
46
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
İki dil testinin (tedil ve todil) tipik ve atipik dil gelişimi gösteren çocuklarda ayırt ediciliğinin incelenmesi
Bu çalışmada Türkiye'de kullanılan iki farklı dil gelişimi testi için veri tabanlı ayırt etme ölçüt puanı belirlenmesi ve bu testlerin tekdilli ve ikidilli normal gelişim gösteren ve tek dilli dil bozukluğu olan gruplarda ayırt etme düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL: n=1431) ve Türkçe Okul Çağı Dil Gelişimi Testi (TODİL: n=1252) testleri için toplam 2683 çocuktan toplanan veri kullanılmıştır. Veri tabanlı ölçüt puanını belirlemeye yönelik yapılan analiz sonucunda TEDİL ve TODİL alt testleri ve bileşke puanları için ölçüt tanı puanı olarak -1.00 SS yani 85 standart puan belirlenmiş ve çalışmanın analizleri bu puan temel alınarak gerçekleştirilmiştir. Diğer yandan, bir ölçme aracının tanısal doğruluğu incelenirken sadece duyarlılık ve özgüllük değerlerine başvurmanın yanlış sonuçlar verebileceği bilinmektedir. Bunu gidermek için daha nesnel sonuçlar verebilen pozitif veya negatif olasılık oranlarının asgari düzeyde olması ve duyarlılık ve özgüllük arasındaki farkın minimum düzeyde tutulması gibi unsurlar da göz önünde bulundurulmalıdır. Bu amaçla bu çalışmada tek bir ölçüte göre karar verilmemiş; birden fazla ölçütün birarada bulunması göz önünde bulundurulmuştur. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, öncelikle TEDİL ve TODİL testleri dil ve konuşma bozuklukları alanında kullanılacak ölçme araçları için gerekli asgari psikometrik niteliklere sahip ve tanısal doğruluk değerleri açısından incelenmeye uygun nitelikte bulunmuştur. Belirlenen veri tabanlı ölçüt puanla incelenen TEDİL ve TODİL'in farklı dil bozuklukları alt gruplarının yüksek derecelerde ayırt edicilik oranlarına sahip olduğu belirlenmiştir. Bu iki testin, normal dil gelişimi gösterdiği düşünülen ikidilli popülasyonlarda özgüllük değerlerine bakıldığında ise her iki testin de beklenenin oldukça altında bir özgüllüğe sahip olduğu ortaya koyulmuştur. Diğer deyişle, bu bulgulara göre TEDİL ve TODİL testleri normal gelişim gösteren birinci dili Türkçe olmayan ikidilli bireyleri doğru olarak ayırt etmede mevcut bulgulara göre beklendik düzeyin altındadır.
Serebral palsi'li ve sağlıklı gelişen 6-12 yaş arası çocukların konuşma özelliklerinin maksimum performans ölçüm yöntemleri ile belirlenmesi
ÖZET Dizartri ve apraksi gibi motor konuşma bozukluklarında, ses bozuklarında ve diğer konuşma bozukluklarının değerlendirilmesinde ve terapi etkiliğinin çalışılmasında klinik ortamda sıklıkla kullanılan ancak standart bir prosedürü bulunmayan Maksimum Performans Ölçüm Yöntemleri ile konuşmanın solunum, sesleme ve sesletim gibi seçilmiş konuşma bileşenleri için bireylerin performansının üst sınırları değerlendirilmektedir. Bu çalışmada sağlıklı ve SP'li çocuklarla yapılan test uygulaması ile sağlıklı çocuklarda norm değerleri oluşturulmuş, dizartrili SP'li çocuklar ve sağlıklı çocuklar arasında test değerleri açısından farklılıklar belirlenmiştir. Maksimum Performans Ölçüm Yöntemleri üç testten oluşmaktadır. Bunlar; (a) Maksimum Fonasyon Süresi Testi (b) Maksimum Tekrar Oranı Testi (c) Temel Frekans Aralığı Testi Çalışmaya testin norm değerlerini oluşturmak amacı sağlıklı gelişen, anadili Türkçe olan 6-12 yaş aralığında 140 çocuk katılmıştır. Dizartrili SP'li çocuklarda spastik, diskinetik, ataksik tip SP'li toplam 60 çocuk katılmıştır. Bu çalışmada test sonuçları sağlıklı grupta yaşa ve cinsiyete göre, SP'li grupta alt tipler arasında ve sağlıklı grup ile SP'li grup arasında farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Çalışma sonucunda yaşın Maksimum Performans Ölçüm Yöntemlerinden maksimum fonasyon süresi ve maksimum tekrar oranı üzerinde etkili olduğu cinsiyetin etkili olmadığı görülmüştür. Çalışmanın bir diğer bulgusu Maksimum Performans Ölçüm Yöntemlerinin SP'li çocuklarda gözlenen dizartrik konuşma ile normal konuşmayı ayırt eden oldukça güçlü ölçüm yöntemleri olduğudur. Anahtar Sözcükler: Maksimum Performans Ölçüm Yöntemleri, dizartri, Serebral Palsi, akustik ölçümler
Gelişimsel kekemelik ve mizaç: kekeleyen, tipik gelişim gösteren ve kekemeliği kendiliğinden iyileşen çocukların mizaç özelliklerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada, kekemeliği olan, kekemeliği olup kendiliğinden iyileşme gösteren ve tipik gelişim gösteren çocukların mizaç özelliklerinin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, 3-7 yaş aralığındaki kekemeliği olan, tipik gelişim gösteren ve kendiliğinden iyileşme gösteren toplam 150 katılımcıdan oluşmaktadır. Bu çalışmada ölçme aracı olarak Çocuk Davranış Listesi (ÇDL) ve Conner's Ana Baba Derecelendirme Ölçeği (CADÖ-48) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 paket programı kullanılarak bağımsız örneklemler t testi, Mann Whitney-U testi, tek yönlü varyans analizi testi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, kekemeliği olan 3-7 yaşları arasındaki grup, ÇDL'nin "Yaklaşım / Olumlu Katılım", "Rahatsızlık" ve "Korku" alt testlerinden ve "Olumsuz Duygulanım" alt boyutundan tipik gelişim gösteren yaşıtlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek puanlar alırken "Gülümseme ve Kahkaha" alt boyutundan anlamlı düzeyde daha düşük puanlar elde etmişlerdir. ÇDL alt testleri ile yaş ve kekemelik şiddeti arasındaki korelasyon analizleri sonucunda, yaş faktörünün "Gülümseme ve Kahkaha" alt testi ile pozitif yönde bir ilişkisi mevcutken kekemelik şiddeti ve mizaç alt testleri arasında anlamlı düzeyde bir korelasyon bulunamamıştır. Kekeleyen 6-7 yaşları arasındaki çocuklar ile yaş ve cinsiyetleri eşleştirilmiş tipik gelişim gösteren çocuklar karşılaştırıldığında CADÖ-48'in "Hiperaktivite / Ataklık" puan ortalamaları bakımından kekemeliği olan çocuklar ile tipik gelişim gösteren çocuklar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamakta; "Öğrenme Sorunları" boyutu bakımından ise, kekemeliği olan grubun ortalama puanlarının tipik gelişim gösteren gruptan daha yüksek ve iki grup arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Kendiliğinden iyileşme gösteren 5-7 yaşları arasındaki çocuklar ÇDL'nin "Dikkati Odaklama" ve "Engelleme Denetimi" alt testlerinden kekeleyen yaşıtlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek puanlar alırken, "Utangaçlık", "Yaklaşım /Olumlu Katılım" ve "Rahatsızlık" alt boyutlarından anlamlı düzeyde daha düşük puanlar elde etmişlerdir. ÇDL'nin alt boyutları açısından karşılaştırıldığında ise, kendiliğinden iyileşme gösteren grup, kekeleyen gruba göre "Çabalı Kontol" alt boyutundan anlamlı düzeyde daha yüksek puanlar alırken, "Olumsuz Duygulanım" alt boyutunda ise anlamlı düzeyde daha düşük puanlar elde etmişlerdir. Kekeleyen bireyler "Engellenme Denetimi" alt testinden kendiliğinden iyileşme gösteren gruba göre anlamlı düzeyde daha düşük puanlar elde etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: gelişimsel kekemelik, mizaç, kendiliğinden iyileşme
Türkçe'deki nazal (/M, N/) seslerin akustik özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Türkçe'deki nazal (geniz) sesleri olan /m/ ve /n/ seslerinin bazı akustik özelliklerini incelemektir. Anadilleri Türkçe olan altı katılımcıya içinde nazal seslerin olduğu kelimeler okutulmuş ve ses kayıtları alınmıştır. /m/ ve /n/ için sesin süresi, formant (nazal rezonans) bölgeleri ve nazal sesten ünlüye geçişteki formant başlangıç bölgeleri incelenecek akustik parametreler olarak belirlenmiştir. Bu akustik parametreler, farklı sözcük-hece konumlarında ve farklı ünlü ortamlarında karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bulgulara göre, ortalama süre değerleri /m/ sesi için 78 ms ve /n/ sesi için 63 ms'dir. Ortalama nazal rezonans değerleri /m/ için sırasıyla 243 Hz, 1051 Hz ve 2197 Hz, /n/ için sırasıyla 248 Hz, 1113 Hz ve 2255 Hz'dir. Formant başlangıç değerleri /m/ için sırasıyla 357 Hz, 1262 Hz ve 2587 Hz'dir. Aynı değerler /n/ sesi için sırasıyla 361 Hz, 1501 Hz ve 2782 Hz'dir. /m/ ve /n/ seslerinin süreleri, sözcük-hece konumuna göre farklılık göstermekte olup tüm sözcük-hece konumlarında /m/ sesinin süresi /n/ sesinin süresinden fazladır. /m/ ve /n/ seslerinin birinci ve üçüncü nazal rezonansları sınırlı ortamlarda farklılık gösterirken ikinci nazal rezonansları sözcük-başı-hece-başı ile sözcük-sonu-hece-sonu ortamlarında ve art ünlü bağlamlarında anlamlı bir farklılık göstermektedir. /m/ ve /n/ seslerinin birinci formant başlangıç değeri (F1) sınırlı ortamlarda farklılık göstermiştir. /m/ ve /n/ seslerinin F2 değerleri ise tüm sözcük-hece konumlarında ve tüm ünlü ortamlarında farklılık göstermiştir. /m/ ve /n/ seslerinin F3 değerleri tüm sözcük-hece konumlarının yanı sıra ön-ünlüler ile /ʌ/ ünlü ortamında farklılık göstermiştir.
Kronik kekemelikte tele-terapinin etkililiğinin kontrollü incelenmesi: Karma yöntem araştırmasi
Bu araştırmanın amacı, kekemelik terapisinin yüz yüze ve tele-terapi yoluyla sunumunun, kekemelik şiddeti, kekemeliğin bireyin yaşamına etkisi ve kekemeliğe ilişkin tutumlar üstünde etkisini incelemek ve katılımcıların tele-terapi deneyimlerini keşfetmektir. Araştırmanın katılımcıları kekemeliği olan 20 yetişkin bireydir. Katılımcılar tercihlerine ve koşullarına bağlı olarak tele-terapi ve yüz yüze terapi grubuna eşit sayıda atanmıştır. Tele-terapi grubu katılımcıları 8 farklı şehirden tele-terapi hizmeti almışlardır. Kekemelik terapisinde akıcılık biçimlendirme, kekemelik değiştirme ve danışmanlık yaklaşımları entegre şekilde kullanılmıştır. Araştırmanın deseni, nicel ve nitel verilerin kullanıldığı bir karma araştırma yöntemi olan eş zamanlı desendir. Nicel araştırma kapsamında, kontrol gruplu, eşitlenmiş, eşdeğer etkililik; öntest, sontest, izleme yarı-deneysel modeli kullanılmıştır. Nitel araştırmada ise fenomenoloji yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmanın birincil nicel verilerini üç durumda kekelenen hece oranları, kekemeliğin değerlendirilmesine ilişkin SSI-4 puanları ve katılımcıların özdeğerlendirmelerine ilişkin puanlar oluşturmaktadır. İkincil verileri ise algısal kekemelik şiddeti ve konuşma doğallığı puanları, tutumlara ilişkin OASES ve SL-ILP-S puanları oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel verilerini yarı yapılandırılmış mülakatlardan elde edilen veriler ve klinisyen görüşleri oluşturmaktadır. Araştırmanın bulgularına göre tele-terapi ve yüz yüze terapi grupları, kekelenen hece oranlarını ve objektif klinik verilere ilişkin puanlarını anlamlı düzeyde düşürmüştür. Sontest ve/veya izleme evrelerinde iki gruptan elde edilen bu veriler arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>.05). Nitel analiz sonuçlarına göre katılımcıların %90'ı tele-terapiyi kendileri için uygun bulduklarını ve bu hizmetten yarar gördüklerini bildirmiştir. Nicel ve nitel bulguların üçgenlenmesi bu veri setlerinin genel anlamda uyumlu olduğunu ve birbirlerini doğruladıklarını göstermektedir. Bu araştırmada tele-terapinin, kekemeliği olan bireylere hizmet vermede uygun ve yüz yüze terapi kadar etkili bir hizmet sunum yöntemi olduğu görülmüştür.
Öğretmen adaylarında ses bozukluklarını önleyici ses terapisinin etkililiği
Bu araştırmada, öğretmen adaylarında ses farkındalığı ve ses bozukluklarını önleyici ses terapisinin son sınıf öğretmen adaylarında etkili olup olmadığının ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırma modeli grup içi ve gruplar arası karşılaştırma yapılan ileriye dönük bağımlı iki örnek düzenli desendir. Araştırmaya toplamda 26 öğretmen adayı katılmıştır. Katılımcılardan 9 kişiye önleyici ses terapisi, 26 kişiye Öğretmen Adayı Ses Handikap İndeksi uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan bağımsız değişken önleyici ses terapisi etkililiğidir, bağımlı değişken ise, Ses Handikap İndeksi (SHİ), Öğretmen Adayı Ses Handikap İndeksi (ÖA-SHİ) ve Multi-Dimensional Voice Program (MDVP) ölçümleridir. Araştırma 2 aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamayı ÖA-SHİ ve SHİ uygulaması, ikinci aşamayı ise KBB değerlendirmesi ve terapi süreci oluşturmaktadır. Ses farkındalığı, uygulanan Öğretmen Adayı Ses Handikap İndeksi skorları ve Ses Handikap İndeksi ile; terapi etkililiği ise alınan akustik parametrelerin skorları dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde, öğretmen adaylarında terapi alan ve almayan gruplarda ÖA-SHİ ön ve son değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Terapi alan grubun SHİ değerlerinde terapi sonunda istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmiştir; terapi almayan grupta ise SHİ sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Terapi alan grubun akustik değerleri incelendiğinde, ön-son değerler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmüştür, bu bulgular ışığında uygulanan ses terapisinin etkili olduğu düşünülmektedir.
