Akdeniz University
Discipline

Journalism

Akdeniz University

175

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Gazetecilik ve travma: Sakarya'daki yerel gazetecilerin 1999 Marmara depremi deneyimleri

Bu araştırma Sakarya'daki yerel gazetecilerin 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminde gazeteci ve deprem mağduru olarak yaşadıkları deneyimleri konu almaktadır. Gazetecilerin şiddet olayları ve doğal felaketler gibi travmatik vakalardaki mesleki ve kişisel yaşanmışlıkları, Batılı ülkeler başta olmak üzere dünyada 2000'li yılların başından bu yana akademik ilgi konusudur. Deprem, sel, tsunami gibi doğal afetleri haberleştiren gazetecilerin yaşadıkları zorlukların, kişisel mağduriyetlerinin ve psikolojik etkilenme düzeylerinin vaka örneğinde ele alındığı araştırmaların sayısı giderek artmaktadır. Türkiye'de yaşanan en büyük ve yıkıcı doğal felaketlerden biri olan 1999 Marmara Depremi, yerel gazetecilerin olay esnasında ve sonrasında yaşadıkları travmatik deneyimi anlamak açısından oldukça sıradışı ve önemli bir örnektir. Nitel araştırma yaklaşımına göre yapılandırılan ve Sakarya'da Marmara Depreminde görev yapmış 8 yerel gazeteciyle yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine dayalı olarak gerçekleştirilen bu çalışmanın amacı da yerel gazetecilerin depremde kişisel ve mesleki açıdan karşılaştıkları zorlukları anlamaktır. Çalışma, Sakarya basınında büyük yıkım ve kayıplara yol açan 1999 depreminin afeti yaşayan yerel gazetecilerde de geçen onca yıla rağmen belirgin travmatik izler bıraktığını ortaya koymuştur. Depremin aynı zamanda mağduru olan ve hem kişisel hem mesleki açıdan zarar gören yerel gazeteciler, depremde barınmadan, haberleşmeye, ulaşımdan haber yapma ve gazete çıkarmaya kadar birçok konuda büyük zorluklar yaşamıştır. Gazetecilerin kendi ürettikleri çözümlerle, yardım ve dayanışmayla afetin üstesinden gelmeye ve işlerini yapmaya çalıştıkları anlaşılmıştır. Depremle ilgili bir hazırlık çalışmasından ve eğitimden halen yoksun oldukları görülen gazetecilerin hem kişisel hem mesleki açıdan mevcut konjonktürde de benzer endişe, korku ve kaygıları taşımaya devam ettikleri saptanmıştır.

DepremDoğal afetlerGazeteciler+6
Ayşe Şafak
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hayvanların yasal haklarının sosyal medya aktivizmi bağlamında değerlendirilmesi

Türkiye ve dünya kamuoyu, hayvan hakları bağlamında çeşitli kazanımların elde edilebilmesi için uzun yıllardır sürdürülen hayvan hakları aktivizmine tanıklık etmektedir. Söz konusu aktivizmin mecraları ve referansları dönem dönem farklılıklar gösterse de her seferinde aktüel bir sorunsal olarak medya görünürlüğüne sahip olmaktadır. Referansların farklılaşması en temelde hayvan hakkı ihlalinin kamusal görünürlüğüyle ilgilidir. Çünkü hayvanlara ilişkin yasal hak talepleri hayvanların yiyeceğe, giyeceğe, performansçılara, yarışçılara dönüştürülmesi ve araçsallaştırılması gibi farklı boyutlar özelinde kümelenmekte; her bir hak ihlali karşısında sergilenen karşı-duruşlar farklı bilimsel, felsefi ve etik argümanlarla temellendirilmektedir. Aktivizm performansının sergilendiği mecraların başında ise büyük oranda dijital platformlar gelmektedir. Havyan hakları aktivizminin dijitalleşmesi, klasik aktivizm süreçleriyle karşılaştırıldığında oldukça yeni ve özgün dinamiklere dayanmakta ve hem süreç yönetimi hem de kitle etkileşimi bağlamında özgün kazanımlara ulaşabilmektedir. Arkeozoolojik çalışmalar incelendiğinde, Orta Anadolu'yu işaret ettiği görülmektedir. Döneminde Mezapotamya'nın en ihtişamlı döneminin yaşandığı düşünülen Hammurabi'nin kanunlarında hayvanlara ilişkin kanunlar göze çarpmakta ve düzenlemeler çoğunlukla "Tarım" tasnifi altında yer almaktadır. Hammurabi Kanunları hayvan haklarının tarihine ilişkin önemli ipuçları sunmaktadır. İnsan-doğa ikiliği/karşıtlığı göz önüne alındığında geçmişten günümüşe insanın doğaya karşı tavrının zihinsel dönüşümü de ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda geçmişten bugüne hayvan algısı ve hayvan haklarının felsefi temelleri literatür doğrultusunda ortaya konmuş, dijitalleşme üzerinde durulmuş son olarak dijital aktivizm çalışmalarına yer verilmiştir. Çalışma betimsel içerik analiziyle mevcut tabloyu ortaya koymakta ve elde edilen bulguların çözümlenmesiyle hayvan haklarına yönelik bilimsel çalışmalara katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu amaç çerçevesinde etkileşimi yüksek hayvan hakları aktivistlerinin sosyal medya aktiviteleri için Twitter hesapları incelenmiş bu incelemede doküman incelemesi temelinde içerik analizi prosedürüne başvurulmuş dolayısıyla nitel araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda hayvan hakları aktivistlerinin hayvan hakları, istismarı, sömürüsü, hayvana kötü muamele, işkence, hayvan barınaklarının genel durumu ve kısırlaştırma gibi meselelerde hassasiyetlerini sosyal medyaya yansıttıkları görülmektedir.

Ümmü Gülsün Akkuş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya platformlarının temizlik ve geri dönüşüm bilincinin artırılmasındaki rolünün incelenmesi: İnegöl belediyesi Instagram örneği

Dijitalleşen dünya, iletişim yöntemlerini değiştirdiği gibi belediyelerin iletişim stratejilerini de gözden geçirmelerine neden olmuştur. Sosyal medyanın hayatımızın bir parçası haline gelmesiyle birlikte, belediyelerin iletişim kanallarına bu platformu dahil etmeleri kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir. Temizlik ve geri dönüşüm konuları, uluslararası raporlarda ve çevre eylem programlarında önemli bir yer tutmaktadır. Uluslararası kararlar ve çevresel zorunluluklar, sorunun kaynağında ayrıştırılması için yerel yönetimlere önemli görevler yüklemektedir. Bu çalışmanın amacı, İnegöl Belediyesi'nin temizlik ve geri dönüşüm faaliyetlerini duyurma ve benimsetme sürecinde Instagram'ın rolünü belirlemektir. Çalışmada araştırma sorularına ulaşabilmek için amaçlı örneklem kullanılmıştır. Bu kapsamda @inegolbld, @alpertaban16 ve @tim Instagram hesapları Ocak 2021 ile Kasım 2023 tarihleri arasında incelenmiştir. Temizlik ve geri dönüşümle ilgili yapılan paylaşımlar içerik analizi ve halkla ilişkiler modelleri ile değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular Microsoft Office Excel programında kategorilere ayrılarak işlenmiştir. Daha sonra İnegöl Belediyesi'nden alınan verilerle bu bulgular karşılaştırılmış ve nüfus sayılarıyla oranlanarak değerlendirilmiştir. Araştırma küresel ölçekte büyük bir değişim yaratma potansiyeline sahip olan yerel ölçekli faaliyetlerin duyurulması ve etkililiğinde Instagram'ın etkisinin ölçülmesi ve alanda bu konu ile ilgili çalışma olmaması açısından önemlidir. Araştırmanın sonunda belediyelerin görev ve yetkileri arasında yer alan faaliyetlerin Instagram üzerinden paylaşılarak daha fazla duyurulduğu ve kişilerin bu hizmeti benimsemesinde daha etkili olduğu sonucuna varılmıştır.

Çevreİnstagram
Fatma Sürgen
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel kimlik bağlamında haberin sunumu: Türkiye ulusal basınındakigazeteler ile internet haber siteleri üzerine bir vaka çalışması

Geleneksel basılı yayın organı olarak gazeteler, temelde tasarımıyla, görme duyusuna hitap eden görsel bir üründür. Fotoğraf, tipografi, renk ve metin gibi görsel tasarım ögeleri bir araya gelerek gazetenin bütünlüğünü oluşturmaktadır. Gelişen internet teknolojilerinin kitlesel bir iletişim biçimine dönüşme sürecinin paralelinde geleneksel olarak yayın hayatını sürdüren gazeteler, internet ortamına da taşınarak bir haber mecrası daha ortaya çıkmıştır. Bu ortaya çıkan mecra olan internet haber sitelerinde de tıpkı gazetelerde olduğu gibi görsel ögeler kullanılarak bir görsel kimlik oluşturulmaktadır. Her iki farklı mecrada da görsel ögeler belirgin bazı amaçlarla kullanılmaktadır. Bu amaçlardan en önemlisi görsel ögelerin bir araya gelerek bir görsel kimlik oluşturmasıdır. Görsel kimlik, bir markanın görsel kimliği, logosu, renk paleti, tipografisi, görselleri ve diğer tasarım unsurları dahil olmak üzere onu temsil eden ve tanımlayan görsel ögelerin bir kombinasyonudur. Markanın görsel kimliğini temsil eden görsel ögeler tüm iletişim mecralarına tutarlı olacak şekilde entegre edilmesi gerekmektedir. Birbiri ile ilintili iki haber mecrası ise görsel ögelerin görsel özgünlüğüne dair benzeşen yönler barındırması beklenmektedir. Bu bağlamda çalışma Türkiye ulusal basınında yer alan geleneksel medya mecralarından gazetelerin sahip oldukları görsel kimliklerini bu gazetelerin dijital yüzü olan internet haber sitelerinde barındırıp barındırmadığını anlamayı amaçlamaktadır. Elde edilen veriler bu amaç doğrultusunda bir araya geldiğinde görsel kimliği oluşturan dört temel görsel öge (metin, fotoğraf, renk ve tipografi) bağlamında tematik olarak analiz edilerek bu iki haber mecrası karşılaştırılmıştır. Çalışma bulguları Türkiye ulusal basınındaki gazetelerin taşıdığı görsel kimliği internet haber mecralarında yansıtmamalarının yanı sıra internet haber sitelerinde haberin taşıdığı önemin göz ardı edildiği saptamıştır. Türkiye ulusal basınındaki gazetelerde görsel ögelerin aralarındaki ilişkinin anlamlı olmadığını belirtmek oldukça önemlidir. Görsel ögeler arasındaki bu düşük ilişkiden kaynaklı olarak Türkiye ulusal basınındaki gazeteler görsel kimliğini iletmede yetersiz kalmaktadır. Türk ulusal basınındaki gazetelerde başta vitrin tipi sayfa düzeninden kaynaklanan yoğun haber kullanımı sebebiyle bu gazete ile bütünleşik bir web haber sitesinin de olanaksız hale geldiği tespit edilmiştir.

Beste Budan Erdoğan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yapay zekâ haberciliği ve dijital etik

Teknolojik gelişmeler, haber endüstrisi üzerinde giderek artan bir etki yaratmaktadır. Haberin toplanmasından tüketimine kadar bütün süreçlerde dijital teknolojiler belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu dijital dönüşüm, gazetecilikte yeni mesleki pratiklerin ortaya çıkmasına ve habercilik faaliyetlerinin dijital medya platformlarına taşınmasına neden olmuştur. Bu bağlamda, yapay zekâ teknolojileriyle birlikte haber üretimi, günümüzde önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Yapay zekâ, haber üretim sürecinin her aşamasında; bilgi toplama, yazma ve dağıtım gibi aşamalarda kullanılmaktadır. Bu, gazetecilik mesleğinde köklü değişikliklere yol açabilecek potansiyele sahiptir. Yapay zekâ ile teknolojik gelişmelerin habercilik üzerindeki etkisi, beraberinde önemli değişiklikleri ve etik sorunları getirmiştir. Yapay zekâ destekli haber üretiminde birçok etik problem ortaya çıkmaktadır. Etik, toplum tarafından kabul edilen doğru ve ahlaki davranışları tanımlarken, dijital dünyada bu kavram "dijital etik" olarak adlandırılmaktadır. Bu araştırma, yapay zekâ teknolojilerinin habercilik alanındaki etkilerini, yapay zekâ destekli haber üretiminin nasıl gerçekleştiğini ve dijital etik çerçevesinden bu sürecin nasıl yönetilebileceğini incelemektedir. Araştırma kapsamında, nitel araştırma yöntemlerinden olan görüşme yöntemiyle; yapay zekâ uzmanlarından, gazetecilerden ve akademisyenlerden görüşleri alınarak kapsamlı bir içerik analizi yapılmıştır. Bu araştırma, yapay zekâ haberciliğinin mesleki etiği açısından ortaya çıkan sorunları dört ana tema üzerinden inceleyerek; etik ilkeleri, dijital etik sorunları, gazetecilik pratiklerini ve yapay zekâ haberciliğinin kapsamını değerlendirmiştir. Özellikle akademisyenler yapay zekâ haberciliğinin etik boyutlarına daha fazla vurgu yaparken etik standartların oluşturulmasının gerekliliğine ve mevcut düzenlemelerin yetersiz olduğuna dikkat çekmişlerdir. Gazeteciler ise pratik zorluklara ve yapay zekâ ile haber üretiminin mesleki pratiklere olan etkilerine odaklanmıştır. Sonuçlar, yapay zekâ haberciliğinin büyük fırsatlar sunduğunu, ancak dikkatli yönetilmediği takdirde ciddi etik sorunlara yol açabileceğini göstermektedir.

Dijital etikYapay zeka
Kerem Kaba
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Haber fotoğraflarındaki dezenformasyon: Rusya-Ukrayna Savaşı örneği

Bu çalışma, Rusya-Ukrayna savaşı sırasında yayılan dezenformasyon içerikli haber fotoğraflarını incelemektedir. Modern çatışma dönemlerinde bilgi savaşı, manipüle edilmiş veya yanlış bağlamda sunulan görseller aracılığıyla kamuoyunu yanıltma ve propagandayı güçlendirme aracı olarak sıkça kullanılmaktadır. Dezenformasyon, kasıtlı olarak yanlış bilgi yayma eylemi olarak tanımlanır ve genellikle belirli bir gündemi veya propaganda amacını desteklemek için kullanılır. Görsellerin güçlü bir etki yaratma potansiyeli, onları dezenformasyonun etkili bir aracı haline getirir. Savaş dönemlerinde, fotoğraflar yalnızca olayları belgelemez, aynı zamanda belirli bir anlatıyı şekillendirme gücüne de sahiptir. Bu nedenle, savaşla ilgili fotoğrafların doğruluğunu ve bağlamını sorgulamak, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından kritik önem taşır. Araştırmada, 24 Şubat 2022'den itibaren yayılan çeşitli dezenformasyon örnekleri ele alınmıştır. Sosyal medya platformları, dezenformasyonun hızla yayılmasına olanak tanıyan ortamlardır ve bu nedenle, Twitter, Facebook, Instagram ve TikTok gibi platformlar üzerinden yayılan yanlış bilgilerin etkileri değerlendirilmiştir. Çalışma, dezenformasyonun kamuoyunu yanıltma ve savaşın gerçeklerini çarpıtma potansiyelini vurgulamaktadır. Yanlış bilgilendirmenin yayılması, yalnızca çatışmanın taraflarını etkilemekle kalmaz, aynı zamanda uluslararası toplumun ve medyanın güvenilirliğini de zedeler. Bu bağlamda, dezenformasyonun yayılmasını önlemek için medya okuryazarlığı ve doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, bu araştırma, Rusya-Ukrayna savaşı sırasında yayılan dezenformasyon içerikli haber fotoğraflarının etkilerini ve yayılma biçimlerini analiz ederek, kamuoyunun doğru bilgiye erişimini sağlamak için gerekli önlemleri tartışmaktadır. Bu tür yanlış bilgilerin yayılmasını önlemek ve medya üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için, doğrulama süreçlerinin ve medya okuryazarlığının önemi vurgulanmaktadır.

