
349
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Ters yüz sınıf modelinin üniversite öğrencilerinin programlamaya yönelik tutum, öz-yeterlik algısı ve başarılarına etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin programlamaya yönelik tutum, öz-yeterlik algısı ve başarılarında, dersin ters yüz sınıf modeli ile yürütülmesinin etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada kontrol ve deney gruplu deneysel desen kullanılmış olup, öğrencilerin ve öğretim üyesinin ters yüz sınıf modeli hakkındaki düşüncelerini incelemek amacıyla görüşme formları hazırlanmış ve bireysel görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2015-2016 eğitim öğretim yılında bahar döneminde Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünde öğrenim gören, Programlama Dilleri II dersine devam eden deney grubunda 15, kontrol grubunda 18 olmak üzere 33 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Bilgisayar Programlamaya Karşı Tutum Ölçeği, Programlamaya İlişkin Öz-Yeterlik Ölçeği, E-Öğrenmeye Yönelik Tutum Ölçeği ve Programlama Dilleri Akademik Başarı Testi kullanılmıştır. Araştırma sonundaki bulgulara göre, Ters Yüz Sınıf Modeli ile öğrenim gören öğrenciler ve Geleneksel Öğretim ile öğrenim gören öğrencilerin akademik başarıları ve programlamaya yönelik tutumları, programlamaya ilişkin öz-yeterlik algıları arasında anlamlı fark bulunamamış ancak her iki grubun e-öğrenmeye yönelik tutumları arasında anlamlı fark saptanmıştır. Öğrencilerin ve dersi yürüten Öğretim Üyesinin Ters Yüz Sınıf Modelinin kullanımına ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ters Yüz Sınıf Modeli, Ters Yüz Öğrenme, Programlama, E-Öğrenme, Tutum, Akademik Başarı, Öz-Yeterlik, Bilişim.
Web tabanlı uzaktan eğitimde ders materyali tasarımı, uygulaması ve materyal tasarım kriterlerinin belirlenmesi
İnternet'in sağladığı etkileşimli ortam ve sınırsız bilgiye ulaşabilme gibi özellikler nedeniyle uzaktan eğitim, özellikle üniversite eğitiminde oldukça yaygınlaşmaktadır. Son yıllarda özellikle ülkemizdeki uzaktan yüksek öğretimin ilerlemesi ve buna ek olarak yeni teknolojilere dayalı öğretim yöntemi ile ders işlemenin önemi üzerinde durulmaktadır. Ayrıca yapılan araştırmalar öğrencilerin iyi tasarlanmış çoklu ortam sunumlarıyla, sözlü anlatımlardan daha iyi öğrendiklerini de göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, öğretim elemanlarının uzaktan eğitimde ders anlatımında kullanacakları; çoklu ortam öğeleriyle desteklenmiş, Sosyal ve Fen Bilimlerindeki Web Tabanlı Eğitim materyallerinin hazırlanmasında tasarım kriterlerini belirlemektir. Materyaller iki farklı alanda hazırlanarak tasarım konusundaki farklılık ve benzerlikler ortaya çıkartılmak istenmiştir. Alan uzmanlarından alınan yardım ile araştırmacı tarafından Tarih ve Biyoloji materyalleri tasarlanmış ve materyaller alan uzmanları tarafından değerlendirilmiştir. Bu materyaller, KTÜ Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinde, internet üzerinden ve ilgili öğretim elemanı tarafından derslerinde uygulanmıştır. Tarih materyali KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliğinden 36 öğrenciye, Biyoloji materyali ise KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliğinden 32 kişiye uygulanmıştır. Uygulama sonucunda nicel ve nitel değerlendirmeler yapılmıştır. Değerlendirme ölçeği olarak, geçerlik-güvenirlik çalışması yapılan 23 maddelik ?Web Tabanlı Eğitim Materyali Ölçeği? kullanılmıştır. Bir diğer veri kaynağı da uygulamanın yapıldığı öğrencilerle ve uygulamayı yapan öğretim elemanlarıyla yürütülen yarı yapılandırılmış mülakatlardır. Çalışma sonunda, öğretim elemanlarının Web Tabanlı Eğitimde ders anlatırken kullanacakları, Sosyal ve Fen Bilimleri alanındaki öğretim materyallerinin kullanılabilir, kaliteli, öğrencinin başarısını ve motivasyonunu artıracak şekilde oluşturulmasını sağlayacak tasarım kriterleri belirlenmeye çalışılmıştır.
Video konferans yoluyla verilen derslerde verimliliğe etki eden faktörler
Bu çalışma, video konferans yoluyla gerçekleşen bir uzaktan eğitim deneyimi yaşayan öğretim üyesi, asistan ve öğrencilerin bakış açılarıyla verimliliğe etki eden faktörleri ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.Çalışmada nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışması benimsenmiştir. Veriler mülakatlardan, yapılandırılmamış gözlemlerden ve etkileşim hakkında daha ayrıntılı bilgiler sunan etkileşim gözlem formlarından elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemini; 2009-2010 eğitim öğretim yılının bahar döneminde Karadeniz Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümünde Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden video konferans yoluyla ders alan öğrencilerden amaçlı örneklem yöntemlerine göre seçilen 8 öğrenci, dersi veren öğretim üyesi ve öğrencilerle aynı ortamda bulunan asistan oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler içerik analiz yöntemiyle çözümlenmiş, uygun çizelge ve tablolar oluşturularak yorumlanmıştır.Araştırma bulgularına göre, video konferans yoluyla gerçekleşen uzaktan eğitimde verimliliğe etki eden faktörler: bant genişliği, ses kesilmesi, bağlantı kopması, görüntünün netliği, kameraların özellikleri ve çekim alanı, video konferans teknolojileri gibi teknik unsurlar, öğrenci profili, asistanın varlığı, uzmanlara erişim, öğretmeni tanıma, ortama alışkın olma, sınıf ortamının düzeni, göz teması kuramama, jest ve mimiklerin anlaşılmaması, öğretmenin derse teşvik eden tavrı, ders dışı iletişim imkanı olmaması, öğretmenin kullandığı araç-gereçler, yöntem ve teknikler ile ders materyalleri olarak bulunmuştur.
Teknoloji destekli öğretim konusunda bilişim teknolojileri öğretmen adayları ile sınıf öğretmeni adaylarının işbirliği süreci ve bu süreçteki deneyimleri
Günümüzde öğretmenlerin öncelikli olarak teknolojik becerilere sahip olmaları, sonrasında ise teknolojinin eğitim ortamlarında kullanılmasına yönelik bilgi birikimine sahip olmaları beklenmektedir. Son yıllarda ortaya atılan Teknolojik Pedagojik İçerik Bilgisi yaklaşımı bu anlamda öğretmen adaylarının eğitimlerinde gittikçe önem kazanmaktadır. Teknolojik Pedagojik İçerik Bilgisini geliştirmeye yönelik birçok etkinlik hizmet öncesi dönemde uygulanmaya başlanmıştır. Bu çalışmada eğitim fakültelerinin Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü mezunlarının teknolojinin öğrenme süreciyle bütünleştirilmesi kapsamında öncü olarak nitelendirilmelerinden yola çıkarak, bu bölüm mezunlarının sınıf öğretmenliği programındaki öğretmen adaylarına teknoloji danışmanlığı yapacağı işbirliğine dayalı bir süreç yürütülmüştür. Böylece karşılıklı etkileşimler sayesinde sınıf öğretmenliği programındaki öğretmen adaylarının Teknolojik Pedagojik İçerik Bilgisi açısından gelişim göstermeleri beklenmiştir. Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü öğretmen adaylarının ise bu süreç sayesinde teknolojinin öğrenme süreciyle bütünleştirilmesi bağlamında kendilerine yüklenen rolleri daha net olarak algılayabilecekleri düşünülmüştür. Yürütülen araştırma özel durum çalışması olarak planlanmıştır. Teknolojinin öğrenme süreciyle bütünleştirilmesine dayanan işbirliği sürecinde adaylar, öğretmenlik uygulaması kapsamında sınıf öğretmenliği programındaki öğretmen adaylarının anlatacağı teknoloji destekli dersleri birlikte tasarlamışlardır. Böylece öğretmenlik uygulaması kapsamında sınıf öğretmenliği programındaki öğretmen adaylarına teknoloji destekli öğrenme deneyimleri sağlanmıştır. Sonuç olarak öğretmenler arası yaşanan bu iletişim sayesinde, sınıf öğretmenliği programındaki öğretmen adaylarının Teknolojik Pedagojik İçerik Bilgisi düzeylerinde olumlu bir artış görülmüştür. Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü öğretmen adayları ise yürütülen sürece ilişkin ileride üstleneceği teknolojinin öğrenme süreciyle bütünleştirilmesi anlamında rollerinin ne olacağını konusunda somut deneyimler yaşayarak farkındalık geliştirmiştir. Teorik bilgilerin karşılıklı tartışmalar ve paylaşımlar yoluyla uygulamaya dönüştürülmesinde yaşanan etkileşim ve deneyimler bu sonuca etken olarak görülmektedir.
İşitme engelli öğrencilerin Türkçe okuma yazma becerilerinin geliştirilmesine yönelik görsel yardım paketi: GÖRYAP
Bu çalışmanın amacı, Türkçe'nin gramer yapısına uygun ve işitme engelli bireylerin Türkçe'yi doğru okuma-yazma becerilerini geliştirmeye yönelik görsel yardım paketinin (GÖRYAP) tasarlanmasıdır. Tasarlanan paketin değerlendirilmesi amacıyla yapılan uygulama, işitme engelliler ilköğretim okulunda, 6. 7. ve 8. sınıflarda okuyan toplam 14 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, alan uzmanları tarafından değerlendirilmiştir. Daha sonra alan uzmanlarının değerlendirmeleri araştırmacı tarafından analiz edilmiştir.Araştırmanın sonuçları göstermiştir ki, hazırlanan Görsel Yardım Paketi (GÖRYAP) işitme engelli öğrencilerin Türkçe'de okuma-yazma becerilerindeki başarılarını arttırmıştır. İşitme engelliler okullarında görev yapan öğretmenler, GÖRYAP yapısının, işitme engelli öğrencilere Türkçe'deki ekler konusunu anlatırken kullanabilecekleri bir kaynak olacağını belirtmişlerdir. Ayrıca çalışmada görsel öğelerin ön planda olması sebebiyle, işitme engelli bireylerin eğitimi için uzmanlar tarafından faydalı bulunmuştur. Özellikle öğrencilerin ek yapılarını daha iyi kavradıkları ve kelime hazinelerinin geliştiği görülmüştür.
Bulanık çok kriterli karar verme yöntemleri ile öğrenci performanslarının değerlendirilmesi
Çalışmanın amacı, karar verme süreçlerinde bulanık mantık yaklaşımının kullanımını inceleyerek, bu yaklaşımını temel alan çok kriterli karar verme yöntemleri ile öğrenci performanslarının değerlendirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda öğrenci performanslarının değerlendirilmesinde bulanık çok kriterli karar verme yöntemlerinden olan BAHP, BTOPSIS yöntemleri ve klasik değerlendirme yöntemi kullanılarak elde edilen öğrenci performans değerlendirme sonuçları karşılaştırılmıştır.Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fatih Eğitim Fakültesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümü, 3. sınıf öğrencilerinin almış oldukları "Çoklu Ortam Tasarım ve Üretimi" dersi kapsamında öğrenci performansları, geliştirilen bulanık sistem üzerinden değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda öğrencilerin geleneksel değerlendirme yöntemleriyle aldıkları notlar ile bulanık mantık yaklaşımıyla geliştirilmiş sistemden aldıkları notlar karşılaştırılmış ve sonuçlara ilişkin uzman görüşü alınmıştır.Çalışma sonucunda bulanık mantık yaklaşımı ile geliştirilen sistemin vermiş olduğu notların, geleneksel yöntemlerle verilen notlara göre daha hassas ve doğru sonuçlar hesapladığı belirlenmiştir. Ayrıca değerlendirme sürecinde belirlenen kriterler haricinde karar vericinin öznel yargılarından kaynaklanan hatalar da sistem tarafından tespit edilmiştir. Geleneksel değerlendirme yöntemlerine alternatif olarak tasarlanan bu sistemin, farklı dersler ve farklı değerlendirme amaçları için kullanılabileceği düşünülmektedir.
Web destekli eğitime bir örnek: Jeoloji mühendisliği lisans programında sanal polarizan mikroskop uygulamaları
Teknolojinin gelişmesiyle bilgiye ulaşmanın ve paylaşmanın daha kolay olduğu günümüzde ?Nasıl daha iyi öğreniriz? Nasıl daha iyi öğretiriz?? soruları zihinleri meşgul etmektedir. Bu noktada bilgisayarların ve internet teknolojisinin eğitimde kullanılmaya başlamasıyla yüz yüze eğitimin tamamlayıcısı ve destekleyicisi olarak web destekli eğitim sorunlara çözüm önerisi olarak ortaya çıkmaktadır. Günümüzde yükseköğretime kadar birçok seviyede yaşanan problemlere çözüm önerisi olarak web destekli eğitim kullanılmaktadır. Uygulamalı derslerin olduğu bölümlerde, özellikle mühendislik fakültelerinde laboratuar sayısının az, öğrenci sayısının fazla olması gibi nedenlerden dolayı eğitim süreçlerinden beklenen verim alınamamaktadır. Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü de bu bölümlerden bir tanesidir. Çalışmada Jeoloji Mühendisliği lisans programının temel derslerinden biri olan Optik Mineraloji dersinde yaşanan problemlere çözüm önerisi olarak, laboratuar uygulamalarına alternatif bir öğrenme ortamı oluşturabilmek için bir web destekli eğitim ortamı tasarlanmıştır. Çalışmada özel durum çalışması kapsamında son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi deney (42) ve kontrol (42) grubu olmak üzere 84 öğrenciden oluşmaktadır. KTÜ Jeoloji Mühendisliği öğretim elemanlarıyla (3) ihtiyacı belirlemeye yönelik; amaçlı örneklem yöntemiyle seçilmiş deney (10) ve kontrol (10) grubuyla ders sürecinin değerlendirilmesine yönelik; Jeoloji Mühendisliği bölümünden üç öğretim elemanı, BÖTE bölümünden üç öğretim elemanı ve deney grubundan amaçlı örneklem yöntemiyle seçilmiş 10 öğrenciyle WDE ortamının değerlendirilmesine yönelik mülakatlar yapılmıştır. Ayrıca deney ve kontrol grubunun laboratuar sınav notları ve deney grubunun WDE ortamında çalışma süreleri kullanılarak WDE ortamının akademik başarıya etkisi araştırılmıştır. Sonuç olarak geliştirilen WDE ortamının öğrenci seviyesine uygun, motive edici, öğretici ve akademik başarıyı artırıcı etkisi olduğu ortaya çıkmıştır.
İlköğretim branş öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojilerini öğrenme ve öğretme sürecine entegrasyonunda bilişim teknolojileri formatör öğretmeninin rolü
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim branş öğretmenleri ile aynı okulda görev yapan formatör öğretmenin işbirliğine dayalı olarak, teknolojinin öğrenme sürecine entegrasyonunu sağlamaya yönelik bir süreç oluşturmak ve bu süreçte formatör öğretmenin rollerini incelemektir. Bu işbirliği çerçevesinde öğretmenlerin sınıf içinde donanımsal ve yazılımsal araçları kullanma durumlarında, teknolojiye bakış açılarında, formatör öğretmen ile iletişimlerinde ve sınıf içi öğrenci davranışlarında değişiklik olup olmayacağını tespit etmek amaçlanmıştır.Araştırmada ilköğretim branş öğretmenlerinin sınıf içinde bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanma durumları doğal ortamlarında ayrı ayrı birer durum çalışması olarak incelenmiş, nitel araştırma teknikleri kullanılarak desenlenmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında nitel araştırmalar için uygun olan gözlem notları ve yarı yapılandırılmış mülakat yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın örneklemini aynı okulda görev yapan 6 öğretmen oluşturmaktadır. Öğretmenler maksimum çeşitlilik yöntemine göre seçilmişlerdir. Araştırmacı, aynı okulda formatör öğretmen olarak görev yapmaktadır. Verilerin toplanması için araştırmacı, formatör öğretmen kimliği ile öğretmenlerin derslerini gözlemlemiş, elde ettiği veriler doğrultusunda öğretmenlerle işbirliği içinde çeşitli çalışmalar yürütmüştür. Çalışmaların sonunda öğretmenler gözlenmiş ve yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılmıştır. Çalışma üzerinden zaman geçtikten sonra öğretmenler yeniden gözlenmiş ve teknoloji kullanma durumları incelenmiştir.Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre formatör öğretmenin her öğretmenin teknolojik önbilgi ve becerileri, ihtiyaçları ve talepleri göz önünde bulundurularak yaptığı rehberlik faaliyetlerinin, öğretmenlerin istekli olmaları durumunda öğrenme ve öğretme sürecinde teknoloji entegrasyonunu arttırdığı görülmüştür.
