
21
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Kekemelik terapisi almış ergen ve yetişkin bireylerin akıcılığı koruma sürecinde kekemelik sıklığının betimlenmesi
Bu çalışmada akıcılığı biçimlendirme yöntemi ile kekemelik terapisi almış ergen ve yetişkin bireylerin terapi sonrasındaki süreçte, elde edilen akıcılık düzeyini ne kadar koruduklarını ve bu süreçte akıcılığın korunmasında terapinin üzerinden geçen zamanın ve yaşın etkisinin olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır.Araştırmanın deseni, geriye dönük karşılaştırmalı araştırma modelidir. Kekemeliği olan 18 ergen ve 16 yetişkin birey olmak üzere toplam 34 birey bu çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcı grubu Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Bozuklukları Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne kekemelik şikayeti ile başvurmuş, bu merkezde akıcılığı biçimlendirme yöntemi ile kekemelik terapisi almış ve terapisi başarı ile sonlandırılmış bireylerden oluşturulmuştur. Terapiden 5-69 ay sonra bu bireylerden elde edilen konuşma ve okuma örnekleri video kamerayla kaydedilmiş ve kekemelik sıklıkları belirlenmiştir. Bu sıklıkları terapi bitiminden hemen sonra ölçülen kekemelik sıklıkları ile karşılaştırılmıştır. Bu iki süreçte ölçülen kekemelik sıklıkları arasındaki farklılıkta terapinin üzerinden geçen zamanın ve yaşın etkisinin olup olmadığı incelenmiştir.Sonuç olarak, terapi sonrasında ve terapiden 5-69 ay sonra ölçülen okumadaki ve konuşmadaki kekemelik sıklıklarının farklı olduğu belirlenmiştir. Terapi sonrasında ve terapiden 5-69 ay sonra ölçülen okumadaki kekemelik sıklıkları arasındaki farklılıkta terapinin üzerinden geçen zamanın etkili olmadığı, fakat yaşın etkili olduğu görülmüştür. Terapi sonrasında ve terapiden 5-69 ay sonra konuşmadaki kekemelik sıklıkları arasındaki farklılıkta terapinin üzerinden geçen zaman ve yaşın etkili olmadığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: kekemelik, kekemelik sıklığı, terapi sonrası, akıcılık düzeyini koruma
3-6 yaş arası özgül dil bozukluğu olan çocuklarla normal gelişim gösteren çocukların dil özelliklerinin analizi ve karşılaştırılması
Bu çalışmada, özgül dil bozukluğu olan çocuklarla normal dil gelişimi olan çocuklardan alınan doğal dil örnekleri karşılaştırılarak, doğal dil örneklerinden elde edilen nicel ölçümlerin dil bozukluğunu tanılamada belirleyici olup olmadığı incelenmiştir. Bu çalışmada, çocuklarla, normal dil gelişim gösteren çocukların doğal dil örneklerinde kullandıkları, soru sözcükleri, bağlaçlar, adıllar, yer yön belirteçleri, ad durum ekleri, eylem zaman kipleri, iyelik ekleri gibi dilbilgisel yapılar karşılaştırılmıştır.Çalışmanın katılımcı grubu, 3-6 yaş arasında özgül dil bozukluğu(ÖDB) olan 18 çocuktan oluşmaktadır. Normal gelişim gösteren grup, SALT veri tabanında yer alan ve bu çalışmadaki çocuklarla yaş açısından eşlenen normal gelişim gösteren çocuklardan oluşmaktadır. Dolayısıyla ÖDBsi olan her çocuk, 33 ile 47 arasında değişen normal gelişim gösteren yaşıtlarıyla karşılaştırılmıştır. Doğal dil örnekleri SALT programı kullanılarak, genel olarak süre (15 dakika) ve uzunluk kısıtlaması (50 sözce ve 50 sözcük) getirilerek iki boyutta karşılaştırılmıştır.Biçimbirimlerde ortalama sözce uzunluğu (B-OSU), sözcüklerde ortalama sözce uzunluğu (S-OSU), farklı sözcük sayısı (FSÖZS),toplam sözcük sayısı (TSÖZS) ölçümlerinin süre ve uzunluk kısıtlaması getirilerek yapılan karşılaştırmalarında, ÖDBsi olan çocukların yaşıtlarından daha düşük düzeyde performans gösterdikleri görülmüştür. FTS ölçümünde, sözce uzunluğu kısıtlaması getirilerek yapılan karşılaştırmada ÖDBsi olan grupla normal gelişim gösteren grup arasında fark görülmezken, sözcük uzunluğu kısıtlaması getirilerek yapılan karşılaştırmada ÖDBsi olan grubun normal gelişim gösteren gruptan daha düşük düzeyde farklı toplam sözcük (FTS) performansı gösterdiği görülmüştür. ÖDBsi olan çocukların soru/yanıt yüzdesi ve anlaşılabilirlik yüzdelerinin normal gelişim gösteren çocuklardan düşük, çabalama yüzdelerinin yaşıtlarından yüksek olduğu görülmüştür. ÖDBsi olan çocukların normal dil gelişimi gösteren çocuklardan daha az soru sözcüğü ve takıları, bağlaçlar, adıllar ve yer yön sözcükleri kullandıkları görülmüştür. ÖDBsi olan çocukların eylemlere ve isimlere eklenen bağımlı biçimbirimleri normal gelişim gösteren çocuklardan daha az kullandıkları görülmüştür. ÖDBsi olan çocukların eyleme eklenen ?dI, -I(yor) gibi görünüş eklerini ve ?(I)m birinci tekil şahıs (eylem kişi) ekini sıklıkla kullandıkları görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Özgül dil bozukluğu, doğal dil örneği, nicel ölçümler, SALT analizi
8 - 11 yaş grubundaki okul çağı çocuklarının nazometrik norm değerlerinin belirlenmesi
Nazal konuşma şekli konuşmanın algılanmasını etkileyen unsurlardan birisidir. Medikal tedavi yöntemleriyle ve/veya konuşma terapisiyle bu unsurun norm değerlerine yaklaştırılması olanaklıdır. Bunun için de o toplumun norm değerlerinin saptanması gerekmektedir.Bu çalışmanın amacı; 8 - 11 yaş grubundaki okul çağı çocuklarının nazometre kullanılarak nazal norm değerlerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda nazometre ile kullanılması için geliştirilen okuma metinlerinin geçerlik ve güvenirlikleri sınanmasında Nazometrik puanlar ile yaş arasında bir ilişki var mıdır; Nazometrik puanlar ile cinsiyet arasında bir ilişki var mıdır; Nazometrik puanlar ile ekonomik gelir seviyesi arasında bir ilişki var mıdır sorularına da yanıt aranmaktadır.Çalışmaya toplam 129 çocuk katılmıştır. Her üç okuma metnini (Sabah Sürprizi Okuma Metni, Gökkuşağı Okuma Metni, M-N Cümleler Okuma Metni) de okuyan katılımcıların 57'si kız, 72'si erkek çocuğudur. Katılımcılar 96-107, 108-119, 120-131 ve 132+ yaş gruplarına ayrılmışlardır. 96-107 yaş grubunda 11 kız, 12 erkek çocuğu bulunmaktadır. 108-119 yaş grubunda 17 kız, 19 erkek çocuğu bulunmaktadır. 120-131 yaş grubunda 12 kız, 24 erkek çocuğu bulunmaktadır. 130 ve üstü yaş grubunda ise 17 kız, 17 erkek çocuğu bulunmaktadır.Nazal seslerinin ağırlıklı olarak yer aldığı M-N Cümleler adlı okuma metninden elde edilen nazometrik puanlar, hiç nazal sesin olmadığı Sabah Sürprizi ile nazal ve oral seslerin birlikte yer aldığı Gökkuşağı adlı okuma metinlerinden elde edilen nazometrik puanlardan istatistiksel olarak daha yüksektir (p<0,01). Aynı şekilde nazal ve oral seslerin birlikte yer aldığı Gökkuşağı adlı okuma metninden oluşan nazal puanların oranı, nazal seslerin bulunmadığı Sabah Sürprizi adlı okuma metninden alınan nazometrik puanlardan istatistiksel olarak daha yüksektir (p<0,01). Çalışmada cinsiyet faktörünün, Sabah Sürprizi adlı okuma metni üzerinde etkili olduğu; ancak Gökkuşağı ve M-N Cümleler adlı okuma metinleri üzerinde etkili olmadığı görülmektedir. Yaş ile Sabah Sürprizi adlı okuma metni arasında bir ilişki bulunmamaktadır. Gökkuşağı ve M-N Cümleler adlı okuma metinleri ile yaş faktörü arasında istatistiksel olarak önemli bir ilişki bulunmaktadır. Yaşın artmasıyla birlikte Gökkuşağı ve M-N Cümleler adlı okuma metinlerinden elde dilen nazometrik puanlar da artış göstermektedir. Çalışmanın bir diğer sonucu da ekonomik gelir seviyesinin, her üç okuma metninden elde edilen nazometrik puanlar üzerinde etkili olamadığı yönündedir. Bu çalışmayla, Türkçe için 8 ? 11 yaş grubundaki normal çocukların nazometrik norm değerleri belirlenmiş bulunmaktadır. Belirlenen norm değerleri ile velofarengeal yetersizlik ve nazallaştırma sorunu yaşayan 8 ? 11 yaş grubu çocuklarını değerlendirmek kolaylaşmaktadır.
