Baskent University
Discipline

Turkish Language and Literature

Baskent University

2,405

Archived Theses

14

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Türkçesinde şaşırma bildirimi işaretleyicileri

Konuşucu önermeye yönelik şaşırma tepkisini çeşitli yollarla işaretleyebilir. Türkiye Türkçesinde şaşırma bildirimi olarak ifade edebileceğimiz bu yapılar dilbilimde mirativity olarak tanınır. Çalışmada, Türkiye Türkçesine ait seçilen tiyatro metinlerinden ve Türkçe Ulusal Derlemi'nden oluşturduğumuz korpus üzerinde, edimsel yaklaşımla Türkçede şaşırma bildirimi işaretleyicileri incelenmiştir. DeLancey (1997)'nin yaklaşımı temel alınarak şaşırma bildirimi kanıtsallıkla ilişkili ancak bağımsız bir kategori olarak kabul edilmiş ve işaretleyicilerin tespit edilmesinde Aikhenvald (2012)'ın belirlediği beş anlamsal değerden faydalanılmıştır. Semantik sınıflandırma altında belirlenen işaretleyiciler dil bilgisel türüne göre değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda Türkiye Türkçesinde şaşırma bildiriminde hangi morfolojik, morfosentaktik, söz dizimsel ve sözcüksel işaretleyicilerin, hangi bağlamlarda kullanıldığı incelenmiş ve açıklanmıştır. Ayrıca şaşırma bildiriminde kişi tercihi ve şaşırmanın kaplamında ortaya çıkan diğer anlam alanları ayrı bir bölümde tartışılmıştır. Dil bilgisi çalışmalarına katkı sağlamanın yanı sıra evrensel düzeyde dil tipolojisi çalışmaları için de veri sunulmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: şaşırma bildirimi işaretleyicileri, kaplam, kanıtsallık, yeni bilgi, sürpriz.

DilbilgisiKanıtsallıkTürkiye Türkçesi+2
Aysima Güneş
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Seray Şahiner'in yapıtlarında toplumsal cinsiyet

Kadın hareketinin amacı, kadınların karşılaştıkları temel sorunların nelere dayandığını ortaya koymak ve bunları çözüme ulaştırmaktır. Bu sorunlardan en önemlisi, kadın ve erkeğin farklı toplumsallaşma süreçlerinden geçmek durumunda kalmalarıdır. Bu süreçte kültür aracılığıyla aktarılarak öğrenilen kadınlık ve erkeklik ayrımları, biyolojik cinsiyete değil toplumsal cinsiyete işaret eder. Dolayısıyla kadınlar bu roller aracılığıyla baskılanır ve belli sınırlar içinde tutulurlar. Feminist hareketin bir uzantısı olarak ortaya çıkan feminist edebiyat eleştirisi, kadınların içinde bulundukları sınırların aşılabilmesi için, feminist bir bakış açısı geliştirilmesine aracılık eder. Edebiyat eserlerine bu bakış açısıyla yaklaşmak, kadınların kendilerine özgü bir edebiyatlarının olduğu gerçeğinin ortaya çıkarılmasına ve toplumsal cinsiyet rollerinin aşınmasına katkı sağlar. Dolayısıyla edebi metinlerde çizilen bu rollerin açığa çıkarılması, kadınların özgürleşmeleri yolunda atılan önemli bir adımdır. İlk eserleri 2000'li yıllarda yayımlanan genç bir yazar olan Seray Şahiner'in yapıtlarında en belirgin izlek kadınlık meselesidir. Dolayısıyla yazarın yapıtlarını feminist bir yaklaşımla değerlendirmek, cinsiyet rollerinin kadınlar üzerindeki baskılayıcı etkisinin görünür olmasına ve azalmasına katkı sağlar. Şahiner'in yapıtlarında toplumsal cinsiyet rolleri, yaratılan kadın karakterler aracılığıyla işlenmiştir. Kadınlık, cinsellik ve annelik gibi meseleler etrafında tartışılan bu roller, toplumsal yaşamda karşılaşılan zorlukların kurmaca alanına taşınması ve çözümlenmesine yarar. Yazarın yapıtları, içselleştirilmiş tutum ve davranışların değişimine katkı sağlayacağı düşünülerek, yapıtlar feminist kuram ışığında incelenmiştir.

Edebi eleştiriFeminist Edebi KuramFeminizm+3
Duygu Uysal Koç
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Esra Türkekul'un romanlarında polisiye kurgu

Esra Türkekul'un Kapalıçarşı Cinayeti ve Cadıbostanı Cinayeti romanlarının yakın okuma yöntemiyle polisiye romanın suç, suçlu, dedektif, polis, olay mahalli, suç aleti, cinayetin işlenme biçimi gibi unsurları göz önünde bulundurularak incelendiği bu çalışma, iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde popüler kültür ve popüler edebiyat kavramları üzerinde durulması popüler kültür etrafında gelişen bir tür olan ve çalışmanın esasını oluşturan polisiye romanın daha iyi anlaşılması için kuramsal bir çerçeve çizmek adına önem taşımaktadır. Bununla birlikte polisiye romanın tarihsel süreçteki gelişimini anlamak için dünya edebiyatındaki ve Türk edebiyatındaki gelişimi hakkında bilgi verilmektedir. Tezin ikinci bölümünde Türkekul'un iki romanı yakın okuma yöntemiyle analiz edilmiştir. Türkekul'un eserleri hakkında şimdiye kadar akademik nitelikte bir çalışmanın yapılmamış olması ve literatürde boşluk görülmesi çalışmanın önemini artırmaktadır. Türkekul'un yazınsallığının ele alındığı ve polisiye kurguya özgü niteliklerin incelendiği ikinci bölümde aynı zamanda Türk edebiyatında yer alan ana karakteri kadın dedektif olan diğer polisiye romanlarla karşılaştırmalar yapılmış ve yazarın polisiyeye özgü unsurlara getirdiği yenilikler ortaya konmuştur. Yazarın romanlarında işçi hakları, ırkçılık, eğitim sorunları, kentsel dönüşüm gibi konulara yer vererek polisiye kurguya derinlik ve yeni bir yaklaşım kazandırdığı tespit edilmiştir.

PolisiyePolisiye romanlarRoman+3
Sümeyye Yavuz
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Topkapı Sarayı Kütüphanesi revan no: 1969'da kayıtlı Mecmū'a-ı Eş'ār (vr. 1-168) (İnceleme-metin)

Bu çalışma Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Revan 1969 numarada kayıtlı olan Mecmû'a-i Eş'âr adlı şiir mecmûasının inceleme ve çeviriyazılı metnini içermektedir. Mürettibi ya da müstensihi bilinmeyen mecmûa 168 varak olup içinde 815 şiir bulunmaktadır. Belli bir tertip gözetilmeden düzenlenen mecmûada 639 gazel, 92 ferd, 54 murabba, 12 kıta, 7 mesnevî, 4 rubâ'î, 3 muhammes, 1 müseddes, 1 terkîb-bend, 1 tercî-bend ve 1 lugaz olmak üzere toplam 11 farklı nazım şekli kullanılmıştır. İstinsah tarihi belli olmayan mecmûanın 16. yüzyıl ortalarında yahut sonlarında tertip edildiği düşünülmektedir. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır: Giriş kısmında mecmûa ve mecmûa türleri hakkında bilgi verilmiştir. İnceleme kısmında çalışmanın konusunu oluşturan eserin şekil ve muhteva özellikleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise eserin çeviriyazılı metni ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Mecmū'a, Klasik Türk Edebiyatı, Osmanlı şiiri.

DergilerEdebiyatEdebiyat dergisi+5
Büşra Çelik
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Başlangıçtan günümüze Türkçe dilbilgisi çalışmalarına bakış

Gramer çalışmalarının tarihi kuşkusuz yazının tarihi kadar eskidir. Ulaşabildiğimiz eserleri incelediğimizde herhangi bir kültür alışverişinde bulunmayan farklı coğrafyalardaki milletlerin bile birbirinden bağımsız olarak aynı sorular üzerine düşündüklerini görmekteyiz. Dil üzerine sorulan bu sorular yaklaşık binlerce yıl sürecek bir serüveni başlatmıştır. Türk dilinin ilk metinlerindeki edebi üslup ve ifade duruluğu Türklerin de dil üzerine uğraştıklarının işaretlerini verse de elimize ulaşan eserleri incelediğimizde bu serüvene yaklaşık bin yıldır ortak olduğumuzu görüyoruz. Zaman içerisinde farklı kültür dairelerinin etkisine giren Türk dilciliği bugünkü olgunluğuna erişinceye dek uzun bir gelişim sürecinden geçmiştir. Çalışmamızda amacımız bu gelişim sürecini Türkçe gramer çalışmalarından başlatarak Türkiye Türkçesi üzerinden bu etki alanlarını saptamaya çalışmaktır. Bu durumda dünyada gramerin genel durumu ve etkilendiğimiz çerçevenin gelişim süreci çalışmamızın üzerinde yükseleceği temeller olacaktır. Türk gramerciliği üzerine yapılan çalışmalar ve saptamalara destek olacağını düşündüğümüz bu çalışmamız, genel olarak bilinen tezlerin arka planları ve gelişim evreleri ile birlikte sunulmasını amaçlamaktadır. Bu çalışma ile Türkçe gramer eserlerinin geçirdiği bin yıllık evrim araştırmacılara sunulmak istenmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkçe, Türkiye Türkçesi, Türkçe Gramer, Türkçe Dilbilgisi.

DilbilgisiDilbilimTürkiye Türkçesi+1
Mustafa Parlak
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Türkçesi ilk Kur'an çevirilerinde fiiller

Dinsel inançlar beraberinde kendi kültürel birikimlerini de getirirler. Her bir dinin kültürel dünyası, o dini benimseyenlerin inanç tarihinin dışında dil, kültür ve edebiyat tarihlerini de etkiler ve zenginleştirir. Türkler, İslamiyet'i benimsedikten sonra, İslam kültür dairesine eklemlenebilmek için Kur'an'ı Türkçeye çevirirler. Doğu Türkçesine ait bu ilk çevirilerden elimizde TİEM 73, Rylands, Anonim Tefsir, Hekimoğlu ve Özbekistan nüshaları bulunmaktadır. TİEM 73, Rylands, Hekimoğlu ve Özbekistan nüshaları Kur'an'ın Farsçaya ilk çevirisinde olduğu gibi satırarası çevirilerdir. Arapçasını bire bir karşılayan bu çeviriler çoğunlukla Türk dilinin söz dizimine aykırıdır. Bununla birlikte, ilk çevirilerin din terminolojisinin Türk diline aktarımının üstesinden gelerek Türk dilinde daha önce tanıklanmayan sözcükleri de içeren, zengin bir söz varlığıyla, dili geliştirdikleri görülmektedir. Doğu Türkçesi ile ilk Kur'an çevirilerinde fiillerin yapım ve çekim morfolojisi bakımından incelendiği bu çalışmada, bu eserlerin, yalnızca söz varlığı ve sözlük çalışmaları için değerli olmadığı, aynı zamanda tarihî Türk dili grameri bakımından da önemli olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır. Özellikle çekim morfolojisine ilişkin elde edilen bilgiler, Karahanlı ve Harezm Türkçesi dönemlerine ait birçok bilginin yeniden değerlendirilmesinin yolunu açmaktadır. Anahtar Kelimeler: İlk Kur'an Çevirileri, TİEM 73, Rylands Nüshası, Anonim Tefsir,Hekimoğlu Nüshası, Özbekistan Nüshası, Karşılaştırmalı Fiil Grameri.

