Medical SpecialtyOpen Access

Alerjik rinit ve/veya astım tanıları ile başvurup solunumsal alerjenlere karşı deri prik testi yapılan hastaların değerlendirilmesi

2023
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Mutlu Yüksek

Abstract (TR)

Amaç: Ocak 2019-Ocak 2021 tarihleri arasında çocuk alerji polikliniğimizde alerjik rinit (AR) ve/veya astım tanılarından en az birini alan hastalarımızın klinik özellikleri, bulguları, semptomların mevsimselliği, özgeçmiş, aile öyküsü, yaşadığı bölgenin özellikleri ve alerjen maruziyet öyküsü, deri prik tetkikleri, kan eozinofili yüzdesi, nazal eozinofili, total IgE değerleri incelenerek bölgemizde yaşayan çocukların solunumsal alerjen duyarlılıkları ve bu duyarlılıklar ile AR, astım ve diğer alerjik hastalıkların tanısı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi, yaşanılan bölge ile alınan tanılar arasındaki ilişkiyi saptamak ve bu anlamda literatüre katkıda bulunmaktır. Yöntem: ZBEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Alerji Polikliniği'ne AR ve/veya astım şikayetleri ile Ocak 2019- Ocak 2021 tarihleri arasında başvuran ve solunumsal alerjenlere karşı deri prik testi yapılan 3 yaş-18 yaş arası 583 hasta çalışmaya alındı. Bu hastaların deri prik test değerlendirmelerine ek olarak yaş, cinsiyet, yaşadıkları bölge, aile öyküleri, özgeçmişindeki alerji sorgusu, şikayetlerinin başlangıç yaşı ve mevsimi, testin yapıldığı mevsim ve bunlara ek olarak bakılmış olanlarının spesifik ve kan total lgE değerleri, nazal ve kan eozinofil sonuçları da dosyalarından taranarak veri formumuza kaydedildi. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 7,8±3,6, 262 tanesi (%44,9) kız, 321 tanesi (%55,1)'i erkekti. Astım tanısı alanların şikayetlerinin başladığı ortalama yaş 4,8, AR tanısı alanların 5,9 idi, her iki tanıyı birlikte alanların ortalama yaşı 5 olarak saptandı. Büyük çoğunluğunun özgeçmişinde herhangi bir atopi öyküsü saptanmazken atopi öyküsü olan hastaların da en fazla AR, atopik dermatit ve astım eşlik ettiği görüldü. Kentsel bölgelerde yaşayanların oranı (%77.7) daha yüksekti. Şikayetlerin en fazla perrenial dönem, takiben kış aylarında arttığı saptandı. Hastaların %62'sinin birinci derece yakınlarında atopik hastalık öyküsü mevcuttu. Total lgE değerlerinin ortalaması 303,34 IU/ml idi. Phadiatop bakılan hastaların %42'si klas 0, %18'i klas 4'tü. Eozinofil yüzdelerinin %44.6'sı %5'in altında saptandı. En sık allerjen (%54,1) otlar ve tahıllar idi. Deri prik testi pozitifliğinin Phadiatop pozitifliği veya negatifliği ile ilişkisi saptanmadı, ancak ev tozu akarının, otlar ve tahılların, köpek ve kedi epitelinin pozitifliğinin, hem Phadiatop pozitifliği hem de negatifliği ile ilişkisi anlamlı idi. Total lgE değeri 100 IU/ml ve üzeri olan hastalarda anlamlı oranda yüksek Phadiatop pozitifliği saptandı. Total IgE değeri 500 IU/ml ve üzerinde olanlar ile astım tanısı alanlar arasında anlamlı ilişki mevcuttu. Hastalarımızda total lgE değeri ve kan eozinofil yüzdelerinin de ilişkisini değerlendirdiğimizde aralarında anlamlı bir ilişki saptandı. Sonuç: Alerjik hastalık kuşkusunda deri prick testi ile Phadiotopun birlikte değerlendirilmesi alerjik hastalıkların saptanma oranı arttıracaktır. deri prik tetkikinde solunumsal alerjenlere karşı duyarlanması saptanmayan hastaların büyük bir kısmında Phadiatop pozitif saptandı. Öte yandan; ev tozu akarı (Dp+Dfmite), otlar ve tahılları, köpek ve kedi epiteline karşı deri prik negatifliği ile Phadiatop negatifliği arasındaki ilişki yüksek derecede anlamlı saptandı. Bu durumda bu alerjenlere deri prik testi negatifse Phadiatop ile doğrulama gerekli görünmemektedir.?????? Çalışmamızda total IgE değeri 500 IU/ml ve üzerinde olanlar ile astım tanısı alanlar arasında istatistiksel olarak yüksek anlamlı bir ilişki mevcuttu, total IgE düzeyi astım tanı kriterleri arasında yer almamakta olup astım tanı kriterlerini karşılamayan hastalarda tanıyı destekleme amaçlı total IgE nin de değerlendirmeye alınmasını önermekteyiz. Hastaların çoğunun eozinofil yüzdesinin %5 değerinin altında olduğu görülmüştür. Eozinofil sayısının normal olması alerjik hastalıkları dışlamamaktadır. Hastaların şikayetlerinin en fazla perrenial dönemde ve bunu takiben kış mevsiminde görüldüğü saptandı. Bu dönemler viral hastalıkların ve solunum yolları hastalıklarının da fazla görüldüğü dönemler olmakla birlikte bu dönemde uygun semptomları olan hastalarda alerjik açıdan da değerlendirilme yapılması hastalıkların atlanmaması açısından anlamlı olacaktır. Hastaların büyük çoğunluğunun özgeçmişinde herhangi bir atopi öyküsü saptanmazken atopi öyküsü olan hastaların da en fazla alerjik rinit, atopik dermatit ve astım tanısı aldığı görüldü. Bu nedenle atopi öyküsü tariflemeyen ancak semptomları alerjik hastalık düşündüren durumlarda da alerjiye yönelik tetkiklerin yapılması önerilir.? Anahtar kelimeler: Astım, Alerjik Rinit, Deri Prik Test, Total lgE, Phadiatop

Author

Dr. Ülkü Benan Sevim

How to Cite

Ülkü Benan Sevim (Tıpta Uzmanlık Tezi). Alerjik rinit ve/veya astım tanıları ile başvurup solunumsal alerjenlere karşı deri prik testi yapılan hastaların değerlendirilmesi, 2023, Zonguldak Bülent Ecevit University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Zonguldak Bülent Ecevit University