
3,282
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Değişen ve dönüşen sosyal bir olgu olarak namus ve toplumsal cinsiyet
Kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikleri meşrulaştırarak cinsiyet hiyerarşinin oluşmasına bir temel olarak sunulan namus kavramı, bu tez çalışmasında ataerkilliği yeniden üreten toplumsal ve politik bir olgu olarak incelenmektedir. Namusun temel alındığı cinsiyet rejiminde, kadına yönelik şiddetin olumlanması ya da gerekçelendirilmesiyle şiddetin sürekli hale gelmesine dayanarak, kavramın politikliği ve toplumsallığı sorgulanmaktadır. Kadın ve erkeğin cinsiyetine "uygun" cinsiyet kimlikleri edinmesinde namus kavramının göz ardı edilemez bir yapıya sahip olduğu düşünülmektedir. Namus kavramı bağlamında geliştirilen kadın(lık) ve erkek(lik) deneyimlerinin; sorumluluklar ve avantajlar, zorluklar ve kolaylıklar ikiliği içinde oluşturulduğu savı, Akdeniz Üniversitesi'ndeki kadın ve erkek öğrencilerle yapılan derinlemesine görüşmelerden elde edilen verilerle tartışılmaktadır. Kadın cinselliğinin ve bedeninin düzenlenmesini ve denetlenmesini gerekçelendirmek için uygun bir araç olarak kullanılan namus kavramının ardındaki toplumsal, kültürel, politik ve ideolojik etkenlerin irdelenmesi amaçlanmaktadır. Kadına yönelik şiddetin bir biçimi olarak görülen namus kavramının farklı toplumsal yapılar ve ataerkillikler içinde biçim ve içerik olarak dönüştüğü, fakat özündeki ataerkilliğin ve cinsiyetçiliğin sarsılmadığı iddia edilmektedir.
Aval Kurumu
Bu çalışmada Türk Ticaret Kanunu'nun 700 ilâ 702. maddelerinde düzenlenen aval kurumu, maddi ve şekli şartları, hukuksal niteliği, aval verenin sorumluluğu ve aval verenin hakları açılarından incelenmiştir. Aval, kambiyo senetleri hukukunun tüm kurumlarına değinilmesini gerektiren geniş kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. Aynı zamanda Yargıtay'ın kambiyo senedi üzerinde matbu şekilde yer alan kefil ibaresini aval kabul etmesi, senedin yüzüne atılan imzanın aval olarak değerlendirilmesi ve forfaiting işlemlerinde avalin kullanılması sebebiyle halen uygulamada başvurulan bir yoldur. Avale dair içtihat ve doktrin ayrıntılı şekilde incelenerek aval kurumuna dair şu temel sonuçlara varılmıştır: Aval, kambiyo senedinin ödenmesini kısmen veya tamamen temin amacına yönelik özellikli bir kambiyo taahhüdüdür. Hem kambiyo taahhütlerine ilişkin genel kurallara hem de özel aval hükümlerine tâbidir. Aval veren ile lehine aval verilen arasında bulunan teminat bağı, avalin hukuki sonuçlarına etki ederek avali diğer kambiyo taahhütlerine nazaran özellikli bir hale getirmektedir. Diğer yandan, söz konusu teminat bağı, avali, kefalet sözleşmesinin bir alt türü kılmaz; aksine, hem aval hem kefalet sözleşmesi, kişisel teminat amacı güden hukuki işlemlerin birer alt türüdür. Bununla birlikte, aval tek taraflı bir hukuki işlemdir. Zira, aval, aval verenin veya yetkili temsilcisinin poliçe veya alonj üzerine imza atmasıyla oluşmaktadır. Avalin poliçede mündemiç alacak hakkına bağlı bir teminat olmasının sonucu ise aval verenin lehine aval verilenin kişisel def'ilerini hamile karşı ileri sürebilmesidir. Son olarak aval veren, kimin lehine aval verirse versin bir başvuru borçlusudur. Bu sebeple, aval verenden ödeme talep edilebilmesi için hamilin başvurma hakkının doğmuş olması gerekir.
