
58
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Sekiz dokuz yaş grubu kız ve erkek çocukların psikomotor gelişim düzeylerinin TGMD-II testine göre araştırılması
Bu çalışmanın amacı; Yozgat İli Akdağmadeni İlçesi örneğindeki sekiz ve dokuz yaş grubu kız ve erkek çocukların motor gelişim düzeylerinin araştırılmasıdır. Araştırmaya Yozgat İli Akdağmadeni İlçesi, 75.yıl Cumhuriyet İlköğretim Okulunda I. Kademe 3.ve 4. Sınflarda okuyan sekiz yaş grubunda 60 (30 kız-30 erkek), dokuz yaş grubunda 60 (30 kız-30 erkek) olmak üzere 120 öğrenci örneklem olarak katıldı. Çalışmaya katılan çocuklara TGMD-II testi uygulandı. TGMD-II de alt testler olarak; temel lokomotor beceriler (koşu, gallop, sek sek, sıçrama, durarak uzun atlama, kayma) ve obje kontrol becerileri (durarak top sürme, sopayla topa vurma, yakalama, duran topa ayakla vurma, bel seviyesi üzerinde atış, bel seviyesi altından atış) ölçüldü. Ölçümler tüm çocuklarda ikişer tekrar halinde uygulatılarak başarılı olduğu ve olmadığı beceriler belirlendi. Başarılı olduğu becerilere 1, başarısız olduklarına ise 0 puan verilerek beceriye ait toplam başarı durumu belirlendi. Verilerin çözümlenmesinde gruplara ait verilerin normal bir dağılıma sahip olup olmadığını belirlemede Kolmogorov-Simirnov ve Spahiro-Wilk normallik testleri uygulandı. Sonra gruplar arasında bir fark olup olmadığını belirlemek için α=0.05 anlamlılık düzeyinde Çift yönlü varyans analizi testi (Two way ANOVA) uygulandı. Önemli bulunan farklılıklar için ikinci seviye testi olarak Tukey's HSD testi uygulandı. Test sonuçlarında TGMD-II lokomotor alt test puanları, obje kontrol alt test puanları ve TGMD-II toplam puanları bakımından; 9 yaş grubunda kız ve erkek çocukların puanları 8 yaş grubu kız ve erkek çocukların puanlarından anlamlı bir şekilde yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Bilimsel çalışmalarda yaygın olarak kullanılan TGMD-II testi uygulanarak bir yandan Türk çocukları için normların oluşmasına katkı sağlanırken, diğer yandan öğrenciler arasında cinsiyete ve yaşa bağlı olarak temel motor özellikler gözlenebilecektir. Bilim Kodu : Anahtar Kelimeler : Psikomotor Gelişim, Motor Test, TGMD-II. Haziran, 2020; 110Sayfa
Okçuluk sporunda kondisyon çalışmalarının nişan alma ve atış performansına etkisi
Bu çalışmanın amacı; Okçuluk sporunda kondisyon çalışmalarının nişan alma ve atış performansına etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmamıza Aksaray Üniversitesinde öğrenim görmekte olan aktif olarak okçuluk sporu ile uğraşan, müsabakalara katılan 12 okçuluk sporcusu ( 5 Kadın; Yay türü: 3 klasik yay 2 makaralı yay, Yaş:22,00±1,58 yıl, Boy:166,40±3,78 cm, Vücut ağırlığı: 58,20±4,03 kg, Spor yaşı:4,60±1,14 yıl. 7 Erkek; Yay türü: 4 klasik yay 3 makaralı yay, Yaş: 21,14±1,22 yıl, Boy: 171,43±5,09 cm, Vücut ağırlığı: 76,00±5,63 kg, Spor yaşı:6,14±1,35 yıl) Araştırma grubu oluşturuldu. Sporculara normal antrenmanlarına ek olarak; 8 hafta, haftada 3 gün kondisyon antrenmanı uygulandı. Sporculara kondisyon antrenmanlarına başlamadan ön test ve 8 hafta sonunda son test uygulandı. Nişan alma testi: sporcuların yayı çektikten sonra kronometre ile 3 kez ölçüldü, en iyi olan test sonucu ön test ve son testlerde değerlendirmeye alındı. Atış puanı testi: TOF'da belirtilen 720 round üzerinden 2 x 36 toplam 72 ok ve 720 puan üzerinden puanlama yapılarak gerçekleştirildi. Her sette 6 ok atıldı. 6 set 2 devre olarak test alındı. Her sette 240 sn. verildi, süre tamamlandıktan sonra gerçekleşen atışlar karavana olarak değerlendirildi ve karavana olan her ok en yüksek puanlardan sıraya göre düşüldü. İstatistiksel olarak okçu sayısının 30'un altında olması sebebi ile parametrik olmayan testler seçildi. Wilcoxon işaretli sıralar testi nişan alma testi son test lehine pozitif yönde farklılaşma olduğu anlaşılmaktadır.(p<0,05). Wilcoxon işaretli sıralar testi atış puanı testi son test lehine pozitif yönde farklılaşma olduğu anlaşılmaktadır. (p<0,05). Sonuç olarak yapılan bu çalışma neticesinde, Okçuluk sporunda kondisyon çalışmalarının nişan alma ve atış performansına etkisinin olduğu görülmektedir.
