Hiperparatiroidi nedeniyle opere edilen hastaların yaş aralığına göre klinikopatolojik farklılıklarının değerlendirilmesi
2025
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Cumhur Arıcı
Abstract (TR)
Bu çalışma, primer hiperparatiroidi nedeniyle cerrahi uygulanan geniş bir hasta serisinde yaş ve cinsiyetin klinik, biyokimyasal, görüntüleme, patolojik ve postoperatif sonuçlar üzerindeki etkilerini bütüncül olarak incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. 2015–2023 yılları arasında opere edilen toplam 427 hasta retrospektif olarak değerlendirilmiş; hastalar yaş gruplarına göre üç kategoriye ayrılarak (≤44 yaş, 45–59 yaş, ≥60 yaş) analiz edilmiştir. Ayrıca cinsiyete bağlı farklılıklar da detaylı biçimde incelenmiştir. Çalışmanın temel hedefi, primer hiperparatiroidinin klinik spektrumunun yaşla birlikte değişip değişmediğini, preoperatif görüntüleme yöntemlerinin başarısının demografik faktörlerle ilişkisini ve cerrahi sonrası biyokimyasal iyileşmenin yaş veya cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. Hastaların demografik özellikleri değerlendirildiğinde kadın cinsiyetin belirgin çoğunlukta olduğu görülmüştür. Başvuru semptomları yaş grupları arasında büyük ölçüde benzer olup, genç grupta asemptomatik olguların göreceli olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır. Üriner yakınmalar, kemik ağrısı ve halsizlik-yorgunluk gibi klasik hiperparatiroidi bulguları tüm yaş gruplarında benzer oranlarda görülmüştür. Cinsiyet açısından da benzer bir tablo izlenmiş; kadın ve erkek hastalar arasında semptom profilleri açısından belirgin bir farklılık bulunmamıştır. Bu sonuçlar, primer hiperparatiroidinin klinik sunumunun demografik faktörlerden bağımsız, oldukça stabil bir yapıya sahip olduğunu düşündürmektedir. Preoperatif laboratuvar verileri incelendiğinde, PTH, fosfor, kalsiyum, idrar kalsiyumu, D vitamini ve alkalen fosfataz düzeylerinin yaş grupları arasında anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Sadece serum kalsiyum düzeyi genç yaş grubunda hafifçe daha yüksek bulunmuş, bu durum olası erken tanı veya daha aktif bez yapısı ile ilişkili olabileceği düşüncesini doğurmuştur. Benzer biçimde cinsiyet grupları arasında da laboratuvar değerlerinde anlamlı bir farklılık izlenmemiş, biyokimyasal yükün kadın ve erkeklerde benzer olduğu ortaya konmuştur. Bu bulgular, yaş ve cinsiyetin biyokimyasal hastalık şiddeti üzerinde sınırlı etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, preoperatif görüntüleme yöntemlerinin (ultrasonografi ve sintigrafi) performanslarına ilişkin alt grup analizleridir. Genel anlamda USG ve sintigrafi sensitiviteleri birbirine yakın bulunmuş; ancak sintigrafinin spesifitesi ve doğruluğu anlamlı olarak daha yüksek saptanmıştır. Bununla birlikte görüntüleme başarısının demografik faktörlere göre değiştiği görülmüştür. Orta yaş grubunda (45–59 yaş) hem USG hem sintigrafi doğruluk oranları en yüksek düzeyde olup, bu yaş grubunda görüntüleme sonuçlarının daha öngörülebilir ve güvenilir olduğu belirlenmiştir. Ayrıca cinsiyet bazlı analizlerde kadın hastalarda her iki görüntüleme yönteminin sensitivite ve doğruluk oranlarının erkeklere kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Bu bulgu, kadın hastalarda adipoz doku dağılımı, boyun anatomisi veya bez boyutu ilişkili bazı faktörlerin görüntülemeyi daha avantajlı hâle getirebileceği hipotezini doğurmaktadır. Çalışmanın önemli sonuçlarından biri de çıkarılan bez boyutu ile görüntüleme doğruluğunun paralel artış göstermesi olup, özellikle 3 cm'den büyük adenomlarda sintigrafinin en yüksek başarıya ulaştığı görülmüştür. Patolojik değerlendirme sonucunda tüm yaş ve cinsiyet gruplarında en sık görülen histopatolojik tanının tek bez adenomuna karşılık geldiği ve hiperplazinin daha düşük oranlarda izlendiği