Aydın Adnan Menderes University
Discipline

Hastane Enfeksiyon Kontrolü Anabilim Dalı

Aydın Adnan Menderes University

7

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

7 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerin hastane enfeksiyonlarını önlemede izolasyon uyum düzeylerinin belirlenmesi

Araştırma, yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerin hastane enfeksiyonlarını önlemede izolasyon uyum düzeylerini belirlemek, sonuçlar doğrultusunda öneriler geliştirmek amacıyla tanımlayıcı olarak 2019 Ocak- 2020 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Aydın Devlet Hastanesindeki sekiz adet yoğun bakım ünitesinde çalışan toplam 101 gönüllü hemşire oluşturmuştur. Örneklem seçimine gidilmeden evrenin tamamına ulaşılmıştır. Araştırma verileri, literatürden yararlanılarak hazırlanan anket formu ve Tayran tarafından geliştirilen "İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Anketin ilk bölümünde; kişisel bilgiler ve hastane enfeksiyonları ve izolasyon uyumu ile ilgili sorular, ikinci bölümde ise "İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği (İÖUÖ)" yer almaktadır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, SPSS 18.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler frekans, yüzde, aritmetik ortalama, ortalama ve ± standart sapma olarak verilmiştir. Verilerin analizinde Ki-Kare ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Normal dağılan analizlerde Student T Testi, normal dağılmayanlarda Mann-Whitney Test kullanılmıştır. Bulgular literatür ışığında tartışılmıştır. Hemşirelerin hastane enfeksiyonlarını önlemede izolasyon önlemlerine uyumları ortalamanın üstündedir. Cinsiyet, medeni durumları, eğitim durumları, meslekte çalışma yılları, hastane enfeksiyonlarını önlemede izolasyon önlemlerine ilişkin eğitimi kimden aldıkları, hastane enfeksiyonları ve izolasyon önlemleri hakkında yeterli bilgiye sahip olma durumları, çalıştıkları birimin enfeksiyon hızını bilme durumları, hastane enfeksiyonlarının eğitimle kontrol edilebileceğine inanma durumları, çalıştıkları birimde uyguladıkları izolasyon türü, izolasyon odası ayırabilme durumları, hastane enfeksiyonlarının yayılmasında sağlık personelinin etkili olduğuna inanma durumları, enfeksiyonların önlenmesinde el hijyeninin etkili olduğuna inanma durumları ve izolasyon önlemlerine yeterince uyma durumlarının izolasyon önlemlerine uyumlarını etkilediği tespit edilmiştir. İstatistiksel olarak en fazla anlamlılık bulaşma yolu ve çevre kontrolü boyutlarında olmuştur. Yaş, görev ve hastane enfeksiyonlarını önlemede izolasyon önlemlerine ilişkin eğitim alma durumları ise izolasyon önlemlerine uyumları üzerinde etkisi olmayan değişkenler olarak nitelendirilmiştir. Etkili eğitim, gözlem, geribildirim ve hastane yönetiminin enfeksiyon kontrol komitesine destek olması öneriler arasındadır.

Enfeksiyon kontrolüHemşirelerHemşirelik araştırmaları+4
Nilüfer Akar Taşkiran
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Güncellenen yeni ulusal sürveyans yaklaşımı ile ventilatör ilişkili olay olgularının, ventilatör ilişkili pnömoni açısından değerlendirilmesi