İbnü's - Salâh'ın hadislerin tashih ve tahsinine yönelik görüşleri
Bu çalışmada İbnü's-Salâh'ın (ö. 643/1245) Mukaddime ismiyle bilinen hadis usulüne dair eserinde hadislerin tashih ve tahsinine yönelik dile getirmiş olduğu bazı görüşleri ve bu görüşlerin kendisinden sonra algılanış biçimleri ele alınmıştır. İbnü's-Salâh'ın söz konusu görüşleri ehliyetleri zayıf olduğu için kendi dönemindeki ve sonrasındaki âlimlere hadislerin tashih ve tahsinini yasakladığı hatta hadiste ictihad kapısını kapattığı şeklinde anlaşılmış ve çeşitli itirazlara maruz kalmıştır. Araştırmamızda İbnü's-Salâh'ın gerek Mukaddime'sindeki gerek diğer kitaplarındaki konuyla ilgili ifadelerini ve uygulamalarını bütüncül bir şekilde değerlendirerek bunlarla neyi kastettiğini tespit etmeye çalıştık. Bu bağlamda, onun, kitabının muhtelif bölümlerinde, isnadın belli bir dönemden sonra hadislerin tashihi noktasında işlevini yitirmiş olduğunu dile getirdiğini tespit ettik. Bundan dolayı İbnü's-Salâh'ın söz konusu ifadeleri, mutlak anlamda hadis tashih ve tahsinini yasaklamayı değil, önceki dönem kitaplarında yer almayan, isnadın işlevini yitirdiği dönemden sonraki kitaplarda o dönemin isnadları ile zikredilen hadislerin tashih ve tahsinini uygun görmediği anlamına gelmektedir. İbnü's-Salâh'ın isnadın işlevini yitirdiğini düşündüğü zaman dilimi h. V. asrın ortalarıdır. Onun bu düşüncesinin temelinde ise sahih ve hasen türünden olan bütün hadislerin, hadis imamlarının mutemet ve meşhur kitaplarında kayıtlı olduğu kabulü bulunmaktadır. İbnü's-Salâh bu yüzden söz konusu dönemden sonra sahih ve hasen hadislerin hadis imamlarının mutemet ve meşhur diye nitelediği kitaplarından alınması gerektiğini, bu tür kitaplarda bulunmayan hadislere sahih ve hasen hükmü verilemeyeceğini dile getirmektedir. Tashih ve tahsin meselesine bağlı olarak İbnü's-Salâh'ın hadislerin zayıf ve mevzu olduğuna hükümetmeyi yasakladığı iddiası ortaya çıkmıştır. Oysa onun, bu yönde hiçbir açıklaması bulunmamaktadır. Tam tersine onun pek çok ifadesi ve uygulaması, böyle bir işlemi yasaklamadığını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
A qualitative study on restaurant configurations in tourism destinations: The case of Cappadocia
The purpose of this research is to discover how distinct restaurant configurations emerge in a tourism destination with a particular attention to understanding the role of tourism and tourist behavior in this emergence. With this aim, the fundamental questions of the study are whether: • different restaurant practices emerge in a destination where dominance of a certain type of tourism exists. • these practices lead to emergence of distinct restaurant configurations. • tourist behavior plays a key role in emergence of restaurant configurations. If it does, is it possible to understand its role? • it is possible to define the configurations in reference to their specific attributes. Between June - November 2014 the research was conducted in Cappadocia Region which includes Ürgüp, Uçhisar, Avanos, Göreme, Derinkuyu and Kaymaklı territories. In this context research design was determined as a single case with embedded units. The study took a qualitative research approach in which semi-structured interviews and document analysis were employed as major data collection techniques whereas content analysis was the primary method of analyzing the qualitative data. In this context, the research was constituted by five main successive and complementary stages. The first four stages were as follows: the analysis of documents on the relationship between gastronomy and tourism in Turkey, the analysis of documents on the relationship between gastronomy and tourism in Cappadocia, analysis of the websites and the promotional materials pertaining to Cappadocia region, and interviews with tourism stakeholders in the region. As the fifth stage of the research model, the data were content analyzed following each stage of data collection. In an effort to form the basis of primary study findings, semi-structured interviews were conducted between 21th and 26th July 2014 with 12 tourism stakeholders based on voluntariness. The sample included professional tourist guides, travel agency officials, brand manager of culture and tourism directorate, faculty members, chefs, presidents