğretmenlerin dersin öğrenme-öğretme sürecinde gazeteleri kullanama konusunda yaklaşımları genel olarak olumludur diyebiliriz. Fakat gazetelerin bu derste kullanılması konusunda bazı eksikliklerin olduğunun farkındadırlar. Bununla birlikte öğretmenler gazete kullanımına ilişkin bir eğitime ve kılavuz kitaba ihtiyaç olduğunu belirtmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi, Gazete, Öğretmen Görüşleri
Kemalizm'i eleştiren bir Kemalist: Emin Türk Eliçin
Kemalizm kavramının Türkiye tarihinde çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Hatta Kemalizm öyle bir kavramdır ki tarihin olduğu kadar günümüzün de siyasal, iktisadi ve sosyal alanlarında kendine yer bulmakta ve bu alandaki tartışmalara konu olmaktadır. Kemalizm, Türk toplumu için yabancı bir kavram olmamakla beraber, içeriği sürekli tartışma konusudur. Türkiye'nin temellerini, kurucu unsurlarını oluşturduğu ve Cumhuriyet boyunca devamlı olarak gölgesini göstereceğini söyleyenler olduğu kadar; eskidiği, güncellenmesi gerektiğini söyleyenler hatta tamamen ortadan kaldırılmasını söyleyenler dahi bulunmaktadır. Siyasi söylemlerde sıkça kendine yer bulmakta, Kemalizm söylemiyle aidiyet duygusu yaratılmaya çalışılmaktadır. Bunlara ek olarak, Türkiye'nin siyasi tarihinde siyasi partilerden ayrı olarak askeri müdahalelerde bir söylem olarak ön plana çıkmış ve her alanda yapılan çalışmaların meşruiyetini sağlamada tüm kesimlere dayanak görevi görmüştür ve görmeye devam etmektedir. Kemalizm'in kavram olarak açıklaması üzerinde birçok farklı yorumlar olduğu gibi; ideoloji olup olmadığı konusunda dahi tartışmalar yapılmakta, ideoloji olduğunu savunanlar ise savlarını desteklemek için ideolojik açıklamalar getirmektedir. Yine Kemalizm'in ateşli savunucuları olduğu kadar eleştirenler de bulunmaktadır. Bu eksende Kemalizm'e eleştiri getirenlerden biri de Kemalist kimliği ile öne çıkan Emin Türk Eliçin'dir. Çalışmanın amacı da Kemalizm'i bir Kemalist olarak eleştiren Emin Türk Eliçin'in Kemalizm'e bakışını, kendisini Kemalizm'i eleştirmeye yönelten sebepleri ve eleştirilerini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda çalışmada literatür taraması ve derleme yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan çalışma neticesinde Eliçin'in, Kemalizm'in vadettikleri ile sundukları arasında farklar olduğunu, ideolojik temellere yeterince sahip olmadığını, uygulamalarda eksiklikler bulunduğunu ve Kemalizm'in iddia ettiği kadar başarılı olmadığını öne sürdüğü sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kemalizm, Kemalizm Eleştirisi, Emin Türk Eliçin, Kemalist, İdeoloji
Kemalizm ve Demokrat Parti
Bu çalışma Kemalizm ile Demokrat Parti ilişkisini Türk Siyasal Modernleşmesi bağlamında yeniden kavramsallaştırması ve bu doğrultuda anlamayı amaçlamaktadır. Çalışmada 1839 yılı milat kabul edilerek 1950 yılına kadar olan gelişmeler süreklilik ve kopuş ilişkileri ihmal edilmeden yapısal bir dönüşümü okumayı mümkün kılacak şekilde incelenmiştir. Türk modernleşmesi, Kemalizm ve Demokrat Parti üzerine yazılan literatür taranarak hazırlanmıştır. Bir dönem incelemesinden ziyade kronolojk gelişmelere bağlı kalınarak farklı düzeyde anlama imkânları araştırılmıştır. Demokrat Parti, ?46 Ruhu? ya da ?46 sapması? argümanlarından bağımsız bir şekilde ele alınmayı zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda Kemalizm ile Demokrat Parti, 3 nokta üzerinden sorunsallaştırarak anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu üç nokta Demokrat Parti'nin Kemalizm'i konsolide ettiği üç nokta olarak tasarlanmıştır. Bunlar siyasal konsolidasyon, toplumsal konsolidasyon ve ideolojik konsolidasyondur. Demokrat Parti'nin 1946 yılında kurulup, 1950 yılında iktidara gelmesi ile öncelikli olarak siyasal katılımın kanalları açıldığı için, siyasal konsolidasyon; sonrasında bu siyasal katılımın doğal sonucu olarak siyasal merkez ile toplum arasında kurulan ilişki neticesinde toplumsal konsolidasyon ve devrimlerde radikal yöntemin terk edilerek modernleşmenin ekonomik bir kalkınma sürecine çekilmesi ile de ideolojik konsolidasyon gerçekleşmiştir. DP bir anlamıyla da Türk modernleşmesinin bürokratik-merkeziyetçi eğilimlerine karşı siyasal alanın yeniden ihyası ile sınırlayıcı bir müdahale olarak değerlendirilmiştir.
