Akdeniz University
Institute

Institute of Graduate Studies in Social Sciences

Akdeniz University

2,328

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Aval Kurumu

Bu çalışmada Türk Ticaret Kanunu'nun 700 ilâ 702. maddelerinde düzenlenen aval kurumu, maddi ve şekli şartları, hukuksal niteliği, aval verenin sorumluluğu ve aval verenin hakları açılarından incelenmiştir. Aval, kambiyo senetleri hukukunun tüm kurumlarına değinilmesini gerektiren geniş kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. Aynı zamanda Yargıtay'ın kambiyo senedi üzerinde matbu şekilde yer alan kefil ibaresini aval kabul etmesi, senedin yüzüne atılan imzanın aval olarak değerlendirilmesi ve forfaiting işlemlerinde avalin kullanılması sebebiyle halen uygulamada başvurulan bir yoldur. Avale dair içtihat ve doktrin ayrıntılı şekilde incelenerek aval kurumuna dair şu temel sonuçlara varılmıştır: Aval, kambiyo senedinin ödenmesini kısmen veya tamamen temin amacına yönelik özellikli bir kambiyo taahhüdüdür. Hem kambiyo taahhütlerine ilişkin genel kurallara hem de özel aval hükümlerine tâbidir. Aval veren ile lehine aval verilen arasında bulunan teminat bağı, avalin hukuki sonuçlarına etki ederek avali diğer kambiyo taahhütlerine nazaran özellikli bir hale getirmektedir. Diğer yandan, söz konusu teminat bağı, avali, kefalet sözleşmesinin bir alt türü kılmaz; aksine, hem aval hem kefalet sözleşmesi, kişisel teminat amacı güden hukuki işlemlerin birer alt türüdür. Bununla birlikte, aval tek taraflı bir hukuki işlemdir. Zira, aval, aval verenin veya yetkili temsilcisinin poliçe veya alonj üzerine imza atmasıyla oluşmaktadır. Avalin poliçede mündemiç alacak hakkına bağlı bir teminat olmasının sonucu ise aval verenin lehine aval verilenin kişisel def'ilerini hamile karşı ileri sürebilmesidir. Son olarak aval veren, kimin lehine aval verirse versin bir başvuru borçlusudur. Bu sebeple, aval verenden ödeme talep edilebilmesi için hamilin başvurma hakkının doğmuş olması gerekir.

AvalBeyanBorçlar+6
Raziye Aksu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İbnü's - Salâh'ın hadislerin tashih ve tahsinine yönelik görüşleri

Bu çalışmada İbnü's-Salâh'ın (ö. 643/1245) Mukaddime ismiyle bilinen hadis usulüne dair eserinde hadislerin tashih ve tahsinine yönelik dile getirmiş olduğu bazı görüşleri ve bu görüşlerin kendisinden sonra algılanış biçimleri ele alınmıştır. İbnü's-Salâh'ın söz konusu görüşleri ehliyetleri zayıf olduğu için kendi dönemindeki ve sonrasındaki âlimlere hadislerin tashih ve tahsinini yasakladığı hatta hadiste ictihad kapısını kapattığı şeklinde anlaşılmış ve çeşitli itirazlara maruz kalmıştır. Araştırmamızda İbnü's-Salâh'ın gerek Mukaddime'sindeki gerek diğer kitaplarındaki konuyla ilgili ifadelerini ve uygulamalarını bütüncül bir şekilde değerlendirerek bunlarla neyi kastettiğini tespit etmeye çalıştık. Bu bağlamda, onun, kitabının muhtelif bölümlerinde, isnadın belli bir dönemden sonra hadislerin tashihi noktasında işlevini yitirmiş olduğunu dile getirdiğini tespit ettik. Bundan dolayı İbnü's-Salâh'ın söz konusu ifadeleri, mutlak anlamda hadis tashih ve tahsinini yasaklamayı değil, önceki dönem kitaplarında yer almayan, isnadın işlevini yitirdiği dönemden sonraki kitaplarda o dönemin isnadları ile zikredilen hadislerin tashih ve tahsinini uygun görmediği anlamına gelmektedir. İbnü's-Salâh'ın isnadın işlevini yitirdiğini düşündüğü zaman dilimi h. V. asrın ortalarıdır. Onun bu düşüncesinin temelinde ise sahih ve hasen türünden olan bütün hadislerin, hadis imamlarının mutemet ve meşhur kitaplarında kayıtlı olduğu kabulü bulunmaktadır. İbnü's-Salâh bu yüzden söz konusu dönemden sonra sahih ve hasen hadislerin hadis imamlarının mutemet ve meşhur diye nitelediği kitaplarından alınması gerektiğini, bu tür kitaplarda bulunmayan hadislere sahih ve hasen hükmü verilemeyeceğini dile getirmektedir. Tashih ve tahsin meselesine bağlı olarak İbnü's-Salâh'ın hadislerin zayıf ve mevzu olduğuna hükümetmeyi yasakladığı iddiası ortaya çıkmıştır. Oysa onun, bu yönde hiçbir açıklaması bulunmamaktadır. Tam tersine onun pek çok ifadesi ve uygulaması, böyle bir işlemi yasaklamadığını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

