Acıbadem University
Discipline

Radyoloji Onkolojisi Anabilim Dalı

Acıbadem University

6

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

6 Theses
Master'sOpen AccessTR

Cyberknife ve gammaknife tedavilerinde hedef hacim ve normal doku dozlarının karşılaştırılması

Stereotaktik radyocerrahi (SRC) küçük intrakranyal lezyonların radyasyonla tedavisi için geliştirilen son derece hassas bir tedavi yaklaşımıdır. SRC'de amaç tümörü yok edecek ve kalıcı lokal kontrol sağlayacak dozu hedefe uygulamaktır.İntrakranyal SRC bu tedavi tekniği için tasarlanmış özel cihazlar ile mükemmel bir şekilde yapılabilir. Gamma Knife ve Cyberknife bu tedavi yaklaşımı için tasarlanmış özel cihazlardır.Bu çalışmada, her iki cihazın tedavi planlama sistemleri kullanılarak 9 hastaya ait 11 metastaz olgusu için SRC planlaması yapıldı. Her olgu için doz hacim histogramları ve dozimetrik parametreler karşılaştırıldı. Bu parametreler homojenite indeks (HI), konformalite indeks (CI), gradyent indeks (GI) ve normal beyin dokusunun 8 Gy (V8), 10 Gy (V10) ve 12 Gy (V12) aldığı hacim değerleridir.CK ve GK tedavi planlamaları için ortalama RTOG CI sırasıyla 1.14±0.07 ve 1.16±0.17 iken, ortalama Paddick CI ise sırasıyla 0.82±0.04 ve 0,85±0.10 olarak bulundu (p>0.05). CK ve GK tedavi planlamaları için sırasıyla ortalama GI ise 3.26±0,47 ve 3.05±0.38 olarak bulundu (p>0.05). CK planlamalarında GK planlamalarına göre hedef içinde daha homojen doz dağılımı elde edilirken, HI değerleri GK ve CK için sırasıyla HI 1.98±0.19 ve 1.09±0,05 olarak bulundu. (p=0,003) . Her iki planlama sisteminde normal beyin dokusu değerlendirmesi için kullanılan V8, V10, V12 değerleri arasında anlamlı fark bulunmadı.GK ve CK tedavi planlama sistemleri evrensel dozimetrik parametreler açısından soliter intrakranyal lezyonların stereotaktik radyocerrahi ile tedavisi için iki araçtır.

BeyinBeyin neoplazmlarıDoz-cevap ilişkisi-radyasyon+4
Namık Kayalılar
Acıbadem University · Institute of Health Sciences
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Meme kanserinde radyoterapinin akciğer fonksiyonlarına etkileri

Radyoterapinin meme kanseri tedavisinde önemli bir yeri vardır. Tedaviye bağlı yan etkilerin görüldüğü başlıca organlardan biri akciğerlerdir. Bu çalışmada radyoterapiye bağlı akciğer parankim hasarını solunum fonksiyon testleri ve akciğer perfüzyon sintigrafisi ile değerlendirmeyi amaçladık. Çalışmaya meme kanseri tanısıyla Radyasyon Onkolojisi Kliniği?ne başvuran 43 kadın hasta dahil edildi. Radyoterapi öncesi FEV1, FVC, FEV1/FVC ve DLCO?yu içeren solunum fonksiyon testleri yapıldı. Akciğer perfüzyon sintigrafisi ile aynı taraf akciğerin perfüzyona katılım oranı hesaplandı. Solunum fonksiyon testleri radyoterapi sonrası 6. ay ve 1. yılda tekrarlanırken, akciğer perfüzyon sintigrafisi 1. yılda tekrarlandı. Radyoterapi öncesi ve sonrası değerler akciğerin aldığı dozu da dikkate alarak (V20) değerlendirildi Radyoterapi öncesi FEV1, FVC, FEV1/FVC değerleri hem tüm grupta hem de tüm akciğer için V20?%10 ve >%10 alt gruplarında radyoterapi sonrası anlamlı bir değişiklik göstermedi. DLCO ise radyoterapi öncesi değerlerle kıyaslandığında hem 6. ayda hem de 1. yılda (sırasıyla p=0.002 ve p=0.004) anlamlı azalma gösterdi. Azalmadaki anlamlılık V20?%10 ve >%10 alt gruplarında da mevcut idi. Radyoterapi uygulanan taraf akciğer perfüzyon sintigrafisinde ise tüm grup değerlendirildiğinde radyoterapi öncesine göre radyoterapi sonrasında anlamlı bir azalma saptandı (p<0.001). Aynı traf akciğer V20?%20 grubunda bu değişim daha az anlamlı iken (p=0.049), V20>%20 grubunda bu anlamlılık daha belirgin idi (p<0.001). Çalışmamızda radyoterapinin meme kanserli hastalarda akciğer üzerindeki etkileri solunum fonksiyon testi ve akciğer perfüzyon sintigrafisi ile gösterilmeye çalışılmıştır.

