Adnan Menderes University
Discipline

Turkish Language and Literature

Adnan Menderes University

2,368

Archived Theses

14

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

İskender Pala'nın romanlarında gerçek ve kurmaca ilişkisi

Yazarın hayal gücünden, gözlemlerinden, tecrübelerinden ve yazma yeteneğinden doğan kurgu, masalımsı yahut epik öğeler taşısa da yaşanılan fiziki, gerçek dünyaya paralel bir yol izler. Gerçek dünyada karşılaştığımız herhangi bir durum, varlık ya da olay, romanın içerisine sızdığı vakit artık kurmaca bir nitelik taşıyor demektir. Aristo?nun Poetika adlı eserinde söz ettiği taklit etme (mimesis) bu noktada açığa çıkar. Romanın kurmacalığı ile hayatın gerçekliği bu taklit, ilham, yorumlama, eğip bükme üzerine inşa edilerek girift hale getirilir. Hayatın farklı skalalarında yer alan motifler, yazarın kalemiyle oluşturulan yeni bir dünyanın içerisine bırakılır. Tarihi bir gerçeklik de olsa metin kurmaca, bağımsız ve yalnız metindir. İskender Pala, Şah ve Sultan romanında tarihsel bir olayı kurgular. Çaldıran Savaşı, Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim ile kendi olay örgüsünü şekillendirir. Yazar Katre-i Matem romanında, Osmanlı İmparatorluğu ve Patrona Halil isyanı üzerinden fiktif yapıyı oluşturur. Od romanında, gerçekle bağlantılı bir karakter olan Yunus Emre'nin hayatı ve dönemin tarihsel gerçekleri üzerinden kurmacayı meydana getirir. Yazar, Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk romanında, gerçek hayatta yaşamış pek çok şahsı itibari âlemin içine sokarak, yine dönemsel gerçeklerle fiktif yapıyı harmanlar. Tez kapsamında, duygulara seslenen ve hayali unsurları barındıran Divan Edebiyatı ile yakından ilgilenen yazarın, romanlarında ne kadar gerçekten ve ne kadar hayal gücünden yararlandığını saptamaya çalıştım. Romanlar gerçek ve kurmaca çerçevesinde incelendiği vakit, fiktif yapı içerisinde ortaya çıkan bağlantı noktalarını tespit etmeyi amaçladım.

Mustafa Onur Bozkuş
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Nâbî'nin Münşeâtı

Nâbî, XVII.yüzyılın osmanlı edebiyatında en önemli zirve şahsiyetlerinden biridir. Pek çok eseri bulunan Nâbî'nin, yazdığı mektuplardan oluşturulan Münşeât'ı ise onun eserleri arasında müstesna bir yere sahiptir. Bu tez çalışmasında bu eserin çevriyazısı yapılarak günümüz Türk-Latin alfabesine aktarılması ve tenkitli metin çalışması yapılmıştır. Münşeât, Nâbî'nin çeşitli zamanlarda, dostlarına ve devlet görevlilerine gönderdiği mektuplardan oluşmuştur. Ayrıca Nâbî'nin özel hayatına dair bilgiler de içermektedir. Bu mektuplar aracılığıyla Nâbî'nin nerelerde bulunduğu, hangi makamdaki kişilerle ilişkiler kurduğu, devrine yönelik sosyal gözlemleri, kullandığı sözlerin bugüne kadar gelmesi gibi özellikleri de öğrenebilmekteyiz. Yurtiçi ve yurtdışı kütüphanelerde bir çok nüshası olan Münşeât'ın çevriyazısının yapılması da işte bu yönlerden önem kazanmaktadır. Şairimizin hayatının keskin hatları işte bu eserde gizlidir. Bugüne kadar üzerinde sadece makalelerin yazıldığı Münşeât, bu çalışmayla beraber edebiyat dünyasına kazandırılmıştır.

MektuplarMünşiNabi+1
Yusuf Can Tıraş
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir'in 1950-1960 yılları arasındaki köy romanlarında halk kültürü unsurları

Bu çalışmada "Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir'in 1950-1960 Yılları Arasındaki Köy Romanlarında Halk Kültürü Unsurları " incelenmiştir. Öncelikle giriş bölümünde halk kültürü açıklanmış, 1950-1960 yıllarındaTürk romanının gelişim süreci genel hatlarıyla anlatılmış ve Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir tanıtılmıştır. Birinci bölümde Yrd. Doç. Dr. Caner Işık'ın "Halkbilim Ürünleri Sınıflandırılması" ve Dilaver Düzgün'ün "İlk Köy Romanlarımızda Halk Kültürü Unsurları" adlı çalışmalarından faydalanılarak oluşturulan sınıflandırma verilmiştir. İkinci bölümde Yaşar Kemal'in 1950-1960 yılları arasındaki köy romanlarında, Teneke, İnce Memed 1 tespit edilen halk kültürü unsurları yukarıdaki sınıflandırmaya uygun olarak alt başlıklarla ve ayrıntılı olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde Orhan Kemal'in söz konusu tarihlerde yazılmış tek köy romanı olan Bereketli Topraklar Üzerinde romanında tespit edilen halk kültürü unsurları incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise, Kemal Tahir'in Sağırdere, Körduman, Rahmet Yolları Kesti, Yediçınar Yaylası, Köyün Kamburu romanlarında yer alan halk kültürü unsurları yine alt başlıklarla ve ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çeşitli araştırmacılarımızın kitapları ve makaleleri esas alınarak halk kültürü teriminin bilimsel çerçevesi sağlamlaştırılmaya çalışılmıştır. Ayrıca, yazarların romanlarında önemli yer tutan halk kültürü unsurlarının doğru biçimde ele alınabilmesi için halkbilimi çalışmalarından yararlanılmış ve köy romanlarının toplumsal ve tarihsel süreçlerle sıkı bağı göz önünde bulundurularak, yakın tarihimizle ilgili geniş bir inceleme yapılmıştır. Sonuç kısmında ise, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir'in romanlarında halk kültürü ile ilgili tespit ettiğimiz özellikler, ulaştığımız yargılar, karşılaştırmalar da yapılarak özlü bir biçimde ortaya konmuştur. Anahtar Sözcükler: Halk Kültürü, Köy Romanı, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir

Halk kültürüKemal TahirKemal, Orhan+5
Satı Sarıaslan
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Sâlim ve Safâyi tezkirelerindeki biyografik bilgilerin karşılaştırılması

Biyografiler ve biyografik kaynaklar kültür ve edebiyat açısından oldukça önem arz eden eserler arasında yer almaktadır. Biyografik eserler arasında hiç şüphesiz şuara tezkireleri önem taşımaktadır. Klasik Türk edebiyatında hem şairlerin biyografilerine hem de şairlerin şiirlerinden seçilen örneklere yer veren tezkireler günümüz biyografi çalışmalarına kaynak olabilecek nitelikte edebi eserlerdir. Bu tez çalışmamızda 18. yüzyılın iki önemli şuara tezkireleri olarak kabul edilen Sâlim ve Safâyi tezkireleri biyografik bilgileri karşılaştırma açısından incelenmiş ve söz konusu iki tezkirenin biyografik benzerlikleri ve farklılıkları mukayese edilerek ortaya konulmaya çalışılmıştır. Edebiyat tarihimizin en önemli malzemesi olan bu şuara tezkireleri karşılaştırılarak bilim dünyasına katkıda bulunulmaya çalışılacaktır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Tezkire, biyografi, Mustafa Safâyi Efendi Tezkire-i Safâyi Sâlim Efendi Tezkiretü'ş-şu'arâ.

18. yüzyılBiyografiEdebiyat+5
Hava Yeşilyurt
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Zülfü Livaneli'nin romanları ve romancılığı

Hakkında gazete, dergi gibi yayınlarda yazılan yazılardan, yazarla yapılan söyleşilerden yola çıkılarak hazırlanan; yazarın tüm eserlerinin incelenerek, onun popüler Türk edebiyatı içerisindeki yerinin gösterilmesinin amaçlandığı bu çalışmada "Zülfü Livaneli'nin Romanları ve Romancılığı" incelenmiştir. Giriş bölümünde 1940 sonrası Türk romanının gelişim süreci genel hatlarıyla anlatılmış ve Zülfü Livaneli'nin bu süreçteki yeri ile ilgili bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Zülfü Livaneli'nin yaşam öyküsü, sanat yaşamı, eserleri alt başlıklarla ele alınmıştır. Nurullah Çetin'in ''Roman Çözümleme Yöntemi'' adlı eseri esas alınarak ikinci bölümde roman özetlerine, üçüncü bölümde ise yazarın romanlarının anlatıcı, konu, izlek, zaman, mekân, kişiler kadrosu, olay örgüsü, olay bütünlüğü, metinler arası ilişkiler, kurgu türü, dil ve üslup olarak irdelenmesine yer verilmiştir. Sonuç kısmında ise, Zülfü Livaneli'nin romanları ve romancılığı ile ilgili olarak tespit ettiğimiz özellikler, ulaştığımız yargılar ortaya konmuştur. Zülfü Livaneli, karmaşık bir dönemde yazmaya koyulan, ilk romanını 1996' yayımlayan, bireysel ve toplumsal sorunları bir aydın duyarlılığıyla eserlerinde dile getiren ve bunu yaparken edindiği kültürel birikimini de eserlerine mükemmel bir uyumla aktaran çok yönlü bir sanatçıdır. Romanlarında kadın, erkek, aşk, benlik arayışı, özgürlük, insan ilişkileri, savaş, tarih, dinî ve toplumsal baskı, sürgün, ekolojik denge gibi temaları modern anlatım teknikleriyle sunan Livaneli, 1980 sonrası Türk yazınında yer alan ömrünü sanata ve edebiyata adamış özgün bir sestir.

Edebi eserlerEdebiyatLivaneli, Zülfü+3
Güzel Satık
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Figanî Divanı gramatikal indeksi

Figani, klasik Türk edebiyatı alanında eserler veren şairlerden biridir. Figani şiir diline hakim, hayal gücü zengin, atasözlerini ve deyimleri rahatlıkla kullanabilen, sade Türkçe kelimelere de yer veren, divan edebiyatının izin verdiği ölçüde yeni buluşlara, mazmunlara, kavramlara sahip bir sanatkardır. XVI. yüzyılda yaşayan Figani, şiirlerinde hem şekil hem de muhteva özellikleri bakımından divan edebiyatı geleneğine bağlı kalmıştır. XV-XVI. yüzyıl, aynı zamanda XIII. yüzyıldan itibaren Anadolu'da kullanılmaya başlayan Oğuz Türkçesi temelli yazı dilinin ölçünlü hâle geldiği dönemdir. Bu dönem yazılı metinlerinin dil bilgisi özellikleri bakımından incelenmesi, bugün kullandığımız yazı dilinin tarihî gelişim seyrini göstermek bakımından önemli olduğu kadar, Türkiye Türkçesi için sorun teşkil eden bazı hususların çözümü bakımından da büyük bir öneme sahiptir. Çalışmamızın amacı XVI. yüzyıl Osmanlı sahasında divan edebiyatı geleneğine göre yazılmış olan Figani Divanı'nın söz varlığını ortaya koymaktır. Ayrıca, bu çalışma ile XVI. yüzyıl Anadolu sahası Türkçesinde kullanılan çekim eklerinin durumu ve kullanım sıklıkları hakkında okuyuculara bir fikir vermek amaçlanmıştır. Bu çalışmada, Figani Divanı'nın gramatikal indeksi yapılmıştır. Önce, divanda türlerine göre sınıflandırılmış olan şiirlere birer numara verilerek şiirlerdeki beyitler de kendi içerisinde numaralandırılmıştır. Sonrasında, divanda geçen kelimeler taranmış; bu kelimelerin hem yalın hâlleri hem de çekim eki almış şekilleri, şiir ve beyit numarasından oluşan kodlarıyla birlikte alfabetik sıraya göre dizilmiştir. Bu aşamada, önce kelimenin yalın şekli şiir ve beyit numarasıyla birlikte madde başı olarak gösterilmiş; bu kelimenin çekim eki almış şekilleri de bu madde başı altında yine şiir ve beyit sayısıyla birlikte verilmiştir. Yaptığımız çalışma ile hem XVI. yüzyıl Osmanlı sahasında divan edebiyatı geleneğine göre yazılmış olan Figani Divanı'nın söz varlığı ortaya konulmuş hem de o dönem Türkçesinin morfolojik özellikleri örnekleriyle birlikte gösterilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Figani, Divan, Divan şiiri, İndeks.