Ventilatör ilişkili pnömoni (VİP), solunum yetmezliği ile ventilatör desteği alan hastalarda mortalite, morbidite ve sağlık hizmetinde maliyette artışa yol açan sık bir komplikasyondur. VİP tanısı koymak problemlidir, çünkü ideal bir tanı kriteri yoktur. Sağlık hizmetiyle ilişkili infeksiyonların sürveyansında kullanılan olgu tanımları, "Centers for Disease Control and Prevention (CDC)–Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri" tarafından 2013 yılında güncellenmiştir. Bu güncellemelerin en önemlilerinden biri ventilatörle ilişkili pnömoni (VİP) tanımı ile ilgili yenilikleri kapsamaktadır. Daha önce "National Healthcare Safety Network (NHSN)" nozokomiyal pnömoni tanı kriterlerinde yer alan değişkenlik ve görecelilik nedeniyle oldukça heterojen bulgularla bildirimi yapılan VİP olgularıyla ilgili olarak; akciğer radyolojisi tanı kriteri olmaktan çıkartılmış, düzeylerinde anlamlı artışla tanımlanan oksijenlenme bozukluğu tanıda belirleyici hale gelmiştir. Olgu tanımlarında ise "Ventilatörle İlişkili Olay (VİO)" başlığı altında; "Ventilatörle İlişkili Durum (VİD)", "İnfeksiyona Bağlı Ventilatörle İlişkili Komplikasyon (İVİK)", "olası VİP (OVİP)" ve "yüksek olası VİP (YOVİP)" gibi farklı klinik kategorilerin tanımlanmasıyla yeni bir sürveyans algoritması oluşturulmuştur. Ülkemizde 2017'den itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, Aydın Devlet Hastanesi Anestezi-Reanimasyon Yoğun Bakım Ünitelerinde (ARS1, ARS2, ARS3) yeni algoritmaya göre saptanan ventilatör ilişkili olay tanılı olgular retrospektif olarak incelenerek, bunların arasından ventilatör ilişkili pnömoni tanısını karşılayan olgu sayısı araştırılıp, güncellenen yeni kriterlerin infeksiyon oranları üzerine etkisi değerlendirilmiştir. Toplanan veriler SPSS 18.0 programı kullanılarak çözümlenerek istatistiksel analizleri yapılmıştır. Çalışmanın sonucu olarak şunları söyleyebiliriz; teorik olarak sistemin oynanamaması için geliştirilmiş yeni kriterler, "Positive End-Exituspiratory Pressure (PEEP)–Pozitif Son Ekspirasyon Basıncı", "Fraction Of İnspired Oxygen (FiO2)–Solunan Havadaki Oksijen Oranı" veya her ikisinin manipülasyonuna yatkın olması sebebi ile düşündürücüdür. Ventilatör İlişkili Olay (VİO) tespitini önlemek için ünitelerin FiO2 veya PEEP'i daha küçük artışlarla ayarlaması mümkündür. PEEP ve FiO2'de artış ve azalmaların sağlanmasına yönelik herhangi bir skorlama, scala ya da algoritma bulunmamaktır. Bundan dolayı yalnızca VİP'e odaklanmayıp, oksijenasyon değişikliklerine neden olan komplikasyonların belirlenmesi ile birlikte PEEP ve FiO2'nin ayarlanmasının önemi vurgulanmalıdır.

KomplikasyonlarPnömoniRetrospektif çalışmalar+3
Özlem Dal
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinin kan kültürü alma ile ilgili bilgi ve tutumları

