446

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Gre Abdurrahman Höyüğü Yeni Asur seramikleri

Geçmişe yönelik birikimiyle kültürel açıdan birçok ilklere tanıklık eden Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde son zamanlarda başlatılan yoğun arkeolojik çalışmalarla, küresel uygarlığın her aşamasında gelişimine tanıklık eden verileriyle dikkatleri üzerine çekmektedir. Bilimsel etkinliklere konu olmuş alanlarda elde edilen veriler, bölgenin tarihsel ve kültürel önemini belgeler niteliktedir. Özellikle Dicle ile hayat bulan konumuyla Diyarbakır ve Batman yöresi, gün ışığına çıkarılan toprak derinliğindeki kültürel varlıklarıyla genelde Mezopotamya, özelde Anadolu kültür tarihinde önemli bir yere sahiptir. Arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılan ve tarihinin her evresine tanıklık eden değerleri ile bu coğrafyanın ve Anadolu'nun kültürel dokusunun algılanmasına katkıları tartışılmazdır. Ilısu baraj projesi çerçevesinde gerçekleştirilen arkeolojik kazı ve çalışmalardan biri olan Gre Abdurrahman, yazıtlar ışığında bölgede varlığı algılanan Asur'un diğer yerleşimlerle birlikte, somut arkeolojik kanıtlarla kavranması açısından önemli veriler sunmuştur. Yukarı Dicle Vadisi'nde, Dicle Nehri'nin kıyılarına kurulmuş çok sayıdaki yerleşim biriminden birisi olan Gre Abdurrahman, bölgede yakın çevresindeki bilinen yerleşmelerle bulguları ve kalıntılarıyla ortak özellikler içermektedir. Su taşkınlarından dolayı büyük oranda tahribat görse de bulguların karakteri, Gre Abdurrahman'ın Asur İmparatorluk Dönemi'nde kurulmuş ya da önem kazanmaya başlamış tarımsal koloni yerleşimi olduğunu ortaya koymuştur. Gre Abdurrahman Höyüğü, Yukarı Dicle Vadisi olarak tanımlanan bölgenin, diğer bir tanımlamayla Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Demir Çağındaki sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısının algılanmasına kendi açısından önemli katkılar sağlayacaktır. 2009-2010-2011 yılları arasında Prof. Dr. Vecihi ÖZKAYA Bilimsel danışmanlığında kazısı yapılan ve önemli sonuçlar elde edilen höyüğün arşivlenmiş bütün verileri değerlendirme kapsamına alınacak; fiziki kayıtlar ile dijital belgelemeler yoluyla elde edilen ham veriler; nicelik ve nitelik açısından özelliklerine göre tasnif, tanım ve değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Elde edilecek veriler, bölgede ve Anadolu genelinde bilinenlerle karşılaştırılarak kapsamlı bütünlüğe kavuşturulacaktır. Bu yöntemle birçok açıdan bilinmezliğini koruyan Asur ve Yeni Asur uygarlıklarına yeni yaklaşımlar getirilecektir.

Arkeolojik alanlarArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+5
Abdullah Leygara
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Levant bölgesi (Epipaleolitik ve Neolitik dönem) insan figürinleri ve bu figürinlerin inanç sistemindeki rolleri

İnsanın var olduğu tarihsel süreç içerisinde çevresi ve kendi varlığıyla olan ilişkisini irdelemek ve bunu ifade etmek onun en büyük ve önemli uğraşlarından biri olmuştur. Bu arayış çabası içerisinde bulduğu anlam ve kavrayışı somutlaştırmak ise onun için kutsal bir göreve dönüşmüştür. Bu kutsal görev insanın kendisi ve doğayla ilgili yaptığı iki boyutlu veya üç boyutlu eserleri ortaya çıkarmıştır. Bu tez çalışmasında Levant Bölge'sinde, Natufian Kültürü'nden başlayarak Yarmoukian Kültürü'nün sonlarına kadar taş, kil ve kemikten yapılmış insana dair bazı figürin ve eserler üzerinde çalışılmıştır. Levant Bölgesi'nde Neolitik Dönem figürinleri ile ilgili olarak Türkçe kaynak neredeyse yok denecek kadar azdır. Bu konuda sadece 2018 yılında "Levant Bölgesi Neolitik Çağ Taş Figürinleri" adlı yüksek lisans çalışması gerçekleştirilmiştir. Ancak bu çalışmada figürinlerin sosyolojik ve inançsal yönüne çok az değinildiği görülmüştür. Bu nedenle figürinlerin inanç ve ritüelleri açıklama konusundaki yeri ve öneminin eksik olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca sadece taş figürinlerin çalışılıp diğer figürinlerin (kemik ve kilden yapılmış) kapsam dışı bırakılması bilimsel bir sonuç elde edilmesini zorlaştırmıştır. Levant Bölgesi'nin inanç ve ritüellerini anlamak için en yakın coğrafyalardan biri olan Anadolu'yla olan ilişkisinin de araştırılması önemlidir. Çalışmamızın amacı, insan figürinleri ve eserlerinden yola çıkarak bunların birey ve topluluklar için anlam ve işlevini açıklamaya çalışmaktır. Ayrıca zaman içerisinde insanların ve bu eserlerin yaşadığı dönüşümleri irdelemek ve bu eserleri benzer Anadolu örnekleriyle karşılaştırarak Anadolu ve Levant Bölgeleri arasında inanç ve ritüeller açısından etkileşim ve yansımaları ortaya çıkarmak çalışmanın esas amaçlarındandır. Bu amaç kapsamında, tez çalışmamızda Levant Bölgesi'ndeki "Natufian Kültürü" ve "Yarmoukian Kültürü"; bu kültürler ile birlikte ortaya çıkan önemli yerleşimler, yine bu kültürlere ait figürin ve eserlerle ilgili bilgiler verilmiştir. Ayrıca katalog bölümünde hem bu eserler hem de bu eserlerin Anadolu coğrafyasındaki benzer örnekleri sıralanmıştır. Levant Bölgesi'nde taş, kil ve kemikten yapılmış birçok eser tespit edilmiştir. Bu eserlerin incelenmesinde kazı raporları, eserler üzerine yapılmış bilimsel çalışmalar ve etnografik araştırmalar temel alınmıştır. Genel olarak bakıldığında ana tanrıça kültüyle ilişkili oldukları görülen figürinlerin, içinde bulundukları zaman ve mekânla etkileşime girerek önemli değişim ve dönüşümlere uğradıkları ve ayrıca Anadolu'da onlarla benzer birçok eserin olduğu tespit edilmiştir.

Arkeolojik alanlarArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+6
Bayram Kaçar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Batı ve Orta Anadolu'da ilk Tunç Çağı'nda siyah ağız kenarlı (Black-topped) kaseler

Bu tez çalışmasında ilk kez Geç Kalkolitik'te ortaya çıkan Siyah ağız kenarlı kaselerin İlk Tunç Çağı'nda Batı ve Orta Anadolu bölgelerinde yayılımını ve gelişimini ortaya koymak hedeflenmiştir. Özellikle Batı Anadolu için önemli bir mal grubu olan Siyah ağız kenarlı kaseler Orta Anadolu'da da Alişar İlk Tunç Çağı I örnekleri haricinde bölgede bu mal grubu genellikle İlk Tunç Çağı II-III'te görülmektedir. Özel bir fırınlama tekniği kullanılarak üretildiğini düşündüğümüz Siyah ağız kenarlı kaseler için kendine has pişirme teknikleri geliştirilmiş olmalıdır. İlk Tunç Çağı'nın önemli mal ve form gruplarını oluşturan Siyah ağız kenarlı kaseler bu dönemde ele geçirildiği bölge yerleşmelerinin stratigrafi oturtma ve çakıştırma çalışmalarında önemli bir konumda yer almaktadır. Siyah ağız kenarlı kaseler özellikle Maraş-Elbistan ovası başta olmak üzere Doğu Anadolu bölgesinde İlk Tunç Çağı I-II de ele geçirilirken Orta Anadolu bölgesinde yoğun olmamakla beraber görülen mal gruplarından bir tanesidir. Bu mal grubunun en yoğun olarak görüldüğü bölge ise İç Kuzeybatı Anadolu'dur. Söz konusu bölgede, Siyah ağız kenarlı kaselerin gelişimi kapsamlı bir şekilde Demircihöyük çanak çömlek grubuna ismini veren Demircihöyük yerleşmesinde izlenebilmektedir.

ArkeolojiArkeolojik eserlerArkeolojik kazılar+5
Osman Dengiz
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bilecik Hamsu Vadisi kültür mirası yönetimi

Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu, kültürel miras konusunda da muazzam bir çeşitlilik ve süreklilik göstermektedir. Zengin bir kültürel mirası bünyesinde barındıran Anadolu'nun sahip olduğu bu evrensel maddi ve manevi değerlerinin, günümüz toplumları için de zengin bir miras olduğu hususunu unutmamak gerekir. Bu tez konusunda ortaya konan kültürel miras yönetimiyle arkeolojik sit alanının nasıl daha verimli kullanılacağı, eğitim, bilim ve turizm açısından korunmasının yanı sıra gelecek kuşaklara aktarılarak hem arkeopark, hem de kent belleği açısından değerlendirilerek sürdürülebilirliğinin nasıl sağlanacağı konusu irdelenmiştir. Bu tez çalışmasında, Hamsu Vadisi'nin bugünkü durumu ve teze konu olan bilgilerin araştırılması ile vadi içerisinde yer alan arkeolojik alanın göz önünde bulundurularak bu alanın kanunlar çerçevesinde nasıl değerlendirileceği konusu işlenmiştir. Ayrıca, Hamsu Vadisi için öneri olarak sunulan projenin arkeolojik, kültürel, inançsal ve turistik gibi mekânizmaların bir arada kullanılması sonucunda kente katacağı değer üzerinde de durulmuştur. Gerek bilimsel kazılar sonucu ortaya çıkartılan veya kısmen ayakta olan kalıntıların korunarak topluma sunulmasına yönelik düzenlemelerin yapılması, gerekse evrensel olan ve dünya kültür mirası olarak nitelendirdiğimiz kültür varlıklarının gelecek kuşaklara aktarılmasının devamlılığının sağlanabilmesi önem arz eden konulardandır. Özellikle tahribat geçirmiş ve korunması gerekli olan alanların korunması, uygun koruma yöntemlerinin seçilmesi ve uygulanması ile birlikte, alanın ziyaretçi ihtiyaçlarına ve bilgilendirmelerine yönelik düzenlenmesi de gerekmektedir.

Açık hava müzesiHamsu VadisiKültür+1
Erdal Mean
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kanlıtaş Höyük Erken Kalkolitik Dönem öğütücü ve ezici aletler

Kanlıtaş Höyük, Yukarı Porsuk Vadisi içerisinde konumlanan ve Erken Kalkolitik Dönem'e tarihlenen bir kaya üstü yerleşim yeridir. Tez çalışmasının konusunu oluşturan ''Kanlıtaş Höyük Erken Kalkolitik Dönem Öğütücü ve Ezici Aletler'', prehistorik toplulukların yaşam şekillerini anlamak, beslenme alışkanlıkları ve çevrelerinde yer alan ham madde kaynaklarını hangi oranda kullanabildiklerini çözümlemek, iç ve dış mekân kullanımı ayrımında gündelik işlerin etkisinin olup olmadığını anlamak, boya kullanımın boyutu ve nasıl bir diyete sahip olduklarını anlamak konusunda yardımcı olacağı düşünülmüştür. Bu tez çalışması kapsamında Kanlıtaş Höyük kazısı ile açığa çıkartılan ve Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi'nde korunan öğütücü ve ezici aletler içerisinde değerlendirilen alt ve üst öğütme taşları, havan elleri, ezgi taşları, Vurgu taşları ve havanın incelemeleri yapılmıştır. Kazı sezonları boyunca yapılan arkeobotanik çalışmaları ve tez kapsamında değerlendirilen buluntu grubundan elde edilen analizler bir arada değerlendirilerek boya üretimi ve dönem insanlarının diyetinde hangi ürünlerin yer aldığı konusunda fikirler bütünleyici bir biçimde ele alınmaya çalışılmıştır. Ayrıca tez kapsamında değerlendirilen buluntu grubunun ham madde kaynaklarına ulaşılabilirliği değerlendirilmiştir. Çalışma içerisinde değerlendirilen ve kazılar tarafından normalde çok da önemsenmeyen bir grup olan öğütücü ve ezici aletlerin daha iyi tanıtılması amacıyla fotoğrafları çekilmiş ve kataloğu oluşturulmuştur.

AletlerArkeolojik eserlerEti Arkeoloji Müzesi+5
Zeynep Durmuş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Küllüoba Yerleşmesi İlk Tunç Çağı I mezarlığının ve yapılarının arkeobotanik değerlendirmesi

Bu çalışma, Batı Anadolu'nun İlk Tunç Çağı tabakalarını en iyi şekilde veren yerleşmelerden biri olan Küllüoba Höyüğü'nün, İlk Tunç Çağı I Dönemi'ne tarihlenen yerleşim dışı mezarlığından ve karşılaştırma yapılabilmesi için yerleşim içinden (AG-22/Aİ-14 Plankareleri) alınan arkeobotanik örneklerin incelenmesini içermektedir. Tez çalışması ekonomik olarak kullanılan bitki yelpazesini ortaya çıkarmak, mezarlıktaki verilerin arkeobotanik bakımdan dönemsel bağlamda değerlendirilebilecek ritüel faaliyetlerini ortaya çıkarmak ve mezarlık ile yerleşme içerisindeki bitki kullanım benzerliliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ekonomik bitkilerde ağırlık tahıllardadır (Poaceae). Altı-sıralı arpa (Hordeum vulgare), kabuklu buğday çerçevesinde değerlendirilen siyez buğdayı (Triticum monococcum) ve gernik buğdayı (Triticum dicoccon), kabuksuz buğday olarak ekmeklik/makarnalık buğday (T. aestivum/durum) tahıl ailesi içerisindeki bitki kalıntılarını temsil etmektedir. Baklagil ailesinde ise mercimek (Lens culinaris), bezelye (Pisum sativum) ve karaburçak (Vicia ervilia) en yoğun ele geçen baklagil türleridir.

