Bingol University
Discipline

Psikiyatri Hemşireliği Anabilim Dalı

Bingol University

36

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

36 Theses
Master'sOpen AccessTR

Kronik psikiyatri hastalarında fiziksel sağlık durumu ve sağlıklı yaşam davranışlarının belirlenmesi

ÖZET Amaç: Bu çalışmanın amacı, psikiyatri kliniğinde yatan kronik psikiyatri hastalarında fiziksel sağlık durumu ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının belirlenmesidir. Yöntem: Araştırma, tanımlayıcı tiptedir. Araştırmanın örneklemini, bir üniversite hastanesinin psikiyatri kliniğinde yatan 115 hasta oluşturmuştur. Örneklem amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından literatüre uygun olarak hazırlanan kişisel bilgi formu aracılığıyla yüz yüze görüşme yoluyla, Şubat-Ağustos 2013 tarihleri arasında toplanmıştır. Hastaların sağlıklı yaşam davranışlarını ölçmek için, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği (SYBDÖ) II kullanılmıştır. Bulgular: Hastaların %59,1'i psikiyatrik tanısı dışında en az bir fiziksel tanıya sahiptir. Ayrıca bu fiziksel tanılar dışında hastalar görme problemi, diş çürüğü, ağız kuruluğu, ödem, mide yakınması, konstipasyon, idrar yakınmaları, cinsel fonksiyonda değişim, denge, hareket ve uyku problemi, artmış susama isteği ve iştahta artma gibi fiziksel yakınmalar bildirmiştir. Hastaların %66,1'inin beden kitle indeksinin (BKİ) yüksek olduğu, Uluslararası Diyabet Federasyonuna (IDF) göre %49,6'sının, Amerikan Kalp Birliği tarafından yenilenen Üçüncü Erişkin Tedavi Paneline göre (ATP III A) %40'ının metabolik sendroma sahip olduğu belirlenmiştir. Hastaların SYBDÖ II' den aldıkları puan ortalaması 119,19 olup, hastalar en yüksek puanı ölçeğin manevi gelişim, en düşük puanı ise fiziksel aktivite ve stres yönetimi alanından almıştır. Sonuç: Kronik psikiyatri hastalarının fiziksel sağlıklarının oldukça bozulmuş olduğu belirlenmiştir. Bu hastaların sağlığının korunması ve geliştirilmesinin, psikiyatri hemşireleri açısından öncelikli bir sorun olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimler: Kronik psikiyatri hastaları, fiziksel sağlık, metabolik sendrom, sağlıklı yaşam biçimi davranışları.

Metabolik sendromPsikiyatriPsikiyatrik hastalar+2
Derya Kayar Erginer
Bingol University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Şizofreni hastalarının ilaç uyumu ve içgörü düzeylerine motivasyonel görüşmenin etkisi

Amaç: Bu araştırmanın amacı; şizofreni tanılı bireylere uygulanan motivasyonel görüşmenin hastaların tedavi uyumları ve içgörülerine etkisini incelemektir. Yöntem: Araştırma deneysel araştırma deseninde olup, randomize kontrollü yapılmıştır. Morisky uyum ölçeği, İçgörü ölçeği ve Tedaviye yönelik uyum tutum anketi kullanılmıştır. Hastaların 20'si araştırma grubunu, diğer 20 hasta ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Motivasyonel görüşmeler bireysel olarak gerçekleştirilmiş olup, her bir görüşme, ortalama 60 dakika her hafta bir görüşme olmak üzere toplam altı görüşme şeklinde süreç tamamlanmıştır. Müdahale ve kontrol grubu hastalarının posttest sonrası üçüncü ve altıncı ay izlemi yapılmıştır. Bulgular: Şizofreni tanılı bireylerin motivasyonel görüşme sonrası, üçüncü ay izlem ve altıncı ay izlemde yapılan değerlendirmelerde Morisky Uyum Ölçeğinin toplam puanlarında müdahale ve kontrol grubu arasında anlamlı bir fark saptanmıştır. Program sonrası yapılan posttest, üçüncü ay izlem ve altıcı ay izlemde İçgörü Ölçeği toplam puanları açısından müdahale ve kontrol grubu arasında anlamlı bir fark saptanmıştır. Müdahale grubundaki hastaların içgörü puan ortalamaları kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksektir. Sonuç: Motivasyonel görüşme yöntemi pskiyatri klinikleri, psikiyatri poliklinikleri ve toplum ruh sağlığı merkezlerinde şizofreni hastaları ile tedavi işbirliğinin sağlanması, özbakımın sürdürülmesi, sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının kazanılması ve sürdürülmesinde kullanılabilecek bir yöntemdir. Anahtar Sözcükler: Motivasyonel Görüşme, Psikiyatri Hemşireliği, Şizofreni, Tedavi Uyumu, İçgörü.