HadisKur'an-ı KerimMukaddime+2
Tunahan Erdoğan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

A qualitative study on restaurant configurations in tourism destinations: The case of Cappadocia

The purpose of this research is to discover how distinct restaurant configurations emerge in a tourism destination with a particular attention to understanding the role of tourism and tourist behavior in this emergence. With this aim, the fundamental questions of the study are whether: • different restaurant practices emerge in a destination where dominance of a certain type of tourism exists. • these practices lead to emergence of distinct restaurant configurations. • tourist behavior plays a key role in emergence of restaurant configurations. If it does, is it possible to understand its role? • it is possible to define the configurations in reference to their specific attributes. Between June - November 2014 the research was conducted in Cappadocia Region which includes Ürgüp, Uçhisar, Avanos, Göreme, Derinkuyu and Kaymaklı territories. In this context research design was determined as a single case with embedded units. The study took a qualitative research approach in which semi-structured interviews and document analysis were employed as major data collection techniques whereas content analysis was the primary method of analyzing the qualitative data. In this context, the research was constituted by five main successive and complementary stages. The first four stages were as follows: the analysis of documents on the relationship between gastronomy and tourism in Turkey, the analysis of documents on the relationship between gastronomy and tourism in Cappadocia, analysis of the websites and the promotional materials pertaining to Cappadocia region, and interviews with tourism stakeholders in the region. As the fifth stage of the research model, the data were content analyzed following each stage of data collection. In an effort to form the basis of primary study findings, semi-structured interviews were conducted between 21th and 26th July 2014 with 12 tourism stakeholders based on voluntariness. The sample included professional tourist guides, travel agency officials, brand manager of culture and tourism directorate, faculty members, chefs, presidents of the professional associations, and hotel managers. The findings of the study indicated that conceptual structure of restaurant configurations consisted of four main categories and nineteen subcategories. It was understood that diversity of tourists' nationalities, travel motivations, modes of travel, type of accommodation, amount of expenditure and purchasing behavior were the subcategories of the main category of "tourist profile and travel behavior". Organizing daily tours in the region, rigidity of tour programs, cost and sales considerations constituted the main category of "the dominant tourism mode". The third main category was "tourist behavior towards local gastronomy" and its subcategories emerged as information search behaviors, sampling local cuisine, and consumption of local gastronomic tourism products. Finally, target market selection, cost considerations, adaptation, authentic atmosphere, local presentation, and restaurant configurations have been identified as the sub-categories of "practices and configurations of restaurants". Five distinct restaurant configurations emerged in Cappadocia Region and those were hotel restaurants, group restaurants, boutique restaurants, ethnic restaurants, and kebab and pita restaurants. Hotel restaurants serve to package tour customers and their major attributes are open-buffet service and being located within the starred hotels. Group restaurants serve food for daily tour groups based on a special contract with travel agencies. Boutique restaurants are visited mainly by individual travelers with an intention to taste the local dishes, and serve food independently or within a boutique hotel. Ethnic restaurants rely on a specific national culture such as Japanese, Korean and Indian, and serve food that completely fits the tastes of the tourists coming from those cultures. Having a menu containing mostly pita, meat kebabs or doner kebab, and located mostly in the city center, pita and kebab restaurants are the places where mainly local people eat. The findings of the research lead to the