Dilbilgisi-eylemDoğu TürkçesiKur'an-ı Kerim+3
Banu Durgunay
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Gagauz Balladaları/Türküleri (M. A. Durbaylo'nun metinleri) metin aktarma ve inceleme

Bu çalışmada M. A. Durbaylo'nun "Ballada Türküleri" adlı derleme eserindeki balladalar, metin aktarması ile motif ve şekil incelemesi yapılarak bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Eserdeki balladalar, Gagauz Türkçesiyle kaleme alınmış olup Gagauz Türklerinin hayatlarıyla, yaşama biçimleriyle ve dünyaya bakışlarıyla yakından alâkalıdır. 1991 yılında yayımlanan bu eseri Durbaylo, 1970-1990 yılları arasında Gagauzya'nın muhtelif bölgelerindeki Gagauz köylerinden yaptığı derlemelerden oluşturmuştur. Balladalar, Balkan halklarına ait bir türkü tarzıdır ve yaşanmış bir olaya dayanır. Ancak burada şekil olarak Balkanlar'daki halkların edebiyatlarına ait birtakım şekil unsurlarını görsek de içerik olarak Gagauzların eski dönemlerine ait hayat anlayışlarını, gelenek ve göreneklerini, tarihini, dünyaya bakışlarını, inançlarını ve onların ortak Türk tarihine ve Türk dünyası edebiyatına ait izlerini canlı bir şekilde bulmak mümkündür. Çalışmada Gagauz tarihi, folkloru ve balada türü hakkında bilgiler verilip, balladalar şekil incelemesi ve motif incelemesine tabi tutulmuştur. Metinler, Gagauz Türkçesiyle olanları normal harflerle, Türkiye Türkçesiyle olanları ise italik harflerle verilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Gagauz Türkçesiyle ve Kiril harfleriyle yazılı bulunan bu metinleri Latin alfabesine ve Türkiye Türkçesine aktarıp üzerinde birtakım değerlendirmelerde bulunmaktır. Türk dünyasının bir parçası olan ve Türk dünyasında örneği yok denecek kadar az bulunan Gagauz Türklerinin bu balladaları, Türk dünyasının edebiyatının içine dahil etmek ve Gagauzların geçmişine ait bilgilere bu kanaldan ulaşmak suretiyle Türk dünyasını ve bilim dünyasını bu eserden ve dolayısıyla bu balladalardan haberdar etmektir. Anahtar Kelimeler: Ballada, Gagauz, Ballada Türküleri, Gagauz Balladaları

DerlemeGagavuzcaGagavuzlar+1
Elif Toz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Türkçesi Kur'an tercümelerinde isim

Bu çalışmada, gramer özellikleri bakımından Eski Türkçe döneminin devamı niteliği taşımasının yanı sıra sınırlı sayıdaki gramer özellikleriyle farklılık gösteren Türk milletinin İslamiyet'i kabulüyle yeni bir kültür ve medeniyet çevresine dahil olup değişim ve gelişim dönemi içine giren Doğu Türkçesiyle yazılmış Kur'an tercümelerinde isim yapıları incelen-meye çalışılmıştır. İlk olarak söz konusu eserler, Kur'an tercümelerinin tarihi ve üzerine yapılmış çalışmalar hakkında genel bilgiler verilmiş olup sonrasında söz konusu eserde geçen ad yapım ekleri tespit edilmiş ve metinlerden alıntılanan örneklerle işlevlerine göre sıralanmıştır. Metin-lerden alıntılanan örnek kelimeler, metinlerden cümle bağlamında alıntı yapılarak gramer ve anlamsal olarak ispatlanmaya çalışılmıştır. Sonraki bölümde ise durum ekleri, sıfat, zarf, zamir ve edat yapılarına değinilmiş olup metinlerden alıntılanan örneklerle pekiştirilmiştir. Çalışmanın asıl bölümünü isim yapıları oluşturmaktadır. Çalışmanın temel amacı; Türkçenin tarihsel dönemlerine ışık tutmak, Türk-çenin yeni bir kültür ve medeniyet çevresine dahil olmasıyla geçirdiği değişim ve gelişmeleri anlamaya çalışmak, bu alanda yapılmış çalışmalara katkı sağlamaktır. Anahtar Kelimeler: Doğu Türkçesi, Ad Yapımı, Sıfatlar, Zamirler, Zarflar, Edatlar, Bağlaçlar.

BağlaçDil bilgisi-edatlarDil bilgisi-isim+7
Halil Çökmez
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Berlin El Yazmaları Kütüphanesin'deki Eski Anadolu Türkçesi satır-arası Kur'an tercümesi (Giriş-Metin)

İslamiyet, Türkler tarafından 10. yüzyılda benimsendi ve İslamiyet, Kur'an vasıtasıyla öğrenilmeye başlandı. Özellikle İlk Kur'an tercümeleri Karahanlı döneminde yapıldı. Türkler, Kur'an'dan Türkçeye birçok çeviri yaptı. Ayrıca yeni kavramlar, mütercimler aracılığıyla Türkçe kelimeler ile verilerek aktarıldı. Bu yüzden Kur'an tercümeleri Türkçenin söz varlığına katkı sağladığını düşünüyorum. Bunun yanı sıra her bir Kur'an tercümesi Eski Anadolu Türkçesi'nin dil özelliğini yansıtır. Bu sebepten dolayı Kur'an tercümeleri, Türkçe için önemli bir role sahiptir. İlk olarak bu çalışmada, Kur'an tercümeleri tarihi hakkında bazı bilgiler sunulmuş ve çalışmalar tanıtılmıştır. Daha sonra bu çalışma Berlin Kütüphanesi'ndeki A. Fot 45 numarada kayıtlı Satır-arası Kur'an Tercümesinin, Latin alfabesine aktarılmasından oluşur. Sonuç olarak, çalışmanın temel amacı; Türkçenin tarihsel dönemlerine ışık tutmaktır. Bence bu tez Eski Anadolu Türkçesinin söz varlığına katkı sağlamış ve bu çalışma Türkçenin gücünü ortaya çıkarmıştır. Dahası bu çalışma Türk dünyasına faydalı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Satır-arası, Eski Anadolu Türkçesi, Kur'an-ı Kerim

Almanya-BerlinEski Anadolu TürkçesiKur'an-ı Kerim+5
Cem Tuna
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kumuk Türkçesinde isim

Bu çalışmanın konusu, Kumuk Türkçesindeki isimlerin yapı, çekim ve semantik bakımdan incelenmesidir. Çalışmanın amacı ise Kumuk Türkçesindeki isimleri inceleyip sınıflandırmak, Kumuk Türkçesindeki isimleri Eski Türkçe ve Türkiye Türkçesiyle karşılaştırmalı olarak incelemektir. Çalışma, Giriş, Kumuk Türkleri ve Kumuk Türkçesi, İnceleme ve Sonuç olmak üzere dört ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, çalışmanın amacı, önemi, kapsamı ve yöntemi üzerinde durulmuştur. Kumuk Türkleri ve Kumuk Türkçesi bölümünde, Kumuk Türklerinin tarihi, kültürel yapıları ve dil özellikleri ele alınmıştır. İnceleme bölümünde ise Kumuk Türkçesindeki isimlerin yapısı (basit, türemiş ve birleşik isimler), isim çekim ekleri (çokluk, iyelik, hâl ekleri ve soru ekleri) ve semantik sınıflandırmaları (özel, cins, topluluk, somut ve soyut isimler) incelenmiştir. Çalışmada kullanılan isimler, Kumuk Türkçesine ait metinlerin taranması ve fişlenmesi yöntemiyle elde edilmiş ve bu isimler anlam ve işlevlerine göre sınıflandırılmıştır. Ayrıca, eş zamanlı ve art zamanlı dil bilgisi yöntemleri kullanılarak isimlerin yapısal ve anlamsal özellikleri detaylı bir şekilde ortaya konulmuştur. Elde edilen veriler, Kumuk Türkçesi, Eski Türkçe ve Türkiye Türkçesindeki karşılıklarıyla karşılaştırılarak incelenmiştir. Çalışma kapsamında, on üç farklı Kumukça eserden yararlanılarak basit, türemiş, birleşik, özel, cins, topluluk, somut ve soyut isimler içeren cümleler Türkiye Türkçesine aktarılmış ve bu isimlerle birlikte isim yapım ve çekim ekleri de ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Sonuç bölümünde Kumuk Türkçesinde isim konusunda önemli görülen noktalara değinilmiştir.

Neslihan Duman
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Elif Şafak'ın ?Aşk? ve Turusbek Madılbay'ın ?Feniks? adlı eserlerinin karşılaştırmalı incelenmesi

Bu çalışmaya başlamadan önce yapılan ön araştırma Türkiye ve Kırgızistan'daki yazınsal ürünler arasındaki etkileşimin zengin inceleme olanağı sunduğunu gösterdi. Ancak bu konu çok farklı bakış açılarından ve geniş bir tematik yelpazeden incelenmesi gerektiği ve farklı disiplinlere uzandığı için konunun sınırlandırılması kaçınılmazdı. Bu nedenle edebi tarzları dikkate alınarak Türkiye'den Elif Şafak, Kırgızistan'dan Turusbek Madılbay seçilerek inceleme alanı sınırlandırıldı. Söz konusu yazarların birden çok eseri olduğundan dolayı her ikisinin de birer eseri mercek altına alındı. Yayımlandıkları ülkelerde çok okunan kitaplar arasına giren eserleri okunduktan sonra kurgusu bakımından olmasa da konu, tarz ve üslup bakımından benzerlik gösterdikleri tespit edildi. Bu tespitten yola çıkılarak küresel anlamda bir çığ gibi büyümeye devam eden karşılaştırmalı edebiyat bilimine başvurulmasına karar verildi. Bu kararın izinde giderken karşılaştırmalı edebiyat bilimi ile ilgili Türkçe ve Kırgızca eserlerin yanında başka dillerde yazılmış çalışmalar da incelendi. Eserler, bu çalışmalara dayanarak ele alındı ve her iki ülkenin edebiyatını ilgilendiren bir çalışma meydana geldi. Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi'nin verileri ışığında yapılmış olan, edebiyat bilimine bir katkı niteliğindeki bu çalışmada aynı dönemlerde ama farklı kültürlerde yaşayan yazarların söz konusu eserlerindeki benzerlik ve farklılıklar tespit edildi. Çalışmanın sonucunda her iki eser diğer yazınsal metinler gibi yerel ve küresel anlamda söz konusu toplumların tarihsel gelişim süreçlerinin ve kültürel yapılarının birer aynası olarak karşımıza çıktı.

AşkFeniksKarşılaştırmalı edebiyat+6
Nazgül Durhan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bengü taşların söz varlığı ile Anadolu ağızlarının söz varlığının karşılaştırılması

Türklük biliminin dünyada ilgi görüp yayılması esas olarak Moğolistan'da bulunan üç büyük Göktürk yazıtının (Köl Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk) keşfi ile başlamıştır. Türk kültürü hakkındaki ilk sağlam bilgiler bu metinlerin çözülmesiyle elde edilmiştir. Bu metinler özellikle Türk dilinin yapısını ve geçirdiği evreleri göstermesi bakımından da çok kıymetlidir. Bu nedenle yazıtların bulunuşundan sonraki 120 yılda bu konu ile ilgili yüzlerce makale ve onlarca kitap yazılmıştır. Yazılan makale ve kitaplar; dil, etnografya, coğrafya, etnoloji, tarih vs. gibi birçok sosyal bilim dalına temas etmiş ve Türk kültürü bu yönleriyle ele alınmıştır. Ancak yazılan yüzlerce makale ve onlarca kitaba rağmen bizim tezimizin konusu olan bengü taşların söz varlığı ile Anadolu Ağızlarındaki kelimelerin benzerlikleri, birkaç makale ve etimolojik yazı dışında tam olarak ele alınmamıştır. Bu araştırma konusunu seçmemizin en önemli sebebi bahsettiğimiz bu eksikliktir.Tezimiz temel olarak Göktürk yazıtları, Uygur yazıtları ve Yenisey yazıtları olmak üzere üç ana bengü taş dönemine ait olan kitabeleri ele almaktadır. Yazıtların söz varlığı ele alınırken, bu konu hakkında yapılan çalışmalar karşılaştırılacak ve böylece daha yerinde tespitler ve anlamlandırmalarda bulunulabilecektir. Çalışmamızın Anadolu Ağızları kısmında ise Derleme Sözlüğü ve Anadolu ağızları hakkındaki müstakil araştırmalar esas alınacak ve sözcük listesi bu kaynaklar ışığında oluşturulacaktır. Daha sonra ise bengü taşların söz varlığı ile Anadolu ağızlarının söz varlığı mukayese edilerek ortak unsurlar listeler halinde tespit edilecektir.Çalışmamızda amaç, bugün canlılığını koruyan Anadolu ağızları ile yaklaşık 1300 yıllık tarihi olan yazıtlardaki söz varlığının ortak unsurlarını ortaya koymak olacaktır. Böylece Türk dilinin ilk yazılı örnekleri ile Anadolu Türkçesinin yaşayan en canlı sözcükleri artzamanlı ve eşzamanlı olarak karşılaştırılabilecektir.

