Student achievement
811 theses under this subject heading
Yapısal eşitlik modelleri ile tutum ve motivasyonun öğrenci başarısı üzerine etkisi: 8. sınıf öğrencileri matematik dersi örneği
Bu çalışma 8.sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik tutum ve motivasyonlarının Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki matematik başarılarına etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada çok değişkenli istatistiksel yöntemlerden biri olan Yapısal Eşitlik Modelleri (YEM) kullanılarak, öğrencilerin matematik başarılarını etkileyen faktörler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiler analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklemi İstanbul'da eğitim gören 8. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Öğrencilerin motivasyon ve tutum düzeylerini ölçmek için hazırlanan ölçekler açıklayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi ile değerlendirilmiş olup yapısal eşitlik modelleri yöntemiyle model oluşturularak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, öğrencilerin matematik başarısını yalnızca bireysel tutum ve motivasyon faktörlerinden değil aynı zamanda aile ve öğretmen desteği gibi çevresel faktörlerden de etkilendiğini göstermiştir. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin matematik dersine yönelik olumlu tutumları ve yüksek motivasyon düzeyleri başarı üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir. Ayrıca sosyo-ekonomik durum aile eğitim düzeyi ve cinsiyet gibi demografik faktörlerin dolaylı etkileri de belirlenmiştir. Ailelerin çocuklarına sağladığı duygusal ve akademik destek öğrencilerin matematik dersine karşı olumlu bir yaklaşım geliştirmelerini kolaylaştırmıştır. Benzer şekilde öğretmenlerin bireysel rehberlik sağlaması ve öğrencilerle olumlu iletişim kurması başarıyı arttıran diğer önemli faktörler olarak öne çıkmıştır. Araştırma matematik başarısını artırmak için öğrencilerin tutum ve motivasyonlarını geliştirecek stratejiler belirlenmesi gerektiğini önermektedir. Bu bağlamda öğretmenlerin problem çözme odaklı ve interaktif öğretim yöntemleri benimsemesi ailelerin ise çocuklarını duygusal ve akademik destek sağlaması önem arz etmektedir. Ayrıca aile ve öğretmen iş birliğinin arttırılması için öğrenci başarısına yönelik kapsamlı bir destek mekanizması oluşturulabilir. Bu çalışma yapısal eşitlik modellerinin eğitim araştırmalarında nasıl kullanılabileceğini göstermesi açısından literatüre katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Yapısal Eşitlik Modeli, Faktör Analizi, LGS, Matematik Başarısı, Başarıyı Etkileyen Faktörler
Designing a credit system to match better performing students with best foundation universities
A private credit system is designed in this thesis, since there is not a system providing a financial support for the students, who have sufficient scores from university entrance exams for paid education in the best foundation universities in Turkey. This financial support is created for borrowing from the banks while necessary collateral being provided by the Education Guarantee Fund and another support is presented by a repayment system, in which the students make payments in direct proportion to their incomes after graduation. At the same time, the government provides interest subsidy support for the repayments of the students, thus the repayment cost for the student is decreased. This research study is composed of six sections; first section is the introduction, the second section is importance of higher education, the third section is the analyzing better performing students and best foundation universities, the fourth section is financing higher education with loans, the fifth section is policy suggestion for financing the higher education, and the sixth section is the conclusion. The finance need of the students, who had sufficient scores for the best foundation universities, was supported by a field research conducted on 253 students. In order to fulfill the finance need of the students, applicable credit systems were discussed and it was determined that the most effective credit system was Education Guarantee Fund.
Ortaöğretim 10. sınıf öğrencilerinin fiil ve fiilimsiler konusunu öğrenmede bilgisayar destekli öğretim yönteminin öğrenci başarısı ve kalıcılığına etkisi
Bu araştırmanın amacı ortaöğretim 10. sınıf öğrencilerinin fiil ve fiilimsiler konusunu öğrenmesinde bilgisayar destekli öğretim yönteminin öğrenci başarısına ve kalıcılığına etkisini belirlemektir. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden ön-test son-test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma grubu, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Siirt ili 14 Eylül Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören 66 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrenciler deney ve kontrol gruplarına tesadüfi olarak atanmıştır. Fiil ve fiilimsiler konusu, deney grubunda bilgisayar destekli öğretim yöntemi, kontrol grubunda ise düz anlatım yöntemiyle işlenmiştir. Fiil ve Fiilimsiler Başarı Testi, hem deney hem de kontrol grubuna ön-test, son-test ve kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Testlerden elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik programından faydalanılmıştır. Yapılan ön-teste göre her iki grubun da denk olduğu tespit edilmiştir. Son-test verilerine göre, deney grubunun başarı puanında kontrol grubuna göre daha fazla artış olduğu fakat başarı puanları arasında anlamlı farklılaşmanın olmadığı, kalıcılık testinde ise iki grubun başarı puanları arasında anlamlı farklılaşmanın olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre bilgisayar destekli öğretim yöntemiyle işlenen bilgilerin daha iyi öğrenildiği ve daha kalıcı olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar Destekli Öğretim, Dil Bilgisi, Fiil ve Fiilimsiler
6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin okul tükenmişliği ve öğrenme sürecinde yardım istemeleri ile genel akademik başarı düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Betimsel tarama modelindeki bu araştırma, 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin okul tükenmişliği ve öğrenme sürecinde yardım istemeleri ile genel akademik başarı düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Uygulanan 1132 ölçekten yapılan tasnif sonucu 990 öğrenciye ait verinin uygun olduğu tespit edilmiştir. Verilerin çözümlenmesi aşamasında Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket [Statistical Packagefor Social Sciences (SPSS 21)] programı kullanılmıştır. Analiz kapsamından güvenirlik analizi, Pearson korelasyon katsayısı, bağımsız gruplar t- testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Post Hoc test Tukey HSD analizleri uygulanmıştır. Ayrıca analizlerin normallik varsayımları için çarpıklık ve basıklık katsayı değerleri incelenmiştir. Araştırmada, 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin okul tükenmişlikleri cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde, okul tükenmişliği ve okul etkinliklerinden kaynaklı tükenmişlik, aileden kaynaklı tükenmişlik ile ilgi kaybı alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Öğrencilerin öğrenme sürecinde yardım isteme düzeyleri cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde ise öğrenme sürecinde yardım isteme ve alt boyutları olan etkili yardım isteme ile yüzeysel yardım isteme alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Öğrencilerin okul tükenmişlikleri sınıf değişkenine göre incelendiğinde okul tükenmişliği ve bütün alt boyutlarında anlamlı bir farklılık görülmüştür. Aynı şekilde öğrencilerin öğrenme sürecinde yardım isteme düzeyleri sınıf değişkenine göre incelendiğinde etkili yardım isteme alt boyutunda anlamlı bir farklılık görülmüştür. Araştırmada öğrencilerin okul tükenmişliği ve tüm alt boyutları ile akademik başarı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin öğrenme sürecinde yardım isteme ve bütün alt boyutları ile akademik başarı arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Son olarak öğrencilerin okul tükenmişlik ve tüm alt boyutları ile öğrenme sürecinde yardım isteme ve tüm alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul Tükenmişliği, Öğrenme Süreci, Yardım İsteme, Akademik Başarı.
