Baskent University
Discipline

Public Relations and Publicity

Baskent University

405

Archived Theses

12

DOIs Assigned

3%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Aile şirketlerinde marka yönetimi: Ankara'daki aile şirketleri üzerinden bir değerlendirme

İçinde bulunduğumuz dönem içerisinde büyüyen ve hızla ilerlemeyi hedefleyen işletmeler, tüketicileri ve hizmet sundukları kişilerle markalar aracılığıyla iletişim kurmaya çalışmaktadırlar. Dolayısıyla markalaşma, her geçen gün ağırlaşan rekabet koşullarının da etkisiyle işletmelerin yönetsel stratejilerini oluşturma ve geliştirmede önemli bir rol oynamaktadır. Günümüz işletmeleri, ürün ve hizmetlerini rakiplerine oranla daha tercih edilir kılmak için, hedef kitlenin zihninde ayırt edici algılamalar oluşturmayı zorunlu görmektedir ve bu algılamaların oluşumu için yapılan tüm çalışmalar da marka yönetiminin kapsamı içerisinde yer almaktadır. Nitekim bir markanın gerçek anlamda var olması, marka yönetimi sürecinin başarıyla tamamlanması sonucunda gerçekleşmektedir. Bu bağlamda "Aile Şirketlerinde Marka Yönetimi" isimli çalışmada Ankaralı aile şirketlerinden yola çıkılarak, bu şirketlerin markalaşma sürecine bakış açıları değerlendirilmiş, özgün bir çalışma gerçekleştirmek adına niteliksel yöntem kullanılarak seçilen şirketlerin kurumsal iletişim yöneticileri ve şirket sahipleri ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Markalaşma ve marka yönetimi kavramları aile şirketlerinin sahipleri ve yöneticileri ile görüşülmüş, konu başlıkları görüşmelerde yapılandırılmış sorular eşliğinde incelenmiştir. Buna bağlı olarak ulaşılan sonuç, aile şirketlerinin markalaşma kavramını anlamlandırma biçimleri, marka yönetimi süreciyle ilgili geliştirdikleri stratejiler ve uygulamalar ekseninde değerlendirilmiştir.

Aile şirketleriMarkaMarka stratejileri+2
Tuğba Acay
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu diplomasisinin bir aracı olarak kültürlerarası iletişim bağlamında yeni medya: ABD Başkanı Obama dönemi

Birbirleriyle yakından ilişkili olan kültür ve kültürlerarası iletişim kavramlarından insanoğlunun var olduğu her zaman ve mekânda bahsetmek mümkündür. Farklı kültüre sahip insanların bir araya gelmesiyle başlayan iletişim süreci doğal olarak beraberinde bazı sorunları da getirmektedir. Nitekim bu durum, devletler arasındaki ilişkilerde de görülmekte ve kamuoylarının artan önemi ile birlikte devletler arasındaki ilişkilerde sorunların çözümünde kültürlerarası iletişimin değerini arttırmaktadır. Bu kapsamda, devletler arasındaki sorunların çözümünde öne çıkan yöntemlerden bir tanesi de kültürlerarası iletişim gücü ile yapılanan kamu diplomasisidir. Küreselleşme ve onun yürütücüsü olan teknolojik gelişmelerle birlikte kamuoyları ve kamuoylarını etkilemek için yürütülen kamu diplomasisi faaliyetleri uluslararası ilişkilerde önemli olmuştur. Teknolojik gelişmeler doğrultusunda yapısal değişikliklerin yaşandığı kamu diplomasisinde ise yeni medya araçları ön plana çıkmaktadır. Bu yeni sistemde devletler yeni medya araçları ile diğer ulusların halkları ile doğrudan temas kurabilmekte ve kendi görüşlerini aktararak etkileyebilmektedir. ABD, yeni medya araçlarını kullanarak kamu diplomasisini en etkin şekilde kullanan ülkelerden biridir. Bu çalışma, kamu diplomasisi alanında yaşanan teknolojik gelişmelerin, küresel liderliğini sürdürmek isteyen ABD'nin kamu diplomasisi stratejilerine ne şekilde yansıdığını göstermeyi amaçlamıştır. Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra kamu diplomasisinin önemini kavrayan ABD'nin başkan Obama döneminde kamu diplomasisinden nasıl faydalandığından bahsedilmiştir. Bu bağlamda kamu diplomasinin ABD'de nasıl ortaya çıktığı ve İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş dönemlerinde nasıl kullanıldığı anlatılmıştır. Sonuç olarak kültürlerarası iletişimin günümüz dünyasında birçok alanda önemli bir role sahip olduğuna dikkat çekilerek ABD'de kamu diplomasisi uygulamalarının da özellikle yeni medya araçları üzerinden bunu nasıl kullandığı incelenmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriElektronik diplomasiKamu diplomasisi+5
Yıldız Burcu Sarıgül
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin önlenmesinde Birleşmiş Milletlerin (BM) eğitim faaliyetlerinin iletişimsel rolü

Kadınlar toplumun inşasında tarihsel olarak kendileri için belirlenen rolleri üstlenmişlerdir. Modern topluma geçişten sonra bile kadın ve erkek rolleri tarih öncesi dönemlerden kalan özellikler içermektedir. Bu rollerin farklı kültürlerde şiddet olgusunu barındırdığı gözlemlenmektedir. Günümüzde kadına yönelik şiddet uluslararası büyüklükte bir soruna dönüşmüştür. Şiddet sorununun çözülmesi için ise toplumsal iş birliği gerekmektedir. Bu nedenle çeşitli organizasyonlar kurulmuş ve sorunun çözümüne yönelik bir arayış başlamıştır. Yapılan çalışmalar eğitimin toplumsal cinsiyet ayrımcılığını ve şiddeti engellemek üzere etkin rol oynadığı ortaya konulmuştur. Toplumsal cinsiyet kavramı toplumdaki tüm kadın, erkek ve LGBT'li bireyleri kapsamaktadır. Araştırmada kadına yönelik Şiddetin toplumsal cinsiyet kavramı ve rolleri ile bağlantısı ele alınarak, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde eğitim iletişimi ve eğitimin etkinliği değerlendirilmiştir. İletişim hayatın her alanında bireylerin sahip olduğu en temel özelliktir. Dolayısıyla hayatın içinde her alanda iletişimin etkilerini görmek mümkündür. İletişimin güçlendiği ve kendini en güzel ortaya koyduğu alan ise eğitimdir. Eğitimin başlangıcından devamına ve hatta tamamlanma noktasına kadar iletişimsel süreç kendini gösterir. Dolayısıyla, eğitim ve iletişimi birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Eğitimin kendisi de iletişimin önemli bir basamağı olduğu için, her yaştan ve cinsiyetten bireyin bu basamağı geçmesi önemli bir husustur. Eğitim sürecini iletişimsel becerileriyle harmanlamayı öğrenen bireyin hayatının geri kalanında, en başta kendisi sonra diğer toplum bireyleriyle eşitlik algısı çerçevesinde yaşaması olumlu bir sonuçtur. Bu bilgiler ışığında araştırmada BM eğitim faaliyetlerinin cinsiyet eşitliğinin sağlanması üzerindeki etkileri eğitim ve iletişim ilişkisinin feminist kuramla çerçevelenmesiyle analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İletişim, Toplumsal Cinsiyet, Birleşmiş Milletler (BM), Eğitim

Birleşmiş MilletlerCinsel şiddetEğitim+4
Merve Köseoğlu
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal zekânın örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi: Savunma sanayi sektöründe beyaz yakalı çalışanlar üzerine bir araştırma

Değişimlerin ve yeniliklerin hızla gerçekleştiği günümüz rekabet çağında, örgütlerin kendilerini etkin bir yerde konumlandırmaları, rakiplerine göre avantajlı durumda olabilmeleri ve hedeflere ulaşabilmeleri için değişimlere ve yeniliklere aynı hızda ayak uydurmaları gerekmektedir. Artık profesyonel iş hayatı çok sayıda çalışanın yerinde veya uzaktan, yüksek etkileşim düzeyinde çalışmalarını gerektirmektedir. Böyle bir iş dünyasında verimli, huzurlu ve rekabete ayak uydurabilen, çevik, çalışan bağlılığı yüksek bir örgüt yapısının oluşturulması için kişinin kendisi ve başkalarının duyguları yönetebilen, çevresiyle uyumlu bir şekilde çalışabilen kısaca duygusal zekâsı yüksek çalışanların örgütte varlığının sağlanması gerekmektedir. Birçok araştırmaya göre duygusal zekâ çalışmasının yaklaşık 2000 yıl önce Platon'un "Bütün öğrenmelerin duygusal bir temeli vardır" vurgusuyla başladığı ileri sürülse de son dönemki çalışmalar duygusal zekânın gündelik ve iş hayatındaki etkinliğinin anlaşılmasıyla kavramın anlam örüntüsüne yeni boyutlar katmıştır. Eski çağlardan beri bilim insanları, filozoflar, araştırmacılar ve eğitimciler duyguların önemi veya önemsizliğini ispat etmek üzere çalışmalar yürütmüş, sosyolojik ve psikolojik açıdan incelemiştir. Yapılan çalışmalar incelendiğinde, duyguların hayatımızın birçok alanını kontrol ettiğini ve duygusal zekâsı yüksek bireylerin sosyal hayatı ile birlikte iş hayatında da başka insanlarla iyi iletişim kurabildiklerini ve liderlik etme becerisine sahip olduklarını göstermektedir. Söz konusu çalışmada, son dönemde ülkemizde de yaygınlaşan duygusal zekâ kavramı ve duygusal zekânın örgütsel bağlılığa etkisi üzerinde durulmuştur. Araştırmanın amacı, savunma sanayi sektöründe faaliyet gösteren firmaların beyaz yaka çalışanlarının duygusal zekâ seviyelerinin örgütsel bağlılığa etkisini araştırmaktır. Araştırma, ilişkisel tarama çalışması niteliğinde olup, gerekli verileri toplamak amacıyla 107 beyaz yaka çalışanının demografik bilgilerinin yanı sıra duygusal zekâ seviyelerinin ölçülmesi için "Schutte Duygusal Zekâ Soru Ölçeği" ile "Allen ve Meyer Örgütsel Bağlılık Ölçeği" veri toplama aracı kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 28 istatistik programı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, duygusal zekânın örgütsel bağlılık üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Böylece duygusal zekâ seviyesi yüksek çalışanların örgüte bağlılığının daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Duygu, Duygusal Zekâ, Örgütsel Bağlılık

Beyaz yakalıDuygusal zekaSavunma endüstrisi+2
Miyase Melike Şekerci
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeniden çekim filmlerin niceliksel ve niteliksel içerik çözümlemesi

Sinema, görsel ve işitsel ögelerin bütünleşerek içerisinde bulundurduğu mesajı bir sunu halinde izleyici ve hedef kitleye aktarma görevini benimseyen bir iletişim aracıdır. Bu görsel sunu için gerekli olan temel unsurlar ise grafik tasarım ögeleri ve afişlerdir. Zaman içerisinde gelişen ve değişen matbaa ile grafik tasarımın evrimi de devam etmiştir. Grafik tasarımın gelişmesi afiş tasarımını doğrudan etkilemiştir. Duyurusunu ve tanıtımını yaptıkları ürünü en başarılı şekilde anlatmayı hedefleyen afiş tasarımları, göstergelerden meydana gelen bir duyuru aracıdır. Afiş tasarlanırken aktarılmak istenen mesajın hedef kitleye ulaşabilmesi için anlamı temel unsur olarak alan göstergebilimden yararlanılmaktadır. Toplumsal ve sosyal yaşamın her alanında bulunan göstergeler, teknolojinin gelişimiyle birlikte nesnelerin görsel malzemelere dönüşmesine neden olmaktadır. Göstergelerden oluşan afiş tasarımları, göstergelerle birlikte izleyici ve hedef kitleye filmle ilgili mesajlar iletmektedir. Bu çalışmada, 7 farklı film türünden seçilen 7 orijinal filmin ve yeniden çekim filmlerinin afişleri göstergebilimsel analiz yöntemi ile incelenmiştir.

AfişlerFilmFilm yapımcılığı+4
Ayşegül Bilgin
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal iletişim kapsamında misyon ve vizyonun logo tasarımlarına etkisi: Ankara belediye logolarının göstergebilimsel çözümlemesi

Kurumlar, iletişim stratejileri kapsamında amaçlarını belirlerken, hedef kitlelerine iletmek istediği mesajları olumlu imaj oluşturma yönünde tasarlamaktadır. Bununla birlikte itibar kazanmak başta olmak üzere pek çok nedenle kurumsal iletişim faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Tıpkı kurumlar gibi küresel perspektifin her alandaki bu yönlü yayılım, kentleri ve kentleri oluşturan küçük yerleşim alanlarını da etkilemektedir. Kentler; nüfus yoğunluğunun olduğu, işlevsel, tarımsal üretimden ziyade sanayi ve üretim odaklı olmanın getirdiği farklı yaşam tarzlarına sahip bireylerin oluşturduğu merkezler olmakla birlikte aynı zamanda küreselleşmenin getirdiği değişim ve dönüşümlerin de takip edilebileceği alanlar olmalıdır. Bahsi geçen değişim ve dönüşümü logolar üzerinden görmek kentlerin yapısal bir kesiti ve özeti olarak da ifade edilebilmektedir. Ankara'nın büyükşehir ve 19 ilçe belediyesinin logo tasarımlarının ele alındığı bu çalışmanın amacı belediyelerin kurumsal kimliklerinin bir görsel yansıması olan logo tasarımlarını incelemek ve belirlemiş oldukları misyon ve vizyon ifadeleri ile olan benzerlik ve farklılıkları göstergeler üzerinden çözümlemektir. Ankara'da bulunan 25 ilçe belediyesinden, 6 belediyenin (Çamlıdere, Kızılcahamam, Kalecik, Bala, Şereflikoçhisar, Güdül) misyon ve vizyon ilkelerine gerek web siteleri gerekse ikili görüşmeler sonucu ulaşılmamıştır. Bu nedenle 6 ilçe belediyesinin logoları araştırma dışı bırakılarak geri kalan Ankara Büyükşehir ve 19 ilçe belediyesinin logoları incelenmiştir. Çalışmada göstergebilimsel analiz yöntemiyle elde edilen veriler değerlendirilmiş ve belediyelerin logo seçimlerinde kültürel arka plana, yerel özelliklere, yerleşim alanın ekonomik yapısına veya demografik özelliklere referans verdikleri belirlenmiştir.