ArkeobotanikKüllüobaMezarlar+3
Abdurrahim Cavit Özcan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Seramik ve küçük buluntular ışığında Orta Tunç Çağı'nda Batı Anadolu ve Orta Anadolu ilişkileri

Bu tez çalışması kapsamında Batı Anadolu ve Orta Anadolu Bölgeleri arasında Erken Tunç Çağı'nın sonlarından itibaren varlığı bilinen ticari ve kültürel ilişkilerin Orta Tunç Çağı'na gelindiğinde ulaştığı son noktayı belirlemek amaçlanmıştır. İki bölge arasında Orta Tunç Çağı'nda gerek ticari gerek ise kültürel ilişkilerin varlığı maddi ve manevi kültürel kanıtlarla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Elde edilen veriler ışığında iki bölge arasında Erken Tunç Çağı'nda ki sistemli anlamda ticaretin devam ettiği ileri ki yıllarda yapılacak kazılarla bu ilişkinin daha net kanıtlarla sunulabileceği düşünülmektedir.

ArkeolojiArkeolojik eserlerArkeolojik kazılar+6
Nurçin Göçmen
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik ve filolojik veriler ışığında Asur ticaret kolonileri çağı'nda Kültepe'de tekstil üretimi

Bu çalışma Kayseri Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü tarafından adıma izin doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Müzede korunan ve 1948-2010 yılları arasında yapılan Kültepe kazıları esnasında ele geçirilen 93 adet ağırşak ve 130 adet tezgah ağırlığı incelenmiştir. Kültepe ağırşaklarında 4 ana ve 6 alt grup tespit edilmiştir. Ağırşakların 66 adedi pişmiş topraktan, 23 adedinin taştan ve 4 adedinin ise kemikten üretilmiştir. Pişmiş toprak ağırşakların hamur renkleri; siyah, gri, devetüyü, bej tonlarında değişmektedir. Ağırşakların yüzeyinde yer alan motiflerin genellikle çizilerek veya yivler ile ve ayrıca kazıma, çentik ve nokta baskı bezeme ile yapıldığı belirlenmiştir. Birkaç örnekte motiflerin beyaz boya ile boyandığı görülmüştür. Söz konusu motiflerin çoğunlukla ağırşakların iğ deliği çevresine uygulandığı saptanmıştır. Tezgah ağırlıkları 6 ana ve 6 alt grup tespit edilmiştir. Söz konusu eserlerin 126 adedi pişmiş topraktan, 4 adedi ise taştan üretilmiştir. Pişmiş toprak tezgah ağırlıklarının hamur renkleri gri, siyah, devetüyü ve kiremit tonlarında değişmektedir. Tezgah ağırlıklarının bir kısmının yüzeyinde kare ve yuvarlak biçimli damga mühür baskısı varlığı saptanmıştır. Bu çalışma ile Kültepe'de Asur Ticaret Kolonileri Çağı tekstil üretimine yönelik aletler tespit edilerek, kullanım alanı ve teknikleri belirlenerek, tipolojik olarak sınıflandırmak amaçlanmıştır..

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik yerleşim+7
Melek Solak
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İç Kuzeybatı Anadolu Bölgesi Demir Çağ seramik gelenekleri

İç Kuzeybatı Anadolu, Demir Çağlar boyunca yerleşim görmüştür ve bölge, verdiği bilgiler açısından tüm Anadolu'yu etkilemektedir. Anadolu'nun önemli bir bölümü olan İç Kuzeybatı Anadolu, çağlar boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış ve birçok göçü, savaşı, kıtlığı ve gücü içinde barındırmıştır. Demir Çağ ile birlikte Frigler adını verdiğimiz bir topluluğun izleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu halk göç yolu ile Anadolu'ya giriş yapmış ve daha sonraki dönemlerde büyük bir güç halini almıştır. Çalışmanın ana konusunun sınırlarını oluşturan bu coğrafyada Friglerin yanı sıra birçok kültür de kendini göstermiştir. Göçler ve kronoloji bu çalışmanın ana ve kritik başlıkları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun nedeni ise kronoloji bilgisi ve siyasi tarih bilgisi olmadan malzeme üzerinde yorum yapmaya çalışmanın zorluğudur. Dönem içindeki etkileşimin en iyi göstergesi ise seramik malzemedir. Burada çanakçömlek üzerine ayrımlar tek tek gözetilerek farklı gruplandırmalar yapılmış ve olabildiğince sadeleştirilerek kazısı yapılmış yerleşmeler etrafında açıklanmaya çalışılmıştır. Bu çalışma ile birlikte İç Kuzeybatı Anadolu Bölgesi'nin Demir Çağ seramik repertuvarının olabildiğince çözümlenmesi ve Demir Çağların farklı evrelerine ait seramiğe ait hamur, form ve bezeme repertuvarının anlaşılması amaçlanmıştır.

ArkeolojiArkeolojik eserlerArkeolojik kazılar+5
Yeliz Kaya
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlk Tunç Çağı Batı Anadolu sur kapıları

İnsanoğlu içgüdüsel olarak sürekli korunma ve koruma ihtiyacı hissetmiştir. Bu ihtiyaç zaman içerisinde yerleşik hayat ile beraber mimariye yansımıştır. Batı Anadolu'da İlk Tunç Çağı içerisinde sistematik olarak gelişen uzun mesafeler arası ticaret ve toplum içerisindeki sınıflaşma beraberinde çatışmaları da getirmiş ve savunmadaki ihtiyaç artmıştır. Gerek yaşadığı ortamı koruma gerek bölgesel korunmalar ve her türlü dış tehditlere karşı korunmak yaşanılan ortamı çevreleyecek duvarlar inşa etmeyi gerektirmiştir. Savunma sistemlerinin ortaya çıkışı ile beraber bunun ayrılmaz bir parçası olan kapılar da bu sistem içerisinde yerini almıştır. Yerleşmenin coğrafi konumu, bölgesel coğrafyası, komşuları, gelişmişlik seviyeleri ve hangi yollar üzerinde yer aldıkları gibi birçok kıstas savunmada değişime ve gelişmeye sebep olmuştur. Savunma ile beraber gelişen kapı, sistemin en önemli mimari öğesi haline gelmiştir. Sosyal yaşantının yerleşme içerisindeki mimari yansımalarına göre kapılar yukarı ve aşağı yerleşme gibi farklı yaşam alanlarında da konumlandırılmıştır. Sistemin en önemli parçası olmasına karşın savunmadaki en zayıf halka olan kapılar gelişme ve değişme göstererek dönemsel olarak farklılıklar sergilemişlerdir. Yerleşmeye giriş ve çıkışta trafiği sağlayan kapılar, ihtiyaç duyulması halinde karmaşık hale getirilmiştir. Rampa, kule, bekçi odası gibi mimari elemanlar ile savunmaya ve aynı zamanda kapıyı kontrol edebilmeye önem verilmiştir. Savunma sistemi içerisinde ayrılmaz bir bütün olarak yer alan kapılar yerleşmenin ihtiyacına göre tasarlanmış, konumlandırılmış ve çeşitlendirilmiştir.

Batı AnadoluErken Tunç ÇağıKapılar+5
Gözde Tutak
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu İlk Tunç Çağı disk yüzlü figürinleri

Hiç şüphesiz tarih öncesi dönem arkeolojisinde en önemli veriler çanak çömleklerden elde edilmektedir. Gerek tarihlendirme, gerekse kültürel bilginin elde edildiği çanak çömlek dışında ise küçük buluntular olarak tanımlanan ve özellikle Tarihöncesi dönem Arkeolojisi'nde dini inanışlar, günlük yaşam ve kültürel-ticari ilişkiler hakkında bilgi veren buluntular da diğer önemli veri grubunu oluşturmaktadır. Bu grup içerisinde değerlendirilen figürin ve idoller ise çoğunlukla dini inanışlar ile ilişkilendirilmektedir. "Disk yüzlü figürin" ya da "ablak yüzlü figürin" olarak bilinen ve bu çalışmanın konusunu oluşturan disk yüzlü figürin tipi İç Batı Anadolu'ya özgü olup sadece Batı Anadolu'nun iç kesiminde Frigya Kültür Bölgesi ve Büyük Menderes Yukarı Porsuk Kültür Bölgesi içerisinde kalan yerleşimlerden ele geçmiştir. İlk Tunç Çağı'nın başında ortaya çıkan ve İlk Tunç Çağı I- II dönemlerinde yoğun olarak rastlanan söz konusu figürinler İTÇ III döneminde ise hiç ele geçmemiştir. Batı Anadolu'da Neolitik ve Kalkolitik dönemlerden beri sınırları daha çok çanak çömlek özelliklerine bağlı olarak saptanan kültür gruplarının varlığı bilinmektedir. Çanak çömlek üretiminde olduğu gibi figürin ve idollerde de kültür bölgeleri arasındaki farklılıklar ve bölgesel sınırlar gözlemlenebilmektedir. Disk yüzlü figürinler üzerinde, gerek simgesel gerekse dekoratif öğeler yer almaktadır. Bu öğeler, ustaların sanatsal yeteneklerini ve dönem toplumunun geleneklerini yansıtması açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada, gelenekler sonucu ortaya çıkan disk yüzlü figürinlerin, teknik anlamda incelemesi ve gruplandırması ile özgün veriler elde edilmeye çalışılmıştır. Batı Anadolu sınırları içerisinde kalan 17 yerleşim yerine ait veriler, bölgesel sınırlar ve kronolojik düzen içerisinde irdelenerek gelişimi ele alınmaya çalışılmıştır. Yukarıda değinilen özellikler doğrultusunda, Demircihöyük, Seyitömer, Kusura, Kaklık Mevkii ve Küllüoba Kazısı 'ndan elde edilen figürinlerin kronolojik düzen içerisinde kültür bölgelerine göre ayrımı yapılmış ve ortaya çıkarılan bu sonuç ile Şarhöyük, Yukarı Söğütönü I, Bolvadin/ Üçhöyük, Bavurdu, Banaz, Manahoz, Akhisar, Çıkrık ve Nudra gibi yüzey buluntusu ya da karışık tabakadan ele geçirilen eserlerin tarihlendirilmesine çalışılmıştır.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik eserler+5
Mikail Demirkol
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu'da tarihöncesi dönemlerde ok uçları ve deneysel arkeoloji yöntemiyle ok ve yay yapımı

İnsanlık tarihinin en eski beslenme kaynağından olan avcılık, insanların protein ihtiyacını karşılayabilmeleri için aktif olarak yapılmıştır. Zaman içerisinde insanımsılardan insan türüne evrimde, insanın beyin hacminin büyümesi ve ön alın lobunun gelişmesiyle farklı teknik ve teknolojilerin geliştirilerek fırlatma uçlarının çeşitli aletlerle kullanıldığı görülmektedir. Uzaktan fırlatılabilen ilk aletler olduğu düşünülen mızrak ve atlatl gibi silahlar sayesinde ava yaklaşmadan, av ile avcı arasındaki mesafe korunarak avcılıktaki verim arttırılmış bu av aletlerin başarısı da ok ve yay kullanılmasının öncülünü oluşturmuştur. Tarihöncesi dönemlerde uçların hangi fırlatma aracıyla fırlatıldığına dair net veriler sunmak oldukça zordur. Duvar resimlerinde görülen av sahneleri ve arkeolojik çalışmalar ile bulunan ok ve yay kalıntıları aletin kullanımını göstermesi açısından oldukça önemlidir. Tez kapsamında araştırılan bölge ve dönem dâhilinde; saplı ok uçları, keski ağızlı ok uçları, üçgen tipte ok uçları, içbükey tipte ok uçları ve oval tipte ok uçları olmak üzere beş tipte ok ucu belirlenmiştir. Yapılan çalışmada, tarihöncesi alet yapım yöntemleri kullanılarak ok ve yay yapım denemeleri ile ok uçlarının atışları gerçekleştirilmiştir. Yapılan deneysel arkeoloji çalışmaları sonucunda ok ucu olarak tanımlanan aletlerin, ok ucu olarak kullanılıp kullanılmama durumunun belirlenmesi amaçlanmıştır.