DilbilgisiDivan edebiyatıEdebiyat+7
Gülşen Çaylı Cankurt
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın halk masalları

Çalışmamızda masal üzerine genel tanımlara yer verilip, masal üzerine yapılan çalışmalara değinilmiştir. Aydın ili ve çevresindeki masal ortamı ile masal anlatıcılarının hayatlarının yanısıra; geçmişteki geleneksel masal ortamları aktarılarak, anlatılan masalların değerlendirme ve analizi yapılmıştır. Masallardaki jest ve mimikler tespit edilmiş, ayrıca masallar sadeleştirilerek düzenlenmiştir. Çalışmamızda masallarda tip numaraları dikkate alınarak incelenmiş, Aydın masallarının varyantları ortaya konulmuştur. Aydın Halk Masalları isimli çalışmamızda, 31 adet masal alan araştırması yapılarak derlenmiştir. Gelişen teknoloji ve kitle iletişim araçlarının her geçen gün yaşam alanlarımızda yaygınlaşması, en büyük aşınmayı sözlü kültür unsurlarında gerçekleştirmiştir. En önemli toplumsal kültür miraslarından biri olan masal ortamları, teknolojik gelişmelerin karşısında her geçen gün yok olmaktadır. Masalların zaman içinde tamamen yok olmadan ivedilikle derlenmesi ve incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Aydın masalları bu bilinç ve dikkatle ele alınmış ve kaynak kişilerin zihninden tamamen kaybolmadan yazıya geçirilmiştir.

Anadolu halk masallarıAydınEdebiyat+3
Kenan Çiftçi
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hikâye ve romanlarında duyuların yansıması

Bu çalışmamızın konusu, Cumhuriyet dönemi yazarlarından bireyin iç dünyasını ele alan, modernizmin öncüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hikâye ve romanlarında beş duyunun eserlerdeki yeridir. Beş duyumuz vasıtasıyla dış dünyamızın bilgilerini duyumsadığımız uzun zamandan beri bilinmektedir. Duyu organlarımız vasıtasıyla dışımızdaki dünyayı görürüz, kokusunu alırız, sesini işitiriz, onun değişik tatlarını alırız veya bunların hiçbirisi yetmiyorsa bu sefer de dokunarak ne olduğunu anlamaya çalışırız. Biz duyu organlarımız vasıtasıyla dış dünyamızın, sinir sistemimiz vasıtasıyla kendi iç dünyamızın bilgilerine vakıf olmaya çalışırız. Yazarın hikâye ve romanlarında beş duyunun ele alınışı, duyuların duygulara ve esere etkisi, duyuların metaforik çağrışımları, yazarın bunları eserlerindeki kullanım biçimleridir Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk edebiyatının kendisi ve eserleri üzerinde en çok durulan şair / yazarlarından biridir. Bu çalışmada, diğer çalışmalardan farklı olarak beş duyunun ve duyuların esere ve yazara etkisi, katkısı üzerinde durulacak olması özgün tarafıdır. Böyle bir çalışmanın edebiyatımızda yapılması, yazarın estetik ruhunu ortaya çıkarırken duyuların roman veya hikâyelerdeki önemi ve duygulara etkisi incelenerek roman sanatının yeniden eleştirel bakış açısıyla ele alınması sağlanacaktır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Görme, işitme, tatma, koklama, dokunma duyuları

DuyularEdebiyatRoman+2
Engin Korkmaz
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türk edebiyatında mensur mi'râc-nâmeler ve Musa b. Ahmed Antakî'nin mensur Mi'râc-Nâmesi: İnceleme - metin

Arapça bir sözcük olan Mi'râc, "yukarı çıkma aleti, yukarı çıkacak yer" anlamına gelmektedir. Leyle-i Mi'râc da Hz. Peygamber'in göğe çıktığı geceyi ifade eder olmuştur ki bu gece Receb ayının yirmi yedinci gecesine denk gelip müslümanlar arasında kandil olarak anılmaktadır. Ayrıca bu kutlu gün yalnızca bir gece olarak anılmakla kalmamış, Hz. Peygamber'in şefaatini kazanmak isteyen pek çok alim ve sufi için eserlerine konu olan önemli bir vaka haline gelmiştir. Anadolu'da ilk örneklerini manzum olarak gördüğümüz mi'râc-nâmeler zaman içerisinde belirgin özellikler kazanmış XV. yüzyıl ve sonrası rağbet görmüş manzum ya da mensur yahut çoğu karışık metinler halinde gelişimini sürdürmüştür. Özellikle XVII. ve XVIII. yüzyıllarda hemen hemen her divan şairinin bir veya birkaç mi'râciyye yazdığı görülür. Bu gelenek, XIX. yüzyılda da devam etmiştir. Türk Edebiyatı'nda böyle önemli bir tür uzun yıllar ihmal edilmiş ve toplu bir şekilde ele alınmamıştır. Daha sonra 1987 yılında Prof. Dr. Metin Akar mi'râc-nâmeleri detaylı bir şekilde incelemişse de yalnızca manzum mi'râc-nâmeler incelenmiş ve mensur eserler maalesef kütüphanelerimizde incelenmeyi bekler halde kalmışlardır. Çalışmamızda bu kıymetli eserlerin gün yüzüne çıkarılması ve daha sonra çalışma yapmak isteyenlere yardımcı olması amaçlanmıştır. Bütün bunlarla birlikte modern yöntemler ışığında incelenecek Musa b. Ahmed el-Antakî'ye ait Mi'râc-Nâme aynı zamanda bu tür üzerine yapılmış olan çalışmalar arasında ilk örneklerden biri olma vasfını taşıyacaktır

EdebiyatMensur hikayeMiraç-name+3
Kadriye Alkan
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Heváyì'nin Diván-ı Hicv-i Gazeliyyát-ı Nábì eseri ile Nábì'nin Diván'ının karşılaştırılması

17.yy. Divan şiirinde Mahallîleşme akımının ortaya çıkarmış olduğu halk dili kullanımı çok yaygınlaşmıştı. Birinci sınıf şairler elinde sanata dönüşen halk dili kullanımı, ikinci sınıf şairler elinde şiir dilinin bayağılaşmasına sebep oldu. Nâbî ve Hevâyî arasındaki şairlik farkını ortaya çıkaran en önemli neden budur. Hevâyî'nin hezlleri onun şiir dilini ne kadar basitleştirdiğinin da bir kanıtıdır. Bu çalışmadaki amacımız, şiir dilinin 17.yy. da iki şair tarafından ne kadar farklı şekilde kullanıldığını ortaya koymaktır. Amacımıza ulaşmak için Hevâyî'nin Nâbî'nin gazellerine yazdığı tehzil yollu nazirelerini, bunların aralarında bulunan anlam farklılıklarını ve şairlerin hayata bakışlarını şiirlerini karşılaştırdık.

17. yüzyılEdebiyatEski Türk edebiyatı+5
Seçil Güleç
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Lâpseki ve yöresi ağızları (İnceleme metin sözlük)

Türkoloji çalışmalarının ayrılmaz kollarından biri durumundaki ağız çalışmaları, hem çalışma yapılan bölgeye özgü kültürel değerlerin bir ögesi ve taşıyıcısıdır hem de tarih ve etnoloji çalışmalarının yanı sıra Türkçenin fonetik ve morfolojik gelişiminin göstergelerinden biridir. Bu konu üzerine yapılan çalışmaların hızlanması da çeşitli etkenlerle kaybolmaya başlayan ağız özelliklerinin tespiti açısından önemlidir. Çanakkale ili de daha önce üzerinde kapsamlı bir çalışma yapılmayan ağız bölgelerinden biridir. Bu çalışmada Çanakkale ili Lâpseki ilçesi köyleri ele alınmıştır. Bu yerleşim yerinin ağız açısından en önemli özelliği hem yörük köylerinin hem de göçmen köylerinin birlikte ve birbirlerine çok yakın olmalarıdır. Lâpseki ilçesi 2 belde ve 40 köy olmak üzere toplam 42 yerleşim biriminden oluşmaktadır. Lâpseki Belediyesi verilerine göre ilçe merkezinde 10.365, beldelerde toplam 5.884, köylerde toplam 9.592 kişi olmak üzere toplam 26.365 kişi yaşamaktadır. Bu çalışmada, Lâpseki ilçesi idari sınırları içinde yer alan söz konusu yerleşim birimlerinin ağız özellikleri incelenmiştir. Çalışma İnceleme, Metin ve Sözlük bölümlerinden meydana gelmiştir. İnceleme bölümünde bölgenin kısaca tanıtıldığı Giriş bölümü ile fonetik ve morfolojik özelliklerin ele alındığı Ses Bilgisi ve Şekil Bilgisi bölümleri yer almaktadır. Ardından, bölgeye mahsus ağız özelliklerinin kısaca özetlendiği Sonuç bölümü gelmektedir. Metinler bölümünde, sahadan derlenen ve çevriyazı işaretlerine aktarılan 54 metin bulunmaktadır. Sözlük bölümünde de ses, şekil veya anlam bakımından farklı olan kelimeler metin ve satır numarasıyla birlikte verilmiştir. Lâpseki ve yöresi adını verdiğimiz bu çalışma, hem Çanakkale ili bünyesinde bulunan ağız özelliklerinin hem de dil verileri aracılığıyla korunmuş kültürel özelliklerin bir bölümünün de olsa tespiti açısından önemlidir. Ayrıca, ileride yapılması planlanan ağız atlasları için de bir referans teşkil edebilir. ANAHTAR KELĠMELER: Ağız, Ağız incelemesi, Ağız bölgesi.

Anadolu ağızlarıAğızlarMetin+5
Birsen Doğar
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Mihri Hatun Divanı'nın gramer incelemesi

Mihri Hatun, klasik Türk edebiyatı alanında eserler veren kadın şairlerden biridir. XVI. yüzyılda yaşayan Mihri Hatun, şiirlerinde hem şekil hem de muhteva özellikleri bakımından divan edebiyatı geleneğine bağlı kalmıştır. XV-XVI. yüzyıl, XIII. yüzyıldan itibaren Anadolu'da kullanılmaya başlayan Oğuz Türkçesi temelli yazı dilinin ölçünlü hâle geldiği dönemdir. Bu dönem yazılı metinlerinin dil bilgisi özellikleri bakımından incelenmesi, bugünkü yazı dilinin tarihî gelişim seyrini göstermek bakımından önemli olduğu kadar, Türkiye Türkçesi için sorun teşkil eden bazı hususların çözümü bakımından da büyük bir öneme sahiptir. Çalışmamızın amacı XVI. yüzyıl Osmanlı sahasında divan edebiyatı geleneğine göre yazılmış olan Mihri Hatun Divanı'nın gramer özelliklerini ortaya koymaktır. Bu çalışmada, Mihri Hatun Divanı'nın gramer incelemesi yapılmıştır. Divanda türlerine göre sınıflandırılmış olan şiirlere birer numara verilmiştir. Ayrıca şiirlerdeki beyitler de numaralandırılmıştır. Divandaki gramer özellikleri taranarak bunlara ait örnekler, şiir ve beyit numarasından oluşan kodlarıyla birlikte verilmiştir. Yaptığımız bu çalışmada hem Mihri Hatun Divanı'nın gramer özellikleri ortaya konulmuş hem de o dönem Türkçesinin fonetik ve morfolojik özellikleri örnekleriyle birlikte gösterilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Mihri Hatun, Divan, Divan Ģiiri, Gramer incelemesi.