Radyasyon etkileri
Özlem Elmas
Zonguldak Bülent Ecevit University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Mediasten ışınlaması yapılan akciğer kanserli olgularda oral glutamin desteğinin özofagusa olan etkileri (Gözlem çalışması)

Akciğer kanserinde torasik RT' nin asıl amacı tümöre yeterli etkinlikteki dozu uygularken komşu normal dokuları kabul edilebilir oranlarda korumak ve böylece teröpatik oranı en üst düzeyde tutmaktır. Tedaviye bağlı gelişen akut radyasyon özofajiti gbi komplikasyonlar ciddi morbiditeye sebep olurlarken aynı zamanda beklenmedik şekilde tedaviye ara verilmesine de neden olmaktadırlar. Bu durum hastaların yaşam kalitesinin bozulmasına yol açtığı gibi tümör kontrolünün azalmasına ve yaşam süresi oranlarının kısalmasına sebep olmaktadır. Daha etkin tedavi biçimi olan RT ve kemoterapinin birlikte kullanımı ile bu yan ekinin insidansı ve şiddeti de artmaktadır. Bu etkiyi en aza indirgemek amacıyla üç boyutlu konformal RT teknikleri ya da yoğunluk ayarlı RT teknikleri kullanılsa dahi özafagusun tedavi hedefinin çok yakınında olması nedeniyle bu yan etki etkin bir şekilde önlenememektedir. Bu nedenle esas stratejiler akut radyasyon özofajitinin kontrolünde etkili olabilecek radyoprotektör ajanların kullanımına yönelik olmaya başlamıştır.Kanser hastalarında kaslardan sürekli olarak glutamin deplesyonu olmaktadır, bu durum kansere bağlı kaşekside anahtar role sahiptir. Akut radyasyon özofajiti ve buna bağlı bulantı, kusma, ağrı, disfaji ve odynojaji normal doku toleransını daha da bozmaktadır. Bu nedenle Glutamin desteği ile torasik RT' ye bağlı gelişen yan etkilerin azalacağı ve akut radyasyon özofajitinin azalacağı düşünülmüştür.Biz, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde küratif amaçlı tedavi ettiğimiz 32 akciğer kanseri tanılı hastayı eş zamanlı ya da tek başına RT ile tedavi ederken hastaların tedaviye bağlı yan etkilerini takip ettik. Bu çalışmadaki esas amacımız torasik RT uygulanan hastalarda oral glutaminin akut radyasyon özofajiti gelişimi ve kilo kaybını önlemedeki etkinliğini değerlendirmektir. İkincil amacımız ise özofajit gelişiminde klinik (serum immünolojik parametreleri ve özafagus sintigrafisi gibi) ve dozimetrik (DVH gibi) parametrelerin rolünü değerlendirmektir. Glutamin alan grupta özofajit şiddeti ve görülme süresi, kilo kaybı, serum sitokin seviyeleri ve özafagus transit zamanları istatistiksel anlamlı olacak şekilde almayan gruptan daha düşük bulunmuştur. Glutamin inflamasyonu baskılaması nedeniyle hem hastalığa hem de tedaviye bağlı gelişen toksisiteyi anlamlı şekilde azaltmıştır.Sonuç olarak, bu çalışmanın sonuçları akciğer kanseri tanısıyla definitif RT uygulanan hastalarda oral glutamin kullanımı ile akut radyasyon özofajit şiddet ve insidansı ile kilo kaybının azaldığını göstermektedir. Bu sonuçlar hastaların hayat kalitelerine olumlu yönde katkıda bulunacaktır. Bu nedenle akciğer kanseri tanısı ile definitif RT uygulanacak hastalara glutamin desteği önerilmektedir.