of the professional associations, and hotel managers. The findings of the study indicated that conceptual structure of restaurant configurations consisted of four main categories and nineteen subcategories. It was understood that diversity of tourists' nationalities, travel motivations, modes of travel, type of accommodation, amount of expenditure and purchasing behavior were the subcategories of the main category of "tourist profile and travel behavior". Organizing daily tours in the region, rigidity of tour programs, cost and sales considerations constituted the main category of "the dominant tourism mode". The third main category was "tourist behavior towards local gastronomy" and its subcategories emerged as information search behaviors, sampling local cuisine, and consumption of local gastronomic tourism products. Finally, target market selection, cost considerations, adaptation, authentic atmosphere, local presentation, and restaurant configurations have been identified as the sub-categories of "practices and configurations of restaurants". Five distinct restaurant configurations emerged in Cappadocia Region and those were hotel restaurants, group restaurants, boutique restaurants, ethnic restaurants, and kebab and pita restaurants. Hotel restaurants serve to package tour customers and their major attributes are open-buffet service and being located within the starred hotels. Group restaurants serve food for daily tour groups based on a special contract with travel agencies. Boutique restaurants are visited mainly by individual travelers with an intention to taste the local dishes, and serve food independently or within a boutique hotel. Ethnic restaurants rely on a specific national culture such as Japanese, Korean and Indian, and serve food that completely fits the tastes of the tourists coming from those cultures. Having a menu containing mostly pita, meat kebabs or doner kebab, and located mostly in the city center, pita and kebab restaurants are the places where mainly local people eat. The findings of the research lead to the following implications: tourists' nationalities and modes of travel are primary determinants of profiles and behaviors of tourists visiting the region, and those two variables also affect the other travel behaviors such as type of accommodation, amount of expenditure and purchasing behavior; daily tours are the most common tourism practice in the region, lunch time is kept very short and insufficient in those tours. In a context where tourists' nationality, modes of travel, and common tourism practice interact, tourist behaviors towards local gastronomy differ (for instance individual tourists are more interested in local gastronomy than package travelers). In relation to tourists' behaviors towards local gastronomy, the practices such as selection of target markets, intensity of cost considerations, adaptation versus local presentation, and authentic atmosphere differ among restaurants. As a result, different type of practices lead to emergence of distinct restaurant configurations including hotel and group restaurants where package travelers are the target markets, cost considerations are highly intense, adaptation to tourists' tastes is major orientation rather than local presentation, and a kind of staged authenticity is the main attribute of atmosphere; ethnic restaurants where Korean, Japanese or Indian tourists are targeted and an ethnic atmosphere which reflects those cultures is presented; boutique restaurants where the target market is individual travelers, the cost considerations are minimum, and local food is served by local people in a local atmosphere; pita and kebab restaurants where local people consume traditional pita and kebab dishes. Within the framework of qualitative research method, it is considered that this dissertation contributes to the related literature firstly by uncovering restaurant practices and distinct restaurant configurations caused by these practices referring to the opinions of stakeholders, and secondly by presenting the findings indicating the effects of tourism and tourist behaviors on emergence of distinct restaurant configurations. Keywords: Gastronomy, Local Food, Restaurant, Restaurant Configurations, Cappadocia, Qualitative Research.