Hasta uyumuMotivasyonel görüşmePsikiyatri+3
Melike Ertem
Bingol University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik psikiyatri hastaları ve yakınlarının taburculuğa hazırlık gereksinimlerinin ve karşılanmasına ilişkin memnuniyetlerinin belirlenmesi

Amaç: Bu çalışma, psikiyatri kliniğinde yatan hasta ve hasta yakınlarının, taburculuğa hazırlıkla ilgili gereksinimlerini belirlemek ve bu gereksinimlerin karşılanma durumuna ilişkin memnuniyetlerini değerlendirmek amacı ile yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı türdeki araştırmanın örneklemine, bir üniversite hastanesinin yetişkin psikiyatri kliniğinde şizofreni, bipolar bozukluk, depresyon ve anksiyete bozuklukları (konversiyon, OKB, panik bozukluk) tanıları ile yatan hastalar (n=181), hasta ile birlikte yaşayan veya tedavi bakımından sorumlu hasta yakınları (n=140) alınmıştır. Veriler "Tanımlayıcı Özelliklere İlişkin Veri Formu", "Hastaların Taburculuğa İlişkin Gereksinimlerini Belirleme ve bu Gereksinimlerin Karşılanma Durumuna İlişkin Memnuniyetlerini Belirleme Anketi", "Hasta Yakınlarının Taburculuğa İlişkin Gereksinimlerini Belirleme ve bu Gereksinimlerin Karşılanma Durumuna İlişkin Memnuniyetlerini Belirleme Anketi"ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde testi kullanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi ile elde edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan hastalar kendilerine bilgi verilmeyen konuları, yasal haklar, hastalıkları ile ilgili ulaşılabilecek kaynaklar, stresörlerin hastalığa etkileri, günlük yaşamı sürdürmenin hastalık sürecine etkisi, taburculuk sonrası başvurulacak kurumlar olarak belirtmişlerdir. Hasta yakınları ise, hastalık ile ilgili ulaşılabilecek kaynaklar ve dokümanlar (internet, kitap, dergiler, taburculuğa hazırlıkla ilgili materyal, sağlık personeli), stresörlerin ve stresör ile baş edememenin hastalığa etkisi, çaresizlik, tükenmişlik duyguları yaşanıldığında başvurulabilecek sağlık hizmetleri, sosyal ilişkileri geliştirme yöntemleri, hastalarına uygulanan ilaç tedavisinin yan etkileri, taburculuk sonrası ev ortamının hastanın durumuna göre nasıl düzenleneceği, hastanın ilaçları reddetmesi durumunda ne yapılacağı, taburculuktan sonra başvurulacak kurumlar (dernekler, sosyal yardımlaşma kurumları), hastanın yasal hakları, hastalığın nedenleri ile ilgili kendilerine bilgi verilmediğini belirtmiştir. Genel servis memnuniyeti, servis düzeni ve rutinlerin yürütülme saatleri ile ilgili memnuniyet, çalışan tüm personel memnuniyeti ve hemşire memnuniyeti hastaların hastanede kaldıkları süre boyunca en çok memnun oldukları ilk dört madde olarak; belirlenmiştir. Hasta yakınlarının en çok memnun oldukları konular; genel servis memnuniyeti, çalışan tüm personel memnuniyeti, ilaç tedavisinin uygulanması ve sürdürülmesi ile ilgili memnuniyet, serviste kaldıkları süre boyunca fiziksel ve ruhsal olarak iyi ve güvende hissetme ile ilgili memnuniyet olarak belirlenmiştir. Sonuç: Hasta ve yakınlarına yatışın ilk gününden itibaren taburculuğa hazırlık planlaması yapılmadığı, yapıldığını belirten hastaların ise yakınlarının büyük çoğunluğunun taburculuğa hazırlık planına dâhil edilmediği görülmektedir. Hastaların çoğunluğuna taburculuğa hazırlık ile ilgili eğitim verildiği saptanmıştır, fakat verilen eğitim hastalık belirti ve bulguları, ilaç tedavisinin yönetimi, hastalığın erken haberci belirtileri nedeni ile oluşan stres ile baş etme ve taburculuk sonrası dönem için yetersizdir. Hasta ve yakınlarının hastaneye yatışlarının ilk gününden itibaren bireysel gereksinimlerinin belirlenmesi ve taburculuk sonrası dönemde düzenli ve planlı bir yaşam için eğitim programları oluşturularak taburculuğa hazırlanmaları önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Psikiyatri kliniği, taburculuğa hazırlık planlaması, hasta memnuniyeti, hasta yakını memnuniyeti

