Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology
Discipline

Kent Çalışmaları Anabilim Dalı

Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology

16

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

16 Theses
Master'sOpen AccessTR

Belemedik Tabiat Parkı ve çevresinin kültürel peyzaj çerçevesinde değerlendirilmesi

Günümüzde peyzaj tanımı içerisinde ayrışan "kültürel peyzaj" hem kültürel hem de doğal mirasın aynı alanda belirli bir tarihi süreç içerisinde etkileşmesiyle oluşan bir kavramdır. Dünyada 20. yüzyılda akademik bir terim olarak kabul edilen "kültürel peyzaj" Türkiye'de ağırlıkla son yirmi yıldır tartışılmaktadır. Kültürel peyzaj çalışmalarının yapılması bu değerlerin geleceğe aktarılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışma kapsamında kültürel peyzaj olarak önem arz ettiği düşünülen, Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce korunan alan olarak ilan edilmiş, Adana-Pozantı Belemedik Tabiat Parkı ve çevresi ele alınmıştır. Alan içerisinde farklı noktalarda, yapımına 1903 yılında başlanmış Berlin-Bağdat demiryolu yapım sürecinde Alman yüklenici firma tarafından inşa edilmiş ve bugün metruk durumda olan yapılarla birlikte tüneller, Alman Mezarlığı, Varda Viyadüğü, Hacıkırı Gar Yapısı ve şu an kullanımda olmayan Belemedik gar yapısı bulunmaktadır. Ayrıca Berlin-Bağdat Demiryolu projesi için bölgeye getirilen tahtacılar günümüze kadar özgün kültürlerini devam ettirmektedir. Çalışmanın amacı doğal ve somut-somut olmayan kültürel miras öğelerinin kültürel peyzaj çerçevesinde bütüncül olarak ele alınmasıdır. Çalışma tarihi fotoğraflar, geçmiş yıllara ait hava fotoğrafları ve arşiv belgeleri irdelenerek anket çalışması, paydaş mülakatları ve GZFT analizi ile değerlendirilmiş sonuç ve öneriler ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: kültürel peyzaj, tabiat parkları, demiryolu mirası, alan koruma, Belemedik

Adana-Kuşcular-BelemedikBelemedik Tabiat ParkıKültürel peyzaj+1
Eda Baçnak
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kentlerin iklim adaleti sınavı: Adana örneği

Günümüzün endişe veren en büyük problemlerinden biri olan küresel iklim değişikliğinin şehirlerde farklı insan profillerini farklı biçimlerde etkilemesi, kentsel iklim adaletsizliği oluşturmaktadır. İklim adaletsizliğinin kentsel ölçekte ortaya çıkardığı eşitsizlikleri çözmede yerel yönetimler devreye girmektedir. Şimdiye dek herkes için görünür olmayan iklim değişikliği kaynaklı aşırı hava olayları, etkilerini şiddetlendirdikçe daha fazla insanın dikkatini çekerken gündelik hayatın sorunlarında üst sıralara yükselmiştir. Bu sebeple başta Adana Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tüm yerel yönetimlerin iklim değişikliği eylem planı hazırlayıp bir an önce uygulamaya geçmesi elzem nitelik taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, Adana'da yaşayan 501 katılımcıya yöneltilen anket soruları ve yapılan derin literatür araştırması ile küresel iklim değişikliğinin Adana'daki etkilerini belirlemek, kent sakinlerinin iklim değişikliği hakkında farkındalık düzeyini ölçmek, Adana'nın kentsel iklim adaletinde payına düşeni alıp almadığını tespit etmek ve Adana'da oluşturulması beklenen iklim değişikliği eylem planı için iklim değişikliği uyum politikası önerileri geliştirilerek büyükşehir belediyesine kolaylık sağlamak ve literatüre katkı sağlamaktır. Yaptığımız anket çalışması sonucunda, katılımcıların %89,62'si insan faaliyetlerinin küresel ısınma üzerinde önemli bir etkisi olduğunu düşünmektedir. Bölge halkının %70,2'si küresel problemlerin sıralanmasında kuraklığı ilk sıraya taşırken, %75,0'i küresel ısınma ve iklim değişikliğini üçüncü en büyük küresel sorun olarak görmektedir. Kent sakinlerinin %63,3'ü Adana'da iklim değişikliğinin etkilerinin yüksek olduğunun, %95,4'ü en çok tarım sektörünün etkilendiğinin farkındadır. Katılımcıların %66,66'sı iklim değişikliğinin en temel sebebinin fosil yakıtlara dayalı elektrik üretimi olduğunu ve %37,3'ü Adana'daki en büyük çevre sorununun hava kirliliği olduğunu bilmektedir. İklim değişikliği ile mücadelede katılımcıların %69,1'i bilinçlendirmenin önemli olduğunu düşünmektedir. Yaptığımız anket çalışması neticesinde, Adana'da yerel halkın iklim değişikliği ile ilgili farkındalık seviyesinin tahmin edilenden fazla olduğu görülmektedir.

