Bingöl University
Discipline

Cerrahi Hastalıklar Hemşireliği Anabilim Dalı

Bingöl University

183

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Mekanik ventilasyon desteği alan hastaların ağrı değerlendirilmesinde iki farklı ölçeğin karşılaştırılması

Hemşirelik uygulamalarının bireyi rahatlatma üzerine temellenmesi, hemşirelerin hasta ile en fazla birlikte olan ekip üyesi olması ve onları yakından izlemeleri, ağrının belirlenmesinde ve giderilmesinde yoğun bakım hemşirelerine büyük sorumluluk yüklemektedir. Bu araştırma bir üniversite hastanesinin yoğun bakım ünitesinde yatan mekanik ventilasyon desteği alan hastaların ağrılarının değerlendirilmesinde iki farklı ölçek olan "Davranışsal Ağrı Ölçeği" ve "Yoğun Bakım Ağrı Gözlem Formu" den hangisinin daha etkin ağrıyı değerlendirdiğini saplamak amacıyla tanımlayıcı-analitik olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini 15.09.2015-31.12.2015 tarihleri arasında ilgili kurumun yoğun bakım ünitesinde tedavi gören hastalar, örneklemini ise Yoğun Bakım ünitesinde tedavi gören ve araştırmaya kabul edilme koşullarını taşıyan 101 hasta oluşturdu. Veriler, literatür doğrultusunda hazırlanan Veri Toplama Formu, Davranışsal Ağrı Ölçeği (DAÖ) ve Yoğun Bakım Ağrı Gözlem Formu (YAGF) ile toplandı. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 19,0istatistiksel paket programı kullanılarak analiz edildi. Elde edilen bulgular % 95 güvenaralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlandı. Araştırma sonucunda; her iki ölçekte de işlem öncesi dinlenme durumunda ve işlem sırasında ağrı puanı ortalamalarının artığı saptandı (p=0,000). İki ölçekte de tanıtıcı değişkenlere göre ağrı puanı ortalaması istatiksel olarak fark bulunmadı. İki ölçek karşılaştırıldı ve YAGF DAÖ'ye göre yoğun bakım ünitesinde mekanik ventilasyon desteği alan hastalarda ağrıyı değerlendirmesindeistatistiksel olarak daha etkili olduğu saptandı (p=0,000).

AğrıAğrı ölçümüHemşirelik+5
Koray Olgun
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ameliyathane hemşirelerinde oje kullanımının cerrahi el yıkama sonrası bakteriyel kolonizasyona etkisi

Cerrahi alan enfeksiyonları morbiditeyi, mortaliteyi, hastanede yatış süresini ve hastane masraflarını artırması bakımından cerrahinin çok önemli ve ciddi bir problemidir. Cerrahi alan enfeksiyonlarının önlenmesinde ameliyathane çalışanlarının el yıkama uygulamalarının oldukça önemli olduğu bilinmektedir. Literartürde ameliyathane hemşirelerinin oje kullanımının el yıkama üzerine etkisi hakkında kesin yargılara ulaşılamamıştır. Bu araştırma; Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi Ameliyathane Ünitesi'nde 09.01.2015 – 15.07.2016 tarihleri arasında 18 yaş üstünde olan, elinde cilt irritasyonu ya da egzeması olmayan, son iki hafta içerisinde antibiyotik kullanmamış olan, lateks alerjisi olmayan, ilk örnek alımından önceki 24 saat içerisinde cerrahi el yıkama uygulamamış olan 33 hemşire ile yapıldı. Araştırmaya katılanların el florası üzerindeki bakteri kolonizasyonunu ölçmek için eldiven sıvı yöntemi (glove juice methodu) kullanıldı. Veriler SPSS 16.0 programında tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerin yanı sıra, Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi kullanıldı. Elde edilen bulgular 0.05 anlamlılık düzeyinde yorumlandı. Araştırmada, hemşirelerin cerrahi el yıkama sonrası oje sürülen ve oje sürülmeyen ellerinden alınan örneklerdeki bakteri sayıları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadı. Hemşirelerin demografik özellikleri ile bakteri sayıları arasında anlamlı bir farklılık görülmezken; en genç yaş grubundakilerin, lisans mezunu olanların, 1-10 yıl meslekte ve ameliyathanede çalışanların, 2 mm' den küçük tırnak uzunluğu olanların, düzenli nemlendirici kullananların ellerindeki ortalama bakteri sayılarının daha yüksek olduğu saptandı. Bu bulgular doğrultusunda araştırma, taze sürülmüş ojenin bakteriyel kolonizasyonda etkisi olmadığını gösterdi.

BakterilerCerrahiEl yıkama+7
Dilek Yıldırım Tank
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Stres üriner inkontinans tanısı alan kadınlara verilen eğitimin yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi

Araştırma; stres üriner inkontinans tanısı alan kadınların yaşam kalitesini yükseltmek amaçlı verilen eğitimin etkinliğini değerlendirmek için yapılmış olan prospektif bir yarı deneysel çalışmadır. Araştırmanın örneklemine, 19.12.2008 -17.04.2009 tarihleri arasında araştırmanın yapıldığı hastanenin üroloji polikliniğine başvuran, örneklem seçim kriterlerine uygun özellikleri taşıyan, araştırmaya katılmayı kabul eden rastgele olarak seçilen 40 kadın oluşturmuştur. Çalışma süresi içerisinde iletişim kayıtlarındaki değişikliklerden dolayı 4 hastaya ulaşılamamıştır.36 hasta ile araştırma tamamlanmıştır.Çalışmanın verilerini elde etmek için, uygulama öncesi tanıtıcı anket formu, yaşam kalitesi ölçeği, eğitim kontrol listesi hastalara sorularak araştırmacı tarafından doldurulmuştur. İnkontinansın varlığı ve şiddeti ped testi ile değerlendirilmiştir. Hastalara eğitim kitapçığı doğrultusunda eğitim verilmiş ve pelvik egzersizler uygulatılmıştır. Hastalar 6 hafta sonra telefonla aranmıştır. Hastaların yaşam kalitelerinde iyileşme olup olmadığını değerlendirmek için inkontinans yaşam kalitesi ölçeği (I-QOL) tekrar uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 12 paket programı yardımı ile değerlendirilmiştir.Elde edilen verilere göre araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 55.86±11.1 bulunmuştur. Kadınların ped testi ortalaması 24.72±20.0 `dir. Kadınların hiçbiri daha önce eğitim almamış ve sadece %4 `ü ilaç tedavisi almıştır. Stres üriner inkontinansın yaşam kalitesine etkisi inkontinans yaşam kalitesi ölçeği ( I-QOL) ile değerlendirilmiştir. Kadınların eğitim öncesi davranışların sınırlanması alt boyutu ortalaması 22.5±6.3 iken, eğitim sonrası bu ortalama 28.9 ± 6.5 `e yükselmiştir. Eğitim öncesi psikososyal etkilenme alt boyutu ortalaması 27.3±7.4 iken eğitim sonrası 34.7±6.6 olmuştur. Eğitim öncesi sosyal izolasyon alt boyutu ortalaması 10.6±4.0 iken, eğitim sonrası 16.5±4.2'ye yükselmiştir. Eğitim sonrasında ön test puanlarının son test puanlarına göre anlamlı derecede yüksek olduğu görülmektedir (p<0.05).Araştırma sonuçları, stres üriner inkontinans tanısı alan kadınlara verilen eğitimin yaşam kalitelerini arttırdığını göstermektedir.Anahtar kelimeler: Stres Üriner inkontinans, pelvik taban egzersizleri, ped test, yaşam kalitesi

Kadın ürogenital hastalıklarıYaşam kalitesi
Naile Akşit Akıncı
Gazi University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Yanıklı hastaların hemşireleden beklentileri

Yanık, bireyin beden imajında değişiklik yaratan, çok ağrılı, uzun süreli tedavi gerektiren bir travmadır. Bu nedenle yanığın hemşirelik bakımı son derece önemlidir. Bu araştırmada yanıklı hastalara kaliteli bakım sunmak amacıyla hastaların hemşirelerden beklentileri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmamızda Sağlık Bakanlığı Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Servisi ve GATA Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Merkezinden 101 yanıklı hasta ile görüşülmüştür. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanılmıştır. Anket formunda bulunan sorular hastaların iletişim, bilgilendirme, bakım ve taburculuk ile ilgili beklentilerini ölçmek amacıyla dört grupta sınıflandırılmış. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 12 paket programı kullanılmıştır. İki grubun sonuçlarının karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi, üç grubun sonuçlarının karşılaştırılmasında ise Bonferroni düzeltmeli Kruskall-Wallis testi kullanılmıştır.Araştırmadan elde ettiğimiz bulgular; herhangi bir hastalığa sahip olan, çalışmayan, termal yanıklara maruz kalan ve kadınların iletişim beklentilerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Termal yanıklara maruz kalanların ve çalışmayanların bilgilendirmeye ilişkin beklentilerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Aynı zamanda baş ve boyun bölgesinde, üst extremitede, elde, perine bölgesinde yanığı olan hastaların, çalışmayanların, yoğun bakımda yatan, yanık sonu günü yedi günden az olan, yüzde 45 ve daha fazla yanığı olan ve 2. ve 3. derece yanığı olan hastaların bakım beklentilerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Yanıklı hasta, yanık hemşireliği, hasta beklentileri.

BeklentilerHasta bakımıHasta memnuniyeti+2
Sibel Yılmaz Şahin
Gazi University · Institute of Health Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Perkütan koroner girişim geçiren hastaların taburculuk dönemine ilişkin öğrenim gereksinimlerinin belirlenmesi

Bu tez çalışması, perkütan koroner girişim geçiren hasta bireylerin taburculuk dönemine ilişkin öğrenim gereksinimlerini ve gereksinimlerin karşılanması durumunu belirlemek üzere tek merkezli ve kesitsel bir araştırma olarak planlandı ve uygulandı. Araştırmanın örneklemini İstanbul'da bulunan bir şehir hastanesinde perkütan koroner girişim geçiren ve taburculuğu planlanan 121 hasta birey oluşturdu. Veriler araştırmacı tarafından oluşturulan Hasta Bilgi Formu ve Hasta Öğrenim Gereksinimleri Ölçeği ile toplandı. Ölçek istatistiksel olarak; Kolmogorov-Simirnov testi, Mann Whitney U testi, Spearman Korelasyon analizi ile test edildi. Ölçek toplam puan ortalamasının 169,31±24,42 olduğu bulundu. Hasta öğrenim gereksinimleri ve gereksinimlerin karşılanması durumları ölçek alt boyut korelasyonları arasındaki ilişkilerin ''ilaçlar'' ''yaşam aktiviteleri'', ''toplum ve izlem'', ''duruma ilişkin duygular'',''tedavi ve komplikasyonlar'', ''yaşam kalitesi'',''cilt bakımı'',''toplam puan'' alt boyutları ile pozitif yönlü çok ileri derecede anlamlı olduğu bulundu (p<0,001); evli bireylerin ''toplum ve izlem'', "duruma ilişkin duygular'' ve ''yaşam kalitesi'' gereksinimlerin karşılanması alt boyutunun anlamlı olduğu (p<0,05); diyabeti olan bireylerde ''ilaçlar'' gereksinimin karşılanması alt boyutunun anlamlı olduğu (p<0,05); taburculuk eğitiminde ailesi ya da bakım veren bireyleri yer almayan bireylerin; '' yaşam aktiviteleri"; ''duruma ilişkin duygular''; ''tedavi ve komplikasyonlar''; ''cilt bakımı'' ve ''toplam puan'' alt boyutunun ileri derecede anlamlı olduğu (p<0,01) bulundu. Hastaların orta düzeyin biraz üzerinde öğrenim gereksinimi olduğu, en yüksek öğrenim gereksinimi önem düzeyinin ''tedavi ve komplikasyonlar'' alt boyutunda (ortalama=31,55±4,54; önemlilik düzeyi=3,50); en düşük öğrenim gereksinimi önem düzeyinin ise ''toplum ve izlem'' alt boyutunda (ortalama=18,41±2,54; önemlilik düzeyi=3,06) olduğu, en az karşılanan öğrenim gereksiniminin %64.9 oranda "yaşam kalitesi" olduğu, bu doğrultuda perkütan koroner girişim geçiren hastaların/aile üyelerinin taburculuk eğitimine ilişkin, ilgili maddelere odaklanılarak eğitim verilmesi gereği önerilebilir.

Elif Özkara
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ameliyat öncesi ağrı korkusunun ameliyat sonrası iyileşme üzerine etkisi

Bu tez çalışması, ameliyat öncesi ağrı korkusunun ameliyat sonrası iyileşme üzerine etkilerini incelemek amacıyla tanımlayıcı, ilişki arayıcı ve prospektif olarak yapıldı. Araştırma 20/08/2024-25/12/2024 tarihleri arasında Doğu Anadolu Bölgesinde iki ayrı kamu hastanesinin erişkin cerrahi kliniklerde yatan 200 hasta üzerinde gerçekleştirildi. Araştırma veriler araştırmacı tarafından oluşturulan Hasta Tanıtım Formu, Ağrı Korkusu Ölçeği, Ameliyat Sonrası İyileşme İndeksi, İyileşme Kalitesi-40 Hasta Anketi ve Görsel Kıyaslama Ölçeği kullanılarak toplandı. Çalışmada Ağrı Korkusu Ölçeği toplam puanı 94,09±18,2 olarak bulundu. Katılımcıların fazla 'şiddetli ağrı korkusu, ikinci olarak da 'tıbbi ağrı korkusu yaşadıkları belirlendi. Ameliyat Sonrası İyileşme İndeksi kapsamında değerlendirilen ameliyat sonrası 1.gün genel ortalama puan 2,31±0,70 olarak bulunmuş olup en fazla fiziksel iyileşmede güçlük yaşandığı belirlendi. Ayrıca bu çalışmada ağrı korkusu ile ameliyat sonrası iyileşme arasında 1.gün (r = 0,372; p < 0,01). ve 15. günde (r = 0,139; p = 0,049). pozitif ve anlamlı bir ilişki bulundu. Ameliyat sonrası 1. günde ağrı korkusu ile iyileşme kalitesi arasında negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu görüldü (r = -0,278; p < 0,01). Bu bulgular hastaların ağrıya yönelik korku düzeylerinin arttıkça bireylerin ameliyat sonrası iyileşme süreçlerinin olumsuz etkilendiğini ve iyileşme kalitelerinin bozulduğunu göstermektedir. Sonuç olarak ameliyattan önceki dönemde hissedilen ağrı korkusunun ameliyattan sonraki dönemde iyileşme üzerine önemli etkileri olduğu saptandı.

Sibel Çiftçi
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun ve kritik bakım hemşire yeterliliğinin bireysel iş performansına etkisi

Bu çalışma, kesitsel ve tanımlayıcı bir tasarımda gerçekleştirilmiş olup yoğun ve kritik bakım hemşire yeterliliğinin bireysel iş performansına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, İstanbul Anadolu yakasında bulunan üç kamu hastanesinin yoğun bakım ünitelerinde çalışan 210 hemşire oluşturmuştur. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Yoğun ve Kritik Bakım Hemşire Yeterlilik Ölçeği (YKBYÖ) ve Bireysel İş Performansı Ölçeği (BİPÖ) ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, ANOVA, Pearson korelasyon, Durbin-Watson ve regresyon analizi yapılmıştır. Sonuçlar, %95 güven aralığında anlamlılık ise p<0,05 olarak değerlendirilmiştir. YKBYÖ toplam puanı 481,03 ± 46,48 olarak bulunmuş ve hemşirelerin yeterlik düzeyleri "mükemmel" olarak değerlendirilmiştir. BİPÖ puan ortalaması 3,98 ± 0,56 olup, hemşirelerin bireysel iş performansları yüksek seviyede bulunmuştur. Yeterlilik düzeylerinin bireysel iş performansını anlamlı derecede etkilediği saptanmıştır (p <0,001). En güçlü yordayıcılar bilgi temeli (β = 0,64, p <0,001), YKBYÖ toplam puanı (β = 0,60, p <0,001) ve beceri temeli (β = 0,58, p < 0,001) olarak bulunmuştur. Hemşirelerin yeterlilik düzeyleri ile iş performansları arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler saptanmış, en yüksek korelasyon bağlamsal performans ile bilgi temeli arasında bulunmuştur (p<0,01). Sonuç olarak, hemşirelerin yeterlilik düzeyleri arttıkça bireysel iş performanslarının da arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda, sağlık kurumlarında hemşirelerin yeterliliklerini artırmaya yönelik sürekli mesleki gelişim eğitimleri önerilmektedir.