DilbilgisiDivan edebiyatıDivan şiiri+4
Alperay Yapıcı
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Orhan Kemal'in hikayelerinde kadın motifi

Orhan Kemal, hayat ve edebiyat karĢısındaki duruĢu ve eserlerinde iĢlediği alıĢılmıĢın dıĢındaki konularıyla Türk hikâyeciliğinde önemli yere sahiptir. Orhan Kemal, eserlerinde toplumsal gerçekleri birey-toplum iliĢkileri çerçevesinde ele alıp sade bir dil ile okuyucuya aktarır. Sıradan insanların karĢılaĢtıkları güçlükleri ve yoksunlukla dolu dünyalarını, bireyler üzerinden ele alıp toplumsal mesajlar veren yazar, bunu duru ve samimi bir üslupla yapar. Orhan Kemal hikâyelerinde yakınında yer alan, yaĢamın içinde olan kadınlardan esinlenir. Genellikle Orhan Kemal‟in eserlerinde ele aldığı kadınlar; dengesiz bir toplumun parçası ve hayatın gerçekleriyle yüzleĢen toplumun ve ailenin yapı taĢıdır. ANAHTAR KELĠMELER: Orhan Kemal, hikâye, kadın

EdebiyatHikayeKadın motifleri+4
Hatice Ocak
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Leyla Hanım Divanı'nın gramatikal indeksi

Tüm hayatını edebiyata adayan, şakaya, espriye düşkün olan Leyla Hanım XIX. yüzyıl kadın şairlerimizdendir. Yaşadığı dönemde mersiyeleri ve şarkıları beğenilerek okunmuştur. XIX. yüzyıl divan şiirine yeni bir söyleyiş getirmemekle birlikte edebiyatımızdaki yerini kadın şair olmasına borçludur. Arada bir Farsça şiirler yazdığı da kaynaklarda belirtilen diğer bir bilgidir. XIX. yüzyıl yeni bir edebî anlayışın ortaya çıkmaya başladığı dönemdir. Sosyal hayatta ortaya çıkan eski-yeni ikililiği edebiyatta da ortaya çıkmış, bu durum edebiyat alanındaki değişikliklerin yavaş bir şekilde ilerlemesine sebep olmuştur. Çalışmamızın amacı XIX. yüzyıl Osmanlı sahasında divan edebiyatı geleneğine göre yazılmış olan Leyla Hanım Divanı'nın söz varlığını ortaya koymaktır. Ayrıca, bu çalışma ile XIX. yüzyıl Anadolu sahası Türkçesinde kullanılan çekim eklerinin durumu ve kullanım sıklıkları hakkında okuyuculara bir fikir vermek amaçlanmıştır. Bu çalışmada, Leyla Hanım Divanı'nın gramatikal indeksi yapılmıştır. Önce, divanda türlerine göre sınıflandırılmış olan şiirlere birer numara verilerek şiirlerdeki beyitler de kendi içerisinde numaralandırılmıştır. Sonrasında, divanda geçen kelimeler taranmış; bu kelimelerin hem yalın hâlleri hem de çekim eki almış şekilleri, şiir ve beyit numarasından oluşan kodlarıyla birlikte alfabetik sıraya göre dizilmiştir. Ancak, Divan'da Farsça şiirler de bulunmaktadır. Bu şiirler incelemeye dâhil edilmemiştir. Yaptığımız çalışma ile hem XIX. yüzyıl Osmanlı sahasında divan edebiyatı geleneğine göre yazılmış olan Leyla Hanım Divanı'nın söz varlığı ortaya konulmuş hem de o dönem Türkçesinin morfolojik özellikleri örnekleriyle birlikte gösterilmiş olacaktır.

19. yüzyılDivan edebiyatıDivan şiiri+4
Güner Yılmaz
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Zabitin Harb Çantası

Medeniyetlerin ayakta kalmasında ve gelişmesinde en önemli unsurlardan biri askerî güçleridir. Bu yüzden insanların hayatında askerî varlık çağlar boyu önemli bir yer tutmuştur. Tarih sahnesine adlarını kahramanlıkla yazdıran Türklerin asker-millet özelliği, İslam öncesinde "alp" olarak adlandırılan kahraman askerler ve İslamiyet'le beraber de "alperen" adlı serdengeçtilerle temsil edilmiştir. Şehitlik, gazilik gibi kavramların da başka toplumlardan farklı bir önem kazandığı tarihimizde, onlarla ilgili olaylar bir yaşama refleksi olarak nesillerden nesillere aktarılmıştır. Türk milletinin hayatına bu derece nüfuz eden askerlikle ilgili bugüne kadar çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu araştırmada esas alınan ve içindeki askerî terimlerin seçildiği kitap, "ilk harp tarihçilerimizden" sayılan Bursalı Mehmet Nihat'ın "Zabitin Harb Çantası" adlı kitabıdır. Çalışmamızın ilk kısmında yazarın eserleri ve kendisi hakkında bilgi verdik. "Zabitin Harb Çantası" adlı metnin transkripsiyonlu çevirimini yaptık. Yazar bu kitapta piyade, süvari, topçu gibi birçok sınıfı ve bunların kullandıkları silahları ayrıntılı olarak ele almış, Alman ordusunda ve bizde geri hizmetleri, çeşitli sınıfların talim ve terbiyesi, harita ve arazi üzerinde tatbikat, tatbikatlarda hakem hizmetleri ve askerî amaçlı geziler hakkında bilgi vermiştir. Alman ordu talimnamesinin gerekli gördüğü yerlerinden çeşitli çeviriler yaparak bunu Türk ordusunun talimnamesi ile karşılaştırmıştır. Çalışmamızın ikinci kısmında kitapta geçen askerî terimleri tespit edip bunları açıklamaya çalıştık. Ayrıca Türkçe ateş kelimesinin Farsça gösterilmesi gibi kaynaklarda yanlış olan bilgileri düzeltmeyi hedefledik. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Mehmed Nihad, Zabitin Harb Çantası, Askerî Terim

Askeri terimlerMehmed NihadSilahlar+1
Mustafa Kaya
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Usūl ü Fenn-i Harb" transkripsiyon-askerî terimlerin incelenmesi ve sözlüğü

Bilinen tarihin en eski çağlarından itibaren Türkler, Orta Asya'dan başlayarak Doğu Avrupa içlerine, Kafkasya'ya, Ortadoğu'ya ve Anadolu içlerine kadar yayılarak büyük devletler kurmuşlardır. Kuşkusuz bunda önemli olan etken Türklerin asker-millet olmasından kaynaklanan güçlü ordularının bulunmasıdır. Askerlik, Türkler için yaşamın içinde bir görev olmuştur. Eski Türklerde sadece erkekler değil, kadınlar da bu görevi üstlenmiş, çocuklarını da bu töreye göre yetiştirmişlerdir. Böylece Türklerin çağlar boyunca birbirinden farklı devletler kurarak günümüze kadar ayakta kalmalarını sağlayacak gelenek, milletin bütün unsurlarına işlemiştir. Tarihte kurulmuş Türk devletlerinin askerî yapıları ve orduları üzerine, çeşitli çalışmalar yapılmıştır. İncelemiş olduğumuz "Usūl ü Fenn-i Harb" adlı müellifi bilinmeyen eser, 19. yy.ın ilk yarısında Osmanlı ordularının Batılı devletlerin üstünlüğünü kabul ederek yeni bir ordu ve askerî eğitim alınması gereğinden doğan ihtiyaca hâsıl olarak kaleme alınmıştır. Eserde, harp ve barış esnasında ne yapılması gerektiği, karada ve denizde askerlerin durumları gibi konular işlenmiştir. Çalışmamızda geçen askerî terimler köken bakımından incelendiğinde Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin çokluğu göze çarpmaktadır. Eserin içinde Arapça, Farsça kelimelerin yanında Avrupa dillerinden geçen kelimeler de bulunmaktadır. Çalışmada metnin eski harflerden Latin harflerine transkripsiyonu yapılarak eski harfli orijinal baskısı eklenmiştir. Bunun yanında sözlük ve askerî terimlere de yer verilip incelenmiştir. Yaptığımız bu çalışmayla gerek Osmanlıda harp geleneklerine gerekse de genel olarak Türk askerlik tarihine ışık tutmaya çalışılmıştır. Bu bakımdan yaptığımız incelemenin sadece Türk Dili ve Edebiyatı alanına değil, özelde harp tarihine genelde ise askerî tarih alanına da katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Terim, Askerî Terminoloji, Harp Teknikleri, Harp Tarihi, Usūl ü Fenn-i Harp.

Askeri terimlerSavaş tekniğiSözlük+1
Ömer Zeylek
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Lügati'nde "Elif" maddesi (C.1, s. 1 - 69): İnceleme-çeviri yazı-dizin

Türk Lügati, Hüseyin Kazım Kadri'nin vahdet-i lisâniyye anlayışıyla etimolojik ve mukayeseli şekilde hazırladığı dört ciltlik eseridir. Bu anlayışından kaynaklı olarak eser; Türkiye Türkçesinde kullanılan Türkçe, Arapça, Farsça, Fransızca, İtalyanca, Rumca, Latince, İngilizce dillerinin yanı sıra; Uygur, Çağatay, Kazan, Azeri, Koybal, Yakut, Altay, Çuvaş, Kırgız gibi lehçe ve şivelerinin sözlüğüdür. Dil, lehçe ve şivelerden alınan bu kelimelere en az bir bazen de birçok örnek gösterilerek kelimeler edebi tanıklarla desteklenmiştir. Türk Lügati üzerine daha önceden eser içerisinde bulunan edebi eserlerin incelendiği çalışmalar ve Latin harfleriyle transkripsiyon konusunda çalışmalar yapılmıştır. Eser hakkında yapılan çalışmalar Türk Lügati'nin önemini daha da vurgulamış olacaktır. Bizim de bu eseri incelemekteki amacımız birçok dilden kelimeyi barındıran ve kelimeleri edebi metinlerle destekleyen Türk Lügati'nin zenginliğini bir kere daha gözler önüne sermektir. Çalışmamız; giriş (konu, amaç, yöntem…), Hüseyin Kazım Kadri'nin hayatı, eserleri ve ayrıca Türk Lügati hakkında bilgi, Kutadgu Bilig'den alınan beyitlerin Türk Lügati'ne aktarımında meydana gelen ses olayları ve yazım farklılıkları, çeviri yazılı metin, madde başı ve tanıklar dizini, sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; çalışmanın amacı hakkında bilgiler vererek metni çeviri yazı haline getirirken kullandığımız yöntemden bahsedildikten sonra birinci bölümde Hüseyin Kazım Kadri'nin hayatından, eserlerinden ve Türk Lügati hakkında genel bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise belirlenen sayfa aralığında bulunan Kutadgu Bilig beyitlerinin asıl nüshalarındaki farklarından yola çıkarak ses olayları ve yazım farklılıkları incelenmiştir. Üçüncü bölümde belirlenen sayfa aralığının Arap harflerinden Latin harflerine çevirisi yapılmıştır. Dördüncü bölümde Latin harfli ve Arap harfli madde başı dizinleri ile tanıklar dizinine yer verilmiştir. Sonuç kısmında ise inceleme sonucunda elde edilen bulgular ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Hüseyin Kazım Kadri, Türk Lügati, Kutadgu Bilig, Dil Bilgisel İnceleme.

Esra Uzun Dinç
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu masallarında sihir motifi üzerine bir inceleme

Sözlü anlatı geleneğinin önemli bir parçası olan masallar geçmişten günümüze kadar önemini korumuş edebi türlerden biridir. Halkın ortak belleğinin ve kültürel ögelerinin birer yansıması olan masallar; iyilik ve kötülük kavramlarının aktarılmasında, hayal gücünü beslemede, içinde barındırdığı olağanüstülükler yönüyle toplumun bir tamamlayıcısı durumundadır. Bu olağanüstülüklerden birini de sihir motifi oluşturmaktadır. Bu çalışmada derlenmiş ve basımı yapılmış yetmiş Anadolu masalında yer alan sihir motifi tespit edilmiş olup bu sihir motifleri Stith Thompson'ın Motıf Index of Folk-Literature adlı eserinde yer alan sihir motifine göre sınıflandırılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın masal alanında yapılan yapısal çalışmalara kaynaklık etmesi amaçlanmaktadır.

