Master'sOpen Access

Türkiye'nin dışa açılma sürecinde imalat sanayii toplam faktör verimliliğinin karşılaştırmalı analizi: İmalat sanayii üzerine bir değerlendirme

2013
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Haluk Levent

Abstract (TR)

24 Ocak 1980 kararları ile birlikte Türkiye ihracata yönelik bir sanayileşme stratejisi izlemeye başlamıştır. İthal ikameci politikaların yerini piyasa koşullarının belirlediği liberal ekonomi politikaları almıştır. Ülke içinde uygulanmaya başlanan bu politikalar dış ticaret uygulamalarına da aynen yansımıştır. 1989 yılında sermaye hareketlerinin serbestleşmesi ile girilen yeni dönem 1994 krizi ile sonuçlanmıştır. Bu ortamda enflasyonu düşürmeye ve ekonomik istikrar sağlamaya yönelik olarak 5 Nisan 1994 kararları alınmıştır ve kısa dönemde bozulan makroekonomik dengelerin yeniden istikrara kavuşturulması hedeflenmiştir. 1996 yılına gelindiğinde VII. 5 Yıllık Kalkınma Planı?nın hazırlanması ve Gümrük Birliği?ne girilmesi ekonominin gidişatını belirleyen faktörler olmuştur. 9 Aralık 1999?da açıklanan dezenflasyon programı ile enflasyonun yapısal reformlarla desteklenerek düşürülmesi amaçlanmıştır. Fakat ortaya konulan bu hedeflere ulaşılamadığı gibi, ülke ekonomisi evvela 2000 Kasımı?nda ve onu takiben 2001 Şubatı?nda iktisadi krize girmiştir. Döviz kuru politikalarına dayanan enflasyonla mücadele programının başarısızlığa uğraması ile birlikte 14 Nisan 2001?de Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı açıklanmıştır. Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı ile para ve kur politikası yeniden yapılandırılmıştır. Bu dönemde dış ticarette meydana gelen değişmeler genel olarak değerlendirildiğinde ihracatın söz konusu dönemde sürekli arttığı görülecektir. İthalat ve ihracattaki bu gelişmelere rağmen ithalattaki artışın ihracattaki artıştan daha yüksek olması nedeniyle dış ticaret açığı da artmıştır. 2008 finansal krizi her ne kadar Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinde patlak verse de küresel bir özellik taşıdığından dolayı dünya üzerindeki tüm ekonomileri etkilemiştir. Küresel ekonomi 2008?2009 yılları arasında, önceki yıllarda benzerine rastlanmamış bir finansal istikrarsızlık dönemi yaşarken, son yılların en büyük ekonomik durgunluğuna şahit olmuş ve ticarette ciddi daralmalar meydana gelmiştir. Verimlilik, üretim esnasında kullanılan girdiler ile üretim sonucunda elde edilen çıktıları birleştiren bir kavramdır. Verimlilik seviyesinin göstergesi olarak ise; üretimde kullanılan girdilerin değerleri veya miktarları ile üretim sürecinin nihayetinde elde edilen çıktıların değerleri veya miktarlarının birbirlerine olan oranı kullanılmaktadır. Belli bir üretim seviyesini tutturmak için yapılan fiziksel harcamalar azaldıkça, bu harcamaların verimlilikleri artar. Verimlilik kavramı; üretim esnasında harcanan para, işgücü, üretim araçları, enerji, hammadde gibi kaynakları daha etkin kullanmak ile alakalıdır. Söz konusu bu kaynakların daha etkin kullanılması ile üretim maliyetleri düşecektir. Bu sayede üretimi yapan işletmenin ürünlerine olan talebin artması ile işletmenin rekabet gücü de artacaktır. Böylece verimlilik artışı üretim artışı olarak sonuçlanacaktır. Toplam Faktör Verimliliği, toplam çıktının girdilerin toplamına bölünmesi ile hesaplanan verimliliktir. Toplam Faktör Verimliliğine ulaşabilmek için üretim fonksiyonunda hareket edilmesi gerekmektedir. Üretim fonksiyonu bir ekonomide üretilen çıktı miktarı ile girdi olarak kullanılan üretim faktörlerini ve teknik bilgi