Hastane hemşireleriİş performansı
Gülşah Kali
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin duygusal okuryazarlık düzeylerinin cerrahi hastalarınağrı yönetimi üzerine etkisininincelenmesi

Hemşire, hasta bakım bağlamında duygularla nasıl başa çıkacağını ve onlara nasıl yanıt vereceğini bilmelidir. Bu, hem sağlanan bakımı koşullandırabilecek kendi duygularını yönetmeyi hem de hastalarının duygusal ihtiyaçlarını yönetmeyi içerir. Bu çalışma cerrahi servisinde çalışan hemşirelerin duygusal okuryazarlık düzeylerinin cerrahi hastalarının ağrı yönetimi üzerine etkisini incelenmek amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan bu çalışmanın örneklemini 330 cerrahi hemşiresi oluşturdu. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Duygusal Okuryazarlık Becerisi Ölçeği" ve "Ağrı Yönetiminde Öz-Yeterlilik Ölçeği" kullanıldı. Araştırma verileri SPSS 27 programı kullanılarak analiz edildi. Tanımlayıcı istatistikler, Cronbach Alpha katsayısı, bağımsız örneklem t-test, Kruskal Wallis-H, Pearson korelasyon ve doğrusal regresyon analizi analizi kullanıldı. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda katılımcıların duygusal okuryazarlık (125,70±12,68) ve ağrı yönetiminde öz yeterlilik (87,95±11,43) düzeylerinin iyi olduğu belirlendi. Hemşirelerin cerrahi ameliyat sonrası olan hastalara en fazla tedavi uygulamalarına yer verdiği saptandı. Ağrı Yönetiminde Öz Yeterlilik Ölçeği ile Duygusal Okuryazarlık Ölçeği (r=,377; p=,000) arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulundu. Hemşirelerin hastalara daha etkili bakım sağlamak için duygusal ve empati becerilerinin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Hemşirelik eğitim müfredatlarında ve sağlık kuruluşlarında hemşirelerin duygusal okuryazarlık ve ağrı yönetimi düzeylerinin artırılmasına yönelik girişimler planlanması ve uygulanması önerilmektedir.

Gonca Tan
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin kitlesel yaralanmalarda bilgi, davranış ve çalışma isteklerinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, hemşirelik öğrencilerinin kitlesel yaralanma olaylarına ilişkin bilgi düzeylerini, bu tür durumlarda sergileyebilecekleri davranışları ve gönüllülük temelli çalışma isteklerini değerlendirmektir. Tanımlayıcı ve karşılaştırmalı tipteki bu çalışma, 1., 2., 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören toplam 156 hemşirelik öğrencisiyle yürütülmüştür. Veriler, öğrencilerin bilgi düzeylerini, davranış eğilimlerini ve gönüllülük isteklerini ölçmeye yönelik 5'li Likert tipi ölçek içeren yapılandırılmış bir anket formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde yüzde, ortalama ve Ki-kare testi kullanılmıştır. Öğrencilerin sınıf düzeyi arttıkça kitlesel yaralanmalara yönelik bilgi düzeylerinin ve gönüllü olarak görev alma isteklerinin anlamlı şekilde yükseldiği tespit edilmiştir (p<0.05). Özellikle 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin, afet bilinci ve müdahaleye yönelik olumlu tutumlarının 1. ve 2. sınıflara göre istatistiksel olarak daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Öğrencilerin gönüllü katılım düzeyleri ile bilgi düzeyleri arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Hemşirelik öğrencilerinin kitlesel yaralanma olaylarında etkili görev alabilmeleri için, müfredat içerisinde afet hemşireliği konusunun daha erken dönemlerde ve uygulamalı eğitimlerle desteklenerek verilmesi önerilmektedir. Ayrıca, gönüllülük kültürünün geliştirilmesi amacıyla öğrencilerin afet tatbikatlarına aktif katılımı teşvik edilmelidir

Yaralar ve yaralanmalarÖğrenciler-hemşirelik
Sakher Yahya Mahmoud Assaf
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi yoğun bakım hemşirelerinde etik duyarlılığın değerlendirilmesi

Çalışma, cerrahi yoğun bakım hemşirelerinde etik duyarlılığın değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı nitelikte yapıldı. Araştırma Trabzon İl merkezi içinde yer alan dördü Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği'ne bağlı hastaneler, biri üniversite hastanesi ve biri özel hastane olmak üzere toplamda altı kurumun cerrahi yoğun bakımlarında çalışan 160 hemşirenin katılımıyla gerçekleştirildi. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen "Hemşire Tanıtım Formu" ve "Ahlaki Duyarlılık Anketi (ADA)" kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, ortalama, standart sapma, medyan, minimum ve maksimum değerler, iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi, varyans analizi, Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis Varyans Analizi testi kullanıldı. Cerrahi yoğun hemşirelerinin ADA toplam puan ve alt boyut puan ortalamalarına göre, etik duyarlılıklarının orta düzeyde olduğu saptandı. Cerrahi yoğun bakım hemşirelerinin ADA toplam puanı ile çalışılan kurum, meslekte çalışma süresi, yoğun bakımda çalışma süresi arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, kurumlar ve çalışanlar arasında etik duyarlılık farkının giderilmesine yönelik eğitimler ve çalışmaların düzenlenmesi önerilebilir.

Zehra Başar
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Beyin ameliyatı geçiren hastaların hastanedeki bakımına destek veren aile üyelerinin bakım yükünün değerlendirilmesi

Araştırma, beyin ameliyatı geçiren hastaların hastanedeki bakımına destek veren aile üyelerinin bakım yükünü belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Araştırma, Trabzon İl merkezinde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi beyin ve sinir cerrahisi kliniğinde ameliyat olan 102 hastanın aile üyesi ile yapıldı. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen "Hastalar İçin Tanıtıcı Özellikler Formu", "Bakım Veren Aile Üyeleri İçin Tanıtıcı Özellikler Formu", "Kliniğe Uyarlanmış Zarit Bakım Yükü Ölçeği (KUZBYÖ)" ve "Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi (BGYAİ)" kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde, yüzdelik, ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis Varyans Analizi ve ki kare testi kullanıldı. Beyin ameliyatı geçiren hastaların ileri düzeyde bağımlı, bakım veren aile üyelerinin ise hafif ve orta düzeye yakın bakım yükü olduğu saptandı. Aile üyelerinin KUZBYÖ ortalamaları ile yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, aylık gelir düzeyi ve çalışma durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0.05). Bakım veren aile üyelerinin KUZBYÖ puan ortalamaları ile hasta bakımı ile ilgilenme ve hastaya bakım verme süresi, aile üyelerinin fiziksel desteği, aile üyesinin hastanede yaşadığı ibadet, ulaşım ve yemek sorunu arasında istatistiksel olarak anlamlı sonuç saptandı (p<0.05). Beyin ameliyatı geçiren hastaların bağımlılık düzeyi arttıkça bakım veren aile üyelerinin yükününde arttığı saptandı (p<0.05). Bakım veren aile üyelerinin hastanın bakımında sahip oldukları destek kaynakların değerlendirilmesi ve yardım alabilecekleri kişi ve kurumlara yönlendirilmesi yararlı olabilir.

Yasemin Güner
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Parsiyel larenjektomi olan hastaların İletişim Rehberi'ne ilişkin değerlendirmeleri

Araştırma, larenjektomi olan hastaların yaşadıkları iletişim sorununa çözüm bulabilmek için görsel iletişim rehberi geliştirilmesi ve geliştirilen rehberin hastaların iletişim sorununa katkısını saptamak amacıyla gerçekleştirildi. Araştırma niteliksel ve niceliksel araştırma yöntemlerini içeren karma araştırma yöntemiyle yapıldı. İlk kez parsiyel larenjektomi olan 14 hasta ile yapılan araştırmada nitel veriler olgu bilim (fenomenolojik) araştırma desenine uygun olarak "derinlemesine görüşme" yöntemi ile toplandı. Nicel verilerin toplanması için tanımlayıcı araştırma yöntemi doğrultusunda soru formundan yararlanıldı. Nitel verilerin analizi sonucu "konuşamama deneyimi, iletişim rehberinin iletişime etkisi ve iletişim rehberine ilişkin duygu ve düşünceler" olmak üzere üç ana tema belirlendi. Nicel veri analizi sonucu hastaların tamamının resimlerin anlaşılırlığını ve rengini, yazıların büyüklüğünü yeterli gördüğü; tamamına yakınının rehberin kullanışlılığını, resimlerin boyutunu, yazıların şeklini ve ele alınan sorunları yeterli gördüğü belirlendi. Hastaların 3/4'ü rehberin ebadının ve yarısı resimlerin sayısının yeterli olduğunu düşünmektedir. Bununla birlikte hastalardan bazıları ise rehberin ciltlenme biçimini uygun bulmadı. Hastaların tamamı hem sağlık personeline hem de yakınlarına kendilerini ifade edebilmeleri için rehberi yeterli görmektedir. Hastaların tamamına yakını sorunlarını/ isteklerini (ağrı, bulantı, gazete okuma, müzik dinleme vb) ve 4/5'i duygularını (stres, kızgınlık, korku vb.) iletebilmeleri için rehberin yeterli olduğunu düşünmektedir. Çalışmanın sonucunda geliştirilen iletişim rehberinin parsiyel larenjektomi olan hastalar tarafından iletişim kurmada etkili ve kullanılabilir olduğu belirlendi. Anahtar kelimeler: Görsel iletişim rehberi, hemşirelik, larenjektomi, nitel çalışma, sözel olmayan iletişim

Görsel iletişimHemşirelerHemşirelik+4
Melek Ertürk
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin ameliyat öncesi ve sonrası hasta bakım yönetimini öğrenmesinde bilgisayar destekli simülasyon tekniğinin etkisi

Araştırmanın birinci aşamasında; deneysel aşamada kullanmak amacıyla Hemşirelikte Klinik Karar Verme Ölceği Türkçe'ye uyarlanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında, hemşirelik fakültesi 2. sınıf öğrencilerinin ameliyat öncesi ve sonrası bakım yönetimini öğrenmesinde bilgisayar destekli simülasyonun bilgi, beceri ve klinik karar verme üzerine etkisi randomize kontrollü tasarımla incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 82 öğrenci oluşturmuştur. Öğrenciler bilgisayar destekli simülasyon (n:41) ve beceri laboratuarında (n:41) eğitim almıştır. Öğrenciler gruplara randomize olarak atanmıştır. Öğrencilere `ameliyat öncesi ve sonrası hasta bakım yönetimi bilişsel düzey değerlendirme testi'; `uygulamalı derin solunum ve öksürme egzersiz eğitimi' ve `ameliyattan gelen hastanın kliniğe kabul edilmesi' beceri kontrol listeleri ve `hemşirelikte klinik karar verme ölçeği' uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi kullanılmıştır. Öğrencilerin eğitim sonrası bilgi (p:0.421), `uygulamalı derin solunum ve öksürme egzersiz eğitimi' beceri (p:0.867), klinik karar verme ölçek toplam ve alt boyut puan ortalamaları farksızdır (p:0.065). Ancak ``ameliyattan gelen hastanın kliniğe kabul edilmesi'' beceri puan ortalamaları arasındaki fark anlamlıdır(p:0.04).Araştırmanın üçüncü aşamasında; simülasyonda eğitim alan öğrencilerin eğitim yaklaşımı ile ilgili görüşleri, öğrenme süreçleri, bireysel gelişimlerine yönelik algıları ve önerileri kalitatif araştırmayla değerlendirilmiştir. İki odak grup görüşmesinde 24 öğrenci ile görüşülmüştür. Öğrencilerin görüşleri içerik analiziyle incelenmiştir. Öğrencilerle yapılan görüşmelerde beş ana tema belirlenmiştir. Bu temalar, öğrenme-bilgi, uygulama, engeller, ilgi çekicilik ve önerilerdir.Araştırmanın kantitatif ve kalitatif sonuçlarına göre bilgisayar destekli simülasyonda verilen eğitim, beceri laboratuarında verilen eğitime eşdeğer kabul edilmiştir. Ülkemizde ameliyat öncesi ve sonrası bakım simulasyonla öğretilerek hemşirelikte karmaşık durumların eğitiminde bir örnek oluşturulmuştur. Eğitici sayısının az, öğrenme ortamının yetersizliğinin çözümünde ve karmaşık konuların öğretilmesinde teknolojinin sağladığı olanakların kullanılması yöneticilerin ve eğiticilerin sorumluluğu olmalıdır.Anahtar kelimeler: Hemşirelik, Hemşirelik Öğrencisi, Ameliyat Öncesi ve Sonrası Bakım, Bilgisayar Destekli Simülasyon, Randomize Kontrollü Çalışma, Kalitatif Araştırma

Bilgisayar destekli benzetimHemşirelikHemşirelik eğitimi+3
Aylin Durmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Karaciğer transplantasyonu sonrası hastaların ilaç uyumsuzlukları, nedenleri ve hemşirelerden beklentilerinin incelenmesi

Amaç: Karaciğer transplantasyonu sonrası hastaların ilaç uyumsuzlukları, nedenleri ve hemşirelerden beklentilerini açıklamaktır.Yöntem: Araştırma nitel bir çalışmadır. Ölçüt örneklem yöntemi kullanılmıştır. Karaciğer transplantasyonu sonrası ilaç uyumsuzluğu yaşayan 21 hasta araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler ?yarı yapılandırılmış görüşme formu? kullanılarak, ?derinlemesine görüşme? yöntemi ile toplanmıştır. Her hasta ile bir kez görüşülmüştür. Görüşmelerin tamamı, hastalardan sözlü ve yazılı onamları alınarak, ses kayıt cihazı ile kayıt edilmiştir. Verilerin analizinde ?betimsel analiz? yöntemi kullanılmıştır.Bulgular: Karaciğer transplantasyonu sonrası hastaların ilaç uyumsuzlukları, nedenleri ve hemşirelerden beklentilerine ilişkin bulgular üç ana tema ve alt temalar olarak belirlenmiştir. Bu ana temalar; ilaç uyumsuzlukları, ilaç uyumsuzluğu nedenleri ve hemşirelerden beklentilerdir.Sonuç ve Öneriler: Bu araştırmada elde edilen sonuçlara göre; karaciğer transplantasyonu sonrası hastalarda doz atlama, doz geciktirme ve ilacı yanlış alma şeklinde ilaç uyumsuzlukları saptanmıştır. Bu hastalar ilaç uyumsuzluğu nedenlerini; unutkanlık, yaşam biçimi, sağlık bakım sistemi, bilgi eksikliği, çoklu ilaç kullanımı ve sağlık inancı, hemşirelerden beklentilerini ise mali danışmanlık, eğitim, ilgi ve ilaç uygulamaları olarak ifade etmişlerdir. Bu ifadelere göre; hemşirelerin ilaç dozu, zamanı, etkisi gibi tedavi süreci ile ilgili bilgileri yazılı ve sözlü olarak hastalara verip, hastalardan bu bilgileri tekrar etmeleri önerilebilir. Aynı zamanda hastalara taburculukta verilen eğitimin taburculuk sonrasında da belirli aralıklarla tekrarlanması önerilebilir.Anahtar kelimeler: Karaciğer transplantasyonu, ilaç uyumsuzluğu, hemşirelik, nitel çalışma

Doz-cevap ilişkisi-ilaçHemşirelikKaraciğer nakli+4
Nur Şahin
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi kliniklerde yatan hastalarda derin ven trombozu riski ve prevelansının incelenmesi

Amaç: Cerrahi kliniklerde yatan hastalarda derin ven trombozu (DVT) gelişme riski ve prevelansını incelemektir.Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırma bir eğitim ve araştırma hastanesinde Mayıs-Eylül 2011 tarihlerinde 750 hastayla yürütülmüştür. Tabakalı rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen Genel Cerrahi Kliniği'ndeki 450, Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'ndeki 150, Beyin Cerrahisi Kliniği'ndeki 100, Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği'ndeki 50 hasta örneklemi oluşturmuştur. Veriler, hastaların DVT riskini belirlemede Autar DVT Riski Tanılama Ölçeği (2002), Ek Riskleri ve Hastaya Uygulanan DVT Proflaksisini Tanılama Formu ile DVT Tanılama Kriterleri Formu kullanılarak toplanmış, SPSS 15.0 programında analiz edilmiştir.Bulgular: Bireylerin %52'sinin erkek, %21.6'sının 71 yaş üzerinde, %76.8'inin beden kitle indeksinin 20-25 kg/m², %58.1'nin ihtiyaçlarını gidermede bağımsız, %12.3'ünün kronik kalp hastalığının ve %10.7'nin malignitesinin olduğu, %85.6'da travma olmadığı ve travma tanısı olanlarda da sıklıkla (%10.4) alt ekstremite travması geliştiği bulunmuştur. Hastaların %53.0'üne abdominal, %20.1'ine ortopedik, %13.3'üne nöroşirurjik, %6.8'ine küçük, %4.3'üne planlı büyük cerrahi girişim, %2.4'üne torasik cerrahi uygulanmıştır. Ameliyat öncesi, ameliyat sonrası ve taburculuk öncesinde DVT Risk Tanılama Ölçeği puanları arasında cerrahi kliniklere göre anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Yaş ve riskli hastalıklar ile DVT gelişimi arasında istatistiksel olarak yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Araştırmada hastalardan bir kişide DVT görülmüştür. Ayrıca DVT prevelansı ?8, insidans ise ? 1.3 olarak belirlenmiştir.Sonuç ve öneriler: Hastaların ameliyat öncesi, ameliyat sonrası ve taburculuk öncesindeki DVT riskleri cerrahi kliniklere göre değişmektedir. Erken tanılama sürecinde DVT riskini belirlemede hemşirelerin DVT risk tanılama aracını kullanmaları önerilmiştir.Anahtar kelimeler: Derin ven trombozu prevelansı, hemşirelik, Autar DVT Riski Tanılama Ölçeği (2002)

