Bartın University
Discipline

Department of Educational Sciences

Bartın University

16

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

16 Theses
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilimler liselerinde görev yapan okul yöneticilerinin yönetim biçimleri ile öğretmenlerin iş doyumları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, Sosyal Bilimler Liselerinde görev yapan yöneticilerin yönetim biçimleriyle öğretmenlerin iş doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini Türkiye genelinde Sosyal Bilimler Liseleri'nde görev yapan 785 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyal Bilimler Liseleri'nde görev yapan öğretmenlerin demografik değişkenlerini belirlemek için Kişisel Bilgi Formu, Yönetim Biçimleri Ölçeği ve Minessota İş Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Betimsel İstatistikler, Mann Whitney U, Kruskal Wallis testleri ile Spearman Sıra Farkları Korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Sonuç olarak Sosyal Bilimler Liseleri'nde yer alan öğretmenlerin görüşlerine göre okul yöneticilerinin daha çok Destekçi Yönetim Biçimi'ne sahip oldukları görülmüştür. Bunun yanında okul yöneticilerinin yönetim biçimlerinin cinsiyet, eğitim durumu, mesleki kıdem değişkenlerine göre değişmediği, öğretmenlerin bulundukları okuldaki hizmet süresi ve yaş değişkenlerine göre ise görüşler arasında anlamlı fark bulunmuştur. Araştırmanın bir diğer sonucu Sosyal Bilimler Liseleri'nde görev alan öğretmenlerin iş doyumlarının genel anlamda yüksek seviyede olduğu, içsel doyumlarının ise dışsal doyuma oranla daha yüksek olduğudur. Cinsiyet ve eğitim durumu değişkenlerine göre öğretmenlerin iş doyumlarında anlamlı bir farklılık yoktur. Yaş, mesleki kıdem, bulundukları okuldaki hizmet süreleri değişkenlerine göre ise öğretmenlerin görüşleri arasında anlamlı bir fark bulunmaktadır. Analiz sonuçları incelendiğinde yönetim biçimi ile iş doyumu arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunduğu, yönetim biçimlerinin öğretmenlerin iş doyumunu etkilediği görülmektedir.

İş doyumu
İbrahim Ercivan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alman yükseköğretiminde değişime karşı direncin altında yatan korkulara ilişkin akademisyen görüşleri

Çalışmanın amacı, Alman yükseköğretiminde meydana gelen son değişimleri belirlemek, değişime gösterilen bir direnç olup olmadığını saptamak ve değişime karşı direncin altında yatan korkuları betimlemektir. Nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması deseninde tasarlanan çalışmada ele alınan durum, Alman yükseköğretiminde gerçekleşen değişim süreci olarak belirlenmiştir. Ölçüt örnekleme yöntemiyle 4 katılımcı çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmaya katılımda gönüllülük esas alınmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla katılımcılarla birebir görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler yaklaşık 50 dakika sürmüştür. Görüşme sırasında katılımcıların yöneltilen sorulara yaklaşımları, jest ve mimikleri gözlemlenerek not alma tekniği ile kayıt altına alınmıştır. Çalışma grubunu kapsayan ilgili yükseköğretim kurumunun bilgisi dahilinde üniversite arşivinden temin edilen veriler doküman incelemesi yöntemine başvurularak veri toplama zenginleştirilmiştir. Görüşmeler sonunda elde edilen verilerin analizi için betimsel analiz kullanılmıştır. Yapılan kodlamalar sonunda bulgular; değişimin bilinmezliği, hızı ve kontrol edilemezliği alt temalarından oluşan (i) değişimin özelliği; mükemmellik girişimi, demografik değişim, acil uzaktan eğitime geçiş ve eyalet kanunu değişikliği alt temalarından oluşan (ii) değişim türleri; inançlar, geleneklerin zorbalığı/ teknolojiyi bilmezlik (yetersizlik hissi) ve psikolojik etki (bilinmezlik korkusu, kaygı, stres) alt temalarından oluşan (iii) değişime karşı direnç olmak üzere 3 ana tema altında toplanmıştır. Çalışmada elde edilen bu bulgular kaos teorisi ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca katılımcıların bireysel deneyimleri derinlemesine incelenerek değişimin yönetimi konusunda önerilerine yer verilmiştir. Özellikle ani değişim durumlarında yükseköğretimde meydana gelebilecek olası direncin ve bu dirence karşı alınabilecek tedbirlerin söz konusu olduğu çalışmada elde edilen sonuçların alana katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Rabia Yılmaz
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tersyüz sınıf modelinin ilkokul matematik dersi öğretimine etkisi: Karma yöntem araştırması