İlköğretim 8. sınıf Türkiye Cumhuriyeti inkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde karikatür kullanmanın öğrenci başarısına ve derse karşı tutumuna etkisi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 8. sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersi ?Atatürkçülük? ünitesinin karikatür materyali ile öğretiminin öğrenci başarısına ve derse karşı tutumuna etkisi başlığı altında karikatür materyali ile yapılandırmacı yaklaşımın öğrenci başarılarına yönelik etkilerini saptamaya çalışmaktır.Araştırma, karikatür materyalinin Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersinin eğitimindeki etkililiğini ortaya koyabilmek amacıyla, deneysel nitelikte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2008?2009 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa ili Akçakale İlçesi 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın deneklerini ise Şanlıurfa ili Akçakale İlçesi Süleyman Şah İlköğretim Okulu'nun 8/A ve 8/B şubelerinde bulunan 56 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrencilerin 28'i deney grubunu, diğer 28'i ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Araştırmada 8/A sınıfı öğrencileri deney, 8/B sınıfı öğrencileri de kontrol grubu olarak seçilmiştir. 8/A sınıfı olan deney grubuna karikatür materyali destekli yapılamdırmacı öğretim, 8/B sınıfı olan kontrol grubuna ise yapılandırmacı öğretim uygulanmıştır.Araştırmanın sağlıklı uygulanabilmesi amacıyla ders öğretmeni ve öğrenciler karikatür materyalinin ne olduğu noktasında önceden bilgilendirilmiştir. Çalışmamızda, deney ve kontrol grubundaki öğrencilere araştırma sonunda nasıl bir farklılaşma gösterdiklerini tespit etmek amacıyla ünite başında ve sonunda olmak üzere hazırlanan başarı testi ve öğrenci tutum ölçekleri uygulanmıştır. Deney grubu sınıfına karikatür materyaliyle 4 hafta boyunca ?Atatürkçülük? ünitesi işlenmiştir. Deney grubu öğrencileri için oluşturulan eğitim-öğretim ortamları, karikatür materyali ve diğer görsel-işitsel araç ve gereçler yardımıyla zenginleştirilmiştir. Diğer taraftan deney grubuyla eşzamanlı olarak kontrol grubuna da yapılandırmacı yaklaşım kullanılarak ders anlatılmıştır.Araştırmada sonucunda, karikatür materyali ile desteklenmiş yapılandırmacı öğrenmeye göre hazırlanmış öğrenme etkinliklerinin uygulandığı deney grubu ile yapılandırmacı yaklaşımın uygulandığı kontrol grubu arasında ?Atatürkçülük? ünitesindeki başarıları ve derse karşı tutumları bakımından deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Tarih öğretimi, karikatür, yapılandırmacı yaklaşım
İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde kavram yanılgılarına ilişkin öğretmen görüşleri
Bu çalışmanın amacı, İlköğretim 8. Sınıf Öğrencilerinin Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi'nde kavram yanılgılarına ilişkin öğretmen görüşlerini tespit etmektir.Bu çalışmada sosyal bilgiler öğretmenlerine yönelik olarak hazırlanan ölçekle ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi'nde kavram yanılgılarına ilişkin öğretmen görüşlerini tespit etmek amacıyla 36 sorudan oluşan bir anket hazırlanmıştır. Hazırlanan sorularla ilköğretim 8. sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi'nde öğrencilerin yaşadığı kavram yanılgılarına ilişkin öğretmen görüşleri arasında;?Cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık olup olmadığı,?Kıdem değişkenine göre anlamlı farklılık olup olmadığı,?Okulun bulunduğu mahalle değişkenine göre anlamlı farklılık olup olmadığı,?Mezun olduğu bölüm