Medical SpecialtyOpen Access

Akut pankreatit nedenli hospitalize edilen hastalarda tanı anında bakılan RDW/PLT oranının hastalık şiddeti üzerindeki etkisi

2025
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Erhan Bozkurt

Abstract (TR)

Amaç: Akut pankreatit (AP), karın ağrısı ve kanda pankreas enzimlerinin yüksekliği ile karakterize enflamatuvar bir durumdur. Hastaneye yatışın önde gelen gastrointestinal sistem nedenlerinden biridir. AP etiyolojisinde safra kesesi taşları ve kronik alkol kullanımı temel nedenlerdendir ve vakaların yaklaşık üçte ikisini oluştururlar. Yıllık AP insidansı 4,9-35/100,000' dir. AP insidansı, obezite ve safra kesesi taşlarının artışı nedeniyle dünya genelinde artmaktadır. AP değişken şiddete sahip olabilen hastalıktır ve çoğunlukla hafif veya orta şiddette olup, hasta tamamen iyileşir. AP'de ölüm sıklıkla ilk iki haftalık dönemde sistemik enflamatuvar yanıt sendromu ve organ yetmezliğinden kaynaklanırken, iki haftadan sonra sepsis ve komplikasyonlarından kaynaklanır. AP'nin şiddetini belirlemede faydalanılan indekslerden biri Bedside Index of Severity in Acute Pancreatitis (BISAP) skorlamasıdır. BISAP skoru, 2000-2001 yılları arasında 17,922 AP vakası ile yapılmış bir çalışmaya dayanmaktadır. 2004 -2005 yılları arasında ise bu çalışma 18,256 vakada doğrulanmıştır. BISAP skorlamasında, ilk 24 saat içinde BUN >25 mg/dL yüksekliği, bozulmuş mental durum, SIRS, 60 yaş üzeri veya plevral efüzyon varlığı kriterlerine birer puan verilir. Skorun sıfır olduğu hastalarda ölüm oranı %1,4'ün altında bulunurken, skorun 5 olduğu hastalarda ölüm oranı %22 olarak gözlemlenmiştir. Eritrosit dağılım genişliği (RDW), eritrositlerin boyutundaki değişikliklerin bir ölçümüdür. RDW artışıyla, nedeni hala bilinmemekle birlikte, birçok hastalık grubunda, hastalarda ölüm oranı da artmaktadır. Trombositler, megakaryositlerin sitoplazma parçalarıdır. Hücre hemostazında önemli bir rol oynarlar. Akut sepsis, doku nekrozu, damar duvarı bozuklukları, kronik enflamatuvar hastalıklar gibi pek çok durum trombositlerin tüketiminde artışa yol açmaktadır. RDW/PLT oranı, enflamasyonun şiddetini yansıtan, kolay erişilebilir ve düşük maliyetli bir hematolojik parametre olarak öne çıkmaktadır. Artan RDW değeri hücresel stres ve enflamasyonu, azalan trombosit sayısı ise hastalığın ciddiyetini yansıtmaktadır. Literatürde AP, sepsis, karaciğer hastalıkları, kalp yetersizliği ve bazı malignitelerde prognostik bir öngörücü olarak kullanılabileceğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Biz de çalışmamızda, AP nedenli hospitalize edilen hastalarda RDW/PLT oranın AP şiddetiyle ilişkisini ortaya koymaya çalıştık. Gereç ve Yöntem: Retrospektif olarak yapılan bu çalışma, Ocak 2020-Temmuz 2024 tarihleri arasında Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversite Hastanesi İç Hastalıkları kliniğine AP tanısıyla yatışı yapılan 18 yaş ve üzeri 229 hastanın kayıtları incelenmiş bu hastalardan dışlama kriterlerine sahip olanlar ekarte edilmiştir. Hastanede yatış sürelerine göre 7 gün ve daha az yatışı olanlar erken yatış, 8 gün ve üzerinde hastanede yatışı olanlar geç yatış olarak iki gruba ayrıldı. AP tanısı konulduğu andaki RDW/PLT değerleri, BISAP indeks skorları ve hastaların hastanede kalış süreleri ile karşılaştırılmıştır. İstatistiksel analizler SPSS versiyon 25.0 programı yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen 105 AP hastasının 36 (%34,3)'sı kadın ,69 (%65,7)'u erkekti. Bu hastaların 64 (%60,95)'ü 60 yaş altı, 41 (%39,04)'i 60 yaş ve üstüydü. Hastalar arasında en sık kronik hastalık 34 (%32,4) hastada görülen hipertansiyondu. İkinci sıklıkta ise 32 (%30,5) hasta ile diabetes mellitus, üçüncü sırada ise 22 (%21) hasta ile hiperlipidemiydi. Ortalama yaş 53,1±20,12 ve ortalama yatış süresi 6,4 gün±2,7 olarak belirlendi. Hastaların BISAP skorları ile yatış süreleri istatistiksel olarak analiz edildiğinde aralarında pozitif istatistiksel anlamlı (p<0,05) ilişki bulundu. BISAP skoru <3 ve 3 ve üzeri olan hastaların RDW/PLT değerlerinin istatistiksel karşılaştırılmasında, BISAP skoru 3 ve üzeri olan hastalarda RDW/PLT değerinin <3 olan hastalara göre anlamlı olarak (p<0,05) yükseldiği gözlendi. Hastaların RDW/PLT değerlerinin yatış süresi ve CRP, BUN, kreatinin, hematokrit, trigliserit, HDL-K, LDL-K düzeylerine göre karşılaştırılmasında istatistiksel anlamda bir farklılığın bulunmadığı gözlendi (p>0,05). RDW düzeyi ile yatış süreleri arasında, yaş ile yatış süreleri arasında, BUN düzeyleri ile yatış süreleri arasında, kreatinin düzeyleri ile yatış süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir ilişki (p<0,05) ve yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol (HDL-K) ile yatış süreleri arasında, düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL-K) ile yatış süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif bir ilişki (p<0,05) bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızdan elde edilen veriler, yatış esnasında RDW/PLT oranının ve RDW, kreatinin, BUN, HDL-K, LDL-K, yaş gibi parametrelerin klinik şiddetle ilişkili olabileceğine işaret etmektedir. Ancak AP prognozunun değerlendirilmesinde daha kesin tahminlerde bulunabilmek için prospektif, çok merkezli ve daha çok katılımcılı çalışmalara ihtiyaç vardır.

Author

Dr. Fatma Feyza Avşar

How to Cite

Fatma Feyza Avşar (Tıpta Uzmanlık Tezi). Akut pankreatit nedenli hospitalize edilen hastalarda tanı anında bakılan RDW/PLT oranının hastalık şiddeti üzerindeki etkisi, 2025, Afyonkarahisar Health Sciences University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Afyonkarahisar Health Sciences University