
15
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Sol meme kanseri radyoterapisinde nefes tutma tekniğinin risk altındaki organ dozları üzerine etkisinin dozimetrik olarak karşılaştırılması
Meme kanseri radyoterapi (RT)'sinde hedef hacimde iyi bir doz dağılımı sağlamak kadar riskli organlar (OAR)'in korunması da önemlidir. Bu nedenle nefes tutma [Breath-Hold (BH)] tekniği ile yapılacak RT'de OAR'i hedef hacimden uzaklaştırarak RT dozlarını azaltmayı amaçladık. Daha önce RT almış ve tedavilerini tamamlamış 10 sol meme kanseri tanılı hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların hem [Free Breathing (FB)] hem de BH tekniği ile alınmış farklı bilgisayarlı tomografi (BT) görüntüleri tedavi planlama sistemi (TPS)'ne aktarılarak her hasta için 2 ayrı VMAT tekniği ile tedavi planı yapıldı. Yapılan planlarda doz hacim histogramı (DVH) kullanılarak hedef hacim, kalp, LAD, ipsilateral akciğer, kontralateral akciğer, tüm akciğer, karşı meme, brakial pleksus, tiroid ve özofagusun aldığı dozlar karşılaştırıldı. FB ve BH teknikleri ile yapılan tedavi planlarının dozimetrik olarak karşılaştırılması sonucu, BH tekniği ile yapılan tedavi planlarında kalp, LAD ve ipsilateral akciğer dozlarındaki azalmanın istatistiksel olarak anlamlı (p<0.05) olduğu görülmüştür. Kontralateral akciğerin V5 değeri FB tekniğinde istatistiksel olarak daha düşük (p=0.043) bulunmuştur. Tüm akciğerin Dmax, Dmean, V10 değerleri istatistiksel olarak daha düşük (p<0.05) bulunmuştur. Karşı meme, tiroid, brakial pleksus ve özofagus için BH tekniği ile yapılan planlarda istatistiksel olarak bir fark görülmemiştir. Her iki planlama tekniğinde planlanan hedef hacim (PTV) referans izodoz tarafından yeteri kadar sarılmıştır. Sol meme kanseri tanısıyla RT endikasyonu konan hastalarda BH tekniği ile hedef hacmin alması istenilen dozdan ödün vermeden, kalp, LAD, ipsilateral akciğerin aldığı dozların düşürülebileceği ve uygulanabilir bir yöntem olduğu görülmüştür.
Calculation of detector specific output correction factors based on IAEA-AAPM TRS 483 for 6 MV flat/ unflat photon beams andcomparison with literature
In the TRS-483 recommendations, output correction factors to be applied in small fields are specified as a single value for each detector and field size, regardless of the Linac model, collimation, or filtering difference. For small fields where LCPE is lost, dosimetric measurements are seriously affected by the presence of the detector used in the absorbed dose measurements resulting in problems like Volume Averaging and Perturbation effects. Since Scp values are used in the treatment MU value calculations, if the Correction Factors due to the detector differences are entered into the TPS incompletely, the dose calculations are incorrect in the plans where small fields such as SRS, SRT, SBRT are used frequently. In our study, correction factors for 7 different detectors and 9 different field sizes (0.5, 1.0, 2.0, 2.5, 3, 3.5, 4.0, 4.5, 5.0 cm2 ) were calculated using the experimental method and their compatibility with the correction factors specific to the detectors specified in the literature was investigated. 6 MV WFF and FFF photon output factors for CC01, CC04, Extradin A16, Pinpoint 3D, microDiamond, Edge and SRS Diode were calculated with Daisy Chain method using the intermediate field. Correction factors were found for each detector using the calculated field output factor for the EBT3 film. All measurements were performed on the Versa HD system. The field size of 4 x 4 cm2 and a CC13 ion chamber were used for intermediate-field calculations. It was observed that ion chambers are under-response in field sizes smaller than 3 cm2 and need a larger correction factor, whereas solid-state detectors are over-response, and need a relatively smaller correction factor than ion chambers. The percent variation between the correction factors for the two energies 6 WFF / 6 FFF was found to be a maximum of 2% for both ion chambers and solid detectors at field sizes of 2 cm2 and larger. There was a significant difference between the correction factors found for all detectors we used in our study for both energies in the field sizes smaller than 2 cm2.