Uzaktan eğitim ile sınıf içi eğitimi bir arada yürütmeye uygun olan Ters yüz eğitim metodu, günümüzde uzaktan eğitim alanında ülkemizde de tercih edilen bir sistem olmaktadır. Mevcut matematik okuryazarlık öğretiminin, müfredatın hedeflerine yönelik eksikliği göze çarparken, eksikliği ortadan kaldıran yeni metotlara gereksinim duyulduğu görülmektedir. Bu araştırmada ters-yüz eğitim metodu ile düzenlenen bir öğrenme ortamında, matematik okuryazarlık konusu ana değişken olarak belirlenmiş; çalışmanın hedef kitlesi, ilkokul 4. sınıf öğrencileri olarak belirlenmiştir. Araştırmada Ters Yüz Sınıf modelinin öğrencilerin matematik okuryazarlığı düzeylerine etkisinin araştırılması hedeflenmektedir. Araştırma için 2021-2022 eğitim öğretim döneminde, Antalya ili Manavgat ilçesinde bulunan bir ilkokulda, 4. Sınıfa giden öğrencilerden oluşan deney ve gözlem grupları belirlenmiştir. Uygulama toplamda 5 hafta 45 ders saatinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel örneklemini amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen 4. Sınıfa giden 10 öğrenci oluştururken, araştırmanın nitel örneklemini amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen 4. Sınıfa giden 10 öğrenci oluşturmuştur. Deney grubunda ters- yüz sınıf metoduna göre matematik öğretimi yapılırken kontrol grubunda öğretime herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Araştırmanın yöntemi karma yöntem olup, nicel ve nitel veriler birlikte kullanılmıştır. Araştırma ana desende karma araştırma olup, iç içe geçmiş karma desende deneysel türde araştırma yapılmıştır. Çalışma grubunun akademik başarılarını ölçmek adına nicel araştırma yöntemi olan, ön test -son test kontrol gruplu yarı deneysel desen tercih edilmiştir. Araştırmanın uygulama sürecinde 4.sınıf 1. Dönem matematik müfredatında bulunan konuların temel alınmasından dolayı ön test ve son test soruları farklılık göstermektedir. Öğrencilerin matematik akademik başarılarını ölçmek amacıyla ön test ve son test sınavları Maya Okullarının Ölçme ve Değerlendirme uzmanları tarafından hazırlanılmıştır. Testlerin madde analizi ve güvenirliği tespit edilmiştir. Madde analizinde, her maddenin güçlük ve ayırıcılık indeksleri hesaplanmıştır. Tan (2008), çok fazla sayıda madde olmamak kaydı ile ayırıcılık gücü çok düşük (0.20‟den küçük) olan maddelerin testten atılmasının, güvenirlik katsayısını önemli ölçüde arttırdığını belirtmektedir. Soruların madde güçlük değerleri ve madde ayırt edicilik değerleri incelenerek tüm maddeler 0.20 den büyük olmasından dolayı tüm sorular nitelikli kabul edilmiştir. Büyüköztürk (2012) madde güçlük derecelerinin farklılık gösterdiği durumlarda, başarı testleri için Kuder Richardson-20 (KR20) güvenirlik katsayısının hesaplanmasının uygun olduğunu belirtmektedir. Testin geçerlik-güvenirlik çalışmalarının ve testlerin analitik verileri için KR-20 değerleri tespit edilmiştir. Her iki testtin KR-20 değeri 0.700 den yüksek olmasından dolayı iki test güvenilir olarak tespit edilmiştir. Öğrencilerin akademik testlerinden elde edilen yanıtları derinleştirmek ve öğrencilerin üst bilişsel becerilerini ortaya çıkarmak için öğrencilere yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanılmış ve veriler nitel yaklaşımla analiz edilerek yorumlanmıştır. İncelemeden elde edilen bulgular doğrultusunda TYS modeli ile öğrencilerin matematik konularını daha iyi kavramakta, konulara yönelik akademik sınavlarda daha yüksek puan aldıkları görülmüştür. Deney grubu öğrencileri ile kontrol grubu öğrencilerin ön test puanları arasında herhangi bir farklılık gözlenmez iken deney grubu öğrencileri ile kontrol grubu öğrencilerinin son test puanlarının arasında yüksek bir farklılık olduğunu bulgusuna ulaşılmıştır. TYS modeli ile dersleri gören deney grubu öğrencilerinin son test puanlarının kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte öğrencilerin matematik dersine yönelik olumsuz tutumlarının değiştiği gözlemlenmiş, öğrencilerde matematik dersinin aslında kolay anlaşılan bir ders olduğu düşüncesi gelişmeye başladığı bulgusuna ulaşılmıştır. Öğrencilerde TYS modeli ile matematik derslerin devam etme isteği hatta bütün derslerin mümkünse bu yöntem ile yapılması isteği oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak TYS modelinin 4. Sınıf matematik öğretimine olumlu bir etkisi olduğu ve öğrencilerin TYS modelini beğendikleri, dersleri bu yöntem ile uygulanılması istedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Ters-Yüz Sınıf, 4. Sınıf, Matematik, Eğitim, Hibrit Eğitim