AdanaBelediyelerEylem planı+6
Maide Demirbaş
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel-bölgesel kalkınma ve yönetişim: Güney Adana kalkınma programı örneği

Kalkınma, başta sosyal ve ekonomik yönleri olmak üzere çok yönlü bir kavramdır. Tarih çizgisinde daha ziyade iktisadi bir terim olarak kullanılan kalkınma, nitelik ve nicelik olarak olumlu gelişmelerin bütünü ve büyüme ile sermaye birikiminin karşılığı olarak anlamlandırılmıştır. Devletlerin yerel ve bölgesel kalkınmanın sağlanması için merkezi yetkilerinden vazgeçmeye başlaması, yerelden ulus-üstü birliklere varıncaya kadar yeni bir yönetim anlayışının doğmasını da beraberinde getirmiştir. 1980'lerden itibaren adı konulmaya başlanan yönetişim; çok yönlü, çok aktörlü, devletle birlikte özel sektör ve sivil toplumun da yönetim masasında yer bulduğu, şeffaf, hesap verebilir ve denetlenebilir süreçler bütünüdür. Güney Adana Kalkınma Programı da kalkınma ve yönetişim ilkelerini aynı potada eritme iddiasıyla Mart 2017'de başlatılan bir yerel kalkınma programıdır. Bu çalışmanın amacı Güney Adana Kalkınma Programı'nın kurgusunu, ilkelerini, dinamiklerini, eylem planını, saha uygulamalarını, yerel kalkınma ve yönetişim esasları çerçevesinde ele alarak yönetişim modelini tüm yönleriyle ortaya koymaktır. Programın paydaşları arasındaki ağ ve ortaklık ilişkileri ile paydaşlık hukukunun ne şekilde oluştuğunu, bu paydaşlığın sahaya yansımalarını ve program dâhilinde ne gibi çalışmaların yapıldığını göstermektir. Çalışma ayrıca, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından uygulanan ve kamuoyunda İzmir Modeli olarak bilinen İzmir İçin Demokratik Bir Belediyecilik Modeli Önerisi Projesi ile Güney Adana Kalkınma Programı'nı kalkınma ve yönetişim unsurları üzerinden karşılaştırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kalkınma, Yerel Kalkınma, Bölgesel Kalkınma, Yönetişim, Adana, Güney Adana Kalkınma Programı.

Bölgesel kalkınmaKalkınmaSürdürülebilir kalkınma+4
Güngör Selçuk
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik ve sosyal gelişmenin suç üzerindeki etkileri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma

Bu çalışmada sosyal ve ekonomik gelişmenin suç üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu amaçla, sosyal ve ekonomik gelişmeyi temsilen Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından geliştirilen İnsani Gelişme Endeksi ve alt bileşenleri kullanılarak; sosyal ve ekonomik gelişmenin malvarlığına karşı suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar üzerindeki etkisi, 2005-2018 dönemini kapsayan on dört yıllık süreç için OECD ülkeleri bağlamında incelenmiştir. İnsani gelişme ve suç ilişkilerinin analizi için panel vektör otoregresif (VAR) yöntemi kullanılmıştır. Araştırma modelinde insani gelişme endeksi ve alt bileşenlerinin etkisi iki suç grubu için ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Bulgular, insani gelişme ve suç arasında tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğunu göstermektedir. Diğer bir deyişle, insani gelişme ve alt bileşenlerinde kaydedilen endeks değerlerinin malvarlığına karşı suç oranlarının ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suç oranları üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu sonucunu, endeks değeri arttıkça suç oranlarının azaldığını ortaya koymaktadır. Bulgular, adli ve cezai tedbirlerin ötesinde, insani gelişmenin esasını teşkil eden konularda geliştirilecek politikaların suçun önlenmesinde etkili sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir.

Cinsel saldırı suçuMala karşı suçlarOECD ülkeleri+4
Burçin Kumral Elver
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

6360 sayılı yasa ve ittifak siyaseti: Mersin 2019 yerel seçimleri

2012 yılında kabul edilen 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yasama süreci, hacmi ve olası etkileri açısından birçok disiplin tarafından tartışılmıştır. Yerel yönetimler ve Anayasa Hukuku açısından incelenen bu tez çalışmasında; yasanın büyükşehir belediye organlarının seçimine etkisi Mersin'de yapılan 2019 Mahalli İdareler seçim sonuçları analiz edilerek ortaya koyulmuştur. Araştırmanın sonucunda büyükşehir sınırına dahil edilen yeni ilçelerin doğrudan seçimle belirlenen Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı sonucunu değiştirmediği, ancak nispi temsil sistemi ile oluşan Mersin Büyükşehir Belediyesi kombinasyonunda ise oldukça değişikliğe sebep olduğu saptanmıştır. Aynı zamanda; siyasi ve coğrafi adaletsizliğin yanı sıra ittifak siyaseti ile ortaya çıkan sonuçlar da analiz edilen diğer durumlardır. Çalışma, ilgili kanunun gerrymandering kavramının yöntemsel olarak kullanıldığı Mersin ili 2019 yerel seçim sonuçları üzerindeki etkisi açısından değerlendirilmiş olup, Belediye Meclisi içerisindeki parti dağılımları açısından ortaya çıkan değişim, ittifak siyaseti ekseninde analiz edilmiştir. Bu tez çalışması ile 6360 sayılı yasa ve ittifak siyasetinin; siyasi coğrafyada farklı sonuçlar doğurmasının temel sebepleri ve önerileri ortaya koyulmuştur.

