
9
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
İlköğretim kademesindeki üstün yetenekli öğrencilerin rehberlik gereksinimlerinin ebeveynlerin ve öğretmenlerin görüşlerine dayalı olarak belirlenmesi
Bu araştırmada ilköğretim kademesindeki üstün yetenekli öğrencilerin rehberlik hizmetlerine olan gereksinimleri; bu öğrencilerin ebeveynlerinin ve Bilim ve Sanat Merkezlerinde eğitim vermekte olan öğretmenlerinin bakış açılarından yola çıkılarak belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma; İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Trabzon, Van ve Siirt illerindeki Bilim ve Sanat Merkezlerinde yürütülmüştür. Araştırmaya 342 ebeveyn ve 100 öğretmen katılmıştır.Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanmış olan ve olası rehberlik gereksinimlerini kapsayan ve toplam 48 maddeden oluşan bir rehberlik gereksinimleribelirleme kontrol listesi; üstün yetenekli öğrencilerin ebeveynleri ve Bilim ve Sanat Merkezlerindeki öğretmenleri tarafından beşli derecelendirmeye göre doldurulmuştur. Hem öğretmenler hem de ebeveynler tarafından görüş belirtilmiş olan gereksinimlerinfrekansları ve yüzdeleri hesaplanmıştır. Gereksinimler akademik ve sosyo-duygusal alanlardaki gereksinimler olarak iki grupta analiz edilmiştir.Bu araştırmaya göre, annelerin görüşlerine dayalı olarak üstün yetenekli öğrencilerin rehberlik desteğine en fazla ihtiyaç duydukları akademik gereksinimler;kendini çok yönlü geliştirebilme (% 72,7), geleceğini planlama (% 68,7), meslek seçimi (% 62,6), okul seçimi(% 59,6) ve isteksizlik (% 55,6) gereksinimleridir.Babaların görüşlerine göre üstün yetenekli öğrencilerin rehberlik desteğine en fazla ihtiyaç duydukları akademik gereksinimler; geleceğini planlama (% 83,3), meslek seçimi (% 81,9), kendini çok yönlü geliştirebilme (% 79,2), mükemmeliyetçilik (% 72,2) ve isteksizlik (% 72,2) gereksinimleridir. Öğretmenlerin görüşlerine göre üstün yetenekli öğrencilerin rehberlik desteğine en fazla ihtiyaç duydukları akademik gereksinimler ise;yeteneklerinin farkında olması (% 100), grup çalışmalarına etkin olarak katılabilme (% 98), kendini ifade edebilmesi (% 98), kendini çok yönlü geliştirebilme (% 98) ve isteksizlik (% 98) gereksinimleridir. Yine annelerin görüşlerine göre üstün yetenekli öğrencilerin rehberlik desteğine en fazla ihtiyaç duydukları sosyo-duygusal gereksinimler;aşırı duygusallık (% 76,8), alınganlık (% 69,7), inatçılık (% 68,7), boş zamanlarını etkili bir biçimde kullanma (% 66,7) ve aşırı duyarlılık (% 65,7) gereksinimleridir. Babaların görüşlerine göre üstün yetenekli öğrencilerin rehberlik desteğine en fazla ihtiyaç duydukları sosyo-duygusal gereksinimler; boş zamanlarını etkili bir biçimde kullanma (% 84,7), alınganlık (% 81,9), unutkanlık (% 75) ve aynı yüzdeleri almış olan aşırı duygusallık (% 73,6), inatçılık (% 73,6), aşırı duyarlılık (% 73,6) gereksinimleridir. Öğretmenlerin görüşlerine göre üstün yetenekli öğrencilerin rehberlik desteğine en fazla ihtiyaç duydukları sosyo-duygusal gereksinimler ise;inatçılık (% 100), sosyalleşme (% 98), empati kurma (% 96), ve aynı yüzdeleri almış olan kendine güvenmemesi (% 94), aile ilişkileri (% 94), boş zamanlarını etkili bir biçimde kullanabilme (% 94) gereksinimleridir.