CerrahiHastalarHemşirelik araştırmaları+2
Gonca Acun
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Açık kalp ameliyatı uygulanan hastalarda basınç yarası oluşumunu etkileyen faktörlerin incelenmesi

Amaç: Açık kalp ameliyatı uygulanan hastalarda basınç yarası görülme insidansının belirlenmesi ve açık kalp cerrahisine özgü basınç yarası oluşumunu etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Yöntem: Araştırma Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Kalp Damar Cerrahi Kliniği, Ameliyathanesi ve Yoğun Bakım Ünitesinde Nisan- Ekim 2011 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırma örneklemini 118 hasta oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Hasta Tanıtıcı Bilgi Formu, Kardiyak Cerrahide Basınç Yarası Değerlendirme Formu ve Braden Risk Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde istatistiksel paket programı SPSS 15 kullanılarak, sayı, yüzde, ortalama , standart sapma, t testi, , iki gözlü ve çok gözlü ki kare analiz yöntemleri kullanılmıştır.Bulgular: Araştırma örneklemine alınan hastaların yaş ortalaması 58.72±12.48'dır. Çalışmaya alınan hastaların %30.5'inin kadın, %69.5'inin erkek olduğu ve tanımlayıcı özelliklerine göre basınç yarası oluşumu ile ilgili istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı (p>0.05) saptanmıştır. Çalışmanın sonunda açık kalp ameliyatı sonrası yoğun bakım ünitesinde basınç yarası prevelansı % 36.4 , klinikte %53.4 olarak bulunmuştur. Hastaların ameliyat süresi, mekanik ventilatörde kalma süresi, sedasyon süresi, ilk mobilizasyon zamanları ve ameliyat sonrası albümin düzeyleri ile basınç yarası gelişimi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05).Sonuç: Açık kalp ameliyatı uygulanan hastalarda ameliyat süresi, mekanik ventilatörde kalma süresi, sedasyon süresinin uzaması ve ilk mobilizasyonun gecikmesinin basınç yarası gelişiminde rol oynadığı belirlenmiştir. Bu nedenle ameliyatı uzun süren, 48 saatten fazla yoğun bakımda kalan, sedasyon uygulanan ve bu nedenlerle mobilizasyonu geciken hastalarda basınç yarası gelişimini önlemek için planlı hemşirelik bakımının uygulanması önerilmektedir. Hastaların erken mobilizasyonu sağlanarak, hemodinamik bulgularının ve laboratuar bulgularının düzenli izlenmesi önemlidir.

BasınçCerrahiCerrahi-kardiyovasküler+2
Serap Mutlu
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ameliyatın diz protezi uygulanan hastalar üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Amaç: Ameliyatın diz protezi uygulanan hastalar üzerindeki etkilerini anlamaktır.Yöntem: Fenemolojik desen kullanılarak yapılan kalitatif araştırma Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde yürütülmüştür. Amaçlı örneklem yöntemi ile seçilen diz protezi ameliyatı uygulanmış 17 hasta çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler ?yarı yapılandırılmış görüşme formu? kullanılarak ?derinlemesine görüşme? yöntemi ile toplanmıştır. Görüşmelerin tamamı hastalardan yazılı ve sözlü izin alındıktan sonra ses kayıt cihazına kayıt edilerek yapılmıştır. Veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir.Bulgular: Çalışmada ameliyatın diz protezi uygulanan hastalar üzerindeki etkilerinin ameliyat öncesi ve sonrası değişimler olmak üzere iki ana temada ortaya çıktığı belirlenmiştir. Ameliyat öncesi etkiler ana teması altında; hastanın ameliyata karar verme süreci, ameliyat öncesi dönemde hasta üzerindeki psikolojik ve bilişsel etkiler ile hastalığın fizyolojik, psikolojik ve sosyal etkilerinin olduğu; ameliyat sonrası etkiler ana teması altında ise ameliyat sonrası fizyolojik etkiler, ameliyatın hastanın psikolojik ve bilişsel sürecindeki etkileri ile aktivite sırasında yaşanan zorluklar şeklinde etkilenme olduğu bulunmuştur.Sonuç ve öneriler: Araştırma sonuçları ameliyat öncesi dönemde hastaların en çok ameliyat endikasyonu oluşturan hastalık nedeniyle etkilendiklerini ve bunun ameliyat kararını hızlandırdığı; ameliyat öncesi ve sonrası dönemde duygu ve düşüncelerinin olumlu ve olumsuz yönde etkilendiğini göstermiştir. Bu doğrultuda hemşirelerin ameliyat öncesi dönemde psikolojik hazırlık yapmaları; ameliyat sonrası dönemdeki girişimlerinde ise ağrı kontrolü, fiziksel sınırlılıkla baş etme ve taburculuk eğitiminin üzerinde daha çok durmaları önerilir.Anahtar kelimeler: Ameliyatın etkileri, diz protezi, hemşirelik, kalitatif

CerrahiDizDiz eklemi+4
Hale Turhan
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Enteral beslenmede tasarlanan karar destek sistemi'nin hasta bakım sonuçlarından gastrik intolerans, diyare'ye etkisi ve sistemi kullanan hemşirelerin deneyimlerinin tanımlanması

ÖZETAmaçBu çalışmanın amacı, Enteral Beslenmede King Dışkı Değerlendirme Grafiği Türkçe (KKDGTr) Formu'nun geçerlik ve güvenirliğini test etmek, tasarlanan Karar Destek Sistemi'nin (KDS) hasta bakım sonuçlarından gastrik intolerans ve diyareye etkisini incelemek ve KDS'ni kullanan hemşirelerin deneyimlerini tanımlamaktır.YöntemAraştırma, metodolojik, yarı deneysel, nitel tasarımda üç aşamada yapılmıştır. Metodolojik aşamada, KKDGTr formunun geçerlik-güvenirlik çalışması 212 dışkı örneğiyle incelenerek yürülmüştür. Veriler, Kendal Uyuşum ve Cohen'in kappa katsayısıyla analiz edilmiştir. Yarı deneysel aşama, 144 enteral beslenen yoğun bakım hastasıyla yapılmıştır. Veriler, Yoğun Bakım Hastalarına Yönelik Veri Toplama Formu, Günlük Enteral Beslenme İzlem Formu, Enteral Beslenen Yoğun Bakım Hastalarına Yönelik Gastrik İntolerans İzlem Formu, KDDGTr Formu kullanılarak toplanmış ve Mann-Whitney U ve ki-kare testiyle analiz edilmiştir. Nitel aşama, KDS kullanan 19 hemşireyle, derinlemesine bireysel görüşme yapılmıştır. Veriler, tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir.BulgularMetodolojik aşamada; KDDFTr formunun uzmanlar arasında görüş birliği olduğu saptanmıştır (W= 0.101, p=0.09). Gözlemciler arası uyumda dışkı kıvam özellikleri (? =0.76) ve dışkı ağırlıkları (? =0.75) iyi derecede uyumlu bulunmuştur (p=0.00). Yarı deneysel aşamada; KDS'nin kullanıldığı deney grubunun hedef kaloriye ulaşma düzeyleri, kontrol grubuna göre yüksek bulunmuştur (p=0.01). Deney grubunda enteral beslenmenin 1. ve 2. gününde ölçülen gastrik residüel volüm (GRV) miktarları ve diyare görülme süresi, kontrol grubuna göre düşük bulunmuştur (p=0.04). Deney ve kontrol grubu hastalarında 2. ve 7. günlerde gastrik2intolerans görülmüştür, gruplar arasında fark yoktur. Günlük diyare görülme durumlarında, 15. gün (p=0.02) ve 22. günde (p=0.03) anlamlı fark saptanmıştır. Nitel aşamada, KDS kullanımına yönelik, üç kategoride yedi tema belirlenmiştir.SonuçKDDFTr formunun enteral beslenen hastalarda dışkının değerlendirilmesinde geçerli ve güvenilir olduğu, KDS'nin gastrik intolerans ve diyarede etkili olmadığı, GRV miktarlarında ve diyare görülme süresinde etkili olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin KDS kullanımına yönelik olumlu ve olumsuz tutumları olduğu saptanmıştır.Anahtar Sözcükler: Yoğun Bakım, Enteral Beslenme, Karar Destek Sistemi, Dışkı Değerlendirme Grafiği, Diyare, Gastrik İntolerans

Bilgisayar destekli karar vermeDiyareDışkı+5
Gülten Sucu
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Karaciğer transplantasyonu sonrası destek grup girişiminin hastaların bilgi, semptom ve yaşam kalitesi düzeyine etkisinin incelenmesi

Amaç: Roy Uyum Modeli kullanılarak karaciğer transplantasyonu (KT) hastalarının uyumunu açıklamak, Modifiye Transplantasyon Semptom Oluşma ve Rahatsızlık Durumu ? 59 maddelik ölçeğinin Türk organ nakli hastalarında geçerlik ve güvenirlik çalışmasını gerçekleştirmek, destek grup girişiminin karaciğer transplantasyonu hastalarının bilgi, semptom ve yaşam kalitesi düzeyine etkisini incelenmek amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma niteliksel, metodolojik ve yarı deneysel tipte araştırma bölümlerinden oluşmaktadır. Niteliksel araştırmada, Roy Uyum Modeline temelendirilmiş derinlemesine ve odak grup görüşme yöntemi ile 21 KT hastalasından veri toplanamış ve tümden gelim içerik analizi kullanılmıştır. Metodolojik aşamada, karaciğer ve böbrek transplantasyonu uygulanmış (N= 180) hastalardan ve sağlıklı kişilerden (N: 180) veri toplanmıştır. Yarı deneysel aşamada, kontrol (n: 38) ve deney grubu (n: 37) olmak üzere KT hastalasından veri toplanmıştır. Veriler, destek grup öncesi, sonrası ve üç sonrası olarak toplanmıştır. Veriler, t-tesi, ridit analizi, tekrarlı ölçümlerde iki faktörlü varyans analizi ile analiz edilmiştir. Bugular: Niteliksel araştırmada, Roy Uyum Modelinin tüm alanlarında hastaların uyumlu ve uyumsuz davranışları tanımlamıştır. Metodolojik aşamada, ölçeğin içerik analizi indeksi 1.0 olarak bulunmuştur. Yüzey geçerliliği sonrası ölçek 58 madde içerdiği için ölçeğin Türkçe versiyonunun adı MTSORD-58TR olmuştur. MTSORD-58TR?nin yapı geçerliliği (p< .05) ve yarılama güvenirliği (semptom oluşmasb: .991, semptom rahatsızlıksb: .992) çok iyi olduğu bulunmuştur. Yarı deneysel araştırmada; destek grubun, KT hastalarının bilgi düzeyini arttırmada, semptom düzeyini düşürmede ve yaşam kalitesi düzeyini arttırmada etkili olduğu saptanmıştır (p < .05). Sonuç: Niteliksel aşamada, Roy Uyum Modeli kullanılarak KT hastalarının deneyimleri açıklanarak transplantasyon sonrası uyum süreci ile ilgili önemli veriler sağlamıştır. Metodolojik aşamada, MTSORD-58TR?nin Türk organ nakli alıcılarında geçerli ve güvenilir olduğu bulunmuştur. Yarı deneysel aşamada, destek grup girişiminin, karaciğer transplantasyonu hastalarının bilgi düzeyi, yaşam kalitesi ve semptom düzeyini olumlu etkileyerek fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan uyumu desteklediği görülmektedir.

Karaciğer hastalıklarıKaraciğer nakliOrgan nakli+2
Yaprak Sarıgöl Ordin
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Stomalı bireylerin deneyimlerinin incelenmesi

Amaç: Bu fenomolojik araştırmanın amacı, stomalı bireylerin deneyimlerinin incelenmesidir. Yöntem: Fenomolojik çalışma deseni kullanılarak yapılan araştırma Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi, Üroloji Poliklinikleri ve Yara ve Stomaterapi Ünitesinde yürütülmüştür. Amaçlı örneklem yöntemi ile seçilen ve en az üç aydır stoması olan 19 stomalı birey çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler ?Yapılandırılmamış Görüşme Formu? kullanılarak, ?derinlemesine görüşme? yöntemi ile toplanmıştır. Görüşmelerin tamamı hastalardan yazılı ve sözlü izin alındıktan sonra ses kayıt cihazına kayıt edilerek yapılmıştır. Veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Bulgular: Stomalı bireylerin stoma açıldıktan sonraki dönemdeki deneyimlerine ilişkin 3 ana tema saptanmıştır. İlk karşılaşma, güçlükler ve baş etme ana temalarıdır. İlk karşılaşma teması; şok, çaresiz hissetme ve utanma kategorilerinden oluşmaktadır. Güçlükler teması ise; günlük yaşam aktivitelerinde zorlanma, cinsel yaşamı sürdürmede güçlük, sosyal izolasyon ve ekonomik sıkıntı kategorilerinden oluşmaktadır. Başetme teması ise; stomayla yaşamı kabullenme/kabullenmeme, olumlu yönden bakma, kadercilik ve destek sistemleri (sosyal, profesyonel) kategorilerinden oluşmaktadır. Sonuç ve öneriler: Araştırma sonuçları stomalı bireylerin stoma açıldıktan sonra hayatlarında belirgin bir değişimin olduğu; duygusal, fiziksel, cinsel ve sosyal yönden yaşam tarzlarında değişiklikler olduğu saptanmıştır. Ayrıca sosyal ve profesyonel destek alan stomalı bireylerin stomaya uyum sürecindeki deneyimlerinde farklılıklar olduğu görülmüştür. Bireyler sosyal ve profesyonel destek almış olsalar uyumlarının daha kolay olacağı yönde ifadelerde bulunmuşlardır. Bu doğrultuda stomalı bireylerin stomayla birlikte yaşama uyum sağlayabilmeleri için ameliyat öncesi dönemden itibaren profesyonel destek almaları, ameliyat sonrası dönemde sosyal destek için stomaya uyum sağlamış ve olumlu/olumsuz deneyimleri olan stomalı bireylerin bir araya geldiği destek gruplarında yer almaları önerilmektedir.

Cerrahi stomalarHastalarHemşirelik+1
Hatice Dorum
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi hemşirelerde merhamet düzeyi ve merhamet yorgunluğunun incelenmesi

Çalışma, cerrahi hemşirelerinde merhamet düzeyini ve merhamet yorgunluğunu incelemek amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yapıldı. Çalışma Trabzon İl merkezi içinde yer alan kamu hastaneleri ve üniversite hastanesinde çalışan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 200 cerrahi hemşiresi ile yapıldı. Veriler "Hemşire Tanıtım Formu", "Merhamet Ölçeği" ve "Merhamet Yorgunluğu Alt Ölçeği" kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde yüzdelik, max. ve min. değerler ile Mann Whitney U testi, Tek Yönlü Varyans analizi, Kruskall Wallis analizi, bağımsız gruplarda t testi, Spearman Korelasyon Analizi, Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Cerrahi hemşirelerinde merhamet düzeyinin yüksek ve merhamet yorgunluğunun orta düzeyde olduğu saptandı. Cerrahi hemşirelerinde cinsiyet, eğitim durumu, şu anki klinikte çalışma süresi ve genel olarak çalışmaktan memnun olma durumuna göre MÖ toplam puan ortalaması arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı (p<0.05). Cerrahi hemşirelerinde yaş ve meslekte çalışma süresi ile MYAÖ toplam puan ortalaması arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu (p<0.05). Merhamet Ölçeği toplam puanı ile MYAÖ toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı, düşük düzeyli ve negatif yönlü bir ilişki bulundu (p<0.05). Hemşirelik eğitimlerinde merhamet kavramına daha fazla yer verilmeli ve bakımın bedeli olan merhamet yorgunluğunun önlenmesine yönelik gerekli tedbirlerin alınması ve arttırılması, merhamet yorgunluğunun gelişmesini önlemeye yönelik bir farkındalık oluşturulması gerekmektedir.