following implications: tourists' nationalities and modes of travel are primary determinants of profiles and behaviors of tourists visiting the region, and those two variables also affect the other travel behaviors such as type of accommodation, amount of expenditure and purchasing behavior; daily tours are the most common tourism practice in the region, lunch time is kept very short and insufficient in those tours. In a context where tourists' nationality, modes of travel, and common tourism practice interact, tourist behaviors towards local gastronomy differ (for instance individual tourists are more interested in local gastronomy than package travelers). In relation to tourists' behaviors towards local gastronomy, the practices such as selection of target markets, intensity of cost considerations, adaptation versus local presentation, and authentic atmosphere differ among restaurants. As a result, different type of practices lead to emergence of distinct restaurant configurations including hotel and group restaurants where package travelers are the target markets, cost considerations are highly intense, adaptation to tourists' tastes is major orientation rather than local presentation, and a kind of staged authenticity is the main attribute of atmosphere; ethnic restaurants where Korean, Japanese or Indian tourists are targeted and an ethnic atmosphere which reflects those cultures is presented; boutique restaurants where the target market is individual travelers, the cost considerations are minimum, and local food is served by local people in a local atmosphere; pita and kebab restaurants where local people consume traditional pita and kebab dishes. Within the framework of qualitative research method, it is considered that this dissertation contributes to the related literature firstly by uncovering restaurant practices and distinct restaurant configurations caused by these practices referring to the opinions of stakeholders, and secondly by presenting the findings indicating the effects of tourism and tourist behaviors on emergence of distinct restaurant configurations. Keywords: Gastronomy, Local Food, Restaurant, Restaurant Configurations, Cappadocia, Qualitative Research.

FormalizationDestinationGastronomy+5
Gökhan Yılmaz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Otel işletmeleri çalışanlarının psikolojik sermaye ve örgütsel sosyalleşme düzeylerinin yaratıcılıklarına etkisi: Alanya örneği

Bir hizmet endüstrisi olarak turizm endüstrisinin emek yoğun bir sektör olması ve tüketici ile üreticinin birebir ilişkide olması, otel işletmeleri açısından insan kaynağının önemini ortaya koymaktadır. Üretilen hizmetin çoğunlukla soyut ürünlerden oluşması nedeniyle otel işletmeleri fark yaratabilmek için insan kaynağını etkin ve etkili bir şekilde kullanmak durumundadır. Otel işletmelerinin rekabet avantajını elde etmesinde çalışanların yaratıcılıklarını en üst seviyede kullanması büyük önem arz etmektedir. Yaratıcılığın öncüllerinin araştırılması amacıyla oluşan bu çalışma, çalışanların psikolojik sermaye ve örgütsel sosyalleşme düzeylerinin yaratıcılıklarına etkisini incelemektedir. Psikolojik sermaye kavramı; öz-yeterlilik, iyimserlik, umut ve psikolojik dayanıklılık boyutlarından oluşmakta ve çalışanın pozitif yönlerini açıklamaktadır. Araştırmanın bir diğer değişkeni olan örgütsel sosyalleşme kavramı ise; örgütsel hedef ve değerler, performans yeterliliği, örgütteki kişiler, örgüt politikası, örgüt dili ve örgüt geçmişi boyutlarından oluşmakta ve çalışanların örgüt ile uyumunu ifade etmektedir. Bu çalışma, Alanya'daki dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde çeşitli kademelerde çalışan yöneticilerin psikolojik sermaye ve örgütsel sosyalleşme düzeylerinin yaratıcılıklarına etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında 48 otele toplam 500 adet anket ulaştırılmış ve toplanan 327 anketin 25 tanesi eksik veri nedeniyle analize tabi tutulmamıştır. Yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda, yöneticilerin psikolojik sermaye düzeylerinin yaratıcılığı %20.1 oranında açıkladığı ve örgütsel sosyalleşme düzeylerinin ise yaratıcılığı %7.6 oranında açıkladığı sonucu elde edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda örgütsel sosyalleşmeden ziyade psikolojik sermaye kavramının yaratıcılığı daha çok açıkladığı ve etkilediği söylenebilir.

