Ankara Social Science University
Discipline

Din ve Felsefe Bilimleri Anabilim Dalı

Ankara Social Science University

7

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

7 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Dinin eşler arası ilişkiler üzerine etkisi: Dindar evli çiftlerin algısı üzerine nitel bir araştırma

Bu çalışma, dindar eşlerin ilişkilerine dinin nasıl etki ettiğine ilişkin algılarını anlamayı amaçlamaktadır. Dinin Eşler arası ilişkiler üzerine etkisinin nasıl algılandığı anlamanın yanı sıra, dinin evlilik ilişkisinin kurulmasına, anne-baba ve çocuk ilişkilerine, eşler arasında yaşanan sorunların önlenmesine, aile sorunlarının ve krizlerinin çözümüne etkileri anlaşılmak istenmektedir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden kuram oluşturma yaklaşımına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda amaçlı örnekleme yöntemi ile ulaşılan, yaşları 32 ile 63 arasında değişen, en az 10 yıldır evli bulunan 30 çiftle (60 kişi) yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada içerik analizi ve betimsel analiz yapılmıştır. Araştırmamıza katılan dindar eşlerin algısında, din, eş seçiminden itibaren aile ilişkilerini etkilemekte, hem eşler arası ilişkilere hem de anne-baba ve çocuk ilişkilerine olumlu katkılar sağlamaktadır. Araştırmamızın sonuçları dinin aile ilişkilerine etkilerini ele alan literatür ile uyumludur. Araştırmamız, dindar eşlerin, dini, aile sorunlarının oluşmasında önleyici ve ortaya çıkan aile sorunlarının çözümünde destek sağlayıcı olarak gördüklerini ortaya koymaktadır. Bu nedenle din, aile sorunlarının çözülememesinden kaynaklı içsel aile krizlerinin ortaya çıkmasını engelleyici, dışsal nedenli aile krizlerinin aşılmasında destek sağlayıcı ve aile yılmazlığını güçlendirici bir faktör olarak algılanmaktadır. Araştırmanın bulguları ilgili literatüre dayalı olarak tartışılmış, elde edilen sonuçların literatürle uyumlu olduğu görülmüştür. Son olarak ileri çalışmalar ve aile üzerinde çalışma yapan kurumlar için önerilerde bulunulmuştur.

AileAile içi ilişkilerAile sorunları+7
Volkan Tekdemir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Jesuit missionary approaches to the 'Muslim infidels' and its impact today

With the approach of the Ottomans to Europe and the failed crusade, priests and missionaries decided to move forward against the Ottomans, the other and the Muslim infidels with the 'divine sword', defeating them by stabbing the 'divine sword' right through their hearts. Starting with the priest and missionary Juan de Segovia who happen to have written a polemic work against Islam, the Quran and its traditions, he never transferred his missions outside Europe but perhaps influenced other priests and missionaries with his approach and with his work to further his 'divine sword'. Ignatius de Loyola and his Jesuit Order were known for their 'universal' missions and their interactivity with 'Muslim infidels' outside Europe. Altough, Ignatius himself never left the borders of Europe for missionary purpose but his fellow 17th century Jesuit members did and they did so gradually by travelling an residing in countries like India, Japan and Mesopotamia. This thesis will show a more detailed insight on Jesuit missionary approaches to Muslims and their interactivity with them in and outside Europe.

JesuitsHistory of religionsMissionary+3
Bengi Alp
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Deizmin serüveni ve günümüzdeki sosyo-kültürel görünümü

