
130
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Sabit açılı yüzeyler üzerine
Bu tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm giriş kısmından oluşmaktadır. İkinci bölümde Öklid uzayında ve Lorentz uzayında bu çalışma için gerekli kavramlar, tanımlar ve teoremler verilmiştir. Üçüncü bölümde 3-boyutlu Öklid uzayında sabit açılı yüzeyler ve eğriler çalışılmıştır. Bazı açılabilir yüzeyler ve bazı konikal yüzeyler sabit açılı yüzey olma bakımından incelenmiştir. Ayrıca normali sabit bir doğrultu ile sabit bir açı yapan yüzey üzerinde yatan eğriler için bazı karakterizasyonlar verilmiştir. Dördüncü bölümde 3-boyutlu Lorentzian uzayda sabit açılı yüzeyler ve eğriler ele alınmıştır. Öncelikle sabit spacelike doğrultulu timelike sabit açılı yüzey üzerinde yatan eğriler için daha sonra sabit spacelike doğrultulu spacelike sabit açılı yüzey üzerinde yatan eğriler için bazı karakterizasyonlar verilmiştir.
Veriye dayalı bulanık sistem modelleme ve tanımlama
Bulanık mantık insan düşünüş tarzından esinlenerek bulunmuş bulanık küme teorisine dayanan genel bir hesaplama sistemidir. Bu sistem mantıksal ifadeler ve dilsel değişkenler arasındaki bağılantılara dayanmaktadır. Mühendislik açısından en önemli üstünlüklerinden biri ilgilenilen sistemin matematiksel modeline ihtiyaç duymamasıdır. Temel sorun kendisinden beklenilen görevi yapacak şekilde parametrelerinin en uygun değerlerinin belirlenmesidir. Bu çalışmada, yaygın olarak kullanılan Takagi-Sugeno (TS) tipi bulanık sistemin parametrelerinin eldeki giriş-çıkış verilerine dayalı olarak belirlenmesi üzerine çalışılmıştır. Bu çalışmada verilen yöntem ile önce, bulanık sistemin giriş-çıkış değişkenleri belirlenerek girişe ait değişkenler ilgili uzayda yaklaşık olarak homojen dağıtılmış üyelik fonksiyonları ile bulandırılmaktadır. Böylece bulanık sistemin şart/öncül parametreleri belirlenir. Daha sonra, en küçük karesel kestirim (LSE, Least Square Estimation) yöntemi ile eldeki giriş-çıkış örnek verilerine dayalı olarak bulanık sistemin sonuç/kural parametreleri belirlenir. Bu çalışmada, anılan bu yöntem beş farklı denektaşı dinamik sistemin TS tipi birer bulanık sistem ile modellenmesi üzerinde çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlar tasarımcının elinde giriş-çıkış örneklerinin bulunması durumunda yöntemin etkin bir şekilde kullanılabileceğini göstermektedir.
Parabolik oluk kollektörleri ve merkezi alıcılı güneş kuleleri ile enerji üretim analizi ve uygulaması
Günümüzde fosil enerji kaynaklarından elektrik enerjisi elde edilmesi yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat çevreye verdikleri zararlar ve fosil enerji kaynakların giderek azalması neticesinde, insanoğlu yeni arayışlar içine girmiştir. Bunun sonucunda farklı yöntem ve teknikler ile yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları geliştirilmesi için araştırılmaya başlanmıştır. Yapılan araştırmalar sonucu enerji üretiminde yenilenebilir bir enerji kaynağı ve çevre dostu olan güneş enerjisinden elektrik üretme fikri yaygınlaşmıştır. Bunun için fotovoltaik pillerin yanı sıra farklı yöntemler de ortaya çıkmıştır. Bu yöntemlerden olan parabolik oluk güneş kollektörleri ve merkezi alıcılı güneş kulelerinin kullanılması Dünya'da giderek artış göstermekte ve gelişmektedir. Türkiye'de de bu teknolojinin önümüzdeki yıllarda kullanılması ve yaygınlaşması beklenmektedir. Bu nedenle bu tez çalışmasında, güneş enerjisinden elektrik enerjisi elde etmek amacıyla kullanılan parabolik oluk güneş kollektörlerinin ve merkezi alıcılı güneş kulelerinin ayrı ayrı analizleri yapılıp Bilecik bölgesi için bu sistemlerin tek başlarına ve hibrid olarak uygulamaları gerçekleştirilmektedir. Sistemlerin hibrid çalışması durumunda enerji üretim potansiyeli karşılaştırmalı olarak verilmektedir.