Antalya-AlanyaOtel işletmeciliğiOteller+5
Burcu Karasakaloğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs'taki Osmanlı Dönemi su yapıları: Çeşme ve hamamlar

Bu çalışmada Kıbrıs'ta Osmanlı döneminde inşa edilmiş olan çeşme ve hamamlar ele alınmıştır. Tez "Giriş", "Kıbrıs'taki Su Yolları ve Yapıları", "Günümüze Gelemeyen Çeşme ve Hamamlar", "Katalog", "Değerlendirme" ve "Sonuç" olmak üzere altı bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde konunun tanımı, amacı ve sınırları belirlenmiş; araştırma yöntemi belirlenerek, kaynaklar değerlendirilmiş ve Kıbrıs'ın tarihi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümü oluşturan "Kıbrıs'taki Su Yolları ve Yapıları" başlığı altında Osmanlı dönemi öncesi ve Osmanlı döneminde inşa edilmiş olan suyolları, su kemerleri ve sarnıçlar incelenmiştir. "Günümüze Gelemeyen Çeşme ve Hamamlar" başlığı tezin üçüncü bölümünü oluşturmaktadır. Bu başlık altında kaynaklarda adına rastladığımız, ancak günümüze ulaşamamış veya sadece kalıntılarına rastladığımız eserler ele alınmıştır. Tezin "Katalog" bölümünde Osmanlı dönemi Kıbrıs'ında inşa edilmiş olan hamam ve çeşmelerin mimari özellikleri ortaya konulmuştur. "Değerlendirme" kısmında çeşme, şadırvan ve hamamlar, tipoloji, malzeme, kitabeler, yapı elemanları, cephe elemanları, örtü elemanları, aydınlatma ve süsleme gibi ana başlıklar altında kendi içerisinde karşılaştırılmıştır. Çalışmanın "Sonuç" bölümünde ise araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular göz önünde bulundurularak genel yargılara varılmaya çalışılmıştır.

HamamlarKıbrısOsmanlı Dönemi+4
Enes Kavalçalan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
11
Master'sOpen AccessTR

BIST (Borsa İstanbul) veri̇leri̇ni̇n çeşi̇tli̇ bulanık zaman seri̇leri̇ yaklaşımları i̇le öngörüleri̇ni̇n karşılaştırılması