Seçici Problem Çözme (SPÇ) tekniğinin ilköğretim 6. ve 7.sınıf öğrencilerine yönelik matematik eğitimindeki sosyal geçerliğinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada SPÇ tekniğinin matematik eğitimindeki sosyal geçerliği, öğrenci görüşleri ve memnuniyet algıları temel alınarak incelenmiştir. SPÇ tekniğinin amacı, problemleri yaratıcı şekillerde çözmenin yanı sıra öğrencilerin yaratıcı problem çözme becerilerini de geliştirmektir. SPÇ tekniği seçici, analojik ve iç görüsel düşünme becerilerinin kullanıldığı altı aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalar sırasıyla; problem tanımlama, problem tanılama, problem çözme, problem oluşturma, problem çözme ve değerlendirmedir. SPÇ tekniğinin yaratıcı problem çözme becerilerini geliştirdiği ileri sürülmektedir ancak bu, henüz bilimsel araştırmalar ile kanıtlanmamıştır.Araştırma, 2011 yılında Eskişehir ili merkezindeki iki ilköğretim okulunun altıncı ve yedinci sınıf öğrencileri ile Üstün Yetenekliler Eğitim Programları (ÜYEP)'na devam eden altıncı sınıf öğrencileri olmak üzere toplam 235 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın uygulama sürecinde, öğrencilere dört ders saati SPÇ tekniği ile matematik öğretimi yapılmıştır. Öğretim sonrasında katılımcıların memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla 20 maddelik bir memnuniyet ölçeği uygulanmıştır. Çalışma grubunun memnuniyet düzeyini incelemek ve test etmek amacıyla tek grup t-testi kullanılmış, test değeri olarak ?2 (çoğunlukla katılıyorum)? ölçüt alınmıştır. Ölçeğin güvenirlik katsayısı .91 olarak bulunmuştur.Veri analizleri matematik dersinde uygulanan SPÇ tekniğinin ilköğretim altıncı ve yedinci sınıflar ve ÜYEP altıncı sınıf öğrencileri tarafından kabul gören bir teknik ivolduğunu göstermiştir. Ölçek maddelerinin büyük bir çoğunluğu ölçüt değer 2`nin üzerinde puanlanmış ve ortalamalar arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Katılımcılar arasında en çok ilköğretim altıncı sınıf öğrencileri tekniğin kullanılmasından hoşnut olmuşlardır. Elde edilen bulgular SPÇ tekniğinin sosyal geçerliğini desteklemektedir.Anahtar Sözcükler: Seçici Problem Çözme tekniği, analoji, matematiksel yaratıcılık, problem çözme, yaratıcılık.
Anadolu-Sak Zekâ Ölçeği'nin (ASIS) ölçüt geçerliği çalışması
Bu çalışmada Anadolu Sak Zekâ Ölçeği'nin (ASIS) ölçüt geçerliği araştırılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda ASIS'in ölçmeyi amaçladığı becerileri doğru ölçebilme düzeyi ortaya konmaktadır. Araştırma 2015-2016 eğitim öğretim yılında, Eskişehir ilinde bulunan 2 okuldan 312 öğrenci ile çalışılmıştır. Ölçüt geçerliği çalışması için dış ölçüt olarak RIAS ve UNIT zekâ ölçekleri ve akademik başarı puanları kullanılmıştır. Öğrencilere her üç zekâ ölçeği eş zamanlı olarak uygulanmıştır. Akademik başarı puanları için öğrencilerin yılsonu ders notları kullanılmıştır. Elde edilen verilerden 232'si ile ASIS ile akademik başarı arasındaki ilişki, 111'i ile ASIS ile RIAS arasındaki ilişki ve 107'si ile ASIS ile UNIT arasındaki ilişki incelenmiştir. Kullanılan bütün dış ölçütlerle ASIS'in ilişki düzeyi korelasyon değerleri hesaplanarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda ASIS'in ölçüt geçerliğinin mükemmel ve iyi düzeyde olduğu görülmüştür. ASIS'in ölçüt geçerliği için bilimsel kanıtlar sunulmuştur.
