Aydın Adnan Menderes University
Discipline

Hastane Enfeksiyon Kontrolü Anabilim Dalı

Aydın Adnan Menderes University

10

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin hastane enfeksiyonlarının önlenmesine ilişkin bilgi düzeylerinin belirlenmesi, bir üniversite hastanesi örneği

HEMġĠRELERĠN HASTANE ENFEKSĠYONLARININ ÖNLENMESĠNE ĠLĠġKĠN BĠLGĠ DÜZEYLERĠNĠN BELĠRLENMESĠ, BĠR ÜNĠVERSĠTE HASTANESĠ ÖRNEĞĠ Balıkçıoğlu D.Ü. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hastane Enfeksiyon Kontrolü Programı, Yüksek Lisans Tezi Aydın, 2025. Amaç: Bu araĢtırma, hemĢirelerin hastane enfeksiyonlarının önlenmesine yönelik bilgi düzeylerini değerlendirmek ve bu düzeyin çeĢitli bilgi alanları ve demografik/mesleki değiĢkenler doğrultusunda farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla gerçekleĢtirilmiĢtir. Gereç ve Yöntem: Bu araĢtırma, hemĢirelerin hastane enfeksiyonlarının önlenmesine yönelik bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel tasarımda yürütülmüĢtür. AraĢtırmanın örneklemini, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve AraĢtırma Hastanesi'nde en az altı aydır görev yapan ve çalıĢmaya gönüllü olarak katılan 108 hemĢire oluĢturmuĢtur. Veriler Ekim–Aralık 2024 tarihleri arasında toplanmıĢtır. Etik kurul onayı 13.09.2024 tarihli toplantıda, 2024/029 protokol numarası ile alınmıĢtır. Veriler, literatür taranarak oluĢturulan ve uzman görüĢleriyle yapılandırılan iki bölümlü bir anket formu ile toplanmıĢtır. Ġlk bölümde sosyo-demografik ve mesleki bilgiler, ikinci bölümde ise enfeksiyon kontrolüne iliĢkin 47 kapalı uçlu madde yer almıĢtır. Bu maddeler altı bilgi alanına ayrılmıĢ ve doğru yanıt sayısına göre puanlanmıĢtır. %60 ve üzeri doğru yanıt ―yeterli‖ bilgi düzeyi olarak kabul edilmiĢtir. Veriler, SPSS 21.0 programı ile analiz edilmiĢtir. Betimleyici istatistiklerin yanı sıra ki-kare testi ve Spearman korelasyon analizi uygulanmıĢ; anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiĢtir. Bulgular: Elde edilen bulgular, hemĢirelerin genel olarak yüksek düzeyde bilgiye sahip olduğunu, özellikle el hijyeni ve kiĢisel koruyucu ekipman kullanımı bilgi alanında en yüksek baĢarı ortalamasının gözlendiğini ortaya koymuĢtur. Buna karĢılık, üriner sistem enfeksiyonlarının önlenmesine yönelik bilgi düzeyinin en düĢük ortalamaya sahip olduğu tespit edilmiĢtir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda; cinsiyet, eğitim düzeyi, çalıĢılan servis ve eğitim alma durumu gibi değiĢkenlerin belirli bilgi alanlarında anlamlı fark yarattığı vi görülmüĢtür (p<0,05). Özellikle solunum yolu enfeksiyonları, periferik venöz kateter ve cerrahi alan enfeksiyonlarına iliĢkin bilgi alanlarında bilgi düzeyinin bazı değiĢkenlere göre anlamlı Ģekilde farklılaĢtığı belirlenmiĢtir. Sonuç: Sonuç olarak, hemĢirelerin enfeksiyon kontrolüne iliĢkin genel farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu; ancak bazı alt bilgi alanlarında bilgi eksikliklerinin bulunduğu tespit edilmiĢtir. Bu doğrultuda, eğitim programlarının uygulamaya dönük biçimde yeniden yapılandırılması ve bilgi alanlarına özel içeriklerle desteklenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bilgi, Hastane enfeksiyonu, HemĢirelik.