Bulanık zaman serileri uygulamada son yıllarda üzerinde oldukça yoğun çalışılan konulardan biridir. Gerçek hayat koşullarında kullanılan döviz kuru, borsa verileri, hava kirliliği ve hatta hava durumu gibi zaman serileri gün içerisinde sürekli olarak değişkenlik göstermektedir. Bu tür zaman serilerinin değerlerini sayısal olarak ifade etmek yerine sözel değerlerle bulanık kümeler şeklinde ifade etmek daha doğru olacaktır. Zira bu tür zaman serilerinin değerleri klasik zaman serileri ile ifade edilirse sadece günlük ortalama değerler dikkate alınmış olur. Oysa böyle bir zaman serisinin gözlemleri birçok değeri içerebilen bir bulanık küme olarak alınabilir. Bu durumda gözlemleri bulanık küme olan zaman serilerinin öngörülmesi problemi ortaya çıkmaktadır. Literatürde bulanık zaman serilerinin öngörülmesi için birçok yöntem önerilmiştir. Bu çalışmada literatürde var olan iki faktörlü-yüksek dereceli (two factor-high order) bulanık zaman serisi makaleleri incelendi ve tahmin yöntemleri belirlendi. İlgili yöntemler karşılaştırılarak en iyi iki faktörlü-yüksek dereceli (two factor-high order) bulanık zaman serisi yöntemi mevcut literatür bilgisine göre ortaya konuldu.

AlgoritmalarBulanıkBulanık analitik hiyerarşi süreci+5
Hilmi Uyar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki kadın çalışma mevzuatının uluslararası kuruluşlar ve Avrupa Birliği direktiflerine uyumuna yönelik bir mevzuat analizi

Bu çalışmanın amacı AB uyum sürecinde Türkiye'deki kadın çalışma haklarını mevzuat olarak incelemek ve mevzuatın AB direktifleri ile uyumunu araştırmaktı. Ancak süreçte, kadın hakları konusunda etkili olan diğer uluslararası kuruluşlar, Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Çalışma Örgütü ile uyum da incelenmiştir. Bu anlamda, bu çalışma bir mevzuat analizi olarak düzenlenmiş olup, toplam 11 başlık AB direktifleri ile uyum araştırmasına konu edilmiştir. CEDAW ve ILO ile uyum ise ayrıca değerlendirilmiştir. Çalışma, toplam üç bölümden oluşturulmuştur. Birinci bölümde çalışma hayatında kadına yönelik düzenlemeler yapan uluslararası kuruluşlar derinlemesine incelenmiş, ikinci bölümde Avrupa Birliği yapılanmasının kadına yönelik oluşturmuş olduğu direktiflere kadar derinlemesine bir inceleme yapılmış ve son bölümde CEDAW, ILO ve Avrupa Birliği direktifleri ile Türk mevzuatı karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda görülmüştür ki, kadının iş gücü piyasasındaki katılımının artması, onun çok değişik problemlerle karşılaşmasını da beraberinde getirmiştir. Kadının iş hayatına katılımının bu denli artışı ve kadının erkekle aynı hakları elde etme mücadelesi, kadının çalışma hayatının içinde korunması amacıyla uluslararası girişimlerde bulunulmasına neden olmuştur. Bu amaçla birçok uluslararası kurum ve kuruluş çok çeşitli direktifler ve tavsiye kararlarıyla üye devletlerini kadın çalışma hakları konusunda geliştirmeye ve iyileştirmeye çalışmışlardır. Türkiye'de ise 1923 yılında Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte kadın ve erkeğin fırsat eşitliğine ilişkin çalışmalar başlamıştır. Mevzuattaki kadınların korunmasına dair ilk yasal düzenlemeye örnek olarak 1930'da yürürlüğe giren Umumi Hıfzıssıhha Kanunu gösterilebilir. Her ne kadar Türk mevzuatında kadın ve erkek arasındaki fırsat eşitliğine dair özel bir kanun bulunmasa da, başta Anayasa olmak üzere çalışma hayatını düzenleyen kanunlar içinde kadının korunması ve erkekle aynı haklara sahip olmasının sağlanmasına ilişkin hükümlerin varlığından söz etmek mümkündür. AB ile uyum süreci içinde AB Müktesebatına Uyum Ulusal Programı ile çalışma mevzuatında değişiklikler yapılmış ve mevzuat Avrupa Birliği direktifleri ile büyük oranda uyumlu duruma gelmiştir. Gerçekten de araştırma sonuçları göstermiştir ki Türk İş mevzuatında, kadın işçilerin korunmasına ilişkin Avrupa normları ile büyük oranda paralellikler bulunmaktadır.