Varoluşundan beridir insanoğlu düşünen, idrak eden, sorgulayan ve sorguladığı şeyleri anlamlandırma gayretinde olan bir varlıktır. Bu sorgulama ilk olarak kendini tanıma merakıyla başlamış, daha sonra da evreni anlayabilme ve yaratıcı düşüncesiyle devam etmiştir. Her coğrafyanın farklı algı ve kabulleri olduğu gibi, her çağın da kendine özgü tepkisel boyutları bulunabilmektedir. Deizm düşüncesi de bu felsefi boyutlardan birisidir. Bu çerçevede araştırmanın temel amacı, katılımcıların teolojik argümanlarını, onları bu tutuma yönlendiren toplumsal olgu ve olayları, toplumsal norm ve uyumlarındaki iletişim kanallarını ve deizmi tercih etmiş bu bireylerin dini kurumlara ve topluma bakış açılarını yoklamaktır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır: Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi, kapsamı ve yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde, tezin ana sorunsalına yönelik ulusal ve uluslararası literatür incelenerek çerçevesi çizilen deizm inancının kavramsal içeriği, çağın yaşadığı büyük dönüşümler olan; sekülerleşme, küreselleşme ve teknolojik gelişmeler ışığında ele alınmıştır. İkinci bölümde ise, görüşme verilerinden elde edilen bulgular incelenmiş ve ortaya çıkan sonuçlar değerlendirilmiştir. Bireylerin deist inanca yönelimine yol açan sebeplerin arka planında hangi kodların olduğunu sosyolojik boyutlarıyla incelemeye odaklanılan bu çalışmada, yorumlayıcı yaklaşımı esas alan nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda kendisini deist olarak tanımlayan 35 katılımcı ile görüşülmüştür. Verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış olup, verilerin analizinde ise, içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen bulgular, günümüzün sosyal dinamiği ve pratikleriyle karşılaştırılmış, Maxqda 2020 nitel analiz paket programı ile kategorize edilmiş ve ortaya çıkan bulgular üzerinden yorumlama yapılmıştır. Araştırmaya katılan deist bireylerden elde edilen bilgilere göre, deizmin sadece gençler arasında değil, bütün yaş gruplarını kapsayacak düzeyde yayıldığı görülmüştür. Katılımcıların deizmi tercih etmelerinde, bireylerin kaygılarını artıran çalkantılı yaşam şartları, sorgulamalarını kısıtlayan unsurlar, rahat ve huzurlu hayat için özgürlük arayışı ve tepkisel olma durumları etkili olmaktadır. Akıl ve mantık örüntüsü çerçevesinde seküler bir yaşam arayışında olan bireylerin, deizm gibi düşünce akımlarına yöneldikleri anlaşılmaktadır.

BilimDeizmDin sosyolojisi+3
Bekir Şahin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gazali ve Heidegger düşüncesinde ölüm ve ölümlülüğün anlamı

Bu çalışmada iki farklı düşünce geleneğinin önde gelen filozoflarından olan Gazali ve Heidegger'in ölüm ve ölümlülük hakkındaki düşünceleri karşılaştırmalı bir şekilde ele alınmıştır. Gazali, bedenin ölümünü dünyevi ölüm olarak adlandırmış ve ölümü bir geçiş süreci olarak görmüştür. Ona göre insan bu dünyaya bir amaç doğrultusunda gönderilmiştir: Tanrı'yı tanımak. Tanrı'yı tanımak, insanın kendisini tanıması ve anlaması sayesinde mümkün olur. İnsanın bir parçası olan, dolayısıyla da anlaşılması gereken ölüm, aynı zamanda bu anlamlandırma sürecini dönüş olmayacak bir biçimde sona erdirir. Gazali'nin düşüncesinde, ölümlülüğün insanın dünyadaki en önemli hakikati olması, süreyi sınırlandırması, ahiret ve dünya arasında bir köprü vazifesi görmesi ve en önemlisi insanın nasıl yaşayacağı konusunda rehber olması anlamlı ve değerli bir hayatın inşasını mümkün kılar. Heidegger ise Dasein'ın ölümünü, varlığının sona ermesi olarak adlandırmıştır. Ona göre ölüm, Dasein'ın varlığının bu dünyadaki tüm olanaklarının bitmesi ve onun artık bu dünyada yer almaması demektir. Yani ölümle Dasein'in varlığı olanaksız hale gelmekte ve Dasein en asli gerçekliği olan hiçliğiyle yüzleşmektedir. Fakat Heidegger, hiçliğiyle yüzleşen insanın otantik bir varoluşa yöneldiğini belirtir. Heidegger'e göre böyle bir insan, ölümün, olanaklarının sonu olduğunu fark ettiği için diğer insanlar gibi olmayan, onları taklit etmeyen, kendine has fikirleri olan sahih bir yapıya kavuşur. Gazali, ölümü ahirete bir hazırlık süreci olarak görüp ölümün Tanrı'yı tanımayı, anlamayı ve ilahi emirlere uygun bir hayat yaşamayı sağlaması sebebiyle hayatı anlamlı hale getirdiğini belirtirken, Heidegger ölümü otantik bir varoluşa geçiş sağlaması bağlamında anlamlandırmıştır. Her iki düşünür de ölümlülüğün bilincinde olmakla insanın çeşitli imkanlara sahip olacağını belirtmiş ve ölümün kabullenilmesiyle ve sık sık anılmasıyla ölüme hazırlıklı olmanın önemini vurgulamıştır. Ancak iki düşünür, ölüme hazırlanma bağlamında ve ölüme yüklenen anlamlar bakımından farklı sonuçlara ulaşmıştır. Bunun temel nedeni, Gazali'nin dini inancını eserlerine yansıtan bir mutasavvıf filozof, Heidegger'in ise varoluşçu bir filozof olmasıdır. Anlam ve varlık konusunda Gazali önceliği Tanrı'ya verirken Heidegger varlığa vermiştir. Anahtar Kelimeler: Gazali, Hayatın Anlamı, Heidegger, Otantiklik, Ölüm, Ölümlülük

