Teacher training
264 theses under this subject heading
Beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştirme programlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi: Türkiye – Çekya örneği
Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve Çekya'daki Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni yetiştirme programlarında yer alan benzerlik ve farklılıklarının belirlenen iki üniversite üzerinden ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda, Çekya'daki Palacky Üniversitesi ile Türkiye'deki Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümlerinin öğretim programları değerlendirilerek benzeyen ve farklılaşan yönler üzerinden, müfredatta yer alan dersler incelenerek analiz edilmiştir. Araştırmanın verilerine ulaşabilmek için çalışmanın Türkiye ve Çekya ayağını oluşturan programlarındaki mevcut bulunan kayıtlar ve dökümanlar incelenmiş, bu çerçevede yürütülen betimsel araştırmada, karşılaştırmalı yöntemden yararlanılmıştır. Çekya'daki Palacky Üniversitesi Physical Culture Fakültesi ile Türkiye'deki Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümlerinin öğretim programlarında yer alan dersler incelendiğinde, her iki müfredatta yer alan; teorik dersler açısından, anatomi, iletişim, İngilizce, hukuk, psikoloji, sporun temelleri, beden eğitimi ve spor tarihi, ilk yardım, beslenme, araştırma yöntemleri gibi konulardaki derslerin benzerliği gözlemlenirken, diğer tarafttan uygulamalı dersler açısından ise, cimnastik, takım sporları, atletizm, ritim eğitimi, yüzme, savunma sporları, eğitsel oyunlar, öğretmenlik uygulaması gibi konulardaki derslerin benzerliği ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği programından mezun olma şartı en az 240 AKTS iken Çekya'da 180 AKTS'dir. Her iki müfredattaki seçmeli ders sayılarına bakıldığında, Türkiye'deki seçmeli ders sayısının Çekya'daki seçmeli ders sayısından fazla olduğu, ancak Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni adayı bir öğrencinin eğitimi boyunca alması gereken tüm derslerin içerisindeki oranlarına bakıldığında Çekya'da bu oranın %39,77, Türkiye'de ise %31,34 olduğu tespit edilmiştir. Müfredatlar içinde zorunlu derslerin oranları ise Türkiye'de %68,66; Çekya'da ise %60,23 olarak tespit edilmiştir. Diğer taraftan, Türkiye'de Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni adayı bir öğrencinin program müfredatında yer alan derslerin %75,44'ü teorik eğitim ders saatlerinden meydana gelirken, bu oran Çekya'da %51,23 olarak bulunmuştur. Bu noktadan hareketle, teorik ve uygulama ders saatlerinin Çekya'da birbirine çok yakın oranlarda olduğu, ancak Türkiye'de büyük çoğunluğunu teorik ders saatlerinin oluşturduğu söylenebilir. Sonuç olarak, her iki ülkenin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği programlarında yer alan hem seçmeli hem de zorunlu alana özgü bazı temel derslerin benzer ya da farklı isimler altında da olsa içerik, derslerin amaçları ve kazanımları bakımından benzerlik gösterdiği söylenebilir.
Ders araştırma modelinin, öğretmenlerin profesyonel gelişimleri ve öz-yeterlik algıları ile öğrencilerin öz-düzenleme becerileri üzerindeki değişimin incelenmesi
Eğitim alanında yapılan reformları incelediğimizde başarının ön koşulunun değişimi okuma ve hızlı cevap verme olduğu dikkat çekmektedir. Başarılı eğitim sistemlerinin kurulması, öz-düzenlemeli öğrenme ortamlarının oluşturulması ve yaşam boyu öğrenme becerilerinin kazandırılması için yüksek kalitede öğretmen profesyonel gelişim programlarına ihtiyaç vardır. Bu kapsamda İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü (İl MEM) ve Intel Eğitim Vakfı işbirliği ile İstanbul genelinde, 2013-2015 eğitim yılları arasında Ders Araştırma Modeli (DAM) öğretmen eğitimi planlanmıştır. Araştırmanın amacı, DAM'ın, öğretmenlerin profesyonel gelişimleri ve öz-yeterlik algıları ile öğrencilerin öz-düzenleme becerileri ve geliştirdikleri ürünlerdeki değişime etkilerini incelemektir. Çalışma grubunu, İstanbul İl MEM bünyesinde 39 ilçeden 27 ortaokul-lise öğretmeni ile bu öğretmenlerin 383 öğrencisi oluşturmaktadır. Eylem araştırması deseniyle yürütülen çalışmanın nicel boyutunda öğrencilere "Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği", öğretmenlere ise "Öğretmen Öz-yeterlik Ölçeği" uygulanmıştır. Nitel boyutunda ise, DAM kapsamında farklı zamanlarda 3 ve üzeri ders tasarımı uygulayan 10 öğretmenin tasarımı ile seçilen 10 öğrencinin süreçte geliştirdikleri ürünler seçilmiş ve öğretmen tasarımları öğretmen tasarımı rubriği ve öğrenci ürünleri ise öğrenci ürünleri değerlendirme rubriği ile analiz edilmiştir. Ayrıca, süreçle ilgili görüşlerini almak için 20 öğretmenle üç kez odak grubu görüşmesi yapılmış, veriler içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Seçilen öğretmenlerin öz-yeterlilik algılarının, öğrencilerinse öz-düzenleme becerilerinin gelişiminin eğitim öncesi ön-testler ve eğitim sonrası son-testlerde farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi için bağımlı örneklem "t" testinden faydalanılmıştır. Araştırma bulguları öğretmen boyutunda, DAM uygulama sürecinin, öğretmenlerin meslektaşları ile etkileşimini, işbirliğini, akran öğrenmesini ve öz-yeterlik algısını güçlendirdiği, disiplinler arası ilişkilendirmeleri ve çevrimiçi araçları öğretim süreçlerine etkin şekilde dahil ederek yaratıcı ve yenilikçi tasarımlar oluşturmaya katkı sağladığını ortaya koymuştur. Öğrenci boyutunda ise, DAM uygulamaları sonunda öğrenci ürünlerinin çevrimiçi araçların kullanımı, özgün içerik, yaratıcılık ve bilişüstü öğrenme stratejilerini destekleme kriterlerinde gelişim gösterdiği gözlemlenmiştir.
Öğretmen adaylarının beş zihin alanına yönelik algı ve öz yeterliliklerinin çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının beş zihin algılarını ve bu zihin alanlarını geliştirmeye yönelik öz yeterlilik algılarını ortaya koymaktır. Betimsel tarama modeli ile yürütülen bu çalışmada öğretmen adaylarının beş zihne ilişkin algıları cinsiyet, bölüm ve sınıf düzeyi; beş zihin alanını geliştirmeye yönelik öz yeterlilik algıları ise cinsiyet ve bölüm bağımsız değişkenleri açısından araştırılmıştır. Tabakalama örnekleme modelinin kullanıldığı bu çalışmaya 1159 öğretmen adayı katılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 'Beş Zihin Algı Ölçeği' ve 'Beş Zihnin Geliştirilmesi Anketi' kullanılmıştır. Geçerlik ve güvenirlik çalışması yapıldıktan sonra veri toplama araçları, etik kurul izni alınarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler, bilgisayar paket programı ile betimsel istatistiklerin yanı sıra bağımsız örneklemler için t test, tek yönlü ANOVA ve iki yönlü Kay-Kare testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmen adaylarının disiplinli, sentezleyen, yaratıcı ve etik zihin algıları 'Çoğunlukla katılıyorum'; saygılı zihin algıları ise 'Tamamen katılıyorum' düzeyindedir. Öğretmen adaylarının beş zihin algıları; cinsiyet (etik zihin hariç diğerleri), bölüm (saygılı zihin hariç diğerleri) ve sınıf düzeyi (disiplinli ve sentezleyen zihin) açısından anlamlı farklılık göstermektedir. Ayrıca öğretmen adaylarının yetiştireceği bireylerin disiplinli, saygılı ve etik zihin alanlarını geliştirmeye yönelik öz yeterlilik algıları 'Tamamen katılıyorum'; sentezleyen ve yaratıcı zihin alanlarını geliştirmeye yönelik öz yeterlilik algıları ise 'Çoğunlukla katılıyorum' düzeyindedir. Öğretmen adaylarının beş zihin alanını geliştirmeye yönelik öz yeterlilik algılarında cinsiyet (etik zihin) ve bölüm (disiplinli zihin) açısından anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Tüm sonuçlardan yola çıkarak sunulan önerilerden en önemlisi, beş zihin alanının öğretmen yetiştirme sistemine entegre edilerek bireylerin geleceğe hazırlanmasına katkı sağlamasıdır.