Basamaklandırılmış ters yüz öğrenme modeliKarma yöntemlerKarşılaştırmalı eğitim+6
Dilek Ilgın Özben
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çift kariyerli öğretmenlerin kariyer gelişimlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı çift kariyerli öğretmenlerin kariyer gelişimlerini incelemek, kariyer hedeflerini ve kariyer beklentilerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Antalya ilinin beş merkez ilçesinde, ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan, doktora eğitimini tamamlamış, hizmet süreleri ortalama 17 yıl olan, 2 okul müdürü, 6 müdür yardımcısı, 22 öğretmenin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırmanın verilerini elde etmek amacıyla katılımcılara, yarı yapılandırılmış bireysel görüşme formu uygulanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi ile betimsel analiz teknikleri kullanılmıştır. İçerik analizinde nitel araştırma paket programı NVIVO12'den yararlanılmıştır. Analiz aşamasında elde edilen veriler, kodlama listesinde yer alan alt-tema ve ana-tema altına yerleştirilmiştir. Son olarak, alt-tema ve ana-tema altına giren tüm ifadelerin frekans ve yüzdeleri belirlenerek tablo ile sunulmuştur. Araştırmanın bulgularına göre; çift kariyerli öğretmenlerin kendilerini mesleki açıdan geliştirme çabasının, onları doktora eğitimine yönlendirdiği görülmektedir. Çift kariyerli öğretmen olma sebepleri, kişisel nedenlerden daha çok mesleki nedenlerden kaynaklanmaktadır. Çift kariyerli öğretmenler, lisansüstü eğitimlerinin devamında akademisyen olmayı arzulamaktadır. Çift kariyerli öğretmenler gelişime açık, çok yönlü düşünen, araştırmacı bir kişiliğe sahiptir. Çift kariyerli öğretmen olmanın dezavantajlarının, avantajlarından daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Çift kariyerli öğretmen olmanın mesleki açıdan dezavantajları daha fazla iken; kişisel açıdan avantajlarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Çift kariyerli öğretmenlerin mesleki açıdan dezavantajlarının; meslektaş kıskançlığı, iki kariyeri birlikte yürütmek, MEB yöneticileri tarafından görmezden gelinmek ve MEB'de kariyer basamaklarının olmaması nedeniyle yükselememek olduğu tespit edilmiştir. Çift kariyerli öğretmenlerin, doktora eğitimi sürecinde daha çok mesleki sorun yaşadıkları görülmüştür. Özellikle kişisel açıdan aileyi ihmal etmek, farklı bir şehirde doktora yapmak ve maddi zorluklar; mesleki açısından ise aynı anda hem öğretmen hem öğrenci olmak ve yönetici engelinin öne çıktığı görülmektedir. Çift kariyerli öğretmenlerin, doktora öğrenimini tamamladıktan sonra mesleki sorunları, kişisel sorunlarından daha fazla olduğu ve kişisel açıdan hayal kırıklığı yaşadıkları tespit edilmiştir. Ancak bu sorunları güçlü bir iletişim kurarak, özverili olarak, fedakârlık yaparak, planlı olarak ve ailesinden hem manevi hem de maddi destek alarak çözdükleri bulunmuştur. Çift kariyerli öğretmenlerin, çift kariyerden mesleki beklentileri kişisel beklentilerden daha fazladır. Özellikle mesleki beklentilerinin üniversitede akademik kadro alıp, mesleğe akademisyen olarak devam etme isteğinin öne çıktığı görülmektedir. Çift kariyerli öğretmenlerin, MEB'den tıpkı üniversitelerde, Sağlık Bakanlığında ve Millî Savunma Bakanlığında olduğu gibi, malî ve özlük hakları da verilerek, unvana ve yükselmeye dayalı bir akademik kariyer bekledikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, kariyer, çift kariyerlilik.

Eğitim yönetimiKariyerKariyer geliştirme+3
Hakan Bal
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

4+4+4 eğitim sistemi kapsamında 5. sınıf öğrencilerinin yaşadığı sorunlara ilişkin öğrenci ve öğretmen görüşleri: Bir durum çalışması

Çalışmamız kapsamında 2012-2013 Eğitim-Öğretim yılı itibari ile uygulanmaya başlayan 4+4+4 Eğitim sistemi ele alınmıştır. Yeni sistemle beraber Türk eğitim sisteminde gerçekleştirilen değişiklikler ele alınarak bu değişikliklerin detaylı şekilde incelemesi yapılmıştır. Diğer yandan yeni sistemle ilişkili olarak eğitimin 2.kademesi olan ortaöğretim 5.sınıf öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen değişimler de ele alınmıştır. Bu bağlamda 5.sınıf öğrenci ve öğretmenlerin, yeni sistemde karşılaştıkları zorluklar belirlenmiştir. Çalışma beş bölüm olarak ele alınmıştır. İlk bölümde çalışmanın amacı, önemi, varsayımları belirtilmiştir. İkinci bölümde ise çalışmanın temelini oluşturan 4+4+4 eğitim sistemi, olumlu olumsuz yönleri, sistem hakkındaki görüşler, sistem kapsamında meydana getirilen değişiklikler ve sisteme dair detaylı açıklamalar belirtilmiştir. Çalışma grubunu Antalya ilinde öğrenim gören ve çalışan, görüşme sorularını gönüllü olarak cevaplandırmak isteyen öğrenciler ve öğretmenler oluşmaktadır. Bu nedenle Mehmet Kemal Dedeman İlkokulunda öğrenim gören 10 öğrenci ve 10 öğretmen çalışmaya katılmışlardır. Çalışma kapsamındaki öğretmen ve öğrencilere önceden hazırlanmış sorular iletilmiş ve yanıtlar alınmıştır. Alınan yanıtlar doğrultusunda analizler yapılmıştır. Yapılan analizler neticesinde branş öğretmenleri 5. sınıf derslerine sınıf öğretmenlerinin girmesinin gerektiğini, hizmet içi eğitimin verilmesi gerektiğini savunmuştur.