Abraham Tannenbaum'un üstün yetenek sınıflandırmasına giren örnek yetenek türlerinin toplumsal değeri üzerine bir araştırma
Üstün yetenek ve üstün zekâ günümüzde giderek önem kazanan konulardır. Özellikle son yıllarda Türkiye'de de üstün yetenek ve üstün zekâ ile ilgili çalışmalar yoğunlaşmıştır. Ancak yine de Türkiye'de üstün yetenek üzerine yapılan çalışmaların sınırlı olduğu bilinmekte ve bu alandaki kuramların alan yazındaki eksikliği göze çarpmaktadır. Üstün yetenek alanında eksikliği hissedilen konulardan biri de Türkiye'de hangi yeteneklerin üstün yetenek olarak değerlendirildiği ve daha değerli sayıldığının bilinmemesidir.Toplumda hangi yeteneklerin daha fazla değer gördüğü noktasından yola çıkan, Abraham J. Tannenbaum üstün yetene konusunda örtülü bir kuram geliştirmiştir. Tannenbaum (1983), üstün yeteneği dört kategoride ele almıştır. Bunlar ender yetenek, artık yetenek, hisseli yetenek ve tuhaf yetenek türleridir.Bu çalışmada Abraham Tannenbaum'un üstün yetenek sınıflandırmasına giren örnek yetenek türlerinin toplumsal değerini ortaya koymak amacıyla, Abram J. Tannenbaum Yaklaşımı'nda yer alan yetenek türlerini bireylerin görüşleri alınarak nasıl derecelendirdikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak toplanan veriler ilgili kaynaklar ve anket sonuçlarına dayanmaktadır.Araştırma 2008 yılında, Eskişehir ilinde yaşayan 601 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Uygulanan anket, kişisel bilgilerin istendiği ve puanlama yapılması gereken 60 yetenek örneğinin olduğu iki bölümden oluşmaktadır. Veri toplama aracının geçerliğinin ve güvenilirliğinin sağlanmasına özen gösterilmiştir.Toplanan bilgilerin işlenmesi ve istatistiksel analizler SPSS paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler eşleştirilmiş t testi tekniğine dayanarak analiz edilmiştir. Değişkenler arasında anlamlı bir fark bulunup bulunmadığı .05 anlamlılık düzeyi alınarak belirlenmiştir.Yapılan veri analizlerinden sonra şu sonuçlara varılmıştır:?Katılımcılar ender yeteneklere diğer yeteneklerden daha fazla değer vermektedir.?Katılımcılar artık yeteneklere hisseli yeteneklerden ve tuhaf yeteneklerden daha çok değer vermektedir.?Katılımcılar hisseli yeteneklere tuhaf yeteneklerden daha fazla değer vermektedir.Hipotezler test edildikten sonra, katılımcıların her yetenek türüne verdikleri puanlar öğrenim durumuna ve cinsiyete göre karşılaştırılmıştır. Ender ve hisseli yeteneklere kadınlar, erkeklerden daha fazla değer vermektedirler. Hisseli ve tuhaf yeteneklere verilen puanlarda cinsiyete göre anlamlı bir fark çıkmamıştır. Dört yetenek türünde de öğrenim durumu hem de açısından önemli bir fark görülmemiştir.
İlköğretim 6. ve 7. sınıf öğrencilerine yönelik matematik yetenek testi'nin kapsam geçerliği
Matematik Yetenek Testi (MYT), matematikte üstün yetenekli ilköğretim 6. ve 7. sınıf öğrencileri tanılamak amacıyla geliştirilmekte olan bir testtir. Testin geliştirilme sürecinde madde özellikleri, güvenirlik ve ölçüt geçerliği üzerine yoğunlaşılmıştır. Bu çalışma ile de testin kapsam geçerliği incelenmiştir. Çalışmada uzman görüşleriyle elde edilen veriler ile testin kapsam geçerliği açısından güçlü ve zayıf yönleri ortaya konmaya çalışılmış ve testin yeterliği üzerine yorumlar yapılmıştır.Araştırmaya uygun örnekleme yoluyla seçilmiş olan ve üniversitelerin eğitim fakültelerinde matematik eğitimi ve matematik bilimi üzerine çalışan akademisyenler ve matematik öğretmenleri katılmıştır. Veri toplama aracı olarak kullanılan beşli likert-tipi ölçeğin güvenirliği .72 bulunmuştur. Elde edilen veriler frekans ve yüzde dağılım olarak incelenmiş ve bu verilere dayalı olarak kapsam geçerlik oranlarına göre yorumlanmıştır.Çalışma sonucunda elde edilen verileri kapsam geçerlilik indeksine göre yorumladığımızda testin geneli iyi yapılandırılmış ve kapsam geçerliği açısından yeterli olduğu görülmüştür. Ancak bazı alt testler kapsam geçerliği açısından değerlendirildiğinde yeterlikleri orta yeterlilikte ve beklenen değerin altında çıkmıştır.
