Akut ST yükselmeli miyokard infarktüslü hastalarda fragmante QRS kompleksi ve terminal ST değişiklikleri ile anjiyografik bulgular arasındaki ilişki
2013
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Dayimi Kaya
Abstract (TR)
Giriş ve Amaç: Akut miyokard infarktüsü ile başvuran hastaların yüzey EKG'lerinde görülebilen QRS fragmantasyonu (fQRS) ve QRS distorsiyonu'nun artmış morbidite ve mortalite ile ilişkili olduğu ayrı ayrı olarak gösterilmiştir. Ancak akut STEMİ'de bu iki parametrenin beraber olarak değerlendirildiği bir çalışma yoktur. Çalışmamızın amacı, ilk kez akut STEMİ ile başvuran hastalarda fQRS ve QRS distorsiyonunun gelişimine etki eden faktörleri tanımlayarak bu parametrelerin varlığını klinik ve anjiyografik bulgularla karşılaştırmak ve bu şekilde yüksek riskli hastaların belirlenip belirlenemeyeceğini saptamaktır. Çalışma planı: Çalışmamıza 01 Ocak 2009 ile 01 Temmuz 2011 tarihleri arasında DEÜTF Kardiyoloji AD'na ilk kez akut STEMİ ile başvuran 248 hasta alındı ve veriler geriye dönük olarak incelendi. Hastaların demografik özellikleri, rutin laboratuvar parametreleri kaydedildi. Hastaların 116'sına trombolitik tedavi, 132'sine primer PKG uygulanmıştı. Hastaların ilk 48 saat içerisindeki standart 12 derivasyonlu EKG kayıtlarına ulaşıldı ve elektrokardiyografiler fQRS varlığı ile QRS distorsiyonu açısından analiz edildi. Ayrıca hastaların koroner anjiografi görüntüleri değerlendirilip infarkt ilişkili arter, lezyon yeri ve kritik darlık (>%70) olan damar sayısı kaydedildi. Bulgular: Toplam 91 (%36.7) hastada fQRS ve 98 (%39.5) hastada QRS distorsiyonu tespit edildi. Fragmante QRS saptanan hastalar fQRS saptanmayan hastalar ile karşılaştırıldığında, hastaların infarktüs lokalizasyonu ve infarktüsten sorumlu arter dağılımları arasında farklılık saptanmadı (ön yüz infarktüs oranı: %38.5'e karşın %45.2; p=0.3), (LAD: %37.4'e karşın %45.9, CX: %12.1'e karşın %12.1, RCA: %50.5'e karşın %42; p=0.387). Ancak fQRS saptanan hastaların daha sık proksimal lezyona (%81.3'e karşın %38.2; p<0.001) ve daha sık 3 damar hastalığı oranlarına sahip olduğu tespit edildi (%61.5'e karşın %14.6; p<0.001). Bununla beraber, fQRS saptanan hastaların saptanmayanlara göre daha düşük sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu'na (%35±7'ye karşın % 47±6; p<0.001), daha yüksek lökosit sayılarına (12.958±3.07'ye karşın 10.780±3.38; p<0.001), daha yüksek maksimum Troponin düzeylerine (62.73±53.49'e karşın 29.71±16.17; p<0.001), uzamış QRS sürelerine (107.86±8.95 msn'ye karşın 102.77±9.21 msn; p<0.001) ve daha az ST rezolüsyon oranlarına (%46.31±20.42'ye karşın %70.16±13.53; p<0.001) sahip olduğu tespit edildi. Ayrıca fQRS saptanan hastalarda trombolitik tedavi sonrası rekanalize olmayanların oranının daha fazla (%40'a karşın %4.2; p<0.001) ve kullanılan stent sayısının da daha az olduğu tespit edildi (0.75±0.66'ya karşın 1.10±0.55; p<0.001). QRS distorsiyonu saptanan hastalar QRS distorsiyonu saptanmayan hastalar ile karşılaştırıldığında, hastaların infarktüs lokalizasyonu (ön yüz infarktüs oranı: %45.9'a karşın %40.7; p=0.414) ve