AnkaraBelediyelerGösterge bilim+6
Adnan Yuva
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde ortaya çıkan yabancılaşma sorunu ve bu sorunun çözümü açısından halkla ilişkiler çalışmalarının önemi (Başkent Üniveristesi Ankara Hastanesi örneği)

Örgüt içerisinde çalışanların örgüte, yaptığı işe ve kendilerine uzaklaşması olarak tanımlanan ve günümüzde neredeyse bütün örgütlerde ortaya çıkabilen yabancılaşma olgusunun nedenleri, Karl Marx ve C. Wright Mills'in yabancılaşma olgusu üzerine yaptığı çalışmalar doğrultusunda ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yabancılaşmanın yaklaşık iki yüz yıldır gözlemlenen ve süregelen bir olgu olması, bu konuda ne gibi çalışmalar yapılabileceği konusunda sorular sorulmasına neden olmuştur. Bu doğrultuda araştırmada halkla ilişkiler birimi çalışanlarına, yabancılaşma olgusunu analiz etme, değerlendirme ve uygulamalar yapma konusunda görevler düşmektedir.Araştırmanın uygulama alanını oluşturması için Başkent Üniversitesi kurumları bünyesinde bir vakıf hastanesi olan Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi seçilmiştir. Araştırma kapsamında hastanede yapılan görüşmeler ile hastanede çalışanların, kuruma, yaptıkları işe ve birbirlerine yabancılaşma düzeyleri araştırılarak kurum içinde yapılan halkla ilişkiler birimi uygulamaları belirlenmeye ve yeterliliği ortaya konulmaya çalışılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen veriler, hastanede örgütlerde görülmesi mümkün olan yabancılaşma olgusunun mevcut ve derecesinin yüksek olduğu ve halkla ilişkiler çalışmalarının örgüt çalışanlarına yönelik uygulamaların yeterince doyurucu bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Başkent ÜniversitesiHalkla ilişkilerHastaneler-üniversite+4
Keziban Darıyemez
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara'daki vakıf üniversitelerinde uygulanan halkla ilişkiler çalışmalarının değerlendirilmesi

Halkla ilişkilerin ne olduğu ve nasıl uygulandığı, üzerinde durulması gereken bir konudur. Halkla ilişkiler kavramının içeriğini ve uygulamalarını iyi bilmeyen örgütler, başarılı bir halkla ilişkiler politikası icra edemezler. Bu yüzden, bu çalışmada Ankara'da bulunan vakıf üniversitelerinde uygulanan halkla ilişkiler çalışmaları değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, vakıf üniversitelerinin kuruluş amaçları ele alınarak, vakıf üniversitelerinin artan rekabet koşulları içerisinde rakiplerinden farklılıklarını ön plana çıkarmak için ne tür halkla ilişkiler faaliyetleri gerçekleştirdikleri araştırılmıştır. Bu açıdan, vakıf üniversitelerinin de halkla ilişkiler çalışmalarına ihtiyacı olduğu düşünülerek, bu üniversitelerin kendilerini etkin bir biçimde tanıtmak ve rekabet ortamında yerini almak için bu tür çalışmaları ne kadar önemsedikleri ve ne kadar üzerinde durmaları gerektiği ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca araştırma, Ankara'da bulunan vakıf üniversitelerindeki halkla ilişkiler birimlerinin işlevini ve önemini vurgulayarak; halkla ilişkiler etkinliklerini bilinçli ve düzenli çabalar haline dönüştürmek isteyen üniversitelere katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk iki bölümünde; genel anlamda halkla ilişkilere ve vakıf üniversitelerindeki halkla ilişkiler konularına değinilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Ankara'da bulunan vakıf üniversitelerindeki halkla ilişkiler uygulamaları değerlendirilmiştir.

AnkaraHalkla ilişkilerVakıf üniversiteleri+1
Volkan Armağan
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Örgüt içi çatışma yönetiminde halkla ilişkiler araçlarının rolü (Décathlon Spor Mağazaları örneği)

Örgüt içinde yaşanan çatışmalar, günümüz örgütleri için önemli bir konu haline gelmiştir. Kişisel sorunlar, kişi-grup problemleri ya da iki grup arasındaki sıkıntılardan dolayı örgüt üyeleri, örgütsel amaç ve hedefleri yerine getirmekte aksaklıklar yaşamaktadırlar. Bu nedenle çatışma yönetimi, örgütler için her zaman önemli bir çalışma sahasını temsil etmektedir.Çatışma, tüm canlıların hayatlarında yaşadıkları evrensel bir olgudur. Yaratılışı gereği birbirinin aynısı olması mümkün olmayan, farklı karakter ve düşünce sistemine sahip bireylerin oluşturduğu örgütlerde uyuşmazlık ve anlaşmazlıkların yaşanması anlayışla karşılanmalıdır. Esasında, çatışmasız bir ortam beraberinde monotonluğu ve mevcut duruma sabitlenmeyi getirmektedir. Bu durumda, örgüt yöneticileri, üyeleri için çatışmayı özendirmeli ancak, çatışma sonucunda meydana çıkan yararları iyi kullanarak bunları birer fırsata dönüştürmeli ve yıkıcı sonuçlardan kaçınarak çok başarılı şekilde yönetmelidirler.Görevi, örgüt ve hedefleri arasında iletişimi gerçekleştirmek amacıyla köprüler kurmak olan halkla ilişkiler, örgüt içerisinde yaşanan çatışmaların etkili bir şekilde yönetilmesinde rol almak için araçlarını kullanmaktadır. Yüz yüze görüşme, telefon, internet, konferanslar gibi halkla ilişkiler araçları vasıtasıyla örgüt yöneticileri, üyeleri arasında yaşanan uyuşmazlık ve anlaşmazlıkları en aza indirgeyip, daha fazla paylaşımın oluşturulmasını sağlayarak sağlıklı bir ortam yaratma fırsatı yakalamaktadırlar.Bu çalışmada, örgütün faaliyetlerini gerçekleştirebilmesine ve amaçlarına ulaşabilmesine engel olan çatışmaya, çatışmaya neden olan faktörlere, çatışma türlerinin belirlenmesine ve çatışma sonuçlarının işlevsel olup olmamasının çatışma yönetimi modelleri ışığında belirlenen örgütsel etkilerine, son olarak da halkla ilişkiler ve halkla ilişkiler araçlarının örgütsel çatışmaların etkili bir şekilde yönetilmesindeki rolüne değinilmeye çalışılmıştır.Halkla ilişkiler araçlarının örgüt içerisinde yaşanan çatışmaların yönetilmesindeki rolünün ortaya konulması açısından önemli bir örnek oluşturması beklenen bu araştırmada, Décathlon Spor Mağazaları'nda uygulanan anket çalışması ile çalışmada teorik olarak ortaya konan etkiler nicel verilerle ve gerçekleştirilen görüşmelerle kanıtlanmaya çalışılmıştır.

Decathlon Spor MağazalarıHalkla ilişkilerYönetim+3
Nilay Çolak
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Tumblr blog ortamındaki popüler blogcuların kullanım pratikleri

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesinin ve kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber yeni medya ortamları, bireylerin yoğun olarak benlik gösterdikleri bir alan olarak giderek önem kazanmıştır. Blogların da, yeni medya ortamlarında birçok İnternet kullanıcısının tercih ettiği önemli bir iletişim aracı olduğu gözlemlenmektedir. Bu tez çalışmasında, yeni medya ortamındaki blog ortamında perfomans gösteren popüler blogcuların kullanım pratikleri, popüler bloglara uygulanan metin analizi ve popüler blogcularla yapılan derinlemesine görüşmelerden elde edilen bulgulardan hareketle tartışılmış, elde edilen bulgular, mahremiyet algısı, sanal uzamda benliğin sunumu, varolma ve dolayısıyla görülme isteği gibi yeni medya çalışmaları kapsamında sıklıkla araştırma konusu olan olgular temel alınarak değerlendirilmiştir. Tumblr blog sağlayıcısının araştırma evrenini oluşturduğu bu tez çalışması, blog ortamında varolma nedenlerinin, kullanım amaçlarının ve biçimlerinin bireylere göre değişiklik gösterdiğini ortaya çıkarmakla beraber, popüler blogcuların sahip olduğu bir takım ortak kullanım pratiklerini de açığa çıkartmaktadır.

BlogMedyaİletişim araçları+2
Tuğçe Erbaş
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara'daki beş yıldızlı otel işletmelerinde sürdürülen halkla ilişiler uygulamalarına yönelik bir alan araştırması

Otel işletmeleri, turizm endüstrisinin temel yapı taşlarından birini oluşturur. Otel işletmelerinin hedef kitlesinde ülke sınırları içerisinde yaşayan insanlar kadar ülke dışından insanlar da yer alır. Bu nedenle bir otel işletmesinin hem yurtiçinde hem de yurtdışındaki tanınırlılığı, güvenilirliliği ve saygınlığı önemlidir. Tanınırlılık, güvenilirlik ve saygınlığın kazanılmasında işletmelerin yürüttükleri halkla ilişkiler faaliyetlerinin önemli bir yeri vardır. Kurum kültürünün hedef kitleye ve halka doğru kanallar aracılığıyla aktarılması işletmenin daha iyi tanınmasını sağlar. Oluşturulan marka değeri, işletmenin tercih edilmesindeki temel etkenlerden biridir. Bu unsurlar hedef kitlenin gözünde güvenilirliği de geliştiren olgulardır. İşletmelerde halkla ilişkiler faaliyetlerinin başarılı olabilmesi için çalışanların katılımı ve alanda uzmanlık gerekli koşullardır. Türkiye'de beş yıldızlı otel işletmeleri turizm faaliyetleri içerisinde en çok tercih edilen konaklama alanlarıdır. Araştırmada Ankara'daki beş yıldızlı otellerin halkla ilişkiler faaliyetleri çalışma konusu olarak belirlenmiştir. Mevcut 12 adet beş yıldızlı otelin 11'indeki (Araştırmaya katılan oteller için bkz. Ek 2) çalışanların katılımı ile uygulama gerçekleştirilmiştir. Uygulama kapsamında araştırma konusu olan otellerdeki mevcut durum ve katılımcıların demografik özellikleri ile halkla ilişkiler konusundaki yaklaşımları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Ticari nedenlerden dolayı araştırma konusu olan otellere aitsonuçlar isim verilmeksizin genel sonuçlar kapsamında sunulmuştur.

Beş yıldızlı otellerHalkla ilişkilerKonaklama+3
Kubilay Seçen
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bir iletişim biçimi olarak reklamın etik açıdan değerlendirilmesi: Margarin piyasası örneği

Yöntemleri, teknikleri ve kullandığı iletişim kanalları itibariyle büyük bir gelişim süreci kateden reklam, bugün geldiği noktada günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası halini almıştır. Günümüz koşullarında yoğun olarak kullanılan ve bireylerin günlük yaşamları içerisinde çok çeşitli noktalarda ve yoğun sıklıkta karşılarına çıkan reklam uygulamalarının toplum üzerindeki etkililiği de giderek artmıştır. Kitleleri belirli amaçlar doğrultusunda etkilemeyi, yönlendirmeyi ve harekete geçirmeyi hedefleyen bu denli geniş çaplı bir çalışma alanı, doğal olarak insan davranışlarını ahlaki pratikler çerçevesinde irdeleyen etiğin de konusu olmuştur. Sosyal davranış ve etkilerini konu alan etik, mesleki etik kapsamında reklam ve reklamcılıkla da yakından ilişkilidir. Geniş kitlelere ulaşma ve etkileme yeteneği olan reklam alanının ürünleri pek çok açıdan sorgulamayı gerektirir. Farklı bakış açılarıyla yapılan değerlendirmeler sonucu ortaya çıkan görüşler bugüne dek pek çok çalışmaya konu olmuştur. Etik tartışmalar hakkında çoğu zaman fikir birliği sağlanamasa da sosyal açıdan olumsuz etkileri olacağı düşünülen bazı uygulamalarla ilgili resmi yasaklamalar etik kaygılarla ilişkilidir.Bu çalışma kapsamında öncelikle ayrı ayrı incelenerek, bilgi verilen reklam ve etik kavramları, bir sonraki adımda birbirleriyle olan ilişkileri bağlamında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma konusu kapsamında reklam ve etik ilişkisini güncel örnekler üzerinden inceleyebilmek adına toplumun geniş kesiminin kullanıcısı olduğu düşünülen margarin ürünü ve piyasası üzerinde durulmuştur. Bu amaçla Becel ve Kalbim Benecol margarin ürünlerine ait televizyon reklamlarının yapısal analizleri ve çözümlemeleri yapılmıştır. Kavramsal çerçevede verilen bilgiler örnek olarak ele alınan Becel ve Kalbim Benecol reklam filmleriyle ilişkilendirilerek değerlendirmelerin yapılmasına gayret edilmiştir. Bu yolla hem reklamın tanıtma, tutum oluşturma ve değiştirme, ikna etme gibi işlev ve etkileri, hem de bu etkiyi sağlayabilmek adına kullanılan yöntem ve teknikler gözlemlenmiştir. Reklam ve etik arasındaki ilişkiyi hayatın içinde var olan örnekler üzerinden değerlendirerek, reklam sürecinin, etkilerinin ve sonuçlarının pratikteki görünümü ortaya konmaya çalışılmıştır.

EtikEtkili iletişimMargarin+4
Meltem Akşin
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ülke markası inşa sürecinde Türkiye'nin tanıtımı: Kurumlar, stratejiler ve uygulamalar

Son yıllarda hızla artan teknolojik gelişmeler, küreselleşmenin de hızını arttırmış ve ülkeler arasındaki her tür mesafe iyice azalmıştır. Bunun sonucunda sınırların ortadan kalktığı ve uluslar arasında bir bütünleşenin sağlandığı düşünülmektedir. Ancak küresel pazarda farklı açılardan avantaj sağlamak için ülkeler değişik yöntemlerle farklılaşma yollarını benimsemişlerdir. Artan rekabet koşulları sonucunda bütünleşme söylemi farklılaşma çabalarını doğurmuş, bu çabaların sonuçlarından biri olarak dış tanıtım süreci hızlanmış ve sınırlar bu anlamda daha da belirginleşmiştir. Ülkelerin dış tanıtım sürecinde ki en önemli aracı ise markalaşma, marka ülke olmalarıdır.Aynen ürünlerde olduğu gibi ülkeler de diğer ülkelerin ve insanların gözünde yarattıkları imaj ve tanımlanmaları sonucunda konumlandırılmaya başlanmıştır. İmaj, tanıtım ve rekabet için çok önemli bir araç halini almıştır. Dolayısıyla ülkeler, varoluşlarını devam ettirebilmek ve rekabete uyum sağlayabilmek için imaj ve tanıtım çalışmalarına hız vermişler hatta markalaşma yolunda adımlar atmaya başlamışlardır. Bunun sonucunda da ülke markası olgusu ortaya çıkmıştır.Marka inşasındaki ülkelerin, uluslararası rekabet ortamındaki konumları; siyasi ve ekonomik ilişkilerini önemli boyutlarda etkilemektedir. Marka olmak isteyen ülkeler; uluslararası medya, diğer ülke ve hükümetlerin dikkatini çekmek zorundadırlar. Hedef kitlelerinin nezdinde olumlu imaj oluşturmak, saygı ve güven hissi uyandırmak için aday ülkeler; birbirleriyle devamlı rekabet halindedirler. Bu amaçla, ülkelerin kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör firmaları, sürdürülebilir ve başarılı tanıtım faaliyetleri gerçekleştirerek bu rekabet ortamında en fazla payı almayı hedeflemektedir.Araştırma niteliksel bir araştırmadır. Araştırma kapsamında yapılan literatür incelenmesinden sonra ?marka ülke? olma sürecindeki Türkiye'nin, kamu kuruluşlarının tanıtım stratejileri ve uygulamaları incelenmiş ve kurumların bu sürece katkıları ortaya konmuştur. Literatür taramasının yanında kurumların çalışanları ile yarı yapılandırılmış sorular sorularak derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada incelenen kurumlar sırasıyla; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık Tanıtma Fonu, Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) ve Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT)'dur.