İlköğretim öğretmenlerinin teknolojiyle öğrenme-öğretme süreçlerini bütünleştirme düzeylerine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi
Bu araştırmada, ilköğretim öğretmenlerinin teknolojiyle öğrenme-öğretme süreçlerini bütünleştirebilme düzeylerine ilişkin görüşleri incelenmektedir. Bu doğrultuda, hizmet öncesi öğretmen eğitimindeki teknoloji içerikli dersler kapsamında öğretmenlerin sahip oldukları bilge ve becerilerin çağdaş eğitim sisteminin ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte olması önem arz etmektedir. Tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu 2010-2011 eğitim-öğretim yılında ilköğretim okullarında görev yapan, görev süresi 1-5 yıl olan sınıf ve branş öğretmenleri oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ve ?Öğretmenlerin Teknolojiyle Öğrenme-Öğretme Sürecini Bütünleştirme Düzeylerini Belirleme Ölçeği? kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin teknolojiyle öğrenme-öğretme sürecini bütünleştirebilme düzeylerine yönelik kendilerini algılayış biçimlerinin olumlu olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin kendilerini en iyi düzeyde temel teknoloji kullanımı alt boyutunda gördükleri ifade edilirken, teknolojiyle öğrenme-öğretme sürecinin bütünleştirilmesinde sahip oldukları yeterliklerin gelişmesinde hizmet öncesi öğretmen eğitiminde alınan teknoloji içerikli derslerin etkisinin meslek yaşamında edinilen deneyimlerin etkisine göre daha az olduğu belirlenmiştir. Özellikle hizmet öncesi öğretmen eğitiminde teknolojiyle bütünleştirilmiş öğretim planları tasarlayıp öğretmenlik staj döneminde uygulamaya geçirmede eksiklerin olduğu saptanmıştır. Ders ile ilgili etkinliklerde bilgisayarın, internetin, projeksiyonun ve ders yazılımlarının kullanım durumlarının, öğretmenlerin teknolojiyle öğrenme-öğretme sürecini bütünleştirebilme düzeylerine yönelik görüşlerinde olumlu etkiye sahip olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin yeni teknolojilerden olan akıllı tahtayı getireceği avantajlardan haberdar olmalarına karşın ders içi etkinliklerde kullanmadıkları belirlenmiştir.
Çoklu öğrenme ortamının okul öncesi öğrencilerinin sayı kavramı gelişimine etkisi
Bu çalışma kapsamında, okul öncesi 6 yaş(60-72 ay) grubu çocuklara yönelik olarak, 1'den 10'a kadar olan sayı kavramlarını kapsayan bir çoklu öğrenme ortamı geliştirilmiştir. Geliştirme sürecinde ADDIE tasarım modeli temele alınmıştır. Çalışmada ADDIE kapsamında, geliştirilen ortamın tasarım süreci ortaya konularak geliştirilen ortamın öğrenci başarısına etkisi araştırılmıştır.Araştırmanın örneklemini 2011-2012 eğitim öğretim yılı Giresun İli Bulancak İlçesinde bulunan Züfer Mustafa Eriş İlköğretim Okulu anasınıfına devam eden 6 yaş grubu 20 çocuk oluşturmaktadır. Bu araştırmada, bir deney ve bir kontrol grubunu kapsayan tekrarlı ölçümlerden (ön test ve son test) oluşan deneysel bir araştırma deseni oluşturulmuştur. Araştırmada okul öncesi eğitim de yaşanan mevcut sorunları ve ihtiyaçları belirlemek amacıyla ?Öğretmen Anket Formu? kullanılmıştır. Araştırma sırasında öğrencilerin sayı korunum ve kavram düzeyini belirlemek için uygulanacak ön test ve son test ölçekleri olarak "Piaget'in Sayının Korunumu Testi" kullanılmıştır.Araştırma sonucunda sayı kavramı açısından, ön test puan ortalamalarına göre deney ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmüştür. Yapılan araştırma sonucunda okul öncesi dönemdeki çocukların korunum testinden başarılı olmadıkları görülmüştür. Çocuklarının sayı kavramı kazanım düzeyleri arasında cinsiyete bağlı olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Hazırlanan çoklu öğrenme ortamını kullanılarak eğitim alan deney grubu öğrencilerinin sayı kavramı gelişimi açısından daha başarılı sonuçlar elde ettiği bulunmuştur.
Karma mesleki gelişim programı sürecinde ilköğretim sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi deneyimleri üzerine bir çalışma
Bu araştırmanın amacı; TPAB odaklı karma mesleki gelişim programının ilköğretimsınıf öğretmenlerinin Teknolojik Pedagojik Alan bilgisi gelişimine etkisini incelemek,TPAB gelişim süreçlerinin nasıl değiştiğini ve ilgili süreçteki deneyimlerini ortaya koymakve sınıf öğretmenlerinin ilgili programa ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmada;birincil bir veri setine dayandırılan bir araştırmada diğer bir veri setinin destekleyici,ikincil rol üstlendiği karma araştırma gömülü deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanınnicel aşaması; tek grup ön test-son test deneysel deseni kapsamaktadır.Araştırmanın katılımcıları, Trabzon ilinde bulunan farklı ilköğretim okullarındagörev yapan 24 sınıf öğretmenidir. Bu araştırma; ölçek geliştirme, tarama ve karmadeneysel model olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Karma mesleki gelişim programıçerçevesinde gerçekleştirilen etkinlikler; alan uzmanlarının katılımıyla yüzyüze veçevrimiçi yürütülmüş, web 2.0 paylaşım ortamı (Facebook grubu) ile desteklenmiş vekatılımcılara süreç boyunca sürekli destek sağlanmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen nicel bulgular katılımcıların TPAB bileşenlerinintümüne ilişkin algılanan bilgi düzeylerinde etkili ve anlamlı artış meydana geldiğini, nitelbulgular ise katılımcıların TPAB gelişimine ilişkin göstergeleri karşılayan bilgi, beceri veeylemleri yansıttığını ve yürütülen karma mesleki gelişim sürecine ilişkin katılımcıdüşüncelerinin olumlu olduğunu göstermektedir. Araştırma sonucunda; ilgili alanuzmanlarının aktif rol aldığı, araştırmacıların ve BÖTE mezunu öğretmenlerin mentör rolüüstlendiği, yeterli teknolojik donanıma sahip eğitim ortamlarında uygulamaya dayalı karmamesleki gelişim programlarının düzenlenmesiyle sınıf öğretmenlerinin TPABgelişimlerinin sağlanabileceği ve TPAB göstergelerini karşılayan deneyimleryaşanabileceği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler: Eğitimde Teknoloji Entegrasyonu, Teknolojik Pedagojik AlanBilgisi, Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Gelişimi, KarmaMesleki Gelişim, Öğretmenlerin Mesleki Gelişimi
Hasta hakları çalışanlarının danışma ihtiyacına yönelik çevrimiçi mesleki gelişim programının değerlendirilmesi
Bilginin hızlı değişip eskimesi özellikle sağlık gibi dinamik bir alanda çalışan kişilerin mesleki yeterliliklerini muhafaza edebilmelerini zorlaştırmaktadır. Bir zorunluluk haline gelen sürekli mesleki gelişim etkinliklerine katılmak, iş günü kayıplarının yanı sıra yolculuk, zaman kaybı ve maddi külfetler gibi anlamlara geldiğinden dolayı birer yetişkin olan ve aile vb. başka sorumlulukları da bulunan profesyoneller için daha da sıkıntılı bir hale gelmektedir. İnternet üzerinden uzaktan eğitim bu kişilerin eğitiminde yüz yüze eğitimin bir alternatifi olarak kullanılabilir.Hasta hakları uygulamaları Türkiye'de 2003 yılında başlamıştır. Hasta hakları çalışanları bu alanda çalışmaya başlayan ilk kişilerdir ve sürekli yeni problemlerle karşılaşmakta ve danışmanlığa ihtiyaç duymaktadırlar. Fakat alanda çok fazla kaynak ve çalışan uzman bulunmamaktadır. Bu danışma ihtiyacı göz önüne alınarak internet üzerinden bir danışma programı hazırlanmıştır. Çalışma yaklaşık 5 ay süren, nitel veri yönü ağırlıklı bir karma araştırma olup 15 eşzamanlı çevrimiçi toplantıyı ve 47 katılımcıyı kapsamaktadır. Katılımcıların programdan beklentileri, beklentilerinin karşılanma düzeyi ve program hakkındaki görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Veriler Likert tipi ve açık uçlu soruların kullanıldığı anketler ve gözlem ile elde edilmiştir.Program katılımcıların beklentilerini karşılamıştır. Katılımcılar programın mesleki gelişimlerine faydalı olduğunu, çevrimiçi yapılmasının daha uygun olduğunu, meslektaşlarıyla iletişimde olup samimi bir grup kurmaktan motive olduklarını, uzmanlara danışabilmelerinin bir fırsat olduğunu belirtmişlerdir. Sorunların ortaya çıkmasının, ortak sorunların görülerek çözüm üretilmesinin faydalı olduğunu vurgulayan katılımcıların %87'si çalışmadan öğrendiği bilgileri uygulamıştır. Katılımcıların çevrimiçi toplantılar hakkındaki olumsuz görüşleri ise iletişim eksikliği olarak belirlenmiştir.
Hareket tabanlı öğrenme materyalinin tasarımı uygulanması ve değerlendirilmesi
Bu araştırmada, okul öncesi eğitime devam eden çocuklara yönelik, bilgisayar destekli hareket tabanlı öğrenme materyali (HTÖM) geliştirilmiştir. Araştırmada geliştirilen materyalin tasarım, geliştirme ve değerlendirme süreçlerine değinilerek, materyalin öğrenci motivasyonuna olan etkilerinin belirlenmesi ve materyal hakkında öğretmen görüşlerinin alınması amaçlanmıştır.Araştırmanın katılımcılarını 2011-2012 eğitim-öğretim yılı içerisinde Ordu ili Altınfındık ilköğretim okulunda anasınıfına devam eden 5-6 yaş grubu 18 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma HTÖM'ün uygulanacağı 6 haftalık bir süreçte yürütülen özel durum çalışmalarıyla test edilmiştir. Araştırma öncesinde okul öncesinde yaşanan problem ve ihtiyaçları belirleyebilmek amacıyla, öğretmenler ile anket çalışmaları yürütülmüştür. HTÖM'ün öğrenciler üzerindeki etkisini derinlemesine gözleyebilmek için öğrenciler haftalık seanslarda takip edilmiştir. Bu süreçlerde tüm deneyimler kayıt altına alınmıştır. Ayrıca HTÖM hakkında, uygulama sınıfı öğretmeni ve okul öncesi öğretmenleri ile yapılandırılmamış ve yarı yapılandırılmış görüşmeler yürütülmüştür. Bu farklı kaynaklardan elde edilen veriler bir araya getirilerek yorumlanmıştır. Yapılan tüm bu çalışmalar göstermiştir ki; HTÖM öğrenci motivasyonunu arttırmaktadır ve HTÖM hakkında öğretmen görüşleri olumlu yöndedir.
Öğretmen adaylarının dijital vatandaşlık düzeylerinin belirlenmesi
Ağ toplumlarında dijital vatandaş olarak tanımlanan bireylere rehberlik edecek öğretmenlerin öncelikli olarak teknolojik becerilere sahip olmaları beklenmektedir. Bu beklenti doğrultusunda araştırmanın amacını Türkiye'deki üniversitelerin eğitim fakültelerinde öğrenim gören öğretmen adaylarının dijital vatandaşlık düzeylerinin belirlenmesine yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirilmesi ve öğretmen adaylarının ölçekten aldıkları puanların belirlenen değişkenler açısından incelenmesi oluşturmaktadır.Tarama modelinde olan çalışma 2010-2011 eğitim öğretim yılında iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 1063 öğretmen adayı ile ölçme aracının geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Araştırmacı tarafından zaman ve maliyet açısından ekonomik, uygulamasının kolay ve puanlamasının pratik; geçerlik ve güvenirlik düzeylerinin yüksek olduğu yedi boyutlu bir ölçek geliştirilmiştir. İkinci aşamada Dijital Vatandaşlık Ölçeği'nin Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 2200 öğretmen adayına uygulanarak dijital vatandaşlık düzeylerinde cinsiyet, yaş, ailesinin ortalama gelir düzeyi gibi özelliklere göre manidar farklılıklar olup olmadığının belirlenmesine yönelik bir çalışma yapılmıştır. Cinsiyetlere göre dijital vatandaşlık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu ve bu farkında erkek öğretmen adayları lehine olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kadın öğretmen adaylarının dijital ortamların kullanımına yönelik teşvik edilmeleri ve cesaretlendirilmeleri ile bu farkın giderileceği düşünülmektedir. Dijital Vatandaşlık Ölçeği'ne göre örneklem kapsamındaki öğretmen adaylarının %0,36'sının aşırı zayıf, %33,32'sinin çok iyi düzey içerisinde yer aldığı görülmüştür. Öğretmen adaylarının dijital vatandaşlığı yüksek bir biçimde yetiştirilmesi, teknolojinin usulüne uygun bir biçimde kullanılmasına öncülük edecektir. Dijital vatandaşlık konusunda yurt dışında ve yurt içinde yapılan çalışmaların yetersiz olması nedeniyle bu araştırmanın bu konuyla ilgili gelecekte yapılacak araştırmalara yön vereceği düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Dijital Vatandaşlık, Eğitim Fakültesi, Öğretmen Adayları, Ölçek Geliştirme, Teknoloji.