Gerçekçi matematik eğitiminin 7. sınıf eşitlik ve denklemler konusunda öğrencilerin başarılarına etkisi ve öğrenci görüşleri
Bu çalışmanın amacı 7. Sınıf cebir öğrenme alanında bulunan eşitlik ve denklem konusunun öğretiminde GME'nin öğrenci başarısına etkisini ve GME'ye ilişkin öğrencilerin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma modeli kullanılmıştır. GME'nin 7. sınıf denklemler konusunda öğrencilerin başarılarına etkisini incelemek amacıyla nicel araştırma yöntemi, GME'ye yönelik öğrencilerin görüşlerini incelemek amacıyla ise nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılı Siirt ilinin Merkez ilçesi Alparslan Ortaokulu 7. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Uygulama yapılacak sınıfların belirlenmesi için okul müdüründen 7. Sınıfta okuyan öğrencilerin bir dönem önceki matematik not ortalamaları istenmiş ve öğrencilerin matematik not ortalamaları sınıf bazında incelenmiş olup matematik not ortalamalarının normal dağıldığı SPSS21 paket programı yardımıyla görülmüştür. Bu nedenle öğrencilerin not ortalamaları birbirine en yakın olan iki sınıfı almakta sakınca görülmemiştir. Araştırmacı belirlenen iki sınıf arasından deney ve kontrol grubunu belirlemek amacıyla kura yöntemine başvurmuştur. Kura sonucunda 7/A sınıfı kontrol grubu olurken, 7/C sınıfı deney grubu olmuştur. Deney ve kontrol gruplarının başlangıç seviyelerini ve matematik başarıları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını görebilmek için her iki sınıfa da başarı testi öntest olarak uygulanmış ve aralarında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Deney grubundaki öğrenciler GME'ye yönelik hazırlanmış olan etkinlikler ve materyaller ile ders işlerken kontrol grubu öğrenciler MEB ders kitabı tabanlı öğretim ile ders işlemişlerdir. Uygulama sürecinin tamamlanmasının ardından deney grubu öğrencilerden gönüllü olanlara "GME'ye yönelik öğrenci görüş formu" verilmiştir. Form aracılığı ile öğrencilerin görüşleri içerik analizi yapılarak incelenmiştir. Nicel veriler sonucunda deney grubundaki öğrencilerin başarılarının kontrol grubundaki öğrencilerin başarılarına göre anlamlı düzeyde arttığı saptanmıştır. Nitel veriler sonucunda ise öğrenciler matematik dersine yönelik ilgilerinin ve tutumlarının olumlu yönde etkilendiği, ön yargılarının azaldığı, eğlenerek öğrendikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: GME, Eşitlik ve Denklem, Akademik Başarı, Öğrenci Görüşler
İlkokul öğrencilerinin iyi oluşları ile bağıntılı değişkenlerin incelenmesi: Bir karma yöntemler araştırması
Bu araştırmanın amacı ilkokulda başarı algısına bağlı, öğrencilerin iyi olma halini tanımlayan değişkenleri, bu değişkenlerle bağıntılı değişkenleri ve bağıntı düzeylerinin belirlenmesidir. Keşfedici sıralı karma yöntemler araştırması deseniyle yürütülen araştırmanın nitel bölümü fenomenoloji deseni ile nicel bölümü ise ilişkisel tarama deseni ile kurgulanmıştır. Araştırmanın nitel katılımcılarını; 6 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi ve 6 ilkokul sınıf öğretmeni, nicel katılımcılarını ise 201 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi, bu öğrencilerin öğretmenleri ve ebeveynleri oluşturmuştur. Araştırmada nitel verilerden yararlanılarak araştırmanın nicel boyutuna yönelik değişkenler belirlenmiştir. Nitel veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla yapılan görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Nicel veriler çeşitli ölçeklerden ve geliştirilen formlardan elde edilmiştir. Elde edilen nitel veriler içerik analiz yaklaşımı ile analiz edilmiş tematik yaklaşıma göre veriler işlenmiştir. Elde edilen nicel verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi, çoklu doğrusal regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın nitel bulgularına göre; başarı algısını ağırlıklı olarak çaba, gelişim, standardı sağlama, aile, motivasyon, istekli olma, mutluluk, özgüvenli olmak temalarının açıkladığı belirlenmiştir. Nicel bulgulara yönelik ise öğrencinin akademik performansı ile; ağırlıklı bakım veren ebeveynin sorumluluk ve dışa dönüklük kişilik tiplerinde olması, öğrencinin azim ve duygu ayarlama düzeyinin bağıntılı olduğu belirlenmiştir. Öğrencinin sosyal kabulü ve beden kitle indeksine yönelik belirlenen değişkenlerin bağıntılı olmadığı tespit edilirken, öğrencinin öznel iyi oluşunun azim ve duygu ayarlama düzeyi ile bağıntılı olduğu belirlenmiştir. Gerçekleşen istatistiksel olarak anlamlı tahminlerin, öğrencilerin gelir durumundan etkilenmediği belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: İlkokulda iyi oluş, ilkokulda başarı algısı, akademik performans, beden kitle indeksi, sosyal kabul, öznel iyi oluş
Akademik başarıya etki eden öğrenci ve okul düzeyli faktörlerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin akademik performansı ile öğrenci ve okul düzeyli faktörler arasındaki ilişkiyi incelemektir. Nicel korelasyonel araştırma deseninde tasarlanan bu araştırmada Ankara ilindeki Anadolu Liselerinde öğrenim gören öğrencilerin kültürel sermaye, akademik isteklilik ile sosyal adalet liderliği, öğretmen sınıf liderliği algıları ve akademik başarıları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışmanın hedef evrenini, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Ankara ilindeki Anadolu Liselerinde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Avcı ve Yaşar (2014) tarafından geliştirilen "Kültürel Sermaye Ölçeği", Arastaman ve Özdemir (2019) tarafından uyarlaması yapılan "Akademik İsteklilik Ölçeği", Özdemir ve Kütküt (2015) tarafından geliştirilen "Sosyal Adalet Liderliği Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmen Sınıf Liderliği Ölçeği" kullanılmıştır. Öğrencilerin değişkenlere ilişkin görüşleri ortalama ve standart sapma hesaplamaları olarak sunulmuş ve çeşitli değişkenlere göre anlamlı bir farklılık olması durumu bağımsız gruplar için t-testi ve tek yönlü ANOVA ile çözümlenmiştir. Araştırmada, değişkenler arası ilişki korelasyon analiziyle, yordayıcılık ise hiyerarşik regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre öğrencilerin tüm değişkenlere yönelik algılarının yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca değişkenler arasında düşük ya da orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ek olarak sadece kültürel sermaye değişkeninin akademik başarıyı anlamlı şekilde yordadığı belirlenmiştir.
İşbirlikli öğrenme modelinde kullanılan kavram haritalarının öğrencilerin asitler-bazlar konusundaki başarı ve tutumlarına etkisi
Kimya dersi öğretim programı, öğrencilerin kavramları ezberlemelerinin aksine, kavramlar arasındaki anlamsal ilişkileri belirleyerek kalıcı öğrenmelerini hedeflemektedir. Bu araştırma, İşbirlikli öğrenme yönteminin Öğrenci Takımları Başarı Bölümleri(ÖTBB) tekniğinde bir öğrenme aracı olarak kullanılan kavram haritalarının kimya dersinde kullanılmasının 10. sınıf öğrencilerinin "Asitler, Bazlar ve Tuzlar" konusunda başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır.2021-2022 eğitim-öğretim yılında Amasya'da bir lisede 80 öğrenci ile gerçekleştirilen çalışma eşitlenmemiş kontrol gruplu deneysel desen (nonequivalent control group design) ile yürütülmüştür. Deney grubunda (N=40) dersler "Asitler, Bazlar ve Tuzlar" konusunda ÖTBB'de kavram haritaları ile desteklenerek, kontrol grubunda (N=40) ise, mevcut kimya öğretim programına göre geleneksel öğrenme yöntemi kullanılarak işlenmiştir. Veriler; Asitler- Bazlar Başarı Testi (ABBT), Kimya Dersi Tutum Ölçeği (KDTÖ) ve Kavram Haritasına Yönelik Tutum Ölçeği (KHTÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Ayrıca sürece ilişkin öğrenci görüşleri ve gözlemci görüşleri alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, başarı açısından İşbirlikli öğrenme modelinde kavram haritası desteğiyle yürütülen dersler lehinde anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna varılmıştır. Kimya dersine yönelik tutum ölçeği(KDTÖ) puanları incelendiğinde deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kavram haritalarına yönelik tutum ölçeği(KHTÖ) puanları incelendiğinde de deney grubu ön test son test puanları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.
Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi entegre eğitim programına geçiş sonrasında dönem öğrenci başarı ve görüşlerinin incelenmesi
Tıp eğitimi dinamik bir süreçtir ve güncel şartlara, ortam ve zamana göre sürekli uyarlanması gerekmektedir. Günümüzde tıp eğitiminde niteliğin artırılmasını amaçlayan uygulamaların önemli adımlarından biri uygulanan eğitim programının değerlendirilmesi ve gelişime yönelik değişikliklerin dinamik bir şekilde yapılabilmesidir. Eğitimde öğrencilerin programı değerlendirmelerinde değerlendirme anketleri uzun yıllardır kullanılmaktadır ve öğretim etkinliğinin değerlendirilmesinin gerekli ve önemli bir parçasıdır. Bu çalışmanın amacı, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde değişen tıp eğitimi modelinin uygulamaya girdiği 2016-2017 eğitim-öğretim yılı ile birlikte, izleyen iki eğitim-öğretim yılı boyunca, dönem 1 öğrencilerinin kurullarda almış oldukları eğitime yönelik geribildirimlerinin ve akademik başarılarının incelenmesidir. Öğrencilerin kurullarda almış oldukları eğitime ilişkin görüşleri 5 li Likert ölçeği ile hazırlanan geribildirim formlarından elde edilmiştir. "Kurul 2" dışında öğrenci geribildirimlerinin "Bilgilendirme ve İletişim", "Kurul Yapılanması", "Entegrasyon", "İçerik", "Ölçme-Değerlendirme" ve "Genel Görüş" temaları ilk yıla kıyasla belirgin iyileşme göstermiştir. Elde edilen verilerin hem sürecin değerlendirilmesi hem de bir sonraki yılın program hazırlığında kullanılmak üzere değerlendirmeye alınması ile eğitim dinamik bir sürece dönüştürülmüştür. Ayrıca kendilerinden alınan geribildirimlere göre yapılan iyileştirmeler konusunda öğrenciler bilgilendirilmiş ve böylece kendilerine ve görüşlerine değer verildiği hissettirilerek, BUÜTF için önemli olan bu süreçte etkin rol almaları sağlanmıştır. Anahtar Sözcükler: tıp eğitimi, entegrasyon, tıp öğrencisi, program değerlendirme
6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin olasılıksal akıl yürütme düzeylerinin cinsiyet, sınıf seviyesi ve matematik başarısı açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin olasılıksal akıl yürütme beceri düzeylerinin belirlenmesi ve bu becerilerinin cinsiyet, sınıf seviyesi, matematik başarısı açısından incelemektir. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama ve ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubunu Marmara Bölgesi'ndeki bir ildeki devlet ortaokullarında öğrenim gören 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri olmak üzere toplam 286 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından oluşturulan olasılıksal akıl yürütme ölçeği kullanılmıştır. Olasılıksal akıl yürütme becerisi örnek uzay, bir olayın deneysel olasılığı, bir olayın teorik olasılığı, olasılık karşılaştırmaları, bağımlı olasılık ve bağımsızlık olmak üzere altı anahtar kavramda incelenmiştir. Öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme düzeylerinin belirlenmesinde betimsel istatistik kullanılmıştır. Ayrıca bu düzeyler ile cinsiyet, sınıf seviyesi ve matematik başarısı değişkenleri ile ilişkisinin olup olmadığı ki-kare analizi kullanılarak belirlenmiştir. Bu istatistiksel analizler için Microsoft Office Excel ve SPSS paket programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda örnek uzay, bir olayın deneysel olma olasılığı, bağımlı olasılık ve bağımsızlık kavramlarında en fazla düzey 1; bir olayın teorik olma olasılığı ve olasılık karşılaştırmaları kavramlarında en fazla düzey 3 olarak öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme becerisine sahip oldukları bulunmuştur. Cinsiyet değişkeni ile sadece örnek uzay arasında ilişki bulunmuştur. Sınıf seviyesi değişkeni ile tüm kavramlarda ilişki bulunmuştur. Matematik başarısı değişkeni ile bir olayın deneysel olma olasılığı ve bağımsızlık haricinde diğer kavramlarda ilişki bulunmuştur.
Öğrenci başarısına okul etkisinin araştırılması: TIMSS 2015 Türkiye verisine göre çok düzeyli bir analiz
Bu çalışma, okulların öğrenci başarısına olan etkisini bazı okul düzeyli değişkenler bağlamında incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Çalışmada okul etkililiği araştırma yaklaşımı benimsenmiş ve okul düzeyli değişkenlerin başarı farklılıklarına olan etkisinin belirlenmesinde öğrencilerin sosyoekonomik düzeyi (SED) analizlerde kontrol altında tutulmuştur. Araştırmanın veri kaynağı TIMSS 2015 Türkiye 4 ve 8. sınıf matematik veri setidir. TIMSS 2015 uygulamasına Türkiye'den 4. sınıf düzeyinde katılan 242 ilkokuldan 6241 öğrenci ile 8. sınıf düzeyinde katılan 218 ortaokuldan 6040 öğrencinin verisi iki düzeyli HLM yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öğrenci başarısındaki toplam varyansın 4 ve 8. sınıf düzeyinde sırasıyla %37.6 ve %35.6'sı okullar arası farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte okul düzeyinde gözlenen başarı varyansının yaklaşık yarısı öğrencilerin SED farklılıkları ile açıklanabilmektedir. Okul düzeyindeki değişkenlerden okulun sosyoekonomik kompozisyonu ve okulun akademik başarı vurgusunun her iki sınıf düzeyi için başarı üzerinde manidar güçlü bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Buna karşın, okulun öğretim kaynakları ve öğretmen özellikleri (mesleki doyum, mesleki iş birliği ve mesleki özgüven) ile başarı arasında her iki sınıf düzeyinde de anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir. Sonuç olarak 4 ve 8. sınıf için okullar arasında gözlenen başarı farklılıklarının yaklaşık üçte ikisi öğrencinin sosyoekonomik düzeyi, okulun sosyoekonomik kompozisyonu ve okulun akademik başarı vurgusu değişkenleri tarafından açıklanmaktadır.
Hemşirelik eğitiminde ters yüz sınıf öğretim yönteminin öğrenci başarısına etkisi.