Bariatrik cerrahide fiziksel aktivite ve beslenme tutumunun değerlendirilmesi
Bu araştırmada; bariatrik cerrahi sonrası hastaların sağlıklı beslenme tutumları ve fiziksel aktivite düzeylerinin bazı biyokimyasal bulgular ve antropometrik ölçümler ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 18-65 yaş aralığındaki, post-op 12-36 ay arasında olan 95 hasta dahil edildi. Kişilere "Sağlıklı Beslenme Tutum Ölçeği'' ve '' Birinci Basamak İçin Fiziksel aktivite Anketi'' uygulandı. Fiziksel aktivite ölçeğinden hesaplanan değerlere göre hastaların %56,8'i inaktif, %33,7'si normal ve %9,5'i aktif düzeyde fiziksel aktiviteye sahiptir. Bariatrik cerrahi obeziteden kurtarsa dahi fiziksel inaktivite devam etmektedir. Sağlıklı beslenmeye ilişkin tutumlara bakıldığında hastaların %58,9'u yüksek düzeyde beslenmeye %28,4'ü ideal düzeyde yüksek, %12,6'sı orta düzeyde sağlık beslenmeye sahip oldukları görülmektedir. Ameliyat öncesi ve sonrası ölçülmüş BKİ, ağırlık, AST, ALT, trigliserit, HOMA IR, yağ kütlesi, vücut yağsız kütle, kas kütlesi, yağ yüzdesi değerleri anlamlı bir biçimde düşüktür (p<0,05). Yağ kütlesinin yanında kas kütlesinin de azalmasının fiziksel inaktiviteden kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Toplam kolesterol düzeylerinde anlamlı bir farklılık görülmezken (p>0,05), HDL kolesterol ve LDL kolesterol ameliyat öncesine göre anlamlı bir şekilde yüksektir (p<0,05). LDL kolesterole ameliyat sonrası erken ve geç dönem şeklinde tekrardan bakılması gerektiği düşünülmektedir. İnaktif olan kişilerin aktif fiziksel aktivite düzeyine sahip kişilere göre olumlu beslenme düzeyleri anlamlı biçimde daha düşüktür (p<0,05). BKİ değişimi beslenme tutum düzeylerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Ameliyat sonrası yağ, kas kütle kaybı ve BKİ aktif ve inaktif gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemektedir (p>0,05). Sonuç olarak çalışmamızdan aldığımız veriler doğrultusunda bariatrik cerrahi sonrası fiziksel aktivite artırılmalı, egzersiz reçeteleri oluşturulmalı ve bu konuda eğitimler verilmelidir.