Beden Eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri düzeylerinin incelenmesi: Anadolu Üniversitesi örneği
Kişinin kendisini bir başkasının yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anladığını ona doğru bir şekilde ifade etme sürecine empati denir. Empatik eğilim, bireyin empati kurma potansiyeli, empatik beceri ise; bireyin karşısındakinin duygularını anladığını ona hissettirebilme becerisidir. Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik becerileri düzeylerini incelemektir. Araştırmanın katılımcılarını 2015-2016 güz öğretim döneminde Anadolu Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıfında öğrenim gören toplam 141 (60 bayan, 81 erkek) öğrenci oluşturmuştur. Betimsel nitelikteki araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Empatik Eğilim Ölçeği" ve "Empatik Beceri Ölçeği-B Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde "aritmetik ortalama", "standart sapma", iki grubun karşılaştırılmasında "t testi", çoklu karşılaştırmalarda "tek yönlü varyans analizi" ve öğretmen adaylarının empatik eğilim düzeyleri ile empatik beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin yorumlanması amacıyla "pearson korelâsyon analizi" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri puanları orta düzeydedir. Öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri puanları arasındaki ilişkinin düşük negatif yönlü (r=-.073) ve anlamsız olduğu saptanmıştır. Öğretmen adaylarının empatik eğilim düzeyi ölçeğinden aldıkları puanların cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim ve meslek durumları, aktif olarak spor yapma durumu, spor yapma düzeyi ve öğretmenlik mesleğinde empatinin önem durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın oluşmadığı, bölümü isteyerek seçip seçmeme değişkenine göre anlamlı farklılığın olduğu bulunmuştur. Öğretmen adaylarının empatik beceri düzeyi puanlarını ile cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim ve meslek durumları, aktif olarak spor yapma durumu, spor yapma düzeyi, bölümü isteyerek seçip seçmeme ve öğretmenlik mesleğinde empatinin önem durumu değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar bulunamamıştır. Öğretmenlik mesleği düşünüldüğünde, öğretmen adaylarının empatik becerilerinin yetersiz olduğu ve geliştirilmesi için uygun empati eğitiminin verilmesinin gerektiği söylenebilir.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin küresel eğitim bilgi, deneyim ve uygulamaları
Küresel eğitimin amacı, siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda sınırların belirginliğini giderek kaybettiği ve ülkeler arası etkileşimin hızla arttığı dünyada, bireyde hem yerel hem de evrensel değerler ve sorunlar karşısında bilinçli ve etkin bir biçimde var olabilmek için gerekli bilgi, beceri ve tutumları geliştirmektir. Bu açıdan düşünüldüğünde küresel eğitim, bireyleri toplumsal hayata duyarlı ve etkin vatandaşlar olarak hazırlamayı hedefleyen sosyal bilgiler dersi ile doğrudan ilişkilidir. Erken yaşta alınan eğitim, sonrasında oluşacak bilgi, deneyim ve değerleri büyük oranda etkileyeceğinden, ilköğretim aşamasında verilen Sosyal Bilgiler eğitiminin öğrencilerin ulusal ve evrensel değerlerle donatılmış bireyler olarak yetişmesine olanak tanıyacak biçimde yapılandırılması büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, etkili küresel eğitimin en önemli paydaşı öğrencileri küresel vatandaşlık kavramı ile tanıştıracak olan sosyal bilgiler öğretmenleridir. Bu çalışmanın temel amacı, sosyal bilgiler öğretmenlerinin küresel eğitimin temel kavramlarına ilişkin algılarını anlamak ve küresel eğitime dair bilgi, deneyim ve sınıf içi uygulamalarını hakkında fikir edinmektir. Nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde olgubilim deseni ile yürütülecek olan çalışmada, maksimum çeşitlilik örnekleme tekniği ile belirlenecek 4 sosyal bilgiler öğretmeni ile 4 ayrı yarı yapılandırılmış bireysel görüşme yapılmıştır. Araştırmanın katılımcıları, 2012-2013 bahar döneminde görevde bulunan Sosyal Bilgiler öğretmenlerinden oluşmaktadır. Sosyal bilgiler öğretmenleri ile yapılacak olan yarı yapılandırılmış görüşmelere ek olarak inandırıcılığı arttırmak için katılımcı gözlem yoluyla bu öğretmenlerin sınıf içi uygulamaları gözlemlenmiştir. Görüşmeler, gözlemler ve araştırmacının günlüğünden elde edilen veriler NVivo 10 nitel veri analizi programı kullanılarak tümevarımsal analiz tekniği aracılığıyla çözümlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Küresel Eğitim, sosyal bilgiler öğretimi programları, sosyal bilgiler öğretmenleri, öğretmen eğitimi
Görsel sanatlar öğretmeni yetiştirmede görsel kültür eğitimine yönelik bir eylem araştırması
Teknolojik gelişmelerle birlikte görsel uyarıcıların ön plana çıktığı günümüz dünyasında, imgelerin, teknolojinin olanaklarıyla yeniden üretimi, sosyal yaşamı olduğu kadar sanatı, sanatın anlamını ve üretimini de değiştirip dönüştürmektedir. Görüntüleme teknolojilerinin yaşamsal deneyimlerde olduğu kadar sanat alanında kazandığı önem, bu alanları görsel kültür çalışmaları yoluyla inceleme gereği doğurmuştur. Bu anlamda yakın zamanda sanat eğitimi alanındaki teorik tartışmalar, eleştirel pedagoji ve disiplinlerarasılık gibi paradigmalarla ilişkilendirilen görsel kültür egitiminin sanat eğitimine dahil edilmesine odaklanmaktadır. Bu araştırmanın; sanat, eğitim, kültür, toplum, yeni teknolojiler ve medyalar arasında varolan bağlantıları ortaya çıkarmak ve önemini vurgulamak açısından önem taşıyacağı düşünülmektedir. Araştırmada, bu bağlantıların, günümüzde Görsel Sanatlar Eğitiminin geleneksel bağlarının yanısıra yeni bir eğilim olarak ortaya çıkan, teori ve pratiği birleştiren görsel kültür çalışmaları yoluyla öğretilmesine yönelik etkinlikler hazırlanmaya çalışılmıştır. Alanyazında konuyla ilgili araştırma ve kaynakların yetersizliği dolayısıyla bu araştırma bir çok açıdan önem taşımaktadır. Sanat eğitimi veren kurumlarda, diğer disiplinlere de açılımı sağlayacak doğrultuda, sosyo-kültürel alan ve çeşitli medyalar ile gerçekleşen gündelik görsel deneyimleri içeren, eleştirel bir yaklaşımı sağlayacak herhangi bir ders içeriği yeterince bulunmamaktadır. Görsel kültür çalışmalarının sanat eğitimine nasıl dahil edilebileceğini belirlemeyi amaçlayan bu araştırmada, eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmacının Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olmasından dolayı araştırmanın ortamını Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim Anasanat Atölye dersinde oluşmuştur. Araştırmanın katılımcılarını 2012-2013 öğretim yılı Güz ve Bahar Döneminde, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü'nde Resim Anasanat Atölye dersini alan 12 dördüncü sınıf öğrencisi ve bu dersi yürüten öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, 1 Ekim 2012 – 4 Nisan 2013 tarihleri arasındaki 11 haftalık sürede 44 ders saatinde yapılandırılmıştır. Araştırmada, dersin video kayıtları, araştırmacı günlüğü, öğrenci günlükleri, yarı yapılandırılmış görüşmeler, öğrencilerin sanatsal çalışmalarını içeren döküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri içerik analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiş, elde edilen bulgular araştırma soruları çerçevesinde yorumlanmıştır. Sonuçlardan yola çıkarak uygulamaya ve daha sonraki araştırmalara yönelik öneriler geliştirilmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlardan önemli görülen bazıları şu şekildedir: • Görsel kültür çalışmaları ile öğrencilerin, imajların sosyal ve kültürel işlevlerine karşı farkındalık geliştirdikleri, eleştirel yorumlarda bulundukları ve bu bağlamda günlük deneyimlerinden faydalandıkları görülmüştür. • Bu araştırma ile öğrencilerin sosyal içerikli konuları sanatsal bir bakış açısıyla sorguladıkları ve bu anlamda hem çağdaş sanat üretimi hem de sosyal konulara karşı farkındalık kazandıkları görülmüştür. • Öğrencilerin okuma ve araştırma yapmaya karşı olan önyargılarını zamanla kırdıkları görülmüştür. • Öğrenciler, görsel kültür çalışmalarının onlara gelecekteki öğretmenlik deneyimlerinde fayda sağlayacağını belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Sanat Eğitimi, Görsel Kültür, Eleştirel Pedagoji, Disiplinlerarası Öğrenme.