Avrupa BirliğiKadın haklarıKadın iş gücü+7
İrem Bayram
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

21. yüzyılda ulus - ötesi demokrasi: Köken, kapsam, biçim ve kısıtlılıklar

Demokrasi, siyaset biliminin ve uluslararası ilişkiler gibi ilgili sosyal bilim dallarının en çok tartışılan kavramlarından birisidir. Mamafih; teorik ve felsefi düşüncenin idealize ettiği bir kavram olmaktan, bir yönetim tarzı olarak uygulanmasına değin demokrasi, tartışmalı olduğu kadar zengin bir araştırma konusudur. Bu çalışma ulus-ötesi demokrasiyi; kuramsal ve tarihsel boyutuyla birlikte, biçim/prosedür, kapsam/ölçek ve olanak/kısıtlılık noktalarından eleştirel bir bakış açısıyla ele almaktadır. Demokrasi önüne pek çok sıfat alan bir kavram olduğundan, kavrama ilişkin tanımlar yapıldıktan, klasik ve modern demokrasi kuramları tasnif edildikten sonra ulus-ötesi demokrasi kuramları değerlendirilmiştir. Genel çerçeve olarak radikal ve liberal kuramlar olarak ikiye ayırılabilecek olan yaklaşımların ortak vurguları; demokratik ilke ve değerlerin evrenselleştiği, siyasetin/siyasa yapımının ve demokrasinin küresel terimlerle düşünülmesi gerektiğidir. Liberal kuramlar (liberal enternasyonalizm, müzakereci demokrasi, kozmopolit demokrasi) ulus-ötesi demokraside devlet dolayımının ve temsilin/müzakerenin altını çizerken, radikal kuramlar (radikal demokratik çoğulculuk, sosyalist enternasyonalizm, anarşist yaklaşım) devlet aygıtının olmadığı ve demokrasinin aracısız, doğrudan uygulandığı bir yaklaşımı benimsemektedir. İlgili kuramların rehberliğinde; çalışmanın tarihsel arka plan, köken bölümünde gösterildiği üzere, ulus-devlet ölçeğini aşan bir siyaset ve yönetişim olan ulus-ötesi demokrasi tarihsel ve maddi koşulların içerisinden/etkileşiminden bir ilişki olarak doğmuştur. Çalışmanın kapsam bölümü; bu ilişkinin mekânsal/alansal boyutunu ele almakta, ulus-devlet geri çekilirken arkada bıraktığı 'boşluğun' ondan öte bir mekânsal ölçekte, ya da ne tamamıyla devletlerle bölünmüş ne de bütünüyle bir dünya hükümet tarafından birleştirilmiş 'gri bir alanda', ulus-ötesi kurumlarca doldurulduğunu göstermektedir. Takip eden biçim bölümünde ise, söz konusu ulus-ötesi kurumların yapısı ve işleyişleriyle birlikte karar alma prosedürleri incelenmiş; egemenlik, katılım, temsil gibi klasik kavramların dönüşümü ortaya koyulmuştur. Son bölüm; demokrasinin demokratikliğinden, ulus-ötesi demokrasinin yapısal kısıtlılıklarına ve alternatif yönetim tasavvurlarına değin eleştirilere ve sorunlara ayrılmış, günden güne baskın hale gelen kavram sorgulanmıştır. Sonuç olarak çalışma; demokrasinin kadim soru(n)larına, demokrasinin politik biriminin ölçeği ve prosedürlerinin değişmesiyle birlikte verilen güncel yanıtların izini sürmüştür. Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Küresel Siyaset, Ulus-Ötesi Demokrasi, Uluslararası ve Ulus-Ötesi Yönetişim Kurumları