Anadolu TürkçesiAnadolu ağızlarıAğızlar+7
Yaşar Tokay
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

18. yüzyıla ait bir Kıssa-yı Yusuf: Giriş-inceleme-metin-dizin

Çalışma konumuzu oluşturan bu Kıssa-yı Yûsuf, 18. yüzyılda, Muhammed bin Hüseyin tarafından yazılmıştır. Eserin tek nüshası vardır. Mesnevi türünde yazılan bu eser, toplam 100 varak, 3485 beyittir. Çalışmamız giriş, inceleme, çevriyazılı metin ve dizin kısımlarından oluşmaktadır. Giriş kısmında Kıssa-yı Yûsuf, Türk Edebiyatındaki bazı Kıssa-yı Yusuflar ve inceleme yapılan Kıssa-yı Yûsuf mesnevisinden bahsedilmiştir. İnceleme kısmında, eserin imla, ses ve şekil özellikleri üzerinde durulmuştur. Daha sonra Arap harfli metin, çevriyazı olarak verilmiş ve ardından dizin kısmında eserin söz varlığı, gramatikal bir düzende incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kıssa-yı Yûsuf, Yûsuf ve Züleyha, 18. yüzyıl, Eski Anadolu Türkçesi, Muhamed Bin Hüseyin

18. yüzyılDilbilgisiEski Anadolu Türkçesi+5
Didem Akyıldız
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yunus Emre'nin Risaletün Nushiyye'si ve Divan'ı (Giriş-İnceleme-Metin-Dizin)

XIII. yüzyıl Türk edebiyatın önde gelen temsilcilerinden biri şüphesiz ki Yunus Emre'dir. Bugün için Yunus'tan bize intikal eden biri Risaletün Nushiyye, biri Divan olmak üzere iki eser bulunmaktadır.Bu çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Yunus Emre'nin hayat hikâyesi, eserleri ve sanat anlayışı yeni baştan ele alınmıştır. Söz konusu bu çalışmada en eski nüshalardan biri olan Fatih nüshası transkribe edilerek okunmuştur. Birinci bölümde söz konusu nüshanın ayrıntılı bir gramer incelemesi yapılmış, ikinci bölümde de çeviri yazı işaretleriyle metin kurulmuştur. Üçüncü bölümde ise kurulan bu metnin ayrıntılı bir gramatikal dizini yapılmıştır. Ayrıca eserde yer alan tasavvufi ve tasavvuf dışı unsurların anlamları ayrıntılı bir biçimde verilmiştir.Anahtar sözcükler: Yunus Emre, Yunus Emre Divanı, Risaletün Nushiyye, Eski Anadolu Türkçesi, Yunus Emre'nin Risaletün Nushiyye'si ve Divan'ının Gramatikal dizini.

18. yüzyılDilbilgisiDivan edebiyatı+4
Vasfi Babacan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Âzerî İbrahim Çelebi'nin Husrev Ü Şirin adlı mesnevisi - bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük

İran edebiyatından Türk edebiyatına giren mesnevî, Klâsik Türk Edebiyatında kaside ve gazelle beraber en çok kullanılan nazım biçimlerinden biri olmuş, modern edebiyattaki roman ve hikâyenin yerini tutmuştur. Beyit sayısının sınırsız olması, her beyitte farklı bir kafiye kullanma imkânı divan şairleri tarafından uzun ve tahkiyeli konularda mesnevi nazım biçiminin tercih edilmesine sebep olmuştur. Husrev ü Şirin ve Ferhad u Şîrîn hikâyeleri de mesnevîlerde en sık işlenen konulardan biri olmuştur. Husrev ü Şirin konusu ilk defa İran şairlerinden Firdevsî-i Tûsî tarafından Şeh-nâme'de Sasanî hükümdarı Husrev-i Perviz (Husrev bin Hürmüz II ) (596-628) 'in hayat hikâyesi içinde küçük bir bölüm olarak yer almıştır. Şehname'den sonra XII. yy.'ın ünlü İran şairi Hakim Senai tarafından hikâyeleştirilmiştir. Daha sonra Nizami-i Gencevî (1141-1203) bu konuda bağımsız bir mesnevi yazarak hikâyeyi ölümsüzleştirmiştir. Nizami'nin ölümsüzleştirdiği Husrev ü Şirin mesnevisi bazı farklılıklarla kendisinden sonra İran ve Türk edebiyatında aynı konuda yazılmış eserlere kaynaklık etmiştir. Faruk Kadri Timurtaş'a göre İran edebiyatında 31, Türk edebiyatında ise 21 Hüsrev ü Şirin mesnevisi yazılmıştır. Bu çalışmada XVI. yy.'da yaşamış Âzerî İbrahim Çelebi'nin Husrev ü Şirin adlı mesnevisinde yer alan sözcüklerin tamamı TEBDİZ sistemi içerisinde, alfabetik sıraya göre bağlamdaki yerleri ve işlevleriyle dizilmiştir.

Azeri İbrahim ÇelebiDil bilgisiDil bilim+7
Emrah Karşıyaka
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Türkçesi Kur'an tercümelerinden Süleymaniye Kütüphanesi Hekimoğlu Ali Paşa nushası No.2 kayıtlı Kur'an tercümesinin Arapça dizisine göre Türkçe analitle dizini ve konkordansı

Türklerin topluluklar halinde İslam?a girişiyle dini kaynakların tercümesi meselesi oldukça önemli bir hal almıştır. İslam?a girişle birlikte başta Kur?an olmak üzere dini hayata dair olan temel kaynaklar Türkçe?ye çevrilmiştir. Bu noktada metinlerin dini içerikli olmasından dolayı çevirilerde fazlasıyla özen gösterilmiştir. Bu da dil incelemesi açısından oldukça zengin ve nitelikli malzemenin elde edilmesini sağlamaktadır. Hekimoğlu Kur?an Tercümesi de doğu sahasında yazılan en önemli kaynaklardan birisidir. Arapça dizisine göre konkordanslı olarak hazırladığımız bu çalışmamızda kelimelerin Arapça çekimlerindeki anlam nüanslarını da ifade etmeye çalışarak Türkçe malzemeyi en nitelikli biçimde ortaya koymaya çalıştık. Çalışmada Kur?an?ın tercümesi meselesine ve Doğu ile Batı sahasında yazılan tercümelere kısaca değindikten sonra kelime başlarını transkriptli olarak verip anlamlarını da metindeki bağlamlarına göre latin harflariyle çeviri yazısına aktardık.

Ahmed Alzubaıdy
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupalı seyyahların gözünden Anadolu'da Türk halk kültürü

Halk kültürü araştırmaları bünyesinde yapılan çalışmalarda, seyahatname türü temel kaynaklar arasında yer almaktadır. Seyahat ettikleri yerleri coğrafi, ekonomik, kültürel, siyasi, sosyal açılardan gözlemleyen seyyahların tespitlerinden hareketle milletlerin yaşam biçimleri, alışkanlıkları, ritüelleri, anlayışları üzerine incelemeler yapılabilmektedir. Bu çalışmada, 17. 18. ve 19. yüzyıllarda Anadolu'ya yapılan seyahatlerin neticesinde üretilmiş seyahatnameler incelenmiştir. 18. yüzyılın sonlarında ortaya çıkarak 19. yüzyılda sistematikleşen oryantalist düşünce, seyahatlerin ivme kazanmasında ve amaçlarına göre çeşitlenmesinde etkin bir rol oynamıştır. Anadolu'daki yaşantının Avrupalı seyyahların gözünden ele alındığı bu çalışmada, oryantalizmin seyahat metinlerine etkilerini ve metinler aracılığıyla adeta yeniden üretilen Anadolu algısını analiz etmek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, öncelikli kaynaklar olarak seyyahların Türkçeye çevrilmiş seyahatnamelerine başvurulmuştur. Seyahat metinlerinin Türk halk kültürü açısından analizi yapılmış, seyyahların gözlemleri farklı başlıklar altında tasnif edilmiştir.

AvrupaAvrupa ülkeleriHalk bilimi+3
Esma Yeşil
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gününümüz Afganistan Özbek Türkçesiyle Türkiye Türkçesinin isim ve fiillerinin karşılaştırılması

Türk dili dünya dilleri arasında önemli bir dildir. Türk dilinin önemli olması ise çok eski tarihlere ve çeşitli yazılara sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla Türk dillinin önemli olmasının sebeplerinden biride Türklerin geniş bir coğrafya?ya sahip olup ve farklı lehçelere konuşmaları ise ayrı bir önem taşımaktadır. Yeryüzündeki gelişmelerle birlikte bilim dünyası da kendi dallarında gelişmelerini ileri sürmektedir. Bilim dünyasının en önemli dallarından biri olan dildir. Oysa dil?de kendi dallarında gelişmektedir. Bizim araştırmakta olduğumuz konu ise dil olduğu için, Özbekçe Türkçesini Türkiye Türkçesiyle karşılaştırarak, bu kökleri ani olup farklı lehçe ve farklı coğrafya?da hayat süren dillerin gelişimi ve gerilimini ortaya çıkarmaktır. Bizim araştırmakta olduğumuz konu, Günümüz Afganistan Özbekçe Türkçesiyle Türkiye Türkçesinin sözcüklerini bir birleriyle karşılaştırmasıdır. Bu karşılaştırma ise Nurullah Altay?ın 2007?de Malezya?da basıp yayınladığı, Özbek Dili sözlüğünü temel kaynak alarak, Türk Dil kurumu 2005?te yayınladığı Türkçe Sözlüğü ile karşılaştırmaktır. Ele aldığımız çalışma üç bölümden ibaret olup, birinci bölüm tezimin Konu Seçimi, Kapsam, Yöntem, Amaç ve Kullanılan temel kaynakları anlatmaktadır. Tezimizin ikinci bölümü ise isimlerden oluşmaktadır. İsimler bölümünde birinci olarak halis isimler karşılaştırılmıştır. Halis isimlerde, her iki dilde yani Özbekçe Türkçesinde ve Türkiye Türkçesinde Arapça ve Farsçadan geçen sözcükler olduğu için şöyle karşılaştırılmaktadır. Örnekler: 1. Öz Türkçe karşılaştırma örneği: (?ç: ÖTS. 55.~aç: TS. 10). Arapçadan geçen sözcüklerin örneği: (?bida: ÖTS. 55.~abide: TS. 3. (Ar.) ). Farsçadan geçen sözcüklerin örneği: (bazm: ÖTS. 124.~bezm: TS. 258. (Far.) ). Yukarıdaki örneklerde gördüğünüz gibi, şekil ve anlam açısından Özbekçe ve Türkçe sözcüklerin bir birleriyle ne kadar yakın olup ve bu iki dilin aynı dil olduğunu görürsünüz. Arapça ve Farsçadan geçen isimlerde ise anlamlar aynı olup bir az şekil açısından değişmeler vardır. İsimlerin ikinci kısmını isimden türemiş isimler oluşturmaktadır. İsimden isim türeten kısmı da yukarıda halis isimlere benzer şekilde yapılmaktadır. İsimlerin üçüncü kısmı ise fiilden türemiş isimlerdir. Bu kısım da aynen yukarıda halis isimlere örnek vererek gösterdiğimiz gibi yapılmaktadır. Tezimizin üçüncü bölümü fiiller ve birleşik yapılardan oluşup tezin en önemli kısmını kapsamaktadır. Üçün bölümün ilk kısmını basit fiiller teşkil etmektedir. Basit fiillerin yapı düzenini örnekte gösterip geçmeyi lüzum görüyorum. Örneği: (?ç-~aç: ??ç- fiili ise açmak karşılığı bir anlamda kullanılırken aynı zamanda 9 farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Örneği: darv?zani ?çm??-Kapıyı açmak). Örnekte gördüğümüz gibi üçüncü bölümün fiillerinin tümü aynı biçimde açıklanmaktadır. Üçüncü bölümün ayrı bir önem yansıtması ise okuyucunu ham şekil bilgisi açısında hamda anlam bilgisi açısından Özbekçe Türkçesini Türkiye Türkçesiyle çok yakın ve az bir farkla bir birlerinin bağdaşlıklarını göstermektedir. Üçüncü bölümün son kısmı ise birleşik yapılardan ibarettir. Tezimin önemini kısaca anlatmam gerekse, bu tez sözcükler üzerinde yapıldığı için Afganistan Özbekçe Türkçesiyle Türkiye Türkçesi arasında ilk karşılaştırmalı bir çalışma olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla eğer bu tez az ve eksik de olsa ilk karşılaştırmalı bir tez olduğu için gelecekte Afganistan?da Türkoloji bölümleri üzerinde araştırmakta olan gençler için iyi bir yol açacağından eminim.

