Speech

265 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

The use of other-initiated self-repair patterns by adult learners in an English speaking course

English as a Lingua Franca (ELF) has a significant impact in order to be able communicate with native and non-native users of the language. In relation to this, it is clear that speaking has become one of the challenging and substantial skills in the process of teaching English as a foreign language (EFL). Although it is considered that the learners might be interrupted for the mistakes to be corrected by the instructors in English spoken interaction, it is noticed that the learners may modify the mistakes by themselves with the help of certain hints that is denominated as the other-initiated self-repair (OISR) organisation of conversation analysis (CA) methodology. Considering the studies in Turkey, it has been realized that there are certain studies in relation to the repair types. Nonetheless, OISR organisation in the English spoken interactions of the academicians who are adult learners are not researched in Turkey. Therefore, this study investigates the use of OISR patterns by the adult learners in a speaking course. The study also aims to discover presumptive reasons about why the adult learner utilise OISR organisation. The study was accomplished in the spring term of 2019 at Muğla Sıtkı Koçman University. 12 adult learners who were the academicians at the university attended to the B1 level English speaking course. For the study, the 16 hours of video-based recordings and 7 semi-structured interviews were utilised as instruments. The video recordings were transcribed in the method of CA with the Jeffersonian transcription notation and analysed in different categories of OISR whereas the interviews were transcribed and categorised under the terms of the content analysis. The study demonstrates that the adult learners utilise the different categories of OISR patterns in their interactions. Furthermore, it is notified that the troubles emerged by the adult learners are discovered by the scaffolding of the teacher and the classmates, and the flow of the speech and negotiation of meaning are provided by the self-repair.

Other-initiated self-repairSpeechSpeech analysis+4
Yasemin Koyak
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The assessment of speaking skills: Perceptions and reported practices of secondary school teachers

Speaking is a core skill that is fundamental regarding learning English as a second language. Mastering the speaking ability in the target language (TL)is considered a must; thus, the assessment of the speaking skills is highly sought after to ensure the development of the English language learners. In Turkey, there is a perception that even the learners with an adequate and even excellent competency in reading, listening, writing, and a high-level proficiency in English grammar rules have a hard time mastering the speaking skill and implementing it into their everyday life. However, considering students start learning English as early as second grade, the incompetency or inability to speak fluently in the target language indicates a problem that needs to be addressed. A considerable amount of research concerning English as a Foreign Language (EFL) in Turkey has disclosed numerous issues encountered by English language learners and teachers regarding assessing and evaluating the speaking skill. This study aims to scrutinize Turkish secondary school EFL teachers' perceptions and reported practices regarding the assessment of speaking in TL. This research also focuses on problems EFL teachers encounter and their recommendations on the solutions concerning the evaluation of the speaking skill. This paper seeks its answers through the EFL teachers' responses who work at EFL departments in a Turkish context. The qualitative data in this study was derived within two phases. In the first phase of the research, a questionnaire with open-ended and "yes or no" questions completed by 42 participants, and a focus group interview conducted with seven volunteers. Based on the thematic analysis of the participants' answers who contributed to the questionnaire and the focus group interview, the following results have been revealed. EFL teachers reported that they encounter several setbacks during the implementation of the speaking assessment process such as class size, time restrictions, the objectivity of assessment, finding the right tools for evaluation, focusing on the proper assessment criteria, speaking and test anxiety students go through and making sure that the assessment is fair, valid and reliable. Diversity in activities, personalization of assessment tools and activities according to the student differences, effective use of corrective feedback to prepare students for speaking assessment, focusing on the right grading criteria and use of target language in the classroom to ensure students get substantial exposure was deemed as solutions to make the English speaking assessment process more efficient. Lastly, EFL teachers stated that for the assessment of the speaking to be effective, the professional development of the educators is also required.

Branch teachersSpeechSpeaking skills+6
Ceyda Teşdemiroğlu
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İki dil testinin (tedil ve todil) tipik ve atipik dil gelişimi gösteren çocuklarda ayırt ediciliğinin incelenmesi

Bu çalışmada Türkiye'de kullanılan iki farklı dil gelişimi testi için veri tabanlı ayırt etme ölçüt puanı belirlenmesi ve bu testlerin tekdilli ve ikidilli normal gelişim gösteren ve tek dilli dil bozukluğu olan gruplarda ayırt etme düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL: n=1431) ve Türkçe Okul Çağı Dil Gelişimi Testi (TODİL: n=1252) testleri için toplam 2683 çocuktan toplanan veri kullanılmıştır. Veri tabanlı ölçüt puanını belirlemeye yönelik yapılan analiz sonucunda TEDİL ve TODİL alt testleri ve bileşke puanları için ölçüt tanı puanı olarak -1.00 SS yani 85 standart puan belirlenmiş ve çalışmanın analizleri bu puan temel alınarak gerçekleştirilmiştir. Diğer yandan, bir ölçme aracının tanısal doğruluğu incelenirken sadece duyarlılık ve özgüllük değerlerine başvurmanın yanlış sonuçlar verebileceği bilinmektedir. Bunu gidermek için daha nesnel sonuçlar verebilen pozitif veya negatif olasılık oranlarının asgari düzeyde olması ve duyarlılık ve özgüllük arasındaki farkın minimum düzeyde tutulması gibi unsurlar da göz önünde bulundurulmalıdır. Bu amaçla bu çalışmada tek bir ölçüte göre karar verilmemiş; birden fazla ölçütün birarada bulunması göz önünde bulundurulmuştur. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, öncelikle TEDİL ve TODİL testleri dil ve konuşma bozuklukları alanında kullanılacak ölçme araçları için gerekli asgari psikometrik niteliklere sahip ve tanısal doğruluk değerleri açısından incelenmeye uygun nitelikte bulunmuştur. Belirlenen veri tabanlı ölçüt puanla incelenen TEDİL ve TODİL'in farklı dil bozuklukları alt gruplarının yüksek derecelerde ayırt edicilik oranlarına sahip olduğu belirlenmiştir. Bu iki testin, normal dil gelişimi gösterdiği düşünülen ikidilli popülasyonlarda özgüllük değerlerine bakıldığında ise her iki testin de beklenenin oldukça altında bir özgüllüğe sahip olduğu ortaya koyulmuştur. Diğer deyişle, bu bulgulara göre TEDİL ve TODİL testleri normal gelişim gösteren birinci dili Türkçe olmayan ikidilli bireyleri doğru olarak ayırt etmede mevcut bulgulara göre beklendik düzeyin altındadır.