4+4+4 eğitim sistemiEğitim sistemiOrtaokul öğrencileri+5
Bekir Aydın Uluer
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokullarda yetiştirme programı (İYEP) hakkında öğretmen ve veli görüşleri

Bu araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılında uygulanmaya başlanan İlkokullarda Yetiştirme Programı (İYEP) hakkında İYEP'te görev almış sınıf öğretmenleri ve 2019-2020 eğitim öğretim yılında İYEP'e katılmış öğrencilerin velilerinin görüşlerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adıyaman il merkezinde bulunan ilkokullarda çalışan 2019-2020 eğitim öğretim yılında İYEP'te görev almış 96 sınıf öğretmeni ile Adıyaman il merkezindeki bir devlet okulunda 3. sınıfta okuyan İYEP'e katılmış 10 öğrencinin velisinden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında; öğretmen görüşü için araştırmacı tarafından Stufflebeam'in Bağlam, Girdi, Süreç ve Ürün Modeline (CIPP) uygun olarak geliştirilen ve 30 maddeden oluşan "İlkokullarda Yetiştirme Programı Değerlendirme Anketi", veliler için ise yarı yapılandırılmış "Veli Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda tarama modeli, nitel boyutunda ise durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada öğretmen görüşlerinin toplandığı anket verileri SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) paket programı aracılığıyla betimsel istatistikler kullanılarak analiz edilmiştir. İYEP' e katılan öğrenci velileri ile yapılan görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. İlgili analizler neticesinde öğretmenlerin İYEP'in bağlam, girdi, süreç ve ürün boyutlarının her birisine ilişkin değerlendirmelerinde programın amacına hizmet ettiği görüşüne katıldıkları belirlenmiştir. Veliler ise İYEP'in öğrencilere bilişsel ve psikososyal yönden olumlu katkı sağladığını, planlama, ders çeşitliliği ve doküman konularında ise zayıf kaldığını ifade etmişlerdir. Araştırma sonuçları, ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İYEP, CIPP Modeli, Kurs, Öğretmen, Veli

AdıyamanAna-baba tutumuKurslar+5
Kasım Erdinç
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının öz-yönetimli öğrenmeleri ile e-öğrenmeye yönelik tutumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada öğretmen adaylarının öz-yönetimli öğrenmeleri ile e-öğrenmeye yönelik tutumlarının bazı değişkenler (cinsiyet, sınıf, okudukları bölüm, not ortalaması, ikamet ettikleri yer, ailelerinin ikamet ettiği yer, anne-baba eğitim düzeyi, günlük internet kullanım süresi, internet kullanım düzeyi, tercih ettikleri öğrenme yöntemi, tercih ettikleri çalışma türü, e-öğrenme etkinliklerini gerçekleştirdikleri cihaz, internet/bilgisayar kullanım süreleri) açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Adıyaman Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan 601 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışmada veriler google form aracılığıyla toplanmıştır. Formun birinci bölümünde kişisel bilgileri ortaya çıkaracak demografik bilgiler, ikinci bölümünde öz-yönetimli öğrenmelerini belirlemek için Lounsbury (2009) tarafından geliştirilip, Demircioğlu vd. (2018) tarafından Türkçeye uyarlanan "Öz-Yönetimli Öğrenme Ölçeği (SDLS)", üçüncü bölümünde ise e-öğrenmeye yönelik tutumlarını belirlemek için Kisanga (2016) tarafından geliştirilip, Biçer (2019) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "E-Öğrenmeye Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), basit doğrusal korelasyon ve basit doğrusal regresyon analizleri yapılmıştır. Analizler sonucunda öğretmen adaylarının öz-yönetimli öğrenmeleri ile e-öğrenmeye yönelik tutumlarının yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının öz-yönetimli öğrenmelerinin okudukları bölüm ve tercih ettikleri öğrenme yöntemine göre farklılık gösterdiği; cinsiyet, sınıf seviyesi, akademik başarı, ikamet ettikleri yer, ailelerinin ikamet ettikleri yer, anne-baba eğitim düzeyi ve çalışma türlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. E-öğrenmeye yönelik tutumlarında ise cinsiyet, sınıf seviyesi, ikamet ettikleri yer, anne-baba eğitim düzeyi, internet kullanım düzeyi, tercih ettikleri öğrenme yöntemi, e-öğrenme etkinliklerinde kullandıkları cihaz ve internet/bilgisayar kullanım sürelerine göre anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının öz-yönetimli öğrenmeleri ile e-öğrenmeye yönelik tutumları arasında pozitif yönde, anlamlı, düşük düzeyde bir ilişkinin olduğu ve öz-yönetimli öğrenmenin e-öğrenmeye yönelik tutumu yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öz-Yönetimli Öğrenme, E-Öğrenmeye Yönelik Tutum, Öğretmen Adayları