Hasta memnuniyetiHasta yakınlarıPsikiyatri+3
Gonca Gül
Bingol University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Davranış sorunları olan ergenlerin ebeveynlerine uygulanan eğitimin ebeveyn tutumu, ebeveyn ruh sağlığı ve ergen davranışına etkisi

Amaç: Davranış problemi olan ergenlere sahip anne babaların ebeveyn eğitimi gereksinimlerini belirlemek ve davranış sorunları olan ergenlerin ebeveynlerine yönelik Ergen Üç P Programı (Group Teen Triple P) uygulamak ve etkinliğini değerlendirmektir.Yöntem: Araştırma tanımlayıcı kalitatif ve deneysel (randomize kontrollü) tipte araştırma bölümlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın kalitatif bölümü; örneklemini amaçlı (purposive) örnekleme tekniği kullanılarak seçilen 15 ebeveyn oluşturmuş ve verilerin değerlendirilmesinde tematik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın girişimsel bölümü; örneklemini blok randomizasyon yöntemi ile 38 deney ve 38 kontrol olmak üzere ayrılan 76 ebeveyn oluşturmuştur. Veriler, Sosyo-demografik Veri Toplama Formu, Anne-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ), Genel Sağlık Anketi?12 (GSA?12), Güçler ve Güçlükler Anketi (SDQ), Çatışma Davranışı Anketi, Ebeveyn Memnuniyet Anketi kullanılarak toplanmıştır. Deney grubuna 8 hafta süren Ergen Üç P Programı uygulanmıştır. Veriler eğitimden hemen sonra ve üç ay sonra toplanmıştır. Veriler varyans analizi, t-testi, ki-kare analizi kullanılarak değerlendirilmiştir.Bulgular: Kalitatif bölüm için; yapılan analizler sonrası ebeveynlerin davranış problemlerini tanımlamaları, baş etmeleri ve eğitim gereksinimlerine yönelik önerileri için üç tema belirlenmiştir. Girişimsel bölüm için; Ergen Üç P Programı'nın anne baba tutumlarını değiştirmede etkili olmadığı, ebeveynlerin ruh sağlığı düzeyini değiştirmede etkili olduğu, ergenlerin problemli davranışlarını azalttığı, ergenlerin ebeveynleriyle ebeveynlerin de ergenlerle daha az çatışma yaşamasını sağladığı saptanmıştır.Sonuç: Kalitatif bölüm için; ülkemiz için geliştirilecek ya da yeni uygulanacak ebeveyn eğitimi programında tüm bu sonuçların göz önüne alınarak değerlendirilmesine, girişimsel bölüm için ise; Ergen Üç P Programı'nın yaygınlaştırılmasına gereksinim vardır.