Kan kültürü kanda; menenjit, osteomiyelit, pnömoni, böbrek enfeksiyonu ve sepsis yaratan bakterileri tespit etmek, maya bulmak, kalp kapakçığında bakteri enfeksiyonu bulmak, bakteri ve mantarı öldüren antibiyotiği keşfetmek, nedensiz ateş veya şokun nedenini bulmak amacıyla yapılır (WEB 4, 2017). Kan kültürü pozitif olan hastalarda infeksiyona neden olan mikroorganizma tanımlanır ve antibiyotik duyarlılık testi yapılır. Hastanın kanında mikroorganizma saptanması sadece tanı açısından değil tedavi ve prognoz açısından da oldukça önemlidir. Hastanede yatış sırasında kan kültürü pozitif olan olgularda, kan kültürü negatif olgulara göre 12 kez yüksek olduğunun gösterilmiş. Kan kültürü hastalık tanı, tedavi ve prognozunu en iyi şekilde belirlemenin yöntemidir (Bryan,1989). Kan kültürleri hastadan örnek alımından başlayarak, laboratuvarda değerlendirme, takip etme ve sonuçların klinik yorumuna kadar hastanın tanı ve tedavisine etki edebilecek her biri ayrı önem taşıyan dönemlerden geçer. Tüm bu dönemlerde kurallara uyulması ve klinik-laboratuvar işbirliği kan kültürlerinin yararlılığını arttırmaktadır. Bu çalışmada yoğun bakım hemşirelerinin kan kültürü alma ile ilgili bilgi ve tutumlarını belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaçla Aydın Devlet Hastanesi 8 yoğun bakım ünitesinde çalışan 101 hemşireye kan kültürü alma ile ilgili bilgi ve tutumlarını ölçmeye yönelik anket çalışması uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 18.0 programı kullanılarak çözümlenmiştir. Veriler, tanımlayıcı istatistiksel metotlar Ki-kare ve Kruskal Wallis testleri ile çözümlenmiştir. Bu çalışma sonucunda; hemşirelerin bilgi olarak en iyi oldukları konu kan kültürünü antibiyotik tedavisi başlamadan aldıkları, erişkinlerde 2 set kan kültürü aldıkları, alınan kültürleri 2 saat içinde laboratuvara ulaştırdıkları, cilt antisepsisi yaparken steril spanç kullandıkları, cilt antisepsisi sonrası steril eldiven yoksa tekrar palpasyon yapmadıkları, erişkinlerde ayrı venlerden iki set kan kültürü aldıkları, her şişe için uygun miktarda kan aldıkları, laboratuvara en geç 2 saat içinde ulaştırdıkları tespit edilmiştir. Çoğu hemşirenin kanı şişeye boşaltmadan önce enjektörün ucundaki iğneyi değiştirdiği saptanmış olup, iğne ucunu değiştirilmesi zorunlu haller (iğne kontaminasyonu) dışında perkutan yaralanma riskini arttırdığından önerilmediği ve bu işlemin kontaminasyonu attırdığı konusunda bilgi verilmesi gerekmektedir. >40 yaş hemşirelerin cilt antiseptiğinden sonra uygun süre bekledikleri saptanmış olup, diğer hemşirelerin genelde kan alırken acele ettiği için antiseptikle temas süresini göz ardı etmekte ve beklemeden kanı aldıkları düşünülebilir. Hemşirelerde yaşın artması ile birlikte tecrübenin de artması doğru uygulamaları da artırdığı söylenebilir. Çalışmamızda kan kültürü ile ilgili eğitim alan hemşirelerin aynı damardan tek seferde alınan kan ile 2 set doldurmadığı saptanmıştır. Bu durum ise eğitim alan hemşirelerde doğru uygulamanın daha fazla yapıldığını göstermektedir. Kadın hemşirelerin erkek hemşirelere göre SVK enfeksiyonu düşünülüyorsa 1 set kataterden, 1set periferik venden kan alma durumunun daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kadın hemşirelerin erkeklere göre doğru uygulama konusunda daha duyarlı olduğu ya da erkeklerin bilgi eksikliğinin daha fazla olduğu söylenebilir.Çoğu hemşirenin kan kültür şişesinin kauçuk başlığını alkol ile silmediği belirlenmiştir. Hemşirelerin bir kısmının kan kültürünü aldıktan sonra buzdolabında sakladığı saptanmıştır. >40 hemşirelerin, ≤ 40 hemşirelere göre kan kültür şişelerini laboratuvara ulaşıncaya kadar oda sıcaklığında beklettikleri tespit edilmiş olup ≤ 40 hemşirelerin bu konu hakkında bilgi eksikliği olabilir. Çalışmamızdaki bazı hemşirelerin hem periferik damar yolundan hem de arteriyel kataterden kan kültürü aldıkları ve kan alımında ilk girişim başarısız ise aynı iğne ile tekrar deneyen hemşirelerin olduğu saptanmıştır. Bu uygulamaların kontaminasyon riskini arttırdığı konusunda bilgi eksikliği düşünülmektedir. Mesleki yılı artmış olan hemşirelerde kan kültürü alımı sırasında steril eldiven kullanma durumunun daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamız sonuçları ışığında kontaminasyon oranını en aza indirmek için, uygun biçimde ve doğru zamanda kan kültürü alınması ile ilgili politika ve prosedürler hazırlanmalıdır. Kan kültürü alma işlemini gerçekleştiren hemşirelere yönelik rutin eğitimler yapılarak farkındalığın arttırılmasının önemli olduğu düşüncesindeyiz.