Aday öğretmenlerElektronik öğrenmeÖz yönetimli öğrenme+2
Emine Sarıkaya
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz Üniversitesi 2019 Yabancı Öğrenci Seçme Sınavının (YÖS) başarı puanları açısından değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, Akdeniz Üniversitesi Yabancı Öğrenci Seçme Sınavına (2019) ait madde ve test istatistiklerini inceleyip, çeldirici analizleri gerçekleştirip elde edilen puanların farklı dil grupları arasında farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama araştırması ile modellenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu çeşitli ülkelerden katılan 5383 kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın ilk aşamasında YÖS'te (2019) kullanılan madde analizleri çerçevesince değerlendirilmiştir. Maddelerin güçlük ve ayırt edicilik değerlerinin literatürde belirlenen kriterlerini karşılayıp karşılamadığı, dağılımlarının nasıl olduğu, maddelerin güvenirlik durumlarının nasıl olduğu üzerinde incelemeler yapılmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında YÖS'e (2019) ait test istatistikleri değerlendirilmiştir. İlgili istatistikler literatürde belirlenen ölçütlerle karşılaştırılarak söz konusu sınavın niteliği belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada bir sonraki aşamada ise maddelere ait çeldirici analizleri gerçekleştirilerek maddelerde çalışan ve çalışmayan çeldiriciler belirlenerek tavsiyeler sunulmuştur. Araştırmanın son aşamasında ise YÖS puanları bireylerin sınava girdikleri dil değişkenin gruplara açısından karşılaştırılmıştır. Araştırmanın sonunda YÖS (2019) sınavının madde ve test istatistiklerinin genel itibarıyla bir başarı testi için yeterli değerlere sahip güvenilir bir test olduğu, sınavdan elde edilen puan ortalamalarının girilen dile göre farklılaştığı bulunmuştur. Araştırmada son olarak gerekli niteliklere sahip olmayan maddeler hakkında öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Başarı testi, Madde Analizi, Yabancı Öğrenci Seçme Sınavı, Çeldirici Analizi

Akdeniz ÜniversitesiBaşarıBaşarı testleri+5
Erhan Çatal
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çok kültürlü okullarda iletişim ve etkileşimin incelenmesi: Bir durum çalışması

Bu çalışmanın amacı, çok kültürlü okullardaki iletişim ve etkileşimin diğer okullara göre farklılık gösteren yönlerini belirlemek, kültürel çeşitlilik ortamında paydaşlar arasındaki iletişim ve etkileşimin nasıl meydana geldiğini ve çok kültürlülüğün okuldaki iletişim üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini belirlemektir. Araştırmanın bir başka amacı ise öğrencilerin çok kültürlü ortamda bulunmalarının, onların birer dünya vatandaşı olarak yetişmeleri vegelecekte dünya barışına katkı sağlayabilecek duruma gelmeleri üzerindeki etkileri belirlemektir. Ayrıca bu çalışma ile çok kültürlü okul ortamının öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimleri üzerinderki etkilerini saptamak hedeflenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden bütüncül tekli durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışma, Antalya İl Mill Eğitim Müdürlüğü'ne bağlıDöşemealtı ilçesinde hizmet veren hem Millî Eğitim Bakanlığı hem de Uluslararası nitelikteki Cambridge programlarını birarada yürüten ve aykırı durum örneklemesine göre seçilmiş bir okulda yapılmıştır. Çalışma grubunu amaçlı örneklem yöntemlerinden maximum çeşitlilik örneklemesine göre seçilen özel okulda görevli 12 Türk öğretmen, 7 yabancı uyruklu öğretmen, 6 veli ve 5 personel oluşturmaktadır. Veri toplama aşamasında bireysel yüz yüze görüşmeler yapılmış, görüşmeler esnasında katılımcılara önceden hazırlanan ve anlaşılırlığı denenmiş yarı yapılandırılmış sorular sorulmuştur. Türk ve yabancı uyruklu öğretmenlere 9 adet yarı yapılandırılmış aynı soru sorulmuştur. Veli ve personele sorulmak üzere aynı 6 adet soru hazırlanmıştır. Hazırlanan sorular, görüşme formu haline getirilmiştir. Görüşmeler sonucunda elde edilen verilerin analizi, tümevarımsal içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Katılımcılardan alınan cevaplardan yola çıkılarak okuldaki çok kültürlülük ve kültürel çeşitlilik nedeniyle meydana gelen iletişim ve etkileşimin genel olarak paydaşları olumlu şekilde etkilediği, paydaşların okul öğrencilerinin tümünün belli bir seviyede hakim olması gereken iki temel dil olan İngilizce ve Türkçeyi-bilmiyorlarsa- öğrenme gayreti gösterdikleri, ortamdaki çeşitliliğin saygı, hoşgörü ve tolerans gibi evrensel değerlerin gelişmesine katkı sağladığı, okulda öğretmenler, öğrenciler ve okul idaresi olarak yardımlaşma ve anlayışın hakim olduğu, farklı kültürlerden gelen paydaşların bir arada bulunmalarıyla din, dil, örf adet ve gelenekler konusunda bilinçlendirme sağladığı ve tüm bunların etkisiyle öğrencilerin elde ettikleri tecrübeler doğrultusunda erdemli insan özellikleriyle iyi birer dünya vatandaşı olup dünya barışına katkı sağlayabilecekleri tespit edilmiştir. Öğretmenlerin de ortamdaki kültürel çeşitlilikten dolayı kendilerini hem kişisel hem de mesleki anlamda zorlandıkları alanlar olsa bile geliştirebildiklerinden dolayı mutlu oldukları sonucuna varılmıştır. Okuldaki kültürel çeşitliliğin tüm paydaşlar üzerindeki olumlu etkilerini artırmak amacıyla veli, öğretmen ve öğrencilerin birbirlerinin kültürlerini daha etkili bir şekilde öğrenebilmeleri için daha çok sosyal ve kültürel etkinliklerin düzenlenebileceği, hem Türk hem yabancı öğretmen ve personelin yabancı dil gelişimine katkı sağlamak amacıyla okulda dil kurslarının açılabileceği tespit edilmiş olup, öğretmenlerin birlikte çalışabilmelerini daha kolaylaştırmak için takım çalışmalarına daha çok yer verilmesi, okulda düzenlenen resmi toplantılarda farklı dillerde iletişim ve etkileşimi sağlamak amacıyla görevli personelin bulunduğundan emin olunması, farklı dil ve kültürlerde sözsüz iletişimin ne anlama geldiği ile ilgili eğitimlerin düzenlenmesi gerektiği sonucuna da varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kültürel çeşitlilik, örgütsel iletişim, çok kültürlü okul, dünya vatandaşlığı, dünya barışı.