Kronik tutuk afazili bireylerde iletişim yeterliliğinin İletişim Yeterliliği Değerlendirme Aracı (İYDA) ve Sözel Olmayan İletişim Sınıflaması (SOİS) ile değerlendirilmesi
Bu çalışma yarı yapılandırılmış bir sohbet ortamında kronik tutuk afazili bireylerin iletişim girişimlerinin etkinliğini değerlendirmek amacıyla desenlenmiştir. Bu amaç için İletişim Yeterliliği Değerlendirme Aracı (İYDA) toplam puanları ve afazi dil değerlendirme aracı (ADD) dil puanları arasındaki korelasyon incelenmiş, her iki değerlendirmedeki başarı yüzdeleri karşılaştırılmıştır. Çalışmanın diğer amaçları ise afazili bireylerin sohbette kendilerini ifade etmede kullandıkları sözel olmayan iletişim davranışları ve bu davranışların semantik işlev sıklığının sağlıklı bireylerden farklılık gösterip göstermediğinin araştırılmasıdır.Bu tez çalışmasına değerlendirmenin en az 6 altı ay öncesinde inme geçirmiş 21 afazili katılımcı ve bu grupla yaş, eğitim, cinsiyet açısından eşleştirilmiş 21 sağlıklı katılımcı dahil edilmiştir. İki grup arasında sözel olmayan iletişim davranışlarının ve bu davranışların işlev sıklığını karşılaştırmak için Sözel Olmayan İletişim Sınıflaması kullanılmıştır. Sözel olmayan iletişim davranışları yüz hareketleri, baş hareketleri, el/kol hareketleri, prosodi, gövde /bacak hareketleri, göz kontağı/bakışlar, konuşma dışı ses kategorilerinde incelenmiştir. Her bir davranışın işlevi ise emblem, ikonik jestler, işaret jestleri, pandomim, bağdaştırıcılar, dinleme-onay jesti, duygu durum jesti, konuşmaya eşlik eden ritmik jest, bağlama uygun olmayan jest kategorilerinde ayrımlaştırılmıştır.Afazili katılımcıların İYDA puanları ile ADD testinden aldıkları dil puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir korelasyon (r=0.602) bulunmasına rağmen, afazililerin İYDA'da daha başarılı oldukları bulgulanmıştır. Sözel olmayan iletişim davranışları ve bu davranışların semantik işlev sıklığı karşılaştırıldığında, afazili katılımcılar sağlıklı katılımcılara kıyasla İYDA-Sohbette sözel olmayan toplam iletişim davranışlarını, el kol hareketlerini ve baş hareketlerini daha sık kullanırken, diğer iletişim davranışlarının kullanımı açısından sağlıklı gruptan farklılaşmamışlardır. İYDA-Sohbette gözlenen davranışların anlamlılığı açısından karşılaştırıldıklarında ise afazili katılımcıların emblem, ikonik, işaret jesti, pandomim ve bağlama uygun olmayan jestleri sağlıklı katılımcılara kıyasla daha sık kullandıkları bulgulanmıştır. Afazili ve sağlıklı katılımcılar arasında duygu durum jesti, dinleme-onay jesti, bağdaştırıcı jest kullanım sıklığı açısından farklılık bulgulanmamıştır. Diğer taraftan, sağlıklı katılımcıların konuşmaya eşlik eden ritmik jestleri afazili katılımcılara oranla daha sık kullandıkları saptanmıştır.Çalışma sonuçları, afazili bireylerin doğal günlük ortamlardaki iletişim başarısının standardize edilmiş dil testlerinde göstermeleri beklenen performansın üzerinde olabileceği ve kronik tutuk afazililerin sohbet gibi doğal ortamlarda dil yetersizliğini telafi etmede sözel olmayan iletişim davranışlarını kullandıkları görüşünü desteklemektedir.