Anadolu halk masallarıMasallarMotifler+2
Özlem Keskinsu
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Abdülhak Hamit Tarhan'ın şiirlerinin ana yardımcı fiillerle kurulan birleşik fiiller bakımından incelenmesi

Tanzimat Edebiyatının en önemli şahsiyetlerinden biri olan Abdülhak Hamit Tarhan şiir ve tiyatro alanında verdiği eserleriyle tanınır. Özelikle eşi Fatma Hanım'ın ölümü üzerine yazmış olduğu `Makber' onun edebiyatımızın unutulmazları arasında yer almasında etkili olmuştur.Bu çalışmada Abdülhak Hamit'in `Makber', `Ölü', `Hacle', `Baladan Bir Ses', `Validem', `Sahra', `Divaneliklerim', `Bunlar Odur', `Garam', `Kahpe', `Hep Yahut Hiç', `İlham-ı Vatan' adlı şiir kitaplarındaki şiirler ana yardımcı fiillerle kurulan birleşik fiiller bakımından incelendi. Hamit'in edebi kişiliği, üslubu gibi unsurlar çalışmamız dışında tutuldu.Giriş bölümünde birleşik fiiller, Abdülhak Hamit Tarhan ve şiirleri hakkında bilgiler verildi. İnceleme bölümünde ise Hamit'in 1900 öncesinde ve sonrasında kullandığı ana yardımcı fiillerle kurulan birleşik fiiller, farklı açılardan değerlendirmeye tabi tutuldu, aynı kalıpta oluşturulan birleşik fiillerin kullanımları arasındaki benzerlikler ve farklılıklar üzerinde durularak karşılaştırmalar yapıldı ve istatistikî bilgilere yer verildi.Sonuç bölümünde ise Hamit'in 1900 öncesinde ve sonrasında ana yardımcı fiillerle kurulan birleşik fiilleri değerlendirildi. Hamit'in 1900 öncesi ve sonrasındaen çok et- yardımcı fiilini ve Arapça kökenli kelimeleri kullandığı tespit edildi. Hamit'in şiirlerindeki bazı birleşik fiilleri sadece 1900 öncesinde, bazılarını ise sadece 1900 sonrasında kullandığı görüldü. Bunun yanında her iki dönemde ortak olarak kullandığı birleşik fiillerin de var olduğu tespit edildi. Şiirlerinde birleşik fiilin isim unsuru olarak Türkçe kökenli kelimelere çok az yer verdiği görüldü.Anahtar Kelimeler: Abdülhak Hamit Tarhan, Birleşik Fiil

Birleşik eylemDil bilgisi-eylemDilbilgisi+3
Fatma Aykut
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Cevrî'nin 111-166 ıncı gazellerinden 200 beyit şerhi

Toplumlar köklü kültür ve sanat birikimi ile geleceğe doğru yol almaktadır. Eski Türk Edebiyatı araştırmaları ile atalarımıza ait eserlerin gün ışığına çıkarılması amacıyla yapılan bu şerh çalışmaları günümüz toplumu ve gelecek nesiller için oldukça önem arz etmektedir. "Cevrî'nin 111-166 ıncı gazellerinden 200 beyit şerhi" adlı çalışma Cevrî Divan'ının gelecek kuşaklar adına daha iyi anlaşılabilmesi ve hak etmiş olduğu değeri kazanabilmesi açısından oldukça değerlidir. Aynı zamanda Cevrî Divanı'nın tarihe kaynaklık etmesi ve Cevrî'nin yaşamış olduğu dönemin daha iyi anlaşılabilmesi açısından önemlidir. Bu mihvalde geçmişten gelen zenginliğimizin yapı taşlarından bir tanesi olan Cevrî Divanı'nın gazellerinden 111 ile 166. gazeller arasındaki beyitlerden seçilen 200 beyit şerh edilmiştir. 17. yüzyıl şairlerinden Cevrî mahlaslı İbrahim Çelebi'nin Divanı'nın şerhi yapılırken klasik şerh usullerine bağlı kalınmıştır. Bu çalışmada, muhtevanın tam olarak anlaşılabilmesi için Hüseyin Ayan'nın "Cevrî Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri ve Divanının Tenkitli Metni" adlı çalışmasından gazel metinlerinin kendisi verilmek suretiyle şerhi amaçlanmıştır. Çalışmada ilk olarak Cevrî'nin hayatı, edebi kişiliği ve eserleri yer almaktadır. Çalışmanın diğer bölümünde ise asıl araştırma konusu olan Cevrî'nin 111-166 ıncı gazellerine ait 200 beyit şerh edilmiştir. Şerh yapılırken ilk olarak beyitler nesre çevrilmiştir. Sonrasında günümüz Türkçesine aktarılarak açıklanmıştır. Bu açıklamaların temel amacını şairin beyitte anlatmak istediği anlam oluşturmaktadır. Her beyit dönemin şartları göz önünde bulundurulmak suretiyle farklı kaynaklardan faydalanılarak anlamları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: 17. yüzyıl, Cevrî, İbrahim Çelebi, divan, şerh

Cevri İbrahim ÇelebiDivan şiiriDivanlar+3
Apdullah Ömer Şimşek
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cevrî'nin 167-220 inci gazellerinden 200 beyit şerhi

"Cevrî'nin 167-220 inci Gazellerinden 200 Beyit Şerhi" adlı bu tez çalışmasında Cevrî Divanı'ndan seçilen iki yüz beyitin şerhi yapılmıştır. Bu çalışma ile on yedinci asrın şairlerinden olan Cevrî'nin sanat anlayışının, edebi kişiliğinin ve edebiyattaki yerinin anlaşılması hedeflenmiştir. Hazırlanan çalışma iki bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. İlk bölümde Cevrî'nin hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında, incelenen kaynaklardan yararlanarak genel bilgi verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümü de Cevrî Divanı'ndan seçilen iki yüz beyitin şerhinden oluşmaktadır. Bu beyitleri şerh ederken klasik şerh metodu uygulanmıştır. Beyitler, önce günümüz Türkçesiyle nesre çevrilmiş, sonra seçilen beyitler açıklanmıştır. Böylece şairin anlatmak istediğinin günümüzde anlaşılması için çaba sarfedilmiştir. Beyitler açıklanırken edebi sanatlara da yer verilmiştir. Çalışmada beyitlerin asıl kaynağı olarak Hüseyin Ayan'ın hazırladığı "Cevrî Hayâtı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkîdli Metni" adlı kitap esas alınmıştır. Bu anlamda çalışmanın sahadaki yeni şerh çalışmalarının önünü açacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Cevrî, divan, 17. yüzyıl, şerh.

17. yüzyılCevri İbrahim ÇelebiDivan şiiri+4
Ahmet Şimşek
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yıldız Ramazanoğlu'nun roman ve hikâyelerinde kadın

Günümüz kadın yazarlarından olan Yıldız Ramazanoğlu, kadın hassasiyetini roman ve hikâyelerinde vurgulayan bir yazardır. Eserlerinde her kimlikten kadına yer veren yazar, başka coğrafyalardaki kadınlara da değinir. Eserlerinde, evrensellik ve ulusallığa ait olguları harmanlar. Kadını; başkalaştırmadan, ötekileştirmeden 'insan' kavramının içerisine yerleştirir. Bu çalışmada Türk edebiyatının önemli yazarlarından Yıldız Ramazanoğlu'nun roman ve hikâyeleri üzerinde durulmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde; Yıldız Ramazanoğlu'nun hayatı, edebî kişiliği ve eserlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde; edebi eserlerinin, bibliyografik künyeleri ve ana hatlarıyla vakaları kronolojik sıra takip edilerek ele alınmıştır. Üçüncü bölümde eserdeki kadın kahramanlar çeşitli başlıklara ayrılarak yazarın kadın ve kadının karşılaştığı problemlere olan hassasiyeti ortaya koyulmuştur.

BiyografiHikayeKadınlar+5
Melek Kabak
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk tiyatrosunda din-toplum ilişkisi (1923-1960)

Cumhuriyet'in ilk yıllarında gerçekleştirilen inkılaplar ve modernleşme hareketleri, toplumsal yapıda köklü değişikliklere neden olmuştur. Bu durum tiyatro eserlerine de yansımış ve dinin toplumdaki etkisi azaltılmaya çalışılırken, tiyatro Cumhuriyet ideolojisinin benimsenmesi ve yayılmasına hizmet etmiştir. 1923-1938 yılları arasında tiyatro eserlerinde din, toplumsal yapıdaki eski kalıplar eleştirilmiştir. Cumhuriyet'in modernleşme hedefleri doğrultusunda kadınların toplumsal konumları da ele alınmıştır. Ancak 1938 yılından sonra bu konuyla ilgili tiyatro eserlerinin sayısı azalmıştır. Bu konuda inkılap döneminin sona ermesi ve bu tarihten sonra toplumdaki önceliklerin değişmesi, yazarların yeni konulara yönelmesi etkili olmuştur. Anahtar Kelimeler: Din, toplum, ahlak, gelenek, din adamı.

AhlakDinDin adamları+5
Mustafa Esen
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Denizli ili Buldan ilçesi merkezi halk inançları üzerine bir araştırma

Bu çalışmada Denizli İlinin Buldan İlçesi Halk İnançları araştırılıp değerlendirilmiştir. Çalışmamız Buldan ilçe merkezinde yapılan derlemelerden oluşmaktadır. İlçe merkezinde yapılan çalışmada insan hayatının önemli dönüm noktaları olarak kabul edilen doğum, evlenme ve ölüm gibi geçiş dönemlerine, bunun yanı sıra uğurlu uğursuz sayılan durumlar, tabiat olayları, günler, hayvanlar, nazar, bereket, insan vücudu ve insan davranışları, rüyalar, kahve falı, sağlık, cin, melek, şeytan, eşyalar ve cansız maddeler gibi günlük hayatta karşımıza çıkan durumlarda başvurulan halk inanç ve uygulamalarına yer verilmiştir. Geçmişten günümüze baktığımızda bu inanç ve uygulamaların varlığını koruyup devam edip etmediği ve kültürel değişimden ne derece etkilendiği değerlendirilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde "Araştırma Alanı ve Sosyo-Kültürel Dokusu" hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, "Kavramlar Üzerine" başlık altında inanç kavramı, halk inanışlarının özellikleri, menşei, inançlarla ilgili yapılan tasnif çalışmaları ve inançların doğmasında etkili olan etkenler ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise "Buldan İlçesindeki Hayatın Geçiş Dönemleriyle İlgili Halk İnanış ve Uygulamaları" başlığı altında tespit edilen halk inançları ve uygulamalarının durumu, günümüzdeki yeri üzerine değerlendirmeler yapılmıştır.

Seda Başişçi
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Letâʾif-î Kemâlî (İnceleme-metin)

Eski, Yeni Türk edebiyatı ve Halk edebiyatı çalışmalarının önemli bir bölümünü Osmanlı Türkçesi ile yazılan manzum metinlerin çeviri ve inceleme yazıları oluşturur. Bu hususta en önemli sebep, manzum eserlerde malzemenin çeşitliliği ve şiirin sanatsal gücüdür. Ayrıca son yıllarda şiir mecmuaları üzerine araştırma yazıları da gün geçtikçe artmaktadır. Ancak mensur eserler de günümüz Türkçesine kazandırıldıkça nesrin de nazım kadar güçlü yeri görülecektir. Özellikle mensur eserlerden olan mecmua içerisinde yer alan latifelerin hem mizah hem de hikâyecilik bakımından katkısı büyüktür. Çalışmamıza konu olan İbrahim Kemālī'nin Letāif-i Kemālī adlı eser uzun latifelerden oluşmuş mensur hikâye örneğidir. Eser, 19. yüzyıl nesri ve hikâyecilik geleneği ve bu anlatma geleneği içerisinde latifeleri anlamak açısından önemlidir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. 1. Bölümde mecmuanın tanımı, tasnifi ve letaiflerin mecmuadaki yerini belirledikten sonra Letāif-i Kemālī'in bunların arasındaki yerini belirlemeye çalıştık. 2. Bölüm' de Letāif-i Kemālī adlı eserin türü ve konusu ve müellife dair bilgilerden sonra eserin içerisinde bulunan ayrı dokuz hikāyelerin özetleri verilmiştir. Eserde bulunan hikâyelerin olay, zaman, kişiler ve mekân unsurları yönünden incelenmiştir. Hikâyelerde yer alan bazı motifler ile yazarın üslubu üzerinde durulmuştur. 3. Bölümde eserin transkripsiyonlu metni verilmeye çalışılmıştır. Eserin yazarı İbrahim Kemālī'dir ve kendisi esere Letāif-i Kemālī başlığı atmasından ötürü hikâyelerin latīf hikâyeler olduğunu göstermiştir. Esedeki olay örgüleri halkın anlayabileceği bir üslupla verilirken metin içerisinde Arapça ve Farsça tamlamalar ile kelimeler de yer alır. Hikâyeler çerçeve hikâye tekniği ile incelemeye alınmış ve hikâye içinde hikâye anlatılarak ele alınmıştır. Letaiflerin yazılış amacı, toplumun hoş vakit geçirmesidir. Ayrıca bu hikâyelerin okunurken halkı eğlendirmesi ve halkın ders çıkarması amaçlanmıştır.