EtkileşimKozmopolitanizmKültür+6
Rabia Nilda Çorapcı
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Beliren yetişkinlerin psikolojik belirtileri ile yabancılaşma algıları arasındaki yordayıcı ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı beliren yetişkinlerde yabancılaşma ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu Aksaray Üniversitesinde öğrenim gören 18-26 yaş arasında 502 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Kısa Semptomlar Envanteri ve Yabancılaşma Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın istatistiki analizi SPSS programı ile yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde T Testi, Anova, Pearson Korelasyon ve Basit Doğrusal Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre beliren yetişkinlerde yabancılaşma algısı cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, anne baba birliktelik durumu ve anne eğitim düzeyine göre anlamlı şekilde fark göstermezken algılanan gelir düzeyi ve baba eğitim düzeyi açısından anlamlı fark gösterdiği görülmüştür. Korelasyon sonuçlarına göre; psikolojik belirtilerin güçsüzlük, normsuzluk, anlamsızlık, düşük kişisel farkındalık ve düşük sosyal ilgi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre; psikolojik belirtilerin güçsüzlük, normsuzluk, anlamsızlık, düşük kişisel farkındalık ve düşük sosyal ilgiyi yordadığı saptanmıştır. Son olarak araştırmanın bulguları ışığında mevcut literatürle tartışılarak araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur.

Mehmet Emin Özkara
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik doğum sırası ve travma sonrası büyüme arasındaki ilişkide kişilik özelliklerinin aracı rolü

Bu çalışmanın amacı, psikolojik doğum sırası ile travma sonrası büyüme arasındaki ilişkide kişilik özelliklerinin rolünü incelemektir. Araştırma kapsamında psikolojik doğum sırası (büyük çocuk, ortanca çocuk, küçük çocuk ve tek çocuk), Beş Faktör Kişilik Özellikleri ve travma sonrası büyüme değişkenleri arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiler tespit edilmiştir. Çalışma, ilişkisel tarama modelinde tasarlanmış olup, analizler 293 katılımcıdan elde edilen veriler üzerinden yapılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Psikolojik Doğum Sırası Ölçeği, Beş Faktör Kişilik Ölçeği ve Travma Sonrası Büyüme Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS paket programında yapılmış olup; tanımlayıcı istatistikler, korelasyon analizleri, Mann–Whitney U Testi, Kruskal Wallis H Testi, ANOVA, Bağımsız Örneklem T-Testi ve yapısal eşitlik modeli analizleri kullanılmıştır. Yapısal eşitlik analizleri, PROCESS Macro Model 4 aracılığıyla her bir psikolojik doğum sırası grubu için ayrı ayrı yapılmıştır. Korelasyon analizleri sonucunda, büyük çocuk psikolojik doğum sırası puanının dışadönüklük, uyumluluk ve sorumluluk ile pozitif yönde ilişkili olduğu; ortanca çocuk psikolojik doğum sırasının uyumluluk ve sorumluluk ile negatif, nevrotiklik ile pozitif yönde ilişkiler gösterdiği görülmüştür. Küçük çocuk psikolojik doğum sırası ile deneyime açıklık pozitif ilişkilidir. Tek çocuk psikolojik doğum sırasının ise nevrotiklik ile pozitif, sorumluluk ile negatif yönde ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Travma sonrası büyüme toplam puanı ve alt boyutları incelendiğinde, özellikle deneyime açıklık kişilik özelliğinin travma sonrası büyüme ile güçlü ve tutarlı ilişkiler gösterdiği görülmektedir. Yapısal eşitlik modeli analizleri sonucunda, psikolojik doğum sırasının travma sonrası büyüme üzerinde doğrudan ve güçlü bir yordayıcı olmadığı tespit edilmiştir. Büyük çocuk psikolojik doğum sırasında yaşam felsefesinde değişim alt boyutunda anlamlı bir toplam etki bulunmuş; ilişkilerde değişim boyutunda ise özellikle sorumluluk üzerinden dolaylı bir etki gözlenmiştir. Ortanca çocuk psikolojik doğum sırasında, travma sonrası büyümenin ilişkilerde değişim boyutunda uyumluluk ve sorumluluk yoluyla dolaylı etkiler bulunmuştur. Küçük çocuk psikolojik doğum sırasında deneyime açıklık kişilik özelliği üzerinden travma sonrası büyüme ve bazı alt boyutlara yönelik sınıra yakın dolaylı etki eğilimleri görülmektedir. Tek çocuk psikolojik doğum sırasında ise travma sonrası büyüme üzerinde anlamlı doğrudan etkiler gözlenmezken, ilişkilerde değişim boyutunda sorumluluk yoluyla dolaylı bir etki gözlenmiştir. Genel olarak elde edilen bulgular, psikolojik doğum sırasının travma sonrası büyümeyi tek başına yordamadığını; kişilik özellikleriyle etkileşim halinde sınırlı ve bağlama özgü etkiler ortaya koyduğunu göstermektedir. Özellikle deneyime açıklık kişilik özelliği, travma sonrası büyümenin en güçlü ve tutarlı yordayıcısı olarak öne çıkmaktadır. Bu sonuçlar, travma sonrası büyümenin çok boyutlu bir yapı gösterdiğini ortaya koymaktadır.