Türkçe sözcük başı pozisyondaki /l, r, j, v/ seslerin akustik özelliklerinin incelenmesi
Çalışmanın amacı Türkçe'deki /l, r, j/ daralmalı sesleri ve /v/ sesinin akustik özelliklerini betimlemektir. Bu amaçla 19-27 yaş arası, anadili Türkçe olan ve herhangi bir konuşma sorunu olmayan 5 üniversite öğrencisine /r, j, l, v/ seslerini sözcük başı hece başı (SBHB) konumda içeren sözcükler okutulmuş ve ses kayıtları incelenmiştir. Her ses için 160 veri olmak üzere toplam 640 veride ses süresi, ilk üç formant frekans değeri, hedef ses F2 sabit durum frekansı, hedef ses F2 sabit durum süresi, F2 geçiş frekansı, F2 geçiş süresi, F2 geçiş hızı ve bu sesleri takiben gelen ünlünün F2 sabit durum frekansı ve F2 sabit durum süresi olmak üzere 11 akustik ölçüm yapılmış ve adı geçen seslerin akustik özellikleri belirlenmiştir.Ayrıca, çalışmanın bulgularına göre SBHB pozisyonunda /l/ sesini diğer bütün seslerden ayırabilen sadece hedef ses F2 sabit durum süresidir. /r/ sesini diğerlerinden ayırt etmekte sesin süresi ve F1 frekansının etkili olduğu ve ünsüz süresinin yaklaşık % 41'i sürtünmeli, %59'u ise formantlara benzeyen enerji ile üretildiği bulunmuştur. /j/ sesi, ünlüye göre fark edilir derecede yüksek frekansa sahip olması ve negatif F2 geçişiyle, /l, r, v/ sesleri arasında spektogramda en kolay tanımlanabilen sestir. /v/ sesini diğerlerinden ayırt etmede F1 frekansı, F2 geçiş frekans farkı ve F2 geçiş süresinin etkili olduğu ve ünsüzün yaklaşık %49'u sürtünmeli, %51'i formant frekansları ile üretildiği belirlenmiştir. Buna göre Türkçedeki /l, r, j, v/ seslerinin SBHB konumda belli şekilde betimlenmesi gerektiği savunulmaktadır.Buna göre /r/ ve /v/'nin sesbirimciklerinin tanımlanması gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: akustik analiz, daralmalı sesler, formant, Türkçe
Kekemeliğe dair kamuoyu tutumunun ölçülmesi: Eskişehir örneklemi
Kekemeliğin istenmeyen bir durum olduğu ve bu durumun da toplumda kekeleyen bireye yönelik olumsuz tutumlara ve damgalamaya yol açtığı bilinmektedir. Ülkemizde kekeleyen bireylerin nasıl algılandıklarına ilişkin yapılmış sistematik bir çalışma henüz yoktur. Bu çalışmanın amacı Eskişehir örnekleminde kekemeliğe ve kekeleyen bireylere yönelik tutumları betimleyerek daha geniş ölçekte, ülke bazında tutumların belirlenmesi çalışmalarına öncül çalışmayı gerçekleştirmektir.Bu amaçla Eskişehir'den olasılıklı örnekleme yöntemiyle 96 çocuk, 182 yetişkin ve 43 yaşlı bireye (N=321) kekemelikle ilgili tutumların sistematik ve kültürlerarası karşılaştırmalar yapılarak ölçülmesini sağlayan bir araç olan İnsan Özellikleri Kamuoyu Anketi (Public Opinion Survey of Human Attributes)- POSHA'nın deneysel versiyonlarından olan POSHA-E3 uygulanmıştır.Toplanan veriler eğitim, yaş ve cinsiyet değişkenlerine göre analiz edilmiştir. Bu analizlerden elde edilen sonuçlara göre katılımcılar, önceki araştırmaların sonuçlarına benzer bir biçimde kekeleyen bireylerin genel olarak utangaç, çekingen, sinirli ve kolay heyecanlanabilir olduklarını belirtmişlerdir. Katılımcıların kekemelik ve kekeleyen bireye dair olumsuz tutumlarının daha ağırlıklı olduğu, bu olumsuz tutumların yetişkin ve yaşlılarda daha fazla görüldüğü belirlenmiştir. Kadınlarda olumsuz yanıtların olumlulara göre daha fazla olduğu ve katılımcıların eğitim seviyesi yükseldikçe olumsuz yanıt sayısının düştüğü belirlenmiştir.
Otistik bozukluğu olan çocukların OSU düzeyine göre eşleşmiş normal gelişim gösteren çocuklarla sözcük çeşitliliği bakımından karşılaştırılmas
Bu çalışmada otistik bozukluğu olan çocuklarla OSU düzeyine göre eşleştirilmiş normal gelişim gösteren çocukların FTSO (farklı sözcüklerin toplam sözcüğe oranı), isim, eylem, adıl ve niteleyici sözcük kullanımları karşılaştırılmıştır. Otistik bozukluğu olan ve normal gelişim gösteren grupların her biri için, belirtilen sözcük türlerinin kullanımları arasında fark incelenmiştir.Çalışmaya 15 otistik bozukluk tanılı çocuk, 15 normal gelişim gösteren çocuk katılmıştır. Otistik bozukluk tanılı çocukların yaş ortalamaları 80.40 ay, standart sapmaları 18.69'dur. Normal gelişim gösteren çocukların yaş ortalamaları 35 ay, standart sapmaları 6,26'dır. Otistik bozukluğu olan çocukların OSU puanlarının ortalaması 3.60 ve standart sapması 0.94'tür. Normal gelişim gösteren çocukların OSU puanlarının ortalaması 3.64, standart sapması 0.78'dir.Doğal dil örnekleri, 30?45 dakika arasında değişen sürelerde, serbest oyun seansları ile alınmıştır. Seanslar video kamera ile kayıt edilerek çevriyazıları yapılmıştır. İsim, eylem, adıl kullanım miktarları ve FTSO oranları bakımından karşılaştırıldığında, otistik bozukluk tanılı grupla normal gelişim gösteren grup arasında anlamlı bir fark görülmediği, adıl kullanımı bakımından ise iki grup arasında anlamlı bir fark bulunduğu ancak bu farkın etki düzeyinin düşük olduğu görülmüştür.Normal gelişim gösteren ve otistik bozukluğu olan grupların her biri için sözcük türleri arasındaki fark araştırılmıştır. Her iki grup içinde, isim-eylem sözcük türleri kullanımları arasında anlamlı fark görülmezken, diğer sözcük türlerinin kullanımlarında anlamlı fark ortaya çıkmıştır.
Serebral paralizili bireylerin konuşma anlaşılırlığının ortalama sözce uzunluğu, artikülasyon becerileri ve oral motor beceriler ile ilişkisinin iki farklı jüri ile değerlendirilerek araştırılması
Serebral paralizili bireyler dil, konuşma ve iletişim alanlarında genel olarak problem yaşamaktadırlar. Bu problemler beyin hasarına bağlı olarak motor fonksiyonların etkilenmesi sonucu görülebilmektedir. Dil ve konuşmaya ait bozukluklar konuşma anlaşılırlığını da büyük oranda etkilemektedir. Konuşma anlaşılırlığının etkilenmesi sonucu serebral paralizili bireyler iletişim alanlarında büyük sorunlar yaşayabilmektedir. Bu sebepler doğrultusunda çalışma, serebral paralizili bireylerin konuşma anlaşılırlığının oral motor beceriler, artikülasyon becerileri ve ortalama sözce uzunluğu ile ilişkisinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Değerlendirme serebral paralizili bireylerle daha önce karşılaşmamış kişilerden ve dil ve konuşma terapistlerinden oluşturulan iki farklı juri ile uygulanmıştır. Çalışmada iki jurinin konuşma anlaşılırlığı puanlarının birbiri ile ilişkisi de değerlendirilmiştir.Çalışmada betimsel araştırma deseni oluşturulmuş olup Eskişehir ilinde yaşayan ve yaşları 4,7 yaş- 27,1 yaş arasında değişen ondört serebral paralizili birey katılmıştır. Çalışmanın diğer katılımcılarını ise serebral paralizili bireylerden alınan ses kaydını dinleyerek anlaşılırlık skorlarını vermek üzere oluşturulan 10'ar kişilik 2 juri oluşturmaktadır. Juri 1 daha önceden serebral paralizili bireylerle hiç karşılaşmamış kişilerden, Juri 2 ise dil ve konuşma terapistlerinden oluşturulmuştur. Çalışmaya katılan serebral paralizili bireylerin oral motor becerileri, artikülasyon becerileri ve ortalama sözce uzunlukları değerlendirilmiş ve alınan puanlar kaydedilmiştir. Bireylerden ayrıca doğal konuşma örneği alınarak bu örnekler Juri 1 ve Juri 2'ya dinletilmiş ve her birey için konuşma anlaşılırlığı puanı hesaplanmıştır. Veriler arasındaki ilişki Pearson korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir.Oral motor beceriler, ortalama sözce uzunluğu ve artikülasyon ile konuşma anlaşılırlığı arasındaki ilişkiye bakıldığında oral motor beceriler ve serebral paralizili bireylerin konuşma anlaşılırlığı ile arasında yüksek oranda korelasyon bulunmuştur. Ortalama sözce uzunluğu ve artikülasyon becerileri de serebral paralizili bireylerin konuşma anlaşılırlığı ile ilişkili faktörler arasında olduğu elde edilen sonuçlar arasındadır. Araştırma sonuçlarında en güçlü korelasyon ise iki juriden alınan konuşma anlaşılırlığı puanları arasında elde edilmiş ve bu sonuç dil ve konuşma terapistlerinin konuşma anlaşılırlığını değerlendirirken daha mükemmelliyetçi yaklaştıklarını düşündürmüştür.
