
398
Archived Theses
12
DOIs Assigned
3%
DOI Rate
Discipline
Sosyal medyanın politik yaşama etkisi: Arap Baharı çerçevesinde Mısır ve Libya örneği
2011 yılı başlarında Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde yaşanan olaylar, günümüz Dünya'sının çarpıcı değişiklikler içerdiğini gözler önüne sermiştir. Kişilerarası iletişimi kolaylaştıran yeni iletişim araçları veya sosyal medya araçları, insanların şimdiye kadar bildiklerinin ezberini bozar niteliktedir. Yaşananlardan ötürü, olaylar başladığı süreden bu yana Arap Baharı adı altında yaşananlar incelenmeye çalışılmıştır. Konusu, insan ve insan toplulukları olan olaylar hiç kuşkusuz ki son derece karmaşıktır da. Bu yüzden, 2011 yılı öncesinde bu olaylara zemin olan konular detaylı olarak incelenmelidir. Bu konular ülkelerin kültürel, ekonomik, siyasi ve toplumsal özellikleridir. Bunlar anlaşılmadan yaşananları açıklamak mümkün görünmemektedir. Bu yüzden; yaşananlar saf bir Facebook veya Twitter Devrimi olarak adlandırılmamalıdır. Bu araçlar otokratik rejimlerin hüküm sürdüğü ülkelerde elbette bilgi yayılımı ve organize olma konusunda yardımcı olmuşlardır. Ancak asıl incelenmesi gereken bu olayların neden bu zamana denk geldiği, bireylerin fikirlerini değiştirmiş ise sosyal medya araçlarının bu fikirleri nasıl değiştirdiği konusudur.Konu son derece güncel olduğundan sonuca erdirmek şüphesiz ki bireyleri yanlışa düşürecektir. Yaşanan olaylara bakıldıktan sonra sadece neler olabileceği hakkında varsayımlar öne sürülebilmektedir. Demokrasi beklentisi ise yine ülkelerin arkaplanına bakarak doğru bir şekilde vurgulanabilir. Açık bir dönüşümden geçen ülkelerin, sonuç olarak nasıl bir rejim seçecekleri bu halkların kararları doğrultusunda gerçekleşmesi umut edilmektedir. Bu tezde, seçim sonuçlarına yer verilecek olsa da yalnızca bu süreçte ve öncesinde yaşananlar konu edilecek ve sosyal medya araçları ile internet gibi yeni bir teknolojinin getirdiği bilgi çağında, bölgede ne gibi değişimlerin gerçekleştiği vurgulanmaya çalışılacaktır. Bu tezin argümanı; sosyal medya araçlarının ve internetin, seçilen örneklem olarak Mısırlılar ve Libyalıların fikirlerini değiştirdiğidir. Bu nedenle, Mısır ve Libya'da sosyal medya kullanımı irdelenecektir.Kısacası, bu tezin sonunda, sosyal medya araçlarının; devrim veya halk hareketlenmeleri yolunca sadece bir araç olmadığı, ayrıca insanların tutumlarını değiştirdiğinden, bu olayların nedeni de olduğudur. Bunu yaparken, sosyal medya araçları, Arapları digerleri hakkında aydınlatmıştır. Bunu yaparak, sadece dışlarındaki Dünya'yı görmekle kalmamışlar, suskunluk sarmalının kırılmasıda sağlanmıştır. Bu olayların ayrıca liderler içinde sonuçları bulunmaktadır. Eğer internet bir topluma veriliyorsa, liderler bu eylemlerinin sonuçları konusunda da haberdar olmalıdırlar.Anahtar Kelimeler: Arap Baharı, Sosyal Medya Araçları, Toplumsal Hareket, Devrim.
Popüler kültür ve toplumsal cinsiyet bağlamında evlilik programları: "Esra Erol'da Evlen Benimle" örneği
Bu tezde ?Esra Erol'da Evlen Benimle? programının bir aylık dönemi, popüler kültür ve toplumsal cinsiyet bağlamında incelenmiştir. Çalışmaya ataerkil ideolojiye yönelik göstergelerin evlilik programlarında nasıl var olduğunu ve ataerkil yapının herhangi bir değişim ya da dönüşüme uğrayıp uğramadığını anlama çabasıyla başlanmıştır. Araştırmada evlilik programlarında kadına ve erkeğe nasıl bir rol biçildiği, ataerkil ideolojinin kendini hangi göstergelerle var ettiği ve bu yönde hangi stereotiplerin kullanıldığı sorularına yanıt aranmıştır. Program, dünyada ve Türkiye'de popüler kültür, televizyon ve toplumsal cinsiyet konuları üzerine yapılan çalışmalardan yararlanılarak analiz edilmiştir. Analiz için televizyon eleştirisi ve bu çalışmaya uygunluğu açısından göstergebilimsel yöntem kullanılmış ve bu bağlamda ?Esra Erol'da Evlen Benimle? programı bir metin olarak ele alınıp Barthes'ın yaklaşımıyla incelenmiştir. Analiz sonucunda ?Esra Erol'da Evlen Benimle? programının kadına ve erkeğe yönelik cinsiyet stereotiplerini yeniden üreterek toplumsal cinsiyet rollerini meşrulaştırdığı ortaya çıkmıştır.
Türk televizyon dizilerinde tecavüzün sunumu: "İffet" örneği
Kitle iletişim araçlarının ?dördüncü güç? olarak kabul edildiği günümüzde, bu araçların en etkililerinden birisi olan televizyonun toplumsal süreçlerdeki etkileri de kabul edilen bir gerçektir. Televizyon içerikleri toplumdaki yapıyı hem inşa eder hem de pekiştirir. İdeolojilerin taşıyıcısı olarak görülen televizyonun sunduğu içeriklerin en tartışılanlarından biri ise şiddettir.Şiddet, özellikle de kadına yönelik şiddet, toplumsal eşitsizliklerin ve erkek iktidarının en yıkıcı sonuçlarından birisidir. Kadına yönelik şiddetin en yaralayıcısı da hiç şüphesiz tecavüzdür. Bu çalışmada, temelde toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine dayanan tecavüz olgusunun Türk televizyon dizilerinde nasıl sunulduğu ve meşrulaştırıldığı konusu incelenmiştir. Bu amaçla seçilen ?İffet? dizisi, göstergebilimsel analiz ve söylem analizi yöntemleri birlikte kullanılarak çözümlenmiştir.Sonuç olarak, toplumsal cinsiyet normlarının ve tecavüzün, erkek iktidarının bir şekli olarak meşru şekilde sunulduğu görülmüştür. Bir suçtan ziyade erkek güdülerinin bir sonucu olarak yer almakta ve kadınlar tarafından da bu şekilde kabul edilmektedir. Ataerkil ideoloji, dizilerde de sürdürülmektedir.Anahtar Kelimeler:Kadına yönelik şiddet, tecavüz, televizyon, toplumsal cinsiyet, televizyon dizileri
KSS kampanyaları sunumunda reklam söylemi kullanımı ve toplumsal rıza üretimi
Sanayi devriminden 1990'lı yıllara gelinceye kadar daha çok iç çevrelerinde yer alansosyal paydaşlarına yönelik sorumluluklarına odaklanan firmalar, bu tarihten itibarensürdürülebilir kalkınma ve dolayısıyla da firmaların sürdürülebilirliği konularının hızlagündeme yerleşmesiyle, sosyal paydaşlarına giderek daha çok kaynak ayırmayabaşlamışlardır. Bu dönemden itibaren çeşitli nedenlerle Kurumsal sosyal sorumluluğa yönelikfaaliyetlerinde hayırseverlik yerine strateji daha çok ön plana çıkmaya başlamıştır. BöyleceKurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları çeşitli mecralarında yer almıştır. Bu çalışmadafirmaların KSS kampanyalarının reklam formlarında, reklam alanlarında yer almaları vetoplumsal rıza üretimi yasal ve etik çerçevede değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeyapılırken, içerik ve eleştirel söylem analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanınsonuçlarına göre, reklam alanlarında ve reklam süresi dahilinde çeşitli mecralarda yer alanKSS kampanya sunumlarının yasal çerçevede reklam olduğu ve bu şekilde sunumlar aracılığıile rıza üretimi yapıldığı etik çerçevede ortaya konmuştur.
Yerel medyada çalışan kadın gazeteciler ve karşılaştıkları zorluklar: Antalya örneği
Medya alanında 1980 sonrası dönemde neo-liberal politikalar ve küreselleşme süreci bir dizi değişimi de beraberinde getirmiştir. Medyanın da küreselleşmeye başlamasıyla beraber küreselleşmeci neo-liberal politikaların en önemli araçlarından biri olan özelleştirme sayesinde radyo ve televizyonda kamu tekelleri kaldırılıp, özelleştirme kapsamına alınmıştır. Medya endüstrisi 1980 sonrası dönemde büyük holding patronları için yeni yatırım alanına dönüşmüş ve kısa zamanda sektördeki ticari medya kuruluşlarının sayısı giderek artmıştır. Fakat bu yeni medya ortamında çalışan kadın gazeteciler bu sektörde var olabilmek için zor çalışma şartları ile mücadele etmiş, medya alanında çalışan kadınların ikincil konumu medya patronları tarafından pekiştirilmiştir.Bu bağlamda bu çalışma medya sektöründe çalışan kadınların çalışma ortamında yaşadıkları zorlukları belirlemeyi amaçlamıştır. 1980'lerden itibaren Türkiye'yi etkisi altına alan neo-liberal politikaların etkisiyle ticari televizyon ve radyoların ortaya çıkmasıyla birlikte medya alanında çalışan kadın gazetecilerin sayısında da artış olmuştur. Fakat kadın gazetecilerin sayısındaki bu artışa rağmen bu oranın yönetim kademelerine yansımadığı, genellikle kadın gazetecilerin alt kademe pozisyonlarda çalışmayı sürdürmeleri kadın gazetecilerin yaşadığı en önemli sıkıntılardan biridir. Diğer bir konu ise medya sektörünün zor çalışma saatlerinden dolayı aile ve annelik sorumlulukları arasında kalarak yaşadıkları zorluklardır. Ayrıca anne olduktan sonra sahip oldukları yasal hakları kullanamama ya da işten uzaklaştırma gibi durumlarla da karşı karşıya kalmaktadırlar. Sonuç olarak, bu çalışma medya alanında çalışan kadın gazetecilerin karşılaştıkları engelleri ortaya çıkarırken, yönetici kademelerine giden yolda karşılaştıkları engelleri de saptamayı hedeflemiş ve kadınların daha iyi bir konuma gelebilmeleri için neler yapılması gerektiği hakkında çözüm önerileri getirmeyi amaçlamıştır.
Hasta memnuniyetinin kurumsal imaj üzerindeki etkisi: Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi üzerine bir araştırma
Kişilerin yaşamlarını sağlıklı olarak sürdürmelerini sağlamayı ve yaşam sürelerini uzatmayı amaçlayan fakat genellikle sağlık hizmetleri denildiğinde hastalıkların iyileştirilmesi olarak algılanan sağlık hizmetleri, hizmet sektörü içerisinde önemli bir paya sahiptir. Ülkemizde, sağlık hizmetleri, daha çok kamuya bağlı sağlık kuruluşları tarafından yürütülmekte olup, genel anlamda sağlık kuruluşlarının sayısında hızlı bir artış gözlenmektedir. Bu sonuç rekabet ortamında çok sayıda sağlık kurumunun hizmetin sunulması ve hastanın kazanılması anlamında birbirleri ile ciddi bir yarış içine girmeleri durumunu gündeme getirmiştir. Kurumlar arasındaki rekabetin temelinde, daha fazla hasta çekmek, gelen hastaları memnun etmek ve hastanın ihtiyaç duyduğunda tekrar aynı hastaneyi tercih etmesini sağlamak yer almaktadır. Bu rekabette üstün gelebilmek için ise kurumların; birincisi hasta memnuniyeti, ikincisi ise, güçlü ve olumlu bir kurumsal imaj oluşturma çalışmalarına ağırlık vermeleri gerekmektedir. Ancak bu doğrultuda, kurumlar, rakiplerinden farklı olmanın yollarını bulabilecek, paydaşlarına sundukları hizmetlerin, onlar tarafından nasıl algılandığını, kurumun paydaşlarının gözündeki imajını ve daha sonra yapılması gereken adımların neler olduğunu planlayabileceklerdir. Bir kamu hastanesinde hasta memnuniyetinin kurumsal imaja etkisinin incelenmesini temel alan bu araştırmada, hasta memnuniyetinin kurumsal imaja etkisini, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ?nde yatarak tedavi gören hastaların almış oldukları hizmete ilişkin algılarına bağlı olarak açıklamak amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda AEAH?nde tedavi gören hastaların hastane hizmetleri ile ilgili memnuniyet algılarının ne olduğu, hasta memnuniyet boyutlarından hangisinin öne çıktığı, AEAH?nin kurumsal imajının nasıl algılandığı ve hasta memnuniyeti ile kurumsal imaj arasında bir ilişki olup olmadığı sorularına cevap aranmıştır. Sonuç olarak, AEAH?nde hastaların almış oldukları hizmetten memnun oldukları, bu memnuniyet algısında ?güven? unsurunun önemli bir yer tuttuğu, hastaların gözünde AEAH?nin olumlu bir kurum imajının olduğu ve hasta memnuniyeti ile kurumsal imaj arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu söylenebilir.
Kazak sinemasında kadın temsilleri (1925 - 2010 arası film örnekleriyle)
Bu çalışmada ilk yıllardan başlayarak Kazakistan?ın bağımsızlık sürecine (25 Aralık 1991) kadar olan SSCB sinema dönemi tarihsel olarak incelenmiştir. Ardından Kazak sineması tarihsel olarak 1925 ? 2010 arasında seçilen örnek filmlerle incelenmiştir. Bu dönemde çekilen 10 film içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Bu bağlamda Sovyet ideolojisi, erken dönem ve Stalin dönemi Sovyet sineması, sosyalist gerçekçilik, yumuşama dönemi ve bu süreçte sinemada sansür konusu da çalışma kapsamında araştırılmıştır. Öncelikli olarak Kazakistan sineması üzerine odaklanılmış ve bu dönem içinde seçilen filmler içerik çözümlemesi yöntemiyle analiz edilerek, kadının sinema filmlerinde nasıl temalandığı, filmlerin ideolojik yapıları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kazakistan, Kazakfilm, SSCB, Kadın Temsilleri.
Duygusal özdeşleşme sürecinde reklamlarda sembolik tüketim retoriğinin kullanımı: Otomotiv sektörü örneği
Geçmişten günümüze değişim yaşayan tüketim olgusu, fizyolojik ihtiyaçların giderilmesinin yanı sıra postmodern kültürün de etkisiyle hem psikolojik hem de sosyolojik ihtiyaçların karşılanmasını tanımlamaktadır. Sembolik tüketim, ürünlerin ve hizmetlerin taşıdıkları sembolik anlamlara göre tüketiciler tarafından anlamlandırılıp bireyin çevresine statüsünü ve prestijini göstermek amacıyla satın alınması ve tüketilmesidir. Günümüzde modern yaşamı kuşatan ve ilk örnekleri antik zamanlara kadar uzanan reklamcılık sektörü, tüketiciyi ikna etmek için retoriği etkin bir şekilde kullanmaktadır. Bu tez çalışmasının önemli yenilikçi yaklaşımı "sembolik tüketim retoriği" ve "duygusal özdeşleşme" "kavramlarıdır. Sembolik tüketim retoriği, tüketiciyi ikna etme amacıyla semboller kullanıp retorik aracılığıyla tüketicinin tüketilen ürün ile duygusal bağ kurmasını sağlayan ve duygusal özdeşleşme sürecini şekillendiren bir alandır. Duygusal özdeşleşme, belirli marka, kişi, olay ya da grupla ilgili duygusal bağ kurma hissidir. Reklamlarda markaya ait sunulan duygusal çağrışımlar, tüketicinin marka ile duygusal özdeşleşmesinin temellerini oluştururlar. Tüketici, marka ile duygusal bağ kurması sonucunda markayı rakiplerinden ayırmaktadır. Bu çalışmanın ana konusu, Burke'ün retorikte özdeşleşme kuramı açısından tüketicinin otomobille arasında kurduğu duygusal bağ kurma ölçüsünde yaşadığı duygusal özdeşleşmedir. Burke göre, özdeşleşme sağlanmadan ikna gerçekleşmez. Çalışma, tüketiciyi ikna etmek için hazırlanan reklamlarda duygunun stratejik kullanımının önemini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaçla modern yaşamın sembolü haline gelen ve sembolik tüketim nesnesi olarak görülen otomotiv sektörüne ait otomobil reklamları kullanılmıştır. Bu reklamlarda otomobil, sembolik tüketim retoriği kullanılarak tüketiciye insanbiçimselleştirilmiş şekilde sunulmaktadır. Otomobilin, tüketicinin marka ile duygusal özdeşleşmesini sağlama sürecinde hangi duyguları kullandığı ve tüketici tarafından nasıl alımlandığı odak grup görüşme yöntemiyle ortaya koyulmaya çalışılmıştır.
