
3
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Kurumsal risk yönetimi olgunluğunun kurumsal performans üzerindeki etkisi: Bütünleşik olgunluk modeli önerisi
Günümüzün hızla değişen ve belirsizliklerle dolu iş dünyasında, kuruluşların rekabet avantajını sürdürebilmesi, finansal istikrarını koruyabilmesi ve stratejik hedeflerine ulaşabilmesi, etkin bir Kurumsal Risk Yönetimi (KRY) anlayışına bağlıdır. Ancak literatürde, KRY olgunluk düzeyi ile kurumsal performans çıktıları arasındaki ilişkinin bütünleşik ve çok boyutlu bir yaklaşımla incelendiği çalışmalar sınırlıdır. Bu bağlamda araştırmanın temel amacı, stratejik planlama, süreçler, çalışanlar ve bilgi teknolojileri boyutlarını kapsayan Bütünleşik KRY Olgunluk Modeli'ni tasarlamak ve bu modelin kurumsal performansa etkisini ampirik olarak analiz etmektir. Araştırmada nicel yöntem kullanılmış; Türkiye'de faaliyet gösteren ve halka açık olan şirketler hedef kitle olarak belirlenmiştir. Anket yoluyla elde edilen veriler, güvenilirlik analizi, faktör analizi, normallik testi ve varyans analizi (ANOVA) teknikleriyle değerlendirilmiştir. Kurumsal performansın ölçümünde finansal göstergeler olarak EBITDA, ROA ve ROE kullanılmıştır. Analiz bulguları, bütünleşik olgunluk düzeyinde tüm finansal göstergelerin (EBITDA, ROA, ROE) istatistiksel olarak anlamlı çıktığını ortaya koymaktadır. Ancak modelin alt bileşenlerine göre yapılan analizlerde farklılıklar gözlemlenmiştir: Stratejik planlama boyutunda ROE ve ROA anlamlı, EBITDA anlamsız bulunmuştur. Süreçler boyutunda yalnızca ROE anlamlı çıkarken; çalışanlar boyutunda ROE ve EBITDA anlamlı, ROA ise anlamsız bulunmuştur. Bilgi teknolojileri boyutunda ise yalnızca ROE anlamlı çıkmıştır. Finansal göstergelerin anlamlı çıkması, ilgili bileşenin kurumsal performans üzerinde belirleyici bir etkisinin bulunduğunu ve bu ilişkinin istatistiksel olarak güvenilir olduğunu göstermektedir. Diğer yandan, anlamlı olmayan sonuçlar, ilgili bileşenin ölçülen performans değişkeni üzerinde istatistiksel olarak etkili olmadığını ve bu alanlarda gelişim ihtiyacının bulunduğunu göstermektedir. Sonuç olarak araştırma, KRY olgunluk düzeyinin artmasıyla birlikte stratejik karar alma kalitesinin yükseldiğini, belirsizlik kaynaklı hatalı karar riskinin azaldığını ve kuruluşların finansal performanslarının iyileştiğini göstermektedir. Önerilen bütünleşik model, kurumların güçlü ve zayıf yönlerini bileşen düzeyinde analiz ederek, olgunluk seviyelerinin artırılmasına yönelik stratejik bir yol haritası sunmaktadır. Bu bağlamda çalışma, literatüre çok boyutlu bir KRY olgunluk modeli kazandırırken; uygulamada, kuruluşlara sürdürülebilirlik, operasyonel dayanıklılık ve rekabet avantajı sağlama potansiyeli sunmaktadır.
Sivil toplum kuruluşlarında kurumsal risk yönetimi
Sivil toplum kuruluşları (STK), bağımsız olarak örgütlenebilen, gönüllülük esasına dayanan, ortak bir amaç etrafında bir araya gelen bireylerin oluşturduğu ve kamu yararına faaliyet gösteren toplumsal yapılardır. Günümüzde küresel ölçekte artan belirsizlikler, ekonomik istikrarsızlıklar, teknolojik gelişmeler ve toplumsal dönüşümler yalnızca kamu ya da özel sektör kurumlarını değil aynı zamanda toplumsal fayda üretmeyi amaçlayan STK'ları da çok yönlü risklerle karşı karşıya bırakmaktadır. Bu tez çalışmasında Türkiye'de faaliyet gösteren STK'ların kurumsal risk yönetimi (KRY) uygulamalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla beş STK temsilcisi ile derinlemesine mülakat görüşmeleri gerçekleştirilmiş ve bu görüşmelerde elde edilen riskler anket yoluyla Türkiye'de faaliyet gösteren kırk STK'ya yaygınlaştırılmıştır. Elde edilen bulgular betimsel tarama modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında, STK'ların KRY uygulamaları nicel bir araştırma yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bu amaçla geliştirilen anket formu, dernek, federasyon, konfederasyon, meslek örgütleri ve vakıf gibi farklı tüzel vasıflara sahip kurumlardan veri toplanacak şekilde uygulanmıştır. Ankette yer alan toplam yirmi dört risk maddesi, Likert tipi ölçümle değerlendirilmiş; her risk için risk algısı, risklere karşı geliştirilen yanıt stratejisi, söz konusu yanıt stratejilerinin riski hangi ölçüde değiştirdiği ve risklerin izlenme pratikleri gibi alt boyutlar da ölçülmüştür. Elde edilen veriler, betimsel istatistikler ve çapraz tablolar kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, STK'ların risklere verdikleri yanıtların risk türüne göre farklılık gösterdiğini, düzenli bağışçılığın sürdürülebilir bir gelir kaynağı olmaması riskinin STK'ları en çok etkileyen risk olduğunu, uzun vadeli finansal planlamanın bulunmaması riskinin kurumda risk yönetimine ilişkin yazılı düzenlemelerin eksikliğiyle doğrudan ilgili olduğunu, risk izleme pratiklerindeki eksiklikleri ve KRY kültürünün STK'larda henüz yerleşik bir durumda olmadığını koymaktadır. Çalışma, Türkiye'de faaliyet gösteren STK'larda KRY kültürünün geliştirilmesine destek olacak öneriler sunarak alanyazına katkı sunmayı hedeflemektedir.