Türkiye'de uzaktan eğitim programları için akreditasyon standartlarının Delphi tekniğiyle belirlenmesi
Uzaktan eğitim programlarının sayısının gün geçtikçe artması, bu yolla sunulan öğretimin kalitesi konusunda da kaygılar doğurmuştur. Gerek resmi makamlar, gerekse kamu uzaktan eğitimin kalitesi konusunda bilgilendirilmeye ihtiyaç duymaktadır. Bu anlamda akreditasyon, önceden belirlenen birtakım standartların karşılandığını bildirmesi dolayısıyla, eğitim hizmetlerinin kalitesini sorgulayan birim ve bireylere bilgi sağlamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de uzaktan eğitim programlarının akreditasyonunda kullanılabilecek akreditasyon standartlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırma üç oturumda tamamlanan bir Delphi çalışmasıdır. Delphi çalışmaları aynı anketin bir uzman grubuna birden fazla gönderildiği, her oturum sonunda uzmanların yapılan değerlendirmeler konusunda bilgilendirildiği ve değerlendirilen maddeler üzerinde bir uzlaşmaya varılmasını amaçlayan çalışmalardır. Bu amaçla ilgili alanyazından derlenen ve yine ilgili alanyazından yararlanarak on başlık altında toplanan toplam 83 akreditasyon standardı 5'li Likert tipi ölçek üzerinde birinci oturumda 17, ikinci oturumda 15 ve üçüncü oturumda 16 uzaktan eğitim uzmanı tarafından değerlendirilmiştir. Bunun yanında uzaktan eğitim uzmanları hazırlanan çevrimiçi standartları değerlendirme sistemi ile ilk iki oturumda değerlendirmelerine sunulan standartlar üzerinde değişiklik talep edebilmiş ve ilgili başlık altında yeni standartlar önerebilmişlerdir. Uzlaşma ölçütünün değerlendirilen her bir standart için %70 uzman katılımı ve +/- 1 standart sapma aralığı olarak belirlendiği çalışmada, uzaktan eğitim uzmanları tarafından üç oturum sonunda 10 başlık altında toplam 94 akreditasyon standardı Türkiye'de uzaktan eğitim programlarının akreditasyonunda kullanılabilir olarak belirlenmiştir. Belirlenen bu standartların ileride kurulması muhtemel bir akreditasyon kurumunun yanı sıra, uzaktan eğitim hizmetleri sunan eğitim kurumları tarafından da kalite değerlendirme ve geliştirme amaçlarıyla kullanılması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Uzaktan eğitim, Akreditasyon, Kalite, Delphi tekniği
Öğretim sürecinde etkileşimli tahta kullanımına yönelik geliştirilen bir hizmet içi eğitim kursu ve yansımaları
Bu araştırmanın amacı, son dönemlerde eğitimde kullanımı yaygınlaşan teknolojilerden biri olan etkileşimli tahtanın öğrenme-öğretme sürecine entegrasyonuna ilişkin ilköğretim öğretmenlerine yönelik bir Hizmet İçi Eğitim (HİE) kurs programının geliştirilmesi, uygulanması ve kursun etkililiğinin değerlendirilerek öğretmenlerin eğitsel uygulamalarına yansımalarının incelenmesidir. Özel durum yönteminin kullanıldığı araştırmanın katılımcılarını, araştırmacı tarafından geliştirilen ve Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğü?nün 2011 Yılı Mahalli Hizmet İçi Eğitim Planı kapsamında uygulanan ?Akıllı Tahtanın (Etkileşimli Tahtanın) İlköğretim Branş Derslerinde Kullanımı? hizmet içi eğitim kursuna katılan 13 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma, ?HİE kurs programının geliştirilmesi?, ?HİE kursunun uygulanması ve değerlendirilmesi? ve ?HİE kursunun izleme değerlendirmesi? olmak üzere üç aşamada tamamlanmıştır. Bu süreçte, HİE kurs programının geliştirilmesinde, sistem yaklaşımı modelinin basamakları dikkate alınmıştır. Çalışmada verilerin toplanması aşamasında; anket, yarı-yapılandırılmış mülakat, gözlem ve doküman incelemesi yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi, frekans ve yüzde değerlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda; etkileşimli tahtanın öğrenme-öğretme sürecine entegrasyonuna yönelik hazırlanan HİE kurs programının, kursa katılan öğretmenlerin bilgi ve beceri gelişimine katkıda bulunduğu belirlenmiştir. HİE kursunun, öğretmenlerin etkileşimli tahtaya yönelik bakış açılarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Kurs sonunda, öğretmenlerin katıldıkları HİE kurs programı ile ilgili görüşlerinin genel olarak olumlu olduğu tespit edilmiştir. Yapılan izleme değerlendirme çalışmalarında, kursun içeriğinin uygulanabilir olduğu ancak etkili teknoloji entegrasyonu için tek başına yeterli olmadığı; kurs sonrasında sağlanacak destek hizmetlerinin de bu süreçte önemli olduğu görülmüştür. Kursun, öğretmenlerin eğitsel uygulamalarında farklılık meydana getirme konusunda belirli bir derecede etkili olduğu da araştırmanın bulguları arasındadır. Araştırma sonucunda, etkileşimli tahtanın öğrenme-öğretme sürecine entegrasyonuna yönelik tasarlanan bir HİE kurs programının etkililiği ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: Etkileşimli Tahta, Teknoloji Entegrasyonu, Hizmet İçi Eğitim
Meslek lisesi elektrik elektronik teknolojisi öğrencilerinin laboratuvar çalışmalarında uygulama becerilerinin arttırılmasına yönelik bir eylem araştırması
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim 10. Sınıf düzeyinde Elektrik-Elektronik ve Ölçme Dersi Laboratuvarı'nda yapılan deneylerde karşılaşılan problemlerin belirlenmesi ve bu problemlerin giderilmesine yönelik geliştirilecek bir eylem planının, öğrencilerin laboratuvar uygulama becerilerinin geliştirilmesine etkisinin incelenmesidir. Yapılan çalışmada araştırma modeli olarak "Uygulama/karşılıklı işbirliği/tartışma odaklı eylem araştırması" kullanılmıştır. Çalışmada ilk olarak öğrencilerin laboratuvar uygulamalarının kendilerine sağladıkları katkılarına yönelik görüşlerinin ortaya çıkartılması, laboratuvarda karşılaştıkları problemlerin belirlenmesi, en çok zorlandıkları uygulamaların neler olduğunun saptanması, öğretmenlerin uygulamadaki problemleri ve zorlandıkları uygulamaların belirlenmesi amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Araştırmanın bu bölümündeki çalışma grubu Çarşamba M.T.A.L.'den 9 öğrenci, Ağcagüney Ç.P.A.L.'den 9 öğrenci ve 4 Elektrik Elektronik Teknolojisi öğretmeni oluşturmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme soruları analizine göre bir eylem planı hazırlanmıştır. Araştırmanın deneysel bölümüne yönelik olan çalışma grubunu Samsun ili Çarşamba ilçesi Çarşamba Teknik ve Anadolu Meslek Lisesi, 10/D ve 10/F şubelerinde okuyan toplam 30 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin uygulama becerilerini ölçmeye yönelik yansız atama ile oluşturulan iki gruptan deney grubundaki 15 öğrenci, Adobe Flash CS5 programı ile hazırlanan animasyonlar, Proteus 8 programı ile hazırlanan simülasyonlar kullanarak bilgisayar ile deneme yapıp gerçek atölye ortamında elektronik devreler yapmıştır. Kontrol grubundaki 15 öğrenciye, Talim ve Terbiye Kurulu'nun 07.09.2005 tarih ve 324 sayılı Kararı ile kabul edilen Elektrik Elektronik ve Ölçme dersi öğretim programında belirtilen etkinlikler ile öğretim yapılıp, ilgili yöntem ve tekniklerle dersler işlenmiştir. Araştırmanın uygulama aşaması 2016 – 2017 eğitim öğretim yılının ilk döneminde, Ekim ve Kasım aylarında 6 hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak; "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formları" ve "Deney Gözlem Çizelgesi" kullanılmıştır. Nicel veriler SPSS 15.0 programında, nitel veriler ise betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Elektrik Elektronik atölye uygulamalarında animasyon ve simülasyon kullanılarak yapılan deney etkinliklerini gerçekleştiren deney grubu öğrencilerinin uygulama becerilerindeki gelişimin, klasik deney etkinliklerini uygulayan kontrol grubu öğrencilerine göre daha yüksek oranda gerçekleştiği ortaya konmuştur. Ayrıca deney grubu öğrencileri ile yapılan görüşmelerle animasyon ve simülasyon kullanılmasına yönelik kapsamlı görüşler elde edilmiştir. Bu çalışmanın, atölye uygulamalarında animasyon ve simülasyon kullanımının, öğrencilerin uygulama becerilerinin gelişimi üzerine etkilerini ortaya çıkarması, öğrencilerin atölye uygulamalarında karşılaştıkları temel problemlerin giderilmesi açısından ilgili alan öğretmenlerine ve alanda çalışmak isteyen alan eğitimcilerine katkı sağlayan önemli bir çalışma olduğu düşünülmektedir. Bu çalışma öğrencilerin atölye uygulamalarında animasyon ve simülasyon kullanımının uygulamalarda yaşanan problemlerin giderilmesi açısından önemlidir.
Üniversite öğrencilerinin bilgi ve iletişim teknolojileri becerilerinin ve e-öğrenmeye yönelik tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin bilgi ve iletişim teknolojileri becerilerinin ve e-öğrenmeye yönelik tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, genel tarama modellerinden tekil ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Dokuz Eylül Üniversitesi'nin farklı fakültelerinde örgün öğrenim görmekte olan 2949 öğrenci oluşturmaktadır. Bu fakülteler; Buca Eğitim Fakültesi, Denizcilik Fakültesi, Fen Fakültesi, Edebiyat Fakültesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Hukuk Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, Tıp Fakültesi ve Hemşirelik Fakültesi'dir. Öğrenciler belirlenirken, Dokuz Eylül Üniversitesi'nin her fakültesinin seçilen bölümlerinden her kademedeki bir sınıfın öğrencilerine ulaşılmak hedeflenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan anket formunun birinci bölümünde, öğrencilerin kişisel bilgilerini ve bilgi ve iletişim teknolojileri kullanma durumlarını betimsel olarak ortaya çıkartacak demografik bilgiler, ikinci bölümünde bilgi ve iletişim teknolojileri beceri ölçeği ve üçüncü bölümde e-öğrenmeye yönelik tutum ölçeği bulunmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler, bir veri analiz programı aracılığıyla frekans, yüzde dağılım, aritmetik ortalama, mod, medyan gibi betimsel istatistikler yanında parametrik olmayan testlerden Mann-Whitney U ve Kruskall-Wallis testleri, parametrik testlerden t-testi ve tek yönlü varyans analizi ve sınıflandırma ve karar ağacı tekniklerinden CHAID analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, üniversite öğrencilerinin bilgi ve iletişim teknolojileri becerileri ile cinsiyet, sınıf düzeyi, yabancı dil düzeyi, bilgisayar kullanma deneyimi ve internet kullanma sıklığı arasında anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Üniversite öğrencilerinin e-öğrenmeye yönelik tutumları ile cinsiyet, sınıf düzeyi, yabancı dil düzeyi, internet kullanma sıklığı, öğrenme yöntemi, çalışma şekli, öğrenme şekli ve motivasyon türü arasında anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, bilgi ve iletişim teknolojileri becerisini yordayan birinci düzey değişkenin bilgisayar kullanma deneyimi (1 yıldan az, 1-3 yıl, 4-5 yıl, 6-7 yıl, 7 yıldan fazla) olduğu ve e-öğrenmeye yönelik tutumu yordayan birinci düzey değişkenin öğrenme yöntemi (yüz-yüze öğrenme, harmanlanmış öğrenme, e-öğrenme) olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Bilgi ve iletişim teknolojileri, e-öğrenme, beceri, tutum, üniversite öğrencileri.
Second Life ortamında tasarlanan yabancı dil eğitimi: Öğretmen-öğrenci ve ortam etkileşimi
Bu çalışma üç boyutlu sanal ortamlardan biri olan ?Second Life? ortamında farklı öğretimsel yöntemler kullanılarak düzenlenen yabancı dil eğitiminde öğrenci, öğretmen ve ortam etkileşimine etki eden faktörleri ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Araştırmanın öğrenci boyutunda katılımcılarını, 2010-2011 eğitim-öğretim yılının güz yarıyılında iki farklı orta öğretim okulunda 10. sınıfına devam eden toplam 12 öğrenci oluşturmuştur. Bu öğrenciler, gönüllü öğrenciler arasından İngilizce dersi notları ve İngilizce ders öğretmenlerinin görüşleri alınarak belirlenmiştir. Araştırmanın öğretmen boyutunda katılımcılarını ise öğrencilerin daha önceden tanımadıkları iki İngilizce öğretmeni oluşturmuştur. Bu öğretmenlerin ortamdaki rolleri ise öğrencilere rehberlik etmek ve etkinliklerin uygulanmasını sağlamaktır.Çalışmanın yapısı gereği nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması benimsenmiştir. Öğrencilerin, İngilizce konuşmalarına yönelik üç farklı öğretimsel yöntem kullanılmıştır; inovasyon ile sunum yapma, altı şapkalı düşünme tekniği ile tartışma yapma ve rol oynama yöntemi ile diyalog kurma. Second Life ortamında bu yöntemlerin kullanılmasıyla yürütülen etkinliklerde öğrenci, öğretmen, sosyal ortam ve Second Life (medya) etkileşimini ortaya çıkartmak için öğrencilerle belli aralıklarla üç tane, öğretmenlerle ise çalışmanın sonunda bir yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Veri toplama araçları olarak görüşme, Second Life ekran kayıtları ve gözlem formları kullanılmıştır. Görüşmeler bilgisayar ortamında dijital hale getirildikten sonra, tüm veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiş ve uygun tablolar ile şemalar oluşturularak yorumlanmıştır.Araştırma bulgularına göre; farklı öğretimsel yöntemler kullanılarak Second Life sanal ortamında düzenlenen yabancı dil eğitiminin öğrencilerin sosyal ortam içinde akranlarından öğrenmelerine, yabancı dil konuşma deneyimi yaşayıp kendilerine güvenlerinin ve öz-yeterlilik seviyelerinin artmasına ve toplum baskısından kurtulmalarına yarar sağladığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, Second Life sanal ortamı üç boyutlu gerçeğe yakın tasarımı ile öğrencilerin ilgilerini ve derse karşı motivasyonlarını arttırırken, avatarlar ile temsil edilme olanağı sayesinde ise öğrenciler arasındaki iletişimin etkili olmasını sağlamıştır. Bunun yanı sıra Second Life öğretim ortamında gerçekleşen araştırmada ortaya çıkan sınırlılıklar ayrıntılı olarak ele alınmış ve bu konuyla ilgili çalışma yapmayı düşünen araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Üç Boyutlu Sanal Ortam, Second Life, Yabancı Dil Eğitimi, E-öğrenme, İngilizce Öğretimi, Öğretim Teknolojileri.
İlk ve ortaöğretim öğretmenlerinin teknoloji korku düzeylerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı ilk ve ortaokul öğretmenlerinin teknoloji korku düzeylerinibelirlemektir. Araştırmada ayrıca öğretmenlerin cinsiyet, yaş, kıdem, bilgisayar sahipliği,bilgisayar kullanım süresi, bilgisayar deneyimi ve teknoloji kullanımı konusunda alınanhizmet içi eğitim değişkenleri açısından teknoloji korkusu bileşenleri incelenmiştir.Araştırmanın örneklemini, Rize İlinde, 34 farklı ilk ve ortaöğretim okulunda görevyapan (n=512), 271 erkek (%52,9) ve 241 bayan (%47,1 ) öğretmen oluşturmaktadır.Araştırmada, bilgisayar öğrenme kaygısı, tüketici teknoloji kaygısı ve gözlemlenebilenöğrenme kaygısı alt faktörlerinden oluşan bilgisayar kaygı ölçeği, negatif bilgisayartutumu, pozitif bilgisayar tutumu ve geleceğe yönelik bilgisayar tutumu alt faktörlerindenoluşan bilgisayar tutum ölçeği ve negatif bilgisayar düşüncesi, pozitif bilgisayar düşüncesive bilgisayar eğlencesi alt faktörlerinden oluşan bilgisayar kullanımına yönelik düşünceölçeği kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek amacıylakişisel özellikler ölçeği kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin %62'sinin teknoloji korkusunasahip olduğu, cinsiyet, yaş, bilgisayar kullanım sıklığı ve bilgisayar deneyimi bilgisayarkaygısı ve kullanımına yönelik düşünceler üzerinde anlamlı farklılık ortaya koyduğu tespitedilmiştir. Öğretmenlerin büyük çoğunluğunun bilgisayara sahip olmasına rağmen budurum onların teknoloji korkusu bileşenleri olan bilgisayar kaygısı, düşüncesi ve tutumlarıüzerinde etkisi olmadığı gözlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin bilgi iletişim teknolojilerikonusunda almış oldukları hizmetiçi eğitimin bilgisayar kaygı, tutum ve bilgisayarkullanımına yönelik düşüncelerini etkilemediği tespit edilmiştir.Öğretmenlerin bilgisayar kullanım düzeylerinin gelişmesi için beklenilmemeli, gereklieğitim, seminer ve kurslara katılımını sürekli takip edilmesinin yanında okullarda eğitimteknolojilerinin etkili bir şekilde kullanılıp kullanılmadığının araştırılması yapılıp, buteknolojilerin kullanılmasını engelleyen faktörler ortaya çıkarılmalıdır. Öğretmenleregerekli lojistik desteğin yanında bu teknolojilerden korkmamaları yönünde onlarapsikolojik olarak da desteğin verilmesi önerilmektedir.
Bilgisayar destekli animasyonların grafik çizme ve yorumlama becerisinin geliştirilmesine etkisi: ?Yaşamımızdaki sürat örneği?