değişkenine göre anlamlı farklılık olup olmadığı tespit etmeyi amaçlanmıştır.Anketin kapsam geçerliliği için uzman görüşleri alınmış. Güvenirliliği için faktör analizi yapılmıştır. Diğer yandan anketin güvenirlilik çalışmasında SSPS 17 paket Programından faydalanılmış ve cronbahch alfa değeri ?:0,89 bulunmuştur. Ayrıca Verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesinde bağımsız gruplar t testi ve ilişkisiz gruplar için Anova testinden yararlanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi'nde kavram yanılgılarına ilişkin öğretmen görüşleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca öğretmenlerin, öğrenci özelliklerinin, öğretmen özelliklerinin, eğitim-öğretim ortamının, eğitim durumlarının, sosyo-ekonomik çevrenin ve ders planı faktörlerin öğrencilerde oluşan kavram yanılgılarında etkili olduğu yönünde görüş bildirdikleri görülmüştür
Ahmet Taner Kışlalı'nın düşünceleri ekseninde sosyal demokrasi ve Kemalizm
Bu tez, 20. yüzyılın ikinci yarısında Türkiye'nin sosyal ve siyasi atmosferini önemli ölçüde etkilemiş olan önemli bir Türk entelektüeli olan Ahmet Taner Kışlalı'nın siyasi görüşleri, hayatı ve eserlerini kapsamlı bir şekilde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, sadece Kışlalı'nın temel fikirleri ve felsefelerini keşfetmekle kalmayıp, aynı zamanda Türkiye'de evrilen sosyal ve siyasi atmosfer üzerindeki daha geniş etkilerini anlamak için tasarlanmış bir dizi soru etrafında organize edilmiştir. Ahmet Taner Kışlalı'nın demokratik değerler, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi temellerle köklenmiş siyasi düşünceleri, Türkiye'nin entelektüel söylemlerine ve sosyal yapısına katkıda bulunmuştur. Bu çalışma, bu düşüncelerin farklı dönemlerde nasıl evrildiğini ve Türkiye'nin sosyo-politik dönüşümleriyle nasıl etkileşime girdiğini incelemektedir. Çalışma, Kışlalı'nın Türk toplumu üzerinde, bireyden daha geniş hükümet yapılarına kadar nasıl etkili olduğunu anlamaya çalışmaktadır. Bu tez, Kışlalı'nın katkılarının evrensel önemine özellikle odaklanmaktadır. Onun eserleri, sadece Türkiye bağlamında değil, aynı zamanda demokratik yönetim ve insan hakları üzerine küresel tartışmalara da katkıda bulunmaktadır. Çalışma, tarihsel ve sosyal bağlamlar içinde yer alan Kışlalı'nın yazılarının ve aktivitelerinin etkisini ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma, onun siyasi düşüncelerini destekleyen teorik çerçeveleri belirlemeyi ve bu çerçevelerin Türkiye'nin siyasi süreçleriyle nasıl etkileşime girdiğini anlamayı amaçlar. Ayrıca, çalışma Kışlalı'nın siyasi görüşlerinin oluşumunu etkilemiş sosyal ve siyasi faktörleri incelemekte ve hayat deneyimlerinin onun entelektüel evrimini nasıl şekillendirdiğini değerlendirmektedir. Ayrıca, Kışlalı'nın fikirlerinin, özellikle Türkiye'deki gelecek nesillerin siyasi tutumlarını şekillendirme potansiyelleri açısından süregelen mirasını incelemektedir. Sonuç olarak, bu tez, Ahmet Taner Kışlalı'nın ideolojik etkilerini, siyasi aktivitelerini ve edebi eserlerini detaylı bir şekilde inceleyerek akademik literatüre önemli bir katkı yapmayı hedeflemektedir. Bu araştırma, sadece Kışlalı ile ilgilenenler için değil, aynı zamanda Türkiye'nin karmaşık sosyo-politik evrimini daha derinlemesine anlamak isteyen herkes için de önemlidir. Kışlalı'nın düşünceleri ile Türkiye'deki daha geniş toplumsal değişiklikler arasındaki kesişimi inceleyerek, çalışma sosyal demokrasi ve insan hakları için sürekli mücadelelerin nüanslı bir anlayışını sunmayı ummaktadır.