Profesyonel futbolcuların yeni tip korona virüse yakalanma kaygıları ve zihinsel antrenman düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada, profesyonel futbolcuların yeni tip korona virüse (Covid-19) yakalanma kaygıları ve Zihinsel antrenman düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubu Fransa'da profesyonel seviyede futbolculuk yapan 40 erkek sporcudan oluşmaktadır. İlhan, (2018) tarafından Türkçe 'ye uyarlanan Sporda Zihinsel Antrenman Envanteri (SZAE) ve Demir vb., (2020) tarafından geliştirilen Sporcuların Yeni Tip Korona Virüse Yakalanma Kaygı Ölçekleri (SYTKYKÖ), Fransızcaya uyarlanarak kullanılmıştır. Toplanan sonuçlar İBM SPSS 22 paket programı yardımıyla analize edilmiştir. Analiz sürecinde tanımlayıcı istatistiklerden, t testinden, korelasyon ve regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen araştırma bulguları, SZAE skorları ile SYTKYKÖ skorları arasından anlamlı bir ilişki olmadığı fakat daha önce Covid-19'a yakalanan futbolcuların SZAE (p=0.001<0.05) skorları ve SYTKYKÖ skorları (p=0.001<0.05) arasında anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Alt boyutlar bazında incelendiğinde, SYTKYKÖ için Bireysel Kaygı Düzeyi ve Sosyalleşme Kaygısı alt boyutundan aldıkları puanlar karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p=0.007<0.05). SZAE için, zihinsel temel beceriler (p=0.019<0.05), zihinsel performans becerileri (p=0.003<0.05) ve kişilerarası beceriler (p=0.020<0.05), alt boyutları için anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak profesyonel futbolcuların Covid'19'a yakalanmış olmaları korona virüse yakalanma kaygıları ve zihinsel antrenman düzeylerini etkilediği belirlenmiştir.
Koronavirüs hastalığının (Covid-19) denge ve işitme kaybı üzerine etkisi
Covid-19'un nörotropik virüs olduğu bilinmektedir buna rağmen; COVID-19'un doğrudan işitme ve denge sistemini etkilediğine dair yeterli bilimsel kanıt henüz mevcut değildir. Bu araştırmada, COVID-19 hastalığını geçiren bireylerin Koronavirüs hastalığının (COVID-19) denge ve işitme kaybı üzerine etkisini tespit etmek ve bu alanda yapılacak çalışmalara fikir verebilmek amaçlanmaktadır. Bu amaç çerçevesinde COVID-19 geçirmiş toplam 122 katılımcıdan anket yoluyla elde edilen veriler istatistiksel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Tarama modelinin kullanıldığı araştırmada katılımcıların ait yaş, cinsiyet, eğitim durumu gibi demografik bulgular, COVID-19 hastalık sürecine ilişkin bulgular ve işitme, denge kaybına ilişkin bulguları değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda COVID-19 geçiren bireylerde işitme ve denge kaybı bulgularına rastlanmıştır. İşitme ve denge kaybı olan bireylerde ise COVID-19 sonrası işitme ve denge kayıplarında artış görülmüştür.
Serbest ve grekoromen stil erkek güreşçilerin duygusal yeme davranışları ve duygusal iştahlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı serbest ve grekoromen stil erkek güreşçilerin duygusal yeme davranışları ve duygusal iştahları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya serbest ve grekoromen stilde 2020/2021 sezonunda güreşen müsabık erkek güreşçiler oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve Nolan ve arkadaşları (2010) tarafından geliştirilen, Demirel ve arkadaşları (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan "Duygusal İştah Anketi" ve Doğan ve arkadaşları (2011) tarafından geliştirilen "Duygusal Yeme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi SPSS 26 istatistik programı ile yapılmıştır. Sporcuların ikamet, eğitim, öğün, medeni durum, düzenli kahvaltı yapma ve ek takviye alma değişkenleri duygusal yeme ve duygusal iştah ölçeklerinde istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı görülmüştür (p>0.05). Duygusal iştah negatif durum ile gerginlik durumlarında yeme ve olumsuz duygularla başa çıkabilmek için yeme arasında pozitif yönde bir ilişki vardır. Duygusal iştah pozitif durum ile kendini kontrol edebilme ve uyaran karşısında kontrol alt boyutlarında pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Duygusal iştah pozitif duygu ile gerginlik durumlarında yeme ve uyaran karşısında kontrol alt boyutlarında pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Duygusal iştah negatif duygu ile gerginlik durumlarında yeme, olumsuz duygularla başa çıkabilmek için yeme, kendini kontrol edebilme ve uyaran karşısında kontrol arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre sporcuların duygusal yeme ve duygusal iştahları herhangi bir değişkene göre değişmemektedir. Anahtar Kelimeler: Duygu, iştah, duygusal yeme davranışı, beslenme, güreş