Normal işiten ve koklear implantlı bireylerin konuşmalarındaki bürünsel özelliklerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Bu araştırmanın amacı normal işiten ve koklear implantlı bireylerin konuşmalarındaki bürünsel özelliklerin karşılaştırılmasıdır. Bu amaçla öğrencilerin odak oluşturmada kullandıkları süre, f0, şiddet parametreleri karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Araştırmaya 8 koklear implant kullanan ve 6 normal işiten üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırma sonucunda dar odak olan sözcüklerin ortalama süresinin ve şiddetinin odak olmayan eşine göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Dar odak olan sözcüklerin f0 standart sapmasının ve f0 ranjının odak olmayan sözcüklere göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Koklear implantlı öğrencilerin, sözcük üretimlerinde f0 standart sapmanın ve f0 ranjının normal işitenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Koklear implant kullanan öğrencilerin sözcük üretim süresinin normal işitenlere kıyasla daha uzun olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları koklear implant kullanan katılımcıların dar odak üretiminde süre parametresini başlıca parametre olarak kullandıklarını göstermektedir. Bir diğer göze çarpan bulgu da koklear implantlı öğrencilerin f0 standart sapmasının ve f0 ranjının normal işitenlere göre yüksek olmasıdır. Anahtar Sözcükler: Koklear implant, bürünsel, dar odak
Kekemelik terapisi almış ergen ve yetişkin bireylerin akıcılığı koruma sürecinde kekemelik sıklığının betimlenmesi
Bu çalışmada akıcılığı biçimlendirme yöntemi ile kekemelik terapisi almış ergen ve yetişkin bireylerin terapi sonrasındaki süreçte, elde edilen akıcılık düzeyini ne kadar koruduklarını ve bu süreçte akıcılığın korunmasında terapinin üzerinden geçen zamanın ve yaşın etkisinin olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır.Araştırmanın deseni, geriye dönük karşılaştırmalı araştırma modelidir. Kekemeliği olan 18 ergen ve 16 yetişkin birey olmak üzere toplam 34 birey bu çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcı grubu Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Bozuklukları Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne kekemelik şikayeti ile başvurmuş, bu merkezde akıcılığı biçimlendirme yöntemi ile kekemelik terapisi almış ve terapisi başarı ile sonlandırılmış bireylerden oluşturulmuştur. Terapiden 5-69 ay sonra bu bireylerden elde edilen konuşma ve okuma örnekleri video kamerayla kaydedilmiş ve kekemelik sıklıkları belirlenmiştir. Bu sıklıkları terapi bitiminden hemen sonra ölçülen kekemelik sıklıkları ile karşılaştırılmıştır. Bu iki süreçte ölçülen kekemelik sıklıkları arasındaki farklılıkta terapinin üzerinden geçen zamanın ve yaşın etkisinin olup olmadığı incelenmiştir.Sonuç olarak, terapi sonrasında ve terapiden 5-69 ay sonra ölçülen okumadaki ve konuşmadaki kekemelik sıklıklarının farklı olduğu belirlenmiştir. Terapi sonrasında ve terapiden 5-69 ay sonra ölçülen okumadaki kekemelik sıklıkları arasındaki farklılıkta terapinin üzerinden geçen zamanın etkili olmadığı, fakat yaşın etkili olduğu görülmüştür. Terapi sonrasında ve terapiden 5-69 ay sonra konuşmadaki kekemelik sıklıkları arasındaki farklılıkta terapinin üzerinden geçen zaman ve yaşın etkili olmadığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: kekemelik, kekemelik sıklığı, terapi sonrası, akıcılık düzeyini koruma
3-6 yaş arası özgül dil bozukluğu olan çocuklarla normal gelişim gösteren çocukların dil özelliklerinin analizi ve karşılaştırılması
Bu çalışmada, özgül dil bozukluğu olan çocuklarla normal dil gelişimi olan çocuklardan alınan doğal dil örnekleri karşılaştırılarak, doğal dil örneklerinden elde edilen nicel ölçümlerin dil bozukluğunu tanılamada belirleyici olup olmadığı incelenmiştir. Bu çalışmada, çocuklarla, normal dil gelişim gösteren çocukların doğal dil örneklerinde kullandıkları, soru sözcükleri, bağlaçlar, adıllar, yer yön belirteçleri, ad durum ekleri, eylem zaman kipleri, iyelik ekleri gibi dilbilgisel yapılar karşılaştırılmıştır.Çalışmanın katılımcı grubu, 3-6 yaş arasında özgül dil bozukluğu(ÖDB) olan 18 çocuktan oluşmaktadır. Normal gelişim gösteren grup, SALT veri tabanında yer alan ve bu çalışmadaki çocuklarla yaş açısından eşlenen normal gelişim gösteren çocuklardan oluşmaktadır. Dolayısıyla ÖDBsi olan her çocuk, 33 ile 47 arasında değişen normal gelişim gösteren yaşıtlarıyla karşılaştırılmıştır. Doğal dil örnekleri SALT programı kullanılarak, genel olarak süre (15 dakika) ve uzunluk kısıtlaması (50 sözce ve 50 sözcük) getirilerek iki boyutta karşılaştırılmıştır.Biçimbirimlerde ortalama sözce uzunluğu (B-OSU), sözcüklerde ortalama sözce uzunluğu (S-OSU), farklı sözcük sayısı (FSÖZS),toplam sözcük sayısı (TSÖZS) ölçümlerinin süre ve uzunluk kısıtlaması getirilerek yapılan karşılaştırmalarında, ÖDBsi olan çocukların yaşıtlarından daha düşük düzeyde performans gösterdikleri görülmüştür. FTS ölçümünde, sözce uzunluğu kısıtlaması getirilerek yapılan karşılaştırmada ÖDBsi olan grupla normal gelişim gösteren grup arasında fark görülmezken, sözcük uzunluğu kısıtlaması getirilerek yapılan karşılaştırmada ÖDBsi olan grubun normal gelişim gösteren gruptan daha düşük düzeyde farklı toplam sözcük (FTS) performansı gösterdiği görülmüştür. ÖDBsi olan çocukların soru/yanıt yüzdesi ve anlaşılabilirlik yüzdelerinin normal gelişim gösteren çocuklardan düşük, çabalama yüzdelerinin yaşıtlarından yüksek olduğu görülmüştür. ÖDBsi olan çocukların normal dil gelişimi gösteren çocuklardan daha az soru sözcüğü ve takıları, bağlaçlar, adıllar ve yer yön sözcükleri kullandıkları görülmüştür. ÖDBsi olan çocukların eylemlere ve isimlere eklenen bağımlı biçimbirimleri normal gelişim gösteren çocuklardan daha az kullandıkları görülmüştür. ÖDBsi olan çocukların eyleme eklenen ?dI, -I(yor) gibi görünüş eklerini ve ?(I)m birinci tekil şahıs (eylem kişi) ekini sıklıkla kullandıkları görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Özgül dil bozukluğu, doğal dil örneği, nicel ölçümler, SALT analizi
8 - 11 yaş grubundaki okul çağı çocuklarının nazometrik norm değerlerinin belirlenmesi
Nazal konuşma şekli konuşmanın algılanmasını etkileyen unsurlardan birisidir. Medikal tedavi yöntemleriyle ve/veya konuşma terapisiyle bu unsurun norm değerlerine yaklaştırılması olanaklıdır. Bunun için de o toplumun norm değerlerinin saptanması gerekmektedir.Bu çalışmanın amacı; 8 - 11 yaş grubundaki okul çağı çocuklarının nazometre kullanılarak nazal norm değerlerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda nazometre ile kullanılması için geliştirilen okuma metinlerinin geçerlik ve güvenirlikleri sınanmasında Nazometrik puanlar ile yaş arasında bir ilişki var mıdır; Nazometrik puanlar ile cinsiyet arasında bir ilişki var mıdır; Nazometrik puanlar ile ekonomik gelir seviyesi arasında bir ilişki var mıdır sorularına da yanıt aranmaktadır.Çalışmaya toplam 129 çocuk katılmıştır. Her üç okuma metnini (Sabah Sürprizi Okuma Metni, Gökkuşağı Okuma Metni, M-N Cümleler Okuma Metni) de okuyan katılımcıların 57'si kız, 72'si erkek çocuğudur. Katılımcılar 96-107, 108-119, 120-131 ve 132+ yaş gruplarına ayrılmışlardır. 96-107 yaş grubunda 11 kız, 12 erkek çocuğu bulunmaktadır. 108-119 yaş grubunda 17 kız, 19 erkek çocuğu bulunmaktadır. 120-131 yaş grubunda 12 kız, 24 erkek çocuğu bulunmaktadır. 130 ve üstü yaş grubunda ise 17 kız, 17 erkek çocuğu bulunmaktadır.Nazal seslerinin ağırlıklı olarak yer aldığı M-N Cümleler adlı okuma metninden elde edilen nazometrik puanlar, hiç nazal sesin olmadığı Sabah Sürprizi ile nazal ve oral seslerin birlikte yer aldığı Gökkuşağı adlı okuma metinlerinden elde edilen nazometrik puanlardan istatistiksel olarak daha yüksektir (p<0,01). Aynı şekilde nazal ve oral seslerin birlikte yer aldığı Gökkuşağı adlı okuma metninden oluşan nazal puanların oranı, nazal seslerin bulunmadığı Sabah Sürprizi adlı okuma metninden alınan nazometrik puanlardan istatistiksel olarak daha yüksektir (p<0,01). Çalışmada cinsiyet faktörünün, Sabah Sürprizi adlı okuma metni üzerinde etkili olduğu; ancak Gökkuşağı ve M-N Cümleler adlı okuma metinleri üzerinde etkili olmadığı görülmektedir. Yaş ile Sabah Sürprizi adlı okuma metni arasında bir ilişki bulunmamaktadır. Gökkuşağı ve M-N Cümleler adlı okuma metinleri ile yaş faktörü arasında istatistiksel olarak önemli bir ilişki bulunmaktadır. Yaşın artmasıyla birlikte Gökkuşağı ve M-N Cümleler adlı okuma metinlerinden elde dilen nazometrik puanlar da artış göstermektedir. Çalışmanın bir diğer sonucu da ekonomik gelir seviyesinin, her üç okuma metninden elde edilen nazometrik puanlar üzerinde etkili olamadığı yönündedir. Bu çalışmayla, Türkçe için 8 ? 11 yaş grubundaki normal çocukların nazometrik norm değerleri belirlenmiş bulunmaktadır. Belirlenen norm değerleri ile velofarengeal yetersizlik ve nazallaştırma sorunu yaşayan 8 ? 11 yaş grubu çocuklarını değerlendirmek kolaylaşmaktadır.
Kronik tutuk afazili bireylerde iletişim yeterliliğinin İletişim Yeterliliği Değerlendirme Aracı (İYDA) ve Sözel Olmayan İletişim Sınıflaması (SOİS) ile değerlendirilmesi
Bu çalışma yarı yapılandırılmış bir sohbet ortamında kronik tutuk afazili bireylerin iletişim girişimlerinin etkinliğini değerlendirmek amacıyla desenlenmiştir. Bu amaç için İletişim Yeterliliği Değerlendirme Aracı (İYDA) toplam puanları ve afazi dil değerlendirme aracı (ADD) dil puanları arasındaki korelasyon incelenmiş, her iki değerlendirmedeki başarı yüzdeleri karşılaştırılmıştır. Çalışmanın diğer amaçları ise afazili bireylerin sohbette kendilerini ifade etmede kullandıkları sözel olmayan iletişim davranışları ve bu davranışların semantik işlev sıklığının sağlıklı bireylerden farklılık gösterip göstermediğinin araştırılmasıdır.Bu tez çalışmasına değerlendirmenin en az 6 altı ay öncesinde inme geçirmiş 21 afazili katılımcı ve bu grupla yaş, eğitim, cinsiyet açısından eşleştirilmiş 21 sağlıklı katılımcı dahil edilmiştir. İki grup arasında sözel olmayan iletişim davranışlarının ve bu davranışların işlev sıklığını karşılaştırmak için Sözel Olmayan İletişim Sınıflaması kullanılmıştır. Sözel olmayan iletişim davranışları yüz hareketleri, baş hareketleri, el/kol hareketleri, prosodi, gövde /bacak hareketleri, göz kontağı/bakışlar, konuşma dışı ses kategorilerinde incelenmiştir. Her bir davranışın işlevi ise emblem, ikonik jestler, işaret jestleri, pandomim, bağdaştırıcılar, dinleme-onay jesti, duygu durum jesti, konuşmaya eşlik eden ritmik jest, bağlama uygun olmayan jest kategorilerinde ayrımlaştırılmıştır.Afazili katılımcıların İYDA puanları ile ADD testinden aldıkları dil puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir korelasyon (r=0.602) bulunmasına rağmen, afazililerin İYDA'da daha başarılı oldukları bulgulanmıştır. Sözel olmayan iletişim davranışları ve bu davranışların semantik işlev sıklığı karşılaştırıldığında, afazili katılımcılar sağlıklı katılımcılara kıyasla İYDA-Sohbette sözel olmayan toplam iletişim davranışlarını, el kol hareketlerini ve baş hareketlerini daha sık kullanırken, diğer iletişim davranışlarının kullanımı açısından sağlıklı gruptan farklılaşmamışlardır. İYDA-Sohbette gözlenen davranışların anlamlılığı açısından karşılaştırıldıklarında ise afazili katılımcıların emblem, ikonik, işaret jesti, pandomim ve bağlama uygun olmayan jestleri sağlıklı katılımcılara kıyasla daha sık kullandıkları bulgulanmıştır. Afazili ve sağlıklı katılımcılar arasında duygu durum jesti, dinleme-onay jesti, bağdaştırıcı jest kullanım sıklığı açısından farklılık bulgulanmamıştır. Diğer taraftan, sağlıklı katılımcıların konuşmaya eşlik eden ritmik jestleri afazili katılımcılara oranla daha sık kullandıkları saptanmıştır.Çalışma sonuçları, afazili bireylerin doğal günlük ortamlardaki iletişim başarısının standardize edilmiş dil testlerinde göstermeleri beklenen performansın üzerinde olabileceği ve kronik tutuk afazililerin sohbet gibi doğal ortamlarda dil yetersizliğini telafi etmede sözel olmayan iletişim davranışlarını kullandıkları görüşünü desteklemektedir.