CerrahiEmpatiHemşireler+6
Bahtışen Çakmak
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi kliniklerde çalışan hemşirelerin mizah tarzları ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin saptanması

ÖZETAraştırma, Cerrahi kliniklerinde çalışan hemşirelerin mizah tarzları ile tükenmişlik durumları arasındaki ilişkiyi saptamak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma kapsamına Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi, Başkent Üniversitesi Konya, Adana ve İstanbul Uygulama ve Araştırma Merkezlerinin cerrahi kliniklerinde çalışan lisans mezunu 250 hemşire alınmıştır. Araştırmada Sosyo-Demografik ve Mesleki Özellikleri saptamaya yönelik Soru Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Mizah Tarzları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi SPSS 15.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin istatiksel analizlerinde, yüzde ve frekansları hesaplamaları, betimsel istatistik yöntemleri, Kruskall Wallis H ve Wilcoxon, Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayıları hesaplanması, Tek Yönlü Varyans %91,6'sı kadın, %69,2'si 20-29 yaş aralığında, %60.0'ı bekar, %89.2'si çekirdek aileye sahip, %62.8'si mesleği isteyerek seçmiş,%69.6'sının başka bir kurumda iş deneyimi mevcuttur. Hemşirelerin %60.0'ı yapmış oldukları işten memnun olduklarını belirtirken %41.2'si tükenmişlik hissettiklerini,%69.2'si mizahın tükenmişlikle baş etmede etkili bir yöntem olduğunu düşündüklerini belirtmişlerdir. Çalışmamızda şu anda çalıştığı işten memnun olmayan hemşirelerin duyarsızlaşma ve duygusal tükenme alt boyutları ortanca değerleri , işinden memnun olan hemşirelerin ise kişisel başarı alt boyutu ortanca değeri daha yüksektir. Mizahın tükenmişliği önlemede etkili bir yöntem olarak gören hemşirelerde duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ortalamaları daha düşük, kişisel başarı ortalamaları daha yüksektir. Saldırgan ve Kendini yıkıcı mizah tarzlarını kullanan hemşirelerde duyarsızlaşmanın arttığı, kişisel başarının azaldığı saptanmıştır. Araştırmada hemşirelerin tükenmişlik yaşadıkları ve mizah kullanımının tükenmişliği azaltmada bir yöntem olarak kullanılabileceği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Cerrahi Hemşireliği, Mizah Tarzı, Tükenmişlik

HemşirelerHemşirelikMizah+5
Sevil Güven Müyesser
Başkent University · Institute of Health Sciences
2013
10
Master'sOpen AccessTR

Katarakt ameliyatı sonrası hastaların evde yaşadıkları güçlüklerin ve gereksinimlerinin belirlenmesi

Katarakt, küresel körlük vakalarının yarısının nedenidir ve en yaygın yaşlılarda görülür. Kataraktın en geçerli ve kanıtlanmış tedavisinin cerrahi olduğu belirtilmektedir. Bununla birlikte hastalar ameliyat sonrası erken dönemde bazı sorunlar ve komplikasyonlar yaşayabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, katarakt ameliyatı olan hastaların ameliyat sonrası evde yaşadıkları güçlüklerin ve gereksinimlerinin belirlenmesidir. Araştırma tanımlayıcı türdedir. Araştırma 15 Aralık 2013-15 Mart 2014 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi'nde katarakt ameliyat olan ve araştırmayı kabul eden 108 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada hastaların tanımlayıcı özelliklerini ve hastalık durumunu belirleme formu, taburculuk sonrası izlem formu ile Ulusal Göz Sağlığı Enstitüsü Görme İşlevi Anketi (National Eye Institute Visual Function Questionnaire-NEI VFQ-25) kullanılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 71.34±8.7 olup, %37'si daha önce katarak ameliyatı olmuş, %73.1'i ise katarakt ameliyatı hakkında bilgi almıştır. Bireylerin ameliyattan bir gün sonraki NEI VFQ-25 ölçeğinin puan ortalaması 63.3±17 iken, ameliyattan bir ay sonra bu puan ortalamasının 88.5±12'e yükseldiği tespit edilmiştir (p=0,000). Katarakt ameliyatı olan bireyler ameliyat sonrası ilk 24 saatte en fazla endişe (%68.5), yorgunluk (%49.1), ağrı (%46.3), gözde batma hissi (%34.2) ve uykusuzluk (%30.6) deneyimlemişlerdir. Bu semptomların ve şiddetinin ilk hafta daha yoğun yaşandığı ve dördüncü haftada belirgin şekilde azaldığı saptanmıştır. Bireylerin %2.8'inde göz enfeksiyonu, %3.7'sinde göz içi basıncında artış, %2.8'inde ödem ve bir kişide sekonder katarakt tespit edilmiş, ayrıca bir kişiye mercek açısında düzeltme (repozisyon) nedeniyle küçük cerrahi girişim yapılmıştır. Katarakt ameliyatı sonrası bireylerin günlük yaşam aktivitelerinden birinci haftada en çok sosyal yaşam (%54.6-15.7), ev işleri (%50.9-16.7), okuma (%38.8-32.4), alışveriş (%26.9-6.5) ve telefon kullanma (%15.7-5.6) etkilenmiş, ancak diğer haftalarda yaşadıkları güçlükler azalmıştır. Ameliyata bağlı günlük yaşam aktivitelerinin etkilendiğini belirten bireylerin etkilenmeyen bireylere göre ağrı, endişe ve yorgunluk puan ortalamaları bazı günlük yaşam aktiviteleri için istatiksel olarak anlamlı çıkmıştır. Sonuç olarak katarakt ameliyatı olan bireyler ameliyat sonrası erken dönemde ilk hafta yoğun olmak üzere bazı güçlükler yaşamakta ve bu güçlükler günlük yaşam aktivitelerini etkileyerek yardım gereksinimini artırmaktadır. Bu sonuçlardan yola çıkarak hastaların gereksinimlerine göre eğitim programları ve materyallerinin hazırlanması ve taburculuk sonrası telefonla danışmanlık hizmeti verilmesi önerilebilir.

Cerrahi-gözGöz hastalıklarıGünlük yaşam aktiviteleri+5
Arzu Korkusuz
Başkent University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yanıklı çocukların ailelerinde taburculuk sonrası yaşadıkları sorunların ve nedenlerin belirlenmesi

Amaç: Çalışmanın amacı, yanıklı çocukların ailelerinde taburculuk sonrası yaşadıkları sorunların ve nedenlerin belirlenmesidir. Yöntem: Çalışma tanımlayıcı kesitsel olarak yapıldı. Çalışmanın örneklemini 15.01-15.05.2015'de Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Cerrahisi Kliniği'ne gelen 162 yanıklı çocuğun ailesi oluşturdu. Veriler, literatür doğrultusunda geliştirilen çocuk ve aile tanıtıcı bilgi formu, taburculuk sonrası ailelerin yaşadıkları sorunlara yönelik bilgi formu ve durumluk anksiyete ölçeği kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde SPSS 16.0 paket programı kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde sosyo-demografik ve yanık özellikleri, yaşanan sorunlar için sayı, yüzde ve ortalama kullanıldı. Sosyo-demografik ve yanık ile ilgili özellikler ile yaşanan sorunlar arasındaki ilişkiyi göstermek için çok gözlü ki-kare testi uygulandı. Yanıklı çocukların ailelerinde yaşanan sorunlar ile durumluk anksiyete puan ortalamalarının karşılaştırılmasında iki ortalama arasındaki farkın anlamlılık testi uygulandı. Bulgular: Çalışmada çocukların % 54.3'ünün erkek, % 70.4'ünün sıcak su ile yandığı saptandı. Çocukların %72.8'inin %1-10 arasında yanık yüzey alanına sahip, % 46.3'ünün II.derece yüzeyel yanığı olduğu belirlendi. Ailelerin taburculuk sonrası durumluk anksiyete puanı 47.03±7.48'dir. Ailelerin %81.5'inin banyo, %77.8'sinin sosyal iletişim, %63.0'nün giyinme, %61,7'sinin ilaç kullanma, %54.3'nün egzersiz yapma, %40.7'sinin beslenme, %34.6'sının pansuman yapma konularında sorun yaşadığı belirlendi. Sonuç: Annenin yaşı, öğrenim durumu ve mesleği ile taburculuk sonrası pansuman yapma; babanın mesleği ile egzersiz yapma, öğrenim durumu ile ilaç kullanma ve pansuman yapma; yaşanılan şehir ile ilaç kullanma, toplam vücut yüzey alanı ve eğitim-danışmanlık alma ile ilaç kullanma arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0.05). Ailelerin taburculuk sonrası yaşadıkları sorunların belirlenmesi ve girişimlerin uygulanması için hemşirelerin düzenli aralıklarla ev ziyareti yapması ya da yanık hemşirelerin telefonla danışmanlık yapması önerilmektedir.

AileHasta bakımıHasta bakımı-hastane sonrası+5
Nazife Gamze Özer
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Koroner arter baypas greftli hastalarda hemşirelik girişimlerinin öğrenim gereksiniminin karşılanması, iyileşme algısı, başetme-uyum ve yaşam kalitesine etkisi

ÖZET Amaç: Başetme ve Uyum Süreci Ölçeği (BUSÖ)'nin Türkiye'de geçerlik ve güvenirliğinin test edilmesi, koroner arter baypas greft (KABG) cerrahisi geçiren hastaların taburculuk öncesi stresörlerinin belirlenmesi, Roy Uyum Modeli'ne göre verilen hemşirelik bakımının; öğrenim gereksinimlerinin öncelikleri, gereksinim karşılanma durumu, iyileşme algısı, başetme-uyum düzeyi ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırma üç aşamada yürütülmüştür. Araştırmada, etik kuruldan onay, ölçek sahiplerinden, kurumlardan ve hastalardan yazılı izin alınmıştır. Araştırmanın metodolojik aşamasında BUSÖ'nin Türkçe'ye uyarlanmasında 235 hasta örneklemi oluşturmuştur. Niteliksel aşamada; veriler KABG sonrası 5.-7. günde 16 (9 erkek, 7 kadın) hastadan "derinlemesine görüşme" yöntemiyle toplanmış, "içerik analizi" ile değerlendirilmiştir. Yarı-deneysel aşamada; araştırma örneklemini 40 girişim ve 40 kontrol olmak üzere 80 hasta oluşturmuştur. Veriler ameliyat öncesi ve sonrası ilk ölçümler, birinci ay ve üçüncü ay tekrarlı ölçümlerde toplanmıştır. Bulgular: BUSÖ'nin Türkçe'ye uyarlanmasında psikolinguistik ve psikometrik özellikleri açısından geçerli ve güvenilir olduğu bulunmuştur. KABG sonrası hastaların taburculuktaki stresörlerin belirlenmesinde KABG odak uyaranı oluşturmuştur. Durumsal uyaranları içeren temalar; bilgi gereksinimi, ölüm algısı, değişim, endişe/kaygı, korku, öfke, belirsizlik, iyileşme algısı ve sosyal destek olarak ortaya çıkmıştır. Araştırmanın yarı-deneysel üçüncü aşamasında; girişim ve kontrol grubu hastalarda öğrenim gereksinim önceliği en yüksek "yaşam aktiviteleri" alt boyutunda bulunmuştur. Roy Uyum Modeli'ne göre bakım alan girişim grubu hastalarda öğrenim gereksinim öncelikleri, gereksinim karşılanma durumu, iyileşme algısı, başetme-uyum düzeyi ve yaşam kalitesi düzeylerinin kontrol grubundan anlamlı şekilde yüksek olduğu saptanmıştır (p<.00). Sonuç: BUSÖ'nin Türkiye'de geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak kullanılabileceği, KABG cerrahisi geçiren hastalarda Roy Uyum Modeli'ne göre verilen hemşirelik bakımının öğrenim gereksinim öncelikleri ve gereksinim karşılanma durumunu, iyileşme algısı, başetme-uyum düzeyi ve yaşam kalitesini arttırdığı görülmüştür.

Cerrahi-kardiyovaskülerHemşirelerHemşirelik+5
Emine Çatal
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

kalp nakli olan hastalarda öz bakım gücü ve bunu etkileyen faktörlerin incelenmesi

Amaç: Araştırma kalp nakli olmuş hastaların öz bakım güçleri ve bunu etkileyen faktörleri saptamak için yapılmıştır. Yöntem: Çalışma tanımlayıcıdır. Çalışmanın evrenini bir üniversite hastanesinde kalp nakli olmuş hastalar oluşturmuştur. Örneklem grubuna 50 kişi alınmıştır. Veriler demografik özellikleri belirlemeye yönelik bir anket formu ve "Öz-Bakım Gücü Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde; Kruskal-Wallis testi ve Man-Whitney U testleri kullanılmıştır. Bulgular: Kalp nakli olan hastaların öz bakım gücü puan ortalamaları 97,10± 11.31 olarak belirlenmiştir. Yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, nakil süreleri, günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmede yardım eden kişiler, kalp nakli öncesinde kalp destek cihazının varlığı ve nakil öncesi bilgi alma durumunun öz bakım gücünü etkilemediği fakat maddi durumun ise öz bakım gücünü etkilediği saptanmıştır. Sonuç: Kalp nakli olan hastaların öz bakım puanları düşük bulunmuştur. Maddi durum dışında diğer faktörlerin öz bakım üzerinde etkili olmadığı bulunmuştur. Kalp nakli olan hastaların öz bakımlarını etkileyen faktörlerin saptanmasına yönelik kalitatif araştırmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar sözcük: kalp nakli, öz bakım, öz bakım gücü

Nihal Çeliktürk
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sözsüz Ağrı Gösterge Listesi'nin Türk toplumu için geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı Sözsüz Ağrı Gösterge Listesi'nin (The Checklist of Nonverbal Pain Indicators-CNPI) Türk toplumu için geçerlik ve güvenirliğini değerlendirmektir.Yöntem: Bu metodolojik çalışmaya Mayıs 2009-Ocak 2010 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi ortopedi kliniğine yatan yaşlı 35 hasta alınmıştır. Araştırmada etik kuruldan onay, ölçüm aracını geliştiren araştırmacıdan, kurumdan ve hastalardan yazılı izin alınmıştır. Veriler bireylerin özelliklerini belirleyen tanıtıcı özellikler formu ve Feldt'in (2000) geliştirdiği Sözsüz Ağrı Gösterge Listesi ile toplanmıştır. Bilişsel yetileri bozulmuş yaşlı bireylerde geçerli olan bu araç altı maddeden oluşmaktadır. Kontrol listesinde ağrı davranışları 0=Ağrı yok, 1=Ağrı var şeklinde değerlendirilip, ölçüm aracından en az 0, en fazla 6 puan alınmaktadır.Bulgular: Kontrol listesinin dil geçerliğinde çeviri-geri çevirisi yapılmış, içerik geçerliğinde uzman görüşlerinin uyumlu olduğu belirlenmiştir (Kendall W= .048, p= .859). Ölçüm aracının değerlendirilmesinde iç tutarlılık için KR-20 güvenirlik katsayıları sırasıyla ağız bakımı öncesi .56, ağız bakımı sırasında .65 ve sonrası .60; mobilizasyon öncesi .71, mobilizasyon sırasında .75 ve mobilizasyon sonrası .81 olarak bulunmuştur.Sonuç: Sözsüz Ağrı Gösterge Listesi, Türk toplumundaki ortopedik cerrahi geçiren yaşlı hastalarda bazı sınırlılıklara rağmen geçerli ve güvenilir bir araçtır. Bu ölçüm aracının bilişsel yetersizliği olan yaşlı hastalarda ağrının değerlendirilmesinde kullanılması önerilmiştir.Anahtar Kelime: Sözsüz Ağrı Gösterge Listesi (SAGL), Geçerlilik, Güvenirlik, Hemşirelerin Yaşlılarda Ağrı Tanılaması

AğrıAğrı ölçümüGeçerlik+5
Ruya Keskin
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Meme kanseri tedavisine bağlı lenf ödem gelişen kadınların deneyimlerinin ve hemşirelerden beklentilerinin incelenmesi

Amaç: Meme kanseri tedavisine bağlı lenf ödem gelişen kadınların deneyimlerini ve hemşirelerden beklentilerini açıklamaktır.Yöntem: Araştırma nitel bir çalışmadır. Ölçüt örneklem yöntemi kullanılmıştır. Primer meme kanseri tedavisine bağlı lenf ödem tanısı konulan 20 kadın araştırmanın örneklemini oluştumuştur. Veriler ?yarı yapılandırılmış görüşme formu? kullanılarak, ?derinlemesine görüşme? yöntemi ile toplanmıştır. Her kadın ile bir kez görüşülmüştür. Görüşmelerin tamamı kadınlardan izin alınarak ses kayıt cihazı ile kayıt edilmiştir. Verilerin analizinde ?betimsel analiz? yöntemi kullanılmıştır.Bulgular: Meme kanseri tedavisine bağlı lenf ödem gelişen kadınların yaşadıkları deneyimler ve hemşirelerden beklentileri ile ilgili beş ana tema ve alt temalar saptanmıştır. Bu ana temalar; lenf ödemi fark etme, fiziksel, duygusal, sosyal olarak yaşadıkları deneyimler ve hemşirelerden beklentileridir.Sonuç ve Öneriler: Bu araştırmada elde edilen sonuçlara göre; kadınlar lenf ödem geliştikten sonra fiziksel olarak lenf ödem tedavisi, öz bakım, ev işleri, uyku, meslek ve yaz mevsimi ile ilgili, duygusal olarak gelecekle ilgili endişe ve kendisini engelli olarak görme, sosyal olarak yaşadıkları deneyimler eşi, çocukları ve diğer aile üyeleri, arkadaşları ve sosyal çevre, beden imajı ve hobileri olmak üzere günlük yaşamlarında bir çok konuda güçlük yaşadıklarını belirtmişlerdir. Kadınlar, hemşirelerden lenf ödemin önlenmesi, tedavisi ve bakımı hakkında bilgi vermelerini, tedavi sürecinde aynı hemşireden danışmanlık almak istediklerini ifade etmişlerdir. Aynı hemşirenin, meme kanseri tedavisi süresince (ameliyat, radyoterapi, kemoterapi, hormonterapi vb) kadınlara lenf ödemin önlenmesi, geliştikten sonra bakım ve yönetilmesi hakkında danışmanlık yapmaları önerilmektedir. Ayrıca hemşirelerin bu alanda yeterliliklerini artırmak için sertifika programlarının geliştirilmesi önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Lenf ödem, meme kanseri, hemşirelik, nitel çalışma