21. yüzyılDemokrasiKöken bilim+7
İsmail Cem Karadut
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli turistlerin unutulmaz turizm deneyimlerinde etkili olan unsurların belirlenmesine yönelik nitel bir araştırma

Turizm deneyimi kavramı, turizm araştırmalarında önemli bir olgu olmasına rağmen engelli turistlere yönelik unutulmaz turizm deneyimi üzerine yapılan çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Ulusal yazında ise, engelli turistler için unutulmaz turizm deneyimi üzerine yapılan bir çalışmaya rastlanmamıştır. Ülkemizde nüfusumuzun yaklaşık %12'sinin engelli olduğu göz önüne alındığında, turizm faaliyetlerine katılma potansiyeli olan engellilere yönelik hazırlıkların yapılması önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı engelli turistlerin unutulmaz turizm deneyimlerinin doğasını anlayabilmek ve unutulmaz turizm deneyimlerinde etkili olan unsurları ortaya çıkarabilmektir. Bununla birlikte unutulmaz turizm deneyimlerinin engelliler için anlamının ne olduğunun kavramlaştırması, turizm deneyimlerinde hangi unsurların etkili olduğunun ortaya koyulması ve unutulmaz turizm deneyimi kavramına engelli turist açısından bakarak turizm deneyim yazınına farklı bir boyut kazandırılması da amaçlanmaktadır. Çalışma, Antalya'nın Alanya, Side, Belek, Kemer ve Kundu bölgelerinde konaklayan 20 engelli Rus turist ile Haziran ve Eylül 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Görüşme yapılan kişiler, bedensel, ortopedik, işitme, işitme ve konuşma ve görme engelli turistlerden oluşmaktadır. Nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde, veriler yarı yapılandırılmış görüşme, odak grup çalışması ve doküman incelemesi yöntemleri ile toplanmıştır. Nitel araştırma verilerine içerik analizi uygulanması sonucunda turistlerin unutulmaz turizm deneyimlerini etkileyen unsurlara yönelik, 3 ana tema (psikolojik, sosyo-kültürel ve destinasyona ilişkin unsurlar) elde edilmiştir. Analiz sonuçları yazın desteği ile irdelenmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmanın bulguları özetlenirse; engelli turistlerin unutulmaz turizm deneyimlerini belirgin şekilde etkileyen en önemli temanın destinasyona ilişkin unsurlar olduğu, engelli turistlerin yaşadıkları olumsuz deneyimlerin yaratmış olduğu psikolojik problemlerin engelli misafirlerin unutulmaz deneyimlerinde derin bir etkiye sahip olduğu ve engelli turistlerin engelli olmayan turistlerden ayrı şekilde düzenlenmiş organizasyonlara katılmak yerine, farklı kültürden insanlar ile birlikte sosyal etkileşimler kurabilecekleri faaliyetleri arzuladıkları ve sahip oldukları sosyal etkileşim ortamının turizm deneyiminde son derece önemli olduğu saptanmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, engelli turistlerin unutulmaz turizm deneyimi üzerinde etkili olan bazı unsurların engelli olmayan turistler ile benzer olduğu ve aynı zamanda önemli farklılıkların da olduğu göze çarpmaktadır. Elde edilen bulgular, turizm yazınında engellilerin unutulmaz turizm deneyimi alanında yapılan araştırmalara farklı bir boyut kazandırmıştır. Bunun yanında ülkemizde engellilerin turizm deneyimi üzerine yapılan ilk araştırma olan bu çalışmanın bulguları farklı kültürel özellikleri yansıtması açısından da oldukça önemlidir. Diğer taraftan, engellilerin turizm deneyimlerini unutulmaz kılan unsurların turizm destinasyonlarının gelişiminden sorumlu olan kişi ve kuruluşlar tarafından incelenmesi önemli yararlar sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Turizm, Deneyim, Unutulmaz turizm deneyim, Engelli turist, Antalya, Nitel araştırma,