İlköğretimin ilk yıllarından itibaren öğrencilere grafik çizme ve yorumlama becerisi kazandırılmaya çalışılmaktadır. Grafikler birçok alanda kullanıldığı gibi Fen ve Teknoloji dersinde de sıklıkla kullanılmaktadır. Grafik becerileri bilimsel bilgileri anlamada önemlidir. Şimdiye kadar yapılan araştırma sonuçları, öğrencilerin Matematik bilgilerini Fen ve Teknoloji dersinde grafik becerilerini kullanmalarını gerektiren konularla ilişkilendiremediklerini ve öğrencilerin en çok Fen ve Teknoloji dersinde hareket grafiklerini anlamakta güçlük çektiklerini göstermiştir. Bu nedenle bu araştırmada öğrencilerin grafik becerilerini geliştirmek için; hareket grafikleri konu alınmıştır.Bu çalışma ile bir bilgisayar destekli öğretim (BDÖ) materyalinin geliştirilmesi ve bu materyalin öğrencilerin grafik çizme ve yorumlama becerisine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, yarı deneysel yöntem kullanılarak, altıncı sınıfta okuyan 42'si deney, 40'ı kontrol grubundan olmak üzere toplam 82 öğrenciyle yürütülmüştür. Hareket grafikleri konusu, deney grubuna yapısalcı yaklaşıma dayalı BDÖ yöntemine, kontrol grubuna ise yapısalcı yaklaşımın 5E modeline göre öğretim yapılmıştır. Öğrencilere uygulama öncesinde ve sonrasında, öğrencilerin grafik becerilerindeki değişimi belirlemek amacıyla hareket grafiklerini çizme ve yorumlama testi uygulanmıştır. Materyalin etkililiğini öğrenci ve öğretmen gözüyle değerlendirmek amacıyla öğretmen ve seçilen öğrencilerle uygulama sonunda mülakatlar yapılmıştır. Ayrıca yapılan gözlemlerle öğrenme süreci incelenmiştir.Yapılan analizler sonucunda; hem deney hem de kontrol grubunda öğrencilerin grafik becerilerinin geliştiği görülmüştür. Son test bulgularına göre, Fen ve Teknoloji dersinde, yapısalcı yaklaşıma dayalı BDÖ yönteminin, öğrencilerin grafik becerileri yapısalcı öğretimin 5E modeline göre daha etkili olduğu görülmüştür. Nitel bulgular da, diğer nicel bulguları destekler niteliktedir. Hem öğretmen hem de öğrencilerin hazırlanan bilgisayar destekli animasyonları etkili ve verimli buldukları belirlenmiştir. Matematik dersinde öğrenilen grafik becerileri, öğrencilerin Fen ve Teknoloji dersine transfer etmesi için bu alandaki öğretmenlerle işbirliği yapılmalıdır.
Çoklu zeka kuramına göre hazırlanan web destekli materyalin öğrenci başarısına etkisinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı Çoklu Zeka Kuramı temel alınarak hazırlanan web tabanlı öğretim materyalinin öğrencilerin başarıları üzerindeki etkilerini araştırmaktır.Web tabanlı öğretim materyali hem ders anlatımı sırasında hem de ders sonrası evde ek kaynak olarak kullanıldı. Materyal, Çoklu Zeka Kuramı'nı temel alan derslerin, internet ortamına aktarılarak Fen ve Teknoloji dersi için kaynak olarak kullanılması amacıyla araştırmacı tarafından geliştirildi.Çalışma, Trabzon Merkez Mimar Sinan İlköğretim Okulu'ndaki 68 öğrenci ile yürütüldü. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan web sitesindeki kayıtlarla, başarı testleriyle, ders esnasında elde edilen gözlemlerle ve öğrencilerle yapılan mülakatlarla ve çalışma yapraklarıyla elde edilmiştir.Araştırmanın sonucunda ÇZK'ya dayalı web tabanlı hazırlanan bilgisayar destekli materyalin öğrencilerin başarısını artırmada etkili olduğu, öğrencilerin konuyu anlamasına yardımcı olduğu, öğrencilerin derse olan ilgilerini artırdığı, derse aktif katılımın artmasına neden olduğu, öğrenmeyi kolaylaştırdığı ve materyalin öğrencilerin baskın zeka alanlarına hitap etmede başarılı olduğu belirleniştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda ÇZK'ya dayalı web tabanlı hazırlanan bilgisayar destekli materyaller hazırlanması gerektiği önerisinde bulunulmuştur.
Eş zamanlı çevrimiçi bir öğrenme ortamı tasarımı
İletişim ve etkileşim, öğrenme-öğretmen süreçlerini etkileyen en önemli değişkenlerdendir. Uzaktan eğitim ortamlarında öğrenme faaliyetlerindeki etkileşim geleneksel sınıf ortamları ile kıyaslandığında oldukça sınırlıdır. Bu sınırlılık uzaktan eğitim faaliyetlerinin kalitesini etkilemektedir. Bu çalışmada e-öğrenme ortamlarındaki derslere öğrencilerin daha aktif bir şekilde katılmalarını sağlayan, ders içeriği ile öğrenci ve öğretmenin etkileşiminin en üst seviyeye taşıyan ve ülkemizdeki e-öğrenme alanındaki uygulamalara katkı sağlayan bir ortam geliştirilmesi amaçlanmıştır. Ortam geliştirilirken çeşitli ticari e-öğrenme sistemleri incelenmiş ve uzman görüşlerine başvurulmuştur. Ortamın geliştirilmesinin ardından ortama ilişkin öğrenci ve uzman görüşlerini belirlemek ve geliştirilen ortamın nitelikleri hakkında temel bir çerçeve çizmek amacıyla alan taraması yöntemi kullanılmıştır. Bu amaç doğrultunda biri öğrencilerle, diğeri de uzaktan eğitim alanında uzman katılımcılarla olmak üzere iki uygulama gerçekleştirilmiştir. Uygulamalarda öncelikle katılımcılara geliştirilen ortam tanıtılmış, ardından da katılımcılarla birlikte ortam kullanılmıştır. Katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından katılımcılardan ölçekler yardımıyla görüşleri alınmıştır. Öğrencilerle basılı ölçek yardımıyla, uzmanlarla da çevrimiçi ölçek kullanılarak veriler elde edilmiştir. Uzmanlara ayrıca 4 adet açık uçlu soru sorularak ortama ilişkin daha detaylı görüşleri alınmıştır. Elde edilen bulgular ışığında ortama ilişkin olarak öğrencilerin ve uzmanların görüşlerinin olumlu yönde olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca uzmanlar, geliştirilen ortamın yeni geliştirilecek benzer ortamlara önderlik edeceğini, öğrencilerin bu ortamla birlikte anında geri bildirim alabilecekleri, ortamda öğrenci-öğrenci, öğrenci-içerik ve öğrenci-öğretmen etkileşiminin çoklu ortam öğeleri ile birlikte eş zamanlı olarak sağlanacağını belirtmişlerdir. Uzaktan eğitimde kalitenin arttırılması için bu tür uygulamaların yaygınlaştırılması gerekmektedir.
KTÜ BÖTEB için bir WEB tabanlı eğitim sitesi geliştirilmesi ve kullanılabilirliğinin incelenmesi
ÖZET Bu çalışmada KTÜ Bilgisayar Ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü için bir web tabanlı eğitim sitesi geliştirilmiştir. İlk olarak, bölümdeki akademisyen ve öğrencilerin bir web tabanlı eğitim sitesine ilişkin beklenti ve önerileri belirlenmiştir, ikinci aşamada sitenin içerik ve güvenlik unsurları oluşturulmuş ve site tasarımı gerçekleştirilmiştir. Son olarak sitenin kullanılabilirliği incelenerek gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Bu amaçla özel durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Site tasarımı öncesinde yapılan ihtiyaç analizi anketine 6 akademisyen ve 145 öğrenci katılmıştır. Anket sonuçlarına göre, KTÜ BÖTEB'de görev yapan akademisyenlerin tamamı ve öğrenim gören öğrencilerin büyük bir kısmı bölüme özel bir WTE sitesinin gerekliliğine inanmaktadır. Hedef kitlenin beklenti ve önerileri doğrultusunda eşzamanlı/eşzamansız ders ortamı, mesajlaşma sistemi, ödev/proje verme/alma/ değerlendirme sistemi, çeşitli arşivleme seçenekleri, akademik forum gibi bölümlerden oluşan bir site geliştirilmiştir. Sitenin öğrenme-öğretme etkinliklerinin yapıldığı alanlarına girişlerin şifreli olduğu bir şifreleme sistemi eklenmiştir. Site tasarımında, ASP programlama dili ve M.SQL Server veri tabanı kullanılmıştır. Sitenin kullanılabilirliğinin incelenmesi aşamasında, üç ayrı türdeki kullanıcı arayüzüne ait kullanılabilirlik testleri geliştirilmiş ve 6 katılımcıya uygulanmıştır. Bu esnada, kamera yardımı ile katılımcılar görüntülenmiştir. Test bitiminde, üç türdeki arayüz için geliştirilen üç ayrı formla katılımcıların siteye ilişkin düşünceleri yazılı olarak alınmıştır. Ayrıca bu amaçla gözlem ve mülakat metotlarından da faydalanılmıştır. Kullanılabilirlik testine katılan katılımcıların tamamı siteyle ilgili olumlu görüş bildirmiştir. Son olarak, katılımcıların ortak sorun yaşadıkları alanlarla ilgili gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Uzaktan Eğitim, Web Tabanlı Eğitim, Bilgisayar Ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü VI
İlköğretim II. kademe bilgisayar ders müfredatına proje tabanlı öğretim yöntemiyle yeni bir yaklaşım
ÖZET Çalışmada, öncelikle Proje tabanlı öğrenme ve bilgisayar ders uygulamaları ile ilgili literatür çalışmasına yer verildi. İkinci aşamada, ilköğretim II. kademede okutulmakta olan (seçmeli) bilgisayar derslerinde kullanılmak üzere mivfer derslerin konularından seçilen proje tabanlı etkinlikler geliştirildi. Geliştirilen etkinliklerden birkaç örnek seçilerek ikisi Trabzon il merkezinde olmak üzere toplam üç okulda Bilgisayar ve öğretim teknolojileri eğitimi bölümü mezunu bilgisayar öğretmenlerince uygulandı. Uygulama sonunda geliştirilen etkinliklerin, bilgisayar derslerini ve bilgisayar öğretmenini ne yönde etkilediği ve bilgisayar derslerinin, geliştirilen proje tabanlı etkinlikler ile yürütülmesi karşısında Türkçe, Matematik, Fen bilgisi ve Sosyal bilgiler (Vatandaşlık ve insan haklan, İnkılap tarihi) öğretmenlerinin tutumlarının nasıl olduğu yapılan mülakatlar yardımıyla tespit edilmeye çalışıldı. Çalışma disiplinler arası öğrenme, proje tabanlı öğrenme ve bilgisayar eğitimini ortak bir paydada buluşturmuştur. Sonuç olarak geliştirilen etkinliklerin, disiplinler arası ve kalıcı öğrenmeyi desteklediği, öğretmen ve öğrenciler üzerinde olumlu etki bıraktığı gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Proje Tabanlı Öğrenme, Bilgisayar Okur- Yazarlığı, Entegre Öğretim Programı
Fiziksel programlama aracı destekli programlama öğretiminin ortaokul öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerine ve özyeterlik algılarına etkisi
Bu çalışmanın amacı, fiziksel programlama aracı destekli metin tabanlı programlama öğretiminin ortaokul öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerine ve özyeterlik algılarına etkisini incelemektir. Karma araştırma yöntemi türlerinden sıralı açıklayıcı desende yürütülen çalışmaya, Ankara ilinde özel bir ortaokulda okuyan 85 ortaokul öğrencisi katılmıştır. Çalışma kapsamında 6 hafta süresince fiziksel programlama aracı olan micro:bit destekli Python programlama dili öğretimi yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak Bilgi İşlemsel Düşünme Becerilerine Yönelik Öz Yeterlik Algısı Ölçeği (BİDBÖA), 2016-2020 tarihleri arasından seçilmiş Bilge Kunduz Uluslararası Enformatik ve Bilgi İşlemsel Düşünme Etkinliği Soruları, programlama aracı, kavram ve süreçlerine yönelik kazanım testi ile yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Ön test ve son testten elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme becerilerine yönelik öz yeterlilik algılarında ve bilgi işlemsel düşünme becerilerinde anlamlı ve pozitif yönde bir farklılık bulunmuştur. Yapılan öğretim sonucunda öğrencilerin programlama kavram ve süreçlerine yönelik kazanımlara ulaştığı ve dersteki performanslarının yüksek olduğu görülmüştür. Programlama öğretiminde öğrenciler, fiziksel programlama aracı destekli Python programlama dili öğrenirken uygun söz dizimi yazma, verilen bir söz dizimini test etme ve hata ayıklama becerilerininin yanı sıra; bu süreçte programlama kavramlarından değişken, koşullu ifade, döngü ve fonksiyonu kullanabildikleri gözlemlenmiştir. Uygulama sonunda öğrencilerle yapılan odak grup görüşmesinde; öğrenciler fiziksel programlama aracı destekli metin tabanlı programlama dili ile programlama yaparken motive oldukları ve daha çok programlama etkinliği yapmak istediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca fiziksel programlama aracı ile programlama kavramlarını daha kolay anladıklarını ve programlama yaparken hatalarını daha rahat bulabildiklerini ifade etmişlerdir. Öğrencilerin çoğunluğu daha önce program yazarken döngü ve liste kullanımında sorun yaşarken fiziksel programlama aracı ile metin tabanlı programlama öğrenirken zorlanmadıklarını ifade etmişlerdir. Tüm bu bulgular ışığında, fiziksel programlama aracı destekli programlama öğretiminin öğrencilerin programlama kavram ve süreçlerine ilişkin öğrenmelerini olumlu yönde etkilediği ortaya çıkmıştır.
C# programlama dersinde, çoklu ortam tasarım ilkelerine göre hazırlanmış materyallerin moodle öğrenme yönetim sistemi üzerinden kullanılmasının yüksek öğrenim öğrencilerinin bilişsel yüklerine ve ders başarılarına etkisi
Araştırmanın genel amacı; C# Programlama dersinde, çoklu ortam tasarım ilkelerine göre hazırlanmış materyallerin MOODLE Öğrenme Yönetim Sistemi üzerinden kullanılmasının yüksek öğrenim öğrencilerinin bilişsel yüklerine ve ders başarılarına etkisini araştırmaktır.Araştırma 2010-2011 öğretim yılı bahar döneminde, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi ve Ortaöğretim Matematik Öğretmenliği bölümü lisans programı ikinci sınıf öğrencileri ile C# programlama dersinde ve C# programlama dersi konularında gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda 35 Ortaöğretim Matematik Öğretmenliği bölümü öğrencisi, kontrol grubunda ise 25 Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü öğrencisi yer almıştır. Deney grubundaki öğretim, MOODLE Öğrenme Yönetim Sistemi üzerinden, dersi veren öğretim üyesi tarafından hazırlanan Microsoft Office PowerPoint sunuları ve araştırma kapsamında çoklu ortam tasarım ilkelerine göre hazırlanan materyaller ile gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubundaki öğretim ise MOODLE Öğrenme Yönetim Sistemi üzerinden, dersi veren öğretim üyesi tarafından hazırlanan Microsoft Office PowerPoint sunuları ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak C# programlama akademik başarı testi, bilişsel yük ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen nicel verilerin analizi SPSS 16.0 programında ANOVA, Korelasyon ve bağımsız gruplar t-testi ile analiz edilmiştir. Görüşme sorularından elde edilen nitel veriler ile araştırma durumunu yansıtacak kısa açıklamalara yer verilmiştir.Çalışmanın sonunda, deney grubunda çoklu ortam tasarım ilkelerine göre hazırlanmış materyaller ve dersi veren öğretim elemanı tarafından hazırlanan sunular ile MOODLE Öğrenme Yönetim Sistemi üzerinden gerçekleştirilen C# programlama öğretiminin, kontrol grubunda dersi veren öğretim elemanı tarafından hazırlanan sunular ile MOODLE Öğrenme Yönetim Sistemi üzerinden gerçekleştirilen öğretime oranla öğrencilerin ders başarıları ve bilişsel yükleri üzerinde daha etkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca her iki grup öğrencileri ile yapılan görüşmelerde, deney grubu öğrencileri MOODLE Öğrenme Yönetim Sistemi ortamına eklenen çoklu ortam materyalleri ve öğrenme ortamı hakkında olumlu görüşlerini belirtmişlerdir.