Bilecik bölgesinin güneş ışınım şiddeti tahmininde saklı markov modelinin kullanılabilirliğinin analizi
Güneş enerjisi elde edilecek bölgede sistem kurulmadan önce o bölgenin potansiyeli iyi araştırılmalı, kurulum maliyetleri iyi hesaplanıp değerlendirilmelidir. Kurulum yapılacak bölgenin güneş ışınım şiddeti tahminleri yapılmalıdır. Bir bölgenin güneş enerjisi potansiyel analizi yapılırken kullanılabilecek birçok modelleme ve tahmin yöntemi vardır. Bu çalışmada kullanılan Saklı Markov Modeli (SMM), istatistiksel veriyi dikkate alarak öğrenme ve tahmin yapmaya çalışan yöntemdir. Bunun yanında, son yıllarda Saklı Markov modeller ile ilgili yeni modellemeler ortaya çıkarılmıştır. Özellikle, dil, konuşma, sinyal işleme gibi alanlarda Saklı Markov Model'ler artan bir çekiciliğe sahiptir. Günümüzde de yapay zekâ, örüntü tanıma, konuşma tanıma ve biyolojik modellemelerde de SMM karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanında yenilenebilir enerji verilerinin modellemesinde de bu yöntem kullanılmaya başlanmıştır. Güneş enerjisi de önemli bir yenilenebilir enerji kaynağı olması nedeniyle bu çalışmada sıcaklık verileri Saklı Markov Model'de kullanılarak belli bir bölgedeki güneş ışınım şiddeti tahmin edilerek güneş enerjisi potansiyeli belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma ile kolay elde edilebilir sıcaklık verileri yardımıyla SMM kullanılarak güneş ışınım şiddetinin belirlenebilir olması büyük kolaylık getireceği vurgulanmaktadır. Bu yöntemin kullanılabilirliği Bilecik bölgesi uygulaması ile gösterilmiştir. Bu çalışmada bölgeye ait 2017 yılı saatlik güneş sıcaklık verileri ve test verisi olarak kullanılan güneş ışınım şiddetleri Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden sağlanmıştır.
Dönerkanat tipinde iha için akıllı kontrolcü tasarımı
Bu tez çalışmasında klasik PD kontrolcülere alternatif olarak akıllı bir yapı olan Yapay Sinir Ağı kullanılarak günümüz yaygın insansız hava araçlarında dönerkanatlı insansız hava aracının kontrolüne odaklanılmıştır. Çalışmada klasik PD kontrolcüler ile dönerkanat insansız hava aracının kontrolü ile ilgili benzetim çalışmaları yapılmış ve gürültü içeren senaryo için insansız hava aracının davranışı gözlemlenmiştir. Devamında 256 farklı yörünge için PD kontrolcülü benzetimler yapılmış, burada alınan eğitim verileriyle iç döngüdeki yuvarlanma, yunuslama, yalpalama ve z'ye ait ileri beslemeli yapay sinir ağları eğitilerek PD kontrolcülerin yerini almıştır. Daha sonra tek eğitim yörüngesiyle eğitilmiş yapay sinir ağlarıyla benzetimler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlardan dönerkanat insansız hava aracı için yapay sinir ağlı kontrolcülerin klasik PD kontrolcüler yerine geçebileceği gösterilmiştir.