MarkaTanıtımTanıtım faaliyetleri+2
Ali Serdar Emre
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Halkla ilişkiler perspektifinden kurum imajının tüketici davranışına etkisi IKEA örneği

Günümüzün küreselleşen ekonomisinde ürün çeşitliliğindeki artış, pazarların büyümesi, tüketicinin bilinçlenmesi ile birlikte işletmeler varlıklarını sürdürebilmek ve rekabet koşullarında her zaman bir adım daha önde olmak adına çeşitli uygulamalara gitmektedirler. Bu uygulamalarla birlikte müşterilerini elde tutmayı ve yeni müşteriler kazanmayı hedefleyen kurumlar, değişimleri takip ederek, yeniliklere öncülük etmeyi planlamaktadırlar. Bu uygulamaların başında hedeflenen kurum imajına ulaşma çabaları vardır.Kurum hakkındaki somut düşünceleri ifade eden kurum imajını anlamaya yönelik çalışmalar sonucu, insanların işletmeye karşı davranışları anlaşılmakta ve yorumlanmaktadır. Rekabet üstünlüğü yaratmak amacıyla kurum kültürü temelinde şekillenen kurum imajını, doğru iletişim kanalları ve stratejilerle tespit edilen hedef kitleye aktarmak noktasında halkla ilişkiler devreye girmektedir. Halkla ilişkiler yöneticisi kurumun kamuoyundaki imajını belirlemek adına örgüt kültürünü tanıtarak, kurumsal kimlik çalışmalarına destek olmakta ve halkla ilişkiler tekniklerini kullanarak örgütsel başarıya katkı sağlamaktadır. Kurum imajının gelişimi sürecinde kurum kültürü ile yola çıkılarak, uygun kurum iklimi atmosferinde, örgütsel değerleri kimlik ile buluşturmak, kimliği; kurumsal davranış, kurumsal iletişim, kurumsal dizayn kavramları ile harmanlamak, merkeze kurum felsefesini koymak ve amaçlanan kurum imajına ulaşmak hedeflenmektedir.Çalışmanın amacı tüketici satın alma davranışları ile kurum imajı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Hazırlanan bu çalışmada öncelikli olarak kurum imajı ve onu oluşturan, ona destek olan başlıklar ele alınmış, sonrasında kurum imajının tüketici davranışları üzerindeki etkileri ifade edilerek tüketici ve tüketici davranışlarının sebepleri, bu sebeplerin alt başlıkları incelenmiştir. Son olarak IKEA araştırması yapılmış ve IKEA' nın kurum imajını ve bu imajın tüketicisi üzerindeki etkisini analiz etmek adına anket çalışması uygulanmıştır. Kurum imajının tüketici davranışına etkisi bağlamında yapılan anket çalışmasında tüketicinin IKEA' yı tercih etme sebebinde kurum imajının rolünün ne olduğu saptanmaya çalışılmıştır. Uygulanan anket çalışması değerlendirilerek sonuçlar yorumlanmıştır.

Halkla ilişkilerIKEATüketici davranışı+2
Fulya Aydın
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İnternette dönüşen reklamın yeni türü: E-ticaret sektöründe viral reklam

Son yıllarda bilgi ve iletişim teknolojilerinde hızlı gelişmeler yaşanmaktadır. İletişim disiplini açısından bakıldığında, yeni bir mecra olarak internet kullanımının yaygınlaşmasının, iletişim ve pazarlamaya yeni bir boyut kazandırdığı söylenebilir. 1991 yılında internetin ticari amaçlı kullanıma açılmasıyla birlikte ortaya çıkan e-ticaret, geleneksel pazarı "sanal" bir ortama taşımış ve "sanal pazarlama karması" gibi yeni kavramları beraberinde getirmiştir. Tüketiciye internet üzerinden ulaşmanın mümkün olması, interneti aynı zamanda bir reklam mecrasına dönüştürerek internet reklamlarını ortaya çıkarmıştır. Bu yeni reklam türlerinden biri de viral reklamdır. Bu tezde, Türkiye'de e-ticaret alanında faaliyet gösteren işletmelerin viral reklam uygulamaları biçim ve içerik özellikleri açısından, göstergebilimsel çözümleme ile incelenmiştir. Çalışmada kullanılan araştırma eksenleri; reklamın aktörleri (reklamverenin kimliği, reklam ajansı, medya, hedef kitle), reklam yüzü, reklamın dili, reklamın çekim kalitesi, reklam üzerindeki zaman kontrolü, reklam kapağı ve video başlığı, reklamın diğer kitle iletişim araçlarına yansıması ve reklama ilişkin türev videolar ve reklamın viral yayılma unsurları açısından değerlendirilmesidir. Araştırma kapsamındaki viral reklamlar söz konusu eksenlere göre incelenmiş, böylelikle viral reklamların biçim ve içerik özellikleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.

Elektronik ticaretReklamlarViral reklam+1
Seden Sundurdu
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Moda dergilerindeki reklamların psikanalitik çözümlenmesi

Bu tez çalışmasının amacı moda dergilerinde bulunan reklamları, daraltılmış psikanalitik bakış açısı ile Freud'un düş çözümleme yöntemini açıkladığı ?Düşlerin Yorumu I-II? çalışması ışığında çözümlemektir. Türkiye'de yayımlanan ?Vogue?, ?Marie Claire?, ?Cosmopolitan?, ?Elle?, ?Elele?, ?Harper's Bazaar?, ?Instyle?, ?All? ve ?Süper? moda dergilerinin içinde bulunan toplam 316 reklamdan ortak reklamların çıkmasıyla geriye kalan 185 adet reklam metni Freud'un düş çözümleme yöntemi ile (ve gerekli yerlerde de içerik çözümlemesinden faydalanarak) incelenmiş; söz konusu reklam metinlerinden gerekli görülen 68 adet reklam çözümlemesine tez çalışmasında yer verilmiştir. Tüketim, insanlar için sadece ihtiyaçların giderilmesi değil, kimlik oluşumunu simgesel bir biçimde oluşturarak, nesneler gibi düşüncelerinde tüketildiği eksiklik temelli duyulan ?arzu? üzerine kurulu bir süreç haline gelmiştir. Reklamlar eksiklik duygusu ve arzu üzerine kurdukları görsel imgelerle tüketimi sürekli olarak önermekte, yarattığı düşler ile reklam okurunun düşlerinin çakışmasını sağlamaktadır. Reklam metinlerinin ürünün kendi gerçek özelliklerine değil de, düşlere dayanması, reklam metinlerini, reklam okurunun arzularının karşılık bulduğu birer düş metni haline gelmesine neden olmaktadır.Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud, düşleri açıkladığı ve düşlerin anlamsız olmadığını dile getirerek düşlerin görünür içeriklerinin yorumlandığı zaman çok geniş olan gizli düş düşüncelerinin ortaya çıkarılabileceğini açıkladığı ?Düşlerin Yorumu I-II? başlıklı çalışmasında, düşleri her yönüyle ele alarak, düşlerin yorumunun bizi, öznenin bilinçdışı etkinliklerine götürecek bir ?kral yolu? olduğunu göstermektedir. Reklamları birer düş metni olarak ele alan bu tez çalışmasında reklam metinleri Freud'un ?Düşlerin Yorumu I-II? çalışmasında ele aldığı düş çözümleme yöntemi ışığında reklam metinlerindeki görünür içeriğin arkasında bulunan ve asıl anlamı içeren gizli içeriğe ulaşılması hedeflenmiştir. Düşlerin ?istek doyurma? olduğu savını geliştiren Freud'un düşleri çözümleme yönteminde kullandığı konu ve kavramların (görünür içerik, gizli içerik, istek doyurma, belirti, bilinçdışı arzular, serbest çağrışım, düşlerde çarpıtma, birinci ve ikinci ruhsal ajan, düş-işlemi, yoğunlaştırma, yerdeğiştirme, temsil edilme, ikincil düzeltme ve savunma mekanizmaları) reklam çözümlemesine uyarlandığı bu tez çalışmasında reklamların yorumlanmasının içinde yaşanılan kültürel dünyayı anlamaya giden bir ?kral yolu? olması sağlanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Reklam, reklamcılık, psikanaliz, Freud, ?Düşlerin Yorumu?

DergilerDüşlerFreud, Sigmund+4
Nihan İlhan
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çok oyunculu çevrimiçi video oyunu oynayan bireylerde video oyunu bağımlılığı ve saldırganlık

Günümüzde yeni medyaya ait iletişim ve eğlence araçları yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, şiddet içerikli çok oyunculu çevrimiçi oyunoynayan bireylerin saldırganlık düzeyleri ile çevrimiçi video oyunu bağımlılığıdüzeyleri arasındaki ilişkiyi ele almaktır. Araştırmanın örnekleminikartopu örnekleme yoluyla ulaşılanyaşları 18 ve 40 arasında değişen, bir yıldan uzun süredir çok oyunculu çevrimiçi oyun oynamakta olan 205 kişi oluşturmaktadır.Araştırma kapsamındakatılımcılara, Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği?nin Türkçe uyarlaması (Demirtaş Madran, 2013) ve İnternet Bağımlılık Ölçeği (Günüç, 2009) uygulanmıştır.Veri toplama araçları ile elde edilen veriler SPSS 18 istatistik paket programında analiz edilerek, istatistiksel sonuçlar değerlendirilmiştir.Araştırma sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda, çok oyunculu çevrimiçi oyun oynayan bireylerin saldırganlık ve çevrimiçi video oyunu bağımlılığıdüzeyleri arasında yüksek düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Bunun yanında, kadın ve erkek katılımcıların saldırganlık ve bağımlılık düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişkiler olmadığı ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler:Çok oyunculu çevrimiçi oyun, saldırganlık, bağımlılık, video oyunubağımlılığı, çevrimiçi video oyunu bağımlılığı

BağımlılıkOyunlarSaldırganlık+3
Eda Ferligül Çakılcı
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kurum içi iletişimi geliştirmede "iletişim" temalı hizmet içi eğitimlerin rolü: Ankara Esenboğa Hava Limanı Devlet Hava Meydanları İşletmesi üzerine bir değerlendirme

Kurum İçi İletişimi Geliştirmede ?İletişim? Temalı Hizmet İçi Eğitimlerin Rolü (Ankara Esenboğa Havalimanı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Üzerine Bir Değerlendirme) başlıklı bu tez çalışması kurum içi iletişimi geliştirmede, hizmet içi eğitimlerin oynadığı rolü tespit edebilmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma ile Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ve Esenboğa Havalimanı Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nde görev yapan yöneticilerin ve çalışanların, konunun önemine dikkatlerinin çekilmesi; ayrıca elde edilen bulgular sonucunda bir karşılaştırma yapılabilmesi hedeflenmiştir.Anket survey yöntemi ile gerçekleştirilen çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kurum içi iletişime yönelik kuramsal çerçeve, ikinci bölümde ise hizmet içi eğitim ele alınmaktadır. Araştırmayı oluşturan ?Ankara Esenboğa Havalimanı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Üzerine Bir Değerlendirme? üçüncü bölümde incelenmektedir. Çalışmanın bulgu ve değerlendirmelerinin yer aldığı dördüncü bölümde anket uygulamasının istatistiksel tabloları sunulmuş, yorumlamaları yapılmıştır. Beşinci bölümde ise sonuç ve öneriler yer almaktadır.Bu araştırma ile varılan en önemli sonuç; ?kurumsal aidiyet, hizmet içi eğitim hakkında olumlu ve olumsuz görüşler ile kurum içi iletişimi geliştirmede iletişim temalı hizmet içi eğitimin rolü? düzeylerinin, hava trafik kontrolörlerinde diğer görevlerde çalışan kişilere göre daha düşük çıkmasıdır.Kurumsal aidiyet duygusu arttıkça olumsuz görüşlerde de artış olduğu, ancak olumlu görüşlerin daha çok arttığı sonucu ise, araştırmadan elde edilen bir diğer önemli bulgudur.Bu teze konu olan araştırma, kurum içi iletişimi geliştirmede ?iletişim temalı? hizmet içi eğitimlerin rol oynadığını göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Kurum içi iletişim, hizmet içi eğitim, kurumsal aidiyet, Ankara Esenboğa Havalimanı Devlet Hava Meydanları İşletmesi.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel MüdürlüğüEsenboğa HavaalanıHizmet içi eğitim+4
Gizem Er
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal itibar ve değer ilişkisi: GSM sektörüne ait tüketici yanlı bir araştırma; Turkcell örneği

Günümüz rekabet piyasası içinde ticari kurumların amaçlarına ulaşabilmesi için kaliteli ürünlerden çok daha fazlasına ihtiyaç duymaktadırlar. Artık tüketiciler satın alma davranışı göstermeden önce ürünler kadar ürünü piyasaya sunan kurumu da göz önünde bulundurarak değerlendirme yapmaktadır. Bu değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkan ise kurumsal itibardır. Kurumsal itibar, tüketici nezdinde bir kurumun nasıl algılandığının cevabıdır ve sadece tüketiciler tarafından belirlenebilir.Değer kavramı ise modern pazarlamanın gelişimiyle birlikte üzerinde sıklıkla durulan bir kavram haline gelmiştir. Değer kavramı satıcı açısından kurumsal amaçlarla ilgiliyken, tüketici açısından kurumların tüketicilerine üstün değerler sunarak onların tatmin edilmesi ve bunun sonucunda kurum ile tüketici arasındaki bağdan kaynaklanan sadakatten meydana gelmektedir.Bu çalışmada, Türkiye'de rekabetin çok yoğun bir şekilde hissedildiği GSM sektöründe varlık gösteren Turkcell'in, kurumsal itibarının ve tüketiciye sunmuş olduğu değerlerin Turkcell kullanıcıları tarafından nasıl algılandığından hareketle Kurumsal İtibar ve Değer İlişkisi? saptanmaya çalışılmıştır.

DeğerlerGSMGSM sektörü+6
Mehmet Ali Şahin
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet kullanım alışkanlıkları açısından ilköğretim 5.-6.-7.-8. sınıf öğrencilerinin durumu - internet kullanımı ile ilgili ailelerin değerlendirmeleri

Yapılan bu çalışma, toplumun her bireyinin yaşamında önemli bir yer tutan internetin; çocukların hayatında da hem olumlu hem de olumsuz etkileri olacağı, ailelerin bu etkilere olan farkındalıkları ve denetimlerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma, Ankara?da bir kolej ile bir devlet okulunda uygulanmış; ilköğretim 5.-6.-7.-8. sınıf öğrencilerinin interneti kullanım alışkanlıkları ile ailelerinin çocukların interneti olan bir alan araştırmasıdır. Araştırmada; Ankara ölçeğinde farklı sosyo ekonomik veli profiline sahip bir kolej bir devlet okulu olmak üzere iki okulda 5.- 6.-7.-8. sınıfta okuyan kız ve erkek öğrencilerin interneti kullanım alışkanlıkları, çocukların bilgi edinme davranışları arasında internetin yeri, çocukların interneti kullanım alanları, anne-babaların çocuklarına internet sağlama gerekçeleri ve internet kullanımı üzerine anne babaların değerlendirmelerini konu edinen anketler hazırlanmış, 240 öğrenci ve 240 velisi olmak üzere toplam 480 kişiye anket uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, çocukların internet kullanımlarına ilişkin yapılan araştırma ile, sosyo ekonomik düzeylerin çocukların internetle tanışma yaşlarına ilişkin farklılıklar yarattığı; sosyo ekonomik düzeylerin internete bağlanma süreleri, bağlanma sıklıkları gibi kullanım alışkanlıkları açısından fark yaratmadığı; araştırmaya katılan her çocuğun interneti kullandığı; çocukların bilgi kaynakları arasında internetin ilk sırada yer aldığı; çocukların interneti en çok ödev ve dersleri için kullandığı; dersler haricinde oyun aramaları yaptığı; anne babaların çocuklarını en çok saat ve gün kısıtlamaları ile denetledikleri; internet filtre programlarının çok kullanılmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Sonuç olarak; internet ortamında gerek çocukların gerekse ailelerinin ?Eleştirel Medya Okuryazarlığı? ile güçlendirilmesinin önemi üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: İnternet, Çocuk ve Anne-Baba, İnternet Kullanımı ve Denetimi, Medya Okuryazarlığı, Eleştirel Medya Okuryazarlığı.

