Akdeniz University
AKDENIZ

Akdeniz University

Antalya, Türkiye
Founded: 1983
Websitetwitterlinkedininstagramfacebook

7,322

Archived Theses

1

DOIs Assigned

6

Institute

0%

DOI Rate

Recently Added Theses

View All
Medical SpecialtyCrossrefindexedOpen AccessTR

Unilateral parsiyel üreteral obstrüksiyonun sıçan böbreklerinde yangısal ve fibrogenetik süreçler üzerine etkilerinin araştırılması

Amaç: Komplet veya parsiyel unilateral üreteral obstrüksiyon oluşturulan hayvan modelleri üzerinde renal zedelenmenin etiyopatogenezi aydınlatmaya yönelik çok sayıda çalışma yapılmaktadır. Ancak bu zedelenmede yangısal ve fibrogenetik süreçlerin rolü henüz yeterince aydınlatılamamıştır. Bu çalışmada, parsiyel unilateral üreteral obstrüksiyon oluşturulan sıçanlarda; yangısal ve fibrogenetik süreçlerin, IL-6 ve STAT3 özelinde immunohistokimyasal yöntemler kullanılarak incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda 21 günlük toplam 18 Wistar sıçan her biri 6 sıçan içeren 3 gruba ayrıldı: Kontrol (K) grubu, sham (S) grubu, parsiyel üreteral obstrüksiyon (PÜO) grubu. K grubuna herhangi bir cerrahi işlem uygulanmadı. S grubunda laparotomi sonrası sol proksimal üreter psoas kasından diseke edilip serbestleştirildi ancak herhangi bir obstrüksiyon işlemi uygulanmadı. PÜO grubunda laparotomi yapılarak sol proksimal üreter diseke edilip serbestleştirildi ve psoas kasına iki noktadan gömüldü. İki haftalık deney süresinin sonunda tüm gruplara ait denekler sakrifiye edildikten sonra ipsilateral nefrektomi materyallerinden elde edilen kesitlerde yangısal ve fibrogenetik sürecin incelenmesi için IL-6 ve STAT3 ekspresyonları immunohistokimyasal yöntemle değerlendirildi. Bulgular: PÜO sonrası ilk iki haftalık erken postoperatif dönemi içeren bu çalışmada; S ve PÜO gruplarındaki IL-6 ekspresyonunun K grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı artış gösterdiği saptanmıştır (p<0,0001). IL-6 ekspresyonunun PÜO grubunda S grubuna kıyasla daha yüksek olmasına karşın, iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). STAT3 ekspresyonu da PÜO grubunda diğer gruplara göre daha yüksek olmasına karşın, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç: PÜO grubunda ipsilateral IL-6 ekspresyonunun K grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı ve S grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı olmasa da daha yüksek bulunması, yangısal/fibrogenetik süreçte IL-6'nın rol oynayabileceğini düşündürmektedir. STAT3 ekspresyonunun PÜO grubunda, K ve S gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı olmasa da artışı, erken dönemde kısmi bir fibrogenetik sürecin işlediğini desteklemektedir. Bu sonuçların daha uzun süreli deney modellerinde ve farklı yolakları/yöntemleri içerecek şekilde araştırılması, PÜO sonrası görülen renal zedelenmenin etiyopatogenezinin aydınlatılmasında yardımcı olabilir.

Böbreküreteral obstrüksiyonfibrogenetik+2
Gizem Özdemir Kenar
Akdeniz University
2025
10
doi.org/10.71008/akdeniz.thesis.2025.101
Master'sOpen AccessTR

İnsülinoma kökenli fare beta hücre hatlarında TRAIL'ın apoptotik etkinliğinin araştırılması