Türkiye'de ulusalcı solun tarihsel kökenleri: 1932-1971
Bu çalışmanın konusu içinde öncelikle Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren genel hatları çizilmiş ve sol ve/veya sosyalist hareketlerin Türkiye'de neden gelişim gösteremediği incelenmiştir. Daha sonra sol içinde ulusallaşma eğiliminin somut görünümü olan Kadro Hareketi ile başlayıp, Yön ve Milli Demokratik Devrim ile devam ettirilen ulusalcı sol çizginin ortaya koyduğu iktidar stratejileri ve bu akımları besleyen farklı kaynaklar incelenmiştir.Ulusalcı sol hareketin, 1932 yılı itibariyle somut görünümüne ulaştığı Kadro Hareketi, içinde bulunduğu tek partili dönemin iktidarını sağlamlaştırma görevini üstlenmiştir. Ancak 1960 yılından sonra görülen Yön ve MDD hareketleri iktidarı ele geçirme eğilimlerinde bulunmuştur. Bunu yaparken hem Atatürk'ün önderliğindeki Kurtuluş Savaşı'ndan hem de dünya üzerinde önemli devrimler gerçekleştirmiş olan, Çin, Küba, vb. gibi ülkelerden ilham almışlardır. Ayrıca bu hareketlerin diğer bir ortak noktası gerçekleştirilecek devrimin ülke koşullarına uygun olmasına özen göstermeleridir. Yine bu dönemde önemli bir sol oluşum olan Türkiye İşçi Partisi hakkında yeri geldikçe bilgi verilmiştir.Çalışmanın ilk bölümünde, ideoloji kavramı tanımlanarak, sağ-sol ideolojilerin ayrımı yapılmış ve sol kutupta yer alan ideolojiler kısaca açıklanarak, Marksizm'in Türk sol hareketleri içindeki etkisi tartışılmıştır. Türk sol hareketleri anlatıldıktan sonra, son bölümde Türkiye'deki ulusalcı sol ideolojiler ele alınmıştır. Söz konusu hareketlerin, 1932 ? 1971 yılları arasındaki ideolojileri doğrultusunda, toplumsal sınıflar hakkındaki görüşleri, Kemalizm ile ilişkileri ve sosyalizmin nasıl kurulacağı yönünde izledikleri yol belirlenip, tezin sonuç kısmında ortaya konmuştur.