Dil gelişimiKonuşmaKonuşma bozuklukları+5
Orhan Selçuk Güven
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Serebral palsi'li ve sağlıklı gelişen 6-12 yaş arası çocukların konuşma özelliklerinin maksimum performans ölçüm yöntemleri ile belirlenmesi

ÖZET Dizartri ve apraksi gibi motor konuşma bozukluklarında, ses bozuklarında ve diğer konuşma bozukluklarının değerlendirilmesinde ve terapi etkiliğinin çalışılmasında klinik ortamda sıklıkla kullanılan ancak standart bir prosedürü bulunmayan Maksimum Performans Ölçüm Yöntemleri ile konuşmanın solunum, sesleme ve sesletim gibi seçilmiş konuşma bileşenleri için bireylerin performansının üst sınırları değerlendirilmektedir. Bu çalışmada sağlıklı ve SP'li çocuklarla yapılan test uygulaması ile sağlıklı çocuklarda norm değerleri oluşturulmuş, dizartrili SP'li çocuklar ve sağlıklı çocuklar arasında test değerleri açısından farklılıklar belirlenmiştir. Maksimum Performans Ölçüm Yöntemleri üç testten oluşmaktadır. Bunlar; (a) Maksimum Fonasyon Süresi Testi (b) Maksimum Tekrar Oranı Testi (c) Temel Frekans Aralığı Testi Çalışmaya testin norm değerlerini oluşturmak amacı sağlıklı gelişen, anadili Türkçe olan 6-12 yaş aralığında 140 çocuk katılmıştır. Dizartrili SP'li çocuklarda spastik, diskinetik, ataksik tip SP'li toplam 60 çocuk katılmıştır. Bu çalışmada test sonuçları sağlıklı grupta yaşa ve cinsiyete göre, SP'li grupta alt tipler arasında ve sağlıklı grup ile SP'li grup arasında farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Çalışma sonucunda yaşın Maksimum Performans Ölçüm Yöntemlerinden maksimum fonasyon süresi ve maksimum tekrar oranı üzerinde etkili olduğu cinsiyetin etkili olmadığı görülmüştür. Çalışmanın bir diğer bulgusu Maksimum Performans Ölçüm Yöntemlerinin SP'li çocuklarda gözlenen dizartrik konuşma ile normal konuşmayı ayırt eden oldukça güçlü ölçüm yöntemleri olduğudur. Anahtar Sözcükler: Maksimum Performans Ölçüm Yöntemleri, dizartri, Serebral Palsi, akustik ölçümler

Akustik impedans testleriKonuşmaKonuşma bozuklukları+4
Didem Akyıldız
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde konuşma bozukluğu olan ve olmayan çocukların ebeveyn ve öğretmenlerinin, konuşma bozukluklarına yönelik tutum ve bilgilerinin incelenmesi- lefkoşa örneklemi

Çalışmanın amacı, Lefkoşa örneklemi ile KKTC'de konuşma bozukluğu olan ve olmayan çocukların ebeveyn ve öğretmenlerinin konuşma bozukluklarına yönelik tutum ve bilgilerini belirleyebilmektir. Toplam 191 katılımcıdan 34'ü konuşma bozukluğu olan çocukların ebeveyni, 57'si konuşma bozukluğu olmayan çocukların ebeveyni, 64'ü konuşma bozukluğu olan öğrencisi bulunan öğretmen, 36'sı konuşma bozukluğu olan öğrencisi bulunmayan öğretmenden oluşmaktadır. Çalışma betimsel bir araştırma olup veri toplama aracı olarak Toğram ve Maviş'in (2009) çalışmasında yer alan "Dil ve Konuşma Bozukluklarına Yönelik Tutum ve Bilgi Anketi" kullanılmıştır. Anket ile ebeveyn ve öğretmenlerden oluşan katılımcı gruplarının, konuşma bozukluğu olan çocukların akademik/sosyal başarısına yönelik tutumları ve konuşma bozukluklarının nedenleri ve terapisine yönelik düşünceleri betimlenmiştir. Toplanan veriler her grubun konuya ilişkin bilgisini ortaya koymak için karşılaştırılırmıştır. Araştırmanın sonucunda konuşma bozukluğu olan ve olmayan gruplardaki ebeveyn ve öğretmenlerin konuşma bozukluğu olan çocuğun akademik/sosyal başarısı ve terapi gereksinimleri hakkındaki tutumlarının belirgin olarak farklılaşmadığı bulunmuştur. Ayrıca dil ve konuşma bozukluklarının nedenleri ve terapi eksikliklerine yönelik bilgilerinde grupların öncelikli sıralamalarının da farklılaşmadığı görülmüştür

AileEbeveynlerKonuşma+4
İmge Bora
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe konuşan tutuk ve akıcı afazililerin farklı cümle tiplerini anlaması ve üretmesi

Afazi, Serebro Vasküler Olaylar (SVO) sonucunda beynin belirli bir bölgesinde oluşan lezyona bağlı olarak dili anlama, üretme ya da dilin her iki modalitesinde bozukluğa yol açan bir dil bozukluğudur. Afazi tipleri, lezyonun anatomik yerine, kişilerin sözel çıktılarına ya da hasar sonucunda oluşan işlev kaybına göre farklı şekillerde sınıflandırılabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, sözel çıktılarına göre tutuk ve akıcı afazili olarak sınıflandırılmış bireylerin cümle üretim ve anlama becerilerini belirlemek ve aralarındaki farklılıkları ortaya koymaktır. Bu amaçla 11 tutuk, 8 akıcı ve 8 sağlıklı bireyden oluşan katılımcılara, araştırmacı tarafından oluşturulan 66 soruluk cümle üretim testi ve 33 soruluk cümle anlama testi Ocak - Haziran 2015 tarihleri arasında DİLKOM'da terapi almaya devam eden afazili bireylere uygulanmıştır. Testler HELPSS terapi programı setinden esinlenerek oluşturulmuştur. Testler sonucunda elde edilen veriler SPSS 21.0 programında Mann Whitney U testi ile gruplar arasında, Wilcoxon testi ile gruplar içerisinde karşılaştırılmıştır. Değerlendirmeler sonucunda, tutuk afazililerin en iyi anladığı cümleler geçişli bildirim, geçişsiz bildirim ve yerleştirme cümleler; akıcı afazililerin en iyi anladığı cümleler ise geçişli emir, geçişsiz bildirim ve yerleştirme cümleler olarak bulunmuştur. Tutuk afazili bireylerin geçişsiz emir cümleleri ve geçişli bildirim cümlelerini akıcı afazili bireylere göre daha iyi anladığı ve yerleştirme cümleleri akıcı afazililere göre daha iyi ürettiği ortaya konmuş olup, tüm afazililerin en iyi ürettiği ilk üç cümlenin sıralaması farklı olsa da "geçişsiz emir, geçişsiz bildirim ve geçişli bildirim" cümleleri olduğu belirlenmiştir. Tekrarlamanın cümle üretimini kolaylaştırma etkisine bakıldığında ise tutuk afazililerin, geçişli emir cümlesi, geçişsiz bildirim cümlesi, edilgen cümle ve evet – hayır soru cümlelerini öykü içinde duyduklarında daha iyi ürettikleri; akıcı afazilierin ise sadece "evet – hayır soru cümlelerini" daha iyi ürettikleri ortaya konmuştur.