Tip 1 Diyabet'te (T1D), pankreatik beta hücrelerinin, progresif insülitis sürecinde, proinflamatuar sitokinlerin etkisi ile yıkıldığı bilinmektedir. TNF ve FasL'ın yanında, IFN-gama ve IL-1beta'nın da beta hücre ölümüne katkıda bulunarak T1D'in ortaya çıkmasında önemli rol oynadığı gösterilmiştir. 1995 yılında keşfedilen TNF-Related Apoptosis Inducing Ligand'ın (TRAIL) ise, TNF ailesi üyesi diğer sitokinlerin aksine otoimmun reaksiyonları baskılayabildiği gösterilmiştir. Ancak TRAIL'ın, beta hücrelerinin ölüm mekanizmasında da rol alıyor olabileceği düşünülmektedir. Dolayısıyla, TRAIL'ın beta hücreleri üzerindeki etkisi, ve genel olarak T1D'teki kesin rolü henüz açığa çıkarılamamıştır. Sonuçlarımız, kullandığımız NIT-1 fare beta hücre hattında TRAIL hücre yüzey reseptörlerinden DR5'in en yüksek oranda sentezlendiğini, DcR1 ve DcR2 yalancı reseptörlerinin de belirgin oranda ifade edildiğini göstermiştir. Çalışmamızda, NIT-1 hücrelerinde TRAIL'ın çözülebilir formunun (sTRAIL) orta derecede sitotoksik etki yarattığı gösterilmiştir. TRAIL inflamatuar sitokinlerle birarada uygulandığında kısa dönemde (24 st) hücre canlılığını azaltıcı yönde ek bir etki göstermesine rağmen, uzun dönemde (48 st) bu etkinin kaybolduğu, koruyucu etkinin dahi ortaya çıkabildiği gözlenmiştir. Bu sonuçlarla uyumlu olarak, DR5 ölüm reseptörünün inflamatuar sitokinlerin etkisi ile 48. saatte baskılandığı görülmüştür. NIT-1 hücreleri üzerinde TRAIL ligand ekspresyonu da yine proinflamatuar sitokinlerin etkisi ile 24. ve 48. saatlerde baskılanmıştır. Bulgularımız, NIT-1 pankreatik beta hücrelerinde proinflamatuar sitokinler ile birlikte TRAIL uygulamasının, ilk aşamada ölüm oranının artırdığı, ancak sonrasında TRAIL'ın bu hücrelerde inflamatuar sitokinlerin etkisine ek olarak canlılığı inhibe edici etkisinin olmadığı, koruyucu etkinin dahi ortaya çıkabildiği gözlenmiştir. Sonuçlarımızın TRAIL'ın T1D'teki rolünün daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacağını düşünüyoruz.

ApoptozisDiabetes mellitus-tip 1Fareler+5
Özlem Yılmaz
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Aval Kurumu

Bu çalışmada Türk Ticaret Kanunu'nun 700 ilâ 702. maddelerinde düzenlenen aval kurumu, maddi ve şekli şartları, hukuksal niteliği, aval verenin sorumluluğu ve aval verenin hakları açılarından incelenmiştir. Aval, kambiyo senetleri hukukunun tüm kurumlarına değinilmesini gerektiren geniş kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. Aynı zamanda Yargıtay'ın kambiyo senedi üzerinde matbu şekilde yer alan kefil ibaresini aval kabul etmesi, senedin yüzüne atılan imzanın aval olarak değerlendirilmesi ve forfaiting işlemlerinde avalin kullanılması sebebiyle halen uygulamada başvurulan bir yoldur. Avale dair içtihat ve doktrin ayrıntılı şekilde incelenerek aval kurumuna dair şu temel sonuçlara varılmıştır: Aval, kambiyo senedinin ödenmesini kısmen veya tamamen temin amacına yönelik özellikli bir kambiyo taahhüdüdür. Hem kambiyo taahhütlerine ilişkin genel kurallara hem de özel aval hükümlerine tâbidir. Aval veren ile lehine aval verilen arasında bulunan teminat bağı, avalin hukuki sonuçlarına etki ederek avali diğer kambiyo taahhütlerine nazaran özellikli bir hale getirmektedir. Diğer yandan, söz konusu teminat bağı, avali, kefalet sözleşmesinin bir alt türü kılmaz; aksine, hem aval hem kefalet sözleşmesi, kişisel teminat amacı güden hukuki işlemlerin birer alt türüdür. Bununla birlikte, aval tek taraflı bir hukuki işlemdir. Zira, aval, aval verenin veya yetkili temsilcisinin poliçe veya alonj üzerine imza atmasıyla oluşmaktadır. Avalin poliçede mündemiç alacak hakkına bağlı bir teminat olmasının sonucu ise aval verenin lehine aval verilenin kişisel def'ilerini hamile karşı ileri sürebilmesidir. Son olarak aval veren, kimin lehine aval verirse versin bir başvuru borçlusudur. Bu sebeple, aval verenden ödeme talep edilebilmesi için hamilin başvurma hakkının doğmuş olması gerekir.