AntalyaDestinasyonEngelli kişiler+3
Aysun Ceylan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Kızıl Ordu'da Kafkas halkları (1941-1945)

Çalışmada; II. Dünya Savaşı yıllarında Kızıl Ordu saflarına Kafkasyalı askerlerin katılımına ve Kafkasya'da milli politikaların belirlenmesine dair bir inceleme yapılmıştır. Bu bağlamda askerî ve parti organlarının arşivlerine dayanarak önce orduya asker yetiştirmek üzere uygulanan seferberlik ve askere alım-sevkiyat faaliyetlerinin doğurduğu sorunlara, milli birliklerin oluşumuna, askerî eğitime; sonra ise dil eğitimine ve Sovyet insanı yaratmaya yönelik ideolojik projeye, Rus milliyetçiliğine ve savaşın ikinci yarısında bazı Kafkasya halklarına yönelik uygulanan sürgünlere ışık tutulmuştur. Bu dönemde, Rus milli politikasının etkisiyle SSCB içerisinde özellikle Türk-Müslüman nüfusa yönelik topyekûn bir güvensizlik prensibi etkili olmuş ve bu durum daha sonrasında Kafkasya halklarının tarihî vatanlarından sürgün edilme kararlarının temelini oluşturmuştur. Sovyet ideolojisi 1917'den itibaren teoride; milletler arası ayrışmayı ortadan kaldırmak ve milletler arasında eşitlik ilkesini uygulamak prensibini temel almasına karşın incelediğimiz dönemde bu politikanın tam aksine Slav milliyetçiliğinin belirgin bir biçimde diğer milletleri aşağıladığı ve onları ötekileştirdiği tespit edilmiştir. Aynı şekilde Sovyet ideolojisinin her türlü dinî ayırımcılığı sona erdirme iddiasında olmasına karşılık özellikle Hıristiyan dinine mensup toplumlara hoşgörüyle bakılırken Müslüman topluluklara karşı olumsuz bakış ve yaklaşımların söz konusu olduğu görülmüştür. Bu özellikler, araştırdığımız dönemde Kafkasya halklarına karşı izlenen politikaların arkasında yatan temel olgulardır. Resmî belgelerde ifade edilmese de uygulamada, Slav olmayan halklara karşı büyük bir etnik temizlik operasyonun sürdürüldüğü söylenebilir. Kafkasya milli birliklerinin tarihi, savaş yıllarında milli politikanın tüm dönemeçlerini bir ayna gibi yansıtmıştır. Savaş yıllarında Kafkasya milli birliklerinin tarihinin analizi; oluşturulma şartları ve prensipleriyle, askerî olarak kullanıldıkları alanla, askerlerin muharebe ve eğitim hazırlıklarıyla birimlerin; Kızıl Ordu'nun diğer askerî birimlerinden farklı, özel bir konumda olduklarını göstermiştir. Bu çalışma, geleneksel askerî-tarihsel araştırma yöntemleriyle birlikte savaş yıllarında Kafkasya'da, milli politikaların ve siyasî süreçlerin incelenmesini birleştiren, özel bir araştırma metodunun geliştirilmesini gerektirmiştir. Çalışma nihai olarak; dört yıl süren kanlı savaşın içinde Kafkasya halklarının büyük zafer gününe yaklaştıran ancak göz ardı edilen paha biçilmez katkısını gün ışığına çıkararak sonuçlanmaktadır. Çalışmayla, Kafkasya halklarının II. Dünya Savaşı'na katılmaları konusunun objektif olarak incelemesine katkıda bulunulduğu umulmaktadır. Anahtar Kelimeler: II. Dünya Savaşı, Kafkasya Halkları, Kızıl Ordu, Milli Birlikler

Askeri birliklerAskeri teşkilatAskerler+7
Leila Devrısheva
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00