düzeyini ilişkilendirir. Toplam Faktör Verimliliği düzeyindeki değişme, üretim düzeyindeki değişmenin sermaye ve emek gibi üretim faktörlerindeki değişme ile açıklanamayan kısmını veya teknoloji düzeyindeki değişmeyi temsil etmektedir. Toplam Faktör Verimliliği artışı, üretim düzeyindeki artışın üretim faktörlerinin artışına katkısı ile açıklanamayan artığa karşılık gelmektedir. Dolayısıyla Toplam Faktör Verimliliği artışı, bilgi ve teknolojideki artış yanında üretim fonksiyonunda dışarıda bırakılan hammadde, enerji gibi diğer üretim unsurları ile ölçüm hataları ve konjonktürel dalgalanmalardan kaynaklanan etkileri de içerebilmektedir. Bu çalışma kapsamında, Türkiye İstatistik Kurumu ve Devlet Planlama Teşkilatı veri tabanlarında bulunan veriler 1980 fiyatlarıyla reel olarak ifade edilmişlerdir. Çalışma kapsamında incelenen dönemin tamamı olan 1982 ? 2008 dönemi üç alt döneme ayrılmıştır: 1982 ? 1989, 1990 ? 2001 ve 2003 ? 2010. 1980 yılında ekonomi genelinde uygulanan tüm politikalarda köklü bir değişim gerçekleştirildiği için 1982 ? 1989 dönemi bir alt dönem olarak incelenmiştir. 1989 yılında sermaye hareketleri üzerindeki tüm kısıtların kaldırılması da önemli bir dönüşümü simgelediği için 1990 ? 2001 dönemi bir diğer alt dönem olarak ele alınmıştır. Bu çalışmada yapılmaya çalışılan analize göre Türkiye imalat sektöründe Toplam Faktör Verimliliği ortalama olarak; 1982-1989 döneminde; OLS tahmin yöntemine göre 0.0237 değerini, Sabit Etkiler tahmin yöntemine göre 0.0076 değerini ve Levinsohn ? Petrin tahmin yöntemine göre 0.0363 değerini almıştır. 1990-2001 döneminde; OLS tahmin yöntemine göre 0.1808 değerini, Sabit Etkiler tahmin yöntemine göre 0.0853 değerini ve Levinsohn ? Petrin tahmin yöntemine göre 0.1329 değerini almıştır. 2003-2008 döneminde ise; OLS tahmin yöntemine göre 0.1354 değerini, Sabit Etkiler tahmin yöntemine göre 0.1060 değerini ve Levinsohn ? Petrin tahmin yöntemine göre 0.1038 değerini almıştır. Bu çalışma kapsamında incelenen dönemler boyunca Türkiye imalat sektöründe Toplam Faktör Verimliliği büyüme hızları, kullanılan üç tahmin yöntemine göre de benzer sonuçlar almıştır. Bu sonuçların ortalama değerleri; ilk dönemde %11.93, ikinci dönemde % -0.9630 ve son dönemde %1.401?dir. Bu veriler ışığında; 24 Ocak Kararları ile başlayan ihracata dönük sanayileşme hamlesinin, imalat sektöründe kayda değer bir verimlilik artışını sağladığını söyleyebiliriz. Devam eden süreçte 1989 yılında sermaye hareketlerinin serbestleşmesiyle girilen yeni dönemde ise verimlilik bir önceki döneme göre ortalama olarak çok ciddi bir artış göstermiştir. Dönem başındaki bu artışa rağmen; 1994, 2000 ve 2001 krizlerinin yaşandığı bu dönem boyunca imalat sektöründe Toplam Faktör Verimliliği ortalama olarak neredeyse sabit kalmıştır. İktisadi krizler sonrası Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı ile girilen son dönemde ise imalat sektöründe Toplam Faktör Verimliliği; kriz sonrası dönemde artış gösterse de, dönem boyunca ortalama olarak hemen hemen sabit kalmıştır. Dış ticaret hacminin arttığı ve iktisadi büyümede kayda değer bir performansın gösterildiği bu dönemde, imalat sektöründe Toplam Faktör Verimliliği açısından aynı olumlu neticeler kaydedilememiştir.

Author

Dr. Mehmet Emre Ünsal

How to Cite

Mehmet Emre Ünsal (Yüksek Lisans Tezi). Türkiye'nin dışa açılma sürecinde imalat sanayii toplam faktör verimliliğinin karşılaştırmalı analizi: İmalat sanayii üzerine bir değerlendirme, 2013, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University