Sınıf öğretmenliği eğitimi için fen öğretimi dersleri öğretim programı tasarısı
Bu araştırmada Türkiye'de Eğitim Fakültelerinin Sınıf Öğretmenliği Lisans Programında yer alan Fen ve Teknoloji Öğretimi I ve II dersleri öğretim programlarını amaçlar, içerik, öğrenme-öğretme süreci ve değerlendirme boyutlarına göre incelemek ve bir fen öğretimi dersi öğretim programı tasarısı ortaya koymak amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasından yararlanılan araştırmada, nitel veriler veri üçlemesi yapılarak betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Durum çalışmaları kapsamında değerlendirilen veri üçlemesi yönteminde doküman incelemesi, gözlem ve görüşme gibi farklı yöntemler kullanılarak verilerin çeşitlendirilmesi sağlanmaya çalışılmıştır. 2013 yılında başlayan araştırma sürecinde 2015 yılına kadar gereksinim belirleme çalışmaları yapılmış ve veriler toplanmıştır. Araştırma doğrultusunda geliştirilen programın gereksinim belirleme süreci için alanyazın taraması gerçekleştirilmiş, YÖK dokümanları, üniversitelerin web sayfaları gibi dokümanların doküman incelemesinden, Fen ve Teknoloji Öğretimi I-II, Fen ve Teknoloji Laboratuvar Uygulamaları gibi derslerden elde edilen gözlem verilerinden ve sınıf öğretmenliği ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıfta okuyan öğretmen adayları ile belirtilen öğretim programı ile öğrenim görmüş ve atanmış sınıf öğretmenlerinden ve belirtilen dersleri yürüten öğretim elemanlarından toplanan odak grup ve yarı yapılandırılmış görüşme kayıtlarından yararlanılmıştır. Araştırmada gereksinimlerin belirlenmesi çalışmaları sonucunda Fen ve Teknoloji Öğretimi I ve II derslerine yönelik olarak herhangi bir öğretim programının var olmadığı, genellikle öğretim elemanlarının kendi yeterlikleri çerçevesinde öğretim programlarını düzenledikleri, Sınıf Öğretmenliği Lisans Programında öğretim elemanlarınca uygulanan öğretim programının sınıf öğretmeni adaylarının gerekliliklerini tam olarak karşılayamadığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda araştırmacılar tarafından Sınıf Öğretmenliği Lisans Programı için bir Fen Öğretimi Dersleri Öğretim Programı Tasarısı geliştirilmiştir. Geliştirilen program tasarısı 23 uzmanın yer aldığı bir çalıştay organizasyonunda incelenmiş ve gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Fen Öğretimi I ve II derslerine yönelik olarak Demirel'in DEPGEM modeli düzenlenerek tasarlanan öğretim programı, yapılandırmacı yaklaşımı ve öğrenci merkezli eğitimi ön plana çıkaran ilerlemecilik eğitim felsefesini temel almaktadır. Tasarlanan Fen Öğretimi Dersleri Öğretim Programı'nda bilişsel, duyuşsal ve psikomotor alanı dikkate alan 13 amaç ifadesine ve 80 öğrenme çıktısına, içerikte amaçlara uyumlu olarak 15 konu başlığına ve alt başlıklarına, öğrenme-öğretme sürecinde 17 ilkeye ve değerlendirme sürecinde 13 ilkeye yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sınıf öğretmenliği, Fen öğretimi, Öğretim programı tasarısı, Öğretmen eğitimi.
Mikroöğretim ders imecesi modeli ile sınıf öğretmeni adaylarının kesir öğretim bilgilerinin geliştirilmesine yönelik bir uygulama
Öğretmen adaylarının alan ve alan öğretim yeterliliklerini geliştirme; teori ile pratik arasındaki boşluğu doldurma çabası bakımından öğretmen yetiştirmenin kritik konularından biridir. Teori ve pratik arasındaki boşluğu doldurmaya yönelik profesyonel gelişim modellerinden biri ders İmecesi olup; mikroöğretim ders İmecesi (MDİ) da öğretmen yetiştirmede kullanılan ders İmecesinın bir çeşitlemesidir. Bu araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının kesir öğretim bilgilerinin geliştirilmesine yönelik bir MDİ uygulaması tasarlanmış olup, MDİ süreci boyunca sınıf içi uygulamalardan ve süreçten elde edilen veriler MDİ ve kesir öğretim bilgisi bağlamında rapor edilmiştir. Araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalar bir eylem araştırması planı çerçevesinde; öğretmen adaylarının kesir öğretim bilgileri hakkında bilgi verebilecek soruların uygulanıp veri toplanması; elde edilen verilerden yola çıkarak bir MDİ uygulaması yapılması şeklindedir. MDİ uygulaması, Öğretmenlik Uygulaması dersi kapsamında yedi sınıf öğretmeni adayı ile sekiz haftalık bir sürede yürütülmüştür. Çalışmanın veri toplama araçlarını; Kesir Öğretim Bilgisi Soruları, Kesir Öğretim Bilgisi Gözlem Formu, Kesirler Kişisel Değerlendirme Formu, MDİ Geri Bildirim Formu, Öğretmen Adayı Günlükleri ve Ders Planları oluşturmaktadır. Bulgular öğretmen adaylarının kesir ve kesir öğretim bilgilerinin geliştiğini gösterir niteliktedir. Sonuç olarak MDİ uygulamasının öğretmen yetiştirmede birbiriyle kolay iletişim kurabilen öğretmen adayları ile doğru zamanda, iyi planlanmış bir süreçte gerçekleşmesi durumunda alan ve öğretim bilgisini geliştirmede bir araç olarak kullanılabileceği söylenebilir. Çalışmanın sonuçlarından yola çıkılarak MDİ uygulaması ve ileride yapılacak araştırmalarla ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Kesirler, matematik öğretim bilgisi, mikroöğretim ders imecesi, öğretmen eğitimi.