Farklı adsorbanlar kullanılarak atık sulardan reaktif boyaların gideriminde adsorpsiyon koşullarının araştırılması
Remazol Brilliant Blue R boyasının sulu ortamdan giderimi Amberlyst A21 ve aseton ile modifiye edilmiş aktif karbon kullanılarak adsorpsiyon yöntemi ile gerçekleştirildi. Tez çalışması kapsamında ilk olarak pH ve temas süresinin Remazol Brilliant Blue R giderimi üzerine etkisi araştırıldı. Elde edilen veriler Remazol Brilliant Blue R boyasının Amberlyst A21 ve aseton ile modifiye edilmiş aktif karbon tarafından etkin bir şekilde giderildiğini göstermektedir ve 100 ppm'lik başlangıç Remazol Brilliant Blue R derişiminde, pH 2 ve 150 dakikalık temas süresinde en yüksek yüzde giderim değeri Amberlyst A21 adsorbenti için % 89,23 olarak elde edilmiştir. Başlangıç boya derişimi çalışmalarından elde edilen veriler Langmuir, Freundlich ve Temkin izoterm modellerine göre hesaplanmıştır. Kinetik incelemeler yalancı birinci dereceden, yalancı ikinci dereceden ve parçacık içi difüzyon modelleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan tez çalışması sonucunda Amberlyst A21 ve aseton ile modifiye edilmiş aktif karbon yüzeyinde Remazol Brilliant Blue R boyasının adsorpsiyonunun Langmuir izoterm modeli ve yalancı birinci dereceden kinetik ile uyumlu olduğu görülmüştür.
Fosfonitrilik trimer ile difonksiyonel/polifonksiyonel nükleofillerin tepkimeleri ve elde edilen ürünlerin spektroskopik yöntemler ile analizi
Bu çalışmada, siklotrifosfazenlerin difonksiyonel nükleofilik reaktiflerle olan substitüsyon reaksiyonlarında; nükleofilin yapısı, sıcaklık, baz ve çözücü sisteminin reaktiviteye etkisi araştırıldı. Özellikle, sıcaklık ve kullanılan çözücünün SN1 ve SN2 mekanizmaları üzerinden ürün çeşitliliği ve miktarı üzerinde oldukça etkili oldukları gözlemlendi. Araştırmalarımızda adı geçen etkenlerin ürün miktarı az yada hiç oluşmayan ansa ve moleküller arası kondenzasyon türevleri ve nispi verimliliği üzerinde de etkili oldukları görüldü. Sikloklorotrifosfazenin (1), alifatik diaminler NH2-(CH2)n-NH2 (n = 3 (2) ve 6 (3)) ile nükleofilik sübstitüsyon reaksiyonlarından: mono-spiro, N3P3Cl4[HN(CH2)3NH] (4); mono-ansa izomerleri, N3P3Cl4[HN(CH2)3NH] (5) ve N3P3Cl4[HN(CH2)6NH] (6); dispiro, N3P3Cl2[HN(CH2)3NH]2 (7); spiro-ansa izomerleri, N3P3Cl2[HN(CH2)3NH]2 (8) ve N3P3Cl2[HN(CH2)6NH]2 (9); tris-spiro, N3P3[HN(CH2)3NH]3 (10); tekli, ikili ve üçlü köprülü bino bileşikleri; N3P3Cl5[HN(CH2)3NH]N3P3Cl5 (11), N3P3Cl5[HN(CH2)6NH]N3P3Cl5 (12), N3P3Cl4[HN(CH2)6NH]2N3P3Cl4 (13), ve N3P3Cl3[HN(CH2)6NH]3N3P3Cl3 (14) bileşikleri sentezlenmiştir. Sentezlenen bileşiklerin yapıları; element analizi, MS, TLC-MS, 1H-NMR ve 31P-NMR spektroskopik verilerinden yararlanılarak aydınlatılmıştır.