Akciğer neoplazmlarıGlutaminMediastinum+4
Gül Kanyılmaz
Gazi University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Akciğer kanserli hastalarda radyoterapinin sebep olduğu akut özefajitin önlenmesinde oral glutaminin etkinliği

AmaçBu çalışmada; torakal RT alan akciğer kanseri tanılı hastalarda radyoterapinin sebep olduğu akut özefajitin önlenmesinde oral glutaminin etkinliğini araştırmayı amaçladık.Materyal ve MetodDicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı' nda Ocak 2008- Ocak 2010 tarihleri arasında tedavi ve takip edilmiş akciğer kanseri tanılı 46 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya alınan hastalar iki gruba ayrıldı. Profilaktik toz oral glutamin 1.gruptaki 21 hastaya; günlük 30gram olacak şekilde verildi. 2.gruba oral glutamin verilmedi. Hastalar yaş, cinsiyet, evre, histopatolojik tip, tedavi seçimi, RT sahasına giren özefagus uzunluğu ve tümörün lokalizasyonu bakımından karşılaştırıldı. Radyoterapinin sebep olduğu akut özefajit açısından iki grup değerlendirildi.BulgularToplam 46 hasta çalışmaya alındı. Grup 1'de 21 hasta (% 45,7), grup 2'de ise 25 hasta (% 54,3) vardı. Hastalarda yaş, cinsiyet, evre, histopatolojik tip, tedavi seçimi, aldıkları RT dozları, RT sahasına giren özefagus uzunluğu ve tümörün lokalizasyonu açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmedi(p>0,05). Glutamin verdiğimiz 1.grupta hastalarımızın % 61,9'u (13 hasta) grade 1'de kalırken, glutamin vermediğimiz hastalarda grade 1 özefajit % 8,0'de (2 hasta) kaldı. 1.grupta grade 3 özefajit % 4,8 (1 hasta) iken, 2.grupta grade 3 özefajit % 44,0 (11 hasta) olarak tespit edildi. Glutamin verilen hastalarla, verilmeyen hasta grubu (2.grup) arasında özefajit gradeleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi(p<0.0001). Hastalarda radyoterapiye bağlı gelişen akut özefajit derecelerinin; tedavi seçimi ile, hastaların histopatolojik tipleri ile, aldıkları RT dozları ile, RT alanındaki özefagus uzunluğu ile, KHDAK tanılı olanların alt tipinin belirli olma durumu ile ilişkisine bakıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmedi (p>0,05).SonuçBiz bu retrospektif randomize deneysel çalışmamızda, torakal RT alan akciğer kanseri tanılı hastalarda radyoterapinin sebep olduğu akut özefajit şiddetinin oral glutamin ile belirgin şekilde azalabileceğini saptadık. Sonuç olarak bu çalışma radyoterapinin sebep olduğu akut özefajitin şiddetinin önlenmesinde oral glutamin kullanımının yararlı bir rolü olduğunu belirtmektedir. Ancak dünya genelinde yapılmış benzer literatürleri, çalışmamızla karşılaştırıp incelediğimizde bu kanıya varabilmek için daha geniş popülasyonlu hasta içeren, prospektif randomize çalışmaların yapılması gerektiği düşüncesindeyiz.

Akciğer neoplazmlarıGlutaminRadyoterapi
Öznur Dönmez Tutanç
Dicle University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Görüntü kılavuzluğunda radyoterapi uygulanan pelvik maligniteli hastalarda vücut kitle indeksi' nin set-up güvenilirliğine etkisi