Türkiye` deki üniversitelerde uygulanan beden eğitimi ve spor öğretmenliği eğitim öğretim programlarının bazı ülkelerdeki üniversiteler ile karşılaştırılması
ÖZET Eğitim, bir milletin ve sahip olduğu devletin gelişmelerini sağlayan en önemli unsurdur. Dolayısıyla konunun incelenmesi ve Dünya üzerinde bir kritere oturtulmasını sağlamak amacıyla yapılan çalışma elbette ki Dünya'yı da temel almalıdır. Bu nedenle böyle bir çalışma yapılması düşünülerek "Türkiye'deki Üniversitelerde Uygulanan Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Eğitim Öğretim Programlarının Bazı Ülkelerdeki Üniversiteler İle Karşılaştırılması" konusu araştırılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma Beden Eğitimi ve Spor bilincinin getirdiği hareketlilikle geçmiş ve gelecek arasındaki bağlantıyı kurarak, günümüz durumunu gözler önüne serip bunun doğrultusunda geleceğe ışık tutma bilincini taşıması açısından önem arzettiği kanaatindeyiz. Çalışmanın ilk bölümünde Eğitime ait bilgiler, Eğitim kavramı, Eğitimin Tarihi Gelişimi, Eğitimin Amacı, Eğitim Programları, Eğitim Programlarının Değerlendirilmesi, Spor ait kavramlardan ise; Beden Eğitimi ve Spor kavramları, Beden Eğitimi ve Sporun tarihi gelişimi ve Beden Eğitiminin genel ve özel amaçlan üzerinde çalışılmıştır. İkinci bölümde ise; Türkiye'de Beden Eğitimi ve Spor Eğitimi ve Programlan konusu tarih ve kronolojik sıra itibariyle incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise sırasıyla Amerika, Almanya, Azerbaycan, Kanada, Avusturalya ve İngiltere devletlerinin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Eğitimi Öğretim Programlarından örnek programlar alınarak genel bir tablo şeklinde sunulmuştur.VI Çalışmanın son bölümü olan dördüncü bölümünde de edinilen bulgular doğrultusunda eğitim öğretim programları hakkında bir karşılaştırma yapılmış ve bir örnek program oluşturulmuştur Yapılan bu karşılaştırmalar sonucunda; Türkiye'deki Beden Eğitimi ve Spor politikasında belli bir hareket noktası tespit etmek ve bu hareket noktası doğrultusunda Türk Beden Eğitimi ve Spor'unun gelişmesinin sağlanması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca bu çalışmada da dikkati çeken noktalardan biri, Ortam egzersizleri dersleri, yaşlılıkta egzersiz, Sporda Uluslar arası İlişkiler gibi derslerin varlığı araştırılan ülkelerin Beden Eğitimi ve Spor hareketliliğini bize farklı bir şekilde göstermektedir. Çalışmanın sonucunda da bu alanların varlığının tespiti Beden Eğitimi ve Spor Bölümlerinin bütün bilim alanlarıyla olan ilişkisini güncelleştirmiştir. Sonuç olarak önümüze yeni hareketlilik alanları çıkmıştır.
Türkiye'de özel eğitim kurumlarının nicelik olarak incelenmesi
Eğitim, bireylere özgü özelliklere göre planlanmalıdır. Devamlılık gerektiren bir dönem olan eğitim, bireylerin hal ve hareketlerinde gözle görülür gelişmeler sağlamasına yönelik yapılan çalışmayı tanımlayan süreçtir. Sosyal devlet ilkesiyle aynı paralellikte hareket eden devlet okullarında verilen eğitimin yetersiz olması ve gelişen teknoloji seviyesine ulaşılamaması gibi durumların ortaya çıkması sonucunda veliler çocuklarını özel eğitim kurumlarına gönderme kararı almıştır. Türkiye'deki özel eğitim kurumlarının nicelik olarak incelenmesiyle ilgili araştırmam üç bölümden oluşmaktadır. Yapılan araştırmanın ilk bölümünde Türk eğitim tarihiyle özel eğitimin tanımlaması, amacı, önemi ve temel ilkelerinde söz edilmiştir. Bununla beraber özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin sınıflandırılması ve özel eğitimde engelli bireylerin nüfusu konusu incelenmiştir. İkinci bölümde ise özel eğitim kurumlarının tarihçesiyle, fiziksel koşulları ve özel eğitim öğretmenleri ile özel eğitim öğretmeni yetiştirme politikaları araştırılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise özel eğitim kurumlarının etkinliğinin belirlenmesine yönelik araştırma yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında özel eğitim kurumlarının sayısının geçmişten günümüze arttığı görülmektedir. Özel eğitim kurumlarının sayısının artmasıyla özel eğitim kurumlarında çalışan eğitimci ve personel sayısının arttığı gözlemlenmektedir.
Matematik öğretmen eğitimcilerinin araştırma odaklarının incelenmesi
Araştırmanın amacı Türkiye'de görev alan matematik öğretmen eğitimcilerinin mezuniyet alanları ile araştırma odaklarının uyumunu incelemektir. Araştırmanın ilk bölümünde alanyazındaki öğretmen eğitimcisi ve matematik öğretmen eğitimcisinin kim olduğu, matematik öğretmen eğitimcilerinin mesleki öğrenmelerini/gelişimlerini nasıl gerçekleştiklerine yönelik bir çerçeve oluşturulmuştur. Matematik öğretmen eğitimcilerinin mezuniyet alanlarının yüksek lisans ve doktora akademik alanları ile uyumu, mezuniyet alanları ile yazdıkları makale çalışmaları ve yaptıkları proje çalışmalarının akademik alan uyumu, mezuniyet alanları ile yaptıkları proje çalışmalarındaki görev dağılımları ve projelerin akademik tür dağılımlarını incelemek amacıyla araştırma soruları oluşturulmuş ve betimsel tarama yapılmıştır. 2019-2021 yılları arasında Türkiye'de görev yapan 478 matematik öğretmen eğitimcisinin YÖK Akademik web adresinden mezuniyet alanlarının akademik alanlarına göre sınıflandırılması, mesleki deneyim sürelerinin belirlenmesi, makale çalışmalarının akademik türleri, proje çalışmalarının akademik alanları, proje çalışmalarındaki görevleri ve yapılan projelerin türlerinin sınıflandırılması yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda matematik öğretmen eğitimcilerinin mezuniyet alanları ile (pür matematik, matematik eğitimi, diğer) makale ve proje çalışmalarındaki akademik alanlarının uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Matematik Öğretmen Eğitimcileri, Mesleki Gelişim, Bilgi Kaynağı
Türkiye ve Azerbaycan'da öğretmenlerin hizmetiçi eğitim uygulamalarının karşılaştırılması
Bu araştırmanın genel amacı Türkiye ve Azerbaycan'da öğretmenlerin hizmetiçi eğitim uygulamalarının benzerlik ve farklılıklarını ortaya koyarak karşılaştırmak ve bu bağlamda somut öneriler getirmektir. Çalışma, öncelikle Türkiye ve Azerbaycan'da öğretmen yetiştirilmesi ve hizmetiçi eğitime kronolojik çerçevede bakış açısı getirmekte ve amaç doğrultusunda her iki ülkede hizmetiçi eğitim kurumlarının hizmetiçi eğitim programlarının gereksinimlerini karşılaması için yapılan etkinlikleri ve etkinliklerin öğretmenlere kariyer açısından neler kattığını sorgulamaktadır. Kronolojik bakışla birlikte, özellikle son 5 yılda yapılan uygulamalar ve bu uygulamaların öğretmenlere kariyer olarak katkısını araştırmakta ve 3 Azerbaycanlı ve 3 Türk (toplam 6) akademisyenle yüzyüze görüşerek mülakat yapılarak Türkiye ve Azerbaycan'daki öğretmen yetiştirilmesi ve hizmetiçi eğitimi konu edinmektedir. Araştırma verileri literatür taraması ve 6 akademisyenle nitel araştırma tekniklerinden biri olan mulakatla elde edilmiştir. Sonuç olarak her iki ülke üzerinde yapılan literatür taraması ve her ülkenin akademisyenlerinin hizmetiçi eğitim ile ilgili fikirleri öğretmenlerin çağın gelişme ve yenileşmesine ayakuydura bilmesi için yetersiz kaldığı ve bu merkezlerin yenilikleri takip ederek eğitimler hazırlaması gerektiği kanısına varılmıştır. Literatür taraması sonuçlarında 5 senede yapılmış olan hizmetiçi eğitim programlarının konuları, hizmetiçi eğitim programlarına ayrılmış bütçe ve bu programlara katılmış olan öğretmen sayısı tablolaştırılmış şekilde sunulmaktadır. Ayrıca literatür taraması sonucu olarak, hizmetiçi eğitim programları sonrasında bu eğitimleri almış olmak öğretmenlere kariyer olarak ne gibi özellik sağladığı da ayrı-ayrı ülkelere göre belirtilmiştir. Akademisyenlerden alınan mülakatın sonuçlarında ise her iki ülkede hizmetiçi eğitimler düzenlenirken öğretmenlerin ihtiyaç duydukları ve onların talep etdikleri konular göz önüne alınması ve yapılan eğitimlerin uzman kadrolar yani bu alanda yeterli bilgi ve eğitime sahip olan öğretmenler tarafından düzenlenmesi ile ilgili ortak görüşler görülmektedir. Eğitim sonrasının öğretmenlerde olumlu izler bırakması, uygulama ağırlıklı, gönüllülük ve ihtiyaç odaklı eğitimler düzenlenmesi yönünde ortak fikirler belirtilmiştir. Genel olarak ise, her iki ülke akademisyenleri ait oldukları ülkelerde yapılan hizmetiçi eğitim programlarından memnun değillerdir.