Nilgün Didar Tüt
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hayvan haklarının yazılı basındaki temsili

Son yıllarda haberlerde hayvana dair uygulanan şiddetin artış gösterdiği görülmektedir. Bu haberler hayvan haklarına dair bakışın değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı hayvan hakları istismarına dair bakışın haberlerde yer alış biçimlerini incelemektir. Çalışmada belirlenmiş olan gazetelerde iki aylık süreç kapsamında yer alan hayvan haberlerinde doküman analizine dair haberlerin içerikleri incelenmiştir. Çalışma içerisinde yer alan haber içerikleri, hayvan temsilinin sunum biçimi ve hayvan hakları bağlamında değerlendirilmiştir. İncelemede doküman analizi tekniği kullanılarak detaylı araştırma yapılmış, bu araştırma bağlamında gazetelerin hayvan haklarına dair verdiği önemi ve gazetelerin hayvan temsiline dair bakış açıları saptanmıştır. Bu saptama ile gazetelerin hayvan haklarına verilen değerin, gazeteler tarafından değerlendirme biçimleri belirlenmiştir. Bu çalışmada Hürriyet, Sözcü ve Sabah gazetelerinde 04.04.2023- 04.06.2023 tarihleri arasında yayımlanan hayvan konulu toplam 197 gazete haberi doküman analizi tekniği ile incelenmiştir. Bu veriler kapsamında Hürriyet gazetesinin toplam 70 adet hayvan haberi, Sabah gazetesinin ise 73 hayvan haberi ve Sözcü gazetesinin 54 hayvan haberine yer verdiği görülmüştür. Araştırmaya dahil edilen gazeteler arasında en fazla küçük ve orta boyutta hayvan haberine yer verildiği ortaya konmuştur.

Haber almaHaber fotoğrafıHaber gazetesi+3
Elif Ekin Yalçı
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital oyunlarda propaganda ve bilinçaltı mesajlarının kullanımı

Bu araştırmanın konusu dijital oyunların içeriğinde sunulan mesajlarda propaganda ve bilinçaltı mesajlarının varlığını incelemektir. Araştırmanın amacı dijitalleşmeyle birlikte yaşamımızın içine giren dijital oyunlardaki propaganda ve zihin yönlendirme unsurlarını tespit etmektir. Tespit edilen propaganda unsurlarının oyuncuların duygu, düşünce ve davranışlarında ne tarz farklılıklar yarattığını anlamaktır. Bununla beraber dijital oyun kavramının ortaya çıkışından itibaren günümüzdeki haline gelmesindeki yapı taşlarına ve eğlence aracı olan dijital oyunların ne ve hangi sebepten insanları etkileme yolunda kullanıldığı da bu çalışmada açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırma yöntemi itibariyle nitel araştırmadır ve araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi tercih edilmiştir. Konu hakkında literatür araştırması yapılmış olup konu hakkında önceki çalışmalara da yer verilmiştir. Araştırma verilerinin analizine göre dijital oyunların oyuncu üzerinde bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde etkilerinin olduğu bu çalışmayla birlikte ortaya konmaktadır. Dijital oyunların sunulduğu kadar zararsız bir eğlence aracı olmadığı ve tüketicinin tutum, duygu ve davranışlarında etkili bir role sahip olduğu anlaşılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre oyuncunun yaş, eğitim düzeyi ve sosyokültürel çevresi gibi etkenlerdeki değişiklikler oyuncunun propaganda ve zihin yönlendirme unsurlarından etkilenme düzeyinde farklılıklar göstermektedir. Bununla beraber dijital oyun sektörü, gelişmekte olan bir sektör olması sebebiyle belli aralıklarla üretilen ürünlerin kontrolü ve incelenmesi de elzemdir. Ayrıca diğer eğlence araçlarında olduğu gibi (sinema, müzik, kitap vb.) dijital oyunlarda da bir denetleme mekanizmasının güçlü bir şekilde ortaya konması gerekmektedir.

Feti Vurgen
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya ve nefret söylemi: "Sosyal medyada yer alan İslamofobik paylaşımların analizi"

Sosyal medya, internet teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkmış, iletişimde hız sağlayan, kullanım basitliği ile kitleleri kendine çeken bir platform olarak nitelendirilmektedir. Sosyal medya hem etkileşim içinde bulunulan hem de kendisinden etkilenilen uygulamaları içermektedir. Sosyal medya geniş kitlelere anında ulaşabilmektedir. Nefret söylemi kavramı, ırkçı nefreti, yabancı düşmanlığını teşvik eden, savunan her türlü ifade biçimi olarak adlandırılmaktadır. Araştırmada konunun amacına ve yanıt aradığı sorulara uygunluk nedeniyle betimsel içerik analizi tercih edilmiştir. Betimsel içerik analizi, metinlerin yorumlanmasını içermektedir. Bu yöntemle betimsel içerik analizi ve nefret söylemi arasında bir ilişki kurulmaya çalışılmaktadır. Araştırmanın örneklemini X'teki paylaşımlar oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerini araştırma konusu olan X'teki görseller ve söylemler oluşturmaktadır. Bu çalışmada nefret söylemi din karşıtlığı bağlamında incelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda nefret söylemi ve sosyal medya arasında doğrudan bir ilişki olduğu görülmüştür. Sosyal medyanın nefret söylemi oluşturmada ve yaymada etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada "sosyal medya ve nefret söylemi arasında anlamlı bir ilişki var mıdır" sorusu cevaplandırılmaya çalışılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda araştırmada incelemeye uygun 42 gönderiye ulaşılmıştır. 1 Eylül- 28 Kasım tarihleri arasında X'te incelenen gönderiler analiz edilirken Runnymede Trust'un ortaya attığı kategoriler üzerinden ilerlenmiştir. Yapılan analizlere göre; Şiddet kategorisinden (Fiziksel Saldırı, Hakaret, Sözlü Taciz) 20, Ön yargı kategorisinden (Medyada- Günlük Hayatta Ön Yargıyla Yaklaşmak) 22 gönderiye ulaşılmıştır. Ayrımcılığa Tabi Tutulma ve Dışlanma (Siyasetten Yetkiden Uzak Tutma) kategorisiyle ilişkili gönderi bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Yeni Medya, Sosyal Medya, Nefret söylemi, X, İslamofobi

Melek Avcı
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital platformların geleneksel televizyon izleyicisinin dizi tüketme kültürüne etkisi: Netflix örneği

Televizyonun icadı, teknolojide atılan önemli adımlardan biri olmuştur. Dünya ile kişilerin arasındaki perde bu buluş ile kalkmıştır. Dünyaya dair merak edilenler, insanların nerede, ne konuştuğu, bir yönden yabancı gelen, bir yönü ile de ilgi uyandıran yenilikler televizyon ile hanelere giriş yapmaya başlamıştır. Teknolojinin gelişmesi ve dijitalleşmesi ile televizyon yeni bir dönüşüm daha yaşayarak dijital içerik platformlarını günlük hayatın içine sokmuştur. Netflix, dünyada milyonlarca kullanıcısı olan bu platformlardan biridir. Netflix, izleyicilerin merak duygusunu ortaya çıkaran ve farklı kültürlerin tanınmasını sağlayan bir platformdur. Geleneksel TV'de ailecek izlenebilen içerikler olduğunda ise bir birleşme ortamı oluştuğu çalışmada yapılan kategorileşme sonucu gözlemlenmiştir. Netflix'in ortaya çıkması ile geleneksel TV izleyicisinin Netflix'e geçişini sağlayan etmenlerin neler olduğu, geleneksel TV'de nelerin arandığı, incelenip ortaya konulmaya çalışılmıştır. Konunun amacına ve yanıt aradığı sorulara uygun olmasından dolayı betimsel içerik analizi tercih edilmiştir. 10 kişi ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşme neticesinde Netflix'in izleyicilere sevdikleri dizi türlerine göre içerik sunması ve reklam faktörüyle de dizilerin bölünmemesi gibi cazip özelliklerden dolayı geleneksel TV kanalları geri planda kalmaktadır.

Derya Sarıtepeci
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Greenfluencerların yeşil tüketim üzerindeki rolünün değerlendirilmesi

Bu çalışma çevre dostu içerik üreten "greenfluencer''ların yeşil tüketim üzerindeki rolünün değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nitel yöntemlerden, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırma kapsamından sosyal medyada aktif greenfluencerlık yapan 2 kişi, greenfluencerları takip eden 8 kişiden oluşan toplam 10 katılımcıyla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Ulaşılan verilere tematik analiz tekniği kullanılarak; sürdürülebilirliğin uygulanabilirliğinde bireysel imkanlar ve ekonomik gerçeklik, içerik üreticisinin tutarlılığına duyulan hassasiyet, greenfluencerların davranış değişimi üzerindeki dönüştürücü etkisi, greenluencer içeriklerinde ticarileşme algısının güven ilişkisine etkisi, gelecek kuşaklara karşı sorumluluk bilinciyle şekillenen tüketim motivasyonları, bilginin erişilebilirliğinde sadelik ve doğallığın önemi olmak üzere altı ana tema ortaya çıkarılmıştır. Katılımcılar, greenfluencerların çevresel duyarlılığı artırmada ve tüketim pratiklerini değiştirmede etkili olduklarını belirtmişlerdir. Ancak bu etkinin kişisel motivasyon, ekonomik durumlar ve sosyal çevre gibi faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterdiği saptanmıştır. Araştırmanın sonucunda, greenfluencerların sürdürülebilir tüketim pratiklerine teşvik ettikleri, ancak bu bağlamda tek başlarına yeterli olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Etkinin artırılması için, kamu kurumlarında bilinçlendirme yapılması ve derslere medya okuryazarlığının dahil edilmesi önerilmektedir.

Sosyal medyaSürdürülebilir pazarlamaSürdürülebilir tüketim+3
İrem İlban
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Afrika'daki terör haberlerinin sunumu: Le monde ve the New York Times örneği

Batı Afrika'da son yıllarda artan terör saldırıları, Batılı gazetecilere terör haberlerini aktarma konusunda kritik bir sorumluluk yüklemektedir. Terör haberleri, kamuoyunun şekillendirilmesinde çok önemli olan tarafsızlık ve profesyonellik gerektirmektedir. Bu araştırma, yalnızca medya ve terörizm arasındaki bağlantılara odaklanmak yerine, Batı Afrika'daki terör haberlerinin Batı basınında nasıl sunulduğunu deşifre etmek için Le Monde ve The New York Times gazetelerinde yayımlanan röportajlar ve son dakika haberleri örneklem olarak seçilmiştir. Eleştirel söylem analizi yöntemi ile ilgili haberleri incelenmiştir. Çalışma kapsamında, bu iki Batılı gazetenin Batı Afrika'daki terör haberlerini sunarken temel gazetecilik standartlarını uyguladıkları ortaya çıkmıştır. Ancak Fransa ile Batı Afrika arasındaki tarihsel ilişki, Amerika ile Batı Afrika arasındaki tarihsel ilişkiden farklıdır. Bu doğrultuda Amerika medyasına kıyasla, Fransa medyası terör haberleri sunarken Fransa'nın Batı Afrika'daki jeopolitik etkisini vurgulayan hikâyelere daha fazla odaklanma eğilimindedir. Böyle bir durum, terörizmle ilgili makalelerin çoğunda taraflılık olduğu anlamına gelmekte ve kamuoyu üzerinde kötü bir etki yaratma riski taşımaktadır. Mevcut çalışma, Batı Afrika'daki terörizmin medyada dengeli bir şekilde yer alması uygulamasının gelişimini sağlamaya katkıda bulunmaktadır. Sansasyonel olmayan daha iyi bir gazetecilik uygulaması, birçok klişeye maruz kalan Batı Afrika'nın uluslararası algısının düzelmesine yardımcı olacaktır.

Arıas Roland Codjo Adıkponsı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kazakistan ve Türkiye'de çocukların medya okuryazarlığı

Medya kullanımının her geçen gün arttığı günümüzde insanların bilinçli medya kullanıcı olmalarının önemi ortaya çıkmaktadır. Medya artık toplumun düşünce, davranış ve tutumlarını belirleyerek onları duygusal açıdan etkilemektedir. Günümüzde medyayla olan sıkı ilişkimiz göz önüne alındığında medyanın etkisinden kendimizi tamamen soyutlayarak uzak kalamayacağımız ortadadır. Medyadan gelen mesajlara hepsi doğruymuş gibi bakmak ve bu şekilde ele almak yerine eleştirel bir bakış açısıyla ele alıp neyin doğru neyin yanlış, hangisinin ne amaçla hazırlanmış iletiler olduğuna karar vermek daha yararlı bir yaklaşımdır. Bunun sağlanabilmesi için bireylerin medya konusunda bilinçlenmesi gerekmektedir. Medya okuryazarlığı, insanların medyayı hem etkin ve doğru kullanmaları hem de doğru bilgiye doğru kaynak tarama ile ulaşabilmeleri hususlarında ciddi önem taşımaktadır. Yaşadığımız çağda çocukların ve yetişkinlerin teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan medya araçlarını yoğun kullanımları, medya eğitimini geçmiş dönemlere kıyasla daha gerekli kılmaktadır. Artık medya okuryazarı olmanın, okuma yazma bilmek kadar önemli hale geldi.

Alternatif medya
Dana Maratova
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Haber sunumunda yeni bir boyut olarak haber oyun: İnfografik haberler ve veri manipülasyonu ilişkisi üzerine uygulamalı bir analiz

Bu çalışma, günümüzde teknolojinin hızla evrim geçirmesiyle birlikte ortaya çıkan veri gazeteciliği, haber oyunları ve veri manipülasyonu gibi konuların medya ve iletişim alanındaki etkilerini ele almaktadır. İletişim teknolojilerinin yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi neticesinde, özellikle büyük veri kavramı yükselmiş, önemli sorunlar da ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda, çalışma büyük veri yığınları arasından anlam çıkarma ve toplumun yararına kullanma amacı güden 'açık veri' kavramının önemine odaklanmaktadır. Açık veri, herkesin özgürce erişebileceği, kullanabileceği, değiştirebileceği ve paylaşabileceği veriyi simgelemektedir. Veri gazeteciliği için temel olan, şeffaf ve demokratik bir anlayışla verilerin herkes tarafından kullanılabilir olmasıdır. Çalışmanın temel argümanlarından biri, veri gazeteciliğinin, günümüzdeki önemli bir gazetecilik pratiği haline gelmesi ve büyük veri konseptinin bu alandaki etkisinin artmasıdır. Veri gazeteciliği, çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu yaklaşım, haber hikayelerini destekleyerek ve görsel anlatım aracılığıyla izleyicilerin konulara daha derinlemesine inmelerine olanak tanımaktadır. Veri gazeteciliği, haber oyunları ve veri manipülasyonu gibi konuların gündeme gelmesiyle birlikte önemli soruları da gündeme getirmektedir. Haber oyunları (Newsgame) aracılığıyla okuyucu etkileşimini artırmak ve veriyi çekici hale getirme çabaları, manipülasyon riskini de beraberinde taşımaktadır. Ancak veri gazeteciliği, sayısal verilerle haber hazırlama süreçlerini izleyerek, şeffaflığı ve nesnellik iddiasını desteklemektedir. Bu çalışma, veri gazeteciliğinin haber süreçlerindeki etkilerini ve nesnelliği sağlama potansiyelini değerlendirerek önemli sorulara odaklanmaktadır. Manipülasyon olasılıkları gibi kritik konular araştırmanın odağını oluşturmaktadır. Bu da çalışmanın veri gazeteciliği alanındaki nesnellik iddialarını değerlendirmeye yönelik önemli bir katkı sunmaktadır. Bu çalışmada, 4 aşamalı bir veri toplama ve analiz yöntemi uygulanmıştır. İlk olarak, bağımsız bir akademisyen grubunun oylamasıyla belirlenen 85 infografik, betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. İkinci aşamada gazetecilerle görüşmeler yapılmış ve üçüncü aşamada, gazetecilerin veri okuryazarlık düzeyleri bir ölçek kullanılarak değerlendirilmiştir. Son aşamada ise okur/izleyici ile odak grup çalışması gerçekleştirilerek, infografiklerin yorumlanması sağlanmıştır. Bu yöntem sayesinde, infografik habercilik, tasarımından okur yorumuna kadar olan tüm süreçte, çok yönlü ve kapsamlı bir analizle incelenmiştir. Araştırmanın önemi, infografiklerin etkisini tüm boyutlarıyla ele alarak, gazetecilikte veri okuryazarlığının ve infografik kullanımının ne kadar kritik olduğunu ortaya koymasında yatmaktadır. Dolayısıyla bu çalışma, veri gazeteciliği ile manipülasyon arasındaki ilişkiye odaklanarak, günümüz medya sahnesindeki önemini ve etkilerini anlamaya yönelik bir çerçeve sunmaktadır.