Faizurrahman Farzam
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Afganistan Özbekçe Türkçesinin üzerinde Farsçanın tesiri

Eski Aryana, dünkü Horasan ve bugünkü Afganistan?da Türk dilleri ve Fars dilleri (Farsça, Deriçe Farsçası, Tacikçe Farsçası) bin yıllardır beraber ve kardeşçe yaşamaktadırlar. Türkçe veya Özbekçe Türkçesi dediğimizde Farsça olmadan ve Farsça dediğimizde Özbekçe Türkçesi olmadan olmaz. Hakikat ve gerçeği bilmemiz için tarihte başvurmamız gerek çünkü gerçeği inkâr edemeyiz tarih şunu göstermektedir ki bu iki dilin her biri bugünden önce 2000 bin yıldır aynı bölgelerde hayat geçirmişlerdir ve ondan öncesi araştırmacılara da meçhuldür. Ama Türkler ve Tacikler Afganistan?da bin yıllarca kardeşçe yaşayıp bir birlerinin dillerine ve kültürlerine aşinadırlar. Bu arada Afganistan?da birçok dillerin olmasından dolayı Farsça o diller arasında ortak konuşulan bir dildir. Ayrıca Timurlular zamanında ham Farsça saray dili kabul edilmiş ve konuşmak ve şiir yazmak için güzel bir dil olduğu için Şahru? Mirza ve Sultan Hüseyin Baykara tarafından saray dili olarak kabul edilmiştir ve hatta Babürler zamanına kadar devam edip Hindistan?a götürmüşler. Elbette bunu da zikretmemize fayda vardır ki Timurlular ve Babürler zamanında birçok şairlerin şiiri eserleri de Farsça yazılmıştır. Afganistan Özbekçe Türkçesi ise Afşar?lar döneminin sonunda yani bugünden 300 yıl önceden beri Afganistan?da resmi bir dil olarak kullanılmayacaktı ve tüm Afganistan'ın resmi dili olarak okullarda Farsça ve Peştu?nca kullanılmaktaydı ve bu arada yazarlar ve şairler her iki dile yani Farsça ve Özbekçe şiirler yazarlardı. 2002 den sonra Afganistan parlamentosunda Özbek dilinin resmi olmasıyla birlikte Özbekçe, birçok kitaplar ve sözlük basılıp yayınlandı ve Özbekçe Türkçesi yüksekokullarda Özbek-i Türkî bölümü adıyla bölümler açıldı. Bizim ele aldığımız tez konusu ise Farsçanın tesiri Özbekçe Türkçesi üzerindedir. Bu araştırmada ise yıllarca ortak birlikte ve ortak hayat geçiren ve bir birlerinin üzerinde konuşmada ve yazışmada sözcükler alışverişi yapılan bu dillerin, Farsçanın Özbekçe üzerinde ne kadar tesirli olduğunu ve ne kadar sözcük ve eklerin Farsçadan Özbekçeye girmesini ortaya koymaktır. Bu esasla çalışmamızın temel kaynakçası olan 2007 de yayımlanan Sayın Nurullah Altay?ın sözlüğü taranarak ve yanında Afganistan?da yazılan bazı şiiri ve hikâye kitapları vs. eserleri tarayarak ve sözcüklerle ilgili eğer örnekler geçtiyse örnekler vererek araştırmamızı ve Farsçanın tesirini ortaya çıkartmak için araştırılmıştır.

Kianoosh Karimi
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kutsal ile mitoloji arasında klasik Türk şiirinde köken mitleri

Mitoloji; genel anlamda dünyanın yaratılışı, nereye gideceği, tanrıların nasıl var olduğu ve insanların nereden geldiğini araştırmaktadır. Köken mitleri genel mitlerin dışında özel mitler olarak değerlendirilmiş ve bu mitler diğer mitleri tamamlayıcı niteliktedir. Köken mitleri bir nesnenin, bir geleneğin, bir varlığın ilk olarak nasıl ortaya çıktığını bunların nasıl kutsallık kazandığını ifade eden ve bir inanış etrafında şekillenen mitlerdir. Bu bakımdan aynı zamanda kutsaldır ve sürdürülebilirliği vardır. İslam inanışında birçok nesnenin, olayın, geleneğin ilk defa ortaya çıkışı (kökeni) ilahi kaynaklı görülmektedir. Bunlar etrafında gelişen anlatılar kutsal kaynaklı olsa da mitolojik unsurlarla zenginleşmiş aynı zamanda edebi metinlere yansımıştır. İslam medeniyetinin bir ürünü olan klasik Türk şiirinde bu yansımanın örnekleriyle çokça karşılaşılmaktadır. Yapılan çalışma öncelikle klasik Türk şiirinde görülen kutsalla mitoloji arasında köken mitlerine ait örneklerin tespiti, tasnifi ve tahlilini amaçlamaktadır. Tüm bunlar gerçekleştirilirken bu çalışmada İslam düşünce dünyası dışındaki diğer inanışlarda da konu dâhilinde karşılaşılan anlatılar ana hatlarıyla mukayese yapmaya elverişli bir şekilde verilmiştir. Klasik Türk şiirinde varlıklar, nesneler, gelenekler, meslekler, önemli günler, ritüeller, kutsal mekânlar, icatlar, kötü hasletler ve gök cisimleri gibi hususların nasıl ortaya çıktığına dair inanışların anlatıların bir edebi malzeme olarak kullanıldığının tespiti çalışmanın en önemli yönlerinden biridir. Çalışmayı oluşturan bölümlerin çeşitliliği klasik Türk şiirinin bu husustaki zenginliğini göstermektedir.

Eski Türk edebiyatıKutsallıkKöken bilim+6
Özlem Düzcan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Abdünnâfi İffet, Mahzen-i Esrâr-ı Şu'arâ (İnceleme-metin)

Klasik Türk edebiyatı içerisinde aruz sistemine dair kaynaklar, uzun süre Arapça ve Farsça eserlerden oluşmuştur. Aruz sistemi, Klasik Türk edebiyatında ilk olarak uygulanmış, daha sonra teorik eserler meydana getirilmiştir. Anadolu sahasında aruza dair Arapça ve Farsça risalelerin yanında Türkçe yazılmış teorik aruz eserleri de mevcuttur. Çalışmaya konu olan Abdünnâfi İffet'e ait Mahzen-i Esrâr-ı Şu'arâ adlı eser de Türkçe yazılmış teorik aruz eserlerine bir örnektir. Eser, XIX. yüzyılda yazılmış, Türkçe telif özelliği taşıyan, aruz ve kafiyeye dair kavramsal bilgiler içeren, mensur bir risaledir. Eser, aruz ve kafiyeye dair terimlerin anlamları, Türkçe olarak bir araya getirilmiş Arap ve Fars usulleri, aruz sisteminde yer alan vezin grupları, kafiye ve kafiye kusurlarını içermektedir. Eserde yer alan kavramsal bilgiler, Arapça, Farsça ve Türkçe beyitlerle örneklendirilmiştir. Eser içerisinde terimlerin açıklandığı der-kenarlar ve metnin son bölümünde bulunan dört takriz yer almaktadır. Bu çalışmada Mahzen-i Esrâr-ı Şu'arâ adlı eserin transkripsiyon alfabesine aktarımı yapılmış ve eser içerik yönünden incelenmiştir.

Abdünnafi İffet EfendiEski Türk edebiyatıMahzenü'l Esrar+1
Elif Esra Sarar
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve Rus halk masallarında kadın imgesi

Elinizdeki bu çalışmaya başlamadan önce, kadın imgesine bütün dünya masallarında yoğun olarak rastlandığı tespit edilmiştir. Hem Türk hem de Rus halk masallarında da kadının, çeşitli imgelerde masal okuyucusunun veya dinleyicisinin karşısına çıkan, son derece önemli bir figür olduğu görülmüştür. Malzeme incelemesi döneminde, çok çeşitli olan kadın imgelerinden birinde yoğunlaşıp, onu, her iki ülkenin halkına ait masallarda, detaylı olarak araştırılabileceği düşünülmüştü. Ancak, Internet dâhil olmak üzere, kaynak araştırmasının sonucunda, Türkiye'de Türk ve Rus halk masallarındaki kadın imgesinin karşılıklı olarak hiçbir çalışmada henüz ele alınmamış olduğu görüldü. Bundan yola çıkılarak bu çalışmada Türk ve Rus halk masallarında en ilgi çekici özelliklere sahip olan kadın figürlerini inceleyip karşılaştırmaya karar verdim. Türk ve Rus halk masallarında en yoğun olarak rastlanan kadın imgelerinin araştırılmasını amaçlayan bu yüksek lisans tezi için 30 Türk halk masalı ve 30 Rus halk masalı seçilmiştir. Masalların listesi ve masalların okunduğu kaynaklar tezin C.1 ve C.2 maddelerinde belirtilmiştir. Bu çalışmada farklı coğrafyada, farklı dinlerin etkisinde olan ve genel olarak farklı kültüre sahip iki ülkede halk arasında doğan ve yaşayan masallardaki kadın imgelerinin benzerlikleri ve farklılıkları tespit edilmiştir.