Otel işletmeleri çalışanlarının psikolojik sermaye ve örgütsel sosyalleşme düzeylerinin yaratıcılıklarına etkisi: Alanya örneği
Bir hizmet endüstrisi olarak turizm endüstrisinin emek yoğun bir sektör olması ve tüketici ile üreticinin birebir ilişkide olması, otel işletmeleri açısından insan kaynağının önemini ortaya koymaktadır. Üretilen hizmetin çoğunlukla soyut ürünlerden oluşması nedeniyle otel işletmeleri fark yaratabilmek için insan kaynağını etkin ve etkili bir şekilde kullanmak durumundadır. Otel işletmelerinin rekabet avantajını elde etmesinde çalışanların yaratıcılıklarını en üst seviyede kullanması büyük önem arz etmektedir. Yaratıcılığın öncüllerinin araştırılması amacıyla oluşan bu çalışma, çalışanların psikolojik sermaye ve örgütsel sosyalleşme düzeylerinin yaratıcılıklarına etkisini incelemektedir. Psikolojik sermaye kavramı; öz-yeterlilik, iyimserlik, umut ve psikolojik dayanıklılık boyutlarından oluşmakta ve çalışanın pozitif yönlerini açıklamaktadır. Araştırmanın bir diğer değişkeni olan örgütsel sosyalleşme kavramı ise; örgütsel hedef ve değerler, performans yeterliliği, örgütteki kişiler, örgüt politikası, örgüt dili ve örgüt geçmişi boyutlarından oluşmakta ve çalışanların örgüt ile uyumunu ifade etmektedir. Bu çalışma, Alanya'daki dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde çeşitli kademelerde çalışan yöneticilerin psikolojik sermaye ve örgütsel sosyalleşme düzeylerinin yaratıcılıklarına etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında 48 otele toplam 500 adet anket ulaştırılmış ve toplanan 327 anketin 25 tanesi eksik veri nedeniyle analize tabi tutulmamıştır. Yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda, yöneticilerin psikolojik sermaye düzeylerinin yaratıcılığı %20.1 oranında açıkladığı ve örgütsel sosyalleşme düzeylerinin ise yaratıcılığı %7.6 oranında açıkladığı sonucu elde edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda örgütsel sosyalleşmeden ziyade psikolojik sermaye kavramının yaratıcılığı daha çok açıkladığı ve etkilediği söylenebilir.
İş güvencesi memnuniyeti ve çeşitli değişkenlerin işten ayrılma niyetine etkilerinin lojistik regresyon analizi ile incelenmesi
Günümüzde yaşanan ekonomik krizler, küreselleşme, hızla artan rekabet ve teknolojik yenilikler birçok işyerinin kapanmasına ve çok sayıda çalışanın işsiz kalmasına neden olmuştur. Tüm bu gelişmeler sebebiyle oluşan belirsizlik ortamı çalışan ve işveren ilişkilerine de yansımış ve iş güvencesi konusunu daha da önemli bir konu haline getirmiştir. Tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen araştırmanın temel amacı otel işletmeleri bağlamında çalışanların iş güvencesi memnuniyetini ölçmek ve bu memnuniyetin örgütsel bağlılık, iş doyumu, iş stresi ve işten ayrılma niyeti ile olan ilişkilerini ortaya koymak ve bu veriler ışığında çalışmanın hipotezlerini test etmektir. Araştırma verileri, Antalya ilinin Kundu beldesindeki beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışan 477 denekten elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, çalışanların iş güvencelerinden memnuniyetleri ile örgütsel bağlılıkları ve iş doyumları arasında pozitif, iş stresi ve işten ayrılma niyetleri arasında negatif yönlü ilişkiler saptanmıştır. Ayrıca, çalışanların iş güvencesi memnuniyeti, iş doyumu, örgütsel bağlılık, iş stresi ve işten ayrılma niyetlerinde demografik değişkenler açısından da farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışmanın ana hipotezini test etmek için yapılan lojistik regresyon analizi sonucunda; kadın, bekâr ve çalışan pozisyonunda çalışanların işten ayrılma niyetlerinin daha yüksek olduğu tespit edilirken; örgütüne bağlı, iş güvencesinden memnun, iş doyumu yüksek, evli, ilköğretim mezunu ve 0-1000 TL arası geliri olan çalışanların ise işten ayrılma niyetlerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucu elde edilen bulgular ve değerlendirmeler ışığında çalışmanın alanyazına yaptığı katkı tartışılmış ve bundan sonra yapılacak çalışmalara ışık tutabilecek bir takım öneriler geliştirilerek iş hayatındaki yöneticilerin araştırma sonuçlarından nasıl yararlanabilecekleri açıklanmıştır.