AfaziAnlamaCümle+3
Fenise Selin Karalı
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe konuşan Down sendromu olan çocukların dilbilgisel özelliklerinin betimlenmesi ve çalışma belleği ile ilişkisinin incelenmesi

Down Sendromuna özgü bazı yapısal ve bilişsel yetersizliklere ek olarak, down sendromunda dil ve konuşma problemlerine de rastlanmaktadır. Bu grupta, zihinsel yetersizlik grubundan farklı olarak, ifade edici dil becerileri daha fazla etkilenmiş durumdadır ve birçok dilde birtakım spesifik dilbilgisel problemlere sahip oldukları bulunmuştur. Özellikle söz dizimi ve biçimbilgisi bileşenlerinin etkilenmiş olduğu alanyazında birçok farklı dil için rapor edilmiştir. Ayrıca, son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda kısa süreli bellek ve dilsel problemler arasında pozitif bir ilişki olabileceği ortaya koyulmuştur. Mevcut çalışmada, Türkçe konuşan Down Sendromlu çocukların dilbilgisel özelliklerinin(sözdizimi, biçimbilgisi) detaylı bir şekilde incelenerek profillerinin ortaya çıkarılması ve kısa süreli belleğin sözdizimi ve biçimbilgisi üzerindeki etkisi ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmaya 6;7-15;11 olan Trizomi 21 tipi ve hafif zihinsel yetersizliğe sahip 12 Down sendromlu çocuk katılmıştır. Dilbilgisel özelliklerini kapsamlı ve birçok boyutuyla değerlendirmek amacıyla 1) standardize dil gelişim testleri TEDİL (Topbaş & Güven, 2011) ve TODİL (Güven & Topbaş, 2016) uygulanmıştır. 2) Sohbet ve öykülendirme olmak üzere iki farklı bağlamda doğal dil örneği alınmış ve SALT programı ile analiz edilmiş ve norm grubuyla karşılaştırılmıştır. 3) Görsel-işitsel kısa süreli belleği ölçmek için GİSD-B (Karakaş ve Yalın, 1993) ve son olarak 4) Sözel kısa süreli belleği ölçmek amacıyla Türkçe Anlamsız Sözcük Tekrarı Testi (Topbaş & Kaçar, 2014) uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, Down sendromlu grup anlama ve ifade etme düzeyinde dilbilgisel olarak mental yaş eşdeğeri olan akranlarından önemli ölçüde geri bulunmuştur. Dilbilgisel anlama düzeyleri, ifade etme düzeylerinden daha iyi durumda ve bu fark anlamlı bulunmuştur. Down sendromlu grubun dilbilgisel özellikleri ve sözel kısa süreli bellek ve görsel işitsel kısa süreli bellek arasındaki ilişkiye bakıldığında ise özellikle dilbilgisel ifade etme ve hem sözel hem de sözel olmayan kısa süreli bellekler arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bu bulgular diğer dillerde yapılan çalışmalarla uyumludur. Anahtar Kelimeler: Down sendromu, Türkçe, Kısa süreli bellek, Dilbilgisel problemler

DilbilgisiDown sendromuKonuşma+4
Merve Nur Sarıyer
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Frontotemporal lobar dejenerasyon hastalarının sözel akıcılık becerilerinin incelenmesi

Toplum yapısının değişmesi, insan ömrünün uzaması ve yaşam şartlarının farklılaşmasıyla birlikte yıkıcı etkileri çok fazla olan demansın da görülme sıklığı artmıştır. Frontotemporal lobar dejenerasyon (FTLD), Alzheimer hastalığından (AH) sonra en sık görülen ve orta yaşta da insanları etkileyen bir hastalıktır. Demansın erken evresinde, çok kullanılan kelimeleri bile hatırlayamama şeklindeki kelime bulma sıkıntısı, dil bozukluklarının temel işaretindendir. Sözel akıcılık testleri, demansta dil ve bilişsel işlemleri değerlendirmek için yaygın olarak kullanılan testlerdendir. Bu çalışmanın evreni, hasta grubu ve kontrol grubundan oluşmaktadır. Hasta grubunu, Osmangazi Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Demans Polikliniğinde izlenen FTLD tanısı almış ve Standardize Mini Mental Test (SMMT) skorları, 10-26 arasında olan 21 birey oluşturmaktadır. Kontrol grubunu ise herhangi bir nörolojik problemi olmayan gönüllü 21 kişi oluşturmaktadır. Hasta ve kontrol gruplarının yaşları sabitlenmiş ve yaş aralıkları 48 ile 71 arasında değişmektedir. Çalışmanın amacı ise hasta grubu ve kontrol grubunun sözel akıcılık becerilerini niteliksel ve niceliksel olarak incelemek ve gruplar arası farklılıkları ortaya koymaktır. Bu temel amaç yanında, FTLD'nin alt tiplerinden olan, frontotemporal demans (FTD) ve semantik demans (SD) hastalarının sözel akıcılık becerileri de incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Bu araştırma kapsamında fonemik ve semantik sözel akıcılık testleri kullanılmış ve fonemik akıcılık değerlendirme kapsamında 'F-A-S' sesleri ve semantik akıcılık testi için de 'hayvanlar' kategorisi seçilmiştir. Niteliksel analiz kapsamında ise öbekleme ve geçiş yapma becerileri incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda, hem fonemik hem de semantik akıcılık testlerinde hasta grubu, kontrol grubuna göre çok daha az kelime üretmiştir. Öbekleme becerileri kapsamında iki grup arasında farklılık görülmemesine karşılık, hasta grubunun geçiş yapma becerisinin belirgin biçimde azalmış olduğu bulgulanmıştır. SD ve FTD hasta grupları arasında semantik akıcılık değerlendirmesinde üretilen toplam kelime bakımından bir fark elde edilmemişken FTD grubu fonemik akıcılık değerlendirmesinde SD hasta grubuna göre çok daha az kelime üretmiştir. Ayrıca SD hastaları fonemik akıcılık değerlendirmesinde semantik akıcılık değerlendirmesine göre çok daha fazla kelime üretmiştir. Bu hasta grubunun semantik akıcılık değerlendirmesindeki geçiş yapma değerleri de fonemik akıcılık değerlendirmesine göre oldukça fazladır. Bunun yanında hasta grubu her iki testte benzer şekilde ve daha az kelime üretmiştir. Hastaların semantik akıcılık değerlendirmesindeki geçiş değerleri de fonemik akıcılık değerlendirmesine göre daha fazladır.