Iryna Smolık
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Ahmed Paşa Dîvânı: Tenkitli metin-bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük

Ahmed Paşa 15. yüzyıl divan şiirinin zirve şairlerindendir. Kaynaklarda Bursalı olarak tanıtılmasına rağmen Edirne'de doğan sanatçı ömrünün büyük bölümünü geçirdiği Bursa'da vefat etmiştir. Ahmed Paşa eğitimini tamamlayıp Edirne ve Bursa'da kadılık yaptıktan sonra kısa sürede yetenekleriyle dikkat çekerek önce kazaskerliğe atanmış, ardından Fatih Sultan Mehmet'in musahibi, veziri olmuştur. Onun hızlı yükselişi kıskançlığa yol açmış, bir iftira sonucu görevinden azledilmiştir. Bursa'da Sultan Murad ve Emir Sultan vakıflarının mütevelliğini yaptıktan sonra Ankara, Sarayönü ve nihayetinde Bursa'da yöneticilik görevine atanmıştır. Ömrünün sonuna kadar Bursa'daki yöneticilik görevini sürdürmüştür. Ahmed Paşa 902 (1497)'de vefat etmiştir. Ahmed Paşa'nın şiirlerini topladığı tek eseri Dîvân'ıdır. Dîvân'da mesnevi, kaside, kıta-i kebire, terkibi-i bend, terci-i bend, gazel, tarih, kıt'a, müfred ve matla; Arapça, Farsça manzumeler bulunmaktadır. Ahmed Paşa, Osmanlı sahası divan şiirinin estetik açıdan gelişmesinde önemli bir etkiye sahip olmuştur. Çalışmamızda Ahmed Paşa Divanı'nın tenkitli metninin ve bağlamlı dizin, işlevsel sözlüğünün hazırlanması amaçlanmıştır. Dîvân'ın kırk bir nüshası tespit edilerek tamamına ulaşılmış, nüshalar soy ağacı yöntemine göre değerlendirilerek aralarındaki nesep ilişkisi büyük ölçüde ortaya konmuştur. Ayrıca mecmualarda Ahmed Paşa adına kaydedilen şiirler incelenerek Dîvân'a girmeyen muhtemel şiirler belirlenmeye çalışılmıştır. Nüshalardaki tek ya da sınırlı tanığı olan şiirler ile mecmualardaki şiirler tenkitli metne dahil edilmemiştir. Nüshalara karışan manzumelerin tespiti için divanlar, nazire mecmuları, tezkireler incelenmiştir. Ahmed Paşa Divanı'nın anlam dünyasını daha iyi ortaya koyabilmek amacıyla TEBDİZ projesinden yararlanarak bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük hazırlanmıştır.

15. yüzyılAhmed PaşaDivan edebiyatı+6
Sercan Kadaş
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sözlü şiir geleneğimizde kıtlık

Kıtlık, çok eski zamanlardan itibaren insan yaşamını tehdit eden önemli afetlerden biridir. Tarihî süreç içerisinde dünyanın çeşitli bölgelerinde çeşitli sebeplere bağlı olarak kuraklık ve onun doğal bir sonucu olan kıtlık hadiseleri yaşanmıştır. Kıtlık olaylarının göçler, ölümle sonuçlanan bazı bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkması, gıda fiyatlarında aşırı yükselişler ve karaborsacılık, insanların açlıklarını giderebilmek için değişik yollardan besin arayışına girmeleri, asayiş ve güvenlik sorunları gibi önemli sosyo-ekonomik neticeleri olmuştur. Çalışmamızda Anadolu coğrafyasında 19 ve 20. yüzyıllarda yaşanmış kıtlık afeti; kıtlığın sosyal, idarî ve iktisadî boyutları halk içinden çıkan ve geleneği özümseyerek yetişen âşıkların şiirleri üzerinden analiz edilmiştir. Kıtlık felaketini konu edinen halk şairleri, icra ettikleri şiirlerinde bu afete dair neler söylemiş olabilirler gibi soruların cevabını aramak maksatlı hazırladığımız halk şairlerinin şiirleri edebiyat ve tarih ilişkisi göz önünde bulundurularak ele alınmıştır. Şiirlerin tarihe kaynaklık ederek okunup okunamayacağı hususu üzerinde yoğunlaşarak şiirler çalışma boyunca bu perspektiften incelenmiştir. Âşıkların bakış açısıyla bakılarak kıtlık afetinin toplum hayatına etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Sonuçta halk şairlerinin şiirlerinin bu açıdan zenginlik taşıdığı görülmüştür.

KıtlıkSözlü edebiyatTürk edebiyatı+3
Ayfer Uysal
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Türkçesi dönemine ait Kuran tercümelerinde-fiil

Türk Dilinin en önemli eserleri dini içerikli eserlerdir. Bunların içerisinde Kur'an Tercümeleri, müstensihlerin dini sorumlulukları sebebiyle sözcük biçimlerine ve gramer kaidelerine çok dikkat ettikleri eserlerdir. Çalışmamız giriş ve yedi ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın giriş bölümünde Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesiyle yazılmış Kur'an Tercümeleri hakkında geniş bir şekilde bilgi verilmiş olup bu dönemlerde yapılmış çalışmalardan söz edilmiştir. Çalışımızın birinci bölümünde Eski Anadolu Türkçesi temel alınarak eserin kendi içerisinde ve Eski Anadolu Türkçesiyle karşılaştırmalı geniş bir ses bilgisi verilmiştir. Çalışımızın ikinci bölümünde Batı Türkçesi Kur'an Tercümelerinde kök fiiller, etimolojik sözlüklerden tanıklanarak konsanant-vokal sistemine göre sınıflandırılmıştır. Çalışmamızın üçüncü bölümü yapım morfolojisi ele almaktadır. Batı Türkçesi Bursa, Manisa ve TİEM 40 Kur'an Tercümelerinde isimden fiil yapım ekleri ve fiilden fiil yapım ekleri tespit edilerek fonksiyonlarına göre ayrılmıştır. Çalışmamızın dördüncü bölümünde Batı Türkçesi Kur'an Tercümelerinde Birleşik Fiiller yapılarına göre değerlendirilerek örneklendirilmiştir. Tezimizin beşinci bölümü Batı Türkçesi Kur'an Tercümelerinde çekim morfolojisini incelemektedir. Bu bölümde Batı Türkçesi Kur'an Tercümelerindeki zaman ve şahıs çekim ekleri açısından incelenmektedir. Batı Türkçesi Kur'an Tercümelerinde Sıfat Fiiller ve Zarf Fiiller tezimizin altıncı ve yedinci bölümlerini oluşturmaktadır. Bu çalışmada, daha önce doktora düzeyinde yapılmış olan üç adet Eski Anadolu Türkçesi tezi, ilk defa Kur'an Tercümelerinde Fiil bakımından ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler Eski Anadolu Türkçesi; Bursa Kuran Tercümesi, Manisa Kuran Tercümesi, Tiem 40 Kuran Tercümesi, Kuran Tercümeleri

Batı TürkçesiDil bilgisi-eylemEski Anadolu Türkçesi+4
Omar Aljuboori
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Türkçesi dönemine ait Kur'an tercümelerinde-isim

Türk Dilinin en önemli eserleri dini içerikli eserlerdir. Bunların içerisinde Kur'an Tercümeleri, müstensihlerin dini sorumlulukları sebebiyle sözcük biçimlerine ve gramer kaidelerine çok dikkat ettikleri eserlerdir. Çalışmamız giriş bölümü ve sekiz ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın giriş bölümünde Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesiyle yazılmış Kur'an Tercümeleri hakkında geniş bir şekilde bilgi verilmiş olup bu dönemlerde yapılmış çalışmalardan söz edilmiştir. Çalışımızın birinci bölümünde Eski Anadolu Türkçesi temel alınarak eserin kendi içerisinde ve Eski Anadolu Türkçesiyle karşılaştırmalı geniş bir ses bilgisi verilmiştir. Çalışımızın ikinci bölümü Batı Türkçesi Kur'an Tercümelerinde isim çekim ekleri, iyelik ve hâl eklerinden oluşmaktadır. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise fiilden isim ve isimden isim yapan yapım ekleri yer almaktadır. Batı Türkçesi Bursa, Manisa ve TİEM 40 Kur'an tercümelerinde isimden isim yapan yapım ekleri ve fiilden isim yapım ekleri tespit edilerek, bu ekler işlevlerine göre ayrılmıştır. Çalışmamızın dördüncü bölümünde Batı Türkçesi Kur'an Tercümeleri, sıfat yapılarına göre değerlendirilerek örneklendirilmiştir. Tezimizin beşinci bölümü Batı Türkçesi Kur'an Tercümelerinde sayılar konusunu incelemektedir. Batı Türkçesi Kur'an Tercümelerinde zamirler ve zarflar ise tezimizin altıncı ve yedinci bölümlerini meydana getirmektedir. Son olarak sekizinci bölümde edatlar konusu incelenmiştir. Bu çalışmada, daha önce doktora düzeyinde Kur'an Tercümeleri hakkında yapılmış olan üç adet Eski Anadolu Türkçesi tezi, ilk defa isim bakımından ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Eski Anadolu Türkçesi; Bursa Kur'an Tercümesi, Manisa Kur'an Tercümesi, TİEM 40 Kur'an Tercümesi

Batı TürkçesiDil bilgisi-isimEski Anadolu Türkçesi+4
Dalya Al-naqeeb
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu sahasında yazılan Hekimoğlu satır altı Kuran Tercümesi'nde kelime yapımı

Türklerin topluluklar halinde İslam'a girişiyle dini kaynakların tercümesi meselesi oldukça önemli bir hal almıştır. İslam'a girişle birlikte başta Kur'an olmak üzere dini hayata dair olan temel kaynaklar Türkçe'ye çevrilmiştir. Bu noktada metinlerin dini içerikli olmasından dolayı çevirilerde fazlasıyla özen gösterilmiştir. Bu da dil incelemesi açısından oldukça zengin ve nitelikli malzemenin elde edilmesini sağlamaktadır. Hekimoğlu Kur'an Tercümesi de doğu sahasında yazılan en önemli kaynaklardan birisidir. Biz de çalışmamızda Türk dilinin Harezm muhitine ait önemli ve geniş eserlerinden biri olan Hekimoğlu Kur'an Tercümesindeki kelime yapımını ortaya koymaya çalıştık. Çalışma giriş ve kelime yapımı olarak iki bölüme ayrılmıştır. Kelime yapımı da kendi içinde "İsimden isim, isimden fiil, fiilden isim ve fiilden fiil türeten ekler" şeklinde dört bölümde toplandı. Çalışmada etimolojik çalışma olarak Sir Gerard Clauson'un An Etymological Dictionary of Pre- Thirteenth Century Turkish adlı eseriyle, Marcel Erdal'ın Old Turkic Word Formation A Functional Approach to the Lexicon I-II eserleri kullanılmış, bununla birlikte dönemin eserlerinden kelimelerin kullanıldıkları yerlerin örnekleri verilmiştir. Bu eserler de Divanü Lugāti't-Türk, Kutadgu Bilig, Nehcü'l-Ferādis'tir. Bununla birlikte Suat Ünlü'nün Karahanlı Türkçesi Sözlüğü ve Harezm-Altın Ordu Türkçesi Sözlüğü kullanılmıştır

Doğu TürkçesiHekimoğlu Kur'an çevirisiKelime yapısı+4
Harun Kaya
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Nazmî-zâde Hüseyin'in Kâbûs-nâme tercümesi (1b-75a) (Metin, dizin-sözlük, tıpkıbasım)

Kâbûs-nâme, Keykavus b. İskender'in 475/1082 yılında oğlu için Farsça olarak nasihat-nâme-siyaset-nâme türünde kaleme aldığı bir eserdir. Fars edebiyatında önemli bir yere sahip olan Kâbûs-nâme İran'da birçok kez basılmıştır. Türk edebiyatında ise farklı mütercimler tarafından Türkçeye yedi kez çevirisi yapılmıştır. İncelemiş olduğumuz nüsha Nazmî-zâde Hüseyin tarafından yapılan tercümedir. Bu çalışmada Nazmî-zâde Hüseyin tercümesinin 1b-75a arası sayfalarının çeviriyazısı yapılmış ve eserin söz varlığı tespit edilerek tematik açıdan incelenmiştir. Ayrıca dizin-sözlük kısımları hazırlanmış ve çalışmanın sonuna eserin tıpkıbasımı eklenmiştir. Kâbûs-nâme'nin Türkçe tercümeleri arasında yer alan ve sadece kaynaklarda bahsedilen bu eser incelenerek edebiyat dünyasına sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Nazmî-zâde Hüseyin, Tercüme-i Kâbûs-nâme, Keykavus bin İskender, Mercümek Ahmed.