Kanunlar 6360 sayılıMersinSeçimler+5
Fulden Ercan Kalkan
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi'nde öğrenim gören uluslararası öğrencilerin yaşadıkları toplumsal problemlerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de yükseköğrenimini sürdürmekte olan Suriyeli ve diğer uluslararası öğrencilerin üniversite içi ve dışı sosyal yaşamlarında karşılaştıkları deneyimler ve problemler ile buna bağlı olarak entegrasyon sürecinde yaşadıkları sorunların karşılıklı olarak incelenmesidir. Araştırma, nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem deseni ile tasarlanmıştır. Çalışmanın evrenini bir devlet üniversitesi olan Çukurova Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan 767 Suriyeli ve 90 farklı ülkeden 1124 diğer uluslararası statüdeki öğrenciler oluşturmakta olup, çalışma grubu ise 176 Suriyeli ve 126 diğer uluslararası öğrenci olmak üzere gönüllü 302 üniversite öğrencisinden oluşmuştur. Çalışmanın verileri, öğrencilerle yapılmış olan serbest görüşme niteliğindeki ön görüşmeler neticesinde oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu özelliği taşıyıp öğrencilere cevaplar konusunda geniş alanlar bırakan araştırmacı tarafından hazırlanmış 32 soruluk anket formu kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar, karşılaştırmalı tablo ve grafikler kullanılarak içerik analizi neticesinde elde edilmiştir. Veriler beş ana tema altında toplanmıştır: öğrencilerin üniversite yaşantılarına dair süreçler ve deneyimler, sosyal/gündelik yaşamlarında karşılaştıkları sorunlar ve deneyimler, öğrencilerin üniversite entegrasyon sürecinde karşılarına çıkan engeller, bu sürece dair yaşam pratikleri ile tutumları ve son olarak öğrenim hayatları sonunda geleceğe dair düşünce ve beklentileri. Elde edilen bulgulara göre; Suriyeli ve diğer uluslararası öğrenciler gerek üniversiteye gerekse toplumsal yaşama entegrasyon sürecinde en fazla dil sorunu ve ayrımcılık problemleri ile karşılaşmakta, birlikte öğrenim gördükleri Türk öğrencilerle iletişim ve kaynaşma problemleri yaşamakta ve farklı bir ülkeye ve topluma entegrasyon sağlamaya çalışırken toplumsal yaşam kurallarında ve sosyal yaşam pratiklerini yerine getirmekte zorlanmaktadır. Katılımcıların en çok ön plana çıkardığı sorun üniversite içerisinde ve dışında karşılaştıkları ayrımcı hatta ırkçılığa varan tutumlar olarak dikkat çekmektedir. Gerek Suriyeli gerekse diğer uluslararası öğrenciler; üniversite içerisinde Türk öğrencilerle ve daha az seviyelerde de olsa öğretim elemanlarıyla ilişkilerinde problemler yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca son olarak Suriyeli öğrencilerin büyük kısmı öğrenim hayatlarından sonra Türkiye'de kalmayı düşünürken, diğer uluslararası öğrenciler ise ülkelerine dönmeyi veya gelişmekte olan ülkelere göç ederek kariyer planlarını orada gerçekleştirmeyi hedeflediklerini belirtmişlerdir.

Sosyal sorunlarSosyokültürel sorunlarUluslararası öğrenciler+3
Şıhmus Çuhatutar
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ilinin tarımsal atık kaynaklı biyokütle potansiyelinin araştırılması