Özofagus kanseri tedavisinde radyoterapi tekniklerinin doz dağılımına etkisinin araştırılması
Bu tez çalışmasında; tedavi edilmiş 15 özofagus kanserli hastada 3 farklı cihaz ve 4 farklı yöntem için hedef hacmin aldığı doz ve kritik organ dozları bakımından birbirlerine karşı üstünlüklerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. Tedavi için önceden Bilgisayarlı Tomografi (BT) görüntüleri çekilmiş hastalara 3 Boyutlu Konformal Radyoterapi (3B-KRT), Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi (YART), Hacimsel Ayarlı Ark Terapi (YAAT) ve Helikal Tomoterapi (HT) tedavi yöntemlerinin sanal planları oluşturulmuştur. Doz hacim histogramı (DVH) yardımıyla planlanan tedavi hacmi (PTV) ve riskli organ (OAR) dozları karşılaştırılmıştır. SPSS analizi sonucunda birbirlerine karşı üstünlükleri değerlendirilmiştir. PTV için fraksiyon başına 180cGy toplamda 5040cGy doz verilmiştir. Her planlama da 6MV ışın kullanılmıştır. Reçete edilen doz her plan için %95'e normalize edilmiştir. Tedavi hacimlerinin değerlendirilmesi için ICRU 83 raporları baz alınmıştır. PTV için; en homojen doz dağılımı YART tekniğine aittir. HI karşılaştırmaları sonucunda 3B-KRT 0,84±0,01; YART 0,57±0,05; YAAT 0,06±0,013; HT 0,08±0,03 (p<0,001). En üniform doz dağılımı YAAT tekniğine aittir. CI değerleri 3B-KRT 1,84±0,2; YART 1,25±0,05; YAAT 1,19±0,04; HT 1,2±0,06 (p<0,001). Hedef Kapsama İndexi (TCI) için en iyi teknik HT dir. 3B-KRT 1,85±0,23; YART 1,08±0,27; YAAT 1,08±0,05; HT 0,92±0,01 (p<0,001). Uniformity İndex (UI) için YART en iyisidir. 3B-KRT 1,07±0,01; YART 1,03±0,009; YAAT 1,04±0,009; HT 1,05±0,01 (p<0,001). Riskli organlar (OAR) için, Spinal Kord verilerinin karşılaştırılmasında bütün tekniklerde koruma sağlanmıştır. Akciğer verilerinin karşılaştırmasında YAAT ve 3B-KRT teknikleri diğer tekniklere göre daha iyi koruma sağlamıştır. Kalp verilerinin karşılaştırılmasında YART ve YAAT teknikleri daha iyi koruma sağlamıştır. Sağ ve sol koroner arter için YAAT, YART ve HT tekniklerinde koruma sağlanmıştır. Özofagus kanseri radyoterapisinde, 4 farklı tekniğin istatistiksel olarak elde ettiğimiz veriler bütün teknikler için kabul sınırları içinde görülürken, PTV'ye reçete edilen dozu vermekte en iyi teknikler YAAT ve YART tekniğidir. Sağlıklı organları korumada ise bütün teknikler kabul sınırları içerisindedir. Anahtar Kelimeler: 3B-KRT, YAAT, YART, HT, Özofagus Kanseri
Farklı gama kamera kolimatörlerinden elde edilen görüntü kalitesi parametrelerinin doğrudan ölçümü ve Monte Karlo simülasyon sonuçları karşılaştırılması
This thesis aims to investigate National Electrical Manufactures Association (NEMA) performance measurements for Low Energy High Resolution (LEHR) and new developed Low Energy High Resolution Sensitivity (LEHRS) collimators and also simulate same measurements with Monte Carlo platform. Measurements done with the GE Discovery 670 SPECTCT installed in Yeditepe University Koşuyolu Hospital. Also, a Monte Carlo simulation software GATE used for simulations. Both LEHR and LEHRS collimators were represented with a gamma camera setup in GATE software for measurements. During the GATE simulations, Gamma Camera, crystals and collimators were investigated to simulate. After those setups at GATE pre-defined NEMA measurements were run to simulate, and results collected. As last step pre-defined NEMA measurements were run on gamma camera installed in Yeditepe University Hospital to compare the results. Keywords: NEMA, Monte Carlo, GATE, Geant, Gamma camera, Collimator