Alet yapma tekniğiAnadoluArkeoloji+7
Burcu Saygılı
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik veriler ışığında, Neolitik Dönem'den İlk Tunç Çağı'nın sonuna kadar Likya ve Pisidya bölgelerinde görülen ölü gömme gelenekleri

Bu çalışma, Likya ve Pisidya bölgeleri içerisinde yer alan arkeolojik yöntemlerle saptanmış olan mağara ve höyükler içerisinde, dönemsel olarak Neolitik Dönem'den İlk Tunç Çağı'nın sonuna kadar ve kazı hafirleri tarafından "ölü gömme geleneği" olarak ifade edilmiş bilgiler kapsamında oluşturulmuştur. İlk olarak arkeoloji disiplini içerisinde değerlendirilen "ölü gömme geleneği" başlığı altında ele alınan (mezar tipi vb.) belli başlı bazı uygulamalara değinilerek bu kavramın içeriğinde yer alan arkeolojik verilerin neler olduğu belirtilecektir. Ardından söz konusu bölgenin konumu ifade edildikten sonra, arkeolojik olarak literatürde kronolojiye uygun bir şekilde bölgede Neolitik Dönem, Kalkolitik Dönem ve İlk Tunç Çağı dönemi saptanmış höyük ve mağaralarda elde edilmiş olan mezar bulguları işlenecektir. Her dönem işleyişinin sonunda dönemsel değerlendirme başlığı altında eldeki bulgular genel olarak ifade edilecek, daha sonra genel değerlendirme bölümünde de elde edilen verilerin üzerinden tekrar geçilecektir. Likya ve Pisidya bölgeleri haricinde Anadolu'da yer alan dönem olarak çağdaş yerleşimlerde elde edilmiş olan ölü gömme gelenekleri bulgularından yola çıkılarak oluşturulmuş tablolar ile tez kapsamı dahilinde bölgede ortaya konan bulgular mukayese edilerek benzerlik ve farklılıklar sonuç bölümünde ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Ölü Gömme Geleneği, Likya ve Pisidya Bölgeleri, Neolitik Dönem, Kalkolitik Dönem, İlk Tunç Çağı

Kalkolitik DönemLikyaNeolitik Dönem+2
Hasan Giray Özatalay
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

MÖ. 3. bin yılda Batı ve Orta Anadolu metal vücut takıları

MÖ. 3. Binyılda Batı ve Orta Anadolu Metal Vücut Takıları konulu bu çalışmada, Batı ve Orta Anadolu içerisinde yer alan yerleşmeler ve mezarlık alanlarında açığa çıkartılan metal vücut takılarının yanında satın alma yolu ile müzelerde sergilenen metal vücut takıları incelenmiştir. Çalışma iki bölümde oluşmaktadır. İlk bölümde, MÖ. 3. Binyıla tarihlenen Batı ve Orta Anadolu'da metal vücut takılarının tespit edildiği yerleşimler ve mezarlık alanları detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmanın esas konusunu oluşturan ikinci bölümde, Batı ve Orta Anadolu'da açığa çıkartılan metal vücut takılarının tipolojik olarak ayrılması ile alt başlıklar oluşturulmuş ve bu alt başlıklar içerisinde incelemesi yapılmıştır. Tipolojik olarak ayrılan metal vücut takıları, vücutta bulundukları bölümlere ve dönemlerine göre sıralanmıştır. Batı ve Orta Anadolu'da tespit edilen metal vücut takılarının haricinde varsa yakın coğrafyalardaki örneklerine tipoloji bölümlerinde yer verilmiştir. Tezin sonuç kısmında ele alınan metal vücut takıları, tespit edildiği yerleşim ve mezarlık alanlarına göre istatistiksel ve yakın coğrafyaları olan Balkanlar, Yunan Adaları, Mezopotamya ve Kafkaslarla olan benzer örneklerine göre değerlendirmelere yer verilmiştir.

Arkeolojik eserlerBatı AnadoluErken Tunç Çağı+6
Ali Berkan Tokatlı
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Neolitik Dönem Anadolu damga mühür geleneği

Damga mühürler ilk olarak M.Ö. 8. Binyılda Suriye'deki yerleşmelerde ortaya çıkmıştır. Bu nesneler üzerlerindeki motifi birden fazla kez başka bir yüzeye basarak çoğaltabilme özelliğine sahiptir. Anadolu'da en erken damga mühür buluntuları M.Ö. 7. Binyılda, Çanak Çömlekli Neolitik Dönemde görülmektedir. Büyük kısmını Çatalhöyük buluntularının oluşturduğu damga mühürler Orta Anadolu, Göller Bölgesi ve Batı Anadolu'daki 13 yerleşimde ele geçmiştir. Neolitik dönem damga mühürlerine yönelik yapılan yayınlar ve tez çalışmaları incelendiğinde bir yerleşim veya bir bölge ile sınırlı kaldıkları, tüm Anadolu'yu kapsayacak nitelikte olmadıkları anlaşılmıştır. Ön Asya ve Balkan coğrafyalarında damga mühürlerin bir bütün olarak çalışıldığı yayınlara karşılık bu iki bölge arasında kalan Anadolu için bu nitelikte bir çalışmaya ihtiyaç duyulmuştur. Yayını yapılmış damga mühürlerin bir araya getirilerek incelendiği bu çalışmada, Anadolu damga mühür geleneği malzeme, tutamak ve baskı yüzeyi formları ve motif tipolojisi açısından değerlendirilmiştir. Neolitik kültür bölgeleri altında ve genel olarak karşılaştırmaları yapılmıştır. Neolitik dönem damga mühürlerinin kullanım alanları hakkında ortaya atılan teoriler yeniden ele alınmıştır.

AnadoluArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+7
Ömer Yıldız
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnönü Mağarası'nın Son Kalkolitik Çağ çanak çömlekleri

Batı Karadeniz Bölgesi, ülkemizin arkeolojik açıdan en az araştırılmış bölgelerinden biridir. Son yıllarda yapılan az sayıda araştırma bölgenin tarihöncesi kültürlerini tanımamız açısından önem taşımaktadır. Yapılan bu çalışmaların başında Prof. Dr. Turan Efe tarafından gerçekleştirilen Yassıkaya Mağarası kazısı gelmektedir. Zonguldak-Bülent Ecevit Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü'nün 2016 yılında Zonguldak ili, Ereğli ilçesinde gerçekleştirdiği Heracleia Pontika ve Territoryumu yüzey araştırmaları sonucunda bölgenin prehistorik kültürler açısından oldukça zengin ve özgün bir içeriğe sahip olduğunu göstermiştir. Bu çalışmalar sırasında tespit edilen ve incelenen Karadeniz Ereğli İlçesi sınırları içinde bulunan İnönü Mağarası'nın, bölgenin erken dönem kültürlerinin anlaşılması bakımından önemli bir yerleşim olduğu düşünülmüştür. 2017 yılında başlatılan İnönü Mağarası kazıları, 2023 yılı itibariyle sürdürülmektedir. İnönü Mağarası kazısı, sadece Batı Karadeniz bölgesi için değil, başta Anadolu, Trakya ve Balkan bölgelerinin erken dönem kültürleri ve bu dönemlere ait yanıt bekleyen birçok konu hakkında heyecan verici veriler sunmaktadır. İnönü Mağarası kazılarında elde edilen en önemli sonuçlardan biri de bu yerleşimin V. tabakasının şimdilik, Batı Karadeniz kıyı şeridinde bilinen en eski yerleşim yeri olduğudur. Bu bağlamda söz konusu tabaka bulgularının kapsamlı bir şekilde incelenmesi hem Batı Karadeniz kıyıları erken dönemleri hem de çevre bölgeler için önem taşımaktadır. Bu tez kapsamında V. tabakanın çanak çömlek ve küçük buluntularından elde edilen veriler, Anadolu'nun çok az bilinen bu bölgesinin MÖ. 5. binyılın son çeyreğinde güçlü bir kültürel gelişim ve bölgeler arası ilişkiler içinde olduğunu göstermektedir. Bu tez çalışması ile söz konusu tabakadan elde edilen çanak çömlek bulguları kapsamlı bir şekilde incelenip, değerlendirilmiştir.

Burak Kader
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gedikkaya Mağarası dokumacılık ve dericilikle ilgili bulgular

Dokumacılığın ortaya çıkmasındaki en önemli etken olan giyinme ihtiyacı insanın doğasında olan gerek hava şartları gerekse gelebilecek zararlardan korunmak adına önemli bir yere sahip olmuştur. Giyinme ihtiyacını ilk olarak hayvan derilerinden faydalanarak karşılayan insanoğlu, Neolitik Dönem'de iklimin daha yumuşak ve ılıman bir hal almasıyla birlikte hayvan derilerine kıyasla daha ince giysiler üretebilecekleri hammaddeler aramaya başlamış olmalıdır. Buna bağlı olarak çevresindeki dokuma ve tekstil üretiminde kullanabileceği 'keten, yün ve zamanla pamuk', gibi hammaddeleri fark etmiş ve kıyafet ya da benzeri işlevlerde kullanılabilecek ürünler yapmaya başlamışlardır. Gedikkaya Mağarası Geç Neolitik Dönem 2A (MÖ 6250- 5830) ve Erken Kalkolitik Dönem'in sonlarına denk gelen IB tabakalarında (MÖ 5316-5212) ele geçirilen ağırşaklar ve dericilikle ilişkilendirdiğimiz kemik aletler incelenmiş olup, bu aletlerin mağara içindeki üretim alanları ve kullanım alanları üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Mağarada ele geçirilen dokuma ve dericilikle ile ilgili aletler ve bulundukları kontekstler arasındaki ilişki anlaşılmaya çalışılmıştır. Geçici bir iskana sahne olan mağara yerleşiminde, mağara sakinlerinin temel giyinme ihtiyaçlarını nasıl giderdiğini anlamak ve dolayısıyla tekstil üretimini ortaya koymak amaçlanmıştır.

Hatice Kütük
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gedikkaya Mağarası Geç Neolitik ve Erken Kalkolitik Dönem çanak çömleği

Bu çalışmada Bilecik İli İnhisar İlçesi'nde yer alan Gedikkaya Mağarası'nda 2019-2023 yılları arasında gerçekleştirilen kurtarma kazılarında, Geç Neolitik Dönem 2A Tabakası (MÖ 6250- 5830) ve Erken Kalkolitik Dönem'in sonlarına denk gelen IB Tabakasında (MÖ 5316-5212) ele geçen çanak çömlek incelenmiştir. Batı Anadolu arkeolojisinde MÖ 6. Binyılın başları (MÖ 6000-5800'ler) diğer bir deyişle Geç Neolitik Dönem'in sonları ve akabinde Erken Kalkolitik Dönem'in başları Anadolu'nun güneyi ve kuzeyinde farklı dinamikler ve halen daha belirsizlikler içeren bir süreçtir. Bir sonraki süreç olan MÖ 6. Binyılın sonları (MÖ 5300'ler) bu defa Erken Kalkolitik'in sona yaklaştığı ve Orta Kalkolitik Dönem öğelerinin şekillendiği ve Batı Anadolu'da Trakya ve Çanakkale Bölgesi haricinde yerleşim izine pek rastlanmayan süreçtir. Bu çalışmada kapsamında, Gedikkaya Mağarası radyokarbon tarihleri ve çanak çömlek buluntuları ışığında yukarıda bahsedilen, çeşitli sebeplere bağlı kültürel değişim süreçlerinde mağaraların yerel veya dışarıdan gelen topluluklar tarafından geçici olarak iskân edilip yeni kültürel oluşumların ortaya çıkışıyla ilgili yeni veriler ve değerlendirmeler ortaya konmaktadır.

Mert Nadir Yazmacı
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yapılan deneysel arkeoloji uygulamaları: Boncuklu Höyük'de ateş kullanımı üzerine deneysel bir çalışma

Bu çalışma, Türkiye sınırları içerisinde gerçekleşen ve prehistorik dönemler kapsamında yürütülen deneysel arkeoloji çalışmaları üzerine oluşturulmuş ve daha sonra tarafımızca prehistorik dönemlerde ateş kullanımına yönelik olarak yapılan deneysel arkeoloji çalışması ile tezin ana hattı belirlenmiştir. İlk olarak deneysellik, deneysel arkeoloji ve onun tarihçesi hakkında tartışmalara değinilmiş ve terminoloji hakkında bir altlık oluşturulmuştur. Buna yönelik olarak Arkeolojik veriler esas alarak, bilimsel sorular çerçevesinde ve bilimsel yöntemler ile çalışan deneysel arkeoloji uygulamaları, bu niteliklere sahip olmayan diğer çalışmalardan ayrıştırılmıştır. Deneysel arkeoloji başlığı altında incelenen çalışmaların, bilimsel bir nitelik taşıyıp taşımadığına değinilmiştir. Görsel faaliyetler, eğitim faaliyetleri, canlandırma faaliyetleri gibi bu ve buna benzer amaçlar taşıyan çalışmalar ise Sosyal Arkeoloji olarak değerlendirilmeye alınmıştır. Böylelikle Türkiye'de, deneysel arkeoloji adı altında yapılan her türlü faaliyet tez kapsamında belirlenen kriterler doğrultusunda sınıflandırılmıştır. Bu bölüm sonrasında prehistorik dönemlerde ateş kullanımı ve duman örüntülerini gözlemleme üzerine yapılan deneysel çalışmalar öncesinde ateş kullanımının kökenine ve hominidler tarafından nasıl kullanılmaya başlandığına değinilmiştir. Daha sonra tarafımızca yapılan deneysel arkeoloji çalışmaları bölümüne geçilmiştir. Bu çalışmalar, Boncuklu Höyük'teki deneysel replika evler içinde ve dışında sürdürülmüştür. Arkeolojik veriler kapsamında ev içi ve açık alanda bulunan ocak yerlerinde, yakılan ateşin nasıl kullanıldığı ve duman örüntülerini gözlemleme üzerine yapılan çalışmalar detaylı bir şekilde sunulmuştur. Tezin bu bölümünde ateş kullanımına yönelik yapılan deneysel çalışmalara ayrıntılı bir biçimde değinilmiştir. Bu bağlamda deneysel evler içinde yapılan çalışmalarda Boncuklu Höyük'te özellikle farklı yakacak hammaddelerin yapı içinde ısı, ışık, kalori ve duman gibi unsurlar bağlamında değişkenlik gösterdiği anlaşılmıştır. Buna ek olarak kullanılan yakacak miktarının alev boyutlarına ve oluşan duman yoğunluğu üzerinde belirleyici olan etkisini kontrol altına almak için Neolitik Çağ insanlarının yapı içinde bazı yapısal düzenlemeler yaparak etki azaltıcı önlemler almış olabilecekleri anlaşılmıştır. Ateş, kullanımı basit gibi görünen fakat bir dizi tecrübe ile şekillenen bir faaliyet olarak gözlemlenmiştir.