Türkçe sözcük başı pozisyondaki /l, r, j, v/ seslerin akustik özelliklerinin incelenmesi
Çalışmanın amacı Türkçe'deki /l, r, j/ daralmalı sesleri ve /v/ sesinin akustik özelliklerini betimlemektir. Bu amaçla 19-27 yaş arası, anadili Türkçe olan ve herhangi bir konuşma sorunu olmayan 5 üniversite öğrencisine /r, j, l, v/ seslerini sözcük başı hece başı (SBHB) konumda içeren sözcükler okutulmuş ve ses kayıtları incelenmiştir. Her ses için 160 veri olmak üzere toplam 640 veride ses süresi, ilk üç formant frekans değeri, hedef ses F2 sabit durum frekansı, hedef ses F2 sabit durum süresi, F2 geçiş frekansı, F2 geçiş süresi, F2 geçiş hızı ve bu sesleri takiben gelen ünlünün F2 sabit durum frekansı ve F2 sabit durum süresi olmak üzere 11 akustik ölçüm yapılmış ve adı geçen seslerin akustik özellikleri belirlenmiştir.Ayrıca, çalışmanın bulgularına göre SBHB pozisyonunda /l/ sesini diğer bütün seslerden ayırabilen sadece hedef ses F2 sabit durum süresidir. /r/ sesini diğerlerinden ayırt etmekte sesin süresi ve F1 frekansının etkili olduğu ve ünsüz süresinin yaklaşık % 41'i sürtünmeli, %59'u ise formantlara benzeyen enerji ile üretildiği bulunmuştur. /j/ sesi, ünlüye göre fark edilir derecede yüksek frekansa sahip olması ve negatif F2 geçişiyle, /l, r, v/ sesleri arasında spektogramda en kolay tanımlanabilen sestir. /v/ sesini diğerlerinden ayırt etmede F1 frekansı, F2 geçiş frekans farkı ve F2 geçiş süresinin etkili olduğu ve ünsüzün yaklaşık %49'u sürtünmeli, %51'i formant frekansları ile üretildiği belirlenmiştir. Buna göre Türkçedeki /l, r, j, v/ seslerinin SBHB konumda belli şekilde betimlenmesi gerektiği savunulmaktadır.Buna göre /r/ ve /v/'nin sesbirimciklerinin tanımlanması gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: akustik analiz, daralmalı sesler, formant, Türkçe
Kekemeliğe dair kamuoyu tutumunun ölçülmesi: Eskişehir örneklemi
Kekemeliğin istenmeyen bir durum olduğu ve bu durumun da toplumda kekeleyen bireye yönelik olumsuz tutumlara ve damgalamaya yol açtığı bilinmektedir. Ülkemizde kekeleyen bireylerin nasıl algılandıklarına ilişkin yapılmış sistematik bir çalışma henüz yoktur. Bu çalışmanın amacı Eskişehir örnekleminde kekemeliğe ve kekeleyen bireylere yönelik tutumları betimleyerek daha geniş ölçekte, ülke bazında tutumların belirlenmesi çalışmalarına öncül çalışmayı gerçekleştirmektir.Bu amaçla Eskişehir'den olasılıklı örnekleme yöntemiyle 96 çocuk, 182 yetişkin ve 43 yaşlı bireye (N=321) kekemelikle ilgili tutumların sistematik ve kültürlerarası karşılaştırmalar yapılarak ölçülmesini sağlayan bir araç olan İnsan Özellikleri Kamuoyu Anketi (Public Opinion Survey of Human Attributes)- POSHA'nın deneysel versiyonlarından olan POSHA-E3 uygulanmıştır.Toplanan veriler eğitim, yaş ve cinsiyet değişkenlerine göre analiz edilmiştir. Bu analizlerden elde edilen sonuçlara göre katılımcılar, önceki araştırmaların sonuçlarına benzer bir biçimde kekeleyen bireylerin genel olarak utangaç, çekingen, sinirli ve kolay heyecanlanabilir olduklarını belirtmişlerdir. Katılımcıların kekemelik ve kekeleyen bireye dair olumsuz tutumlarının daha ağırlıklı olduğu, bu olumsuz tutumların yetişkin ve yaşlılarda daha fazla görüldüğü belirlenmiştir. Kadınlarda olumsuz yanıtların olumlulara göre daha fazla olduğu ve katılımcıların eğitim seviyesi yükseldikçe olumsuz yanıt sayısının düştüğü belirlenmiştir.
Otistik bozukluğu olan çocukların OSU düzeyine göre eşleşmiş normal gelişim gösteren çocuklarla sözcük çeşitliliği bakımından karşılaştırılmas
Bu çalışmada otistik bozukluğu olan çocuklarla OSU düzeyine göre eşleştirilmiş normal gelişim gösteren çocukların FTSO (farklı sözcüklerin toplam sözcüğe oranı), isim, eylem, adıl ve niteleyici sözcük kullanımları karşılaştırılmıştır. Otistik bozukluğu olan ve normal gelişim gösteren grupların her biri için, belirtilen sözcük türlerinin kullanımları arasında fark incelenmiştir.Çalışmaya 15 otistik bozukluk tanılı çocuk, 15 normal gelişim gösteren çocuk katılmıştır. Otistik bozukluk tanılı çocukların yaş ortalamaları 80.40 ay, standart sapmaları 18.69'dur. Normal gelişim gösteren çocukların yaş ortalamaları 35 ay, standart sapmaları 6,26'dır. Otistik bozukluğu olan çocukların OSU puanlarının ortalaması 3.60 ve standart sapması 0.94'tür. Normal gelişim gösteren çocukların OSU puanlarının ortalaması 3.64, standart sapması 0.78'dir.Doğal dil örnekleri, 30?45 dakika arasında değişen sürelerde, serbest oyun seansları ile alınmıştır. Seanslar video kamera ile kayıt edilerek çevriyazıları yapılmıştır. İsim, eylem, adıl kullanım miktarları ve FTSO oranları bakımından karşılaştırıldığında, otistik bozukluk tanılı grupla normal gelişim gösteren grup arasında anlamlı bir fark görülmediği, adıl kullanımı bakımından ise iki grup arasında anlamlı bir fark bulunduğu ancak bu farkın etki düzeyinin düşük olduğu görülmüştür.Normal gelişim gösteren ve otistik bozukluğu olan grupların her biri için sözcük türleri arasındaki fark araştırılmıştır. Her iki grup içinde, isim-eylem sözcük türleri kullanımları arasında anlamlı fark görülmezken, diğer sözcük türlerinin kullanımlarında anlamlı fark ortaya çıkmıştır.
Serebral paralizili bireylerin konuşma anlaşılırlığının ortalama sözce uzunluğu, artikülasyon becerileri ve oral motor beceriler ile ilişkisinin iki farklı jüri ile değerlendirilerek araştırılması
Serebral paralizili bireyler dil, konuşma ve iletişim alanlarında genel olarak problem yaşamaktadırlar. Bu problemler beyin hasarına bağlı olarak motor fonksiyonların etkilenmesi sonucu görülebilmektedir. Dil ve konuşmaya ait bozukluklar konuşma anlaşılırlığını da büyük oranda etkilemektedir. Konuşma anlaşılırlığının etkilenmesi sonucu serebral paralizili bireyler iletişim alanlarında büyük sorunlar yaşayabilmektedir. Bu sebepler doğrultusunda çalışma, serebral paralizili bireylerin konuşma anlaşılırlığının oral motor beceriler, artikülasyon becerileri ve ortalama sözce uzunluğu ile ilişkisinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Değerlendirme serebral paralizili bireylerle daha önce karşılaşmamış kişilerden ve dil ve konuşma terapistlerinden oluşturulan iki farklı juri ile uygulanmıştır. Çalışmada iki jurinin konuşma anlaşılırlığı puanlarının birbiri ile ilişkisi de değerlendirilmiştir.Çalışmada betimsel araştırma deseni oluşturulmuş olup Eskişehir ilinde yaşayan ve yaşları 4,7 yaş- 27,1 yaş arasında değişen ondört serebral paralizili birey katılmıştır. Çalışmanın diğer katılımcılarını ise serebral paralizili bireylerden alınan ses kaydını dinleyerek anlaşılırlık skorlarını vermek üzere oluşturulan 10'ar kişilik 2 juri oluşturmaktadır. Juri 1 daha önceden serebral paralizili bireylerle hiç karşılaşmamış kişilerden, Juri 2 ise dil ve konuşma terapistlerinden oluşturulmuştur. Çalışmaya katılan serebral paralizili bireylerin oral motor becerileri, artikülasyon becerileri ve ortalama sözce uzunlukları değerlendirilmiş ve alınan puanlar kaydedilmiştir. Bireylerden ayrıca doğal konuşma örneği alınarak bu örnekler Juri 1 ve Juri 2'ya dinletilmiş ve her birey için konuşma anlaşılırlığı puanı hesaplanmıştır. Veriler arasındaki ilişki Pearson korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir.Oral motor beceriler, ortalama sözce uzunluğu ve artikülasyon ile konuşma anlaşılırlığı arasındaki ilişkiye bakıldığında oral motor beceriler ve serebral paralizili bireylerin konuşma anlaşılırlığı ile arasında yüksek oranda korelasyon bulunmuştur. Ortalama sözce uzunluğu ve artikülasyon becerileri de serebral paralizili bireylerin konuşma anlaşılırlığı ile ilişkili faktörler arasında olduğu elde edilen sonuçlar arasındadır. Araştırma sonuçlarında en güçlü korelasyon ise iki juriden alınan konuşma anlaşılırlığı puanları arasında elde edilmiş ve bu sonuç dil ve konuşma terapistlerinin konuşma anlaşılırlığını değerlendirirken daha mükemmelliyetçi yaklaştıklarını düşündürmüştür.
7?14 yaş aralığındaki Türkçe konuşan çocukların sözel akıcılık becerilerinin değerlendirilmesi
Nöropsikolojik değerlendirmelerin vazgeçilmez bir parçası olan sözel akıcılık testleri farklı etiyolojilerden kaynaklanan bilişsel yetersizliklerin tanılanmasına en duyarlı araçlardır. Bu testlerden özellikle semantik ve fonemik akıcılık testleri sözlü üretimi başlatmak için gerekli anlamsal ve fonolojik süreçleri harekete geçiren klinik yöntemlerin en tanınanlarıdır. Bu çalışmada, 7?14 yaş aralığındaki Türkçe konuşan çocukların sözel akıcılık becerilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın diğer amacı ise sözel akıcılık performansının yaş ve cinsiyet değişkenine göre gösterdiği farklılıkların belirlenmesidir. Sözel akıcılık becerileri, semantik akıcılık (hayvanlar, meyve ve sebzeler, taşıtlar, mobilyalar, vücut bölümleri ve giysiler), fonemik akıcılık (/a/, /b/, /e/, /f/, /k/, /p/, /r/, /ü/, /z/) ve eylem akıcılığı (insanlar ne yapar) ölçümleri ile araştırılmış ve elde edilen veriler betimsel ve istatistiksel analiz uygulanarak değerlendirilmiştir.Çalışma, Eskişehir il merkezinde bulunan devlete bağlı 4 ilköğretim okulunda eğitime devam eden 128 ilköğretim öğrencisinin (65 kız, 63 erkek) gönüllü katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Nörolojik, psikiyatrik ya da gelişimsel bozukluğu olmayan katılımcılar yaşlarına göre 8 gruba (7 yaş, 8 yaş, 9 yaş, 10 yaş, 11 yaş, 12 yaş, 13 yaş, 14 yaş) ayrılmışlardır.Araştırmadan elde edilen bulgular sözel akıcılık becerilerinin yaş ile birlikte gelişim gösterdiğini ortaya koymaktadır. Veriler cinsiyet değişkeni bakımından değerlendirildiğinde ise kız ve erkek katılımcılar arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kullanılan sözel akıcılık ölçümleri katılımcıların ürettikleri ortalama sözcük sayısı bakımından analiz edildiğinde fonemik akıcılık performansının semantik ve eylem akıcılığı performanslarına kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulgulanmıştır. Semantik akıcılık ve eylem akıcılığı performansları arasında ise anlamlı bir fark bulunamamıştır. Elde edilen veriler üretilen toplam ve ortalama sözcük sayısına göre incelendiğinde katılımcıların semantik akıcılık ölçümünde vücut bölümleri kategorisi, fonemik akıcılık ölçümünde ise /k/ sesi için daha çok sözcük ürettikleri bulunmuştur. Son olarak, üretilen farklı sözcük sayısı bakımından bir değerlendirme yapılmış ve semantik akıcılık ölçümünde hayvanlar kategorisinin, fonemik akıcılık ölçümünde ise yine /k/ sesinin en yüksek farklı sözcük sayısına sahip olduğu bulunmuştur.Anahtar Sözcükler: sözel akıcılık, semantik akıcılık, fonemik akıcılık, eylem akıcılığı, Türkçe konuşan çocuklar
Rezonans bozukluklarının nazometrik değerlendirilmesi: 4-18 yaş aralığındaki bireyler için Türkçe norm çalışması
Damak yarıklığı, kraniofasiyal sendrom, motor konuşma bozukluğu, işitme engeli gibi nedenlere bağlı olarak gelişen rezonans bozuklukları, konuşma anlaşılırlığı ile ilgili ciddi sorunlar yaratmaktadır. Rezonans bozukluklarının değerlendirilmesinde kullanılan araçlardan biri de nazometredir. Uygulanacak müdahalelerden önce ve sonra etkililik karşılaştırmasına olanak sağlayacak, bu bozuklukların tanısında ve terapisinde nesnel veriler ortaya koyacak olan nazometre, objektif değerlendirme araçlarından biridir.Bu çalışmada Ann Kummer tarafından geliştirilen ve rezonans bozukluklarının değerlendirilmesinde kullanılan SNAP Test- R (Simplified Nasometric Assessment Procedures) Türkçe'ye uyarlanarak, normları oluşturulmuştur. SNAP Test-R üç alt testten oluşmaktadır. Bunlar; (a) Hece Tekrarı/ Uzatılmış Ses Alt Testi (b) Resim-İpuçlu Alt Test (c) Okuma Parçası Alt Testi.Çalışmaya herhangi bir nörolojik, işitme ve konuşma problemi olmayan 240 katılımcı dahil edilmiştir. Okul öncesi dönem (3-7 yaş arası); okul dönemi (8-12); ergen (13-18) olmak üzere üç ayrı yaş grubundan (her grupta 80 birey olmak üzere) veri toplanmıştır. Türkçe konuşan bireylerin nazometrik norm sonuçlarını bulmak üzere yapılan bu çalışmada yaş, cinsiyet, düşük/yüksek ünlü, nazal/oral uyaran değişkenlerine göre alt test puanları farklılık göstermediği ve nazometrenin hipernazal konuşmayı normal konuşmadan ayırt edebilmekte kullanışlı bir alet olup olmadığı araştırılmıştır.Çalışma sonucunda yaşın nazalite üzerinde etkili olduğu bulunurken, cinsiyetin etkisi görülmemiştir. Beklendiği üzere, nazal ünlülerin oral ünlülere göre, yüksek ünlülerin de alçak ünlülere göre oldukça yüksek puanlar aldığı bulunmuştur.Çalışmanın bir diğer bulgusu ise son derece yüksek özgüllük ve duyarlılık sonuçları elde edilen nazometrenin, hipernazal konuşma ile normal konuşmayı ayırt etmede oldukça kullanışlı olduğudur.Anahtar Sözcükler: nazometre, nazalite, rezonans, hipernazalite, damak yarığı
Pragmatik Dil Becerileri Envanteri'nin Türkçe standardizasyon çalışması
Ülkemizde pragmatik dil sorunları olan çocuklar okulöncesi zamanda ve ilköğretimde görünür hale gelmekte ve zamanla sosyal ilişkilerinde artan sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Ancak sorunun ne olduğunun saptanmasında ve uygun müdahale planının oluşturulmasında uzmanlar, ebeveynler ve öğretmenler çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Bunun nedenlerinden biri de pragmatik dil becerilerini değerlendirecek nesnel bir aracın bulunmamasıdır.Bu araştırmanın amacı 5-12 yaş arası çocukların pragmatik dil becerilerini değerlendirme için geliştirilmiş Pragmatik Dil Becerileri Envanteri'nin (PDBE) Türkçe adaptasyon ve standardizasyon çalışmasını yapmaktır.Pragmatik Dil Becerileri Envanteri Türkçe Versiyonu (PDBE-TV) 45 maddelik, norm referanslı, öğretmen değerlendirmesine dayalı bir değerlendirme aracıdır. Değerlendirme kategorisi 5-12 yaş arası çocuklarda pragmatik dil gelişimidir. 5-10 dakika gibi kısa bir süre içinde uygulanabilen bu değerlendirme 9 puanlı bir Likert ölçeği özelliği taşımaktadır.PDBE-TV, uygulaması ve yorumlaması kolay bir envanter olduğu için tercih edilmiştir. Aynı zamanda Türkçe'de henüz standardizasyonu yapılmış ve pragmatik dil becerilerini değerlendiren bir araç bulunmamaktadır. Bu nedenle bu envanterin konuyla ilgili bir giriş çalışması olması hedeflenmiştir.Bu araştırma betimsel bir araştırma niteliğindedir. Bu araştırmada İstanbul ilinde bulunan toplam 18 okuldan 705'i erkek ve 678'i kız olmak üzere toplam 1383 çocukla ilgili veri toplanmıştır. Bu çocukların yaş aralığı 5-12'dir.Yapılan analizler sonucunda PDBE-TV'nin alfa katsayısı açısından yüksek değerlere sahip olduğu ve güvenilir bir araç olduğu söylenebilir. Ek olarak yapılan test-tekrar test analizinde PDBE-TV'nin sonuçlarının zamana karşı kararlı olduğu görülmüştür. Ayrıca standardizasyonu yapılmamış olmasına karşın bir tez çalışmasında kullanılmış olan Pragmatik Dil Becerileri Kontrol Listesi Ölçeği kullanılarak ölçüt bağımlı geçerlilik değerlendirilmiştir. Bu veriler doğrultusunda PDBE-TV'nin Pragmatik Dil Becerileri Kontrol Listesi Ölçeği (PDKL) ile arasında ölçüt bağımlı geçerliğinin olduğu söylenebilir. Ayrıca PDBE-TV'nin otistik bozukluk gösteren bireyler ve zihinsel yetersizlikler gösteren bireyler ile normal gelişim gösteren bireyleri birbirinden ayırdığı sonucuna varılmıştır.Dolayısıyla bu envanter okullarda tarama amaçlı olarak kullanılabilir ve ortalamanın altında olduğu tespit edilen bir öğrencinin daha detaylı değerlendirilmesi amacıyla çocuk nörologları, rehberlik ve araştırma merkezleri gibi çeşitli yerlere yönlendirilmesi mümkün olabilir. Ayrıca pragmatik dil becerilerini geliştirmek amacıyla hedefler belirlenmesinde de bu envanterin maddelerinden yararlanılabilir.