Ana-baba eğitimiAna-baba tutumuDavranış bozuklukları+4
Burcu Arkan
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Aileden aileye destek programının şizofreni hastalarına bakım verenlerin ruh sağlıklarına ve başetme yöntemlerine etkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı aileden aileye destek (AAD) programının, şizofreni hastalarına bakım verenlerin başetmeyöntemleri ve ruh sağlığı üzerine etkisini incelemektir.Yöntem: Araştırmada randomize kontrollü girişimsel ve programa yönelik görüşleri belirlemek amacıyla kalitatif araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma İzmir Şizofreni Dayanışma Derneği'ne kayıtlı şizofreni hastasına bakım verenlerle yapılmıştır. Araştırmada ?Genel Sağlık Anketi?(GSA) ve ?Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği?(SBÇTÖ) kullanılmıştır. Araştırma üç adımda yürütülmüştür. Birinci adımda ?AAD Programı? geliştirilmiştir. İkinci adımda ?AAD Programı'nı? sürdürecek kişiler belirlenmiş ve eğitilmiştir. Üçüncü adımda eğitim alan bakım verenler diğer bakım verenleri eğitmişlerdir. Program öncesi, sonrası, üçüncü ve altıncı ayda AAD ve kontrol grubuna GSA ve SBÇTÖ uygulanmıştır. AAD grubunda 22, kontrol grubunda 24 olmak üzere 46 bakım veren ile çalışma tamamlanmıştır. AAD grubuna katılanlardan 20'si kalitatif bölümün örneklemini olusturmuşlardır.Bulgular: AAD grubundaki bakım verenlerin dört ölçümdeki GSA puan ortalamaları arasında ileri düzeyde anlamlı fark olduğu, kontrol grubundaki bakım verenlerin dört ölçümden elde edilen puan ortalamaları arasında ise anlamlı fark olmadığı saptanmıştır. SBÇTÖ alt boyutlarına göre AAD programına katılan bakım verenlerin, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım, sosyal destek arama yaklaşım puanları kontrol grubundaki bakım verenlerin puanlarından yüksek olduğu bulunmuştur. AAD grubundaki bakım verenlerin SBÇTÖ alt boyutlarından, çaresiz yaklaşım puanı kontrol grubundaki bakım verenlerin puanlarından düşük çıkmıştır. SBÇTÖ'nin boyun eğici yaklaşım alt boyutu puanlarında ise iki grup arasında anlamlı fark yoktur. Kalitatif bulgularda dört tema belirlenmistir.Sonuç: AAD programının şizofreni hastalarının bakım verenlerinin baş etme yöntemleri ve ruh sağlığı üzerinde olumlu sonuçları vardır. Benzer programların düzenli olarak uygulanması önerilmektedir.

AileHasta bakımıHemşirelik bakımı+5
Kerime Bademli
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İlk atak ve kronik psikoz hastasına bakım verenlerin yükünün karşılaştırılması

Amaç: Bu araştırma, ilk atak ve kronik psikoz hastasına bakım verenlerin yükünü karşılaştırmak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Yöntem: Araştırma, Nisan 2011?Haziran 2011 tarihleri arasında bir üniversite hastanesi ve eğitim araştırma hastanesinin psikoz polikliniği ile bir ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesinin polikliniğinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini ilk atak psikoz hastasına bakım veren 39, kronik psikoz hastasına bakım veren 40 kişi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Tanımlayıcı Özelliklere İlişkin Veri Formu ve Bakım Verenlerin Yükü Envanteri (BYE) (Caregiver Burden Inventory (CBI)) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, sayı ve yüzdelik dağılımı, ki kare, fisher exact test ve bağımsız gruplarda t testi analizi kullanılmıştır.Bulgular: Kronik Psikoz hastasına bakım verenlerin yük puanlarının ortalaması (51.14±17.59) ilk atak psikoz hastasına bakım verenlerin yük puanlarının ortalamasından (34.35±14.12) anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (t=-4.670, p=0.000). Alt boyutlardan zaman bağımlılık yükü (p=0.000), gelişimsel yük (p=0.000), fiziksel yük (p=0.001) ve sosyal yük (p=0.000) boyutunda kronik psikoz hastasına bakım verenler ilk atak psikoz hastasına bakım verenlere göre anlamlı olarak daha fazla yük yaşadıkları saptanırken, duygusal yük (p =0.306) boyutunda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır.Sonuç: Çalışmada, kronik psikoz hastasına bakım verenlerin yükü ilk atak psikoz hastasına bakım verenlerden anlamlı olarak daha fazladır. Bu durum, kronik psikoz hastaların hastalık süresinin uzun, yatış sayısının fazla olması ile kronikleşmenin getirdiği yeti yitimi ve hastada yarattığı bilişsel zararlar ile açıklanabilir. İlk atak ve kronik psikoz hastalarına bakım verenlere uygulanacak hemşirelik girişimleri ve aile müdahalelerinin bakım verenlerin gereksinimlerine göre planlanması önerilmektedir. Ayrıca kronik ve ilk atak psikoz hastalarının birlikte yer alabileceği programlarla birlikte özellikle ilk atak psikoz hastalarının bakım verenlerine erken psikoz programları gibi müdahale programlarının geliştirilmesi önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: psikoz, ilk atak psikoz, şizofreni, bakım veren yükü