Büşra Mustafaoğlu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yukarı Porsuk bölgesi kalkolitik dönem yontmataş alet endüstrisi

"Porsuk Kültürü" Erken Kalkolitik Dönemde şekillenmeye başlayarak Geç Kalkolitik başlarına kadar devam eden, ilk tanımlamasının Turan Efe tarafından Orman Fidanlığı kazıları ile yapıldığı bir kültürdür. Porsuk Çayı'nın oluşturduğu vadi içerisinde bulunan yerleşimlerin oluşturduğu İç Batı Anadolu'daki bu kültüre ait yerleşimlerin çoğu bugün Eskişehir il sınırları içerisinde kalmaktaysa da bölgede yapılacak çalışmalar ile bunlarınsayısının artacağı görülmektedir. Asmainler, Kanlıtaş, Kes Kaya, Orman Fidanlığı, Asarkaya gibi bu kültürün etkilerinin görüldüğü yerleşmeler sadece Yukarı Porsuk Vadisi'nde görülebilen yerleşimlerdir. Bu vadideki yerleşimlerin ve çevresinin büyük olasılıkla Porsuk Kültürünün çekirdek bölgesini oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bölgenin iyi araştırılmış yerleşimlerinden Kanlıtaş Höyük örneğinde görüldüğü gibi çeşitli tipte kayaçların taş alet üretiminde kullanılmış olması bölgenin değişik kayaç tipleri bakımından zengin olduğunu ve Kanlıtaş halkının da yakın çevrelerini çok iyi tanıdığını göstermektedir. Tarihöncesi kültürlerin sosyolojik ve ekonomik geçimliklerinin tanımlanmasında oldukça önemli bir yeri olan yontmataş aletlerin, Kalkolitik Dönem'de İç Batı Anadolu'da Yukarı Porsuk kültür bölgesi içerisinde Kanlıtaş Höyük, Orman Fidanlığı, Aslanapa, Keskaya gibi yerleşmelerdeki durumunu ortaya koymak ve bu yerleşmeler arasında karşılaştırma yaparak İç Batı Anadolu Kalkolitik Dönem yontmataş alet endüstrisi hakkında araştırmalarda bulunmak bu tezin kapsamındadır. Yine bu kapsamda yontmataşların teknik açıdan incelenerek, hammadde ve tipolojik açıdan değerlendirilmesi ve ortaya çıkan sonuçların yerleşmeler arasındaki ilişkiye dair veriler üretmesi amaçlanmaktadır. Bölgedeki bu ortak kültürü paylaşan yerleşmelerin yontmataş buluntularının dışında, yerleşim yeri seçimi ve yerleşim şekli gibi ortak özelliklere de sahip olması dikkat çekmektedir. Bu yerleşmelerden Kanlıtaş Höyük ve Orman Fidanlığı ova düzlüğünde yükselen dik kayalıkların sırtına kurulan yerleşmeler olarak dönemin tipik yerleşim tarzına örnek teşkil eder. Paleolitik Dönem'in varlığını gösteren buluntular arasında Kuzfındık Barajı çevresinde tespit edilen çakmaktaşı alet tiplerinin elde edilmesi ve taş aletlerin patinalarının durumu dikkat çekmektedir. Bu bulgular İç Batı Anadolu için nadir ve önemlidir. Orman Fidanlığı kazılarında Erken Kalkolitik Dönemden Geç Kalkolitik Çağa kadar kesintisiz olarak 7 tabaka tespit edilmiştir. Orman Fidanlığı I-V katları arasındaki daha erken evrelerde yontmataş aletlerin yoğunluğu yonga teknolojisine aittir ve Kanlıtaş Höyük ile çağdaş olan tabakalar da bunlardır. Daha geç evrelere ait olduğu anlaşılan VI ve VII evrelerinde farklı bir hammaddenin yerleşmeye gelmesiyle birlikte teknolojinin de değişerek dilgi ağırlıklı olduğu görülmektedir. Kanlıtaş Höyük'ten elde edilen yontmataş alet endüstirisine ait buluntular Orman Fidanlığı yerleşmesinin çok üstündedir. Bu sadece kazıların sistematik ve daha uzun süreli olması ile alakalı değildir. Kanlıtaş Höyük yerleşmesinin çevresindeki hammadde kaynaklarının bolluğu, burada yüksek miktarda yontmataş üretiminin yapılmasına neden olmuştur. 2013-2018 yılları arasında yapılan kazılarda 7716 adet yontmataş buluntu elde edilmiştir. Buluntuların incelenmesi ile yonga teknolojisinin Orman Fidanlığı yerleşmesinde görüldüğü gibi erken evrelerde daha yoğun olduğu görülmüşse de, Kanlıtaş Höyük genel olarak dilgi teknolojisi ağırlıklı bir yerleşimdir.

Utku Kocatürk
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İlk Tunç Çağında Küllüoba yerleşmesinde kullanılan orak bıçaklar

Bu çalışmanın özgün malzemesini sunan Küllüoba Höyüğü Eskişehir'in Seyitgazi ilçesinde Yenikent Köyü'de bulunmaktadır. İlk Tunç Çağı'nın tüm evrelerini kesintisiz olarak sunan yerleşimlerden olan Küllüoba bu özelliği sayesinde, kültürel gelişim sürecini ayrıntılı bir şekilde yansıtmaktadır. Bu çalışma, Küllüoba Höyüğü'nde ele geçen orak bıçakları merkezine alarak, bu aletlerin üretim teknikleri, tipolojisi, kullanım alanları ve dönemin ekonomik yapısına olan etkileri üzerine odaklanmaktadır. Araştırmada, Küllüoba Höyüğü kazılarından elde edilen orak bıçaklar incelenmiştir. İlk olarak, bu aletlerin yapıldığı taşların türleri ve özellikleri belirlenerek, bölgedeki hammadde kaynakları hakkında bilgi edinilmiştir. Daha sonra, çalışma kapsamında orak bıçakların üretim teknikleri ve tipolojisi detaylı bir şekilde sunulmuştur. Ayrıca Batı Anadolu'daki diğer yerleşim yerlerinden elde edilen veriler ile karşılaştırmalar yapılmıştır. Son olarak, Küllüoba Höyüğü'nün coğrafi konumu, mimari özellikleri ve buluntuları incelenerek, orak bıçakların yerel bağlam içindeki işlevi değerlendirilmiştir. Çalışmada, Küllüoba Höyüğü'nde ele geçen orak bıçakların çoğunlukla çakmak taşından yapıldığı belirlenmiştir. Orak bıçakların tipolojik analizinin İTÇ döneminin evrelerine dağılımı, dönemin tipolojik ve teknolojik gelişimi hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Ayrıca, bölgesel karşılaştırmalar, Küllüoba Höyüğü'ndeki orak bıçakların Batı Anadolu'daki diğer yerleşim yerlerindeki benzer ve farklı özelliklerini ortaya koymuştur. Bu çalışma, Küllüoba Höyüğü'nde ele geçen orak bıçaklar aracılığıyla İlk Tunç Çağı'nın tarım ekonomisinin şekillenmesi ve dönemsel oranları hakkında fikir sahibi olunmuştur. Orak bıçakların üretim teknikleri, tipolojisi ve kullanım alanları, dönemin insanlarının çevreleriyle olan etkileşimleri ve teknolojik becerileri hakkında bilgiler vermektedir.

Anahtar kelime
Muhammet Dağhan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İlk tunç çağı başlarında bir yerleşim dışı mezarlık alanı örneği: Küllüoba

Eskişehir'in Seyitgazi ilçesinde yer alan Küllüoba Höyüğü'nde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan İlk Tunç Çağı Ia ve Ib dönemine ait yerleşim dışı mezarlık, bu çalışmanın odağını oluşturmaktadır. Batı Anadolu'daki ölü gömme gelenekleri bağlamında incelenen mezarlıkta, pithos, basit toprak, çömlek ve taş sanduka gibi çeşitli mezar tipleri tespit edilmiştir. Ölülerin çoğunlukla hocker pozisyonunda gömülmesi, dönemin genel defin uygulamalarına paralellik göstermektedir. Mezar eşyaları olarak ele geçen seramik kaplar, takılar ve metal objeler, dönemin sosyo-ekonomik yapısı ve kültürel üretkenliği hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Küllüoba mezarlığı, Batı Anadolu'daki diğer önemli nekropoller olan Kaklık Mevkii ve Sarıket Mezarlık Alanı ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Bu karşılaştırma sonucunda, mezarlıkların hem ortak hem de farklı yönleri ortaya konmuş, Küllüoba'nın Batı Anadolu'nun kültürel yapısındaki yerinin daha net bir şekilde belirlenmesi sağlanmıştır. Çalışma, bölgenin arkeolojik bilgisine önemli katkılar sunarak, İlk Tunç Çağı'nda Batı Anadolu'daki yaşam biçimleri ve inanç sistemleri hakkında daha derinlemesine bir anlayışa ulaşılmasına yardımcı olmaktadır.

KüllüobaMezarlıklar
Ozan Karakaş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Filolojik veriler ve tasvir sanatı ışığında Hititler'de suç ve adalet

Zaman ve mekân açısından geniş bir alanı kapsayan ve birçok medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu coğrafyası, hem avcı-toplayıcı yaşam tarzının sürdüğü hem de tarıma geçişin yaşandığı bir coğrafyaydı. Dolasıyla sosyal ve kültürel olarak gelişimin yaşandığı bu coğrafyada insanların bir biriyle uyum içinde yaşayabilmeleri için, ahlak ve din kuralları, örf ve adetler, hukuk normları gibi bazı ilkelere ve kurallara uymaları gerekir. Eski Anadolu metinlerinin ortaya çıkması suç ve adalet kavramlarının Roma ile başladığı inancının değişmesine neden olmuş ve insanoğlunun ondan daha çok önceki devirlerde toplum içi adaleti sağlamaya yönelik yazılı yasalara ve oldukça iyi işleyen yargı sistemine sahip olduğunu göstermektedir. M.Ö. 2. Binyılda Anadolu'da suç ve adaletle ilgili arkeolojik veriler, Anadolu' da uzunca bir dönem hüküm sürmüş Hitit uygarlığına ait kazılarda elde edilen buluntularla gün yüzüne çıkmıştır. Bu veriler, eski toplumların adalet anlayışlarını, hukuki uygulamalarını ve suç kavramlarını anlamamıza yardımcı olmaktadır. Özellikle medeniyete ait tabletlerde hukuk kurulları ve nasıl uygulandıkları toplum ve hikayeleri tarihsel toplulukların hukuk sistemlerini, sosyal normlarını ve inançlarını anlamamıza olanak tanımaktadır. Bu buluntular, antik toplumların adalet arayışlarını ve suç kavramlarına yönelik bakış açılarını derinlemesine inceleme fırsatı sunmaktadır.

Sefa Bağcivan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bakır ve bakır alaşımlı eserlerde korozyon ve Tavşanlı höyük kazısı eserleri üzerinden korozyon tanımlama yöntemleri

Bakır ve Bakır Alaşımlı Eserlerde Korozyon ve Tavşanlı Höyük Kazısı Eserleri Üzerinden Korozyon Tanımlama Yöntemleri konulu bu tez kapsamında bakır madeninin kimyasal ve fiziksel özellikleri incelenerek korozyon mekanizması, tespiti ve bakır korozyonu indirgeme yöntemleri araştırılmıştır. Tavşanlı Höyük kazısından seçilen 16 adet bakır alaşımlı örnek üzerinden de korozyon ürünlerinin tanımlanması, oluşan tahribatın belgelenmesiyle, önleyici koruma çalışmalarını içermektedir. Bakır ve bakır alaşımları antik çağlardan günümüze kadar geniş bir kullanım alanına sahip olmuştur. Ancak bu alaşımlar çevresel etmenler nedeniyle korozyona maruz kalmakta ve zamanla yapısal bütünlüklerini kaybetmektedir. Bu çalışmada korozyonun nedenleri, türleri, analitik tekniklerle tespiti ve indirgeme yöntemleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca korozyonu tanımlamak için kullanılan çeşitli yöntemler Tavşanlı Höyük kazı buluntuları üzerinden uygulamalı olarak anlatılmıştır. Tavşanlı Höyük ve bakır bazlı eser buluntuları üzerinden, korozyonun türü, sebepleri, alaşımın korozyona etkisi, toprak altı koşulları araştırılarak 16 adet eserin her biri üzerinden tanımlamalar yapılmıştır. Mikroskop ve Xrf kullanılarak kristal yapı, korozyon rengi ve toprakaltı koşulları değerlendirildiğinde korozyonun oluşma nedenleri ve buluntunun depo koşullarında saklanmasına kadar olan süreçte öneriler sunulmuştur. Metal eserlerin toprak altında geçirdikleri süre boyunca ortaya çıkan korozyon ürünlerine topraktaki nem, tuz, ph derecesi gibi birçok etmen sebep olmaktadır. Bu gibi bozulma etkenlerinin tanımlanması uygulanacak konservasyon yöntemlerini belirlemektedir. Eserin özgününe bağlı kalarak, bütünlüğünü bozmadan, malzeme ve estetik özelliklerini korumak, bozulmasını etkileyen nedenleri saptamak ve en uygun metot ve yöntemlerin seçilerek korunması Konservasyon biliminin de ana amacı olmuştur. Bu bağlamda çalışmamız, bakır alaşımlı eserlerin karakterizasyonu, bozulma etkenleri, oluşan korozyon ürünlerinin tanımlanması, oluşturduğu tahribatın saptanması ve doğru koruma uygulamaları için gerekli bilginin oluşturulmasını amaçlamaktadır.