DemansFrontotemporal demansKonuşma+4
Emine Karaca
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Parkinson hastalığında ses ve konuşmanın akustik analizi

Bu çalışma İdiyopatik Parkinson hastalığına sahip bireylerin ünlü artikülasyonu,konuşma hızı ve ses özelliklerini akustik analiz yöntemleriyle inceleyerek sağlıklı grupla ve hastalığın evrelerine göre karşılaştırmayı ve konuşma özellikleri arasındaki ilişkileri belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda 15 erken evre, 15 ileri evre Parkinson hastalığına sahip bireyden ve 30 kişiden oluşan yaş ve cinsiyet eşleştirmeli sağlıklı kontrol grubundan veri toplanmıştır. Ünlü artikülasyonunu incelemek için Üçgen Ünlü Alanı, Dörtgen Ünlü Alanı ve F2i/F2u oranı; konuşma hızı için Konuşma Hızı ve Artikülasyon Hızı, ses için F 0 , Jitter, Shimmer ve Gürültü-harmonik oranı parametreleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar Parkinson hastalığında Üçgen Ünlü Alanı, Dörtgen Ünlü Alanı ve F2i/F2u oranında anlamlı ölçüde düşüş olduğunu, konuşma hızı ve ses parametrelerinde anlamlı fark olmadığını göstermektedir. Erken evre ve ileri evre hasta grupları arasında hiçbir bağımlı değişkende fark bulunmamıştır. Parkinson hasta grubunda tüm ünlü artikülasyonu parametreleri ve konuşma hızı parametreleri arasında negatif yönde korelasyon bulunmuştur. Hem sağlıklı grupta hem de hasta grubunda kadınların üçgen ve dörtgen ünlü alanları erkeklerden daha geniş, F2i/F2u oranı daha yüksek bulunmuştur.

AkustikAkustik impedans testleriBazal ganglia hastalıkları+5
Elif Meryem Ünsal Akkaya
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe konuşan dudak damak yarığı olan çocukların alveolar ve post-alveolar sürtünmeli seslerinin akustik olarak incelenmesi

Dudak damak yarığı en sık görülen doğum defektleri arasındadır. Bu durum yarıkla dünyaya gelen bireyde fiziksel görünüm, beslenme, ortodonti, işitme ve konuşmada bazı problemlere sebep olabilir. Velofarengeal yetmezlik dudak damak yarığı olan bireylerin konuşmalarında görülebilen bir sorundur. Velofarengeal mekanizmanın doğru çalışamamasından kaynaklı ağız içerisine gelmesi gereken hava basıncı nazal kaviteye kaçarak burundan çıkar ve genizsi bir konuşmaya neden olur. Bu tür bir konuşmada, üretimi için yüksek basınç gerektiren sürtünmeli, durak sürtünmeli ve patlamalı sesler gibi sesler bozulmaya uğrar. Bu çalışmanın amacı hipernazalitesi olan dudak damak yarıklı çocukların sürtünmeli seslerini akustik olarak incelenmektir. Bu amaçla çalışmada hedef olarak seçilen sibilant sürtünmeli seslerin (/s, z, ʃ , Ʒ/) süre, ağırlık merkezi, eğimlilik ve basıklık değerleri incelenmiştir. Özellikleri incelenen bu sibilant sesler sözcük başı konumdayken taşıyıcı cümle içerisinde yer almıştır. Çalışmaya anadilleri Türkçe olan, hipernazalite sorunu yaşayan dört dudak damak yarıklı çocuk ile herhangi bir dudak damak yarığı, hipernazalitesi ve sesletim problemi olmayan dört çocuk katılmıştır (4 erkek, 4 kız). Katılımcıların yaş aralığı 10-12 arasında değişmektedir. Çalışmanın istatistiği için Open Source Statistics Software R kullanılmıştır. Bu programda linear mixed effects model uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda hedef seslerin süresinin, hipernazalitesi olan damak yarıklı çocuklarda daha uzun olduğu görülmüştür. Ayrıca hipernazalitesi olan çocuklarda Ağırlık Merkezi değeri daha düşüktür. eğimlilik değeri hipernazalitesi olan ve olmayan grupta farklılık göstermezken, basıklık değeri hipernazalitesi olan katılımcılarda daha düşüktür. Çalışmaya konu olan sürtünmeli seslerin süresine, ağırlık merkezi ve basıklık değerine hipernazalitenin etkisi vardır. Tüm sonuçlar hipernazalitesi olan çocukların ağız içi basıncını oluşturabilmek için daha uzun zamana ihtiyaç duyduklarını, sesletim yeri olarak daha art bölgeleri tercih ettiklerini ancak sürtünmeli bir sesi oluşturabilmek için gerekli olan türbülansı yaratabildiklerini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Hipernazalite, dudak damak yarığı, sürtünmeli sesler, spektral moment, akustik

KonuşmaKonuşma bozukluklarıNazal kavite+7
Eren Balo
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Dudak damak yarığı veya kraniyofasiyal sendromu olan çocukların sağlık öyküsü, oral-periferal özellikleri ve konuşma sorunlarının betimlenmesi

Dudak damak yarığı veya kraniyofasiyal sendromu olan bireyler başta sesletim ve rezonans olmak üzere pek çok alanda sorunlar yaşayabilmekte ve sağlıklı bireylerden oldukça farklı özellikler gösterebilmektedir. Bu çalışmada dudak damak yarığı veya kraniyofasiyal sendromu olan bireylerin değerlendirilmesinde kullanılması amacı ile üç alt bölümden oluşan bir değerlendirme formu oluşturulmuştur. Değerlendirmeye alınan bireylerin sağlık öyküsü alınmış, oral-periferal değerlendirmesi yapılmış, konuşma ve rezonans sorunları incelenmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde, dudak damak yarığı veya karinyofasiyal sendromu olan çocukların altta yatan birçok etkenden kaynaklı sorun yaşadığı, bazı periferal özelliklere sahip olduğu, yaşları gereğince normal kabul edilebilecek sesletim hatalarına ek olarak sesletim yerini, biçimini, ötümlülük özelliklerini değiştirdiği ve çifte artikülasyon yaptığı gözlenmiştir.