Fosil yakıtların küresel iklim krizinin en önemli sebebi olarak görülmesi ve mevcut rezervlerinin hızla tükeniyor olması Dünya'yı yeni enerji arayışlarına mecbur kılmaktadır. Dünya'nın en büyük sorunlarından biri haline gelen enerji ihtiyacı, fosil yakıtlardan uzaklaşıp yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmekle çözülecektir. Çukurova Bölgesi yenilenebilir kaynaklara dayalı enerji potansiyeli açısından oldukça zengin bir bölgedir. Bu çalışmada, Adana'da tarımla uğraşan katılımcılara yöneltilen anket soruları ile; bölgede yetiştirilen tarımsal ürün türleri ve açığa çıkan tarımsal atıklar ile ilgili tespitlerde bulunulmuş, anız yangınları konusunda farkındalık ve bilgi düzeyleri ölçülmüştür. Adana'nın tarımsal atık kaynaklı biyokütle potansiyelinin yaklaşık olarak tespit edilmesi ve Adana'da yapılabilecek olası bir biyokütle tesisi için öneriler geliştirerek literatüre katkı sağlanmıştır. Biyokütle Enerji Potansiyeli Atlası'ndan alınan istatistiki verilere göre biyokütle enerji eşdeğeri en fazla olan kaynak tarımsal kaynaklı atıklar olmuştur. Bu kapsamda Adana ilinin yoğun tarım yapılan Ceyhan, İmamoğlu, Karaisalı, Karataş, Kozan, Sarıçam, Seyhan, Yumurtalık ve Yüreğir ilçelerinde, 205 çiftçi ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Yaptığımız anket çalışması sonucunda, ilçelerde yetiştirilen ürünler sırasıyla %36,1 buğday, %21,5 arpa, %9,5 mısır, %7,5 soya, %7,3 ayçiçeği, %6,3 pamuk, %6,1 şeker pancarı, %2,0 patates, %1,2 fiğ, %1,2 biber, %0,8 narenciye ve %0,4 zeytin olarak tespit edilmiştir. Yetiştirilen bu ürünlerin ekili alan miktarları kullanılarak biyokütle enerji eşdeğer hesaplamaları yapılmıştır. En fazla enerjinin elde edildiği bitkisel ürünler sırasıyla buğday, mısır, narenciye, ayçiçeği, pamuk, soya, zeytin, patates, arpa, biber, fiğ, şeker pancarı şeklinde bulunmuştur. Bölgenin önemli çevre sorunlarından biri olan anız yangınları konusunda ise farkındalık seviyesinin tahmin edilenin üzerinde olduğu görülmüştür. ''Anız yakılmalı mı?'' sorusuna %84,4 oranında hayır yanıtı alınmıştır ve %88,3'lük bir kesim anız yakma işlemini zararlı görmektedir. Çiftçilerin %55,1'lik kesimi, alternatif bir yöntem olan biyokütle enerjisi konusunda bilgileri olmadığını beyan etmişlerdir. Tarımsal atıkların işlenebilmesi halinde, katılımcıların %46,8'lik kesimi bu atıkları bekletebileceklerini belirtmişlerdir. Bu bilgiler doğrultusunda ilgili Bakanlıklar, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, üniversiteler ve ilgili derneklerin iş birliği yaparak çiftçilere yönelik farkındalık faaliyetleri sayesinde bu oranın artabileceği öngörülmüştür.

AdanaAtıklarBiyokütle+6
Elif Asena Tanrıverdi
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli ailelerin bakış açısından çocuklarının entegrasyonu sürecinde okul öncesi eğitimin rolü: İskenderun örneği

Bu çalışmada İskenderun'da yaşayan Suriyeli ailelerin çocuklarının topluma entegrasyon sürecindeki okul öncesi eğitimin etkisi araştırılmıştır. Araştırma konusu 'Suriyeli Ailelerin Bakış Açısından Çocuklarının Entegrasyonu Sürecinde Okul Öncesi Eğitimin Rolü: İskenderun Örneği şeklinde belirlenmiştir. Göç ve sonrasında karşılaşılan entegrasyon sürecinde okul öncesi eğitimin rolünü incelemek için alt başlıklar halinde detaylı alan yazın taramasına başvurulmuştur. Kavramsal olarak göç ve çeşitlerine, göç ve hukuki statüsüne, zorunlu yapılan göçlerin doğurduğu sonuçlara, göç sonrası eğitim süreçlerine, okul öncesi dönemde karşılaşılan problem davranışlara, Suriyeli çocukların okul öncesi eğitime uyum sürecine, eğitim engellerine, Suriyeli öğrencilerin devlet okullarındaki öğrenci sayılarına detaylı olarak değinilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Hatay İskenderun ilçesinde bulunan devlete bağlı ilkokul anasınıflarında ve anaokullarında eğitim gören Suriyeli öğrencilerin velileri oluşturmaktadır. 10 farklı okuldan toplamda 30 veli katılımı ile nitel araştırma yöntemleri kullanılarak veriler elde edilmiştir. Araştırmanın verileri araştırma sorusu ışığında hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Bu kapsamda; öncelikle Suriyeli ailelerin bakış açısından çocuklarının okul öncesi eğitim aracılığıyla entegrasyon süreci araştırılmıştır. Okul öncesinde ve okula başladıktan sonra ne tür değişimler yaşandığı, dil problemi karşısında okulun rolü, yeni kültürel yapıya alışma ve topluma uyum sağlamada okul öncesi eğitimin önemi aileler tarafından yorumlanmıştır. Araştırma sonunda literatür taraması ve Suriyeli ailelerin bakış açısıyla elde edilen bulgularda; çocukların entegrasyonunda okul öncesi eğitimin olumlu yönde katkıları olduğu saptanmıştır. Suriyeli aileler görüşmeler sırasında; entegrasyonu zorlaştıran ve en sık karşılaşılan sorunun dil bilmemek olduğunu belirtmişlerdir. Çalışmaya katılan Suriyeli aileler, okul öncesi eğitimin çocuklarının kısa zamanda Türkçeyi öğrenmesine olumlu katkıları olduğunu ifade etmişlerdir. Bu noktada katılımcılar; okul öncesi eğitim sürecinde Türkçe öğrenen çocuktan anne babaların da bazı kelimeleri öğrendiklerini belirtmişlerdir. Okulda öğretmenle ya da sosyal hayatlarında Türk vatandaşlarıyla iletişim kurarken Türkçeyi öğrenen okul öncesi çağı çocuklarından yardım aldıklarını da yapılan görüşmeler kapsamında aktarmışlardır. Sonuç olarak; tezde okul öncesi eğitimin çocuğun entegrasyon sürecindeki rolü araştırılmıştır. Bu sürecin çocukların topluma entegrasyonuna olumlu katkı sağladığını ortaya koyabilmek amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Suriyeli öğrenciler, entegrasyon, okul öncesi eğitimin önemi