Hastane enfeksiyonları
Durdu Ülker Balıkçıoğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi intörn hekimlerinin izolasyon önlemleri konusunda bilgi ve farkındalık düzeyleri

Bu çalışma tanımlayıcı nitelikte olup, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi intörn hekimlerinin izolasyon önlemleri konusunda bilgi ve farkındalık düzeylerini belirlemek, çıkan sonuçlar doğrultusunda öneriler geliştirmek amacıyla 2020 Şubat - 2020 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilmiş nicel bir çalışmadır. Araştırmanın evreni, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesinde 2019-2020 eğitim yılında öğrenim gören ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 101 intörn hekimden oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak, literatürden yararlanarak hazırlanan ve üç bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Anketin ilk bölümünde kişisel bilgilerin yer aldığı altı adet soru, ikinci bölümde intörn hekimlerin izolasyon önlemleriyle ilgili bilgilerini değerlendirmek amacıyla hazırlanmış olan ve yalnız bir doğru yanıtın olduğu 15 adet çoktan seçmeli soru, üçüncü bölümünde ise 18 maddeden oluşan intörn hekimlerin izolasyon önlemlerine uyumunu belirlemeye yönelik Beşli Likert Ölçeği şeklinde hazırlanan ifadeler yer almaktadır. Anketler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme ile uygulanmış ve intörn hekimlerin onayları alınmıştır. Araştırmadaki verilerin sonuçları IBM SPSS Statistics 26 programı kullanılarak analiz edilmiş, tanımlayıcı istatistiksel metodlar, Ki-kare ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. P<0,05 olan değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. İntörn hekimlerin %90'ından fazlasının izolasyon önlemleri, standart izolasyon önlemleri, el hijyeni, eldiven kullanımı, bulaş yoluna yönelik izolasyon yöntemlerinin figürleri, temas izolasyonunda kullanılan ekipmanlar ve damlacık yoluyla bulaşmayan enfeksiyon etkeni konusunda yeterince bilgili oldukları; hastanedeki beş el yıkama endikasyonu, koruyucu ekipmanlar, temas ve solunum izolasyonu gerektirmeyen enfeksiyon etkenleri, damlacık ile solunum izolasyonunda kullanılan maske çeşitleri ve negatif basınçlı odanın kullanıldığı izolasyon yöntemi konusunda %50'sinin bilgilerinin eksik olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca intörn hekimlerin tamamına yakınının cerrahi el yıkama süresini yanlış bilmesi de bu konudaki eksikliklerini ortaya koymuştur. İntörn hekimlerin bilgi sorularına verdikleri doğru yanıtlar cinsiyete göre incelendiğinde, koruyu ekipman çıkarma sırası ile temas izolasyonu gerektirmeyen enfeksiyon etkeni sorusuna verilen yanıtlar arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. Bilgi sorularına verilen doğru yanıtlar akademik başarı değişkenine göre incelendiğinde ise cerrahi el yıkama süresi ile temas izolasyonu gerektirmeyen enfeksiyon etkeni sorusuna verilen yanıtlar arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. Çalışmamız sonuçları ışığında intörn hekimlerin izolasyon önlemlerine yönelik daha fazla eğitime ihtiyaç duydukları ortaya konulmuştur. Bu nedenle hekim adaylarımızın izolasyon önlemleri konusundaki bilgi düzeyleri gözden geçirilmeli, eğitim müfredatlarında izolasyon yöntemleri konusuna daha fazla yer verilmeli ve pratik eğitimlerde bu konular üzerinde daha fazla durularak intörn hekimlerin mezuniyet öncesinde izolasyon önlemlerine yönelik bilgi eksiklikleri tamamlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: El dezenfeksiyonu, Hastane enfeksiyonları, Hasta izolasyonu, İntörnlük.

DezenfeksiyonDoktorlarEl yıkama+4
Tuğçe Tahan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane sağlık personellerinin izolasyon önlemleri bilgi ve uyum düzeyinin belirlenmesi