DamakKonuşmaKonuşma akustiği+5
Ayşe Nemutlu
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çalışan dil ve konuşma terapistlerinin hızlı-bozuk konuşma ve terapisine yönelik algılarının değerlendirilmesi

Bu çalışmada Türkiye'de çalışan dil ve konuşma terapistlerinin hızlı-bozuk konuşma ve terapisine dair tutum, davranış ve bu akıcılık bozukluğu hakkındaki fikirleri değerlendirilmiştir. Araştırma modeli gruplar arası karşılaştırmaya dayalı betimsel yöntemdir. Çalışmaya Türkiye'deki dil ve konuşma terapistleri derneğine kayıtlı olan 82 uzman katılmıştır. Çalışmada kullanılan veri toplama aracı, Rustin Cluttering Survey (RCS) ve The Clinician Attitudes Towards Stuttering Inventory (CATS) esas alınarak oluşturulan 61 maddelik bir ankettir. Toplanan veriler, betimsel olarak yorumlanmış ve belirli gruplar arasında karşılaştırma yapılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde, Türkiye'de çalışan uzmanların, dil ve konuşma terapistliği eğitimi sırasında aldıkları HBK eğitimini yetersiz buldukları gözlenmiştir. Eğitimleri sırasında HBK vakası tecrübesi bulunan grup ile bulunmayan grubun, iş yaşamlarında bu bozuklukla çalışmayı tercih etme durumları ve kendilerini bu bozukluk alanında çalışmak için yeterli ya da yetersiz bulmaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmiştir. Bu bulgular ışığında eğitim sırasında edinilen vaka tecrübesinin çalışma hayatı üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir. İş yaşamlarında HBK vakaları ile çalışan grup ile çalışmayan grubun 'mesleki eğitim, terapi etkililiği, HBK bireylerin kişilik/özellikleri, terapi/yöntem, HBK ve diğer bozukluklar, HBK bireylerin ebeveynleri, HBK nedenleri, terapi' kategorileri altındaki maddelere verdikleri yanıtlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmaktadır. Bu bulgular ışığında çalışma hayatında edinilen vaka tecrübesinin, uzmanların HBK hakkındaki görüş ve fikirlerini etkilediği düşünülmektedir.

DilFarkındalıkKonuşma+3
Murat Bellice
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Velofarengeal kapanma sürelerinin çocukluk çağı konuşma apraksisi şüphesi olan ve tipik gelişim gösteren çocuklarda karşılaştırılması

Bu araştırmada, velofarengeal kapanma süresinin Çocukluk Çağı Konuşma Apraksisi şüphesi (ÇÇKAş) olan ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocuklarda karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Çalışma grubu, 6;3 – 8;11 yaş aralığında, Çocukluk Çağı Konuşma Apraksisi şüphesi olan 3 ve tipik gelişim gösteren 6, toplamda 9 çocuktan oluşmaktadır. Katılımcıların belirlenmesi aşamasına kadar, veri toplama aracı olarak, Kişisel ve Sağlık Bilgi Formu, Öğretmen Görüş Formu, Oral Konuşma Düzeneği Tarama Testi, SET, Sözcük ve Cümle Tekrarı Testi, ASTT ve TEDİL, kullanılmıştır. Velofarengeal kapanma süresinin belirlenebilmesi için, Nazometre II, 6450, veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Nazometre II, 6450 ile toplanan veriler, R istatistik programında linear mixed effects modelde ve SPSS 21 istatistik programında, Man Whitney-U testi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, ÇÇKAş ve TGG grupları arasında, nazalans değerleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı fakat klinik olarak tartışmalı sonuçlar elde edilmiştir. Hedef heceyi toplam üretme süresi bakımından ise gruplar arasında anlamlı farklar elde edilmiştir. ÇÇKAş grubu, aynı yapıdaki bir heceyi, TGG grubundan daha uzun sürede üretmektedir.

ApraksiKonuşmaKonuşma bozuklukları+3
Havva Korkmaz Kocabıyık
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Normal işiten ve koklear implantlı bireylerin konuşmalarındaki bürünsel özelliklerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu araştırmanın amacı normal işiten ve koklear implantlı bireylerin konuşmalarındaki bürünsel özelliklerin karşılaştırılmasıdır. Bu amaçla öğrencilerin odak oluşturmada kullandıkları süre, f0, şiddet parametreleri karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Araştırmaya 8 koklear implant kullanan ve 6 normal işiten üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırma sonucunda dar odak olan sözcüklerin ortalama süresinin ve şiddetinin odak olmayan eşine göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Dar odak olan sözcüklerin f0 standart sapmasının ve f0 ranjının odak olmayan sözcüklere göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Koklear implantlı öğrencilerin, sözcük üretimlerinde f0 standart sapmanın ve f0 ranjının normal işitenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Koklear implant kullanan öğrencilerin sözcük üretim süresinin normal işitenlere kıyasla daha uzun olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları koklear implant kullanan katılımcıların dar odak üretiminde süre parametresini başlıca parametre olarak kullandıklarını göstermektedir. Bir diğer göze çarpan bulgu da koklear implantlı öğrencilerin f0 standart sapmasının ve f0 ranjının normal işitenlere göre yüksek olmasıdır. Anahtar Sözcükler: Koklear implant, bürünsel, dar odak

Akustik impedans testleriKoklea hastalıklarıKoklear implantlar+4
Duygu Büyükköse
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkçe konuşan sağlıklı yetişkin popülasyonda sesin akustik ve aerodinamik özellikleri norm çalışması

Bu araştırmada, Fonatauar Aerodinamik Sistem (PAS) ses değerlendirme aracı kullanılarak Türkçe konuşan sağlıklı yetişkin popülasyonda sesin akustik ve aerodinamik özelliklerine dair normatif veri oluşturmak ve elde edilen ölçümler üzerinde yaş ve cinsiyetin etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma deseni, gruplar arası karşılaştırma yapan prospektif araştırma modelidir. Araştırmaya katılımcı olarak yaşları 18-87 arasında değişen 206 sağlıklı yetişkin (106 kadın, 100 erkek) dahil edilmiş ve bu katılımcılar üç yaş grubuna ayrılmıştır (18-39, 40-59, 60+). Katılımcılara PAS protokollerinden, Vital kapasite, Maksimum sürdürülen fonasyon, Rahat sürdürülen fonasyon, Ses basınç düzeyi değişiklikleri ve Sesleme yeterliliği protokolleri 3 er kez uygulanmış ve elde edilen verilerin ortalaması alınarak 45 fonatuar aerodinamik ve akustik ölçüm için normatif veri elde edilerek istatistiksel analiz yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre 30 ölçüm üzerinde cinsiyet değişkeninin (Örneğin; En yüksek SBD, En yüksek ekspiratuar hava akım süresi), 19 ölçüm üzerinde yaş değişkeninin (Örneğin; En yüksek SBD, Ekspiratuar hacim) ve 6 ölçüm üzerinde yaş*cinsiyet etkileşiminin (Örneğin; Ortalama perde, En düşük SBD) istatistiksel olarak anlamlı etkisi bulunurken; 10 ölçüm üzerinde yaş ve cinsiyet değişkenlerinin anlamlı etkisi bulunmamıştır. Sonuç olarak çalışmada 35 fonotuar aerodinamik ve akustik ölçüm üzerinde yaş ve cinsiyet değişkeninin anlamlı etkisi bulunmuştur. Dolayısıyla PAS kullanılarak yapılan ses değerlendirmelerinde yaş ve cinsiyet değişkenlerinin etkisi dikkate alınmalıdır.