Dayanıklılık ilkelerinin kurumsal risk yönetimi uygulamalarıyla bütünleştirilmesi: Dayanıklılık odaklı kurumsal risk yönetimi modeli
Günümüz iş dünyası giderek artan ölçüde belirsizlik, karmaşıklık ve öngörülemezlik koşullarıyla şekillenmektedir. Bu dinamik ortamda ortaya çıkan siyah kuğu niteliğindeki olaylar, kurumların kontrol kapasitesini aşmakta ve en güçlü senaryoları dahi geçersiz kılabilmektedir. COVID-19 pandemisi, Rusya-Ukrayna Savaşı, küresel tedarik zinciri kesintileri, siber saldırılar ve doğal afetler gibi örnekler, kuruluşların yalnızca hesaplanabilir risklere değil, aynı zamanda öngörülemeyen tehdit ve belirsizliklere karşı da hazırlıklı olması gerektiğini açıkça göstermektedir. Bu tür gelişmeler, geleneksel Kurumsal Risk Yönetimi (KRY) ve Dayanıklılık Yönetimi (DY) yaklaşımlarının tek başına ele alındıklarında yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır. KRY, ölçülebilir ve hesaplanabilir risklere odaklanan yapısıyla kuruluşlara önemli katkılar sunmakla birlikte, ani şoklar, zincirleme etkiler ve sistemik kırılganlıklar karşısında sınırlı bir etki göstermektedir. Benzer biçimde DY, çoğunlukla kriz sonrası toparlanma süreçleriyle sınırlı kalmakta, risk-getiri dengesi gözeten stratejik bir bakış açısını yeterince içermemektedir. Dolayısıyla her iki yaklaşımın bağımsız kullanımları, olumsuz durumlara karşı parçalı çözümler üretmekte; kuruluşlara bütüncül ve stratejik değer yaratma kapasitesi kazandırmamaktadır. Bu durum, KRY ve DY'nin bütünleştirilerek tek bir çerçeve altında ele alınması, olumsuz durumların olay öncesi, anı ve sonrası evrelerinde bütünsel olarak yönetilmesi ihtiyacını doğurmaktadır. Bu çalışmanın amacı, KRY'nin sistematik ve ölçülebilir risk yönetimi çerçevesini DY'nin önleme, koruma, uyum ve toparlanma kapasiteleriyle sentezleyen Dayanıklılık Odaklı Kurumsal Risk Yönetimi (DOKRY) Modelini geliştirmektir. Araştırma, nitel ve kavramsal bir yaklaşım benimsemekte; literatür taraması, içerik analizi ve kavramsal sentez yöntemleriyle ilerlemektedir. Bu kapsamda uluslararası standartlar ve akademik literatür incelenmiştir. Analizler sonucunda, her iki yaklaşımın sınırlılıkları, birbirini tamamlayan boyutları ve entegrasyon fırsatları belirlenmiş; DOKRY modelinin ana bileşenleri tanımlanmıştır. Önerilen model; durum analizi, risk-tehdit-belirsizliklerin sınıflandırılması, strateji seçimi, olay fazlarının (öncesi-anı-sonrası) yönetimi, uygulama, izleme ve geri bildirim aşamalarını içeren döngüsel bir yapıya sahiptir. Bu yapı, her döngüde kurumsal öğrenmeyi, kaynakların etkin kullanımını ve kapasite gelişimini teşvik ederek kurumsal olgunluk düzeyini yükseltmektedir. Böylece kuruluşlar yalnızca önleyici ve koruyucu mekanizmalarla değil, aynı zamanda uyarlanabilir ve yenilikçi stratejilerle de desteklenmektedir. Araştırmanın teorik katkısı, KRY ve DY'nin tek başlarına sahip oldukları sınırlılıkları aşacak özgün ve bütünleşik bir çerçeve sunmasıdır. Uygulama açısından ise çalışma, kuruluşlara proaktif durum yönetimi, kriz anında etkin müdahale ve kriz sonrası güçlenerek çıkma kapasitesi kazandıran kapsamlı bir yol haritası önermektedir. Bununla birlikte, çalışmanın kavramsal bir model geliştirme amacını taşıması nedeniyle, önerilen modelin ampirik olarak test edilmesi araştırma kapsamı dışında kalmaktadır. Modelin farklı sektörlerde uygulanabilirliği ve etkinliği, gelecekte yapılacak saha araştırmalarında sınanmalıdır. Sonuç olarak, önerilen Dayanıklılık Odaklı KRY Modeli, risklerin yanı sıra tehdit ve belirsizliklerin de bütünleşik bir şekilde yönetilmesini sağlayarak kuruluşlara sürdürülebilirlik, stratejik esneklik ve rekabet avantajı kazandırmayı hedeflemektedir. Bu yönüyle çalışma, belirsizliklerin ve öngörülemeyen olumsuz durumların hâkim olduğu günümüz iş ortamında teorik ve pratik düzeyde katkı sunmaktadır.