BütünleşmeGöçlerHatay-İskenderun+7
Fatma Demirel
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel yaşam ve mimari çevre bağlamında kadına şiddet olgusu üzerine bir araştırma: Adana örneği

Bu çalışmanın amacı, şiddet mağduru kadınların hangi kentsel koşullarda ve mimari çevrede yaşadıkları ve hangi şiddet türlerine maruz kaldıklarını incelemek ve nedenleriyle ortaya koymaktır. Bu kapsamda Adana ilinde bulunan Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliklerine gelerek yaşadıkları şiddetten dolayı şikayetçi olan 100 kadın üzerinde bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Adana'nın hemen hemen her ilçesinde bulunan bu bürolara gelerek müracaat eden kadınlara anket uygulaması yapılmış ve farklı kentsel yaşam koşulları ortaya konulmuştur. Sonuç olarak her ne kadar kadınlar farklı yaşam koşulları içerisinde bulunsa da şiddetin her türlüsüne maruz kalmışlardır. Şiddete maruz kalan kadınların büyük bir çoğunluğu yaşadıkları çevreyi değiştirmek istemektedir. Bundan dolayı kentsel dönüşüm gibi çalışmalar ile kentsel yaşam olanaklarının artırılması ve mimari çevrenin iyileştirilmesi gerekliliğine ulaşılmıştır. Ayrıca son yıllarda Türkiye'de tartışma konusu olan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun ile kadına karşı şiddet engellenmeye çalışılsa da şiddet mağduru kadınların adli makamlara ve emniyet güçlerine olan güveninin çok az düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır. Bundan dolayı şiddettin engellenmesi için, devletin yükümlülükleri artmalı ve bu yönde çalışmalar yapan kuruluşlar desteklenmelidir.

AdanaKadına yönelik şiddetKadınlar+4
Şenol Dikencik
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Dünya mirası korunmasında alan yönetimi: Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçesi örneği

En temel tabiriyle alan yönetimi; sınırları beşerî veya doğal yollarla belirlenmiş bir bölgeyi çekip çevirme, idare etmek için alınan tüm kararları ve tedbirleri ifade eder. Alan yönetimi teriminde en etkili ve yol gösterici kuruluş UNESCO olmuştur. Kültürel miras unsurlarının koruma altına alınmasından sonra yaşanabilecek tahribat ve sorunların önüne geçmek maksadıyla alan yönetimi yaklaşımı ortaya çıkmış ve korunacak bölgenin belirli bir plan ve düzen dahilinde korunması amaçlanmıştır. UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi'nin ilgili maddesinde de alan yönetimine özel bir vurgu yapılmış ve Dünya Mirası Listesi'nde yer alabilmek için temel şartlardan biri olarak ilgili bölgenin alan yönetimi planına sahip olması istenmiştir. Bu çalışmada Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri'nin UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne adaylık süreci ve hazırlanan alan yönetimi planı ele alınarak, Diyarbakır özelinde hazırlanan alan yönetimi planıyla, seçilen üç farklı alanın yönetim planı karşılaştırılmıştır. Diyarbakır Alan Yönetimi Planı ve örnek olarak seçilen Edirne Selimiye Camii Külliyesi, Efes ve Arslantepe yönetim planları hazırlanırken sürece dahil olan kurum, kuruluş ve aktörler arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Ayrıca kültürel miras yönetiminde alan yönetimi planlamasında öne çıkan unsurlar araştırılıp, bu çalışmada ele alınan farklı kültürel miras değerlerine sahip alanlar için hazırlanan yönetim planlarında ortaklaşan unsurlar ve farklılıklar incelenmiştir. Son olarak alan yönetimi planlarının hazırlanmasında öne çıkan, etkili olan, süreci yöneten/yönlendiren kurum, kuruluş ve aktörlerin nitelikleri araştırılarak bu süreçte yer alan kurum, kuruluş ve aktörler arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir.