Aerodinamik özelliklerAkustikKonuşma+4
Ayşegül Şen
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

7-12 yaşları arasında kekeme olan ve olmayan çocukların diadokokinetik performanslarının karşılaştırılması

Oral motor becerileri değerlendirmek, buna uygun teşhis koymak ve uygun müdahale planları geliştirmek önemlidir. Diadokokinezi(DDK)oral motor becerileri değerlendirmede kullanılan ölçümlerden birisidir. Diadokokinetik(DDK) analiz konuşma üretimindeki hız, doğruluk ve devamlılık ölçütlerini tek heceli /pɅ/, /tɅ/, /kɅ/ veya çok heceli /pɅtɅ/ ve /pɅtɅkɅ/ dizilimlerinde inceler. Bu çalışmada 7-12 yaşları arasında kekeme olan ve olmayan çocukların diadokokinetik performanslarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Katılımcılar her yaş grubundan kekeme olan ve olmayan kız ve erkeklerden oluşturulmuş ve diadokokinetik ölçümlerden elde ediilen veriler ve tipik gelişen çocuklardaki verilerle karşışlaştırılmıştır. Çalışma sonunda kekeme olan çocuklarla olmayan çocukların diadokokinetik verileri yaşa, cinsiyete ve kekeme olup olmamalarına göre analiz edilmiştir. Analiz sonucunda kekemelik durumuna yönelik /pɅ/ ve /kɅ/ hecesinde kekme olmayanların lehine anlamlı farklılıkların olduğu, cinsiyetler arası farklılıkta ise /kɅ/ hecesinde kız çocukların lehine anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur. Ayrıca /pɅ/ hecesi için 10-12 yaş grubu lehine anlamlılık görülmüştür.

KekemelikKonuşmaKonuşma bozuklukları+4
Betül Çifçi
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Tek dilli Türkçe ve iki dilli Türkçe-Kürtçe konuşan dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinin incelenmesi

Çocukların bir kısmı farklı nedenlerle dil dediğimiz sözel, yazılı veya başka bir sembol sistemini öğrenmekte, kullanmakta veya anlamada sıkıntılar yaşarlar. Bu sıkıntılar dilin bir veya daha fazla bileşeninde birlikte ve farklı derecelerde görülebilmektedir. Genel olarak herhangi belirli bir etiyolojisi olmadan sözel dilde yaşıtlarından önemli derecede görülen bir gerilik Özgül Dil Bozukluğu (ÖDB) olarak adlandırılmaktadır. Bu bozukluk dilin anlama ve ifade etme boyutunda dilin birçok bileşenini etkilemektedir. Yapılan çalışmalarda sözdizimi ve biçimbilgisi bileşeninin ağırlıklı olarak birçok dilde etkilendiği ortaya konulmuştur. Bu konuda yapılan çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır ve yapılan bu sistematik çalışmalar da göstermiştir ki ÖDB diller arası önemli oranda farklılıklara sahiptir. Diğer yandan tüm dünyada 100 milyondan fazla kişi tarafından ana dili olarak konuşulan Türkçe için bu konuda yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Ek olarak, alanyazında Kürtçe'nin tek dilli ve iki dilli edinimi ve bozukluğu ya da gelişiminde görülen aksaklıklarla ilgili çalışma neredeyse yoktur. Türkçe'de, tek dilli ve Almanca-Türkçe, İngilizce-Türkçe ve Hollandaca-Türkçe gibi iki dilli özgül dil bozukluğu olan çocuklarla yapılan sınırlı sayıda araştırma göstermiştir ki, bu çocuklar alan yazında diğer dillerde yapılan çalışmalara paralel olarak, hem biçimbilgisi hem de sözdiziminde yapı olarak farklılıklara sahip olmakla birlikte önemli problemler yaşamaktadırlar. Bu çalışmada anadili Türkçe-Kürtçe olan iki dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinin profilini çıkarmak, bu özelliklerin anadili Türkçe-Kürtçe olan iki dilli normal dil gelişimine sahip çocuklar ve anadili Türkçe olan tek dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinden hangi açılardan farklılaştığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda ise bahsedilen hedeflere ulaşmak için bazı basamaklar izlenmiştir. İlk olarak bu üç grubun morfolojik ve sentaktik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla TODİL tüm alt testleriyle tüm katılımcılara uygulanmış ve aynı bağlamda tüm katılımcılardan doğal dil örneği alınıp sözcüklerde ve biçimbirimlerde ortalama sözce uzunlukları hesaplanmış ve 3 grubun sağladığı tüm sonuçlar birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar ışığında iki dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların tek dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocuklardan dilbilgisel bağlamda farklı özellikler sergilemediği saptanmıştır. Bu durum alanyazında yapılmış olan ilgili çalışmaların sonuçlarıyla örtüşmektedir. Anahtar Kelimeler: İki dillilik, Özgül Dil Bozukluğu, Türkçe, Kürtçe