7?14 yaş aralığındaki Türkçe konuşan çocukların sözel akıcılık becerilerinin değerlendirilmesi
Nöropsikolojik değerlendirmelerin vazgeçilmez bir parçası olan sözel akıcılık testleri farklı etiyolojilerden kaynaklanan bilişsel yetersizliklerin tanılanmasına en duyarlı araçlardır. Bu testlerden özellikle semantik ve fonemik akıcılık testleri sözlü üretimi başlatmak için gerekli anlamsal ve fonolojik süreçleri harekete geçiren klinik yöntemlerin en tanınanlarıdır. Bu çalışmada, 7?14 yaş aralığındaki Türkçe konuşan çocukların sözel akıcılık becerilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın diğer amacı ise sözel akıcılık performansının yaş ve cinsiyet değişkenine göre gösterdiği farklılıkların belirlenmesidir. Sözel akıcılık becerileri, semantik akıcılık (hayvanlar, meyve ve sebzeler, taşıtlar, mobilyalar, vücut bölümleri ve giysiler), fonemik akıcılık (/a/, /b/, /e/, /f/, /k/, /p/, /r/, /ü/, /z/) ve eylem akıcılığı (insanlar ne yapar) ölçümleri ile araştırılmış ve elde edilen veriler betimsel ve istatistiksel analiz uygulanarak değerlendirilmiştir.Çalışma, Eskişehir il merkezinde bulunan devlete bağlı 4 ilköğretim okulunda eğitime devam eden 128 ilköğretim öğrencisinin (65 kız, 63 erkek) gönüllü katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Nörolojik, psikiyatrik ya da gelişimsel bozukluğu olmayan katılımcılar yaşlarına göre 8 gruba (7 yaş, 8 yaş, 9 yaş, 10 yaş, 11 yaş, 12 yaş, 13 yaş, 14 yaş) ayrılmışlardır.Araştırmadan elde edilen bulgular sözel akıcılık becerilerinin yaş ile birlikte gelişim gösterdiğini ortaya koymaktadır. Veriler cinsiyet değişkeni bakımından değerlendirildiğinde ise kız ve erkek katılımcılar arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kullanılan sözel akıcılık ölçümleri katılımcıların ürettikleri ortalama sözcük sayısı bakımından analiz edildiğinde fonemik akıcılık performansının semantik ve eylem akıcılığı performanslarına kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulgulanmıştır. Semantik akıcılık ve eylem akıcılığı performansları arasında ise anlamlı bir fark bulunamamıştır. Elde edilen veriler üretilen toplam ve ortalama sözcük sayısına göre incelendiğinde katılımcıların semantik akıcılık ölçümünde vücut bölümleri kategorisi, fonemik akıcılık ölçümünde ise /k/ sesi için daha çok sözcük ürettikleri bulunmuştur. Son olarak, üretilen farklı sözcük sayısı bakımından bir değerlendirme yapılmış ve semantik akıcılık ölçümünde hayvanlar kategorisinin, fonemik akıcılık ölçümünde ise yine /k/ sesinin en yüksek farklı sözcük sayısına sahip olduğu bulunmuştur.Anahtar Sözcükler: sözel akıcılık, semantik akıcılık, fonemik akıcılık, eylem akıcılığı, Türkçe konuşan çocuklar
Rezonans bozukluklarının nazometrik değerlendirilmesi: 4-18 yaş aralığındaki bireyler için Türkçe norm çalışması
Damak yarıklığı, kraniofasiyal sendrom, motor konuşma bozukluğu, işitme engeli gibi nedenlere bağlı olarak gelişen rezonans bozuklukları, konuşma anlaşılırlığı ile ilgili ciddi sorunlar yaratmaktadır. Rezonans bozukluklarının değerlendirilmesinde kullanılan araçlardan biri de nazometredir. Uygulanacak müdahalelerden önce ve sonra etkililik karşılaştırmasına olanak sağlayacak, bu bozuklukların tanısında ve terapisinde nesnel veriler ortaya koyacak olan nazometre, objektif değerlendirme araçlarından biridir.Bu çalışmada Ann Kummer tarafından geliştirilen ve rezonans bozukluklarının değerlendirilmesinde kullanılan SNAP Test- R (Simplified Nasometric Assessment Procedures) Türkçe'ye uyarlanarak, normları oluşturulmuştur. SNAP Test-R üç alt testten oluşmaktadır. Bunlar; (a) Hece Tekrarı/ Uzatılmış Ses Alt Testi (b) Resim-İpuçlu Alt Test (c) Okuma Parçası Alt Testi.Çalışmaya herhangi bir nörolojik, işitme ve konuşma problemi olmayan 240 katılımcı dahil edilmiştir. Okul öncesi dönem (3-7 yaş arası); okul dönemi (8-12); ergen (13-18) olmak üzere üç ayrı yaş grubundan (her grupta 80 birey olmak üzere) veri toplanmıştır. Türkçe konuşan bireylerin nazometrik norm sonuçlarını bulmak üzere yapılan bu çalışmada yaş, cinsiyet, düşük/yüksek ünlü, nazal/oral uyaran değişkenlerine göre alt test puanları farklılık göstermediği ve nazometrenin hipernazal konuşmayı normal konuşmadan ayırt edebilmekte kullanışlı bir alet olup olmadığı araştırılmıştır.Çalışma sonucunda yaşın nazalite üzerinde etkili olduğu bulunurken, cinsiyetin etkisi görülmemiştir. Beklendiği üzere, nazal ünlülerin oral ünlülere göre, yüksek ünlülerin de alçak ünlülere göre oldukça yüksek puanlar aldığı bulunmuştur.Çalışmanın bir diğer bulgusu ise son derece yüksek özgüllük ve duyarlılık sonuçları elde edilen nazometrenin, hipernazal konuşma ile normal konuşmayı ayırt etmede oldukça kullanışlı olduğudur.Anahtar Sözcükler: nazometre, nazalite, rezonans, hipernazalite, damak yarığı
Pragmatik Dil Becerileri Envanteri'nin Türkçe standardizasyon çalışması
