Medical SpecialtyOpen Access

Paratiroid adenomu tanılı hastalarda klinik, laboratuar ve görüntüleme bulgularının birbiriyle ilişkisi

2017
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Ersin Akarsu

Abstract (TR)

Amaç: Paratiroid adenomu saptanmış ve opere edilmiş hastalarda klinik, laboratuar, radyolojik ve histopatolojik bulguların incelenmesi ve bu bulguların birbirleriyle ilişkisinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmada Ocak 2010 – Aralık 2016 tarihleri arasında, Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı'nda primer hiperparatiroidi ön tanısı ile takip edilen 169 hasta incelendi. Histopatolojik sonuçları paratiroid adenomu olarak saptanmış olan ve cerrahi tedavisi başarılı olarak değerlendirilen 71 hasta ise ayrı olarak ele alındı. Hastaların başvuru semptomları, eşlik eden hastalık varlığı, USG bulguları, sintigrafi sonuçları, direkt grafileri, KMY ölçümleri, ameliyat raporları, patoloji raporları, biyokimyasal parametreler(intakt PTH, serum kalsiyum, albumin, fosfor, kreatinin, alkalen fosfataz, D vitamini, TSH, sT4, sT3, kalsitonin, 24 saatlik idrarda kalsiyum, 24 saatlik idrarda kreatinin ) için dosyalarda kayıtlı olan veriler incelendi. Bulgular: Paratiroid adenomu olan 71 hastanın 62'si(%87) kadın ve 9'u(%13) erkekti. Ortalama yaş 52 yıl olarak saptandı. Hastaların %35'i asemptomatik olarak başvurmuştu. Semptomatik hastalarda en sık görülen başvuru sebepleri halsizlik(%24) ve kemik ağrısı(%18) idi. Nefrolitiazis sıklığı %10 olarak saptanırken, patolojik fraktür olan hasta yoktu. El grafisi incelemelerinde %34 oranında subperisotal rezorpsiyon saptandı. Ön kol KMY ölçümlerinde %37 oranında osteoporoz görüldü. Hasta grubumuzda pankreatit vakası olmadığı tespit edildi. Eşlik eden hastalıklar arasında en sık hipertansiyon(%28), diabetes mellitus(%18) ve multinodüler guatr(%18) olduğu görüldü. Papiller tiroid karsinomu ile paratiroid adenomu birlikteliği %12,7 olarak saptandı ve %36 hastada aynı zamanda tiroidektomi de yapıldığı görüldü. Hastaların 2'sinde MEN1 sendromu ve 1'inde MEN2A sendromu vardı. D vitamini eksikliğinde serum intakt PTH düzeyinde anlamlı bir artış mevcuttu(p=0,010). İlk başvuruda bakılan serum intakt PTH ve kalsiyum düzeyi ile paratiroid adenomu boyutu arasında pozitif korelasyon mevcuttu(sırasıyla p=0,005, p=0,000). Ayrıca adenom ağırlığı ile serum intakt PTH düzeyi arasında da pozitif korelasyon saptandı(p=0,030). Sadece 1 hasta normokalsemik primer hiperparatiroidi tanımına uygundu. Serum Ca/P ile PTH düzeyi arasında pozitif korelasyon saptandı(p=0,037). Boyun USG incelemesinin paratiroid adenomu saptamada duyarlılığı %86,5 iken, 99mTcSestamibi sintigrafinin %92,6 olarak tespit edildi. USG ve 99mTcSestamibi sintigrafi sonuçlarının birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğu görüldü. Sonuç: PHPT tanılı hastalarda osteoporoz ve nefrolitiazis en sık spesifik bulgulardı; ancak rutin taramalarda hiperkalsemi saptanması halinde, asemptomatik PHPT tanısı da akla gelmelidir. Başvuruda bakılan serum kalsiyum ve PTH düzeyi adenom boyutu hakkında fikir verebilir. PHPT ön tanısı ile tetkik edilen hastalarda mutlaka serum D vitamini düzeyine de bakılmalıdır. Paratiroid görüntülemesinde USG ve 99mTcSestamibi sintigrafi birlikte kullanılmalıdır. Paratiroidektomi öncesi değerlendirmede tiroid bezi de dikkatle incelenmelidir. Serum Ca/P ile intakt PTH düzeyi arasında pozitif korelasyon saptanmış olması normokalsemik hastalarda PHPT için tanısal ipucu verebilir. Bu konuda daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Author

Tuğba Öztürk

How to Cite

Tuğba Öztürk (Tıpta Uzmanlık Tezi). Paratiroid adenomu tanılı hastalarda klinik, laboratuar ve görüntüleme bulgularının birbiriyle ilişkisi, 2017, Gaziantep University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Gaziantep University