Biyokütle kullanılarak metal iyon biyosorpsiyonu
Bu çalışmada Nikel (Ni (II)) iyonlarının Trabzon hurması (Diospyros kaki L.) yapraklarından elde edilen biyokütle ile biyosorpsiyon yeteneği araştırılmıştır. Biyosorpsiyon verimini etkileyen değişken olarak, pH, biyokütle miktarı, sıcaklık, zaman, ağır metal konsantrasyon seçilmiş ve adsorpsiyon sonuçları Langmuir ve Freundlich modellerine uygunluğu araştırılmıştır. Ayrıca biyosorpsiyon kinetiği ve izotermleri sanki birinci dereceden ve sanki ikinci dereceden kinetik modeller ile araştırılmıştır. Deneysel çalışmalar sonucunda Diospyros kaki L. kullanılarak Nikel (Ni (II)) ağır metal giderimi için en iyi verim 25 ppm ağır metal iyon konsantrasyonu, 150 µm partikül boyutu, pH 5, 0.2 g biyokütle miktarı, 40 °C sıcaklık ve 90 dk zaman sonunda % 89 olarak bulunmuştur. Ayrıca, biyosorpsiyon sürecinin aydınlatılması amacıyla Elementel analiz, FT-IR, SEM, XRD ve BET karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır.
Kuaterniyonik normal eğriler
Bu tez 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde giriş kısmına yer verilmiştir. İkinci kısımda Öklid uzayı ve Lorentz uzayı için gerekli tanım ve teoremler verilmiştir. Üçüncü kısımda 3-boyutlu Öklid uzayı ve 4-boyutlu Öklid uzayında kuaterniyonik normal eğriler çalışılmıştır. Sırasıyla E3 ve E4 de kuaterniyonik bir eğrinin kuaterniyonik normal eğri olması için gerekli ve yeterli koşullar verilmiştir. Son bölümde 4-boyutlu yarı-Öklid uzayı E24 de yarı-reel kuaterniyonik normal eğriler çalışılmıştır. Ayrıca, yarı-reel kuaterniyonik normal eğrilerin eğrilik fonksiyonları bakımından bazı karakterizasyonları verilmiştir. E24 de yarı-reel kuaterniyonik bir eğrinin yarı-reel kuaterniyonik normal eğri olması için gerekli ve yeterli koşullar verilmiştir.
Bazı reaktif boyaların kinetik ve izoterm modellerinin araştırılması
Reactive Orange 16 boyasının sulu ortamdan giderimi Amberlyst A21 ve heksadesil trimetil amonyum bromür ile modifiye edilmiş filtre kahve atığı kullanılarak adsorpsiyon yöntemi ile gerçekleştirildi. Tez çalışması kapsamında ilk olarak pH ve temas süresinin Reactive Orange 16 giderimi üzerine etkisi araştırıldı. Elde edilen veriler Reactive Orange 16 boyasının Amberlyst A21 ve heksadesil trimetil amonyum bromür ile modifiye edilmiş filtre kahve atığı tarafından etkin bir şekilde giderildiğini göstermektedir ve 100 ppm'lik başlangıç Reactive Orange 16 derişiminde, pH 2 ve 180 dakikalık temas süresinde en yüksek yüzde giderim değeri Amberlyst A21 adsorbenti için % 90,58 olarak elde edilmiştir. Başlangıç boya derişimi çalışmalarından elde edilen veriler Langmuir, Freundlich ve Temkin izoterm modellerine göre hesaplanmıştır. Kinetik incelemeler yalancı birinci dereceden ve yalancı ikinci dereceden kinetik modelleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan tez çalışması sonucunda Amberlyst A21 ve heksadesil trimetil amonyum bromür ile modifiye edilmiş filtre kahve atığı yüzeyinde Reactive Orange 16 boyasının adsorpsiyonunun Langmuir izoterm modeli ile uyumlu olduğu görülmüştür.