Yeni gazetecilik
Ayşen Yalman
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Sürükleyici gazetecilik uygulamaları, oyunlaştırma ve ludenik haber okuma üzerine bir araştırma

Sürükleyici gazetecilik, 360 derece görüntüleme, artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR) gibi teknolojiler kullanarak okuyucuları aktif bir şekilde haberlerin merkezine yerleştiren, duygusal tepki ve empati odaklı bir habercilik biçimidir. Bu çalışma, sürükleyici gazeteciliğin haberin anlaşılabilirliği ve izleyici üzerindeki etkisini incelemeyi, genç nesillerin haber tüketim eğilimlerine katkısını değerlendirmeyi ve bu gazetecilik biçiminin meslekte sürdürülebilir bir uzmanlık alanı olarak gelişme potansiyelini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın kuramsal çerçevesi Oyunlaştırma ve Ludenik haber okuma teorisidir. Çalışmada, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve odak grup yöntemine dayalı çoklu nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Bu doğrultuda, ölçüt örneklem tekniğiyle belirlenen 5 akademisyen ve 5 gazeteci ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış, ayrıca 6 genç nesil bireyle odak grup çalışması gerçekleştirilmiştir. Bulgular, sürükleyici teknolojilerle hazırlanmış haberlerin, kullanıcılar üzerinde geleneksel haberlere kıyasla daha güçlü ve yoğun bir etki yarattığını göstermiştir. Ancak, erişilebilirlik kısıtlamaları ve yüksek maliyet gibi zorluklar, bu etkinin geniş çapta yayılmasını engellemektedir. Bununla birlikte sürükleyici gazeteciliğin, haberin anlaşılırlığı üzerinde olumlu bir etkisinin olmayacağı bulgulanmıştır. Genç kullanıcıların, sürükleyici gazeteciliğin içerdiği oyunlaştırma ve eğlence unsurları sebebiyle bu tür haberlere ilgi gösterdiği ve bu yaklaşımın haber tüketim yönelimlerine olumlu katkılar sağlayabileceği görülmüştür. Ancak bu durumun teknolojik karmaşıklıklar ve etik kaygılar gibi önemli engellerin ortadan kaldırılmasıyla gerçekleşebileceği de bir diğer önemli bulgudur. Sürükleyici gazeteciliğin yenilikçi anlatım teknikleriyle gazeteciliğin geleceğini şekillendirme potansiyeline sahip olduğu hem akademisyenler hem de gazeteciler tarafından belirtilmiştir. Ancak, bu yaklaşımın yaygınlaşması ve sürdürülebilir bir uzmanlık alanına dönüşmesi için teknolojik ilerlemelere ve eğitim programlarına ihtiyaç duyulduğu çalışma sonunda ortaya konulmuştur

360 derece video3D sanal dünyalarGazetecilik+2
Mehmet Arif Arık
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Demokrasi ve basın özgürlüğü kavramı: Kazakistan örnegi

Bu tez, demokrasi ve basın özgürlüğü kavramlarının Kazakistan örneğindeki ilişkisini incelemektedir. İki ana bölümden oluşan tez, demokrasi ve basın özgürlüğü kavramlarının kapsamlı bir literatür taramasını ve Kazakistan'ın demokratik yapısı ile medya ortamının analizini içermektedir. Birinci bölüm, demokrasi ve basın özgürlüğü kavramlarının ayrıntılı bir şekilde incelenmesine adanmıştır. Demokrasinin tarihsel gelişimi, temel ilkeleri ve farklı uygulama biçimleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Aynı şekilde, basın ve basın özgürlüğü kavramları da tanımlanmış ve basın özgürlüğünün unsurları, sınırları ve uluslararası belgelerdeki yeri üzerinde durulmuştur. Bu bölüm ayrıca medya ve demokrasi arasındaki ilişkiyi inceler. İkinci bölüm, Kazakistan'daki demokratik süreci ve medya ortamının gelişimini ele almaktadır. Kazakistan'daki demokrasi düzeyi, seçim süreçleri, partiler ve uluslararası araştırmalardaki konumu incelenmiştir. Sovyet döneminden önce, Sovyet döneminde ve bağımsızlık sonrası Kazakistan medyasının evrimi detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca, Kazakistan'daki basın kuruluşları, basın özgürlüğü, basın kanunu ve medyaya yapılan baskılar incelenmiştir. Üçüncü bölüm, Kazakistan medyasındaki haberlerin söylem analizini gerçekleştirmektedir. Bu bölümde kullanılan yöntemler açıklanmış ve farklı haberlerin söylem analizi yapılmıştır. Sonuç olarak, bu tez, Kazakistan'da demokrasi ve basın özgürlüğü kavramlarının ilişkisini anlamaya yönelik kapsamlı bir çalışmayı temsil etmektedir. Tezin bulguları, Kazakistan'ın demokratik yapısının güçlendirilmesi ve medya özgürlüğünün desteklenmesi için önemli öneriler sunmaktadır. Kazakistan'da medya özgürlüğü ve demokrasi konusundaki mevcut zorluklarla birlikte, umut verici gelişmelerin de yaşandığı görülmektedir. Kazakistanlılar için daha özgür ve demokratik bir medya ortamı sağlanması, ülkenin demokratik gelişimi için önemli bir adım olacaktır. Ancak, Kazakistan'da basın özgürlüğü hala belirsizliklerle dolu bir konudur. Bazı özgürlükler ve bağımsız medya kuruluşları olmasına rağmen, hükümetin etkisi altında kısıtlamalar ve baskılar devam etmektedir. Kazakistan'daki medya ortamının daha geniş bir demokratik reform sürecinin parçası olarak geliştirilmesi ve basın özgürlüğünün güvence altına alınması için daha fazla çaba gerekmektedir.

Basın özgürlüğüDemokrasiHabercilik+3
Dana Ruslankyzy
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel basında iş tatmini ve sendikalaşmama ilintisi: Antalya yerel basını üzerine bir inceleme

Yerel basın, yerel bir denetleme mekanizması olarak işlev görmenin yanı sıra, yerel değerlerin korunmasında önemli bir rol oynamaktadır. Basın, bünyesinde bulundurduğu çeşitli fonksiyonlarla yöresel yaşamda bireylerin başvuru kaynağı olmaktadır. Ancak, bu önemli işlevlere rağmen, yerel basında çalışan gazetecilerin çalışma koşulları ve sendikal örgütlenmeleri sıklıkla göz ardı edilmektedir. Bu bağlamda, bu çalışma Antalya'da yazılı basın organlarında çalışan fikir işçilerinin çalışma koşullarının incelenmesi ve sendikal katılım oranlarının belirlenmesi amacıyla ele alınmıştır. Araştırma, Antalya'nın Konyaaltı, Muratpaşa ve Kepez ilçelerinde bulunan 11 yerel gazetede çalışan 40 gazeteci ile derinlemesine mülakatlar ve yarı yapılandırılmış alan araştırması yöntemi kullanılarak yürütülmüştür. Bu çalışma, gazetecilerin sendikal kavramlara ve sendikaların ideolojik tutumlarına bakış açılarını, sendikal katılım düzeylerini, özlük haklarına sahip olma durumlarını, iş tatminlerini ve çalışma koşullarını kapsamlı bir şekilde ele almıştır. Çalışma bulguları, hedef kitleyi oluşturan 40 fikir işçisinin sendika kavramına olan yaklaşımlarını, bu kavramın yeterliliğine olan güvenlerini ve mevcut sendikaların fikir işçilerini tatmin etme noktasında izlemeleri gereken yolları saptamıştır. Elde edilen veriler, gazetecilerin sendikalaşma süreçlerinde karşılaştıkları zorlukları ve özellikle Basın İş Kanunu kapsamındaki özlük haklarından yeterince faydalanamama durumlarını belgelemiştir. Bu araştırma, yerel basında çalışan gazetecilerin sendikal örgütlenme deneyimlerini ve beklentilerini, ayrıca işverenlerin gazetecilere yönelik Basın İş Kanunu kapsamındaki özlük haklarını sağlamaması ve bu doğrultudaki denetim eksikliklerini belirleyerek bu alandaki bilgi boşluklarını doldurmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Yerel Basın, Sendika, İş Tatmini, Özlük Haklar, Gazeteci

Ayşem Sicim
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinin İspanyol basınında temsili

Bu tezin amacı, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım sürecinde İspanyol gazetelerindeki temsilini incelemektir. Farklı ideolojilere sahip El País (ilerici) ve El Mundo (muhafazakâr) gazetelerinde bu katılım süreciyle ilgili çıkan tüm haberler analiz edilecektir. Seçilen örneklem, söylem analizi yöntemi kullanılarak 01.01.2022 ile 31.12.2022 tarihleri arasındaki bir zaman diliminden alınacaktır. Bu amaçla, bu araştırmanın örneklemini oluşturan medya, kelime ve tarihlere göre filtrelenmiş haberlere erişilebilen MyNews aracı kullanılacaktır. Beklenen sonuçlar, El País'in Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin daha olumlu bir imaj çizmesi, muhafazakâr gazetenin ise daha olumsuz bir dil ve yaklaşım kullanmasıdır. Beklenen olumsuz yaklaşımlar arasında ekonomik faktörler, kültürel ve dini farklılıklar ve insan hakları ihlalleri yer almaktadır. Bu araştırmanın gerekçesi, ulusal basının bu siyasi sürece ilişkin taraflı bir imaj yaratarak vatandaşların Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin toplumsal algısını nasıl şekillendirebileceğidir.

AvrupaAvrupa BirliğiGazete yayıncılığı+2
Ana Maria Zafra
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal pazarlama ve sosyal medya: 31 Mart 2024 mahalli idareler genel seçimlerinde Antalya örneği

Sosyal medyanın yükselişi, siyasal pazarlama stratejilerini derinden etkilemiştir. Geleneksel politik iletişim araçlarının yerini, dijital platformlar hızla almış ve politikacılar için yeni bir mecra sağlamıştır. Siyasetçiler, seçmenlere doğrudan ulaşabilmek ve mesajlarını etkili bir şekilde iletebilmek için sosyal medyayı aktif olarak kullanmaktadırlar. Siyasal pazarlama ve sosyal medya arasındaki ilişki giderek önem kazanmaktadır. Özellikle yerel yönetimlerde televizyon, gazete gibi geleneksel medya kanalları aracılığıyla fikirlerin aktarımını sağlamak oldukça kısıtlıdır. Kendilerini daha fazla göstermek ve halka aktarmak isteyen yerel yöneticiler ya da adayların başvuracağı ilk adres sosyal medya olacaktır. Bunun sebebi ise sosyal medyanın ücretsiz ve kolay erişilebilir olmasıdır. Bu araştırmada da siyasi fikirlerin pazarlanmasında sosyal medyanın oynadığı role ilişkin değerlendirmelerde bulunulacaktır. Antalya gibi değişken bir seçmen kitlesine sahip şehirde oluşturulan siyasi kampanyaların sosyal medya aracılığıyla ne kadar kişiye ulaştığı ve bu etkinin bir sonuç doğurup doğurmadığı irdelenecektir. Platform olarak ise siyasilerin propagandayı en fazla yaptığı, görsel materyallerden çok görüş ve fikir belirtmek için kullanılan X platformu seçilmiştir.

Halil Büyükayhan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni medyada teknoloji üzerinden kötülüğün yeniden üretimi

Her geçen gün örneklerine bir yenisinin eklendiği yeni medyada vuku bulan kötülük olayları insanların hayatlarını olumsuz yönde etkilemekte ve intiharlara kadar uzanan ağır sonuçlar doğurabilmektedir. Bu durum artık kamuoyunu da meşgul etmekte, haber bültenlerinde yeni medyada işlenen kötülük olaylarına sık sık yer verilmekte, yasal düzenlemeler yapılması için hükümetler tarafından platform sağlayıcılarına yaptırımlar uygulanmaya çalışılmaktadır. Yeni medya platformlarında kullanıcılar tarafından üretilen kötülüğün yeniden üretimine odaklanmış olan bu çalışma, öncelikle üretilen kötülüğün türünü tespit etme ve tanımlama amacı taşımaktadır. Bunu yaparken yeni medya teknolojilerinin doğası ve kullanıcılara sunduğu imkânlar da göz önüne alınmaktadır. İkinci olarak Web 2.0 teknolojisiyle birlikte aktifleşen kullanıcının geçirdiği dönüşüm ve buna bağlı olarak ortaya çıkan yazar konumu Roland Barthes ve Michel Foucault'nun modern yazar tartışması üzerinden irdelenmektedir. Çalışmanın literatür kısmının birinci bölümünde kötülük türlerine göre ele alınmış, ikinci bölümde yeni medya kullanıcısının dönüşümü ve üçüncü bölümde siber kötülük türü ve alt dalları incelenmiştir. Nitel bir araştırma olarak tasarlanan bu çalışmanın dayandığı teorik çerçeve Sosyal İnşacılık (Konstrüktivizm) kuramıdır. Çalışma kapsamında veri analiz yöntemi olarak Fairclough'un eleştirel söylem analizi seçilmiştir. Söylem analizine tabi tutulacak vaka Başaran Holding Jet Kazası'yla sınırlandırılmıştır. Veriler, yeni medyada kötülüğün bariz bir şekilde görünür olduğu Twitter sosyal ağ platformundan ekran alıntısı yöntemiyle toplanmıştır. Araştırma sonucunda yeni medyada vuku bulan kötülük türü, ahlaki kötülük kategorisi altında bir siber kötülük olarak değerlendirilmiş, siber şiddet ve siber zorbalık olarak alt dallara ayrılmıştır. Ayrıca yeni medya kullanıcısı, yeni medya platformlarının çizdiği sınırlar çerçevesinde, içerik üretip yayınlayan ve geribildirim alan ve yeni bir yazar türü olarak nitelenmiştir.

Eleştirel söylem çözümlemesiKötülükMedya+6
Zeynep Şehidoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Teknolojik gelişmeler bağlamında gazeteciliğin dönüşümü: Drone haberciliği

Teknolojik gelişmeler göz önüne alındığında neredeyse her meslek alanında görülmeye başlanan değişimler teknolojiyle fazlasıyla iç içe olan gazetecilik mesleğinde kendisini her geçen gün daha fazla göstermektedir. Teknolojinin imkanlarının genişlemesi yeni gazetecilik türlerinin doğmasını bu türlerin kendilerine ait araçlara sahip olmasını ve dolayısıyla gazetecilik meslek sahiplerinin de bu gelişmelere entegre olmasını zorunlu hale getirmektedir. Robot Haberciliği, Yurttaş Haberciliği, Veri Haberciliği gibi türlerin yanında habere yeni bir perspektif getirmesi açısından önem arz eden dronelar da kendilerine yeni medyada yer bulmaktadır. Özellikle doğal afet, savaş gibi insan hayatını tehlikeye atan haberler söz konusu olduğunda insanların adeta yukarıdan bakan gözleri haline gelen dronelar haber okuyucularına olayın gerek büyüklüğünü göstermek gerek ise haber ile daha fazla bilgi sahibi olabilmelerini sağlamak amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de haber ajansları diğer tüm gazetecilik alanlarını bu yeni teknolojilere adapte olarak değiştirmektedir. Türkiye'de faaliyet gösteren iki büyük ajans olan Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı drone teknolojileri konusunda büyük atılımlar göstermiş, haber sitelerinden ve ajans havuzlarından paylaştıkları haberlere drone ile üretilmiş haberleri de entegre etmişlerdir. Araştırma bulgularında drone teknolojisinin haber içeriklerini genişletmesi, haberlere yeni perspektifler katması gibi önemli değişikliklere karşın haberin önemli unsurlarından olan insanı haberden uzaklaştırması, etik kuralların ihlal edilebilmesi gibi gazetecilikteki olumlu ve olumsuz yönlerin görülebilmesi sağlanmaktadır.