Yasemin Dalgıç
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Paleolitik Çağ'dan Demir Çağı'na kadar Batı Anadolu'da yabani hayvan kalıntıları

Bu tez kapsamında, Paleolitik Çağ, Neolitik Dönem, Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağları'na ait Batı Anadolu'da yapılan kazı çalışmalarında elde edilen arkeozoolojik buluntuları incelenmiştir. Bu buluntular insanların besin ekonomisini, avcılık yöntemlerini ve çevresel faktörleri nasıl kullandıklarına dair önemli bilgiler sunmaktadır. İnsanlar, bulundukları çevrede orman varsa ormanı, deniz varsa denizin sunduğu kaynakları kullanmışlardır. Çevrede bulunmayan hayvan kalıntılarının ele geçmesi ise ticaretin olduğunu göstermektedir. Paleolitik Çağ'da insanların tamamen yabani hayvanlara hakim olduğu ve hayvan çeşitliliğinin fazla olduğu bilinmektedir. Neolitik Dönem, insanların yerleşik hayata geçmesiyle tarım faaliyetlerine başlayarak çiftçiliği benimsedikleri ve hayvancılık yaparak evcilleştirme sürecine girdikleri bir süreçtir. Kalkolitik ve Tunç Çağları'nda evcilleştirme devam etmiş ve bu süreçte yabani hayvanların avlanması ile avcılıkta besin ekonomisine katkı sunmuştur. Bu tez çalışmasında, yukarıda belirtilmiş olan dönemlerde, arkeozoolojik çalışmaları gerçekleştirilmiş yerleşmelerin verileri dikkate alınarak, bölgesel benzerlikler ve farklılıklar kapsamlı bir şekilde incelenmiş ve sonuçlandırılmıştır.

Ümmühan Çeşme
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Soli/Pompeiopolis Korinth başlıkları

Soli/Pompeiopolis Kenti'nin görülebilen en önemli anıtsal yapısı olan orijinalde 200 sütuna sahip, 350 m. uzunluğundaki Sütunlu Cadde, çağdaşı kentlerde bulunan benzerleri gibi Korinth düzeninde dekore edilmiştir. Bu tez çalışması ile Sütunlu Cadde'de bulunan Korinth başlıklarının atölye ve tarihleme sorunlarına stil kritiği yolu ile çözüm getirilmesi amaçlanmıştır. Halen Sütunlu Cadde'de bulunan ve bir kısmı müzeye taşınan toplam 90 adet Korinth başlığı kataloglanmış ve dört ayrı başlık altında gruplanmıştır. Belirlenen bu gruplar; Normal Korinth Başlıkları (65 adet), Akanthus Çelenk Başlıkları (4 adet), Pilaster Başlıklar (2 adet) ve Figürlü Korinth Başlıkları (19 adet) olarak adlandırılmıştır. Belirlenen gruplara dâhil edilen başlıklar kendi içinde süsleme özelliklerine göre farklı tiplere ayrılmış, tipolojik sınıflandırmaları yapılmış, stil, ustalık ve yapım evreleri göz önünde bulundurarak tarihlemeleri bilinen benzer yapı ya da başlıklar ile analojik olarak çalışılmıştır. Tez çalışmasıyla Soli/Pompeiopolis Sütunlu Caddesin'nde bulunan Korinth başlıklarının M.S. II. yüzyıl sonu ile M.S. III. yüzyılın ilk yarısı arasında, yerel kireç taşından, Aphrodisias Dekorasyon Okulu etkisinde eserler veren Suriyeli ve yerel ustalar tarafından imal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Soli, Pompeiopolis, Sütunlu Cadde, Korinth, Başlık

BaşlıklarKorinthPompeipolis+2
Fatih Hakan Kaya
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Koyu yüzlü açkılı mallar ile karaz keramiği arasındaki ilişkiler sorunu

Neolitik Dönem'de ilk olarak Amik Ovası-Kilikia ve Suriye düzlüklerinde karşılaşılan Koyu Yüzlü Mal Kültürü ( Dark Faced Ware Culture ) bahsi geçen coğrafyadan doğuya ve kuzeye zaman içinde yayılım göstermiştir. Kültürün en karakteristik unsuru olan koyu tonlarla açkılı yahut açkısız keramik geleneği uzun bir süre Halaf boyalı keramiklerinin yaygınlaşmasına değin ilk çıkış noktalarında ana yemek servis kapları olarak üretilip kullanılmıştır. Halaf keramiğinin henüz ulaşmadığı ya da tutucu bir anlayışla eski gelenekleri sürdüren Anadolu bu noktada özel bir durum sergiler. Geç Kalkolitik Dönem sonlarında dahi açkılı koyu tonlarda üretilmiş keramiklere rastlanılan özellikle Doğu Anadolu ve İç Anadolu; yaklaşık İ.Ö. 3500 yıllarında kendi uslübunu tamamlamış olan Karaz keramiklerine eskinin keramik geleneğini transfer etmektedir. Bu çalışma kapsamında öncelikle Neolitik Dönem Koyu Yüzlü Mal Kültürü derinlemesine açıklanmakta ardından Kalkolitik Dönem içerisinde oluşmuş Karaz Kültürü ve bu kültürün en belirleyici materyali keramiklerin, gelişimi ve yayılımı aktarılmıştır. Ayrıca yaklaşık bir asırdır araştırma konusu olan Karaz Kültürü'ne dair sosyo-kültürel açıdan yeni değerlendirmeler getirilecek yeme-içme kültürünün öznelliği aktarılacaktır. Son yıllarda yapılan arkeolojik keşifler ve yapılan değerlendirmeler aracılığıyla yeni bir perspektif kazandırmak adına kültüre dair bazı sorulara yanıt aranmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Neolitik Dönem, Kalkolitik Dönem, Geç Uruk, Koyuz Yüzlü Mal Kültürü, Karaz Keramiği.

Kalkolitik DönemKaraz seramiğiKoyu yüzlü mal kültürü
Ali Özkan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Zeki Karaoğlu özel koleksiyonundan Ionia bölgesi Yunan ve Roma dönemi sikkeleri

Çalışmada İzmir Arkeoloji Müzesi'ne kayıtlı bulunan, Zeki Karaoğlu'nun özel koleksiyonunda korunmakta olan 254 adet sikke incelenmiştir. Bu sikkeler Arkaik Dönem'den Roma Dönemi'ne kadar uzanan geniş bir tarih dilimine aittirler. Çalışma sonucunda sikkelerin Ionia bölgesi'nde yer alan Ephesos, Erythrai, Herakleia Ad Latmos, Khios, Klazomenai, Kolophon, Leukai, Magnesia, Miletos, Myous, Naulokhos, Phokaia, Phygela, Priene, Samos, Smyrna ve Teos kentlerine ait oldukları ortaya çıkarılmıştır.

Ionia-kent devletleriKoleksiyonRoma Dönemi+2
Hümeyra Sağırkaya
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Roma Dönemi Anadolusunda din

Roma Dönemi Anadolusu'nda belli başlı üç din mevcuttu. Bunlar Roma paganizmi, Anadolu'da küçük bir grubun mensup olduğu Musevilik ve İ.S. 3. yy.'da kendini iyice hissettiren Hristiyanlık'tır. Roma paganizmi temellerini Yunan paganizmden almış olup, Anadolu'da farklı bir ifade şekli bulmuştur. Anadolu'da Musevilik Hellenistik Çağ'dan beri iyi bilinmekte olup, irili, ufaklı çok sayıda topluluklara sahipti. Anadolu'ya Hristiyanlık'ın girişi İ.S. 1. yy.'ın sonuna doğru gerçekleşmiş olup, bu topluluklar özellikle Smyrna, Ephesos ve Pergamon gibi Batı Anadolu'daki büyük kentlerde kendini hissettirmişlerdir. Bu tezde Anadolu'da İ.S. 1. ve 4. yy.'lar arası var olan bu üç din özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Anadolu, Roma İmparatorluğu, dinler, kültler, Paganizm, Musevilik, Hıristiyanlık.

AnadoluDinDinler+5
Levent Alpaslan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Smyrna su yapıları

Smyrna İÖ 4. yüzyılın sonunda Bayraklı'daki eski yerinden Pagos/Kadifekale ile deniz arasındaki yamaçlara taşınmış ve burada yeni bir kent olarak yeniden tasarlanmıştır. Kentin yeniden kurulduğu alan, korunaklı ve uygun koşullara sahip bir liman, bu limandaki ticari etkinliği besleyebilecek bir art ülke, savunma kolaylığı sağlayan topografya gibi farklı olanaklar sunmaktadır. Bununla birlikte kentin kurulacağı yerin seçiminde gözetilen en önemli kriterlerden biri hiç kuşkusuz bir kent için vazgeçilmez olan su tedariki ve alt yapısının varlığı olmalıdır. Smyrna yeni yerinde yeniden kurulduktan sonra asla terk edilmemiş, limanın varlığı kentin aynı yerde günümüze değin yerleşim görmesine neden olmuştur. Bu durum yüzyıllardır kesintisiz olarak varlığını sürdüren çok katmanlı bir kent strüktürü ve kültürü oluştururken antik kentin yoğun olarak tahrip edilmesine ve bütünlüğünü kaybetmesine yol açmıştır. Smyrna'nın su ile ilişkili yapılarının da bu tahribattan yoğun olarak etkilendiği görülmektedir. Bu çalışma kapsamında Smyrna/İzmir kentinin su ile ilişkisi Antik Dönem'den başlayan tarihsel süreç içerisinde, farklı disiplinler tarafından sağlanan veriler ışığında bir bütün olarak incelenmiştir. Bu çerçevede konu ile ilgili mevcut arkeolojik veriler bir araya getirilerek tek bir kent planı üzerine işlenmiş, günümüzde tespit edilemeyen yapı ve sistemlere ait bilgiler ise farklı kaynaklardan karşılaştırmalı olarak derlenmiştir. Böylece kentin su ile ilişkisi ile ilgili bazı sonuçlar ortaya konmaya ve suyun kent tarihi, kültürü ve sosyal hayatındaki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Smyrna, hidrografya, su kaynağı, su yolu, su kemeri, sarnıç, kanal, hamam.

HamamlarHidrografiSarnıçlar+7
Sarp Alatepeli
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Antik çağda Anadolu'da sanayi yapıları

Dünya üzerindeki sanayileşme süreci insanlığın ihtiyaçlarının sonucu olarak meydana gelen bir olgudur. Bu süreç en eski çağlardan beri birçok etkene dayanarak sürekli gelişim içinde olmuştur. İklim, nüfus ve nüfusa dayalı taleplerin oluşması bu etkenlerin başında gelmektedir. Önceleri küçük çaplı ev ekonomisine katkıda bulunan üretim süreci, sonraları artan talebe dayalı olarak büyüme ivmesine girerek sanayileşme evresine gidecektir. Bu evrim sürecinde gelişimi sağlamada yardımcı olan teknoloji, toplumların büyümesinde önemli bir faktör olacaktır. İnsanoğlunun değişimi sürecinde avcı ve toplayıcılıktan devletleşme sürecine kadarki zamanda ortaya çıkıp gelişen önemli sanayi dalları vardır. Öncelikle avcı ve toplayıcılıkta görünen, taşın işlenmesi, iklim şartları ile bağlantılı korunup örtünme ihtiyacını karşılayan dokumacılık, yerleşik düzene geçilmesi ile özellikle alet ve araç yapımında kullanılan metal, ortaya çıkan ürünün saklanmasına yarayan seramik, Akdeniz coğrafyası içinde bulunan, öncelikli gıdalar arasında olan zeytinyağı, şarap ve diğerlerine göre kullanımı daha geç başlayan cam bu önemli üretim dalları arasında bulunmaktadır. Anadolu topraklarının Akdeniz coğrafyası içinde önemli bir konumda olması, bu sanayi dallarına ait ham maddelerin bulunabilirliği, iklimin uygunluğu sanayileşme sürecinde önemli katkılar sağlamıştır. Bu çalışmada, coğrafyanın ekonomisinin büyümesinde en fazla paya sahip olan yedi sanayi kolunun çalışma sistemleri, yerleşimler içindeki veya dışındaki konumları, organizasyonu, kullanılan araçlar ve mamulü hazır hale getirme süreci Batı Anadolu'daki atölye örnekleri ile ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Üretim, Sanayi, Atölye, Dokuma, Taş, Zeytinyağı, Şarap, Metal, Cam, Seramik, Anadolu, Gelişim Süreci.