KonuşmaKonuşma bozukluklarıKürtçe+4
Seda Esersin
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Diksiyon etkinliklerinin ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin konuşma becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı diksiyon etkinliklerinin ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin konuşma becerilerine olan etkisini belirlemektir. Araştırmaya, 2017-2018 eğitimöğretim yılı içerisinde Bursa ili İnegöl ilçesi Alanyurt Ortaokulunda eğitim/öğretim gören (53), 7. sınıf öğrencisi katılmıştır. Araştırma kapsamında nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Karma yöntem kapsamında nicel araştırma yöntemlerinden ön test ve son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılırken, nitel araştırma yöntemleri kapsamında öğrenci görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen "Konuşma Problemlerini Değerlendirme Formu" ile "Etkili ve Güzel Konuşmayı Değerlendirme Formu" kullanılmıştır. Nitel verileri elde etmek için bu formlara ek olarak, "Kişisel Bilgi Formu" ile "Öğrenci Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında deney ve kontrol grubu oluşturulmuştur. Deney grubuna diksiyon etkinliklerini içeren 8 haftalık ders planı uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise Türkçe dersi öğretmen kılavuz kitabına uygun ders süreci işlenmiştir. Araştırma sürecinde elde edilen bulgular, istatistik programları ile analiz edilmiştir. Analiz kapsamında ilişkili ve ilişkisiz hesaplama analizleri ile betimsel analiz kullanılmıştır. Ayrıca nitel verilerin analizi için görüşme formundan elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiş olup kod ve temalara ayrılmıştır. Araştırma neticesinde diksiyon etkinliklerinin ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin konuşma becerileri üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Beden diliDiksiyonKonuşma+6
Mehmed Akif Aslan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis of the role of English in business fields in non-English-speaking countries (A case study)

The aim of this study is to determine the importance of learning English to find jobs in sectors such as banks, education, and private companies. It also shows the importance of finding a platform with a designed curriculum for those who are interested in working in this field to facilitate their integration to improve employment opportunities with limited duration or based on the challenges that might come out. A questionnaire was conducted on 408 workers with higher levels of education, English speakers, and non-speakers in Gaziantep, in Turkey. The researcher found that English Language learning has a very important role in finding better job opportunities in Turkey. However, the main challenges facing the learners, according to the results, are learner's lack of confidence, teaching method, being with people who speak your mother tongue, limited learning environments, over-use of native language in the classroom, and inadequate learning materials. Difficulties such as time and cost are the least challenges facing them to learn English in the participants' opinion. Lastly, as solutions to overcome the learning challenge, the education process should focus more on motivation, speaking, learning vocabulary, using communicative language teaching, and improving teaching methods, social networks, reading, and school. However, living abroad, free and private courses, grammar, university, platforms, and family environment are the least effective supports to overcome those challenges. Keywords: Challenges Facing English Learners, Solutions to Overcome Challenges, Communicative Language Teaching, English as a Foreign Language, Studying English Abroad, Teaching Learning Materials, English Teaching Process.

Language educationEducation problemsSpeech+5
Shahd Haj Mohamad
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Konuşma stratejilerinin öğretiminin konuşma başarımına ve konuşmanın duyuşsal niteliklerine etkisi

Araştırmanın amacı konuşma stratejilerinin öğretiminin konuşma başarımına ve konuşmanın duyuşsal niteliklerine etkisini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde Hatay ili, Hassa ilçesindeki Ardıçlı İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Yatılı Bölge Ortaokulunda 8. sınıfta öğrenim gören 19 kontrol ve 19 deney grubu öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada kontrol gruplu ön test-son test yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın veri toplama araçları konuşma değerlendirme formu, ortaokul öğrencileri için konuşma kaygısı ölçeği, ortaokul öğrencileri için konuşma becerisi tutum ölçeği ve konuşma özyeterlik ölçeğidir. Araştırmada konuşma stratejileri belirlenmiş, bu stratejiler kuramsal bilgi aktarımına ve uygulamaya dönük etkinliklerle öğrencilere kazandırılmaya çalışılmıştır. Öğrencilerin ön test ve son test için gerçekleştirdikleri konuşmalar kayıt altına alınmış ve bu konuşmalar iki alan uzmanı tarafından değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularının analizinde SPSS Statistics 21.0 ve MS-Excel 2007 programları kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlardan biri konuşma stratejilerinin öğretiminin geleneksel eğitime göre konuşma başarımı, konuşma kaygısı, konuşma tutumu ve konuşma özyeterliği üstünde anlamlı bir farklılaşma oluşturmadığı yönündedir. Öte yandan konuşma stratejilerinin öğretimi deney grubunun konuşma başarımı üstünde olumlu yönde ve anlamlı bir etki göstermiş fakat konuşma kaygısı, tutumu ve özyeterliği üstünde herhangi bir etki göstermemiştir. Araştırmanın sonuçlarının olası nedenleri tartışma bölümünde ele alınmıştır.

Dil becerileriDil eğitimiKonuşma+5
Seçil Simge Uyar
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe öğrenen Türk soylu öğrencilerin hazırlıksız konuşmalarına yönelik yanlış çözümlemesi

Ana dili veya yabancı dil öğretimi dört temel beceri üzerine kuruludur. Bu beceriler kazanım sırasına göre şu şekildedir: Dinleme, konuşma, okuma ve yazma. Gündelik hayatta iletişim kurmadaki etkisi nedeniyle konuşma becerisi bir adım öne çıkmaktadır. Buna rağmen ilgili alan yazında konuşma becerisinin en az önemsenen ve üzerinde en az çalışma yapılan dil becerilerinden biri olduğu belirtilmektedir. Konuşma sırasında yapılan yanlışlar, bu becerinin nitelikli bir biçimde kazandırılmasının önündeki önemli bir engeldir. Türkçe öğrenen Türk soylular da hedef dil ile kendi dilleri arasındaki benzerlikten kaynaklanan etkenler nedeniyle konuşma sırasında yanlışlar yapmaktadır. Türk soyluların konuşmaları sırasında değişik sebeplerle yaptıkları yanlışları belirlemek, dil öğretiminin etkili ve nitelikli bir şekilde gerçekleştirilebilmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Araştırmada nitel desende içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. Bu bağlamda araştırmada, Çukurova ve Sakarya Üniversitesi TÖMER'de B1 düzeyinde öğrenim gören 114 Türk soylu öğrenci araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Söz konusu öğrencilerin hazırlıksız konuşma sırasında yaptıkları yanlışları tespit etmek amacıyla uzman görüşünden hareketle kontrol listesinden seçilen bir konu üzerine öğrencilerin hazırlıksız konuşma yapmaları sağlanmış ve ses kayıtları alınmıştır. Bu ses kayıtları transkript edilerek yapılan yanlışlar tespit edilmiş; bu yanlışlar temalara, kategorilere ve kodlara ayrılmıştır. Araştırmanın bulguları, Türk soyluların "dil bilgisel", "söz dizimsel" ve "kod karıştırma" olmak üzere 3 tür yanlış yaptıklarını ortaya koymuştur.