Aile bireyleri arasında cinsiyete dayalı zekâ düzeyi algıları
İki cinsiyet arasında özellikle zekâ düzeyleri konusunda bir fark olup olmadığı pek çok araştırmaya konu olmuştur. Diğer yandan karşıt cinsler arasında zekâ konusunda bu tür tartışmalar varken, insanların hem kendi zekâ seviyeleri hem de tanıdıkları insanların zekâ seviyeleri hakkında kendi yargıları doğrultusunda belirledikleri fikirler hep olmuştur. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, bayanlar ve erkekler hem kendi zekâ düzeyleri hem de farklı cinsiyetlerin zekâ düzeyleri konusunda bazı genel kabullere sahiplerdir.Yapılan araştırmalar sonucunda zekâ algılamalarına yönelik parametrelerden birisinin de kültür olduğu ortaya çıkmıştır. Bu araştırmalar sonunda, zekâ tahminlerinin kültüre ve bunun sonucunda ülkelere göre değişebilir olduğu konusunda sonuçlara varılmıştır. Bazı ülkelerde zekâ tahminlerinde cinsiyet farkı görülmezken bazı ülkelerde erkekler daha zeki olarak görülmüştür. Birçok ülkede bu konu ile ilgili araştırma yapılmış olmasına rağmen, etnik olarak ne tam olarak doğuya ne de tam olarak batıya ait olan Türkiye'de daha önce zekâ tahminleri ile cinsiyet ilişkisini gösteren bir araştırma yapılmamıştır.Cinsiyet faktörünün kişilerin eş cinslerinin ve karşıt cinslerinin zekâ düzeyleri konusundaki algılarında bir fark yaratıp yaratmadığı bu çalışmanın temel konusudur. Araştırma modeli olarak genel tarama modeli seçilen bu çalışmada seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden tipik durum örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya 172 bayan ve 136 erkek olmak üzere toplam 308 kişi katılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı ve uzman tarafından geliştirilen katılımcıların zekâ düzeyi tahminlerini öğrenmeye yönelik anket kullanılmıştır. Katılımcıların cinsiyete göre zekâ düzeyleri hakkında elde etmiş oldukları puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olup olmadığı ?bağımsız örneklem t-testi? ve ?eşleştirilmiş örneklem t? testi? ile sınanmış ve anlamlılık düzeyi 0.05 olarak benimsenmiştir.Bu araştırmada; bireylerin kendilerinin, eşlerinin, ebeveynlerinin ve kardeşlerinin zekâ düzeylerini tahminlerinde cinsiyete göre bir farklılık gözlenmezken, sadece ebeveynlerin çocuklarının zekâ düzeyleri hakkındaki tahminleri karşılaştırıldığında babaların erkek çocuklarını kız çocuklarından daha zeki gördükleri gözlenmiştir.