Broka ve iletim tipi afazilerde özneli ve nesneli geçişsiz eylemlerin kullanımı
Bu araştırmada Broka ve İletim tipi afazili bireylerde geçişsiz eylem türlerinden özneli ve nesneli geçişsiz eylemlerin grup içi ve gruplararası incelenmesi amaçlanmaktadır.Araştırmanın çalışma grubu, 5 Broka afazisi ve 5 iletim tipi afazili bireyden oluşmaktadır. Afazili bireyler Çapa Tıp Fakültesi Nöroloji bölümüne başvuran ve ölçütü karşılayan katılımcılardan oluşmaktadır. Sol beyin hasarına bağlı dil bozukluğu olan afazinin tanılanması için ?Afazide Dil Değerlendirme Aracı? (ADD) kullanılmıştır.Bu çalışmada ölçme aracı olarak kullanım sıklığına göre seçilmiş 10 özneli-geçişsiz ve 10 nesneli-geçişsiz resimlendirilmiş eylem kartları kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 15.0 paket programı ve Sigmastat 3.5 ile değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde Shapiro Wilk's testi, bağımsız örneklerde t testi, eşleştirilmiş t-testleri kullanılmıştır. Oluşturulan çapraz tabloların analizinde Fisher exact ki-kare testi kullanılmıştır.Araştırmanın bulgularına göre, Broka afazili bireyler özneli-geçişsiz eylemlerde nesneli-geçişsiz eylemlere göre daha başarılı bir durum sergilerken, iletim afazili bireyler nesneli-geçişsiz eylemlerde özneli-geçişsiz eylemlere göre daha başarılı görünmüşlerdir.
Anlamsız sözcük tekrarı testi geliştirme çalışması: Özgül dil bozukluğu olan çocuklarla ön çalışma bulguları
Bu çalışmada; özgül dil bozukluğunu erken tanılamada kullanılmak üzere, Türkçe anlamsız sözcük tekrarı testi geliştirilmiştir. Testte dile benzeyen 15 ve dile benzemeyen 15 olmak üzere toplam 30 sözcük vardır. Sözcükler bir, iki, üç, dört ve beş hecelidir. Her hece sayısında üçer sözcük bulunmaktadır. Sözcükler oluşturulurken Türkçenin fonotaktik ve ortografik yapısı ile Türkçedeki hecelerin sıklık değerleri esas alınmıştır.Uygulama, üç ayrı grup ile yapılmıştır. Birinci grupta yaşları 4-8 arasında değişen ve uzman dil ve konuşma terapistlerince değerlendirilip özgül dil bozukluğu (ÖDB) tanısı konan 20 çocuk vardır. İkinci grubu, ÖDB'li çocuklarla aynı yaşta olan ve normal dil gelişimi gösteren 20 çocuk (NA) oluşturmaktadır. Üçüncü grupta ise normal dil gelişimi gösteren ve ÖDB'li çocuklarla aynı dil puanına sahip olan, yaşları 3-7 arasında değişen, daha küçük yaştaki çocuklar (NK) yer almaktadır. Çocuklar, gruplar arasında, cinsiyetlerine göre de eşleştirilmiştir. Normal dil gelişimi gösteren çocuklar, anlamsız sözcük tekrar testi geliştirme çalışmasını, normal dil gelişimi gösteren 150 çocukla yapan bir araştırmacının örneklem grubundan seçilerek belirlenmiştir.ÖDB'li gruptaki çocukların, ÖDB tanı kriterlerine uygunlukları saptandıktan sonra bu çocuklara Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi ile Anlamsız Sözcük Tekrarı Testi (ASTT) uygulanmıştır. ASTT'de doğru-yanlış, ünsüz ve ünlü olmak üzere üç ayrı puanlama türünde puanlama yapılmıştır.Uygulama sonrasında, normal dil gelişimi gösteren 150 kişilik örneklem içinden yaşları 4-8 arasında olan 120 çocuk alınmış; bu çocukların test sonuçlarına 20 ÖDB'li çocuğun sonucu da eklenerek ASTT'nin özgüllük, duyarlık (hassaslık), olabilirlik oranı ve güvenirliği hesaplanmıştır.ÖDB'li grubun, grup NA ve grup NK'nin verileri ile yapılan analizlerde; ASTT'nin grupları ayırmada istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar verdiği görülmüştür. Testteki her üç puanlama türünün de grupları ayırmada istatistiksel yönden anlamlı sonuçlar verdiği, doğru-yanlış puanlamasının ayırt ediciliğinin diğer puanlama türlerinden daha iyi olduğu bulgulanmıştır.Çocukların yaşları ile sözcükleri doğru tekrar etme performansları arasındaki ilişki incelenmiş, dile benzeyen sözcükler için anlamlı bir ilişkiye rastlanmamış; ancak yaş ile dile benzemeyen sözcüklerin doğru tekrar edilmesine dayalı olan performans puanı arasında pozitif ilişki bulunmuştur.Çocukların cinsiyetleri ve zeka puanları ile sözcükleri doğru tekrar etme performansları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir.Anahtar Kelimeler: Özgül dil bozukluğu, anlamsız sözcük tekrarı testi, dile benzeyen, dile benzemeyen, klinik gösterge, hece yapısı
Laringofaringeal reflüye bağlı disfoni tedavisinde ses terapisi etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, laringofaringeal reflüye (LFR) bağlı kas gerilim disfonisi (KGD) olan hastaların tedavisinde ses terapisinin etkililiğini incelemektir.Araştırma, ön test - son test kontrol gruplu deneysel araştırma modeline göre desenlenmiştir. Katılımcılar, ses kısıklığı şikayeti ile Yeditepe Üniversitesi Hastanesi KBB Polikliniğine başvuran, LFR'ye bağlı KGD tanısı almış, 18-57 yaş arası 20 hastadan oluşmaktadır. Hem deney hem kontrol grubundaki hastalar 6 hafta süreli medikal tedavi görmüşlerdir. Daha sonra deney grubundaki hastalara 6 seans süreli ses terapisi uygulanırken, kontrol grubundaki hastalar izlemeye alınmıştır. Her iki grupta uygulamaların öncesi ve sonrasında, MDVP akustik analiz programında şiddet değişimi (vAm) ve yumuşak fonasyon indeksi (SPI) parametreleri incelenmiştir.Sonuç olarak, iki grupta da medikal tedavi sonrasında seçilen parametrelerdeki farklılık anlamlı düzeyde bulunmuş; ancak gruplar arası karşılaştırmada istatistiksel açıdan farklılık bulunmamıştır. Deney grubunda ses terapisi öncesi ve sonrası grup içi karşılaştırmalarda her iki parametrede anlamlı düzeyde düzelme saptanmıştır. Kontrol grubunda izleme öncesi ve sonrası grup içi karşılaştırmalarda her iki parametrede anlamlı düzeyde bozulma saptanmıştır. Gruplar arası karşılaştırmada ise iki grup arasında terapi ve izleme süreçleri arasındaki farklılık her iki parametrede de anlamlı düzeydedir.Araştırmadan elde edilen bulgular, LFR'ye bağlı KGD'nin tedavisinde ses terapisinin etkili olduğunu ve medikal tedaviye ek olarak kullanılması gerektiği göstermektedir.Anahtar Sözcükler: Laringofaringeal Reflü, Kas Gerilim Disfonisi, Ses Terapisi, Akustik Analiz.