Öğretim yönetim sistemi üzerinde üniversite (lisans) düzeyindeki öğrenci hareketliliğinin veri madenciliği yöntemleriyle analizi
Bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler veri depolama sistemlerinin yaygınlaşmasını sağlayarak büyük miktarlardaki verilerin manyetik ortamlarda saklanmasını kolay ve ucuz hale getirmiştir. Ancak depolanan bu veriler tek başlarına değersiz olup bir anlam ifade etmemektedir. Depolanan verilerin anlamlı hale getirilebilmesi için bilgisayar sistemleri kullanılarak belli bir amaca yönelik işlenerek bilgiye dönüştürülmesi gerekmektedir. Veriler arasındaki örüntülerin keşfedilerek anlamlı bilgi haline getirilmesi veri madenciliği yöntemleri ile sağlanabilmektedir. Bu çalışmada üniversite (lisans) düzeyindeki öğrencilerin Öğretim Yönetim Sistemi (ÖYS) üzerindeki hareketliliği ile akademik başarı düzeyleri arasındaki ilişki veri madenciliği yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Bu bağlamda bu çalışma, tarama modellerinden ilişkisel tarama modeline uygun olarak düzenlenmiş betimsel ve nicel bir çalışmadır. Çalışmanın örneklemini Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Pedagojik Formasyon Sertifika Programı 2012-2013 eğitim öğretim yılı bahar dönemi Öğretim Teknolojileri ve Materyal Tasarımı dersini alan 40 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada veri kaynağı olarak öğrencilerin ilgili eğitim öğretim yılına ait Moodle (Modular Object Oriented Dynamic Learning Environment) ÖYS üzerindeki hareketliliğini içeren log kayıtları ve yılsonu akademik başarı notları kullanılmıştır. Öğrencilerin ÖYS üzerindeki hareketliliği ile akademik başarı düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesinde disiplinler arası bir alan olan veri madenciliği teknikleri kullanılmıştır. İlk olarak veri madenciliği modellerinden tanımlayıcı model olan kümeleme modeli kullanılmış ve bu modelin oluşturulmasında K-Means algoritmasından yararlanılmıştır. Kümeleme modelinde veri kaynağı olarak 2012-2013 eğitim öğretim yılı bahar dönemi Öğretim Teknolojileri ve Materyal Tasarımı dersini alan öğrencilerin yılsonu akademik başarı notları kullanılmıştır. Kümeleme işleminin gerçekleştirilmesi sonucu öğrencilerin düşük, orta ve yüksek akademik başarı grubu olmak üzere 3 gruba ayrılmasına karar verilmiştir. K-Means algoritması tarafından akademik grupları için ortalama değerler hesaplanarak öğrenciler akademik başarı durumlarına göre bu akademik başarı gruplarına yerleştirilmiştir. Kümeleme işlemi sonucu oluşturulan akademik başarı gruplarının; öğrenci özellikleri hakkında bilgi sağlayabileceği, tahmin edici modeller içerisinde yer alan sınıflandırma modellerinden olan karar ağaçlarının oluşturulmasına ve elde edilen sonuçların daha kolay yorumlanabilmesine katkı sağlayacağı söylenebilir. Kümeleme işlemi gerçekleştirildikten sonra karar ağaçlarının oluşturulmasında veri kaynağı olarak öğrencilerin Moodle ÖYS üzerinde gerçekleştirdikleri eylemler kullanılmıştır. C5.0, CART (Classification And Regression Trees), CHAID (Chi-squared Automatic Interaction Detector), QUEST (Quick, Unbiased, Efficient Statistical Tree) algoritmaları kullanılarak oluşturulan karar ağaçlarının doğruluk oranları incelenmiş ve bu algoritmalar içerisinde en yüksek doğruluk oranını veren CART algoritmasının doğruluk oranı %85,0 olarak bulunmuştur. Karar ağaçları en yüksek doğruluk oranını veren CART algoritması kullanılarak oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara bağlı olarak öğrencilerin ÖYS üzerindeki hareketliliği ve akademik başarı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu ortaya konulmuştur. ÖYS üzerinde yüksek düzeyde hareketlilik sergileyen öğrencilerin yüksek akademik başarı grubunda, orta düzeyde hareketlilik sergileyen öğrencilerin orta akademik başarı grubunda ve düşük düzeyde hareketlilik sergileyen öğrencilerin düşük akademik başarı grubunda yer aldıkları söylenebilir.
Web tabanlı 3B tasarım uygulamalarının ortaokul öğrencilerinin uzamsal görselleştirme ve zihinsel döndürme becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, web tabanlı 3B tasarım aracı olan Tinkercad ile birlikte gerçekleştirilen uygulamaların ortaokul öğrencilerinin uzamsal görselleştirme ve zihinsel döndürme becerilerine olan etkisini araştırmaktır. Çalışmaya özel bir okuldan 65 6. sınıf öğrencisi katılmıştır. Araştırma yarı deneysel desen çerçevesinde gerçekleşmiş olup, uygulama öncesi ve sonrası uzamsal yeteneğin bileşenlerinden uzamsal görselleştirme yeteneğini ölçen "Uzamsal Görselleştirme Testi (UGT)", zihinsel döndürme yeteneğini ölçen "Zihinsel Döndürme Testi (ZDT)", uzamsal görselleştirme, uzamsal yönelim ve uzamsal ilişkileri bir arada ölçen "Santa Barbara Solids Testi (SBST)" ölçme araçları olarak kullanılmıştır. Ayrıca uygulama sonrası, öğrenciler ile yapılandırılmış sorular çerçevesinde odak grup görüşmesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin Uzamsal Görselleştirme, Zihinsel Döndürme ve Santa Barbara Solids testlerinde anlamlı derecede artış olduğu tespit edilmiş ve öğrenciler yapılan çalışmalardan dolayı yeni bir şey tasarlamanın ve üretmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtmişlerdir. Anahtar Sözcükler: Uzamsal Yetenek, Uzamsal Görselleştirme, Zihinsel Döndürme,Cisimlerin Arakesit Yüzeylerini Zihinde Canlandırma, Tinkercad
Monoskopik 3 boyutlu (2b) ve stereoskopik 3 boyutlu animasyon kullanımının öğrenciler açısından incelenmesi
Hızla gelişen günümüz teknolojisi, bizlere hayatımızı kolaylaştıran yeni ürünler olanaklar sağlamaktadır. Her geçen gün gelişen ve değişen bilgisayar teknolojileri şüphesiz ki teknoloji alanında kaydedilen ilerlemelere öncülük etmektedir. Bu gelişmelerden sanayiden sağlığa pek çok alan faydalanmaktadır. Eğitim de bu gelişmelere kayıtsız kalmamaktadır. Bilgisayar Destekli Öğretimin (BDÖ) eğitim süreçlerinde yerini alması hemen hemen bilgisayarın icadına dayanmaktadır. O günden bugüne, teknoloji ilerledikçe BDÖ farklı formlarda da olsa eğitim süreçlerinin önemli bir parçası olmuştur. Monoskopik üç boyutlu (M3B) görüntülerle hazırlanan eğitim materyalleri teknolojinin ilerlemesi ve daha kolay erişilir hale gelmesiyle yerini Stereoskopik üç boyutlu (S3B) materyallere bırakmaktadır. Bu çalışmada, M3B ve S3B ortamda sunulan animasyonun, öğrencilerin Coğrafya dersindeki başarıları ve öğretime yönelik görüşlerine etkisini incelenmiştir. Bu bağlamda, 9. sınıf Coğrafya programında yer alan Yerin Şekli ve Hareketleri Ünitesi, Ankara'da özel bir okulda öğrenim görmekte olan 66 öğrencinin yarısına M3B, diğer yarısına ise S3B animasyon ile öğretilmiştir. Karma araştırma yöntemi kullanılarak tasarlanan bu çalışmada, nicel ve nitel veriler toplanmıştır. Nicel verilerin analizi için t-testi yapılmış olup nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, her iki grupta yer alan öğrencilerin ön-test sonuçları arasında anlamlı bir farklılık olmamasına karşın, son-test puanları arasında S3B animasyonla öğrenim gören gruptaki öğrenciler lehine anlamlı bir farklılık olduğunu göstermiştir. Bunun yanı sıra, her iki grupta yer alan öğrenciler, animasyonla öğretime yönelik olumlu görüş bildirmiş fakat S3B animasyonların daha etkili ve eğlenceli olduğunu belirtmişlerdir. Öğrencilerden, çalışma kapsamında kullanılan animasyonu bazı özellikleri bakımından değerlendirmeleri istendiğinde ise, olumlu özellikleri arasında içerik, görseller, efektler, akış ve müziğin iyi hazırlanmış olması sıralanmıştır. Buna karşın, az sayıda da olsa, bazı öğrenciler ses ve görüntü kalitesi ile efektlerin geliştirilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmişlerdir. Bu çalışmanın, S3B ortamların eğitimde kullanımı konusunda literatüre bir katkı sağlaması ve Türkiye'de bu alanda yapılacak çalışmalara yeni bir pencere açması beklenmektedir. Ayrıca, teknolojinin giderek daha ucuz ve kolay erişilebilir olmasıyla birlikte, S3B görselleştirme teknolojisinin Coğrafya gibi öğrencilerin görselleştirmeye ihtiyaç duydukları derslerde, öğretimin etkililiğini ve verimliliğini artırmak adına yapılacak diğer çalışmalar için de bir örnek teşkil etmesi planlanmaktadır.
Öğretim yönetim sistemi ile desteklenmiş dersin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Web 2.0 teknolojilerini içinde barındıran ve öğretim yönetim sistemi (ÖYS) olarak tasarlanmış olan Edmodo, sosyal ağ sitelerinden eğitim alanında kullanılan önemli bir araç olarak profesyonel bir öğrenme ortamı sağlamaktadır. Bu özelliği ile Edmodo, bir ders içeriğinde ÖYS olarak kullanılmış, öğrencilerin ÖYS kullanılan derslere karşı tutumları ve öğretmenlik öz-yeterlik düzeylerine etkileri incelenmiştir. Ayrıca bu araştırmada, anket ve açık uçlu soru yöntemleriyle, öğrencilerin ÖYS hakkındaki görüşlerine de yer verilmiştir. Araştırmaya özel bir üniversitenin Eğitim Fakültesinde farklı bölümlerde öğrenim gören ve Öğretim Teknolojileri ve Materyal Tasarımı (ÖTMT) dersini alan 44 öğretmen adayı katılmıştır. ÖYS üzerinden açılan ders alanında, derslerin içerikleri, ders içi sunum dosyaları ve ödevler bu platformdan paylaşılmıştır. Öğrencilerin ödev yüklemeleri ve öğretmenin geri-dönütleri de benzer şekilde ÖYS üzerinden sağlanmıştır. Araştırmanın sonuçları incelendiğinde, Edmodo'nun ÖYS olarak başarılı bir platform olduğu söylenebilir. Ayrıca öğrencilerin ÖTMT dersine yönelik tutumlarında öntest ve sontest puanları incelendiğinde, son-test puanlarında bir artış olduğu görülmektedir. Buna göre Edmodo'nun öğrencilerin derse yönelik tutumlarını arttırdığı görülmektedir. Öğrencilerin, ÖYS'leri sevdikleri ve uygulamayı kullanmaktan keyif aldıkları gözlemlenmiştir. Fakat Edmodo'nun öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerine bağlı olarak öğretmen öz yeterlik düzeylerinde benzer oranda bir düşüşe neden olduğu görülmektedir. Öğrencilerin daha verimli bir eğitim süreci geçirilebilmesi için, sürecin başlangıcından önce sosyal medya eğitimi verilmesi önerilebilir ve bu şekilde eğitim programı desteklenebilir.
Üstün yetenekli ortaokul öğrencilerinin proje tabanlı temel robotik eğitim süreçlerindeki yaratıcı, yansıtıcı düşünme ve problem çözme becerilerine ilişkin davranışlarının ve görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, üstün yetenekli öğrencilerin proje tabanlı temel robotik eğitim süreçlerindeki yaratıcı düşünme, yansıtıcı düşünme ve problem çözme becerileri ile robot geliştirme süreçlerindeki görüşlerinin ve davranışlarının incelenmesidir. Nitel ve nicel yöntemlerin birlikte kullanıldığı bir durum çalışması olan bu araştırma 2015-2016 eğitim öğretim yılının yaz tatilinde Ankara ilindeki bir Bilim ve Sanat Merkezi'ndeki (BİLSEM) 12- 13 yaş arası 7 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmacı tarafından geliştirilen Ürün Geliştirme Performansı Rubriği, uygulama sonu ve boylamsal Görüşme Formları, Öğrenci Günlükleri ve Araştırmacı Günlük Notları ile elde edilen veriler nitel veri çözümleme teknikleri ile çözümlenmiştir. Ayrıca üstün yetenekli öğrencilerin karakteristiklerine ilişkin tespit yapabilmek amacıyla Çocuklarda Problem Çözme Envanteri (ÇPÇE) ile Yansıtıcı Düşünme Düzeyini Belirleme Ölçeği (YDDBÖ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizine göre proje tabanlı temel robotik eğitiminin, üstün yetenekli öğrencilerin yaratıcı düşünme, yansıtıcı düşünme ve problem çözme becerilerine katkı sağladığı, öğrencilerin proje tabanlı temel robotik eğitimi ardından, aradan geçen sekiz aylık bir süre sonrasında halen robotik tabanlı ürün geliştirme süreçlerine devam ettikleri ve olumlu tutum geliştirdikleri sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Robotik, Üstün Yetenek, Yaratıcı Düşünme, Yansıtıcı Düşünme, Problem Çözme
Biyoloji dersinde akıllı tahta kullanımının öğrencilerin akademik başarılarına, akıllı tahta kullanımına ve derse yönelik tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim 10. Sınıf düzeyinde biyoloji dersinde akıllı tahta kullanımının öğrencilerin akademik başarılarına, akıllı tahta ve derse yönelik tutumlarına etkisini incelemektir. Bu çalışmanın diğer bir amacı da öğrencilerin fotosentez konusundaki kavram yanılgılarını ve bunların giderilmesinde akıllı tahta kullanımının etkilerini ortaya çıkarmaktır. Bu araştırmada "ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel model" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu bir devlet okulunda iki farklı sınıfta okuyan toplam 50 öğrenci oluşturmaktadır. Ön test-son test kontrol gruplu modele göre yansız atama ile oluşturulan iki gruptan deney grubundaki 25 öğrenciye, Adobe Flash CS5 programı ile hazırlanan ders içerikleri akıllı tahta kullanılarak, yapılandırmacı öğrenme yaklaşımını temel alan yöntem ve tekniklerle dersler işlenmiştir. Kontrol grubundaki 25 öğrenciye, Talim ve Terbiye Kurulu'nun 12.09.2011 tarih ve 133 sayılı Kararı ile kabul edilen Biyoloji dersi öğretim programında belirtilen etkinlikler ile öğretim yapılıp, ilgili yöntem ve tekniklerle dersler işlenmiştir. Çalışma konusu olarak 10. Sınıf "Fotosentez: Enerjinin Bağlanması" ünitesi seçilmiştir. Araştırmanın uygulama aşaması 2013 – 2014 eğitim – öğretim yılının ilk döneminde, Aralık ve Ocak aylarında 5 hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. Dersler her iki gruba da araştırmacı tarafından anlatılmıştır. Yapılan uygulamanın etkililiğini araştırmak için bu araştırmada hem nicel hem de nitel veriler toplanmıştır. Araştırmanın nicel verileri "Biyoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" , "Etkileşimli Tahta Tutum Ölçeği", nitel verileri ise "Fotosentez Kavramsal Başarı Testi" ve yarı yapılandırılmış görüşme formları ile toplanmıştır. Nicel veriler SPSS paket programında, nitel veriler ise içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, biyoloji dersinde akıllı tahta kullanılarak, yapılandırmacı öğrenme yaklaşımını temel alan yöntem ve tekniklerle derslerin anlatılması, mevcut öğretim programındaki etkinlik ve yöntemlerle derslerin anlatılmasına göre deney ve kontrol grubu öğrenci başarıları arasında anlamlı bir fark oluşturmuştur. Deney grubu öğrencilerinin başarısı, kontrol grubu öğrencilerine göre daha yüksek çıkmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin mevcut kavram yanılgılarının giderilmesinde akıllı tahta kullanımının, mevcut öğretim programındaki etkinlik ve yöntemlere göre daha etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerin biyoloji dersine yönelik tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Akıllı tahta kullanılarak derslerin işlenmesi sonucunda, deney grubu öğrencilerinin uygulama öncesine göre akıllı tahtaya yönelik tutumlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Ayrıca deney grubu öğrencileri ile yapılan görüşmelerle akıllı tahta kullanımına yönelik daha kapsamlı görüşler elde edilmiştir. Bu çalışma akıllı tahta kullanımının öğrenci başarısı ve biyoloji dersine yönelik tutumu üzerine etkilerini ortaya çıkarması açısından derslerinde akıllı tahta kullanmak isteyen biyoloji öğretmenlerine ve alanda çalışmak isteyen alan eğitimcilerine fikir verme potansiyeline sahiptir. Bu çalışma öğrencilerin fotosentez konusunda sahip olduğu kavram yanılgılarının akıllı tahta uygulamaları ile giderilmesinin etkilerini ortaya çıkarması açısından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Akıllı tahta, Akademik başarı, Fotosentez, Kavram Yanılgıları,Tutum
Multimedya destekli web tabanlı çalışma kitabının hazırlanması ve etkinliğinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim okullarında ders kitaplarıyla birlikte verilen öğrenci çalışma kitabının multimedya destekli web tabanlı olarak hazırlanıp uygulanması ve etkinliğinin öğrencilerin akademik başarılarına, Fen ve Teknoloji dersine yönelik tutumlarına ve internete yönelik tutumlarına etkisini araştırmaktır. Bu doğrultuda 6. Sınıf Fen ve Teknoloji dersi çalışma kitabından ?Madde ve Isı? öğrenme alanı örnek olarak seçilmiştir. Çalışmada yarı deneme modellerinden ön test son test eşitlenmemiş kontrol gruplu model kullanılmıştır. Uygulama 2010-2011 öğretim yılı bahar döneminde Artvin Merkez ilçede iki ilköğretim okulunda toplamda 102 6. Sınıf öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir.Araştırmada veri toplama araçları olarak; Madde ve Isı Ünitesi Başarı Testi, açık uçlu sorular, Fen ve Teknoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği ve İnternete Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca uygulama sonunda deney grubu öğrencilerinden bazılarının ve iki uygulama öğretmeninin kullandıkları yazılım hakkında yazılı görüşleri alınmıştır.Sonuç olarak uygulanan bu ölçeklerin son test olarak kullanılmasının ardından elde edilen puanların analizi sonrasında, genel olarak deney grupları lehine akademik başarı puanları açısından anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Yine son test olarak uygulanan Fen ve Teknoloji Dersi Tutum Ölçeği ve İnternete Yönelik Tutum Ölçeği puanlarına bakıldığında da deney grupları lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Son olarak uygulama sonunda deney grubu öğrencilerinin bazılarından ve uygulama öğretmenlerinden yazılı olarak alınan görüşlerin analizinde öğrencilerin ve uygulama öğretmenlerinin araştırmada kullanılan yazılıma karşı olumlu görüş bildirdikleri belirlenmiştir.