Sıfır Atık Projesi halkla ilişkiler kampanyasının analizi ve algı araştırması
Çevre sorunlarına dair bilinçlenme etkinliği her geçen gün artmaktadır. Ancak çevre sorunlarının artmasıyla halkın çevre sorunlarına dair bilinçlendirme etkinliği geride kalmaktadır. Çevreye dair herhangi bir bilince sahip olmama veya eksik ve yanlış bilme durumu sorunları kronik bir problem olarak gündemde tutmaktadır. Geçmişteki örnekler çevre davranışlarında iletişimsel sorunları hissettirmektedir. Bu iletişimsel sorunlar çevre bilincine dair bir kamuoyu oluşturması ve duyarlılığın arttırılmasıyla yönetilebilir. Sivil toplum örgütleri, doğa ve çevre ile ilgilenen tüm bakanlıklar, söz konusu kamuoyunun ve bilincin yükseltilmesinin paydaşlarıdır. Bu tezin temel varsayımına göre çevre ile ilgili tüm paydaşlar, halkın duyarlı bir bilinç geliştirmesi için iş birliği ve koordinasyon içinde kolektif olarak çalışmaktadır fakat bu çalışmalar bazı aksaklıklar içermektedir. Çevre problemlerinin geçmişten bugüne algılanma düzeyi aynı zamanda çevre bilincinin sahip olduğu bilinç seviyesinin de göstergesidir. Bundan dolayı bireylerin sahip oldukları bilinç düzeyi, rol-model aldıkları ebeveyn davranışları, verilen eğitimlerin yeterli olup olmadığı yapılan kamusal çalışmaları takip etmek ile belirlenebilmektedir. Çevre bilincine sahip olan insanların çevre kampanyalarını takip edip etmediği, çevre bilincine sahip olmayan insanların ise bu kampanyalara duyarsız olup olmadığı araştırmaya değer bir sorundur. Böylece araştırmanın bir diğer varsayımı çevreye karşı bilinçli olan, çevresine zarar verici davranışlarda bulunmayan, atıklarını ayrıştıran, geri dönüşüme duyarlı olan bireylerin bilinçli olduğuna dayanmaktadır. Ancak atık pilleri ayrıştırıp, piller için atık kutusu bulamama durumu sıfır atık gibi kamusal bir kampanyanın işlerlik kazanmasında bir engeldir. Sıfır atık projesi hem çevre bilincini artırmak için hem de çevreye karşı duyarlı olan bireylerin bilinçli davranışlarını desteklemek üzere oluşturulmuş bir kampanyadır. Bu çalışmada üzerine odaklanılan bir diğer sorun bu ve benzeri projelerin yanılsama mı gerçekten bir bilinç oluşturmak için mi gerçekleştirildiğini sorgulamaktır. Örnek olarak alınan sıfır atık projesi çevre koruma iyileştirme ve atık yönetimini amaçlayan projelerinden biridir. Çalışmada niceliksel ampirik yöntem tasarımı ile veriler anket tekniği ile toplanmıştır. Sıfır atık projesinin bilinirlik–farkındalık durumu, verilen eğitimlerin yeterliliği, bireylerin bilinç düzeyleri, çevre eğitimlerinin çalışanlarda bıraktığı izlenimler anket sorularında yanıt aranan konulardır. Araştırmanın ikinci analiz seviyesini sıfır atık projesine dair iletişim kampanyasının klasik ve dijital ağ mecralarında içeriksel çözümlenmesi oluşturmaktadır. Çalışma bu iki veri setini birbirleriyle karşılaştırarak çevre bilinci ile ilgili betimleyici bir sonuç çıkarmayı amaçlamaktadır. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ve Sıfır Atık projesinin tüm sosyal medya hesapları bu çalışma çerçevesinde son bir yıl baz alınarak incelenmiştir. Facebook, Twitter, Instagram ve Youtube kanallarından hem çevre şehircilik ve iklim değişikliği bakanlığının profilleri hem de sıfır atık profilleri incelenmiştir. Projenin diğer kolunu oluşturan anket çalışmasında ise genellikle her yaştan bireye ulaşılmaya çalışılmıştır. Çoğunlukla kurumsal alanlarda, devlet kurumlarında üniversite ve liselerde uygulatılmıştır. Anahtar Kelimeler : Atık, Çevre, Eğitim, Çevre Bilinci, Sıfır Atık
Z kuşağı bireylerde narsizm ile gösterişçi tüketim eğilimi arasındaki ilişkinin araştırılması
Araştırmanın amacı Z kuşağı bireylerinin gösterişçi tüketim davranışları ile narsizm özellikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Modeli ise ilişkisel taramadır. Araştırma kapsamında 296 üniversite öğrencisine ulaşılmıştır. Veriler çevrimiçi ortamda toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak şişirilmiş benlik duygusu ölçeği, gösterişçi tüketim eğilimi ölçeği ve demografik form kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25 yazılımı kullanılmış ve betimsel istatistikler, ilişkisiz örneklemler t testi, Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı, Spearman rho korelasyon katsayısı ve basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma kapsamında Z kuşağı bireylerin gösterişçi tüketim eğilimlerinin ve şişirilmiş benlik duygularının (narsizm) orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Erkek katılımcılar kadın katılımcılardan daha yüksek gösterişçi tüketim eğilimine sahiptirler. Şişirilmiş benlik duygularında ise kadın ve erkek katılımcılar arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Katılımcıların yaşları arttıkça gösterişçi tüketim eğilimleri ve şişirilmiş benlik duyguları azalmaktadır. Katılımcıların gelirleri arttıkça gösterişçi tüketim eğilimleri ve şişirilmiş benlik duyguları artış göstermektedir. Şişirilmiş benlik duyguları arttıkça gösterişçi tüketim eğilimleri de artmaktadır. Şişirilmiş benlik duygusu gösterişçi tüketim eğiliminin anlamlı bir yordayıcısı olarak bulunmuştur. Benzer araştırmalar farklı kuşaklarla tekrarlanabilir. Gösterişçi tüketim ile ilişkili olabilecek başka değişkenlerin de dahil olduğu araştırmalar yapılabilir.
Kurumsal sosyal sorumluluk kampanyası kapsamındaki eğitim projelerinin katılımcılar üzerinden topluma sağladığı katkı:Anadolu Sigorta bir usta bin usta örneği
Toplumların birbirleriyle etkileşim ve iletişimlerinin arttığı son yıllarda, KSS özü itibarıyla toplumsal kalkınmaya hizmet eden bir kavram olarak algılanmaktadır. Bu nedenle işletmelerin başta içinde faaliyet gösterdikleri toplum olmak üzere tüm dünyayı etkileyen sorunlara karşı duyarlı olmaları ve bu doğrultuda sorumluluklar üstlenmeleri beklenmektedir. Toplumsal kalkınma ekonomik ve sosyal gelişmeyi içeren ve bütüncül olarak ele alınıp yönetilmesi gereken bir süreçtir. Yani ekonomik boyutta yaşanan gelişme aynı zamanda sosyal sorunlara da çözüm sunmalı ve sürdürülebilir olmalıdır. Gelişimin birbirine paralel bir çizgide ilerleyebilmesi ise bireylerin güçlendirilmesi ve etkinleştirilmesine bağlıdır. Dolayısıyla öncelikle bireylerin bilgi düzeyinin, becerilerinin geliştirilmesi, yetkinliklerinin arttırılması ve ilgili alanlarda potansiyellerini kullanabilecekleri uygun koşulların sağlanması gerekir. Bu noktada kapsamlı eğitim projeleri önem kazanmaktadır. KSS projelerinde asıl amaç topluma ulaşmak iken - ya da bu yönde olması gerekirken - bu alandaki araştırmaların büyük bölümü işletme veya bu sosyal sisteme bağlı spesifik bir gruba sağladığı katkıları ölçmeye yönelik gerçekleştirilmektedir. Bu noktadan hareketle "Anadolu Sigorta Bir Usta Bin Usta" projesi özelinde bahsi geçen projelerin faydalanıcılar nezdindeki katkıları niteliksel bir çalışmayla açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında; projenin yürütücüleri ile yapılandırılmamış görüşme formundan yararlanarak derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş, faydalanıcılarla ise yarı yapılandırılmış anket formu kullanılarak yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmeler ve araştırmalar ışığında, KSS kapsamındaki eğitim projelerinin pek çok yerel sorunun çözümüne katkı sağladığı ancak ilgili alanlarda sürdürülebilir bir gelişme performansı yakalanamadığı sonucuna varılmıştır.
Alman sinemasında değişen dönüşen Türk kökenli kadın temsilleri
Bu tezde "Alman Sineması'nda Dünden Bugüne Türk Kökenli Kadın Temsilleri", ulusötesilik ve melez kimlik kavramı bağlamında incelenmiştir. Çalışmaya Türkiye'den Almanya'ya göçün kronolojisi ve göçün başlangıcından günümüze kadar Almanya'daki Türk kökenli nesillerin iki kültür içindeki geçirdiği kimlik süreçleri ve göçmen kökenli bu öznelerin nesilden nesile kimliklerinin nasıl bir değişime ya da dönüşüme uğradığı incelenerek başlanmıştır. Bu kapsamda, kimliklerdeki değişim ya da dönüşümün Alman Sineması'ndaki Türk kökenli kadının beyaz perde temsillerine yansıyıp yansımadığı, literatür taraması eşliğinde film analizleri ile incelenmiştir. Araştırmada, literatür taraması ve film analizleri ile incelenmeye çalışılan konular haricinde, konunun gerçek kişilerinin kendilerini özgürce ifade etmelerini sağlama amacıyla Almanya'da doğmuş, büyümüş ya da ailesinin işi nedeniyle Almanya'ya gelip hayatının büyük kısmını Almanya'da geçirmiş olan Türk kökenli 24 kadınla görüşülmüştür. Böylelikle literatür taraması ile öne sürülen görüşler ile gerçek hayat pratikleri arasındaki parallelik de gözlemlenmeye çalışılmıştır. Bilgi toplamada ve verilerin analizinde nitel yöntemler olan derinlemesine mülakat ve Keyton'un tematik analizinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda Alman Sineması'ndaki Türk kökenli kadın temsillerinin tarihsel süreç içerisinde, ulusötesileştiği ve melez kimliklere dönüştüğü sonucuna ulaşılmıştır.
Tüketici kanaatleri bağlamında itibarın marka değeri üzerindeki rolü: THY örneği
Tüketicilerin satın alma davranışlarında somut varlıklara ek olarak soyut varlıkların da önem kazandığı günümüzde, marka değeri en önemli soyut varlıklar arasında yer almaktadır. Marka, soyut özellikleri ile hem firmaya hem de tüketiciye değerler demeti sunar. Markanın sunduğu bu değer zamanla araştırmalara konu olmuş ancak uzun süre bu değere yalnızca finansal odaklı bakılmıştır. Oysa finansal odaklı bir marka değeri, yalnızca marka performansının sonucuna odaklanırken, tüketici tutum ve algılarını göz ardı etmektedir. Oysa günümüzde en önemli rekabet yöntemlerinden birisi olarak kabul edilen markalamanın temeli olan tüketici algı ve tutumlarına ancak tüketici odaklı bir marka değeri ile ulaşılabilir. Marka değeri üzerinde etkili pek çok somut ve soyut varlık bulunmaktadır. Bu varlıklardan biri olan kurumsal itibar, marka değerine çeşitli şekillerde artı değer sunmaktadır. Bunu nitelikli eleman istihdamından, müşteri tercihlerindeki olumlu etkiye kadar bir dizi yolla gerçekleştirir. Çalışma, alanında kabul görmüş olan Aaker'in marka değeri ve Fombrun'un kurumsal itibar modellerini temel alır. Tüketici bakışı açısından itibarın, marka değeri üzerindeki rolünün ölçülmesi bu çalışmanın genel çerçevesini oluşturmaktadır. İtibarın marka değeri üzerindeki etkisi, Antalya Havalimanında seyahat eden yolcuların algılarına bağlı olarak açıklanmaya çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda "Tüketici kanaatlerine bağlı olarak THY'nin kurumsal itibarı, marka değeri üzerinde etkili midir?", "Tüketici kanaatlerine bağlı olarak THY'nin marka değeri hangi boyutu ile kurumsal itibar üzerinde daha etkilidir?" ve "Tüketici kanaatlerine bağlı olarak THY'nin kurumsal itibar hangi boyutu ile marka değeri üzerinde daha etkilidir? " sorularına cevap aranmaya çalışılmıştır. Çalışma sonucunda itibarın marka değeri üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğu ve bu etkiyi en çok hizmet kalitesi boyutu ve en az ise marka farkındalığı boyutu ile gerçekleştirdiği görülmüştür. Marka değerinin kurumsal itibar üzerindeki güçlü etkisi ise en çok algılanan kalite boyutu ve en az paydaş ilişkileri boyutu ile gerçekleşmektedir.
Havayollarında kurumsal reklam aracı olarak uçuş dergilerinin incelenmesi ve karşılaştırılması
ÖZET Hava taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren ve ulaşım hizmeti sunan havayolları işletmeleri, diğer işletmeler gibi kar amacı güden kuruluşlar olmanın ötesinde içinde yer aldıkları topluma karşı sorumluluklarını da yerine getirmek durumundadırlar. Bu amacı gerçekleştirebilmek için de, ilgili çevrelerini tanıma ve kendilerini tanıtma ihtiyacı duymaktadırlar. İşletmelerin tanıma ve tanıtma süreçlerinde hedef kitlelerine ulaşmak için halkla ilişkiler karması elemanlarından büyük ölçüde yararlanmaktadırlar. İşletmeler ilgili çevreleriyle etkin olarak iletişim kurarken, tek bir araç veya yöntem yerine birden fazla araç veya yöntemi de birlikte kullanabilmektedirler. İşletmelerin halkla ilişkiler ilkeleri doğrultusunda medyadan yer ve zaman satın alarak gerçekleştirdikleri karma elemanlarından biri olan kurumsal reklamcılık, halkla ilişkiler ve reklamın bileşkesi olarak nitelenen bir tanıtım faaliyetidir. İşletme hakkında hedef kitlesine bilgi vermenin yanısıra, toplumun ilerlemesine katkıda bulunma, finansal destek sağlama, kuruma nitelikli personel çekme ve yeterlikli personeli kurumda tutma gibi işlevlere sahiptir. Kurumsal reklamlar yoğun olarak hizmet sektöründe görülmektedir. Bunun nedeni hizmetlerin özellikleri ve hizmet işletmelerinin tanıtımlarında karşılaştıkları güçlüklerdir. Özellikle güvenliğin birincil unsur olarak algılandığı havayolları işletmeleri için kurumsal reklamcılık tanıtım ve itibar yönetimi açısından daha büyük bir önem taşımaktadır. Çalışmanın bütününde genel kavramlardan özel kavramlara doğru bir yaklaşımla kurumsal reklamcılık aktarılmaktadır. Birinci bölümde; halkla ilişkiler ve reklam kavramları yoğun olarak incelenmekte, bu doğrultuda benzerlikleri ve farklıkları ortaya konmaktadır. İkinci bölümde; çalışmanın ana temasını oluşturan kurumsal reklam kavramı ile hizmet işletmelerinin özellikleri açıklanarak, hizmet işletmelerinden havayollarında kurumsal reklam uygulamalarının önemi vurgulanmaktadır. Araştırmanın evrenini havayollarının uçuş dergileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi Antalya merkezli, sektörde on yıldan uzun bir süredir faaliyet gösteren ve yabancı ortaklı iki özel havayolunun uçuş dergileridir. Veri olarak itibara ve tanıtıma (imaja) yönelik kurumsal reklam temaları ve söz konusu havayolu işletmelerinden alınan bilgiler kullanılmaktadır. Çalışmanın uygulama bölümü olan üçüncü bölümde; iki özel havayolunun kurumsal reklam aracı olarak kullandığı uçuş dergilerinde yer alan kurumsal reklam temaları, içerik analizi yöntemiyle belirlenmekte ve karşılaştırılmaktadır. Çalışmanın amacı, bu dergilerde kurumsal reklam temalarına, dergi genelinde ne kadar yer verildiğinin belirlenmesidir.