Alan yönetimiDiyarbakırDünya Miras Listesi+4
Yunus Emre Öcal
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal yardımların şehirli ev kadınlarının siyasal tercihleri üzerindeki etkisi: Adana örneği

Bu araştırmanın amacı sosyal yardımların Adana ilinde ikamet eden ev kadınlarının oy verme davranışları üzerindeki etkisini tespit etmeye yöneliktir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma evrenini sosyal yardımlardan yararlanan ve yararlanmayan şehirli ev kadınları oluşturmaktadır. Çalışma grubu ise Adana ili, Seyhan, Çukurova, Yüreğir ve Sarıçam ilçelerinde ikamet eden, sosyal yardımlardan faydalanan 15 kadın ve sosyal yardımlardan faydalanmayan 15 kadının katılımından oluşmuştur. Verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu ve derinlemesine görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcılara yöneltilen 'Sosyal yardımların oy verme davranışınız üzerindeki etkisi nedir ?' sorusundan elde edilen veriler, sosyal yardımlardan faydalanan ve faydalanmayan katılımcılar için ayrı değerlendirilmiştir. 30 şehirli ev kadını ile yapılan görüşmeler neticesinde mevcut sosyal yardım sisteminin kapsamı, amacı, yeterliliği, uygulanışı ve dağıtımındaki adalete ilişkin olumsuz deneyimlerine de bağlı olarak tek başına sosyal yardımların katılımcıların oy verme davranışlarını değiştirmede önemli bir etkisinin olmadığı görülmüştür.

Didem Şahbaz
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erasmus+ kapsamında Kahramanmaraş'ta eğitim alanında yürütülen Avrupa Birliği projelerinin dönemsel öncelik temaları bakımından incelemesi

AB'nin üye ve aday ülkelerde kültürel norm ve benzerlik oluşturmak amacıyla oluşturduğu, eğitim alanındaki sorun ve eşitsizliklerin, AB hibeleriyle desteklenmesini sağlayan, AB eğitim programları Erasmus+ ve Avrupa Dayanışma Programlarıdır. Bu çalışmanın temel konusu Kahramanmaraş'ın katılım sağladığı, Erasmus+ ve Avrupa Dayanışma Programı projelerinin, AB'nin beklediği reformlarla güncel eğitim stratejilerine uyum sağlayabilmek adına, programların yapısına en doğru içerik, tema ve faaliyetlerle yürütülüp yürütülmediğinin tespitinin yapılması ve projelerin gereken standartlara ulaşıp ulaşmadığının belirlenmesidir. Bu çalışmada Kahramanmaraş'ta bulunan kurumların, 2014-2020 ve 2021-2027 AB eğitim programları uygulama dönemlerinde katılım sağladığı projeler çeşitli açılardan taşımaları gereken özellik ve temalar gibi yönlerle değerlendirilerek, proje standartlarına uygun yapıyı taşıyıp taşımadıkları eldeki verilerin tablolaştırılmasıyla analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında AB'nin eğitim stratejileri, AB'nin güncel eğitim politikası oluşturma çalışmalarıyla birlikte belirlenerek, AB eğitim programlarının taşıdığı özelliklerde belirlenmiştir. AB'ye üyelik süreci devam eden Türkiye'nin programlara katılım anlaşmaları yapması nedeniyle, Türkiye'nin, AB eğitim politikalarına entegrasyon sürecinde gerçekleştirdiği reformlar ve AB'nin eğitim alanındaki güncel Türkiye ülke raporu da araştırmada incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırmalarda kullanılan, doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Araştırma için gerekli dokümanlar toplandıktan sonra, dokümanların özgünlük incelemesi yapılmış, elde edilen veriler sınıflandırılarak, tablolaştırılmış ve yorumlanmıştır. Tezin teorik bilgileri içeren kısmında, ulaşılan dokümanlarla gerekli çerçeve oluşturulduktan sonra, AB eğitim programlarına Kahramanmaraş'ın katılım sağladığı projeler sınıflandırılarak, Erasmus+ programlarının taşımaları gereken bazı öncelik temaları ve özelliklerine göre ayrımları yapılarak, tablolaştırılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar yorumlanmıştır. Oluşturulan tablolardan elde edilen verilere göre, 2014-2020 Erasmus+ program döneminin 2021-2027 program dönemine göre daha fazla çeşitlilik ve kapsayıcılık içerdiği gözlemlenirken, projelerde dönemsel bazı farklılıklar tespit edilmiştir. Genel anlamda projelerin AB'nin belirlediği standart çerçeve, tema ve faaliyetlerle uyumlu oldukları tespit edilmiştir. Sonuç olarak AB'nin eğitim programlarına Kahramanmaraş'ın katılım sağladığı projelerin geniş bir analizi yapılmıştır. Kahramanmaraş'ın gelecek dönemlerde gerçekleştireceği Erasmus+ projelerine yol göstermesi amacıyla, incelenen dönemlerde eksik kalan yönler tespit edilerek, gerçekleştirilecek yeni projelerde eksikliklerin giderilmesine kaynak oluşturabilecek veriler üretilmiştir.