Ana-baba algısıAna-baba tutumuDenetim+5
Gamze Oskay Yurttaş
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni medya ortamlarında üre-tüketicilik ve katılım olgusu: Ekşi Sözlük ve Okan Bayülgen'in Talk Show'unda etkileşim

Dijitallik, etkileşimsellik, katılım ve kullanıcı türevli içerik üretimi gibi başlıca özellikleri ile geleneksel medyadan ayrılan yeni medya ortamlarının erişim ve kullanım olanaklarının artması, gündelik yaşam pratiklerinin bu ortamlar dolayımıyla siber uzama taşınmasına yol açmıştır. Bu durum, izleyicilerin medya metinleri karşısındaki konumunu ve izleme alışkanlıklarını da etkilemiştir. İzleyiciden kullanıcıya dönüşüme yol açan bu etki, sosyal medya kullanımı ile eş zamanlı izleme pratiklerinin oluşmasına yol açmıştır. Yeni medya ortamlarının, kullanıcıya sağladığı katılım, etkileşim ve kullanıcı türevli içerik üretimi özellikleri; eş zamanlı izleme pratiklerinin izleme eyleminden alınan hazzı arttırmasını sağlamakta ve döngüsel bir biçimde katılıma teşvik etmektedir. Gerçekleşen katılım, aynı zamanda televizyon metinlerine yönelik bir geribildirim mekanizması olarak önem taşımaktadır. Bu çalışmada, yaşanan dönüşüm süreci ve eş zamanlı izleme pratikleri, katılım ve etkileşime açık yapısal özellikler taşıyan talk show türü üzerinden ele alınmıştır. Bu doğrultuda, katılım olgusu Okan Bayülgen?in sunduğu Muhallebi Kralı ve Medya Kralı programları hakkında Ekşi Sözlük?te yer alan kullancı türevli içerikler üzerinden incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ekşi Sözlük, Sosyal Medya, Okan Bayülgen, Talk Show, Üre-Tüketicilik, Katılım.

Erdem Alper Turan
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyet, meslek grubu, yaş ve eğitim düzeyi değişkenlerinin, bireylerin batıl inançlara sahip olma düzeyleri üzerindeki etkileri

Günümüzde oldukça yaygın olan batıl inançların varlığı, toplum içerisinde bir tabu olarak görülmekte ve diğer disiplinlerle olan ilişkileri de göz önünde bulundurularak, birçok açıdan tartışılmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, bilim ve teknolojinin geliştiği toplumlarda, bireylerin batıl inançlara inanma düzeylerini; cinsiyet, meslek grubu, yaş ve eğitim düzeyleri yönünden incelemek ve aralarındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır.Araştırmanın örneklemini kartopu örnekleme yoluyla ulaşılan toplam 210 katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama araçları, en az üniversite mezunu olan ve farklı meslek gruplarında çalışan katılımcılara ulaştırılmıştır. Araştırma kapsamında katılımcılara, Demografik Bilgi Formu ile Batıl İnançlar Ölçeği uygulanmıştır.Veri toplama araçları ile elde edilen verilerin, yapılan KMO testi sonucunda faktör analizine uygunluğu tespit edilmiştir. Ardından yapılan Bartlett Küresellik testi ile değişkenler arasındaki ilişkiler incelenerek, bulgular değerlendirilmiştir. Veriler SPSS 20 istatistik paket programında analiz edilmiş, ortaya çıkan istatistiksel sonuçlar ise 0.05 hata payı da göz önünde bulundurularak, tablolar halinde çalışmaya eklenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda, bireylerin batıl inançlara sahip olma düzeyleri ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında katılımcıların, meslek, yaş ve eğitim düzeyleri ile batıl inançlara sahip olma düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı da belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Batıl inanç, Mit, Kültür, İnanç

Ceyda Tunçel
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de marka yerleştirme stratejilerinin yeni görünümü: Yalan Dünya örneği

Bu çalışma, Türkiye televizyonunda son yıllarda oldukça ön planda yer alan alternatif bir iletişim stratejisi olarak marka yerleştirmenin televizyon dizilerindeki görünümlerini konu edinmektedir. Çalışma, betimsel bir araştırma tasarımına sahiptir. Çalışmada nicel ve nitel içerik analizi yöntemi birlikte kullanılmaktadır. Dizinin içerisinde görülen marka yerleştirme görünümlerine dair sayı ve süre bazındaki verilerin çözümlenmesinde nicel içerik analizinden faydalanılmaktadır.Yalan Dünya dizisinde yer alan marka yerleştirme pratiklerinin çözümlenmesi üç eksende ele alınmaktadır: bölüm bazında, sezon bazında ve karşılaştırmalı çözümlemeler. Çalışmanın sonunda Yalan Dünya'da görülen marka yerleştirme uygulamaları tür, biçim, süre ve yasal düzenlemeler açısından değerlendirilmektedir. Çalışma sonucunda aktif yerleştirmeler ile pasif yerleştirmelerin görünümü arasında önemli farklılıkların bulunmadığı ve marka yerleştirmenin dizi içeriğinin belirlenmesinde önemli bir rol üstlendiği görülmektedir. Ayrıca yasal düzenlemelerin marka yerleştirmeyi diğer geleneksel iletişim stratejilerinden kesin sınırlarla ayırmak yerine daha da yaklaştırdığı ve aradaki sınırları muğlaklaştırdığı görülmektedir. Dizinin içinde ve sonrasında kuşak reklamlarda devam eden marka yerleştirmenin bütünleşik olarak işlediği de dikkat çeken sonuçlar arasındadır. Anahtar Sözcükler: marka yerleştirme, Yalan Dünya, reklam

MarkaMarka yerleştirmeReklamcılık+5
Burçe Boyraz
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İletişim fakültesi öğrencilerinin kitle iletişim özgürlüğüne ilişkin kavrayışları: Ankara ili örneği

Bu çalışmada geçmişten günümüze kadar uzanan Türkiye'deki medya yapısı ve kitle iletişim araçları değerlendirilmiş, kitle iletişim özgürlüğünün tarihi süreci anlatılmıştır. Çalışmanın alt yapısını medyada ideoloji, küreselleşmenin etkisiyle ortaya çıkan tekelleşme, kitle iletişim araçlarının özellikleri ve kullanım amaçları gibi konular oluşturmaktadır. Bu konulardan hareketle, kapalı uçlu sorulardan oluşan bir anket çalışması, Ankara, Başkent ve Gazi üniversitesi iletişim fakültesi son sınıf öğrencileri örnekleminde uygulanarak, eğitimini tamamlamış olan bu bireylerin Türkiye'deki kitle iletişim özgürlüğüne yönelik kavrayışları incelenmiştir. Genel bir değerlendirme yapıldıktan sonra bir takım tartışma konuları ortaya çıkmıştır ve bu konulara yönelik çözüm önerileri getirilmeye çalışılmış, Türkiye'deki medya yapısının ifade özgürlüğü, anayasal sistem gibi konular bakımından daha da iyi bir noktaya gelebilmesine destek olmak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Medya, kitle iletişim araçları, ifade özgürlüğü, ideoloji, küreselleşme, tekelleşme.

Kitle iletişimiÜniversite öğrencileriİfade özgürlüğü+1
Yeliz Demiröz
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Halkla ilişkiler eğitimi gören üniversite öğrencilerinin kadınların halkla ilişkiler alanında yönetici olmalarına ilişkin tutumları: Cinsiyet ve cinsiyet rolü yöneliminin etkileri

Halkla ilişkiler günümüzde kadınların yoğun olarak istihdam edildiği ve bu yoğunluğun her geçen gün artış gösterdiği bir alan haline gelmiştir. Halkla ilişkiler alanında kadın uzmanların giderek artan sayıları ve rolleri bu alanda çalışma yapanların ilgisini çekmekte; cinsiyet kaynaklı sorunları inceleyen makalelerde artış görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, halkla ilişkiler eğitimi gören üniversite öğrencilerinin kadınların halkla ilişkiler alanında yönetici olmalarına ilişkin tutumlarını belirlemek ve bu tutumlar üzerinde cinsiyet ve cinsiyet rolü yöneliminin etkilerini ele almaktır.Araştırmanın örneklemini, halkla ilişkiler bölümlerinde okuyan 139'u kadın, 110'u erkek, toplam 249 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılar, Ankara'da halkla ilişkiler bölümü bulunan dört üniversiteden (Başkent Üniversitesi, Atılım Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi) olup, yaşları 18 ile 28 arasında değişmektedir. Araştırma kapsamında katılımcılara Kadın Yöneticilere Yönelik Tutumları Belirleme Ölçeği (Akçamete, 2004) ve Bem Cinsiyet Rolü Envanteri (Bem, 1974) uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre kadın ve erkek katılımcıların kadın yöneticilere yönelik tutumları birbirinden farklıdır. Erkek katılımcıların kadınların halkla ilişkiler alanında yönetici olmalarına ilişkin tutumları, kadın katılımcıların tutumlarına göre daha olumsuzdur. Cinsiyet rolü yönelimine ilişkin elde edilen sonuçlara göre erkeklerin erkeksilik puanları ve kadınların kadınsılık puanları yüksek çıkmıştır. Ayrıca kadın androjenlerin sayısı erkek androjenlere göre daha fazladır. Katılımcıların yaşı ve kadın yöneticilere yönelik tutumları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna varılmıştır. Eğitim görülen okula yönelik elde edilen veriler sonucunda devlet üniversitelerinde eğitim gören öğrencilerin, kadınların halkla ilişkiler alanında yönetici olmalarına ilişkin tutumlarının, vakıf üniversitelerinde eğitim gören öğrencilerin tutumlarına göre daha olumsuz olduğu saptanmıştır.

Halkla ilişkilerKadın yöneticilerKadınlar+4
Kübra Turan
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kent belleği mekanlar: Ankara pasajları

Farklı yaşam tarzları ve üretim biçimlerinin ortaya çıkarttığı kentler, kültürel farklılıkları ile varlıklarını sürdürürler. Bazı kentler, edindikleri kültürel sermayeyi, rahatça ekonomik sermayeye dönüştürmektedir. Kentlerin kültürel ve simgesel sermayelerini ekonomik ve kültürel anlamda dönüştürebilmenin en estetik mekanını pasajlar oluşturmaktadır. Pasajlar, 1800'lerden itibaren yoğun olarak kent kültürünü sergilemede yararlanılan yaygın ortak mekânlardır. Pasajlar, kent kültürünün yayılmasında, kültürlerarası değerleri taşıması ile sürekliliği sağlamaktadır. Toplumun en önemli kamusal mekânlarından olan pasajlar; hem bireyin sosyal gerçekliğini hem de kentsel mekân kültürünün bütünselliğini sağlamasıyla sahip olduğu önemi ortaya koymaktadır. Ayrıca, kentin iktidar alanlarının ortaya çıktığı ve güvence altına alındığı yer olarak pasajlar, kimlik yapısı içerisinde kent hafızasının oluşturulması, kent kültürüne özgü anlamların türetilmesi, yansıtılması ve iletişimsel pratiklerin gerçekleştirilmesinin mekânları olmaktadır. Kültürün en önemli ürünlerinden olan mekân, birey ve toplum için çok değerli kazanımlar olarak kültürel sermaye, kimlik başta olmak üzere ideoloji, hegemonya, tüketim kültürü, modernleşme, küreselleşme gibi kavramlarla zamanmekânsal bütünsel ilişkilere sahiptir. Kentin çok yönlü kültür zenginliğinin ilk modern kamusal mimarilerden olan pasajlara; gündelik hayatın sıradan ama anlamlı üslubuyla, geçmiş ile beraber anlam kazanan nostalji, modernlik ve gentrification gibi pratikler eşlik etmektedir. Mimari mahal yaratılmasında uzunca bir dönem pasajların bir çekim gücü olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Nitekim, pasajların toplumsal kent mekânı olarak, kent yaşamını karmaşıklaştıran, hem sınıf farklılığı hem de ideolojik bakımdan gündelik pratikleri her yönden sürekli etkileyen, önemli bir potansiyel taşıdığı görülmektedir. Buna karşın, 1980 sonrası dünya ölçeğinde işe koşulan liberal ekonomik politikaların da etkisiyle yaratılan yeni endüstriyel üretime dayanan yeni tüketim alanları, belirtilen düşünsel ve pratik tüketim kültürünün dinamikleriyle daha uyumlu hale gelmeye başlamıştır. Araştırma kapsamında Kızılay'da İzmir Caddesi ve Atatürk Bulvarı üzerindeki tüketimin sergilendiği mekânlar, 1950'li yıllardan bugüne pasajlara hakim olan kültürü ortaya koyan, kuramsal çerçeve içerisinde niteliksel değerlendirme yapılmıştır. Çalışmada, niteliksel yaklaşımın gözleme ve yapılandırılmamış görüşme tekniğine dayalı veri toplama teknikleri işe koşulmuştur. Buna paralel olarak, Kocabeyoğlu, Soysal, İzmir, Amerikan, Menekşe pasajları, Moda Çarşısı, Alemdar işhanı, Efes Pasajı, Sönmezer İşhanı, Engürü, Ülkealan, Onur Çarşısı yapılan görüşmelerde, bu mekânlar yalnızca fiziki ve coğrafi bir mekan olarak değil geçmişteki yaşanmışlıklarla, hafıza mekânları olarak irdelelenmiştir. Tezde ulaşılan sonuç, doğal akışına bırakıldıklarında pasajların çağın ruhuna ayak uydurabilecekleri ve uzun vadede de yaşam dünyasının bir parçası olacaklarıdır. Bunun en temel saikleri bir mekan olarak pasajın zamanmekan sürekliliğinde hatırlanacak ve gündelik yaşamın bir parçası olmayı sürdürecek olmasıdır. Anahtar Sözcükler: Kent, Pasajlar, Tüketim, Bellek

AnkaraKentsel mekanKültürel bellek+4
Nihat Çolak
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm reklamlarında yaşam tarzlarının inşası: Gösteregebilimsel çözümleme