Türkiye`nin turizm amaçlı uluslararası tanıtımında halkla ilişkiler faaliyetleri (Antalya`ya turist getiren A Grubu seyahat acenteleri örneği)
vııı ÖZET Dünyada turizmin öneminin gittikçe artması ve 200ö'li yıllarda döviz ve istihdam açısından en büyük sektör olma yolundaki gelişimi birçok ülkeyi bu alanda daha yoğun bir rekabet ortamına sokmaktadır. Medeniyetin bölünmez parçası olan turizm, bugün ekonomik, sosyal, kültürel, teknik ve politik fonksiyonlarıyla uluslararası alanda da en önemli ekonomik ve sosyal olay özelliği taşımaktadır. Turizmin ülkeler üzerindeki bu etkilerinden dolayı, ülkelerin turizm amaçlı uluslararası tanıtıma büyük önem verildiği görülmektedir. Turizm amaçlı uluslararası tanıtım bir ülkenin yurt dışındaki imajını ulusal çıkarları doğrultusunda geliştirmeyi hedeflemektedir. İnsanların ilgilerini, ülkenin, bölgenin ya da turistik kuruluşun mal ve hizmetleri üzerine çekmek, onlara bu konuyla ilgili bilgi vermek, eğitmek, önerilerde bulunarak olumlu düşünceler yaratmak, zihinlerde oluşturulan olumlu imajla turistik mal ve hizmetleri satın almaya yöneltmek, turizm amaçlı uluslararası tanıtımın ilgi ve uğraş alanını oluşturmaktadır. Turizm amaçlı uluslararası tanıtımın çaba ve çalışmaları kişilere, organizasyonlara ve kitlelere yönelik gerçekleştirilmektedir. Tanıtım, kişiler ve organizasyonlar arası ilişkilerle bağlantılı olduğundan kapsamına halkla ilişkiler de girmektedir. Halkla ilişkilerin, bir ülkenin turizm amaçlı uluslararası tanıtımında, olumlu imaj oluşturmak, hedeflenen ülke halkını etkilemek, olumlu düşünceler yaratmak, sempati, iyi niyet ve güven oluşturmak gibi çok önemli fonksiyonları bulunmaktadır. Türkiye'de turizm amaçlı uluslararası tanıtım çalışmaları kamu ve özel kuruluşlar tarafından yapılmaktadır. Bu organizasyonlar, Türkiye'nin politikalarını, sosyo- kültürel özelliklerini, turistik zenginliklerini uluslararası alanda tanıtarak, Türkiye hakkındaki olumlu görüşleri arttırma ve olumsuzlukları yok etme çabası içerisindedirler. Bu kuruluşlar içerisinde yer alan seyahat acenteleri ise turizm sektörünün ana unsurlarından biri durumundadır. İnsanların kitlesel ya da bireysel olarak çıktıkları seyahatlerde önemli ölçüde seyahat acentelerine ihtiyaç duymaları seyahat acentelerinin önemini açıklamaktadır.IX Yukarda açıklanan tüm bu özelliklerden hareketle, "Türkiye'nin Turizm Amaçlı Uluslararası Tanıtımında Halkla İlişkiler FaaliyetlerF'ni inceleyen bu tezde sırasıyla iç içe geçmiş temel konu başlıkları olarak;. Turizm ve Turizm Amaçlı Uluslararası Tanıtım. Halkla İlişkiler Faaliyetleri. Türkiye'nin Turizm Amaçlı Uluslararası Tanıtımda Halkla İlişkilerin Yeri ve Önemi konuları ele alınmaktadır. Araştırmanın uygulama bölümünde ise Antalya' daki A Grubu seyahat acentelerine yönelik bir alan çalışması ve değerlendirmesi yer almaktadır. 50 acenteye yönelik yapılan bu araştırmada Antalya'ya turist getiren A Grubu seyahat acentelerinin Türkiye'nin turizm amaçlı uluslararası tanıtımında halkla ilişkiler faaliyetlerinden faydalanma düzeylerini saptanmak amaçlanmıştır. Bu amaçtan hareketle, Seyahat acentelerinin mevcut durumu, halkla ilişkiler faaliyetlerinden yararlanma düzeyleri, Türkiye'nin tanıtımına bakış açıları belirlenmeye çalışılmıştır.
Halkla ilişkiler eğitimi "Türkiye ve ABD`deki lisans düzeyi halkla ilişkiler müfrüdat programlarının karşılaştırılması"
VI ÖZET İletişim teknolojilerindeki gelişme ve yenilikler, endüstri ve ticaretteki rekabet, kamuoyunun giderek artan etkisi, halkla ilişkilerin kapsamım genişleterek günümüzün en önemli konularından birisi yapmaktadır. Kurumlar toplumun yapışım, özelliklerini, gelenek ve alışkanlıklarını tanımak ve kendilerini topluma tanıtmak gereğini halkla ilişkilerle gerçekleştirirler. Bu noktada, stratejik düzeyde halkla ilişkiler çözümleri üretebilen ve halkla ilişkileri çift yönlü iletişim süreci olarak kullanabilen halkla ilişkiler uygulamacılarına gereksinim doğmaktadır. Tüm bu gelişmeler halkla ilişkilerin bir meslek olarak daha çok talebi özendirmesine neden olurken, kurumların halkla ilişkiler uygulamacılarından beklentileri, halkla ilişkiler uygulamacılarının sorumluluklarını artırmaktadır. Bu sorumlulukların sıradan kişiler tarafından yerine getirilemeyeceği gerçeği de bu alanda üniversite eğitimin önemini gündeme getirmektedir. Bu önem doğrultusunda, bu çalışma Türkiye ve ABD 'deki lisans düzeyi halkla ilişkiler müfredat programlarının literatürdeki özelliklerine göre karşılaştırılarak aralarındaki benzerlik ve farklılıkların ortaya konmasını amaçlamaktadır. Bu amaçtan hareketle, çalışmanın birinci bölümünde; halkla ilişkilerin tanımı, tarihsel gelişimi ve meslekleşmesi konulan ele alınmıştır. ikinci bölümde, eğitim kavramı ve üniversite eğitiminin özellikleri açıklanmış, halkla ilişkiler eğitiminde, üniversite eğitiminin ve lisans düzeyi halkla ilişkiler müfredat prograrnlarının özellikleri incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise, Türkiye ve ABD 'deki lisans düzeyi halkla ilişkiler müfredat programlan; kredi sayılan, ders sayılan, zorunlu ve seçmeli dersler, staj durumu, yabancı dil dersleri, uygulama dersleri ve teknoloji ile ilgili dersler bazında karşılaştırılmıştır. Türkiye'deki iletişim fakülteleri ve ABD'deki gazetecilik ve kitle iletişimi okullarının yaşlan, akademik personel sayılan ve toplam kredi sayılan arasında Pearson Korelasyon analizi uygulanarak ilişki aranmıştır. Türkiye ve ABD'deki lisans düzeyi halkla ilişkiler müfredat programlanılın karşılaştırılması sonucunda ortaya çıkan en önemli fark, ABD 'de lisans düzeyi halkla ilişkiler müfredat programlarında belirli bir standartlaşma bulunurken, Türkiye'de böyle bir standartlaşmanın olmamasıdır.
Halkla ilişkiler mesleği profili: Antalya'da 4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerindeki halkla ilişkiler uygulamacılarına yölnelik bir araştırma
Her yıl büyüme gösteren turizm sektörü, ülkemizin kalkınmasında lokomotifendüstrilerden biri haline gelmiştir. Konaklama yani otelcilik sektörü de turizm öğeleri içindeemek-yoğun özelliği ile ülkemizin işsizlik sorununa yarattığı istihdamla büyük katkılarsağlamaktadır. Çağdaş yöneticilik anlayışının temel öğelerinden olan halkla ilişkiler gerekülkesel ve bölgesel düzeyde turizmin tanıtılmasında gerekse her bir işletme için global turizmpazarında olumlu imaj yaratmada son derece önemli bir role sahiptir. Her türlü iç ve dış çevrekoşullarından çok çabuk etkilenen turizm sektöründe otel işletmeleri de halkla ilişkileretkinliklerine gereken önemi vererek bu fonksiyonun kendilerine sağlayacağı pozitif katkılarlabaşarılı işletmecilik örnekleri ortaya koyabilirler. Halkla ilişkiler etkinliklerinin başarısıkuşkusuz bu fonksiyonu yerine getiren uygulamacıların nitelikleri ve uyguladıkları çalışmayöntemleriyle doğru orantılıdır.Çalışmamızda, Türkiye'nin turizm başkenti konumuna gelen Antalya'da faaliyet gösteren4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinde görevli halkla ilişkiler uygulamacılarının profili çıkarılarak?Otel şletmelerinde Halkla lişkilerci Kimdir?? sorusu yanıtlanmaya çalışılmıştır. Bubağlamda 2005-2006 kış döneminde gerçekleştirilen araştırmada Antalya'da faaliyettebulunan 316 adet 4 ve 5 yıldızlı otelden 163 tanesi açık durumda iken bunların 75 tanesindehalkla ilişkiler birimi bulunmaktadır. Bu 75 otel işletmesinde görevli 115 halkla ilişkileruygulamacısının verdiği yanıtlarla tamamlanan araştırma neticesinde otel işletmelerindegörevli tipik halkla ilişkiler uygulamacısı çoğunlukla 25 yaşlarında, evli ve üniversite mezunuTürk kadınlarından oluşmaktadır. Becerikli'nin de (2005,125) belirttiği gibi Türkiye'dekihalkla ilişkiler literatürünün en önemli eksikliklerinden biri olan alan araştırmalarındakiyoksunluğa, otel işletmelerinde halkla ilişkiler mesleğinin kimler tarafından yerine getirildiğibulunarak katkı sağlanmaya çalışılmıştır.
Akademik örgütlerde örgüt kültürü ve iş tatmini arasındaki ilişki: "Akdeniz Üniversitesi'nde doktora yapan araştırma görevlilerinin örgüt kültürüne ve iş tatminine yönelik algı ve kanaatleri
ÖZETGünümüzde globalleşen süreç, örgütler arasındaki rekabeti arttırmış ve rekabetortamında ayakta kalabilme çabaları ise beraberinde yeni yönetim felsefelerini ve tarzlarınıgeliştirmiştir. nsanların yönetimine ilişkin klasik yaklaşımlardan vazgeçilerek, insanunsurunun önem kazandığı yeni yönetim yaklaşımları geliştirilmiştir.Günümüz yöneticilerininiş, teknoloji, pazar, üretim, para ve kalite kaygıları duymaksızın öncelikle insan kaygısıduymaları, teknolojiye yaptıkları yatırım kadar sahip oldukları en değerli sermaye olan insanayatırım yapmaları bir zorunluluk halini almıştır.nsan kaynağının örgütsel hedefler doğrultusunda en etkili ve en verimli şekildekullanılmasında, çalışanların ihtiyaçlarının giderilerek iş tatminlerinin ve örgütebağlılıklarının sağlanmasında, örgüt kültürü, politikalar, kararlar ve örgütsel gelişmelerle ilgiliçalışanların bilgilendirilmesinde iletişim ve çalışanlar arası ilişkiler önemli bir süreç olarakkarşımıza çıkmaktadır. Bu süreçte halkla ilişkiler ve insan kaynakları yöneticilerine önemligörevler düşmektedir. Halkla ilişkiler ve insan kaynakları uygulamalarının etkinliğininarttırılmasında örgüt kültürü ve iş tatmininin rolünü ve önemini ortaya koyan bu araştırmada,örgüt kültürünün ve iş tatmininin analizinde kullanılan alt boyutlar üzerinde durulmuş vearalarında ilişki olup olmadığı araştırılmıştır.Bu genel amaç çerçevesinde, Akdeniz Üniversitesi'nde doktora yapan araştırmagörevlilerinin örgüt kültürü ve iş tatminine yönelik algılama ve kanaatlerine bağlı olarakörgüt kültürü ve iş tatmini arasındaki ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır.Birinci bölümde; kültür ve örgüt kültürünün tanımını, özellikleri, örgüt kültürü ileilgili yaklaşımlar, örgüt kültürünü oluşturan öğeler, örgüt kültürü ile ilişkisi bulunankavramlar ve örgüt kültürünün analizinde kullanılan alt boyutlar ele alınmıştır.kinci bölümde; iş tatmini kavramının anlamı ve önemi, iş tatmini kuramları, iştatmininin belirleyici öğeleri, örgütlerde iş tatminini sağlamaya yönelik uygulamalar ve iştatminsizliğinin birey ve örgüt açısından sonuçları incelenmiştir.Çalışmanın son bölümünde, örgüt kültürü ve iş tatmini arasındaki ilişkiyi tespit etmekamacıyla, Akdeniz Üniversitesi'nde doktora yapan araştırma görevlilerinin örgüt kültürüneyönelik algılama ve kanaatleri ile iş tatminine yönelik algılama ve kanaatleri arasındaSpearman Korelasyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre; AkdenizÜniversitesi'nde doktora yapan araştırma görevlilerinin algıladıkları örgüt kültürü ile iştatmini arasında yüksek düzeyde bir ilişki bulunmuştur.Sonuç olarak, genç akademisyenlerin örgüt kültürünü algılama ve kanaatlerini iştatmini öğelerinin etkili olduğu, aynı şekilde örgüt kültürü öğelerinin de iş tatminine yönelikalgılama ve kanaatlerini etkilediği ortaya çıkmıştır.
ISO 9001 kalite yönetim sistemi 2000 revizyonu farklılıklarının işgörenlerin kurum kültürü algılarına etkilerinin incelenmesi: Örnek bir işletmede araştırma
Kurum kültürünün, işletme amaçları, stratejileri ve politikaları oluşturulmasında da, bustratejilerin yürütülmesinde de önemli bir etkiye sahip olduğu görüşü, günümüze kadar, bukavramın iletişim ve yönetimle ilgili pek çok konuyla etkileşiminin incelenmesine sebepolmuştur. Ne var ki, yeni yüzüyle bir ?Yönetim Sistemi? olarak karşımıza çıkan ISO 9000serisi standartlarının kurum kültürüyle etkileşimini inceleyen çok az çalışma yapılmıştır.Bu çalışmanın amacı, kalite odaklı kabuğundan sıyrılıp müşteri tatmini sağlamayaodaklı bir ?Yönetim Sistemi? kimliğine bürünmek amacıyla yeniden yapılandırılan ISO 9001Kalite Yönetim Sistemi(KYS) Standardının, kurum kültürü üzerindeki etkisini, böyle birdeğişimi tecrübe etmiş bir kurumun çalışanlarının algılaması düzeyinde tespit etmek vesonuçların personelin demografik özellikleriyle ilişkisini incelemektir.Bu amaçla, çalışmanın ilk bölümünde kurum kültürü, ikinci bölümünde ?KaliteYönetimi? kavramı ve ISO Standardlarıyla ilgili bilgilere yer verilmiş, üçüncü bölümde ise busistemlerin kurum kültürüyle olan ilgisi açıklanmaya çalışılmıştır.Çalışmanın son bölümünde, Antalya'daki büyük ölçekli bir kurumun çalışanlarınınkurum kültürüyle ilgili algıları, eski Standardın uygulandığı iki yıl önceki dönem ileyenilenmiş Standardın uygulandığı cari dönemi baz alarak, ?Yarışan Değerler Modeli?nedayanan bir anket ile ölçülmüştür. Model, çalışanların aynı sorulara yönelik, önceki vebugünkü kanaatlerini yansıtabilecekleri şekilde geliştirilmiştir.Toplanan verilerin ilk olarak frekansları alınarak, kıyaslama yoluyla algılanan kültüreldeğişim tespit edilmeye çalışılmış, ardından sonuçlar cevaplayıcıların demografik bilgileri ileVaryans analizine tabi tutularak anlamlı bir farklılık olup olmadığı incelenmiştir.Sonuçlar, çalışanların, kurumun kültürel modeliyle ilgili olarak, iki dönem arasında,önemli bir değişim algıladıklarını göstermektedir. Buna göre, daha önceki dönemde?Yapılaşmış Kültür? ün egemen olduğunu algılayan personel, yeni dönemde ise ?İşbirliğineDayalı Kültür? modelinin hakim olduğuna inanmaktadır. Varyans testi sonuçları ise, budurumun yaş dışında demografik özelliklere göre anlamlı bir farklılık göstermediğini ortayaçıkarmıştır. Yapılan Post-Hoc testine göre, 38-47 yaş grubundaki çalışanlar, önceki dönemde38 yaş altı diğer gruplardan farklı olarak, ?Girişimci Kültür? modelinin egemen olduğuyönünde daha kuvvetli bir görüşe sahiptirler.