Perihan Acıpayam
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

6 Şubat depremi sonrası toplumsal deneyimler ve kırılganlık: Osmaniye örneği

Bu çalışma, Türkiye yüzyılının en büyük felaketi olan 6 Şubat depreminin Osmaniye'de yaşayan vatandaşlar üzerindeki etkilerini ve bu etkiler sonucunda depremzedelerin hayatlarını nasıl sürdürdüklerine dair yarı yapılandırılmış görüşmeleri içermektedir. Araştırma, meydana gelen doğal afetlerin özellikle zelzelelerin geride bıraktığı maddi ve manevi tahribatların onarılması, bundan sonra ortaya çıkabilme ihtimali olan afetlere gerçek hayattan örnekler sunarak gerekli önlemlerin alınmasını amaçlamaktadır. Türkiye, bulunduğu konum nedeniyle sürekli afetlere maruz kalan bir ülkedir. Depremler bu afetler arasında en çok meydana gelen felaket türüdür. 1900' lü yıllardan bu yana orta ve yüksek şiddetli birçok zelzele ortaya çıkmıştır. Bu depremlerden en şiddetlisi şüphesiz 6 Şubat 2023 depremidir. Toplumsal hayatı neredeyse durma noktasına getiren bu deprem canlıların hayatında sosyal, ekonomik ve fiziksel anlamda yıkıma yol açmıştır. Kısa süre aralığında, yüksek şiddette ve uzun süren depremler sonrası ortaya çıkan tahribatın iyileştirilmesi her afet sonrası olduğu gibi kolay olmayacaktır. Veriler, bu felaketten her yaş grubunun farklı yönlerden etkilendiğini açığa çıkarmıştır. Özellikle küçük yaşta çocukların psikolojisinde derin etkiler bırakan bu deprem, üzerinden ne kadar zaman geçse de hafızalardan silinemeyecektir. Literatürde kırılgan grup olarak nitelendirilen(kadınlar ve engelli bireyler gibi) ve hâlihazırda savunmasız durumda olan bireylerin kırılganlığı afetler sonrası daha görünür hale gelmektedir. Afetlere hazırlık aşamasında üretilen politikaların her kesime hitap edebilmesi oldukça önemlidir. Gerekli planlamaların yapılması ve hayata geçirilebilmesi sonrası afetlere karşı dirençli toplumların oluşabilmesine olanak sağlamaktadır. Neticede "küçük kıyamet" olarak nitelendirilen bu felaket doğanın, insanların, hayvanların ve hatta bitkilerin günlük hayat rutinlerini zedelemiştir. Araştırmanın sonuçları, meydana gelen ve daha sonrasında meydana gelme ihtimali olan afetlere gerekli tedbir ve önlemlerin alınması, ilgili kurumların üzerine düşen görevi yerine getirmesini hedefleyen kanunların hayata geçirilmesini teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: afet, afet yönetimi, 6 Şubat depremi, kırılganlık, sosyal farkındalık.

Zühal Tangüner
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Deprem sonrası Antakya: Afet yönetimi ve göç üzerine yerel deneyimler

Doğal afetler, özellikle depremler, toplumsal yapıları ve mekânsal dinamikleri derinden etkileyen krizlerdir. 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli ve 20 Şubat 2023 tarihinde Hatay merkezli depremler, Antakya'nın fiziksel, ekonomik ve kültürel yapısında radikal değişimlere neden olmuştur. Bu çalışma, depremler sonrası Antakya'da gerçekleşen afet sonrası afet yönetimi süreçlerini ve yaşanan zorunlu göç hareketlerini ele alarak bireylerin deneyimlerini sosyolojik bir perspektiften analiz etmektedir. Araştırma kapsamında, Antakya'da depremi yaşamış 20 kişiyle yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler, üç farklı konteyner kentte ve Antakya'nın çeşitli semtlerinde yapılmıştır. Katılımcılar, deprem sonrası göç edenler ve kentte kalmaya devam eden bireyler arasından seçilmiştir. Afet yönetiminin etkinliği, göç kararlarını etkileyen faktörler, toplumsal entegrasyon, sosyal bağların dönüşümü, geleneklerin sürdürülmesi, ekonomik dayanıklılık ve inşa süreçleri üzerine detaylı bilgiler elde edilmiştir. Elde edilen veriler, afete hazırlık ve müdahalede katılımcı ve kapsamlı çalışmaların önemini ve afet sonrası göçün bireylerin kimlik, aidiyetlerini yeniden şekillendiren çok boyutlu bir olgu olduğunu göstermektedir. Çalışma, Antakya'nın çokkültürlü yapısının deprem sonrası nasıl değiştiğini, kültürel mirasın göçle birlikte nasıl etkilendiğini, sosyal hayat üzerindeki değişimleri, ekonomik yaşamdaki bozulmaları tartışmaktadır. Ayrıca, yaşanan afetin ve sonrasındaki göç hareketlerinin toplumsal dayanıklılık, mekânsal dönüşüm üzerindeki etkileri ele alınarak, yerel yönetimler ve politika yapıcılar için öneriler sunulmaktadır.