Türkçe konuşan yetişkin popülasyonun sözel akıcılık becerilerinin yaş, eğitim ve cinsiyete göre incelenmesi ve sözcük normlarının oluşturulması
Sözel akıcılık, bireyin belirlenen bir süre içerisinde istenilen koşula uygun olarak üretebildiği sözcük sayısı ile ölçülmektedir. Sözel akıcılık değerlendirmelerinin en yaygın iki yolu kategorik ve fonemik akıcılıktır. Sözel akıcılık ölçümleri, dilsel ve bilişsel hasarların niteliğini ya da niceliğini belirleme ve frontal ya da temporal lob işlevlerini değerlendirmede, nöropsikologlar ve dil ve konuşma terapistleri tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır.Bu çalışmanın amacı farklı eğitim, yaş ve cinsiyet gruplarındaki yetişkinlerin kategorik ve fonemik akıcılık performansının ve gruplar arası farklılıklarının belirlenmesi; bunun yanında sözcük normlarının oluşturulmasıdır. Bu amaçlar doğrultusunda, `hayvanlar, sebzeler ve meyveler, taşıtlar, giysiler, vücut bölümleri, mobilyalar' kategorileri ve /b,s,k,p,f,n,z,r,v,a,e,ü/ sesleri incelenmiştir.Araştırmanın katılımcıları Türkçe konuşan, yaşları 18 ile 90 arasında değişen ve 382 sağlıklı bireyden oluşmaktadır. Katılımcılar yaşlarına göre, 18-24, 25-34, 35-44, 45-54, 55-64, 65+; eğitim düzeyine göre ise okuma yazma bilmeyenler, düşük (ilkokul ya da ilköğretim), orta (lise ya da meslek yüksekokulu) ve yüksek (üniversite ve üzeri) eğitim şeklinde gruplara ayrılmıştır.Bulgular, üretilen sözcük sayısının kategori ve seslere göre farklılaştığını ve kategorik akıcılık ortalamalarının fonemik akıcılığa göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Üretilen toplam sözcük sayısı bakımından büyükten küçüğe doğru kategoriler, vücut bölümleri, sebze ve meyveler, hayvanlar, giysiler, taşıtlar, mobilyalar şeklinde; sesler ise /k,b,s,a, p,e,f,n, r,v,z,ü/ şeklinde sıralanmaktadır.Yaş grupları arasında kategorik ve fonemik akıcılık ortalaması en yüksek grubun 25-34 olduğu; en düşük ortalamanın ise 65 yaş üstü gruba ait olduğu görülmüştür. Kategorik ve fonemik akıcılık ortalamalarının eğitim düzeyi arttıkça yükseldiği bulgulanmıştır. Sadece okuma-yazma bilmeyen grup ile ilköğrenim grubu arasında her iki akıcılık türünde de anlamlı farklılık bulunamamıştır. Kategorik ve fonemik akıcılık ortalamaları genel olarak cinsiyete göre farklılık göstermezken, her bir kategori için cinsiyetler arası farklılık ayrı ayrı incelendiğinde, sebze ve meyveler, giysiler, mobilyalar kategorilerinde kadınların erkeklere göre daha çok sözcük ürettikleri görülmüştür.Eğitim, cinsiyet ve yaş değişkenlerinin akıcılık performansı üzerindeki yordayıcılığı hesaplanmış ve her iki akıcılık türü için regresyon formülü oluşturulmuştur. Kategorik akıcılıkta eğitim ve cinsiyet, toplam varyansın yaklaşık %30'unu açıklamaktadır. Eğitim ve yaş, fonemik akıcılıktaki toplam varyansın yaklaşık %40'ını açıklamaktadır.Sözcük normlarının oluşturulması amacı ile her bir kategori ve ses için üretilen tüm sözcüklere ait toplam ve ilk beş sırada üretilme sıklığı hesaplanmıştır.Anahtar Sözcükler: Sözel akıcılık, kategorik akıcılık, fonemik akıcılık
Türkçe'deki sürtünmeli seslerin akustik özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, Türkçe'deki sürtünmeli seslerin özelliklerini belirlemektir. Bu amaçla, her bir sürtünmeli ses için spektral özellikleri (frekans aralığı, spektral zirve konumu), süre, şiddet (genel ve normalize), F2 başlangıç frekansı ve ağırlık merkezi belirlenmiştir. Bu akustik özelliklerin cinsiyete, ünlülere, hece sayısına ve hece konumuna göre farklılık gösterip göstermediği belirlenmiştir. Her bir sürtünmeli ses farklı ünlü bağlamlarında, tek hece ve iki heceli kelimelerde ve farklı konumlarda yer almıştır. Araştırmanın katılımcıları anadilleri Türkçe olan, 6 (3 Kadın, 3 Erkek) yetişkinden oluşmaktadır. Toplamda 10.080 veri analiz edilmiştir.Bulgular, ortalama frekans aralığı /f/ sesi için 1500-10500 Hz, /s/ sesi için 3500-10800 Hz, /z/ sesi için 3500-10600 Hz, /?/ sesi için 1800-9400 Hz, /?/ sesi için 1800-8800 Hz olarak göstermektedir. Türkçe'deki sürtünmeli seslerin spektral zirve konum değerleri, /f/ sesi için 6613 Hz, /s/ sesi için 7379 Hz, /z/ sesi için 6929 Hz, /?/ sesi için 3804 Hz ve /?/ sesi için 3605 Hz'dir. Türkçe'deki sürtünmeli seslerin ortalama süre değerleri /f/ sesi için 104 ms, /s/ sesi için 122 ms, /z/ sesi için 85 ms, /?/ sesi için 123 ms ve /?/ sesi için 84 ms'dir. Türkçe'deki sürtünmeli seslerin genel şiddet değerleri, /f/ sesi için 60 dB, /s/ sesi için 62 dB, /z/ sesi için 65 dB, /?/ sesi için 66 dB ve /?/ sesi için 67 dB'dir. Türkçe'deki sürtünmeli seslerin normalize şiddet değerleri, /f/ sesi için -14 dB, /s/ sesi için -11 dB, /z/ sesi için -10 dB, /?/ sesi için -7 dB ve /?/ sesi için -8 dB'dir. Türkçe'deki sürtünmeli seslerin, F2 başlangıç frekans değerleri, /f/ sesi için 1369 Hz, /s/ sesi için 1581 Hz, /z/ sesi için 1547 Hz, /?/ sesi için 1833 Hz ve /?/ sesi için 1905 Hz'dir. Türkçe'deki sürtünmeli seslerde, ağırlık merkezi değerleri,/f/ sesi için 1483 Hz, /s/ sesi için 3875 Hz, /z/ sesi için 1332 Hz, /?/ sesi için 3537 Hz ve /?/ sesi için 1594 Hz'dir.Türkçe'deki sürtünmeli seslerin spektral zirve konum değerlerine, cinsiyet, ünlüler ve hece konumunun etkisi vardır. Süre değerlerine, cinsiyet, ünlüler, hece sayısı ve hece konumunun etkisi vardır. Genel şiddet değerlerine, cinsiyet, ünlüler, hece sayısı ve hece konumunun etkisi vardır. Normalize şiddet değerlerine, cinsiyet ve ünlülerin etkisi vardır. F2 başlangıç frekans değerlerine, cinsiyet, ünlüler ve hece konumunun etkisi vardır. Ağırlık merkezine, cinsiyet ünlüler ve hece konumunun etkisi vardır.Türkçe'deki /?/ sesi birçok pozisyonda daralmalı özelliktedir ve diş dudak daralmalı /?/ sesi olarak gösterilmelidir. Benzer şekilde, /h/ sesinin formant görünümleri oldukça fazladır. Sürtünmeli bir ses olarak gösterilmemesi ve Türkçe'de farklı bir şekilde temsil edilmesi gerekmektedir.Anahtar Sözcükler: Türkçe, sürtünmeli sesler, akustik analiz
Disfonisi olan ilköğretim çağı çocuklarında vokal fonksiyon egzersizleri ve vokal hijyen önerilerinden oluşan ses terapisi programının etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmada, ses bozukluğu olan ilköğretim çağı çocuklarının tedavisinde kullanılan ses terapisi paket programının bileşenlerinden vokal fonksiyon egzersizleri (VFE; Koşul 1) ve vokal fonksiyon egzersizleri ile birlikte vokal hijyen eğitimi (VFE + VH; Koşul 2) uygulamalarından hangisinin daha etkili ve verimli olduğunun ortaya konması amaçlanmıştır.Araştırma modeli, tek denekli araştırma desenlerinde etkileşimli deneklerarası çoklu başlama düzeyli etkileşim modeline dayalı bileşen analizidir Araştırmaya 7;00-12;00 yaş arası dört erkek çocuk katılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni s/z oranı, maksimum fonasyon süresi, pertürbasyon parametreleri (jitter, SPI, NHR ve shimmer), ses handikap indeksi skorları ve GRBAS; bağımsız değişkeni ise disfonisi olan çocuklara uygulanan vokal fonksiyon egzersizleri ve vokal hijyen önerilerinden oluşan ses terapisi programıdır. Araştırma altı farklı aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşama başlangıç düzeyi verilerinin alındığı aşamadır (A1). İkinci aşama, sadece vokal fonksiyon egzersizlerinin (B) uygulandığı aşamadır. Üçüncü aşamada vokal fonksiyon egzersizleri ve vokal hijyen önerileri uygulanmıştır (B+C). Dördüncü aşamada ise vokal fonksiyon egzersizleri (B) uygulaması tekrarlanmıştır. Beşinci aşama vokal fonksiyon egzersizlerinin ve vokal hijyen önerilerinin uygulandığı aşamadır (B+C). Altıncı aşama ise izleme aşamasıdır (A2). İzleme aşaması 15 gün arayla 2 seans, ayda bir 2 seans, üç ayda 1 seans ve altı ayda 1 seans olarak planlanmıştır. Terapi etkililiği, terapi öncesi ve sonrası ölçülen maksimum fonasyon süresi, s/z oranı, pertürbasyon parametreleri (jitter, shimmer, NHR, SPI) vokal handikap indeksi skorları, GRBAS skorları dikkate alınarak değerlendirilmiştir.Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde, uygulanan terapi programının katılımcıların ses kalitelerinin artmasında ve ses telleri üzerindeki patolojilerinin gerilemesinde etkili olduğu görülmektedir. Vokal hijyen oturumlarının uygulandığı terapi oturumları ile vokal hijyeninin uygulanmadığı oturumlar arasında etkililik açısından bir fark görülememiştir. Bu nedenle vokal fonksiyon egzersizleri ile birlikte vokal hijyen oyunlarının terapi programı olarak beraber uygulanmasının toplu bir etkiye sahip olduğu düşünülmektedir. Ayrıca uygulanan ses terapisi programının, çocukların hem doğru ses üretimini gerçekleştirmeyi hem de farklı durum ve ortamlarda seslerini doğru kullanmayı öğrenmelerinden dolayı, ilköğretim çağında görülen ses bozukluklarının tedavisinde etkili bir terapi yöntemi olduğu düşünülmektedir.
İnme ve afazi yaşam kalitesi-39 ölçeği: Türkçe'ye uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışması
Afazili bireyler; inmeden en şiddetli düzeyde etkilenen, sahip oldukları dil bozuklukları sebebiyle depresyonun ve sosyal kaçınma davranışlarının en çok görüldüğü gruptur. Afazi sonrasında aile ve iş yaşamında ani değişimler yaşayan, arkadaşlarını ve akrabalarını kaybeden bireylerin, inme sonrasında afazi gelişmeyen bireylere oranla daha düşük yaşam kalitesine sahip oldukları bilinmektedir. Son yıllarda, inme kliniklerinde yaşam kalitesini ölçme çalışmalarına büyük önem verilmektedir. Sağlığa ilişkin yaşam kalitesi ölçümleri, bireylerin sağlık durumunun yaşam kalitesi üzerindeki etkisini ölçerken aynı zamanda bireylerin aldığı sağlık hizmetlerinin etkililiğini değerlendirmekte ve bireylerin tedavisi hakkında klinik karar verme sürecine katkıda bulunmaktadır. İnme sonrası dil bozukluğu yaşayan afazili bireylere spesifik yaşam kalitesi ölçeğini geliştiren ilk araştırmacılar Hilari, Byng, Lamping ve Smith?tir (2003).Bu çalışmada Hilari ve diğerleri tarafından geliştirilen SAQOL- 39 (Stroke and Aphasia Quality of Life Scale- 39) ölçeği Türkçe?ye uyarlanarak, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Ölçeğin dilbilimsel uyarlanması tamamlandıktan sonra geçerlik ve güvenirlik çalışmasına, katılım ölçütlerini karşılayan 30 afazili birey dahil edilmiştir.Ölçeğin uygulanması karşılıklı görüşmelere dayalı, 4 alt alana ait toplam 39 sorunun birey tarafından yanıtlanmasından oluşmaktadır. Yanıtlar, likert tipi beşli derecelendirme kullanılarak alınmıştır.İnme ve Afazi Yaşam Kalitesi- 39 ölçeğinin geçerlik ve güvenirlik analizleri sonucunda, ölçeğin yüksek geçerlik ve güvenirliğe sahip olduğu ve afazili bireylerin yaşam kalitelerinin değerlendirmesinde kullanılmasının uygun olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar sözcükler: Afazi, yaşam kalitesi, İnme ve afazi yaşam kalitesi- 39 ölçeği, geçerlik-güvenirlik
4-7 yaş arasındaki kekemeliği olan çocukların anlamsız sözcük tekrarı becerilerinin kekemeliği olmayan çocuklarla karşılaştırılması
Bu çalışma kekemeliği olan ve olmayan çocukların anlamsız sözcük tekrarlama performanslarını değerlendirerek fonolojik bellek becerilerini karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Bunun yanı sıra, kekemeliği olan çocukların anlamsız sözcükleri tekrarlarken yaptıkları takılmaların anlamsız sözcüklerin hece sayısına göre farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Çalışmanın bir diğer amacı ise, kekemeliği olan çocukların doğal konuşma sırasındaki takılma sıklıkları ile anlamsız sözcükleri tekrarlamadaki genel performansları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, yaşları 4 ile 7 arasında değişen 12 kekemeliği olan çocuk ve 12 kekemeliği olmayan çocuk oluşturmaktadır. Kekemeliği olan ve olmayan grup yaş ve cinsiyet faktörlerine göre eşleştirilmiştir. Çalışma grubu oluşturulurken; çocukların herhangi bir dil bozukluğunun bulunmaması, fonetik envanterlerinin tam olması, herhangi bir işitme problemlerinin bulunmaması, herhangi bir nörolojik ya da psikiyatrik tanılarının bulunmaması, ailelerin gönüllü katılımı kabul etmeleri göz önünde bulundurulmuştur. Kekemeliği olan ve olmayan çocukların fonolojik bellek becerilerini değerlendirmek amacıyla Anlamsız Sözcük Tekrarı Testi (ASTT) uygulanmıştır. Çocukların ASTT?deki performansları iki farklı şekilde puanlandırılmıştır. Her iki grup için yapılan doğru-yanlış puanlamasında, ASTT?deki sözcükleri doğru tekrar edip etmemelerine göre puan verilmiştir. Sadece kekemeliği olan grup için yapılan akıcı-akıcısızlık puanlamasında ise sözcükleri tekrar ederken takılıp takılmamalarına göre puan verilmiştir. Araştırmanın bulguları, kekemeliği olan çocukların ASTT?de gösterdikleri performansın kekemeliği olmayan çocuklardan anlamlı derecede farklı olmadığını göstermektedir. Diğer bir deyişle, kekemeliği olan çocukların fonolojik bellek becerilerinin kekemeliği olmayan çocuklardan farklı olmadığı bulunmuştur. Ayrıca kekemeliği olmayan çocukların anlamsız sözcükleri tekrar ederken yaptıkları takılmaların sayısında ASTT?deki sözcüklerin hece sayısına göre anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Son olarak kekemeliği olan çocukların doğal konuşma örneklerindeki takılma sıklıkları ile ASTT?de gösterdikleri performans arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.
9-67 ay arası tipik gelişim gösteren çocuklar ile 43-87 ay arası koklear implant kullanıcısı çocukların dilbilgisel profillerinin TR-LARSP ile karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, tipik dil gelişimi gösteren 0;9-64 ay arası çocuklardan toplanan konuşma örneklerinin analizi yoluyla LARSP (Language Assesment Remediation & Screening Profile) envanterini Türkçeye (TR-LARSP) uyarlamayı; uyarlanan envanter ile koklear implant kullanıcısı 43-87 ay arası çocukların dilbilgisel gelişimlerini karşılaştırmalı olarak betimlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın katılımcıları iki gruptan oluşmaktadır. Birinci grupta anadili Türkçe olan tipik dil gelişimi gösteren 0;9-64 ay arası 70 çocuk yer almaktadır. İkinci grup ise, ana dili Türkçe olan, 43-87 ay arası koklear implant kullanan 15 çocuktan oluşmaktadır. Uyarlama aşamasında tipik gelişim gösteren 70 çocuktan toplanan 4500 tümce analiz edilmiştir. Koklear implant kullanan 15 çocuktan toplanan 750 tümce uyarlanan TR-LARSP envanteri kullanılarak analiz edilmiş ve çocukların dilbilgisel gelişimleri TR-LARSP envanteri kullanılarak betimlenmiştir.
Yönetici işlevlerin, kekemelik terapisi kazancını ve kazancı sürdürmeyi yordamaya etkisinin araştırılması
Kekemelik terapileri birçok vakada fayda sağlamaktadır ancak vakaların %30'unda kekemelik nüksetmektedir. Nüksetme riskini öngörmeye yönelik olarak yordama araştırmaları yapılmaktadır. Kekemelik araştırmalarının son günlerdeki yönelimi ise yönetici işlevlerdir. Ancak nüksetmede yönetici işlevlerin etkisi henüz araştırılmamıştır. Bu çalışmanın amacı kekeleyen bireylerin yönetici işlev düzeyinin terapiden kazanç sağlama ve sağlanan kazancı sürdürme üzerine etkisini belirlemek aynı zamanda terapi sonucunu öngörmede yönetici işlevlerin etkisini belirlemektir. 7-11 yaş arası kekeleyen çocuklardan oluşan katılımcıların, kekemelik değerlendirmesi SSI-3 (Riley, 1993) ile yapılmıştır. Yönetici işlevleri değerlendirmek üzere Winconsin Kart Eşleme Testi, Stroop Testi-TBAG Formu ve Raven Standart Progresif Matrisler Testi uygulanmıştır. Terapide Akıcılık Biçimlendirme Yaklaşımı kullanılmıştır. Analizde Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) Smart-PLS paket programı kullanılmıştır. Perseveratif eğilimi bastırabilme -0,649 (p<0,028), bozucu etkiye direnç gösterebilme 0,356 (p<0,18) ve kurulumu sürdürme -0,688 (0,016) yönetici işlevlerinin terapiden sağlanacak kazancı yordamada ve sağlanan kazancı sürdürmeyi yordamada etkili olduğu tespit edilmiştir. Kekeleyen bireylerin yönetici işlev düzeylerinin belirlenmesi nüksetme riskini öngörmede faydalı olmaktadır.