Bilsemlerde öğrenim gören ve görmeyen öğrencilerin STEM eğitimine yönelik tutum ve bilimsel yaratıcılık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma 2021-2022 Eğitim-Öğretim yılı ikinci döneminde İstanbul ilinde bir ilkokul ve bir BİLSEM bünyesinde daha önce STEM eğitimi almış 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin STEM' e yönelik tutumlarını ve bilimsel yaratıcılık düzeylerini tespit etmek ve çeşitli değişkenler açısından ölçmek ve değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Nicel verilerin kullanıldığı nedensel karşılaştırmalı olarak yapılan çalışmada 58 üstün yetenekli tanısı olmayan normal devlet okulundaki öğrenci ile 46 BİLSEMlerde öğrenim gören öğrenci grupları ile çalışılmıştır. Veri toplama araçları olarak Öğrenci Tanıma Formu, STEM' e Yönelik Tutum Ölçeği, Bilimsel Yaratıcılık Ölçeği kullanılmıştır. Analiz işlemlerinde SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda STEM' e yönelik tutumları incelenen 3. ve 4. sınıf ilkokul ve BİLSEM öğrencileri karşılaştırıldığında fen, matematik, 21.yy becerileri tutumlarında farklılık gözlenmemiştir. Yalnızca teknoloji ve mühendislik alanlarında üstün yetenek tanısı olan öğrencilerin tutumları yüksek bulunmuştur. Hem üstün yetenek tanısı olan hem de üstün yetenek tanısı olmayan öğrencilerin cinsiyet, çalışma odasına sahip olup olmama, bilgisayara/tablete sahip olup olmama değişkenleri STEM tutumlarını etkilememektedir. BİLSEMlerde öğrenim görmeyen 3. sınıf öğrencilerin, 4. sınıf öğrencilerine göre mühendislik ve teknoloji tutumları daha düşük bulunmuştur. Araştırma sonucunda bilimsel yaratıcılığa ilişkin bulgularda, üstün yetenek tanısı olan öğrencilerin bilimsel yaratıcılık düzeyleri tüm boyutlarda üstün yetenek tanısı olmaya öğrencilere göre yüksek bulunmuştur. Cinsiyet değişkenine göre her iki grupta da anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Sınıf değişkeninde üstün yetenek tanısı olan öğrencilerde anlamlı bir farka ulaşılamazken, BİLSEMlerde öğrenim görmeyen 4. sınıf öğrencilerinin 3. sınıf öğrencilerine göre bilimsel yaratıcılık düzeyleri yüksek bulunmuştur. STEM eğitiminin yaygınlaştırılarak tüm ilkokullarda uygulanması ve tüm ilkokullarda yaratıcılık geliştirme etkinliklerin tasarlanıp uygulanması önerilebilir.
Özel yetenekli öğrencilerin duygusal zekâları ile bilgisayar oyun bağımlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Teknolojinin gelişimi ve önlenemez ilerlemesi ile birçok öğrencinin teknolojik aletlere ulaşımı kolay olmakta ve teknolojik aletleri kullanma noktasında öğrencilerin birçok yetişkine göre de daha beceri sahibi oldukları görülmektedir. Öğrencilerin teknoloji kullanımı noktasında bilinci ve farkındalık düzeyi ise birçok bilim adamı tarafından araştırılmaya devam etmektedir. Bu çalışma bağımlılık seviyesine varan bilgisayar ve internet kullanımı, kullanıcıların teknolojiye duydukları ilgi ve istek, teknoloji ve bilgisayar oyunlarını oynama motivasyonlarının özel yetenekli öğrenciler özelinde duygusal zekâları ile ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma 2022-2023 Eğitim-Öğretim yılında ilköğretim öğrencisi özel yetenek tanısı almış Balıkesir ilinde öğrenim gören 3. ve 4. Sınıf 85'i kız, 115'i erkek olmak üzere toplam 200 öğrenciyi kapsamaktadır. Nicel araştırma yöntemilerinden ilişkisel tarama modeli kullanılan bu araştırmada öğrenciler, WISC-R ve diğer zekâ testlerinden geçip özel yetenek tanısı almıştır. Çalışma içerisinde sosyo-demografik özelliklerin ölçülmesi için kişisel bilgi formu, bilgisayar oyunları ve internet bağımlılıklarının ölçülmesi için "Çocuklar için Bilgisayar Oyun Bağımlılığı" ölçeği ve duygusal zekâ düzeylerinin belirlenmesi amacıyla ise "Bar-on Duygusal Zekâ Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularında ise özel yetenekli öğrencilerde bilgisayar oyun bağımlılığı arttıkça duygusal zekâ seviyelerinde anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre bilgisayar oyun puanlarının daha yüksek olduğu görülmüş, yaş ve sınıf seviyesi arttıkça bilgisayar oyun bağımlılığı puanlarının arttığı tespit edilmiştir. Teknolojik ürün sahipliği tablet olan öğrencilerde bilgisayar oyun bağımlılığı puanları artarken teknolojik ürün sahipliği telefon olan öğrencilerin duygusal zekâ puanları daha yüksek olarak belirlenmiştir. Bu sebeple araştırma sonuçlarının yeni araştırmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.