Ülkemizde pragmatik dil sorunları olan çocuklar okulöncesi zamanda ve ilköğretimde görünür hale gelmekte ve zamanla sosyal ilişkilerinde artan sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Ancak sorunun ne olduğunun saptanmasında ve uygun müdahale planının oluşturulmasında uzmanlar, ebeveynler ve öğretmenler çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Bunun nedenlerinden biri de pragmatik dil becerilerini değerlendirecek nesnel bir aracın bulunmamasıdır.Bu araştırmanın amacı 5-12 yaş arası çocukların pragmatik dil becerilerini değerlendirme için geliştirilmiş Pragmatik Dil Becerileri Envanteri'nin (PDBE) Türkçe adaptasyon ve standardizasyon çalışmasını yapmaktır.Pragmatik Dil Becerileri Envanteri Türkçe Versiyonu (PDBE-TV) 45 maddelik, norm referanslı, öğretmen değerlendirmesine dayalı bir değerlendirme aracıdır. Değerlendirme kategorisi 5-12 yaş arası çocuklarda pragmatik dil gelişimidir. 5-10 dakika gibi kısa bir süre içinde uygulanabilen bu değerlendirme 9 puanlı bir Likert ölçeği özelliği taşımaktadır.PDBE-TV, uygulaması ve yorumlaması kolay bir envanter olduğu için tercih edilmiştir. Aynı zamanda Türkçe'de henüz standardizasyonu yapılmış ve pragmatik dil becerilerini değerlendiren bir araç bulunmamaktadır. Bu nedenle bu envanterin konuyla ilgili bir giriş çalışması olması hedeflenmiştir.Bu araştırma betimsel bir araştırma niteliğindedir. Bu araştırmada İstanbul ilinde bulunan toplam 18 okuldan 705'i erkek ve 678'i kız olmak üzere toplam 1383 çocukla ilgili veri toplanmıştır. Bu çocukların yaş aralığı 5-12'dir.Yapılan analizler sonucunda PDBE-TV'nin alfa katsayısı açısından yüksek değerlere sahip olduğu ve güvenilir bir araç olduğu söylenebilir. Ek olarak yapılan test-tekrar test analizinde PDBE-TV'nin sonuçlarının zamana karşı kararlı olduğu görülmüştür. Ayrıca standardizasyonu yapılmamış olmasına karşın bir tez çalışmasında kullanılmış olan Pragmatik Dil Becerileri Kontrol Listesi Ölçeği kullanılarak ölçüt bağımlı geçerlilik değerlendirilmiştir. Bu veriler doğrultusunda PDBE-TV'nin Pragmatik Dil Becerileri Kontrol Listesi Ölçeği (PDKL) ile arasında ölçüt bağımlı geçerliğinin olduğu söylenebilir. Ayrıca PDBE-TV'nin otistik bozukluk gösteren bireyler ve zihinsel yetersizlikler gösteren bireyler ile normal gelişim gösteren bireyleri birbirinden ayırdığı sonucuna varılmıştır.Dolayısıyla bu envanter okullarda tarama amaçlı olarak kullanılabilir ve ortalamanın altında olduğu tespit edilen bir öğrencinin daha detaylı değerlendirilmesi amacıyla çocuk nörologları, rehberlik ve araştırma merkezleri gibi çeşitli yerlere yönlendirilmesi mümkün olabilir. Ayrıca pragmatik dil becerilerini geliştirmek amacıyla hedefler belirlenmesinde de bu envanterin maddelerinden yararlanılabilir.
Broka ve iletim tipi afazilerde özneli ve nesneli geçişsiz eylemlerin kullanımı
Bu araştırmada Broka ve İletim tipi afazili bireylerde geçişsiz eylem türlerinden özneli ve nesneli geçişsiz eylemlerin grup içi ve gruplararası incelenmesi amaçlanmaktadır.Araştırmanın çalışma grubu, 5 Broka afazisi ve 5 iletim tipi afazili bireyden oluşmaktadır. Afazili bireyler Çapa Tıp Fakültesi Nöroloji bölümüne başvuran ve ölçütü karşılayan katılımcılardan oluşmaktadır. Sol beyin hasarına bağlı dil bozukluğu olan afazinin tanılanması için ?Afazide Dil Değerlendirme Aracı? (ADD) kullanılmıştır.Bu çalışmada ölçme aracı olarak kullanım sıklığına göre seçilmiş 10 özneli-geçişsiz ve 10 nesneli-geçişsiz resimlendirilmiş eylem kartları kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 15.0 paket programı ve Sigmastat 3.5 ile değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde Shapiro Wilk's testi, bağımsız örneklerde t testi, eşleştirilmiş t-testleri kullanılmıştır. Oluşturulan çapraz tabloların analizinde Fisher exact ki-kare testi kullanılmıştır.Araştırmanın bulgularına göre, Broka afazili bireyler özneli-geçişsiz eylemlerde nesneli-geçişsiz eylemlere göre daha başarılı bir durum sergilerken, iletim afazili bireyler nesneli-geçişsiz eylemlerde özneli-geçişsiz eylemlere göre daha başarılı görünmüşlerdir.
Anlamsız sözcük tekrarı testi geliştirme çalışması: Özgül dil bozukluğu olan çocuklarla ön çalışma bulguları
Bu çalışmada; özgül dil bozukluğunu erken tanılamada kullanılmak üzere, Türkçe anlamsız sözcük tekrarı testi geliştirilmiştir. Testte dile benzeyen 15 ve dile benzemeyen 15 olmak üzere toplam 30 sözcük vardır. Sözcükler bir, iki, üç, dört ve beş hecelidir. Her hece sayısında üçer sözcük bulunmaktadır. Sözcükler oluşturulurken Türkçenin fonotaktik ve ortografik yapısı ile Türkçedeki hecelerin sıklık değerleri esas alınmıştır.Uygulama, üç ayrı grup ile yapılmıştır. Birinci grupta yaşları 4-8 arasında değişen ve uzman dil ve konuşma terapistlerince değerlendirilip özgül dil bozukluğu (ÖDB) tanısı konan 20 çocuk vardır. İkinci grubu, ÖDB'li çocuklarla aynı yaşta olan ve normal dil gelişimi gösteren 20 çocuk (NA) oluşturmaktadır. Üçüncü grupta ise normal dil gelişimi gösteren ve ÖDB'li çocuklarla aynı dil puanına sahip olan, yaşları 3-7 arasında değişen, daha küçük yaştaki çocuklar (NK) yer almaktadır. Çocuklar, gruplar arasında, cinsiyetlerine göre de eşleştirilmiştir. Normal dil gelişimi gösteren çocuklar, anlamsız sözcük tekrar testi geliştirme çalışmasını, normal dil gelişimi gösteren 150 çocukla yapan bir araştırmacının örneklem grubundan seçilerek belirlenmiştir.ÖDB'li gruptaki çocukların, ÖDB tanı kriterlerine uygunlukları saptandıktan sonra bu çocuklara Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi ile Anlamsız Sözcük Tekrarı Testi (ASTT) uygulanmıştır. ASTT'de doğru-yanlış, ünsüz ve ünlü olmak üzere üç ayrı puanlama türünde puanlama yapılmıştır.Uygulama sonrasında, normal dil gelişimi gösteren 150 kişilik örneklem içinden yaşları 4-8 arasında olan 120 çocuk alınmış; bu çocukların test sonuçlarına 20 ÖDB'li çocuğun sonucu da eklenerek ASTT'nin özgüllük, duyarlık (hassaslık), olabilirlik oranı ve güvenirliği hesaplanmıştır.ÖDB'li grubun, grup NA ve grup NK'nin verileri ile yapılan analizlerde; ASTT'nin grupları ayırmada istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar verdiği görülmüştür. Testteki her üç puanlama türünün de grupları ayırmada istatistiksel yönden anlamlı sonuçlar verdiği, doğru-yanlış puanlamasının ayırt ediciliğinin diğer puanlama türlerinden daha iyi olduğu bulgulanmıştır.Çocukların yaşları ile sözcükleri doğru tekrar etme performansları arasındaki ilişki incelenmiş, dile benzeyen sözcükler için anlamlı bir ilişkiye rastlanmamış; ancak yaş ile dile benzemeyen sözcüklerin doğru tekrar edilmesine dayalı olan performans puanı arasında pozitif ilişki bulunmuştur.Çocukların cinsiyetleri ve zeka puanları ile sözcükleri doğru tekrar etme performansları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir.Anahtar Kelimeler: Özgül dil bozukluğu, anlamsız sözcük tekrarı testi, dile benzeyen, dile benzemeyen, klinik gösterge, hece yapısı