Tüketim kavramı ve boş zaman pratikleri, bireylerin toplumsal statülerini belirlemede yardımcı ve yaşam tarzlarını oluşturmada oldukça önemli kavramlar olarak kabul edilmektedir. Kapitalist sistemin şekillendirdiği reklam metinleri zaman, mekan ve beden ekseninde hedef kitlelerine göre söylemler içermektedir. Bu çalışmada 2013 yılı yaz döneminde (haziran, temmuz, ağustos) Türkiye yazılı basınında Cumhuriyet, Hürriyet ve Zaman gazetelerinde yayınlanan turizm faaliyetlerine yönelik reklam metinleri göstergebilimsel yöntemle çözümlenmektedir. Çalışmada gösteren ve gösterilenden oluşan gösterge düzlemi, birincil anlamlandırma ve ikincil anlamlandırma düzlemleri reklam metinlerinin çözümleme katmanlarını oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı, turizm reklamları aracılığıyla, reklamın kültürel ve toplumsal bir metin olarak farklı yaşam tarzlarını nasıl (yeniden) ürettiğini ortaya koymaktır. Yapılan çözümleme sonucunda, reklam metinlerinin gazetelerin hedef kitleleri doğrultusunda benimsenen ideolojileriyle yaşam tarzlarını yeniden ürettikleri ortaya konmuştur. Kapitalist sistemin körüklediği tüketimin, boş zamanı da kontrol altına alarak yönlendirdiği belirtilebilir. Çalışma zamanının karşılığı olarak sunulan boş zaman, turizm faaliyetleri kapsamında da planlı bir biçimde tüketime sunulmuştur. Boş zamanını geçirmek için tatil tercih eden bireyin, hangi faaliyetleri yapabileceği çoğunlukla bellidir. Bu tüketim biçimi de bireylerin toplumsal statülerini belirlemede dolayısıyla yaşam tarzının oluşmasında rol oynamaktadır. İncelenen reklam metinlerinde yer verilen vurgularla yaşam tarzlarının oluşturulmasında ve yayılmasında reklamın ideolojik bir araç olarak işe koşulduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Tüketim, Yaşam Tarzı, Boş Zaman, Turizm Faaliyetleri, Reklamlar, Turizm Reklamları

Boş zamanları değerlendirmeGösterge bilimReklamlar+4
Merve Gençyürek Erdoğan
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu hizmet sunumunda değer yaratma ve kurum içi iletişim ilişkisi

Günümüz koşullarında, sadece üretimi gerçekleştirmek rekabette üstünlük sağlamaya yetmemektedir. Rekabetin yoğun olarak yaşandığı bu zaman diliminde mal ya da hizmetin eş zamanlı olarak nihai tüketiciyle en doğru iletişim stratejileriyle buluşması bütün kurumlar açısından önem arz etmektedir. Kurumların bu farkındalığı yaratması öncelikle kendi iç çevrelerine yönelmelerini gerektirmektedir. Bu gereklilik dış çevrenin tatmin olmasında iç çevre tatmininin öncülüğünden kaynaklanır. Bağlantılı olarak kurum içi iletişim faaliyetleri üzerinde durularak iç çevrenin üretim ve iletişim etkinliğinin artırılması hedeflenir. Kurum içi iletişim faaliyetlerinin sistematik bir anlayışla hayata geçirilmesi kurumsal hedeflere ulaşmada en etkili yaklaşımlardan biridir. Kurumlar tarafından stratejik bir şekilde planlanan, uygulanan çalışanlar ve nihai tüketici açısından değer yaratan, memnuniyet düzeylerini artıran kurum içi iletişim faaliyetleri önemli bir yönetim etkinliğidir. Hizmeti alan yani nihai tüketici açısından değer, hizmet ya da ürün için ödediği bedel karşısında daha fazla fayda elde etmektir. Hizmeti veren yani kurum açısından değer ise, fiziki uygunluk, çalışanlarla kurulan olumlu ilişkiler ve iletişimin yanında parasal olarak elde edilen faydaların tümüdür. Kurum açısından rasyonel tüketici açısından duygusal motiflerle şekillenen değer tanımlarının birbirleriyle mutlak bir biçimde örtüşmesi çoğu zaman güçlükler arz eder. Kurum içi iletişim faaliyetleri söz konusu güçlükleri minimize eden etkili müdahale biçimlerinden biridir. Tez, kamu kurumlarında gerçekleştirilen hizmet sunumunda, kurum içi iletişim faaliyetlerinin değer yaratıcı unsur olarak kabul edilip edilmediği sorunsalından hareket edilerek hazırlanmıştır. Dört farklı kamu kurumunda çalışan toplam 256 kişi üzerinde uygulanan anketlerden hareketle elde edilen veriler analiz edilmiş, bulgulardan faydalanarak öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurum İçi İletişim, Kamuda Hizmet Sunumu, Değer, Hizmet Sunumunda Değer.

Değer yaratan faaliyetlerHizmet sunmaKamu hizmetleri+2
Eda Akgün
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

2014 yerel seçimlerinde Osmaniye'de yerel basının siyasal partilere yaklaşımı

Siyasal iletişim, insan yaşamının en önemli unsurlarından birisi olan iletişim ile güç ve iktidarı temsil eden siyaset kavramının birleştiği noktada ortaya çıkmaktadır. Seçim dönemlerinde ön plana çıktığı düşünülen siyasal iletişim, bireylerin yaşamlarının her anında gazete, televizyon, internet, dergi, sinema vb. medya araçları ile yüz yüze oldukları bir kavramdır. Siyasi aktörler ya da kurumlar görsel, işitsel, duyusal araçları propaganda, reklam, pazarlama gibi iletişim yöntemlerini kullanarak hedef kitleye veya seçmene ulaşıp onların siyasi tercihlerini ve algılarını etkileyebilmeyi ve yönlendirebilmeyi amaçlamaktadırlar. Anahtar Sözcükler: iletişim, siyaset, siyasal iletişim, yerel basın

BasınOsmaniyePropaganda+5
Gülsüm Şimşek
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Hayat dergisi dolayımıyla Türkiye'de yaşam tarzı dergiciliğine bakmak

Günümüzde birbiriyle yöndeşen iletişim teknolojileri, dünyanın her köşesinden insanı birbirine yakınlaştırırken, farklı dünya görüşü ve yaşam tarzlarına sahip insan topluluklarına ilişkin farkındalığı artırmaktadır. 1950'ler devlet eli ile milli burjuvazinin yaratılmaya çalışıldığı, çok partili yaşamın olağanlaştığı, kentleşmenin ve modernleşmenin yansımalarının belirginleştiği ve dolayısıyla tüketimin bir pratik olarak toplumsal yaşama dahil olduğu yıllardır. Buradan yola çıkarak bu tezin temel probleminin ekseninde 1950-1960'lı yıllar ve Hayat Dergisi bulunmaktadır. Tez; Hayat Dergisi'nin bugün çokça konuşulan yaşam tarzı medyasının Türkiye'deki ilk formlarından biri olduğu argümanının izini sürmektedir. Buna paralel olarak tez, Hayat Dergisi'nin biçim ve içeriği ile 1960'lardaki modernite ve batılılaşma eksenindeki yaşam tarzını nasıl yansıttığı, mevcut yaşam tarzını değiştirip dönüştürme amacı taşıyıp taşımadığı sorununun izini sürmeyi hedeflemektedir. Hayat Dergisi 1950'lerde Avrupa ve Amerika'daki yaşam tarzı dergilerinin Türkiye'deki neredeyse ilk örneğidir. Dolayısıyla tezin amacı; Hayat Dergisi'nin topluma neleri nasıl gösterdiğini, bunu gösterme biçimlerini, haber içeriklerinin kuruluşunu; buna paralel yaşam biçimlerini yansıtış biçimine bakmaktır. Çünkü geçmişten günümüze giyimden, alışverişe, tatilden, ünlülerin yaşam stillerine kadar pek çok konu yardımıyla ele alındığı göz önünde bulundurulduğunda, toplumsal yaşamın modern ve batılı yaşam tarzına kanalize edilmesinde nasıl bir üslup ve içerik benimsendiği önemli hale gelmektedir. Hayat Dergisi 1950-1960'lı yılların en yüksek tirajlı yaşam tarzı dergilerinin başında gelmektedir. Özellikle en çok satış tirajı 1958-1968 yılları arasında olduğundan o yıllar aralığının yaşam tarzı ve tüketimi Hayat Dergisi'nin içerdiği bazı haber yazıları, reklamlar gelen bu yazılar ve görseller bizlere toplumsal, kültürel, ekonomik ve siyasal bağlama ilişkin ipuçları verirler ve yaşam tarzları hakkında bilgi sahibi olmamıza yardımcı olurlar.

DergilerHayat dergisiSosyokültürel etki+1
Özlem Yavuz
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

30 mart 2014 yerel seçimlerinde, geleneksel medya ve sosyal medya haberciliğinin karşılaştırılması: Posta ve Zaman gazetesi örneği

Haber ve Habercilik, insanlık tarihi boyunca hep var olmuş, değişen zaman ve şartlara göre değişiklik ve ilerleme göstermiştir. İnsanın doğasında yer alan "merak etme" duygusundan yola çıkarak, haberin doğduğu alandan, başka çevrelere iletilmesinde habercilik gelişmiş, haber ajanslarının doğmasında etkin bir rol oynamıştır. Zamanla teknolojinin ilerlemesi haberciliği de etkilemiş, özellikle son yıllarda İnternet'in kullanımının yaygınlaşması, habercilik alanında da etkisini göstermiştir. İnsanların habere en kısa sürede ulaşma isteği doğrultusunda internet haberciliği şekillenmiş, geleneksel medya araçları da bu platformda yer almakta kayıtsız kalmamışlardır. Teknoloji ve İnternet her alanda olduğu gibi siyasi alanda da etkinliği artıran olgular olarak Dünya'da ve Türkiye'de son zamanlarda daha fazla kullanılmaya başlanmıştır. Siyasi liderler kampanya süreçlerinde daha önce geleneksel medyayı ilk tercih olarak kullanırken, daha sonra yeni medyanın etkinliğini göz ardı etmeyerek kullanmaya başlamış ve sonuçlarını olumlu olarak almışlardır. Teknolojinin seçmenlere anında ileti gönderen uygulamalar ve teknik altyapıyla özgürlük tanıması, seçim dönemlerinde hem siyasi liderlerin hem seçmenlerin yeni medyayı etkin olarak kullanmasıyla sonuçlanmıştır. Bu bağlamda, çalışmada seçimlerin kampanya sürecinde geleneksel medya ve yeni medya araçlarının, haberin kaynağı olan haber ajanslarıyla ilişkisi, kullanma oranları karşılaştırılarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada 30 Mart 2014 yerel seçimleri sürecinde Posta ve Zaman gazetelerinin yayımladığı siyasi partilere ilişkin seçim haberleri geleneksel medya ve Facebook üzerinden 1 Mart - 28 Mart 2014 tarihleri arasında incelenmiştir. Geleneksel medyaya ilişkin elde edilen bulgulara göre, her iki gazetede de haberler büyük çoğunlukla hem metin hem fotoğraf olarak yayımlanmıştır. Miting haberleri öne çıkmıştır. En çok "İddia/suçlama" niteliğindeki haberler yayımlanmıştır. Her iki gazetede de yayımlanan haberlerin büyük çoğunluğunda ana karakter devlet adamlarıdır. Her iki gazetenin de AK Parti haberlerini diğer partilere göre ön plana çıkardığı sonucuna ulaşılmıştır. Zaman Gazetesi'nin, Posta Gazetesine göre daha taraflı haberler yaptığı sonucu düşünülmektedir. Facebook sayfalarına ilişkin elde edilen bulgulara göre, Posta Gazetesinin erkek takipçisi Zaman Gazetesine göre daha fazladır. Her iki gazetede de 18-24 yaş arası en çok takip eden kullanıcı grubudur. Posta Gazetesinin takipçilerinin % 78'i gün içerisinde online olurken, bu oran Zaman gazetesinde % 68'dir. Zaman Gazetesi'nin takipçileri daha çok etkileşimde bulunmaktadırlar. Zaman Gazetesinin aylık etkileşimi posta gazetesinin nerdeyse 10 katıdır. Zaman Gazetesinin siyasi haberlere Posta Gazetesine göre daha fazla önem verdiği anlaşılmıştır. Zaman Gazetesi'nin haberlerinin daha çok kişi tarafından takip edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

FacebookGazetelerHabercilik+7
Zafer Fatih Beyaz
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite Web sitelerinde kullanılabilirlik sorunları üzerine bir çalışma: Başkent Üniversitesi Web sitesinin incelenmesi

Başkent Üniversitesi web sitesinde kullanıcı sorunları üzerine hazırlanmış olan tez araştırması dört ana bölüm, kaynakça ve eklerden oluşmaktadır. Bölüm kapsamları kısaca şu şekildedir:Birinci ve ikinci bölümlerde üniversite web siteleri kullanılabilirlik ilkeleri doğrultusunda, kaynak taraması yöntemiyle elde edilen kaynaklar incelenerek tezin kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Tez kapsamında belirlenmiş olan Başkent Üniversitesi web sitesi uzman kişilerce ve öğrenciler tarafından değerlendirilmiş ve bu değerlendirme araştırmaya dahil edilmiştir.Sonuç bölümünde ise Başkent Üniversitesi web sitesi kullanılabilirlik sorunları ile ilgili elde edilen veriler ışığında yorum yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Başkent ÜniversitesiKullanıcı değerlendirmesiKullanılabilirlik+4
Sıla Yağcı
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Arabuluculuk eğitimlerinde eğitmen tutum ve görüşlerine yönelik bir araştırma: Türkiye Barolar Birliği modeli

Günümüzde teknolojik gelişmelere paralel olarak kişilerarası iletişim hızla artmış ve bu yoğun iletişim süreci birçok uyuşmazlığın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ticari ilişkilerin gelişmesi ve artan rekabet karşısında yetersiz kalan hukuk sistemleri, adalet etkinliğinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve toplumsal barışın sağlanması adına farklı arayışlara yönelerek alternatif çözümler üretmeye başlamıştır. Her toplum kendi sosyal norm ve değerleri çerçevesinde çatışmaların çözümünü adına çalışmalar yapmaktadır. Küresel ekonomilerin gelişmesi ile kişiler arasındaki soyut mesafe kalkmış, dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan sorun tüm toplumları etkiler hale gelmiştir. Nitekim birçok ülkenin yapmış olduğu araştırmalar sonucunda ortak bir anlayış oluşmuş ve uyuşmazlıklara alternatif olarak arabuluculuk yöntemi geliştirilmiştir. Türk hukuk sisteminde de dünyadaki gelişmeleri takiben 2013 yılında 6325 sayılı "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu" kabul edilmiştir. Kanunun 20.maddesinin öngördüğü şarta göre, arabulucu olabilmek için hukuk fakültesi mezunu ve en az beş yıllık mesleki deneyime sahip olmak gerekmektedir. Ancak arabulucu olarak göreve başlamadan önce adaylar bir eğitime tabi tutulmaktadırlar. Eğitim sonrasında yazılı ve uygulamalı sınavlardan başarılı olabilmeleri halinde arabuluculuk görevlerini yerine getirmeleri beklenmektedir. Temelinde iletişimin kilit faktör olduğu arabuluculuk sisteminin başarılı bir şekilde yürütülmesi, arabuluculuk yapacak kişilerin nitelikli eğitim almasına bağlı olarak gelişmektedir. Türkiye'de iletişim alanında arabuluculuk eğitimlerine ilişkin yapılan araştırmalar sonucunda, yüksek lisans ve doktora düzeyinde bir çalışma yapılmadığı görülmektedir. Bundan hareketle, bir ilk olarak arabuluculuk eğitimlerine ilişkin çalışma yapılmıştır. Çalışmanın temel amacı, daha etkin arabuluculuk hizmeti verilmesi amacına yönelik gerçekleştirilen arabuluculuk eğitimlerinin var olan durumunun geliştirilmesi ve zenginleştirilmesinde ortaya çıkabilecek seçenekleri eğitmen tutum ve görüşlerinden yararlanarak değerlendirmektir. Çalışmanın birinci bölümünde arabuluculuk sisteminin genel çerçevesi başlığı altında, arabuluculuk sürecinin içeriği ve işlevleri, uluslararası arabuluculuk modelleri ve Türkiye'deki arabuluculuk uygulaması kanunda belirlenen esaslara göre ele alınmıştır. İkinci bölümde arabuluculuk eğitimlerinin uluslararası örnekleri ve Türkiye'deki mevcut arabuluculuk eğitim sistemi iletişim kavramı ile ilişkilendirilerek irdelenmiştir. Son bölümde ise Türkiye Barolar Birliği çatısında eğitim veren eğitmenlerin arabuluculuk eğitimleri hakkında tutum ve görüşlerine yönelik bir araştırma yapılmıştır. Bu çalışma, nitel araştırma tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama tekniği olarak görüşme yöntemi uygulanmıştır. Kalıtımcılarla yapılan yarı yapılandırılmış açık-uçlu görüşmeler sonucunda elde edilen veriler değerlendirilerek yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Arabuluculuk, Arabuluculuk Eğitimi, Arabuluculuk ve İletişim İlişkisi, İletişim