AvalBeyanBorçlar+6
Raziye Aksu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İbnü's - Salâh'ın hadislerin tashih ve tahsinine yönelik görüşleri

Bu çalışmada İbnü's-Salâh'ın (ö. 643/1245) Mukaddime ismiyle bilinen hadis usulüne dair eserinde hadislerin tashih ve tahsinine yönelik dile getirmiş olduğu bazı görüşleri ve bu görüşlerin kendisinden sonra algılanış biçimleri ele alınmıştır. İbnü's-Salâh'ın söz konusu görüşleri ehliyetleri zayıf olduğu için kendi dönemindeki ve sonrasındaki âlimlere hadislerin tashih ve tahsinini yasakladığı hatta hadiste ictihad kapısını kapattığı şeklinde anlaşılmış ve çeşitli itirazlara maruz kalmıştır. Araştırmamızda İbnü's-Salâh'ın gerek Mukaddime'sindeki gerek diğer kitaplarındaki konuyla ilgili ifadelerini ve uygulamalarını bütüncül bir şekilde değerlendirerek bunlarla neyi kastettiğini tespit etmeye çalıştık. Bu bağlamda, onun, kitabının muhtelif bölümlerinde, isnadın belli bir dönemden sonra hadislerin tashihi noktasında işlevini yitirmiş olduğunu dile getirdiğini tespit ettik. Bundan dolayı İbnü's-Salâh'ın söz konusu ifadeleri, mutlak anlamda hadis tashih ve tahsinini yasaklamayı değil, önceki dönem kitaplarında yer almayan, isnadın işlevini yitirdiği dönemden sonraki kitaplarda o dönemin isnadları ile zikredilen hadislerin tashih ve tahsinini uygun görmediği anlamına gelmektedir. İbnü's-Salâh'ın isnadın işlevini yitirdiğini düşündüğü zaman dilimi h. V. asrın ortalarıdır. Onun bu düşüncesinin temelinde ise sahih ve hasen türünden olan bütün hadislerin, hadis imamlarının mutemet ve meşhur kitaplarında kayıtlı olduğu kabulü bulunmaktadır. İbnü's-Salâh bu yüzden söz konusu dönemden sonra sahih ve hasen hadislerin hadis imamlarının mutemet ve meşhur diye nitelediği kitaplarından alınması gerektiğini, bu tür kitaplarda bulunmayan hadislere sahih ve hasen hükmü verilemeyeceğini dile getirmektedir. Tashih ve tahsin meselesine bağlı olarak İbnü's-Salâh'ın hadislerin zayıf ve mevzu olduğuna hükümetmeyi yasakladığı iddiası ortaya çıkmıştır. Oysa onun, bu yönde hiçbir açıklaması bulunmamaktadır. Tam tersine onun pek çok ifadesi ve uygulaması, böyle bir işlemi yasaklamadığını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

HadisKur'an-ı KerimMukaddime+2
Tunahan Erdoğan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı akvaryum balıkları (Cichlidae ve Poecilidae)'nda rastlanılan ektoparaziter enfestasyonların araştırılması