Laringofaringeal reflüye bağlı disfoni tedavisinde ses terapisi etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, laringofaringeal reflüye (LFR) bağlı kas gerilim disfonisi (KGD) olan hastaların tedavisinde ses terapisinin etkililiğini incelemektir.Araştırma, ön test - son test kontrol gruplu deneysel araştırma modeline göre desenlenmiştir. Katılımcılar, ses kısıklığı şikayeti ile Yeditepe Üniversitesi Hastanesi KBB Polikliniğine başvuran, LFR'ye bağlı KGD tanısı almış, 18-57 yaş arası 20 hastadan oluşmaktadır. Hem deney hem kontrol grubundaki hastalar 6 hafta süreli medikal tedavi görmüşlerdir. Daha sonra deney grubundaki hastalara 6 seans süreli ses terapisi uygulanırken, kontrol grubundaki hastalar izlemeye alınmıştır. Her iki grupta uygulamaların öncesi ve sonrasında, MDVP akustik analiz programında şiddet değişimi (vAm) ve yumuşak fonasyon indeksi (SPI) parametreleri incelenmiştir.Sonuç olarak, iki grupta da medikal tedavi sonrasında seçilen parametrelerdeki farklılık anlamlı düzeyde bulunmuş; ancak gruplar arası karşılaştırmada istatistiksel açıdan farklılık bulunmamıştır. Deney grubunda ses terapisi öncesi ve sonrası grup içi karşılaştırmalarda her iki parametrede anlamlı düzeyde düzelme saptanmıştır. Kontrol grubunda izleme öncesi ve sonrası grup içi karşılaştırmalarda her iki parametrede anlamlı düzeyde bozulma saptanmıştır. Gruplar arası karşılaştırmada ise iki grup arasında terapi ve izleme süreçleri arasındaki farklılık her iki parametrede de anlamlı düzeydedir.Araştırmadan elde edilen bulgular, LFR'ye bağlı KGD'nin tedavisinde ses terapisinin etkili olduğunu ve medikal tedaviye ek olarak kullanılması gerektiği göstermektedir.Anahtar Sözcükler: Laringofaringeal Reflü, Kas Gerilim Disfonisi, Ses Terapisi, Akustik Analiz.
Türkçe konuşan yetişkin popülasyonun sözel akıcılık becerilerinin yaş, eğitim ve cinsiyete göre incelenmesi ve sözcük normlarının oluşturulması
Sözel akıcılık, bireyin belirlenen bir süre içerisinde istenilen koşula uygun olarak üretebildiği sözcük sayısı ile ölçülmektedir. Sözel akıcılık değerlendirmelerinin en yaygın iki yolu kategorik ve fonemik akıcılıktır. Sözel akıcılık ölçümleri, dilsel ve bilişsel hasarların niteliğini ya da niceliğini belirleme ve frontal ya da temporal lob işlevlerini değerlendirmede, nöropsikologlar ve dil ve konuşma terapistleri tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır.Bu çalışmanın amacı farklı eğitim, yaş ve cinsiyet gruplarındaki yetişkinlerin kategorik ve fonemik akıcılık performansının ve gruplar arası farklılıklarının belirlenmesi; bunun yanında sözcük normlarının oluşturulmasıdır. Bu amaçlar doğrultusunda, `hayvanlar, sebzeler ve meyveler, taşıtlar, giysiler, vücut bölümleri, mobilyalar' kategorileri ve /b,s,k,p,f,n,z,r,v,a,e,ü/ sesleri incelenmiştir.Araştırmanın katılımcıları Türkçe konuşan, yaşları 18 ile 90 arasında değişen ve 382 sağlıklı bireyden oluşmaktadır. Katılımcılar yaşlarına göre, 18-24, 25-34, 35-44, 45-54, 55-64, 65+; eğitim düzeyine göre ise okuma yazma bilmeyenler, düşük (ilkokul ya da ilköğretim), orta (lise ya da meslek yüksekokulu) ve yüksek (üniversite ve üzeri) eğitim şeklinde gruplara ayrılmıştır.Bulgular, üretilen sözcük sayısının kategori ve seslere göre farklılaştığını ve kategorik akıcılık ortalamalarının fonemik akıcılığa göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Üretilen toplam sözcük sayısı bakımından büyükten küçüğe doğru kategoriler, vücut bölümleri, sebze ve meyveler, hayvanlar, giysiler, taşıtlar, mobilyalar şeklinde; sesler ise /k,b,s,a, p,e,f,n, r,v,z,ü/ şeklinde sıralanmaktadır.Yaş grupları arasında kategorik ve fonemik akıcılık ortalaması en yüksek grubun 25-34 olduğu; en düşük ortalamanın ise 65 yaş üstü gruba ait olduğu görülmüştür. Kategorik ve fonemik akıcılık ortalamalarının eğitim düzeyi arttıkça yükseldiği bulgulanmıştır. Sadece okuma-yazma bilmeyen grup ile ilköğrenim grubu arasında her iki akıcılık türünde de anlamlı farklılık bulunamamıştır. Kategorik ve fonemik akıcılık ortalamaları genel olarak cinsiyete göre farklılık göstermezken, her bir kategori için cinsiyetler arası farklılık ayrı ayrı incelendiğinde, sebze ve meyveler, giysiler, mobilyalar kategorilerinde kadınların erkeklere göre daha çok sözcük ürettikleri görülmüştür.Eğitim, cinsiyet ve yaş değişkenlerinin akıcılık performansı üzerindeki yordayıcılığı hesaplanmış ve her iki akıcılık türü için regresyon formülü oluşturulmuştur. Kategorik akıcılıkta eğitim ve cinsiyet, toplam varyansın yaklaşık %30'unu açıklamaktadır. Eğitim ve yaş, fonemik akıcılıktaki toplam varyansın yaklaşık %40'ını açıklamaktadır.Sözcük normlarının oluşturulması amacı ile her bir kategori ve ses için üretilen tüm sözcüklere ait toplam ve ilk beş sırada üretilme sıklığı hesaplanmıştır.Anahtar Sözcükler: Sözel akıcılık, kategorik akıcılık, fonemik akıcılık