Image-based red bone marrow biodistribution and dosimetry of 177LU[LU]-PSMA-617 in patients with metastatic prostate cancer
177Lu[Lu]-PSMA-617 therapy applied in the nuclear medicine department is a very promising treatment for metastatic castration-resistant prostate cancer patients for treatment response, so it has become very popular recently. 177Lu[Lu]-PSMA-617, which has recently received FDA and EMA approval, is not among the standardized nuclear medicine treatments; therefore, it is essential to apply patient-specific personalized dosimetry for this application. PSMA, an antigen with specific uptake property for prostate cancers, is combined with 177Lu radionuclide and injected into patients. Because of the physical properties of the 177Lu radionuclide, it is possible to perform 177Lu[Lu]-PSMA-617 dosimetry by using nuclear medicine imaging techniques. As a result, the absorption dose values of the relevant organs and tumors can be calculated in order to determine how much damage is caused to the tumor and healthy organs as a result of the treatment applied. Calculation of the absorb dose value of the bone marrow, which is specified as the organ at risk in the treatment of 177Lu[Lu]-PSMA-617, is an important criterion in documenting the reliability of the applied treatment and planning the subsequent 177Lu[Lu]-PSMA-617 treatments. The main purpose of the applied dosimetry is to cause maximum damage to tumors while causing as little damage to healthy tissues as possible. Bone marrow dosimetry can be performed in two different ways: using blood measurements or nuclear medicine imaging techniques. There is no standardized or proven method in this regard. In this thesis, image-based dosimetry method was used for bone marrow dosimetry. The post-treatment bone marrow doses of patients with metastatic castration-resistant prostate cancer treated with 177Lu[Lu]-PSMA-617 included in the thesis study were calculated using different scanning modes. These scanning modes were performed using multiple 3D images (scanning mode 1), multiple 2D images and one 3D image (scanning mode 2), and a single 3D image (scanning mode 1). Bone marrow absorb dose values obtained due to three different scanning modes were compared with each other and with previously published literature data. This is the first study to calculate and compare personalized bone marrow absorb dose values using 3 different scanning modes in patients treated with 177Lu[Lu]-PSMA-617. Key Words: Image based dosimetry, Bone marrow dosimetry, Lutetium
Orbital kavitede metalik artefakt azaltma ile hibrit doz azaltma rekonstrüksiyon tekniklerinin etkin radyasyon dozu ve görüntü kalitesine etkisinin saptanması
Orbita, içerisinde önemli işlevi olan bulbus okuli gibi birçok yapıdan oluşan kompleks bir anatomik alandır. Göz küresi ve özellikle lens, radyasyonun deterministik etkisine maruz kalarak etkilenir. Bu nedenle, orbital alanın bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesinde ALARA (mümkün olan en düşük) prensibi kapsamında mümkün mertebede en düşük radyasyon dozunda en optimal görüntü kalitesine ulaşılması önem arz etmektedir. Bu çalışmada fantom materyali üzerinde, intrakranial operatif materyal varlığında orbital alan içerisinde yer alan farklı dansitelerin oluşturduğu kontrast farklılığının değerlendirilmesinde, bilgisayarlı tomografi görüntüleme teknikleri olan adaptive-iterative dose reduction (AIDR) ve single energy metalic artefact reduction (SEMAR) tekniklerinin birlikte kullanımının etkisi ve önemi araştırıldı. Katı fantom materyalinde orbital alana fantom zeminine göre hipodens ve hiperdens kontrast maddeler ile intrakranial alana metalik artefakt oluşturan materyaller yerleştirildi. 