Cooperating teachers' awareness of their roles and their opinions about the effectiveness of the INSET on their supervisory skills
The quality of education depends on the quality of teachers educating the generations. Therefore, teacher training activities both for pre-service teachers (PRESET) and in-service teachers (INSET) are undeniably valuable for their professional development. Acting as a gate to profession, the course 'teaching practice' stands as a PRESET where student teachers (STs) collaborate with more competent and experienced in-service teachers, defined as cooperating teachers (CTs). As success of 'teaching practice' is directly attributed to the quality of CTs, their training gains extra importance. In this sense, the Turkish Ministry of National Education (MoNE) organizes INSET programs in cooperation with General Directorate of Teacher Training to prepare teachers for their CT roles. Introducing Clinical Supervision Model (CSM), the INSETs aim to empower CTs with several supervisory techniques to support STs during this process more effectively. The present study aims to investigate both the effectiveness of the INSET in providing these skills to CTs and the usability of CSM in practice. Designed as a mixed method research, the data of the study was collected from 120 teachers of English for the questionnaires and 6 teachers of English for the personal interviews. Both the quantitative and qualitative data indicate that Clinical Supervision Model is effective and usable in practice as it empowers CTs with several supervisory techniques especially to observe and give feedback and the INSET has been successful in providing these techniques. However, participants of the interviews criticize the INSET for lacking follow up support and activities as they feel the need for more practice of these techniques. Therefore, observation and reflective sessions within school-based study groups of CTs are suggested as a follow up activity after the program. Additionally, some adjustments are proposed for the timing of INSET and evaluation process on MEBBIS in order to improve the effectiveness of the program. Keywords. Clinical Supervision Model, cooperating teacher, cooperating teacher's responsibilities, perceptions of cooperating teachers, scale development
Öğretmen adaylarının zihinsel stil tercihlerinin (Düşünme stillerinin)incelenmesi
Zihinsel stil, alan yazında öne sürülen bütün stil yapılarının anlamını içine alan genel bir kavram olarak kullanılmaktadır. Zihinsel Stiller Sternberg (1997) tarafından geliştirilen Zihinsel Öz-Yönetim Kuramına dayandırılmaktadır. Bu kuramın ayırt edici özellikleri şöyle sıralanabilir, stiller tek boyut altında değil, beş farklı boyut altında toplanmıştır, tanımlanan stiller kendi içlerinde iki zıt kutba ayrılmak yerine süreklilik biçiminde algılanır, hiçbir stil iyi ya da kötü değildir, her birey için tek bir stil tanımlanmaz, stil profili çıkarılır (Zhang, 2001, 548). Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının zihinsel stillerinin bir öğretim yarıyılı içinde farklılaşma durumunu ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada şu sorulara yanıt aranmıştır: (1) Öğretmen adaylarının zihinsel stilleri arasında (a) cinsiyet (b) akademik disiplin ve (c) sınıf düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı fark var mıdır (2) Öğretmen adaylarının zihinsel stilleri arasında bir öğretim yarıyılı içinde istatistiksel olarak anlamlı fark var mıdır (3) Öğretmen adaylarının zihinsel stilleri arasında bir öğretim yarıyılı içinde (a) cinsiyet (b) akademik disiplin ve (c) sınıf düzeyine göre anlamlı fark var mıdır? (4) Farklı yöntemlerle öğrenim gören öğretmen adaylarının zihinsel stilleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark var mıdır Araştımada üç farklı ölçme aracı kullanılmıştır. Bunlardan ilki Kişisel Bilgi Formu?dur. Stillerin ölçülmesinde Sternberg ve Wagner tarafından geliştirilen Düşünme Stilleri Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının lisans eğitimleri süresince kullanılan yöntemlerin belirlenmesinde ise araştırmacı tarafından geliştirilen Yöntem Belirleme Ölçeği kullanılmıştır. Düşünme Stilleri Ölçeği bir öğretim yarıyılının başında ve sonunda farklı bölümlerde öğrenim gören 794 öğretmen adayına uygulanmıştır. Yapılan analizler ile I. ve II. uygulama sonuçları incelendiğinde ayrıntısal alt ölçeği dışındaki tüm alt ölçeklerde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu sonuç, öğretmen adaylarının zihinsel stil tercihlerinin bir öğretim yarıyılı içinde değişebileceğini göstermektedir. Ayrıca öğretmen adaylarının zihinsel stil tercihlerinin cinsiyet, akademik disiplin, sınıf düzeyi ve kullanılan yönteme göre de farklılaştığı bulgulanmıştır.