Türkçe'deki sürtünmeli seslerin akustik özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, Türkçe'deki sürtünmeli seslerin özelliklerini belirlemektir. Bu amaçla, her bir sürtünmeli ses için spektral özellikleri (frekans aralığı, spektral zirve konumu), süre, şiddet (genel ve normalize), F2 başlangıç frekansı ve ağırlık merkezi belirlenmiştir. Bu akustik özelliklerin cinsiyete, ünlülere, hece sayısına ve hece konumuna göre farklılık gösterip göstermediği belirlenmiştir. Her bir sürtünmeli ses farklı ünlü bağlamlarında, tek hece ve iki heceli kelimelerde ve farklı konumlarda yer almıştır. Araştırmanın katılımcıları anadilleri Türkçe olan, 6 (3 Kadın, 3 Erkek) yetişkinden oluşmaktadır. Toplamda 10.080 veri analiz edilmiştir.Bulgular, ortalama frekans aralığı /f/ sesi için 1500-10500 Hz, /s/ sesi için 3500-10800 Hz, /z/ sesi için 3500-10600 Hz, /?/ sesi için 1800-9400 Hz, /?/ sesi için 1800-8800 Hz olarak göstermektedir. Türkçe'deki sürtünmeli seslerin spektral zirve konum değerleri, /f/ sesi için 6613 Hz, /s/ sesi için 7379 Hz, /z/ sesi için 6929 Hz, /?/ sesi için 3804 Hz ve /?/ sesi için 3605 Hz'dir. Türkçe'deki sürtünmeli seslerin ortalama süre değerleri /f/ sesi için 104 ms, /s/ sesi için 122 ms, /z/ sesi için 85 ms, /?/ sesi için 123 ms ve /?/ sesi için 84 ms'dir. Türkçe'deki sürtünmeli seslerin genel şiddet değerleri, /f/ sesi için 60 dB, /s/ sesi için 62 dB, /z/ sesi için 65 dB, /?/ sesi için 66 dB ve /?/ sesi için 67 dB'dir. Türkçe'deki sürtünmeli seslerin normalize şiddet değerleri, /f/ sesi için -14 dB, /s/ sesi için -11 dB, /z/ sesi için -10 dB, /?/ sesi için -7 dB ve /?/ sesi için -8 dB'dir. Türkçe'deki sürtünmeli seslerin, F2 başlangıç frekans değerleri, /f/ sesi için 1369 Hz, /s/ sesi için 1581 Hz, /z/ sesi için 1547 Hz, /?/ sesi için 1833 Hz ve /?/ sesi için 1905 Hz'dir. Türkçe'deki sürtünmeli seslerde, ağırlık merkezi değerleri,/f/ sesi için 1483 Hz, /s/ sesi için 3875 Hz, /z/ sesi için 1332 Hz, /?/ sesi için 3537 Hz ve /?/ sesi için 1594 Hz'dir.Türkçe'deki sürtünmeli seslerin spektral zirve konum değerlerine, cinsiyet, ünlüler ve hece konumunun etkisi vardır. Süre değerlerine, cinsiyet, ünlüler, hece sayısı ve hece konumunun etkisi vardır. Genel şiddet değerlerine, cinsiyet, ünlüler, hece sayısı ve hece konumunun etkisi vardır. Normalize şiddet değerlerine, cinsiyet ve ünlülerin etkisi vardır. F2 başlangıç frekans değerlerine, cinsiyet, ünlüler ve hece konumunun etkisi vardır. Ağırlık merkezine, cinsiyet ünlüler ve hece konumunun etkisi vardır.Türkçe'deki /?/ sesi birçok pozisyonda daralmalı özelliktedir ve diş dudak daralmalı /?/ sesi olarak gösterilmelidir. Benzer şekilde, /h/ sesinin formant görünümleri oldukça fazladır. Sürtünmeli bir ses olarak gösterilmemesi ve Türkçe'de farklı bir şekilde temsil edilmesi gerekmektedir.Anahtar Sözcükler: Türkçe, sürtünmeli sesler, akustik analiz
Disfonisi olan ilköğretim çağı çocuklarında vokal fonksiyon egzersizleri ve vokal hijyen önerilerinden oluşan ses terapisi programının etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmada, ses bozukluğu olan ilköğretim çağı çocuklarının tedavisinde kullanılan ses terapisi paket programının bileşenlerinden vokal fonksiyon egzersizleri (VFE; Koşul 1) ve vokal fonksiyon egzersizleri ile birlikte vokal hijyen eğitimi (VFE + VH; Koşul 2) uygulamalarından hangisinin daha etkili ve verimli olduğunun ortaya konması amaçlanmıştır.Araştırma modeli, tek denekli araştırma desenlerinde etkileşimli deneklerarası çoklu başlama düzeyli etkileşim modeline dayalı bileşen analizidir Araştırmaya 7;00-12;00 yaş arası dört erkek çocuk katılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni s/z oranı, maksimum fonasyon süresi, pertürbasyon parametreleri (jitter, SPI, NHR ve shimmer), ses handikap indeksi skorları ve GRBAS; bağımsız değişkeni ise disfonisi olan çocuklara uygulanan vokal fonksiyon egzersizleri ve vokal hijyen önerilerinden oluşan ses terapisi programıdır. Araştırma altı farklı aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşama başlangıç düzeyi verilerinin alındığı aşamadır (A1). İkinci aşama, sadece vokal fonksiyon egzersizlerinin (B) uygulandığı aşamadır. Üçüncü aşamada vokal fonksiyon egzersizleri ve vokal hijyen önerileri uygulanmıştır (B+C). Dördüncü aşamada ise vokal fonksiyon egzersizleri (B) uygulaması tekrarlanmıştır. Beşinci aşama vokal fonksiyon egzersizlerinin ve vokal hijyen önerilerinin uygulandığı aşamadır (B+C). Altıncı aşama ise izleme aşamasıdır (A2). İzleme aşaması 15 gün arayla 2 seans, ayda bir 2 seans, üç ayda 1 seans ve altı ayda 1 seans olarak planlanmıştır. Terapi etkililiği, terapi öncesi ve sonrası ölçülen maksimum fonasyon süresi, s/z oranı, pertürbasyon parametreleri (jitter, shimmer, NHR, SPI) vokal handikap indeksi skorları, GRBAS skorları dikkate alınarak değerlendirilmiştir.Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde, uygulanan terapi programının katılımcıların ses kalitelerinin artmasında ve ses telleri üzerindeki patolojilerinin gerilemesinde etkili olduğu görülmektedir. Vokal hijyen oturumlarının uygulandığı terapi oturumları ile vokal hijyeninin uygulanmadığı oturumlar arasında etkililik açısından bir fark görülememiştir. Bu nedenle vokal fonksiyon egzersizleri ile birlikte vokal hijyen oyunlarının terapi programı olarak beraber uygulanmasının toplu bir etkiye sahip olduğu düşünülmektedir. Ayrıca uygulanan ses terapisi programının, çocukların hem doğru ses üretimini gerçekleştirmeyi hem de farklı durum ve ortamlarda seslerini doğru kullanmayı öğrenmelerinden dolayı, ilköğretim çağında görülen ses bozukluklarının tedavisinde etkili bir terapi yöntemi olduğu düşünülmektedir.