80, 100, 120, 135 kVp ve 0.6, 1.3, 2.6, 6, 12, 24.2 mAs tüp akımı değerlerinde AIDR ve SEMAR kapalı konumda görüntüler elde edildi. Elde edilen görüntüler AIDR ve SEMAR açık olarak rekonstrükte edildi. Elde edilen görüntülerin Doz-uzunluk çarpımı (DLP) doz parametreleri ile birlikte, Sinyal Gürültü Oranı (SNR), Kontrast Gürültü Oranı (CNR) ve subjektif olarak görüntü kalitesi parametreleri değerlendirildi. Subjektif değerlendirmenin AIDR ve SEMAR açık ve kapalı durumlardaki sinyal verileriyle anlamlı korelasyon gösterdiği belirlenmiştir. AIDR ve SEMAR tekniğinin hipodens ve hiperdens alanların CNR, SNR ve subjektif değerlendirilmesinde anlamlı bir artış sağladığı belirlenmiştir. Görüntü değerlendirmesinde AIDR ve SEMAR açıkken orbital kavitedeki hipodens ve hiperdens alanların tespitinde optimal en düşük doz parametresi 100 kVp ve 2.6 mAs olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, AIDR ve SEMAR tekniği metalik artefakt varlığında orbital alanın değerlendirilmesinde görüntü kalitesini artıran ve hastanın alacağı dozu azaltan önemli teknikler olduğu ortaya konmuştur.
Düşük risk prostat kanserinde yoğunluk ayarlı fraksiyone radyoterapi ile stereotaktik vücut radyoterapisinin dozimetrik karşılaştırılması
Radyoterapi (RT) uygulamalarında başlıca amaçlanan reçete edilen dozu hedef hacime verirken, hedef çevresindeki sağlıklı doku ve organları maksimum düzeyde korumaktır. Tedavi cihazlarında RT'nin yoğunluk ayarlı ve hacimsel yöntemler ile verilebilir hale gelmesi, bu amaca ulaşmamıza olanak sağlayan teknolojik gelişmelerdir. Gelişen görüntüleme, tedavi planlama sistemleri (TPS) ve tedavi cihazları ile prostat kanseri (PK) tedavisinde yoğunluk ayarlı RT (Intensity Modulated Radiation Therapy-IMRT), standart eksternal RT (External Body Radiation Therapy-EBRT) uygulaması haline gelmiştir. Son yıllarda PK RT'sinde, doz dağılımlarını daha iyi hale getirebilmek için, hacimsel yoğunluk ayarlı ark terapi (Volumetric Modulated Arc Therapy-VMAT) kullanılmaktadır. Ayrıca, PK için yapılan doz belirleme çalışmaları, fraksiyon başına yüksek dozlarda uygulanan RT'nin tümör kontrolünü artırdığını ortaya koymuş ve PK tedavisinde bu dozlara çıkabilmek için stereotaktik vücut RT'si (Stereotactic Body Radiation Therapy-SBRT) uygulanır hale gelmiştir. Bu çalışmada primer tanısı PK olan ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı'nda tedavi almış 15 PK tanılı hastaya ait bilgisayarlı tomografi (BT) görüntüleri üzerine, konvansiyonel fraksiyonasyon (KF) ve SBRT doz şemaları ile IMRT ve VMAT teknikleri kullanılarak, her bir hasta için 4 farklı (toplam 60) RT tedavi planı hazırlanmış ve tedavi planlarının dozimetrik karşılaştırılması yapılmıştır. Tüm hastalar için reçete edilen toplam doz, KF doz şeması için 78 Gray (Gy) olarak 39 fraksiyonda, SBRT doz şeması için ise 36,25 Gy olarak 5 fraksiyonda verilmiştir. Yapılan tedavi planlarında hedef hacmin reçete edilen dozun en az %95'ini alması ve risk altındaki organ (OAR) dozlarının referans alınan doz değerlerini sağlanması hedeflenmiştir. Oluşturulan tedavi planlarına ait doz hacim histogramları (Dose Volume Histogram-DVH) aracılığıyla doz değerleri elde edilmiş ve SPSS versiyon 13 yazılımı kullanılarak istatistiksel analizler Paired -T ve Wilcoxon testleri ile yapılmıştır.