BilgiHemşirelikHemşirelik araştırmaları+6
Ayşegül Birinci
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinin santral venöz kateter enfeksiyonları ile ilgili bilgi ve tutumları

Bu çalışmada yoğun bakım hemşirelerinin santral venöz kateter enfeksiyonu ile ilgili bilgi ve tutumlarını belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaçla Aydın Devlet Hastanesi 8 yoğun bakım ünitesinde çalışan 100 hemşireye santral venöz kateter enfeksiyonu ile ilgili bilgi ve tutumlarını ölçmeye yönelik anket çalışması uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 22.0 programı kullanılarak çözümlenmiştir. Veriler, tanımlayıcı istatistiksel metotlar Ki-kare ve Kruskal Wallis testleri ile çözümlenmiştir. Bu çalışma sonucunda; hemşirelerin bilgi olarak en iyi oldukları konu damar duvarını etkileyecek olan ilaç uygulamalarında santral venöz kateteri kullandıkları,santral venöz kateter uygulama yerlerini bildikleri,çok lümenli kateterlerin yerleştirilmesi çoklu girişime izin verip enfeksiyon riskini arttırdığını bildileri tespit edilmiştir.Yapışma özelliği iyi olan poliüretan örtüler ,steril gazlı bez ve kapatıcı örtüleri kullandıkları, kateter giriş yeri pansumanı ve örtülerini belli aralıklarla yaptıkları tüm bu işlemlerde aseptik tekniklere dikkat ettikleri,el hijyenine önem verdikleri tespit edilmiştir. Çoğu hemşire kateter giriş yerinde kanama sıvı birikimi akıntı varsa gazlı bezle pansuman yapmadıklarını belirtmiş oysa ki kateter bölgesinde akıntı kanama gibi durumlarda o bölgeye gazlı bezle pansuman önerildiği ve bu işlemin kateter enfeksiyonu açısından önemli olduğu konusunda bilgi verilmesi gerekmektedir. 40 yaş ve altı hemşirelerin gazlı bezle pansumanların 2 günde bir değiştirilmesi gerektiğini bilmiş oldukları saptanmış olup, diğer hemşirelerin genel anlamda bu süreleri bilmedikleri düşünülebilir. Örtü bütünlüğü bozulursa , gevşerse, ıslanırsa, gözle görünür şekide kirlenirse derhal örtü değişimi yapılması gerektiği sorusuna lisans ve yükek lisans mezunu hemşirelerin tamamı doğru cevap verdiği saptanmıştır. Bu durum öğrenim durumu yükseldikçe uygulamanın daha doğru yapıldığını göstermektedir. Çalışmamızda santral venöz kateter ile ilgili eğitim alan hemşirelerin cilt antisepsisinde %70 lik alkol içeren > 0.5 klorheksidin solüsyonu kullandıkları saptanmıştır. Bu durum ise eğitim alan hemşirelerde doğru uygulamanın daha fazla yapıldığını göstermektedir. Çoğu hemşirenin kateter sabitleyicisi olarak elastik olan olmayan rulo bandajları kullandıkları tespit edilmiştir. Rulo bandajların kullanımının uygun olmadığı konusunda bilgi verilmelidir. Günlük olarak kateter dış yüzeyinin antiseptik ile silinmesi mikroorganizma yükünü azaltmakta ve kolonizasyonu da azaltmakta olduğu çoğu hemşire tarafından bilinmekte olduğu saptanmıştır. Bu konu da bilgi eksikliği olmadığını düşündürmektedir. Kan kültürü alımı esnasında ilk kan örneği atılmamalı kültür için bu kanın kullanılması bilgisini çoğu hemşire doğru cevap vermiştir. Kateterden kültür almadan önce birleşme yerinin temizliğinin alkol ile yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu uygulamaların kontaminasyon riskini arttırdığı konusunda bilgi eksikliği düşünülmektedir. Çalışmamız sonuçları ışığında kontaminasyon oranını azaltmak için santral venöz kateter enfeksiyonu ve santral venöz kateter bakımı ile ilgili politika ve prosedürler hazırlanmalıdır. Santral venöz kateter kullanan ve bunlara bakım veren hemşirelere yönelik rutin eğitimler yapılarak farkındalığın arttırılmasının önemli olduğu düşüncesindeyiz.