Türk dış politikasında kimlik sorunu Kemalizm ve ötekisi Osmanlıcılık
Devletlerin iç sorunlarının uluslararası arenada dahi karşılarına çıkması ve dış politika anlayışlarının yüzyıllık kalıplar üzerine oturmak yerine sürekli yenilenip dakikalık manevralar üzerine tekrar tekrar inşa edilmesi, 21. yüzyılda kendisine etkin bir rol atfeden devletlerin kurumsal ve zihinsel yapılarını revize etmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Özellikle insan hakları, demokrasi, hak ve özgürlüklerin işlevselliği hususlarında hassaslaşmış gibi görünen ulusal veya uluslararası kamuoyu ve bunları etkileyen aktörler; küreselleşmenin ulvi değerleri olan liberal değerlere, düşmanca veya ilgisiz bir duruş içerisinde olan devletlere karşı iktisadi, siyasi, ticari ve dış politika manasında her türlü yaptırımı uygulamayı kendilerine hak görmektedirler. Türkiye, özellikle Soğuk Savaş'tan sonra biçimden biçime girerek mütemadiyen evrimleşen dünyada, konumunu ve işlevini yeniden tasarlamak, mevcut konjonktüre uygun ve dinamik bir vizyon geliştirmenin ağır sancılarıyla baş başadır. Bu sancılara, geçmişin getirdiği dondurulmuş ve acilen çözüm bekleyen sorunları ile kurucu ideolojinin vazgeçilmesi/bırakılması güç politikaları da eklemlenince, Türkiye açısından en rasyoneli tercih etme gittikçe zorlaşmaktadır. Özellikle, dış politika yapımında dışsal ortama doğrudan müdahil olma istidadı kazanan içsel dinamikler de baskı unsuru olmaya başlayınca, Türk dış politikasının bir nakkaş titizliği ile ince ince yeniden işlenmesi bir zaruriyet haline bürünmüştür. Bu çalışmayla, Türk dış politikasının geçmişinden yol alarak bugününde yaşanan ve gelecekte nasıl bir şekil alacağını belirleyen kimliksel analizinin yapılması amaçlanmıştır. Bu analiz yapılırken, geçmiş dönemde Türk dış politikasına damgasını vuran ve etkilerinin bugün dahi görüldüğü ve tartışıldığı Kemalist ideolojinin kimliksel formuyla, özellikle Soğuk Savaşın bitişiyle başlayan son dönemlerde tesirini iyice gösterildiği savunulan Yeni Osmanlıcılık eksenli kimliksel yapı tartışmaya açılmıştır. Türkiye'nin bu dönemde yaşadığını kimlik bunalımından kendisini yenilenerek çıkması için bu tartışmanın - Kemalist ideoloji ile Yeni Osmanlıcılık - yaşanması elzemdir.
Devrimler döneminde ittihatçılık ve kemalizm (1919-1926)
İttihat ve Terakki Fırkası, Osmanlı Devleti bünyesinde oluşmuş bir siyasal cemiyet olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dönemde tek siyasal güç olarak varlık gösteren Padişah'a karşı muhalif bir tutum sergileyen bu cemiyet, meşruti sistemin oluşturulması adına çabalamış; siyasal, sosyal ve ekonomik dönüşümün gerçekleştirilmesi için mücadeleye girişmiştir. 1908 Devrimi ardından 1918'e kadar ülkede tek siyasal otorite olarak söz sahibi olan İttihatçılar, yanlış politikalar yürütmeleri neticesinde ülkenin dağılmasına engel olamamış ve Osmanlı Devleti'nin çöküşünde en büyük etken olarak sorumlu tutulmuşlardır.Kemalizm ise, çöküntü ve yıkıntı haline gelmiş bir ülkeyi yeniden var edebilmek adına ortaya çıkan, örgütlenen ve başkaldıran bir milli harekettir. Çöken bir imparatorluktan yeni bir ulus devlet yaratmak projesiyle yola çıkan bu yeni oluşum; İttihatçıların oluşturdukları örgütsel temelden yararlandı ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri İttihat ve Terakki'nin yerel örgütleri üzerine inşa edildi. Bunun yanında Milli Mücadele'nin İttihatçı bir oluşum olmadığı hususu özellikle vurgulandı ve İttihatçılığın eski bir anlayış ve siyaset olarak kaldığı her fırsatta dile getirildi. Milli