İntraoperatif gama prob için benzetim tabanlı kavramsal tasarım geliştirme ve optimizasyon
Gama radyasyonunu tespit edebilen problar, cerrahi sırasında hasta üzerinden radyoaktivite sayımı yaparak fazla radyoaktivite tutulumu gösteren dokuların yerini belirleme amacıyla nükleer tıpta kullanılan taşınabilir radyasyon detektörleridir. Literatürde gama probların performans parametreleriyle ilgili birçok çalışma bulunmakta olup bu dedeksiyon sistemleri üzerine çalışmalar güncelliğini korumaktadır. Gama prob kullanımı durumunda hastaya verilen ve ilgili doku/organa tutunan radyoizotoplarda yayılan gama ışınları sayılmakta olup farklı radyoizotopların yayınlandığı gama enerjilerde farklılık göstermektedir. Bu probların farklı enerjiler için performans parametreleri değişmekle birlikte belirli enerji aralığına göre optimize edilmiş gama problarda sayım etkinliği açısından avantaj sağlamaktadır. Farklı sistem bileşenleri ve maliyetleri nedeni ile gerek ticari ve gerekse araştırma amaçlı çalışmalarda kavramsal tasarım ve optimizasyonlar için benzetim yöntemleri kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında, Monte Carlo tabanlı OpenGATE benzetimi yapılarak cerrahide kullanılan gama prob için farklı gama enerjilerine yönelik optimize edilmiş kavramsal tasarımlar yapıldı. Bunun için ilk olarak sintilasyon kristali içeren standart bir gama probu (KTÜ Farabi Hastanesi Nükleer Tıp Anabilim Dalında kullanılmış HiSens gama probu) örnek alındı. Kristal boyutlarına göre 140 keV (99mTc için) ve 511 keV (18F için) enerjilerde hassasiyet, açısal hassasiyet, enerji çözünürlüğü ve uzamsal çözünürlük parametreleri benzetilerek örnek prob katalog verileri ile karşılaştırılması yapılarak gerçekleştirilen benzetimlerin tutarlılığı doğrulandı. Bu doğrulama sonrası yüksek gama (511 keV) nerjisinde farklı kristal derinlikleri için prob teknik parametreleri açısından optimize kavramsal tasarımı ortaya çıkarıldı. Ayrıca yüksek enerji için tasarlanan bu gama prob tasarımının düşük gama enerji bölgesinde etkinliği de araştırıldı. Sonuç olarak, ülkemizde üretimi olmayan ancak cerrahi alanda önemli bir role sahip olan gama probun kristal derinliği cihaz performans parametreleri açısından değerlendirilerek farklı radyonüklid kullanım durumuna göre en etkili gama prob kristal derinlikleri belirlendi.