Hülya Taşdemir
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde enfeksiyon kontrolü

Giriş ve amaç: Hastane enfeksiyonu, semptomları, önemi, yan etkileri, sonuçları, önlemleri, mikroorganizmaların bulaşma yolları, personelin korunma yolları konularında hastane personeline eğitim verilmelidir. Bu çalışmanın amacı, yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde, tıbbi bakım uygulamalarında, enfeksiyon kontrol önlemleri açısından sorunların saptanması, gerekli önlemler hakkında eğitim verilmesi ve eğitimin bu uygulamalara etkisinin araştırılmasıdır. Materyal metot: Çalışma, Aydın Adnan Menderes Üniversite Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde, 30 hemşire ve 9 hastabakıcıya uygulanmıştır. Ünitenin tıbbi bakım uygulamalarını değerlendirmek için el hijyeni gözlemi ve ünite denetimi yapılmıştır. Ünite hemşire ve temizlik personellerine, enfeksiyon kontrol önlemleri hakkında eğitim verilmiştir. Eğitim, 104 slayt içeren PowerPoint sunumu ile yapılmıştır. Gözlem ve denetimler, eğitim öncesi, eğitimden sonraki 1. ay ve 3. ay sonrasında olmak üzere üç kez tekrarlanmıştır. Araştırma verileri SPSS (Statistical for the Social Sciences) 21.0 istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmada, hemşirelerin, el hijyeni sağlama oranı, aseptik işlemler öncesi durumunda, eğitim öncesi % 53, eğitimden sonrası 1. ayda %83, eğitim sonrası 3. ayda %80 olarak belirlenmiştir ve anlamlı bulunmuştur. Vücut sıvılarının bulaşma riski sonrasında, el hijyeni sağlama oranı, eğitim öncesi %56, eğitimden sonrası 1. ayda % 80, eğitim sonrası 3. ayda %96 olarak belirlenmiştir ve anlamlı bulunmuştur. Hasta çevresi ile temas sonrası, el hijyeni sağlama oranı, eğitim öncesi %40, eğitimden sonrası 1. ayda %83, eğitim sonrası 3. ayda % 80 olarak belirlenmiştir ve anlamlı bulunmuştur. Elde edilen bulgular, verilen eğitim sonrasında doğru tıbbi bakım uygulamalarında artma olduğunu göstermiştir. Eğitimde özellikle enfeksiyon kontrol önlemlerinin farkındalığın sağlandığı, denetimlerle de doğru tıbbi bakım uygulanmalarının arttığı belirlenmiştir. Sonuç: Çalışmamızda, yanlış ve doğru uygulamaların saptanması ve farkındalık oluşturulması için yapılan denetimlerin de önemli olduğu görülmüştür. Bu nedenle eğitimlerle beraber denetimlerin de sürekli olması, sonuçların personellerle paylaşılmasının önemi anlaşılmıştır. Eğitimler, yanlışların saptanması ve düzeltilmesi, doğruların devamlılığının sağlanması yönünde olmalıdır. Çalışmamızda, eğitimin ve etkili iletişimle yapılan denetimlerin, enfeksiyon kontrolü önlemlerini artırdığı görülmüştür.

Bebek-yenidoğmuşBebek-yenidoğmuş hastalıklarıEnfeksiyon+4
Ayşe Ulus
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Cerrahi profilaksi uygulamalarının değerlendirilmesi

Sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonlar (SBİE) hasta morbidite/mortalitesinde artışa, hastanede kalış süresinde uzamalara, iş gücü ve üretkenlik kaybına, maliyet artışlarına ve kullanılan antibiyotikler ile dirençli mikroorganizmaların artışına neden olmaktadır. Cerrahi alan enfeksiyonları (CAE) SBİE'ler arasında en yaygın görülen enfeksiyonlar arasında yer almakta ve sağlık bakım tesislerinde ek maliyetlere neden olmaktadır. Cerrahi alan enfeksiyonlarını önlemek için cerrahi profilaksi'nin (CP) de içinde olduğu stratejiler mevcuttur. Bu çalışmaya 11.08.2020-28.02.2021 tarihleri arasında Genel Cerrahi, Beyin ve Sinir Cerrahisi, Ortopedi ve Travmatoloji Kliniklerindeki 1913 ameliyat dahil edilerek CP uygulamaları değerlendirilmiş ve SPSS istatistik programı ile analizleri yapılmıştır. Tüm istatistikler için anlamlılık p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Cerrahi profilaksi uygunluğu ulusal ve uluslararası rehberler baz alınarak belirlenirken, ameliyata spesifik kullanılan antibiyotik, antibiyotiğin uygun doz ve uygun zamanda verilmesi, uygun süre devam etmesi CP tam uygunluğu olarak kabul edilirken diğer tüm durumlar CP uygunsuzluğu olarak kabul edildi. Ameliyatlardaki hastaların yaş ortalaması 47.4±19.6 ve %50.2'si erkektir. Uygunsuz CP oranı %73.9 olarak tespit edildi ve uygun olamayan 500 ameliyat arasında en çok görülen uygunsuzluk nedeni postoperatif profilaksinin devam etmiş olması iken, onu sırasıyla profilaksi endikasyonu olmadığı halde verilen profilaksi, başlangıçta uygun antibiyotik ile başlanan profilaksinin postoperatif olarak farklı bir antibiyotik ile devam ettirilmesi, başlangıçta uygun olmayan antibiyotik kullanımı ve profilaksi endikasyonu olmasına rağmen verilmeyen uygunsuzluk nedenleri takip etmekte idi. Klinikler arasında CP devam süresi değerlendirildiği Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğinde devam eden süreden dolayı anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.001). 24 saatten uzun süren CP uygulamaları CAE gelişimi açısından anlamlı bulunmamıştır (p=0.23). Cerrahi profilaksi uygunsuzluğu hastaların mortalite, morbiditesini, sağlık kuruluşundaki maliyet ve antibiyotik direnç durumu gibi faktörleri olumsuz etkileyebilecek bir durum olup, uyumu artırmak için CP ekibi oluşturularak yerel rehberlerin gözden geçirilmesi, hastane bazlı spesifik elektronik sistemlerin geliştirilmesi, sürekli eğitimlerin ve kontrol programların oluşturulması için çalışmaların artırılması gerekmektedir.