Psikolojik doğum sırasıPsikolojik travma
Öyküm Altan
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Güney Azerbaycan masallarında değerler

Bu araştırmanın temel amacı yazar Furuğ Xızırlı'nın iki cilt halinde derlediği Azerbaycan Nağılları (Hoy) adlı kitapta yer alan 29 masal metninde bulunan değerleri tespit etmek ve tespit edilen değerlerin çocuklara değerler eğitimi kapsamında faydalı olup olmayacağını ortaya koymaktır. Araştırma nitel bir çalışma olup olgu bilimle desenlenmiştir. Araştırmada incelenen masallar Güney Azerbaycan Türkçesi ile yazıldığı için masallardaki değerler İstanbul Türkçesine çevrilerek verilmiştir. Araştırmada veriler betimsel analiz yaklaşımları ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, "Azerbaycan Nağılları (Hoy)" adlı eserdeki masallarda 420 değer ifadesine ulaşılmıştır. Eserde 12 ana değere yer verildiği tespit edilmiştir. Bu değerler yardımseverlik, sevgi, din, dürüstlük, cesaret, sorumluluk, saygı vefa, çalışkanlık, adalet, vatanseverlik ve sabır değeridir. Masallarda en sık kullanılan değerin yardımseverlik değeri olduğu ortaya çıkmış bu değeri sırasıyla sevgi, din ve dürüstlük değeri izlemiştir.

AzerbaycanDeğerlerDeğerler eğitimi+4
Tuba Turan Özçelik
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim meslek okulu öğretmenlerinin örgütsel bağlılık ve iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, özel eğitim meslek okulu öğretmenlerinin örgütsel bağlılık ve iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evrenini Ankara ilinde özel eğitim meslek okullarında görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmuştur. Bu araştırmada evrenin tamamına ulaşmak amaçlanmıştır. Toplam 283 öğretmenden 201 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Meyer, Allen ve Smith tarafından geliştirilen "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" ile Weiss ve arkadaşları tarafından geliştirilen "Minnesota İş Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 24 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; özel eğitim meslek okulunda görev yapan öğretmenlerin kendilerini kurumlarına genel olarak bağlı hissettikleri, bununla birlikte görev yaptıkları okullara en az normatif en çok ise duygusal açıdan bağlı oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinde cinsiyet, yaş ve mesleki kıdeme göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı; branş ve eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Özel eğitimmeslek okulunda görev yapan öğretmenlerin iş doyumlarının yüksek olduğu, iş doyumunun alt boyutları açısından ise en çok içsel doyum yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin iş doyumu düzeylerinde cinsiyet, yaş, eğitim durumu ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı; branş değişkenine göre anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Özel eğitim meslek okulunda görev yapan öğretmenlerin örgütsel bağlılıkları ile iş doyumları arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca özel eğitim meslek okulunda görev yapan öğretmenlerin örgütsel bağlılık ve iş doyumunun tüm alt boyutları analiz edildiğinde de pozitif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinin iş doyumunun yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre özel eğitim öğretmenleri ve özel eğitim kurumlarında çalışan diğer öğretmenlere, bu kurumlarda çalıştıkları süre boyunca yıpranma payı ve erken emeklilik haklarının tanınması gerektiği önerilebilir. Bununla birlikte öğretmenlere yönelik yatırımların artırılması ve öğretmenlerin toplumsal statülerinin iyileştirilmesine ilişkin çalışmalar yapılabilir.

Branş öğretmenleriMesleki eğitimÖrgütsel bağlılık+3
Gökhan Arı
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğretmenlerinin okul iklimi algıları ile örgütsel sapma algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma ortaöğretim öğretmenlerinin okul iklimi algılarıyla örgütsel sapma algıları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Rize ilinde Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde orta eğitim kurumlarında görev yapan 252 öğretmen teşkil etmiştir. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin okul ilkimi algıları yüksek düzeyde çıkarken, örgütsel sapma algıları düşük düzeyde çıkmıştır. Öğretmenlerin okul iklimi algıları en yüksek, okula adanma ile liderlik ve etkileşim boyutlarındadır. Öğretmenlerin okul iklimi algılarında cinsiyet, çalıştığı okul türü değişkenlerinde anlamlı bir fark gözlemlenirken; yaş, hizmet yılı, öğrenim durumu değişkenlerinde anlamlı bir fark göstermemektedir. Öğretmenlerin örgütsel sapma algıları çalıştığı okul türü değişkenine göre anlamlı bir fark gösterirken; cinsiyet, yaş, hizmet yılı, öğrenim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir fark göstermemektedir. Araştırma sonucunda okul iklimi algısının çeşitli boyutları ile örgütsel sapma algısı arasında orta seviyede negatif yönlü bir ilişki görülmüştür. Öğretmenlerin okul iklimi algıları örgütsel sapma algılarını anlamlı bir şekilde yordamakta ve öğretmenlerin örgütsel sapma algılarındaki değişimin %36'sını açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: Okul İklimi, Örgütsel Sapma, Okul İklimi algısı, Örgütsel Sapma Algısı, sağlıklı okul