BenzetmeDergilerHikaye+3
Saime Ekin
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Lügati'ndeki atasözlerinin konu açısından incelenmesi (3. cilt)

"Türk Lügati'ndeki Atasözlerinin Konu Açısından İncelenmesi (3. Cilt)" isimli bu çalışmada Hüseyin Kazım Kadri tarafından yazılan Türk Lügati: Türk Dillerinin İştikakî ve Edebî Lügatleri adlı sözlüğün üçüncü cildinde yer alan atasözleri belirlenmiştir. Tespit edilen 772 atasözünün günümüz Türkçesindeki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konulmuş olup konularına göre tasnifi yapılmıştır. Sözlükte Osmanlı Türkçesinin yanı sıra Azerbaycan, Kazan, Uygur, Çağatay, Altay, Yakut, Çuvaş Türkçelerinde yer alan sözcükler madde başı olarak yer almaktadır. Yazar, bu madde başlarında "darbımesel" alt başlığı altında atasözü, deyim ve bilmecelere yer vermiştir. Bu çalışmada, atasözleri diğer kalıplaşmış ifadelerden ayrıştırılarak verilmiştir. Türk Lügati'nde geçen atasözlerinin günümüzdeki karşılıklarını belirlemek için yakın tarihte hazırlanan atasözü kitaplarından yararlanılmıştır. Böylelikle sözlükteki atasözleri günümüz Türkçesiyle karşılaştırılmış ve atasözlerinin sınıflandırılması yapılmıştır.

Yavuz Orhanlı
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ömer Fikret Oyal'ın romanlarında arketipler üzerine bir inceleme

Arketipler insanlık tarihinden itibaren var olan kolektif bilinçaltının ürünleridir. Temelini Psikanalizden alan arketipler Jung'un keşfi sayesinde bir eleştiri yöntemi olarak edebiyat biliminde yer almıştır. Bugün arketipsel eleştiri yöntemi antropoloji, psikoloji, mitoloji, din gibi birçok farklı daldan da beslenerek yeni yorumlarla gelişmiştir. Son dönem romancılarından Ömer Fikret Oyal'ın romanları arketipsel eleştiri yöntemiyle incelenmeye müsaittir. Romancı romanlarında birbiriyle ilişkili olan arketipleri kullanarak olay örgüsünün gelişiminde kullanmıştır. Bu çalışmada Ömer F. Oyal'ın sekiz romanı incelenmiştir. Romanlarda karşılaşılan arketipler, arketipsel eleştiri metoduyla değerlendirilmiştir. Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde romancının hayatı, roman anlayışı ve eserleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde arketip kavramı ve arketipsel eleştiri yöntemi ve romancının romanlarındaki arketipler incelenmiştir.

ArketipOyal, Ömer FikretRoman+1
Şafak Karakoç
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Nermin Akkan'ın şiirlerindeki temalar

Nermin Akkan; dönemlerin, edebî toplulukların, şiir kuşaklarının giderek belirleyiciliğini kaybettiği modern çağda, kendisini bir kategoriye koymaz. Metodik olarak, farâzî/göreceli bir kıyâsla, kendisi; 1980 Kuşağı'nın karakteristik özellikleriyle de karşılaştırılarak ele alınabilir. Klâsik şiir antolojilerinde ismine pek rastlanmasa da şâir, özel eğitim öğretmeni ve refleksologdur. 1980 kuşağının tezâhür ettiği zamana kadar doğaç yetisiyle, kalem harcıyla kendi dünyasında şiir yazmayı sürdürür. İlk şiir kitabı "Hece Mavisi" dir. Bu şiir kitabını art arda yayınladığı "Ayrıksı Çiçekler", "Kimsesiz Şiirler", "Sabahın Mısmıl Yüzü" isimli şiir kitapları, "Yayla Rüzgârı" isminde bir öykü kitabı ve "Cerensiz Olmaz" isminde biyografi/anı türünde bir kitabı izler. Yayınladığı eserler dışında yayına hazırlanan "Çise", "Çığ", "Çıra", "Donuk" şiir türünde; "Çarık" öykü, "Çorak" deneme türünde yazdığı eserlerdir. Bununla berâber âkıbeti bilinmeyen kayıp müsveddelerinin olduğunu eklemekte lüzûm vardır. Bu çalışmada Akkan'ın yazar, şâir, öğretmen, refleksolog, aktivist kimlikleriyle çok yönlü bir kişiliğe sahip olduğu belgelere dayanılarak tespît edilmiştir. Bu tespîtle Nermin Akkan'ın Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirindeki gerçek değeri katkılarıyla berâber hükme bağlanarak yapılacak yeni çalışmalara referans olması sağlanmıştır.

Bilal Altun
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mecmua-i Gazeliyat (İÜ-TY03802) ın transkripsiyonlu metni ve MESTAP ölçütlerine göre sistematik tasnifi

Çalışmamız İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde (NEKTY03802) yerel yer numarasıyla bulunan Mecmua-i Gazeliyat isimli gazel mecmuasının çeviri yazı harflerine aktarımı ve sistematik tasnifinden oluşmaktadır. Mecmua-i Gazeliyat, seçme şiirlerden meydana getirilmiş bir mecmuadır. Kim tarafından derlendiği ve istinsah edildiği bilinmeyen 112 varaklı bu mecmuanın ne zaman istinsah edildiği de bilinmemektedir. Mecmua, divanlarda yer almayan şiirleri ve divanı olmayan şairlerin şiirlerini içermesi bakımından Türk edebiyatı için önemlidir. Çalışmamız, giriş ve sonuç bölümü hariç üç ana bölüme ayrılmıştır. Giriş bölümünde mecmualar hakkında genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde Mecmua-i Gazeliyat'ın tanıtımı yapılmıştır. İkinci bölümde Necâtî, Zâtî, Üsküplü İshak Çelebi, Hayretî, Mesîhî, Âhî, Revânî, Şemʿî, ʿAmrî, Kâdirî, Nihânî, Ahmed-i Dâʿi, Nesîmî, Emrî, Bâkî, Şeyhî, Yahya Bey (Taşlıcalı) ve Saʿdî gibi 15-16. yüzyıllarda yaşayan Klasik Türk edebiyatı sanatçılarının gazellerinin bulunduğu mecmua; divanlarla kıyaslanarak çeviri yazı harfleriyle yer almıştır. Üçüncü bölümde mecmuada yer alan gazeller ve diğer şiirler Mecmualarının Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP) kapsamında sınıflandırılmıştır. Sonuç kısmındaysa ulaşılan sonuçlarla Mecmua-i Gazeliyat'ta yer aldığı halde divanlarda bulunmayan gazel ve beyitler belirtilmiştir.

Abdullah Nacak
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Lügati'nin "Elif" maddesi (C.1, s.173-224): İnceleme-çeviri yazı-dizin

Türk dillerinin birliğini kanıtlamak amacıyla kaleme alınan Türk Lügati adlı eserinin müellifi Hüseyin Kazım Kadri'dir. Türk Lügati, Türk Dillerin İştikakî ve Edebi Lügatleri dört ciltten oluşan, etimolojik ve karşılaştırmalı bir sözlüktür. Türk lehçelerinin ve Batı kökenli kelimelerin örnekleri eserde oldukça fazla yer tutmaktadır. Türk Lügati üzerine birçok çalışmalar yapılmıştır. İlk çalışmalar şiirler üzerine yapılırken daha sonra çeviri yazı çalışmaları yapılmaya başlanmıştır. Çeviri yazı çalışmaları ile birlikte inceleme kısımlarında sözlüğün özellikleri, Kadri'nin sözlükçülüğü, KB'den alınan beyitlerin art zamanlı yazım özellikleri karşılaştırılması ve eserdeki yabancı kelimeler gibi çalışmalar yapılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşur, giriş kısmında tezin kapsamı yer alır. İlk bölümde Hüseyin Kazım Kadri ve eseri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise seçilen sayfalar üzerindeki karşılaştırılmalar yapılmıştır. Arapça kelimelerin Türkiye Türkçesinde kullanım şekli incelenip anlam değişmelerinden ve daralmalarından bahsedilmiştir. Üçüncü bölüm, eserin ilk cildindeki 173-224 arasındaki sayfaların çeviri yazısını kapsamaktadır. Dördüncü bölüm ise madde başı sözcüklerinin ve tanıklar dizininin yer aldığı bölümdür.

Şeyma Yılmaz
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Paris Milli Kütüphanesi 380 numaralı şiir mecmuası (62a-114b) (Metin-inceleme-nesre çeviri-MESTAP tablosu)

Bu çalışmada Paris Millî Kütüphanesinde bulunan 380 numaralı el yazma şiir mecmuasının dijital ortamda oluşturulmuş nüshası kullanılmıştır. Bütünü 114 varaktan oluşan Paris Millî Kütüphanesi 380 numaralı şiir mecmuasının 62a-114b arası varakları transkribe edilerek mecmuada belirtilen sayfa aralığındaki tüm şiirler günümüz Türkçesine aktarılmış, divanlarda veya farklı kaynaklarda mevcut bulunan şiirlerle farkları incelenmiştir. Mecmuanın istinsah tarihi kaydedilen şiirlerin müelliflerinden hareketle 16. yüzyıl olarak saptanmış fakat müstensihi hakkında kesin olarak herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır. İsmi zikredilen 58 şair ve kimliği belirlenemeyen şairlerin şiirlerinden oluşan, 296 şiirin kaydedildiği tespit edilen mecmuanın belli bir düzen dahi linde tertip edilmediği görülmüştür. Divan edebiyatının muhtelif nazım şekillerinden oluşan mecmuada 152 adet şiirle gazel nazım şeklinin en sık başvurulan nazım şekli olduğu saptanmıştır. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı ve yöntemi hususunda genel bilgiler üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde klasik Türk edebiyatında mecmua türü hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümünde mecmuanın çeşitli yönlerden incelemesi yapılmıştır. Mecmuada yer alan şiirlerin redif ve kafiye dağılımları, nazım şekilleri ve aruz kalıpları, şiir ve şairler dizini, kime ait oldukları belirlenemeyen mahlassız şiirler, mecmuada yer alan Arapça, Farsça, Boşnakça metinler ile nazire olarak kaydedilmiş şiirler tablolar halinde incelenmiştir. Bunun yanında mecmuada bulunan şairlerin biyografilerine yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise mecmuada karşılaşılan problemler, metin tesisinde takip edilen yöntemler verilerek mecmuada tespit edilen eksik ve hatalara değinilmiştir. Şiirin yoğun olduğu mecmuada nadiren yer alan mensur metinlerin varlığına da dikkat çekilmiştir. Bunun ardından mecmuada belirtilen sayfa aralığında yer alan şiirlerin transkripsiyonlu metni, metnin MESTAP tablosuna göre incelenmesi, divanlarda veya farklı çalışmalarda mevcut bulunan şiirlerle mecmuada bulunan şiirlerin karşılaştırılarak elden edilen farklılıkları, günümüz Türkçesine aktarımı verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Paris Millî Kütüphanesi, mecmua, nesre çeviri, divan şiiri

Ayşe Nur Küçük
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Emirdağ folkloru

Afyonkarahisar ili içerisinde yurtdışına en fazla göç veren ilçelerden biri Emirdağ'dır. Bu göçler, teknolojinin gelişmesi ve küreselleşen dünya ilçenin geleneksel folklor unsurlarını yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır. Folklor, bir ülke ya da belirli bir bölge halkına ilişkin maddi ve manevi alanlardaki kültürel ürünleri konu edinen, bunları kendine özgü yöntemlerle derleyen, sınıflandıran, çözümleyen, yorumlayan ve son aşamada birleşime vardırmayı amaçlayan bir bilim dalıdır. Yaşanılan bölgenin folklorunu ve kültürel özelliklerini tanıtmak, bölgede bulunan halk bilimcilerin en temel görevidir. Araştırmanın amacı; kültürel zenginliğiyle birçok esere konu olan Emirdağ ilçesini tanıtmak ve ilçenin, halk edebiyatı ve halkbilimi unsurlarını derlemek, derlenen malzemeleri ilgili kaynaklarla değerlendirerek yeni bulgular elde etmektir. Bu kapsam da Emirdağ ilçesi, ilçeye bağlı Davulga ve Gömü Belediyeleri araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Yazılı, sözlü ve elektronik kaynaklardan yararlanılan bu araştırma da gözlem metoduyla birlikte yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak, ses kaydı yoluyla derleme yapılmıştır. Sonuç olarak Emirdağ ilçesi hakkında genel bilgiler, ilçenin halk edebiyatı manzum, mensur, serbest türleri ve ilçenin halk bilgisi konularında yeni bulgular elde edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Emirdağ ilçesi, halkbilimi, halk edebiyatı, kültür