HemşirelikHemşirelik araştırmalarıLenf+4
Nihal Müezzinler Evsine
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Meme kanserli kadınların lenfödem nedeniyle yaşadıkları güçlüklerin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma meme kanserli kadınların lenfödem nedeniyle yaşadıkları güçlüklerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Yöntem: Tanımlayıcı olan bu araştırmanın örneklemini meme kanseri tedavisi sonrası lenfödem gelişen 100 kadın oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak tanıtıcı özellikler formu ve lenfödemin neden olduğu güçlükleri belirleme formu kullanılmıştır. Bu form üç bölüm, 29 madde ve bir açık uçlu sorudan oluşmaktadır. Formdan alınan maksimum puan 58'dir. Puanın artması yaşanılan güçlüğün arttığını göstermektedir. Veriler yüz yüze görüşme ve telefon ile görüşme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız gruplarda t testi, Man Whitney U testi, Varyans Analizi ve Kruskal Wallis analizi kullanılmıştır.Bulgular ve Sonuç: Kadınların lenfödem nedeniyle fizyolojik, sosyal ve psikolojik güçlükler yaşadıkları; kadınların güçlük puan ortalamaları incelendiğinde kadınların en fazla fizyolojik güçlükler yaşadıkları saptanmıştır. Kadınların yaş durumu, medeni durumu, beden kitle indeksi, çocuk sahibi olma durumu, lenfödem gelişen kolun aktif kullanım durumu ve lenfödem bilgisini sağlık profesyonelinden alma durumuna göre yaşadıkları güçlük puanı ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Kadınların eğitim durumu, çalışma durumu, lenfödem şiddeti ve lenfödeme ilişkin bilgi alma durumuna göre yaşadıkları güçlük puanı ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Meme Kanseri, Lenfödem, Hemşirelik, Yaşanılan Güçlükler

HemşirelikKadınlarLenf+4
Ayşegül Yıldız
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Koroner arter bypass greftli tip 2 diabetes mellituslu hastalarda perioperatif sıkı glikoz kontrolünün bakım sonuçlarına etkisi

AMAÇ: Koroner Arter Bypass Greftli (KABG) Tip 2 diabetes mellituslu hastalarda perioperatifsıkı glikoz kontrolünün bakım sonuçlarından kan glikoz düzeyi, hiperglisemi, hipoglisemi, yoğunbakım ünitesi, hastane de kalma süresi ve maliyete etkisini incelemektir.YÖNTEM: Araştırma yarı deneysel girişimsel olarak Temuz 2009-Şubat 2010 tarihleri arasındaİran'da Madani Kalp Hastanesinde yapılmıştır. Araştırmada DEÜ Hemşirelik Yüksekokulu(B.30.2.BEÜ.0.Y3.02.05/593- 22.04.2009) ve İran'da Tabriz Üniversitesi Tıp Bilimleri KalpDamar Araştırma Merkezi Etik Kurulu'ndan (01.07.2009 ?3.1021) onay ve hastaneyönetiminden izin alınmıştır. Araştırmanın amacı ve girişim açıklanarak hasta ve birinci dereceyakınlarından izin alınmıştır. Örnekleme, erişkin, Tip 2 DM'li, ilk kez açık ve kapalı teknikleKABG ameliyatı planlanan 50 deney, 50 kontrol grubu toplam 100 hasta alınmıştır. Deneygrubuna Subkutan ve Kolumnar İntravenöz İnsülin İnfüzyon Protokolü kontrol grubuna ise rutinprotokoller uygulanmıştır. Veriler, Hastaların Sosyo-Demografik, Klinik Özelliklerini BelirlemeFormu ve perioperatif dönem boyunca Kan Glikoz Düzeyi ve İnsülin (SC/İV) Tedavisini İzlemeÇizelgesi ile toplanmıştır. Veriler, bağımsız guruplarda t-testi, tekrarlı ölçümlerde tek yönlüANOVA-Bonferroni, pearson ki-kare, fisher's Exace testi ve Man-Whitney-U testikullanılmıştır.BULGULAR: Deney ve kontrol grubu hastalarının sırasıyla kan glikoz ortalamaları, preoperatifdönem 1. gün (183.34±38.72; 230.75±91.47 mg/dL; p=0.005), intraoperatif dönemde(135.72±16.74; 218.60±51.25 mg/dL; p<0.001), postoperatif yoğun bakım 1. gün (119.79±9.30mg/dL; 209.75±28.74 mg/dL; P<0.001); postoperatif yoğun bakım 2. gün (122.94±9.50 mg/dL;183.72±24.18 mg/dL; P<0.001); postoperatif 3. gün klinik izlemde (136.30±14.84 mg/dL;200.03±41.70 mg/dL; p<0.001) anlamlı düzeyde farklıdır ve deney grubunda glisemik kontroldaha iyi sağlanmıştır. Deney grubunda kontrol grubuna göre hastane maliyeti (421.61±60.53;612.65±173.59 dolar; p<0.001) daha düşük, yoğun bakım ünitesinde (45:38:34±12:48:22;63:36:22±28:24:30 saat; p=0.004) ve hastanede (141:58±36:26:19; 221:55±109.16 saat;p<0.001) daha kısa süre kaldığı saptanmıştır. Deney grubunda perioperatif hiperglisemi görülmeortalaması (1.66±1.02; 10.34±5.70; p<0.001) düşük, hipoglisemi görülme ortalaması (0.10±0.30;0.24±0.68; p=0.42) ise her iki grupta benzerdir.SONUÇ VE UYGULAMADA KULLANIMI: KABG'li Tip 2 DM tanısı olan deney grubuhastalarında Subkutan ve İntravenöz Kolmunar İnsülin İnfüzyon Protokolü ile yönetilen sıkıglikoz kontrolü (90-140mgdL), perioperatif dönem boyunca daha kısa sürede glisemik kontrolsağlanmıştır. Deney grubunda maliyet, postoperatif yoğun bakım ve hastanede kalma süresi vekomplikasyonlardan hiperglisemi görülme ortalaması azaltılmıştır. Bu sonuca dayalı KABGameliyatı planlanan Tip 2 DM tanısı olan hastalarda perioperatif dönem boyunca sıkı kanglisemik kontrolün uygulamada kullanılması önerilmektedir.ANAHTAR KELİMELER: Hemşirelik, Koroner arter bypass greft, KABG, Tip 2 Diyabetmellitüs, Sıkı glikoz kontrolü, Subkutan insülin protokolü, Kolumnar İntravenöz insülin infüzyonProtokolü, perioperatif glisemik kontrol

Diabetes mellitus-tip 2Hastanede yatış süresiHiperglisemi+5
Marziyeh Pouraghaie Baghmisheh
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Umut Merkezi Ostomi Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin geçerlilik ve güvenilirliği

Amaç: Umut Merkezi Ostomi Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin (City of Hope Quality of Life- Ostomy - COHQOL-O) Türk toplumunda geçerlik ve güvenirliğini değerlendirmektir.Yöntem: Metodolojik bir çalışmadır. Araştırmaya Mayıs-Ekim 2010 tarihleri arasında iki üniversite hastanesinde en az bir aydır kolostomi, ileostomi ve ürostomiye sahip 153 birey alınmıştır. Araştırmada, etik kurul onayı, ölçek sahibi, kurumlar ve bireylerin izni alınmıştır. Veriler; hastalara yönelik demografik bilgi formu ve Umut Merkezi Ostomi Yaşam Kalitesi Ölçeği (City of Hope Quality of Life Ostomy) ile toplanmıştır. Bu ölçek; Grant ve arkadaşları tarafından 2003 yılında ostomili bireyler için yeniden düzenlenerek 43 maddeli olarak oluşturulmuştur. Ölçek, likert tipi 0-10 arasında puanlandırılmaktadır.Bulgular: Ölçeğin dil geçerliliğinde çeviri-geri çeviri yapılmış, (KGI=.90, p=.00) uzman görüşlerinin uyumlu olduğu saptanmıştır. Umut Merkezi Ostomi Yaşam Kalitesi ölçeği'nin Türkçe versiyonu'nun (UM-OYKÖ) iç tutarlılık güvenirlik katsayısı .92'dir, alt boyut madde puanları-alt boyut toplam puanları arasındaki korelasyon katsayıları .21- .79 arasındadır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda, ölçeğin model uyum indeksleri ?2 (854, N=153)=1764.57, RMSEA=.076, GFI=.67, CFI=.88 ve NNFI=.88 olarak saptanmıştır. Ölçeğin test tekrar test güvenirliğinde ölçek toplam puan korelasyonu .82 olarak bulunmuştur.Sonuç ve Öneriler: UM-OYKÖ'nin ostomili bireylerin yaşam kalitelerini değerlendirmede geçerli ve güvenilir olduğu belirlenmiştir. Ostomili bireylerin yaşam kalitelerini fiziksel, psikolojik, sosyal ve manevi alanlarda hangi düzeyde etkilendiğini belirlemek ve alanlara yönelik hemşirelik girişimlerini planlamak için bu ölçeğin kullanılması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Ostomi, Yaşam Kalitesi, Geçerlilik, Güvenirlik, COHQOL-O, UM-OYKÖ

GeçerlikGüvenilirlikOstomi+2
Figen Erol
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Total diz protezi uygulanan hastalara ameliyat öncesi ve sonrası verilen danışmanlığın özbakım gücü, fonksiyonel durum ve ağrıya etkisi

Amaç: Bu araştırmada total diz protezi uygulanan hastalara ameliyat öncesi ve sonrası verilen danışmanlığın öz bakım gücü, fonksiyonel durum ve ağrıya etkisi belirlenmiştir.Yöntem: Araştırmaya Şubat-Nisan 2011 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinde diz protezi ameliyatı uygulanan alınmıştır. Örneklemi 30 olgu, 30 kontrol grubu olmak üzere 60 hasta oluşturmuştur.Çalışmaya katılan tüm hastalara veri toplamak amacıyla Hasta Tanıtım Formu, Fonksiyonel Değerlendirme Formu, Öz Bakım Gücü Ölçeği ve Kısa Ağrı Envanteri uygulanmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan eğitim kitapçığı olgu grubundaki bireylere verilmiştir. Çalışma kapsamındaki bireylerin klinik ve poliklinikteki izlemleri ameliyat öncesi dönemde, ameliyat sonrası 2. haftada ve 6. haftada yapılmış, olgu grubundaki bireylere yüz yüze ve telefon ile danışmanlık uygulanmıştır.Bulgular: Yapılan istatistiksel değerlendirmede olgu ve kontrol grubundaki bireylerin demografik özellikleri, sağlık ve hastalık durumları arasında istatistiksel olarak fark olmadığı (p>0.05) grupların homojen olduğu saptanmıştır. Araştırma sonucunda total diz protezi uygulanan hastalardan danışmanlık verilen olgu grubunun öz bakım gücü puanının istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı arttığı (p=0.00), fonksiyonel değerlendirme bulgularının ameliyat sonrası 6. haftada ameliyat öncesine benzer olduğu fakat gruplar arasında istatistiksel olarak bir fark yaratmadığı (p>0.05), ağrı puanının olgu grubunda anlamlı düzeyde düşük olduğu (p<0.05), ağrı yönetiminin olgu grubunda daha etkili olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma danışmanlığın öz bakım gücünü arttırdığını, ağrı puanını düşürdüğünü, fonksiyonel durumu etkilemede yetersiz olduğunu göstermektedir. Ayrıca hastaların, danışmanlıktan memnun olma puan ortalamasının 4.83 (1-5) olduğu, hastaların danışmanlık almaktan oldukça memnun olduğu saptanmıştır.Sonuç: Total diz protezi için hastaneye yatan hastalara danışmanlık uygulanması ve evde izlenmesi hastaların hızlı iyileşmesi ve memnuniyetinin artması açısından önemlidir.

AğrıDanışmanlık hizmetleriDiz+6
Emine Ünal Taşkın
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci derece yakınlarında meme kanseri olan kadınların bilgi ve destek gereksinimlerinin saptanması

Amaç: Bu araştırma birinci derece yakınlarında meme kanseri olan kadınların bilgi ve destek gereksinimlerini ve bu gereksinimlerin ne derece karşılandığını saptamak amacıyla yapılmıştır.Yöntem: Araştırma Ağustos 2010-Şubat 2011 tarihleri arasında iki üniversite hastanesi, bir eğitim ve araştırma hastanesinin kemoterapi üniteleri, Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı ve Hematoloji Onkoloji Bilim Dalı polikliniklerinde yürütülmüştür. Araştırma örneklemini 156 kadın oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak Tanıtıcı Bilgi Formu ve Bilgi ve Destek Gereksinimleri Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler; sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma kullanılmıştır.Bulgular: Araştırma örneklemine alınan kadınların genel olarak bilgi gereksinimlerinin önemi puan ortalamaları ( :3.72±0.19) destek gereksinimlerinin önemi puan ortalamalarından ( :3.24±0.41) daha yüksek bulunmuştur. Aynı zamanda, kadınların genel olarak bilgi gereksinimlerinin karşılanma düzeyi puan ortalamaları ( :2.01±0.64) destek gereksinimlerinin karşılanma düzeyi puan ortalamalarından ( :1.26±0.68) daha yüksek bulunmuştur.Sonuç ve öneriler: Kadınların bilgi gereksinimi açısından çok önemli olarak belirttikleri konular; meme kanserinin nedenleri, tedavisi, belirti ve bulguları, kendi kendine meme muayenesi (KKMM) ve meme kanseri olmamak için yaşam biçiminde değiştirmesi gereken durumlar olarak saptanmıştır. Kadınların çok önemli olarak belirttikleri destek gereksinimi konuları; KKMM yapmayı öğrenme, meme kanseri ile ilgili kendisi ve yakını hakkındaki endişeleri ve bir sağlık profesyoneli tarafından memelerinin muayene edilmesi olarak bulunmuştur. Kadınların çocuklarıyla onların meme kanseri olma risklerini nasıl konuşacağı, kendi meme kanseri olma riskini ailesiyle nasıl konuşacağı ve kendisi ve çocukları için genetik danışmanlığa ilişkin bilgi gereksinimlerinin hiç karşılanmadığı bulunmuştur. Hemşirelerin, birinci derece yakınlarında meme kanseri olan kadınlara, meme kanseri, nedenleri, tarama, tanılama, tedavi yöntemleri ve meme kanserinden korunma gibi konular hakkında bilgi vermesi önerilir.