Dilek Kocabaş
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitelerinde ventilatör ilişkili pnömoni ve santral venöz kateter ilişkili kan dolaşımı enfeksiyonları önlem paketlerinin etkinliğinin değerlendirilmesi

Sağlık bakım ilişkili enfeksiyonlar (SBİE) birçok olumsuz yönü ile ciddi sağlık sorunu olarak tanımlanmaktadır. Ancak bu enfeksiyonlar uygun stratejiler ve uygulamalar ile önlenebilmektedir. Bu çalışmada sağlık personeline eğitim sırasında kuruma özel hazırlanan önlem paketlerinin sunulması ve aktif denetimin etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada enfeksiyon önleme paketleri Çalışma Grubunda (n=67) 6 aylık bir sürede prospektif olarak önce eğitim sonra denetim şeklinde uygulanmıştır. Tüm veriler Kontrol Grubu (n=58) ile karşılaştırılmıştır. Toplam 125 hastada tespit edilen 42 santral venöz kateter ilişkili kan dolaşımı enfeksiyonunun (SKİ-KDE) 27'si Çalışma Grubunda iken, 27 ventilatör ilişkili pnömoninin (VİP) 16'sı yine bu grupta bulunmuştur. Her iki enfeksiyonun etkeni olarak en sık izole edilen gram negatif bakterilerden A. baumannii olduğu tespit edilmiştir. Çalışma Grubunda (%7.5) Kontrol Grubuna (%3.4) göre daha çok sekonder enfeksiyon gelişse de istatistiksel olarak anlamlı düzeyde değildi (P=0.449). Çalışma Grubunda parenteral beslenme %20.6 iken Kontrol Grubunda %15.4 oranında saptanmıştır (P=0.016). Personelin VİP önlem paketine uyumu Çalışma Grubunda %97.9 ve Kontrol Grubunda %87.5 bulunmuştur (P=0.000). Ancak SKİ-KDE önlem paketine uyumun Çalışma Grubunda %53.3 ve Kontrol Grubunda %68.4 olduğu tespit edilmiştir (P=0.000). Bu paketin pansuman kontrolü (P=0.004) ve cilt antisepsi (P=0.014) parametrelerinde Çalışma Grubunda daha çok uyum var iken el hijyeni ve femoral'den kaçınma parametrelerinde (P=0.000) Kontrol Gurubuna göre daha az uyum saptanmıştır. Çalışma öncesi son 6 ay verilerine göre totalde her iki enfeksiyonda azalma sağlanmıştır. VİP, Çalışma Grubunda 21 iken 19'a ve SKİ-KDE 28 iken 26'ya düşmüştür ancak istatistiksel olarak anlamlı düzeyde değildi (P=0.950). Enfeksiyon önleme paketleri; güncel eğitim yapılması, önlem paketlerine tam uyumun sağlanması ve tam zamanlı denetimin beraber uygulanmasıyla VİP ve SKİ-KDE önlenmesinde etkili olabilirler.

Sanaz Hamıdı
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2024
00