saptanmıştır. Bu dağılım literatürle uyumlu olup primer hiperparatiroidinin en baskın nedeninin tek adenom olduğunu bir kez daha doğrulamaktadır. Bez boyutu açısından yaş grupları arasında belirgin bir farklılık izlenmemiş; ancak erkek hastalarda büyük boyutlu (>3 cm) bezlerin daha sık olduğu görülmüştür. Buna rağmen bez boyutu ile malignite veya hiperplazi arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış, büyük bezlerin daha agresif hastalıkla bağlantılı olmadığı gösterilmiştir. Bu durum, bez boyutunun her hastada doğrudan patolojik şiddeti yansıtmadığını, ancak görüntüleme başarısı üzerinde etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Cerrahi etkinlik yaş ve cinsiyetten bağımsız biçimde yüksektir. İntraoperatif PTH düşüş oranları üç yaş grubunda da birbirine yakın bulunmuş, cerrahi başarı açısından yaşın herhangi bir olumsuz etkisi olmadığı görülmüştür. Postoperatif 1., 3., 6. ve 12. ay PTH ve kalsiyum değerlerinin tüm gruplarda benzer şekilde normale dönmesi, yaş veya cinsiyet fark etmeksizin etkin bir biyokimyasal iyileşme elde edildiğini göstermektedir. Benzer biçimde intravenöz kalsiyum ve D vitamini replasmanı gereksinimleri de hem yaş hem cinsiyet bazında istatistiksel olarak farklılık göstermemiştir. Postoperatif komplikasyonların değerlendirilmesi sonucunda, tüm yaş gruplarında komplikasyon oranlarının oldukça düşük olduğu saptanmıştır. En sık görülen komplikasyonlar geçici hipokalsemi ve hematom olup her iki komplikasyon da literatürde bildirilen oranlarla uyumludur. Kalıcı hipokalsemi, RLN hasarı, kalıcı ses kısıklığı ve rekürrens oranları oldukça düşük düzeyde seyretmiş, yaş ve cinsiyetin komplikasyon gelişimi üzerinde belirleyici bir role sahip olmadığı gösterilmiştir. Re-operasyon oranları da gruplar arasında anlamlı fark göstermemiştir. Bu sonuçlar, deneyimli merkezlerde primer hiperparatiroidi cerrahisinin son derece güvenli bir işlem olduğunu bir kez daha doğrulamaktadır. Genel olarak değerlendirildiğinde, bu çalışma primer hiperparatiroidi hastalarında yaş ve cinsiyetin hastalığın klinik sunumu, biyokimyasal şiddeti, patolojik dağılımı ve cerrahi sonrası iyileşme süreci üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte orta yaş grubunda ve kadın hastalarda görüntüleme doğruluğunun daha yüksek olması, preoperatif planlama açısından klinik değeri olan bir bulgu olarak öne çıkmaktadır. Cerrahi başarı oranlarının tüm demografik alt gruplarda yüksek seyretmesi, yaşın cerrahi için sınırlayıcı bir faktör olarak değerlendirilmemesi gerektiğini göstermektedir. Bu çalışma, geniş örneklem yapısı ve çok yönlü analizleri ile primer hiperparatiroidi yönetiminde demografik değişkenlerin yerini daha net biçimde ortaya koymakta ve klinik karar süreçlerini destekler nitelikte önemli sonuçlar sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Primer Hiperparatiroidizm, Paratiroidektomi, Görüntüleme Doğruluğu, Paratiroid Adenom, Paratiroid Hiperplazisi, Cerrahi Bulgular
Author
Dr. Halil Aydoğmuş
How to Cite
Halil Aydoğmuş (Tıpta Uzmanlık Tezi). Hiperparatiroidi nedeniyle opere edilen hastaların yaş aralığına göre klinikopatolojik farklılıklarının değerlendirilmesi, 2025, Akdeniz University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Akdeniz University
- Spin-1 Blume-Capel ve karma spin (1/2, 1) Ising modellerinin termodinamik geometri çerçevesinde incelenmesi(2024)
- Hava kirliliği ve kentleşme ile COVID-19 ilişkisinin coğrafi bilgisistemleri kullanılarak belirlenmesi(2025)
- Orman yangını risk alanlarının tespiti ve haritalanması: Kaş, Antalya örneği(2025)
- Christopher Marlowe'un eserlerinde değerlerin analizi(2022)
- Andriake Granarium'u ve sosyo-ekonomik etkileri(2022)
- Migrenli hastalarda transkranial ultrasonografi yoluyla beyin dokusu değişikliklerinin incelenmesi ve depresyonla ilişkisi(2023)