Bilgi gereksinimleriHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Saadet Andıç
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin deneyimledikleri ilaç uygulama hatalarının oluşum nedenlerine ilişkin algıları

Bu araştırma, hemşirelerin deneyimledikleri ilaç uygulama hatalarının oluşum nedenlerine ilişkin algılarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak planlamıştır. Araştırma, 23 Nisan - 1 Ağustos 2013 tarihleri arasında Antalya ilinde bulunan A, B, C ve D hastanelerinin ilaç uygulaması yapılan ünitelerinde çalışan toplam 590 hemşire ile yapılmıştır. Araştırmada, Wakefield ve arkadaşları tarafından geliştirilen ilaç uygulama hatalarının oluşum nedenlerine ilişkin algıları anketinin dil geçerliği yapılan ve araştırmacılar tarafından literatür bilgilerine dayalı 7 soru eklenerek veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Statistical Package For Social Sciences (SPSS 16) kullanılmıştır. Yapı geçerliği için açıklayıcı faktör analizi ve güvenirlik için Cronbach Alpha katsayısı hesaplanmıştır. Anket maddelerinin uygulanabilirliği ve anlaşılabilirliğini değerlendirmek için Kendall Uyuşum Katsayısı, anketin normal dağılımına uygunluğunu değerlendirmek açısından çarpıklık değeri bakılmıştır. Anket alt boyut puanı-anket toplam puan korelasyonu belirlenmiştir. Verilerin. tanımlayıcı analizlerinde frekans, yüzde (%) dağılımları, ortalama ve standart sapma değerlerine bakılmıştır. Hipotez analizlerinde ise veriler arasındaki ilişki durumları 'Pearson Ki Kare Testi (X²) ile analiz edilmiştir.Sürekli tipteki verilerin normallik testi, Anova ve T testi yapılmıştır. Araştırma da, hemşire sayısının yetersiz olması (%82), iş yüklerinin fazla olması (%79.8), hekimlerin ilaç istemlerinin okunaksız olması (%71), hemşireler tarafından en yüksek oranda gösterilen hata nedenleri olarak belirlenmiştir. Hemşirelerin %26.1'nin ilaç uygulama hatası yaptığı, %55.8'inin ise ilaç uygulama hatasına tanık olduğu bulunmuştur Hemşirelerin yaptıkları ilaç uygulama hatalarını %68.8 oranında bildirmedikleri saptanmıştır. Hemşirelerin çalıştığı bölümler ile hata yapma ve hataya tanık olma durumları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Lisans ve üzerinde eğitim alan hemşirelerin hata bildirim oranlarının yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak; ilaç uygulama hatalarının oluşum nedenlerinin belirlenmesi; hataların tekrarının önlenmesi, ilaç güvenliğine yönelik standartların oluşturulmasında önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan anketin, eklenen Türkçe maddelerle birlikte geçerli ve güvenilir olduğu bulunmuştur. Anketin Cronbach alfa değeri 0.92 olup faktör analizi sonuçları orijinal anketle uyumlu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: İlaç Hataları, Algı, Hemşire, Geçerlik ve Güvenirlik

AlgıGüvenilirlik ve geçerlilikHemşireler+6
Songül Bişkin
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Multiple travmalı hastalarda travma skorlama sistemlerinin kullanımının prognoza etkisi

Bu çalışma, multiple travmalı hastalarda travma skorlama sistemlerinin kullanımının prognoza etkisinin incelenmesi amacıyla planlanmış izlemsel bir araştırmadır. Araştırmada, 08.03.2013-11.05.2014 tarihleri arasında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine multiple travma nedeniyle başvuran, takip ve tedavi altına alınan, araştırma kriterlerine uyan, 18 yaş ve üzeri, araştırmaya katılmayı kabul eden kadın ve erkek toplam 70 hasta incelenmiştir. Araştırma verileri literatürden yararlanılarak araştırmacı tarafından oluşturulan hasta tanıtım formu ve hasta izlem formu ile toplanmıştır. Analizlerde ise karşılaştırma yapmak için birinci gündeki ve dördüncü gündeki veriler seçilmiştir. Sayısal veriler ortalama±standart sapma şeklinde ifade edilmiştir. Sayısal veriler arasındaki farklılıklar Student'in t testi ile karşılaştırılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki ise korelasyon analizi ile saptanmıştır. Travma skorlama sistemlerinin ölen hastaları öngörme düzeyleri ROC eğrileri ile analiz edilmiştir. Eğri altındaki alanların istatistiksel olarak anlamlı düzeylere ulaştığı durumlarda prediktif değerler için duyarlılık ve özgüllük değerleri hesaplanmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi tüm testler için p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda hastaların % 78.6'sının erkek, % 21.4'ünün kadın olduğu tespit edilmiştir. Yaş ortalaması ±Standart hatası 40.97 ± 1.94'dür. Travma nedenleri %32.9'u araç içi trafik kazası, % 31.4'ü motor kazası, %12.9'u araç dışı trafik kazası, %10.0'ı iş kazası, %5.7'si yüksekten düşme ve kesici-delici alet yaralanmaları ve %1.4'ü ateşli silah yaralanmalarıdır. Travma mekanizması %91.4'ü künt travma, %8.6'sı penetran travmadır. Hastalarımızın % 91.4'ü hayatta kalırken, % 8.6'sının öldüğü tespit edilmiştir. Birinci ve dördüncü gün prognoz göstergelerinden entübasyon, eritrosit, taze donmuş plazma transfüzyonu ve ölüm ile tüm skorlama sistemleri arasında anlamlı bir korelasyon olduğu saptanmıştır. Dördüncü gün yoğun bakım ünitesinde kalış süresi, entübasyon, hemogram sonucu, eritrosit, taze donmuş plazma transfüzyonu ve ölüm ile tüm skorlama sistemleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0.05). Yaşam bulgularından sistolik ve diastolik kan basıncı, solunum ve oksijen satürasyonu ile tüm skorlama sistemleri arasında anlamlı bir korelasyon olduğu saptanırken, vücut ısısı ile tüm skorlama sistemleri arasında anlamlı bir korelasyon olmadığı saptanmıştır. Ölen ve sağ kalan hastaların birinci ve dördüncü gün tüm skorlama sistemlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0.05). Sağ kalım ve ölüm oranını öngörmede tüm skorlama sistemlerinin belirleyici olduğu tespit edilmiştir. Travma skorlama sistemlerinin ölen hastaları tanımlamada özgüllük ve duyarlılığının ROC Eğrisi ile değerlendirilmesinde AIS, ISS ve TRISS'in diğer skorlamalara göre daha seçici ve duyarlı olduğu saptanmıştır. Çalışma sonuçlarımız "GKS, RTS, AIS, ISS, TS ve TRISS travma skorlama sistemlerinin multiple travmalı hastalarda prognozu öngörmede etkisi vardır" hipotezini desteklemektedir. Multiple travmalı hastalarda kullanılan travma skorlama sistemlerinin hastanın fizyolojik durumunun ve mortalitesinin belirlenmesinde önemli bir yere sahip olduğu, hasta takibinde ve hemşirelik yönetiminde travma skorlama sistemlerinin etkin bir şekilde kullanılabileceği söylenebilir. Bu ve buna benzer çalışmalarla travmalar hakkında elde edilecek veriler ışığında gerekli koruyucu önlemlerin alınmasına, risk altındaki grupların bilinçlendirilmesine, ülkemiz koruyucu sağlık politikalarının geliştirilmesine, dolayısıyla travmaya bağlı morbitide ve mortalitenin azaltılmasına katkıda bulunabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Multiple travma, prognoz, travma skorlama sistemleri

Glasgow koma ölçeğiPrognozYaralanma ağırlık puanı+4
Ayşe Öztürk Karataş
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Açık kalp cerrahisi geçiren hastalarda solunum egzersizlerinin dispne skoru ve egzersiz toleransına etkisi

Bu araştırma kalp cerrahisi geçiren hastalarda solunum egzersizlerinin dispne skoru ve egzersiz toleransına etkisini incelemek amacıyla yarı deneysel olarak yapılmıştır. Araştırmanın verileri Ekim 2012- Eylül 2014 tarihleri arasında İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi kalp damar cerrahisi biriminde yatan ve ilk kez açık kalp cerrahisi geçiren hastalardan toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini power analiz sonucuna göre 41 deney ve 41 kontrol olmak üzere toplam 82 hasta oluşturmaktadır. Araştırmanın yapılabilmesi için Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan yazılı onay ve araştırmanın yapıldığı İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden yazılı kurum izni alınmıştır. Örneklemi oluşturan hastalara araştırmanın amacı, riskinin olmadığı ve zarar vermediği açıklandıktan sonra, araştırmaya katılmayı gönüllü kabul eden hastalardan sözel ve yazılı onam alınmıştır. Deney grubu hastalara ameliyattan 24-48 saat önce IS ile solunum egzersiz eğitimi verilmiştir. Araştırmanın verileri ''Veri Toplama Formu'', ''Hasta İzlem Formu'', ''Borg Skalası'' ve ''Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği'' kullanılarak ve araştırmaya katılan hastalara ''6 Dakika Yürüyüş Testi'' uygulanarak toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 15.0 for Windows paket programında yapılmıştır. Sürekli değişkenlerin normal dağılımına uygunluğuna bakmak için Kolmogorov Simirnov ve Shapiro-Wilk normallik analizi, Pearson Chi-Square ve Fisher's Exact testi, Mann Whitney U, Wilcoxon Signed Ranks, Friedman varyans istatistiksel analizleri (post hoc Bonferroni düzeltmeli Wilcoxon Signed Ranks) kullanılmıştır. p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. KABG ameliyatı geçiren hastalarda BKI (p=0,201), EF (p=0,849) ve kross klemp süresi (p=0,215) ortalamaları açısından deney ve kontrol grubu hastalarında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı bulunmuştur. Deney grubundaki hastaların BKI 28,32±4,29, kontrol grubundaki hastaların BKI 26,88±4,53'tür. Deney grubundaki hastaların ejeksiyon fraksiyon yüzdeleri 53,78±8,86 kontrol grubundaki hastaların ise 54,15±8,51'dir. Kross klemp süreleri ise deney grubunda 36,24±12,19, kontrol grubunda 39,05±11,83 dakikadır. Çalışma sonucunda deney grubundaki hastalarda IS ile yapılan solunum egzersizlerinin dispne skoru üzerinde ve taburculuk sonrası GYA puanları üzerinde olumlu etkisi olduğu ancak 6DYM üzerine etkisi olmadığı bulunmuştur.

Cerrahi-kardiyovaskülerEgzersizEgzersiz tedavisi+7
Meltem Ulus
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Total kalça protezi ameliyatı öncesi ve sonrası verilen taburculuk eğitiminin günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kalitesine etkisi

Bu araştırma, Total Kalça Protezi ameliyatı öncesinde ve sonrasında verilen taburculuk eğitiminin hastaların günlük yaşam aktivitelerine ve yaşam kalitesine etkisini incelenmek amacıyla yarı deneysel bir çalışma olarak planlanmıştır. Çalışma; Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji servisinde, total kalça protezi ameliyatı olmak üzere kabul edilmiş olan hastalara 15 Temmuz 2013- 15 Temmuz 2014 tarihleri arasında yapılmıştır. Çalışmaya, 18-65 yaş arasındaki 25 kişi deney, 25 kişi de kontrol grubu olarak alınmıştır. Çalışmada veriler sosyo demografik bilgiler içeren hasta tanıtım formu, ve yaşam kalitesi ölçeği SF-36 ile Katz günlük yaşam aktiviteleri ölçeği kullanılarak, yüz yüze görüşme tekniği toplanmıştır. Hastalar ameliyat öncesi, sonrası birinci ve üçüncü aylarda evlerinde ziyaret edilmiştir. Deney grubu hastalarına ameliyat öncesi ve sonrasında taburculuk eğitimi uygulanmış, kontrol grubu hastaları ortopedi kliniğinin rutin prosedürüne bırakılmıştır. Çalışmada kullanılan hipotezler için verilerin normal dağılıma uygunluğunu Tek Örneklem Kolmogorov Smirnov testi kullanarak homojenite durumu ise Homogeneity of variance testi kullanılarak belirlenmiştir. Parametrik olmayan veriler için ise; Ki-Kare Testleri, Friedman Testi, Mann Whitney-U gibi uygun yöntemler seçilmiştir. Tanımlayıcı veriler, yüzdelik, ortalama±standard sapma (SS) veya ortanca (min-max) olarak verilmiştir. Tip 1 (α) hata düzeyi 0,05 olarak alınmıştır. Ayrıca kontrol ve deney grubu verilerinin ortalama değerleri Mann Whitney-U testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Veri analizi için bir istatistik programı (Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) for Windows 18 (SPSS Inc.,Chicago,IL, USA lisans no:10241440) kullanılmıştır. Araştırma verilerine göre, kontrol grubu hastaların yaş ortalaması 55,96 (±10,26 min:26, max:65), deney grubu hastalarında 53,88 (±10,28 min:29, max:64) olarak saptanmıştır. Kontrol ve deney grubundaki hastaların 16'sının (% 64) kadın, 9'unun (%36) erkek olduğu, kontrol grubu hastaların 15'inin (%60 ) ilköğretim mezunu, deney grubu hastaların 19'unun (%76 ) ilköğretim mezunu olduğu saptanmıştır. Çalışmada günlük yaşam aktiviteleri açısından ameliyat öncesinde iki grup arasında fark bulunmazken (p>0,05), birinci ve üçüncü aylarda ileri derecede anlamlı fark bulunmuştur (p<0,001). Yine ameliyat öncesinde SF-36 ölçeği alt bileşenlerinden alınan puanlar açısından iki grup arasında fark bulunmazken (p>0,05), üçüncü ayın sonunda fiziksel fonksiyon, fiziksel rol, ağrı, vitalite, emosyonel rol ve mental sağlık alt bileşenlerinde ileri derecede anlamlı fark bulunmuştur (p<0,001). Araştırmada; Total kalça protezi ameliyatı olan hastalara taburcu olmadan verilen hasta eğitimin etkinliğini belirlemede geçerliliği kabul görmüş Katz günlük yaşam aktiviteleri ölçeği ve SF 36 yaşam kalitesi ölçeği kullanılarak sınanmıştır. Hemşirelerin eğitici rolünü kullanmaları sağlanarak, hemşirelik hizmetlerinin planlanması ve hastaların evde bakım ihtiyaçlarını belirlenmesi için hasta ve yakınlarına yol gösterici olduğu saptanmıştır. Araştırma bulguları var olan literatür ışığında tartışılmıştır. Sonuç olarak; total kalça protezi ameliyatı sonrasında verilen taburculuk eğitimi ile deney grubu hastalarının yaşam kalitelerinde artış olduğu ve günlük yaşam aktivitelerinin olumlu yönde etkilendiği belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Total kalça protezi, günlük yaşam aktivitesi, yaşam kalitesi, taburculuk eğitimi

Günlük yaşamGünlük yaşam aktiviteleriHasta eğitimi+7
Arzu Salık Asar
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Mekanik ventilatöre bağlı hastalarda iletişimde iletişim gereksinim tablosunun etkinliğinin belirlenmesi

Mekanik ventilatöre bağlı entübe hastalarla iletişimde gereksinim listesinin oluşturulması ve bu listenin iletişimde etkinliğinin belirlenmesi amacıyla planlan yarı deneysel desendeki bu araştırma Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Göğüs Kalp Damar Cerrahisi, Cerrahi Yoğun Bakım Ünitelerinde yatan bilinci açık entübe edilmiş olan 60 hasta oluşturmuş, bu hastalar müdahale ve kontrol grubu olarak iki grupta takip edilmiştir. Çalışmada veriler, literatürden yararlanılarak hazırlanan İletişim Gereksinim Listesinde yer alacak ifadeleleri belirlemeye yönelik hemşire, hekim, hasta ve yakınlarından görüşleri için Anket Formu, Veri Toplama Formu kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 15,0 (Statistical Package for the Social Science) tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra Ki kare testi kullanılmıştır. Hastaların yaş ortalamaları deney grubunda 61,86±12.92, kontrol grubunda 60,63±13.55'dir ve hastaların % 76,7'si ilköğretim mezunudur. Çalışma grubundaki entübe hastaların %66,7'si hemşire ile iletişimde iletişim listesinin kullanıldığı iletişim yönteminden memnun olduğunu ve % 73,3%'ü kendini hemşireye anlatabildiğini belirtmişlerdir (p<0.05). Sonuç olarak entübe hastalarla iletişimde iletişim gereksinim listesinin etkin bir yöntem olduğu belirlenmiştir.