mücadele döneminde her türlü İttihatçı söylemden kaçınan Mustafa Kemal önderliğindeki bu oluşum, milli mücadelenin kazanılmasının ardından İttihatçılarla uzun yıllar sürecek bir siyasal kavgaya girişti ve bu kavga Cumhuriyetle birlikte tamamen perçinlendi.Kemalizm'in Türkiye'de siyasal hâkimiyeti tamamen eline almasını takiben siyasal süreçten uzaklaşan ve kendisini eski İttihat ve Terakki'yi yeniden diriltmek misyonuyla görevli sayan İttihatçılar; iktidarı yeniden ele almak hırsıyla hem hükümete hem de devlet başkanına karşı bir takım politikalar üretme arayışı içerisine girdiler. İttihatçılar, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adı altında oluşturulan parti içerisinde yer alarak Türk siyasal alanına yeniden girme şansını buldular. Vitrinlerinde milli mücadelenin önemli liderlerini de barındırarak halk tarafından oldukça destek gören İttihatçılar, partinin kapatılmasıyla birlikte etkinliklerini yitirdiler. Demokratik yollardan iktidarı ele geçiremeyeceklerini anlayan İttihatçılar, geleneksel tavırlarını yeniden ortaya çıkararak iktidarı ele geçirmek için gizli olarak örgütlendiler. Kişisel hırsları ve iktidar hevesleri uğruna Mustafa Kemal'i ortadan kaldırmak gibi bir suikastın da planlayıcısı oldular. Suikastın başarısız olması neticesiyle İttihatçılar ne Mustafa Kemal'i ortadan kaldırabildiler ne de siyasal otoriteyi ellerine alabildiler. İttihatçıların son girişimi olan suikast planlarının tutmaması, Kemalist otorite tarafından İstiklal Mahkemeleri vasıtasıyla tamamen tasfiye edilmeleri sonucunu da beraberinde getirdi.
1930-1938 inkılâp algısı ve Kemali̇zm
Tanzimat?tan günümüze kadar Türkiye?de sürekli bir toplumsal değişim yaşanmıştır. Tanzimat Fermanı ile Osmanlı birçok alanda çağdaşlaşma hareketleri ile yüzünü Batı?ya çevirmiştir. Cumhuriyet bu oluşumun bir sonucudur. Osmanlı Devleti?ni kurtarmaya çalışan Jön Türk hareketinin devamında ve tarihsel birikimin gücü ile ortaya çıkan Kemalist hareket yeni bir devlet kurmuştur. Kemalist kadro silahlı mücadeleyi kazandıktan sonra 1923-1930 döneminde en radikal, köklü ve kaçınılmaz inkılâpları gerçekleştirirken kendine ait bir ideolojinin de tedrici gelişimini sağlamıştır. Kemalizm Türk İnkılâbı?nın düşünsel potansiyeli ifadesi değişim sancıları yaşayan bir toplumun düşünce üretim süreçlerinin niteliğini belirleme amacıyla kullanılmıştır. 1927, 1931 ve 1935 CHP Kurultaylarında inkılâbın düşünsel boyutu olarak Kemalizm, ?Altı Ok? çerçevesinde oluşturulmuştur. 1930 sonrası dönemde ise gerek dış gerekse içte inkılâpların uygulanmasının getirdiği sorunlar da gözetilerek siyasi ve aydın isimler ideoloji arayışına girmiştir. Tez çalışması Celal Nuri İleri, Ahmet Ağaoğlu, Şevket Süreyya Aydemir, Recep Peker, Mahmut Esat Bozkurt, Tekin Alp, Şeref Aykut, Peyami Safa gibi aydınların bu süreçte yazdıkları eserleri konu edinmiştir. Ayrıca Türk İnkılâbı?nın olgunlaşmasında etkili olan Dil, Tarih, Eğitim ve Kadın alanlarında İnkılap ve Kemalizmin yansımaları araştırılmıştır. Bu çalışmanın amacı yukarıda belirtilen çerçeve ile Kemalizmi savunmak değil, toplumu rasyonalist, pozitivist, pragmatik, hümanist, gözlemci, deneyci düşünme yöntemlerini kullanarak çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırmak isteyen Kemalizmin, siyaset, ekonomi, toplum ve dönemin aydın ve eserleri üzerindeki algısını değerlendirmek ve ideolojileştirme çabalarını ortaya koymaktır. Betimsel bir araştırma yöntemiyle ele alınan bu çalışmada, bulgulara, literatürde ulaşılabilen eserler ve kaynaklar incelenerek ulaşılmıştır.