Lise öğretmenleriOkul iklimiÖrgütsel sapma+2
Fatih Sultan Kişmir
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ders kitaplarında değerler: Osmanlının son yıllarından Cumhuriyet'in ilk yıllarına (1908-1928)

Bu çalışmada, Osmanlının son dönemi (1908-1922) iptidai mektep ders kitapları ile Cumhuriyet'in ilk yılları (1923-1928) ilk mektep ders kitapları içeriklerinde öne çıkan değerler irdelenerek çocuklara kazandırılmak istenen değerler gün yüzüne çıkarılmaya çalışılmıştır. Nitel bir araştırma olarak tasarlanan bu çalışmada doküman analizi yöntemi ve içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Bu amaca ulaşmak için dönemin iptidai/ilk mekteplerinde okutulan Ma'lûmât-ı Medeniyye; Musâhabât-ı Ahlâkiyye, Sıhhiyye, Medeniyye, Vataniyye ve İnsaniyye ve Yurd Bilgisi adlı toplam 12 ders kitabından yararlanılmıştır. Kitapların seçiminde dönemin müfredatına göre hazırlanmış olmasına ve resmi makamlarca onaylanmış olmasına özen gösterilmiştir. Mevcut çalışmada, bahsi geçen ders kitapları iki tema altında incelenmiştir. Her bir tema; dinî değerler, kişisel değerler, ailevî değerler, millî değerler ve insanî değerler olarak beş kategoriye ayrılmıştır. Her kategoride de çocuklara kazandırılmak istenen ve öne çıkan değerler kodlanarak değerlendirilmiştir. Ders kitaplarında değerler, çocuklara değer aktarımı yaklaşımı ile öğretilmiştir. Osmanlının son döneminde ders kitabı içeriklerinde değerlere daha fazla yer verilirken; Cumhuriyet'in ilk yıllarında Ma'lûmât-ı Medeniyye ve Musâhabât-ı Ahlâkiyye adlı ders kitabı, Yurd Bilgisi adını almış ve içeriği daha ziyade vatandaşlık bilgisine dönüşmüştür. İncelenen ders kitaplarında öne çıkan başlıca değerler şunlardı: Dinî değerler olarak; mütedeyyin bir insan olmak. Kişisel değerler olarak; sağlıklı olmak, ilim tahsili yapmak, güçlü bir iradeye sahip olmak, ahlâklı olmak, cesâret, sabır, metanet ve soğukkanlılık, kendine saygı, ağırbaşlılık, mütevazılık, doğruluk, dürüstlük, çalışmak, özgüven ve girişimcilik, tasarruflu olmak. Ailevi değerler olarak; aile, aile büyüklerine itâat, sevgi, hürmet, hizmet, minnet, şefkat göstermek. Milli değerler; vatan ve millet sevgisi, askerlik yapmak, vergi vermek, kanuna itâat etmek, seçme-seçilme hakkını kullanmak, sancağa ve ecdat yadigârlarına hürmet etmek. İnsani değer olarak da başkalarına karşı sevgi, hoşgörü, saygı, itâat, şefkat ve merhamet, cömertlik, iyilik ve yardımlaşma, adalet, eşitlik, kardeşlik, dostluk, sadakat, fedakârlık, âdâb-ı medeniyeye riâyet etmek, diğer canlılar ve hayvanları sevmek sayılabilir.

Ahlaki değerlerDemokratik değerlerDers kitapları+5
Ali Doğan
Ondokuz Mayıs University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarının adil dünya inançlarının psikolojik iyi oluşlarına etkisi

Sosyal hizmet alanında görev yapan meslek elemanlarının çalışma alanının büyük bir kısmını dezavantajlı aileler ve kadın, çocuk, engelli bireyler oluşturmaktadır. Meslek elemanlarının çalıştıkları aile yapıları ve vaka detayları göz önüne alındığında psikolojik iyi oluş düzeyleri ile adil dünya inanç düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek çalışmanın temel amacıdır. Yapılan çalışma ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır ve kişisel bilgi formu, adil dünya inancı ölçeği ve psikolojik iyi oluş ölçeklerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında bireylerin genel ve bireysel adil dünya inancının ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre farklılaşmadığı, sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarının adil dünya inançlarının psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında ilişkinin incelenmesine yönelik yapılan analiz sonucuna göre ise adil dünya inancı ölçeğinden ve psikolojik iyi oluş ölçeğinden alınan puanlar arasında pozitif yönde, orta derecede anlamlı bir ilişkinin bulunduğu, ancak alanda çalışma sürelerinin psikolojik iyi oluş düzeyleri ve adil dünya inanç düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olup, Adil Dünya İnancı ölçeğinden alınan puanlar ile Psikolojik İyi Oluş Ölçeğinde yer alan 'Geleceğim hakkında iyimserim' ibaresi üzerine yapılan analizde ise pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı ilişki olduğu ve yine Adil Dünya İnancı ölçeğinden alınan puanlar ile Psikolojik İyi Oluş Ölçeğinden alınan 'Amaçlı ve anlamlı bir yaşam sürdürüyorum' maddesi arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sosyal hizmet, adil dünya inancı

Seval Akkuş
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00