Tek foton emisyon tomografisinde kristal ölü tabakasının sistem performansı üzerine etkisinin incelenmesi
Günümüzde nükleer tıp alanında sıkça kullanılan SPECT (Tek Foton Emisyon Tomografi) etkin bir tanısal görüntüleme cihazıdır. Hasta vücuduna verilen radyofarmasötik maddeden yayılan gama ışınlarının sayılması ve bilgisayar sisteminde işlenerek kesitsel görüntülerin oluşturulması ilkesine dayanır. Elde edilen görüntülerin kalitesi hastalıkların doğru teşhis edilmesi açısından oldukça önemlidir. Görüntü kalitesinin en iyi düzeyde olması ancak cihazın kalite kontrol testlerinin düzenli olarak yapılması ile mümkündür. SPECT uygulamalarında görüntü kalitesini etkileyen faktörlerden biri de dedektör bileşenlerinden biri olan sintilasyon kristalinde zamanla oluşan ölü tabakadır. Bu çalışmada SPECT'te kullanılan NaI(Tl) sintilasyon kristalinde oluşabilecek ölü tabakaların sistem performansı üzerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla Monte Carlo yöntemi tabanlı bir simülasyon paketi olan GEANT4'e dayalı GATE benzetim kodu kullanıldı. İlk adımda standart SPECT modeli benzetimi yapılarak nükleer tıpta kullanılan düşük 140 keV (99mTc için), orta 167 keV (201Tl için) ve yüksek 364 keV (131I için) gama enerjilerinde SPECT performans parametreleri (Hassasiyet, uzamsal çözünürlük, enerji çözünürlüğü, kontrast) incelendi. Daha sonra benzetimi yapılan kristalin üzerine farklı kalınlıklarda ölü katmanlar oluşturularak aynı enerjiler için ölü tabakanın performans parametrelerine etkisi araştırıldı. Sonuç olarak, sintilasyon kristalinin ölü tabakasındaki artışa bağlı olarak SPECT sisteminin görüntü kalite değerlendirme parametrelerinde kötüleşmeler meydana geldiği görüldü. Anahtar Kelimeler: GEANT4, Kontrast, Monte Carlo, Ölü tabaka, Tek Foton Emisyon Tomografi
Tomoterapi ve VMAT (Volümetrik ayarlı ark terapi) tedavi teknikleri ile nazofarenks kanserli hastaların dozimetrik karşılaştırılması
Bu tez çalışmasında Nazofarenks kanserli hastalarda Tomoterapi ve VMAT tedavi teknikleri kullanılarak hedef ve risk altındaki organların aldığı dozların dozimetrik karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya tedavi süreci bitmiş nazofarenks kanseri tanılı 7 hasta alınmış ve tedavi planları her iki teknik için yeniden yapılmıştır. Yapılan planlar sonucu elde edilen dozimetrik veriler incelenmiştir. Hedef hacimler için tedavi planlama sisteminin kalitesini belirleyen CI ve HI değerlerine bakılmıştır. p değeri 0,05'ten büyük olduğu için anlamlı bir fark yoktur. Risk altındaki organlarda beyin sapı, lensler, optik sinirler, kiazma ve medulla spinalis için maksimum dozlar dikkate alınmışken, parotisler, ozefagus ve kohlealar için ortalama dozlara bakılmıştır. Lensler ve kohlealar için p değeri 0,05'ten küçük bulunmuştur. Tomoterapi'nin VMAT'a kıyasla küçük bir dozimetrik avantajının olduğu görülmüştür.