İnme ve afazi yaşam kalitesi-39 ölçeği: Türkçe'ye uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışması
Afazili bireyler; inmeden en şiddetli düzeyde etkilenen, sahip oldukları dil bozuklukları sebebiyle depresyonun ve sosyal kaçınma davranışlarının en çok görüldüğü gruptur. Afazi sonrasında aile ve iş yaşamında ani değişimler yaşayan, arkadaşlarını ve akrabalarını kaybeden bireylerin, inme sonrasında afazi gelişmeyen bireylere oranla daha düşük yaşam kalitesine sahip oldukları bilinmektedir. Son yıllarda, inme kliniklerinde yaşam kalitesini ölçme çalışmalarına büyük önem verilmektedir. Sağlığa ilişkin yaşam kalitesi ölçümleri, bireylerin sağlık durumunun yaşam kalitesi üzerindeki etkisini ölçerken aynı zamanda bireylerin aldığı sağlık hizmetlerinin etkililiğini değerlendirmekte ve bireylerin tedavisi hakkında klinik karar verme sürecine katkıda bulunmaktadır. İnme sonrası dil bozukluğu yaşayan afazili bireylere spesifik yaşam kalitesi ölçeğini geliştiren ilk araştırmacılar Hilari, Byng, Lamping ve Smith?tir (2003).Bu çalışmada Hilari ve diğerleri tarafından geliştirilen SAQOL- 39 (Stroke and Aphasia Quality of Life Scale- 39) ölçeği Türkçe?ye uyarlanarak, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Ölçeğin dilbilimsel uyarlanması tamamlandıktan sonra geçerlik ve güvenirlik çalışmasına, katılım ölçütlerini karşılayan 30 afazili birey dahil edilmiştir.Ölçeğin uygulanması karşılıklı görüşmelere dayalı, 4 alt alana ait toplam 39 sorunun birey tarafından yanıtlanmasından oluşmaktadır. Yanıtlar, likert tipi beşli derecelendirme kullanılarak alınmıştır.İnme ve Afazi Yaşam Kalitesi- 39 ölçeğinin geçerlik ve güvenirlik analizleri sonucunda, ölçeğin yüksek geçerlik ve güvenirliğe sahip olduğu ve afazili bireylerin yaşam kalitelerinin değerlendirmesinde kullanılmasının uygun olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar sözcükler: Afazi, yaşam kalitesi, İnme ve afazi yaşam kalitesi- 39 ölçeği, geçerlik-güvenirlik
4-7 yaş arasındaki kekemeliği olan çocukların anlamsız sözcük tekrarı becerilerinin kekemeliği olmayan çocuklarla karşılaştırılması
Bu çalışma kekemeliği olan ve olmayan çocukların anlamsız sözcük tekrarlama performanslarını değerlendirerek fonolojik bellek becerilerini karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Bunun yanı sıra, kekemeliği olan çocukların anlamsız sözcükleri tekrarlarken yaptıkları takılmaların anlamsız sözcüklerin hece sayısına göre farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Çalışmanın bir diğer amacı ise, kekemeliği olan çocukların doğal konuşma sırasındaki takılma sıklıkları ile anlamsız sözcükleri tekrarlamadaki genel performansları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, yaşları 4 ile 7 arasında değişen 12 kekemeliği olan çocuk ve 12 kekemeliği olmayan çocuk oluşturmaktadır. Kekemeliği olan ve olmayan grup yaş ve cinsiyet faktörlerine göre eşleştirilmiştir. Çalışma grubu oluşturulurken; çocukların herhangi bir dil bozukluğunun bulunmaması, fonetik envanterlerinin tam olması, herhangi bir işitme problemlerinin bulunmaması, herhangi bir nörolojik ya da psikiyatrik tanılarının bulunmaması, ailelerin gönüllü katılımı kabul etmeleri göz önünde bulundurulmuştur. Kekemeliği olan ve olmayan çocukların fonolojik bellek becerilerini değerlendirmek amacıyla Anlamsız Sözcük Tekrarı Testi (ASTT) uygulanmıştır. Çocukların ASTT?deki performansları iki farklı şekilde puanlandırılmıştır. Her iki grup için yapılan doğru-yanlış puanlamasında, ASTT?deki sözcükleri doğru tekrar edip etmemelerine göre puan verilmiştir. Sadece kekemeliği olan grup için yapılan akıcı-akıcısızlık puanlamasında ise sözcükleri tekrar ederken takılıp takılmamalarına göre puan verilmiştir. Araştırmanın bulguları, kekemeliği olan çocukların ASTT?de gösterdikleri performansın kekemeliği olmayan çocuklardan anlamlı derecede farklı olmadığını göstermektedir. Diğer bir deyişle, kekemeliği olan çocukların fonolojik bellek becerilerinin kekemeliği olmayan çocuklardan farklı olmadığı bulunmuştur. Ayrıca kekemeliği olmayan çocukların anlamsız sözcükleri tekrar ederken yaptıkları takılmaların sayısında ASTT?deki sözcüklerin hece sayısına göre anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Son olarak kekemeliği olan çocukların doğal konuşma örneklerindeki takılma sıklıkları ile ASTT?de gösterdikleri performans arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.
9-67 ay arası tipik gelişim gösteren çocuklar ile 43-87 ay arası koklear implant kullanıcısı çocukların dilbilgisel profillerinin TR-LARSP ile karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, tipik dil gelişimi gösteren 0;9-64 ay arası çocuklardan toplanan konuşma örneklerinin analizi yoluyla LARSP (Language Assesment Remediation & Screening Profile) envanterini Türkçeye (TR-LARSP) uyarlamayı; uyarlanan envanter ile koklear implant kullanıcısı 43-87 ay arası çocukların dilbilgisel gelişimlerini karşılaştırmalı olarak betimlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın katılımcıları iki gruptan oluşmaktadır. Birinci grupta anadili Türkçe olan tipik dil gelişimi gösteren 0;9-64 ay arası 70 çocuk yer almaktadır. İkinci grup ise, ana dili Türkçe olan, 43-87 ay arası koklear implant kullanan 15 çocuktan oluşmaktadır. Uyarlama aşamasında tipik gelişim gösteren 70 çocuktan toplanan 4500 tümce analiz edilmiştir. Koklear implant kullanan 15 çocuktan toplanan 750 tümce uyarlanan TR-LARSP envanteri kullanılarak analiz edilmiş ve çocukların dilbilgisel gelişimleri TR-LARSP envanteri kullanılarak betimlenmiştir.
Yönetici işlevlerin, kekemelik terapisi kazancını ve kazancı sürdürmeyi yordamaya etkisinin araştırılması
Kekemelik terapileri birçok vakada fayda sağlamaktadır ancak vakaların %30'unda kekemelik nüksetmektedir. Nüksetme riskini öngörmeye yönelik olarak yordama araştırmaları yapılmaktadır. Kekemelik araştırmalarının son günlerdeki yönelimi ise yönetici işlevlerdir. Ancak nüksetmede yönetici işlevlerin etkisi henüz araştırılmamıştır. Bu çalışmanın amacı kekeleyen bireylerin yönetici işlev düzeyinin terapiden kazanç sağlama ve sağlanan kazancı sürdürme üzerine etkisini belirlemek aynı zamanda terapi sonucunu öngörmede yönetici işlevlerin etkisini belirlemektir. 7-11 yaş arası kekeleyen çocuklardan oluşan katılımcıların, kekemelik değerlendirmesi SSI-3 (Riley, 1993) ile yapılmıştır. Yönetici işlevleri değerlendirmek üzere Winconsin Kart Eşleme Testi, Stroop Testi-TBAG Formu ve Raven Standart Progresif Matrisler Testi uygulanmıştır. Terapide Akıcılık Biçimlendirme Yaklaşımı kullanılmıştır. Analizde Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) Smart-PLS paket programı kullanılmıştır. Perseveratif eğilimi bastırabilme -0,649 (p<0,028), bozucu etkiye direnç gösterebilme 0,356 (p<0,18) ve kurulumu sürdürme -0,688 (0,016) yönetici işlevlerinin terapiden sağlanacak kazancı yordamada ve sağlanan kazancı sürdürmeyi yordamada etkili olduğu tespit edilmiştir. Kekeleyen bireylerin yönetici işlev düzeylerinin belirlenmesi nüksetme riskini öngörmede faydalı olmaktadır.