Amaç: Araştırma, Van Bölge Eğitim Araştırma Hastanesinde çalışan sağlık personellerinin hastane enfeksiyonlarını önlemek için izolasyon önlemlerine uyum düzeylerini belirlemek, sonuçlar doğrultusunda öneriler geliştirebilmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın evrenini Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan toplam 150 gönüllü sağlık çalışanı oluşturmuştur. Araştırma, Aralık 2020 ve Temmuz 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, farklı literatürlerden yararlanılarak oluşturulan anket formu ve Tayran tarafından geliştirilen "İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Anketin ilk bölümünde; kişisel bilgiler, hastane enfeksiyonları ve izolasyon önlemlerine uyum durumu ve sağlık çalışanlarının bilişsel düzeyinin tespiti ile ilgili sorular yer almaktadır. İkinci bölümde ise "İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği (İÖUÖ)" bulunmaktadır. Bulgular: Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, SPSS 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler frekans, yüzde, aritmetik ortalama, ortalama ve ± standart sapma olarak verilmiştir.Verilerin analizinde ANOVA ve Bağımsız Gruplar T Testi kullanılmıştır. Bulgular literatür bilgileri ışığında tartışılarak sonuçlandırılmıştır. Sağlık çalışanlarının hastane enfeksiyonlarını önlemede izolasyon önlemlerine uyumları yüksektir. Cinsiyet, medeni durum, görev, eğitim durumu, meslekte çalışma yılı, hastane enfeksiyonları ve izolasyon önlemleri hakkında yeterli bilgiye sahip olma durumu, hastane enfeksiyonlarının eğitimle kontrol edilebileceğine inanma durumu, çalıştıkları birimde uyguladıkları izolasyon türü, izolasyon odası ayırabilme durumları, hastane enfeksiyonlarının yayılmasında sağlık personelinin etkisi olduğuna inanma durumu, enfeksiyonların önlenmesinde el hijyeninin etkili olduğuna inanma durumlarının izolasyon önlemlerine uyumu etkilediği tespit edilmiştir. Yaş, hastane enfeksiyonları ile ilgili eğitimleri kimden/nereden aldıkları, izolasyon uygulanan hasta bulunma durumları ise izolasyon önlemleri uyumu üzerinde etkisi olmayan değişkenler olarak nitelendirilmiştir. Ölçek alt boyutlarından en fazla anlamlılık çevre kontrolü ve bulaşma yolu boyutlarındadır. Hastane sağlık çalışanlarının hasta izolasyon önlemleri ile ilgili bilişsel düzeyleri yüksektir. İzolasyon önlemlerini uygularken en sık yaşanan sorun, hasta ve hasta yakınlarının izolasyon önlemlerini uygulama konusunda sağlık çalışanlarına sorun teşkil etmeleridir, en az yaşanan sorun ise izole hastayı normal hastadan ayırt edememedir. Sonuç: Sağlık çalışanlarına izolasyon önlemlerine uyum konusunda; kurum bazında verilen tüm eğitimlerde ve kişisel olarak alınan tüm eğitimlerin güncel bilgiler ile belirli aralıklarla tekrarlanması, gerekli otoriteler tarafından düzenli aralıklarla gözlemlerin yapılması, iş ve işleyişi etkileyen tüm olumsuz durumlara yönelik iyileştirme faaliyetlerin başlatılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Enfeksiyon Kontrolü, Hastane Enfeksiyonu, Hekim, Hemşire, İzolasyon, İzolasyon Önlemleri

Bakteri izolasyonuBilgi düzeyiBulaşıcı hastalıklar+6
Hatice Kurtkan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğanlarda vankomisine dirençli enterokok kolonizasyonu ve enfeksiyonu açısından risk faktörlerinin belirlenmesi