infarktüsten sorumlu arter dağılımları arasında farklılık saptanmadı (LAD: %45.9'a karşın %40.7; CX: %9.2'ye karşın %14; RCA: %44.9'a karşın %45.3; p=0.467). Bununla beraber, QRS distorsiyonu saptanan hastaların saptanmayanlara göre, fQRS bulgularıyla benzer şekilde daha sık proksimal lezyona sahip olduğu tespit edilirken (%68.4'e karşın %44.7; p<0.001), bu hastalarda 3 damar hastalığı oranlarının fQRS bulgularıyla örtüşmeyen şekilde farklı olmadığı tespit edildi (%33.7'ye karşın %30.7; p=0.619). Ayrıca QRS distorsiyonu saptanan hastaların saptanmayanlara göre daha düşük sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu?na (%39±9'a karşın % 45±8; p<0.001), daha yüksek maksimum Troponin düzeylerine (54.54±52.55'e karşın 33.54±21.22; p<0.001), daha fazla ST elevasyonu olan derivasyon sayısına (5.57±1.62'ye karşın 4.55±1.44; p<0.001), daha fazla ST segment deviasyon skorlarına (19.42±9.87 mm'ye karşın 13.18±6.38 mm; p<0.001) ve daha az ST rezolüsyon oranlarına (%57.12±18.67?ye karşın %64,22±20,41; p=0,006) sahip olduğu tespit edildi. Hastane içi mortalite fQRS saptanan hastalarda ve QRS distorsiyonu olan hastalarda olmayanlara göre ayrı ayrı yüksek olarak tespit edildi (fQRS: %14.3'e karşın %4.5; p=0.006; QRS distorsiyonu: %13.3'e karşın %4.7; p=0.015). Bu iki EKG bulgusuna birlikte sahip olan hastalarda ise hastane içi mortalite olmayanlara göre yine yüksek olarak saptandı (%15.7'ye karşın %6.1; p=0.039). Sonuç: Akut STEMİ ile başvuran hastalarda, yüzey EKG'de fQRS veya QRS distorsiyonu varlığı MI lokalizasyonu ve sorumlu koroner arter ile ilişkili değildir. Fragmante QRS, trombolitik tedavi uygulanacak olan STEMİ hastalarında reperfüzyonun yetersiz olabileceğinin ve 3 damar hastalığının öngördürücüsü olabilirken, QRS distorsiyonunun böyle bir özelliği yoktur. Bununla beraber her iki EKG bulgusu ayrı ayrı olarak, daha geniş tehdit altındaki miyokard dokusu olan yüksek riskli hastaları belirlemede yardımcı olabilir. Ayrca, hem fQRS hem de QRS distorsiyonu varlığı kötü prognoz ve artmış hastane içi mortalite ile ilişkilidir. Anahtar Kelimeler: Fragmante QRS, QRS distorsiyonu, 3 damar hastalığı, Proksimal damar hastalığı, Trombolitik tedavi başarısızlığı.
Author
Dr. Zülkif Tanrıverdi
How to Cite
Zülkif Tanrıverdi (Tıpta Uzmanlık Tezi). Akut ST yükselmeli miyokard infarktüslü hastalarda fragmante QRS kompleksi ve terminal ST değişiklikleri ile anjiyografik bulgular arasındaki ilişki, 2013, Dokuz Eylül University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Dokuz Eylül University
- Açık plan ofislerde konuşma anlaşılırlığı parametrelerinin analizi(2021)
- AFAD gönüllülük sisteminin etkin müdahale açısından analiz(2020)
- W.A. Mozart' ın, J. N. Hummel' in ve C. M. Von Weber' in fagot konçertolarının müzikal analizleri(2006)
- Mars habitatlarının yapısal açıdan irdelenmesi(2022)
- 21. yüzyıl postmodernizmi bağlamında çevresel grafik tasarım ve kamusal enstalasyon(2022)
- Political marketing and the U.S. Presidential campaign strategies: A functional and rhetorical analysis of Donald Trump's and Hillary Clinton's discourse on Twitter(2020)