KabusnameNazmi-zade HüseyinTürkçe çeviri
Ramazan Tugay Özdemir
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kimya-yı Saadet

Tedbîr-i İksîr adlı tezimizin amacı Gazâlî'nin Farsça ve Türkiye Türkçesiyle bulunan Kimyâ-yı Saâdet adlı eserinin Osmanlı Türkçesiyle ifade edilmiş hâlini Latin harfleriyle günümüz okuruna sunmaktır. Hazırladığımız gramer çalışmasında görüleceği üzere Türkçeye dair ilginç kullanım örnekleri ve Osmanlı Türkçesinin sıra dışı çekim sistemleri bu eserde sıklıkla yer almaktadır. Yaşanan medeniyet değişmesinin toplumun hayata baktığı pencereyi belirleyen kavramlarda ve kelimelerin anlam alanlarında neden olduğu bazen de sağladığı etkiyi, bu Farsça eserin Türkiye Türkçesiyle Osmanlı Türkçesi nüshalarının karşılaştırılması bize gösterecektir.

GazzaliKimya-yı Saadet
Öznur Fırat
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Gülistan'ın iki tercümesi üzerine karşılaştırmalı bir inceleme: Mahmud b. Kadî-i Manyas'ın Eski Anadolu Türkçesine ve Hikmet İlaydın'ın Türkiye Türkçesine yaptığı ?Gülistan Tercümesi?

?Gülistan'ın İki Tercümesi Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme Mahmud b. Kadî-i Manyas'ın Eski Anadolu Türkçesine ve Hikmet İlaydın'ın Türkiye Türkçesine Yaptığı Gülistan Tercümesi? - başlıklı bu çalışmanın amacı, Eski Anadolu Türkçesinden Türkiye Türkçesine gelişim ve değişim sürecinin aydınlatılmasına katkıda bulunmaktır. Bunun için İran edebiyatının en önde gelen edebî şahsiyetlerinden olan Sâdî-i Şirazî'nin dünya çapında meşhur eseri Gülistân'ın Eski Anadolu ve Türkiye Türkçesine yapılan tercüme metinleri kullanılmıştır. Bu metinlerde birbirine karşılık gelen kelimeler ses, yapı, anlam bakımından incelenmiş; benzer ve farklı yönler tespit edilmiştir. Bazı kelimeler her iki dönemde de aynı kalırken bazılarında ses ve anlam bakımından değişiklikler meydana gelmiştir. Bazı yapım eklerinin kullanım sıklığı ve görevlerinde farklılıklar olmuştur. Bu karşılaştırma çalışması, her iki döneme Türkçeleşme açısından da ışık tutmaktadır.Anahtar sözcükler: Karşılaştırmalı dil bilimi, Eski Anadolu Türkçesi, Türkiye Türkçesi, dil bilgisi, Gülistân

Dil bilgisiEski Anadolu TürkçesiGülistan+4
Süreyya Uğurlu
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bekir Sıdkı Çobanzade'nin Kumuk Dili ve Edebiyatı Tedkikleri adlı eseri; metin-inceleme-dizin

Bu çalışmada Kırımlı Dilci Bekir Sıdkı Çobanzade'nin ?Kumuk Dili ve Edebiyatı Tedkikleri? adlı eseri incelenmiştir. Söz konusu eser Osmanlı Türkçesiyle yazılmış olup edebiyat, sarf, numuneler ve lügatçe ana bölümlerinden oluşmuştur.Amacımız eserin ikinci yarısını teşkil eden Kumuk edebiyatı numunelerinden hareketle Kumuk Türkçesinin kelime zenginliğini, ses ve şekil bilgisi özelliklerini tespit etmektir. Giriş bölümünde Kumuk halkının tarihi, dili ve edebiyatı, Bekir Sıdkı Çobazade'nin hayatı, eserleri ve edebi kişiliği hakkında genel bilgiler yer almaktadır. İnceleme bölümünde numunelerin imla, ses ve şekil bilgisi özellikleri üzerinde durulmuştur.Metin bölümünde Arap harfleriyle yazılmış ?Kumuk Dili ve Edebiyatı Tedkikleri? adlı eserin transkripsiyonu yapılmıştır.Dizin bölümünde numunelerdeki bütün kelimeler anlamlarıyla birlikte verilmiştir

DilbilgisiKumuk Dili ve Edebiyatı TedkikleriKumuk edebiyatı+2
Şerif Tiryaki
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Dede Korkut hikayelerinde sıfat tamlamaları

ÖZET'HGH.RUNXW+LNk\HOHUL¶QGH6ÕIDW7DPODPDODUÕ%XoDOÕúPDGD'HGH.RUNXW+LNk\HOHUL¶QGHNLVÕIDWODULQFHOHQPLúWLU,E|OPGHVÕIDWODUHOHDOÕQÕSVÕQÕIODQGÕUÕOPÕú\HQLVÕIDWWUOHULWHNOLIHGLOPLúWLUII. bölümde Dede Korkut¶WDNLVÕIDWWDPODPDODUÕHOHDOÕQPÕúWUOHULQHYH\DJUXSODUÕQDJ|UHLQFHOHQPLúWLUøQFHOHPHGHNHOLPHKkOLQGHRODQODUQLWHOHPHPDKL\HW-KYL\HWLúDUHWVÕUDYH VRUX VÕIDWODUÕ EHOLUVL] VÕIDWODU HNOHUOH NXUXODQ VÕIDWODU O8 V8] NL o$ O,N >ú@$Uve fiilimsi ekleri), grup KDOLQGHNL GL÷HU VÕIDWODU VD\ÕODU HGDW JUXEX VÕIDW WDPODPDVÕ WHNUDUJUXEXFPOHKkOLQGHNLVÕIDWODUúHNOLQGHELU\ROL]OHQPLúWLU,,,E|OPGHGHHOGHHGLOHQVRQXoODUVÕUDODQPÕúWÕUIV. bölüm indekstir. Bu bölümde Dede Korkut'taki kelime ve grup halindeki bütünVÕIDWODU DOIDEHWLN VÕUD\D J|UH YHULOPLúWLU dDOÕúPDQÕQ VRQXQGD \DUDUODQÕODQ ND\QDNODUYHULOPLúWLU

Abdullah Özcan
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

İsmet Divan'ın gramer indeksi

ÖZETÇalışmamızın ana materyali Halûk pekten tarafından Türk çevriyazı alfabesiyleyayıma hazırlanan, Sebk-i Hindû'nin özelliklerini yansıtan ? smetû Divanı'dır.Divan'da tasavvuf, akıcılık, ince mana, derinlik, hayalde zenginlik, giriftlik, dikkatçekmektedir. smetû 17. yüzyıl Osmanlı Türkçesiyle yazan bir Divan edebiyatışairidir.

Serdar Yüksel
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmedi'nin Yusuf u Züleyha'sı

ÖZETBu çalışmada Yûsuf u Züleyhâ adlı eserin beş nüshası karşılaştırılarak yenibir nüsha oluşturulmuştur. Nüshaların değişik zamanlarda istinsahı veya bu türeserlerin eski edebiyat alanı uzmanlarınca telif tercüme olarak adlandırılacakderecede diğer dillerden yapı ve ifade şekli bakımından esinlenmiş olması gibihususlar, söz konusu eserler üzerindeki dilcilik çalışmalarını zora sokmaktadır.XVIII. yüzyılda yazılmasına rağmen bu eserde de hem Eski Türkçe dönemiözelliklerini hem de Kuzey, Doğu ve Batı Türkçesi özelliklerini yan yanagörmekteyiz. Bu çalışma, dil tarihindeki dönemlerin birbiri içine geçmiş halkalar gibiolduğunu göstermek bakımından önemlidir. Yakın dönemde yazıldığı için TürkiyeTürkçesine ait özellikler de bu eserde yer almaktadır.Giriş bölümünde, çalışmamız boyunca tespit ettiğimiz güçlükler veyaözelliklerden etraflı örnekler sunduk.

Ali İhsan Yapıcı
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Salim Divanı'nda (gazellerde) edebi sanatların kullanımı

?Sâlim Dûvânı'nda (Gazellerde) Edebû Sanatların Kullanımı? başlığını taşıyanbu çalışmamızda öncelikle Dûvân'daki 293 gazeli düz cümleye aktararak eserin bubölümünde kullanılan edebû sanatları tespit ettik. Birinci bölümde, şairin gazellerdekullandığı edebû sanatları konuyla ilgili kaynaklar arasından seçilmiş dört eseri temelalarak tanımladık ve Dûvân'dan örneklerle açıkladık. kinci bölümde ise söz konusugazelleri ve düz cümleye aktarılmış hallerini tespit ettiğimiz edebû sanatları dabulunduğu yerde parantez içinde göstermek suretiyle verdik. Çalışmamız sırasındakarşılaştığımız güçlükleri ?Giriş? bölümünde; elde ettiğimiz sonuçlardan hareketleşairin edebû kişiliği hakkındaki yorumlarımızı ?Sonuç? bölümünde anlattık.

Nilüfer Tanç
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu sahasına ait bir kıyâfet-nâme örneği üzerine inceleme

Bu çalışmada, istinsah tarihi ve müellif kaydından yoksun olan ?Kıyâfet-nâme? adlı el yazması eser altı bölüm halinde incelenmiştir.Birinci bölümde, çalışmamız neticesinde firâset ilmi hakkında ulaştığımız açıklayıcı bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde ise, Kıyâfet ilmi hakkında bilgiler yer almaktadır. Üçüncü bölümde, incelemeye konu olan Kıyâfet-nâme içerisinde hakkında hüküm bulunan uzuvların tasnifi yapılmıştır. Dördüncü bölümde, renklerin Türk kültüründeki bazı anlamlarına dikkat çekmeye çalışılmıştır. Beşinci bölümde eserde bulunan hükümlerin değerlendirilmesi yapılmıştır. Altıncı bölümde, eserin transkripsiyonlu tam metni verilmiştir.Sonuç bölümünde ise, firâset ve kıyâfet ilimleri ile kıyâfet ilmi çerçevesine yazılmış olan kıyâfet-nâmeler hakkında çalışmamız sonucunda varmış olduğumuz neticeler sunulmuştur. Çalışmamız kaynakça ve öz geçmiş ile sona ermiştir.

FizyonomiKıyafetnameTürk dili ve edebiyatı+1
Gökhan Türk
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Şeref Hanım Divanı'nın tahlili

Eski Türk edebiyatı alanında yapılan çok sayıda çeviri çalısmalarına karsın sayılı miktarda tahlil çalısmaları bulunmaktadır. Bu tahlil çalısmalarından biri Seref Hanım Divanı tahlilidir. Çevirilerin tahlilleri yapılmadıgı takdirde eserin kitleler tarafından anlasılması söz konusu degildir. Bu tezle, çevirilerin anlasılır hale getirilebilmesi için problemin kavranması, yeni metotların gelistirilmesi ve yazılı kaynaklara yeniden aktarılması amaçlanmaktadır. Bu tez çalısması boyunca Seref Hanım'ın divan edebiyatındaki yeri, önemi ve Seref Hanım Divanı incelenmistir. Bu dogrultuda siirleri tek tek taranmıs, siirlerde bulunan ana unsurlar tespit edilmistir. Yapılan tespit sonucunda Seref Hanım'ın divanındaki unsurların kullanım agırlıklarının divan siiriyle benzerlikler gösterdigi anlasılmıstır. Bu benzerlikleri daha iyi vurgulamak için unsurlar dört ana baslık altında toplanmıstır. Unsurların divan siirinde yer alma sekli açıklanmıs ve ardından örnek nazım sekli sunulmustur. Ve divan siirinde unsurların yer aldıgı diger nazım sekilleri sınıflandırılmıstır. Bu tezde hedeflenen, Divan Edebiyatı tahlil çalısmalarına kaynaklık edecek yeni bir çıkıs noktası ortaya koymaktır.