İlköğretim matematik öğretmenliği programının değerlendirilmesi: Bir durum çalışması
Bu araştırma İlköğretim matematik öğretmenliği lisans programının yapılandırmacılık felsefesine dair kazandırmış olduğu becerilerin, Milli Eğitim Bakanlığı'nın kendi bünyesinde çalışan öğretmenler için belirlemiş olduğu yeterlikler ile uyumlu olup olmadığını tespit etmek üzere planlanmıştır. Bu amaçla araştırmada bir devlet üniversitesi belirlenmiş ve belirlenen bu devlet üniversitesinde çalışmakta olan öğretim üyelerinin, bu üniversitede İlköğretim Matematik Öğretmenliği Lisans Programı'nda son sınıfta okumakta olan aday öğretmenlerin ve araştırmanın yapıldığı üniversiteden mezun olan ilköğretim matematik öğretmenlerinin görüşleri alınmıştır. Görüşmeler esnasında veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yeterlikleri esas alınarak ve uzman görüşüne başvurularak yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Araştırmada görüşmelerle birlikte doküman incelemesi de yapılmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden gerçek durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini araştırmanın gerçekleştirildiği devlet üniversitesinde İlköğretim Matematik Öğretmenliği Anabilim dalında görev yapmakta olan 7 öğretim üyesi, yine bu üniversitede İlköğretim Matematik Öğretmenliği lisans programına kayıtlı olan 62 son sınıf öğrencisi ve bu üniversitenin İlköğretim Matematik Öğretmenliği lisans programından mezun olmuş öğretmenler oluşturmaktadır. Evreni oluşturan paydaşlardan öğretim üyelerinin ve son sınıfta okumakta olan aday öğretmenlerin tamamına ulaşılmış ve 4 öğretim üyesi ile 11 aday öğretmen çalışmaya katılmaya gönüllü olmuşlardır. Çalışmaya katılan 6 öğretmene de kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılmıştır. Program değerlendirme çalışması olan bu araştırma Alkin'in UCLA değerlendirme modeli esas alınarak yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre İlköğretim Matematik Öğretmenliği Lisans Programının yapılandırmacı yaklaşımın ilkelerini kazandırması bakımından hem aday öğretmenler, hem öğretim üyeleri hem de programdan mezun olan öğretmenler tarafından eksiklerinin olduğu tespit edilmiştir. Katılımcılar programda daha çok uygulamanın yapılabildiği derslere önem verilmesi gerektiğini, Ölçme ve Değerlendirme, Öğretim Teknolojileri ve Materyal Tasarımı ve Bilimsel Araştırma Yöntemleri derslerinin içeriklerinde düzenleme yapılması gerektiğini, üniversitelerin teknolojik olarak her türlü donanıma sahip hale getirilmesi gerektiğini, lisans programında yer alan staj derslerinin hem sayısının arttırılması hem de içerik olarak daha verimli hale getirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Program Değerlendirme, İlköğretim Matematik Öğretmenliği Lisans Programı, Öğretmen yeterlikleri, Yapılandırmacı yaklaşım
Kamu Personeli Seçme Sınavı ve Alan Bilgisi sınavına ilişkin öğretmen görüşlerinin ve metaforik algılarının belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı; İngilizce öğretmenlerinin KPSS ile ÖABS kavramlarına ilişkin zihinlerinde yer alan algıları metaforlar aracılığıyla ortaya koymak ve İngilizce öğretmenlerinin Kamu Personeli Seçme Sınavı ve Alan Bilgisi Sınavına ilişkin görüşlerini tespit etmek ve daha sonra da elde edilen bulguları analiz edip yorumlayarak olası sorunlara çözüm önerilerinde bulunmaktır. Bu amaçla oluşturulan görüşme formu Türkiye'nin çeşitli fakültelerinden mezun olmuş ve 2013 KPSS ve ÖABS'ye giren İngilizce öğretmenlerine mail aracılığıyla ulaştırılmıştır. Bu araştırma kapsamında İngilizce öğretmenlerinin "KPSS" ve "ÖABS" kavramına ilişkin sahip oldukları metaforlar (zihinsel imgeler) incelenmiştir. Bu amaç için katılımcılar tarafından "KPSS ...... gibidir. Çünkü ........" ve "ÖABS ….. gibidir, çünkü ……." ibarelerini tamamlanmıştır. Ayrıca katılımcılara 5 adet açık uçlu soru yöneltilmiştir. Veriler, nitel analizlerden içerik analizi ve betimsel analiz veri çözümleme teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, katılımcılar tarafından KPSS kavramına ilişkin kullandıkları metaforlarda öne çıkanlar; "At Yarışı, Kabus, Karpuz Seçme, Maraton, Ömür Törpüsü, Sırat Köprüsü. ÖABS kavramını yönelik ise "Elek, Meyve Seçme, Samanlıkta İğne Aramak, Sürpriz Yumurta, Vitamin gibi metaforlar yaygındır. Açık uçlu sorulara ilişkin tüm bulgular incelendiğinde, İngilizce öğretmenleri KPSS'nin kendilerini psikolojik, sosyolojik ve fiziksel olarak yıprattığını ve tek başına yeterli ve güvenilir bir ölçme sağlayamadığını vurgulamaktadır. İngilizce öğretmenleri alan bilgisi sınavı ile bu eksikliğin ve olumsuzluğun büyük miktarda olmasa da giderildiği ancak yeterli olmadığı ve bu yüzden alan bilgisi sınavında da bazı düzenlemelerin yapılması gerektiği inancındadır. Ayrıca İngilizce öğretmenleri bu iki sınava ek olarak da öğretmen adayı seçiminde çeşitli uygulamaların getirilmesinin nitelikli ve donanımlı öğretmen seçimi için daha güvenilir ve geçerli sonuçlar doğuracağını düşünmektedirler. Anahtar Kelimeler: alan sınavı, KPSS, metafor öğretmen seçimi, öğretmen atamaları.
Bindokuzyüzaltmış'tan günümüze milli eğitim politikalarının değerlendirilmesi
Çağdaş dünya devletleri; siyasal, toplumsal ve kültürel varlıklarının sürmesinde birincil rolü eğitim sistemlerine vermektedirler. Her devlet kendi eğitim sistemini kurarken; ulusal varlığının korunmasını sağlayacak insan idealine ulaşma isteğinin yanı sıra evrensel insan hakları kavramına da uygun hareket etme zorunluluğu duymaktadır. Bu bakımdan hem ulusal-tarihsel değerlerin hem de uluslararası bir normlar dizgesinin, devletlerin, eğitim politikalarını belirlemede ölçü aldıkları bir çerçeveyi. oluşturduğu görülmektedir. Buradan hareketle, anayasaların ve eğitim yasalarının, toplumsal dönüşüme uygun olarak ve çağın gerekleri doğrultusunda zaman içinde değiştiğini de söyleyebiliriz. Anayasa ve yasalardaki değişiklik ve yenilenmeler eğitim politikalarının karakterini belirlediği gibi, yasalardaki eğitim hükümleri de eğitim politikalarını oluşturmada bir başlangıç noktasını oluşturmaktadır. Türkiye'de eğitim politikalarının belirlenmesinde; Anayasa ve yasaların genel çerçevesi ve eğitim ile ilgili hükümlerin yanı sıra, Beş Yıllık Kalkınma Planları'nın, Milli Eğitim Şuraları'nın ve Hükümet Programları'nın ağırlıklı rolü olduğu bilinmektedir. Özellikle 1960 sonrası Planlı Kalkınma döneminde Türkiye'de Milli Eğitim politikalarının, ülkenin genel kalkınma planlarına uygunluğu ilke olarak esas alınmış görünmektedir. Bu ilkenin, Milli Eğitim Şuraları'na bir ölçüde yansımış olduğu söylenebilir; ancak Hükümet programlan ve uygulamalarının, planlamanın gereklerini ne ölçüde yerine getirdiği konusunun her zaman bir tartışma gündemi oluşturduğu da bilinmektedir. Planlı kalkınma döneminin başlangıcından bu güne eğitim alanında yaşanan sorunları çözmek için oluşturulmuş eğitim politikalarının neler olduğunu anlamanın ve değerlendirmenin; içinde bulunulan eğitim sisteminin yakın tarihindeki değişmeleri ve uygulamaları görmek ve Türk Eğitim Sistemi'nin geleceğine ışık tutmak bakımından önemli olabileceği düşünülmektedir. Bu bakımdan, bu araştırmanın temel amacı, Türk Milli Eğitini politikalarının 1960'dan günümüze ulaşan süreçteki niteliğinin betimlenmesi ve değerlendirilmesidir. vıBu genel amaca ulaşmak için, eğitim politikalarına yön veren dört temel dayanak noktası incelenmektedir. Bunlar; (1) Anayasa ve yasalarda eğitimle ilgili hükümler, (2) Beş Yıllık Kalkınma Planları'ndaki eğitim politikaları, (3) Milli Eğitim Şuraları'nda eğitim politikalarıyla ilgili alman kararlar, (4) Hükümetlerin eğitim politikaları, şeklindedir. Araştırmada betimlenen ve değerlendirilen Milli Eğitim politikaları; eğitim sisteminin örgün eğitim, yaygın eğitim ve öğretmen yetiştirme boyutlarına önem ve öncelik verilerek ele