Kıbrıs'taki Osmanlı Dönemi su yapıları: Çeşme ve hamamlar
Bu çalışmada Kıbrıs'ta Osmanlı döneminde inşa edilmiş olan çeşme ve hamamlar ele alınmıştır. Tez "Giriş", "Kıbrıs'taki Su Yolları ve Yapıları", "Günümüze Gelemeyen Çeşme ve Hamamlar", "Katalog", "Değerlendirme" ve "Sonuç" olmak üzere altı bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde konunun tanımı, amacı ve sınırları belirlenmiş; araştırma yöntemi belirlenerek, kaynaklar değerlendirilmiş ve Kıbrıs'ın tarihi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümü oluşturan "Kıbrıs'taki Su Yolları ve Yapıları" başlığı altında Osmanlı dönemi öncesi ve Osmanlı döneminde inşa edilmiş olan suyolları, su kemerleri ve sarnıçlar incelenmiştir. "Günümüze Gelemeyen Çeşme ve Hamamlar" başlığı tezin üçüncü bölümünü oluşturmaktadır. Bu başlık altında kaynaklarda adına rastladığımız, ancak günümüze ulaşamamış veya sadece kalıntılarına rastladığımız eserler ele alınmıştır. Tezin "Katalog" bölümünde Osmanlı dönemi Kıbrıs'ında inşa edilmiş olan hamam ve çeşmelerin mimari özellikleri ortaya konulmuştur. "Değerlendirme" kısmında çeşme, şadırvan ve hamamlar, tipoloji, malzeme, kitabeler, yapı elemanları, cephe elemanları, örtü elemanları, aydınlatma ve süsleme gibi ana başlıklar altında kendi içerisinde karşılaştırılmıştır. Çalışmanın "Sonuç" bölümünde ise araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular göz önünde bulundurularak genel yargılara varılmaya çalışılmıştır.
İMKB 100 endeks vadeli işlem sözleşmesinin etkinliğinin test edilmesi
Türkiye'nin ilk ve tek Vadeli İşlem Borsası olan İzmir Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası'nda (VOB) işlem gören VOB-İMKB 100 endeks vadeli işlem sözleşmesi ile söz konusu sözleşmenin dayanak varlığı olan İMKB 100 endeksi arasındaki arbitraj fırsatları araştırılmıştır. Çalışmada 4 Şubat 2005-21 Mayıs 2012 tarihleri arasındaki veriler taşıma maliyeti modeli aracılığıyla test edilmiştir. Toplam arbitraj karı, arbitraj karı standart sapması, ortalama arbitraj karı, vadeye kalan gün sayısına göre arbitraj fırsatlarının nasıl değiştiği ve uzun ve kısa arbitraj fırsatlarının sayısı ve sıklığı analiz edilmiştir. Uzun ve kısa arbitraj fırsatlarının sayısının ve sıklığının yıllar bazında artış ve azalış şeklinde devamlı dalgalı seyir izlediği bulunmuştur. Vadeye yaklaşıldıkça spot ve vadeli fiyat arasındaki farkın yıllar bazında azalması beklenmesine rağmen; bazı yıllarda spot ve vadeli fiyat arasındaki farkın arttığı görülmüştür. Ortalama arbitraj karı, arbitraj standart sapması ve toplam arbitraj karı yıllar bazında değişkenlik göstermiştir. Özet olarak, VOB'da oluşan fiyatlar arbitraja fırsat vermektedir çünkü VOB etkin fiyatlanmamaktadır.
BIST (Borsa İstanbul) veri̇leri̇ni̇n çeşi̇tli̇ bulanık zaman seri̇leri̇ yaklaşımları i̇le öngörüleri̇ni̇n karşılaştırılması
Bulanık zaman serileri uygulamada son yıllarda üzerinde oldukça yoğun çalışılan konulardan biridir. Gerçek hayat koşullarında kullanılan döviz kuru, borsa verileri, hava kirliliği ve hatta hava durumu gibi zaman serileri gün içerisinde sürekli olarak değişkenlik göstermektedir. Bu tür zaman serilerinin değerlerini sayısal olarak ifade etmek yerine sözel değerlerle bulanık kümeler şeklinde ifade etmek daha doğru olacaktır. Zira bu tür zaman serilerinin değerleri klasik zaman serileri ile ifade edilirse sadece günlük ortalama değerler dikkate alınmış olur. Oysa böyle bir zaman serisinin gözlemleri birçok değeri içerebilen bir bulanık küme olarak alınabilir. Bu durumda gözlemleri bulanık küme olan zaman serilerinin öngörülmesi problemi ortaya çıkmaktadır. Literatürde bulanık zaman serilerinin öngörülmesi için birçok yöntem önerilmiştir. Bu çalışmada literatürde var olan iki faktörlü-yüksek dereceli (two factor-high order) bulanık zaman serisi makaleleri incelendi ve tahmin yöntemleri belirlendi. İlgili yöntemler karşılaştırılarak en iyi iki faktörlü-yüksek dereceli (two factor-high order) bulanık zaman serisi yöntemi mevcut literatür bilgisine göre ortaya konuldu.