Gülperi Turunçel
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Mezîd-zâde Ayıntabî Nazmü'l-Ferâid metin sözlük indeks tıpkıbasım

Bu tezde 1109/1697 yılında Mezîd-zâde Ayıntabî tarafından kaleme alınan Nazmü'l-Ferâid adlı Arapça-Türkçe manzum sözlük incelenmiştir. Çalışmada, Milli Kütüphane'de Yz.A 507 arşiv numarasıyla kayıtlı olan ve 1710 yılında Süleyman Bin Veli Davud tarafından istinsah edilen nüsha esas alınmıştır.Çalışmamızın birinci bölümünde sözlükbilim hakkında genel bilgiler sunulmuş, ikinci bölümünde manzum sözlük üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde yazar ve Nazmü'l-Feraid hakkında bilgi verilmiştir. Tezimizin ana kısmını oluşturan dördüncü bölümde Nazmü'l-Ferâd'in transkripsiyonlu tam metni verilmiştir. Beşinci bölümde arkaik kelimeler sözlüğü hazırlanmıştır. Altıncı bölümde ise Arapça ve Farsça kelimeler için iki farklı indeks düzenlenmiştir.Sonuç bölümünde ise konu hakkında ulaştığımız bazı noktalar üzerinde durulmuştur. Ayrıca çalışmanın sonuna Nazmü'l-Ferâd'in tıpkıbasımı eklenmiştir

Erol Çelik
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Yahya Efendi'nin Vasiyet-nâme-i Birgili Manzumesi (metin-inceleme-indeks)

Bu çalışmada Vasiyet-nâme-i Birgili diye bilinen eserin Yahya Efendi tarafından manzum hâle getirilen ve Millî Kütüphanede 06 Mil Yz A 8131 arşiv numarasıyla kayıtlı yazma nüshası incelenmiştir. Kapağında herhangi bir ad bulunmayan ancak ?KitÀb-ı Birgili Mehemmed Bin Pìr èAlì Der Naôm-ı YaóyÀ Efendi Raómetu'llÀhì TaèÀlÀ? şeklinde başlayan söz konusu eser transkripsiyon, inceleme ve indeks yönleriyle ele alınmıştır.Birgivî Mehmet Efendi ve vasiyet-nâme türü hakkında muhtasar bilgi verildikten sonra eserin bir dil yadigârı olarak güçlü ve zayıf yönleri tespit edilmiştir. Çalışmanın sonuna eklenen indekste, metnin söz varlığının ortaya konması amaçlanmıştır. Giriş'te belirttiğimiz pek çok sıkıntıya rağmen bu çalışmaya konu olan eser kıymetlidir. Eserin kıymeti, devrin özelliklerini göstermesi ve Osmanlı Türkçesinin bilinen gücünü orijinal kullanım örnekleriyle sergilemesindendir.ANAHTAR SÖZCÜKLER:Vasiyet-nâme, Birgili Mehmet Efendi, Yahya Efendi.

BirgiviVasiyetnameYahya Efendi
Mehmet Mustafa Karaca
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Za'îfe Divânı (metin-inceleme)

Za'îfe Divânı (Metin-İnceleme) adlı tezimizin amacı daha önce incelenmemiş ve tanıtılmamış olan bu eseri tanıtarak edebiyatımıza kazandırmaktır. Bu amaçla eserin transkripsiyonu yapılmış ve şairin düşünce dünyası ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız ön söz, giriş, üç ana bölüm, arkaik kelimeler sözlüğü, sonuç, kaynakça ve özgeçmişten oluşmuştur.Giriş bölümünde eserin yazıldığı dönem hakkında bilgi verilmiştir.Birinci bölüm, Zaîfe Divanı' nın dil ve şekil özellikleri olarak adlandırılmış ve bu bölümde eserin dil ve üslup özellikleri, vezin, kafiye, ahenk gibi unsurları hakkında yorum yapılmıştır.İkinci bölüm, Zaîfe Divanı' nın içerik özellikleri olarak adlandırılmıştır. Bu başlık altında alt başlık oluşturulup eser ayrıntılı olarak tahlil edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın en hacimli kısmı da bu bölümdür.Üçüncü bölümde ise metnin transkripsiyonu yapılmış sonuna da arkaik kelimeler sözlüğü eklenmiştir.Son kısımda ise kaynakça, özgeçmiş ve tıpkıbasım bulunmaktadır.ANAHTAR KELİMELER: Zaîfe, Divan, Dinî unsurlar, Tasavvufî unsurlar, Allah, Muhammed

Divan edebiyatıDivan şiiriTasavvufi unsurlar
Nilüfer Karadavut
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Şemseddîn Sâmî'nin Kâmûs-ı Türkî'sindeki edebiyat terim ve kavramlarının dizini

Tanzimat Edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Şemseddîn Sâmî'nin Kâmûs-ı Türkî 'sinin içindeki o döneme ait edebiyat terim ve kavramı olarak kabul edilmiş sözcüklerin tespit edilip, aslına uygun olarak okunması tez konusu olarak belirlenmiştir.Tanzimat döneminde özellikle milliyetçilik düşüncesiyle ?toplum için sanat? anlayışıyla hareket eden Şemseddîn Sâmî'nin Türk diline katkı sağlamak amacıyla yazdığı ve dolayısıyla Türk dilini öğretme hedefi taşıyan sözlüğü içindeki edebiyat terim ve kavramlar belirlenerek, bu terimlerin tanımları çevriyazı olarak verilmiştir.Bugüne kadar ?Kâmûs-ı Türkî? üzerine bir çok çalışma yapılmıştır; fakat aslına çevriyazı okunması henüz mevcut değildir. Bu çalışma Tanzimat döneminde kullanılan ve edebiyatımıza o dönemde girmiş edebiyat terimlerinin tespiti için önemli bir kaynaktır.Cumhuriyet öncesi edebiyatımızda kullanılan terimlerin tespiti tezimizin amacını belirlemektedir.Kâmûs-ı Türkî'de kullanılan edebiyat terim ve kavramlarından bazıları ile günümüzdeki terimler sözlüklerinden, edebiyat terimlerinden bazılarının karşılaştırmalı örnekleri de eserde verilmektedir.Türkçe sözlükler hakkında bilgi verilirken, günümüzde devam eden terim sorununa da değinilmiştir.Kelimelerin kökleri, hangi sözcük türü olarak kullanıldığı kısaltmalar şeklinde belirtilmiştir.

EdebiyatKelimelerSözlük
Sevgi Ünsal
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Mai ve Siyah romanında tasvirler ve yüklendiği fonksiyonlar

?Mai ve Siyah Romanındaki Tasvirler ve Yüklendiği Fonksiyonlar? adlı tezimizin amacı, Türk Edebiyatında Batılı anlamda yazılmış ilk roman olarak kabul edilen Mai ve Siyah romanının, realist akımın ilkelerine uygun olarak her türlü tasvire olanak sağlayan bir şekilde kaleme alındığını ve tasvirin Halit Ziya Uşaklıgil'in roman sanatının vazgeçilmez bir parçası olduğunu kanıtlamaktır. Çalışmamız ön söz, giriş, iki ana bölüm, sonuç, kaynakça ve özgeçmişten oluşmuştur.Giriş bölümünde Servet-i Fünûn Edebiyatının genel özellikleri, Servet-i Fünûn Romanı ve Halit Ziya Uşaklıgil'in edebî kişiliği ve romanları hakkında bilgi verilmiştir.Birinci bölümde tezimizin konusuna paralel olarak tasvir, Türk Edebiyatında tasvirin gelişimi, tasvir motivasyonları, tasvir çeşitleri detaylı bir şekilde incelenmiştir.İkinci bölümde ise realist akımın gözlem ve tahlil metotlarını başarılı bir şekilde eserlerinde uygulayan Halit Ziya Uşaklıgil'in Mai ve Siyah romanında yer alan tasvir çeşitleri roman içindeki fonksiyonlarına göre ayrıntılı bir şekilde incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın en hacimli kısmı da bu bölümdür.Sonuç bölümünde ise Servet-i Fünûn romanında Halit Ziya Uşaklıgil'in yeri ve onun roman sanatına getirdikleri, özellikle Mai ve Siyah romanında yapılan tasvirler, bu tasvirlerin roman içindeki fonksiyonları; tasvirin Halit Ziya Uşaklıgil'in romanına katkısı değerlendirilmiştir.Son kısımda ise kaynakça ve özgeçmiş bulunmaktadır.

EdebiyatMai ve SiyahRoman+5
Ayşen Kılıç Gündoğdu
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Alevi Bektaşi geleneğinde Hubyâr Sultan

Alevi Bektaşi geleneğini bir bütün olarak ele almak, söz konusu geleneğin doğru anlaşılması için gereklidir. Bu geleneği oluşturan ana parçalardan biri olan Hubyâr Sultan geleneğini anlamak da Alevi Bektaşi geleneğinin bütünsel olarak anlaşılmasını kolaylaştıracaktır. Hubyâr Sultan geleneği daha geniş bir çerçeve olan Alevi Bektaşi geleneğinin içindedir.Çalışmamız vasıtasıyla yüzyıllardır süregelen ancak üzerinde yeterli derecede akademik araştırma yapılmayan Hubyâr Sultan ve Hubyâr Ocağı ile ilgili kaynak taraması yapılmış, alan araştırması yöntemlerinden yararlanarak alandaki veriler derlenmiş, özellikle sözlü gelenekle günümüze kadar gelen ocağın bilgileri yazılı hâle getirilmiştir.Tarihsel veriler ışığında iki Hubyâr'dan söz edilebilir. I. Hubyâr Sultan'ın 13. yüzyılda yaşadığı düşünmektedir. Sözlü geleneğe göre Horasan'dan geldiği söylenen doksan bin erenden biridir. Dergâhını bugünkü Tokat ili Almus ilçesi Hubyâr köyüne kuran Hubyâr Sultan ile ilgili elimizde kesin bilgiler yoktur. Ancak eldeki ferman ve beratlardan yerleştiği yörenin Hubyâr Sultan'a vakfedildiği bilinmektedir. II. Hubyâr Sultan ise I. Hubyâr Sultan'ın torunlarından olup 16. yüzyılda yaşamış ve Hubyâr Abdal adı ile adlandırılmıştır. Hubyâr Sultan ile Hubyâr Abdal, Hubyâr geleneği içinde tek isimde yaşamıştır. Bu ocağa bağlı talipler Hubyâr talipleri olarak bilinmektedir.Hubyâr Sultan geleneği üzerine yapılmış olan çalışmamızda Hubyâr Ocağı analiz edilmiştir. Analiz esnasında Hubyâr Ocağı'nın ritüelleri, semahı, oruçları, duaları, ziyaret yerlerine dair inanç motifleri ikinci bölüm olan ?Hubyâr Ocağı'nda İbadet ve Dinî Hayat? başlığı altında incelenmiştir. Söz konusu ocağın sözlü kültür ürünleri, şiirlerin toplanmasıyla ortaya konmuş ve bu şiirler üçüncü bölümde değerlendirilmiştir. Hubyâr Sultan üzerine yapılan örgütlenmeler ve geleneğin olası geleceği de çalışmamızın son bölümünde analiz edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Hubyâr, Ocak, Alevilik, Bektaşilik, Horasan erenleri, Tokat Folkloru, Sözlü Gelenek

AlevilerAlevilikBektaşilik+5
Dilek Bakan
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Koçarlı halk kültürü

Bu çalışmada Koçarlı yöresi geçiş dönemi folklor ürünleri olan doğum, evlenme ve ölüm âdetleri; bayram, tören ve kutlamalar; halk inanışları; halk mutfağı ve halk hekimliğiyle anonim halk edebiyatı ürünleri sırasıyla incelenmiştir.Folklor ürünleri ile ilgili olan birinci bölümde, ele alınan konularda yazılı kaynaklardan elde edilen bilgilerin verilmesinin ardından sözlü kaynaklardan derlenen âdet ve inanışlar kaynak kişilerden derlendiği gibi aktarılmıştır. Her konunun sonundaki değerlendirme kısmında ise bu âdet ve inanışların eski Türk kültürü ile olan ilişkileri tespit edilmeye çalışılmıştır.Anonim halk edebiyatı ile ilgili ikinci bölümde; manzum, manzum-mensur ve mensur anonim halk edebiyatı ürünleri hem kaynak kişilerden derlediğimiz şekliyle hem de İstanbul Türkçesine aktarılmış hâliyle verilmiştir. Ayrıca yöreye ait köy seyirlik ve çocuk oyunları da bu bölümde verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise yöresel kelimeleri içeren bir sözlük ve yöreden farklı fotoğraf kareleri ile haritalara yer verilmiştir.Bu çalışma esnasında Koçarlı halk kültüründe geçmişten günümüze taşınan ve halkça korunan eski Türk âdet ve inanışlarının izlerine rastlanmıştır. Bu izler, İslamiyet'le yoğrularak varlığını devam ettirmektedir.Anahtar kelimeler:Koçarlı, Halk Kültürü, Geçiş Dönemleri, İnanışlar, Anonim Halk Edebiyatı