Hasta bakımıHasta bakımı-hastane sonrasıHemşirelik bakımı+2
Perihan Sagut
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofreni hastasına bakım verenlerin yüklerinin ruhsal sağlık durumlarına etkisinin incelenmesi

Amaç: Çalışma; şizofreni tanılı bireylerin bakım verenlerinin duygusal, sosyal, fiziksel ve ekonomik yüklerinin ruhsal sağlık durumları ile ilişkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Yöntem: Araştırma Şubat 2009 ? Temmuz 2010 tarihleri arasında İzmir?de şizofreni hastalarının tedavi gördüğü ve izlendiği Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Psikoz Biriminde, İzmir Şizofreni Dayanışma Derneğinde yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini araştırmaya dâhil etme kriterlerine uygun 104 bakım veren oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında; şizofreni hastası ve bakım veren tanıtıcı özellikler soru formları?, `Genel Sağlık Anketi? (G.S.A= General Health Question) ve `Aile Yükü Formu? kullanılmıştır. Şizofreni hastasının ve bakım vereninin sosyodemografik verileri için sayı ve yüzde dağılımı kullanılmıştır. Bakım veren yük alt boyutları ile ruhsal sağlık durumları arasındaki ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre; bakım verenlerin %86,5?inin ruhsal sağlık sorunları açısından yüksek risk taşıdığı bulunmuştur. Bakım verenlerin duygusal yük (.538) sosyal yük (.586), fiziksel yük (.524), ekonomik yük (.529) ile ruhsal sağlıkları arasında orta düzeyde anlamlı ilişkisi olduğu bulunmuştur. Bakım verenin duygusal, fiziksel ve ekonomik yükleri arttıkça ruhsal sağlık sorunlarının da arttığı belirlenmiştir. Sonuç: Araştırmada şizofreni hastasına bakım verenlerin; ruhsal sağlık sorunları yaşamaları açısından yüksek risk taşıdığı, yüklerinin ruhsal sağlık durumlarını etkilediği, bakım veren yükünün artması durumunda ruhsal sağlık sorunlarının da arttığı bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda; şizofreni hastasına bakım verenlerin ruhsal sağlık sorunları yaşama açısından riskli grup olduğu ve ruhsal sağlık sorunları açısından izlenmeleri önemlidir. Bakım verenlerin yükleri ve ruhsal sağlık durumlarının farklı zaman noktalarında (hastane yatışı, relaps ve iyileşme dönemleri) uzunlamasına incelendiği çalışmaların yapılması ve geliştirilen programların bakım verenlerin yüklerine ve ruhsal sağlık durumlarına olan etkisinin değerlendirilmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: Bakım Veren, Şizofreni Hastalığı, Yük, Ruhsal Sağlık

AileHasta bakımıHasta bakımı-hastane sonrası+4
Pınar Harmancı
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Profesyonel sosyalizasyon teorisine temellendirilen psikoeğitim programının hemşirelik öğrencilerinin sosyal beceri düzeylerine etkisi