Afyonkarahisar-EmirdağHalk bilimiHalk edebiyatı+2
Begüm Şahanoğlu
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çağatay Yaşmut'un polisiye eserleri üzerine bir inceleme

Türk edebiyatına önce çeviri sonra telif şeklinde giren polisiye roman türünün Türk edebiyatındaki geçirdiği değişim izlenilmesi gereken bir durumdur. Polisiye yazarlıktaki çalışmalarıyla türün tanınması ve gelişmesinde rol sahibi olan Çağatay Yaşmut'un polisiye roman ve hikâyeleri de bu türün yaygınlaşması ve gelişmesinde önemli bir yere sahiptir. Bu çalışma, "Türkçe polisiye edebiyatı yaygınlaştırmak" gibi bir amacı olan Çağatay Yaşmut'un eserlerini incelemek ve bu eserlerin polisiye edebiyata katkısını belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Yazar toplamda altı roman ve iki hikâye kitabı kaleme almıştır ve bu yazılan eserlerin hepsi polisiyedir. Yazar hakkında mümkün olduğu ölçüde birincil kaynaklar ve metinler tercih edilerek gazete, dergi ve internet yayınlarında çıkmış birçok yazı ve söyleşiden faydalanılarak hazırlanan bu çalışmada, yazarın yayınlanmış bütün romanları ayrıntılı bir şekilde tanıtıldıktan sonra romanlarının içerik ve biçimlerine dair incelemeler yapılmıştır. Yazar olarak insanı anlatmaktan ziyade kurgu oluşturmasını seven Yaşmut, romanlarını oluştururken gerçek hayattan kopuk olmayan kurgu ve karakterler yaratır. Kişi, mekân, zaman algısının yaşanılan dünya ile örtüştüğü eserler veren yazar, anlatımda da sade ve yalın bir üslup tercih eder.

Serap Fışkın
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bülent Parlak'ın hayatı, sanatı ve eserleri üzerine bir inceleme

Bülent Parlak, günümüz Türk şiirine katkıda bulunmuş bir isimdir. 2000'li yılların başından 2022 yılına değin yazmış olduğu eserlerle okurun duygu, düşünce ve fikir dünyasına katkı sunmayı amaçlar. Parlak'ın şiiri bireysel ve toplumsal yalnızlığı ve duyusal derinliği dile getiren tarzının yanı sıra modern Türk şiirinin yenilikçi ve deneysel unsurlarını yansıtır. Edebiyatın ve bilhassa şiirin insanın duygu dünyasına etki edebileceği fikri ile günümüz okuruna çağdaş bir sesle hitap etmenin mümkün olduğunu düşündüğünden eserlerini bu söz konusu hassasiyetle kaleme alır. Sosyal konuları bireysel bakış açısıyla dile getirir. İroni ve eleştirel yanı duygusal yönü kadar baskın fakat bir o kadar da özgün bir şiir dili oluşturur. Bu çalışmada Bülent Parlak'ın eserleri yayımlandığı tarihe göre sıralanmıştır. Eserler, Şerif Aktaş'ın "Şiir Tahlili & Teori ve Uygulama" adlı çalışmasında belirlemiş olduğu ve şiirlerin zihniyet, yapı, tema, ahenk, dil ve üslûp unsurları bakımından değerlendirilmesini öneren metoduna göre tahlil edilmiştir. Birinci bölümde "Bülent Parlak'ın Hayatı ve Sanatı Üzerine" başlığı altında şairin hayatı, şiire başlama hikâyesi, şiir hakkındaki düşünceleri, mizacına ait bazı hususiyetler, dergi çıkarma fikri ve dergicilik yönü değerlendirilmiştir. İkinci bölümde şiir kitaplarını yayım tarihine göre kronolojik olarak sıraladığımız üç eserdeki tüm şiirler zihniyet, yapı, tema, dil ve anlatım, ahenk bakımından tahlil edilmiştir. Ayrıca bir deneme kitabı içerik yönünden tanıtılmıştır.

Betül Aytekin
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Paris Millî Kütüphanesi 380 numaralı şiir mecmûası (1a-61b) (Metin- inceleme- nesre çeviri- MESTAP tablosu)

Bu çalışmada Paris Milli Kütüphanesi (BNF) 380 numaralı şiir mecmûasının 1a- 61b yapraklarının transkripsiyonlu metni ve MESTAP'a göre tasnifi yer almaktadır. İncelenen kısmın 2 Arapça mensur metin ve 2 Farsça manzum metin dışında tamamı Türkçe manzum metinlerden oluşmaktadır. Toplamda 29 şairden 302 manzum metin bulunan bu mecmûada tespit edilen 4 kaside, 208 gazel, 17 muhammes, 6 murabba, 64 müfred, 2 mısra vardır. Arapça ve Farsça metinler de eklendiğinde bu sayı 306'ya çıkmaktadır. Çalışma mecmûanın tanımı ve mecmûada şiiri bulunan şairler ve tablolar, transkripsiyonlu metin ve günümüz Türkçesine çevirisi ve MESTAP tablosu olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. 15. ve 16.yy şairlerinin şiirlerinden oluşan bu mecmûadaki manzum metinler aruz vezniyle yazılmıştır. Eldeki verilerden 16.yy sonlarında veya 17.yy başlarında bir araya getirildiği düşünülen bu mecmûanın tamamı 114 varaktır. Çalışmaya konu olan kısım 1a-61a arası yapraklardır ve mensur 2 metin dışındaki bu sayfa aralığı bir şiir mecmûası özelliği göstermektedir. MESTAP'ta metinde incelenen, transkribe edilen yerler özet halinde sunulmuştur. Şiir mecmûaları yazıldığı devrin zevk anlayışını, şâirlerin eğilimleri ve birbirlerine bakış açılarını göstermeleri bakımından büyük önem arz etmektedir. Şiir mecmûaları herhangi bir sebepten ötürü eserleri günümüze ulaşamamış yahut bir divan tertip edememiş şâirleri de tanıtan tek kaynaktır. Bunların dışında dönemin şiire bakış açısını da yansıtır. Bu çalışmada yurtdışındaki mecmûalardan birini kapsamlı bir şekilde ele alarak bilim dünyasına tanıtıp katkı sağlamak amaçtır. Anahtar Kelimeler: 15-16.yy, Mecmûa, Paris Milli Kütüphanesi, Gazel, MESTAP

Nilgün Çelik
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir mânileri üzerine bir inceleme

Mâniler, halk şiiri geleneğinin en eski ve Türk toplumu tarafından en çok sevilen türü olarak anonim halk edebiyatının ürünleri arasında yer almıştır. Sözlü kültürün önemli taşıyıcılarından olan mâniler, yüzyıllar boyu süren gelişim süreciyle getirdiği birikim sayesinde halk şiiri geleneğini ve toplumun kültür ortamını tanıyıp çözümleme aşamasında çok faydalı bilgiler sunmaktadır. Çalışmamızın amacı; Eskişehir mânilerinin derlenip tasnif edilmesiyle bu ürünlerin Türkiye mâni söyleme geleneğindeki yerini, günümüzdeki durumunu ve toplumsal yapının geleneğe etkilerini ortaya koymaktır. Çalışmamız üç ana bölüm ve bu bölümleee ait alt başlıklardan oluşmaktadır. Giriş başlığında araştırmanın içeriği, amacı ve yöntemleri konusunda bilgi verilmiştir. İlk bölümde Araştırma Yöresinin Özellikler başlığı verilmiş ve araştırma bölgesinin tarihî, coğrafi, ekonomik ve kültürel yapısı tanıtılmıştır. İkinci bölüm Mâni Türü ve Mâni Araştırmaları başlığını taşımaktadır. Burada mâni kavram ve sözcük olarak tanımlanmıştır. Mâninin bir tür olarak kaynakları, kökeni ve oluşumu üzerinde durulmuş; mâninin tarihi belgelerdeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Mâninin şekil değil Üslup ve konu bakımından tanıtılmasının ardından araştırma içeriği ile ilgili daha önce yapılmış çalışmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölüm ise Eskişehir manileri başlığını taşımaktadır. Araştırma bölgesinde derlenen manilerin vezni, kafiyesi ve nazım düzeni bakımından incelenmesi yapılmıştır. Çalışmamız Sonuç ve Değerlendirme, Kaynakça ve Eskişehir de derlenen maniler başlığı altında Kaynak Kişiler ve derlenen mani metinleriyle sona ermiştir.

Anonim eserlerEskişehirGelenekler+3
Onur Güller
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ecrî Divanı'nın iktibaslar bakımından incelenmesi

Bu çalışmada, XVIII. yüzyıl divan şairi olan Ecrî'nin divanı, iktibaslar bakımından incelenmektedir. Çalışmada incelediğimiz divan, Ecrî'nin bilinen tek eseridir. Bu divan, şairin yalnızca uslubu ile ilgili kıymetli malumat ihtiva etmekle kalmaz, hayatı ve kişiliği hakkında da yegane kaynağı oluşturur. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde mutasavvıf bir şair olan Ecrî'nin hem hayatında hem de şiirlerinde önemli bir yer tutan Caferilik, on iki imam ve Hazreti Ali muhabbeti, ve hurufilik gibi konular değerlendirildi. İkinci bölümde Ecrî Divanı'nda doğrudan Kur'ân-ı Kerîm'e yapılan göndermeler ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde Kur'ân-ı Kerîm'de geçen bazı kavramların, telmihen yapılan iktibaslar bağlamında kısa bir değerlendirmesi yapılmaktadır. Dördüncü ve son bölümde ise Ecrî'nin divanında geçen tüm lafzi iktibaslar tespit edilip şerh edilmektedir. Çalışmada takip edilen yöntem ise kısaca şöyledir: Ecrî'nin divanı tarandı, iktibas ihtiva eden beyitler tespit edildi, bu beyitler tasnif edildi, beyitlerin klasik meal ve tefsirler de gözönünde bulundurularak divan edebiyatı geleneği bağlamında şerhleri yapıldı. Anahtar Kelimeler: Ecrî, iktibas, caferilik, tasavvuf, tefsir

Nazan Metin
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Halil Kocagöz'ün hayatı, sanatı ve şiirleri üzerine bir inceleme

Bu tez, Türk edebiyatının önemli şairlerinden Halil Kocagöz'ün hayatı, sanatı ve şiirlerini kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Halil Kocagöz, edebi kimliği ve özgün şiir anlayışı ile Türk edebiyatında önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, şairin doğumu, çocukluğu, eğitimi, edebi çevreye girişi ve kariyeri detaylı olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde ise, Kocagöz'ün şiir kitapları olan "Bulutlar", "Adamlar", "Yaşamak Türküsü", "Yitik Duman", "Geyik Düşmesi", "Atatürk'ün Işığı", "Uzay Duvarları" ve "Çiçekle Tüfek" edebi ve toplumsal bağlamda değerlendirilmiştir. Bu tez, şairin şiirlerindeki tematik ve yapısal özelliklerin yanı sıra, dil ve anlatım tekniklerini derinlemesine analiz ederek, Halil Kocagöz'ün Türk edebiyatındaki yerini ve eserlerinin değerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Mehmet Muhammed Özdemir
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mehmed Sa'dî ve Gülşen-i Âsâr adlı divanı (İnceleme-metin)