Giriş ve Amaç: Enterekoklar sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon etkenleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Yaygın olarak kullanılan antibiyotiklere karşı yapısal olarak var olan ve sonradan kazanılan direnç özellikleri enterekokları daha da sorunlu mikroorganizmalar durumuna sokmuştur. Gelişen en önemli direnç vankomisin direncidir. Vankomisine dirençli enterokokların (VRE) neden olduğu enfeksiyonlarda tedavi zordur ve tedavide kullanılabilecek antibiyotik sayısı da sınırlıdır. Literatürde erişkin yoğun bakım ve hemodiyaliz ünitelerinde VRE kolonizasyon ve enfeksiyonlarının pek çok çalışma olduğu görülmektedir. Ancak yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde (YYBÜ) yapılmış çalışma sayısı oldukça azdır. Enfeksiyonlara karşı oldukça hassas ve savunmasız olan bu grupta enfeksiyonların oluşmadan önlenebilmesi uzun süreli yoğun bakım yatışlarını ve antibiyotik kullanımını azaltacaktır. Bu çalışma ile yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen bebeklerde VRE kolonizasyonu ve enfeksiyonu açısından risk faktörlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal metod: Çalışma retrospektif olgu-kontrol çalışması şeklinde yapılmıştır. Çalışmada arşiv taraması yapıldığı için örneklem büyüklüğü hesabı yapılmamıştır. 01.01.2015-31.12.2020 tarihleri arasında hastanemiz YYBÜ'nde herhangi bir nedenle yatan preterm ve term 0-30 günlük bebekler çalışmaya dahil edilmiştir. Perirektal sürüntü kültürü alınmış olan hastalardan VRE pozitif tespit edilenler hasta, negatif tespit edilip hasta grubuyla eşleştirilenler kontrol grubuna dahil edilmiştir. Perirektal sürüntü kültürü alınmamış olanlar, 01.01.2015-31.12.2020 tarihleri arasında ADÜ Yenidoğan YBÜ'de yatmamış hastalar, çalışma kapsamına alınan tarihler arasında 30 günden büyük olan hastalar çalışmaya dahil edilmemiştir. Bulgular: Çalışmaya 23'ü (%42,6) kız, 31'i (%57,4) erkek olmak üzere toplamda 54 bebek dahil edilmiştir. Bebeklerin takvim yaşı ortancası 35,0 (24,0-41,0) gün, doğum ağırlığı ortancası 2445,0 (570,0-3555) gram olarak bulunmuştur. Bebeklerin ortanca yatış süresinin 13,5 (0,0-566,0) gün, ortanca total parenteral beslenme süresinin 1,0 (0,0-135,0) gün, ortanca ventilatörde takip süresinin 0,5 (0,0-147,0) gün olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bebeklerin yatışının ortanca 6,0'ncı (1,0-91,0) gününde VRE pozitif olduğu görülmüştür. Bebeklerin kültürlerindeki üremeler değerlendirildiğinde, 6'sında (%11,1) kan, 2'sinde (%3,7) idrar ve 3'ünde (%5,6) trakeal aspirat kültüründe diğer patojenler tespit edilmiştir. VRE'nin sadece 1 (%1,9) kültürde etken olduğu saptanmıştır. Bebeklerin 18'inin (%33,4) yatış tanısı prematürite, 9'unun (%17,1) solunum sıkıntısı, 8'inin (%14,9) ise hiperbilirubinemi olduğu görülmüştür. Bebeklere en sık uygulanan antibiyotiklerin sırasıyla amikasin (%50,0), ampisilin (%50,0), vankomisin (%27,8) olduğu görülmüştür. VRE pozitif ve negatif olan hastalar karşılaştırıldığında hastaların takvim yaşı, doğum ağırlığı, cinsiyeti, ventilatörde takip ve yatış süreleri, total parenteral beslenme ve yatış süreleri, altta yatan hastalık, geçirilmiş abdominal cerrahi, kateter ve orogastrik ve nazogastrik sonda varlığı, diğer kültürlerinde üremelerin tipi ve varlığı ve kullanılan antibiyotiklerin tipi açısından anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Tartışma ve Sonuç: VRE kolonizasyonu ve enfeksiyonu açısından risk faktörlerinin saptanması alınacak tedbirlerin tespiti açısından önem taşımaktadır. Literatür incelendiğinde hastanede yatış süresinin, antibiyotik kullanımının, kateter varlığının VRE kolonizasyonu açısından risk faktörü olduğu görülmektedir. Bizim çalışmamızda literatür ile uyumlu sonuçlar bulunmamış ve hastanede yatış süresinin, antibiyotik kullanımının, kateter varlığının VRE kolonizasyonu açısından risk oluşturmadığı tespit edilmiştir. Çalışmamızda bu risk faktörleri ile VRE kolonizasyonu arasında literatür ile uyumlu bir şekilde anlamlı bir ilişkinin saptanmamasının çalışmamızdaki hastane yatış süresinin düşük olmasına bağlı olabileceği düşünülmüştür. Çalışmamızda bulunan sonuç, düşük hastane yatış süresinin VRE kolonizasyonu risk faktörlerinin etkilerini azalttığını düşündürmektedir.

Bebek-yenidoğmuşBebeklerEnterococcus+4
Emel Güleroğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi yoğun bakım personelinin üriner sistem enfeksiyonları hakkında bilgi düzeyinin belirlenmesi

Amaç: Yoğun bakım ünitesinde çalışan personelin üriner sistem enfeksiyonlarının önlenmesine yönelik bilgi düzeyinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı çalışma olarak planlandı ve gerçekleştirildi. Çalışmanın evrenini Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Yoğun Bakım Ünitelerinde çalışan tüm personeller (100 kişi) oluşturmuştur. Çalışmanın amacı hakkında bilgilendirmenin ardından katılmaya gönüllü olan katılımcılara 29 sorudan oluşan anket formu yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Araştırma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerden; ortalama ve standart sapma, sayı ve yüzde kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan personellerin %77'sinin üriner sistem enfeksiyonları konusunda eğitim almadığı belirlenmiştir. Üriner sistem enfeksiyonları konusunda bilgi düzeyini belirlemek için sorulan sorulara %83.3'ü doğru cevap vermiştir. Sonuç: Hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde, bakım rolünde olan çalışanlar enfeksiyon önlemlerini çok iyi bilmeli ve uygulamalıdırlar. Hasta yoğunluğunun giderek arttığı yoğun bakım ünitelerinde üriner sistem ile ilgili uygulamalarda gerekli önlemler alınmazsa; bu enfeksiyonların artacağı bilinmektedir. Bu durumdan dolayı personel sayısının arttırılması, gerekli eğitimlerin planlanarak personele verilmesi, fiziki şart ve koşulların oluşturulması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Enfeksiyon Kontrolü, Üriner Sistem Enfeksiyonu, Yoğun Bakım Ünitesi,