Dil yanlışlarıDil öğrenimiDil öğrenme yöntemleri+7
Ceylan Bakır
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hukukunda adli yıl açılış konuşmalarının sosyolojik analizi (1943-2001)

Türkiye'de her yıl adli yıl açılış töreni ve Yargıtay Başkanı tarafından yapılan açılış konuşması ile yeni bir adli yıla girilmektedir. 1943 yılında başlayan ve 1956 ilâ 1960 yılları arasında kısa bir süre terk edilen bu uygulama, günümüzde de devam etmektedir. Türkiye'de, yargı erkinin toplumsal olaylara bakış açısı genel itibarıyla, adli yıl açılış konuşmalarında somutlaşmaktadır. Bu konuşmalar bazen yargısal sorunların dile getirildiği, bazen siyasal rejim kaygılarının körüklendiği, bazen de topluma veya hükümete istikamet çizme gayretlerinin somutlaştığı nutuklar olarak ortaya çıkmıştır. Hem Cumhuriyet'in kuruluş dönemlerindeki ulus devlet olma sürecinde hem askeri darbe dönemlerinde, yargı erki yaşanan siyasal ve toplumsal süreçlere kayıtsız kalmamıştır. Dost-düşman ikilemi çerçevesinde ortaya konulan toplumsal tehlike algısına ilişkin de yargı erki tarafından bir çok değerlendirme yapılmıştır. Öte yandan yargı erki yıllar itibarıyla bu konuşmalarda, yasama ve yürütme erkinden karşılanmasını talep ettiği ihtiyaçlarını hem kamuoyuna hem de muhataplarına deklare etmiştir. Bu çalışmada yargı erkinin toplumsal ve siyasal olaylara bakış açısı, yasama ve yürütme erkleriyle olan münasebetleri ve bu bağlamda kendine atfettiği misyon adli yıl açılış konuşmalarından hareketle ortaya konmaya ve hukukun üstünlüğü, bağımsızlık ve tarafsızlık gibi evrensel hukuki prensiplerin yargı erkinde ne derece hâkim olduğu anlaşılmaya çalışılmaktadır.

Adli tatilBağımsızlıkHukukun üstünlüğü+7
Kemal Özeren
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

English speaking anxiety level of fifth grade students in a middle school in Van

This study aims to analyse the speaking anxiety of students at the fifth grade intensive foreign language classrooms by comparing with regular fifth grades, and it intends to investigate whether there are any changes between the beginning and the end of the academic year in terms of speaking anxiety. It also aims to analyse the speaking anxiety level differences according to demographical information. Lastly, this study attempts to determine the anxiety provoking factors and possible ways for coping with them. This research was conducted with 149 fifth grade students studying at a state middle school, and 5 language teachers working at the same school during 2018/2019 academic year in Van, Turkey. Designed as an explanatory sequential mixed method research, the quantitative data were obtained from students via a scale, and then the qualitative data were gathered from both students and teachers by a semi-structured interview. The quantitative data were analysed by Mann Whitney U, Kruskal Wallis, Spearman's rank correlation tests on SPSS v.23, whereas the qualitative data were examined by content analysis. The present study revealed that fifth grade students feel anxious at a moderate level, and students of intensive foreign language classrooms are found less anxious than regular ones. Also, some other significant differences were found in terms of gender, age, supportive courses, family income level, and English achievement scores of the previous year. On the other hand, both types of classrooms did not show significant changes in terms of both academic terms in themselves. Lastly, some anxiety provoking factors and ways for coping with them were presented. As a consequence, the research had implications for language teachers both to help students reduce their anxiety and to make the classroom environment more stress-free.

Study of languagesSpeechSpeaking skills+6
Hüseyin Korkmaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan ders kitaplarının konuşma etkinlikleri açısından incelenmesi (Orta ve ileri düzey örneği)

Yabancı dil olarak Türkçenin öğretimindeki sınıf içi uygulamalarda sıklıkla kullanılanve dil öğretim sürecini en çok etkileyen etmenlerden biri, ders kitaplarıdır.Ders kitaplarının en önemli bileşenini ise dil becerilerinin geliştirilmesinde kullanılan etkinlikler oluşturmaktadır.Bu etkinliklerin yabancı dil öğrenicilerinin en temel gereksinimlerinden biri olan sosyal ve iletişimsel becerilerinin geliştirilmesi yönünden incelenmesi ders kitaplarının niteliğinin artırılması açısından önem taşımaktadır. Bu bağlamda ders kitaplarındaki konuşma becerisine dönük etkinliklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda bu çalışmada orta ve ileri düzeye dönük ders kitapları araştırılmıştır. Araştırma, ilgili alanda en çok kullanılan Gazi Üniversitesi Yabancılar İçin Türkçe, Yedi İklim Türkçe ve İstanbul Yabancılar İçin Türkçe ders kitaplarıyla sınırlı tutulmuştur. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelenmesi yöntemi kullanılmıştır.Çalışmanın örneklemini oluşturan ders kitaplarındaki her bir konuşma etkinliği; ünite içindeki dağılım, doğruluk ve akıcılık, soru türü, etkileşim, grup etkinliği, diğer becerilerle ilişkilendirme, görsel ve metinsel destek, gerçekleşme anı, konuşma öncesi, sırası ve sonrasında ek alıştırmalara yer verme durumu, ünitedeki konumu ve dil öğrenme stratejileri bakımından incelenerek çalışmanın verileri toplanmıştır.Verilerin toplanmasında, Bueno-Alastuey ve Agulló (2015) tarafından ders kitaplarını sözlü iletişim becerileri bağlamında değerlendirme amacıyla geliştirilen kontrol listesinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, içerik çözümlemesi tekniklerinden sıklık çözümlemesi aracılığıyla incelenmiştir.Çalışmanın sonucunda ders kitaplarının genel olarak; yapılandırılmış ve yarı yapılandırılmış soru türü, akıcılık, metinsel destek, öğrenci-öğretmen etkileşimi, okuma becerisiyle ilişkilendirme, alıştırma sırasında gerçekleşme, ünitenin ortasında yer alma ve bilişsel strateji kullanımı bağlamında öne çıktığı belirlenmiştir.Buna karşın serbest soru türü, grup etkileşimi, gerçek yaşama dönüklük, metinsel ve görsel desteği birlikte sunma, doğruluk-akıcılık ögelerini ve dilsel becerileri bütünsel bir biçimde ele alma, hazırlık sürecini göz önünde bulundurma, alıştırma sırasında ek etkinliğe yer verme, tüm öğrenme stratejilerini dengeli ve dil düzeylerinin yeterlik ölçütleriyle uyumlu bir biçimde ele alma bakımından yetersiz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Konuşma, konuşma becerisi, ders kitabı, etkinlik.

Ders kitaplarıEğitim etkinliğiKonuşma+5
Sena Köksel
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2023
00

Related subjects