Mobil öğrenmeye yönelik lisansüstü öğrencilerinin ve öğretim elemanlarının farkındalık düzeylerinin araştırılması
Bu araştırma, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi (BÖTE) bölümü lisansüstü öğrencilerinin ve öğretim elemanlarının mobil öğrenmeye yönelik farkındalık düzeylerinin ortaya konulması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın yöntemi nitel olarak desenlenmiştir. Veri toplama işlemi görüşme yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak 31 sorudan oluşan yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme soruları genel olarak katılımcıların mobil öğrenmeye yönelik farkındalıklarını ortaya çıkarmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Örneklem seçiminde amaçlı örnekleme yöntemlerinden olan maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Çeşitliliği sağlamak amacıyla örneklem grubu, mobil öğrenmeye yönelik çalışması olan ve olmayan BÖTE bölümü lisansüstü öğrencileri ve öğretim elemanlarından seçilmiştir. Bu amaçla profesör, doçent, yardımcı doçent, öğretim görevlisi, araştırma görevlisi ve lisansüstü öğrencilerinden oluşan 20 katılımcı ile görüşme yapılmıştır. Görüşmeler sonunda elde edilen veriler yazıya aktarılmıştır. Daha sonra bu veriler NVivo programı ile betimsel analize ve içerik analizine tabii tutulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre katılımcıların mobil öğrenmeye yönelik kuramsal farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Mobil öğrenme uygulamalarına yönelik farkındalık durumuna bakıldığında ise mobil öğrenmeye yönelik çalışması bulunan katılımcılar tarafından alan yazındaki birçok uygulamanın dile getirildiği görülmüştür. Mobil öğrenmeye yönelik çalışması bulunmayan katılımcıların mobil öğrenme uygulamalarına ilişkin farkındalıklarının teorik düzeyde olduğu ve varsayımlar şeklinde ifade edildiği görülmüştür. Bu bulguya dayanarak BÖTE bölümü lisansüstü öğrencilerinin ve öğretim elemanlarının mobil öğrenmeye yönelik kuramsal farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu; mobil öğrenmeye yönelik çalışma yapma durumunun ise uygulama farkındalığını artıran bir faktör olabileceği söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Mobil öğrenme, mobil öğrenme farkındalığı, mobil teknolojiler.
Üniversite öğrencilerinin web 2.0 teknolojilerini kullanım durumları ile bilgi okuryazarlığı öz-yeterlik algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Günümüzde hızlı ve karmaşık bilgi artışına ayak uydurabilmenin önemli yollarından birisi olan bilgi okuryazarlığı kavramı ve hızla gelişen teknoloji, eğitimde çok önemli bir yer kazanmıştır. Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin web 2.0 teknolojileri kullanım durumları ile bilgi okuryazarlığı öz?yeterlik algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma grubu, 2010 - 2011 öğretim yılında Dokuz Eylül Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde öğrenim görmekte olan 2776 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Bu fakülteler Buca Eğitim Fakültesi, Fen Fakültesi, Edebiyat Fakültesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Hukuk Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İlahiyat Fakültesi, İşletme Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, Tıp Fakültesi ve Mimarlık Fakültesi'dir. Araştırma örneklemi, çalışma grubunu oluşturan fakültelerin öğrencileri arasından tesadüfî olarak seçilmiştir. Araştırmanın veri toplama aracı olarak kullanılan anketin birinci bölümünde üniversite öğrencilerinin kişisel bilgileri; ikinci bölümünde Web 2.0 teknolojileri kullanım durumlarına ilişkin maddeler, üçüncü bölümde Web 2.0 teknolojileri uygulamalarının kullanım durumlarına ilişkin maddeler ve son bölümde de bilgi okuryazarlığı öz-yeterlik algı ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilmiş olan veriler, SPSS 15 programında t testi, tek yönlü varyans analiz testi (ANOVA) analiz testleri kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, bilgi okuryazarlığı öz-yeterlik algıları ile Web 2.0 teknolojileri kullanımı arasındaki ilişki pozitif ve anlamlı; bilgi okuryazarlığı öz-yeterlik algıları ile yabancı dil düzeyi, bilgisayar sahipliği, internet kullanım sıklıkları, Web 2.0 teknolojileri (blog, Viki, podcast, video paylaşım siteleri, MSN ve Facebook) kullanım sıklıkları ile aralarında anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır.
İlk ve orta öğretim kurumlarının web sayfalarında bulunması gereken standartlar
Bu araştırma; ilk ve orta öğretim kurumlarının web sayfalarında bulunması gereken standartları belirlemek ve Türkiye `deki ve Türkiye dışındaki ilk ve orta öğretim kurumlarının web sayfalarının bu standartlara uygunluk derecelerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir.Çalışmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Türkiye'deki ve Türkiye dışındaki öğretim kurumlarından 400 tanesinin web sitesinden oluşmaktadır. Bu sitelerden 100 tanesi Türkiye'deki ilköğretim okulu web sitelerine, 100 tanesi Türkiye dışındaki ilköğretim okulu web sitelerine, 100 tanesi Türkiye'deki ortaöğretim okulu web sitelerine ve 100 tanesi Türkiye dışındaki ortaöğretim okulu web sitelerine aittir. Bu web siteleri `İçerik' ve `Tasarım' olmak üzere iki boyutta incelenmişlerdir.Araştırma içerisinde standartların belirlenmesi için 855 kişiden (öğrenci, öğretmen, veli) 5'li Likert tipinde bir ölçekle görüşler alınmıştır. Araştırmaya, web sitelerinde bulunması gereken standartları değerlendirme amaçlı geliştirilen anketin yanıtlanması aşamasında; görevine halen devam etmekte olan 143'ü ilköğretimde, 120'si ortaöğretimde görevli 263 öğretmen (branş farkı gözetilmeksizin), 150'si ilköğretim, 142'si ortaöğretim öğrencisi 292 öğrenci ve ilk ve orta öğretime devam eden öğrencisi veya öğrencileri bulunan 300 veli olmak üzere toplam 855 kişi katılmıştır.Sonuç olarak; web siteleri tasarım açısından bakıldığında; amacına ve hedef kitlesinin gereksinimlerine uygun, güncel ve doğru bilgilerin yer aldığı, erişimi kolay, tasarımı sade, görsel ögeleri aşırıya kaçmamış, kullanıcılarına gerektiğinde yardım olanağı sunan, öğrenilmesi ve kullanılması basit ve web adresi olarak akılda kalıcı yapılar olarak tasarlanmalıdır. Web siteleri içerik açısından bakıldığında ise; kurumun tanıtımını, akademik takvimini ve sunduğu öğretim programlarına ilişkin bilgileri, kurumdaki her ders ve her sınıf için ayrı sayfaları, düzenli olarak güncellenen bir hareketliliği içermelidir.Anahtar Sözcükler: Web Sitesi, Değerlendirme, Standart, İlköğretim, Ortaöğretim.
Öğretmen adaylarının bilişim teknolojilerini kullanımlarının etik açıdan değerlendirilmesi
Bu araştırma gelişen bilişim teknolojilerinin eğitimde kullanılmasıyla birlikte ortaya çıkan etik sorunların ve öğretmen adaylarının bu konudaki görüşlerinin belirlenmesi konusunda önem taşımaktadır.Araştırma İzmir ilindeki Ege ve Dokuz Eylül Üniversitelerinin Eğitim Fakültelerinde 2007-2008 eğitim-öğretim yılında son sınıfta yedi farklı bölümde öğrenim gören öğretmen adaylarıyla sürdürülmüştür. Araştırmada kullanılan ölçeği 555 öğretmen adayı yanıtlamıştır. Tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmanın ölçeği kişisel bilgi formu ve etik olmayan bilgisayar kullanım davranışları ölçeği olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Kişisel bilgi formunda, 15 adet demografik soru ve etik olmayan bilgisayar kullanım davranışları ölçeğinde ise 80 madde yer almaktadır. Ölçeğe uygulanan faktör analizi sonucunda madde sayısı 59'a düşürülmüştür. Ölçekte 5 faktör yer almaktadır. Bunlar: Fikri Mülkiyet, Toplumsal Etki, Güvenlik ve Kalite, Ağ Doğruluğu ve Bilgi Doğruluğu'dur.Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 15 programı kullanılmıştır. Araştırmada dokuz alt problem yanıtlanmaya çalışılmış ve verilerin analizinde frekans analizi, yüzde değerleri analizi, aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, LSD testi ve korelâsyon analizi uygulanmıştır.Araştırma sonucunda; kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre bilişim teknolojilerini daha etik kullandıkları ortaya çıkmıştır. Fikri Mülkiyet ile Güvenlik ve Kalite faktörleri açısından Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi ve Sosyal Bilgiler dersi öğretmen adaylarının diğer öğretmen adaylarına göre daha etik dışı davranarak kullandıkları, ailesi ilde ve büyük şehirde yaşayanların köyde ve ilçede yaşayanlara göre daha etik kullandıkları tespit edilmiştir. Bilgisayar kullanım düzeyleri ?çok iyi? ve ?iyi? olan öğretmen adaylarının orta düzey kullanıcılara göre daha etik dışı davrandıkları sonucuna varılmıştır. Aynı zamanda, öğretmen adaylarının yaşlarının, yabancı dil düzeylerinin, internet kullanım düzeylerinin, aile gelir düzeylerinin ve bilgisayara sahip olup olmama durumlarının bilişim teknolojilerini etik kullanım davranışlarını etkilemediği sonucuna varılmıştır.
Elektronik gelişim dosyası: İlköğretim 7. sınıf bilişim teknolojileri dersi örneği
Geleneksel yöntemlerinin aksine modern yöntemler, değerlendirmenin sürece yayılması ve bireyselleştirilmesi gerektiğine odaklanmıştır. Değerlendirme, öğrenme sürecinin her anında yer alabilirse daha nesnel ve daha gerçekçi olabilir.Süreç değerlendirmesinde kullanılan araçlardan birisi de Öğrenci Gelişim Dosyasıdır. Teknolojinin gelişimi ile Gelişim Dosyaları zamanla elektronik ortama ve web ortamına taşınmaya başlamıştır.Bu araştırmanın amacı; Bilişim Teknolojileri dersinde Elektronik Gelişim Dosyası kullanımının, ilköğretim 7. Sınıf öğrencilerinin bilgisayara ve internete yönelik tutumlarına etkisini araştırmak ve öğrencilerin Gelişim Dosyaları hakkında görüşlerini saptamaktır.Araştırmada ön test?son test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Katılımcılar deney grubu 16, kontrol grubu 17 olmak üzere toplam 33 kişiden oluşmaktadır. Uygulama 14 haftalık bir süreci kapsamaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları kişisel bilgi formu, bilgisayara yönelik tutum ölçeği, internete yönelik tutum ölçeği ve görüş formundan oluşmaktadır. Toplanan veriler analiz programında Ortalama, Standart Sapma, t-Testi, Varyans Çözümlemesi, İki Faktörlü Anova Çözümlemesi, Frekans ve Yüzde tekniklerinden yararlanılarak çözümlenmiştir.Deney grubu öğrencilerinin EGD uygulaması sonucu bilgisayara ve internete yönelik tutumları anlamlı düzeyde farklılık göstermemiştir.Öğrenci Görüşleri incelendiğinde; EGD, çalışmaları düzenli bir biçimde biriktirmeyi olanaklı kıldığından, çoklu ortam öğeleriyle çalışma esnekliği sağladığından, başarı duygusunu tattırdığından yararlı bir çalışma olarak görülmekte ve böyle bir çalışma hazırlama konusunda olumlu bir yaklaşım sergilemektedirler.Anahtar Sözcükler: Elektronik Gelişim Dosyası, Bilişim Teknolojileri Öğretimi, Değerlendirme, Bilgisayara Yönelik Tutum, İnternete Yönelik Tutum
6. sınıf öğrencilerine scratch ve kodu game lab programlama dillerinin öğretiminde öğrencilerin tutum, öz yeterlilik ve akademik başarılarının karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı Scratch ve Kodu Game Lab ile programlama öğretiminin 6. Sınıf öğrencilerin programlama akademik başarısı, tutumu ve öz-yeterlik algıları üzerine olan etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Çanakkale ili Biga ilçesinde bulunan Yeniceköy Ortaokulunda iki şubede öğrenim gören 27 ortaokul 6. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada iki adet deney grubu bulunmaktadır. Bu deney gruplarında öğrenci seçiminde küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Ders içeriğinin ve ders planlarının oluşturmasına katkı sağlamak amacıyla yürütülen ihtiyaç analizi kapsamında Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri ile yarı yapılandırılmış mülakatlar yürütülmüştür. Programlama öğretimi toplam 20 ders saati olmak üzere, bir gruba Scratch programlama dili, diğer gruba Kodu Game Lab programlama dili anlatılmıştır. Deney gruplarına ön-test ve son test olarak, Programlama Dilleri Akademik Başarı Testi, Eğitsel Bilgisayar Oyunları Destekli Kodlama Öğretimine Yönelik Tutum Ölçeği ve Programlamaya İlişkin Öz-Yeterlik Ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca programlama dili öğretiminin kalıcılık yönünden incelenmesi amacıyla son-test uygulandıktan sekiz hafta sonra tekrar-test olarak Programlama Dilleri Akademik Başarı Testi uygulanmıştır. Araştırmada verileri analiz ederken ilişkisiz örneklem t-testi, ilişkili örneklem t-testi ve Shapiro-Wilk normallik testi uygulanmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde Scratch ile programlama öğrenen öğrencilerin, Kodu Game Lab ile öğrenim görenlere göre başarıları anlamlı derecede arttığı görülmüştür. Scratch programlama dili ile öğrenim gören öğrencilerin, Kodu Game Lab ile öğrenim gören öğrencilerin tutumu ve öz-yeterlik algıları arasında anlamlı derecede bir fark olmadığı saptanmıştır. Scratch ve Kodu Game Lab ile programlama eğitimi alan öğrencilerin programlama dillerine karşı olan öz-yeterlik algılarının anlamlı derecede arttığı da görülmüştür. Ayrıca Kodu Game Lab ile programlama eğitiminin tutumu anlamlı derecede arttığı da ortaya çıkmıştır.