Laiklik teorileri açısından 1938-1950 dönemi Türkiyesi'nde laiklik anlayışı
Öteden beri insan hayatını etkileyen başlıca iki kurumun ?din? ve ?devlet? olduğu nazaraalındığında; bu iki kurumun birbirleriyle olan ilişkilerinin anlaşılmasının önemi daha da açığaçıkmaktadır. Türkiye'de cumhuriyet rejimine geçilmesinden bu yana, devletin temelnitelikleri arasında, üzerinde en çok tartışma yürütülen ilke ?laiklik? olmuştur. Gerek bukavramın Fransa kökenli olması ve gerekse bu kavramın içerdiği anlamın, yer ve zamana görefarklılık arz etmesi, ülkemizde bu konuya ilişkin tartışmaların yeni boyutlar kazanmasına yolaçmıştır. Dolayısıyla, bu ilkenin sağlıklı ve kapsamlı bir analizine duyulan ihtiyaç gündengüne artmıştır.Bu çalışmanın amacı, resmi ideolojinin 1938-1950 dönemi Türkiyesi'nde tesis ettiğilaikliğin türünü ve karakteristik özelliklerini ortaya koymaktır. Türkiye Cumhuriyeti tarihiaçısından 1938-1950 dönemi, son derece önemli bir dönüm noktasıdır. Zira söz konusu zamandilimindeki laiklik politikaları yalnızca o dönem açısından etkili olmayıp, aynı zamandagünümüze değin uzanan siyasi rejim tartışmalarının da zeminini oluşturmaktadır. Dolayısıyla,laiklik eksenindeki polemiklerin hala güncelliğini koruması, 1938-1950 dönemindeki dindevletilişkilerinin aydınlatılmasını daha da önemli kılmaktadır.Bu teze esas teşkil eden konu ve kurallar, salt soyut bir çerçevede ele alınmamış; devlet,siyaset ve bilim adamlarının çeşitli konuşmaları ve yazıları, anayasa, yasa, tüzük, tamim gibipozitif hukuk normları ile çeşitli idari ve adli uygulamalar çerçevesinde, lehte ve aleyhtegörüşler objektif olarak ele alınmaya çalışılmış ve yeri geldikçe de somutlaştırılmak suretiyledeğerlendirilmiş; diğer ülkelerdeki uygulamalar ile ülkemizdeki sürecin benzerlik vefarklılıkları ortaya konmaya çalışılmıştır.Çalışmamızın ilk bölümünde, laikliğin tarihsel serüveni, farklı coğrafya ve farklı tarihişartlarda geçirdiği evreler ele alınmış; bu ilkenin değişik teorik ve pratik perspektiflerdeki yeriirdelenmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ise, öncelikle Osmanlı İmparatorluğu'nun sondöneminde yaşanan, laikliğin öncülü sayılabilecek gelişmeler ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ilkonbeş yılındaki Kemalist laikleşme hamleleri mercek altına alınmış; sonrasında ise MustafaKemal Atatürk dönemiyle İsmet İnönü dönemi arasında, din politikası açısından devamlılıkilişkisi olup olmadığı sorgulanmış; nihayet İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanlığı görevinivyürüttüğü 1938-1950 yılları arasındaki süreçte, Türkiye'deki siyasi sistemin, laikliği nasılalgıladığı ve uyguladığı incelenmeye çalışılmıştır. Bu sayede, ilgili döneme ilişkin resmiideolojinin tesis ettiği laiklik modelinin türü ve karakteristik özellikleri ayrıntılı olarak ortayakonmuştur.Anahtar Kelimeler:Laiklik, sekülarizm,İnönü, CHP, Atatürk, din, Kemalizm
Aydın'da "Endişeli Modernler" üzerine sosyolojik bir inceleme