Din felsefesiFelsefeGazzali+5
Nilüfer Nur Uslu
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between individualism, collectivism and religiosity in young adults aged 18 and 30

The general aim of this thesis is to examine the relationship between individualism, collectivism and religiosity in young adults aged 18 and 30 and to conduct quantitative research on the relationship between these variables. This work consists of two chapters. In the first chapter, the concepts of individualism, collectivism and religiosity are discussed with their sub-dimensions and literature review on the subject is made. In the second chapter, there are quantitative research conducted on the relationship between individualism, collectivism and religiosity variables and evaluations made according to the results of the study. In this study, which utilized the relational screening method, the questionnaire technique is applied "Individualism and Collectivism Scale in Young Individuals" developed by Kahveci and Sever (2016) and the "Religiosity" scale developed by Gülmez (2014) are used. The research is conducted with 359 participants. Respondents are young adults between the ages of 18 and 30. As a result of this study, while no correlation between individualism and collectivism is found, a positive relationship between religiosity and collectivism and a negative relationship between religiosity and individualism are determined.

IndividualismReligiousnessYoung adult+2
Ayşe Aydar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanmış aile çocuklarının sosyal uyum süreci ve dindarlık düzeyleri arasındaki ilişki üzerine bir araştırma

Günümüzde boşanma, yaygın bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır ve pek çok sıkıntı ve zorluğu beraberinde getirmektedir. Türkiye'de yaşanan boşanma oranlarının da gün geçtikçe arttığı görülmektedir. Boşanma sonrasında öncelikle boşanan bireyler, dolaylı olarak da toplum üzerinde ruhsal açıdan büyük hasara neden olmaktadır. Boşanma durumuna hazırlıklı olmadıkları ve anne babaları ile olan bağlarının kopması söz konusu olduğu için çocuklar, bu durumdan çok daha fazla etkilenmekte ve çocuklar yaşadıkları olumsuz durumlar sonucunda sosyal uyum problemleri yaşmaktadır. Bu araştırmanın amacı 12-17 yaşlarında bulunan boşanmış aile çocuklarının boşanma sonrası sosyal uyum ve dindarlık düzeylerinin incelenmesidir. Araştırma, Hatay ilinde lise seviyesinde eğitim gören ergenlik (12-17) dönemindeki boşanmış aile çocuklarından 111 katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ilişkisel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırma verilerini toplamak "Boşanma Uyum Envanteri", "Dindarlık Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; istatistik paket programı kullanılmıştır. Araştırma temel problemine göre gerçekleştirilmiş ve sosyal uyum ile dindarlık ilişkisi bakımından boşanmanın çocuğun bu durumun olumsuz etkilerinden kurtulup sosyal uyumuna etki eden etmenler açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca boşanma sonrası dindarlığın sosyal uyum üzerinde etkisi olup olmadığını açıklamak da hedeflenmiştir.

BoşanmaBoşanmış ailelerDin psikolojisi+5
Amine Akdemir
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

In the context of power struggle theo-strategy and its components

In this thesis, power-religion and society relation around the power struggle phenomenon is discussed by touching on the change of the meaning of power phenomenon and also its historical and sociological background. Thus, it is focused on the Theo-strategical and Theo-sociological side, especially related to religion and sociology, in terms of the sociological intervention of power struggle. In this way it is aimed to interpret the religion, which is an important element of power struggle, by a strategic look within its connection from daily life to economy, politics, International relations and history. In accordance with an interdisciplinary approach, sufficient amount of source is scanned, explained and analyzed by using document analysis method. Attention has been drawn to Theo-strategies of Islamic societies carried especially through the Salafi mentality based organizations. Also it has been benefited from absence of center thought of problem deconstruction approach. Apart from the psychological motivation provided to believers, it has been revealed that religion could be used as a means of Theo-strategical and sociological intervention on power struggles. Once again, it has been stressed that it is the most important implementation area of the natural features of human being such as describing, naming and explicating features to show how the actuality could change from past to present on the power struggle and how the terms were misused. Keywords: Power Struggle, Religion, Sociological Intervention, Theo-Sociological Intervention, Theo-Strategy

Religious sociologyReligious-society relationsPower+4
Habib Celaleddin Kartal
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00