Prostat kanserli hastalar için tomoterapi ve cyberknife robotik radyocerrahi tedavi planlarının dozimetrik karşılaştırması
SBRT, EBRT içinde yer alan tipik olarak 5 cm'den küçük ekstrakraniyal lezyonları yüksek radyasyon dozu kullanarak ışınlayan bir tekniktir. Bu tez çalışmasında, düşük ve orta risk düzeyine sahip -daha önce tedavi görmüş- 10 prostat kanseri hastasına ait CT görüntüleri kullanılarak Tomoterapi ve CyberKnife cihazlarında hazırlanan tedavi planlarının SBRT tekniği açısından dozimetrik olarak karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yapılan planlamalarda hedef hacme 5 fraksiyonda, toplamda 36.25 Gy reçetelendirilmiş doz tanımlanmıştır. Planlamalar sonucunda DVH kullanılarak hedef hacim için HI, CI, nCI tedavi parametreleri, kritik organ hacimlerine karşılık gelen doz değerleri ve fraksiyon başına MU ve tedavi süreleri hesaplanmıştır. Elde edilen bu değerlerin istatistiksel analizinde Wilcoxon Eşleştirilmiş İki Örnek Testi kullanılmıştır. CyberKnife ve Tomoterapi'de hazırlanan tedavi planlarında hedef hacimler için elde edilen verilerin dozimetrik karşılaştırması yapıldığında HI, CI ve nCI değerlerinin her birinde p< 0.05 çıkmıştır. Kritik organlardan rektum (%5, %10, %20, %50) ve mesane (5cc, 10cc) hacimlerine karşılık gelen doz değerlerinin hepsinde p<0.05 olarak bulunmuşken femur başlarına (sağ femur, sol femur, 10cc) karşılık gelen doz değerleri p>0.05 olarak hesaplanmıştır. Fraksiyon başına MU ve tedavi süreleri açısından incelendiğinde ise her ikisinde de p<0.05'tir. İstatistiksel olarak; CyberKnife'da CI ve nCI parametreleri Tomoterapi'ye kıyasla daha iyi bulunmuşken, HI parametresi CyberKnife'a kıyasla Tomoterapi'de daha iyi çıkmıştır. Kritik organlar açısından incelediğimizde ise Tomoterapi mesane ve rektumu CyberKnife'a oranla daha iyi korumuşken, femur başları her iki cihazda da benzer sonuçlar vermiştir. Fraksiyon başına MU ve tedavi süresi kıyaslandığında Tomoterapi'de CyberKnife'a oranla daha iyi sonuçlar alınmıştır.
Desinging collimators for gamma cameras using Monte Carlo code
This thesis aims to enhance the resolution and sensitivity of the LEHR collimator used in gamma cameras by modifying the septa height, septa thickness, and hole diameter parameters. The study involves acquiring NEMA measurements of the LEHR collimator and creating a realistic simulation environment using Monte Carlo simulations. Subsequently, the gamma camera, crystal, collimator, and associated components are simulated on the GATE platform. Selected values of septa height, septa thickness, and hole diameter are used in the simulations to evaluate their effects on collimator resolution and sensitivity.
Comprehensive physical evaluation and clinical validation of the high resolution digital detector array for Stereotactic Radiosurgery(SRS) quality assurance
This study aims to ensure that the clinical accuracy of the IBA myQA SRS detector used in the clinic is tested according to the Gamma index criteria by generating pre- and post- modelling corrected and uncorrected models (-0,05 mm in the MLC offset value and 0,99 for absolute dose correction were done.). The plan of 17 patients was retroactively measured at the Monaco TPS with the myQA SRS dosimeter system. For 10 of these plans, IBA myQA SRS results were compared with EBT-XD radiochromic films based on GPR values. The maximum minimum volumes and distances of the lesions are in the range of 0,087 cc and 16,815 cc; 8,5 cm and 1,5 cm respectively. the myQA SRS dosimeter has an average GPR value of 91,99%, 87,32% and 71,89% before modeling, according to the measurements of 3%/2mm, 2%/2mm and 2%/1mm gamma criteria respectively; after modeling it has GPR values of 92,56%, 88,54% and 75,91% respectively. The film dosimeter has an average GPR value of 93,59%, 89,26% and 72,13% prior to modeling, respectively for 3%/2mm, 2%/2mm and 2%/1mm gamma criteria, and 94,06%, 90,66%, and 72,83% after modeling. Both the film myQA SRS and the film showed more distinctly the difference in MLC in patients with the smallest lesions at the 2%/1mm criterion, and both detector systems were able to detect the difference of MLC at the same rate. The myQA detector system is a quality detector that can detect as well as a film.