Amaç: Çalışmamızın amacı, tedavi öncesi vücut kitle indeksi (VKİ) bilinen pelvik malignite nedeniyle görüntü kılavuzluğunda radyoterapi uygulanmış hastalarda; VKİ'nin set-up hatalarına olan etkisini retrospektif olarak değerlendirmektir. Ayrıca, elde edilecek sonuçlarla, benzer VKİ'ne sahip hastalardaki pelvik görüntü kılavuzluğunda radyoterapi (GKRT) uygulamalarında optimum PTV paylarının saptanması ve rutin klinik protokollerin oluşturulmasına katkıda bulunulması da amaçlanmıştır. Gereç – Yöntem: Mart 2014 - Şubat 2015 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı'nda tedavi öncesi VKİ bilgilerine ulaşılan, pelvik bölgeye yönelik GKRT uygulanmış 73 hastanın tedavi uygulamalarından elde edilen veriler kullanılmıştır. Hastaların boy ve kilo ölçümleri ilk olarak BT simülasyon günü yapılmış olan ve tedavi sırasında ise rutin haftalık kontrollerde VKİ grup değişikliğine neden olacak kilo değişikliği olanlar çalışmaya dahil edilmemiştir. Vücut kitle indeksi, kilogram (kg) olarak vücut ağırlığı / boy uzunluğunun metre cinsinden karesi (VKİ: Ağırlık(kg) / Boy (m²)) formülü ile hesaplanmıştır. Ulusal Sağlık Enstitüsü (National Institutes of Health - NIH) VKİ sınıflamasına göre hastalar; düşük kilo (<18.5), normal kilo (18.5–24.9), fazla kilo (25–29.9) ve obez (≥ 30) olarak gruplanmıştır. Yaşlılık kriteri, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ, World Health Organization - WHO) tanımına göre değerlendirilmiş ve ≥ 65 yaş olanlar yaşlı kabul edilmiştir. Hastaların tümüne Varian Truebeam STx ® tedavi cihazı ile pelvik bölgeye yönelik volümetrik ark tedavisi uygulanmıştır. Tedavi öncesi her hastadan tedavi cihazında önce kV görüntüleme ile AP ve lateral yönlerden alınan ortogonal görüntüler tedavi planlama sisteminden gelen görüntülerle ilgili alandaki kemik yapılar oturtularak eşleştirilmiştir. Daha sonra CBCT alınarak elde olunan görüntüler ile planlama sisteminden gelen görüntüler yumuşak dokuya göre manuel olarak eşleştirilmiştir. Gerekli masa kaydırmaları online olarak yapılmıştır. Her bir görüntüleme yöntemine göre elde edilen X, Y, Z eksenlerindeki kayma miktarları ve bu kaymalardan elde edilen üç boyutlu vektör uzunluğu (V) kaydedilmiştir. Her bir eksendeki ortalama kayma miktarları yönsel değerler dikkate alınarak (Yönsel kayma, YK) ve alınmadan (Mutlak kayma, MK) hesaplanmıştır. Tüm hastalardaki X, Y, Z eksenlerindeki ortalama kayma miktarları ve standart sapma değerleri bulunmuştur. İstatistiksel olarak, eksenlerdeki ortalama kayma miktarlarına VKİ' nin etkisi "Kruskal Wallis Varyans Analizi", cinsiyetin etkisi "Mann-Whitney U Testi", yaş gruplarının etkisi ise "Bağımsız örneklem t-testi" kullanılarak değerlendirilmiştir. Set-up belirsizlikleri için öngörülen CTV – PTV payı, "Van Herk formülü" kullanılarak her grup için ayrı ayrı hesaplanmıştır. Bulgular: Hastaların medyan yaşı 65 (36 – 86) olup %70'i erkektir. Toplam 513 CBCT ve 2064 kV görüntüden elde olunan veriler değerlendirilmiştir. Ortalama yönsel ve mutlak kayma miktarları X, Y, Z, V eksenlerinde sırasıyla, kV görüntülemede 0.33, 1.06, 0.13, 6.11 mm ve 3.39, 2.58, 2.85, 6.11 mm iken CBCT görüntülemede -0.24, 0.74, 0.73, 6.54 mm ve 3.47, 2.90, 3.22, 6.54 mm'dir. VKİ gruplarına göre X, Y, Z, V eksenlerindeki ortalama yönsel ve mutlak kayma miktarları sırasıyla kV görüntülemede VKİ<25 olanlarda 0.30, 1.53, -0.45, 5.54 mm ve 2.82, 2.67, 2.73, 5.54 mm; VKİ 25-29.9 olanlarda 0.36, 0.71, 0.20, 6.16 mm ve 3.57, 2.28, 2.81, 6.16 mm; VKİ ≥30 olanlarda 0.27, 1.20, 0.81, 6.82 mm ve 3.78, 3.14, 3.12, 6.82 mm iken CBCT görüntülemede VKİ<25 olanlarda -0.65, 1.23, 0.41, 6.01 mm ve 3.16, 2.87, 2.82, 6.01 mm; VKİ 25-29.9 olanlarda 0.01, 0.46, 0.83, 6.74 mm ve 3.65, 2.92, 3.34, 6.74mm; VKİ ≥30 olanlarda -0.23, 0.68, 0.95, 6.81 mm ve 3.49, 2.89, 3.51, 6.81 mm'dir. Sadece kV görüntülemedeki vektöryel eksen kayma miktarları VKİ grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklı bulunmuştur (p:0.039). Bu farklılığın VKİ gruplarındaki cinsiyet dağılımının farklı olması ve kadın obez grup oranının anlamlı olarak yüksek olması nedeniyle ortaya çıktığı gözlenmiştir (p:0.002). Ortalama mutlak kayma miktarları X, Y, Z, V eksenlerinde sırasıyla kV görüntülemede kadınlarda 3.83, 3.42, 3.17, 7.16 mm iken erkeklerde 3.19, 2.21, 2.71, 5.65 mm ve CBCT görüntülemede kadınlarda 3.74, 3.23, 4.15, 7.59 mm iken erkeklerde 3.35, 2.76, 2.82, 6.08 mm'dir. Kadınlarda tüm eksenlerdeki ortalama kayma miktarları erkeklerden daha fazla olup mutlak kayma Y, Z ve V ekseninde anlamlı olarak daha fazla bulunmuştur (p<0.05). CBCT görüntülemede vektöryel eksendeki yönsel ve mutlak kayma miktarları, yaş grupları arasında istatistiksel olarak farklı olup ≥ 65 yaş grubunda anlamlı olarak daha fazla bulunmuştur (p:0.041). Tüm hasta grubunda yönsel ve mutlak kayma verilerine dayalı Van Herk formülüne göre öngörülen CTV - PTV payları X, Y, Z, V eksenleri için sırasıyla; kV görüntülemede 7.21, 6.20, 6.78, 5.62 mm ve 4.29, 3.99, 4.52, 5.62 mm, CBCT görüntülemede ise 7.52, 6.94, 5.93, 6.80 mm ve 4.71, 5.24, 4.93, 6.80 mm'dir. Sonuç: Çalışmamızda VKİ grupları arasında, eksenlerin hiçbirinde yönsel ve mutlak kayma miktarları arasında istatistiksel anlamlı fark bulunmamıştır. Bununla beraber, kadınlarda ve ≥ 65 yaş hastalardaki kayma miktarlarının daha fazla olması nedeniyle bu hastaların set-up'larında daha da dikkatli olunması ve planlama aşamasında bu gruplar için gerekli PTV paylarının daha detaylı değerlendirilmesi uygun olacaktır. Ek olarak, kliniğimizde uygulanmakta olan GKRT protokolü ve belirsizlikler için PTV paylarının yeterli olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte, GKRT'deki modern gelişmelere rağmen tüm geometrik hataları elimine ederek set-up paylarını sıfıra indirgemek hala imkansızdır.

