Medical SpecialtyOpen Access

İnsülin rezistansı ve düşük adiponektin düzeylerinin koroner arter hastalığı yaygınlığı ile ilişkisi

2008
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Uğur Kemal Tezcan

Abstract (TR)

Koroner arter hastalığı için tanımlanmış pek çok risk faktörü vardır. Bu riskfaktörlerinin belirlenmesi ve bunların tedavisi asemptomatik kişilerde koroner kalphastalıklarının önlenmesi ve belirlenmiş hastalığı olan bireylerde de tekrarlayan istenmeyenkardiyovasküler olayların önlenmesi için gereklidir. Hipertansiyon, aile öyküsü, sigara,diyabetes mellitus, dislipidemi gibi koroner arter hastalığı için major risk faktörleri olarakkabul edilen durumlar dışında insülin rezistansının koroner arter hastalığı gelişim sürecineolan katkısı net değildir. İnsülin rezistansı hiperinsülinemiden başlayıp metabolik sendrom,bozulmuş glukoz toleransı ve en sonunda tip-2 diyabetes mellitusa kadar ilerleyebilenmetabolik bir spektrumdur. Aşikar diyabetes mellitus gelişiminden önce insülin rezistansındaartışla karakterize prediyabetik bir dönem bulunmaktadır. Obezite, dislipidemi, hipertansiyongibi kardiyovasküler risk faktörlerinin de sıklıkla eşlik ettiği prediyabetik dönemde dekardiyovasküler mortalite ve morbiditenin arttığı bildirilmiştir. Bu hastalardaki yüksekkardiyovasküler riske eşlik eden risk faktörlerinden bağımsız olarak insülin rezistansının veyanıt olarak gelişen hiperinsülineminin katkısı tartışmalıdır.Adipoz doku tarafından sentezlenen ve 30 kDa büyüklüğünde olan adiponektinkollagen benzeri bir plazma proteinidir. 1988'de Reaven obezite, diyabetes mellitus,dislipidemi ve aterosklerotik kalp hastalıklarının tesadüften de öte bir sıklıkta aynı hastadabulunmalarını gözlemleyip, bunların aynı metabolik bozukluktan kaynaklandığını ilerisürerek insülin rezistansı, hiperinsülinemi, obezite, glukoz tolerans bozukluğu, artmıştrigliserid, azalmış düşük dansiteli lipoprotein, hipertansiyon ve koroner arter hastalığındanoluşan insülin rezistansı sendromunu tanımlamıştır. Bunlar arasından özellikle tip-2 diyabetesmellitus, hipertansiyon ve koroner arter hastalığı önemi giderek artan morbidite vemortaliteden sorumlu olmakla beraber, yine de bunlar arasındaki bağa ilişkin pek çok konuhenüz açıklığa kavuşmamıştır. Adiponektinin endotelyal hücrelere doğrudan etki göstererekanti-aterojenik olarak rol oynadığı gösterilmiştir. Yine yapılan klinik çalışmalarda adiponektindüzeyinin obezite, tip 2 diyabetes mellitus ve koroner arter hastalıklarında düşük olduğu tespitedilmiştir.Bizim çalışmamızda; açlık glukozunun progresif artan düzeyleri ile koroneranjiyografi ile saptanan koroner arter hastalığının, insülin rezistansının ve adiponektindüzeylerinin ilişkisi değerlendirildi. Bunun için yaşları 30-75 (yaş ortalaması = 59.6±11.4 )Varasında olan, açlık kan şekerine göre normal glisemi (Açlık kan şekeri < 100mg/dL, n=54),bozulmuş açlık glukozu (Açlık kan şekeri= 100-126mg/dL, n=53) ve diyabetes mellitus (açlık kan şekeri > 126mg/dL, n=53) olarak 3 gruba ayrılan 160 hasta çalışmaya alındı. Tümhastaların başvuru anında bel çevresi ölçüldü, boy ve kiloları ölçülerek vücut kitle indeksihesaplandı. Ayrıca kardiyovasküler risk açısından ilişkilendirmek üzere hastaların yaş vecinsiyetleri, hipertansiyon ve obezite varlığı, sigara içme öyküsü, aile öyküsü, bir aydan dahaönce geçirilmiş miyokard infarktüsü öyküsü, periferik arter hastalığı ve serebrovasküler olayöyküsü öğrenilerek kaydedildi. Hastaların insülin değeri, açlık kan şekeri, total kolesterol,düşük dansiteli lipoprotein, yüksek