Spor ve sağlıklı yaşam merkezlerinde egzersiz yapan bireylerin fiziksel aktivite düzeyi ve yaşam kalitesi ilişkisi
Bu araştırmada spor ve sağlıklı yaşam merkezlerine giden kişilerin fiziksel aktivite düzeylerinin ve yaşam kalitelerinin sosyo-demografik değişkenler açısından değerlendirmek ve fiziksel aktivite düzeyli ve yaşam kalitesinin ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini spor ve sağlıklı yaşam merkezlerinde egzersiz yapan bireyler oluşturmaktadır. Örneklemini ise; Ankara, İzmir, İstanbul ve Mersin'de şubeleri bulunan spor ve sağlıklı yaşam merkezi olan Sports International Tesisleri'nde egzersiz yapan 216 erkek, 281 kadın 36,18 yaş ortalamasına sahip, toplamda 497 kişi oluşturmaktadır. Katılımcılar evren içerisinden amaçlı örneklem yöntemi ile veriler toplanmıştır. Araştırmada, fiziksel aktivite değişkeniyle verileri; "Uluslararası Fiziksel Aktivite Değerlendirme Anketi Kısa Formu (IPAQ)'', yaşam kalitesine ilişkin verileri ise; "Sağlığa İlişkin Yaşam Kalitesi Formu (SF-36)" kullanılarak değerlendirilmiştir. Analizde betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi'nden (UFAA) elde edilen toplam ortalama MET-dk/hafta skorunun ise 3732,45 olduğu tespit edilmiştir. Bu değer egzersizde tüketilen enerjinin hesaplanmasında kullanılmaktadır; 1 MET'lik değer bazal metabolik hız için harcanan değeri ifade etmektedir. Sonuç olarak; toplam ortalama puana göre örneklemin çok aktif düzeyde olduğu belirlenmiştir. Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ve SF-36 alt parametreleri arasında anlamlı farklılık olmadığı belirlenmiştir. Ancak SF-36 faktörlerinin kendi parametreleri içerisinde anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. SF-36 Kısa Formu'ndan (SF-36) aldıkları toplam ortalama puanın 73,18 olduğu belirlenmiştir. Alt parametrelerde ise en yüksek ortalama puana sahip değerin 89,07 ile Fiziksel Fonksiyon olduğu belirlenmiştir. Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi'nden (UFAA) elde edilen toplam ortalama MET-dk/hafta skorunun ise 3732,45 olduğu tespit edilmiştir.
Aksaray malaklı köpeklerinde lumbal ve sakral vertebraların morfometrik olarak incelenmesi
Bu araştırmada Aksaray Malaklı ırkı köpeklerin lumbal ve sakral omurlarının makroanatomik incelemesi, kemik yapılarının ölçülerinin belirlenmesi ve bu ölçülerin aritmetik ortalamalarının ortaya konmasıyla literatüre katkıda bulunulması amaçlanmıştır. 6 kadavranın L1 kemiği processus transversus genişliği ortalaması 5.84, processus spinousus uzunluğu ortalaması 3.24, foramen vertebrale kemik duvarı kalınlığı ortalaması 0.62 cm ölçüldü. L2 kemiğine ait ortalamalar sırasıyla 6.82, 3.51 ve 0.62 cm ölçüldü. L3 kemiğine ait ortalamalar sırasıyla 7.34, 3.62, 0.58, L4 kemiğine ait ortalamalar 7.90, 3.86, 0.55, L5 kemiğine ait ortalama değerler ise 8.68, 3.89 ve 0.59 cm olarak ölçüldü. L6 ve L7 kemiklerine ait processus transversus genişliği ortalamaları 9.14 ve 8.71, processus spinousus uzunluğu ortalamaları 4.03 ve 3.43, foramen vertebrale kemik duvarı kalınlığı ortalamaları 0.65 ve 1 cm olarak ölçüldü. 6 kadavranın sacrum kemiğinin; craniocaudal uzunluk ortalaması 5.77 cm, laterolateral uzunluk ortalaması 6.65 cm, canalis sacralis kanalının cranial girişinin vertikal çapı ortalaması 1.24 cm, canalis sacralis kanalının cranial girişinin transversal çapı ortalaması 1.9 cm, canalis sacralis kanalının caudal çıkışının vertikal çapı ortalaması 0.62 cm, Canal is sacralis kanalının caudal çıkışının transversal çapı ortalama değeri ise 1.49 cm olarak ölçüldü. Lumbosacral vertebra'larının craniocaudal uzunluğu ölçümleri ise 33.33 cm, 34.07 cm, 32.10 cm, 36.61 cm, 34.45 cm ve 30.63 cm'dir.