AnadoluAntik ÇağAtölye+7
Taylan Zeybek
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Smyrna Agorasında bulunan bir grup Korinth başlığı

Bu çalışmanın amacı Smyrna Agorası'ndaki kazı çalışmaları sonucu bulunan korinth başlıkları ile Cumhuriyet döneminden son döneme kadar Taş Eser Deposu olarak kullanılan İzmir Müzesi'nde yer alan, İzmir'in farklı noktalarında ele geçirilmiş veya İzmir dışından getirilmiş ve buluntu yerleri kesin olarak belirlenememiş olan korinth başlıklarını incelemektir. Smyrna Agorası'nda bulunan korinth başlıkları ile ilgili inceleme yapılırken akanthus çelenk yapraklarının konumlandırılması ve basit dekor elemanlarının kompozisyonları dikkate alınmıştır. Çalışmada, üç gruba ayrılan başlıkların öncelikle dekorasyon atölyeleri ile ilişkisi, sonrasında ise stil karşılaştırma yöntemi kullanılarak kronolojik bir şekilde genel stil özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda, 2007 yılı öncesinde açığa çıkarılan Bazilika yapısının bir bölümü ve Batı Stoa yapılarında bulunan korinth başlıkları ile 2007 yılından sonra açığa çıkarılan Bazilika Yapısı'nın kalan bölümü, Mozaikli Yapı, Bouleuterion ve Faustina Kapı'sına uzanan Liman Caddesi'nde bulunan korinth başlıklarının kronolojik olarak stil gelişimi açısından Smyrna Agora'sında bulunan yapılar hakkında M.S. 177/178 depremi sonrasında önemli inşa faaliyetlerinin gerçekleştiği ortaya çıkmıştır. Başlıklardaki stilistik özellikler, Smyrna Agorası'nda bulunan başlıkların Aphrodisias dekorasyon okulundan etkilenerek Smyrna'da yerel bir atölyenin üretimde bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca, Smyrna' da varlığı bilinen bir mezar steli atölyesi Roma döneminde yıldızı parlayan bir kent olan Smyrna'da da M.S. 2. yüzyılda inşa faaliyetlerinin olduğunu kanıtlar niteliktedir. Anahtar Kelimeler : Smyrna, Korinth, Başlık, Akanthus

BaşlıklarKorinthSmyrna
Dıjvar Talun
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ayasuluk Tepesi Korinth başlıkları

Selçuk ovasına hakim bir noktada bulunan Ayasuluk Tepesi Ephesos'un önemli bir yerleşim alanıdır. Araştırmanın konusu olan Ayasuluk Tepesi Korinth başlıklarının büyük bir bölümü Hellenistik ve Roma Çağı Ephesos'undan imar faaliyetleri için getirilmiştir. Getirilen bu başlıklar St. Jean Kilisesi ve çevresindeki yapılarda kullanılmış, ardından 2. ya da 3. evrelerde yine devşirme olarak Ayasuluk Kalesi ve içerisindeki yapılarda da kullanılmışlardır. XX. yy. başlarından günümüze süregelen kazı ve restorasyon çalışmaları sırasında devşirme olarak kullanılmış birçok mimari öğe bugün Ayasuluk Tepesi depo alanında bulunmaktadır. Korinth başlıkları da bu öğelerin içerisinde büyük bir bölümü oluşturmaktadır. Ayasuluk Tepesi Korinth Başlıkları, Korinth başlıklarının stil gelişimleri ve kompozisyonları içerisinde birçok farklı dönem özelliklerini göstermektedir. Başlıkların çoğunluğunun Ephesos Atölyesi ürünü olduğu düşünülmektedir, ancak bu başlıkların bir kısmında Pergamon ve Aphrodisias Atölyelerinin etkileri de izlenmektedir. Ephesos kent merkezinin dışında kente ait en çok sayıda Korinth başlığını bulunduran Ayasuluk Tepesi Korinth Başlıkları, Batı Anadolu Korinth başlıkları için de önemli bir grubu oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ayasuluk, Ayasuluk Tepesi, Ephesos, Korinth, Korinth Başlığı

Ayasuluk KalesiAyasuluk TepesiBaşlıklar+3
Fırat Baranaydın
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu'da Ubaid kültürü

19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında Mezopotamya'da ve özellikle Irak'ta başlayan arkeolojik kazılar insanlığın prehistorik çağlarını irdelemek için önemli bir unsur olmuştur. Söz konusu kazı çalışmaları sonucu fark edilen Ubaid kültürü MÖ 6. binyılın başlangıcında Güney Mezopotamya'da ortaya çıkarak, Basra Körfezi, Doğu Akdeniz, Kuzey Mezopotamya, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu'nun dağlık bölgelerini kapsayan büyük bir alana yayılmıştır. Bilim insanları Ubaid kültürünü Kalkolitik dönemin ortasına tarihlemişlerdir. Ancak yeni arkeolojik çalışmalardan ortaya çıkan veriler ışığında Ubaid kültürünün Kalkolitik dönemin erken evresine tarihlendirilmesi gerektiği yolunda birtakım tartışmalar da yaşanmaktadır. Ubaid kültürünü, tarihsel anlamda kendinden önceki ve sonraki topluluklardan ayıran şeyin başta tarihsel aralığı olmak üzere Ubaid kültürünün maddi kültür öğeleri (çanak çömlek ve mimari gibi) ve toplumsal yapısı olduğu düşünülmektedir. Tez çalışmasının birinci bölümünde Ubaid kültürü ile ilişkili olan Yakındoğu ve Mezopotamya coğrafyaları açıklanmıştır. Ubaid kültürünün ve bu kültüre kadar süregelen insanlık gelişimini daha iyi anlayabilmek için Paleolitik ve Neolitik çağlardan bahsedilmiş, Ubaid kültürü ile ortak coğrafyaları paylaşmış Hassuna, Samarra ve Halaf kültürleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde ise Ubaid kültürü, sosyal yapısı ve maddi kültür özellikleri ile anlatılmış, MÖ 5. binyılın ortalarından itibaren Ubaid kültür öğelerinin coğrafi olarak kuzeydeki bölgelerde görülmesi ile bağlantılı olarak, Ubaid kültürünün Anadolu'daki varlığından bahsedilmiştir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Fırat ile Dicle vadilerinin söz konusu kültürün kuzeye nüfuz etmesinde önemli alanlar olması sebebiyle, bu bölgelerde Ubaid kültürüne dair bulguların görüldüğü yerleşimler yüzey araştırması ve kazı çalışmaları göz önünde bulundurularak açıklanmıştır. Tez çalışmasının asıl amacı, mevcut arkeolojik veriler bağlamında Ubaid kültürünün maddi unsurlarını ve yayıldığı coğrafyalardaki –özellikle Güneydoğu Anadolu'daki- yerleşimlerde görülen izlerini incelemektir. Anahtar Kelimeler: Ubaid Kültürü, Mezopotamya, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Çanak Çömlek, Kalkolitik Dönem.

Güneydoğu Anadolu bölgesiKalkolitik DönemMezopotamya+3
Mehmet Kaan Uğur
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Yüzey araştırmaları ışığında Isaura (Zengibar Kalesi) seramikleri

Çalışmanın konusunu, 2010-2014 yılları arasında Isaura antik kenti yüzey araştırmaları sırasında tespit edilen seramik parçaları oluşturmaktadır. Yüzey malzemeleri üzerine daha önce detaylı bir çalışma gerçekleşmemiştir. Seramikler formlarına göre gruplara ayrılmış ve bilimsel kazı çalışmaları olmadığı için analoji yöntemi ile tarihlendirilmiştir. Seramikler, basit astarlı, spiral bant ve bant bezemeli ve kalıp yapımı kâseler olmak üzere üç farklı astar-bezeme şekliyle karşımıza çıkmaktadır. Bu bezeme grupları arasında spiral bant ve bant bezemeli kaplar Hellenistik Dönem seramik geleneğinden farklı olduğu için ayrı bir yer teşkil etmektedir. Bu bezemenin seramiklere uygulanışı, yayılım alanı, çevre merkezlerle ilişkisi ve kökeni üzerinde durulmuştur. Isauria Bölgesinin başkenti olan Isaura antik kenti, Konya Ovasının güneyinde Toros Dağlarının kuzeyinde yüksek bir tepe üzerine kurulmuştur. Günümüzde çevre halkı tarafından Zengibar Kalesi olarak bilinen kent oldukça tahkimlidir. Kurulduğu tepeye tırmanmanın zor olması ve korunan sur ve kule yapılarından, savunma amaçlı inşa edildiği anlaşılmaktadır. Isaura halkı antik çağ yazarları tarafından korsan/haydut olarak nitelendirilmiştir. Toros Dağları ile çevrelenen coğrafyada yer alan kentin Antik Dünyanın genelindeki mutfak kültüründen kopuk olmadığı ancak geleneksel bezemelerden de vazgeçmediği görülmüştür. Kentte Erken Hellenistik'ten Erken Roma Dönemine kadar ki sürece ait seramik formları belirlenmiştir. Seramik üretiminin en yoğun olduğu tarih aralığı MÖ 3-1. yüzyıldır. Anahtar Kelimeler: Isaura Yüzey Araştırmaları, Isauria Bölgesi, Spiral Bant Bezemeli Seramikler, Basit Astarlı Seramikler, Kalıp Yapımı Kaseler, Hellenistik Dönem Seramiği.

Antik şehirlerArkeolojiArkeolojik alanlar+7
Emine Köker Gökçe
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

MÖ 5. ve 4. Binyıl Nahçıvan Mangaly kapları

Bu çalışma içerisinde Mangaly olarak bahsedilen kap türü, farklı bir çok terminolojiye sahiptir. Bunlar arasında en sık karşılaşılan terminoloji Cheese Pot olmuştur. Fakat bu çalışmada incelenen orjinal malzemenin Nahçıvan'da üç farklı kazı yerinden ele geçmiş olmasından kaynaklı ve bu kap türüne Güney Kafkas terminolojisiyle Mangaly adlandırması yapılmış olmasıyla, ilerleyen bölümlerde de bu terminoloji kullanılmıştır. Mangaly kaplarının yapılan araştırmalar ile birlikte oldukça geniş bir kullanım alanına sahip olduğu görülmüştür. Güney Kafkasya'nın tamamı dışında; Anadolu,İran, Ege Adaları, Kıta Yunanistan,Balkanlar, Fransa ve bir çok Kuzey Avrupa ülkesinde örneklerinin bulunduğu anlaşılmıştır. M.Ö 4. ve 5. binyıla tarihlenen bu kaplar, kendi içerisinde belirli karakteristik benzerlikler gösterse de, farklı özelliklere sahiptirler. Mangaly kaplarını malzeme ve teknik olarak incelediğimizde; orta ve kaba nitelikli olarak iki gruba ayırmak mümkündür. Bu iki grup içerisinde en sık karşılaşılan grup kaba nitelikli kaplardır. Yukarıda da değinildiği üzere oldukça geniş bir dağılım alanına sahip ve uzun bir dönem kullanılmış olan bu kaplar üzerine bu güne kadar, bir çok farklı yorum getirilmiştir. Fakat bu yorumları destekleyecek ayrıntılı bir çalışma maalesef yapılmamıştır. Yorumlar genellikle kabın tipolojisi üzerine olmuştur ve oldukça tartışmalıdır. Bu sebeple, çalışma içerisinde bu güne kadar Mangaly kaplarıyla ilgili yapılan yorumlardan bahsedilecek ve yayınsal kaynak taraması içerisinde karşılaşılan çömleklerin buluntu yerleri tanıtılarak,Nahçıvan buluntuları ile oluşturulan tipolojik benzerlik ve farklılıklar, diğer Mangaly örnekleriyle karşılaştırılacaktır. Anahtar Kelimeler ; Mangaly, Cheese Pot, Nahçıvan , Anadolu, İran, Ege Adaları, Kıta Yunanistan, Balkanlar, Fransa, MÖ 4. - 5. Binyıl, Kalkolitik , Keramik.

ArkeolojiArkeolojik eserlerKaplar+3
Ezgi Emre
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Mezopotamya arkeolojisi'nde göz idolleri

"Mezopotamya Arkeolojisinde Göz idolleri" başlıklı bu tez çalışmasıyla, Geç Kalkolitik dönem boyunca Kuzey ve Güney Mezopotamya'da karşımıza çıkan ve göz kısımları abartılı bir şekilde vurgulanmış idollerin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, arkeolojik kazılar sonucu elde edilmiş idollerin tipolojik özellikleri, çeşitli tipler arasındaki ilişkiler, kronolojik dizilimleri ve bunların kullanım değerleri ile sembolik anlamlarına ilişkin çalışmalar hedeflenmektedir.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik eserler+6
Öznur Özmen
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Antik heykel ve izleyicilik

Bu çalışma MÖ V. yüzyıl ve MS I. yüzyılları arasında izleyici ve sanat çalışması etkileşimlerine ait kanıtlar içeren Antik Yunan metinlerini incelemek amacı ile hazırlanmıştır. Çalışma, Antik Yunan izleyicisinin izleme sürecinde etkin ve sesli bir katılımcı olduğunu önerilen diğer modellerden daha farklı bir biçimde ele almayı amaçlar. Antik izleyici için olağan izleme yöntemi duygusal olarak bağlanılan, sosyal ve sesli bir model olarak tanımlanabilir. Antik izleyici, heykeli, çalışmanın tanımlayıcı bir yazı içermediği durumlarda da söylem ve toplumsal etkileşimin bir aracı olarak kullanır. İzleyici çalışmayı tarif etmek için sahip olduğu bilgiye, yerel belirleyicilere ve yazınlara eşit derecede bağlı kalır. İzleyici bu kaynakların yokluğunda da izleme süresince sanat çalışmasının anlamını farklılaştırarak tahminlerde bulunur. Antik izleyici kendisi ve sanat nesnesi arasındaki sınırları kaldırarak bir oyun alanı yaratır ve kendisini betimlenen olayların ya da temsil edilen kimselerin tanığı olarak kabul eder. Antik izleme süreci üzerine yapılan bu çalışma etkin bir söylem aracılığı ile anlanlandırma ve üretme eyleminde izleyicinin rolünü vurgular ve Antik dönemde izleme tecrübesine dair belirli bir dönem için tutarlılığını koruyan, izleyicinin seçkinliğinden bağımsız gelişen ve sanat çalışmasını eşlik eden bir yazına ihtiyaç duymayan bir yöntem önerir. Antik izleyici için heykel hafızayı tetikleyen, kültürel kimliği güçlendiren ve aktaran didaktik bir araç olarak işlev görür.Anahtar Kelimeler: Sanat, Heykel, Yunan, İzleyici, Yerel Belirleyiciler, Antikite.