MEHMED SA'DÎ VE GÜLŞEN-İ ÂSÂR ADLI DİVANI (İNCELEME - METİN) Şuayip SERBES AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI Ağustos, 2024 Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Alper GÜNAYDIN "Mehmed Sa'dî ve Gülşen-i Âsâr Adlı Divanı (İnceleme - Metin)" adlı bu çalışmada, XIX. yüzyıl divan şairlerinden Mehmed Sa'dî Bey'in hayatı, sanatı, edebi kişiliği üzerinde divanında yer alan beyitlerden hareketle durulduktan sonra divanın Latin alfabesine transkripsiyonu yapılmıştır. Çalışmada incelediğimiz Gülşen-i Âsâr adlı divan, Mehmed Sa'dî Bey'in bilinen tek eseridir. Divandaki şiirler incelenirken şairin sanatı, edebi kişiliği ve üslubu hakkında da çıkarımlarda bulunulmuştur. Çalışmada, hayatı hakkında çok fazla bilgi bulunmayan Mehmed Sa'dî Bey'in, şiirlerinden yararlanılarak hayatı hakkında da bazı ipuçları elde edilmeye çalışılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, şarkı manzumeleri başta olmak üzere, tarih manzumeleri ve birkaç tane de Arapça ve Farsça manzumeden oluşan Gülşen-i Âsâr adlı divanının genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci bölümde, manzumelerden yola çıkılarak şairin hayatı ile ilgili konular değerlendirilmiştir. Yine şiirlerinin kılavuzluğuyla şairin sanatı ve edebi şahsiyeti de ele alınmıştır. Üçüncü bölümde şairin Gülşen-i Âsâr adlı divanının transkripsiyonlu metni yer almıştır. Çalışmada, Mehmed Sa'dî'nin divanı tarandı, manzumeler transkripsiyonlu bir şekilde Latin alfabesine aktarıldı, gerekli görüldüğü yerlerde metin tamiri yapıldı, manzumelere numara verildi, manzumelerin vezinleri muhakkak tespit edilerek manzume ile birlikte kaydedildi. Anahtar Kelimeler: Mehmed Sa'dî, Gülşen-i Âsâr, Tarih Düşürme, Şarkı, Güfte

Şuayip Serbes
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Anku Boeva'nın "Güllerim Solmasın" adlı eserinin cümle yapısı yönünden incelenmesi

Bir millet için en önemli unsur sahip oldukları dilidir. Toplumlar konuştukları dilleriyle var olurlar ve birbirleriyle dil sayesinde iletişim kurarlar. Zaman içerisinde konuşulan dil, gelişir, değişir, dönüşür, diğer dilleri etkiler veya diğer dillerden etkilenir. Konuşulan dil, toplumların inançları, sosyokültürel yapıları, yaşam tarzları, âdetleri ve ideolojileri hakkında bilgi verirken aynı zamanda konuşulan dilin yapısını ve kurallarını da ortaya koyar. Toplumların dilleri, onların kültürlerini yansıttığı gibi, her dilin kendine has yapısal özellikleri de vardır. Gagauz Türkçesi, bu bağlamda diğer Türk dillerinden farklı olarak kendine özgü bir cümle yapısına sahiptir. Genel olarak özne, nesne ve yüklem sıralaması izlenir, ancak cümle içindeki ögelerin yerleşiminde esneklik vardır. Gagauz Türkçesinin cümle yapısı, tarihî ve coğrafi etkileşimler sonucunda çeşitli farklılıklara uğramış olsa da temel Türkçe cümle yapısını büyük ölçüde korumuştur. Gagauz Türkçesinde, devrik cümlelerin sayıca fazla olduğu görülür. Bu çalışmada, Anku Boeva'nın Güllerim Solmasın adlı hikâye kitabında geçen tüm cümleler yapılarına göre incelenmiş ve her cümle Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Cümleler, yapılarına göre basit cümle, birleşik cümle ve kesik (eksiltili) cümle olmak üzere üç grupta incelenmiştir. Basit cümleler, yüklemin türüne göre, yüklemin yerine göre ve anlamlarına göre tasnif edilmiştir. Birleşik cümleler ise şartlı birleşik, iç içe birleşik, ani'li (ki/aniki) birleşik, sıralı cümle, bağlı cümle ve karışık birleşik cümle olmak üzere altı grupta sınıflandırılmıştır. Karışık birleşik cümleler dışında tüm cümleler ögelerine ayrılmıştır. Çalışmanın sonunda, eserde geçen bilinmeyen kelimelerin sözlüğü oluşturulmuştur. Bu çalışma ile Gagauz Türkçesi cümle yapısı alanında yapılacak çalışmalara katkı sağlamak amaçlanmıştır.

CümleSöz dizim
Kübra Kanlı
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Zeynep Kaçar'ın tiyatro eserlerinde kadın

Edebiyatımıza tiyatroları ile farklı bir soluk getiren Zeynep Kaçar, kadını ve kadın sorunlarını oyunlarında öne çıkaran bir yazardır. Eserlerindeki genel temayı kentsel ve kırsal olmak üzere iki gruba ayıran yazar, her yaşamdan kadına temas eder. Oyunlarında, farklı hayatlardan kadın temsiliyetini, hayatın genelinde pek çok kadında görülen değersizlik hissini ve çoğu kez yok sayılan kadın imajını ele alır. Oyunları kadının toplum içindeki yeri ve önemi ile ilgili birçok problemi gözler önüne serer. Yazarın söz konusu kadın temini işleyen oyunlarının genel amacı kadını öteki olarak nitelendirmeden, başkalaştırmadan hayatın içine yerleştirmektir. İncelenen tiyatro eserleri ışığında çalışmanın amacı, Zeynep Kaçar'ın tiyatrolarını, "başta Türk kadını olmak üzere dünyadaki farklı milliyetlere mensup bütün kadınların özgür hayat mücadelesinin" bir parçası olarak okumak ve bu eksende değerlendirmek, yorumlamaktır. Bu çalışmada Zeynep Kaçar'ın tiyatro eserlerindeki kadın meselesi üzerinde durulmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde; tiyatro teriminden ve dram sanatından bahsedilmiştir. Daha sonra toplumcu gerçekçilik ve edebiyat konusuna geçilmiş, tiyatronun, edebiyat ve toplumcu gerçekçilik anlayışı içerisinde kendisine nasıl bir yer edindiği ve nasıl şekilde değerlendirildiği açıklanmaya çalışılmıştır. Toplumsal meseleler ekseninde feminizm konusuna ışık tutulmuş, Türk edebiyatında feminist tiyatronun yeri ile ilgili bilgiler verilmiştir. "Tiyatro, toplumsal gerçeklik ve feminizm" konularını irdeleyen birinci bölümün ardından ikinci bölümde ise feminist yazar Zeynep Kaçar'ın hayatı, sanatı, edebi kişiliği, yazarlığa başlama serüveni, oyunlarındaki kadın meselesine bakışı ve eserlerine ait bilgiler aktarılmıştır. Üçüncü bölümde; basılı tiyatro eserlerindeki kadın konusu, eserlerde kadının konumlandırılışı ve hikâyenin tematik odak noktası dikkate alınarak çeşitli başlıklara ayrılmıştır. Bu başlıklar altında yazarın erkek hegemonyasına karşı duruşu, ataerkil sistemin kadına yüklediği toplumsal norm, kabul ve kalıp sınırlamaları dahilinde kadının var olma biçimi, özgür hayat mücadelesi gibi evrensel meseleler incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Zeynep Kaçar, feminizm, kadın, tiyatro, oyun.

Nur Elveda Açıkgöz
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Latife Tekin'in romanlarında kalıplaşmış ifadelerin incelenmesi

İlk romanını 1983 yılında yayımlayan Latife Tekin gerek işlediği konular bakımından gerekse kullandığı dil bakımından farklılıklar yaratmış, kısa sürede adını duyurmuş, 1980 sonrası Türk edebiyatının önemli yazarları içinde yerini almıştır. Onun kısa sürede okuyucu tarafından sevilmesini sağlayan şey alışılmışın dışında bir dil kullanmış olmasıdır. Büyülü gerçekçilikle birlikte dil ve üslubundaki farklılıkla edebiyata farklı bir bakış açısı kazandırmıştır. İşlediği konularla adından söz ettiren yazar kullandığı farklı dil yapısıyla da dikkatleri üzerine çekmiştir. Latife Tekin'in eserleri, eserlerinin konuları ve karakter analizleri üzerine sayısız çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmada ise Tekin'in Sevgili Arsız Ölüm, Berci Kristin Çöp Masalları, Gece Dersleri, Buzdan Kılıçlar, Aşk İşaretleri, Ormanda Ölüm Yokmuş, Unutma Bahçesi, Muinar, Manves City, Sürüklenme ve Zamansız adlı romanlarında yer alan kalıplaşmış ifadeler incelenmiştir. Çalışmanın amacı; romanlarda geçen deyimler, atasözleri, ölçülü sözler, yeminler, alkışlar (dua), dilekler, kargışlar (beddua), argo ve küfür gibi dilin söz varlığını oluşturan kalıp ifadelerin tespit edilip ortaya konulmasıdır. Çalışma "Giriş", "Latife Tekin'in Hayatı, Sanatı ve Eserleri", "Latife Tekin'in Romanlarında Kalıplaşmış İfadeler" ve "Sonuç" bölümünden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde çalışmanın konusuna, amacına, önemine, kapsamına ve çalışmada kullanılan yöntemlere değinilmiştir. "Latife Tekin'in Hayatı, Sanatı ve Eserleri" adlı bölümde Latife Tekin'in hayatı, sanatı ve eserleri üzerine durulmuş, çalışmamızın kapsamında yer alan on bir romanın özeti verilmiştir. "Latife Tekin'in Romanlarında Kalıplaşmış İfadeler" adlı bölümde ise Latife Tekin'in romanlarında yer alan kalıp ifadeler "Deyimler", "Atasözleri", "Ölçülü Sözler", "Yeminler", "Alkışlar (dua)", "Dilekler", "Kargışlar (beddua)", "Argo ve Küfür" başlıklarıyla sınıflandırılarak gösterilmiştir. Bu bölümde yer alan "Deyimler" bölümü "Atasözleri ve Deyimler Sözlüklerinde ve L. Tekin'in Romanlarında Geçen Ortak Deyimler", "Atasözleri ve Deyimler Sözlüklerinde Olmayıp L. Tekin'in Romanlarında Geçen Deyimler" ve "Romanlarda Geçen Diğer Deyimler" olmak üzere üç grupta tasnif edilmiştir. "Romanlarda Geçen Diğer Deyimler" grubu "Değişime Uğrayan Deyimler" ve "Yazara Ait Deyimler" olmak üzere iki başlıkta verilmiştir. Çalışmanın "Sonuç" bölümünde ise Latife Tekin'in on bir romanında geçen kalıp ifadelerin sayısal verileri tablo halinde verilerek bu ifadelerin ne sıklıkla kullanıldığı üzerine değerlendirme yapılmıştır. Çalışmada kullanılan kaynaklar "Kaynakça" bölümünde verilmiştir.

Kübra Yeşiltaş
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay'ın beş ilçesi bağlamında türbeler etrafında oluşan inanç ve uygulamalar

Hatay ili içinde barındırdığı çok kültürlü yapısı yanında birçok evliyaya ev sahipliği yapmış olmasından kaynaklı olarak "Evliyalar Diyarı" adıyla da bilinen bir şehirdir. Yörenin tarihi ve sosyal gelişimi içinde oluşturduğu önemli kültürel değerlerinden biri kutsiyet atfedilen ziyaret mekanları ve türbelerdir. Araştırmamıza konu olan Hatay yöresindeki türbe ve ziyaret mekanlarının yapıları, tarihleri, menkıbeleri, anlatıları, ziyaret esnasında gerçekleştirilen ritüellerin tespiti, yapılan ziyaretlerin amaçları ve belirli ziyaret zamanları bu çalışmanın ana hatlarını oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı; Hatay'da yer alan ve yöre halkı tarafından sıkça ziyarette bulunulan türbelerin genel bir tanıtımı yapılarak ardından o türbe çevresinde sözlü gelenekte unutulmaya yüz tutmuş menkıbeleri, anlatıları derlemek, türbede yapılan yaygın uygulama ve ritüelleri aktarmak ve bunların geçmişle olan bağını eski Türk inanç sistemlerinden günümüze değin mukayese ederek incelemektir. Yazılı ve sözlü kaynaklardan yararlanılan bu araştırmada gözlem metoduyla birlikte görüşme tekniği kullanılarak aynı zamanda fotoğraf ve ses kaydı alınarak derleme metodu uygulanmıştır. Çalışmamızın önemli bir kısmını ise alan araştırması oluşturmaktadır. Derleme çalışmasıyla birlikte araştırmamızda türbelerin konumları, fiziki özellikleri, türbede yatan veli etrafında oluşan menkıbeler, anlatılar ve yine türbede yapılan uygulamalar, ritüeller sözlü kültürden yazıya aktarılarak çalışma içerisinde halk bilgisi formunda sunulmuştur.