HemşirelerHemşirelikVentilasyon+4
Hatice Cengar
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Total diz protezi uygulanan hastalarda progresif gevşeme yönteminin ağrı ve anksiyete üzerine etkisi

Bu araştırma total diz protezi uygulanan hastalarda progresif gevşeme yönteminin ağrı ve anksiyete üzerine etkisini incelemek amacıyla yarı deneysel olarak yapıldı. Araştırmanın verileri Ekim 2014 – Şubat 2015 tarihleri arasında Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinin Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğine gonartroz tanısı ile başvuran ve total diz protezi uygulanan hastalardan toplandı. Araştırmanın örneklemini G-Power analiz sonucuna göre 40 deney ve 40 kontrol olmak üzere toplam 80 hasta oluşturdu. Araştırmanın yapılabilmesi için Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan yazılı onay ve araştırmanın yapıldığı Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nden yazılı kurum izni alındı. Örneklemi oluşturan hastalara araştırmanın amacı, riskinin olmadığı ve zarar vermediği açıklandıktan sonra, araştırmaya katılmayı kabul eden gönüllü hastalardan sözlü ve yazılı onam alındı. Araştırma verileri, hastaların tanıtıcı özelliklerinin sorgulandığı hasta bilgi formu ve araştırmanın bağımsız değişkenlerinin sorgulandığı Durumluk – Sürekli Kaygı Envanteri, Vizüel Analog Skalası (VAS) ile toplandı. Deney grubundaki hastalara kontrol grubundan farklı olarak ameliyat öncesi dönemde progresif gevşeme teknikleri öğretildi. Araştırma verilerinin analizinde SPSS for Windows 18.0 istatistik paket programı kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerin (Yüzdelik Hesaplamalar, Ortalama, Standart sapma) yanı sıra analizlerde; Mann Whitney U Testi, Ki Kare Testi, Wilcoxon Testi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanıldı. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Araştırma verilerine göre, deney grubu hastalarının yaş ortalaması 62.27±7.98, kontrol grubu hastaların yaş ortalaması 62.35±9.80 olarak saptandı. Deney grubu hastaların 28'inin (%70) kadın, 12'sinin (%30) erkek olduğu, kontrol grubu hastaların 30'unun (%75) kadın, 10'unun (%25) erkek olduğu, deney grubu hastaların 19'unun (%47.5) ilkokul mezunu, kontrol grubu hastaların 22'sinin (%55) ilkokul mezunu olduğu saptandı. Deney grubundaki hastaların %50 (20)'sinin bir kronik hastalığa sahip olduğu, %62.5 (25)'inin geçmiş ameliyat deneyimi olduğu, %60 (24)'ının yardımcı araç kullandığı, %62.5 (25)'inin ağrısı olduğunda bir baş etme yöntemi kullandığı ve BKI ortalamasının 27.62±3.75 olduğu saptandı. Kontrol grubundaki hastaların %67.5 (27)'inin bir kronik hastalığa sahip olduğu, %60 (24)'ının geçmiş ameliyat deneyimi olduğu, %76.2 (16)'sinin yardımcı araç kullandığı, %72.5 (29)'inin ağrısı olduğunda bir baş etme yöntemi kullandığı ve BKI ortalamasının 29.57±5.10 olduğu saptandı. Çalışmada; sürekli kaygı puanı açısından ameliyat öncesi dönemde iki grup arasında fark bulunmadı (p<0.05). Durumluk kaygı puanı açısından ameliyat öncesi dönemde iki grup arasında fark bulunmazken (p<0.05), ameliyat sonrası 1. ve 2. günde kontrol grubundaki hastaların DKE puan ortalamaları deney grubuna göre anlamlı düzeyde düşük bulundu. Kontrol ve deney grubundaki hastaların ameliyat öncesi, ameliyat sonrası 1. ve 2. gün VAS puan ortalamaları anlamlı düzeyde düşük bulundu. Sonuç olarak; hastalara uygulanan progresif gevşeme tekniğinin ameliyat sonrası ağrı ve anksiyeteyi azaltmada olumlu yönde etkisi olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Total Diz Protezi, Progresif Gevşeme, Ağrı, Anksiyete

AnksiyeteAğrıAğrı-postoperatif+5
Halise Çinar
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Derin solunum ve öksürük egzersizi öncesi median sternotomi üzerine yapılan soğuk uygulamanın sternotomi ağrısına etkisi

Bu çalışmada, derin solunum ve öksürük egzersizi öncesi median sternotomi üzerine yapılan soğuk uygulamanın sternotomi ağrısına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 01.11.2015-15.04.2016 tarihleri arasında, Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Servisi ve Yoğun Bakım Ünitesi'nde yatan, açık kalp ameliyatı geçiren ve median sternotomisi olan hastalar ile ameliyat sonrası ikinci günde yarı deneysel olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, hasta tanıtım formu, veri toplama formu, sayısal ağrı skalası, pulse oksimetre, tansiyon aleti ve ses kayıt cihazı ile toplanmıştır. Dört aşamada gerçekleştirilen bu çalışmanın soğuk uygulama yapılmayan birinci aşamasında hastaların sternotomi bölgesine ait ağrı şiddeti sorulup derin solunum ve öksürük egzersizi yaptırılmış ve sonrasında ağrı şiddeti tekrar değerlendirilmiştir. Soğuk uygulama yapılan ikinci aşamada sternotomi bölgesine ait ağrı şiddeti sorgulanmış ve sonrasında sternotomi insizyonu üzerine tek katlı steril gazlı bez konulup 15 dakika soğuk jel paket bekletilmiş ve derin solunum ve öksürük egzersizi yaptırıldıktan sonra hastaya tekrar sternotomi ağrı şiddeti sorulmuştur. Soğuk uygulama yapılmayan üçüncü aşama, soğuk uygulama yapılmayan birinci aşama ile aynı olup aynı basamaklar hastaya uygulanmıştır. Soğuk uygulama yapılan dördüncü aşama da, soğuk uygulama yapılan ikinci aşama ile aynı olup aynı basamaklar hastalara uygulanmıştır. Her aşama iki saat aralıklarla yapılmış olup, tüm aşamalarda hastaların derin solunum ve öksürük egzersizi öncesi ve sonrası vital bulguları ölçülmüştür. Soğuk uygulama yapılan ikinci ve dördüncü aşamalarda ise soğuk uygulama süresince beşinci ve 15. dakikalarda soğuk uygulamaya ait algıları sorulmuş ve cilt yüzeyi kızarıklık, mavimsi-mor benekli görünüm açışından gözlemlenmiştir. Tüm aşamalar tamamlandıktan sonra soğuk uygulamaya ait tercihler hastalara sorularak kaydedilmiştir. Veriler tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U, Wilcoxon ve Friedman testleri ile analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan hastaların derin solunum ve öksürük egzersizi öncesi ve sonrası vital bulguları benzer olup, cerrahi tipi ile tüm aşamalara ait derin solunum ve öksürük egzersizi öncesi ve sonrası ağrı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Soğuk uygulama yapılmayan birinci ve üçüncü aşamalara ait derin solunum ve öksürük egzersizi öncesi ve sonrası ağrı puanları arasında, soğuk uygulama yapılan ikinci ve dördüncü aşamalara ait derin solunum ve öksürük egzersizi öncesi ve sonrası ağrı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Soğuk uygulama yapılan ikinci aşamaya ait derin solunum ve öksürük egzersizi sonrası ağrı puanı, soğuk uygulama yapılmayan birinci aşamaya ait derin solunum ve öksürük egzersizi sonrası ağrı puanından farklı olarak istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulunmuştur. Soğuk uygulama yapılan dördüncü aşamaya ait derin solunum ve öksürük egzersizi sonrası ağrı puanı, soğuk uygulama yapılmayan üçüncü aşamaya ait derin solunum ve öksürük egzersizi sonrası ağrı puanından farklı olarak istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulunmuştur. Hastaların %90 (18)'ının soğuk uygulama sırasında rahat olduğu, %85 (17)'inin derin solunum ve öksürük egzersizi öncesi soğuk uygulamayı tercih ettiği ve tekrar kullanmak istediği, %95 (19)'inin ise soğuk uygulamayı başka hastalara önerdiği belirlenmiştir. Araştırmamızda kullanılan soğuk jel paket uygulamasının açık kalp ameliyatı sonrası solunumsal komplikasyonları önlemek amaçlı yapılan derin solunum ve öksürük egzersizine bağlı ortaya çıkan ağrıyı azalttığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Açık Kalp Ameliyatı, Sternotomi, Ağrı, Derin Solunum ve Öksürük Egzersizi, Soğuk Uygulama

AğrıCerrahiCerrahi-kardiyovasküler+7
Dilara Kunter
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Total kalça protezi ameliyatı olan hastalarda ameliyat döneminde jel yatak kullanımının basınç ülseri gelişimi üzerine etkisi

Bu araştırma; total kalça protezi ameliyatı olan 45 yaş üzeri, kronik bir hastalığı bulunmayan hastalarla gerçekleştirildi. Ameliyat döneminde jel yatak kullanımının basınç ülseri gelişimi üzerine etkisini incelemek amacıyla girişim öncesi/sonrası deney kontrol gruplu düzende gerçekleştirilen yarı deneysel bir araştırma olarak gerçekleştirildi. Araştırma verileri, Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Ortopedik Cerrahi Ameliyathane Kliniği ve Ortopedi Kliniğinde Temmuz 2015-Nisan 2016 tarihleri arasında 40 deney 40 kontrol grubu hastaları olmak üzere toplam 80 hastadan edinilen bilgilerle elde edildi. Deney grubu hastalarına total kalça protezi ameliyatı sırasında standart ameliyathane yatağı üzerine örtülen jel pozisyon pedi kullanılırken, kontrol grubu hastalarına standart ameliyathane yatağı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında hastaların sosyodemografik özelliklerini belirleyen Veri Toplama Formu, Braden Basınç Ülseri Risk Değerlendirme Ölçeği, Braden Basınç Ülseri Risk Değerlendirme Formu kullanıldı. Araştırma sonuçlarına göre ameliyat sonrası ayılma ünitesinde basınç ülseri prevelansı % 45, ameliyat sonrası 3. gün basınç ülseri prevelansının % 25 olduğu belirlenmiştir. Basınç ülseri gelişen hastalarda Braden Basınç Ülseri Risk Değerlendirme Ölçeği'ne göre gluteal bölgede 1. evre basınç ülseri geliştiği tanımlanmaktadır. Kontrol grubu hastalarında ameliyat sonrası ayılma ünitesinde basınç ülseri prevelansının %60,deney grubu hastalarında % 30 olduğu, ameliyat sonrası 3. gün basınç ülseri prevelansının kontrol grubunda % 12 , deney grubunda % 8 olduğu belirlendi. Deney ve kontrol grubu hastalarının ameliyat sonrası ayılma ünitesi basınç ülseri gelişimi ile yaş, yatış süresi(dk),anestezi türü ve anemi değişkeni arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu, boy kilo cinsiyet, hastanın tanısı, ameliyathane sıcaklık, nem, ameliyat öncesi hareket kısıtlılığı arasında ilişki olmadığı belirlendi. Ameliyat döneminde basınç ülseri gelişme durumunu inceleme sonucunda jel pozisyon pedi bulunan ameliyathane yatağının basınç ülseri gelişimini azalttığı sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Basınç ülseri, total kalça protezi, ameliyat dönemi hasta bakımı

Basınç ülserleriKalça eklemiKalça protezi+4
Büşra Şahin
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Günübirlik cerrahide hasta konforu ve hasta konforunu etkileyen etmenler

Günübirlik cerrahi, uygun hastaların aynı gün içinde ameliyat olarak taburcu oldukları cerrahi girişimlerdir. Cerrahi tekniklerde ve anestezi tekniklerinde yaşanan gelişmeler sayesinde günübirlik cerrahi birçok ülkede hızla yayılmıştır. Kulak burun boğaz, ortopedi, jinekoloji, genel cerrahi, kalp damar cerrahisi, plastik cerrahi, çocuk cerrahisi ve ağız-diş cerrahisi gibi birçok alanda hastalar günübirlik ameliyatlarla tedavi edilmektedir. Konfor kavramı ise hemşirelikte çok eskiden beri kullanılmakta ve bakım kalitesiyle ilgili bilgi vermektedir. Günübirlik cerrahi her geçen gün daha fazla vakada daha çok hastaya uygulanmaktadır. Hemşirelik bakımının beklenen sonuçlarından olan konforun değerlendirilmesi günübirlik cerrahi hastalarına daha iyi hemşirelik bakımı sağlanabilmesi açısından önemlidir. Bu araştırma günübirlik cerrahi hastalarında konfor ve konforu etkileyen etmenleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya günübirlik cerrahi amacıyla günübirlik cerrahi servisine yatışı yapılan 300 hasta dahil edilmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında Bireysel Özellikler Formu, Perianestezi Konfor Ölçeği Formu ve Durumluk-Sürekli Anksiyete Ölçeği Formu kullanılmıştır. Hastaların konfor puanı ortalaması 70,197±11,01 durumluk kaygı puan ortalaması 43,7±9,03, sürekli kaygı puan ortalaması 46,77±7,51 olarak bulunmuştur. Araştırma sonunda, hasta konforunun bakımdan memnuniyet, yapılacak cerrahi ile ilgili bilgi verilme zamanı, daha önceden hastane deneyimi bulunma değişkenlerinden etkilendiği; diğer değişkenlerin hastaların anksiyete düzeylerini etkilediği ancak konforu etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Günübirlik Cerrahi, Konfor, Hemşirelik.

Ayaktan cerrahi işlemlerAyaktan tedaviCerrahi+4
Havva Yönem
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Diz protezi uygulanan hastalarda ağrı prevelansı, özellikleri, etkileyen etmenler ve ağrı yönetiminden memnuniyetin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma diz protezi uygulanan hastalarda ağrı prevelansı, özellikleri, etkileyen etmenler ve ağrı yönetiminden memnuniyeti incelemek amacıyla yapılmıştır.Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan bu araştırmanın örneklemini bir üniversite hastanesinin ortopedi kliniğin'de diz protezi ameliyatı uygulanan 120 hasta oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak hasta tanıtım formu ve kısa ağrı envanteri kullanılmıştır. Kısa ağrı envanteri ağrı şiddeti ile ilgili dört madde ve ağrının günlük yaşam aktivitelerini engellemesiyle ilgili yedi maddeden (genel aktivite, emosyonel durum, kişilerarası ilişkiler, yürüme, uyku, egzersiz, yaşamdan zevk alma) oluşan bir araçtır. Bu ölçekte hastanın son 24 saatteki ağrı şiddeti ve günlük yaşam aktivitelerindeki engellenme durumu (0?10) sayısal ağrı ölçeği ile ölçülmektedir. Ölçeğin, Türkiye'de geçerlik ve güvenirliği Dicle ve ark (2007) tarafından sınanmıştır. Veriler postoperatif dördüncü gün yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız gruplarda t testi, Man Whitney U testi, pearson korelasyon analizi, Kruskal Wallis analizi kullanılmıştır.Bulgular ve Sonuç: Hastaların postoperatif üçüncü gün ortalama ağrı puanı 3.70 olarak saptanmıştır. Hastaların %76.7'si insizyon bölgesinin zonklama ve sızlama tarzında ağrıdığını, %45'i yatak içi hareket, %45'i yürümekle ağrılarının arttığını, %38'i analjeziklerle, %37.5'i yatak içinde oturmak ve bacağı düz uzatmakla ağrılarının azaldığını ifade etmişlerdir. Kadınların ağrı puanları erkeklere göre yüksek bulunmuştur. Ağrı nedeniyle en çok yürüme (5.9), egzersiz (5.8), genel aktivite (5.4) ve uykunun (4.0) engellendiği saptanmıştır. Ağrı yönetiminden memnuniyet puan ortalaması 10 üzerinden 8.8 olarak bulunmuştur. Hastaların günlük yaşam aktivitelerindeki toplam engellenme puanı ile en kötü ağrı puanı arasında pozitif yönde güçlü, en hafif, ortalama ve görüşme anı ağrı puanları arasında ise pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki saptanmıştır.Elde edilen sonuçlara göre ağrı nedeniyle hastanın aktivitelerini kısıtlamayacak, taburculuk eğitimine katkı sağlayacak önerilerde bulunulmuşturAnahtar Kelimeler: Postoperatif ağrı şiddeti, diz protezi, günlük yaşam aktivitelerinde engellenme, ağrı yönetiminden memnuniyet.

Özay Akyol
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci derece yakınlarında meme kanseri olan kadınlar için bilgi ve destek gereksinimleri ölçeği'nin Türkçe'ye uyarlanması

Amaç: Bu araştırmanın amacı birinci derece yakınlarında meme kanseri olan kadınlar için geliştirilen ?Bilgi ve Destek Gereksinimleri Ölçeği? (BDGÖ)'nün Türkiye'de geçerlik ve güvenirliğini değerlendirmektir.Yöntem: Bu araştırma metodolojik bir çalışmadır. Örneklemi bir devlet hastanesinin kemoterapi ünitesine ve meme polikliniğine başvuran meme kanserli kadınların birinci derece yakınlarından 97 kadın oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında tanıtıcı bilgi formu ve BDGÖ kullanılmıştır. BDGÖ, Chalmers ve arkadaşları (2001) tarafından geliştirilmiştir. BDGÖ; Gereksinimlerin Önemi Ölçeği ve Gereksinimlerin Karşılanması Ölçeği olmak üzere iki ölçekten oluşmaktadır. Her iki ölçek de 29 maddeden oluşmakta, likert tipi 1-4 arasında değerlendirilmektedir. Özgün ölçeklerin Cronbach alfa katsayısı, Gereksinimlerin Önemi Ölçeği'nin .92, Gereksinimlerin Karşılanması Ölçeği'nin .92, Spearman-Brown korelasyon katsayısı Gereksinimlerin Önemi Ölçeği'nin .80, Gereksinimlerin Karşılanması Ölçeği'nin .74, test-tekrar test güvenirlik katsayısı Gereksinimlerin Önemi Ölçeği'nin .79, Gereksinimlerin Karşılanması Ölçeği'nin .73'dür. Ölçeğin tüm maddelerinin madde-toplam puan katsayıları .33'ün üzerindedir.Bulgular: Türkçe ölçeğin, dil geçerliği çeviri ve geri çeviri, içerik geçerliği uzman görüşleri tekniği kullanılarak sağlanmıştır. Cronbach Alfa güvenirlik katsayıları Gereksinimlerin Önemi Ölçeği'nin .81, Gereksinimlerin Karşılanması Ölçeği'nin .83, test-tekrar test güvenirlik katsayıları Gereksinimlerin Önemi Ölçeği'nin .94, Gereksinimlerin Karşılanması Ölçeği'nin .96, Spearman-Brown korelasyon katsayıları Gereksinimlerin Önemi Ölçeği'nin .79, Gereksinimlerin Karşılanması Ölçeği'nin .80 olduğu saptanmıştır. Madde-toplam puan korelasyonları, Gereksinimlerin Önemi Ölçeği'nin .22 ile .72 arasında; Gereksinimlerin Karşılanması Ölçeği'nin .23 ile .60 arasında değiştiği saptanmıştır (p< .05).Sonuç ve Öneriler: Türkçeye uyarlanan BDGÖ'nün geçerliği ve güvenirliği yeterli düzeyde bulunmuştur. Ölçeğin, birinci derece yakınlarında meme kanseri olan kadınların bilgi ve destek gereksinimlerini saptamada kullanılması önerilir.Anahtar Kelimeler: Meme kanseri riski, bilgi ve destek gereksinimi, birinci derece yakınlar, geçerlik, güvenirlik