Hasta - hekim ilişkisinde güven iletişimi Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Tüp Bebek ünitesinde bir uygulama
Birebir pazarlamada müşterilerin sadakat göstergelerinin incelenmesi: Örnek bir firmada araştırma
ÖZETB REB R PAZARLAMADA MÜŞTER LER N SADAKAT GÖSTERGELER N NNCELENMES : ÖRNEK B R F RMADA ARAŞTIRMAÖzlem ÖZMüşteri sadakati oluşturmak, günümüz firmalarının rekabet avantajı kazanması vekârlılığını arttırması için gerekli bir koşuldur. Müşteri sadakati oluşturmak üzereşekillendirilmiş pazarlama stratejileri içerisinde, müşteri-merkezli bir anlayış ile hareket edenbirebir pazarlama, başarısı ile dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, müşteri sadakatinin önemi,müşteri sadakatinin oluşturulması için gerekli unsurlar ve müşteri sadakati oluşturmayaodaklanan pazarlama stratejileri ile bu stratejilerden özellikle birebir pazarlama konusunadeğinilmiştir.Çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde müşteri sadakati kavramına, oluşumsürecine ve müşteri sadakati oluşturma stratejilerine değinilmiş, ikinci bölümde ise birebirpazarlama stratejisinin nasıl bir uygulama olduğuna yer verilmiştir. Birebir pazarlamada,müşterilerle bireysel ilişkiler kurup onları yakından tanıyarak her bir müşteriye farklı ürünveya hizmet geliştirmek yoluyla müşteri sadakati yaratmak amaçlanmaktadır. Birebirpazarlama uygulayan firmalarda müşterilerin sadakati nasıl değerlendirilebilir? Bu soruışığında, çalışmanın uygulama bölümü olan üçüncü bölümünde, birebir pazarlama uygulayanbir firmanın, müşterilerinde sadakat göstergeleri araştırılmıştır.Araştırma için kullanılan ankette, müşterinin firmadan alışveriş sıklığı ve ne kadarzamandır firma müşterisi olduğu ile birlikte sadakatin göstergelerine dair ifadelere katılımlarısorulmuştur. Toplanan veriler ışığında; sadakat göstergeleri ile ilgili ifadelerin, alışverişsıklığının, müşteri olma süresinin ve müşterilerin demografik özelliklerinin ilişkileriincelenmiştir. Müşteriler üzerinde yapılan araştırmada, müşterilerin sadakat göstergeleriniifade eden sorulara katılımları ile alışveriş sıklıkları arasında ilişki bulunmuştur. Müşterilerinsadakat göstergelerinin gelirleri ile doğru orantılı değiştiği, yaşları ile de ilişkili olabileceğitespit edilmiştir. Alışveriş sıklığının cinsiyet, yaş ve gelir ile ilişkisi bulunmuştur. Müşteriolma süresi ile hem sadakat göstergeleri hem de müşterilerin demografik özellikleri arasındakesin ve kuvvetli bir ilişki bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Müşteri Sadakati, Pazarlama, Birebir Pazarlama, Müşteri lişkileri.
Sağlık iletişim kampanyalarının mesaj içeriklerinin belirlenmesine yönelik bir yöntem önerisi
İkna edici iletişim kampanyaları, çoğu sağlık konusu için büyük önem taşımaktadır. Bu kitlesel iletişim kampanyalarının avantajlarından biri, halkın geniş bölümü tarafından görülebilmeleri, diğer bir deyişle yüksek hedef kitle erişimleridir. Araştırmalar, bu kampanyaların herhangi bir konuda farkındalığın veya bilgi düzeyinin arttırılmasında oldukça etkin olduklarını göstermektedir. Bununla birlikte davranış veya davranışa niyetlenmenin değiştirilmesi hedeflendiğinde etkinlikleri sıklıkla düşük düzeyde kalmaktadır.Bu tezde, bir iletişim kampanyasında ne söyleyeceğimize nasıl karar verebiliriz sorusuna odaklanılmıştır. Kampanya mesajlarının, kampanyayı daha etkin kılacak (daha ikna edici olacak) şekilde nasıl belirlenebileceğini araştırmak tezin temel amacıdır. Bu doğrultuda iki bağımsız değişkenin, inanç gücü ve davranışa yönelik ilginliğin, mesajların ikna ediciliğini birlikte yönlendirdikleri hipotezi geliştirilmiştir.Daha somut bir ifadeyle, insanlar güçlü inançlara ve yüksek ilginliğe sahip olduklarında, kampanyada, hedef davranışın ortaya çıkmasında en belirleyici olan faktör ile eşleşmeyen bir iletişim stratejisi kullanılmalıdır. Diğer yandan insanlar zayıf inançlara sahip olduklarında, ilginlik düzeylerine bakılmaksızın, bu faktörle eşleşen bir iletişim stratejisi kullanılmalıdır. Bu hipotezler sağlık iletişimi alanında, rahim ağzı kanseri aşısına yönelik sınanmış ve kabul edilmiştir.Araştırmada, bilgisayar destekli telefonla görüşme tekniğinin (CATI) kullanıldığı anketlerden yararlanılmıştır. Tesadüfiliğe yakın bir yöntemle seçilen araştırma örneklemini, İstanbul'da sürekli ikamet eden, 11-26 yaşlarında en az bir kız çocuğuna sahip anneler oluşturmaktadır(N=145). Analiz sürecinde çoklu regresyon analizi, karar ağaçları ve tek yönlü varyans analizinden(ANOVA) yararlanılmıştır.
Reklam okuma biçimleri: Kişisel değerlerin etkisine ilişkin bir alımlama çalışması
Geçtiğimiz on yıl içerisinde reklamlar ve değerler konusunu işleyen birçok çalışmaya rastlamak mümkündür. Bu çalışmaların eksik kalan yönünü ise izleyiciler oluşturmaktadır. Değerler ve reklamları konu alan çalışmaların büyük çoğunluğunda izleyicilerin dışlandığı görülmektedir. Çalışmaların çoğunluğunun içerik analizi yöntemiyle yapıldığı ve araştırmacıların bakış açılarını yansıttıkları söylenebilir. Bu bağlamda, bu çalışmaya izleyicilerin de dahil edilmesi kararlaştırılmıştır.Bu çalışmada reklamlar, değerler ve izleyiciler konuları birlikte ele alınmaya çalışılmıştır. Araştırma verileri hem nitel hem nicel verilerden oluşmaktadır. Katılımcılara öncelikle Rokeach'ın geliştirmiş olduğu değer anketi verilmiş ve doldurmaları istenmiştir. Bu aşamanın ardından katılımcılara yayınladıkları tarihlerde tepki çeken, yasaklanan, dört reklam filmi sırası ile Ikea, Alpet, Toyota Yaris ve Körpe reklamları teker teker izlettirilerek reklam okuma biçimleri öğrenilmeye çalışılmıştır.İzleyicilerin reklam okuma biçimleri Stuart Hall'ün medya metinlerini okuma biçimleri kategorilerinden yararlanılarak değerlendirilmiştir. Ele alınan televizyon reklam filmleri ile birlikte düşünüldüğünde araştırma sonuçlarının ?aktif izleyici? kuramını destekler nitelikte olduğu görülmektedir. Her reklam filmi, farklı şekillerde, Hall'ün belirttiği üç okuma biçiminde de okunmuştur. Aynı medya mesajının farklı izleyiciler tarafından farklı okunabileceği tezi bu çalışmada doğrulanmıştır. İzleyicilerin değerleri göz önüne alındığında ise, farklı reklam okumalarına izleyicilerin farklılaşan değerlerinin de etki edebileceği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Alımlama, reklamlar, kişisel değerler
Türkiye'de Spor Sponsorluğu: Beko'nun Basketbol Ligi Sponsorluğunun Basındaki Yansımalarına Yönelik Bir Araştırma
Bu tezin amacı, halkla ilişkilerin gitgide daha fazla rağbet gören alanı spor sponsorluğunun, Beko'nun Basketbol Ligi isim sponsorluğu özelinde, gazetelerde kendisine ne ölçü ve şekillerde yer bulduğuna yönelik sonuçlara ulaşmaktır. Bu amaca uygun olarak Zaman, Hürriyet, Posta gazetelerinden 10 yıllık bir süreç alınarak, her yılda 3 hafta seçilmiş, elde edilen haberlere içerik analizi uygulanmıştır. Araştırma sonunda, isim sponsorluğunun, markanın doğrudan ilgili sayfalarında yer alma sayısını arttırdığı gibi diğer haber türlerinde yer alma sayısını ve şeklini de olumlu yönde etkilediği sonucu elde edilmiştir. Ayrıca direkt yapılan sponsorluğun ilgili sayfalarında sponsorun yer alma seviyesi zaman içerisinde artış göstermekle beraber diğer haber türlerine ait sayfalarda markanın anılma seviyesi zaman içerisinde azalmaktadır.
Türkiye'deki Afrika odaklı sivil toplum kuruluşlarının sosyal medya kullanımı üzerine bir araştırma: İnstagram örneği
Dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte, sivil toplum kuruluşları (STK) ve hedef kitle arasındaki iletişim yöntemlerinde son yıllarda önemli dönüşümler yaşanmıştır. Özellikle Instagram gibi sosyal medya platformlarını aktif bir şekilde kullanan kuruluşlar, düşük maliyetlerle yüksek etkili içerik üreterek daha geniş kitlelere ulaşma imkânına sahip olmaktadır. Dünya genelinde en sık kullanılan ilk 10 program arasında yer alan Instagram, Türkiye'de de en popüler sosyal medya ağlarından biridir. Türk sivil toplum kuruluşları, bağış toplama çabalarını, faaliyetlerini ve genel operasyonlarını etkili bir şekilde tanıtmak için Instagram'ı giderek daha fazla kullanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türk sivil toplum kuruluşlarının Instagram görüntülerini iletişim, savunuculuk, harekete geçirme ve özellikle "kötü" koşullarda yaşayan Afrikalı çocuklar için bağış toplama aracı olarak nasıl kullandıklarını incelemektir. Bu araştırma, yorumlayıcı bir paradigma temelinde nitel-betimleyici bir yaklaşımı izlemektedir. Araştırma, belirlenen kriterlere uygun beş Türk sivil toplum kuruluşunun analizine odaklanmaktadır: Kardeş Eli Derneği, Sadakataşı Derneği, Gönüllüler Derneği, Afrika İnsani Derneği ve Tüm Afrika'nın Dostları Derneği (TADD Afrika). Her kuruluştan üç görsel belirlenerek toplamda 15 görüntü incelenmiştir. Benzer şekilde, 15 katılımcının görüşleri alınmış ve kriter-amaçlı örnekleme tekniği kullanılarak bu katılımcılar seçilmiştir. Çalışmanın yürütülmesinde, Türk sivil toplum kuruluşları tarafından paylaşılan görüntülerin benzersiz özelliklerini belirlemek için nitel bir içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Stuart Hall'un kodlama-kodaçımlama iletişim modeli ve Douglas Eyman'ın dijital retorik teorisi, bu olguyu incelemek için teorik çerçeve ve analiz yöntemi olarak kullanılmıştır. Kodlama- kodaçımlama modeli, katılımcıların Afrikalı çocuklar için bağış toplamak amacıyla Türk sivil toplum kuruluşları tarafından Instagram'da paylaşılan görselleri nasıl yorumladıklarını ve anladıklarını araştırmak için kullanılmıştır. Katılımcılar tarafından sağlanan yorumlar daha sonra Stuart Hall tarafından ortaya konan medya mesajlarını anlamaya yönelik üç varsayımsal konuma göre sınıflandırılmıştır. Bu bağlamda, katılımcıların bakış açılarını ortaya çıkarmak için yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Kampanya görüntülerinin retorik yapısı, Douglas Eyman'ın dijital retorik teorisi ile Aristoteles'in üçlü ikna unsuru (pathos, ethos ve logos) kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, Türk sivil toplum kuruluşlarının kampanya paylaşımlarının renk kullanımı, insan figürleri ve yüz ifadelerinin tasviri, görsel ve metin arasındaki uyum, kampanya odağı veya konusuna vurgu, davranışı etkileyen etmenler, diğer metinsel özellikler, bağış miktarları ve eylem çağrıları gibi çeşitli niteliklere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Benzer şekilde, bulgular, kuruluşların kampanya paylaşımlarında dijital retoriğin çeşitli unsurlarını kullandıklarını göstermektedir. Bu unsurlar arasında ethos aracılığıyla uzmanlık, güvenilirlik ve iyi niyet gösterme; pathos aracılığıyla duygulara hitap etme ve logos aracılığıyla açık, mantıklı ve iyi organize edilmiş argümanlar sunma (veya bunların eksikliği) yer almaktadır. Stuart Hall'un üç varsayımsal konumunun analizi, katılımcıların hiçbirinin Türk sivil toplum kuruluşlarının tercih ettiği okumayı veya egemen konumu benimsemediğini ortaya koymuştur. Katılımcılar ya statükoya kısmen katılmışlar (müzakereli konum) ya da egemen-hegemonik koda tamamen karşı çıkmışlardır (karşıt konum). Anahtar Kelimeler: Türk Sivil Toplum Kuruluşları, Instagram, Görsel, Kodlama-Kodaçımlama, Dijital Retorik. Daha sonra doldurulacaktır
Marka bağlamında koku algısı: Demografik özelliklere göre bir analizi
Markalama, insanlık tarihinde ticaretin varoluşundan beri süregelen bir eylemdir. Bu eylem, ürün veya hizmetin işaretlenmesi ile anlamsal kilitler oluşturur. Bu kilitler, ürün ya da hizmet hakkında genel kanının istikrarlı olacağına dair bir güvence niteliğindedir. Güvence kavramı, bir ürün ya da hizmetin tekrar tercih edilip edilmemesine yol açan uyarıcılardan biri haline gelebilir ve bu, kullanıcıların deneyimlerinin bir sonucudur. Günümüzde ise bu işaretler, artan rekabetle birlikte markaların birbirinden ayrılmasını sağlayan temel bir bileşen haline gelmiştir. Bu nedenle, markalar yalnızca ürünlerin ya da hizmetlerin işlevselliğine ve fonksiyonel özelliklerine değil, aynı zamanda paydaşlar ve tüketicilerle psikolojik ve duygusal bağ kurmaya da odaklanmaktadır. Bu durum ise markaların birbirinden ayrılmasını sağlamak amacıyla kullandıkları anlamsal işaretlerin çeşitlenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Birçok marka tarafından kullanılan işaretlerin, günümüzde artık majör bir farklılık oluşturmadığı söylemek mümkündür. Markanın kendisini işaretlemek için kullandığı görsel unsurları, markanın giysisi olarak düşünebiliriz. Ancak, günümüz şartları değerlendirildiğinde, görsel unsurların markaların farklı olmasını, ayırt edilmesini, rekabet ortamında avantaj sağlamasını ve imaj oluşturmasını ne kadar başarıyla desteklediği tartışmaya açıktır. Başka bir deyişle tüm markaların giysilerinin olması giysiye sahip olmanın ayırt ediciliğini azaltsa da gerekliliği yadsınamaz bir gerçektir. Bu açıdan bakıldığında, markanın yalnızca görsel unsurlardan oluşan işaretleme sisteminin, markalamanın temel amaçlarına yeterince hizmet etmediği söylenebilir. Bu noktada pek çok marka, görsel unsurların yanında farklı duyusal alanlara hitap eden imzalar bırakma yoluna gitmiştir. Son yıllarda sıkça başvurulan duyusal markalama çalışmaları bu nedenle ön plana çıkmıştır. Bu çalışmalar çerçevesinde markalara kazandırılan koku aracılığıyla organizasyonlar, yeni ve etkisel olarak güçlü duyusal bir alan kazanmıştır. Kokusal markalama çalışmalarının, görsel markalama çalışmalarına göre birçok avantajı bulunmaktadır. Kokunun en güçlü hafıza türümüz olması, duygusal durum değişikliklerini tetikleyebilmesi ve kokuların nota ve türüne göre imaj oluşturmada etkili olması, kokuyu duyusal markalama için önemli bir unsur haline getirmektedir. Markaya kazandırılan koku aracılığıyla organizasyonlar, yeni ve etkisel olarak güçlü duyusal bir alan kazanmıştır. Bu bağlamda, markalama stratejilerinde sıklıkla kullanılan bu yeni alanın, demografik özelliklere göre grupları nasıl etkilediği incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Markalama, Duyusal Markalama, Kokusal Markalama, Duyular, Algı, Demografik Gruplar
Kurumsal sosyal sorumluluk raporlarında sektör - STK iş birliklerinin analizi
ÖZET Günümüzde şeffaflık ve hesap verilebilirliğin gündeme girmesiyle şirketlerin sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk çalışmaları büyük bir önem kazanmıştır. Sosyal sorumluluk çalışmaları gönüllülük esasına dayansa da, şirketlerin bu çalışmaları ve iş birliklerini açıklamaları kaçınılmaz olmuştur. Bu çalışmaları yayınlamak için ise kurumsal sosyal sorumluluk raporları önemli bir araç haline gelmiştir. Bu tezin amacı, şirketlerin yürüttükleri sosyal sorumluluk projelerindeki STK iş birliklerini tespit ederek, sektör - STK iş birliklerine açıklık getirmektir. Bunun için BİST 100'de listelenen şirketlerin kendi resmi web sitelerindeki yayınladıkları kurumsal sosyal sorumluluk raporları içerik analizi tekniğiyle analiz edilmiştir. Çalışmada 61 şirket 15 sektörde gruplanmış ve STK iş birlikleri sektörel farklılıklara göre analiz edilmiştir. Yayınlanan raporların %39'u entegre faaliyet raporu, %61 ise sürdürülebilirlik raporu adı altında yayınlanırken, bankacılık sektörü ve holdingler/yatırım şirketleri rapor yayınlama konusunda öne çıkan sektörler olmuştur. Düşük rapor temsilleriyle ise elektrik, gaz ve su sektörü, imalat sektörü ve gıda, içecek ve tütün sektörleri bulgulanmıştır. Ulusal dernekler, global/yabancı STK'lar ile vakıflarla yapılan iş birlikleri, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk projelerinin önemli aktörleridir. Raporlarda ifade edilen 695 STK ile toplam 1597 iş birliği tespit edilmiştir. En fazla iş birliği yapılan STK'lar arasında ulusal dernekler (%32), global/yabancı STK'lar (%24), ulusal vakıflar (%13) ve ticari odalar (%10) bulgulanmıştır. En az iş birlikleri ise federasyon, komiteler, sendikalar (%3) ile araştırma kuruluşlarıyla (%2) yapılmıştır. Ulusal derneklerle iş birliklerinde Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği, Türkiye Yatırımcı İlişkileri Derneği ile Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği önde gelen dernekler olmuştur. Raporlamanın elektrik, gaz ve su sektörü gibi yetersiz olduğu sektörlerde, sürdürülebilirlik raporlaması için standartlar belirlenmeli ve eğitim programlarıyla rehberlik sağlanmalıdır. Bu uygulamalar, şirketlerin rapor yayınlama durumlarını artırabilir, konuya daha sistematik ve kapsamlı bir şekilde hazırlanmalarına yardımcı olabilir. Sürdürülebilirlik raporlamasının zorunlu hale getirilmesi ve yasal düzenlemelerle desteklenmesi, raporların daha düzenli ve erişilebilir olmasını sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Sosyal Sorumluluk Raporları, Sürdürülebilirlik Raporları, İçerik Analizi, Sivil Toplum Kuruluşları.