Antik YunanAntik ÇağAntikite+6
Uğursal Şark
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Harran'da Tunç Çağı pişmiş toprak insan figürleri

Bu çalışma, Şanlıurfa'nın yaklşık 44 km güneyinde bulunan Harran Höyük ören yerinde yapılan arkeolojik kazılarda ETÇ III- OTÇ tabakalarında ortaya çıkartılan figürinler ile Urfa Müzesinde bulunan ve ETÇ III- OTÇ' ye tarihlenen figürinlerinin arkeolojik ve kültürel açıdan değerlendirilmesiniiçermektedir. Badre'ın Euphrates tipi olarak sınıflandırdığı bu tip figürinler kuzey Suriye ve komşu bölgelerde oldukça geniş bir alana yayılmaktadır ve Erken Tunç Çağı III- Orta Tunç Çağı kültüründe dikkat çeken bir konumasahiptir. Harran Höyük kazılarında ortaya çıkartılmış 8 adet Euphrates Tipi figürin ile Urfa müzesinde bulunan 9 adet Euphrates Tipi figürin bugüne kadar Anadolu'da açığa çıkartılan en geniş repertuarı oluşturmaktadır. Bu figürinlerin arkeolojik olarak değerlendirilmesi Euphrates Tipi figürinlerin anlaşılmasına önemli katkı yapabileceklerdir.Anahtar Sözcükler: Tunç Çağı, Heykelcikler, Euphrates, Pişmiş Toprak Eserler

FigürHarran OvasıHeykelcikler+5
Bekir Çetin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Metropolis geometrik dönem seramiği

Bu çalışmada, Metropolis akropolünde bulunan Protogeometrik ve Geometrik Dönem'e tarihli seçme seramikler ile Bademgediği Kalesi kazılarında bulunan Geometrik Dönem'e tarihli seramikler incelenmiştir.Batı Anadolu'da, Geometrik Dönem tabakaları, çoğunlukla Arkaik, Klasik, Helenistik ve Roma Dönemi tabakalarının altında yer alır. Bundan dolayı, Batı Anadolu'daki kazılarda az miktarda Geometrik Dönem'e tarihli seramik ele geçmiştir. Tezimizin konusunu oluşturan seramikler bu açıdan ayrıca bir öneme sahiptir.Metropolis akropolünde bulunan seramikler birkaç sondajdan ele geçmiştir. Tez kapsamında yer alan 36 parça seramik, Metropolis kronolojisi için önemli veriler sunmuştur. Daha önceki çalışmalarda Metropolis'te 2. Bin yerleşimim İ.Ö. 1030 yıllarına kadar devam ettiği anlaşılmıştır. Bu çalışmayla birlikte, Akropol'deki yerleşimin kesintisiz olarak Protogeometrik Dönem ve Geometrik Dönem boyunca devam ettiği anlaşılmıştır.Bademgediği Kalesi höyüğünde yapılan kazılarda 6 tabaka tespit edilmiştir. En üstteki I. Tabaka tamamen Geometrik Dönem'e tarihlidir. Bu haliyle Bademgediği Kalesi Batı Anadolu kentleri içinde bir ilki oluşturmaktadır. Höyüğün kuzeyinde yapılan kazılarda, I. Tabaka'ya ait yaklaşık 780 parça seramik ele geçmiştir. Bu seramiklerin incelenmesi sonucunda; Bademgediği Kalesi I. Tabakanın başlangıç ve bitiş tarihleri tespit edilmiştir. Geometrik Dönem'e tarihli bazı yeni vazo formları Geometrik Dönem repertuarına katılmıştır. Batı Anadolu'nun en prestijli kaplarından olan kuşlu skyphosların yeni tipleri ortaya çıkmıştır. Bademgediği Kalesi I. Tabaka'nın kullanım süresi çok dar bir zaman dilimini kapsamaktadır. Bundan dolayı, Batı Anadolu'da bulunan ve tarihlemesi hayli problemli olan birçok vazo formunun tarihi, Bademgediği Kalesi buluntuları sayesinde daha sağlıklı biçimde tarihlenmiştir.

Cenker Atila
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan ve hayvan tasvirli eserler ışığında Hitit sanatının temel öğeleri

Hitit tasvir sanatında insan ve hayvan figürlerinin konu olduğu; kabartmalı vazolar, kaya anıtları, mimariye bağlı taş yontular, steller, madeni eserler ve fildişi yapıtlar gibi çok farklı sanat dallarından eserler ele geçmiştir. Hititli sanatçılar günlük yaşantıları dışında daha çok kutladıkları bayramları, dinsel törenleri, kutsal saydıkları günleri ve ayinlerini sanatlarına yansıtmışlardır. Bu nedenle sanat eserlerinde törensel kıyafetlerin, tek tip ayakkabıların, değişmez portre ve genel duruşların varlığı söz konusudur. Hem insan hem hayvan figürlerinde, sanatçıların; çevresini çok iyi gözlemleyip doğala yakın eserler ortaya koyduğu görülmektedir.Hitit sanatında insan tasvirleri; akrobat, çalgıcı, rahip, rahibe, tanrı, tanrıça, hediye taşıyıcısı, tapınan, tapınılan, avcı gibi çok farklı tiplerde ve amulet, adak heykelciği, yapı adak çivisi, fildişi figürin gibi farklı işlevsellik kazanmış eserlerde karşımıza çıkmaktadırlar. Hayvanlarda gerek insan figürlerinin yanında yardımcı öğe olarak gerekse kendi başlarına tasvir konusu oluşturarak Hitit tasvir sanatında yerini almıştır.Eski Hitit Çağı'nın kabartmalı vazoları arasında yer alan İnandıktepe, Büyük Hüseyindede, Bitik vazolarında olduğu gibi İmparatorluk Çağı'nın Alaca Höyüğü'nde mimariye bağlı taş yontularında kompozisyon dahilinde oluşturulmuş kutsal bayramlarını kutlayan insan ve hayvan figürleri bir arada yer almaktadır. Figürlerin yaptıkları işe göre genel duruşları değişmektedir; profilden, cepheden veya başı ve ayakları profilden gövdesi cepheden tasvir edilmişlerdir. Tüm sanat dallarında verilen eserlerde figürlerin giydikleri kıyafetler bulundukları durumla ve yaptıkları işle paralel değişmektedir. Bu çalışma kapsamında Hitit sanatının tasvirli eserleri incelenerek insan ve hayvan figürlerinin Hitit tasvir sanatında bulundukları yer, özellikleri ve gösterdikleri farklıklar ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Hitit, Hitit Sanatı, İnsan ve Hayvan Tasvirleri.

Hayvan figürleriHayvanlarHitit sanatı+5
Gizem Köprülü
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tasvirli eserler ve yazılı kaynaklar ışığında Hititlerde müzik

Tasvirli Eserlerde ve Yazılı Kaynaklarda Hititlerde MüzikBin tanrılı halk Hititler, güçlü askeri ve siyasi yapılarını tanrıları için kusursuzca yerine getirdikleri ibadetlere bağlıyorlardı. Bu ibadetlerin başında bayramlar yer alırdı. Otuz bini aşkın çivi yazılı tabletin yüzde seksenini oluşturan bayram metinleri, dinsel işlemin nasıl gerçekleştiğini anlatan önemli belgelerdi. Metinler incelendiğinde çalgı aletlerine, müzisyenlere ve onlara eşlik eden şarkıcılara, dansçılara rastlanır. Bayramlarda müziğin sıklıkla bahsedilmesi dini açıdan önemini vurgulamaktadır. Hitit yazılı kaynaklarda çalgıların tipolojik özelliklerine dair bilgiler maalesef yer almamaktadır. Bu yüzden Hitit tasvirli eserler üzerinde yapılan çalışmalarda çalgı aletlerine rastlanılması tipolojik bilgiler edinmeyi sağlayan önemli bir kaynaktır.?Tasvirli Eserler ve Yazılı Kaynaklar Işığında Hititlerde Müzik? adlı çalışmamızda yol gösterici olan: tasvirli eserler ve yazılı belgeler iki önemli nokta olmuştur. Önemli bu iki başlık birbirini destekleyen ve aynı zamanda besleyen değerli bilgi kaynaklarıdır. Tasvirler üzerinde betimlenen sahnenin akışı, yer alan figürlerin görevi, kült malzemeleri ve müziğin varlığı Hitit bayram metinleri kaynak alınarak çözümlenmeye çalışılmıştır. Müziğin varlığı metinler ve tasvirler üzerinde belgelenirken, Hitit gündelik yaşam içinde neyi ifade ettiği karanlıktır.Hititler, müziği kusursuzca yerine getirirler; müzik, tanrıyı hoşnut etmenin yollarından biriydi; bu da kazanılan savaşların, bolluğun ve doğurganlılığın tanrı tarafından Hititlere verilen hoşnutluğun göstergesiydi.Anahtar Kelimeler: Hitit Müzik Kültürü, Müzik Enstrümanları, Kabartmalar, Arkeoloji Verileri, Hitit Metinleri.

Bilgi kaynaklarıHitit sanatıHititler+6
Pınar Doğan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Adana Arkeoloji Müzesi'ndeki Roma dönemi heykelleri kataloğu

Adana Arkeoloji Müzesi'ndeki Roma Dönemi Heykelleri Katalogu konulu tez çalışmamda müze bünyesinde bulunan ve Roma dönemi heykeltıraşlık özellikleri taşıyan 43 parça eser değerlendirilmiştir. Adana Arkeoloji Müzesi'nde bulunan heykeltıraşlık eserleri, çeşitli kaynaklardan faydalanarak tanımlama ve tarihleme çalışmaları gerçekleştirilmiştir.Tez çalışmamızın bölgenin Roma dönemi heykel sanatı çalışmalarına bir ışık tutması amaçlanmıştır. Konu hakkında sınırlı olan çalışmaların Roma heykel sanatı konusunda Kilikia bölgesi ve diğer bölgeler için fayda sağlayacağını düşünüyoruz. Çalışmamızda müzedeki sergilenmekte olan Roma heykeltıraşlık eserleri incelenmiş, eserlerin benzerleri bulunarak karşılaştırılmış, stilizasyon ve tarihlendirme çalışmaları yapılmıştır.Yapılan çalışmalar sonucunda müzede bulun eserlerin İ.Ö. I. yüzyıl, Roma hâkimiyetinin ilk dönemlerinden Roma İmparatorluğu'nun İ.S. III. yüzyılına kadarki dönemlerinde görülen Roma heykel sanatındaki özellikleri yansıttığı tesbit edilmiştir.Eserler gerek porte heykelciliği, gerekse ideal betimlemeler bakımından bölgenin ne kadar zengin olduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Roma dönemi, Heykeltıraşlık, Portre, Eros, Kilikia, Adana Arkeoloji Müzesi, Herme, Büst

AdanaArkeolojiArkeoloji müzeleri+3
Olcay Kılınç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

M.Ö. II Bin'de Doğu Anadolu'da ölü gömme adetleri

?M.Ö. II. Bin'de Doğu Anadolu'da Ölü Gömme Adetleri? başlığı altında sunmuş olduğumuz yüksek lisans tezimizde M.Ö. II. Binyıl ve Erken Demir Çağı esas alınmıştır. Doğu Anadolu Bölgesi genelinde yaşayan halkların benimseyerek yaşattıkları örf, adet ve kültürleriyle birlikte gelişim gösteren ?ölüm ve ölü gömme? olgularının varlığı araştırılmıştır. Bölgenin coğrafi özellikleri incelenerek birçok soruya yanıt aranmıştır. Toplumun çevre kültürlerden hangi konularda ve nasıl etkilendiği konusu mezar ve mezarlık alanlarını incelerken bir bakış açısı oluşturmamızı sağlamıştır.Doğu Anadolu Bölgesi ile ilgili yapmış olduğumuz araştırmalar kapsamında yer alan kazı çalışmaları ve yüzey araştırmaları bize oldukça yardımcı olmuş ve net veriler sunmuştur. Bölgenin araştırma sonuçları literatür ve kütüphane çalışmasıyla saptanarak konuyla ilgili olan kısımlarına tezimiz içerisinde yer verilmiştir. Tarihöncesinden itibaren sürekli anlamlandırılmaya çalışılan ölüm inancı gelişerek günümüze kadar gelmiş ve çok büyük farklılıklar göstermemiştir. Farklılık olarak dini inançlar doğrultusunda yapılan ritüeller görülebilir. Mezar tipinden başlayarak, ölünün mezara konduğu biçim; yanında veya üstünde bulunan mezar hediyesi olarak adlandırdığımız buluntular yapılan seremoninin sıralamasını yapmamızda gerçek veriler olarak gösterilmektedir.Mezar tiplerinden ve buluntularından yola çıkılarak Doğu Anadolu Bölgesi için söz konusu olan başka toplumlardan etkilenme süreci incelenmiş ve benzerleriyle açıklanmaya çalışılmıştır. Yüksek yaylalarda yerleşimin varlığı saptanmış ve buralarda bulunan mezarlarla Transkafkasya etkileşiminin olabileceği söylenmiştir. Arkeolojik veriler gösteriyor ki insan yaşamış olduğu her dönemde ölüme olan inancını korumuştur. Bazen korku bazen ise inançları gereği manevi yolculuğu kutsallaştırarak saygı göstermiştir. Yaptığımız araştırmalarla bölgede yaşanmış yoğun kültür etkileşimini; mezarlık alanları ve mezarları tezimizde inceleyerek detaylı ve aydınlatıcı bir şekilde sunmuş bulunmaktayız.Anahtar Kelimeler: Ölü Gömme, Mezar, Transkafkasya, Kurgan, Hocker, Karaz Kültürü.