Ahmet Kayahan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

12 Eylül 1980 müdahalesi öncesi ve sonrasında Hürriyet gazetesinin yayın politikası

Türkiye tarihini siyasal, sosyal ve ekonomik nedenler başta olmak üzere değiştiren ya da etkileyen olaylar arasında 12 Eylül 1980 dönemi oldukça önemli bir yere sahiptir. Askeri müdahale olması nedeniyle daha çok bu yönüyle değerlendirilse de 12 Eylül, özellikle ekonomik nedenleriyle ve sonuçlarıyla araştırılmaya, incelenmeye değer önemli bir hadisedir. Askeri müdahalede bulunulmasının, özellikle Türkiye gibi batılılaşma toplumsal olarak amacında olan, ekonomik zorluklar ile boğuşan ve küresel olarak değerlendirildiğinde jeopolitik öneme sahip bir ülkede 'darbe' yapmak veya yapabilmek kapsamlı olarak planlanması gereken, hazırlığı ve sonuçlarıyla çok yönlü olarak değerlendirilmesi gereken bir süreçtir. Her ne şart altında olursa olsun toplumlar, baskıcı yönetimler altında bulunmaktan hoşlanmasa da bu durumu kabul edilebilir kılan bazı nedenler 'toplumsal rıza' ile hayata geçirebilir olmuştur. Bu noktada toplumun ekonomik olarak yaşadığı aşırı zorluk, sosyal olarak yaşadığı kaotik ortam veya ulusal olarak yaşadığı savaş ortamı veya tehdit gibi durumlar kendiliğinden rejim veya sistem değişiminde toplumsal rızayı üretebilecek hazırlamaktadır. Bu noktada –dönemin şartlarıyla birlikte değerlendirilmek şartıyla- devreye Althusser'in 'Devletin İdeolojik Aygıtları' olarak tanımladığı mekanizmalar girmektedir. Althusser'in tanımladığı DİA'lar okul, ibadethane, siyasal partiler ve haberleşme gibi sosyal kurumlardır. Çalışma ekseninde 'Haberleşme DİA'sı olarak değerlendirilen basın ele alınmıştır. Günümüzde 'medya' olarak tanımlansa da çalışmanın örneklem evreni gereği Basın olarak adlandırılan yazılı basın-gazete kavramının sahiplik ilkesi, ekonomik bağlantı ve çıkar denklemi değerlendirildiğinde basının toplumsal yönlendirici veya diğer bir tabirle 'toplumsal rıza' üretim merkezi olarak da konumlandırılabilir. Çalışmamızın temelini Hürriyet gazetesinin sahibi Erol Simavi'nin, 12 Eylül müdahalesinden 8 yıl sonra kendi gazetesinde yaptığı bir röportajda söylediği ifadeler oluşturmaktadır. Simavi röportajında basının beş büyük kuvvetten biri olduğunu ve ihtilalleri ordu yapsa da, ihtilallere orduyu basının hazırlayacak güçte olduğunu söylemiştir. Bu ifade kimi çevrelerce geç gelen itiraf olarak değerlendirilmişse de araştırma ekseninde çeşitli açılardan değerlendirilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hükümete verilmeye çalışılan ihtar mektubunun Hürriyet gazetesinde yayınlandığı 2 Ocak 1980 tarihi esas alınarak, müdahalenin gerçekleştiği yıl sonuna kadar olan süre (01.01.1980-31.12.1980) müdahaleye giden süreç ve sonrası olarak ele alınmış ve bu süre zarfındaki Hürriyet gazeteleri gün be gün incelenerek söylem analizi uygulanmış ve gazetenin müdahaledeki rolü ve tutumu, yayın politikası üzerinden incelenmiştir.

12 Eylül müdahalesiAraştırmacı gazetecilikAskeri müdahale+4
Taylan Maral
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İletişim psikolojisi açısından yeni medyada şiddet

İnsanların aktarımda ve etkileşimde bulundukları, boş zaman etkinliği olarak kullandıkları Twitter, Youtube, TikTok, Facebook ve Instagram gibi yeni medya platformları, bireylerin iç dünyalarını dışa vurdukları birer mecralar haline dönüşmüştür. Basına yansıyan şiddet içerikli paylaşımların yıllara göre oranları doğrultusunda özellikle dünya genelinde yaşanan pandemi sebebiyle uygulanan kısıtlamalarda ve karantina süreçlerinde bireylerin şiddet eğilimlerinin arttığı gözlemlenmiştir. Bu platformlar üzerinden gerçekleştirilen paylaşımlardan basına yansıyan şiddet unsurları her geçen gün artmakta ve paylaşımlarda bir önceki şiddet içeriklerine yönelik referans veren söylemlere rastlanmaktadır. İntihar eylemlerinin sergilendiği bir mecra olarak da kullanılmaya başlanması yeni medyayı dijital şiddet ortamına dönüştürmeye başlamıştır. Yeni medya platformlarında başlayan akımlarda da şiddet unsurları yerini almış, bu akımlar sayesinde şiddete özendirme ve yönlendirme artmıştır. Yapılan araştırmada yeni medya platformlarında yer alan şiddet içerikli paylaşımlar intihar eylemi ve intihar notlarına yönelik paylaşımlar, tehdit içerikli paylaşımlar ve fiziki şiddet içeren veya şiddete yönlendirici-özendirici paylaşımlar olmak üzere üç ana kategoride incelenmiştir. Yeni medya platformlarından yansıyan şiddet eylemlerinde yaş oranlarına göre tercih edilen platformların da değişkenlik gösterdiği yine bu çalışma sonucunda elde edilen bir sonuç olmuştur. İntihar eylemlerinin sergilenmesi için Facebook tercih edilirken fiziki sunumu için ise Instagram platformunun tercih edildiği görülmüştür. Yeni medya platformları üzerinden basına yansıyan şiddet içerikli paylaşımları inceleyen bu tez çalışmasında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma, yeni medya platformu kullanıcıları için hangi mecralarda ne tür şiddet içeriği ile karşılaşma İLETİŞİM PSİKOLOJİSİ AÇISINDAN YENİ MEDYADA ŞİDDET GAMZE GEZGİNCİ ii tehlikesinin bulunduğunu ve paylaşımların şiddete yönlendirici durumunu analiz etmeyi amaçlamaktadır. Kendilerini ifade etme biçimi olarak paylaşımlarında şiddet unsurlarına yer veren kullanıcılar karanlık üçlü kişilik bağlamında ele alınırken, bu tür paylaşımların izleyici konumunda olan diğer kullanıcılarda meydana getirebileceği olası durumlara da aleksitimi kavramı çerçevesinde değinilmiştir.

Karanlık kişilik özellikleriPsikolojik iletişimSiber şiddet+5
Gamze Gezginci
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hakikat ötesi (post-truth) olgusunun haberin gerçeklik algısına etkisi: İstanbul'da bir saha araştırması örneği

Günümüze hâkim olan yeni medya ekolojisi, editoryal süzgeçten geçmeyen iletilerin dolaşımını, niteliğini ve en önemlisi de gerçeklik algısını etkilemiştir. Profesyonel olarak haber kavramının gerçeklik bağlamından koparılarak yozlaşmasında şüphesiz anaakım geleneksel medya ve sosyal/yeni medya profesyonellerinin farklı angajmanlarla haber olgusunun içini boşaltmasının etkisi yadsınamaz bir gerçektir. Post-Truth olgusunun çağımızın bir gerçekliği haline gelmesiyle birlikte, artık hedef kitle için haberin gerçekliğinin bir önemi kalmamıştır. Haberin gerçekliğine inançsızlık sosyokültürel, sosyoekonomik ve eğitim seviyelerine rağmen bilinçli bir tercih haline gelmiştir. Çünkü hedef kitle artık haberi rasyonel olgular üzerinden okumak yerine; siyasal, ekonomik, kültürel, ideolojik olarak, yani algılarıyla okumayı tercih etmektedir. Böylelikle; pek çok araştırmanın da ortaya koyduğu üzere dünyada habere ve habercilere güven oranı düşmektedir. Bu çalışmada Hakikat Ötesi (Post-Truth) kavramının farklı yönleri derinlemesine analiz edilip, kuramsal çerçevesi çizilmiştir. Haber kavramı farklı yönleriyle incelenip, Hakikat Ötesi (Post-Truth) kavramının haber kavramına ve haberin gerçeklik algısına etkileri analiz edilmiştir. Devlet eliyle gerçek dışı haber yayımı Ocak 2020'de İran'da füzeyle vurularak düşürülen Ukrayna yolcu uçağı örneğiyle İran'ın resmî/yarı resmî haber ajanslarının onaylanmış(Verified) sosyal medya hesapları üzerinden incelenmiştir. İstanbul'un 39 ilçesinde farklı demografik özellikler gözetilerek 18-70 yaş arası 200 denekle yüz yüze görüşme yöntemiyle anket çalışması yapılıp kitlenin Post-Truth kavramı çerçevesinde haberin gerçekliği ve hakikati bağlamındaki düşünce ve yanıtları Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) anlamlı veriler haline getirilmiştir.

GerçeklikHaberlerHakikat+2
Savash Porghamrezaeieh
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gündelik hayatın sıradanlığı ve Ozan Sağdıç'ın fotografik vizyonu

Bu çalışma Michael De Certeau'nun Gündelik hayat kuramını temel alarak toplumsal hayattaki iktidar düzenlemeleri ve bireyin bu denetim mekanizmalarına karşı geliştirmiş olduğu eylemleri Ozan Sağdıç fotoğrafları üzerinden analiz ederek ele almıştır. Certeau'nun iktidar kural ve stratejilerine karşı sıradan insanın direnme biçimi olarak yaratıcı taktiklerini teorik bir zeminde tartışmaktadır. Ozan Sağdıç'ın fotoğrafları ise bu eylemlerin gündelik temsilini ortaya koyarken, gündelik hayat içerisindeki sıradan insanın önemsiz olarak görünen faaliyetlerindeki direme biçimlerini saptamaktadır. Ayrıca tezin odak noktası olan Sağdıç'ın kişisel ve mesleki yaşam öyküsü ile beraber fotografik tarzını belirlemek adına Barthes'ın düzanlam – yananlam kavramları aracılığıyla analizler yapılmıştır. Bu analizler sonucunda gündelik hayat içerisindeki güç ilişkileri ve direnme biçimlerinin saptaması yapılmıştır.

Mehmet Alpsoy
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İstanbul gazeteciliğinde mekânsal değişimin gazetecilik pratiklerine etkileri

İstanbul'da Türkçe gazetecilik 1830'lardan 1990'lı yılların başlarına kadar Babıali semti ve çevresinde faaliyet göstermiştir. Şehrin idari, ekonomik, toplumsal ve kültürel anlamda geleneksel merkezi sayılan bölgede gelişen 160 yıllık gazetecilik tarihi aynı zamanda haber kaynağı kurumlar, meslek çevresi ve sosyalleşme mekânları ile iç içe geçmiş bir deneyimin tarihi olarak tanımlanabilir. Ancak Babıali, 1990'lı yıllarda yaşanan mekânsal değişimle gazeteciliğinin merkezi olma özelliğini yitirmiş, İstanbul gazeteciliğinde medya plaza dönemi başlamıştır. "Basının Endüstrileşmesi" ve "Basından Medyaya Dönüşüm" süreçleriyle paralel gelişen medya plaza dönemi İstanbul gazeteciliğinin Babıali çevresindeki mekânsal tarihiyle biçimlenen gazetecilik pratikleri ve meslek kültürü üzerinde önemli etkiler bırakmıştır. Şimdiye kadar yapılan araştırmalarda, 1980-2000 arasında Türk basınında gerçekleşen hızlı dönüşüm, siyasal, ekonomik ve teknolojik boyutlarıyla incelemekle birlikte mekânsal değişim ve habercilik pratiklerine yaptığı etkiler çalışma konusu edilmemiştir. Bu çalışmanın amacı, Babıali gazeteciliğinin mekânsal çevreyle kurduğu ilişkilerin gazetecilik pratiklerine yansımalarını ortaya koyduktan sonra mekânsal değişimle birlikte haber üretim süreçlerinde gerçekleşen değişimleri sorgulamaktır. Bu kapsamda, söz konusu mekânsal değişim sürecini deneyimlemiş gazetecilerle derinlemesine görüşmeler yapılarak veri toplanmıştır. Toplanan verilere dayanarak, çalışmanın araştırma bölümü beş tema üzerinden inşa edilmiştir: "Mekânsal Değişim Sürecini Tetikleyen Dinamikler", "Medya Plaza Sürecinin Haber Üretimine Etkisi", "Medya Plaza Sürecinin Gazetecilerin Birbirleriyle İletişimine Etkisi", "Medya Plaza Sürecinde Teknolojik Gelişmeler ve Gazetecilik" ve "Mekânsal Değişimin İkinci Boyutu: 2000'lerden Sonra Şehir Merkezine Dönüş". Toplanan verilerin analiz edilmesiyle İstanbul gazeteciliğindeki mekânsal değişim sürecinin, şehir merkezinden ve halktan uzaklaşma, haber ajanslarına bağımlılık, farklı gazetelerdeki haberlerde benzeşme, muhabirliğinin öneminin azalması ve Babıali'deki meslek çevresi içinde oluşan ve mesleğe aidiyet bilincine katkı sunan topluluk yapısının dağılması gibi önemli sonuçlar doğurduğu ortaya konulmuştur.

BabıaliGazetecilerGazetecilik+5
Cem Sökmen
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Medya pratiğinde özne: Althusserian felsefe bağlamında bir inceleme

Geleneksel kuram çerçevesince, kitle iletişim araçları dördüncü güç olarak kabul görmektedir. Geniş, kitleler arası iletişimi sağlamakla birlikte medya ve haberler aracılığıyla da topluma bilgi vermekte, yenilikleri ve gündemi aktarmaktadır. Bu faaliyeti gerçekleştirirken, medyanın tarafsız, bağımsız olduğu, doğru haber verdiği ve enformasyon akışını sağladığı, devletin toplum adına denetimini yaptığı söylenmektedir. Fakat eleştirel kuramın ve diyalektik düşüncenin de öne sürdüğü şekilde medya, sahiplik yapısından bağımsız değildir ve ideolojik bir araç olarak kullanılmaktadır. Ana akım medya içerikleri ve ürünleriyle statükonun devamını sağlamakta, hegemonyayı meşrulaştırmakta, egemen ideolojiyi yaymakta ve kapitalizm dolayısıyla oluşmuş eşitsiz ekonomik koşulları ve yaşam koşullarını normalleştirmektedir. Bu içeriklere devamlı olarak maruz bırakılan bireylerde yanlış bilinç oluşturulmakta, bireyler izleyici/okur olarak konumlandırılmakta, dolayısıyla pasifleştirilmektedirler. Bireylere neyin doğru, neyin yanlış olduğu empoze edilirken, toplumun ne hakkında düşünmesi gerektiği de gösterilmektedir. Medya ürünleri bireylere belirli roller atfetmekte ve bu atfedilmiş roller üzerinden de bireyleri ideolojik olarak konumlandırmaktadır. Bu da bireyleri özneler olarak çağırmakla sağlanmaktadır. Louis Althusser'in bahsetmiş olduğu Çağrılma Kuramı için en elverişli kanallardan bir tanesi de haberlerdir. Bu bağlamda BirGün ve Yeni Akit gazetelerinde yer alan İstanbul Sözleşmesi'ne dair haberler söylem analizi yoluyla incelenmiş, haber metinlerindeki ideolojik mesajların bireylerde rıza üretimine sebep olduğu, hegemonya ve karşı hegemonyanın üretilmekte olduğu ve medyanın kapitalist sistem içerisindeki yeri ortaya konmaya çalışılmıştır.