Test of language development ?primary : Fourth edition (Told-p: 4) testinin Türkçe uyarlanmasında madde analizi: Ön bulgular
Bu çalışma, Test of Language Development Primary: Fourth Edition (TOLD-P:4) testinin Türkçeye uyarlanma sürecinde TOLD-P:4 alt testlerinin madde analizleri ön çalışmasını kapsamaktadır.Araştırma grubu 4 ? 9 yaş arasında bulunan ve normal gelişim gösteren 103 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada, TOLD-P:4 testinin Türkçe uyarlaması veri toplama aracı olarak kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen veriler SPSS 15.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Betimleyici istatistikler için aritmetik ortalama ve standart sapma yöntemi kullanılmıştır. Maddelerin güçlük ve ayırtedicilik değerleri, nokta-çift serili madde toplam korelasyon katsayısı ve Cronbach alfa katsayısı ile analiz edilmiştir. Uç grupların puanlarının karşılaştırılması bağımsız örneklem t testi kullanılarak yapılmıştır.Araştırmanın bulgularına göre uyarlanan testin orijinal maddelerinin yanı sıra Türkçe diline ve Türk kültürüne uygun maddelerin yer aldığı görülmüştür. Madde analizi sonuçları doğrultusunda uygun görülen maddelerin asıl testte kullanılabileceği sonucu elde edilmiştir.
Kekeme ve kekeme olmayan yetişkinlerin stroop testi performanslarının karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı kekeme ve kekeme olmayan kişilerde Stroop testinin ölçtüğü seçici dikkat becerileri, bilgi işlemleme hızları ve ketleme becerileri gibi frontal lob süreçlerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın diğer bir amacı ise kekeme yetişkinlerin Stroop bozucu etkisi altında testi tamamlama süreleri ile konuşmadaki ve okumadaki kekemelik frekansları arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir.Çalışma grubu, yaşları 18 ile 40 arasında değişen 25 kekeme ve 25 kekeme olmayan yetişkinden oluşmaktadır. Çalışma grubunu oluşturma kriteri olarak herhangi bir nörolojik ya da psikiyatrik bir tanılarının bulunmaması, bilişsel süreçleri bozabilecek herhangi bir ilaç kullanıyor olmamaları ve önceden uzman konuşma terapistinden terapi geçmişlerinin bulunmaması göz önüne alınmıştır.Çalışmada ölçme aracı olarak Stroop testi TBAG formu kullanılmıştır. Kekeme ve kekeme olmayan yetişkinlerin, bu formun beş bölümündeki görevleri tamamlama süreleri, hata ve hata düzeltme puanları ve Stroop bozucu etkisi altında performansları karşılaştırılmaktadır.Sonuçlar, kekeme bireylerin kekeme olmayanlara göre Stroop testinin 5 bölümünü tamamlama sürelerinin ve Stroop bozucu etkisi altında Stroop görevini tamamlama sürelerinin daha uzun olduğunu göstermiştir. Ancak hata puanları açısından iki grup arasında bir fark bulunamamıştır. Ayrıca kekeme yetişkinlerde Stroop bozucu etkisi altında testi tamamlama süreleri ile okuma ve konuşmadaki kekemelik frekansları arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur.Sonuç olarak bu değerlendirmeler ışığında kekeme bireylerin seçici dikkat becerileri, bilişsel işlemleme hızları ve ketleme becerilerinin kekeme olmayan bireylerin becerilerinden farklılaştığı belirlenmiştir. Ayrıca kekemelik frekansı ve Stroop bozucu etkisi arasında bulunan ilişki bilişsel yük ile kekemelik frekansının birbirlerini etkileyebildiğini göstermiştir.
Eskişehir ilinde bir üniversitede özel amaçlı ingilizce kullanan türk yetişkinlerin adlandırma anlamsal yakınlık ve kategorik üretim etkinliklerinde iki dil kullanımlarının incelenmesi
Çok dilli dünyada yaşamanın kaçınılmaz bir sonucu olarak iki/çok dillilik bir gerekliliktir. Diller ve kültürler arası bu etkileşimin hızla artması, İkidilli birey sayısında artış ve böylece kliniklerde de İkidilli vakaların artmasına neden olmuştur. Bu çalışmanın Türkçe-İngilizce konuşan İkidilli bireylerin sözcüğe erişimiyle ilgili bilgi sağlamada yararlı olacağı ve terapi sürecine yol göstereceği düşünülmektedir.Çalışmaya yaşları 25-57 arası, 22 Türkçe-İngilizce konuşan İkidilli birey katılmıştır. Tüm katılımcılar öncelikle dil kullanım ve yeterliliklerini kendilerinin değerlendirdikleri dil kullanım anketini doldurmuşlardır. Daha sonra katılımcılardan 152 resmi adlandırmaları istenmiş ve Türkçe-İngilizce diller arasındaki performans farklılıklarına göre katılımcıların dil baskınlık düzeyleri belirlenmiş ve katılımcılar `dengeli', `az-dengeli','Türkçe baskın' şeklinde gruplandırılmıştır. Anlamsal yakınlık etkinliğinde katılımcılardan, 117 İngilizce ve Türkçe sözcük çiftinin anlamsal yakınlıkları tahmin etmeleri, kategorik üretim etkinliğinde ise katılımcılar gündelik yaşamda sıkça kullanılan kategorilere ait nesne adlarını üretmeleri istenmiştir.Tüm baskınlık grupları arasında İngilizce adlandırmada önemli farklılık saptanırken, anlamsal yakınlık tahmini puanlamalarında diller ve gruplar arası önemli bir farklılık olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Türkçe kategorik üretimde yiyecekler kategorisinde dengeli-az dengeli gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmıştır. İngilizce kategorik üretimde giyecekler kategorisinde dengeli-Türkçe baskın grup arasında anlamlı farklılık oluğu bulgusuna ulaşılmıştır. Çeviri denkliği olan sözcüklerde hayvanlar ve giyecekler kategorisindeki farklılıkların dengeli-az dengeli grup arasındaki farklılıktan, çiftlik hayvanları kategorisindeki gruplar arası farklılığın ise dengeli-Türkçe baskın, dengeli-az dengeli grup arasındaki farklılıktan kaynaklandığı bulgusu elde edilmiştir. Dil kullanım anketiyle baskınlık grupları arasında anlamlı ilişki olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır.Sonuç olarak dil değerlendirme anketinin Türkçe-İngilizce konuşan ikidilli bireylerin dil becerilerini değerlendirme için uygun bir araç olmadığı, adlandırma gibi performans belirleyici etkinliklerin baskınlık belirlemede daha etkili olacağı düşünülmektedir. Her İkidilin ortak bir anlam merkezini paylaştıkları, dengeli İkidilli bireylerin kavram merkezindeki kavramları geri çağırmada daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Kekemeliği olan ve olmayan ergenlerin çok boyutlu mükemmeliyetçilik düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada, 14-21 yaş arasındaki kekemeliği olan ergenlerle, kekemeliği olmayan ergenlerin genel mükemmeliyetçilik ve mükemmeliyetçiliğin Düzen, Davranışlardan Şüphe, Ebeveynsel Eleştiri, Hatalara Aşırı İlgi, Aile Beklentileri ve Kişisel Standartlar boyutları bakımından karşılaştırılması amaçlanmıştır.Araştırmanın çalışma grubu, 14-21 yaş arasındaki kekemeliği olan ve olmayan 146 ergenden oluşmaktadır. Kekemeliği olan grubu, Anadolu Üniversitesi, Dil ve Konuşma Bozuklukları Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi-DİLKOM'da ve Dil ve Konuşma Terapisti bulunan bazı illerde (İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Isparta) dil ve konuşma terapisi hizmeti alan ve Eskişehir il merkezindeki liselerde öğrenim gören, ulaşılmış ve araştırmaya katılmaya gönüllü ergenler oluşturmaktadır. Kekemeliği olmayan grubu ise Eskişehir il merkezindeki üç ayrı lisede ve Anadolu Üniversitesi'nde öğrenim gören ve araştırmaya katılmaya gönüllü ergenler oluşturmaktadır.Bu çalışmada ölçme aracı olarak, The Multidimensional Perfectionism Scale-MPS'ın, Türkçe uyarlaması olan Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği-ÇBMÖ kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 16.0 paket programıyla değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde bağımsız örneklemler t-testi ve Mann Whitney-U testinden yararlanılmıştır.Araştırmanın bulgularına göre, kekemeliği olan ergenler, kekemeliği olmayan ergenlere göre, Genel Mükemmeliyetçilik ve mükemmeliyetçiliğin Aile Beklentileri boyutu hariç, tüm boyutlarından daha yüksek puanlar almışlardır. Bu farkların istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığı incelendiğinde; kekemeliği olan ergenler, kekemeliği olmayan ergenlere göre Genel Mükemmeliyetçilik ve mükemmeliyetçiliğin Düzen, Davranışlardan Şüphe ve Hatalara Aşırı İlgi boyutlarından anlamlı düzeyde yüksek puanlar almışlardır. Diğer taraftan bu iki grubun Aile Beklentileri, Ebeveynsel Eleştiri ve Kişisel Standartlar puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır.Anahtar Kelimeler: kekemelik, çok boyutlu mükemmeliyetçilik, ergenlik
Sağlıklı ve İnmeli Bireylere Uygulanan Afazide Dil Değerlendirme Aracı'nın geçerlik, güvenirlik ve standardizasyon çalışması
Afazi değerlendirmesi iyi yapılandırılmış müdahale programının ilk basamağıdır. Dil testlerinin, uygulandığı toplumun kültürel özellikleri kadar tipolojik olarak dilsel özelliklerini de gözetmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, Afazide Dil Değerlendirme Aracı (ADD)'nın standardizasyon, geçerlik ve güvenirlik çalışmasını gerçekleştirmektir. ADD, spontan dil ve konuşma, işitsel anlama, tekrarlama, adlandırma, okuma, söz eylemler, dilbilgisi, yazma olmak üzere sekiz alt testten oluşmaktadır.ADD, yaş, eğitim düzeyi grubu ve cinsiyete göre 282 sağlıklı ve 92 afazili katılımcıya uygulanmıştır. Afazili grup, alt test puanları, test puanları ve dil puanlarında diğer katılımcı gruplarından daha düşük performans sergilemiştir. Sağlıklı grubun ADD puanlarının yaş ve eğitim düzeyine göre büyük ölçüde etkilendiği, ancak cinsiyetin etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Anlamlı farklılığa göre, yaş ve eğitim grupları oluşturulmuştur; bu düzeylere göre kesme değer puanları belirlenmiştir. ADD puanlarına göre, afazili grup, sağlıklı gruptan anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Faktör analizi sonucunda toplam varyansın %90.8'ini açıklayan 3 faktör olduğu görülmüştür. Güvenirlik çalışması bulguları, ADD'nin yüksek güvenirliğe sahip bir test olduğunu ortaya koymuştur. Afazili katılımcıların ADD puanlarının çoğunlukla yaş, eğitim düzeyi, cinsiyet, inme üzerinden geçen süre ve afazi tipinden etkilenmediği saptanmıştır.ADD'nin Türkiye'de ve dünyada Türkçe konuşan afazili hastalar için yüksek derecede güvenilir ve geçerli bir afazi testi olduğu doğrulanmıştır.