Televizyon izleyicilerinin pandemi sürecinde ikincil ekran kullanımıyla sosyal etkileşime dâhil olması: Survivor örneği
Televizyon ile sosyal medyanın yakınsaması doğrultusundaki entegrasyon süreciyle birlikte televizyon izleyicileri, yeni bir medya tüketim pratiği olarak ikincil ekran kullanımıyla birlikte etkileşimli bir sürece girmeye başlamıştır. Medyanın günlük yaşam yoksunluklarını ikame edici özelliği, pandemi sürecindeki ikincil ekran kullanımını önemli kılmıştır. Bu doğrultuda örneklem olarak, pandemi sürecinde reyting sonuçlarında ilk sırada yer alan Survivor programının izleyicileri seçilmiş ve ikincil ekran kullanımı, karakteristik özellikleri ve Survivor konuşulma düzeyinin yüksekliği nedeniyle Twitter üzerinden araştırılmıştır. Çalışmanın kuramsal temeli, medya tüketiminin sosyal ve psikolojik faktörlerin etkisi üzerinden ortaya çıkan beklentiler ve gereksinimler doğrultusunda gerçekleştirildiğini öne süren kullanımlar ve doyumlar yaklaşımına dayanmaktadır. Bu temel doğrultusunda, geleneksel medya ve yeni medya yakınsamasıyla birlikte ortaya çıkan ikincil ekran kullanımına, ikincil ekran kullanım araştırmalarına, televizyonda gerçeklik kurgusunu, hikâyesel anlatımı ve eğlence unsurlarını barından reality şovlara literatürde yer verilmiştir. Çalışma kapsamında alan araştırması yapılarak yeni medya, Twitter, reality şovlar, Survivor ve ikincil ekran kullanımını kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde araştıran çalışmalara yer verilmiş, çevrimiçi anket ve yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşme bulgularıyla tartışılmıştır. Araştırmada rastlantısal şekilde seçilen, pandemi sürecinde Survivor izleyen 320 televizyon izleyicisiyle yapılan çevrimiçi anket tekniği bulguları ve pandemi sürecinde Survivor izlerken ikincil ekranda Twitter kullanan 10 gönüllü katılımcıyla gerçekleştirilen yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşme bulguları yer almaktadır. Pandemi sürecinde Survivor izleyenlerin ikincil ekranda Twitter kullanımındaki en temel motivasyonları önem sırasına göre; sosyal etkileşim, eğlence ve içerikle ilgili bilgi arayışı şeklinde bulunmuştur. Eğlence ve içerikle ilgili bilgi arayışı faktörleri, aynı frekans düzeyine sahiptir ve temel motivasyon faktörü, ikincil ekran kullanım amacına göre değişiklik göstermektedir. İkincil ekranda Twitter'ı sosyal etkileşim temel faktörü doğrultusunda gerçekleştirme düzeyinin pandemi süreci öncesine göre artış gösterdiği tespit edilmiştir. Survivor Panorama ve Survivor Ekstra izleme durumu, SMS ile içeriğe katılım ve hashtag takibi, ikincil ekran kullanımını ve kullanımdaki temel motivasyonları etkileyen pratik olarak saptanmıştır. Cinsiyet ve yaş değişkeni de ikincil ekran kullanım düzeyinde farklılık oluşturmaktadır. Yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşme yöntemiyle tespit eden temalar, ikincil ekranda Twitter kullanım motivasyonlarının kullanım amacına göre değişiklik gösterdiğini ortaya koymuştur. Çalışma, ikincil ekranda Twitter kullanımını Survivor izleyicileri örneklemini baz alarak araştırması, pandemi sürecinin sosyal ve psikolojik etkilerini göz önünde bulundurması ve farklı değişkenler ile pratiklerin ikincil ekran kullanımına etkisini ölçmesi ve nicel ile nitel verileri bir arada sunmasıyla özgün bir değer taşımaktadır.
Sosyal medya dolaşımındaki yaygın toplumsal sorunlarda yankı odası etkisinin incelenmesi: Twıtter örneği
Bilgiyi arama, elde etme ve edinilen bilgiyi paylaşma davranışı insanlığın ilk dönemlerinden günümüze uzanan yolculuğunda medya ve iletişim teknolojileriyle birlikte dönüşüme uğramıştır. İnsanların bilgi edinme davranışları ise bilginin elde edildiği çevrenin çeşitlilik barındırıp barındırmadığı konusunda ipuçları verir. Bireylerin bilgiye ulaşma ve bu bilgileri paylaşma aşamasında, yalnızca kendi düşüncelerine benzer olan düşünceleri kabul edip zıt fikirlerden ve görüş ayrılıklarından kaçınması yankı odası etkisiyle açıklanır. Bu çalışmanın amacı, insanların çevrim içi iletişim ortamlarında bilgi edinip paylaşırken sergiledikleri davranışlarda yankı odası etkisinin varlığının araştırılmasıdır. Twitter'daki gündem konularıyla ilgili, kullanıcıların aktif olarak katıldıkları konuların tespit edilmesi, en çok etkileşime girilen hesap türlerinin belirlenmesi, kullanıcıların şüpheli buldukları içerik türlerine karşı nasıl yaklaşım sergilediklerinin öğrenilmesi ve ağ yapısı türünün tespit edilmesi bu çalışma kapsamında incelenmiştir. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır. Nicel araştırma yöntemleri kapsamında yer alan bir teknik olarak ankette katılımcılara; ağ yapısı, etkileşime girilen hesaplar, şüpheli haber içeriklerine karşı tutumlar ve Twitter'ın yapısına dair kapalı uçlu sorular yöneltilmiştir. Ankette kullanıcıların en çok aktif katılım gösterdiği ilk üç konu başlığı belirlenmiş ve bu konularla ilgili yapılan paylaşımlar içerik analiziyle incelenmiştir. Anket sonuçlarında katılımcılar takip ettikleri hesaplardan farklı bilgileri öğrenebildiklerini ve farklı kaynaklardan bir haberin doğruluğuna dair araştırma yaptıklarını belirtmiştir. İçerik analizinde ise seçilen üç konu başlığına ait ortaya çıkan sosyal ilişki ağlarının özellikleri incelendiğinde, benzer düşünenlerin bir araya geldiği ve yüksek homofili görülmüştür. Karşılaşılan haber içeriğine dair doğrulama ihtiyacının Twitter'da geçirilen süreyle ilişkisi bulunmamıştır. Bir içeriğin doğruluğuna duyulan güvenle içerikleri paylaşan hesapların tanınırlığı arasında anlamlı bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Sosyal gruplar, akademisyenler ve aile/arkadaş-tanıdıklar anket katılımcılarının Twitter'da en fazla etkileşime girdiği hesaplardır. İçerik analiziyle tespit edilen kanaat önderleri ise tanınmış kişilerdir.
Dijital oyunlarda toplumsal cinsiyet algısı: "Detroıt Become Human" örneği üzerinden bir araştırma
Toplumsal cinsiyet en temel haliyle, "genellikle atanmış cinsiyet ile uyumlu olduğu varsayılarak, kadınlık ve erkeklikle ilişkilendirilen toplumsal ve kültürel cinsiyet normları" olarak tanımlanmaktadır. Kadınlardan ve erkeklerden, bu normlara uymaları, onlara biçilen rolleri oynamaları beklenmektedir. Bu rollere "cinsiyet rolleri" adı verilmektedir. Cinsiyet rollerinin temelinde kalıpyargılar ve önyargılar bulunmaktadır ve kültürden kültüre farklılık gösterebilmektedir. Cinsiyet farklılıkları ve bunların çıkış noktaları günümüzde hala araştırmacılar tarafından kesin olarak tespit edilebilmiş değildir. Yakın tarih sayılabilecek 1980 yılı sonları itibarıyla çalışmalar yapılmaya başlanmış, çok çeşitli kuramlar ortaya atılmıştır. Medya ise var olduğu günden bu yana kitle iletişim araçları vasıtasıyla cinsiyet rollerini yeniden üreterek yaymaktadır. Geleneksel medya araçları olan televizyon, radyo, gazete vb. araçlara yeni medya ile birlikte internet de eklenmiştir. Dizilerde, filmlerde, kitaplarda, sosyal medyada çeşitli cinsiyet rollerini ve kalıpyargılarını bulmak, bunlara maruz kalmak mümkündür. Yeni medya ortamlarından bir tanesi ise video oyunlardır. Oyun sektöründe yeni popülerlik kazanmış bir tür olan interaktif hikaye oyunları, sunduğu etkileşimli ortam sayesinde cinsiyet rollerinin bireyler arası ve/veya birey tarafından uygulanmasına temel oluşturmaktadır. Yapılan literatür taramasının birinci bölümünde; toplumsal cinsiyet, kuramlarıyla birlikte ele alınmış ve medyada var olan toplumsal cinsiyete değinilmiştir. Yeni medyanın ortaya çıkışıyla birlikte başlı başlına bir sektör haline gelen video oyunlarına ise literatür taramasının ikinci bölümünde yer verilmiştir. Araştırmanın amacı, geçmişten günümüze gelmeyi başaran toplumsal cinsiyet öğelerinin bir yeni medya ortamı olan video oyunlarında da varlığını koruyup korumadığının tespitidir. Araştırmada betimsel araştırma yöntemi kullanılmış olup, 25 kadın ve 25 erkek oyun yayıncısının interaktif bir hikaye oyunu olan "Detroit: Become Human" oyunu yayınları incelenmiştir.
Gençlerin hedonik tüketim alışkanlıklarına sosyal medyanın etkisi: Üniversite gençliği üzerine karşılaştırmalı bir araştırma
Teknolojik gelişmelerin üretim süreçlerini hızlandırması öncelikle tüketimi hızlandırmış, beraberinde küreselleşme ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin etkisi ile insanların tüketim tercihleri çeşitlenmiş ve amaçları değişmiştir. Bu değişimin önemli aktörlerinden sosyal medya, insanlar arasındaki etkileşimin en yoğun olduğu mecralardan biri olarak satın alma davranışları ve tüketim üzerinde etkili olmaktadır. Tüketici tercihlerinde sosyal medya ve sosyal medya fenomenlerinin rolü bilimsel araştırmalara konu olmaktadır. Bu araştırmalar oldukça geniş ve karmaşık bir yapıda olan tüketim ve sosyal medya konularını belirli açılardan ele almaktadır. Bu çalışma gençlerin tüketim davranışlarında Instagram ve Instagram fenomenlerinin rolünü bir arada değerlendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaçla çalışmada gençlerin Instagram'daki hedonik tüketim davranışları ve Instagram fenomenlerine bağlı hedonik tüketim davranışları arasındaki farklılıklar ve benzerlikler belirlenmeye çalışılmış ve karşılaştırmalı bir analiz yapılmıştır. Çalışmada tüketim türlerinden hedonik tüketim davranışlarının Instagram ve Instagram fenomenlerine bağlı boyutları üniversite gençliği örneğinde incelenmiştir. Çalışmada hedonik tüketim ve sosyal medya ile ilgili alan yazın taraması yapılarak geçerliliği ve güvenirliği alanda bilimsel olarak onaylanmış ölçeklerdeki ifadeler araştırma konusu ve araştırma evreni özelliklerine uyarlanarak "Gençlerin Instagram'daki Hedonik Tüketim Davranışları" ve "Gençlerin Instagram Fenomenlerine Bağlı Hedonik Tüketim Davranışları" ölçme araçları geliştirilmiştir. Ölçme araçlarındaki ifadelerle ilgili pilot çalışma yapılmış ve anket formuna son şekli verilmiştir. Gençlerin Instagram'daki hedonik tüketim davranışlarını belirlemeye yönelik ölçme aracı beş alt boyut ve 19 ifadeden oluşmaktadır. Gençlerin Instagram fenomenlerine bağlı hedonik tüketim davranışlarını belirlemeye yönelik ölçme aracı ise iki alt boyut ve 11 ifadeden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular değerlendirildiğinde Instagram ve Instagram fenomenlerinin, gençlerin hedonik tüketim davranışları üzerinde yönlendirici rolü olduğunu göstermiştir. Bir sosyal medya platformu olarak Instagram'ın etkileşim gücünün hedonik nedenlerle tüketimi teşvik ettiği görülmüştür. Sonuç olarak çalışma, Instagram'ın ve Instagram fenomenlerinin, alışveriş fikri ve satın alma eylemine yönelik gençlerin hedonik tüketim tercihlerinde etkili bir sosyal medya aracı olarak önemini vurgulamaktadır.
COVID-19 salgını döneminde değer odaklı işletme ve marka yönetimi anlayışlarının marka tercihindeki rolü: Perakende sektörü üzerine bir araştırma
İnsanlık tarihi son yüzyılın en büyük küresel krizi Covid-19 salgınıyla yüzleşti. 2020 yılının ilk çeyreğinde dünyanın gündemine oturan bulaşıcı hastalık temelli kriz, iş dünyasında bilinen birçok doğruyu değiştirdi. Ortaya çıkan ekonomik durgunluk, sağlık sorunları, kamu politikalarının yanında tüketici davranışında da hızla değişiklikler meydana geldi. Belirsizlik, risk ve kriz zamanlarında tüketicilerin marka tercihini etkileyen temel hususları anlamak amacıyla söz konusu çalışma gerçekleştirilmiştir. Özellikle temel ihtiyaçların satın alımı her türlü kriz ve belirsizliğe rağmen devam ettiğinden, tüketicilerin perakende sektöründe market alışverişlerinde tercih ettiği market zincirlerindeki tercih değişimi araştırmaya konu edilmiştir. Söz konusu araştırma ile değer odaklı işletme ve marka yönetimi anlayışlarının Covid-19 salgını sürecinde tüketicilerin market tercihlerindeki rolünün ölçülmesi amaçlanmıştır.