Neoplazm metastazlarıNeoplazmlarRadyografi+4
Okan Özdemir
Dokuz Eylül University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kötü prognostik faktörlere sahip lokal ileri evre veya metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanserinde (khdak) palyasyonun sağlanmasında 10 x 3 gy radyoterapi şemasında tümör volüm değişikliklerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi

Kötü prognostik faktörlere sahip evre III ve evre IV KHDAK'lu hastaların büyük bir çoğunluğuna intratorasik semptomların palyasyonu amacıyla palyatif torasik radyoterapi uygulanmaktadır. Bu çalışmanın amacı palyasyon sağlanan hastalarda radyoterapi süresince gözlenen GTV değişikliklerini belirlemek ve normal dokuları olabildiğince korumaktır. Kliniğimizde Haziran 2010 - Nisan 2011 tarihleri arasında palyatif torasik radyoterapi uygulanmış KHDAK'lu 20 hasta değerlendirildi. Tedavi öncesi ve 5. günlerde alınan BT görüntülerinde kontürleme işlemi yapılıp her bir hasta için tedavi süresince olan tümör değişiklikleri için retrospektif olarak adaptif ve adaptif olmayan planlamalar yapıldı. GTV'de ortalama volüm azalması %15.9 (-7.7- 41.5) olarak saptandı. Adaptif planlama ile ortalama GTV, PTV ve alan boyutundaki azalmanın riskli normal doku dozlarında istatistiksel anlamlı avantajı olmadı. Küçük hücreli dışı akciğer karsinomlu olgularında tümör hacmindeki küçülme ile yapılacak adaptif planlamanın palyatif radyoterapideki toksisitenin azaltılmasına yönelik katkı sağlayabileceği düşünülmemektedir.

Evrim Duman
Akdeniz University
2011
00