alınmış; finansman politikaları, dış ilişkilerde eğitim politikaları gibi boyutlar genel anlamda araştırma kapsamı dışında tutulmuştur. Bu araştırmada; önce, evrensel eğitim kavramını ve bir insan hakkı olarak eğitimin çerçevesini belirleyen uluslararası metinler temel alınarak oluşturulmuş Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve eğitimle ilgili yasalar betimlenerek, Türk Milli Eğitimi'nin genel amaç ve ilkeleri ortaya konulmuştur. Böylece Türk Milli Eğitim Sistemi'nin 1960'dan sonraki eğitim idealleri; 1961 Anayasası, 1982 Anayasası, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, 1750 sayılı Üniversiteler Kanunu ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu çerçevesinde belirlenmiştir. Buna bağlı olarak, Türkiye'de Milli Eğitim politikalarını değerlendirebilmek için, Beş Yıllık Kalkınma Planları, Milli Eğitim Şuraları ve Hükümet Programları ele alınmıştır. Böylece bu araştırmada, 1960'dan sonraki Planlı Kalkınma döneminden bugüne Türkiye'nin Milli Eğitim politikalarının ne olduğu; Anayasa ve yasalardaki eğitim hükümlerinde belirlenmiş olan evrensel temelli eğitim hükümleri ölçü alınarak, Beş Yıllık Kalkınma Planları, Milli Eğitim Şura Kararlan ve Hükümet Programları çerçevesinde ve örgün eğitim, yaygın eğitim ve öğretmen yetiştirme boyutlarında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada tarama modeli kullanılmış ve veriler alanyazının taranmasıyla elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesi; eğitim politikalarına ilişkin yasa, belge, yönetmelik, genelge ve uygulamalar üzerine oluşturulmuş görüşlerin betimlenmesi, karşılaştırılması ve tartışılması şeklinde yapılmıştır. vııVerilerin değerlendirilmesiyle ulaşılan sonuçların; genel olarak, Milli Eğitim politikalarının kuramsal yapısıyla uygulama örnekleri arasındaki tutarsızlıklar, eğitim politikalarının çoğu zaman bilimsellikten uzak öznel karakteri ve siyaset dışı kalamayışı ile eğitim politikalarının istikrarsızlığı şeklinde ortaya çıktığı söylenebilir. Bu araştırma; 1960 dan günümüze Milli Eğitim politikalarını belirleyen Anayasa ve yasalardaki eğitim hükümleri ile. Beş Yıllık Kalkınma Planlan, Milli Eğitim Şura Kararlan ve Hükümet Programlarında sözü edilen örgün eğitim, yaygın eğitim ve öğretmen yetiştirme boyutlarıyla sınırlandırılmıştır.
A distant implementation of inset: A teacher training platform for contextual grammar teaching
This study has described and revealed teacher cognition of teaching grammar extensively; it has suggested courses of action to transfer this dimension in language teaching to be exploited in INSET applications. In other words, the study has combined two distinct fields, providing a bridge between grammar teaching and professional development. Mixed methods research paradigm has been used to describe the teacher cognition of teaching grammar. According to the findings of qualitative and quantitative research, it has been observed that the great majority of the teachers teach grammar in their courses, and employ inductive grammar teaching techniques. Distant INSET as the complementary tool to central INSET implementation has been used to provide a collaborative environment for teaching tips of contextual grammar. Modular Object Oriented Dynamic Learning Environment (Moodle) has been used for the implementation. Further studies to be grounded on this study will give better and more comprehensive results.
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e öğretmen yetiştiren kurumlara giriş şartları ile usûllerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi (Nizamnâme ve talimatnâmelere göre)
Bu araştırmanın amacı, "Osmanlı Devleti'nin Tanzimat Dönemi ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna kadar geçen süre içinde öğretmen yetiştiren kurumlara giriş şartları ile usûllerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi" dir. Nitel araştırma yöntem ve teknikleri ile oluşturulan bu araştırma durum çalışması deseni ile yürü-tülmüştür. Araştırmada veri olarak Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Osmanlı Devletinde ilgili birimler tarafından hazırlanarak yayımlanan Osmanlıca tarihi dokümanlar ve bunların yanı sıra literatürde yer alan konuya ilişkin yayımlanmış bazı bilgi ve belgeler kullanılmıştır. Söz konusu Osmanlıca belgelerin öncelikle günümüz Türkçesine transkripsiyonu yapılmış, sonraki aşamada bunlar tasnif edilerek içerik analizine tabi tutulmuştur. Elde edilen veriler doğrultusunda Osmanlı Devleti'nde 1839-1923 yılları arasında faâliyet gösteren öğretmen yetiştiren kurumlara giriş şartlarının ne olduğu ve öğrenci seçiminde nasıl bir usül izlendiği net olarak tespit edilerek detaylı bulgulara ulaşılmıştır. Bu bağlamda Osmanlıda yüksek öğretim düzeyindeki öğretmen yetiştiren kurumlara öğrenci alımında; adaylarda Osmanlı Devleti vatandaşı olmak, mevcut eğitim sistemi içerisinde orta öğretim düzeyindeki mekteplerden mezun olmak, sağlıklı olmak, adli sicili temiz olmak, yapılan giriş sınavları sonucunda başarılı olmak, Arapça-Farsça-Türkçe gibi bazı dil alanlarında çeşitli açılardan bilgi sahibi olmak, temel matematik bilgisine sahip olmak gibi kriterlerin arandığı belirlenmiştir. Bu şartların uygulanma aşamasında izlenen prosedüre göre ise adayların yerine getirmiş oldukları şartları ilgili makamlardan alınan resmî belgelerle ispatlamaları gerektiği ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın nihayetinde, Osmanlı Devleti'nin Tanzimat'tan Cumhuriyet'e kadarki süreçte öğretmen yetiştiren kurumlar arasından özellikle Dârülmuallimîn ve Dârülmuallimâtlara nitelikli öğrenci alımı için önemli dü-zenlemelerin yapıldığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca nitelikli öğretmen yetiştirebilmek için öğrenci alımında kendine has bir sistem kurulurak belirli ölçülerde seçici davranıldığı anlaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgu ve sonuçlar dahilinde bazı önerilere yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Öğretmen Yetiştiren Kurumlar, Dârülmuallimîn, Dârülmuallimât, Giriş Şartları, Giriş Usûlleri.
İlköğretim matematik eğitimi programlarında görev yapan öğretim elemanlarının öğrenim, öğretim ve araştırma tecrübeleri üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, Türkiye' de ilköğretim matematik eğitimi programlarında görev yapan öğretim elemanlarının eğitim durumları, öğretim ve araştırma tecrübelerine ilişkin profillerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 67 farklı üniversitede görevli 331 öğretim elemanı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Öğretim elemanlarına ilişkin bilgiler elde edilirken öncelikle üniversitelerin eğitim fakültelerinin web sayfaları taranmıştır. İlköğretim matematik eğitimi alanında görev yaptığı belirlenen tüm öğretim elemanlarıyla elektronik posta aracılığıyla iletişime geçilerek güncel özgeçmişleri elde edilmeye çalışılmıştır. Toplanan özgeçmişler içerik analizine tabi tutulmuştur. Yapılan incelemeler temel olarak öğretim elemanlarının aldıkları eğitimler, yaptıkları öğretim ve araştırma tecrübeleri üzerine odaklanmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğretim elemanlarının neredeyse yarısının (% 46) fen edebiyat fakültelerinin matematik bölümünden mezun oldukları; öğretim üyelerinin neredeyse yarısının (%46) üniversite dışında herhangi bir eğitim kurumunda öğretmenlik deneyimine sahip olmadıklarını ve öğretim üyelerinin yarısından fazlasının (%61,7) doktora tezi yönetmemiş oldukları dikkat çekmiştir. Ayrıca elde edilen bulgular öğretim elemanlarının araştırma projelerindeki aktif rollerinin de sınırlı düzeyde kaldığını göstermektedir. Çalışmanın ülkemizde ortaokul matematik öğretmenlerini yetiştiren öğretim elemanlarının profillerinin belirlenmesi noktasında önemli katkılar sunacağı düşünülmektedir.