ArabuluculukArabuluculuk eğitimiİletişim
Hatice Öztürk
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal sorumluluk kampanyaları ve girişimcilik üzerine bir araştırma

Dünya nüfusunun ve potansiyel iş gücünün yaklaşık yarısı kadınlardan oluşmaktadır. Kadın girişimciliğin artması, hem işsizliği azaltmakta hem de ekonomik büyümeyi önemli ölçüde etkilemektedir. Ülkemizde de kadın girişimciliği, istihdamı gibi önemli sorunların çözümünde girişimciliğin desteklenmesi için çeşitli proje, program ve çalışmalar yürütülmektedir. Girişimcilik, ülkemizin ekonomik kalkınmasında her geçen gün artan teknolojik gelişmelerin doğal bir sonucu olarak kariyer tercihlerinde ve bu konulardaki mesleki eğitimlerde farkındalık artırılmaktadır. Özellikle toplumsal sorunlara çözüm odaklı işsizlik sorunsalının ve kaynakların ekonomiye kazandırılmasına katkısı, girişimciliğin teşvik edilmesiyle mümkündür. Bu yönde geliştirilen faaliyetler, hedef kitlesi üzerinde algının olumlu yönde geliştiği işgücüne katılım ve başarılı birer girişimci olabilmek için kız çocukların eğitiminden başlayarak ilerideki kariyer hedeflerinin yönlendirilmesinde etkili yerel ve bölgesel katılımın desteklenmesi amacıyla sosyal sorumluluk kampanyaları düzenlenmektedir. Bireylerin okul çağında girişimci olmaya ve endüstriyel alanda gelişim ve değişimi yaratabilecek birçok faktörün arasında eğitimin katkısı önem taşımaktadır. Günümüzde kadın girişimcilerin karşılaştığı engeller arasında; toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ciddi bir sorun olarak başarı faktörlerini etkileyebilmektedir. Kadınların yetenek ve becerilerini ortaya çıkarmalarında özellikle karşılaştıkları engellerin kaldırılması yaratıcı ve yenilikçi düşüncelerle özellikle mesleki eğitimle; kendi işini kurma, bağımsız, dinamik, rekabetçi ve özgüvenli olmaları sağlanabilecektir. Ülkemizin de sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda kalkınması, eğitsel faaliyetlerle farkındalık yaratması sonucunda yeni girişimlerin oluşumuna özellikle endüstriyel alanda başarılı işkadınların artmasına ve toplumda girişimcilik kültürünün yaygınlaşmasında etkili bir rol oynamaktadır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Sorumluluk ve Kampanyaları, Girişimcilik, Kadın Girişimcilik

GirişimcilikKadın girişimciliğiKampanya+1
Hande Polat Özbay
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim kültürü bağlamında kimlik inşasının sosyal medyada kullanımı: İnstagram örneği

Günümüz dünyasında gelişen ve yaygınlaşan bilgi ve iletişim teknolojileri, yeni ve farklı iletişim olanaklarını ortaya çıkarmıştır. Postmodern imgelerin hâkimiyetinde şekil bulan iletişim araçları, bir iletişim aracı olmaktan daha fazla anlam taşır hale gelmiş ve gündelik hayatta ve kültürde eskiye kıyasla daha etkin bir rol üstlendiği görülmüştür. İşlevsellik boyutunu terk edip kültür ve kimlik inşasına aracılık eden bu araçlar, gündelik rutinin, yaşam tarzlarının vazgeçilmez bir parçası olarak kabul edilmektedirler. Bu tez çalışmasında, sosyal medya'nın parlayan yıldızı olan Instagram'da kullanıcıların kimlik inşası sürecinde gösterdikleri performanslar, çalışmanın evreni olan Instagram'dan örneklem olarak seçilen 40 popüler kullanıcının kullanım pratikleri metin analizi ve içerik çözümlemesi metodlarıyla derinlemesine incelenerek ve elde edilen bulgular doğrultusunda değerlendirilmiştir. Buradan yola çıkarak, Instagram kullanıcılarının, paylaştıkları fotoğraflar aracılığıyla kimliklerini nasıl yapılandırdıkları, bunu yaparken tüketim kültüründen nasıl faydalandıklarının resmini çekmek bu tezin amacıdır. Bu çalışmanın bulgularına göre kullanıcılar diğer kullanıcılar tarafından beğenilme ilgi görme arzusu taşımakta ve bu arzu doğrultusunda kimlikler inşa etmekte, tükettikleri moda ürünlerini, gittikleri mekânları, yiyip içtiklerini ve hatta bedenlerini diğer kullanıcılarla Instagram üzerinden paylaşmaktadırlar.

KimlikSosyal medyaTüketim kültürü+1
Göktürk Ayan
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de halkla ilişkiler yüksek lisans eğitimi: Başkent Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi örneği

Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojilerindeki baş döndürücü gelişme ve yenilikler, ticaretteki artan rekabet, kamuoyu olgusunun genişlemesi ve artan etkisi, halkla ilişkilerin kapsamını genişleterek çağımızım en önemli konularından biri haline getirmiştir. Kurum/kuruluş ve şirketler, toplumun yapısını, özelliklerini, gelenek ve alışkanlıklarını tanımlamak ve kendilerini topluma tanıtmak gereğini halkla ilişkiler aracılığı ile gerçekleştirmektedirler. Bu kapsamda, stratejik düzeyde halkla ilişkiler çözümleri üretebilen ve halkla ilişkileri çift yönlü iletişim süreci olarak kullanabilen, dünya çapında farklı bölgeler ve ülkelerdeki kültürel farklılıkların, sosyo-ekonomik ve politik özelliklerin halkla ilişkiler uygulamalarındaki etkilerini değerlendirebilen, hakla ilişkiler uygulayıcılarına duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Tüm bu gelişmeler halkla ilişkilerin bir meslek olarak daha çok talep görmesine neden olurken, kurumların halkla ilişkiler uygulatıcılarından beklentileri ve halkla ilişkiler uygulayıcılarının da buna paralel olarak sorumlulukları artmaktadır. Bu sorumlulukların yeterli eğitim almamış kişiler tarafından yerine getirilemeyeceği gerçeği, bu alanda üniversite eğitiminin önemini gündeme getirmektedir. Bu bağlamda, bu çalışmada Türkiye'de yüksek lisans düzeyinde halkla ilişkiler eğitimi incelenmiş, seçilen üç üniversitenin özellikleri, Halkla İlişkiler Eğitim Komisyonunun 2012 yılında hazırlamış olduğu "Halkla İlişkiler Yüksek Lisans Eğitimi İçin Standartlar" konulu çalışması ışığında değerlendirilmiştir. Bu amaçtan hareketle, çalışmanın birinci bölümünde; halkla ilişkilerin profesyonel alandaki gelişimi ele alınmış, halkla ilişkiler kavramı ve Türkiye'de halkla ilişkilerin gelişim süreci hakkında genel bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, halkla ilişkiler eğitimi, dünyada ve ülkemizde halkla ilişkiler eğitiminin gelişimi incelenmiş, ayrıca Halkla ilişkiler Eğitim Komisyonu ve komisyonun hazırlamış olduğu "Halkla İlişkiler Yüksek Lisans Eğitimi İçin Standartlar" konulu çalışması değerlendirilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise; Halkla ilişkiler Eğitim Komisyonu tarafından hazırlanan "Halkla İlişkiler Yüksek Lisans Eğitimi İçin Standartlar" ile ülkemizde seçilen üç üniversitedeki halkla ilişkiler yüksek lisans programlarının; Program Yeterlikleri (Kazanımları), Kabul koşulları, Akademik Personelin Durumu, sahip oldukları imkânlar, teknolojik imkânları ve özellikle müfredat programları bazında karşılaştırılmıştır. Sonuç ve değerlendirme bölümünde ise, karşılaştırma sonucunda elde edilen sonuçlar analiz edilmiş ve daha iyi bir halkla ilişkiler yüksek lisans eğitimi için yapılması gerekenler değerlendirilmiştir.

Başkent ÜniversitesiEge ÜniversitesiEğitim+5
Adalet Irkörücü
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de reklam endüstrisinde eleman ilanları

Bir ürün ya da hizmetin farklı uzmanlık ve donanıma sahip görevliler aracılığıyla etkin ve verimli biçimde tanıtılması amacıyla kurulan reklam ajansları, yaratıcı endüstriler içerisinde yer alan reklam endüstrisi alanında katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli ile belirgin şekilde öne çıktığı için, reklam ajanslarında çalışacak elemanların işe alınma süreci oldukça önemlidir. Doğası gereği farklı görev pozisyonlarını içeren reklam ajanslarında, farklı gerekliliklerle tanımlanmış görevlere uygun elemanların seçilmesinde, rol ve görev açısından özellikle nelere dikkat edildiği, halen cevaplanmamış bir soru olarak varlığını korumaktadır. Bu kapsamda, gerçekleştirilen bu tez çalışması ile reklam endüstrisi içerisinde faaliyette bulunan ülkemizdeki reklam ajanslarının eleman arayışlarına yönelik ilanları içerik çözümlemesi yöntemiyle incelenmiş, bu ilanlarda özellikle hangi görevlerin arandığı, görevler itibariyle ne gibi kriterlerin öne çıkarıldığı, nasıl bir eleman profilinin arzulandığı gibi sorular değerlendirilmiştir.

PersonelPersonel seçimiReklam ajansları+3
Ayşe Usta
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evdeki yabancı: Ankara'daki Gürcü bakıcı kadınların gündelik hayat mücadeleleri ve taktikleri

Ankara'da yaşayan Gürcü bakıcı kadınlar ve işverenleri olan ev sahipleri arasındaki girift ilişkinin veçhelerini tespit etmek düşüncesiyle gerçekleştirilen bu araştırma Maduniyet çalışmaları ve gündelik hayat üzerine yazılmış eleştirel kuramdan yararlanır. Yüz yüze görüşmelerde bulunduğum aracı kurum yetkililerinin, işverenlerin ve bakıcı kadınların aktarmış oldukları deneyimler sayesinde tespit edilen veriler, Michel de Certeau'nun taktikler kavramıyla ilişkilendirilerek söylem analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Asıl amacı gündelik hayatın dinamizmi içerisindeki sadece belli bir boyuta karşılık gelen bakıcı kadınların kişisel alan mücadelesi ve buna karşılık ev sahiplerinin yapmış olduğu alan savunmasının analizi olan bu araştırma, nihai olarak stereotip inşası, karşılıklılık ilkesi ve taktiksel çıktılarının varlığına ışık tutmuştur.

BakıcılıkEvde bakım hizmetleriEvde çalışanlar+6
Çağrı Koyuncu
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de reklamcı temsili: Televizyon dizileri üzerine bir araştırma

Reklam endüstrisinde, reklam üretim sürecinin asıl öznesi olan reklamcılar, reklam faaliyetlerini reklam ajansları bünyesinde gerçekleştirmektedir. Reklam ajansları, sundukları hizmetlere göre farklı yapılanma içerisinde faaliyet göstermekte ve bünyesinde farklı rol ve görevlere sahip çalışanları barındırmaktadır. Bu tez çalışmasında, reklam ajanslarındaki rol ve görev dağılımları ile birlikte sunulan reklamcı temsilinin yer aldığı, Türkiye'de yayınlanan televizyon dizilerinden örneklem seçilerek izlenmiş ve elde edilen bulgular kuramsal çerçevede değerlendirilmiştir. Televizyon, sosyal temsillerin üretilmesinde ve bilinir hale gelmesinde önemli bir kitle iletişim aracıdır. Bununla birlikte, televizyon dizileri aracılığı ile izleyici kitlesinde meslek grupları hakkında var olan algı güçlenebilmekte veya yeni bir temsil anlayışı yaratılabilmektedir. Çalışma kapsamında, televizyon dizilerinde, reklam endüstrisinde faaliyet gösteren reklam ajansı çalışanları; demografik özellikler (yaş, cinsiyet, fiziksel ve kişisel özellikler, eğitim durumu), sosyo-ekonomik özellikler (aile yapısı, yaşam tarzı, çalışma süresi ve ücret, giyim tarzı), reklam ajansı pratikleri (rol ve görev dağılımı, mekân sunumu, ajans yapılanması ve ajans ismi) temelinde ve reklamcıların nasıl temsil edildikleri; Sosyal Kimlik ve Sosyal Temsil Kuramı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Türkiye'de yayınlanan televizyon dizilerinde; genç, yaratıcı, bekâr, üniversite mezunu, ileri düzeyde yabancı dil bilgisine sahip ve İstanbul'da faaliyet gösteren reklam ajanslarında çalışan reklamcılar temsil edilmiştir

Demografik özelliklerReklam ajanslarıReklam sektörü+6
Seren Faiz
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Destinasyon markalaşmasında halkla ilişkiler üzerine bir araştırma: Beypazarı örneği

Bu çalışmada, destinasyon markalaşma süreci ve halkla ilişkiler ilişkisi Avrupa Birliği tarafından belirlenen "Yerel Ölçekte Turizm Plan-Politika Prensipleri" açısından Beypazarı destinasyonu üzerinden incelenmeye çalışılmış, destinasyon markalaşmasında halkla ilişkilerin süreç içerisindeki etkisi sunulmaya gayret edilmiştir. Çalışmada nitel araştırmalarda veri toplama yöntemlerinden biri olan yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Beypazarı destinasyonunda yapılan görüşmeler sonucunda, çalışmanın amacına yönelik olarak belirlenen sorulara yanıtlar aranmıştır. Çalışma; marka, destinasyon, destinasyon markalaşması ve halkla ilişkilere ait teorik çerçeveye sadık kalınarak hazırlanmış olup, Beypazarı destinasyonunun markalaşma süreci ile kuramsal bilgilerin ilişkilendirilmesine gayret edilmiştir. Söz konusu ilişkilendirmeler ve gerçekleştirilen görüşmeler ile Beypazarı modelinin benzer özellikler taşıyan diğer destinasyonlara örnek olup olamayacağı tartışılarak, gerçekleştirilebilir öneriler sunulmaya çalışılmıştır.

