Master'sOpen Access

Yaşam hakkı kapsamında açlık grevi ve hayata dönüş operasyonları

2024
0 views
0 downloads
Advisor: Dr. Öğr. Üyesi Derya Doğru

Abstract (TR)

İnsan var olduğundan beri tartışılagelen insan hakları, şüphesiz hukukun en önemli alanlarından biridir. Tarih boyunca birçok belge ve bildirgede güvence altına alınmış olan yaşam hakkı, bu hakların en önemlisidir. Bireylerin yaşam hakları olmaksızın diğer haklara sahip olması beklenemez. Bu, yaşamın dokunulmazlığı ve kutsallığı tezinin bir sonucudur. Ancak değişen koşullar, yaşamın niteliği tezinin önem kazanmasına zemin hazırlamıştır. Buna göre bireylerin bir biyolojik, bir de biyografik yaşamları vardır. Niteliği olmayan bir yaşamın gerçek yaşam olduğundan söz etmek mümkün değildir. İşte açlık grevi de yaşamın kutsallığı ve dokunulmazlığı tezi ile yaşamın niteliği tezi ayrımında düğümlenmiş bir konudur. Açlık grevinin haksızlığı meselesi hangi tezin benimsendiğine göre değişkenlik gösterecektir. Açlık grevi, kısaca bireylerin birtakım isteklerini yetkililere bildirmek ve mümkünse kabul ettirmek maksadıyla yaşamlarını pazarlık konusu yaparak beslenmeyi reddetmeleridir. Bu eyleme yapılacak müdahaleler, kullanılan araç ve yöntemler açısından bazen işkence yasağının ihlaline vücut verebilmektedir. Üstelik zorla besleme, bireylerin kendi geleceklerini belirleme haklarını da ihlal edebilecektir. F tipi yüksek güvenlikli kapalı cezaevlerine geçiş sürecini protesto etmek amacıyla ülkemizdeki birçok cezaevinde açlık grevleri ve ölüm oruçları icra edilmeye başlanmıştı. Bu açlık grevlerinin sonlandırılması ve mahkumların F tipi yüksek güvenlikli kapalı cezaevlerine sevklerinin sağlanması amacıyla ülke çapında Hayata Dönüş Operasyonları olarak bilinen bir operasyon gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen müdahalelerin ölçüsüzlüğü dolayısıyla gerek Anayasa Mahkemesi'ne gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne birçok başvuruda bulunulmuştur. Bu başvurularda çoğunlukla kolluğun zor kullanma yetkisine ilişkin sınırı aşması dolayısıyla yaşam hakkı ve işkence yasağı kapsamında inceleme yapılmıştır. Türk hukuk mevzuatında düzenlenen hukuka uygunluk nedenlerinden birisi de kanun hükmünü yerine getirmedir. Böyle bir hukuka uygunluk nedeni mevcutsa, gerçekleştirilen fiil suç olmaktan çıkacak ve tümüyle hukuka uygun hale gelecektir. Ancak bu sınır, Türk Ceza Kanunu'nun 27/1. Maddesi gereğince taksirle aşılırsa ve bu suçun taksirli hali de Kanun'da düzenleniyorsa taksirli halinden indirim yapılarak ceza verilecektir. Bu sınırın kasten aşılması durumunda somut olaya göre Türk Ceza Kanunu'nun 256. maddesinde düzenlenen "zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" suçu sübut bulacaktır. Çalışmamızda öncelikle yaşam hakkının tanımı yapılacak, devletlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesi kapsamındaki negatif, pozitif ve usuli yükümlülükleri açıklanacak, yaşam hakkı ile ilgili özellik arz eden sorunlar değerlendirilecek, açlık grevinin tanımı yapıldıktan ve hukuki niteliği açıklandıktan sonra bazı temel hak ve özgürlükler bakımından incelenecek; açlık grevine müdahale tartışması yapılacak ve Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen hukuka uygunluk nedenlerinin izahına çalışılacak, bu nedenlerde öngörülen sınırın taksirle aşılması halinde ne şekilde yol izleneceği açıklanmaya çalışılacak ve bu sınırın kasten aşılması halinde hangi suçun sübut bulabileceği değerlendirilecektir. Nihayet Hayata Dönüş Operasyonları süreci açıklanacak, bu Operasyon dolayısıyla Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yapılan başvurular değerlendirilecektir.

Author

Dr. Seda Koyuncu

How to Cite

Seda Koyuncu (Yüksek Lisans Tezi). Yaşam hakkı kapsamında açlık grevi ve hayata dönüş operasyonları, 2024, Baskent University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Baskent University