Podcasting in pre-service language teacher education: A constructivist perspective
This study aims to investigate the perceptions of pre-service English language teachers towards the use of podcasts. In addition, it surveys to what extent pre-service language teachers use Web 2 tools in their academic lives as well as personal lives and their views on the benefits and possible drawbacks of podcasts. For this reason, Teaching Language Skills Course specifically for the third year pre-service teachers is blended with podcasting in a web based platform. Twenty-two pre-service teachers who take the course constitute the working group. A web site is designed solely for the participants of the course and empowers them to listen to and download podcasts, do the tasks related, make reflections and view other learners' work. The theoretical background of this specific study is based on social constructivism. Here in this study, a collaborative learning environment is provided. Combining both qualitative and quantitative research methods, a mixed method research design is used. Questionnaire, face to face interviews and pre-service language teachers' reflections are conducted in order to ensure triangulation. The questionnaire and face to face interviews are held at the beginning and at the end of the course and results are compared to see if there is a significant change. Results show that participants have a positive view of podcasts in general and have a tendency to use the podcasts in their following teaching career. Each learner's weekly performance on the tasks related with the podcasts is also analysed according to the descriptive statistics. It is concluded that learners' performances on tasks are rapidly increasing which points out that after the adaptation period and learners get familiar with the podcasts their performance level increased. Keywords: Podcasts, blended learning, language skills, social constructivism, pre-service language teacher education.
Comparison of English language teacher education programs in some selected european countries (Finland, Sweden, and Spain) with those of Turkey
In a global higher education context of growing competition of student admission, student mobility, credit transfer flexibility, quality assurance policies, and learning outcomes have become part of international trends in institutional curricula. Since 1999, there has been a transformation process in higher education system all over the world, the result of which is Bologna Process. In this study, English language teacher education programs in Finland, Sweden, Spain, and Turkey were compared. The studies carried out, either worldwide or within our country, on English Language level of our students have aroused a great concern among the practitioners in the area in Turkey. In the wake of our ultimate membership in EU, we need to align our education system with those of European countries and English language teacher education programs within the system on the basis of the required standardization and accreditation by European Commission in line with Bologna Process. Drawing from conclusion from the studies, this study aims to discover our weaknesses and strengths in training English language teacher candidates to achieve the training quality in order to ensure competent teachers for the educational system. The study was designed as a comparative survey. The data gathered through documentation were compared using descriptive analysis. The results revealed that all the countries in question have been undergoing the same process; However; while in Spain and Turkey higher education institutions have to implement the decisions made by the policy makers, in Finland and Sweden, they are not obliged to do so. So the institutions in Finland (Helsinki University) and in Sweden (Stockholm University) have implemented the standardization and accreditation by European Commission in line with Bologna Process with some reservations. Turkey is the one which applied the process the latest of all. As to the first queries, the similarities and differences between the acceptance criteria, ECTS grading scales, required ECTS for graduation, and the requirements for English language teaching credentials in Pre-service English language teacher education in the countries in question show some varieties. Within these queries, there are several significant implementations that make the programs distinct. The second query of the study was the similarities and differences between the uses of learning outcomes. The data of this query were analysed on the basis of the European Qualification Framework (EQF) and implementations in both the countries and the universities in question were compared. The third query was the similarities and the differences between the number of the courses and ECTS allocations to the courses. To analyze the data, departments were put in two different groups: joint degree and after degree programs and the data illustrated in in bar charts were analyzed through intergroup comparison. Finland requires the highest number of ECTS with the highest number of the courses with its three phased program. The last query was the similarities and differences between the organizations of the field experience courses in the related universities. The data showed that there are significant differences between the implementations of these courses. Based on the data, concrete recommendations to policy makers were put forward. The result of the data signify that English language teacher education programs in Turkey need revision especially in terms of field experience practice and admission criteria to the programs. Key Words: Comparative education, in-service English language teacher education, learning outcomes, ECTS allocations
PISA sınavları bağlamında öğretmen yetiştirme ve istihdam sistemleri: Karşılaştırılmalı bir analiz
Bu çalışmanın amacı, ulusların eğitim sistemleri aracılığıyla öğrencilerine kazandırdıkları bilgi ve becerileri ölçmeyi hedefleyen PlSA sınavlarında en başarılı ülkeler ile Türkiye'nin öğretmen eğitimi ve atama sistemlerini/politikalarını karşılaştırmaktır. Bu çalışmada yer alan veriler nitel içerik analizi yöntemiyle elde edilmiştir ve çalışmanın yöntemi olarak nitel doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Karşılaştırma sonucunda, bazı benzer yönlerin bulunmasına ve Türkiye'nin diğer ülkelere göre çağdaş anlamda öğretmen eğitimi ve atama çalışmalarına daha önce başlamasına rağmen, bu çalışmaları başarıya dönüştürecek reform sürecini tutarlılıkla devam ettiremediği bulgusuna ulaşılmıştır. Öğretmen eğitimi ve performansı değerlendirme bağlamında Türk eğitim sisteminde, karşılaştırılan ülkelere göre, öğretmen atamasında ve öğretmenlerin mesleki hakları konusundaki sınırlılıklar gibi bazı yetersizliklerin olduğu görülmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin öğretmen eğitimi ve atama sürecini daha tutarlı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmen adaylarının liderlik ve yaratıcılık düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada, öğretmen adaylarının liderlik ve yaratıcılık özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırma 2015-2016 eğitim-öğretim döneminde Gaziantep Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, İlköğretim Matematik, Sosyal Bilgiler, İngilizce, Sınıf Öğretmenliği ve Türkçe Öğretmenliği Bölümlerinde öğrenim gören 787 (304 erkek, 483 Kadın) öğretmen adayı üzerinde yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak iki ölçek kullanılmıştır. Liderlik düzeylerini belirleyebilmek amacıyla Bolman ve Deal (1992) tarafından geliştirilen Türkçeye uyarlanması Dereli (2002) tarafından yapılan Liderlik Yönelim anketi ile birlikte, öğretmen adaylarının yaratıcılık düzeylerini belirlemek için Kirton (1976) tarafından geliştirilmiş Adaption-Innovation Inventory (KAI) adlı yaratıcılık ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde ikili gruplar için Independent samples t testi, çoklu gruplar için One Way ANOVA analizi kullanılmıştır. Araştırma grubunun liderlik ve yaratıcılık özelliklerinin cinsiyet değişkeni açısından karşılaştırıldığında erkek bireylerin kadın bireylere göre politik çerçeve, sembolik çerçeve ve yaratıcılık alt boyutlarında anlamlı düzeyde yüksek değerlere sahip oldukları belirlenmiştir (p<0,05). Liderlik yönelimleri ve yaratıcılık özelliklerinin bölüm değişkeni açısından karşılaştırıldığında insan kaynakları çerçevesi, politik çerçeve, sembolik çerçeve ve yaratıcılık alt boyutlarında bölümler arasında anlamlı düzeyde farklılıklar tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak, erkeklerin kadınlara oranla liderlik ve yaratıcılık özelliklerinin daha fazla olduğu; beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümü öğrencilerinin de diğer öğretmenlik bölümü öğrencilerine göre liderlik ve yaratıcılık özelliklerinin daha yüksek olduğu söylenebilir.