Doğu Anadolu bölgesiGeleneklerKaraz Höyük+4
Müşerref Karakoç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Paphlagonia hadrianoupolis'i mozaik ve fresko buluntuları

Paphlagonia Hadrianoupolis'i Günümüz Karabük İlinin Eskipazar İlçesinin 3 km kadar batısında yer almaktadır. Bu kent, Güneybatı Paphlagonia Bölgesinde, Galatia ve Bithynia sınırları arasında kalmaktadır. Hadrianoupolis zengin tarımsal ve bağ alanları ile küçük ancak önemli bir kent profili çizmekteydi. Kent, Eskipazar-Mengen Karayoluna paralel olarak uzanan doğu-batı doğrultusunda 8 km ve kuzey-güney yönünde 4 km'lik bir alanda yer alır. Kentin yayılım alanı ise çok daha geniş bir coğrafi karakter sergilemektedir. Bu karakter, tipik bir Antik kentin yayılım standardına göre biraz daha karışık bir görünüme sahiptir.2005 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ergün Laflı'nın başkanlığında bir ekip tarafından Hadrianoupolis ve çevresinde bir yüzey araştırması yapılmıştır. Bu yüzey araştırmasının sonucunda İ.Ö. 1. yüzyıl ile İ.S. 8. yüzyıl arasında kentte bir yerleşimin olduğu anlaşılmıştır. 2006 ve 2007 yıllarında çeşitli kazı çalışmaları gerçekleştirilmiş, 2008 yılında ise restorasyon ve konservasyon çalışmalarına ağırlık verilmiştir. 2003 ve 2008 yılları arasında yapılan çalışmalar sonucunda kentin en az 24 adet mimari yapısına ilişkin kalıntılara rastlanmıştır. Bu yapılar arasında Geç Roma-Erken Bizans Dönemine ait iki hamam yapısı, iki adet Erken Bizans Kilisesi, bir Erken Bizans Villası, olası bir tiyatro, kubbeli bir yapı, bir Orta Bizans Dönemi savunma yapısı ve bir apsidal yapı dikkat çekmektedir.Yapılan araştırmalar sonucunda Hadrianoupolis'in Erken Bizans Döneminde (Özellikle İ.S. 5. ve 7. yüzyıllar arasında) bu bölgedeki en önemli kentlerden biri olduğu anlaşılmaktadır. Bu Doktora tezinde kentin mozaik ve fresko buluntuları üzerinde durulmuştur. Mozaik Buluntuları Hamam A, Hamam B, Kilise A, Kilise B, Villa ve bir apsidal yapı içerisinde keşfedilmiştir. Fresko buluntuları ise sadece Erken Bizans Villasında bulunmaktadır.Anahtar Kelimeler: Hadrianoupolis, Paphlagonia, Erken Bizans, Mozaik, Fresko.

Erken BizansFresklerMozaikler+1
Sami Patacı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Smyrna Agora Bazilikası

Batı Anadolu?da Roma mimarlığının anıtsal örneklerinden biri olan Smyrna Agora Bazilikası Smyrna Antik Kentinin Agorasında bulunmaktadır. Bir Roma sivil bazilikası olan yapı idari ve ticari fonksiyonlarının yanında aynı zamanda bir prestij yapısıdır. 170 metre uzunluğu, 29 metre genişliği ve 20 metre yüksekliğiyle Smyrna Agorasının hem mimari hem de düşünsel anlamda odağı konumunda olan yapı kendine özgü birçok özellik sergilemektedir. Bir bodrum kat üstünde 3 kat yükselen yapının 4 galerili olan bodrum katı temel olarak bir teras işlevi görmektedir. Agora avlu alanı ile ilişkisi çok kısıtlı olan bodrum kat daha çok Kuzey Cadde ile ilişkidedir. Yapının 1. katı 3 neften oluşmaktadır. Yan neflerden daha geniş ve yüksek bırakılmış olan orta nef yapının içinde bir odak noktası oluşturarak dikkati batı taraftaki tribunalis?e yöneltmektedir. Yan nefler üzerinde yer alan 2. katlar hem yapı içindeki kullanım alanın arttırmak hem de agora avlu alanı için bir seyir terası yaratmak için kullanılmıştır.Orta nefi sınırlayan kırmızı renkli sütunlar ve aralarında bulunan kemerler ile iç mekanında görsel bir karşıtlık yaratılan yapı dış görünüşü ile de agoradaki diğer yapılardan ayrılır; orta bölümünde bulunan propylon ile vurgulanan yapı süsleme özellikleri ile de diğer yapılardan ayrı bir şekilde vurgulanmıştır.Roma mimarisinin bir ürünü olan bazilika yapılarının Anadolu?daki gelişimi açısından önemli bir durak noktası olan Smyrna Agora Bazilikası Asyatik bazilikaların tarihsel ve mimari gelişimi açısından çok değerli bilgiler vermektedir. Yapı, M.S. 178 yılında bodrum katına eklenen kemerli bir altyapı ile yükseltilebilmiştir ve şu anda alanda görülen yapıya ait kalıntılar M.S. 178 depremi sonrası yapılan imalata ait olmasına rağmen yapının tarihi M.Ö. 3. yy?a kadar gitmektedir. Anahtar Kelimeler: Bazilika, Sivil Bazilika, Smyrna, Agora, Roma Mimarlığı

AgoraBazilikaKlasik Roma mimarisi+3
Burak Yolaçan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Elagabalus devri din ve sanat ilişkisi

Severuslar Hanedanlığı, Roma İmparatorluğunun görkemini yitirmeye başladığı İ.S. 193 - İ.S. 235 yılları arasına tarihlenmektedir. Çeşitli ekonomik sıkıntıların yaşandığı ve imparatorluğun geleceğini belirleyen politikaların uygulandığı bu dönemde İmparator Elagabalus, çarpık ilişkileri ve dinsel yaşamıyla en sıra dışı karakterlerden biri olarak ortaya çıkar. Suriye?nin Emesa kentinde ?Baal? inancını yürüten bir aileye sahip imparator, bu dine kendini adayacak şekilde yetiştirilir ve henüz 5 yaşında iken dinin başrahibi ilan edilir. Elagabalus, İ.S. 218 yılında henüz 14 yaşında bir çocukken tahta çıkar ve İ.S. 222 yılında 18 yaşında cesedi parçalara ayrılarak öldürülür. Bu derece nefret kazanmasında en büyük etken Henotheist bir yaklaşımla aynı adı taşıdığı tanrısı Elagabalus?u, Roma İmparatorluk değerlerini hiçe sayarak, baş tanrı Iüpiter?in de üstünde, devletin yeni baş tanrısı yapmaya çalışmasıdır. Hatta daha da ileri giderek, Roma kültünde son derece kutsal sayılan Vesta inancına kendini adamış bir rahibe ile evlenmesi, tepkilerin artmasında bir diğer önemli etkendir. Ayrıca imparatorun dininin, bir Romalı için sapkınlık olarak algılanan ayinleri, çocuk kurbanı, sünnet ve hadımlık gibi uygulamaları, kendisinin eşcinsel davranışları ve biseksüel ilişkileri yaşamının önemli detayları olarak aktarılır. Bu tezde Antik yazarların anlatımları, modern araştırmalar ve az sayıdaki maddi kültür kalıntılarının yardımıyla, İmparator Elagabalus?un söz konusu yaşantısı tanıtıldı ve yukarıda verilen iddiaların doğruluğu tartışılmaya çalışıldı. Özellikle imparatorun ele geçen büstleri üzerinde Fizyonomi (ya da Fizyognomi) yöntemiyle yapılan karakter analizi ilginç sonuçlara ulaşılmasını sağladı. Anahtar sözcükler: Severuslar Hanedanlığı, Emesa Antik Kenti, İmparator Elagabalus, Tanrı Elagabalus, Fizyonomi (Fizyognomi)

DinDin-sanat ilişkisiElagabalus+2
Handan Bilici Altunkayalıer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Smyrna Akropolü (Kadifekale) yapı evreleri

Akropoller Hellenistik ve Roma Dönemleri boyunca, bağımsızlık ve saygınlık sembolü olarak kentlerin en önemli unsurlarındandı. Çevreye hakim yüksek bir tepe üzerinde oluşturulan akropollerin etrafları surlarla çevrilmiş olup hem gerektiğinde halka güvenli bir sığınak görevi üstlenmekte hem de kente gelen yolları gözlemleme imkanı sağlamaktaydı. Ayrıca akropollerde kentin koruyucu ve baş tanrılarına adanmış çeşitli kült yapıları da yer almaktaydı. Hellenistik Dönemde Pagos Tepesi üzerinde ve eteklerinde kurulan yeni Smyrna kentinin akropolü günümüzde Kadifekale olarak adlandırılan tepenin zirvesini kapsamaktaydı. Bazı Antik kaynaklar kentin kurucusu olarak B. İskender?i göstermekte diğerleri ise İskender?le beraber Diadokları Antigonos Monophtalmos ve Lysimakhos?unda katkılarına değinmektedir. Antik kaynakların yanında son dönem arkeolojik kazılarında elde edilen verilerde B. İskender?in seferinin hemen sonrasındaki dönemde Pagos?da bir akropol kalesi oluşturulduğunu göstermektedir. Roma dönemi boyunca kullanıma devam edildiği ve içerisinde çeşitli kamu yapıları da barındırdığı öngörülen akropol, Bizans dönemi süresince ise kentin savunulmasında önemli bir yapı olarak birçok kez yenilenmiştir ve son şeklini alması 13. yy. kadar uzanmıştır. Aydınoğlu beyliğiyle başlayan Türk döneminden sonra özellikle F. S. Mehmet döneminde yapılan eklemelerle kullanımına devam edilen yapı önemini 17. yüzyıl sonlarına kadar korumuştur. Ayrıca Orta/Geç Bizans döneminde inşa edilmiş bir yer altı sarnıcı ve farklı evrelerden kalma bazı bölümleri ayakta olan Kale Mescidi, Kadifekale içerisindeki sivil yapılar olarak günümüzde yer almaktadır.Tezin ana konusu içerisinde öncelikle Smyrna Akropolü/Kadifekale?nin en fazla kalıntı ve farklı evre ile temsil edilen savunma yapıları ele alınmıştır. Yazınsal kaynaklar, mimari kalıntılar ve arkeolojik buluntuların ayrı ayrı değerlendirilmesiyle elde edilen veriler sayesinde yapı evrelerinin genel olarak anlaşılması sağlamış ve mevcut kalıntıların birbirleriyle olan aidiyetliklerine ışık tutulmuştur. Anahtar Kelimeler: Akropol, Smyrna, Pagos Tepesi, Akropol Kalesi, Kadifekale, B. İskender ve Diadokları, Savunma Yapıları, Sivil Yapılar.

EvlerKalelerSarnıçlar+5
Hakan Göncü
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan Seramiksiz Neolitik Döneme ait bir buluntu merkezi Karahan Tepe

Bu tez kapsamında Şanlıurfa'nın 63 km doğusunda Tektek Dağları Milli Parkı sınırları içerisinde bulunan, Seramiksiz Neolitik Döneme tarihlenen Kara-han Tepe ele alınmıştır. Çoğunluğu tarım arazisi içerisinde kalan Karahan Te-pe'de in-situ megalitler keşfedilmiş ve bunların Şanlıurfa il sınırları içerisinde bulunan, aynı döneme tarihlenen Göbekli Tepe, Sefer Tepe, Taşlı Tepe, Yeni Mahalle, Hamzan Tepe, Nevali Çori gibi buluntu merkezlerindekilerle benzer özellikleri ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca bulunan materyaller ışığında Karahan Tepe'nin, Göbekli Tepe'nin 2. Tabakası, Sefer Tepe, Taşlı Tepe, Hamzan Tepe ile karşılaştırılması yapılmış ve böylece Karahan Tepe'nin Seramiksiz Neolitik Dönem'in B evresi başlarına tarihlenmesi gerektiği düşünülmüştür. Tez kapsa-mında özellikle malzemelerin benzerliği ve küçük buluntuların sınıflandırılma-sında Yakındoğu kıstas olduğundan ve de konunun daha iyi anlaşılması gerekçe-siyle; çalışmada sadece Karahan Tepe ile sınırlı kalınmamış aynı zamanda Ya-kındoğu ve Anadolu'nun bazı Seramiksiz Neolitik buluntu merkezleri de kısaca ele alınmıştır. Bu buluntu merkezleri belli bir sistem içerisinde küçük ve büyük buluntular olarak sınıflandırılmış ve özellikle Karahan Tepe ile olan benzerlikler ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Bu incelemeler yapılırken, Karahan Tepe'nin, Neolitik Dönem'deki konumu ve çevre buluntu merkezleri ile olan etkileşimi tespit edilmeye çalışılmış böylece Karahan Tepe'nin, bu süreç içerisindeki yeri ve sürece katkısı araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Karahan Tepe, Göbekli Tepe, Sefer Tepe, Taşlı Tepe, Hamzan Tepe, Yeni Mahalle, Seramiksiz Neolitik Dönem.

Arkeolojik alanlarArkeolojik kazılarDoğu Anadolu bölgesi+6
Gültekin Çalğan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Tunç Çağı'nın sonundan Klasik Çağ'a kadar Doğu Akdeniz'de Helen kolonizasyonu

Helen Kolonizasyonunu içeren en kapsamlı bilgiler Batı Akdeniz ve Karadeniz yerleşimlerinden sağlanırken gerek Antik Çağ Yazarlarının atıfları ve gerekse arkeolojik kanıtlar üzerinde genel anlamda bir uzlaşma sağlandığı görülmektedir. Ancak Doğu Akdeniz'deki duruma bakıldığında muhtemel Helen kolonizasyon aktivitelerinin yeteri kadar irdelenmediği, birçok yerleşimdeki Helen varlığı ve Helen koloni aktivitelerinin durumunun oldukça tartışmalı olduğu ve ancak birkaç yerleşim üzerinden tanımlama yoluna gidilmiş olduğu görülmektedir. Bu çalışmada Geç Tunç Çağı'nın Sonundan Klasik Çağ'a kadar Doğu Akdeniz'de Kilikya, Kıbrıs, Kuzey Suriye ve Kenan Bölgesindeki toplam kırk yerleşim üzerinden mimari, ölü gömme gelenekleri, seramik, yazı gibi unsurlar dikkate alınarak yerleşimlerdeki Helen kökenli buluntular irdelenmiştir. Yunan Anakarası, Ionia, Ege Adaları'nın yanı sıra Batı Akdeniz ve Karadeniz'deki Helen yerleşimlerindeki koloni kent buluntuları göz önüne alınarak Doğu Akdeniz'deki muhtemel Helen kolonizasyon aktiviteleri tanımlanıp, değerlendirilip, Doğu Akdeniz'deki Helen kolonizasyonu olgusu ortaya koyularak, açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kolonizasyon, Helenler, Doğu Akdeniz, Ticaret

Doğu Akdeniz bölgesiGeleneklerGeç Tunç Çağı+5
Barış Gür
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00