Althusser, LouisMedyaMedya ilişkileri+4
Sibel Damla Turgay
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Afet gazeteciliği bağlamında deprem haberlerinin incelenmesi: ATV ve NOW TV (FOX) ana haber bülteni örneği

Günümüzde toplum, iklim değişikliği nedeniyle daha sık ve yoğun hale gelen afetler ve doğal tehlikeler nedeniyle benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıyadır. Medyanın felaketler esnasında üstlendiği rolün sadece bilgilendirici bir yönü değil, aynı zamanda afet riskinin azaltılmasına da katkıda bulunan bir rolü vardır. Ancak televizyonda afet haberlerinin sunumu çoğu zaman gazeteciliğin ahlaki ve etik yönlerini ihlal etme riski taşımaktadır. Bu tür haber içeriklerin afetler sırasında medyada sunulma biçimi, kamuoyunun oluşumuna katkıda bulunarak izleyicilerin algısını etkilemektedir. Türkiye'yi 1999 yılında büyük ölçüde sarsan depremden sonra, 6 Şubat 2023 tarihinde Türkiye'nin Kahramanmaraş ilinde meydana gelen deprem, büyük ölçekli afet riski açısından gündeme gelmiştir. Bu kapsamda "Afet Gazeteciliği Bağlamında Deprem Haberlerinin İncelenmesi: ATV ve NOW TV (FOX) Ana Haber Bülteni Örneği" başlıklı tez çalışması, gündem belirlemenin ana yönlerini, afet gazeteciliğinin temel ve ayırt edici özelliklerini incelemiştir. Çalışma kapsamında 6 Şubat-25 Şubat 2023 tarihleri arasındaki deprem haberlerini ele alan ATV ve NOW TV (FOX) televizyon kanallarının hafta içi ve hafta sonu bazında akşam ana haber bültenleri değerlendirilmiştir. Araştırmada, ana haber bültenlerinde yer alan deprem haberlerinin niceliksel ve niteliksel içerik analiziyle elde edilen verileri afet gazeteciliği, etik kriterleri ve psikolojik etki bağlamında incelenilmiştir.

Zhanaıym Kuandyk
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır basınında Türkiye'nin temsili: 2024 yılı örneği

Mısır-Türkiye ilişkileri, 2013 yılında yaşanan siyasi kırılmanın ardından yaklaşık on yıl boyunca diplomatik kopukluk ve karşılıklı gerilimle şekillenmiştir. Ancak son yıllarda, özellikle 2020 ABD başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti adayı Joe Biden'ın zaferiyle birlikte Orta Doğu politikasında yaşanan yön değişimi, Mısır ve Türkiye arasında yeniden yakınlaşma sürecini beraberinde getirmiştir. Bölgesel siyasi dengelerdeki değişim, iki ülkenin ikili ilişkilerini yeniden tesis etme çabalarını hızlandırmıştır. Bu bağlamda, bu çalışma Aralık 2023 ile Nisan 2024 tarihleri arasında yayımlanan haberler ve köşe yazılarını inceleyerek, söz konusu dönemde Türkiye'nin Mısır basınındaki temsiline dair tematik dağılımı analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, El-Ahram, El-Youm El-Sabea ve Al-Masry Al-Youm gazetelerinde yer alan Türkiye konulu haberler ve köşe yazıları, betimsel içerik analizi yöntemiyle sistematik biçimde değerlendirilmiştir. Çalışmada, gazetelerin yayın çizgileri ve hedef kitleleri dikkate alınarak, Türkiye'ye ilişkin haber ve yazıların temaları ve dağılımları karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Araştırma bulguları, Mısır basınında Türkiye'ye yönelik genel yaklaşımın büyük oranda olumlu olduğunu; hem haberlerde hem de köşe yazılarında diplomatik temaslar, ekonomik iş birliği ve bölgesel koordinasyon gibi temaların öne çıktığını ortaya koymuştur. Türkiye'nin, analiz edilen içeriklerde çoğunlukla stratejik ve etkin bir aktör olarak temsil edildiği; ilişkilerin dostane biçimde yansıtıldığı bir basın söyleminin öne çıktığı gözlemlenmiştir.

Karam Magdy Elsayed Hussıen Hammad
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yerel gazeteciliğin alternatif formu: Hiperyerel gazetecilik

İletişim teknolojileri, doğası gereği sürekli bir dönüşüm halindedir. Özellikle internet kullanımının dünya çapında artması ve çevrimiçi habercilik modellerinin üretim ve dağıtım açısından daha esnek ve düşük maliyetli olması, yerel habercilik odaklı girişimlerin önündeki engelleri azaltmıştır. Bu gelişmeler çeşitli çevrimiçi platformlar ve sosyal medya ağları aracılığıyla hem profesyonel hem de amatör birçok yerel medya girişimlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu girişimlerden biri de hiperyerel medyadır. Hiperyerel medya; web siteleri, bloglar ve sosyal medya platformları üzerinden belirli bir coğrafi bölgedeki yerel halk ve yerel yönetimler için haber erişimini kolaylaştırmakta, aynı zamanda geleneksel yerel medya için alternatif bir yapı sunmaktadır. Küçük ve coğrafi olarak tanımlı alanlara odaklanan bu medya türü genellikle geleneksel medyada yer bulamayan haber boşluklarını doldurmaktadır. Bu çalışma, hiperyerel medya kuruluşlarının aşırı yerel bölgelerde üstlendikleri rolleri, haber üretim süreçlerini, benimsedikleri ekonomik modelleri ve yerel topluluklarla kurdukları bağı incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla nitel araştırma yöntemi kapsamında, ucu açık yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nitel araştırmalarda yaygın olarak kullanılan amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tercih edilmiştir. Ölçüt örnekleme yöntemi, araştırmada belirlenen problemle doğrudan ilişkili belirli özelliklere sahip kişilerin seçilmesini esas almaktadır. Bu doğrultuda Antalya ilinde 150 binin altında olan ilçelerde faaliyet gösteren beş hiperyerel medya kuruluşu ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları hiperyerel medya kuruluşlarının yerel halkın yaşadığı sorunları daha görünür kıldığını ve yerel yönetimlerin bu sorunlara yönelik aksiyon almasına katkı sağladığını göstermektedir. Bu yönüyle hiperyerel medya, katılımcı demokrasiye önemli bir katkı sunmaktadır. Öte yandan, kuruluşların birbirinden bağımsız farklı yapıda ve motivasyonlara sahip olması, bu alanda profesyonelleşmenin önünde bir engel olarak öne çıkmaktadır.

Ayşe Şallı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kazakistan medyasının ekonomi politiği

Bu tez çalışması, Kazakistan medyasının mülkiyet yapısı, devletle olan ilişkisi, ekonomik kaynakları incelemektedir. Çalışmanın önemi, Kazakistan'da medya sektörünün ekonomik ve politik dinamiklerini anlamak ve bu dinamiklerin medya içerikleri üzerindeki etkilerini ortaya koymasıdır. Üç ana bölümden oluşan tez, medyanın ekonomi politiği kavramının kapsamlı bir literatür taramasını ve Kazakistan'ın medya endüstrisinin ekonomik dinamikleri analizini içermektedir. Birinci bölümde, ekonomi politik yaklaşımın temel kavramları tanımlanmakta ve bu yaklaşımın medya çalışmalarına nasıl uygulandığı açıklanmaktadır. Medya ekonomisinin politik bağlamda nasıl işlediği ele alınarak, medya sahipliği ve bu sahipliğin yoğunlaşma eğilimleri irdelenmektedir. Kapitalist sistemin medya üzerindeki etkisiyle birlikte, sermaye birikimi sürecinde medya organlarının nasıl belli grupların elinde toplandığı tartışılmaktadır. Tekelci yapıların oluşumu ve medya endüstrisinin kâr odaklı doğası incelenerek, içerik üretimi üzerindeki etkileri değerlendirilmektedir. İkinci bölümde, Kazakistan'daki medya sisteminin tarihsel gelişimi incelenmekte, Sovyetler Birliği döneminden itibaren yaşanan yapısal değişimler ve bağımsızlık sonrası uygulanan medya politikaları ele alınmaktadır. Medya sahiplik yapısı detaylı şekilde analiz edilerek, medya kuruluşlarının kimler tarafından kontrol edildiği ve bu durumun sektöre etkileri açıklanmaktadır. Medya çeşitliliği konusu üzerinden, sahiplik yapısının içerik üretimine ve ifade özgürlüğüne olan etkileri değerlendirilmektedir. Özel sektörün medya alanındaki rolü tartışılarak, ekonomik aktörlerin medya üzerindeki etkisi vurgulanmaktadır. Üçüncü bölüm, Kazakistan'daki devlet medyasının yapısı, çalışma koşulları ve devletin medya üzerindeki kontrol mekanizmaları ele almakta, bu kontrolün ekonomik sonuçlarını değerlendirmektedir. Ayrıca, ülkedeki medya sahiplerinin kimler olduğu, sahiplik yapılarına bağlı ekonomik çıkarları ve iş insanlarının medya üzerindeki etkileri incelenmektedir. Dördüncü bölümde, Kazakistan'daki medya endüstrisinin ekonomik yapısı, özellikle reklam gelirleri üzerinden veri analizine dayanarak incelenmekte, medya finansmanı, sahiplik yapısı ve farklı medya türlerinin gelir kaynakları detaylandırılmaktadır. Elde edilen bulgular üzerinden medyanın ekonomik sürdürülebilirliği ile siyasi etkileri arasındaki ilişki değerlendirilmektedir. Anahtar kelimeler: Kazakistan, medya, ekonomi, medya sahipleri, tekelleşme.

Ekonomi politikalarıUluslararası medya
Yerkenaz Seıtkalıyeva
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye Futbol Süper Ligi'nde yer alan üç büyük kulübün sosyal medya aracılığıyla biçimsel ve içeriksel dönüşümü

Bu çalışmanın amacı, sosyal medyanın spor sektörünü özellikle kulüpleri ne yönde etkilediğini, sektörün önde gelen isimlerinin görüşleri ile incelemektir. Günümüz dünyasında hızlı yaşam ve tüketim kültürü gündelik ihtiyaçları da değiştirmektedir. Teknolojinin hızlı gelişimi ile internetin hem hızı hem de kullanım alanı oldukça genişlemiştir. Sosyal alanlardan, iş hayatına kadar alışkanlıklar ve iş yapma biçimlerinin çoğu değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklikler hayatımıza sosyal medya gibi birçok yeni kavramın girmesini de sağlamıştır. Sosyal medya, sürekli güncellenebilmesi, çoklu kullanıma açık olması, sanal paylaşıma olanak tanıması vb. açılardan en ideal mecralardan biri olarak kendini göstermektedir. Günümüzün en popüler marka ve yıldızlarını içinde barındıran spor sektörü de bu değişime uzak kalmamış, sosyal medyanın gücünü fark edip, kişisel sayfalarını birer kişisel markalama aracı olarak kullanmaya başlamışlardır. Araştırma saha çalışması ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe kulüpleri dâhil edilmiştir. Çalışmada araştırmacı tarafından oluşturulan soru formu kullanılmıştır. Bu amaçla çalışma nitel araştırma yaklaşımlarından olgu bilim deseniyle tasarlanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilmiş yarı yapılandırılmış 11 sorudan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örneklem yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme tercih edilmiştir. Örneklem grubu, spor sektöründe çalışmakta olan, kariyer sahibi ve gönüllü bireylerle sınırlandırılmıştır. Elde edilen veriler MAXQDO 2022 programı kullanılarak içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Sonuç olarak sosyal medyanın kulüplere etkileşim, hız, maddi gelir, geniş kitlelere ulaşma, kulübe yönelik algıları yönlendirmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak uzman kişilerin elinde olmayan sosyal medya hesaplarının sıkıntılara neden olabileceği, asılsız ve objektif olmayan haberlerin sunulduğu, yorumlarda sınır olmaması sebebiyle ciddi sorunlar ve taraftar baskısı altında kalma gibi dezavantajlara neden olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Futbol, Sosyal Medya, Etkileşim, Taraftar, Gazeteci

Beşiktaş J.K.Biçimsel iletişimEtkileşimli medya+6
Sinan Avcı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Uganda genel seçimleri sürecinde yazılı basının rolü: Daily Monitor ve New Vision gazeteleri örneği

Mass media can contribute to the democratic process by cultivating social spaces for public dialogue. The purpose of this research was to determine the role of the print media in the Uganda 2021 general election process. The qualitative and quantitative mechanisms were used by the researcher. As data collection tools, content analysis of selected stories from the daily monitor and new vision newspapers, as well as interviews, were used. Thirteen interviews were conducted with editors and journalists from the selected newspapers for the qualitative study. A total of N = 1,704 newspaper articles were quantitatively retrieved and examined, with 883 (51.8%) coming from the new vision and 821 (48.2) items coming from the daily monitor. Findings of the study indicated that 98.6% of news items analyzed, mentioned at least one candidate, and only 1.4% of news items didn't mention a candidate among analyzed news. The study results indicate that 63% of the candidates covered in the analyzed articles were male and only 37% of the candidates were female, 75% of the candidates appeared in the newspaper as subjects of the story, and only 25% appeared as newsmakers. Whereas the dominant political party in the newspaper was the National Resistance Movement (NRM) led by President Yoweri Museveni with 46.8% of the analyzed news. Whereas the National Unity Platform (NUP) came in the second position with a total representation of 33.1% of the total coverage. Other political parties had minimal scores. The study confirmed that print media contributed greatly to electing some political candidates during the 2021 Uganda general election.

PressNewspapersAgenda-setting+5
Abudu Rahaman Balaba
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültürel karşılaşmada tekinsizlerin temsili ve medya ilişkisi: Zirve yayınevi katliamı bağlamında Türk-İslam toplumunda protestan azınlığın medya temsili

Tarih, kültürel karşılaşmaların toplamıdır. Tüm tarihsel ve toplumsal olguların ortaya çıkışı, her defasında toplumların tarihsel deneyimleri sonucunda oluşan farklı değer, anlayış ve kabulleri diyalektik ilişkiye sokan kültürel karşılaşmalara dayanmaktadır. Farklı kültürel değerleri bir araya getiren azınlık-çoğunluk ilişkisi de toplumsal olguları ortaya çıkaran kültürel karşılaşmanın önemli bir görünümüdür. Bu bağlamda çalışmada, Türk-Protestan azınlığın Türk-İslam toplumunda yerleştirildiği tekinsiz konumun tarihsel ve kültürel nedenleri ile tekinsizliğe ilişkin kültürel kabullerin medya temsillerine etkisi ele alınmıştır. Tekinsizlik gibi bir psikanaliz kavramının kültürel çözümlemeye tutarlı biçimde katkı sunmasını sağlamak üzere çalışmada, psikanalizin kavram setinin tüm öğeleri bilincin diyalektik gelişimindeki rolleri gözetilerek insan içeriğinden soyutlanmıştır. Böylelikle biçimsel örüntüler haline gelen kavramların analitik konumlanışlarının, psikanalizin anlam örüntüsündeki diferansiyel karşılıklarını bozmadan kolektif bilinç yapılarını çözümlemeye uygun hale getirildiği Psikodiyalektik Kültürel Akıl Teorisinin temelleri ortaya konulmuştur. Psikanalizi sosyal süreçlerle ilişkilendirmek üzere sistematik bir çaba olan Psikodiyalektik Kültürel Akıl Teorisi, aslında Freud'un özellikle son dönem çalışmalarında önerdiği, psikanaliz tarafından tanımlanan kavram ve süreçlerin kültürel çözümlemede kullanılması projesinin gerçekleştirilmesidir. Psikanalizi diğer disiplinlerle ilişki içerisinde konumlandıran Freud'dan sonra, ilgili dönemde hakim paradigma olan pozitivizm etkisi altındaki tıp kökenli psikanalistler tarafından disiplin sosyal bilimler yerine doğa bilimlerinde konumlandırılmış ve kliniğe hapsedilerek sosyal bilimler için bir paradigma haline gelme süreci engellenmiştir. Çalışmamızda ise başta bilinçdışı olmak üzere psikanaliz kavram ve süreçlerini insan içeriğinden soyutlayarak kolektif öznelikler olarak ele alınan kültürlerin ve sosyal semptomlar olarak kavranacak toplumsal sorunların kolektif bilinçdışı dinamiklerinin çözümlenmesinde kullanılabilecek bir yaklaşım ortaya konulmuştur. Böylece psikanaliz yeniden bir sosyal teori olarak yapılandırılmaktadır. Bu teorinin kavramsal araçlarıyla da Türk-Protestan azınlığın tekinsizlik olgusu, kültürel kendilik algısının tarihsel yapılanışı dikkate alınarak çözümlenmiş ve kolektif dışsallaşma araçlarından biri olan haber söyleminde tekinsizliğin ortaya çıkış pratiği araştırılarak psikodiyalektik çözümlemenin verileri doğrulanmıştır. Bu yolla kültüre içkin kolektif bilinçdışı dinamiklerin, haber söylemini ve temsil pratiklerini etkileme biçimi üzerine bir çözümleme gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen teorinin bilinçdışı kavramını sosyal bilimlere sistematik biçimde kazandırması nedeniyle başta kültürlerarası iletişim ve toplumsal değişme çalışmaları olmak üzere çeşitli disiplinlere katkı sunması beklenmektedir.