Türkçe konuşan 3-7,5 yaş aralığındaki kekeme çocukların kullandıkları eylemlerin dilbilimsel özellikleri ile akıcısızlık davranışı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada kekemelik tanısı almış 3-7.5 yaş aralığındaki çocukların kullandıkları eylemlerin dilbilimsel özelliklerinin akıcısızlık davranışı üzerindeki görünümünün belirlenmesi, eylemlerin dilbilimsel özelliklerine ilişkin değişkenlerin birbiriyle ilişkilerinin, eylemlerin dilbilimsel özelliklerine ilişkin değişkenlerin kekemelik şiddeti ve ortalama sözce uzunluğu ile ilişkisinin ortaya konması amaçlanmıştır.Araştırmanın deseni betimsel ve ilişkisel araştırma modelidir. Araştırmanın örneklemi Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Bozuklukları Araştırma, Uygulama ve Eğitim Merkezi'ne ve Ankara Üniversitesi Özel Eğitim Bölümüne kekemelik şikayeti ile başvurmuş ve kekemelik tanısı almış 8 çocuktan oluşmuştur. Veriler araştırmaya katılan çocukların doğal konuşmaları videoya kaydedilerek elde edilmiş ve doğal konuşma içerisinde yer alan eylemler belirlenmiştir. Akıcısızlık davranışının eylemin neresinde ve hangi tip cümle yapısına ait eylem olduğu ve bunların kekemelik şiddeti ve ortalama sözce uzunluğu ile ilişkisi incelenmiştir.Sonuç olarak akıcısızlık davranışının eylemin kökünde ve esas cümle eylemlerinde ağırlıklı olarak yer aldığı gözlenmiştir. Eylemlerdeki takılma yüzdelerinin kökteki takılma yüzdeleri ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Kökte takılma ve ekte takılma değişkenleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Kekemelik şiddetinin cümle yapısına ait eylemlerle ilişkili olduğu ancak akıcısızlık davranışının eylemin neresinde yer aldığı ile ilişkili olmadığı bulunmuştur. Ortalama sözce uzunluğu ile eylemlerde kökte takılma yüzdesi arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur.Anahtar sözcükler: Kekemelik, eylemler, morfolojik yapı, cümle tipi
Öğretmen ve öğretmen adaylarının seslerinin yaşam kaliteleri üzerindeki etkilerinin kendileri tarafından değerlendirilmelerinin karşılaştırılması
Öğretmenler meslekleri gereği profesyonel ses kullanıcılarıdır ve seslerinin yaşamları üzerinde önemli psikososyal etkileri vardır. Aynı bağlamda öğretmen adaylarının da aynı etkilerle karşılaşabilecekleri öngörülebilir. Bu araştırma öğretmen (Öğrtm) ve öğretmen adaylarının (Ö.adayı) seslerinin yaşam kaliteleri üzerindeki fonksiyonel, fiziksel ve ruhsal etkilerinin kendileri tarafından değerlendirmelerine ve bu iki grubun birbirleriyle karşılaştırılmasına yönelik olarak yapılmıştır.Çalışmanın araştırma yöntemi betimsel karşılaştırmalı model olup, hem grup içi hem de gruplar arası desen kullanılmıştır. Eskişehir ve Kütahya illerinde 144 öğretmen ve 122 stajyer öğretmenlik öğrencisine Voice Handicap Index'in (VHI) Türkçe versiyonu olan Ses Handikap Endeksi (SHE) uygulanmıştır.Öğretmen ve öğretmen adayları arasında SHE'den alınan genel puanlar açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır (p=.841; p>0.05). İki grup arasında SHE'nin fonksiyonel, fiziksel ve ruhsal alt bölüm puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır (p=.985; p=.576; p=.509; p> 0.05). Ayrıca her bir anket maddesi her iki grup karşılaştırılarak incelenmiş ve sadece fiziksel alt bölümde 4. ve 21. maddelerde farklılık olduğu ve öğretmenlerin bu maddelerde daha yüksek bir ortalamaya sahip oldukları gözlenmiştir. Hem öğretmenler hem de öğretmen adaylarında fonksiyonel, fiziksel ve ruhsal bölüm puan ortalamaları karşılaştırıldığında bu bölümler arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür (Öğrtm: p=.032; Ö. adayı: p= .027; p<0.05). Bu farklılığın hangi alt bölümden kaynaklandığını bulmak için Wilcoxon İşaretli Sıra Testi kullanılmış ve farklılığın her iki grup için de fonksiyonel-ruhsal ve fiziksel-ruhsal alt bölümler arasında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ruhsal alt bölümden alınan ortalamalar fiziksel ve fonksiyonel bölümden oldukça düşüktür. Fiziksel ve fonksiyonel alt bölüm sonuçları birbirine oldukça benzerdir ve aralarında anlamlı bir fark bulunamamıştır.Bu sonuçlar doğrultusunda öğretmenlerin ve gelecekte profesyonel olarak ses kullanıcısı olacak öğretmen adaylarının seslerinin hayat kalitelerine olan etkilerinin farkında olmayabilecekleri sonucuna ulaşılmıştır. Ses kullanımı ve korunmasıyla ilgili öğretmen ve öğretmen adaylarına gerekli bilgiler değişik yollarla verilerek farkındalık seviyeleri artırılabilir.Anahtar Kelimeler: ses bozuklukları, öğretmenler, öğretmen adayları
Kekeme ve kekeme olmayan çocukların konuşmadaki sıralı motor beceri öğrenme ve otomatikleşme kapasitelerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada, kekemelik ile sıralı motor becerilerin öğrenilmesi ve otomatikleşmesi arasındaki potansiyel ilişkiyi araştırmak amacıyla; gelişimsel kekemeliği olan çocuklar ile gelişimsel kekemeliği olmayan çocukların konuşmadaki sıralı motor beceri öğrenme ve otomatikleşme kapasitelerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın diğer amaçları, kekeme ve kekeme olmayan grupların konuşmadaki motor performanslarının karşılaştırılması ve işitsel geribildirimin maskelenmesinin grupların performansları üzerindeki etkilerinin incelenmesidir.Çalışmanın örneklem grubu, yaşları 8 ile 12 arasında değişen 12 kekeme ve 12 kekeme olmayan çocuktan oluşmaktadır. Katılımcıların anlamsız bir sözcüğün tekrarlanmasına dayanan sözcük tekrarı görevindeki motor performansları üç farklı koşulda test edilmiştir: tek görev koşulu, iki görev koşulu ve işitsel geribildirimin maskelenmesi koşulu. Katılımcıların motor performanslarının göstergesi olarak, sözcüğün söylenme süresi esas alınmıştır. Tek görev koşulunda, grupların öğrenme kapasitelerinin değerlendirilmesi için, artan pratik miktarının grupların sözcüğü söyleme süreleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmada grupların otomatikleşme kapasitelerini araştırmak için ikili-görev yönteminden yararlanılmıştır. Bu yöntem doğrultusunda, iki görev koşulunda sözcük tekrarı görevinin ikinci bir görevle (işitsel uyarana tepki verme görevi) birlikte gerçekleştirilmesinin grupların anlamsız sözcüğü söyleme süreleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. İşitsel geribildirimin maskelenmesi koşulunda ise, işitsel geribildirimin belli bir düzeyde engellenmesinin grupların sözcüğü söyleme süreleri üzerindeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır.Çalışmanın sonucunda, anlamsız sözcük tekrarı görevinde kekeme ve kekeme olmayan katılımcılar arasında motor öğrenme ve otomatikleşme farklılıkları bulunduğuna dair anlamlı bir bulguya ulaşılmamıştır. Bununla birlikte, hem anlamsız sözcük tekrarı hem de işitsel uyarana tepki verme görevinde kekeme grubun kekeme olmayan gruba kıyasla tüm koşullarda önemli düzeyde yavaş performans sergilediği bulgusuna ulaşılmıştır. İşitsel geribildirimin maskelenmesi koşulunda ise işitsel geribildirimin engellenmesinin grupların sözcüğü söyleme süreleri üzerinde etkisi olmadığı gözlenmiştir.Anahtar Sözcükler: kekemelik, sıralı motor beceri, öğrenme, otomatikleşme, işitsel geribildirim
Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği ve Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği'nin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları
Bu çalışmanın amacı, ebeveyn-çocuk etkileşimlerini, ebeveyn ve çocuk etkileşimsel davranışları açısından değerlendirebilmek için geliştirilen Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği (EDDÖ) ve Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği (ÇDDÖ)'nin uyarlama çalışmasını (geçerlik ve güvenirlik) yapmaktır.Araştırmanın çalışma grubunu 123 anne-çocuk çifti oluşturmaktadır. Çalışma grubunda yer alan çocukların 93'ü erkek, 30'u ise kızdır. Çocukların yaşları 18 ay ile 72 ay arasında değişirken (M=49 ay, SS=11.9), annelerin yaşları ise 21 yıl ile 65 yıl arasında değişmektedir (M=32 yıl, SS=6.3). Çocukların 73'ü (51 erkek, 22 kız) İfade Edici Dilde Gerilik (İEDG), 14'ü (9 erkek, 5 kız) Hafif Düzeyde Zihinsel Yetersizlik (HZY) ve 36'sı (33 erkek, 3 kız) Otistik Bozukluk (OB) tanısı almış çocuklardır. Katılımcı annelerin 3'ü okuma-yazma bilmezken, 55'i ilköğretim, 32'si lise ve 33'ü üniversite düzeyinde eğitime sahiptirler.Çalışmada anne ve çocuklara ilişkin demografik veriler, bilgi formu ile toplanmıştır. Anne-çocukların etkileşimleri ise ortalama 15 dakikalık serbest oyun bağlamında video kaydına alınmıştır. EDDÖ ve ÇDDÖ'nün geçerlik ve güvenirliğine ilişkin yapı, kavram ve dil eşitliği sağlanmış, yapı geçerliğine açımlayıcı/keşfedici faktör analizi, güvenirliğe iç tutarlık katsayısı (Cronbach Alpha) ve madde analizi yapılarak bakılmıştır.Bulgular EDDÖ'nün 12 maddesinin 3 alt faktörde toplandığını; ÇDDÖ'nün 7 maddesinin ise 2 alt faktörde toplandığını göstermiştir. EDDÖ ve ÇDDÖ'yü oluşturan alt ölçeklerin güvenirliklerinin yüksek olduğu bulunmuştur.Sonuç olarak, EDDÖ ve ÇDDÖ'nün ülkemizde ebeveyn-çocuk etkileşimlerini hem ebeveynlerin hem de çocukların davranışları bakımından değerlendirmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir ölçekler olduğu görülmüştür.Anahtar Sözcükler: İfade edici dilde gerilik, gelişimsel gerilik, ebeveyn-çocuk etkileşimi, etkileşimsel davranışları değerlendirme
Türkçe konuşan işitme engelli çocukların ad durum eklerini kullanım becerilerinin incelenmesi
Bu çalısma ilkögretime devam eden isitme engelli çocukların yalın, belirtme, yönelme, bulunma ve uzaklasma ad durum eklerinin kullanım durumlarının isiten çocuklardan farklılasıp farklılasmadıgını belirlemeyi hedeflemistir. Ayrıca isitme engelli çocukların ad durum eklerini kullanım becerilerin dogaçlama konusma, yazma ve ipucu ile konusma becerilerinde degerlendirilmesi ve yas, sınıf, okul, isitme kaybının derecesi ve birbirleriyle olan iliskilerinin gösterilmesi amaçlanmıstır. Bu çalısmaya Ankara ilinde bulunan Yahya Özsoy sitme Engelliler lkögretim Okulu (İÖİÖO) ve Kemal Yurtbilir sitme Engelliler lkögretim Okulu (KYİÖO)'nda 3., 4. ve 5. sınıfına devam eden 21 kız ve 21 erkek olmak üzere toplam 42 isitme engelli ögrenci ile brahim Bitik lkögretim Okulu (İBİÖO), 3., 4. ve 5. sınıfına devam eden 21 kız ve 21 erkek olmak üzere toplam 42 isiten çocuk katılmıstır. Örnekleme alınan her ögrenciye Türkçedeki hedef ad durum eklerinin kullanımına olanak saglayacak biçimde hazırlanmıs, her ek için bes resim olmak üzere toplamda 25 resimden olusan set kullanılmıstır. Veriler her ögrenci ile bire bir görüsülerek toplanmıs; çocukların konusmaları video kamera aracılıgı ile kaydedilmistir. Arastırma sonucunda elde edilen bulgular SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 15.0 istatistik analiz programı ile analiz edilmistir. Arastırma sonucunda, isitme engelli çocukların yalın, belirtme, yönelme, bulunma ve uzaklasma ad durum eklerini kullanım becerilerinin isiten çocuklarda istatistiksel olarak anlamlı biçimde farklılastıgı saptanmıstır. sitme engelli çocukların isiten akranları gibi ek kullanım becerileri gelistiremedigi gözlenmistir. Ayrıca, isitme engelli çocukların dogaçlama konusma üretimleri, yazma becerileri ve ipucu ile konusma becerileri arasındaki anlamlı bir farklılık bulunmadıgı tespit edilmistir. Ayrıca, üç farklı beceri alanında (dogaçlama konusma üretimleri, yazma becerileri ve ipucu ile konusma üretimleri) elde edilen degerlerin isitme engelli çocukların yas, sınıf, okul ve isitme kaybının derecesi ile karsılastırılması sonucunda, hedef degiskenler ile ad durum eklerinin kullanımı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir iliski bulunamamıstır. Arastırma sonuçları, isitme engellilerdeki dil gelisiminin sadece bu degiskenlerden kaynaklanmadıgı göstermektedir. sitme engelli çocuklarda dil gelisimi incelenirken, isitme kaybının tanılanma ve cihazlandırma yası, egitime baslama yası, okul türü gibi birçok degiskenin ele alınması gerektigi düsünülmektedir. leriki arastırmaların bu degiskenlerin yanında, ad durum eklerinin kullanımlarının okul yasamının tüm asamalarına uygulanması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: isitme engelli, ad durum ekleri
Türkçe konuşan 2.5-9 yaş aralığındaki kekeme çocukların kullandıkları isimler, sıfatlar, zarflar, edatlar, bağlaçlar ve zamirlerdeki takılmalarının biçim ve cümledeki konum açısından incelenmesi
Bu çalışmada Türkçe konuşan 2.5-9 yaş aralığındaki kekeme çocukların kullandıkları isimler, sıfatlar, zarflar, edatlar, bağlaçlar ve zamirlerdeki takılmaları temel ve yan cümlede bulunmalarına göre kökte ve ekte takılma durumları incelenmiştir. Araştırma betimsel bir çalışmadır. Bu çalışma için Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Bozuklukları Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne ve Ankara Üniversitesi Özel Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne kekemelik şikayeti ile başvuran ve değerlendirmeye alınan 2.5- 9 yaş aralığında 15 çocuğun konuşma örneklemleri doğal sohbet ortamında ve/veya bir etkinliğin kullanılarak oluşturulduğu ortamda ses veya video kaydına alınmış, daha sonra bu kayıtlar incelenip ve çözümlenmiştir. Çözümlemede sözcükler cümledeki görevi açısından isimler, sıfatlar, zarflar, edatlar, bağlaçlar ve zamirler şeklinde sınıflanmış ve takılmaların sözcüğün neresinde olduğu, hangi tip cümlede bulunduğu belirlenmiştir.Çalışmanın sonucunda sözcük türleri arasında en fazla takılmanın isimlerde olduğu bulunmuştur. Temel ve yan cümlelere bakıldığında en fazla takılma temel cümlelerdedir ve sözcüklerin kök kısmında bulunmaktadır.Anahtar sözcükler: Kekemelik, sözcük türleri, cümle tipi, morfolojik yapı
Kekemeliği olan ergen ve yetişkin bireylere uygulanan akıcılık biçimlendirme terapisinin etkililiğinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, kronik kekemeliği olan ergen ve yetişkinlere uygulanan akıcılık biçimlendirme terapisinin sonuçlarını değerlendirmektir. Terapi öncesi, terapi sonrası ve izlemeden alınan kekemelik davranışlarını karşılaştırarak akıcılık biçimlendirmenin ergen ve yetişkin kekemelerde kekemelik davranışlarını kontrol etmek amacıyla etkili bir yöntem olup olmadığını incelemek amaçlanmıştır.Çalışmanın araştırma deseni deneysel modeldir. Çalışmada 14 kekeme ergen ve yetişkin yer almıştır. Katılımcılar 14 ile 29 yaş arasındadırlar (ort: 20,5). Örneklem grubu Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Bozuklukları Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne (DİLKOM) başvuruda bulunmuştur. Üç ay boyunca davranış değiştirme odaklı akıcılık biçimlendirme terapisi uygulanmıştır. Çalışmaya ilişkin veriler okuma ve konuşmadaki kekemelik ölçümlerini içermektedir. Katılımcıların gözlenebilir kekemelik davranışları ölçülmüş ve terapi öncesi, terapi sonrası ve izlemede kekelenen hece yüzdesi formülü kullanılmıştır.Katılımcıların kekemelik sıklığı ve şiddetinin düştüğü ve istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği başlıca bulgular olarak gözlenmiştir. Orta şiddetli kekemeler ve şiddetli kekemelerin kekelenen hece yüzdeleri de terapi öncesi ve izlemede anlamlı farklılık göstermiştir. Ayrıca ergen ve yetişkin grup arasında ve aile öyküsünde kekemeliği olan ve olmayan grup arasında da istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler: kronik kekemelik, terapi etkililiği, akıcılık biçimlendirme, kekemelik sıklığı, kekemelik şiddeti.
