Abstract (TR)
Bu çalışmada suçluların iadesi konusu ele alınmış ve tüm yönleriyle incelenmiştir. Uluslararası alanda devletlerarası adli iş birliğinin en önemli unsurlarından biri olan suçluların iadesi, birçok uluslarası ve ulusal kaynakta düzenlenmiştir. Suçluların iadesi temel olarak bir devletin bir bireyi başka bir devlete yargılanması veya cezasının infazı için iade etmesi anlamını taşımaktadır. Suçluların iadesi kurumunun sınırları ve uygulaması; siyasi anlamda büyük krizlerin önüne geçilmesi, bölgesel ve küresel ekonomik istikrarın sağlanması ve neticede adaletin tecelli etmesi bakımından büyük önem arz etmektedir. Çalışmanın genelinde suçluların iadesi kurumunun sadece hukuki bir kurum olmadığı ve kurumun siyasi etkenlere ve bölgesel politik dengelere bağlı olduğu ifade edilmiştir. Suçluların iadesi kurumu, idealist bakış açısıyla suçluların adaletten kaçmasını önleme amacı taşıyan bir kurumdur ancak realist bir bakış açısıyla bakıldığında siyasi dengeleri dikkate alarak siyasi krizlerin çıkmasına engel olan bir araç niteliğindedir. Çalışmada bu duruma dikkat edilmiş ve uygulamada siyasi çözüm bulma amacıyla zaman zaman hukukilik ve tutarlılıktan uzaklaştığı tespit edilmiştir. Neticede suçluların iadesi kurumuna ilişkin unsurlar her yönüyle aydınlatılmaya çalışılmıştır. Çalışma temel olarak üç ayrı bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; suçluların iadesi kavramı, suçluların iadesi kurumunun tarihsel gelişimi, suçluların iadesine ilişkin ilkeler ve suçluların iadesi kurumunun kaynakları ele alınmıştır. İkinci bölüm içerisinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) suçluların iadesi kurumuna etkileri, yabancı devletlerde suçluların iadesi uygulamaları ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) bakımından suçluların iadesi uygulamaları incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise Türk hukukunda suçluların iadesi başlığı altında suçluların iadesine ilişkin koşullar ve suçluların iadesi sürecinin pratikteki tüm aşamaları ele alınmıştır. Aynı başlık altında, olağan iade usulüne alternatif olan ve ulusal mevzuatımıza 05.05.2016 tarihli ve 29703 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış 6706 sayılı kanunla1 giren rızaya dayalı iade usulü de incelenmiştir. Özellik kuralı yine üçüncü başlık altında ayrıca incelenirken rızaya dayalı iade usulünde özellik kuralına ilişkin karşımıza çıkan problemlere de detaylıca yer verilmiştir. Çalışmada yazılı ve elektronik olmak üzere birçok kaynaktan faydalanılmıştır. Çalışmanın tamamında suçluların iadesi uygulamalarına kaynaklık eden uluslararası ve ulusal mevzuatın ilgili maddelerine yer verilmiştir. Suçluların iadesi kurumunun kabul görmüş kuralları ve uygulamalarına yönelik açıklamalarda birçok yabancı kaynaktan faydalanılmıştır. Mamafih; suçluların iadesi kurumunun yabancı devletlerdeki uygulamalarına ilişkin açıklamalarda da yabancı akademik kaynaklarla birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararları ve yabancı devletlerin ilgili mevzuatları incelenmiştir. Türk hukuku özelinde suçluların iadesi kurumuna ilişkin yapılan açıklamalarda ise ilgili birçok yerli akademik çalışmadan faydalanılmıştır. Suçluların iadesi, tarihsel anlamda derin bir geçmişi olan ancak modern anlamdaki işlevine 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kavuşmuş bir kurumdur. Çalışmamızın birinci bölümünde suçluların iadesinin tarihsel gelişimine ve kaynaklarına yer verilmiştir. Uluslararası hukukun da kaynaklar arasında yer alması nedeniyle kaynakların öncelikleri ve birbirlerinden ayrıldıkların noktalar incelenmiştir. Suçluların iadesi kurumunun Türk Hukuku'nda geçmişten bugüne dek yaşamakta olduğu kavram karmaşası ele alınmış ve bu kavram karmaşasının kurumun geleceği ve hukuk güvenliği için zararlı olduğu ifade edilmiştir. Birinci bölümün kavramlar başlığı altında suçluların iadesi kurumunun ifadesi amacıyla "Geri verme", "geri verilme" vs. gibi kavramlar yerine "suçluların iadesi" kavramının kullanılmasının daha doğru olduğu ve ulusal ve uluslararası kaynaklar dahilinde kavram bakımından bir birliğin bulunması gerektiği belirtilmiştir. Suçluların iadesi kurumunun binlerce yıllık geçmişinin olması kuruma ilişkin bir geleneğin doğmasını sağlamış ve belirli birtakım