AzınlıklarKarşılaşmaKolektif bilinç+7
Remzi Bilge
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital çağda kamu hizmeti yayıncılığı: BBC, TRT ve MNB örnekleri üzerinden

Kitleyi aydınlatmayı ve eğitim, sanat, eğlence ve reklam ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan kamu hizmeti yayıncılığı genel anlamda, sadece toplumun çıkarlarını değil, devletin ulusal çıkarlarını da koruyan bir kurumdur. Toplumsal açıdan, kitlelerin sesini duyurmaktan ve karşı karşıya oldukları sorunları gündeme getirmekten, diğer yandan ulusal bütünlük, güvenlik ve geleneksel reformlar bileşimini sürdürmekten sorumludur. 1980'lere kadar gazetecilik alanında tekel konumunda olan kamu hizmeti yayıncılığı serbest piyasa, küreselleşme ve yeni teknolojilerin zorla devreye girmesiyle birçok zorlukla karşı karşıya kalmışlardır. Teknolojik gelişmeye dayalı dijital çağda, kamu yayıncılarının güncel stratejiler, çeşitli kitlelere yönelik içerikler ve çoklu ortamdaki dijital platformlara ayak uydurmaları gerekmektedir. Bu nedenle sayısal çağda güncellenen kamu hizmeti yayıncılığı stratejilerini incelenmesi adına "Dijital Çağda Kamu Yayıncılığı, BBC, TRT ve MNB Örnekleri" konusu seçilmiştir. Çalışmanın birinci bölümde kamu hizmeti yayıncılığı kavramları, uluslararası yaklaşımları, temel ilkeleri, tarihsel gelişimi, neoliberal dönemin değişimleri, dijital çağda karşılayan zorlukları ve sorunları tartışılırken, ikinci bölümde kamu yayıncılığının gelişimi ise farklı düzeylerde olan BBC TRT ve MNB gibi üç kuruluş öne çıkarılmış ve faaliyetlerinin özelliklerine uygun olarak yeni medya ortamında uygulanan bazı hizmetler incelenmiştir. Üçüncü bölümde, yeni medya ve dijital ortamın medya pazarında televizyon yayıncılığı, birleşik televizyon-internet hizmetleri de dahil olmak üzere gazeteciliğe getirdiği değişiklikler, avantajlar ve fırsatlar incelenmiştir. Sonunda, dijital ortamda uygulanan stratejiler ile 3 farklı kamu yayın kuruluşunun sunduğu yeni hizmetler karşılaştırılmakta, ortak sorunlar tespit edilmekte ve gelecekte ayakta kalabilmek için gerekli önlemler tartışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kamu hizmeti yayıncılığı, dijital çağ, yeni medya, BBC, TRT, MNB

BBCKamu hizmetleriKamu yayıncılığı+5
Nomin-erdene Munkhbat
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kitle kontrolü ve denetiminde algı yönetimi stratejilerinin analizi(Pandemi sürecinde Türkiye örneği)

Siyasal otoritenin kitle üzerinde oluşturduğu algı politikasının ne türden unsurlar içerdiğini ortaya koymayı amaçladığımız bu çalışmada; nesnelerin birey deneyimleriyle nasıl algılandığı ve anlamlandırıldığı, algıların tutum ve davranışlara nasıl yansıdığı, görünen gerçeklikle algılanan gerçeklik arasındaki ilişkinin boyutları, algıların nasıl yönetildiği, retorik unsurlar ve ikna yöntemleri, kitle özellikleri ve yönetimi, iktidar, söylem, ideoloji ve hegemonya bağlamında aydınlatıcı bir literatür ortaya konmuştur. Tüm bunlardan hareketle, kritik durum örnekleminde belirlenen Covid-19 virüsünün ilk döneminde, kitle üzerinde algı politikasının hangi unsurlarla yapıldığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ulusa sesleniş ve kabine toplantısı sonrası konuşmalarından oluşan 14 konuşma metni üzerinden analiz edilmiştir. Pandemi sürecinde Türkiye'de siyasal iktidarın ne türden algı yöntemi stratejileri kullandığı ise söylem unsurları üzerinden MAXQDA Analitic programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular Norman Fairclough'un "Eleştirel Söylem Analizi" yöntemine uygun olarak yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar ışığında, pandemi sürecinde Türkiye'de siyasal iktidarın hedef kitleyi ikna etmesi noktasında algı yönetimi stratejilerinden faydalandığı görülmüştür. Yapılan analizler pandemi sürecinin en yoğun geçtiği dönemde söylemin gündeme ilişkin olarak sağlık ve ekonomi bağlamında yoğunlaştığı, bu bağlamlar içerisinde ise en yoğun kullanılan algı yönetimi stratejileri olarak; "ölçümlemek, sonuca odaklanmak, kanıt göstermek, karşılaştırmak, uzman kişiye dayandırmak, koşul ve şart sunma, umut vermek, birlik vurgusu, gerekçelendirme, istikrar vurgusu, değerlere uyum, beklenti üstü yaklaşım, duygulara hitap, geçmişe dayandırma" unsurları tespit edilmiştir. Nihayetinde, kriz dönemlerinde siyasal iktidarın hedef kitleyi kontrol etme ve denetleme noktasında, nasıl bir dil kullandığı ve kullanılan söylemde hedef kitleye yönelik ne türden algı yönetimi stratejilerinin tercih edildiği ortaya konulmuştur.

Erkan Solmaz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yahudi milli kimliğinin medya yoluyla inşası: Israel Hayom Haber Sitesi örneği

Günümüzde kolektif kimliğin en önemli türlerinden biri olarak "milli kimlik" fenomeni hala etkisini sürdürmektedir. Ortak bir kader anlayışı, aynı ülküye doğru beraber ilerleme, parçası olunan topluluğun karşılaştığı tehditler karşısında fedakarlık yapabilme arzusu, kahramanlıklar, dinsel ve geleneksel ritüeller bugün bir milletin var olmasında ve kendi kimliğini korumasında önemli unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte medya aracılığıyla bu unsurların tekrar tekrar topluma sunulması daha kolay bir hal almıştır. Medya, bu içerikleri yeniden inşa ederek kimi zaman da farklı programlara eklemleyerek okuyucuların ve dinleyicilerin özümsemesi bağlamında etkili bir ortam oluşturmaktadır. İdeolojilerle işlenen temsiller, kim olduğumuzu, hangi grubun bir parçası olduğumuzu bizlere sürekli hatırlatmaktadır. Bunun yanı sıra "bizin" karşısına konulan "ötekilerle" de kimliğimizin daha sağlam olmasına yönelik içerikler üretmektedir. Bu noktada medya sahiplerinin rolü de oldukça büyüktür. Ekonomiyi yönlendirenin düşünceyi de yönlendirme gücüne eriştiği dünyamızda sermaye sahipleri medyalar aracılığıyla kendi görüşlerini de medya içeriklerine işlemektedirler. Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan dramlar sadece toplumsal ilişkileri değil aynı zamanda medyayı da etkilemiştir. Bu noktada Yahudi Soykırımı olarak da bilinen İkinci Dünya Savaşı'nın en trajik sonuçlarından biri olan Holokost, yok olma aşamasındaki bir halkın kendisini yeniden var etmesi anlamında önemli bir olay olarak karşımıza çıkmaktadır. Holokost ile birlikte dünyanın farklı noktalarında yaşayan Yahudiler, kötü bir tecrübeyle kim olduklarını hatırlayarak bir ulus olarak var olma yolunda çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır. Bunun bir ayağını da medya oluşturmuştur. Gelecek nesillere bu trajedinin anlatılması ve kimliğini hayatının merkezine koymayanlara tekrardan kim oldukları gerçeği, medyayla anlatılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada da Yahudi milli kimliğinin Holokost etkisinde medyada nasıl inşa edildiği incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi olarak Israel Hayom Haber Sitesi ele alınmıştır. Çalışmanın yöntemini ise dekonstrüksiyon oluşturmaktadır. Anahtar sözcükler: Yahudi, Milli Kimlik, Holokost, Medya, Dekonstrüksiyon

DekonstrüksiyonHaber kanallarıKimlik inşası+6
Rüya Davutoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel basında emek sorunu: Antalya'daki fikir işçilerinin özlük hakları ve çalışma koşulları üzerine nitel bir inceleme

Yerel basın, özü gereği belirli bir bölgenin insanlarının ihtiyaç ve sorunlarına odaklanan bir yapıya sahip olduğundan, söz konusu bölgedeki problemlerin çözümünde de kayda değer bir etki gücü barındırmaktadır. Bu tezde, demokrasinin temel unsurlarından biri olarak kamucu yaklaşımıyla öne çıkan yerel basında görev yapan fikir işçilerinin; özlük haklarındaki yetersizlikler, ekonomik sıkıntılar, çalışma koşulları ve iş tatminleri incelenmiştir. Tez kapsamında Antalya merkezde buluna ve görüşmeyi kabul eden aynı zamanda medya sahibi ile herhangi bir bağı bulunmayan 11 yerel gazetenin personelleriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. 11 gazetenin beş tanesinin personeli ile yapılan görüşmeler ilgili gazetelerin kapanma kararı alınmadan önce gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın analizi, çalışmaya katılan 32 fikir işçisinin iş tatmini, çalışma şartlarının zorluğu, düşük ücret, iş stresi, sendikalara yaklaşım gibi başlıklardaki sorunlara odaklanılmıştır. Sorulan sorularla yerel basında çalışan fikir işçilerinin gasp edilen hakları ve yaşadıkları sorunlar ortaya çıkarılmak istenmektedir. Bu kapsamda, Basın İş Kanunu'nun veya yapılan sözleşmelerin tam anlamıyla uygulanmadığı tezde belgelenmiştir. Fikir işçilerinin yaşadığı sorunların, yerel basında oluşan sorunlarla bağlantısı olduğu görülmekle birlikte, yerel basının sorunlarını çözmek için ilk olarak fikir işçilerinin sorunlarının çözülmesi; fikir işçilerinin sorunlarının çözülmesi içinde ilk olarak fikir işçilerinin sorunlarının saptanması gerekmektedir.

Anadolu basınıAntalyaMental iş yükü+2
Arda Kır
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de anaakım medya örneği olarak Hürriyet Gazetesi bağlamında basın özgürlüğü kavramı

Bir ülkede iletişim özgürlüğünden söz edebilmek için ilk koşul, o ülkede her türlü haber, düşünce ve kanılara serbestçe ulaşabilme ve ifade edebilme imkanıdır. Bilgiye ulaşma, ulaşılan bilgiyi toplama ve açıklama imkanı ise basın özgürlüğünün varlığıyla mümkündür. Basın özgürlüğü, düşüncelerin basın yoluyla serbestçe, her türlü güç odağının müdahalelerinden bağımsız olarak açıklanabilmesi özgürlüğüdür. Matbaanın ülkemize gelişi yaklaşık iki yüz elli yıl gecikse de; basın faaliyetleri, dünyada ilk gazetenin ortaya çıkışına yakın bir tarih diliminde başlamıştır. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde devam eden basın faaliyeti, siyasi-askeri darbe ve müdahalelerle sık sık kesintiye uğramış, bu durum Türk basınının gelişimini olumsuz yönde etkilemiştir. Gazeteciliğin Türkiye'de Cumhuriyet sonrası gelişme ve bağımsızlaşma seyrinin incelenip analiz edilmesi; Türk basınının evrensel gazeteciliğe katkılarını ve dünya basınındaki yerini göstermesi yönünden önem arz etmektedir. Çalışmada, basın özgürlüğü bağlamında Türk basınının gelişimi, anaakım medyanın ortaya çıkışı, medyanın sahiplik yapısındaki değişim/dönüşüm ve medya patronajının iktidarlarla ilişkisinin basın özgürlüğüne yansımaları incelenecektir. Demokrasiye geçişle birlikte yayımına başlanan Hürriyet gazetesinin tarihsel gelişim seyri, Türkiye'de basın özgürlüğünün de tarihidir. Çalışma için veri toplamada, literatür taraması yöntemi kullanılacaktır. Hürriyet arşivinden elde edilen veriler incelenip yorumlanacaktır. Anahtar Kelimeler: Anaakım Medya, Basın Özgürlüğü, Hürriyet Gazetesi, Basın Dışı Sermaye, TC Anayasaları

Ali Dağlar
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Politik mesenlik ve hicvin kullanımı üzerine analiz: Nef'î ve Engin Ardıç örnekleri üzerinden iktidarla iletişim

Bu çalışmada, Osmanlı İmparatorluğu geç klasik dönemi şairi Nef'î ile vârisi modern Türkiye Cumhuriyeti (köşe)yazarı Engin Ardıç modellerinin kıyasıyla iktidar ve kültür kavramlarının stratejik devamlılığı incelenmektedir. İki sanatçı da, kültüre ait sembolik gücün başarılı taşıyıcıları olmalarının yanında, kurumsal kültür yapısının etkileyici hizmetkârları ve temsil memurları olarak, hiciv kapsamı altında benzer politik iletişim yeteneklerine sahiptirler. Nef'î'nin, "Sihâm-ı Kazā" (Kazā Okları) isimli mecmuadaki, Türk siyaset oyununun başat iktidar merkezlerine taarruzu ve hatta şahsî varlığı dahi, söz konusu iktidar oyuncuları arasına denge getirmek maksatlı bir başka kuvvetin oyuna eklenmesidir. İfade gücü ve müessir sosyal analiz kabiliyeti, Nef'î'yi besleyen köklerin Engin Ardıç'ın beslendikleri ile aynı olduğunu göstermektedir; velakin, bu kökler, modernitenin farklı grupları, cemiyetleri veya kitlelerin mutualistik unsurları ve kamusal ya da Pierre Bourdieu tasvirlerinde sınırları belirlenen sosyolojik alanlar tarafından yok edilmektedir. Muadil otoritelerin tekelindeki benzer kültür pratikleri ve karmaşık oyun ağlarının ortasındaki entellijansiyanın şekillendirilmesi asırlarca sürmüştür; insan sermayesinin kötüye kullanılması yahut harcanması anlamına gelen bu durum, farklı dönemlerde yetişen dâhileri, kültür kapitallerini yanlış kullanmaya sevketmiştir. "Medya sahipliği" teması altında, farklı meselelerin analizi için, iki sanatçının birlikte resmedilmesi fikri istikametinde gidilmiştir. Arketip medium parçaları olarak kabul edilen artifektler, muktedir isimleri üzerine kurulu yapıdan mürekkep sosyokültürel dokunun dominant unsurları hükmündedir: böylelikle, hiciv şiirleri ile taarruz amaçlı -argo ve küfür içerikli- beyanat dahi, metinlerarası bağ, ilişki ve mana bütünlüğü dahilinde, haberin konusu ve aktörü olarak veri sağlamaktadır. Metodik olarak, Teun van Dijk tarafından geliştirilen Eleştirel Söylem Analizi esas alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Mesenlik, Sahiplik, İktidar, Hiciv, Humedium