Bu araştırma, hemşirelik eğitiminde Ters-Yüz sınıf öğretim yönteminin öğrenci başarısına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 Öğretim Yılı Güz Dönemi'nde Çankırı Karatekin Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik Bölümü, "Hemşirelikte Liderlik" dersini alan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 40 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın birinci grubunu, Ters Yüz Sınıf öğretim yöntemi ile öğrenim gören 20 öğrenci, ikinci grubunu ise sınıf içi öğretim yöntemi ile öğrenim gören 20 öğrenci oluşturmuştur. Ancak, sınıf içi öğretim yöntemi grubunda 1 öğrenci, kişisel nedenlerden dolayı, okula ve bu derse devam etmediğinden dolayı, çalışma 19 öğrenci ile tamamlanmıştır. Veriler, "Tanıtıcı Bilgiler Formu", "Mevcut Uygulamaya İlişkin Görüş Formu", Ters-Yüz sınıf öğretim yöntemine ilişkin öğrenci görüşlerini belirleme formu ve "Öğrenme Çıktılarını Ölçme Araçları" aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, ödev, final ve ders başarı notu açısından Ters Yüz Sınıf grubu puanlarının, kontrol grubunun puanlarına göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Ödev ve final puanları açısından, öğrenci başarısı yüksek bilişsel seviyeleri (uygulama-1-2, sentez-2, analiz) değerlendiren basamaklarda, TYSÖY'de SİÖY'e göre anlamlı düzeyde yüksek puanlar elde edilmiştir. Öğrenciler, "esnekliğin sağlanması" hakkında olumlu; "sistem alt yapısı sorunları" hakkında olumsuz görüş bildirmişlerdir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, Ters Yüz Sınıf öğretim yönteminin, öğrencilerin temel kavramları öğrenmelerinde kullanılabilecek bir yöntem olduğu ve öğrencilerin kendi kendilerine öğrenme deneyimi ve sorumluluğu elde edebilmeleri için, yöntemin diğer hemşirelik lisans derslerine de entegre edilmesi önerilmektedir.
Farklı bilgi kaynaklarından edinilen bilgilerin sosyobilimsel konularda oluşturulan argümantasyonların kalitesi ve fen başarısı üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı 8. sınıf öğrencilerinin farklı kaynaklardan bilgi edinmelerinin bilimsel tartışma sürecinde ürettikleri argümantasyonların kalitesi ve fen başarıları üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışma 2017-2018 eğitim-öğretim yılında, Ankara'nın Altındağ ilçesindeki bir kamu ortaokulundaki 36 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Baz istasyonları ve genetiği değiştirilmiş organizmalar sosyobilimsel konularında uygulamalar yapılmıştır Tartışmacı Anketi (TA) ve Biyoteknoloji Akademik Başarı Testi (BABT) katılımcılara uygulanmış, elde edilen verilere göre birbirine denk üç grup oluşturulmaya çalışılmıştır. Öğrencilerin sosyobilimsel konulara ilişkin görüşlerini belirlemek için kavram karikatürleri kullanılmıştır. Her bir gruba, bilgi edinme kaynakları (araştırma, sunum, röportaj) rastgele atanmıştır. Her bir grup içerisinde TA ve BABT puanları bakımından homojen, sosyobilimsel konulara ilişkin görüşleri açısından heterojen üçer kişilik dört alt grup oluşturulmuştur. Önce küçük grup tartışmaları, ardından toplu sınıf tartışmaları yapılmıştır. Argümantasyon süreçleri ses kayıt cihazıyla kaydedilmiştir. Nitel verilerin analizi içerik analizi yoluyla, nicel analizler ise ön test ve son test puanlarının karşılaştırılmasıyla yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, tüm gruplarda en fazla ikinci seviyede argümantasyon üretilmiştir. İkinci seviyeden sonraki düzeylerde frekansların giderek azaldığı görülmüştür. En kaliteli sözlü argümantasyonlar araştırma grubunda üretilirken, röportaj grubu kalite bakımından diğer iki grubun gerisinde kalmıştır. Ön ve son uygulama süreci karşılaştırıldığında, son süreçte daha fazla sayıda ve daha kaliteli argümantasyonların üretildiği gözlemlenmiştir. Konu içerikleri bakımından incelendiğinde, baz istasyonları konusunda daha fazla ve daha kaliteli argümantasyonlar üretildiği tespit edilmiştir. Nicel verilere göre, farklı kaynaklardan bilgi edinen gruplardaki öğrencilerin akademik başarılarının biraz arttığı fakat grupların erişi puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşmadığı görülmüştür. Bu bağlamda tüm bulgular tartışılmış, elde edilen sonuçlar doğrultusunda çalışmaya özgü çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Aynı sınıfta eğitim gören 5-7 yaş gurubu 1.sınıf öğrencilerinin ders başarılarının değerlendirilmesi
İnsanın eğitilmesi, en ilkel topluluklardan başlayarak modern toplumlara kadar üzerinde en çok durulan konuların başında gelmektedir. Gelecek nesillerin eğitilmesi tüm toplumların başlıca amacıdır. Günümüzde teknolojinin çok hızlı gelişmesi, bilim alanındaki ilerlemeler eğitimin önemini daha da arttırmıştır. Eğitime daha çok yatırım yapılmaya ve kaynak ayrılmaya başlanmıştır. Bu anlamda eğitim yöntemleri daha çok sorgulanmaya başlanmıştır. Başarısızlığın nedenlerini saptamaya yönelik çalışmalar da hız kazanmıştır. Öğrenci başarısı, eğitim programlarının tek amacı durumundadır. Okul başarısı öğrencinin bulunduğu okul, sınıf ve derse göre belirlenmiş hedeflere ulaşmada göstermiş olduğu ilerlemedir. Öğrencinin başarısı üzerinde etkili olan birçok değişken bulunmaktadır. Bu değişkenler hemen hemen tümüyle fiziksel, psikolojik, sosyal durum ve çevresel koşullarla ilgili olmakta, öğrencinin durumunu, dolayısıyla başarı düzeyini olumlu ya da olumsuz etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, adı geçen değişkenlerin aynı sınıfta okuyan 5 ? 7 yaş grubu üzerindeki etkileri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: 1- Eğitim 2- Öğretim 3- Ders BaĢarısı 4- Öğrenci BaĢarısı 5- Okul BaĢarısı 6- 5-7 YaĢ Grubu
4. sınıf matematik sınav sorularının bilişsel alan kapsamında incelenmesi; TIMSS sınav sorularıyla karşılaştırmalı bir analiz
Matematik, insanlıkla birlikte var olan ve her geçen gün önemini artıran çağımızın en önemli bilim dallarındandır. Türkiye'nin de içinde bulunduğu TIMSS ve PISA gibi araştırma raporlarında, matematik ve geometri alanında öğrencilerimizin başarı düzeylerinin istenilen seviyede olmadığı görülmektedir. Bu çalışma, 4.sınıf matematik sınav sorularının, öğretim programına ve TIMSS sınav sorularıyla karşılaştırması amaçlamıştır. Bu araştırmada, evren İstanbul ili, örneklem ise Bahçelievler ilçesinde rastlantısal seçilen 3 ilkokuldur. Araştırmanın modeli nitel bir yöntemdir. Araştırmanın nitel veri bölümünde, yazılı sınav sorularında doküman analiz tekniği ve öğretmenlere uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Veri kaynağı olarak, 2012-2013 eğitim öğretim yılında, 4.sınıf öğrencilerine uygulanan matematik sınav soruları kullanılmıştır. Bu sorular, MEB öğretim programında öğrenme alanlarına ayrılan süre olarak ve TIMSS 2011 sınavında yer alan bilişsel alanlara göre karşılaştırılmıştır. Çalışmada ayrıca, 50 ilkokul öğretmeniyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşme sonuçlarına da yer verilmektedir. Araştırmanın sonucunda, matematik öğrenme alanları karşılaştırmasında, sınav sorularının %80'ini sayılar, %16'sını geometrik şekiller ve ölçme, %4'ünü veri gösterimi alanı oluşturmuştur. MEB kılavuz kitapta ise; %52 sayılar, %44 geometrik şekiller ve ölçme, %4 veri gösterimi alanına zaman ayrıldığı ve tutarlı olmadıkları tespit edilmiştir. Bilişsel alan karşılaştırmasında ise, TIMSS'de soruların %40'ı bilgi, %40'ı uygulama, %20'sini akıl yürütme oluşturmuştur. İncelenen sınav sorularında ise; %67'i bilgi, %18'i uygulama, %15'i akıl yürütme olduğu ve aralarında tutarlılık olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlere uygulanan görüşme formu verilerine göre; öğretmenlerin çoğunluğu sınıfta başarı yüzdesinin düşük olması durumunda konu tekrarı yaptıkları, farklı öğretim teknikleri kullanmadıkları ve bilişsel alan konusunda bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir.