dansiteli lipoprotein, trigliserid ve adiponektin değerleriölçüldü. Hastaların insülin rezistansı; `'homeostasis model assesment insülin resistance''(HOMA-IR) = bazal insülin (mU) x Plazma glukoz (mmol/lt) /22.5 formülüne görehesaplandı ve HOMA-IR > 2.7 İnsülin rezistansı olarak değerlendirildi.Tüm hastalara koroner anjiyografi yapıldı. Koroner Anjiyografi sonuçları normalkoroner anjiyografi, nonobstruktif koroner arter hastalığı ve obstruktif koroner arter hastalığıolarak değerlendirildi. Ayrıca koroner aterosklerozun yaygınlığını değerlendirmek için herhasta için Gensini skorlaması yapıldı. Bu verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesi içinSPSS versiyon 10.0 bilgisayar paket programı kullanıldı.Karşılaştırılan üç çalışma grubu arasında insülin seviyeleri açısından anlamlı bir farkyoktu. İnsülin direncini temsil eden HOMA-IR değeri anlamlı olarak diyabetes mellitusgrubunda diğer iki gruptan daha yüksekti. Bununla beraber obstrüktif koroner arter hastalığıanlamlı olarak diyabetes mellitus grubunda en fazlaydı. Aynı şekilde, Gensini skorları da enyüksek olarak diyabetes mellitus grubunda saptandı. Bizim bu bulgularımız günümüzdekoroner arter hastalığı eş değeri olarak kabul edilen diyabetes mellitus için beklenensonuçlardı. Ancak adiponektin seviyeleri beklenin tersine diyabetes mellitus grubunda enyüksek olarak saptandı ve bu bulgu istatistiksel anlamlılığa ulaşıyordu. Bu bulgu bizimçalışmamıza alınan diyabetes mellitus grubundaki hastaların thiazolidinedione, metformin v.binsülin duyarlaştırıcı ajanlarla tedavi almasından kaynaklanıyor olabileceği şeklindeyorumlandı.Bizim çalışma sonuçlarımız progresif olarak artan glukoz düzeyleriyle beraber insülinrezistansının arttığı ve koroner ateroskleroz yaygınlığının da paralel olarak arttığı yönündeydi.Ancak adiponektin seviyeleri beklenildiği gibi diyabetes mellitus grubunda düşük çıkmadı.Ayrıca insülin rezistansı ve Gensini skoru arasında yapılan korelasyon testlerinde zayıf veistatistiksel olarak anlamlı olmayan negatif korelasyon saptandı. Sonuç olarak, koroneraterosklerozun klinik olarak ortaya çıkmadan evvel erken dönemde saptanması ve buVIhastaların koroner arter hastalığı risklerinin belirlenebilmesi için insülin rezistansınıngelecekte kullanılabilecek bir yararlı bir parametre olabileceği düşünüldü. Ayrıca yaşam tarzıdeğişikliğinin, insülin duyarlaştırıcı ajanların veya ortaya çıkabilecek başka tedavi şekillerininhem diyabete giden süreci uzatmak hem de koroner arter hastalığı riskini azaltmak açısındandaha da önem kazanabileceği, insülin rezistansının bu noktada önemli bir rol oynayabileceğive hatta gelecekte yapılacak çalışmalarla koroner arter hastalığı prognozuna etkisininaraştırılabileceği düşünüldü. Bizim çalışmamızda adiponektin ile Gensini skoru arasındayapılan korelasyon testlerinde zayıf ve istatistiksel olarak anlamlı olmayan, negatif birkorelasyon olduğu saptandı. Etki mekanizması ve kardiyovasküler sistem üzerine etkisi halennetleşmemiş olan adiponektinin koroner arter hastalığının nedenimi yoksa sonucumu olduğuhenüz tam olarak açıklanamamıştır. Bunun için daha fazla hastayı içeren geniş ölçekliçalışmalara ihtiyaç vardır.Anahtar kelimeler: Koroner arter hastalığı ciddiyeti, insülin rezistansı, adiponektin

Author

Dr. Özgül Yıldız

How to Cite

Özgül Yıldız (Tıpta Uzmanlık Tezi). İnsülin rezistansı ve düşük adiponektin düzeylerinin koroner arter hastalığı yaygınlığı ile ilişkisi, 2008, Manisa Celal Bayar University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Manisa Celal Bayar University