Ardıç, EnginHicivMesenlik+3
Ömer Faruk Yazıcıoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Post-Sovyet Rusya'nın hegemonya aracı olarak sputnik

Sovyetler Birliği denildiğinde doksanlı yıllara kadar dünyanın kapitalizm dışı en büyük alternatifi olan ülkeler bütünü akıllara gelmektedir. Faal olduğu dönemde Sovyetler Birliği, kapitalizmin en büyük korkusu olmanın yanı sıra kapitalist dünya düzenince komünizm en büyük tehdit olarak topluma lanse edilmiştir. Dünya çapında Sovyetler denildiğinde sosyalist yönetimin dışında birçok ülkenin bir arada olmasının yanı sıra diğer ülkeler ile iyi ilişkiler geliştiren, barış içinde yaşamanın yolunu arayan fakat kapitalizmin hegemonyasına karşın tedbiri elde bırakmayan bir yapı akla gelmektedir. Sovyetler Birliği dile getirilirken birliği oluşturan Sovyet kelimesinin anlamı göz ardı edilmektedir. Sovyet kelimesi, "Sosyalist düzendeki danışma kurulu" anlamına gelmektedir. Rusya Federasyonu, Sovyetler Birliği'nin çözülüşü sonrasında kapitalizmi tesis etmek amacıyla çabalara girişirken kendisini rekabet ortamında bulmuştur. Kapitalizmin daimi rekabet ortamında Rusya Federasyonu, Sovyetler Birliği'nin sosyalist ilkelerinden kendisini soyutlamaya çalışırken Sovyetler Birliği'nin yarattığı etki ve ilişkileri devam ettirme gayesinde olmuştur. Bu durum, kapitalizme entegre olma çabasındaki Rusya'nın pragmatist hareket etmesine sebebiyet vermiştir. Sovyetler Birliği'nin içerisindeki en büyük ve kurucu ülke olan Rusya, çözülüşün ardından birliğin hamisi konumunda sosyalist ilkelerden yoksun bir şekilde kendisini var etmeye çalışmıştır. Rusya'nın yeni düzene ayak uydururken Sovyetler Birliği'nin ilkelerinden yoksun şekilde birliğin devamını sürdürücü role bürünmesi Post-Sovyet süreç olarak adlandırılmaktadır. Uluslararası iletişim, ajansların ortaya çıkışından günümüze kadar devam etmekle birlikte uluslarin ileti alışverişinde bulunduğu ekonomik, politik ilişkileri içermektedir. Kitle iletişim araçları (medya) sayesinde bir yandan hizmet vermek mümkün olurken, bir yandan da bu araçlara sahip olanlar istediklerini elde etmek için medyayı kullanmaktan imtina etmemektedirler. Kapitalizmde özel mülkiyetin olması nedeniyle medya sahipliği büyük oranda özel sektörün elinde bulunmaktadır. Devletler medyayı hem hegemonyayı tesis edecek, hem de ideolojik aygıt görevi görecek araçlar bütünü olarak görmektedirler. Sovyetler Birliği, kuruluşundan itibaren kitle iletişim araçlarını hem birlik içerisinde, hem de dışarısında aktif olarak kullanarak değerlerini yayma ve pekiştirme çabasında olmuştur. Rusya Federasyonu, Sovyetler Birliği'nin medyayı kullanış geleneğini benimseyerek kapitalist dünyadaki hegemonyasını sağlamlaştırmak çabasında olmaktadır. Günümüzde Rusya Federasyonu'nun hegemonyasını pekiştirmek amaçlı kullandığı araçlardan birisi olarak Sputnik karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada Sputnik'in Rusya Federasyonu'nun hegemonya aracı olduğu üzerinden hareket edilerek konu irdelenmiştir

Ekonomi politikalarıHegemonyaRusya+3
Aykut Kartal
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında yeni medyada ifade özgürlüğü

İletişim bir insanın duygu ve düşüncelerini belirli bir kanal aracılığıyla diğer insanlara aktarma süreci olarak tanımlanır. Toplumsal bir varlık olan insan, hayatı boyunca diğer insanlarla iletişim içinde olmak zorundadır. Etkileşimli bir süreç olan iletişim ile insanlar birbirleri ve çevreleri hakkında bilgi edinerek yaşamlarını sürdürürler. İnsanların düşünebilmeleri, çevreleriyle haber alışverişi yapabilmeleri yüzyıllardır süregelen eylemler olsa da bunların temel insan hakkı olarak tanımlanması ancak 20. yüzyılın ortalarında mümkün olmuştur. 19. yüzyılın ortalarında Avrupa'da başlayan silahlanma yarışının neden olduğu Birinci Dünya Savaşı sırasında devletler, yurttaşlarını savaşmaya ikna etmek zorunda oldukları için gazete ve radyo gibi kitle iletişim araçlarıyla propaganda yapmaya başlamışlardır. O dönem için başarılı sayılabilecek bu girişimin ardından devletler, ülke içinde ve ülke dışında propagandalarını sürdürmüşlerdir. İkinci Dünya Savaşı ise sadece silahlanma ve teknoloji değil, devletlerin propaganda savaşlarına da sahne olmuştur. Kitleleri tek bir hedef uğrunda birleştirebilmek için aralarına televizyonun da katıldığı kitle iletişim araçlarını kullanan devletler, insanlar üzerindeki etkilerini arttırmak için etkili iletişimin yollarını araştırmaya başlamışlardır. Bugün iletişim bilimi olarak adlandırılan bilim alanının doğuşunu hazırlayan bu araştırmalar, kitle iletişim araçlarıyla ya da kanaat önderi denen kişilerce aktarılan iletilerin genel olarak toplumlarda nasıl izlenimler bıraktığı ve ne gibi değişimler yaşattığı sorusuna yanıt aramışlardır. İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde insanların elinde hem etkin kitle iletişimini yollarını araştıran çalışmalar, hem de bu çalışmaların etkisiyle geliştirilmeye başlanan kitle iletişim araçları kalmıştır. Diğer taraftan savaştan sonra farklı ülkelerin ekonomik politik ve sosyal alanlarda iş birliği yaptıkları kıtasal ve evrensel ölçekte örgütler kurulmuştur. Bu örgütler, savaşla beraber çöken ekonomik ve sosyal yapıyı düzenlemek için ilk olarak ülke sınırlarından bağımsız olarak tüm insanların sahip olması gereken hakların tanımlanmasına çalışmışlardır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, bu amaçla yazılan hukuki metinlerin en önemlileridir. Hatta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, sözleşmede açıklanan hakların uygulanmasını denetlemek için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kuruluşunu sağlayan maddeleriyle etkinliğini arttırmıştır. Her iki sözleşmede de insanların düşüncelerini özgürce ve diledikleri biçimde açıklayabilmeleri ayrıca haber alma ve haber verme girişimleri ifade özgürlüğü adı verilen hakla güvence altına alınmıştır. İfade özgürlüğü, iletişim ile insanların birbirlerini tanımaları, sorunlara çözüm önerisi sunmaları, bunlar arasında özgürce seçim yapılabilmeleri ve böylece insanlar için en yararlı seçeneğin hayata geçeceği inancına dayanır. Bu nedenle günümüzün çağdaş demokrasilerinde ifade özgürlüğü, toplumların ilerlemesini sağlayan vazgeçilmez haklardan biri olarak görülmektedir. Dünya Savaşı'nın ardından Soğuk Savaş olarak adlandırılan ve ideolojilerin yarışına dönüşen siyasi sürecin başlaması, kitle iletişim araçlarının önemini daha da artırmıştır. Bununla beraber devletlerin iletişim bilimi alanındaki çalışmalara duyduğu gereksinim de artmıştır. Bu çalışmaların bir kısmı kitle iletişim araçlarının geliştirilmesi ve yenilerinin ortaya çıkışını sağlamış, bir kısmı ise iletişimin etkileri üzerine odaklanan araştırmalar olarak kayıtlara geçmiştir. Son yıllarda ortaya çıkan iletişim araçları ise geçmiştekilerden farklı bir takım özelliklere sahiptirler. Bu özelliklerin temelinde farklı özellikteki pek çok iletişim yönteminin az sayıda iletişim aracı üzerinden yürütülmesini sağlayan yakınsama vardır. Bilgisayarlar ve cep telefonlarının başını çektiği yakınsama temelli iletişim aygıtları, farklı iletişim ortamlarını da bünyelerinde barındırabilmeyi ise internet sayesinde sağlamaktadırlar. Bugün yakınsama temelli aygıtlardan internet aracılığıyla erişilen iletişim ortamı yeni medya olarak adlandırılmaktadır. Temelleri 1990'lı yılların sonunda atılan bu iletişim ortamı, 20 yıl gibi kısa bir sürede dünyanın yüzde 43'ünün bir parçası olduğu devasa bir ağa dönüşmüştür. Yeni medyanın sanal boyutu fiziksel boyutundan çok daha büyük olduğu için bu kavramın, zihinleri fiziki dünyaya göre şekillenmiş biz insanlar tarafından tanımlanması zordur. Bu nedenle de bu kavram üzerinde uzlaşılmış bir tanım olmasa da, yeni medyanın bazı ilkeler üzerinde kurulu olduğu konusunda iletişim bilimcilerin görüş birliğine vardığı söylenebilir. Sahip olduğu özellikler ve üzerine kurulduğu ilkeler, yeni medyayı kendinden önceki hemen her iletişim aracını bünyesinde barındırmasını ve böylece tüm bu araçların yarattığı etkinin de kendinde toplanmasını sağlamıştır. Yeni medyanın iletişim süreçlerinde kanal görevi üstlenmeye başlamasıyla bu ortamlarda ifade özgürlüğünün nasıl kullanılacağı, bu hakkın kapsamının ve sınırlarının neler olduğu konusu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tartışılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, bu konudaki belirsizliklerin giderilmesi amacıyla öncelikle Türkiye'yi merkeze alan bir dizi araştırma yapılmıştır. İlk başta, Türkiye'nin de üyelerinden biri olduğu Avrupa Konseyi'nin ortaya koyduğu sözleşmeler ardından da Avrupa Birliği'nin bu alandaki çalışmaları sıralanmıştır. Daha sonra Türkiye'nin yeni medya alanını düzenleyen kanunlarında ifade özgürlüğü ile ilişkili maddeler incelenmiş, ardından da Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlar üzerine değerlendirmelerde bulunulmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yeni medyada ifade özgürlüğü ile ilgili içtihatlarının da ortaya konduğu çalışmamızda tüm bu hukuki metinler içerik çözümlemesi yoluyla incelenmiş ve bu alanın kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışmanın sonucunda Avrupa'da ifade özgürlüğünün ihlali nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine, aleyhinde en çok dava açılan ülke olan Türkiye'nin yeni medyadaki ifade özgürlüğüne bakışının da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarıyla uyumsuz olduğu açıkça görülmektedir. Çalışmanın hazırlık sürecinde ve ayrıca çalışma kapsamında incelenen hukuki metinlere bakıldığında Türkiye'nin yeni medyaya yaklaşımından bu alanı düzenlemekten çok kontrol etmeyi amaçladığı izlenimi edinilmektedir. Türkiye'de, bu alanın temel yasası olan 5651 sayılı Kanun, ifade özgürlüğünü esas almamakta ve bu özgürlüğün diğer özgürlüklerle rekabetinde ifade özgürlüğü lehine hükümler içermemektedir. Türkiye'nin yeni medyada ifade özgürlüğüne ilişkin hükümlerinde ve yaptırımlarında uluslararası sözleşmeleri ve dünyada kabul gören uygulamaları temel alarak bir takım köklü değişiklikler yapması gerektiğine inanılmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise yeni medyada ifade özgürlüğü konusunda görece daha tutarlı bir yol izleyerek bu alana sınırları daha net çizmeye çalışmaktadır. Mahkeme yargılamalarında yeni medyayı fiziki dünyadan bağımsız görmekte ve kendi özellikleri içinde inceleyip kararlarını da bu yönde vermeye çalışmaktadır. Mahkemenin verdiği kararlar, yeni medyada ifade özgürlüğünün korunması için devletler ve ulusal yargı organları dışında gazeteciler ve yeni medya kullanıcılarına da sorumluluklar yüklemektedir. Çalışmanın son bölümünde ise yakın zamanda hayatımızda girecek ya da yaygınlaşacak yeni teknolojilerin iletişim ve ifade özgürlüğü üzerine olası etkileri eldeki veriler üzerinden tartışılmıştır.

Anayasa MahkemesiAvrupa İnsan Hakları MahkemesiAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi+3
Abdi Erkal
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde bir kamu diplomasisi enstrümanı olarak medyanın rolü: TRT World örneği

Devletler, tarih boyunca uluslararası alanda diğer devletlerle iletişim kurarak diplomasi faaliyetlerinde bulunmuştur. Diplomasi faaliyetleri zamanla bir dönüşüm yaşamış, devletlerden devletlere olan diplomasi faaliyetleri devletlerden halka ve halktan halka şekline dönüşmüştür. Bu dönüşüm de yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve küreselleşme ile toplumların birbirlerine daha çok yakınlaşması ve birbirinden çok hızlı haberdar olmasını sağlamıştır. Küresel alanda yaşanan gelişmelerin eskisi gibi kapalı kapılar ardında yapılamaması, gelişmeleri artık sadece siyasileri değil halkları da ilgilendirir bir duruma getirmiştir. Bu gelişmeler, devletler için uluslararası alandaki çıkarlarını gerçekleştirmek, ülke tanıtımını yapmak, küresel konulara ilişkin savlarını dile getirmek adına bir fırsat olarak görülmüştür. Dolayısıyla devletlerden halka ve halklardan halka olan bu iletişim anlayışı kamu diplomasisi olarak addedilmiş, devletlerin diğer ülke halklarını etkileme sanatı olarak görülmüştür. Her ülkede olduğu gibi Türkiye de kamu diplomasisi faaliyetlerini sürdürmekte, kamu diplomasisinin faaliyet alanlarından biri de Avrupa Birliği olmaktadır. 60 yılı aşkın bir süredir Avrupa Birliği'ne üye olmayı hedefleyen Türkiye birçok sorundan dolayı tam üye olmayı gerçekleştirememiştir. Yaşanan sorunların daha iyi aktarılması, Türkiye lehinde çözülmesi ve Türkiye'nin AB'ye üye olmasını sağlayacak bir kamu diplomasisi stratejisi önem taşımaktadır. Türkiye'nin de üyelik için birçok alanda yürüttüğü kamu diplomasisi araçlarının başında medya gelmektedir. Bu çalışma, Türkiye'nin küresel alandaki sesi olarak görülen TRT World'ün ürettiği haber içerikleri ile Türkiye'nin AB üyeliği sürecindeki rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, Türkiye-AB arasında yaşanan sorunlar temelinde TRT World'ün ürettiği haber çerçevesi ile yürüttüğü kamu diplomasisi sürecini ele almaktadır. Çerçeveleme analizi ile incelenen haberlerde TRT World'ün Türkiye'nin AB ile yaşadığı sorunlarda Türkiye'nin tezlerini açık bir şekilde uluslararası kamuoyuna aktararak önemli bir misyon üstlendiği gözlenmektedir. TRT World'ün Türkiye'nin tezlerini aktarırken demokratik, çoğulcu ve sivil bir anlayıştan ziyade Türkiye'deki iktidarın söylemlerini dile getiren bir anlayışı da benimsediği saptanmaktadır.