AydınBilgi düzeyiSağlık personeli+3
Belgin Kahan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerin hastane enfeksiyonlarını önlemede izolasyon uyum düzeylerinin belirlenmesi

Araştırma, yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerin hastane enfeksiyonlarını önlemede izolasyon uyum düzeylerini belirlemek, sonuçlar doğrultusunda öneriler geliştirmek amacıyla tanımlayıcı olarak 2019 Ocak- 2020 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Aydın Devlet Hastanesindeki sekiz adet yoğun bakım ünitesinde çalışan toplam 101 gönüllü hemşire oluşturmuştur. Örneklem seçimine gidilmeden evrenin tamamına ulaşılmıştır. Araştırma verileri, literatürden yararlanılarak hazırlanan anket formu ve Tayran tarafından geliştirilen "İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Anketin ilk bölümünde; kişisel bilgiler ve hastane enfeksiyonları ve izolasyon uyumu ile ilgili sorular, ikinci bölümde ise "İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği (İÖUÖ)" yer almaktadır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, SPSS 18.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler frekans, yüzde, aritmetik ortalama, ortalama ve ± standart sapma olarak verilmiştir. Verilerin analizinde Ki-Kare ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Normal dağılan analizlerde Student T Testi, normal dağılmayanlarda Mann-Whitney Test kullanılmıştır. Bulgular literatür ışığında tartışılmıştır. Hemşirelerin hastane enfeksiyonlarını önlemede izolasyon önlemlerine uyumları ortalamanın üstündedir. Cinsiyet, medeni durumları, eğitim durumları, meslekte çalışma yılları, hastane enfeksiyonlarını önlemede izolasyon önlemlerine ilişkin eğitimi kimden aldıkları, hastane enfeksiyonları ve izolasyon önlemleri hakkında yeterli bilgiye sahip olma durumları, çalıştıkları birimin enfeksiyon hızını bilme durumları, hastane enfeksiyonlarının eğitimle kontrol edilebileceğine inanma durumları, çalıştıkları birimde uyguladıkları izolasyon türü, izolasyon odası ayırabilme durumları, hastane enfeksiyonlarının yayılmasında sağlık personelinin etkili olduğuna inanma durumları, enfeksiyonların önlenmesinde el hijyeninin etkili olduğuna inanma durumları ve izolasyon önlemlerine yeterince uyma durumlarının izolasyon önlemlerine uyumlarını etkilediği tespit edilmiştir. İstatistiksel olarak en fazla anlamlılık bulaşma yolu ve çevre kontrolü boyutlarında olmuştur. Yaş, görev ve hastane enfeksiyonlarını önlemede izolasyon önlemlerine ilişkin eğitim alma durumları ise izolasyon önlemlerine uyumları üzerinde etkisi olmayan değişkenler olarak nitelendirilmiştir. Etkili eğitim, gözlem, geribildirim ve hastane yönetiminin enfeksiyon kontrol komitesine destek olması öneriler arasındadır.

Enfeksiyon kontrolüHemşirelerHemşirelik araştırmaları+4
Nilüfer Akar Taşkiran
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Güncellenen yeni ulusal sürveyans yaklaşımı ile ventilatör ilişkili olay olgularının, ventilatör ilişkili pnömoni açısından değerlendirilmesi