Semra Kara
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Adana'da hava kirliliğinin halk üzerindeki etkilerifarkındalık ve bilinç düzeyinin değerlendirilmesi

Tüm dünyada, dolayısıyla Türkiye'de de çevresel faktörler nedeniyle hava kalitesinde meydana gelen hızlı bozulmalar, yalnızca insan yaşamını ve sağlığını olumsuz etkilemekle kalmayıp, aynı zamanda toprağa, ekinlere, ormanlara, göllere ve nehirlere de zarar vermektedir. Türkiye'de artan nüfus, yoğunlaşan kentleşme, ulaşım ve sanayileşme, hava kirliliği düzeylerinin giderek yükselmesine neden olmakta; sanayileşmenin artışıyla birlikte kırsal alanlardan kente göç de emisyonların artmasına katkıda bulunarak, hava kirliliğini hem ülke genelinde hem de özellikle Adana bölgesinde ciddi bir sağlık sorunu haline getirmiştir Bu doğrultuda, Adana ilinde hava kirliliğine ilişkin halkın farkındalık ve bilinç düzeylerini belirlemek amacıyla, 402 kişiye 35 soruluk yüz yüze anket uygulanmış, katılımcıların hava kirliliğinin algısı, kaynakları, etkileri ve buna yönelik bireysel tutumları değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiş; bulgular, katılımcıların büyük bir çoğunluğunun Adana'daki hava kirliliğinin farkında olduğunu, ancak kişisel önlem alma konusunda yetersiz davrandıklarını ortaya koymuştur. Anket sonuçlarına göre, katılımcıların %77'si hava kirliliğinin insan kaynaklı olduğuna inanırken, %68'i kirliliğin sağlık üzerinde olumsuz etkileri bulunduğunu belirtmiş; en sık bildirilen sağlık sorunları arasında nefes darlığı, göz rahatsızlıkları ve baş ağrısı yer almıştır. Mevsimsel analizlerde, hava kirliliğinin kış aylarında ve akşam saatlerinde daha yoğun hissedildiği, özellikle Seyhan ilçesinin en çok etkilenen bölge olduğu belirlenmiştir. Bireysel önlemler açısından, katılımcılar hava kirliliğinin kaynakları konusunda bilgi sahibi olmalarına rağmen, düzenli hava kalitesi ölçümleri için maddi katkıda bulunma veya korunma amacıyla maske kullanma konusunda isteksizlik göstermiş; ayrıca, ev seçimi sırasında hava kalitesinin göz ardı edilerek kira ve mülk fiyatının öncelikli kriter olarak belirlendiği gözlemlenmiştir. Ulaşım tercihlerine ilişkin bulgular ise, otobüs ve özel araç kullanımının yaygın olduğunu; otoyolların ulaşım kolaylığı sağlamakla birlikte, gürültü ve hava kirliliğini artırdığı şeklinde yorumlanmıştır. Bu çalışma, Adana'daki hava kirliliğine yönelik farkındalık ve bireysel tutumların belirlenmesi açısından önemli veriler sunmakta; elde edilen bulgular, çevresel duyarlılığın artırılması ve etkin politika stratejilerinin geliştirilmesi için temel oluşturacak niteliktedir.

Hava kirliliği
Esra Turhan
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Seyhan ilçesi göç haritası

Bu çalışmada, Adana ilinin merkez ilçesi konumunda olan Seyhan ilçesinin süreç içerisinde göç haritasının nasıl değiştiği ve bu değişime paralel olarak Seyhan ilçesinin 96 mahallesinde ikamet eden vatandaşların iç göçmen ve uluslararası göçmen karşılaştırmaları esas alınarak uyum ve kaynaşma süreçleri incelenmiş ve araştırılmıştır. Ayrıca Seyhan ilçesindeki mevcut göç durumunun ortaya konulabilmesi amacıyla uluslararası göç ile iç göçün temel etkenleri araştırılmış ve buna ilişkin gerçekleştirilen mülakatlarla veriler toplanarak analiz edilmiştir. Çalışmanın temel hedefi, Seyhan ilçesinin göç haritasını ortaya çıkararak, Seyhan ilçesinde yaşayan vatandaşların göçün etkisi altında yaşam alanlarını nasıl şekillendirdiğini, kendilerini göçe zorlayan sebep ile Seyhan ilçesini tercih etme sebeplerini, sosyal ekonomik durumları ile göçün Seyhan ilçesi bünyesinde bulunan 96 mahallesinde kentleşme yapısının hangi dinamikler üzerinden şekillendiği konularının analiz edilmesidir. Çalışmanın amaçları doğrultusunda, Seyhan ilçesinde bulunan mahalle muhtarları, kanaat önderleri, resmi kurum ile STK yöneticileri ve buradaki göçmen gruplar ile görüşmeler yapılmış, aynı zamanda TÜİK, Seyhan Kaymakamlığı ve Adana Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü gibi kurumlara ait verilerden faydalanılmıştır.

Fatih Aktaş
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2025
00