ilkelerin uluslararası alanda kabul görmesine yardımcı olmuştur. Çalışmamızın birinci bölümünde "Suçluların İadesine İlişkin İlkeler" başlığı altında "Vatandaşın İade Edilemezliği", "Çifte Cezalandırılabilirlik", "Siyasi Suçlarda İade Edilemezlik", "Askeri Suçlarda İade Edilemezlik" gibi birçok ilke geniş kapsamlı olarak ele alınmış ve ilkelerin birbiriyle çeliştikleri noktalara dikkat çekilmiştir. Özellikle siyasi suçlarda iade edilemezlik ilkesinin istisnaları ile öngörülebilirlik arasındaki uyumsuzluklar işaret edilmiştir. Suçluların iadesi tarih boyunca devletlerarası ilişkileri odak noktası alan ve bireyi göz ardı eden bir kurum olmuştur ancak insan hakları kavramı 20. yüzyılın (y.y.) ikinci yarısından itibaren birçok hukuk kurumunun ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu değişimden suçluların iadesi kurumu etkilenmiş ve suçluların iadesi kurumu uygulamalarının insan haklarına uygun işletilmesi gerekliliği doğmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin (T.C.) de tarafı bulunduğu AİHS, insan haklarının aktif bir şekilde korunması amacına matuf ortaya çıkmış en etkili kurumlardan biridir. AİHS'de belirtilen hakların AİHM tarafından korunması ve bu hususta içtihat üretilmesi AİHS'yi yaşayan ve etkili bir belge haline getirmiştir. Dolayısıyla taraf devletler bakımından AİHS'nin suçluların iadesi kurumuna etkisi çok fazla olmuştur. Bu nedenle çalışmanın ikinci bölümünün ikinci kısmında "Uluslararası Hukuk Bakımından Suçluların İadesi" başlığı altında AİHS'nin suçluların iadesi kurumunu ne şekilde etkilediği ele alınmıştır. Suçluların iadesi bakımından AİHS'nin sağladığı doğrudan koruma ve dolaylı korumanın kapsamı incelenmiş ve AİHM tarafından uygulanan geçici önlemin suçluların iadesi kurumunun insan haklarına uygun olarak tecelli etmesi bakımından önemine işaret edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde AİHS'nin suçluların iadesi kurumuna etkisinin incelenmesinin ardından suçluların iadesi kurumunun uluslararası hukukla ayrılmaz bir ilişkisi olması nedeniyle, yabancı devletlerdeki suçluların iadesi uygulamalarına değinilmiştir. Yabancı devletlerdeki suçluların iadesi uygulamalarına dair genel bilgi verilmiş ve farklı uygulamalar işaret edilmiştir. Suçluların iadesi uygulamaları sadece devletlerin iç hukuklarında belirlemiş oldukları kurallarla işleyen bir kurum değildir. Suçluların iadesi devletler arasındaki iş birliğine dayanır; bu sebeple devletler arasında yapılan ikili ve toplu suçluların iadesi anlaşmaları önem taşımaktadır. Bu bakımdan çalışmanın genelinde T.C.'nin de tarafı bulunduğu Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi'ne (SİDAS) sıkça değinilmiş ve suçluların iadesi kurumundaki yeri vurgulanmıştır. UCM'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden (BMGK) özerk olması kendisine özgürlük alanı kazandırmışsa da kendisini icrai bakımdan etkisiz kılmıştır. Bu sebeple UCM'nin işleyişi için suçluların iadesi kurumu olmazsa olmazdır. Kendi kolluk gücü ve yabancı devlet topraklarında icrai gücü olmayan UCM'yi etkisiz ve kâğıt üzerinde bir kurum olmaktan kurutabilecek tek kurum suçluların iadesi kurumudur. Bu bakımdan insanlığa karşı işlenmiş en ciddi suçları cezalandırması ve bu alanda adalet dağıtması amaçlanan UCM, çalışmanın ikinci bölümünün ikinci kısmında ele alınmış ve kurumun içeriğinden bahsedilmiştir. Bununla birlikte suçluların iadesi kurumunun UCM'nin işleyişindeki yeri ele alınmıştır. Suçluların iadesi kurumunun işleyişinde devletlerarası ikili ve/veya çoklu anlaşmalar büyük öneme sahiptir. Bu durum uygulamada farklılıklar doğurmaktadır ancak yine de suçluların iadesi kurumunda genelde kabul gören ve geçmişten gelen birtakım uygulama kalıpları oluşmuştur. Neticede oluşan bu kalıplara göre suçluların iadesi işlemleri yapılmaktadır. Suçluların iadesi uygulamaları ve yöntemlerine ilişkin oluşan şablonlar çoğu zaman suçluların iadesi anlaşmalarıyla pozitif hukuka aktarılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü olan "Türk Hukukunda Suçluların İadesi" başlığı altında suçluların iadesinde öngörülen koşullar, kabul gören uygulamalar ve yöntemler ele alınmış ve çoğu zaman Türk hukukunda uygulanmakta olan suçluların iadesi uygulamalarıyla birlikte bu yöntem ve işleyişlere yer verilmiştir. Çalışmada