Ortaöğretim kurumlarında okuyan öğrencilerin interneti oyun ve sosyal ağ amaçlı kullanmaları ile akademik başarılarının arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı ortaöğretim kurumuna devam eden öğrencilerinin internet kullanım eğilimleri ile akademik başarılarının arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın amacı doğrultusunda anket uygulaması yapılmıştır. Çalışmanın evrenini, 2013-2014 Eğitim Öğretim yılı içinde; İstanbul İstanbul Anadolu yakasında bulunan devlet ve özel liselerine (Anadolu, İmam Hatip, Anadolu İmam Hatip, Meslek, Sağlık Meslek, vb.) devam eden tesadüfü yöntemle seçilecek 283 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada uygulamalar başlamadan önce katılımcı öğrencilere çalışma ve uygulanacak ölçekler hakkında genel bilgiler verilmiştir. Araştırmada elde edilecek veriler SPSS-16 Bilgisayar-İstatistik paket programında analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre akademik başarı ile sosyal ağ ve internet oyunları arasındaki ilişkide, akademik başarıyı yansıtan öğrencilerin karne notları ile sosyal ağ ve internet oyunları arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Öğrencilerin internet kullanım eğilimleri artış gösterdikçe akademik başarıları düşüş göstermektedir.
Okul öncesi eğitimin ilköğretim başarısına etkisi: Yozgat ili Akdağmadeni ilçesi örneği
Bu araştırma okul öncesi eğitimin ilköğretim başarısına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014–2015 eğitim-öğretim yılı Yozgat ili Akdağmadeni ilçesinde görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Yozgat ilinin Akdağmadeni ilçesinde görev yapan random yoluyla seçilen sınıf öğretmenlerinden meydana gelmiştir. Araştırmada Ebru Dündar Kırık'ın (2011) geliştirdiği bir anket seçilmiştir. Beşli Likert tipinde hazırlanmış 37 madde ve 1 açık uçlu sorudan oluşan bu anket Yozgat ili Akdağmadeni ilçesinde görev yapan sınıf öğretmenlerinden tesadüfü yolla seçilen 110 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Anket sonucunda elde edilen verilen SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada uygulanan anket sonuçlarına göre; okul öncesi eğitimi alan çocukların almayan çocuklara oranla; akademik başarılarının ve sosyal, duyuşsal ile psikomotor gelişim alanlarının daha iyi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi eğitimde; çocukların becerilerinin olumlu yönde geliştiği, okula uyum sağlamada diğer çocuklara oranla daha az zorlandıkları, çocukların duygu ve düşüncelerini anlatırken daha iyi iletişim kurabildikleri, öz güven, öz denetim, öz bakım becerilerinin daha üst düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca açık uçlu sorulara verilen cevaplardan yola çıkarak; sınıf öğretmenleri okul öncesi eğitimin zorunlu olmasını ve köyler de dâhil olmak üzere tüm okullarda yer alarak 12 yıllık zorunlu eğitim kapsamına alınmasını istedikleri görülmektedir. Bununla birlikte öğretmenler, okul öncesi eğitime gereken önemin verilmesini, ailelerin, basının ve yetkili kuruluşların bu konuda bilgilendirilmesini, katılımın sağlanması için gerekli şartların sağlanarak çalışmaların yapılmasını önermişlerdir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, zorunlu eğitim, ilköğretim başarısı, aile katılımı, öğretmen görüşleri.
8. sınıf öğrencilerinin ders başarısında eğitim koçluğunun etkileri
Koçluk, bireyi ulaşmak istediği hedeflere yönlendiren, sürekli öğrenme ve kendini geliştirmeyi sağlayan etkili bir süreçtir. Koçluk, koç ile koçluk alan arasında birlikte kararlaştırılmış hedeflere ulaşmak amacıyla, karşılıklı deneyim ve kanaat paylaşımıdır. Eğitim koçluğunda, öğrencilerin hedeflerini gerçekleştirmesi ve akademik performansını yükseltmesi amaçlanmaktadır. Eğitim koçluğu, öğrencilerin güçlü ve zayıf yönlerini keşfetmesi ve sorunlarına çözümler üretmesini sağlamaya dayanan, yapılandırılmış bir gelişimsel etkileşim sürecidir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden deneysel desende yürütülmüştür. Araştırmanın amacı, eğitim koçluğunun öğrencilerin ders başarısı ve sınav performansı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemi, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Trabzon'daki devlet okullarında öğrenimlerini sürdüren ve TEOG sınavına hazırlanan 116 (yüzonaltı) sekizinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Öğrencilerden 58'i deney ve 58'i kontrol grubunu oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, öğrencilerin devam ettiği okullarda Matematik, Fen Bilgisi, Türkçe derslerinden aldıkları notlar ve TEOG sınavlarından aldıkları puanlardan oluşmaktadır. Öğrenciler, derslerden ve deneme sınavlarından aldıkları puanları, Trabzon Faroz Danışmanlık bünyesinde yürütülen koçluk hizmeti sürecinde, kendilerine dağıtılan bilgi toplama aracına aktarmışlardır. Bu araştırma, uygulamaya dayalı deneysel bir araştırma olması nedeniyle farklılık göstermektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular, eğitim koçluğunun öğrencilerin akademik başarısını artırdığını göstermektedir. Öğrencilerin ders başarısı ve sınav başarısına ilişkin ortalama puanlar cinsiyet değişkeni açısından istatistiksel olarak farklılaşmamakta, sadece Türkçe dersine ilişkin sınav başarısında kız öğrenciler lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Koçluk, eğitim koçluğu, ders başarısı, sınav başarısı.