Ergenlerde yaratıcılığa ilişkin algı ile yaratıcı potansiyel arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ortaokul 5., 6. ve 7. sınıf öğrencilerinin yaratıcılık performansları, kendi yaratıcılık düzeylerine dair algıları ve yaratıcılık performansları ile yaratıcılık algıları arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Yaratıcılık Değerlendirme Ölçeği-Form A, Form B, Özdeğerlendirme Formu ile Kaufman Alanları Yaratıcılık Ölçeği kullanılmıştır. Elverişli örnekleme kullanılarak veri toplama araçları 2019-2020 eğitim öğretim yılında iki devlet okulu, bir özel okul ve bir hafta sonu zenginleştirme programında eğitim gören 740 öğrenciye uygulanmıştır. Öğrencilerin yaratıcılık performansı puanları, YDÖ-Özdeğerlendirme Formu ve Kaufman Yaratıcılık Alanları Formu'ndan elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 22 (SPSS Inc., Chicago, IL) programı kullanılarak analiz edilmiştir. KYAÖ puanları ile YDÖ puanları arasındaki ilişkiyi incelemek üzere Pearson Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Analize göre KYAÖ puanları ile YDÖ-Form A, YDÖ-Form B, YDÖ- Performans Total, YDÖ-Özdeğerlendirme ve YDÖ-Toplam puanları arasında istatistikçe anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). Araştırmacı tarafından belirlenen alt problemlere yönelik yapılan değerlendirmelerde Bağımsız Gruplar T-Testi ve Tekyönlü Varyans Analizi (Anova) kullanılmıştır. Tanı almayan öğrencilerde YDÖ- Form A, YDÖ-Performans Total ve KYAÖ puanlarında sınıf düzeyine göre anlamlı bir farklılık bulunmazken YDÖ-Form B, YDÖ-Özdeğerlendirme ve YDÖ toplam puanlarının 7. sınıflar lehine farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0.05). Tanı alan öğrencilerde ise kullanılan ölçekler toplam puan ve alt test puanları türlerinde sınıf düzeyine göre anlamlı bir farklılaşma yoktur (p>0.05). Toplanan veriler cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde tanı almayan öğrencilerde YDÖ-Form A, YDÖ- Form B, YDÖ-Performans Total, YDÖ toplam ve KYAÖ puanları kız öğrenciler lehine farklılaşmaktadır (p<0.05). YDÖ-Özdeğerlendirme puanlarında ise tanı almayan öğrencilerde cinsiyete göre bir farklılık yoktur(p>0.05). Tanı alan öğrencilerde ise YDÖ-Form B ve YDÖ Performans Total puanları kız öğrenciler lehine farklılaşırken (p<0.05), YDÖ-Form A, YDÖ-Özdeğerlendirme, YDÖ toplam ve KYAÖ puanlarında cinsiyete göre bir farklılaşma bulunmamaktadır (p>0.05). Kullanılan ölçeklerin öğrencilerin eğitim aldığı okul türüne göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek üzere Independent Sample T Test ve One Way ANOVA testleri uygulanmıştır. Tanı almayan öğrencilerde YDÖ-Form A, YDÖ-Form B, YDÖ-Performans Total ve YDÖ toplam puanları özel okulda eğitim alan öğrenciler lehine farklılaşırken (p<0.05), YDÖ-Özdeğerlendirme ve KYAÖ puanları okul türüne göre farklılaşmamaktadır (p>0.05). Tanı alan öğrencilerde ise kullanılan ölçekler toplam puan ve alt test puanlarında okul türüne göre bir farklılaşma görülmemektedir. Yaratıcılık potansiyelini ölçen alt testlerde tanı alan öğrenciler daha yüksek bir performans gösterirken yaratıcılığa dair algıyı ölçen özdeğerlendirme testlerinde tanı alan ve tanı almayan öğrenciler arasında bir farklılık yoktur.