Tersyüz sınıf modeline dayalı çevrimiçi infertiliteyi önleme eğitiminin üniversite öğrencilerinin infertilite konusundaki bilgi, tutum ve ders motivasyonuna etkisi
Bu çalışmanın temel amacı; tersyüz sınıf modeline dayalı çevrimiçi infertiliteyi önleme eğitiminin üniversite öğrencilerinin infertilite konusundaki bilgi, tutum ve ders motivasyonlarına etkisini araştırmaktır. Çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmış; nicel araştırma yöntemlerinden öntest-sontest kontrol gruplu model kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu ise Dokuz Eylül Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (RPD) bölümünde 2017-2018 eğitim-öğretim yılında 3. sınıfta okuyan Cinsel Sağlık Bilgisi dersini alan 26 öğrenci oluşturmuştur. Öğrenciler deney ve kontrol gruplarına yansız olarak (rastgele) atanmıştır. Çalışmada nicel veriler anketler ile, nitel veriler ise görüşme ve gözlem notları ile toplanmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak Seymenler (2017) tarafından geliştirilen İnfertilite Bilgi Testi, Siyez ve arkadaşları (baskıda) tarafından geliştirilen İnfertiliteye Yönelik Tutum Ölçeği ve Acar (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Öğretim Materyali Motivasyon Ölçeği; nitel veri toplama aracı olarak ise tersyüz sınıf modeline göre işlenecek ders süreci ile ilgili öğrenci görüşlerini içeren yarı yapılandırılmış görüşme formu ile araştırmacı ve bir gözlemci tarafından deney grubunda haftalık olarak tutulan gözlem notları kullanılmıştır. Çalışma kapsamında deney ve kontrol gruplarında haftalık işlenen konular aynı olmakla birlikte, sınıf içinde kullanılan yöntem ve teknikler farklılaşmıştır. Deney grubunda tersyüz sınıf modeline göre, kontrol grubunda ise teknoloji ile zenginleştirilmiş öğretmen merkezli yönteme göre ders işlenmiştir. Tersyüz sınıf modelinin kullanıldığı deney grubunda dersin teorik kısmı için Mayer'in Çoklu Ortam Tasarım prensiplerine uygun olarak geliştirilen çevrimiçi infertiliteyi önleme eğitim sitesi kullanılırken, sınıf içinde ise aktif öğrenme etkinlikleri yapılmış; kontrol grubunda ise öğretim materyali olarak teknoloji ile zenginleştirilmiş PowerPoint sunumları kullanılmış, ders geleneksel sınıf ortamında soru-cevap, tartışma, düz anlatım yöntem ve teknikleri ile yürütülmüştür. Deney ve kontrol grubunda ders içerikleri her hafta aynı şekilde işlenmiştir. Araştırmada ders anlatımları 4 hafta, veri toplama sürecini içeren araştırma süreci ise ön test, son test ve kalıcılık testlerinin uygulanması ile birlikte ise 8 hafta sürmüştür. Nicel verilerin analizinde betimsel analiz, tekrarlı ölçümler için tek faktörlü ANOVA, İlişkili örneklemler için t-testi ve Bağımsız örneklemler için t-testi kullanılırken nitel verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonunda deney ve kontrol gruplarının infertilite bilgi testi ve infertiliteye yönelik tutum ölçeği öntest, sontest ve kalıcılık puan ortalamalarında anlamlı bir farklılık bulunurken; gruplara göre anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Fakat araştırma sonunda deney grubunun derse yönelik motivasyon sontest ve kalıcılık testi puan ortalaması, kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, bu konuda çalışma yapmak isteyen araştırmacılara uygulama sürecini 4 haftadan uzun bir sürede planlamaları, daha büyük bir örneklem grubu ile çalışmaları ve infertiliteye yönelik tutuma ilişkin daha fazla sayıda etkinlik yapmaları önerilmektedir.
Bilgisayar oyunlarının çocukların bilişsel ve duyuşsal gelişimleri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu arastırmada eğitsel bilgisayar oyunlarının derslerde kullanımına iliskin öğrenci görüslerine ve eğitsel bilgisayar oyunlarının öğrencilerin bilissel ve duyussal gelisimleri üzerindeki etkisine yer verilmistir. Arastırma kapsamında ?Eğitsel oyunların ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki bilissel gelisimleri üzerindeki, bilgisayar oyunları kaygısı üzerindeki, matematik dersine yönelik tutumları üzerindeki etkileri anlamlı farklılıklar göstermekte midir? ?lköğretim 6. sınıf öğrencilerinin bilgisayar oyunlarının eğitimde kullanılmasına yönelik algıları nelerdir?? sorularına yanıt aranmaktadır. Bu arastırma eğitsel bilgisayar oyunlarının öğretimsel amaçlı olarak kullanıldığında çocukların bilissel ve duyussal gelisimleri üzerinde ne gibi etkiler yaratabileceği konusuna açıklık getirmeyi hedeflemektedir. Öğrencilerin eğitsel bilgisayar oyunlarının eğitimde kullanılması konusunda olumlu düsünceleri olduğunun belirlenmesi ile eğitsel bilgisayar oyunlarını derslerde yardımcı bir eğitsel araç olarak kullanmanın öğrencilerin matematik basarısının artmasına katkıda bulunacağının, öğrencilere matematik dersini sevdirme konusunda yardımcı olacağının bir göstergesi sayılabilecektir. Bu nedenle bu konunun arastırılması ve tartısılması gerekmektedir. Bu arastırmanın örneklemini ?zmir ili Konak ilçesinden amaçlı örneklem ile seçilen resmi bir ilköğretim okuluna devam etmekte olan ilköğretim 6. sınıf öğrencileri olusturmaktadır. Örneklemde ulasılabilen, uygulamaya düzenli olarak katılan ve değerlendirme için geçerli yanıtlar veren 47 öğrenci bulunmaktadır. Bu çalısma temel olarak niceliksel veriler kullanılarak gerçeklestirilmistir. Veri toplama, üç ölçek ve bir basarı testi yoluyla gerçeklestirilmistir. Veriler Matematik Dersine Yönelik Tutum Ölçeği (MYTÖ), Bilgisayar Oyunları Kaygı Ölçeği (BOKÖ), Bilgisayar Oyunları Ölçeği (BOÖ) ve arastırmada kullanılan eğitsel matematik oyununda yer alan içeriği kapsayan Matematik Basarı Testi (MBT) ile toplanmıstır. Bilgisayar oyunlarının ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin bilissel gelisimleri üzerindeki etkisini incelemek için Halsoft Eğitsel Matematik Oyunu kullanılmıstır. Ayrıca arastırma, öğrencilerin kendilerine yöneltilen açık uçlu sorulara verdikleri yanıtlarla niteliksel olarak da desteklenmeye çalısılmıstır. Verilerin çözümü için gerekli olan istatistiksel islemler SPSS istatistik programı ve Microsoft Office Excel programı kullanılarak yapılmıstır. Elde edilen bulgular, arastırmanın amacına uygun olarak yorumlanmıs ve eğitsel bilgisayar oyunlarının öğretimsel amaçlı olarak kullanıldığında çocukların bilissel ve duyussal gelisimleri üzerinde ne gibi etkiler yaratabileceği konusuna açıklık getirmeye çalısılmıstır. Arastırma sonucunda asağıdaki bulgulara ulasılmıstır: ? Eğitsel matematik oyunu ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki bilissel gelisimlerini olumlu yönde etkilemektedir. ? Eğitsel matematik oyununun ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki bilissel gelisimleri üzerindeki etkileri öğrencilerin cinsiyetlerine ve kendilerine ait bilgisayarları olup olmamasına göre anlamlı farklılıklar göstermemektedir. ? Öğrenciler eğitsel matematik oyununu oynarken zevk aldıklarını, eğlendiklerini, mutlu olduklarını, huzurlu olduklarını belirtmektedirler. Ayrıca öğrencilerin oyun oynarken sıkıntılarını unutup oyunu kazanmak için kendilerini oyunun akısına bıraktıkları görülmektedir. ? Öğrencilerin oynadıkları diğer oyunlara göre, eğitsel matematik oyununu oynarken kendilerini oyuna daha az kaptırdıkları görülmektedir. ? Eğitsel matematik oyunu kızlar için de erkekler için de aynı çekicilikte olmustur. Eğitsel matematik oyununun öğrencilerinin bilgisayar oyunu oynama esnasındaki hisleri üzerindeki etkileri öğrencilerin cinsiyetlerine ve kendilerine ait bilgisayarları olup olmamasına göre anlamlı farklılıklar göstermemektedir. ? Öğrenciler oyun oynadıktan sonra beyinlerinin gelistiğini, daha zeki ve bilgili olduklarını hissettiklerini ve kendileriyle gurur duyduklarını ifade etmislerdir. ? Öğrenciler bilgisayar oyunlarının iyi bir bos zaman değerlendirme uğrası olduğu, bu etkinliğin onlarda yeni bir seyler öğrenmeye karsı merak uyandırdığı, bazı bilgi ve becerilerin gelismesinde onlara yardım ettiği görüsündedirler. Öğrenciler ayrıca bilgisayar oyunu oynamanın sadece çocuklar için değil büyükler için de uygun olduğunu, kızlar ve erkeklerin farklı türde oyunları tercih ettiklerini, bilgisayar oyunlarının kendilerinde bağımlılık yapabileceğini, arkadaslarıyla beraber oynadıklarında daha çok eğlendiklerini, olumsuz içerikli oyunların kendilerini olumsuz etkileyeceğini, bilgisayar oyunu oynamanın zaman kaybı olmadığını düsünmektedirler. ? Öğrencilerin çoğu bilgisayar oyunlarıyla ders islemenin daha eğlenceli olduğunu, oyunların derse olan ilgilerini arttırdığını belirtmektedir. ? Öğrenciler bilgisayar oyunları oynayarak islenen derslerde basarı düzeylerinin artacağı görüsündedirler.
İnternet ortamında hizmet veren ödev sitelerinin eğitim-öğretim açısından değerlendirilmesi
Bu arastırma gelisen teknolojiyle beraber ortaya çıkan internetteki ödev sitelerinin egitim - ögretime etkisinin belirlenmesi konusunda önem tasımaktadır. Aynı zamanda, uygulamanın ilkögretim düzeyindeki ögrenciler ve ilkögretimde görev yapan ögretmenler üzerinde yapılmasıyla; ödev sitelerinin etkililigi, niteligi ve yararlılıgı konusundaki düsüncelerin belirlenmesi amaçlanmıstır. Arastırma Manisa ilindeki merkez ilkögretim okullarında ögrenimlerini sürdüren ögrenciler ve bu okullarda görev yapan ögretmenlerle sürdürülmüstür. Yapılan uygulamalar sonucunda, ödev siteleri ögrenci ölçegini 404 ögrenci, ögretmen ölçegini de 425 ögretmen yanıtlamıstır. Arastırmada on bir alt problem yanıtlanmaya çalısılmıs ve verilerin analizinde frekans, yüzde degerleri, aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, f testi, scheffe testi ve korelasyon analizi uygulanmıstır. Arastırma sonucunda ögrencilerin ödev siteleri kullanım durumları incelendiginde % 84,8'inin en az 1 kez olmak üzere ödev sitelerinden yararlandıgı ortaya çıkmıstır. Ayrıca ögrencilerin ödev sitelerine yönelik tutumlarının olumlu yönde oldugu belirlenmistir. Ögrenciler, ödev sitelerini yararlı ve nitelikli bulmaktadırlar. Bununla beraber ögrencilerin büyük çogunlugunun ödev sitelerinden en çok Fen Bilgisi ve Sosyal bilgiler dersi için yararlandıkları ortaya çıkmıstır. Ögrencilerin ödev sitelerinden yararlanmasına nedenlerine iliskin en belirgin nedenler arasında; ögrencilere ödev hazırlamada zaman kazandırması, ödev sitelerinin ödev hazırlamayı zevkli hale getirmesi ve ögretmenlerin hep aynı türde ödev vermesi yer almaktadır. Ögrencilerin ödev sitelerinin kullanımını engellemek için ögretmenlerin yaratıcı çözümler gerektiren ödevler vermesi ve Türkiye'deki ödev sitelerinin dogrudan ödev sunmak yerine ilgili kaynaklara yönlendirmesi gerektigi düsüncesinde oldukları ortaya çıkmıstır. Ögretmenlerin ödev sitelerini kullanım durumları incelendiginde ise oran olarak %53,9'unun ödev sitelerinden yararlandıgı belirlenmistir. Ögretmenlerin ödev sitelerine yönelik tutumlarının da ögrencilere göre düsük oranda oldugu görülmüstür. Ögretmenlere de ögrencilerinin ödev sitelerinden yararlanma nedenleri ile ilgili görüsleri sorulmus, ögrencilerin arkadaslarının önerileriyle ödev sitelerine basvurması en belirgin nedenler arasında oldugu bulunmustur. Ögretmenlerin önerileri incelendiginde ödev sitelerinde bazı eksikliklerin bulundugu bu nedenle ödev sitelerine yönelik daha düsük düzeyde tutum sergiledikleri ortaya çıkmıstır. Bu eksikliklerin giderilmesi sonucunda ödev sitelerine yönelik olumlu tutum sergileyebilecekleri de bulgular arasında yer almaktadır. Ödev sitelerindeki ödevlerin içeriginin editörler tarafından incelenmesi ve ödev sitelerinin kullanımını engellemek için kütüphane gibi kaynakların daha fazla desteklenmesinin gerektigi ögretmenler tarafından vurgulanmıstır. Bu arastırmada; hem ögretmenlerin hem ögrencilerin ödev sitelerine yönelik tutumlarının olusmasında, ögrencilerde cinsiyet, bulundukları okullar, sınıf düzeyleri, yas, bilgisayar kullanım yeterligi, bilgisayar kullanım sıklıgı, internet kullanım yeterligi, yabancı dil yeterligi, anne ve baba egitim durumları; ögretmenlerde de mesleki kıdemleri ve bulundukları okullar gibi bireysel özelliklerinin etkisinin oldugu ödev sitelerine yönelik tutumlarındaki farklılasmalardan anlasılmaktadır. Özellikle ödev sitelerine yönelik tutumun ödev siteleriyle ilgili ayrıntılı bilgiye sahip olma ve ögretmenlerin hizmet süresiyle ters orantılı oldugu bazı bulgular da elde edilmistir. Bu arastırmada ödev siteleriyle ilgili ayrıntılı bilgiye sahip olan bireylerin ödev sitelerine yönelik tutumlarının düsük düzeyde olması dikkati çekmektedir. Bu da ögretmen ve ögrencilerin ödev sitelerine yönelik tutumları karsılastırıldıgında ya da ögrencilerin anne-baba egitim durumları incelendiginde çıkan sonuçlardan anlasılmıstır.