yapılan incelemeler kapsamında; aranan koşullar ve iadeye kaynaklık eden talepnamenin hazırlanıp iletilmesi usulünden, iadenin tamamlandığı teslim anına ve iade masraflarının ödenmesine kadar tüm aşamalara yer verilmiştir. Bu kapsamda, iade talebini inceleme yöntemleri ve teslim çeşitleri gibi birçok ayrım da alt başlıklarda incelenmiştir. İdari, adli ve karma sistem gibi çeşitli inceleme yöntemlerine ayrıca değinilmiş ve bu yöntemleri uygulayan farklı devletlerden örnekler verilmiştir. SİDAS'a taraf olan ülkeler bakımından uygulamaların kaynak maddeleri işaret edilmiştir. İade talebinin talep edilen devlet tarafından incelenmesi sürecinde adli makamların iade talebini hangi yönlerden inceleyebileceklerine değinilmiştir. İade talebi bir devletin adli kanaati sonucunda yapılmaktadır. Devletlerin, başka devletlerin adli kanaatlerinin doğru veya yanlış olduğuna karar vermesi devletlerarasında egemenlik sorunundan kaynaklanan siyasi ve hukuki krizler doğurabilir. Bu bakımdan adli makamlar yabancı devletlerin iç işleri ve adli kararlarına dahil olmaktan uzak durmalıdırlar. Bu görüşe paralel olarak suçluların iadesinde de adli makamlar iadeye konu suça ilişkin maddi bir inceleme yapmazlar; sadece iade talebinin geçerli olup olmadığına ve engel bir durumun olup olmadığına ilişkin inceleme yaparlar. Çalışmanın üçüncü bölümünde adli makamlar tarafından yapılacak incelemenin sınırları ele alınmıştır. Bununla birlikte suçluların iadesine ilişkin yargılamayı yürütecek yetkili ve görevli mahkemelerin hangileri olduğu, suçluların iadesi kapsamında kalan suçların tespiti ve mahkemenin vermiş olduğu karara karşı gidilebilecek kanun yolları incelenmiştir. Suçluların iadesinin etkili bir şekilde gerçekleştirilmesinin yolu, sürece zarar verebilecek durumlara karşı tedbirlerin alınmasıdır. Bu tedbirler uygulamada talepnamenin talep edilen devlete iletilmesinden önce ve iletilmesinden sonra alınacak tedbirler olarak farklılık göstermektedirler. Bu bakımdan çalışmanın üçüncü bölümünde bu tedbirlerin neler olabileceğine değinilmiş ve geçici tutuklama tedbiri başta olmak üzere uygulanabilecek olan birçok tedbir değerlendirilmiştir. Tedbirleri uygulama yöntemleri ve tedbirlerin uygulanmasında kullanılabilecek kurumlar da değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Uluslararası Polis Teşkilatı'na (INTERPOL) yer verilmiş ve INTERPOL'ün suçluların iadesindeki yeri açıklanmıştır. Bununla birlikte AB ülkelerinde suçluların iadesi bakımından etkili bir enstrüman olan Avrupa Tutuklama Müzekkeresi incelenmiş ve bu uygulamanın farklılıkları açıklanmıştır. Özellik kuralının uygulanış biçiminde uyuşmazlıklar söz konusu olduğunda devletlerarasında siyasi krizler ortaya çıkabilmektedir. Bu bakımdan özellik kuralının tespiti ve suçluların iadesi bakımından özellik kuralının sınırlarının ne olduğu açıkça ortaya konulmalıdır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ayrı bir başlık altında suçluların iadesi kurumunun önemli bir unsuru olan özellik (hususilik) kuralı detaylarıyla incelenmiştir. Sınırların ortaya konulması ve tespitin yapılabilmesi bakımından özellik kuralı geniş çaplı olarak ele alınmıştır. Suçluların iadesi yöntemlerinden olan ve yakın dönemde yaygınlaşmaya başlayan rızaya dayalı iade yöntemine çalışmanın üçüncü bölümünün son kısmında yer verilmiş ve bu yöntemi olağan iade usulünden ayıran farklılıklara işaret edilmiştir. SİDAS'ta kolaylaştırılmış usul olarak yer alan rızaya dayalı iade yönteminin SİDAS Ek3. Protokol'de nasıl düzenlendiği Protokol maddeleri belirtilerek açıklanmıştır. Mamafih; rızaya dayalı iade usulünün hukukumuzda düzenlendiği 6706 sayılı CKUİBK'de hükme bağlanan maddeler incelenmiş ve bu usulün Türk hukukundaki uygulaması ele alınmıştır. Çalışmanın neticesinde sonuç bölümüne yer verilmiş ve çalışma kapsamında yapılan tartışmalar ve sorunlar genel olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Suçluların iadesi kurumunun genel resim içerisindeki yeri ve önemi işaret edilmiş ve en önemlisi siyasi ve ekonomik sebeplerle hukukilik arasındaki çatışmaya yer verilmiştir.
Author
Dr. Bahri Tuğcan Kolbaş
How to Cite
Bahri Tuğcan Kolbaş (Yüksek Lisans Tezi). Suçluların iadesi, 2021, Galatasaray University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