Bu çalışmada, Cichlidae familyasına ait sarı prenses (Labidochromis caeruleus), mavi prenses (Pseudotropheus socolofi) ve ahli çiklit (Sciaenochromis fryeri) balıkları ile Poecilidae familyasına ait velifera (Poecilia velifera) ve beyaz moli (Poecilia sphenops) balıklarının ektoparazitolojik yönden incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 12 ay sürdürülmüştür. Araştırma süresince örneklemeler ticari akvaryum balığı yetiştiriciliği yapan bir işletmeden sağlanmıştır. İşletmeden örneklemeler her ayın ilk ve ikinci haftasında yapılmıştır. Araştırma Aralık 2013- Kasım 2014 periyodunda yapılmış ve 600 balık örneği kullanılmıştır. Örnekleme sırasında balıkların içinde bulunduğu akvaryumların su sıcaklığı, çözünmüş oksijen ve pH değerleri ölçülmüştür. Laboratuvara getirilen balıkların ilk önce dış muayeneleri yapılmıştır. Daha sonra balıkların vücut yüzeyi yüzgeçler ve solungaçlarından sürtme preparatlar hazırlanmış ve ışık mikroskobu altında incelenmiştir. Çalışma süresince Ciliophora şubesinden (Vorticella sp., Tetrahymena sp., Trichodina pediculus ve Trichodina heterodentata), Rotifera (Euchlanis sp.) şubesinden ve Gastotricha (Chaetonotus sp.) şubesinden olmak üzere 6 farklı parazit türü saptanmıştır. Tespit edilen Trichodina pediculus ve Trichodina heterodentata, Euchlanis sp. ve Chaetonotus sp. Türkiye için yeni kayıttır.

Akvaryum balıklarıDış parazitlerDış parazitler
Saadet Yağmur Bulguroğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı tarımsal artıkların peletlenmesi ve pelet fiziksel özelliklerinin belirlenmesi üzerine bir araştırma

Bu çalışmada, tarımsal üretim alanlarından çıkan pamuk ve susam saplarının peletlenmesi amaçlanmıştır. Materyallerin peletlenmesi için 15 kW elektrik motor gücüne sahip, 70-100 kg/h kapasiteli, kalıp delik çıkış çapı 8 mm olan düz kalıp pres pelet makinesi kullanılmıştır. Denemelerde 3 farklı nem içeriğine sahip kurutulup-öğütülmüş pamuk ve susam sapları (pamuk sapı: %10.70 (P1), %15.13 (P2) ve %20.37 (P3), susam sapı: %10.67 (S1), %14.88 (S2) ve %20.22 (S3)) ve sıvı melas karışımı (15 kg hammadde + 1.125 kg melas (%7.5)) kullanılmıştır. Peletlerin kalitesi ile ilgili olarak fiziksel özellikleri (pelet hacim yoğunluğu, pelet parça yoğunluğu, dayanıklılık direnci, kırılma direnci, sıkıştırma direnci, gerilme direnci ve nem alma direnci) belirlenmiştir. Ayrıca pelet makinesinin pelet üretim kapasitesi belirlenmiş ve elektrik enerjisi tüketim değerleri ölçülmüştür. Test öncesi bütün peletler 7 gün boyunca 22C ve %60 bağıl neme sahip kapalı çevre şartlarında bekletilmiştir. Çalışma sonunda, materyal çeşidine ve nem içeriğine bağlı olarak ortalama 8.1-8.97 mm çap aralığında silindirik peletler elde edilmiştir. Peletlerin hacim ve parça yoğunluğu materyal çeşidine ve nem içeriğine bağlı olarak sırası ile 430-717 kg/m3 ve 922-1368 kg/m3 arasında değişmiş ve nem içeriği arttıkça yoğunluk değerleri azalmıştır. Pamuk ve susam sapı peletlerinin fiziksel testler sonunda oldukça sağlam yapıya sahip oldukları görülmüş ve en yüksek değerler pamuk sapı için P1 ve susam sapı için ise S2 peletlerinde elde edilmiştir. Pelet makinesinin kapasitesi ve elektrik enerjisi tüketimi değerleri ise, materyal çeşidine ve nem içeriğine bağlı olarak, sırası ile 131-306 kg/h ve 18.40-22.64 kWh arasında değişmiştir.

PaletlemeTarımsal atıklar
Hasan Yılmaz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00