Halk kültürü
Emine Kübra Diken
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İsmail Uyaroğlu'nun hayatı, sanatı ve şiirlerinde temalar

Bu çalışma, İsmail Uyaroğlu'nun edebî şahsiyetini ve poetikasını, hayatı ile sanatsal üretimi arasındaki ilişki ekseninde incelemektedir. İncelemenin temel hedefi, şairin şiirlerini kurgulama yöntemlerini çözümleyerek bu şiirlerin dayandığı tematik ve estetik esasları belirlemektir. Şairin şiirlerini organize etme şekli, kullandığı şiir teknikleri ve öne çıkan temalar üzerinde durularak, şiirlerine estetik değerini nasıl kazandırdığı tespit edilmiştir. Şiir metninin çok anlamlı olması dolayısıyla yalnızca tek bir disipline bağlı kalınmamış, anlamlandırma noktasında şiiri merkeze alarak, metinlerin yönlendirdiği farklı disiplinlere de başvurulmuştur. Birinci bölümde İsmail Uyaroğlu'nun hayatı ve şiirlerinden hareketle dil ve üslup özellikleri değerlendirilmiştir. İkinci bölümde şiirlerinde ağırlıklı olarak işlenen temalar belirlenmiş, ele alış biçimleri üzerinde durulmuştur.

Abdullah Çevik
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Nermin Yıldırım'ın romanlarındaki rüyaların psikanalitik açıdan incelenmesi

Edebi hayata 2011 yılında yayımladığı Unutma Beni Apartmanı adlı romanı ile başlayan Nermin Yıldırım, devamında altı roman ve bir hikâye kitabı yazarak yazın hayatındaki etkinliğini sürdürmüştür. Eserlerinde kaleme aldığı kahramanlar bir yandan kendi içlerinde kendilerini ararken bir yandan da onları bu arayışa iten nedenleri irdelemişlerdir. Kahramanların hepsi bir şekilde kendi içine kapanmış, dışarıyla bağını koparmış ve mümkün olduğunca yalnızlığı seçmiş kişilerdir. Onların bu içe dönük ve dış dünyadan bağımsız hallerinin temelinde ise çocuklukları ve aile yaşamları yatmaktadır. Bu çocukluk ve aile yaşamı eser içinde rüyalarda da kendine yer bulur.Romanlarda kahramanlar gördükleri rüyalarla iç dünyalarını ve geçmişlerini okura daha derinlemesine açmaktadırlar.Nermin Yıldırım'ın Unutma Beni Apartmanı, Rüyalar Anlatılmaz, Saklı Bahçeler Haritası, Unutma Dersleri, Dokunmadan, Misafir ve Ev adlı romanlarının incelendiği tezin amacı eserde verilen rüyaların psikanalitik açıdan incelenmesiyle kahramanın bilinç dışında yer edinen oluşumlara ulaşmak, kahramanın psikolojik durumunu ve rüyaların eserdeki etkilerini incelemektir.Nermin Yıldırım'ın Romanlarındaki Rüyaların Psikanalitik Açıdan İncelenmesibaşlıklı bu tez üç bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde "Freud, Jung, Adlerve Rüya" başlığı altında Sigmund Freud, Carl Gustav Jung ve Alfred Adler'in rüya hakkındaki yorumları; "Nermin Yıldırım'ın Romanlarında Rüyalar ve Gündüz Düşleri"başlığı altında eserdeki rüyaların ve gündüz düşlerinin psikanalitik açıdan incelemesi, "Rüyalar ve Anlatı İlişkisi" başlığı altında ise rüyalar ile eser arasındaki ilişki verilmiştir.

Büşra Soytürk
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Şermin Yaşar'ın eserlerinde tipler

Şermin Yaşar, çocuk edebiyatı yazarı olmasının yanı sıra Tarihi Hoşça Kal Lokantası, Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu, Gelirken Ekmek Al, Kalk Yerine Yat, Deli Tarla ve Söyleme Bilmesinler adlı roman ve öyküler de kaleme almıştır. Söz konusu eserlerin şahıs kadroları incelendiğinde karakterlerin çoğunlukla tipolojik özellikler gösterdiği ve bunların tekrar eden biçimde kullanıldığı tespit edilmiştir. Tiplerde olaylara karşı yaklaşım, bakış açısı, duygu ve düşüncelerin ortak olduğu saptanmıştır. Prof. Dr. Nurullah Çetin, Roman Çözümleme Yöntemi adlı kitabında tipleri "sosyal tipler, psikolojik tipler" gibi alt başlıklara ayırırken Jung, Psikolojide Tipler adlı eserinde "içe dönük ve dışa dönük" şeklinde tasnif etmiştir. Çalışmamızda bu tasnifler temel alınmıştır. Sosyal tipler; kişide doğuştan var olmayıp içinde yaşadığı topluma bağlı olarak sonradan kazandığı statü ve unvanlara göre belirlenir. Akrabalık ilişkileri ve mesleki unvanlara bağlı olarak kurgulanan kişiler, sosyal tip olarak nitelendirilmiştir. Yazarın anlatılarında anne-çocuk ilişkisi geniş yer tutmaktadır. Mesleklerine göre tiplerde kendine en fazla yer bulan tip, esnaf tipidir. Yazarın bakkal dedesinin yanında çocukluk yıllarında edindiği deneyim, bu meslek erbaplarını yakından gözlemlemesini ve onların özelliklerini eserlerine canlı bir şekilde aktarabilmesini sağlamıştır. Psikolojik tiplerde bireyin doğuştan getirdiği özelliklere bağlı olarak gelişen duygu durumları, davranış biçimleri ile kişilerin yaşantısına bağlı olarak gelişen iç çatışmalar, özlemler ve duygusal kırılmalar incelenmiştir. Cimrilik, üşengeçlik, öfkeli olma, dominantlık, uysallık ve hassaslık gibi tipik özellikler insan fıtratının bir yansımasıdır. Melankoli veya depresiflik ise ölüm, terk edilme, mağduriyet, ihmal veya travma gibi unsurlara bağlı olarak gelişen, yaşantı ile ortaya çıkan ruhsal durumları yansıtmaktadır. Kolektif bilinçdışının bir tezahürü olan arketipler de eserlerde çeşitli şekillerde kendine yer bulmuştur. Persona, gölge, anima ve animus gibi arketiplerin sıkça kullanıldığı tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışma ile Şermin Yaşar'ın roman ve hikâyelerinde yer alan tiplerin sınıflandırılması, tekrar eden tipolojik yapıların belirlenmesi ve bu tiplerin yazarın anlatısal tercihleriyle ilişkisi ortaya konulmuştur. İnceleme sonucunda, özellikle psikolojik tiplerin belirgin bir şekilde öne çıktığı ve bu yapıların yazarın bireysel yaşam tecrübeleriyle güçlü bağlar taşıdığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Şermin Yaşar, hikâye, tip analizi, arketip, psikolojik tip.

Feride Kavalcı
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hakan Akdoğan'ın romanlarının yapı ve izlek açısından incelenmesi

Türk romanında, 1970'lerde başlayan yenileşmenin etkisiyle modernizm ve postmodernizm akımlarının ön plana çıktığı görülmektedir. Yaratıcılık kavramının ve kendi yazın biçimini oluşturmanın değer kazandığı bu dönemde kaleme alınan eserlerde, karmaşık olay örgüleri, belirsiz zaman yapısı, bireyde aidiyet duygusu uyandırmayan mekân tasvirleri ve yeni tekniklerle anlatıya farklı bir bakış açısı getirilmiştir. Hakan Akdoğan da bu akımların etkisinde kalan güncel yazarlardan biridir. Toplam üç bölümden oluşan çalışmamızın amacı, yazarın yedi romanındaki yapı ve izlek unsurlarını bu bağlamda incelemektir. Yazın hayatına 1994 yılında başlayan yazar, eserlerinde, varoluş kaygısı içerisinde olan bireylerin içsel mücadelelerini ve yalnızlaşma serüvenlerini konu edinmiştir. Romanlarda yalnızlık, kaçış, aşk, sevgi, şiddet ve zorbalık gibi meselelere değinilmiştir. Aşk ve sevgi hastalıklı birer duygu halidir. Toplum tarafından dışlanan ve yalnız hisseden roman kahramanları sürekli kaçış arzusu içerisindedir. Bu karakterlerin şiddete ve zorbalık yapmaya meyilli kişiler olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Hakan Akdoğan, yapı, izlek, modernizm, postmodernizm.

Ebru Ulusoy
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Kiralık Konak adlı eserinde gönderim üzerine bir inceleme

Yakup Kadri'nin Kiralık Konak adlı eseri Türk Edebiyatının önde gelen eserleri arasında yer almaktadır. Bu eserde "dilde en az çaba ilkesi" doğrultusunda yapılan gönderim konusu daha önce yapılan sınıflandırmalardan hareketle ele alınmıştır. Çalışma; "Giriş", "Metindilbilim, Bağdaşıklık ve Gönderim", "Kiralık Konak Romanında Gönderim" ve "Sonuç" bölümlerinden oluşmaktadır. Çalışmada Yakup Kadri'nin Kiralık Konak adlı eserindeki gönderim ögelerinin tespiti ve elde edilen veriler doğrultusunda gönderim ögelerinin Türkçede işleyiş biçimlerinin anlaşılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Çalışmada betimsel araştırma yöntemi ile elde edilen bulgular metin içi gönderim (art gönderim ve ön gönderim) ve metin dışı gönderim başlıkları altında değerlendirilmiştir. Sonuç bölümde ise ilgili başlıklarda elde edilen bulgular neticesinde genel bir değerlendirme yapılmıştır. Daha önceki çalışmalardan hareketle gönderim bağlamında incelenen Kiralık Konak adlı eserde gönderim ögelerinden faydalanıldığı, metin içi gönderimin daha çok yapıldığı ve art gönderime ön gönderimden daha sık başvurulduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Metindilbilim, bağdaşıklık, gönderim, art gönderim, ön gönderim

Fatih Yalçın
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hayali Bey'in gazellerinin (361-390) şerhi

"Hayali Bey'in Gazellerinin (361-390) Şerhi" adlı bu çalışmamız XVI. yüzyıl şairlerinden Hayali Bey Divanı'ndan seçilen otuz adet gazelin şerhinden oluşmaktadır. Çalışmamız, Hayali Bey'in gazellerinin anlaşılabilmesi ve hak ettiği değeri kazanması yönünden önem arz etmektedir. Çalışmamız ilk bölümünde Hayali Bey'in hayatı, edebi kişiliği ve eseri hakkında kaynaklardan ve incelediğimiz gazellerden yola çıkarak bilgi verilmiştir. İkinci bölüm Hayali Bey'in otuz adet gazelinin şerhinden oluşmaktadır. Gazelleri şerh ederken klasik şerh yöntemini kullandık. Her beyitten sonra kelimelerin anlamlarını belirterek, beyitleri öncelikle orijinal haliyle, sonra da günümüz Türkçesi ile nesre çevirdik. Daha sonra da beytin açıklamasına geçilmiştir. Açıklamalarda, kelimelerin divan şiirinde kullanım alanları, mecazi ve tasavvufi anlamları çeşitli kaynaklardan aktarılmıştır. Bu anlamlardan yola çıkarak şairin vurguladığı ve anlatmak istediği açıklanmaya çalışılmıştır. Her beyit sonunda mümkün mertebe edebi sanatlar izah edilmiştir. Sonuç kısmında, incelediğimiz gazellerden yola çıkarak Hayali Bey'in edebi kişiliği, tasavvufi eğilimi, orijinal hayalleri, kullandığı söz sanatları ve sevgili ile ilgili benzetme unsurları hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hayali Bey, Gazel, Şerh

DivanlarGazellerHayali+1
Veysel Anıl
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Beypazarı halk bilgisi ürünleri hakkında bir inceleme

Bu çalışmada, Anadolu'nun önemli yerleşim yerlerinden ve ticaret merkezlerinden olan ve bu konumunu günümüzde turizm merkezi olarak sürdüren Beypazarı ilçesinin halk bilgisi ürünleri üzerinde durulmuştur. Bu çalışma, bir saha araştırmasıdır. Çalışmada ilk olarak, Beypazarı'nın tarihî, coğrafî, ekonomik özellikleri ele alınmıştır. Devam eden bölümlerde, sahadan derlediğimiz halk bilgisi ve halk edebiyatı ürünleri incelenmiştir. Anahtar Kelimler: Beypazarı, Halk Kültürü, Halk Edebiyatı, Geçiş Dönemleri,İnanışlar

Ankara-BeypazarıHalk bilimiHalk edebiyatı+2
Hüseyin Uysal
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00