Ventilatör ilişkili pnömoni (VİP), solunum yetmezliği ile ventilatör desteği alan hastalarda mortalite, morbidite ve sağlık hizmetinde maliyette artışa yol açan sık bir komplikasyondur. VİP tanısı koymak problemlidir, çünkü ideal bir tanı kriteri yoktur. Sağlık hizmetiyle ilişkili infeksiyonların sürveyansında kullanılan olgu tanımları, "Centers for Disease Control and Prevention (CDC)–Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri" tarafından 2013 yılında güncellenmiştir. Bu güncellemelerin en önemlilerinden biri ventilatörle ilişkili pnömoni (VİP) tanımı ile ilgili yenilikleri kapsamaktadır. Daha önce "National Healthcare Safety Network (NHSN)" nozokomiyal pnömoni tanı kriterlerinde yer alan değişkenlik ve görecelilik nedeniyle oldukça heterojen bulgularla bildirimi yapılan VİP olgularıyla ilgili olarak; akciğer radyolojisi tanı kriteri olmaktan çıkartılmış, düzeylerinde anlamlı artışla tanımlanan oksijenlenme bozukluğu tanıda belirleyici hale gelmiştir. Olgu tanımlarında ise "Ventilatörle İlişkili Olay (VİO)" başlığı altında; "Ventilatörle İlişkili Durum (VİD)", "İnfeksiyona Bağlı Ventilatörle İlişkili Komplikasyon (İVİK)", "olası VİP (OVİP)" ve "yüksek olası VİP (YOVİP)" gibi farklı klinik kategorilerin tanımlanmasıyla yeni bir sürveyans algoritması oluşturulmuştur. Ülkemizde 2017'den itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, Aydın Devlet Hastanesi Anestezi-Reanimasyon Yoğun Bakım Ünitelerinde (ARS1, ARS2, ARS3) yeni algoritmaya göre saptanan ventilatör ilişkili olay tanılı olgular retrospektif olarak incelenerek, bunların arasından ventilatör ilişkili pnömoni tanısını karşılayan olgu sayısı araştırılıp, güncellenen yeni kriterlerin infeksiyon oranları üzerine etkisi değerlendirilmiştir. Toplanan veriler SPSS 18.0 programı kullanılarak çözümlenerek istatistiksel analizleri yapılmıştır. Çalışmanın sonucu olarak şunları söyleyebiliriz; teorik olarak sistemin oynanamaması için geliştirilmiş yeni kriterler, "Positive End-Exituspiratory Pressure (PEEP)–Pozitif Son Ekspirasyon Basıncı", "Fraction Of İnspired Oxygen (FiO2)–Solunan Havadaki Oksijen Oranı" veya her ikisinin manipülasyonuna yatkın olması sebebi ile düşündürücüdür. Ventilatör İlişkili Olay (VİO) tespitini önlemek için ünitelerin FiO2 veya PEEP'i daha küçük artışlarla ayarlaması mümkündür. PEEP ve FiO2'de artış ve azalmaların sağlanmasına yönelik herhangi bir skorlama, scala ya da algoritma bulunmamaktır. Bundan dolayı yalnızca VİP'e odaklanmayıp, oksijenasyon değişikliklerine neden olan komplikasyonların belirlenmesi ile birlikte PEEP ve FiO2'nin ayarlanmasının önemi vurgulanmalıdır.

KomplikasyonlarPnömoniRetrospektif çalışmalar+3
Özlem Dal
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinin kan kültürü alma ile ilgili bilgi ve tutumları