Algo?heuristik kurama dayalı harmanlanmış öğrenme ortamlarının öğrencilerin sunum hazırlama becerilerine, bilgisayara karşı tutumlarına ve bilişim teknolojileri dersine güdülenme düzeylerine etkisi
Yapılan bu çalışmada Algo?Heuristik Kuram'a dayalı harmanlanmış bir öğrenme ortamının öğrencilerin sunum hazırlama becerilerine, bilgisayara yönelik tutumlarına ve bilişim teknolojileri dersine güdülenme düzeylerine olan etkileri araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2010?2011 öğretim yılı Kırşehir ili merkezindeki Hüsnü M. Özyeğin İlköğretim Okulu'nda Bilişim Teknolojileri dersini alan 5/A sınıfından 35, 5/B sınıfından 36 olmak üzere iki şubeden toplam 71 öğrenci oluşturmaktadır. Uygulama deney grubu olan 5/B sınıfı öğrencileriyle Algo?Heuristik Kuram'a dayalı harmanlanmış öğretim ortamında, kontrol grubu olan 5/A sınıfı öğrencileriyle ise geleneksel öğretim ortamında 6 hafta boyunca sürdürülmüştür.Araştırmada öntest?sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma verileri Akademik Başarı Testi (KR?20: 0,817), İlköğretim Öğrencilerine Yönelik Bilgisayar Karşı Tutum Ölçeği (Cronbach?Alfa: 0,784) ve Bilgisayar Dersine Güdülenme Ölçeği (Cronbach?Alfa: 0,862) kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler üzerinde tek yönlü varyans (ANOVA) analizleri yapılmış ve şu sonuçlara erişilmiştir:Algo?Heuristik Kuram'a dayalı harmanlanmış öğrenme ortamında öğrenim gören öğrencilerin geleneksel ortamda öğrenim gören öğrencilere göre sunum hazırlama becerilerine yönelik akademik başarılarının arttığı, bilgisayara yönelik tutumlarının olumlu yönde etkilendiği ve bilişim teknolojileri dersine güdülenme düzeylerinin arttığı ortaya çıkmıştır.
Eğitim yazılımlarında ön örgütleyicilerin öğrenme stillerine göre akademik başarıya etkisi
Bu çalışma eğitim yazılımlarında ön örgütleyicilerin bulunmamasının öğrenme stillerine göre akademik başarıya etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öntest?sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kırşehir Merkez Süleyman Türkmani İlköğretim Okulu'nda Bilişim Teknolojileri dersini alan 131 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek için Kolb'un (1985) geliştirdiği ?Öğrenme Stili Envanteri?, akademik başarılarını ölçmek için ise araştırmacı tarafından oluşturulan başarı testi (KR?20: 0,82) kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler üzerinde tek yönlü varyans (ANOVA) ve ilişkisiz örneklemler için t-testi analizleri yapılmış ve şu sonuçlara erişilmiştir:Bilgisayar destekli eğitsel yazılımlarda ön örgütleyicilerin bulunmasının öğrencilerin akademik başarı puanlarını arttırdığı, öğrenme stillerinin akademik başarı üzerinde etkisi olduğu, yerleştiren ve değiştiren öğrenme stiline sahip öğrencilerin ön örgütleyicilerden etkilenmeleri arasında anlamlı fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yapay zeka araçlarının derslere entegrasyonunun değerlendirilmesi: SAMR modeli perspektifinden öğretmen yaklaşımlarının analizi
Bu araştırma, üretken yapay zeka teknolojilerinin eğitim ortamlarında pedagojik dönüşüm potansiyelini ortaya koymayı amaçlamakta ve öğretmenlerin bu teknolojileri ders planlarına nasıl entegre ettiklerini SAMR modeli çerçevesinde incelemektedir. Nitel araştırma desenine dayalı olarak yürütülen çalışmada, farklı branşlardan yedi öğretmenin üretken yapay zeka destekli ders planları analiz edilmiş ve öğretmenlerle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, içerik ve betimsel analiz teknikleriyle analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, öğretmenlerin üretken yapay zeka araçlarını yalnızca temel işlev düzeylerinde kullanmakla sınırlı kalmadıklarını; aynı zamanda bu teknolojileri öğretimsel yapıyı dönüştüren yaratıcı uygulamalarla bütünleştirdiklerini göstermektedir. Öğrencilerin aktif içerik üreticisi haline geldiği, iş birliğine dayalı sunum ve yaratıcı problem çözme gibi çok katmanlı çıktılar üretebildiği öğrenme ortamları tasarlandığı görülmüştür. Bu yönüyle araştırma, üretken yapay zekanın teknik bir araç olmanın ötesine geçerek, öğretimsel paradigma değişimini tetikleyebilecek potansiyele sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, öğretmenlerin dijital pedagojik yeterliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini ve üretken yapay zeka entegrasyonunun etkili olabilmesi için sistematik destek mekanizmalarının geliştirilmesinin elzem olduğunu ortaya koymaktadır.
İş birlikli öğrenme kapsamında takım başarısı üzerine bir analiz: FLL örneği
Bu araştırma, First Lego League (FLL) etkinliklerinde iş birlikli öğrenme yönteminin takım başarısı üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, iş birlikli öğrenme sürecinin takım dinamikleri, grup içi iletişim ve sorun çözme becerileri üzerindeki rolü ele alınmıştır. Araştırma kapsamında, FLL etkinliklerine katılan 12 öğrenci ve 10 danışmanla standartlaştırılmış açık uçlu görüşme formu ve derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş, elde edilen veriler nitel analiz yöntemleriyle değerlendirilmiştir. Veriler, öğrenci görüşme formları, takım üyelerinin bireysel değerlendirmeleri ve takım performansına ilişkin turnuva sonuçları yoluyla toplanmıştır. Analizlerde, iş birlikli öğrenme tekniklerini etkin bir şekilde kullanan takımların, problem çözme, görev paylaşımı ve zaman yönetimi gibi becerileri etkili bir biçimde geliştirdikleri gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular, iş birlikli öğrenmenin öğrencilerin akademik ve sosyal becerilerini geliştirdiğini, takım başarısını olumlu yönde etkilediğini ve STEM odaklı etkinliklerde etkili bir öğretim yöntemi olduğunu göstermektedir. Çalışma, FLL gibi yarışmaların eğitimde iş birlikli öğrenme yöntemlerini uygulamak için ideal bir ortam sunduğunu vurgulamaktadır.
Mesleki eğitim merkezlerinde eğitim gören bilişim teknolojileri alanı öğrencilerinin işletmelerde mesleki eğitim dersi uygulamasında paydaşların karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri
Ülkemizin gelişmesi için öğrencilerimiz, kendi istekleri ve yetenekleri doğrultusunda meslek seçmelidir. Eğitim sistemimizin bunu desteklemesi ülkemizin ekonomik kalkınmasında büyük rol oynayacaktır. Sistemin meslekler hakkında bilgilendirme yapması, öğrencinin çalışma hayatı ile arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi önemlidir. Ülkemizde insan kaynaklarının geliştirilmesi için bu konuya önem verilmelidir. Bu kapsamda mesleki eğitim merkezleri, ülkemizin meslek sahibi insan ihtiyacını karşılayabilmek adına çalışmalarını sürdürmektedir. İşletmelerde uygulanan İşletmelerde Mesleki Eğitim dersi ile öğrenci, öğrendiği teorik bilgiyi sahada uygulamaktadır. Bilişim Teknolojileri alanındaki öğrencilerin mesleki uygulama dersindeki mesleki süreçlerini MEB tarafından görevlendirilen koordinatör öğretmenler gözlemlemektedir. Öğrencinin çalıştığı işletmedeki eğitici personel, mesleği ve meslek etiğini öğretmek açısından önem arz etmektedir. Bu üç ayak, iş birliği içinde çalıştığı sürece sektöre kalifiye elaman yetişmektedir (Özkan,2023). Bu çalışmadaki amacım; öğrenci, koordinatör öğretmen ve işletmelerdeki eğitici personel açısından oluşan sorunları belirlemek ve öneriler sunabilmektir. Araştırma deseni olarak olgu bilim deseni (Fenomenoloji) kullanılmıştır. Araştırmada, Sakarya ilinde 2023-2024 eğitim-öğretim döneminde meslek okullarında görev yapan Bilişim Teknolojileri alanı koordinatör öğretmenleriyle, İşletmelerde Mesleki Eğitim dersi alan Bilişim Teknolojileri alanı öğrencileri ve bu öğrencilerden sorumlu olan eğitici personellerle görüşülmüştür. 6 öğretmen, 6 öğrenci ve 4 eğitici personel olmak üzere toplam 16 kişi ile görüşülmüştür. Alan yazın taraması yapıldıktan sonra hazırlanan ve açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile bilgiler toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu öğrenciler için 13, öğretmenler için 7 ve eğitici personel için 6 olmak üzere toplam 26 sorudan oluşmaktadır. Konuşmanın akışının sağlanması, daha fazla bilgiye sahip olmak ve katılımcının çok yönlü cevap vermesini sağlamak amacıyla alt sorular hazırlanarak görüşmenin devamı sağlanmıştır. Bu veriler içerik analiz yöntemiyle derinlemesine incelenmiştir. Toplanan verilerden araştırma ile ilgili kavramlar ve kodlar oluşturulmuştur. Birbiri ile ilişkili kodlardan kategoriler meydana getirilmiştir. Oluşan kategorilerden de temalara gidilmiştir. Bu başlıklar altında analiz yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğrencilerin iş yerine ve iş kurallarına adaptasyon sürecinde eğitici personelin çok büyük katkısı olduğu görülmüştür. İşletmelerdeki usta öğreticilerin öğrencilere mesleki birikimlerini aktarırken yaparak yaşayarak öğrenme metodunu kullandıkları ve bu metodun öğrenciler tarafından benimsendiği görülmüştür. Koordinatör öğretmenlerin görevlerinin, öğrencilerin işletmedeki oryantasyon süreci başlamadan önce başladığı belirtilmiştir. Okulda verilen iş güvenliği eğitimlerinin, öğrencilerin yasal hakları konusunda yapılan bilgilendirmelerin öğrencinin meslek hayatına olan katkısına sıkça değinilmiştir. Koordinatör öğretmenlerin, öğrenci iş yerine başladıktan sonra yasal süreçlerin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için, okul ve işletme arasında bir köprü görevinde oldukları sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin kendini okuldan daha çok işletmeye ait hissetmelerinin sebeplerinin, işletmenin teknolojik imkânları, işletmenin öğrenciye sunduğu maaş, öğrencinin çalışan kimliğini benimsemesi olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mesleki Eğitim, İstihdam, Ekonomik Kalkınma.
Ortaokul öğrencilerine yönelik geliştirilen yapay zekâ eğitim içeriğinin yapay zekâ okuryazarlığına etkisi
Bu araştırmada ortaokul öğrencilerine yönelik geliştirilen yapay zekâ eğitimi içeriğinin yapay zekâ okuryazarlığına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Uygulama sürecine yönelik yapay zekâ okuryazarlığı başarı testi ile nicel olarak analizin sağlanmasının yanında nitel olarak hem eğitimi alan öğrencilerin hem de alan uzmanlarının görüşleri alınarak detaylı inceleme yapılması sağlanmıştır. Araştırma hem nicel hem nitel çalışmayı barındırdığından çalışma karma yöntem modelinde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada karma yöntem modellerinden biri olan Sıralı Açıklayıcı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda zayıf deneysel desenlerden tek grup ön test- son test deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında, araştırmanın uygulama sürecine yönelik uzman görüşü ve öğrenci görüşleri almak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi için betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Durum çalışması desenine göre veriler toplanmıştır. Veriler, görüşme sorularına göre temalara ve kodlara ayrılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul'daki bir ilçe belediyesinin yaygın eğitim kurumundaki 6.sınıf öğrencilerinden toplam 18 kişi ve nitel çalışma için uzman görüşleri alınan 3 kişiden oluşturmaktadır. Bu çalışma grubu uygun örneklem yöntemiyle seçilmiştir. Yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi programı kapsamında Taba modeli temel alınarak Vygotsky'nin modül yaklaşımı baz alınarak 14 modüllü bir eğitim içeriği geliştirilmiştir. Öğrencilerin genel başarı durumu; 14 modülün uygulanmaya başlanma aşamasıyla yapılan ön test ve uygulama sonunda yapılan son testten aldıkları puanlar ile oluşturulmuştur. Yapay zekâ okuryazarlığı başarı testinin güvenirlik çalışması 171 öğrenciye uygulanmıştır. Testin güvenirliliği kapsamında KR-21 analizide yapılmıştır. Çalışma grubuna uygulanan ön test ve son test arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla parametrik istatistik tekniklerinden Bağımlı Örneklem t Testi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucu eğitime katılan öğrencilerin ön test ve son test puanları arasında son test lehine bir farkın ortaya çıktığı ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Eğitime katılan öğrencilerinin başarı testi değerlendirildiğinde ön test puan ortalamalarının X̄=25 ve standart sapmanın S=13,79 son test puan ortalamalarının X̄=61,86 ve standart sapmasının S=15,52 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan analiz sonucu eğitime katılan öğrencilerin ön test ve son test puanları arasında son test lehine bir farkın ortaya çıktığı ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır [t (17) =-8,872 p<.05].Bu sonuçlara göre, çocuklara yönelik geliştirilen yapay zekâ eğitim içeriğiyle çocukların yapay zekâ okuryazarlıklarını geliştirme noktasında önemli bir etkisinin olduğu söylenebilir. Eğitime katılan öğrencilerden elde edilen nitel verilerde eğitim sürecine yönelik platform kullanımı ve eğitim kazanımları temalarına yönelikte olumlu bildirimler belirtmişlerdir. Uzmanlardan alınan görüşlerden ortaya çıkan sonuçlara göre yapay zekâ okuryazarlığının önemi vurgulanmış ve mevcut çalışmaların arttırılması gerektiğini belirtmişlerdir.
Veri bilimi etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerine etkisi
Teknoloji hızla gelişirken, bireylerin bu gelişime kolayca uyum sağlamaları için gereken becerilerden biri de bilgi işlemsel düşünme becerisidir. Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencileri için geliştirilen veri bilimi etkinliklerinin küçük yaştan itibaren sahip olunması gereken bir beceri olan bilgi işlemsel düşünme becerisine etkisinin incelenmesi ve uygulanan programın öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Çalışma 7. sınıfta öğrenim gören 19 öğrenci ile yürütülmüştür. Bu çalışmada nitel verilerle desteklenmiş, nicel araştırma yöntemlerinden tek gruplu ön-test son-test zayıf deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmada önce yarı yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanarak ihtiyaç analizi yapılmış ve nitel verilere dayalı olarak deneysel çalışma tasarlanmıştır. Elde edilen veriler analiz edildikten sonra ortaokul öğrencileri için veri bilimi etkinlikleri geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Uygulama süreci öncesinde ve sonrasında bilgi işlemsel düşünme becerisi başarı testi ve bilgi işlemsel düşünme becerisi öz yeterlik algısı ölçeği kullanılarak nicel veriler elde edilmiş ve bağımlı-bağımsız örneklem t testi kullanılarak analiz edilmiştir. Nicel veriler elde edildikten sonra çalışmanın son aşamasında öğrencilerin etkinlikler ve uygulama süreci hakkında görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile alınmış ve veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Ortaokul öğrencileri için geliştirilen veri bilimi etkinliklerinin uygulama sonucunda bilgi işlemsel düşünme becerisi akademik başarıları ön test- son test arasında anlamlı bir fark olduğu sonucuna varılmıştır. Elde edilen bu sonucun cinsiyet açısından anlamlı olmadığını sonucuna varılmıştır. Çalışma sonucunda öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme becerisi öz yeterlik algıları ön test- son test arasında test genelinde anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Fakat ölçek alt boyutlarına bakıldığında problem çözme yeterliği alt boyutunda ön test-son test arasında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerle yapılan görüşme sonucunda veri bilimi etkinliklerinin problem çözme ve düşünme becerilerini geliştirdiğinin, öğrendikleri bilgilerin ve kazandıkları becerilerin akademik başarılarına ve kişisel gelişimlerine olumlu yönde katkı sağladığı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Bilgi işlemsel düşünme becerisi, veri bilimi, veri bilimi etkinlikleri, ortaokul öğrencileri