Aydın-KoçarlıFolklorGelenekler+2
İsmail Abalı
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın'da halk inançları

Bu çalışmada Aydın ili ve çevresinde yaşamış veya yaşamakta olan halk inançlarının tasnifi yapılarak yörede yapılmış olan derlemeler yoluyla bunlar incelenmeye çalışılmıştır.Çalışmamızda yazılı kaynaklardan aktarılması gereken bilgiler verildikten sonra yörede yapılmış derlemeler yoluyla elde ettiğimiz bilgilere yer verilmiştir. Derlediğimiz bilgiler kaynak kişilerin ağız özelliklerine uygun olarak yazıya geçirilmiş ve bu haliyle sunulmuştur. Çalışmamız bir dil çalışması olmadığından ve ağız araştırmalarının dille ilgili en zor çalışmaların yapıldığı alanlardan biri olduğundan transkripsiyon harfleri kullanılmadan ağız özellikleri aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın sonunda ise yöreden fotoğraflara yer verilmiş olup, gerekli harita vb. görseller yer almıştır.Çalışmamız, toplumsal kimliğimizi yansıtan inanç ve uygulamaların Aydın ve çevresinde canlı bir şekilde yaşatıldığını göstermesi bakımından önem arz etmektedir. Teknolojinin halk kültürü üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen halk inançları yer yer azalarak, yer yer yeni inanç unsurları eklenerek ve yer yer de değişime uğrayarak Aydın ili ve çevresinde varlığını sürdürmektedir.ANAHTAR SÖZCÜKLERAydın, Halk İnançları, Halk Kültürü, Derleme, Toplumsal Kimlik

AydınGeleneklerHalk bilimi+2
Muazzez Aydıner
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Babürname'de sıfatlar

Türk tarihi açısından özellikle Hindistan'da ilk Türk devletini kurma başarısını göstermiş olan Babür Şah'ın hayatını kaleme aldığı eseri Babürname'nin, yazıldığı dönemi birçok yönden ele alması, değerine değer katmaktayken eserin bizzat şahın kaleminden çıkması onu paha biçilemez kılmıştır. Türkoloji dünyasında eserin tarihi ve edebiyat alanındaki öneminin yanı sıra yazıldığı Çağatay dönemine ait Türkçeyi barındırması özellikle biz dilciler için onu apayrı bir noktaya taşır. Bu noktadan hareketle tezimize konu ettiğimiz Babürname, günümüzde Türkçenin tarihi şivelerinden Çağatay Türkçesi üzerine yapılacak kısıtlı çalışmalardan biri olma niteliğine de sahiptir.?Babürname'de Sıfatlar? başlığını taşıyan tezimizin ikinci ayağını, adından da anlayacağımız üzere sıfatlar oluşturmaktadır. Bugün Türkiye Türkolojisinde, dilbilgisinde sıfat konusu tam bir karmaşa yumağıdır. Üzerinde uzun yıllardır devam eden tartışmaların yanı sıra son dönemlerde bu konunun başka yönlerine de dikkat çekilmeye başlanmıştır. Türkçe dilbilimi açısından güzel gelişmelerin doğuşuna zemin hazırlayan bu tartışmalar tezimizde bizi yönlendiren önemli noktalardan birini oluşturmaktadır. Bununla birlikte Babürname'de sıfat unsurunu incelemek hem tarihi bir şivemize hem de bugünkü Türk dili çalışmalarına ışık tutan, dikkate değer bulgular ortaya koymuştur.Tezimizin son bölümünü oluşturan dizin kısmında ise Babürname'nin Çağatay Türkçesi metninin içindeki sıfatlar sayfa ve satır numarasıyla kayıt altına alınmış bulunmaktadır.

BaburnameDil bilgisi-sıfatÇağatayca
Esra Çorbacı
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın (Merkez) ve çevresinde halk hekimliği

Bu çalışma genelde halk hekimliği özelde ise uygulanan ve uygulanmakta olan Aydın halk hekimliği uygulamalarını içermektedir. Çalışma alanı kartopu yöntemine göre seçilmiş olan Aydın Merkez mahallelerini, ilçelerini ve ilçe köylerini kapsamaktadır.Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm giriş bölümüdür. Bu bölümde, çalışma alanı, amacı, metodu, kapsam ve sınırları yer almaktadır. Daha sonra çalışmanın birinci bölümünde, halk hekimliği kavramı ve genel özellikleri, halk hekimliği uygulamalarının tarihsel, geleneksel, dinsel sebepleri, Türklerde halk hekimliğinin tarihine, Türkiye'de halk hekimliği hakkında yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Daha sonra çalışmanın ikinci bölümü olan Aydın Halk Hekimliğinde Hastalıklar ve Sağaltımları bölümü yer almaktadır. Bu bölümde hastalıklar sınıflandırılmıştır. Sınıflandırılan her hastalık hakkında gerek literatürden gerekse sözlü kaynaklardan tanıtıcı bilgiler verilmiş, hastalığa dair tedavi örnekleri verilmiş, bu bölümün son kısmında da hastalıkların hangi tedavi yöntemi içerisinde yer aldığı belirtilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Halk Hekimliğinde Sağaltım Yöntemleri bulunmaktadır. Çalışmanın dördüncü bölümde Halk Hekimliğinde Sağaltım Merkezleri, son bölüm olan beşinci bölümde ise sağaltım malzemeleri ve ürünleri bulunmaktadır. Bundan sonraki kısımlarda ise sonuç, kaynakça ve eklere yer verilerek çalışma sonlandırılmıştır.Anahtar Sözcükler: Aydın, hastalık, halk hekimliği, sağaltım yöntemler

AydınHalk hekimliğiHalk kültürü+4
Züleyha Ülger
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İskender Pala'nın romanlarında gerçek ve kurmaca ilişkisi

Yazarın hayal gücünden, gözlemlerinden, tecrübelerinden ve yazma yeteneğinden doğan kurgu, masalımsı yahut epik öğeler taşısa da yaşanılan fiziki, gerçek dünyaya paralel bir yol izler. Gerçek dünyada karşılaştığımız herhangi bir durum, varlık ya da olay, romanın içerisine sızdığı vakit artık kurmaca bir nitelik taşıyor demektir. Aristo?nun Poetika adlı eserinde söz ettiği taklit etme (mimesis) bu noktada açığa çıkar. Romanın kurmacalığı ile hayatın gerçekliği bu taklit, ilham, yorumlama, eğip bükme üzerine inşa edilerek girift hale getirilir. Hayatın farklı skalalarında yer alan motifler, yazarın kalemiyle oluşturulan yeni bir dünyanın içerisine bırakılır. Tarihi bir gerçeklik de olsa metin kurmaca, bağımsız ve yalnız metindir. İskender Pala, Şah ve Sultan romanında tarihsel bir olayı kurgular. Çaldıran Savaşı, Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim ile kendi olay örgüsünü şekillendirir. Yazar Katre-i Matem romanında, Osmanlı İmparatorluğu ve Patrona Halil isyanı üzerinden fiktif yapıyı oluşturur. Od romanında, gerçekle bağlantılı bir karakter olan Yunus Emre'nin hayatı ve dönemin tarihsel gerçekleri üzerinden kurmacayı meydana getirir. Yazar, Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk romanında, gerçek hayatta yaşamış pek çok şahsı itibari âlemin içine sokarak, yine dönemsel gerçeklerle fiktif yapıyı harmanlar. Tez kapsamında, duygulara seslenen ve hayali unsurları barındıran Divan Edebiyatı ile yakından ilgilenen yazarın, romanlarında ne kadar gerçekten ve ne kadar hayal gücünden yararlandığını saptamaya çalıştım. Romanlar gerçek ve kurmaca çerçevesinde incelendiği vakit, fiktif yapı içerisinde ortaya çıkan bağlantı noktalarını tespit etmeyi amaçladım.

Mustafa Onur Bozkuş
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Nâbî'nin Münşeâtı

Nâbî, XVII.yüzyılın osmanlı edebiyatında en önemli zirve şahsiyetlerinden biridir. Pek çok eseri bulunan Nâbî'nin, yazdığı mektuplardan oluşturulan Münşeât'ı ise onun eserleri arasında müstesna bir yere sahiptir. Bu tez çalışmasında bu eserin çevriyazısı yapılarak günümüz Türk-Latin alfabesine aktarılması ve tenkitli metin çalışması yapılmıştır. Münşeât, Nâbî'nin çeşitli zamanlarda, dostlarına ve devlet görevlilerine gönderdiği mektuplardan oluşmuştur. Ayrıca Nâbî'nin özel hayatına dair bilgiler de içermektedir. Bu mektuplar aracılığıyla Nâbî'nin nerelerde bulunduğu, hangi makamdaki kişilerle ilişkiler kurduğu, devrine yönelik sosyal gözlemleri, kullandığı sözlerin bugüne kadar gelmesi gibi özellikleri de öğrenebilmekteyiz. Yurtiçi ve yurtdışı kütüphanelerde bir çok nüshası olan Münşeât'ın çevriyazısının yapılması da işte bu yönlerden önem kazanmaktadır. Şairimizin hayatının keskin hatları işte bu eserde gizlidir. Bugüne kadar üzerinde sadece makalelerin yazıldığı Münşeât, bu çalışmayla beraber edebiyat dünyasına kazandırılmıştır.

MektuplarMünşiNabi+1
Yusuf Can Tıraş
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Vedat Türkali'nin romanlarında şahıslar kadrosu

Bu çalışmada "Vedat Türkali'nin Romanlarında Şahıs Kadrosu" incelenmiştir. Öncelikle giriş bölümünde Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türk romanının gelişim süreci genel hatlarıyla anlatılmış ve Vedat Türkali'nin bu süreçteki yeri ile ilgili bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Vedat Türkali'nin hayatı-sanat anlayışı- eserleri alt başlıklarla ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Vedat Türkali'nin romanlarında (Bir Gün Tek Başına, Mavi Karanlık, Yeşilçam Dedikleri Türkiye, Tek Kişilik Ölüm, Güven I, Güven II, Kayıp Romanlar, Yalancı Tanıklar Kahvesi) şahıs kadrosu, alt başlıklarla ve ayrıntılı olarak incelenmiştir. Türkali'nin romanları Nurullah Çetin'in "Roman Çözümleme Yöntemi" adlı kitabındaki "Kişiler kadrosu" tasnifi esas alınarak incelenmiştir. Aynı zamanda çeşitli araştırmacılarımızın kitapları ve makaleleri esas alınarak şahıs kadrosu ile ilgili terimlerin bilimsel çerçevesi sağlamlaştırılmaya çalışılmıştır. Ayrıca, yazarın romanlarında önemli yer tutan tarihsel süreçlerin, roman kişilerini değerlendirirken doğru biçimde ele alınabilmesi amacıyla yakın tarihimizle ilgili geniş bir inceleme yapılmıştır. Sonuç kısmında ise, Vedat Türkali'nin romanlarında şahıs kadrosu ile ilgili olarak tespit ettiğimiz özellikler, ulaştığımız yargılar özlü bir biçimde ortaya konmuştur. Anahtar Sözcükler: Vedat Türkali, Roman, Şahıs Kadrosu

RomanTürk romanıTürkali, Vedat+1
Yasemin Koç
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00