İlköğretim 4. sınıf öğrencilerinin eğitim başarısına aile içi iletişimin etkileri
Bu araştırmanın amacı, İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet ilkokullarında bulunan 4. Sınıf öğrencilerinin ölçek sonuçlarından yararlanarak; ilköğretim 4. sınıf öğrencilerinin eğitim başarısına aile içi iletişimin etkilerini ve çeşitli değişkenler açısından aile tutum ölçeği alt faktörleri değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesinde bulunan 13 devlet okulunda yer ilkokul 4. Sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi bu okullar içerisinden seçilen 319 öğrenciyi kapsamaktadır. Veri toplama aracı olarak, Prof. Dr. Işıl Bulut'un hazırladığı ''Aile Tutum Ölçeği'' kullanılmıştır. Veriler toplandıktan sonra SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Toplanan bilgiler bilgisayar ortamına aktarılarak yanıt olarak ''Aynen Katılıyorum'' seçeneği bir( 1) puan, ''Büyük Ölçüde Katılıyorum'' iki (2) puan, ''Biraz Katılıyorum'' üç (3) puan, ''Hiç Katılmıyorum'' dört (4) puan olarak değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda araştırmaya katılan kız öğrencilerin oranının %53, erkek öğrencilerin oranının ise %47 olduğu anlaşılmaktadır. Akademik ortalaması 70 ve altı olan öğrencilerin oranı %26,6; 70-80 arası olan öğrencilerin oranı %18,5; 80-90 arası olan öğrencilerin oranı %32,3 ve 90 ve üzeri olan öğrencilerin oranı ise %22,6'dır. 100. Yıl ilkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %4,1; Bekir Sami Dedeoğlu İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %5,6; Gaziosmanpaşa Fevzi Çakmak İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %8,8; Gaziosmanpaşa Aliya İzzet Begoviç İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %10; Gaziosmanpaşa Karlı Tepe İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %9,7; Gaziosmanpaşa Preveze İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %7,5; Gaziosmanpaşa Selahattin Eyyubi İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %7,2; Gaziosmanpaşa Şükrü Yemenci İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %8,5; Gaziosmanpaşa Yenimahalle İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %8,5; Gaziosmanpaşa Mithat Paşa İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %12,5 ve Havuz Başı Atilla Baykal İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı ise %4,4'tür. Araştırmanın amacı doğrultusunda Aile Değerlendirme Ölçeğinde elde edilen puanlar ve akademik not ortalamaları arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda Aile Değerlendirme Ölçeği boyutlarının akademik başarı üzerindeki etkisini belirlemek için; Aile Değerlendirme Ölçeği boyutları (bağımsız değişken) ile akademik puan ortalamaları (bağımlı değişken) arasında basit doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanınamacı doğrultusunda öğrencilerin; problem çözme, iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlar boyutu puan ortalamalarının cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği anlaşılmaktadır. Ancak öğrencilerin gereken ilgiyi gösterebilme boyutu puan ortalaması cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermiştir. Erkek öğrencilerin gereken ilgiyi gösterebilmeye yönelik aile işlevi algılarının daha sağlıksız olduğu anlaşılmıştır. Öğrencilerin; problem çözme, gereken ilgiyi gösterebilme ve davranış kontrolü boyutu puan ortalamalarının akademik puan ortalamalarına göre anlamlı bir farklılık göstermediği anlaşılmaktadır. Ancak öğrencilerin; iletişim, roller, duygusal tepki verebilme ve genel fonksiyonlar boyutu puan ortalamalarının akademik puan ortalamalarına göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, akademik ortalaması "70 ve altı" olan öğrencilerin; iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlara yönelik aile işlevi algıları, akademik ortalaması "80-90 arası" ve "90 ve üzeri" olan öğrencilerininkine göre daha sağlıksızdır. Öğrencilerin; akademik puan ortalamaları ile problem çözme ve gereken ilgiyi gösterebilmeye yönelik aile işlevi puanları arasında düşük düzeyde negatif yönlü ve anlamsız ilişkilerin bulunduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan, öğrencilerin; akademik puan ortalamaları ile iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlara yönelik aile işlevi puanları arasında düşük düzeyde negatif yönlü ve anlamlı ilişkilerin bulunduğu anlaşılmaktadır . Öğrencilerin; iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlara yönelik sağlıklı aile işlevi algıları arttıkça, akademik puan ortalamaları da artış göstermektedir.
Boş zaman etkinliği yapan ve yapmayan üniversite sınavına hazırlanan 12. sınıf öğrencilerinin test başarı ve kaygı düzeylerinin incelenmesi
ÖZET BOŞ ZAMAN ETKİNLİĞİ YAPAN VE YAPMAYAN ÜNİVERSİTE SINAVINA HAZIRLANAN 12. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN TEST BAŞARI VE KAYGI DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİMehtap ERDOĞANYüksek Lisans Tezi, Psikoloji Anabilim DalıDanışman: Yard. Doç Dr. Muzaffer ŞAHİNEylül, 2012 - 101 sayfaBu çalışma da boş zaman etkinliklerinin kaygı ve başarı üzerine olan etkisi incelenmiştir.Araştırma ?Sınav kaygısı yüksek olan üniversite sınavına hazırlanan 12. sınıf öğrencilerinin başarısı, düşük kaygılılara göre düşük olacaktır.? ?Boş zaman etkinlikleri yapanların, yapmayanlara göre sınav, durumluk ve sürekli kaygısı daha düşüktür.? ?boş zaman etkinliği yapanların başarısı yapmayanlara göre daha yüksektir.? ?sosyal faaliyetlerden bedensel faaliyetler, sanatsal faaliyetlerden kaygıyı düşürmede daha etkilidir.? Hipotezleri denenmek üzere düzenlenmiştir. Bu hipotezler, araştırmaya başlamadan önce sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerle ilgili gözlemler ve daha sonra bu araştırma için yapılan kaygı, ergenlik dönemi gelişim süreçleri, başarı, başarının algılanması ve boş zaman etkinlikleri üzerine yapılan literatür taraması sırasında ortaya çıkan bulgu ve görüşlere dayandırılmıştır. Dershaneye devam eden, lise ve özel liselerin son sınıfına giden öğrencilere anket uygulanmış boş zaman etkinliği yapanlar ve yapmayanların kaygı ve başarı durumları arasında fark olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırmada; demografik bilgilerin ve boş zaman etkinliği yapıp yapmadıklarına ilişkin soruların, durumluk, sürekli ve sınav kaygısı ölçeklerinin bulunduğu bir anket uygulanmıştır. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre;Örneklem grubumuz dershaneye giden boş zaman etkinliği yapan 232; boş zaman etkinliği yapmayan 281 toplam 513 öğrenciden oluşmaktadır. İlk hipotez için veriler incelenmiş ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olmadığı saptanmasına karşın vasat ve orta düzeyde başarılı öğrencilere göre başarılı öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı puan ortalamalarının daha düşük olduğu; durumluk kaygı puan ortalamalarının ise daha yüksek olduğu görülmektedir.Boş zaman etkinliğinde bulunanların, bulunmayanlara göre sınav, durumluk ve sürekli kaygı puan ortalamalarının daha düşük olacağı hipotezi incelendiğinde, ortalamalar da sınav ve sürekli kaygının boş zaman etkinliğine katılanlarda daha düşük olduğu, durumluk kaygıda ise tam tersi bir sonucun olduğu yani boş zaman etkinliği yapan öğrencilerin durumluk kaygısının daha yüksek olduğu sonucu çıkmıştır. Sürekli kaygı ortalaması farkları anlamlı bulunmamış olsa da, sınav kaygısı ve durumluk kaygı ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur.En son hipotezimiz olan spor faaliyetlerinin sanatsal faaliyetlere oranla kaygı seviyelerine etkileri konusunda yapılan incelemede ise spor etkinliklerinde bulunan başarılı öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı ortalamalarının, spor faaliyetlerinde bulunmayanlara göre anlamlı oranda düşük olduğu tespit edilmiştir. Durumluk kaygı ise spor faaliyetlerinde bulunan başarılı öğrencilerde, spor faaliyetlerinde bulunmayanlara göre daha yüksek çıkmıştır.Tüm başarı seviyelerinde, yani iyi, orta ve vasat başarı seviyesindeki öğrencilerin haftada 3 veya 4 gün sosyal bir faaliyete katıldıklarında sınav ve sürekli kaygı ortalamaları, sosyal faaliyete haftada 1 veya 2 gün, 5 gün ya da her gün katılan öğrencilerden daha düşük bulunmuştur. Boş zaman etkinliğine katılma sıklığı ile başarı arasında ilişki kurulamamıştır. Ortalamalar arasındaki fark anlamlı değildir.Araştırmada, kız ve erkek öğrencilerin kaygı ortalamaları karşılaştırılmış, kız öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı ortalamaları erkek öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Durumluk kaygı ortalaması ise erkek öğrencilerde kız öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Bu sonuç istatistiksel olarak anlamlıdır.Yapılan incelemede, sınav kaygısı durumluk kaygı ve sürekli kaygı ortalamaları açısından özel okullarla devlet okulları arasında çok büyük fark olmamakla birlikte, özel okul öğrencilerinin durumluk kaygı ortalamaları devlet okulu öğrencilerine göre daha yüksek çıkmıştır. Devlet okulunda eğitim gören öğrencilerin ise sürekli ve sınav kaygısı özel okulda eğitim gören öğrencilere göre daha yüksek çıkmıştır. Grubun örneklemdeki oranları çok farklı olduğu için, bu verilerle yorum yapmanın doğru olmayacağı düşünülmüştür.Yapılan istatistiksel araştırmalar sonucunda ortalamalara bakıldığında ileri sürülen hipotezlerin doğrultusunda sonuçlar görülmekle birlikte, hipotezlerin bir kısmı istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır. Fakat bu araştırma doğrultusunda boş zaman etkinliğine ayrılan zamanın önemli olduğu görülmüştür. Ayrıca kız öğrencilerin, devlet okuluna giden öğrencilerin ve sanatla ilgilenen öğrencilerin sürekli ve sınav kaygılarının daha yüksek olması, buna karşın erkek öğrencilerin, özel okul öğrencilerinin ve spor yapan öğrencilerin durumluk kaygısının daha yüksek olması sonucu ileriki araştırmalara konu olabilecek nitelikte ki önemli bulgulardır.Anahtar Kelimeler: Boş zaman etkinlikleri, başarı, kaygı, üniversite sınavına hazırlanan öğrenci.ÖZETBOŞ ZAMAN ETKİNLİĞİ YAPAN VE YAPMAYAN ÜNİVERSİTE SINAVINA HAZIRLANAN 12. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN TEST BAŞARI VE KAYGI DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİMehtap ERDOĞANYüksek Lisans Tezi, Psikoloji Anabilim DalıDanışman: Yard. Doç Dr. Muzaffer ŞAHİNEylül, 2012 - 101 sayfaBu çalışma da boş zaman etkinliklerinin kaygı ve başarı üzerine olan etkisi incelenmiştir.Araştırma ?Sınav kaygısı yüksek olan üniversite sınavına hazırlanan 12. sınıf öğrencilerinin başarısı, düşük kaygılılara göre düşük olacaktır.? ?Boş zaman etkinlikleri yapanların, yapmayanlara göre sınav, durumluk ve sürekli kaygısı daha düşüktür.? ?boş zaman etkinliği yapanların başarısı yapmayanlara göre daha yüksektir.? ?sosyal faaliyetlerden bedensel faaliyetler, sanatsal faaliyetlerden kaygıyı düşürmede daha etkilidir.? Hipotezleri denenmek üzere düzenlenmiştir. Bu hipotezler, araştırmaya başlamadan önce sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerle ilgili gözlemler ve daha sonra bu araştırma için yapılan kaygı, ergenlik dönemi gelişim süreçleri, başarı, başarının algılanması ve boş zaman etkinlikleri üzerine yapılan literatür taraması sırasında ortaya çıkan bulgu ve görüşlere dayandırılmıştır. Dershaneye devam eden, lise ve özel liselerin son sınıfına giden öğrencilere anket uygulanmış boş zaman etkinliği yapanlar ve yapmayanların kaygı ve başarı durumları arasında fark olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırmada; demografik bilgilerin ve boş zaman etkinliği yapıp yapmadıklarına ilişkin soruların, durumluk, sürekli ve sınav kaygısı ölçeklerinin bulunduğu bir anket uygulanmıştır. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre;Örneklem grubumuz dershaneye giden boş zaman etkinliği yapan 232; boş zaman etkinliği yapmayan 281 toplam 513 öğrenciden oluşmaktadır. İlk hipotez için veriler incelenmiş ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olmadığı saptanmasına karşın vasat ve orta düzeyde başarılı öğrencilere göre başarılı öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı puan ortalamalarının daha düşük olduğu; durumluk kaygı puan ortalamalarının ise daha yüksek olduğu görülmektedir.Boş zaman etkinliğinde bulunanların, bulunmayanlara göre sınav, durumluk ve sürekli kaygı puan ortalamalarının daha düşük olacağı hipotezi incelendiğinde, ortalamalar da sınav ve sürekli kaygının boş zaman etkinliğine katılanlarda daha düşük olduğu, durumluk kaygıda ise tam tersi bir sonucun olduğu yani boş zaman etkinliği yapan öğrencilerin durumluk kaygısının daha yüksek olduğu sonucu çıkmıştır. Sürekli kaygı ortalaması farkları anlamlı bulunmamış olsa da, sınav kaygısı ve durumluk kaygı ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur.En son hipotezimiz olan spor faaliyetlerinin sanatsal faaliyetlere oranla kaygı seviyelerine etkileri konusunda yapılan incelemede ise spor etkinliklerinde bulunan başarılı öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı ortalamalarının, spor faaliyetlerinde bulunmayanlara göre anlamlı oranda düşük olduğu tespit edilmiştir. Durumluk kaygı ise spor faaliyetlerinde bulunan başarılı öğrencilerde, spor faaliyetlerinde bulunmayanlara göre daha yüksek çıkmıştır.Tüm başarı seviyelerinde, yani iyi, orta ve vasat başarı seviyesindeki öğrencilerin haftada 3 veya 4 gün sosyal bir faaliyete katıldıklarında sınav ve sürekli kaygı ortalamaları, sosyal faaliyete haftada 1 veya 2 gün, 5 gün ya da her gün katılan öğrencilerden daha düşük bulunmuştur. Boş zaman etkinliğine katılma sıklığı ile başarı arasında ilişki kurulamamıştır. Ortalamalar arasındaki fark anlamlı değildir.Araştırmada, kız ve erkek öğrencilerin kaygı ortalamaları karşılaştırılmış, kız öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı ortalamaları erkek öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Durumluk kaygı ortalaması ise erkek öğrencilerde kız öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Bu sonuç istatistiksel olarak anlamlıdır.Yapılan incelemede, sınav kaygısı durumluk kaygı ve sürekli kaygı ortalamaları açısından özel okullarla devlet okulları arasında çok büyük fark olmamakla birlikte, özel okul öğrencilerinin durumluk kaygı ortalamaları devlet okulu öğrencilerine göre daha yüksek çıkmıştır. Devlet okulunda eğitim gören öğrencilerin ise sürekli ve sınav kaygısı özel okulda eğitim gören öğrencilere göre daha yüksek çıkmıştır. Grubun örneklemdeki oranları çok farklı olduğu için, bu verilerle yorum yapmanın doğru olmayacağı düşünülmüştür.Yapılan istatistiksel araştırmalar sonucunda ortalamalara bakıldığında ileri sürülen hipotezlerin doğrultusunda sonuçlar görülmekle birlikte, hipotezlerin bir kısmı istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır. Fakat bu araştırma doğrultusunda boş zaman etkinliğine ayrılan zamanın önemli olduğu görülmüştür. Ayrıca kız öğrencilerin, devlet okuluna giden öğrencilerin ve sanatla ilgilenen öğrencilerin sürekli ve sınav kaygılarının daha yüksek olması, buna karşın erkek öğrencilerin, özel okul öğrencilerinin ve spor yapan öğrencilerin durumluk kaygısının daha yüksek olması sonucu ileriki araştırmalara konu olabilecek nitelikte ki önemli bulgulardır.Anahtar Kelimeler: Boş zaman etkinlikleri, başarı, kaygı, üniversite sınavına hazırlanan öğrenci.
Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının 10. sınıf veri, sayma ve olasılık ünitesinin öğretiminde öğrenci başarısına etkisi ve öğrenci görüşlerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, GME yaklaşımına dayalı öğretim yönteminin 10. sınıf "Veri, Sayma ve Olasılık" ünitesinin öğretiminde öğrenci başarısına etkisini incelemek ve bu yaklaşıma dayalı öğretim yöntemi hakkında öğrenci görüşlerini ortaya koymaktır. Bu araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma yöntemlerinden açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında, deneysel araştırmalarda kullanılan ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen modeli kullanılmıştır. Gruplardan deney grubundaki öğrencilere GME yaklaşımına dayalı öğretim yöntemi, kontrol grubuna ise geleneksel yaklaşıma dayalı öğretim yöntemi (düz anlatım ve soru-cevap) uygulanmıştır. Araştırmanın nitel aşamasında ise durum (örnek olay) çalışma modeli kullanılmıştır. Çalışma 2018-2019 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında Van ili Gevaş ilçesinde bulunan MEB'e bağlı bir lisenin 10. sınıfında öğrenim gören 60 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları; her iki gruba öğrencilerin başarısını ölçmek için "Veri, Sayma ve Olasılık Başarı Testi" (ön test-son test) ve deney grubundaki öğrencilere GME yaklaşımına dayalı öğretim yöntemine ilişkin görüşlerini belirleyebilmek için yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Hazırlanan başarı testinin pilot uygulaması 9. ve 11. sınıfta öğrenim gören toplam 93 öğrenci ile yürütülmüştür. Başarı testinin pilot uygulaması sonucunda cronbach alfa güvenirlik katsayısı .87 olarak bulunmuştur. Nicel verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler t-testi ve ilişkili örneklemler t-testi kullanılmıştır. Sonuçlar p=.01 anlamlılık düzeyine göre değerlendirilmiştir. Görüşme formundan elde edilen verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Sonuç olarak, GME yaklaşımına dayalı öğretim yöntemi, geleneksel yaklaşıma dayalı öğretim yöntemine göre öğrenci başarısında daha etkili olduğu gözlenmiştir. Aynı zamanda öğrencilerin GME yaklaşımına dayalı öğretim yöntemi hakkında olumlu görüşler ifade ettiği de tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler Gerçekçi matematik eğitimi, veri, sayma ve olasılık, öğrenci başarısı ve görüşleri.
Fen bilimleri dersinde öğretim materyali olan şarkıların kullanılmasının öğrencilerin başarı, tutum ve kalıcılık üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, 6. sınıf Fen Bilimleri dersi "Vücudumuzdaki Sistemler" ünitesi öğretiminde, materyal olan şarkıların kullanılmasının öğrencilerin ders başarısına, bilgilerin kalıcılığına ve derse olan tutumlarına etkisini incelemektir. Araştırmada yöntem olarak ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Gaziantep ilinde yer alan MEB'e bağlı Karacaoğlan ortaokulunda 2018-2019 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 6. sınıf öğrencilerinden, deney (N=35) ve kontrol grubu (N=33) olarak belirlenmiş 68 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen Vücudumuzdaki Sistemler Başarı Testi (VSBT) ve Geban vd., (1994) tarafından geliştirilen Fen Bilgisi Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca başarı testi 4 hafta sonra kalıcılık düzeyini belirlemek için Kalıcılık Testi olarak tekrar uygulanmıştır. Araştırma sürecinde "Vücudumuzdaki Sistemler" ünitesine ait konular deney grubunda Fen Bilimleri öğretim programında yer alan öğretime ek materyal olarak şarkıların kullanımıyla işlenirken, kontrol grubuna ise şarkı kullanılmadan geçerli müfredata uygun etkinlikler ile öğretim yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 25 programında yapılmıştır. Başarı ve tutum ölçek puanlarının karşılaştırılmasında deney ve kontrol grupları için bağımsız örneklem t-testi ve deney ve kontrol grubunun kendi içindeki puanlarının karşılaştırılması için eşleştirilmiş t-testi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; "Vücudumuzdaki Sistemler" ünitesine ait konuların öğretiminde materyal olarak kullanılan şarkıların öğrencilerin akademik başarısını arttırdığı ve konuya ait bilgilerin kalıcılığının istenilen düzeyde olmadığı görülmüştür. Ayrıca Fen Bilimleri dersine yönelik tutumlarının her iki grup için olumlu yönde artış olduğu görülmüştür.
Üniversiteye yerleşmeye etki eden faktörlere ilişkin model tasarımı
Araştırmanın amacı taşımacılık, pansiyon ve gündüzlü öğrenci olarak Van ilinde ortaöğretime devam eden öğrencilerin Özel Öğretim Kurslarına gitme, günlük ders çalışma süresi ve not ortalaması kısıtlayıcılarına göre üniversiteye yerleşmelerinin etkisini matematiksel bir modelle incelemektir. Bu araştırmada, üniversiteye yerleşmede taşımacılık, pansiyon ve gündüzlü öğrenci gruplarının modellenmesi için doğrusal programlamada simplex yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 12.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemini ise 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Van ili Erciş ilçesin de Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde bulunan taşımacılık, pansiyon ve gündüzlü öğrenci gruplarını içerisinde barındıran bir lisede eğitim gören 207 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ''Bilgi Toplama Formu'' kullanılmıştır. Araştırmada sırasıyla gündüzlü, pansiyon ve taşımacılık öğrenci gruplarının üniversiteye yerleşmede daha başarılı olduğu, Özel Öğretim Kurslarına gitmenin, not ortalamasının ve ders çalışma saatinin üniversiteye yerleşmede etkili olduğu saptanmıştır. Taşımacılıkla öğretim hayatını sürdüren öğrencilerin üniversiteye yerleşmede diğer iki grup kadar başarılı olmadıkları görülmüştür.
Ortaokul öğrencilerinin üstbilişsel farkındalıkları ile mantıksal düşünme becerilerinin matematik dersindeki başarıya etkisi
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin üstbiliş farkındalık düzeyleri ile mantıksal düşünme becerilerinin matematik dersindeki akademik başarıya etkisi olup olmadığı incelemektir. Araştırma, 2018–2019 eğitim öğretim yılında, Siirt İli Fevzi Çakmak Ortaokulunda 5. 6. 7. ve 8. sınıfta öğrenimlerine devam eden 120 öğrenci örnekleme alınmıştır. Üstbilişsel farkındalık düzeylerini ölçmek amacıyla Üstbilişsel Farkındalık Envanteri (ÜFE) Schraw ve Dennison (1994) ve mantıksal düşünme becerilerini ölçmek amacıyla Mantıksal Düşünme Yetenekleri Testi (MDYT)Tobin and Capie (1981) uygulanmıştır. Araştırma sürecinde elde edilen veriler, SPSS 22.0 istatistik paket programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Verilerin analizinde Pearson-Moment Çarpım Korelasyonu, bağımsız örneklemler için t-testi ve regresyon analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ortaokul öğrencilerinin üstbilişsel farkındalık düzeyleri ve mantıksal düşünme becerileri ile akademik başarı arasında anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Üstbilişsel farkındalık ve matematik dersindeki akademik başarı arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bununla birlikte mantıksal düşünme becerisi ve akademik başarı arasında da pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Analizler sonucunda üstbilişsel farkındalık ve mantıksal düşünme becerisi matematik dersindeki akademik başarının yordayıcısıdır denilebilir. Ayrıca ortaokul öğrencilerinin matematik dersindeki akademik başarıları, üstbilişsel fakındalıkları ve mantıksal düşünme becerileri cinsiyet faktörüne göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre akademik başarı ve üstbilişsel farkındalık cinsiyet açısından değişmektedir. Kız öğrenciler erkek öğrencilerden daha başarılı olduğu ve kız öğrencilerin daha yüksek üstbilişsel fakındalığa sahip olduğu söylenebilir. Buna karşın ortaokul öğrencilerinin mantıksal düşünme becerisi ile cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.