Dosimetric calculations in 90Y microsphere treatment
The aim of this study is to compare the mean absorbed doses of tumor, irradiated healthy parenchyma and whole liver obtained by 99mTc¬-MAA SPECT / CT and 90Y PET / CT images before and after treatment in patients receiving 90Y microsphere treatment. Patients with lung shunt fractions> 0.2 are excluded from the treatment. In total of 14 patients (8 females, 6 males, age: 35-76 years, totally 18 tumors) who underwent 90Y microsphere treatment at Yeditepe University Hospital between May 2018 and February 2019 participated in the study. SPECT images are obtained by injecting an average of 185 MBq 99mTc¬-MAA during angiography. The required administered activities for SPECT images were calculated based on VOIs (Volume of Interests) for tumor, irradiated healthy parenchyma and whole liver using the partition method. After 90Y treatment, PET / CT scan is performed and the absorbed dose was calculated with reference to 99mTc-MAA SPECT / CT images, areas for tumor, irradiated healthy parenchyma and whole liver using the same method as 99mTc¬-MAA SPECT. As a results; The absorbed dose of tumor, irradiated healthy parenchyma and whole liver calculated from PET / CT and SPECT counts were compared using Bland Altmann method and 87.5% of the values were found to be within the confidence interval. In this study, it can be said that activity planning based on 99mTc-MAA SPECT is related to 90Y microsphere PET / CT dosimetry calculated based on 99mTc-MAA SPECT areas. The 90Y microsphere PET / CT-based post-treatment dosimetry, based on the 99mTc-MAA SPECT areas, is an effective method for predicting treatment efficacy.
Lutesyum-177 PSMA tedavisinde kantitatif SPECT/CT ile hastaya özgü dozimetri
ABSTRACT Çelik, G. Patient- Specific Internal Dosimetry with Quantitative SPECT/CT in Lutetıum-177 PSMA Treatment. Yeditepe University, Institute of Health Science, Department of Medical Physics, MSc Thesis, İstanbul. In present times, treating prostate cancer resistant to castration with modalities of nuclear medicine such as Lutetium-177 (Lu-177) marked PSMA (prostate-specific membrane antigen) has become more prevalent. Lu-177 with PSMA is administered intravenous, spreading radioactivity through the body of the patient. The agent, reaching the cancerous prostate cells and metastasis, shows its effect by the ionizing beta rays. PSMA also affects healthy tissues such as the kidney, salivary glands, and lacrimal glands, meaning that also healthy tissue is affected by the radiation. In order to avoid toxicity within the kidneys, administration of lower kidney doses are recommended. Hence, dosimetric calculations must be conducted before treating patients with Lu-177 PSMA. While the beta rays of Lu-177 treats the tumor, gamma rays and the SPECT system aids in visualizing the process, which is crucial when analyzing critical organs such as the kidney and their bio-breakdown progress over time of due to Lu-177. With this observational measurement (this information) and the MIRD (Medical Internal Radiation Dosimetry), the radiation level critical organs are exposed to can be calculated individually for each patient. In this study, we aim to plan an individual dosimetry for each patient undergoing Lu-177 PSMA treatment. In order to quantitatively visualize Lu-177 in the SPECT/CT system of the Yeditepe University Hospital Nuclear Medicine department, the necessary imaging and reconstruction parameters are determined. Furthermore, count-activity calibration is defined whereas the obtained data is conducted to determine specific dosimetry calculation for each patient individually. Currently, patient-specific dosimetry studies are being done by either SPECT systems used for visualization. Methods of visualization must be calibrated during the adjusting of the visualization parameters. In this thesis, the calibration and parameter are designated in order to plan patient-specific dosimetry studies. This scientific study will also aid another study currently conducted at the Yeditepe University Hospital Nuclear Medicine Department on DOTATATE, a different peptide connected to Lu-177, used for neuroendocrine tumor treatment, by also allowing for the calculation of patient-specific dosimetries. Additionally, this study will lead to the safe treatment of patients as well as new studies focusing on dose-reaction relationships at tumors in similar treatment modalities. Key words: Prostate Cancer, Nuclear Medicine Treatment, Dosımetry, Quantitative, Lutetıum