Koronavirus hastalığının (Covid-19) gastrointestinal sistem üzerine etkileri
Bu araştırmada koronavirus hastalığının (Covid-19) gastrointestinal sistem üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla covid-19 geçirmiş katılımcılardan anket yoluyla elde edilen veriler analiz edilmeye çalışılmıştır. Tarama modelinin kullanıldığı araştırmada katılımcılara ait demografik bulgular ve covid-19 hastalık geçirenlerde görülen yorgunluk, kilo kaybı, iştahsızlık, ağız kuruluğu, boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma ve ishal gibi semptomların hangi oranda görüldüğü belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmaya gönüllülük esasına göre belirlenen 115 kişi katılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre en yaygın olarak görülen semptomun % 95.1 ile yorgunluk olduğu tespit edilmiştir.. Ayrıca, bu çalışmada % 29 karın ağrısı, % 56.4 iştahsızlık (anoreksiya), % 45 bulantı, % 14 kusma ve % 28 oranında ishal vakasına rastlanmıştır. Yapılan çalışmada covid-19 hastalarında gastrointestinal belirtilerin değerlendirilmesinin çok önemli olduğu ve bu hastalarda gastrointestinal belirtilere de dikkat edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Böylece solunumla ilgili belirtiler göstermeyen hastaların erken dönemde covid-19 tanısı için hastalığı hafif geçiren kişilerin klinik özelliklerini tanımlamanın önemli olduğu kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Gastrointestinal sistem, Koronavirüs, Pandemi
Yaşlı bireylerin yaşlılığa uyum düzeyi ile ağrı arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı; 65 yaş ve üzeri bireylerde yaşlılığa uyum düzeyi ile ağrı arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Ocak-Mart 2022 tarihleri arasında sanal kartopu örnekleme yöntemiyle Mersin ilinde yürütülen tanımlayıcı nitelikteki bu araştırmaya 65 yaş ve üzeri 420 birey katıldı. Araştırmanın verileri Birey Tanıtım Formu, Yaşlılarda Uyum Güçlüğünü Değerlendirme Ölçeği ve Geriatrik Ağrı Ölçeği ile toplandı. "Google Forms" uygulamasında hazırlanan veri toplama formunun online anket linki yaşlılara veya yakınlarına e-posta ya da elektronik iletişim (WhatsApp, Facebook, Telegram, Instagram) yoluyla ulaştırılarak araştırma verileri toplandı. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde ortalama, standart sapma, yüzde, normallik analizinde Shapiro-Wilk testi, iki grubun karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi, ikiden fazla grup karşılaştırılmasında Benferoni düzeltmeli Kruskal-Wallis H testi ve iki değişken arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinde Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Bu çalışmada; yaşlıların Geriatrik Ağrı Ölçeği puan ortalamasının 36.13±25.85 olduğu ve orta düzey ağrı yaşadığı belirlenmiştir. Yaşlıların Yaşlılığa Uyum Güçlüğünü Değerlendirme Ölçeği puan ortalamasının 0.50±0.43 olduğu ve yaşlılığa uyum düzeyinin iyi olduğu belirlenmiştir. Yaşlıların %87.6'sının son bir yıl ve %81.7'sinin son bir ay içerisinde ağrı yaşadığı, 75 yaş ve üzerindekilerin 65-74 yaşındakilerden, kadınların erkeklerden, bekarların evlilerden, kronik hastalığı olanların olmayanlardan, yarı bağımlı ve bağımlıların bağımsızlardan, son bir yıl ve bir ay içinde ağrı yaşayanların yaşamayanlardan daha şiddetli ağrı yaşadığı ve yaşlılığa uyum düzeyinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonucuna göre ağrı düzeyi yüksek olan bireylerin yaşlılığa uyum güçlüğü yaşadığı belirlenmiştir. Bu nedenle kadın, bekar, kronik hastalığı ve ekonomik durumu düşük olan, GYA yardım alan ve bağımlı yaşlıların ağrısı değerlendirilirken daha dikkatli olunması ve GYA bağımsızlığın arttırılması ve ağrı yönetimine önem verilmesi önerilmektedir.