Medical SpecialtyOpen Access

Tip 2 kardiyorenal sendromlu hastalarda volüm yükünün kilinik sonuçlarının değerlendirilmesi

2022
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Yaşar Yıldırım

Abstract (TR)

Amaç: Kardiyorenal sendrom kardiyak disfonksiyon ile renal disfonksiyonunun birlikte bulunması durumudur. Tip 2 KRS kronik kalp hastalığına bağlı gelişen böbrek fonksiyonlarındaki azalmadır. Bu çalışmamızda kliniğimizde Tip 2 kardiyorenal sendrom tanısı alan ve volüm yükü olan hastalarda, yatış ve taburculuk sırasında hastaların ekokardiyografik bulguları, bioempedans elektrik analiz sonuçları, laboratuvar tetkikleri diüretik veya ultrafiltrasyon tedavisi uygulanan hasta gruplarında inceledik. Bu tedavilerin etkinliği ve güvenilirliği konusunda literatüre katkı sağlamayı amaçladık. Yöntem: 1 Nisan 2021 –1 Şubat 2022 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji ve Kardiyoloji kliniği ve yoğun bakıma yatışı yapılan Tip 2 KRS tanılı ve volüm yükü olan 61 hasta prospektif olarak incelendi. Çalışmaya alınan hastaların tanı anındaki genel özellikleri, yatış ve taburculuk sırasındaki laboratuvar değerleri, ekokardiyografik bulguları, bioempedans elektrik analiz sonuçları, sağkalımları ve mortalite ile ilişkili faktörleri inceledik. Bulgular: Çalışmamız yaşları 35 ile 88 (67,97±13,265) arasında değişen ve 32'si (%52,5) kadın, 29'u (%47,5) erkek olmak üzere 61 vakadan oluşmaktadır. Vakaların 42'si (%68,9) diüretik tedavisi, 19'u (%31,1) ise ultrafıltrasyon tedavisi almaktadır. PTÖ, NYHA sınıfı ve TİT'de proteinüri ultrafiltrasyon grubunda daha yüksek izlendi (p<0,05). Yine ultrafıltrason grubunda olan hastalarda daha fazla yoğun bakım takibi olduğu ve takiplerde ultrafiltrasyon grubundaki hastaların daha fazla rutin hemodiyaliz programına alındığı izlendi (p<0,05). Ultrafıltrasyon tedavisi alan hastaların hastanede yattığı gün sayısınınve iki ay içinde hastaneye yeniden başvuru sayısınınyüksek olduğu görülmüştür(p<0,05). NTproBNP, kreatinin, spot idrarda proteinüri, TİT'de proteinüri değerlerinin ultrafıltrasyon tedavisi alan grupta daha yüksek olduğunu bulundu(p<0,05). GFH ise diüretik tedavisi alan grupta yüksekti(p<0,05). Giriş ve çıkış kreatinin değerlerinin, ultrafıltrasyon tedavisi alan daha yüksek bulundu(p<0,05). Aksine LAV çıkış değeri ise diüretik tedavisi alan grupta daha yüksek bulundu(p<0,05). Hastaların tedavi öncesi ve tedavi sonrası EKO elde edilen sonuçlar hem diüretik hem de ultrafıltrasyon tedavisi alan vakalarda VCI, PABS ve LAV değişkenlerinde giriş ve çıkış değerlerinde anlamlı farklılık izlendi(p<0,05). Ayrıca diüretik tedavisi alan vakalarda MY değişkeninde giriş ve çıkış değerlerinde farklılık izlendi(p<0,05). EKO parametrelerınde giriş ve çıkış değerlerinden elde edilen farklarda LAV değişkeninde ultrafiltrasyon grubunda daha fazla azalma izlendi (p<0,05). Hastaların kilogram (KG) ve BIA parametrelerindeki değişkenlerin overhidrasyon, ekstrasellüler sıvı, OH/ECW oranı, total vücut suyu (TBW), E/I oranı değişkenlerinin giriş ve çıkış değerlerinde her iki gruptada azalma izlendi(p<0,05). Hastaların biokimya parametreleri incelendiğinde her iki gruptada NA, K ve GFH değişkenlerinin giriş ve çıkış değerlerinde farklılıklar saptandı(p<0,05). Ayrıca diüretik tedavisi alan vakalarda albumin değişkeninde, ultrafıltrasyon tedavisi alan vakalarda ise üre, kreatinin ve ürik asit değişkenlerinde farklılıklar izlendi(p<0,05). Biokimya parametlerindeki değişkenlere ilişkin giriş ve çıkış değerlerinden elde edilen farklarda ultrafiltrasyon grubunda kreatinin ve kalsiyum değişkeninde daha fazla artış izlendi(p<0,05). Elde edilen sonuçlarda NYHA sınıfı ve NTproBNP değerlerinin ölen hasta grubunda istatistiksel anlamlı olarak daha yüksek bulundu(p<0,05). Mortalite ile ilişki faktörleri değerlendirmek için tek değişkenli lojistik regresyon analizi sonucunda sadece NTproBNP, NYHA sınıfı, kreatinin değeri ve PABS değişkenlerinin mortalite ile ilişkili görülmüştür. Tek değişkenli lojistik regresyon analizinde anlamlı çıkan bağımsız değişkenler ile çok değişkenli lojistik regresyon analizinde elde edilen sonuçlar NYHA sınıfı ve PABS düzeyi mortalite ile ilişkisi anlamlı olarak izlendi(p<0,05). Sonuç: Tip 2 KRS günümüzde hala hastaneye sık yatış gerektiren ve kötü prognozu olan bir hastalıktır. Hastalarda volüm yükünün azaltılması klinik, laboratuvar ve ekokardiyografik bulgularda düzelme sağlayabilir. Volüm yükü diüretik veya UF tedavisi ile azaltılabilir. Diüretik direnci olanlarda UF uygulanması daha makul bir yaklaşım olarak görülmektedir. NYHA fonksiyonel sınıfı ve NTproBNP değeri mortalite ilişkili bağımsız değişkenlerdir. Anahtar kelimeler: Tip 2 KRS sendrom, volüm yükü, klinik sonuçları

Author

Dr. Leyla Seyhan

How to Cite

Leyla Seyhan (Tıpta Uzmanlık Tezi). Tip 2 kardiyorenal sendromlu hastalarda volüm yükünün kilinik sonuçlarının değerlendirilmesi, 2022, Dicle University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Dicle University