Çevreci otel restoranında yemek yeme davranışının planlı davranış teorisi çerçevesinde incelenmesi
Tez çalışmasının temel amacı, otel müşterisinin çevreci otel restoranında yemek yeme niyetini etkileyen faktörlerin PDT bağlamında belirlenmesidir. Ayrıca demografik değişkenlerin çevreci otel restoranında yemek yemeye ilişkin tutum, öznel norm ve algılanan davranışı kontrol üzerinde etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın temel amacının yanında çevreci otel müşterilerinin çevreci uygulamalara atfettikleri önem, çevreci otel restoranına karar vermede etkili olan faktörlerin neler olduğu ve müşterilerin bireysel çevreci uygulamaları kendi evinde uygulayıp uygulamadıkları incelenmiştir. Tezin ilk iki bölümünde çevreci restoranlar, çevreci aktörler, çevreci uygulamalar, planlı davranış teorisi ve çevresi restoranda yemek yeme niyetine ilişkin alanyazın taraması yapılmıştır. Üçüncü bölümünde ise oluşturulan araştırma modeli çerçevesinde hipotezler test edilmiştir. Hipotezleri test etmek için bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi ve regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada, Antalya Belek bölgesinde beş yıldızlı otel olarak faaliyet gösteren çevreci bir oteldeki 533 müşteriden toplanan veriler analiz edilmiştir. Çevreci otel müşterilerinin yemek yeme niyetini ölçmek için Ajzen'in (1991) Planlı davranış teorisinden (PDT) yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda planlı davranış teorisinin geçerliliği ve güvenilirliği test edilmiştir. Araştırmada, çevreci otel müşterilerinin toksik madde içermeyen kimyasal temizleyici kullanma, organik gıda ya da içecek servis etme, yerel gıdalar satın alma, restoranın her alanında geri dönüşümü sağlama, lavabolarda otomatik musluk kullanma, strafor bardak kullanımından kaçınma ve restoranlarda su tasarruflu klozetleri kullanma gibi çevreci uygulamaları daha fazla önemsediği saptanmıştır. Bunların dışında çevreci otel müşterilerinin geri dönüştürülmüş kağıt ürünlerin (peçete vb.) kullanımı, harekete duyarlı aydınlatma sistemi, çalışanlar için organik pamuklu üniforma tercih etme, enerji tasarruflu aydınlatma kullanma, arıtılmış musluk suyu tercih etme, geri kazanılmış ahşaptan üretilmiş mobilya kullanma gibi çevreci uygulamaları çok fazla önemsemediği tespit edilmiştir. Bunun yanında müşterilerin çevreci otel restoranında yemek yemesine ilişkin cinsiyetin tutum ve niyete, medeni durumun öznel normlara, eğitim durumunun tutuma bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Bunların dışında müşterilerin yaş ve gelirinin çevreci otel restoranında yemek yemesine ilişkin hiçbir bağımsız değişkenle bir ilişkisi olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca çevreci otel restoranında yemek yemeye ilişkin ADK'nın hiçbir demografik değişkene etkisi olmadığı görülmektedir. Bulgulara göre otel müşterisinin çevreci otel restoranında yemek yeme niyetini tutum, öznel norm ve algılanan davranışı kontrolün etkisi olduğu saptanmıştır. Çevreci otel restoranında yemek yeme niyetine ilişkin en güçlü etkiyi tutum oluştururken en zayıf etkiyi algılanan davranışı kontrol oluşturmaktadır. Çalışmanın sonucunda uygulayıcılara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.