Ankara-BeypazarıDestinasyonHalkla ilişkiler+4
İrem Yatman Balaban
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Edebiyat ve televizyon arakesitinde uyarlama: Aşk-ı Memnu ve yaşam tarzının dönüşümü

Toplumların en önemli kültürel öğelerinden biri olan edebiyat ve özellikle edebiyatın bir türü olarak roman, sinemanın varoluşuyla birlikte uyarlama sorununu karşımıza çıkarmaktadır. Sinema kendinden önce var olan diğer sanat dallarıyla hep iç içe ilişkiler kurmuştur. Kendisine hammadde sağlayacak en güçlü bağı ise edebiyat ile gerçekleştirmiştir. Tıpkı sinema gibi Türkiye'de teknolojik yöndeşmeyle birlikte gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelen televizyon da, diziler için romanı kendisine kaynak olarak kullanmaya başlamıştır. Her geçen gün artan rekabetle birlikte kanallar, izler kitleye primetime saatlerde keyifli vakit geçirtebilmek ve kendilerine ticari fayda sağlamak amacıyla bir anlatı formu olarak dizi filmleri üretime sokmuştur. Bu süreçte özgün senaryolar yerine edebi eser uyarlamalarına garanti gözüyle bakılması nedeniyle Türk edebiyatının önemli romanları televizyon ekranlarıyla buluşmaya başlamıştır. Televizyonun bir anlatıcı haline geldiği düşünüldüğünde programların kendine özgü metin üretmesi, televizyonu da metinlerarasılığın bir parçası olarak görmemizi sağlamaktadır. Metinlerarasılık, sadece metinlerin başka metinlerle olan ilişkisi değil, çeşitli sanat dallarının başka sanat alanlarıyla da etkileşimi olarak da tanımlanabilir. Her sanat dalı kendinden önce ortaya çıkmış diğer sanatlardan izler taşımaktadır. Senaryo, yapısı gereği romanla benzerlik göstermekte ve bu anlamda kendinden önce var olan edebi eseri seçip bir araya getirerek, eklemeler ve eksiltmelerle metni yeniden üretmektedir. Bu çalışmada, Halit Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu adlı romanından aynı adla 1975 yılı ve 2008 yılında iki defa uyarlanan dizilerin, Mihail Bakhtin ve Gérard Genette'nin kavramları ekseninde metinlerarasılık açısından incelenmiştir. Kaynağını aynı romandan alan, farklı yaklaşım tarzlarıyla televizyona dizi olarak uyarlanmış iki farklı versiyonda sunulan yaşam tarzının dönüşümünün tarihsel süreklilikte metinlerarasılık düzleminde izi sürülmektedir.

Aşk-ı MemnuEdebiyatEdebiyat uyarlamaları+4
Didem Serdar
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şöhret ve mahremiyetin sınırlarına yönelik bir soykütük analizi: Pazar dergisi

Bu araştırma, şöhretlerin medya temsillerindeki mahremiyet paylaşımlarına odaklanmakta ve anlamaya çalışmaktadır. Bu doğrultuda, Türkiye'de 1956 yılnda yayım hayatına başlayan Pazar dergisi araştırmanın ekseninde yer almaktadır. Çok partili hayata geçilen Demokrat Parti dönemiyle birlikte canlanan medya ortamında, günümüzle yakından ilintili şöhret tipinin ve söyleminin belirginlik kazandığı düşünülmektedir. Bu bağlamda Pazar dergisi ve şöhretleri araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma için böyle bir tercih yapılmasının nedeni, günümüzde normalleşmiş olan söylem ve pratiklerin geçmişe dönük izini sürerek, neden ve nasıl nüvelendiklerini anlamaya yönelik perspektif kazandırmaktır. Ayrıca konuyla ilgili olarak söz konusu dönemde iktidar ilişkilerinin yeniden düzenlenerek yerleşiklik kazanması ve günümüzdeki kadar kompleks yapıda olmayışı daha tutarlı gözlem yapmaya ve iktidar ilişkilerini açığa çıkarmaya olanak vermektedir. Bu bağlamda günümüz toplumlarında yaygın bir eğilim olarak gözlemlenen, mahremiyetin alenileşmesi durumu hakkında değerlendirmelerde bulunabilmek ve önemli dayanak noktalarına ulaşabilmek mümkün gözükmektedir. Zira çalışma boyunca tarihsel koşullar ile makro iktidar yapılarının yanı sıra birey, etkin özne olarak değerlendirilerek; etken bir fail olarak dikkate alınmaya gayret edilmiştir. Erişilebilen tüm sayılar dikkate alınmakla beraber çözümleme sürecinde, yerli şöhretlerin görünür olmaya başladığı 1963 yılından hareketle yoğunluk kazandıkları 1965 yılıyla 1970 yılı arasına odaklanılmıştır. Bu yıllar, film sayısının ve magazinlerin hızla artmasının akabinde birçok kişinin şöhrete kavuşarak kamunun imgeleminde yer almaya başladığı bir dönemdir. Dolayısıyla bu dönemde gözlemlenen hareketlilik; medya ekseninde şöhret ve mahremiyet ilişkisinin tartışılmasına uygun zemin hazırlamaktadır. Çözümleme safhasında şöhretlerin, direkt içeriğin merkezinde yer aldığı fotoğraflar ve metinler inceleme kapsamına dahil edilmiştir. Böyle bir sınırlandırma yapılmasının nedeni bizatihi şöhretlerle ilgili daha fazla veri barındıran içeriklere yoğunlaşmak ve analiz sürecinin etkinliğini arttırmaktır. Bu doğrultuda içerik çözümlemesi yöntemiyle ilk bakışta öne çıkan eğilimler saptanmaya ve gösterilmeye çalışılmıştır. Böylece şöhretlerle ilgili içeriklerin genel bir haritası çıkarılmak istenmiştir. Ardından içerik çözümlemesinde saptanan bulgular dikkate alınarak, öne çıkan söylem ve pratikler üzerinden iktidar ilişkileri irdelenmeye gayret edilmiştir. Araştırmanın hedefleri doğrultusunda geçekleştirilen çözümleme ışığında Pazar dergisinin, şöhretin tüm bedeni ve benliğiyle hayatının her köşesinin görünür kılınmasına yönelik söylem ve pratiklerin inşa edilmesine katkı sağladığı görülmüştür. İnşa edilen söylem ve pratikler ise kendi öznelerini/şöhretlerini yaratarak şöhret kategorisinin genişlemesini sağlamış ve günümüz şöhretleriyle benzerlik taşıyan tipolojinin nüvelenmesine zemin hazırlamıştır. Pazar dergisinin dayattığı kurallar çerçevesinde hareket edip kalan bireyler hızla şöhretleşerek kendilerine iktidardan pay sağlamışlardır. Diğer yandan yaratılan iktidar alanı içerisinde, oyunu kuralına göre oynamayı bilen kişilerin özgün taktikler geliştirerek günümüzde de gözlemlenen bazı eğilimlerin kemikleşmesine nasıl katkı sağladıkları ortaya konmuştur. Derginin, sinema ve medya endüstrisi adına özellikle yaygınlık kazandırmaya çalıştığı "soyunma" pratiğinin, şöhretleşmek adına bazı kimseler tarafından belli mekan ve zamanlarda nasıl ustaca kullanıldığına şahit olunmaktadır. Medyanın seçenekleri daralttığı oyun alanı çerçevesinde kalarak gereklilikleri hızla yerine getiren bireyler, yeni bir şöhret tipi ve şöhretleşme pratiğinin Türkiye'de kök salmasına zemin hazırlamıştır.

DergilerMagazinMagazin dergileri+7
Aşkın Çimen
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Destinasyon pazarlamasında turizm tanıtım videolarının rolü: "Turkey-Home of Turquoise" videosu örneği

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte günümüzde medya araçlarının kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır. Geçmişte yalnızca radyo ve TV gibi araçlarla sürdürülen kitle iletişimi, günümüzde İnternet ve Bilgi İletişim Teknolojilerindeki gelişmeler sonucunda birçok platformda yaygın olarak sürdürülebilmektedir. Bu gelişmeler turizm tanıtım çalışmalarında da teknoloji kullanımını yaygın hale getirmiş ve tanıtım videoları, reklam ve tanıtım kampanyaları açısından önemli birer araç haline gelmiştir. Bu çalışmada turizm tanıtım videolarının destinasyon imajı üzerindeki etkisini irdelemek ve iletişimde etki paradigması açısından bir değerlendirme yürütmek amaçlanmaktadır. Etki paradigmasının temel alınmasındaki neden, videonun turistik satın alma davranışına ne ölçüde etki edebileceğinin tartışılabilmesidir. Bu doğrultuda "Turkey: Home of Turquoise" videosu seçilmiş ve odak grup görüşmeleri kapsamında değerlendirilmiştir. "Turkey: Home of Turquoise" videosunun Lasswell'in genel iletişim modeli kapsamında Propaganda teorisi açısından işlevselliğinin de tartışıldığı çalışmada öncelikle kavramsal ve kuramsal çerçeve literatür doğrultusunda sunulmuştur. Veri toplama sürecinde odak grup görüşmesi yöntemi kullanılmıştır. Odak grup görüşmelerine dahil edilen katılımcılar kartopu örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle yorumlanmıştır. "Turkey: Home of Turquoise" videosu genel anlamda başarısı kanıtlanmış bir video olmasına rağmen çalışma bulguları sonucunda muldisipliner bakış açısından dikkat çekici bazı noktalar ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda; gelecek çalışmalara fikir sunulabileceği düşünülen öneriler çalışmanın sonucunda sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Turizm, Tanıtım, İletişim, Destinasyon, İmaj, Türkiye.

DestinasyonPazarlamaTanıtım+6
Tuğba Akca
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yerli televizyon dizilerinde toplumsal kimliklerin temsilleri: "Yalan Dünya" dizisi örneği

Türkiye'de akşam saatlerinin toplumdaki vazgeçilmezi olan yerli televizyon dizileri, son yıllarda kapital-popülist düzenin yaşama aktarımını sağlayan metin içerikleriyle ekran karşısında sunulmaktadır. Özellikle televizyon dizilerindeki karakterler, toplumdaki kimliklerin genel geçer özellikleriyle basmakalıplaştırılarak ya da stereotipleştirilerek izleyiciye sunulurken; bu durum, sıklıkla toplumsal gerçekliği yansıtıyormuşçasına, özünde tek yönlü bir algıyla ele alınmakta, karakterler üzerinden onların metinlerine işlenerek temsil edilmekte ve ekran karşısında belirli zamanlarda tüketilmektedir. Toplumdaki ekonomi-politik ve sosyo-kültürel unsurların yerli diziler yoluyla ekrana yansıtıldığı ve egemen ideolojiyi böylesi bir yolla yaşatarak sürekliliğini sağladığı bilinmektedir. Bu çerçevede yerli dizilerin türlerine özgü tarzlarda kendi yöntemleriyle egemen ideolojiyi ayakta tutarak yeniden ürettiği söylenebilir. Karşılıklı etkileşim içerisindeki dizilerin, toplumun içinde bulunduğu kültürden beslenerek kültürü yeniden etkilemesiyle topluma seslenişi, farklı kültürlerin "öteki"ni yaratarak ve yansıtarak temsil edilişini de beraberinde getirir. Bu durum özellikle günümüzdeki televizyon dizileriyle daha çok işlenirlik sağlayan bir ivme kazanmaktadır. Toplumun ise, dizilerde sunulan görsel kodları ve metinsel içerikleri anlamlandırma aşamasında, kurgusal-öznel ayrımcılığın yaratıldığı karakterler üzerinden kendini de bunlardan biriyle özdeşleştirerek toplumda kendini meşru kılma çabasına girdiği, dolayısıyla "öteki" kimliklerin baskın kimlikler çatısı altında pasifize olduğu görülmektedir. Bunu yaparken nefret ya da şiddet yerine mizahın, televizyondaki eş deyişiyle komedinin unsurlarından yararlanılarak belirli bir mizansen içerisinde sunulduğu da çalışma kapsamında önemli bir vurgudur. Bu bağlamda, çalışmanın amacını, farklı kültürlerin yer aldığı "Yalan Dünya" dizisindeki karakterlerin toplumsal kimliklere göre temsil analizleri oluşturmaktadır. Bu amaçla, dizi göstergebilimsel çözümleme yöntemi kullanılarak, yaratılan kimliklerin görsel-işitsel ve metinsel içerikleriyle bütünsellik çerçevesinde analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, karşıt okuma yapıldığında, mitler üzerine kurulu dizinin ideolojik yeniden üretimi yineleyici ve destekleyici birtakım özellikler gösterdiği, bunu yaparken de mizah unsuru olarak kültürel değerleri yan anlamında kullandığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dizi, Toplumsal Kimlikler, Temsil, Mit, İdeolojik Yeniden Üretim.

DizilerEtkileşimKimlik+6
Murat Birol
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Popüler kültür ve reklam ilişkisi: Basılı reklamlarda 14 Şubat Sevgililer Günü

Tüketim kültürünün kurulmasında ve sürdürülmesinde kitle iletişim araçlarının işgal ettiği yer oldukça önemlidir. Bu araçların başında gelen reklam, tüketim kültürünün kurucusu olmasının yanı sıra taşıyıcısı durumundadır. Popüler kültür ögelerinden etkilenmeye oldukça açık olan bu kitle iletişim aracı, tüketim kültürünün sonuçlarından da etkilenen bir yapıya sahiptir. Bu haliyle reklam, üretici ve tüketici arasında kurulan bir ticari ilişki olmasından öte, tüketim kültürü ve popüler kültür ile birlikte yoğrularak kullandığı göstergelerle toplumsal yapıyı ve içinde yaşadığı kültürü etkilemektedir. Türkiye'de tüketim potansiyeline sahip 'özel günler' reklamlar aracılığıyla popülerleştirilmekte ve bir tüketim dönemi olarak kurgulanmaktadır. Tüketimin en üst boyutlara ulaştığı özel günlerden biri de, bu tezin inceleme konusunu oluşturan 14 Şubat Sevgililer Günü'dür. Basılı reklamlarda kullanılan sözcük ve göstergeler ile Sevgililer Günü'ne ilişkin bir tüketim furyası yaratılarak, sevmenin ve sevilmenin tüketerek mümkün olabileceği bir dünya ütopyası tüketicilere sunulmaktadır. Bu bağlamda bu tez çalışmasında reklam ve popüler kültür ilişkisi 14 Şubat Sevgililer Günü özelinde ele alınmakta ve basılı reklam metinlerinde kullanılan göstergeler ve mitler aracılığıyla okuyucuların tüketime nasıl yönlendirildiği ortaya konulmaya çalışılmaktadır. "Popüler Kültür ve Reklam İlişkisi: Basılı Reklamlarda 14 Şubat Sevgililer Günü" adlı bu çalışma, popüler kültür ve reklam arasındaki ilişkiyi ortaya koyma amacıyla gerçekleştirilmiştir. İki bölümden oluşan tezin ilk bölümünde; popüler kültür, tüketim kültürü, reklam, göstergebilim ve mit ilişkileri literatür taraması sonucu elde edilen kuramsal bilgiler ışığında ele alınmaktadır. Tezin ikinci bölümünde ise, Türkiye'de 14 Şubat Sevgililer Günü reklamlarının yoğunluk kazandığı 1 Şubat-14 Şubat 2015 tarihleri arasında, Türkiye'de en çok satan ilk on gazetede yayımlanan basılı reklamlar içerik analizi ve göstergebilimsel yöntem kullanılarak çözümlenmektedir. Aşk, sevgi gibi tüm reklamlarda ortak olarak kullanılan unsurların Sevgililer Günü aracılığıyla tüketimi arttırmak için nasıl popülerleştirildiği ve kurgulandığı seçilen reklamlarda incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Popüler kültür, reklam, tüketim kültürü, 14 Şubat Sevgililer Günü, içerik analizi, göstergebilim