Avrupa BirliğiKamu diplomasisiMedya+7
Emrah Budak
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de medya politikaları: 2002-2020 yılları arasında değişen mülkiyet ve kontrol ilişkilerinin ekonomi politiği

Basının dünyada ortaya çıkışı göz önüne alındığında Türkiye'de gündelik yaşama geç girdiği bilinmektedir. Osmanlı Devleti döneminde başlayan girişimler Cumhuriyet döneminde de devam etmiş ve basının toplumsal yaşam üzerindeki etkisinden dolayı kontrol altında tutulma isteği ortaya çıktığı tarihten itibaren devam etmektedir. Tek partili dönemde basın, devletin propaganda aygıtı olarak görülmüş ve bu durum çok partili döneme kadar devam sürmüştür. Çok partili dönemle birlikte basın özgürlüğü hususunda adımlar atılmış fakat bu da yeni kontrol biçimlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Türkiye'de 1980 yılına kadar dönem dönem güç kazansa da bu güç süreklilik kazanmamış, 1990'lı yıllarda değişen iktisadi örgütlenme biçimi ile birlikte basın önemli bir dönüşüm geçirmiştir. Basından medyaya geçiş olarak nitelendirilen bu dönem çok daha karmaşık bir yapının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Medya üzerinde sermayenin de etkili olduğu bir döneme girilmiş ve medyayı kontrol etme biçimleri de buna bağlı olarak dönüşüm geçirmiştir. Bu çalışmada, 2002-2020 yılları arasındaki medyada yaşanan mülkiyet değişimlerini ve bu değişimlerin gazetecilerin çalışma hayatına yansımalarını ele alınmıştır. Bu bağlamda ilk olarak kuramsal çerçeve oluşturulmuş ve bu kuramsal çerçeve referans alınarak Türkiye'de medyada yaşanan mülkiyet dönüşümü analiz edilmiştir. Çalışmada incelenen tarihsel süreç içerisinde ortaya çıkan mülkiyet ve kontrol ilişkilerinin, dönemin siyasi, ekonomik, sosyal koşulları ile ilişkili olduğu saptanmaktadır. Çalışmada ayrıca incelenen dönem içerisinde yaşanan mülkiyet değişim ve dönüşümlerinin gazetecilerin çalışma ilişkilerini ve pratiklerine ne derecede yansıdığını ortaya koymak adına incelenen dönemde medyada çalışmış ve çalışan yirmi iki gazeteci ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda medyada yaşanan dönüşümün gazetecilerin çalışma hayatını etkilediği anlaşılmaktadır. Çalışmada literatür taraması, tarihsel yöntem ve fenomenolojik yaklaşım kullanılarak Türkiye medyasında yaşanan değişim ve dönüşümler bütüncül bir biçimde ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Ekonomi Politik, Medya Politikaları, AK Parti, Ana Akım Medya, Çalışma İlişkileri

Ekonomi politikalarıGazetecilikHegemonya+7
Gönül Zaimoğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Batı merkezli uluslararası medyada Orta Doğu'nun temsili (Uluslararası haber ajansları üzerinden bir okuma)

Günümüz dünyasında iletişim alanında çok önemli değişim ve gelişimler meydana gelmektedir. Bu gelişmelerin en önemlilerinden birisi de iletişimin artarak küresel boyuta taşınmasıdır. Kitle iletişim araçlarının dijitalleşmesiyle birlikte yer ve zaman arasındaki bağıntı kopmuş, uzamsal olarak ulaşılamayan kaynaklardan çıkan bilgiler anında ya da dijital olarak iletilmekte ve bilgilere anında ya da dijital olarak ulaşılabilmektedir. Bu durum bilginin uluslararası alanda dolaşımını hızlandırmakla birlikte bireylerin bilgiye ulaşımını da kolaylaştırmıştır. İletişim teknolojilerinin gelişimi ile birlikte kitle iletişim araçlarının önemi artmış ve yaygınlık alanı daha da genişlemiştir. Bu araçlar sayesinde haber ve bilginin dolaşımı artık ulusal sınırları aşarak uluslararası boyutlara taşınmıştır. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de haberi ve bilgiyi uluslararası boyuta taşıyan en önemli araçlar içerisinde uluslararası haber ajansları bulunmaktadır. Uluslararası haber ajansları ürettikleri ve dolaşıma soktukları haberler aracılığıyla bir taraftan topluma bilgi akışını sağlarken bir taraftan da istedikleri gibi yönetebilecekleri bir dünya kurmaya çalışmaktadırlar. Dünya üzerindeki uluslararası haber dolaşımı Batı merkezli olan Reuters, Associated Press (AP) ve Agence France Presse (AFP) aracılığı ile yapılmaktadır. Bu durum uluslararası haber dolaşımının dengesiz ve eşit olmayan bir şekilde gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere doğru gerçekleştiğini göstermektedir. İletişim teknolojisi gelişmiş, siyasi ve ekonomik yönden güçlü olan ülkeler, kendi kontrollerinde olan iletişim araçlarını kurarak etki ve üstünlüklerini yaygınlaştırmış ve egemenliklerini güçlendirmişlerdir. Bu çalışmada da Batı merkezli olan üç büyük uluslararası haber ajansının (Reuters, AP, AFP) örneklem olarak alınan altı Orta Doğu ülkesi (Türkiye, İsrail, İran, Mısır, Suudi Arabistan ve Lübnan) ile ilgili yaptıkları haberler nitel ve nicel yöntemler kullanılarak içerik analizi yapılmıştır. Yapılan bu çalışma ile Batı merkezli uluslararası haber ajanslarının ürettikleri ve dolaşıma soktukları haberler aracılığı ile Orta Doğu'yu tüm dünyaya nasıl anlattıkları tespit edilmeye çalışılmıştır.

KüreselleşmeMedyaOrta Doğu+5
Mehmet Özdemir
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital ortamların yumuşak güç aracı olarak kullanılması: Covidoscope Proje örneği

Dijital ortamların neredeyse hayatın tüm alanına sirayet etmesiyle birlikte siyasal iletişim pratikleri de bu sirayete paralel olarak değişim geçirmektedir. Klasik anlamda düşünüldüğünde, belirli bir yetkinlik ile dar bir çevre içerisinde yapılan diplomasi faaliyetlerinin de dönüşüm geçirdiği gözlemlenmektedir. Bu anlamıyla dijital ortamlar, kişi ve kurumların arasındaki zaman ve ortam engelini ortadan kaldırmasının yanı sıra yeni bir ortam olarak da karşımıza çıkarak diplomasiye yeni alanlar açmaktadır. Yumuşak güç faaliyeti olarak da adlandırılan bu yeni alanın, Türkiye açısından nasıl değerlendirildiği bu çalışma açısından son derece önem arz etmektedir. Bu çalışmada, dijital ortamların yumuşak güç faaliyetlerinde nasıl kullanıldığı ele alınmıştır. Çalışma kapsamında örneklem olarak Türkiye'nin kültürel diplomasi faaliyetleri açısından son derece önem arz eden Yunus Emre Enstitüsü'nün (YEE) yapmış olduğu Covidoscope Projesi ele alınmaktadır. Bu proje ile ilgili olarak; projenin web sitesi içerik analizi ile incelemiş ve üç enstitü üyesi ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler betimsel analize tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgular neticesinde, yumuşak güç faaliyetlerine destek olarak dijital ortamların kullanılmasının önemi dışında; ana mecra ve yegane ortam olarak da dijital ortamların kullanıldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Dijital Ortamlar, Yumuşak Güç, Siyasal İletişim, Diplomasi

Covidoscope ProjesiDiplomasiProjeler+4
Kardelen Mercan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eurovision Şarkı Yarışması'nın Cumhuriyet, Hürriyet ve Yeni Şafak gazetelerinde çerçevelenişi

1957 yılında temelleri atılan Avrupa Birliği'ne (AB) Türkiye üyelik için 1959 yılında başvuru yapmış olsa da tam üye olamamıştır. Türkiye, aday ülke olmasının ardından müzakerelere dâhil olmuştur. 2003 yılında yeniden başlayan süreç olumlu geçse de 2012 yılından itibaren olumsuz bir ivmeye girmiştir. Türkiye, Avrupa devleti olarak kendini göstermek adına 1975 yılında ilk kez Eurovision Şarkı Yarışması'na katılmış ve 2003 yılında birincilik elde etmiştir. Bu birinciliğin arka planı, AB ile olan ilişkilerin olumlu bir yansıması olarak değerlendirilmiştir. 2012 yılında ise AB ile olan ilişkiler sekteye uğramıştır ve Türkiye, Avrupa ile ilişkilerini geri plana atarak bu yarışmadan ayrılmıştır. Bu çalışmada Türkiye'nin AB ilişkilerine yönelik Eurovision Şarkı Yarışması'nın basılı gazetelerde yansıması kapsamında, Eurovision haberleri ele alınmıştır. Çalışma kapsamında örneklem olarak 2003 ve 2012 yılındaki Cumhuriyet, Hürriyet ve Yeni Şafak gazeteleri incelenmiştir. Gazetelerdeki ilgili haberler çerçeveleme analizi yöntemi ile incelenmiş ve ne şekilde çerçevelendikleri analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Eurovision Şarkı Yarışması'nda birinci olunan 2003 yılı ile son katılım tarihi olan 2012 yılında yayınlanan gazetelerde, AB ile olan uyum sürecinin Eurovision Şarkı Yarışması'na yansıması ele alınmıştır. Bu yansıma ana akım, sol ve sağ gazetelerde farklılık göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Eurovision Şarkı Yarışması, Avrupa Birliği, Çerçeveleme Kuramı, Çerçeveleme Analizi

Avrupa BirliğiCumhuriyet gazetesiEurovision Şarkı Yarışması+5
Uğur Fidan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomi politik kuram bağlamında yerel medyanın sorunları: Antalya örneği

Yerel basın, merkezden uzakta yaşam sürenlerin bütüne entegre olmasında önemli rol oynamaktadır. Yöneten, yönetilen arasında kurduğu köprü, gücü yeterli olmayanlar için yarattığı hak arayışı zemini ile demokrasinin toplumda kökleşmesine ve gelişmesine katkı sunmaktadır. Bununla beraber yerelde önemli birtakım konuları, ülke gündemine oturtma yeteneğine sahip olabilmektedir. Ancak ülkemizde yerel basın, olması gereken bu ideal yapısından ve gücünden uzak görünmektedir. Birincil gayesi kamu yararı olması gereken yerel basının özgürlük, sansür, otosansür, ekonomik yetersizlikler, gazetecilerin özlük hakları, liyakat, eğitim, güven, kabul görme ve mülkiyet yapısıyla ilgili sorunları mevcuttur. Yerel basının, sahiplerinin kişisel çıkarları için kullandığı, reklam ve tanıtım işlerinin haber gibi sunulduğu, siyasilerin sadece seçimden seçime hatırladığı bir yapıdan, gerçek ve saf gazetecilik yapısına dönüşümü için ekonomik bağımsızlık başta olmak üzere diğer sorunların da bir bütün halinde ele alınarak çözüm için ciddi adımlar atılması gerekmektedir. Antalya örneğini baz alarak Eleştirel Ekonomi Politik Kuram bağlamında yerel basının tüm bu problemlerini ele almayı amaçlayan bu çalışmada, Antalya'da görev yapan 32 gazeteciyle yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerden elde edilen sonuçlar, betimsel analiz tekniği kullanılarak incelenmiştir. Araştırmanın sonunda elde edilen veriler bağlamında çıkan bulgulara göre yerel medyanın yaşadığı sorunlar, birbiriyle bağlantılı 12 farklı tema halinde açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yerel basın, Haber, Etik, Ekonomi politik kuram, Medya.

AntalyaEkonomiEkonomi politikaları+2
Tayfur Murat Eğilmez
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

31 Mart ve 23 Haziran İstanbul yerel seçimleri haberlerinin karşılaştırmalı söylem analizi : Sabah, Sözcü, Yeniçağ, Milli Gazete, Birgün örneklemi

Haber kavramı birçok düşünür tarafından üzerine yorumlar yapılan ve uzlaşması zor alanlardan biridir. Özellikle kitle iletişimi düşünüldüğünde haber kavramının önemliliği ciddi derecede artmaktadır. Haber kavramları arasındaki farklılığa bakıldığında iki alt başlık altında belirgin bir farklılık olduğu görülmektedir. Bunlardan ilki Liberal-Çoğulcu kuramdır. Bu yaklaşıma göre medya dördüncü büyük kuvvet olarak yer almaktadır ve bir denetleme mekanizması olarak görülmektedir. Öte yandan Eleştirel kurama göre bakıldığında ise haberin bağımsız olmadığı ve ideoloji tarafından etkilendiği öne sürülmektedir. Bu çalışmada da ideoloji temelinde haber kavramı ele alınmıştır. Kitleler üzerinde haberlerin nasıl inşa edildiğinin araştırılacağı bu çalışmada, haberler Van Dijk'ın söylem analizi kuramıyla incelenmiştir ve haber metinlerinde açık ve örtük yapılar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemi olarak 2019 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nde yapılan İstanbul seçimleri ele alınmıştır. Diğer seçimlerden ayrı olarak İstanbul özelindeki seçimin tercih edilme sebebi ise 31 Mart tarihli seçimin iptal edilip 23 Haziran tarihinde bir daha yapılmasıdır. İki seçim arasında yer alan seçim ile alakalı haberlerdeki söylem farklılıkları incelenerek haberlerin hangi ideolojik yapılar aracılığıyla oluşturulduğu araştırılmıştır. Her iki seçimin bulunduğu haftalardaki haberler incelenmiştir. Tarih aralığı olarak 25 Mart – 31 Mart, 17 Haziran – 23 Haziran tarihleri belirlenmiştir. Bunun sebebi ise seçim günü yaklaştıkça haber söylemlerinde yer alan ifadelerdeki ideolojik yapısının artmasından kaynaklanmaktadır. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgulardan ortaya çıkan sonuçlara bakıldığında, gazetelerin seçim haberlerini ele alırken inşa ettiği haberlerin ideolojik olarak yakın olduğu yönün lehinde ve ideolojik olarak karşı olduğu tarafın aleyhinde söylemlerle haber metinlerini inşa ettiği görülmektedir.

BasınGazetelerMilli gazete+7
Burak Toraman
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz haberciliği ve etik: Televizyon haberlerinde koronavirüs pandemisi ATV ve Fox Tv örneği

ÖZET Krizler ani gelişen, beklenmeyen, öncesinde tahmin etmenin ve sonrasında müdahale etmenin zor olduğu beraberinde risk, belirsizlik, panik ve korku gibi duyguları getiren durumlar olarak tanımlanmaktadır. Kriz haberciliği ise kriz dönemlerinde yürütülen habercilik faaliyetlerini kapsamaktadır. Krizler, yapısı gereği medyanın görmezden gelemeyeceği, haber değeri yüksek gelişmeler olarak öne çıkmaktadır. Bu dönemler aynı zamanda halkın enformasyona olan ihtiyacının büyük ölçüde arttığı ve habercilik etik ilkelerinin en fazla ihlal edildiği dönemlerdir. Kriz Haberciliği ve Etik Televizyon Haberlerinde Koronavirüsü Pandemisi başlıklı bu tez çalışmasında koronavirüsü pandemisi, kriz haberciliği ve etik kapsamında incelenmiştir. 2019 yılının son aylarında Çin'in Hubei bölgesinde yer alan Vuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüsü kısa sürede küresel bir sağlık krizine dönüşmüştür. Bu çalışmada Türkiye'de ilk vakanın görüldüğü 11 Mart 2020 tarihinden 31 Mart 2020 tarihine kadar olan sürede ATV ve FOX TV hafta içi ve hafta sonu ana haber bültenlerinde yer alan koronavirüsü içerikli haberler nicel ve nitel içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Elde edilen veriler kriz haberciliği ve etik ölçütlerine göre değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kriz, Kriz haberciliği, Sağlık Krizi, Etik

HaberlerKrizKriz iletişimi+2
Ebru Çetinkaya
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00