Sınıf tartışması, sınıfların kendilerini var ettikleri toplumsal, siyasal ve kültürel bağlamdan bağımsız ele alınamaz. Bu anlamda, Batı modernleşmesi içinde orta sınıflar, ekonomik ağları kullanma, kendini yeniden-üretme ve meritokratik ideolojiler ekseninde ele alınırken, Türkiye'de orta sınıflar bunlara ilaveten ve Batı'daki tartışmalardan farklı olarak ideolojik ve siyasi değerler çatışması içinde ön plana çıkmaktadır. Türkiye'de ekonominin ve bürokrasinin genişlemesine paralel orta sınıfların ekonomi, kültür ve siyasal alanda görünürlükleri ve ağırlıkları da artmıştır. Daha öncesinde, büyük oranda devlet ve devletin ideolojisi ile eklemlenen orta sınıflar, 1980 sonrasında siyasal ve ekonomik dönüşümlerin sonucunda modern eğitim kurumlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, muhafazakar İslami değerleriyle profesyonel orta sınıf kategorisine dahil olmaya başlayan yeni bir grubun ortaya çıkmasıyla farklı bir görünüme sahip olmuştur. Bu durum özellikle çok partili döneme geçişle birlikte ortaya çıkan siyasal rekabet içinde "çağdaşlık" ve "gericilik" üzerinden kurulan çatışmanın, 1990'lar ve 2000'li yıllarda laik-İslamcı eksenli bir çatışmaya dönüşmesiyle daha da derinleşmiştir. Türkiye'deki siyasal çatışmanın merkezinde, orta-sınıfların ideolojik olarak ayrışmış farklı katmanları arasında yaşanan bir iktidar mücadelesi yer almaktadır. Bu çatışma merkezi konumlarını kaybeden orta sınıflarla, eskiden beri "gerici" olarak nitelendirilen muhafazakar yeni İslami orta sınıflar arasında yaşanmaktadır. Bu çalışmada, 'periferileşme' sürecini yaşayan laik orta sınıfların endişeleri, Aydın orta sınıflarının endişeleri algılama biçimleri kendi öznel değerlendirmeleri üzerinden analiz edilecektir.
8. sınıf T. C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde harita üzerinde oynanan kutu oyunları kullanımının öğrenci başarısı ve hatırda tutmaya etkisi
Bu çalışmada, 8. sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi öğretiminde, kutu oyunları kullanımının öğrenci ders başarısına ve hatırda tutma düzeyine etkisi üzerinde durulmuştur. Ayrıca öğrencilerin kendi öğrenmelerinden sorumlu olduğu bir öğrenme ortamı oluşturulmasında kuralları önceden belirlenmiş ve kazanımlar doğrultusunda hazırlanmış kutu oyunlarının etkili ve eğlenceli bir materyal olabileceğine dikkat çekilmiştir. Çalışmayla, öğrencilerin oyun esnasındaki yüksek güdülenmişlik seviyesinin öğrenme yaşantılarına dönüştürülmesinde kutu oyunlarının verimli bir ders materyali olarak kullanılabilirliği de test edilmiştir. Çalışmada öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Kontrol grubunda dersler yapılandırmacı yaklaşımla, deney grubunda yapılandırmacı yaklaşımla birlikte kutu oyunları oynatılarak işlenmiştir. Uygulama sonucunda gruplar arasında ders başarısı açısından anlamlı bir fark olup olmadığı başarı testi ile değerlendirilmiştir. Ayrıca deney grubu öğrencilerinin kutu oyunları hakkındaki düşüncelerini öğrenmek için hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu, çalışmanın sonunda uygulanarak içerik analizi ile yorumlanmıştır. Deney ve kontrol gruplarının öntest-sontest ve sontest-kalıcılık testleri arasında istatiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak öğrenci görüşleri, kutu oyunlarının, öğrencilerin derse karşı ilgisini artırdığını ve eğlenceli bir öğrenme ortamı sağladığını göstermektedir.