Gözetim kapitalizminde kişisel verilerin kullanımı: Etik web çerçevesinde web siteleri ve mobil uygulamalar üzerine bir araştırma
Gözetim kapitalizmi kavramı, gözetleme ve kapitalizm olgularının birbirini beslediği ve geliştirdiği bir sistemi vurgulamaktadır. Gözetlemeyi bir iş modeli olarak tercih eden platformlar her türlü insan deneyimini toplamakta, işlemekte ve alınır satılır ürünlere dönüştürmektedir. Gözetim kapitalizmi bir bilinmezliğe sahiptir ve sistemin işleyiş biçimi ve yarattığı sorunlar web'i etik bağlamda sorunlu hâle getirmektedir. Çalışma iki genel amaç doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Birinci amaç gözetim kapitalizminin izini sürerek aktörleri ve gözetleme yöntemlerini ortaya çıkarmaktır. İkinci amaç ise gözetim kapitalizmine bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşarak sistemde yarattığı sorunları tespit etmek ve etik bir web'in tahsis edilmesi için nelerin gerekli olduğuna dair bir yol haritası çıkarmaktır. İki genel amaç doğrultusunda on araştırma sorusuna cevap aranmıştır. Çalışmada iki genel amaca ve araştırma sorularına cevap bulmaya yönelik olarak nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yöntem tercih edilmiştir. Nicel araştırma kapsamında incelenen web sitelerinin %79'unda, mobil uygulamaların %76'sında üçüncü taraf şirketlerin izleme yazılımları tespit edilmiştir. Web sitelerinin %92'si siteye girerken üçüncü taraf çerezleri reddetmek veya çerez kullanımını özelleştirmek için kullanıcılara hiçbir seçenek sunmamaktadır. Nitel araştırmada katılımcılara uzmanlık alanlarına göre yarı yapılandırılmış sorular sorulmuştur. Cevaplar belirli ana ve alt temalara ayrılarak gözetim kapitalizmi geniş bir perspektifle irdelenmiş ve etik bir web için nelerin olması gerektiği tartışılmıştır. Çalışma, çevrim içi gözetimin web siteleri ve mobil uygulamalar aracılığıyla pratikte nasıl gerçekleştiğini ortaya çıkarması bakımından alana katkı sağlamaktadır. Gözetim kapitalizminin derinlemesine irdelenmesinin gözetim çalışmalarına ve etik web yaklaşımının ise ilgili yerli literatüre katkı sağlaması beklenmektedir.
Bilim iletişimi kapsamında bilim halkla ilişkileri: TÜBİTAK Bilim Merkezleri üzerinden bir inceleme
Bilim iletişimi alanındaki gelişmelerin iletimini sağlamaktadır. Bilim insanının, özel veya kamu kuruluşlarının toplumla gerçekleştireceği iletişimi düzenlemektedir. Bilim halkla ilişkileri ülkemizde yeni olmakla beraber, bilim iletişimine katkı sağlamaktadır. Bu sebeple çalışma bilim iletişiminde halkla ilişkilerinin önemini içermektedir. Halkla ilişkiler uygulayıcıları konuyu, sorunu alıcılara uygun dil ve açıklıkta iletebilmelidir. Yanlış anlamalara sebep olmadan amaca uygun biçimde hedef kitleye aktarabilmelidir. Yeni iletişim teknolojileri değişen zamana paralel dönüşümleri beraberinde getirmiştir. Yeni medyanın halkla ilişkilere entegrasyonu ile iletişim bu yönde yeni biçim kazanmıştır. Bilim halkla ilişkileri kapsamında, TÜBİTAK bilim merkezlerinin sosyal medyaları içerik analizi yöntemiyle irdelenerek sonuçları paylaşılmaktadır. Merkezlerin etkileşim, paylaşım sıklığı, paylaşım detayı ve amaçları bağlamında bulgular sonuçları ile birlikte sunulmaktadır. Bilim halkla ilişkileri kavramının Türkiye'de kullanımının az olması sebebiyle araştırma özgünlük taşımaktadır. Çalışmanın içeriği bilgi toplumu, bilim iletişimi kavram, kapsam ve uygulama alanları üzerine kavramsal çerçevenin verilmesinden sonra bilim halkla ilişkileri ve yeni medyanın gelişimi sunularak en son araştırma bölümü ile sonlandırılmıştır. Araştırma bölümünde, TÜBİTAK Bilim Merkezlerinin sosyal medyada kurduğu iletişimin boyutu, düzeyi, sonuçları halkla ilişkiler bağlamında iletilmektedir. "Konya, Kocaeli, İstanbul-Üsküdar, Elâzığ, Bursa, Kayseri" bilim merkezleri ele alınmıştır. Merkezler içerik analizi yöntemi ile incelemeye tabi tutularak bulgular karşılaştırmalı olarak tablolar ile analizleri verilmiştir. Bilim halkla ilişkilerinin yeni medya ortamındaki biçimi üzerine saptamalarda bulunulmaktadır.
Dijital iletişim bağlamında kültürel miras yönetimi
Kültürel mirasın korunması ve bu mirastan toplum yararına faydalanılması, özellikle 21. yüzyılda uluslararası toplumun ve devletlerin büyük önem atfettiği konulardan biridir. Birleşmiş Milletler tarafından ortaya konan sürdürülebilir kalkınma perspektifi doğrultusunda kalkınmada kültüre ve yerelliğin önemine yapılan vurgu artmaktadır. Kültürel mirası korumak ve onunla ilgili farkındalığı artırmak çeşitli ortam ve araçlardan faydalanmayı gerektirir. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte kültürel miras yönetimi ve kültürel miras hakkında bilginin aktarılmasına yönelik faaliyetler hızlı bir dijitalleşme sürecine girmiştir. Bu araştırmada kültürel mirasın yönetilmesinde ve korunmasında başvurulabilecek dijital teknolojilerin neler olduğu ve mirasın tanıtılması-farkındalık yaratılması hususlarında kullanılabilecek dijital araçların neler olduğu ve bu araçlardan nasıl ve ne ölçüde yararlanıldığı ayrı ayrı incelenmiştir. Dijitalleşen kültürel miras yönetimi kamu için bu alanda yeni çalışmaları gerekli kılarken, yerel yönetimlerin ödev ve sorumlulukları artmaktadır. Çalışma kapsamında Türkiye'deki yerel yönetimlerin dünyadaki bu değişime ayak uydurma sürecinde hangi aşamada bulunduğunu ortaya koymak amaçlanmış, yerel yönetimlerin web siteleri araştırılarak, dijital iletişim araç/yöntemlerini kullanım düzey ve yeterlilikleri incelenmiş, Türkiye'de internet yoluyla kültürel mirası yaymak amacıyla yapılan yerel çalışmaların yapısı tartışılmıştır. Araştırma örnekleminde UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde kültür varlığı bulunan şehirlerin yerel yönetimlerinin web siteleri ve turizme yönelik hazırlamış oldukları web siteleri almaktadır. 29 web sitesinin 700 kadar sayfası içerik analizi yöntemi ile araştırılmış ve kodlamalar Maxqda paket programı aracılığıyla dijital olarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular kapsamında yerel yönetimlerin; taşınabilir kültür varlıkları ile ilgili faaliyetlerinin neredeyse bulunmadığı, taşınmaz kültür varlıkları ile ilgili faaliyetlerin büyük ölçüde dini yapılarla sınırlı kaldığı, savaş sahaları, höyükler ve antik kentler gibi bazı yapıların geri planda olduğu, somut olmayan kültürel miras bağlamında da sözlü geleneklerin, gösteri ve el sanatlarının görünür kılınmadığı değerlendirilmiştir. Dijital sergileme teknolojilerinin, dijital oyunların ve mobil uygulamaların kültürel miras için kullanımın yeterince olgunlaşmadığı gözlemlenmiştir. Tasarım ve teknik özellikleriyle de incelenen yerel yönetim web sitelerinin bir bölümünün güncel gereklilikleri karşılamadığı anlaşılmaktadır. Çalışmada elde edilen bulgular literatür çerçevesinde tartışılmış, alandaki sorunların çözümü ve potansiyel fırsatlardan faydalanabilinmesine ilişkin öneriler sunulmuştur.
Feminist aktivizmin sesinin duyurulması sürecinde yeni medya: Olanaklar ve engellere dair uzman görüşleri üzerinden bir değerlendirme
Yeni medya ortamlarının günlük hayat pratiklerine yerleşmesiyle birlikte aktivist hareketlere yeni bir alan açılmıştır. Feminist aktivizm de bu yeni eylem alanlarında kendine yer edinmiştir. Önceleri diğer kadınları bilgilendirmek amacıyla e-posta listeleri, web siteleri ve forumlarla başlayan erken çevrimiçi aktivist pratikler, internet teknolojilerinin etkileşimli sosyal medya platformlarına genişlemesi ile yeni eylem biçimlerini beraberinde getirmiştir. Böylece, forumlar, web siteleri, bloglar ve sosyal medya platformları üzerinden yaygınlaşan feminist aktivizm, "dördüncü dalga" olarak nitelendirilmiştir. Feminist aktivistlerin kendilerini ifade etmek ve diğer bireylere ulaşmak için yeni medyaya yönelmesi, öznelerin konuşmacı olmasına, diğer bireylerle dayanışma kurmasına ve kamuoyu baskısı oluşturarak karşıt anlatıları yaymasına olanak sunmuştur. Ancak, yeni medyada feminist aktivizme katılmak sunduğu olanaklar kadar engeller de barındırmaktadır. Bu kapsamda, feminist aktivistlerin seslerini daha gür bir şekilde duyurabilmeleri için yeni medyanın feminist aktivizme sunduğu olanakları ve engelleri belirlemek önem taşımaktadır. Bu bağlamda bu çalışmanın en temel amacı, uzman görüşlerinden yola çıkılarak, Türkiye'deki dijital feminist aktivizmin mevcut durumunun tanımlanıp yeni medyanın feminist aktivizm için sunduğu olanak ve engellerin belirlenmesi; söz konusu engellerin nasıl azaltılabileceği ve olanakların nasıl geliştirebileceğinin tespit edilmesidir. Bu amaçlar doğrultusunda, dijital feminizm konusunda uzman olan 26 katılımcı ile nitel araştırma yönetime bağlı kalınarak yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Böylece, uzman görüşlerinden yola çıkarak, yeni medyanın feminist aktivizme katılma sürecinde sunduğu olanaklar ve engeller tespit edilerek; aktivistlerin seslerini daha fazla duyurulabilmeleri için neler yapılabileceğine ilişkin önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeni medya, dijital medya, dijital feminizm, dördüncü dalga feminizm.
Bourdieu'nün perspektifinden reklamda yaratıcılık üzerine betimsel bir araştırma
İnsanlık tarihi boyunca toplumsal yaşamın şekillenmesinde etkili keskin dönüm noktaları genellikle geri dönülmesi söz konusu olmayan değişimleri de beraberinde getirmektedir. Değişimler sonucunda yeni yaşam biçimleri, yeni ekonomik uğraşlar, yeni yönetim sistemleri gibi kökeninde "yenilik" barındıran kavramlar ve alanlar ortaya çıkmaktadır ve bu yenilikler elbette yaratıcı düşünce ile başlamaktadır. Mevcudu değiştirmek/geliştirmek var olan durumdan daha işlevsel, daha estetik, daha anlamlı bir noktaya erişebilme niyetiyle, yani mevcudun eleştirisi ile başlamakta ve buna bağlı olarak yaratıcı düşünme biçimini gerektirmektedir. Yaratıcılığın toplumların daha iyi koşullara ulaşmasını sağlama hedefi için önemli bir unsur olduğu geniş kabul görmektedir. İlgili literatür incelendiğinde yaratıcılık konusunda ülkelerin sıralamaya dahil edildiği endeksler olduğu ve Türkiye'nin yaratıcılık endekslerinde alt sıralarda yer aldığı görülmektedir. Türkiye'nin yaratıcılık endekslerinde alt sıralarda yer alması bu tezin sorunsalının temelini oluşturmaktadır. Sektörel kategorilerden bağımsız olarak oluşturulan dünya yaratıcılık endeksleri, ülkelerin hangi alanlarda yaratıcılık düzeylerinin üst ya da alt seviyede olduğu bilgisini vermemektedir. Bu seviyelerin tespit edilebilmesi için pek çok alan için ayrı çalışmalar yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda tez çalışmasında yaratıcılığın son derece önemli olduğu reklamcılık alanında nitel bir araştırma yürütülmüştür. Bu araştırmada Türkiye'de reklam alanında yaratıcılık konusunda mevcut durumu tespit edebilmek ve yaratıcılıkla ilişkili olabilecek faktörleri ortaya koyabilmek amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda yaratıcılık konusunda sektör perspektifinin anlaşılabilmesi amacıyla 8 reklam ajansı çalışanıyla yüz yüze derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Konunun eğitim perspektifinin anlaşılabilmesi için ise 9 reklam akademisyeniyle online ortamda derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Toplamda 17 görüşmeyle araştırma sonlandırılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular reklamda yaratıcılık konusunda bazı sorunlara işaret etmektedir. Ekonomik sorunlar, otosansür ve çalışma şartları gibi konular bu sorunlardan birkaçıdır. Dolayısıyla birbirinden bağımsız gibi görünen farklı konularda yaşanan erozyonlar reklamda yaratıcılık düzeyinin alt seviyelere inmesine neden olmaktadır. Bu araştırma özel olarak reklamda yaratıcılık konusunda ne tür sorunların yaşandığına ve yaratıcılığı etkileyen faktörlere odaklanırken, genel anlamda yaratıcı düşünceyi sekteye uğratan durumlara yönelik ipuçları sunmaktadır.
Sosyal medyada beden olumlama hareketinin biyopolitika kavramı açısından incelenmesi: Bedenolumlama.wordpress.com örneği
Tezde, beden üzerindeki iktidar müdahalelerini ve uygulamalarını tanımlamak için kullanılan biyopolitika kavramı bağlamında Beden Olumlama Hareketi incelenmiştir. Tezin amacı iktidar uygulamalarının direniş ve mücadele olanağı yarattığı perspektifinden hareketle Beden Olumlama Hareketi'nin etkilerini sorgulamaktır. Hareketin Türkiye'deki internet sitesi olan ve kullanıcıların içerik üretebildiği www.bedenolumlama.wordpress.com adresindeki metinler analiz edilmiştir. Basit rastgele örneklem yöntemi ile belirlenen 10 içerik MAXQDA 2022 veri analiz programı aracılığıyla nitel bir araştırma yöntemleri içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. 10 metinde kullanılan kavramların bağlamını sorgulamak içinse söylem analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerikler, çalışmanın ana teması doğrultusunda belirlenen kavramlarla kodlanmış, elde edilen veriler görselleştirilerek yorumlanmıştır. İçerik ve söylem analizinin ardından elde edilen verilere göre Beden Olumlama Hareketi'nin savunucularının hareketi 'ideal beden', 'kadın', 'toplumsal cinsiyet', 'güzellik algıları', 'dayatma', 'özgürlük', 'eşitlik', 'hak' kavramları bağlamında tartıştıkları sonucu elde edilmiştir. Söz konusu bu bulgular sonucunda Beden Olumlama Hareketi'nin Türkiye'de eşitlik, özgürlük ve hak temaları etrafında tartışılması, hareketin savunucularına karşıt söylem alanı yarattığı sonucuna ulaşılmasını sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Beden Olumlama Hareketi, Biyopolitika, İdeal Beden, Medya Söylemleri, Beden, Kadın
Halkla ilişkiler perspektifinden ülke markalama "Türkiye örneği"
Halkla ilişkiler perspektifinden ülke markalamada, genel anlamda markalaşma çabaları ile halkla ilişkiler yöntemlerinin birlikteliğinden ortak bir ülke markalama iletişim stratejisi oluşturulmaya çalışılmaktadır. Ortak bir zeminde devlet, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve akademinin fikir ve perspektiflerini uygulanabilir gelecek vizyonu ile bir araya getirmek amaçlanmıştır. Tüm aktörler Türkiye markalama konusunda kendi planlamaları ile bir şeyler yapmakta ancak, gerçekleştirilen tüm çalışmalar kurum ve kuruluşların farklı strateji ve uygulamalarından dolayı farklı renklere ve bu renklerin karmaşasına sebep olmaktadır. Birliktelik ve tek sesliliğin oluşturulamadığı böylesi bir ortamda bir orkestra şefi mantığı ile halkla ilişkiler çalışmalarını ülke markalama doneleri ile bir araya getirerek, renk karmaşasından öte kendi ahengi içerisinde farklılıklara rağmen ortak bir bütün oluşturan gökkuşağı renklerine büründürmek temel hedeftir. Gökkuşağına dönüşen ahenkli birliktelik, beraberinde Türkiye markasını tek bir bütün haline getirecek ve tüm dünyaya Türkiye markasının güzelliğini anlatacaktır. Halkla ilişkiler; iş birliği yapma ve fikir birliği ile verilmek istenilen düşünce ya da projeyi, hedef kitlesine anlatma, benimsetme, onları dahil etme, katılımı sağlama, politika ve stratejileri belirleme, haritayı çıkarma ile yeni söylemler ve uygulamalar ortaya çıkarmakta, iletişim temelli arabulucu rolüne bürünerek, hedeflerine ulaşmaktadır. Ülke markalama ile Türkiye hakkında oluşturulacak olan bilinçle, halkla ilişkiler pratiklerini şekillendiren bir iletişim yönetimi gerçekleştirilmiş olacaktır. İletişim yönetimi çalışmalarıyla Türkiye' nin markalaşması, dünyada rekabet gücünü arttıran bir faktör olarak, ekonomiye faydalı, daha fazla yatırım ve üretimi teşvik edecek, yüksek değerli marka itibarlı, tercih edilen bir ülkeyi beraberinde getirecektir. Hazırlanan çalışmada, ülke markalamanın, halkla ilişkiler perspektifinden iletişim boyutu ile literatürü incelenmiştir. Araştırma kısmında Türkiye'de devlet, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve akademinin ülke markalaşmasıyla ilgili geldikleri noktanın durum tespiti amacıyla, yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerde elde edilen sonuçlar ortak bir iletişim stratejisi geliştirmek üzere ele alınmış ve öneriler haline getirilmiştir. Ek olarak iletişim modeli önerisinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Halkla ilişkiler, iletişim, markalaşma, ülke markalama.