Sulkus vokalis hastalarında algılanan diplofoni ile subharmonik bileşenler derecesi parametresi arasındaki ilişkinin incelenmesi
SULKUS VOKALİS HASTALARINDA ALGILANAN DİPLOFONİ ileSUBHARMONİK BİLEŞENLER DERECESİ PARAMETRESİ ARASINDAKİİLİŞKİNİN İNCELENMESİElçin TADIHANÖZETBu araştırmada, sulkus vokalis hastalarında algılanan diplofoni ile MDVP ses analiz programıkullanılarak yapılan ses analizlerinde subharmonik bileşenler derecesi (DSH) parametresi arasındakiilişkinin ortaya konması amaçlanmıştır.Araştırma deseni, geriye dönük veri kontrollü araştırma modelidir. Araştırmanın örneklemi için,İstanbul Cerrahi Hastanesi KBB Majör Kliniği'ne 2000-2005 yılları arasında başvurmuş ve yalnızsulkus vokalis tanısı almış, 22-55 yaş arası 30 kişi hasta grubu olarak seçilmiştir. Kontrol grubu ise,hiçbir ses rahatsızlığı bulunmayan, 22-55 yaş arası 30 kişiden oluşturulmuştur. Hasta grubuna aitveriler, hasta dosyalarının incelenmesi ile sağlanmıştır. Kontrol grubuna ait veriler, ise MDVP akustikses analiz programı kullanılarak elde edilmiştir. MDVP akustik ses analiz programında TFF, TFK,jitter, shimmer, NHR, SPI ve DSH parametreleri incelenmiştir.Sonuç olarak, diplofoni hem sulkus vokalis ile hem DSH parametresi ile ilişkili bulunmuştur. Hasta vekontrol gruplarındaki katılımcıların yapılan MDVP analizinde aldıkları parametrelerin birbirindenanlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Hasta ve kontrol gruplarındaki kadın katılımcıların yapılanMDVP analizinde aldıkları parametrelerin birbirinden anlamlı düzeyde farklılaştığı; erkekkatılımcıların TFF, TFK jitter, SPI, DSH parametrelerin de görülen anlamlı farklılığın shimmer veNHR parametreleri açısından görülmediği bulunmuştur. Hasta grubundaki kadın ve erkekkatılımcıların TFF ve TFK'leri arasında görülen anlamlı farklılık diğer parametreler açısındanbulunamamıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular, sulkus vokaliste temel frekans ve diplofoninin, sulkus vokalistanısının konmasında ve hastalığın tedavisinde önemli olduğunu göstermektedir.Anahtar Sözcükler: Sulkus vokalis, Diplofoni, Akustik Analiz, MDVP.
Oyuncuların ve oyunculuk eğitimi alan öğrencilerin sesi olumsuz yönde etkileyen faktörlere maruz kalma sıklıkları, ses suiistimalli konuşma alışkanlıkları ve ses yıpranma semptomlarının belirlenmesi
ÖZETYüksek Lisans TeziOYUNCULARIN VE OYUNCULUK EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİNSESİ OLUMSUZ YÖNDE ETKİLEYEN FAKTÖRLERE MARUZ KALMA SIKLIKLARI,SES SUİİSTİMALLİ KONUŞMA ALIŞKANLIKLARI VESES YIPRANMA SEMPTOMLARININ BELİRLENMESİEsra ERTANAnadolu ÜniversitesiSağlık Bilimleri EnstitüsüDil ve Konuşma Terapistliği Anabilim DalıDanışman: Prof. Dr. Seyhun TOPBAŞ2006Bu araştırmada, oyuncuların ve oyunculuk eğitimi gören öğrencilerin sesi olumsuzyönde etkileyen faktörlere maruz kalma sıklıkları, ses suiistimalli konuşma alışkanlıkları veses yıpranma semptomlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmada betimsel bir desenleme yapılmıştır. 25 oyuncu ve 35 oyunculuk eğitimialan öğrenci araştırma grubunu oluşturmuştur. Araştırmada veri aracı olarak araştırmacıtarafından geliştirilen ?Oyuncuların ve Oyunculuk Eğitimi Alan Öğrencilerin Sesi OlumsuzYönde Etkileyen Faktörlere Maruz Kalma Sıklıkları, Ses Suiistimalli Konuşma Alışkanlıklarıve Ses Yıpranma Semptomlarının Belirlenmesi? Anketi uygulanmıştır.Yapılan analizler sonucunda, oyuncuların ve oyunculuk eğitimi alan öğrencilerin %9ile %100 arasında risk faktörlerine maruz kaldıkları, %8 ile %56 arasında ses suiistimallikonuşma alışkanlıkları olduğu ve %14 ile %80 arasında ses yıpranma semptomlarının olduğubelirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Oyuncu, Sesi Olumsuz Yönde Etkileyen Risk Faktörleri, SesSuiistimalli Konuşma Alışkanlıkları, Ses Yıpranma Semptomları
Gülhane afazi testi-2(GAT-2)'nin standardizasyon, geçerlik ve güvenirlik çalışması
GÜLHANE AFAZ TEST-2 (GAT-2)'N N STANDARD ZASYON veGEÇERL K- GÜVEN RL K ÇALIŞMASIÖZETGülhane Afazi Testi-2 (GAT-2), afazinin varlığını ortaya çıkarma ve afaziyeeşlik edebilecek konuşma bozuklukları (apraksi, dizartri) hakkında klinisyene ipucu verme amacıyla hazırlanmıştır.Standardizasyon çalışması için 132 sağlıklı birey, geçerlik çalışması için 30afazili ve 11 sağ beyin hasarlı hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Sağlıklı bireylerEskişehir'deki özel bir fizik tedavi kurumundan belirlenen özellikte olanlariçerisinden seçilmiştir. Afazili ve sağ beyin hasarlı grupları oluşturan bireyler iseEskişehir ve zmir'deki çeşitli hastanelerin nöroloji ve fizik tedavi kliniklerindenseçilmiştir. Test-tekrar test ve gözlemciler arası güvenirlik çalışmaları için 32sağlıklı birey çalışmaya dahil edilmiştir.Çalışmaya katılan tüm bireylere (toplam 175 kişi) GAT-2 uygulanmıştır. Sağlıklıbireyler, afazi hastaları ve sağ beyin hasarlı grupların GAT-2 puanlarınınbirbirlerinden farkını incelemek amacıyla tek yönlü varyans analizi (Anova) vepost-hoc Tukey testi uygulanmıştır. Sağlıklı ve Afazili bireylerin GAT-2puanları yaş, eğitim, hastalıktan sonra geçen süre ve cinsiyet değişkenlerinceSpearmann korelasyonu ve T-testiyle incelenmiştir. Bu incelemeden sonrasağlıklı bireylerin GAT-2 puanlarından kesme değerler Med_calc programıkullanılarak elde edilmiştir. Verilere Cronbach α istatistiği uygulanarak GAT-2'nin iç güvenirliği hesaplanmıştır. Test- tekrar test çalışması için 32 sağlıklıbirey 7 gün arayla 2 defa GAT-2 ile değerlendirilmiş ve iki değerlendirmepuanları arasındaki fark Spearmann Korelasyonuyla hesaplanmıştır. Gözlemcilerarası güvenirlik çalışması için 32 sağlıklı birey 2 gözlemci tarafındandeğerlendirilmiş ve iki gözlemcinin puanları arasındaki fark Spearmannkorelasyonu ile hesaplanmıştır.Sağlıklı bireylerin GAT-2 puanlarının, afazili hastaların GAT-2 puanlarındanönemli düzeyde farklılaştığı, sağ beyin hasarlı bireylerin GAT-2 puanlarındanfarklılaşmadığı bulunmuştur. Sağlıklı bireylerin GAT-2 puanları yaş ve cinsiyetdeğişkenlerinden etkilenmediği, eğitim değişkeninden etkilendiği görülmüştür vekesme değerler bu değişkene göre hesaplanmıştır. Afazili bireylerin GAT-2puanlarının yaş, eğitim, cinsiyet ve hastalıktan sonra geçen süre değişkenlerindenetkilenmediği görülmüştür. Test- tekrar test ve gözlemciler arası güvenirlikçalışmalarına ve iç tutarlık katsayısına göre GAT-2'nin güvenirliği yüksekbulunmuştur. Buna göre GAT-2 standardize, geçerli ve yüksek düzeydegüvenilir bir afazi testidir.Anahtar Kelimeler: GAT-2, Türkçe afazi testi, standardizasyon, geçerlik vegüvenirlik.
Türkçe Konuşan Damak Yarıklı Çocuklarda /k/, /s/ ve /ç/ Seslerinin Terapisine Yönelik Bir Sesletim Programının Etkililiğinin Belirlenmesi
TÜRKÇE KONUŞAN DAMAK YARIKLI ÇOCUKLARDA/k/, /s/, /tS/ SESLERİNİN TERAPİSİNE YÖNELİKBİR SESLETİM PROGRAMININ ETKİLİLİĞİNİN BELİRLENMESİÖZETDudak damak yarıklığı, çocukların konuşma gelişimini değişik yollarla etkilemektedir.Bazı çocuklar uzun süreli konuşma terapisi almayı gerektiren konuşma bozukluklarınasahip olabilmektedir. Dil ve konuşma terapistliğinin Türkiye'de yeni gelişen bir alanolması sebebiyle bu konuda yapılmış çok az araştırma vardır.Bu çalışmada, Golding-Kushner'ın önerdiği damak yarıklı çocuklarda uygulanabilecekbir sesletim terapi programının, Türkçe konuşan çocuklar üzerindeki etkililiğideğerlendirilmiştir.Bu amaç için tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli çoklu yoklamamodeli kullanılmış ve davranış değiştirme programının etkililiği, birden fazla seste(davranışta) değerlendirilmiştir. Terapi programının etkililiğini test etmek için ikidenek seçilmiştir. Deneklerden birinin sesletim, diğerinin sesbilgisel bozukluğubulunmaktadır. Her iki denek de beş yaşındadır ve sadece yumuşak damak yarıklığıtanısı almışlardır.Araştırmanın ve sonuçların güvenirliliği için gözlemciler arası güvenirlik ve uygulamagüvenirliliği verileri toplanmış, araştırma sonuçları grafiklerle gösterilmiştir.Çalışma sonucunda sesletim bozukluğu olan denekte tüm seslerde; sesbilgiselbozukluğu olan denekte ise sadece /k/ sesinde amaca ulaşıldığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: damak yarıklığı, terapi, sesletim ve sesbilgisel bozukluklar
Bir üniversite merkezinde dil ve konuşma hizmetlerinin değerlendirilmesi: müşteri memnuniyeti
B R ÜN VERS TE MERKEZ NDE D L VE KONUŞMAH ZMETLER N N DEĞERLEND R LMES :MÜŞTER MEMNUN YETÖZETBu araştırmada, bir üniversitenin dil ve konuşma merkezinde (AnadoluÜniversitesi D LKOM) alınan dil ve konuşma hizmetlerine yönelik müşterimemnuniyetini etkileyen faktörleri betimlemek amaçlanmıştır. Araştırmada,betimsel ve durum saptamaya yönelik bir desenleme yapılmış ve 89 müşteriörneklem grubunu oluşturmuştur. Araştırmada, dil ve konuşma hizmeti alanmüşterilere uygulanmak üzere, veri toplama aracı olarak ?Dil ve KonuşmaBozukluklarında Müşteri/Hasta Memnuniyeti Ölçeği? (Patient-SatisfactionQuestionnaire- Chapey, R., 1977) kullanılmıştır. Ayrıca, ölçeğin uygulandığıbireylerin demografik bilgileri alınmıştır.Araştırmada, müşterilerin toplam memnuniyet ve alt faktörlere yönelikmemnuniyet düzeylerine; müşterilerin memnuniyet düzeylerinin yüksek, düşük vekararsız olduğu maddelere; müşterilerin memnuniyet düzeylerinin cinsiyet, eğitimdurumu, yaş, dil ve konuşma tanısı ve bağlı bulundukları sosyal güvenlik kurumudeğişkenlerine göre değişip değişmediğine ve ölçeğin alt faktörleri arasındakiilişkiye bakılmıştır.Araştırmada, müşterilerin, dil ve konuşma terapisi hizmetlerine yönelikmemnuniyet düzeylerinin yüksek olduğu; memnuniyetlerinin cinsiyete, eğitimdüzeyine, yaşa, dil ve konuşma tanısına, bağlı bulunulan sosyal güvenlikkurumuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Ayrıca, ölçeğin altfaktörleri arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu saptanmıştır.Anahtar Sözcükler: dil ve konuşma hizmetleri, müşteri memnuniyeti, hastamemnuniyeti
Aspirasyon riskli olguların yutma bozukluğu tarama kontrol listesi ile değerlendirilmeleri
iÖZETYüksek Lisans TeziASP RASYON R SKL OLGULARIN YUTMA BOZUKLUĞUTARAMA KONTROL L STES LE DEĞERLEND R LMELERSONER CERAHAnadolu ÜniversitesiSağlık Bilimleri EnstitüsüDil ve Konuşma Terapistliği Anabilim DalıDanışman : Doç.Dr.Pınar EGE2006Bu tezde, yutma bozukluğu düşünülen hastalarda, aspirasyon pnömonisiriskini belirlemede `Yutma Bozukluğu Tarama Kontrol Listesi' (YBTKL)'ninkullanım değeri ele alınmıştır. lk olarak bir tarama testi olan YBTKL ileaspirasyon riski değerlendirilmiş ve daha sonra görüntüleme testlerinden olanVideofloroskopik Modifiye Baryumlu Yutma Çalışması (MBYÇ) yapılarakaspirasyon varlığı/yokluğu ortaya konmuştur. YBTKL, 28 maddelik sözelsorgulama, gözlemleme ve yutma denemelerinden oluşmaktadır. Bu çalışmadastrok, parsiyel larenjektomi vb. tanı almış 56 hastaya YBTKLuygulanmıştır. YBTKL'nin tüm maddeleri aspirasyon riski açısındandeğerlendirilmiştir. Sonuçlar; istatistiksel, klinik ve disfaji hastalarında teşhisedayalı testler ile tarama testlerinin faydaları açısından tartışılmıştır. YBTKL'ninriskli bulduğu bu 56 hastadan 37'sinin MBYÇ ile görüntülenmesindeaspirasyon varlığı gözlenmiştir. YBTKL'den alınan toplam skor arttıkçaaspirasyon belirleme başarısı artmaktadır (Mann Whitney-U testi: p < 0,001).Anahtar Kelimeler: Yutma, Disfaji, Aspirasyon, Tarama Testi