Kan kültürü kanda; menenjit, osteomiyelit, pnömoni, böbrek enfeksiyonu ve sepsis yaratan bakterileri tespit etmek, maya bulmak, kalp kapakçığında bakteri enfeksiyonu bulmak, bakteri ve mantarı öldüren antibiyotiği keşfetmek, nedensiz ateş veya şokun nedenini bulmak amacıyla yapılır (WEB 4, 2017). Kan kültürü pozitif olan hastalarda infeksiyona neden olan mikroorganizma tanımlanır ve antibiyotik duyarlılık testi yapılır. Hastanın kanında mikroorganizma saptanması sadece tanı açısından değil tedavi ve prognoz açısından da oldukça önemlidir. Hastanede yatış sırasında kan kültürü pozitif olan olgularda, kan kültürü negatif olgulara göre 12 kez yüksek olduğunun gösterilmiş. Kan kültürü hastalık tanı, tedavi ve prognozunu en iyi şekilde belirlemenin yöntemidir (Bryan,1989). Kan kültürleri hastadan örnek alımından başlayarak, laboratuvarda değerlendirme, takip etme ve sonuçların klinik yorumuna kadar hastanın tanı ve tedavisine etki edebilecek her biri ayrı önem taşıyan dönemlerden geçer. Tüm bu dönemlerde kurallara uyulması ve klinik-laboratuvar işbirliği kan kültürlerinin yararlılığını arttırmaktadır. Bu çalışmada yoğun bakım hemşirelerinin kan kültürü alma ile ilgili bilgi ve tutumlarını belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaçla Aydın Devlet Hastanesi 8 yoğun bakım ünitesinde çalışan 101 hemşireye kan kültürü alma ile ilgili bilgi ve tutumlarını ölçmeye yönelik anket çalışması uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 18.0 programı kullanılarak çözümlenmiştir. Veriler, tanımlayıcı istatistiksel metotlar Ki-kare ve Kruskal Wallis testleri ile çözümlenmiştir. Bu çalışma sonucunda; hemşirelerin bilgi olarak en iyi oldukları konu kan kültürünü antibiyotik tedavisi başlamadan aldıkları, erişkinlerde 2 set kan kültürü aldıkları, alınan kültürleri 2 saat içinde laboratuvara ulaştırdıkları, cilt antisepsisi yaparken steril spanç kullandıkları, cilt antisepsisi sonrası steril eldiven yoksa tekrar palpasyon yapmadıkları, erişkinlerde ayrı venlerden iki set kan kültürü aldıkları, her şişe için uygun miktarda kan aldıkları, laboratuvara en geç 2 saat içinde ulaştırdıkları tespit edilmiştir. Çoğu hemşirenin kanı şişeye boşaltmadan önce enjektörün ucundaki iğneyi değiştirdiği saptanmış olup, iğne ucunu değiştirilmesi zorunlu haller (iğne kontaminasyonu) dışında perkutan yaralanma riskini arttırdığından önerilmediği ve bu işlemin kontaminasyonu attırdığı konusunda bilgi verilmesi gerekmektedir. >40 yaş hemşirelerin cilt antiseptiğinden sonra uygun süre bekledikleri saptanmış olup, diğer hemşirelerin genelde kan alırken acele ettiği için antiseptikle temas süresini göz ardı etmekte ve beklemeden kanı aldıkları düşünülebilir. Hemşirelerde yaşın artması ile birlikte tecrübenin de artması doğru uygulamaları da artırdığı söylenebilir. Çalışmamızda kan kültürü ile ilgili eğitim alan hemşirelerin aynı damardan tek seferde alınan kan ile 2 set doldurmadığı saptanmıştır. Bu durum ise eğitim alan hemşirelerde doğru uygulamanın daha fazla yapıldığını göstermektedir. Kadın hemşirelerin erkek hemşirelere göre SVK enfeksiyonu düşünülüyorsa 1 set kataterden, 1set periferik venden kan alma durumunun daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kadın hemşirelerin erkeklere göre doğru uygulama konusunda daha duyarlı olduğu ya da erkeklerin bilgi eksikliğinin daha fazla olduğu söylenebilir.Çoğu hemşirenin kan kültür şişesinin kauçuk başlığını alkol ile silmediği belirlenmiştir. Hemşirelerin bir kısmının kan kültürünü aldıktan sonra buzdolabında sakladığı saptanmıştır. >40 hemşirelerin, ≤ 40 hemşirelere göre kan kültür şişelerini laboratuvara ulaşıncaya kadar oda sıcaklığında beklettikleri tespit edilmiş olup ≤ 40 hemşirelerin bu konu hakkında bilgi eksikliği olabilir. Çalışmamızdaki bazı hemşirelerin hem periferik damar yolundan hem de arteriyel kataterden kan kültürü aldıkları ve kan alımında ilk girişim başarısız ise aynı iğne ile tekrar deneyen hemşirelerin olduğu saptanmıştır. Bu uygulamaların kontaminasyon riskini arttırdığı konusunda bilgi eksikliği düşünülmektedir. Mesleki yılı artmış olan hemşirelerde kan kültürü alımı sırasında steril eldiven kullanma durumunun daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamız sonuçları ışığında kontaminasyon oranını en aza indirmek için, uygun biçimde ve doğru zamanda kan kültürü alınması ile ilgili politika ve prosedürler hazırlanmalıdır. Kan kültürü alma işlemini gerçekleştiren hemşirelere yönelik rutin eğitimler yapılarak farkındalığın arttırılmasının önemli olduğu düşüncesindeyiz.

BilgiHemşirelikHemşirelik araştırmaları+6
Ayşegül Birinci
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Cerrahi profilaksi uygulamalarının değerlendirilmesi

Sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonlar (SBİE) hasta morbidite/mortalitesinde artışa, hastanede kalış süresinde uzamalara, iş gücü ve üretkenlik kaybına, maliyet artışlarına ve kullanılan antibiyotikler ile dirençli mikroorganizmaların artışına neden olmaktadır. Cerrahi alan enfeksiyonları (CAE) SBİE'ler arasında en yaygın görülen enfeksiyonlar arasında yer almakta ve sağlık bakım tesislerinde ek maliyetlere neden olmaktadır. Cerrahi alan enfeksiyonlarını önlemek için cerrahi profilaksi'nin (CP) de içinde olduğu stratejiler mevcuttur. Bu çalışmaya 11.08.2020-28.02.2021 tarihleri arasında Genel Cerrahi, Beyin ve Sinir Cerrahisi, Ortopedi ve Travmatoloji Kliniklerindeki 1913 ameliyat dahil edilerek CP uygulamaları değerlendirilmiş ve SPSS istatistik programı ile analizleri yapılmıştır. Tüm istatistikler için anlamlılık p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Cerrahi profilaksi uygunluğu ulusal ve uluslararası rehberler baz alınarak belirlenirken, ameliyata spesifik kullanılan antibiyotik, antibiyotiğin uygun doz ve uygun zamanda verilmesi, uygun süre devam etmesi CP tam uygunluğu olarak kabul edilirken diğer tüm durumlar CP uygunsuzluğu olarak kabul edildi. Ameliyatlardaki hastaların yaş ortalaması 47.4±19.6 ve %50.2'si erkektir. Uygunsuz CP oranı %73.9 olarak tespit edildi ve uygun olamayan 500 ameliyat arasında en çok görülen uygunsuzluk nedeni postoperatif profilaksinin devam etmiş olması iken, onu sırasıyla profilaksi endikasyonu olmadığı halde verilen profilaksi, başlangıçta uygun antibiyotik ile başlanan profilaksinin postoperatif olarak farklı bir antibiyotik ile devam ettirilmesi, başlangıçta uygun olmayan antibiyotik kullanımı ve profilaksi endikasyonu olmasına rağmen verilmeyen uygunsuzluk nedenleri takip etmekte idi. Klinikler arasında CP devam süresi değerlendirildiği Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğinde devam eden süreden dolayı anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.001). 24 saatten uzun süren CP uygulamaları CAE gelişimi açısından anlamlı bulunmamıştır (p=0.23). Cerrahi profilaksi uygunsuzluğu hastaların mortalite, morbiditesini, sağlık kuruluşundaki maliyet ve antibiyotik direnç durumu gibi faktörleri olumsuz etkileyebilecek bir durum olup, uyumu artırmak için CP ekibi oluşturularak yerel rehberlerin gözden geçirilmesi, hastane bazlı spesifik elektronik sistemlerin geliştirilmesi, sürekli eğitimlerin ve kontrol programların oluşturulması için çalışmaların artırılması gerekmektedir.

Dilek Kocabaş
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitelerinde ventilatör ilişkili pnömoni ve santral venöz kateter ilişkili kan dolaşımı enfeksiyonları önlem paketlerinin etkinliğinin değerlendirilmesi

Sağlık bakım ilişkili enfeksiyonlar (SBİE) birçok olumsuz yönü ile ciddi sağlık sorunu olarak tanımlanmaktadır. Ancak bu enfeksiyonlar uygun stratejiler ve uygulamalar ile önlenebilmektedir. Bu çalışmada sağlık personeline eğitim sırasında kuruma özel hazırlanan önlem paketlerinin sunulması ve aktif denetimin etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada enfeksiyon önleme paketleri Çalışma Grubunda (n=67) 6 aylık bir sürede prospektif olarak önce eğitim sonra denetim şeklinde uygulanmıştır. Tüm veriler Kontrol Grubu (n=58) ile karşılaştırılmıştır. Toplam 125 hastada tespit edilen 42 santral venöz kateter ilişkili kan dolaşımı enfeksiyonunun (SKİ-KDE) 27'si Çalışma Grubunda iken, 27 ventilatör ilişkili pnömoninin (VİP) 16'sı yine bu grupta bulunmuştur. Her iki enfeksiyonun etkeni olarak en sık izole edilen gram negatif bakterilerden A. baumannii olduğu tespit edilmiştir. Çalışma Grubunda (%7.5) Kontrol Grubuna (%3.4) göre daha çok sekonder enfeksiyon gelişse de istatistiksel olarak anlamlı düzeyde değildi (P=0.449). Çalışma Grubunda parenteral beslenme %20.6 iken Kontrol Grubunda %15.4 oranında saptanmıştır (P=0.016). Personelin VİP önlem paketine uyumu Çalışma Grubunda %97.9 ve Kontrol Grubunda %87.5 bulunmuştur (P=0.000). Ancak SKİ-KDE önlem paketine uyumun Çalışma Grubunda %53.3 ve Kontrol Grubunda %68.4 olduğu tespit edilmiştir (P=0.000). Bu paketin pansuman kontrolü (P=0.004) ve cilt antisepsi (P=0.014) parametrelerinde Çalışma Grubunda daha çok uyum var iken el hijyeni ve femoral'den kaçınma parametrelerinde (P=0.000) Kontrol Gurubuna göre daha az uyum saptanmıştır. Çalışma öncesi son 6 ay verilerine göre totalde her iki enfeksiyonda azalma sağlanmıştır. VİP, Çalışma Grubunda 21 iken 19'a ve SKİ-KDE 28 iken 26'ya düşmüştür ancak istatistiksel olarak anlamlı düzeyde değildi (P=0.950). Enfeksiyon önleme paketleri; güncel eğitim yapılması, önlem paketlerine tam uyumun sağlanması ve tam zamanlı denetimin beraber uygulanmasıyla VİP ve SKİ-KDE önlenmesinde etkili olabilirler.

Sanaz Hamıdı
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2024
00