Hakikat Sonrası Çağda sentetik medya olgusu, güncel görünümleri ve kullanıcıların gerçeklik algısı üzerine bir araştırma
Zamanın hâkim ruhunu ifade eden hakikat sonrasının, iletişim teknolojilerinde yaşanan değişimle hayatın hemen her alanına nüfuz ettiği; nesnel verilere, rasyonelliğe dayalı modern hakikat anlayışının yerini kişisel hakikatlerin, duyguların ve inançların aldığı; her şeyin sanal düzeyde mümkün olabildiği; bireylerin iletişim kurma, algılama ve onu anlamlandırma biçiminin değiştiği günümüz toplumunda; medya bu dönemi anlamak için hem bir ayna işlevi görmekte hem de tüm araçlarıyla bu sistemi beslemektedir. Çalışmanın konusunu oluşturan yapay zekâ teknolojisiyle oluşturulan sentetik medya içerikleri, hakikat sonrası çağla uyumlu bir şekilde nesnel gerçekliğin tam karşısında konumlanarak gerçekliğin dönüştürülmesini hatta gerçekte hiç var olmayan yeni ses, fotoğraf ve görüntü üretilmesini ve manipülasyonu kapsamaktadır. Araştırma, kullanıcıların sentetik gerçeklikten duygusal ve bilişsel açıdan nasıl etkilendiği, algılayışı, bakış açısı ve anlamlandırmasını tespit etmek üzere tasarlanmıştır. Nitel araştırma kapsamında fenomenoloji yaklaşımı temelinde gerçekleştirilen araştırmada, sentetik içerikleri kullanıcının deneyimlemesi sağlanırken ardından yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme tekniği ile 23 yeni medya kullanıcısıyla görüşülmüştür. Bu bağlamda kullanıcıların öncelikle MyHeritage isimli dijital oluşuma ait Deep Nostalgia uygulamasını kullanarak şu an hayatta olmayan bir yakınlarını ve ünlü bir simayı canlandırmaları talep edilmiş; Aksigorta'nın Barış Manço'ya ve Ziraat Bankası'nın Kemal Sunal'a yer verdiği yapay zekâ teknolojisiyle oluşturulmuş sentetik reklam filmleri izlettirilmiş ve https://thispersondoesnotexist.com sitesinin ürünü sentetik fotoğrafları değerlendirmeleri istenmiştir. Araştırmanın sonucuna göre, kullanıcıların geneli bu içeriklerden duygusal açıdan etkilenmekte; görüntünün üretilmiş hiper gerçek olması deneyiminin hissettirdiklerini ortadan kaldırmamakta; hayatta olmayan bireylerin sentetik medyaya konu olmasını bir hak ihlali olarak görmemekte ve bu uygulamalar iyi bir amaca hizmet ettiği veya mizah, eğlence odaklı olduğu sürece olumlu yaklaşmaktadır. Sentetik fotoğrafların gerçek olduğu yönünde değerlendirmede bulunan katılımcıların görsellerde doğal olmayan nüansları efekt, filtre gibi müdahaleler olarak algıladığı siyasi, porno içerikler ve sahtekarlık konusunda da endişeler taşıdığı ortaya çıkmıştır. Kullanıcılar söz konusu içeriklerin sentetik olduğunun belirtilmesi; platformların da belli düzenlemeler yaparak sorumluluk alması ve görüntülere konu olan kişinin rızasının alınması durumunda bu teknolojinin meşru niteliğine sahip olacağı yönünde bir bakış açısına sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Hakikat sonrası çağ, yeni medya, yapay zekâ, sentetik medya, deepfake.
E-sporun pazarlama iletişim sürecinde kullanımı: Y ve Z kuşakları satın alma davranışları üzerine bir inceleme
Her geçen gün yaşanan teknolojik gelişmeler her alanda olduğu gibi sporda da değişikliklerin meydana gelmesine neden olmuştur. Teknolojik gelişmeler sonucunda geleneksel spor dijitalleşmiş ve teknolojiyle entegre olmaya başlamıştır. Aynı zamanda dijitalleşme sonucunda yeni bir spor dalı ortaya çıkmıştır. Bu spor dalına e-spor denilmektedir. Günümüzde geleneksel spora rakip olan e-spor artan etkisi ve bilinirliğiyle markalar için pazarlama iletişim araçlarını kullanabilecekleri ve hedef kitlelerine ulaşabilecekleri bir alan haline gelmiştir. Bu durum sonucunda ulusal ve uluslararası birçok marka e-sporda pazarlama iletişim süreci yürütmeye başlamıştır. Bu tezin amacı e-sporda yürütülen pazarlama iletişim süreci incelenerek, e-sporun en önemli oyunlarından olan League of Legends'ta markaların reklam ve sponsorluk faaliyetlerinin Y ve Z kuşağı üzerindeki algısını, kuşakların satın alma davranışı üzerindeki önemini ve marka farkındalığını tespit etmektir.
Dijital aktivizmin markaların iletişim çalışmalarına etkisi
Her şeyin dijitalleştiği günümüz dünyasında bireylerin dijital platformlar aracılığıyla aktivist eylem ve söylemlerde bulunmasını ifade eden "dijital aktivizm" toplumsal sorunlar karşısında çözümün bir parçası olma bilinciyle hareket eden markaların iletişim stratejilerini büyük ölçüde etkilemektedir. Çalışma genel anlamda yeni iletişim teknolojileri alanında yaşanan gelişmelerin aktivist hareketler ve marka iletişimi üzerinde yarattığı değişime özelde ise dijital aktivizmin markaların iletişim çalışmaları üzerindeki etkisine ve tüketicilerin, markaların iletişim stratejilerine ne şekilde tepki verdiklerine odaklanmaktadır. Çünkü markaların dijital aktivizm kapsamında yürütmüş olduğu iletişim çalışmaları bazı durumlarda tüketiciler tarafından hoş karşılanmayabilmektedir. Markalar bu nedenle iletişim stratejilerini tüketicilerin ve daha genel şekilde ifade etmek gerekirse toplumun beklenti ve talepleri doğrultusunda biçimlendirmektedir. Çalışma bu bağlamda markalara ve bu konuda çalışan uzmanlara yol gösterici olmayı hedeflemektedir. Çalışma, markaların dijital aktivist hareketler karşısında nasıl bir duruş sergilediği ve aktivist hareketlerin iletişim çalışmalarını nasıl etkilediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda ABD'nin Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde Mayıs 2020 tarihinde George Floyd isimli Afro-Amerikan bir vatandaşın beyaz bir polis memuru tarafından öldürülmesi sonrasında başlayan ve sosyal medya sayesinde kısa zamanda küresel bir isyana dönüşen "George Floyd Protestoları" örnek olay olarak ele alınmaktadır. George Floyd Protestoları kapsamında eşitlik ve özgürlüğü savunan insanların yanı sıra birçok marka Floyd'un ölümüyle yeniden alevlenen ırkçılık sorununa ve polis şiddetine yönelik farkındalık yaratmak için çeşitli iletişim çalışmaları yürütmüştür. Markaların atmış oldukları adımlar durum (vaka) analiz yöntemiyle incelenmiştir. Markaların sosyal medya paylaşımları ve web siteleri üzerinden yapmış oldukları açıklamalar ise içerik analizi tekniği ile ele alınmıştır. Literatürde dijital aktivizm her ne kadar popüler bir konu olsa da dijital aktivizmi tüketiciler ve markalar düzeyinde ele alan çalışma sayısı çok azdır. Çalışma bu anlamda hem söz konusu boşluğu doldurması hem de bu alanda yapılabilecek çalışmalar için bir kaynak oluşturabilmesi açısından önem taşımaktadır. Anahtar kelimeler: aktivizm, dijital aktivizm, marka, marka aktivizmi, ırkçılık.
Halkla ilişkilerin sivil toplum örgütleri tarafından kullanımı: Çevre alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin halkla ilişkiler çalışmalarının Grunig'in mükemmellik modeline göre incelenmesi
Sivil toplum örgütleri, demokratik toplumların önemli unsurlarından biri olarak görülmektedir. Sivil toplum örgütleri bireylerin siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel ve daha farklı alanlardaki hak ve özgürlük taleplerini elde edebilmek, kazanılmış haklarını korumak için oluşturdukları örgütlenmeler olarak tanımlanabilir. Çevre sorunları ve bu sorunların ortadan kaldırılması için gerçekleştirilen çalışmalar küresel bir gündem başlığı haline gelmiştir. Çevre alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri de bu sorunların çözümü için faaliyetler yürüten önemli unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Halkla ilişkiler çalışmaları bu örgütlerin stratejik hedeflerine ulaşabilmelerinde önemli bir role sahiptir. Halkla ilişkilerde mükemmellik modeli, kurumların nasıl daha etkili olabilecekleri konusunda ortaya koyduğu önermeler açısından önemlidir. Bu çalışmada çevre alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin halkla ilişkiler çalışmaları, mükemmel halkla ilişkiler kriterlerine göre incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, sivil toplum kavramının Antik Yunan'dan günümüze kadar hangi özellik ve anlamlara sahip olduğu, sivil toplumun çağdaş tanımlamasının ne olduğu, sivil toplum örgütlerinin özelliklerinin ve işlevlerinin ne olduğu değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, çevreselcilik, ekolojizm ve çevre hakkı kavramları ele alınarak, ekolojizmin ideolojik unsurları değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde halkla ilişkilerde mükemmellik teorisi kapsamında, mükemmel halkla ilişkilerin unsurları ve mükemmel halkla ilişkiler modelinin özellikleri açıklanmıştır. Dördüncü bölümde, çevre alanında faaliyet gösteren on (10) sivil toplum örgütünün halkla ilişkiler çalışmalarının mükemmel halkla ilişkiler modeline göre değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen araştırma yer almaktadır. Sivil toplum örgütlerinin iletişim sorumluları ile gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelere dayanan araştırma bulgularının mükemmellik kriterleri ile uyumu, tartışma ve değerlendirme kısmında yer almaktadır. Çalışmada son olarak genel bir değerlendirme yapılarak ortaya çıkan sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Buna göre araştırmaya konu olan sivil toplum örgütlerinin halkla ilişkiler çalışmalarının, mükemmel halkla ilişkiler kriterlerinin çoğu ile uyum içerisinde olduğu, ancak halkla ilişkiler departmanının olmaması, iletişim sorumlularının halkla ilişkiler alanında akademik eğitime sahip olmamaları şeklinde önemli bazı eksikliklere de sahip oldukları görülmüştür
Örgüt kültürünün kurumsal sürdürülebilirlik üzerindeki etkisi: Bireysel ve sosyal sorumluluk, örgütsel iletişim doyumu ve dijital vatandaşlık rollerinin incelenmesi
Sürdürülebilirliğin kültürel boyutunun incelenmeden tam olarak anlaşılamayacağı ve sürdürülebilirlik dönüşümünün çeşitli kültürel değişimleri zorunlu kıldığı düşüncesi, yeni ortaya çıkan bir görüş değildir. Sürdürülebilirliğin kurumun tamamı tarafından benimsenmesi ve iş süreçlerine entegre edilmesini sağlayan temel kavram ise kurum kültürüdür. Günümüzde kurumsal sürdürülebilirliği artırarak bilinirlik, prestij ve rekabet avantajı elde etmek isteyen üniversitelerin, kurum kültürüne ve uygulamalarına daha fazla önem vermeleri gerektiği savunulmaktadır. Topluma karşı nitelikli insan gücünü yetiştirme sorumluluğunu üstlenen üniversitelerin başarısı ve sürdürülebilirliği, akademik ve idari personelin performansına bağlıdır. Üniversiteler birer hizmet kuruluşu olarak, tüm iş ve süreçlerini örgüt kültürü temelinde iletişim üzerinden yürütmektedir. Örgütsel iletişimi ve bireysel ve sosyal sorumluluğu şekillendiren ve örgüt içindeki işleyişi düzenleyen en önemli unsur ise örgüt kültürüdür. Bu bağlamda, çalışmanın temel amacı örgüt kültürünün kurumsal sürdürülebilirlik üzerindeki etkisinde örgütsel iletişim doyumunun, bireysel ve sosyal sorumluluğun aracılık ve dijital vatandaşlığın düzenleyicilik rollerinin belirlenmesidir. Bu çalışmada beş temel ölçek ve alt boyutları ile birlikte temsil edilmiştir. Çalışmanın örneklemi olan bir kamu üniversitesinin 529 akademik ve idari personeline kolayda örnekleme yoluyla ulaşılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için SPSS (Statistical Package for Social Science) for Windows 27.0 ve SAS Version 9.4 programları kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre örgüt kültürünün kurumsal sürdürülebilirlik üzerinde anlamlı ve önemli bir etkisi olduğu saptanmıştır. Bu etkileşimde örgütsel iletişim doyumunun anlamlı ve çok güçlü aracılık etkisinin yanı sıra bireysel ve sosyal sorumluluğun düşük düzeyde ve anlamlı aracılık etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca söz konusu bu etkileşimde dijital vatandaşlığı pozitif yönlü ve anlamlı düzenleyicilik rolü olduğu bulunmuştur. Demografik değişkenlere ait bulgular ise araştırma yöntemi bölümünde detaylı olarak verilmiştir. Anahtar Kavramlar: Örgüt Kültürü, Kurumsal Sürdürülebilirlik, Örgütsel İletişim Doyumu, Bireysel ve Sosyal Sorumluluk, Dijital Vatandaşlık
Türkiye'de sağlık turizmi üzerine halkla ilişkiler odaklı bir inceleme: Dijital hasta yorumları analizi
Bu tez, Türkiye'deki sağlık turizmini halkla ilişkiler perspektifinden inceleyerek yabancı hastaların dijital deneyimlerini yapay zekâ destekli analizlerle değerlendirmektedir. Araştırmada, yalnızca Trustpilot platformunda paylaşılan 4.363 hasta yorumu metin madenciliği, duygu analizi ve konu modelleme yöntemleriyle incelenmiştir. Bulgular, memnuniyetin genellikle tedavi kalitesi, doktor ilgisi ve fiyat-performans dengesiyle ilişkili olduğunu; memnuniyetsizliklerin ise iletişim, takip süreçleri ve güven sorunlarından kaynaklandığını göstermektedir. Çalışma, dijital hasta geri bildirimlerini halkla ilişkiler uygulamalarıyla ilişkilendirerek çevrimiçi itibar yönetimi açısından özgün bir yaklaşım sunmaktadır. Türkiye'nin sağlık turizmi sektöründe dijital iletişim stratejilerinin geliştirilmesine yönelik veriye dayalı önerilerde bulunulmuştur. Bu yönüyle tez, hem akademik literatüre hem de uygulayıcı kurumlara stratejik katkı sağlamaktadır.
Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı bağlamında video oyun oynama motivasyonu: Kuşaklar arası bir karşılaştırma
Günümüzün hızla dijitalleşen dünyasında bireylerin medya tüketim alışkanlıkları, sosyal ilişkileri ve boş zaman değerlendirme biçimleri köklü bir dönüşüm geçirmektedir. Bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri, video oyunlarının yalnızca genç bireylerle sınırlı olmayan, kuşaklar arası bir ilgi alanı haline gelmesidir. Video oyunları, eğlence, eğitim, sosyalleşme ve hatta psikolojik iyilik hali gibi birçok farklı ihtiyaca hizmet eden çok boyutlu dijital deneyimler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, bireylerin oyun oynama motivasyonlarını ve bu motivasyonların kuşaklar ve kişilik özellikleri bağlamında nasıl farklılaştığını incelemek, medya çalışmaları ve toplumsal etkileşim açısından güncel ve önemli bir araştırma alanı sunmaktadır. Bu tez çalışmasının temel amacı, Baby Boomers, X, Y ve Z kuşaklarına mensup bireylerin video oyunu oynama motivasyonlarını ortaya koymak ve bu motivasyonların bireylerin kişilik özellikleriyle nasıl ilişkili olduğunu Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı ile Beşli Büyük Kişilik Modeli çerçevesinde değerlendirmektir. Söz konusu kuramsal çerçeve, bireylerin medya kullanımlarını belirli doyumlar elde etmek amacıyla gerçekleştirdiğini ve kişilik özelliklerinin bu seçimlerde belirleyici bir rol oynayabileceğini varsaymaktadır. Bu kapsamda araştırma, farklı kuşakların oyun oynama motivasyonlarını karşılaştırmakla kalmayıp, aynı zamanda bireysel farklılıkların da bu motivasyonları nasıl şekillendirdiğini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden yararlanarak gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda, farklı kuşaklardan toplam 404 katılımcıya ulaşılmış ve veri toplama aracı olarak yapılandırılmış bir anket formu kullanılmıştır. Anket, demografik bilgiler, oyun oynama alışkanlıkları, kişilik özellikleri (Beşli Büyük Kişilik modeli ölçeği) ve oyun oynama motivasyonları (Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı çerçevesinde) gibi bölümlerden oluşmaktadır. Elde edilen veriler, betimsel istatistiklerin yanı sıra Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA), ANOVA ve korelasyon analizleri gibi ileri düzey istatistiksel analiz teknikleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, kuşaklar arasında oyun oynama motivasyonları açısından anlamlı farklar tespit edilmiştir. Z kuşağı bireylerinin daha çok sosyal etkileşim ve eğlence odaklı motivasyonlara sahip olduğu gözlemlenirken, X ve Baby Boomers kuşaklarının daha çok boş zaman değerlendirme ve kaçış motivasyonlarıyla oyun oynadığı belirlenmiştir. Y kuşağı ise rekabet ve mücadele gibi doyumlara öncelik vermektedir. Ayrıca, kişilik özellikleri ile oyun oynama motivasyonları arasında da anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Örneğin dışa dönük bireylerin sosyal etkileşim boyutunda daha yüksek skorlar aldığı, sorumluluk sahibi bireylerin ise planlama ve strateji içeren oyunlara daha fazla ilgi gösterdiği ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, hem teorik hem de uygulamalı düzeyde çeşitli katkılar sunmaktadır. Literatürde sıklıkla göz ardı edilen kuşaklar arası karşılaştırmalı analiz yaklaşımı, farklı yaş gruplarının oyun deneyimlerini bütüncül bir biçimde anlamaya olanak tanımaktadır. Ayrıca, kişilik özellikleri ile oyun oynama davranışları arasındaki ilişkilere dair elde edilen bulgular, oyun geliştiricileri, eğitimciler ve ruh sağlığı uzmanları için önemli uygulama ipuçları sunmaktadır. Elde edilen veriler, dijital medya içeriklerinin daha etkili tasarlanması ve bireylerin psikolojik ihtiyaçlarına duyarlı hale getirilmesi açısından yol gösterici olabilir. Sonuç olarak, bu tez çalışması video oyunlarının bireysel ve toplumsal işlevlerini daha derinlemesine kavrayabilmek adına kuşaklar, kişilik özellikleri ve motivasyonlar arasındaki ilişkilere odaklanan kapsamlı bir analiz sunmakta; farklı disiplinlerden araştırmacılar ve uygulayıcılar için referans niteliğinde bir kaynak olma potansiyeli taşımaktadır.
Instagram'da erkekliğin temsili: Influencerlar ve toplumsal cinsiyet rolleri üzerine bir araştırma
Influencerlar, sosyal medyanın hayatımıza kazandırdığı ve bu medya türü için en etkili aktörler arasında yer alan önemli figürlerdir. Sosyal medya platformlarının birçoğu geniş kitleleri etkilerken, araştırmanın odak noktası olan Instagram, görsel içeriklerin yoğun olarak paylaşılması ve paylaşım çeşitliliği içermesi dolayısıyla kullanıcılarının algılarını şekillendirebilmektedir. Araştırmanın yürütüldüğü dönemde kullanıcılar tarafından en çok vakit geçirilen sosyal medya platformu olduğu belirlenen Instagram üzerinden takipçileriyle etkileşime geçen influencerlar, yalnızca birer dijital içerik üreticisi değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal ögeleri dönüştürebilme potansiyeli yüksek bireyler olarak dikkat çekmektedir. Bu bakımdan influencerların sahip olduğu bu tür nitelikler ulusal ve uluslararası alınyazında birçok araştırmacının ilgisini çekerek çeşitli çalışmaların alınyazına kazandırılmasına sebebiyet vermiştir. Ancak yapılan çalışmalar özellikle toplumsal cinsiyet bağlamında irdelendiğinde, söz konusu çalışmaların önemli bir kısmının kadınlar üzerinde yoğunlaştığı görülmüştür. Alanyazına ilişkin bu tespit, mevcut tez çalışmasının alınyazındaki eksikliği gidermeye yönelik attığı adımın temelini oluşturmaktadır. Bu tez araştırmasının temel odağını ürettikleri dijital içerikler yoluyla takipçileriyle Instagram platformunda etkileşim kuran erkekin fluencerların sergiledikleri erkeklik temsilleri oluşturmaktadır. Erkek influencerlar, sosyal medya platformlarında yaptıkları paylaşımlarıyla hegemonik erkeklik normlarını yeniden üretirken, aynı zamanda bu normları estetik ve duygusal ifadelerle çeşitlendirebilmektedir. Sınırlı sayıda çalışma içeren alanyazın incelendiğinde erkeklik temsiliyetinin influencerlar bağlamında belirli kodlar üzerinden üretildiği, aktarıldığı ve dönüştürüldüğü görülmektedir. Bu bağlamda bu tez çalışması, Instagram'daki erkek influencerların takipçilerine sundukları paylaşımlarında erkekliklerini sunma biçimlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma amacı doğrultusunda bu tez çalışmasında, 2019-2024 yılları arasında Türkiye Altın Kelebek Ödülleri'nde sosyal medya kategorisinde ödül alarak veya aday gösterilerek başarı gösteren yedi erkek influencerın Instagram'daki görsel paylaşımları erkeklik temsiliyeti bağlamında incelenmiştir. Amaçlı örnekleme yoluyla belirlenen yedi erkek influencerın Instagram'da paylaştığı fotoğraflar, üç adımlı süreç içerisinde belirlenen alt kategoriler doğrultusunda MAXQDA 2020 nitel veri analizi programında kodlanarak Panofsky'nin üç aşamalı ikonografi tekniğine dayanan içerik analizi yoluyla çözümlenmiştir. Araştırma, erkek influencer'ların beş yıllık süreçte Instagram fotoğraflarında sergiledikleri erkeklik temsili konusunda sunduğu bulgu ve sonuçlarıyla alınyazına kuramsal ve uygulamaya dönük katkılar sunmuştur.
Sanal dünya karakteri avatarların dijital pazarlama faaliyetlerinde kullanımı: Facebook ve Instagram karşılaştırması
Teknolojik gelişmeler ile birlikte geleneksel pazarlama faaliyetleri dijital pazarlamaya doğru bir dönüşüm içerisine girmiştir. İnternet tabanlı bir oluşum olan dijital pazarlama, sektöre yeni pazarlama yöntemleri kazandırmıştır. Online oyunlar ile hayatımıza giren sanal dünya kavramı bu alanda yaşanan olumlu gelişmelerin bir sonucu olarak pazarlama sektöründe de kullanılmaya başlanmıştır. Burada avatar görünümünde var olan gerçek dünya kullanıcıları potansiyel tüketiciler olarak yeni bir müşteri grubu ortaya çıkarmıştır. Potansiyel müşterilerine ulaşmak için avatarlara yönelik olarak pazarlama faaliyetleri içerisinde bulunan markalar kullanıcılar üzerinde marka bilinci oluşturmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında sanal dünya karakteri olan avatarların dijital pazarlama faaliyetlerinde kullanımının gerçek dünya kullanıcıları üzerinde yarattığı etkileşim Facebook ve Instagram sosyal medya platformları bazında incelenmiştir. Bu bağlamda The North Face ve Gucci markalarının ortaklaşa çıkardığı The NorthFaceXGucci koleksiyonun gerçek dünya işbirliği gönderileri ile The Pokemon Go avatarlarına yönelik olarak çıkarılan sanal dünya koleksiyonunun gönderileri Gucci markasının Facebook ve Instagram hesapları üzerinden karşılaştırılarak incelenmiştir. Araştırma kapsamında avatar kullanılan sanal dünya işbirliği gönderileri her iki platform kullanıcıları tarafından olumlu olarak karşılanmıştır. Sanal dünya işbirliğinin yarattığı etkileşim Facebook ve Instagram kullanıcıları karşılaştırılarak incelendiğinde en yüksek etkileşim oranlarının Instagram'da olduğu görülmüştür. Bu anlamda avatarların sosyal medya gibi dijital pazarlama alanlarında kullanımının marka etkileşimi anlamında olumlu getiriler sağlayacağı söylenebilmektedir.
Sağlık kurumlarında kurumsal itibar algısı ve hasta özelliklerinin etkisi
Bu araştırma, hastaların kurumsal itibar algılarını şekillendiren temel faktörleri analiz etmeyi amaçlamaktadır. Özellikle demografik özellikler (cinsiyet, medeni durum, yaş, sosyal güvence durumu ve eğitim düzeyi) ile sağlık hizmeti deneyimlerinin (hastaneye geliş sıklığı ve alınan sağlık hizmeti türü – yatan veya ayaktan) kurumsal itibar algısı üzerindeki etkileri değerlendirilmektedir. Araştırmanın bulgularının, sağlık kurumlarının itibar yönetimi süreçlerine katkı sağlaması ve hasta memnuniyetini artırmaya yönelik stratejilerin geliştirilmesine bilimsel bir temel sunması hedeflenmektedir. Araştırma kapsamında veriler, Antalya Kepez bölgesindeki bir hastaneden sağlık hizmeti alan hastalara yüz yüze uygulanan anketler yoluyla toplanmıştır. Örneklem büyüklüğü, %95 güven düzeyi ve %5 hata payı ile en az 384 kişi olarak belirlenmiştir. Çalışmada likert tipi bir "Kurumsal İtibar Algı Ölçeği" kullanılarak, hastaların demografik bilgileriyle birlikte itibar algıları ölçülmüş; bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA ile istatistiksel analizler gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmış, sonuçların geçerli ve güvenilir bir şekilde temsil edilmesi sağlanmıştır. Araştırma, hastaların sağlık hizmetine dair memnuniyetleri ile kurumsal itibar algıları arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Memnuniyet düzeyi arttıkça, hizmet kalitesi, sosyal sorumluluk, iyi yönetilme, güvenilir olma ve müşteri odaklılık gibi boyutlarda algılar güçlenmektedir. Özellikle, hizmet kalitesi ve sosyal sorumluluk gibi alanlarda memnuniyeti yüksek olan gruplar, bu boyutlarda daha olumlu değerlendirmeler yapmıştır. Sosyal güvencesi olan bireyler, güvenilirlik ve müşteri odaklılık boyutlarında daha olumlu bir algıya sahipken, sosyal güvencesi olmayanlar daha düşük değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Ayrıca, hastaneye daha sık gelen bireylerin kurumsal itibar algıları, daha az sıklıkla gelenlere kıyasla anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Yaş grupları arasında özellikle "50 yaş ve üzeri" bireylerin müşteri odaklılık algılarının daha olumlu olduğu gözlemlenmiştir. Eğitim düzeyi arttıkça, kurumsal itibar algılarının daha eleştirel ve temkinli hale geldiği anlaşılmaktadır. Evli bireyler, diğer grup olan bekar bireylere göre kurumsal itibarın tüm boyutlarında daha yüksek algılar sergilemişlerdir. Bulgular, hastaların sağlık hizmetinden duyduğu memnuniyetin ve kurumla olan etkileşim sıklığının, kurumsal itibar algılarını önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal İtibar Algısı, Hasta Özellikleri, Hastane Kurumsal İtibar
Markaların sosyal medyada FoMO kullanımı: Marka stratejileri üzerine bir araştırma
Günümüzde her an güncellenebilir yapıdaki dijital medya alternatifleri ve farklı mecraların ortaya çıkışı hem bireylere hem kurumlara yeni fırsatlar sunmaktadır. İletişim kanalı olarak kullanılan sosyal medya platformları, kurumlar tarafından da hızla benimsenmiş olup hedef kitlesini dört bir taraftan kuşatmayı, kurgulamış olduğu gerçekliğe ve gerekliliğe ikna etmeyi amaç edinmiştir. Pazarlama ve satın alma kavramları da teknolojiyle birlikte yeni tanımlamalara dahil olmuş, hedef kitle de bundan nasibini almıştır. Tüketici, dijital platformları eğlenme, bilgi edinme ya da sosyalleşme gibi amaçlarla kullanırken bir yandan da burada markaların indirim mesajlarına maruz kalmaktadır. Ticari işletmeler yılın belirli dönemlerinde yapıkları indirim kampanyaları ve yayınladıkları mesajlarla tüketiciye "fırsatı kaçırmaması gerektiğini" hatırlamaktadır. Kısıtlı zaman dilimi ve sınırlı stoklarla tüketiciyi satın alma eylemine yönlendirebilmektir. Araştırılan konu FoMO (Fear of Missing Out) pazarlaması ve markaların dijital pazarlama stratejilerine etkisi olarak belirlenmiştir. FoMO, literatürde yeni bir kavram olmasına karşın kökeni toplum kadar eski olan bireylerin sosyalleşme, sosyal bir gruba dahil olma ihtiyacı ile ilgilidir. Çalışmanın çıkış noktası, markaların yılın belirli dönemlerinde oluşturdukları kampanya mesajları aracılığıyla FoMO algısı oluşturarak satışlarını ve hedef kitlesini yükseltmesidir. Kitlelere sunulan birtakım sözcük kalıpları üzerinden "fırsat"ın kaçırılmaması gerektiği, zamanın ve stokların sınırlılığı sıklıkla kampanyalarda tekrarlanmaktadır. Fırsatları/ gelişmeleri kaçırma korkusu olarak adlandırılan FoMO'nun iletişim açısından literatürde kullanılması ve kavramsallaşmasına katkı sağlamak ve e-ticaret markalarının "Black Friday" ve "Single Day" gibi yılın en çok satış yapılan dönemi olan Kasım ayı kampanyalarının mesajları analiz edilerek tüketicinin satın alma davranışı üzerindeki etkilerini araştırmak çalışmanın motivasyonudur. Bu bağlamda, Trendyol ve Hepsiburada markalarının 2020 yılı Kasım ayı içerisinde gerçekleştirmiş oldukları kampanyalar özelinde Facebook, Twitter ve Instagram hesaplarından düzenli aralıklarla paylaştıkları gönderiler incelenmiş olup belirli kategorilere ayrılarak içerik ve söylem analizi bakımından çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında markaların FoMO içerikli mesajlarının kullanım sıklığı ile satış rakamlarının artışında düzenli bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Sosyal Medya, FoMO, Fırsatları Kaçırma Korkusu, Kara Cuma, Çevrimiçi Satın Alma, Trendyol, Hepsiburada