GeçerlikGüvenilirlik analiziHemşirelik+1
Sedefnur Zorukoş
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Karaciğer transplantasyonu öncesi ve sonrası yaşam kalitesinin incelenmesi

Amaç: KT öncesi ve sonrası üçüncü ayda yaşam kalitesi ve etkileyen etmenlerin incelenmesidir.Yöntem: Tanımlayıcı tasarıma uygun yapılan bu araştırmaya, mayıs 2007- haziran 2008 tarihleri arasında iki üniversite hastanesinde canlı ve kadavra donörden KT uygulanan hastalar alınmıştır. Araştırmada, kurumdan, hastalardan yazılı izin ve etik kuruldan onay alınmıştır. Örnekleme alınma kriterleri Türkçe iletişim kurulabilmesi ve bilişsel fonksiyonlarının yeterli olmasıdır. Dışlama kriterleri ise psikiyatrik hastalık tanısı alması ve fiziksel sınırlılığının olmasıdır. Hastaların yaşam kalitesi Nottingham Sağlık Profili ve tanımlayıcı özellikleri Hasta Tanılama Formu ile değerlendirilmiştir. Hastaların, KT öncesi hastalık şiddeti, ?karaciğer hastalık şiddeti evrelendirme modeli-MELD? ile değerlendirilmiştir. Veriler, bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi, Man Whitney U, Wilcoxan testi ve Kruskall Wallis varyans analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın gücü, bağımsız gruplarda t testi analizine göre hesaplanmıştır. Nottingham Sağlık Profili alt boyutlarında güç; ağrı; %97, enerji düzeyi; %89, emosyonel reaksiyon; %84, fiziksel mobilite; %82, sosyal izolasyon; %83 ve uyku için %89'dur.Bulgular: Hastaların KT öncesi ve sonrası üçüncü ayda NSP yaşam kalitesi ölçeğinin tüm alt boyutlarında anlamlı düzeyde fark vardır (p < .05). KT öncesi ve sonrası yaşam kalitesi fark puan ortalamalarına göre, cinsiyet ile ağrı; hastalık şiddeti ile ağrı, enerji düzeyi, emosyonel reaksiyon, fiziksel mobilite ve sosyal izolasyon alt boyutları arasında da anlamlı fark vardır (p< .05).Sonuç: Karaciğer transplantasyonu, hastaların yaşam kalitesini geliştirmiştir. Bu hastalarda yaşam kalitesinin uzunlamasına ve sosyokültürel yapısı içinde kalitatif incelenmesine gereksinim vardır.Anahtar Kelime: Karaciğer Transplantasyonu, Yaşam Kalitesi, Notingham Sağlık Profili, Hemşirelik

Karaciğer nakliNottingham Sağlık ProfiliYaşam kalitesi
Yaprak Sarıgöl
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

M.D. Anderson Beyin Tümörü Semptom Envanteri'nin geçerlilik ve güvenilirliği

Amaç: M.D. Anderson Beyin Tümörü Semptom Envanteri'nin (M.D. Anderson Symptom Inventory-Brain Tumor - MDASI-BT) Türk toplumu için geçerlilik ve güvenilirliğini değerlendirmektir.Yöntem: Bu metodolojik bir çalışmadır. Araştırmaya Ocak-Haziran 2009 tarihleri arasında iki üniversite hastanesinde primer beyin tümörü tanısıyla tedavi gören 144 hasta alınmıştır. Araştırmada, etik kuruldan onay, envanter sahibinden, kurumlardan ve hastalardan yazılı izin alınmıştır. Veriler; Hastalara yönelik veri toplama formu, M.D. Anderson Beyin Tümörü Semptom Envanteri ve Karnofsky Performans Skalası ile toplanmıştır. Armstrong ve arkadaşları (2006) tarafından geliştirilen M.D. Anderson Beyin Tümörü Semptom Envanteri semptom ve engellenme durumu olarak iki bölümden oluşmaktadır. Envanter, 28 madde ve yedi alt boyut içermekte olup maddeler likert tipi 0-10 arası puanlanmaktadır.Bulgular: Envanterin dil geçerliliğinde çeviri-geri çeviri yapılmış, içerik geçerliliğinde uzman görüşlerinin uyumlu olduğu saptanmıştır (KW=.172, p=.09). M.D. Anderson Beyin Tümörü Semptom Envanteri Türkçe (MDA-BTSETr) formunun iç tutarlılık güvenilirlik katsayısı .90, madde-toplam puan korelasyon katsayıları .21 ile .69 arasındadır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda envanterin semptom bölümünün model uyum indeksleri ? 2(193,N=144) = 370.15; RMSEA=.075; GFI=.82; CFI= .91 ve NNFI= .89; engellenme durumu bölümünün model uyum indeksleri ? 2(7,N=144)= 13.80; RMSEA=.075; GFI=.97; CFI=.98 ve NNFI=.96'dır ve özgün envantere benzer bir model yapısı gösterdiği doğrulanmıştır. Karnofsky Performans Skalası'na göre iyi performans gösteren (90 ve üstü) ile kötü performans gösteren (80 ve altı) olarak iki gruba ayrılan hastalarda semptom şiddeti ve engellenme durumu açısından fark saptanmış olup envanterin ayırtedici olduğu görülmüştür.Sonuç ve Öneriler: MDA-BTSETr' formunun primer beyin tümörlü hastalarda geçerli ve güvenilir ve ayırtediciliğinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Bu envanterin primer beyin tümörlü hastalarda semptomların değerlendirilmesinde kullanılması önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Beyin tümörü, Semptom Envanteri, Geçerlilik, Güvenilirlik, MDASI-BT, MDA-BTSETr.

Beyin neoplazmlarıEnvanterGeçerlik+1
Altun Baksi
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2009
10
Master'sOpen AccessTR

Servikal kanserden korunmaya yönelik tutum ölçeğinin geliştirilmesi

Serviks kanseri kadınlarda erken tanı ile önlenebilen bir kadın sağlığı sorunudur. Servikal kanserin önlenmesi için, erken tanı testlerine katılım konusunda bir kadının kararının etkileyen tutumlarının anlaşılması önemlidir. Bu çalışmanın amacı, servikal kanserden korunmaya yönelik kadınların bilişsel, duyuşsal ve davranışsal becerilerini ölçen bir tutum ölçeği geliştirmektir. Bu çalışma metodolojik bir çalımadır. Çalışma, Afyon Sandıklı Toplum Sağlığı Merkezi' ne 1 Haziran- 1 Eylül 2016 tarihleri arasında tanı, tedavi ve pap-smear testi yaptırma amacıyla gelen basit rastgele örnekleme yöntemiyle seçilmiş 530 kadına uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak 29 soruluk bir anket formu, 39 sorudan oluşan Servikal Kanserden Korunma Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları ile elde edilen veriler, bilgisayar ortamına aktarılarak SPSS istatistik paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Ölçek geliştirme aşamasında geçerlilik ve güvenirlik testleri yapılmıştır. Yapılan testler sonucu uzman görüşüne dayanan kapsam geçerliği endeksi 0.98, yüklenen ölçek katsayısının açıklayıcı faktör analizi 0,40 üzerinde bulunmuştur. Ölçeğin ölçtüğü niteliğe ilişkin açıkladığı toplam varyans % 55 olarak saptandı. Ölçek yapısının pekiştirmek için doğrulayıcı faktörü uygulanmış ve sonuç 22 maddeden oluşan üç alt boyut bir yapı sergilenmiştir. Güvenirlik çalışması sonucu Cronbach alfa katsayısı 0,87 bulunmuştur. Test-tekrar test güvenirliği için ölçek 60 kişiyi iki hafta sonra tekrar uygulanmıştır. Test-tekrar test kapsamında tüm alt boyutlarının korelasyon katsayıları 0,95 üzerinde olduğu bulunmuş ve istatistiksel anlamlı fark bulunmamıştır. Ölçek, servikal kanserini önlemeye yönelik tutumları ölçmek için geliştirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Ölçek geliştirme, Pap Smear Testi, Psikometrik test, Servikal kanseri önleme, Tutum,

HemşirelikNeoplazmlarPapanicolaou Testi+7
Abdullah Dadak
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin bireysel iş yükü algısının bireyselleştirilmiş bakım algıları üzerine etkisi

Hemşirelerin Bireysel İş Yükü Algısının Bireyselleştirilmiş Bakım Algıları Üzerine Etkisi Amaç: Bu çalışmanın amacı hemşirelerin bireysel iş yükü algısının bireyselleştirilmiş bakım algıları üzerine etkisini incelemektir. Yöntem: Tanımlayıcı olarak planlanan çalışmaya Mart-Mayıs 2016 tarihleri arasında Afyonkarahisar il merkezi ve ilçe hastanelerinde çalışan 424 klinik hemşiresi dahil edilmiştir. Veriler hemşire tanıtım bilgi formu, Bireysel İş Yükü Algı Ölçeği ve Bireyselleştirilmiş Bakım Ölçeği-Hemşire A versiyonu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde dağılımı ve aritmetik ortalama kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişki ve etki Pearson Korelasyon Analizi ve Regresyon Modeli ile incelenmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerin %86,3'ü kadın olup, çoğunluğu 35-44 yaş arasındadır. Hemşirelerin %35,4'ünün lisans mezunu, %50'sinin Merkez Devlet Hastanesinde çalıştığı, %32,5'inin çalışma yılının 1-5 yıl arası olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin Bireysel İş Yükü Algı Ölçeği puan ortalamaları 3,50±0,67 iken, Bireyselleştirilmiş Bakım Ölçeği puan ortalamalarının 3,48±0,82'dir. Bireysel İş Yükü Algı Ölçeği'ne göre hemşirelerin olumlu yönde en fazla "meslektaş desteği", en az "yönetici desteği" alt boyutlarından etkilendikleri bulunmuştur. Bireyselleştirilmiş Bakım Ölçeği'ne göre ise hemşirelerin en olumlu "klinik durumda bireysel özellikler", en olumsuz "kişisel yaşam durumu" alt boyutlarını algıladıkları belirlenmiştir. Hemşirelerin genel bireysel iş yükü algısı ile genel bireyselleştirilmiş bakım algısı arasında pozitif ve anlamlı bir korelasyon -ilişki- bulunmuştur. Regresyon analizine göre bireysel iş yükü algısındaki (genel hemşire memnuniyeti) bir birimlik artış bireyselleştirilmiş bakım algısı üzerinde 0,447 birimlik bir artışa neden olduğu saptanmıştır. Sonuç: Bireysel iş yükü algısının bireyselleştirilmiş bakım algısı üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu; bireyselleştirilmiş bakım algısı üzerinde en yüksek etkiye sahip bireysel iş yükü alt boyutunun birim desteği olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hemşire, bireysel iş yükü, bireyselleştirilmiş bakım, çalışma ortamı, algı.

Kevser Pamuk
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Total diz protezi ameliyatına hazırlık programının ağrı, fonksiyonel durum ve yaşam kalitesine etkisi

Amaç: Bu araştırmanın amacı; Roy Uyum Modeline göre temellendirilmiş total diz protezi ameliyatına hazırlık programının hastaların ağrı, fonksiyonel durum ve yaşam kalitesine etkisini belirlemektir. Yöntem: Araştırma, yarı deneysel ve niteliksel araştırma yöntemlerini kapsayan iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada yarı deneysel araştırma tasarımı kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini girişim (n=40) ve kontrol (n=43) olmak üzere 83 hasta oluşturmuştur. Veriler Hasta Tanıtım Formu, WOMAC Osteoartrit İndeksi ve Yaşam Kalitesi Ölçeği ile ameliyata hazırlık programı öncesi, taburculuk sonrası altıncı hafta ve üçüncü ayda hastalarla yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Birinci aşamanın verilerinin analizinde χ2, t testi, tek faktörlü varyans analizi ve tekrarlı ölçümlerde iki fatörlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında; tanımlayıcı niteliksel araştırma tasarımı kullanılmış ve örneklemini ameliyata hazırlık programı uygulanan hastalar (n=11) oluşturmuştur. Hasta verileri derinlemesine görüşme yöntemi ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmış, niteliksel veriler içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Yarı deneysel araştırmada, girişim ve kontrol grubu arasında ağrı, fiziksel fonksiyon, fiziksel rol, ağrı, sosyal fonksiyon, mental rol, mental özet açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanırken (p<0.05); tutukluluk, genel sağlık, yaşamsallık, fiziksel özet puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Niteliksel araştırmda, ameliyata hazırlık programı uygulanan hastaların bu program hakkındaki görüşleri "ameliyat için hazırlanan gerçekçi bilgiler ve memnuniyet","öz yeterlilik gelişimi", "görsel eğitimin yararları", "ameliyat korkusunu yenme", "araştırmacıyla etkileşimden memnuniyet" olarak beş temadan oluşmuştur. Sonuç: Araştırmada, Roy Uyum Modeli'nin tüm alanlarında hastaların uyumlu ve uyumsuz davranışları tanımlamıştır. Ameliyata hazırlık programı bireylerin ağrı, fiziksel fonksiyon, yaşam kalitesini olumlu etkileyerek modelin fiziksel, benlik, karşılıklı bağlılık ve rol fonksiyonu açısından uyumu desteklediği görülmektedir. Bu nedenle ameliyata hazırlık programının hastaların ameliyata ve sonrası döneme uyum sağlaması için alternatif bir yöntem olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.

AğrıDizDiz eklemi+5
Hale Turhan Damar
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik bel ağrısı olan hastaların cerrahi tedavi hakkındaki düşüncelerinin belirlenmesi

Kronik Bel Ağrısı Olan Hastaların Cerrahi Tedavi Hakkındaki Düşüncelerinin BelirlenmesiBu çalışma, kronik bel ağrısı olan hastaların cerrahi tedavi hakkındaki olumlu ya da olumsuz düşüncelerinin belirlenmesi ve bu sonuçlara yönelik olarak hastaların cerrahi tedavi hakkında bilinçlendirilmesi için gerekli olan bilgilerin elde edilmesi amacıyla planlanmıştır.Araştırmamız, Temmuz 2008 ve Mart 2009 tarihleri arasında Afyon Kocatepe Üniversitesi Ahmet Necdet Sezer Araştırma ve Uygulama Hastanesi Nöroşirurji Polikliniği'ne bel ağrısı şikayeti ile başvuran bütün hastalardan; yapılan fizik muayene ve tetkikler sonucu üç ay veya daha uzun süreli bel ağrısı olan, spinal cerrahi operasyon geçirmeyen, araştırmaya katılmaya gönüllü toplam 152 hasta üzerinde uygulanmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak; hastaların sosyodemografik özellikleri ve sahip oldukları bel ağrısı ve cerrahi tedavisi hakkında bilgi ve görüşlerini belirlemeye yönelik hazırlanmış sorulardan oluşan Bireyi Tanıtıcı Veri Formu ile birlikte Visual Analog Skala (VAS) ve Oswestry Disability Index (ODI) kullanılmıştır.Verilerin değerlendirmesinde; Anova, T-testi, Ki-kare, Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U testi uygulandı.Araştırma sonucunda; çalışmaya katılan bütün hastaların %40,8'i cerrahi tedaviyi kabul ederken, %59,2'si kabul etmemiştir. Ayrıca hastaların %40,8'i bel ameliyatı hakkında bilgisinin olmadığını ve %39,5'i de felç olmaktan korktuğunu ifade etmiştir.Cerrahi tedavi yöntemini kabul eden hastaların; %33,9'u ameliyat olmaktan korkmasına rağmen, %54,8'i ameliyat sonrası ağrılarının kısmen azalacağını ve %62,9'u ise daha az ağrı kesici ilaç kullanacağını ifade etmiştir. Ayrıca hastalar günlük yaşam aktivitelerini (yürüme, ayakta durma, oturma gibi) rahat bir şekilde karşılayabileceklerini düşünmektedirler.Cerrahi tedaviyi kabul etmeyen hastaların ise; %61,1'i ameliyat olmaktan korktuğunu, %46,7'si ise cerrahi tedavi sonrası ağrılarının kısmen geçmeyeceğini ve daha fazla şiddetlenebileceğini düşünmektedirler. Ayrıca hastaların %13,3'ü ameliyatını yapacak doktora güvenmediği için cerrahi tedaviyi kabul etmediğini belirtmiştir.Sonuç olarak, cerrahi tedavi planlanan hastalara; hastalığın niteliği, anestezi uygulaması, cerrahi girişim ve postoperatif dönemle ilgili olarak kaygıyı arttırmayacak şekilde bilgi verilmelidir.Anahtar Sözcükler: Bel ağrısı, Cerrahi tedavi, Hastanın düşüncesi, Konservatif tedavi, Kronik bel ağrısı.

Bel ağrısıCerrahiCerrahi tedavi+2
Kamuran Çalış İbiş
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2010
00