Basılı materyallerGösterge bilimKültür+5
Gülten Adalı Aydın
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Güney Afrika Gümrük Birliği ülkelerinde yerel şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk politikaları

Bu tez çalışmasında Güney Afrika Gümrük Birliği'ne bağlı ülkelerde faaliyet gösteren 13 yerel ticari kurumun kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) uygulamaları ele alınmıştır. Güney Afrika Gümrük Birliği (SACU) Botsvana, Namibya, Lesoto, Svaziland ve Güney Afrika olmak üzere beş ülkeden oluşan ticari bir birliktir. Literatürde Güney Afrika Gümrük Birliği üyesi ülkelerde petro-kimya ve maden sektöründe faaliyet gösteren çok uluslu firmaların KSS uygulamalarını inceleyen (Hinson ve Ndhlovu, 2011: 333) çalışmaların var olması nedeni ile bu tez çalışmasında gıda ve içecek sanayi, tekstil sanayi, bankacılık, perakende sektörü ve telekomünikasyon endüstrisi gibi diğer sektörleri içeren, yazındaki boşluğu doldurmaya yönelik kapsayıcı bir örneklem seçimine gidilmiştir. Tez çalışması sonucunda incelenen şirketlerin tümünün yardımsever girişimlerde bulunduğu görülmüştür. Araştırmada ayrıca 10 şirketin işçilerin haklarına yönelik önemli uygulamalar gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Şirketlerin önemli bir kısmının çevre hakkında kaygılandığı ve buna yönelik bazı uygulamalar sarf ettiği bulgusuna ulaşılmıştır. Yeşillendirme girişiminde bulunan ve bunları raporlayan 9 şirket bulunmaktadır. Hammadde temininde şirketler çevreyi önemseyen uygulamalar gerçekleştirmiş, bu yönde yatırımlar yaparak önemli fonlar ayırmıştır. Faaliyette bulundukları pazarlarla ilgili girişimler ve yolsuzlukla mücadele gibi uygulamalar diğer uygulamalar arasında en az sayıda rastlanılan KSS uygulamaları olmuştur. Tezin ilginç bulgularından birisi de, hiçbir şirketin hayvan haklarını korumaya yönelik faaliyette bulunmamış olmasıdır. Ayrıca yerel borsada faaliyette bulunan şirketlerin kurumsal yönetim faaliyet raporlarını yayınladıkları bulgusuna ulaşılmıştır. Ancak burada belirtmek gerekir ki, raporlarını yayınlamalarında yerel ticari borsada faaliyet gösteriyor olmaları ve borsanın firmalardan böyle bir beklenti içinde olmasının etkisi muhtemeldir. Tez sonucunda özellikle turizm endüstrisinde faaliyet gösteren firmalara hayvanları korumaya yönelik sosyal faaliyetlerinin geliştirilmesi gerektiği önerisi getirilmiştir. Fakat en önemli nokta olarak, şirketlerin ciddi bir şekilde yolsuzlukla mücadele girişimlerinde bulunmaları olduğu sonucuna ulaşılmış, yolsuzlukla mücadele faaliyetlerinin henüz yetersiz düzeyde olduğu kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Yerel ticari kurumlar, Güney Afrika Gümrük Birliği, Hayırseverlik, Çevre yönetimi, Sürdürülebilirlik, İnsan Hakları ve Paydaşlar

Gümrük BirliğiGüney AfrikaHayırseverlik+5
Tirelo Mothupi
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Zimbabwe'deki kalkınma örgütlerinin web sitesi içerik analizi

Kalkınma örgütlerinin web siteleri farklı paydaşlarla kalkınma iletişimini sağlayabilmek için yerel ve uluslararası platform görevi görmektedir. İnternetin görsel, işitsel ve basılı şekillerde diyalog iletişimi özelliklerini bir araya getirebilme özelliği kalkınma projelerinin tasarım, uygulama ve değerlendirme süreçlerine paydaşların da aktif bir şekilde katılabilmesini sağlamaktadır. Bu araştırma Zimbabve'deki Hükümet Dışı Örgütler ve Sivil Toplum Örgütleri tarafından sıklıkla kullanılan internet özelliklerini incelemektedir. Bu araştırmada yapılan analiz, kaynak temellerinin kullanılan özellikleri etkileyip etkilemediğine ve katılımcı iletişimi ve katılımcı olmayan iletişimi ne derece kapsadıklarına odaklanmaktadır. İçerik analiz yöntemiyle 27 adet Çok Taraflı, Uluslararası ve Yerel Örgüt mercek altına alınmıştır. İnteraktif olma, bilgi paylaşımı ve yaratıcılık gibi konular analiz edildi. Bu araştırma, çeşitli paydaşların aktif bir şekilde sürece dahil edilebilmesini sağlayan internet imkanlarına ışık tutmaktadır. Örgütlerin boyutları ile kullanılan özellikler arasında herhangi bir ilişki yok gibi görünse de diyaloğa dayalı iletişim özellikleri ve yaratıcılık özelliklerinin kullanımında bir boşluk olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: diyalog iletişim, İçerik Analizi, Zimbabve

KalkınmaKalkınma yardımlarıKalkınma yardımı örgütleri+7
Tawanda Charamba
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

2014 Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçiminin medyada temsili

Medyanın en önemli işlevi halkı bilgilendirmektir. Halk medyadan aldığı bilgiler ya da izledikleri doğrultusunda; inanacaklarını, ideolojilerini, hayat tarzlarını belirler ve değiştirir. Bu doğrultuda medya insanları etkileme yönünde çok büyük bir güçtür. İnsanları etkileme açısından büyük bir güce sahip olması nedeniyle de özellikle seçim zamanlarında medyanın önemi; seçime katılan adaylar bakımından daha farklı bir yer arz etmektedir. 10 Ağustos 2014 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti'nde ilk kez cumhurbaşkanlığı seçimi doğrudan halk oylamasıyla gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda seçim süreci 3 aday ile sürdürülmüştür. Adaylar Recep Tayyip Erdoğan, Ekmeleddin İhsanoğlu ve Selahattin Demirtaş olmuştur. Seçimi; kullanılan oyların % 51.79'unu alarak Recep Tayyip Erdoğan kazanmıştır (ysk.gov.tr). İyi hazırlanmış bir propaganda çalışması, kitleler üzerinde inandırıcılık ve hakimiyet kazanılması bakımından önemli bir figürdür. 10 Ağustos 2014 Seçimi için de adaylar birçok ilde mitingler düzenleyerek ve çeşitli basın açıklamalarında bulunarak propaganda çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Fakat dikkat çekilmesi gereken önemli nokta; medyanın bu çalışmaları hangi taraftan bakarak yansıttığıdır. Medya, haberleri kendi ideolojileri doğrultusunda ya da olduğu gibi halka yansıtabilmektedir. Çalışma, 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin medyada nasıl temsil edildiğini araştırmak amaçlı hazırlanmıştır. Bu doğrultuda; 3-9 Ağustos 2014 tarihleri arasında yayınlanan Hürriyet, Sabah, Sözcü, Evrensel gazetelerinin ana sayfalarında yayınlanan seçim haberleri incelenerek, karşılaştırmalı olarak bir söylem analizi yapılmıştır. Gazete haberlerinin 3-9 Ağustos 2014 tarihleri arasında seçilmiş olmasının nedeni; hem seçim tarihine yakın olması, hem de YSK'nın adaylar için uyguladığı propaganda yasağı tarihinden, 10 Ağustos 2014 tarihine kadar gazetelerde çıkacak olan haberlerin, araştırma analizlerini doğru sonuçlara ulaştıracağından dolayıdır. Gazetelerin aynı haberleri ne şekilde verdikleri ya da gündemi belirlemede nasıl bir yol izledikleri; onların ideolojik bakış açılarının da birer kanıtı olmuştur. Ek olarak; 3 Ağustos 2014 tarihinde, seçim yasaklarının akabinde TRT'de YSK'nın izniyle yayınlanan "Cumhurbaşkanlığı Adayları Propaganda Konuşmaları"nın da söylem analizleri yapılmıştır. 3 Ağustos 2014 tarihinde TRT'de yayınlanan "Cumhurbaşkanlığı Adayları Propaganda Konuşmaları" programında aday İhsanoğlu ve Demirtaş yaklaşık 15, aday Erdoğan ise yaklaşık 11 dakika konuşmuşlardır. Araştırma dahilinde her bir adayın konuşması üzerinden yapılan söylem analizlerinde, 3 adayın da halka karşı farklı yaklaşım, hitap ve ifade tarzlarının olduğu saptanmıştır. Bu farklılıklar; her bir adayın kendi perspektiflerinin, halka yansıtıldığı bir propaganda sahasıdır. Sonuç olarak inceleme kapsamında yer alan Hürriyet, Sabah Evrensel ve Sözcü gazetelerinin 3-9 Ağustos 2014 tarih aralığında; 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi ile ilgili ana sayfalarında yayınladıkları haberlerde farklı ideolojik yaklaşımlar sergiledikleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Medya, Söylem Analizi, Propaganda, Cumhurbaşkanlığı Seçimleri

CumhurbaşkanıMedyaPropaganda+5
Asude Ünsal
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyanın suskunluk sarmalı kuramı açısından incelenmesi: Twitter üzerinden "Çözüm Süreci" ve "Nükleer enerji"tartışmaları

Kitle iletişimi, gazetecilik ve yeni medyadaki teknolojik değişim ve dönüşümler, bireysel ve toplumsal hayat üzerindeki etkisini her geçen gün biraz daha arttırırken; özellikle sosyal medya olarak tanımlanan mikroblog siteleri ülke gündemini belirler hale gelmektedir. Demokrasi kültürünün az geliştiği Türkiye gibi ülkelerde baskın olan suskunluk sarmalı motiflerini aşma ve kendini ifade etme aracı olarak facebook ve twitter çok fazla konuşulur ve tartışılır olmuştur. Bu çalışmada; sosyal medya üzerinde yürütülen tartışmalarda kamuoyunun oluşum süreci ve sürece etki eden unsurlar suskunluk sarmalı kuramı çerçevesinde incelenmiştir. Suskunluk sarmalı kuramına göre, bireyler tartışmalı bir konuda fikir beyan etmeden önce toplumda kanaatlerin genel yönelimini tespit etmeye çalışırlar ve kendi görüşleri çoğunluk tarafında ise fikirlerini ifade etme eğilimleri artarken, kendi görüşlerinin azınlık tarafında kaldığını hissettiklerinde ise dışlanma korkusu ile fikirlerini ifade etme eğilimleri azalır ve suskunlaşırlar. Bu suskunlaşma hali bir sarmala dönüştüğünde ise kamuoyu diğer görüş yönünde ve olduğundan daha baskın bir biçimde oluşur. Bu çalışmada toplumun genelini ilgilendiren iki ayrı tartışmalı konu başlığı (çözüm süreci ve nükleer enerji) seçilmiştir. Daha sonra twitter ortamında onikişer aylık süreler halinde, içeriğinde "çözüm süreci" ve "nükleer enerji" anahtar kelimeleri geçen tweetler taranmış ve incelemeye alınacak tweetler tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilerek, savunulan görüşler, "destek", "karşıt" ve "nötr" biçiminde üç kategoriye ayrılmıştır. Buna ek olarak, dışlanma korkusu ile bağlantı kurabilmek amacıyla da tartışmaya katılan twitter kullanıcılarının paravan hesap kullanım düzeyleri araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgularda, twitter üzerinden yürütülen her iki tartışmada da suskunluk yönünde oluşan herhangi bir sarmallaşma gözlenmemiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Suskunluk Sarmalı, Twitter, Kamuoyu

KamuoyuKamuoyu oluşturmaKitle iletişim araçları+7
Uğur Dik
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de gıda sektöründe firmaların kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) farkındalığı, algılamaları ve uygulamaları

Bu çalışmada, Türkiye'de gıda ve içecek sanayi firmalarının KSS farkındalıkları, algılamaları ve uygulamalarını belirlemek amacıyla, TGDF üyesi 16 farklı derneğe üye firmaların web sitelerinin Ağustos-Eylül 2015 tarihinde içerik analizi yapılmıştır. İçerik analizi GRI/ISO 26000 kıstasları referans alınarak web sayfalarında sosyal sorumluluk, kurumsal ve faaliyetler kategorilerden herhangi birinde KSS olarak açıklanan faaliyetler, eğer var ise sürdürülebilirlik raporlarında yer alan bilgiler ve firmanın sahip olduğu sertifikalar incelenerek yapılmıştır. TGDF üyesi 16 farklı derneğe üye firmalardan erişim sağlanabilen ve web sayfası incelenen 322 firma arasından sadece 61 firma veya firmaların yaklaşık %19'u KSS olarak adlandırılabilecek faaliyetler yürütmektedir. Sadece 12 firmanın sürdürülebilirlik raporu yayınladığı belirlenmiştir. Firmaların GRI/ISO 26000 (sosyal sorumluluk sertifikası) sürdürülebilirlik kıstaslarından yönetişim, insan hakları, çalışma koşulları, çevre, adil işletmecilik, tüketici problemleri ve halkın katılımı-yerel kalkınma kıstaslarını karşılama oranı sırasıyla %13.4, %9.3, %19.6, %24.2, %3.1, %61.2 ve %20.5'dir. Küresel pazarlara açılan birkaç firma dışında genel olarak yerli firmalar sürdürülebilirlik kıstasları temelinde KSS faaliyetleri yapmamaktadır. Bazı yerli firmalar ise küresel firmalarla karşılaştırılabilecek yelpazede/içerikte ve GRI/ISO 26000 gibi küresel girişimlerin kıstaslarına uygun KSS faaliyetleri yapmasına rağmen KSS veya Sürdürülebilirlik raporları yoktur. KSS faaliyeti açıklayan firmaların toplam firmalara oranı %19 civarındadır. Açıklanan faaliyetler uluslararası girişimlerin (GRI/ISO 26000, Oxfam vb) kıstasları açısından büyük farklılık göstermektedir. Çoğu küresel olmak üzere sadece 12 firma KSS faaliyetlerini raporlamaktadır. Firmaların göreli olarak yüksek duyarlılık gösterdiği alan tüketici beklentilerinin karşılanmasıdır. Bu sonuçlar Türkiye'de gıda-içecek firmaları arasında KSS farkındalık düzeyinin çok düşük olduğunu, KSS'nin doğru algılanamadığı ve firma halkla ilişkiler stratejisinde paydaşlarla ilişki yönetimi ile bütüncül bir yaklaşımla kullanılmadığına işaret eden kanıtlar olarak değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Gıda Firmaları KSS Farkındalığı, Türkiye'de KSS Uygulamaları,Türkiye'de Gıda Firmalarının KSS Algılamaları

FirmalarGıda sektörüKurumsal sosyal sorumluluk
Gülçin Koç
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00