Bu çalışma, profesyonel sosyalizasyon teorisine temellendirilen psikoeğitim programının öğrencilerin sosyal beceri düzeylerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşama öğrencilerin stresörlerinin belirlenmesi, ikinci aşama psikoeğitim programının uygulanması ve üçüncü aşama ise nitel yöntemle programa yönelik geribildirimlerin alınmasıdır. Birinci aşamada veriler, maksimum çeşitlilik örneklemesi ile belirlenen 15 ikinci sınıf öğrencisi ile derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tümevarımcı içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler sonucunda öğrencilerin stresleri, klinik uygulama, kuramsal eğitim, sosyal ve kişisel yaşam olmak üzere dört temel kategori ve bunlarla ilişkili tema ve alt temalar belirlenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamada uygulanan psikoeğitimsel müdahalenin, öğrencilerin sosyal beceri düzeyleri üzerine etkisini incelemede, araştırmanın tipi yarı deneysel olup; ön test-son test kontrol gruplu araştırma deseni kullanılmıştır. Bu aşamanın örneklemi, 60 deney ve 60 kontrol grubuna gönüllü olarak katılan toplam 120 öğrenciden oluşmuştur. Deney grubuna altı oturumdan oluşan psikoeğitim programı uygulanmıştır. Veri toplamada Sosyal Beceri Envanteri kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde bağımsız örneklemler t- testi, tekrarlı ölçümler için varyans analizi (ANOVA) ve bonferroni testi kullanılmıştır. Ölçümler girişim öncesi, sonrası, üç ve altıncı aylarda yapılmıştır. Psikoeğitim grubuna katılan öğrencilerin sosyal beceri puanlarında program sonrasında, 3. ve 6. ay izlemde anlamlı düzeyde yükselme olurken kontrol grubunda herhangi bir değişim olmamıştır. Sosyal beceri envanteri toplam puan ile alt boyutlarının grup içi değerlendirmesinde sosyal beceri düzeylerinde anlamlı farklılık olmuştur. Araştırmanın üçüncü aşamasında uygulanan psikoeğitim programına yönelik öğrencilerin geribildirimlerini incelemede niteliksel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler, grup çalışmalarına devam eden 60 öğrenciden nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tümevarımcı içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Öğrenciler psikoeğitim programına yönelik görüşlerini kendisiyle ilgili ve gruba yönelik geri bildirimler olarak iki başlık altında ifade etmişlerdir. Öğrenciler, grup çalışmaları sonunda kendini önemseme, güvende, motivasyon ve olumlu düşüncede artış, dinleme, empati ve kendini ifade etme becerilerinde artış, olayları irdeleme, atılgan olma ve ders dışı bir etkinlikte bulunmaktan ve grupla çalışmaktan memnun olma gibi olumlu değişimler yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Bunlardan farklı olarak, gruptaki öğrenci sayısının fazlalığından, oturum süresinin uzamasından, oturumun yapıldığı fiziksel koşulların yetersizliğinden ve oturumların nasihat olarak algılanmasından şikayet etmişlerdir. Öğrencilerin sosyal beceri düzeylerini geliştirmek amacıyla hemşirelik eğitimi veren okullarda psiko eğitim programlarının derslerden bağımsız şekilde düzenlenmesi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Profesyonel Sosyalizasyon Süreci, Profesyonel Kimlik, Hemşirelik Öğrencisi Stresi, Sosyal Beceriler, Psikoeğitim

HemşirelikHemşirelik eğitimiPsikoloji+4
Hatice Öner Altıok
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Psikiyatri ve psikiyatri dışı kliniklerde çalışan hekim ve hemşirelerin ruh sağlığı bozuk olan bireylere ilişkin görüşleri

Sağlık çalışanları, ruhsal bozukluğu olan bireylerle toplumda ve hizmet verdikleri her alanda karşılaşabilmektedirler. Sağlık çalışanlarının bu bireylere yönelik görüşleri verdikleri bakımın niteliğini doğrudan etkilemektedir. Sadece psikiyatride değil psikiyatri dışı kliniklerde çalışanların da bu hastalara yönelik tutumları erken tanı, tedavi ve rehabilitasyonda etkili olmaktadır.Amaç: Araştırma psikiyatri ve psikiyatri dışı kliniklerde çalışan hekim ve hemşirelerin ruh sağlığı bozuk bireylere ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır.Yöntem: Araştırmanın örneklemini, Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi, Ege Üniversitesi Hastanesi, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yetişkin psikiyatri klinikleri ve psikiyatri dışı (dahiliye ve cerrahi) kliniklerinde çalışan araştırmayı kabul eden 157 hemşire ve 141 hekim oluşturmuştur. Veriler OMI (Opinions About Mental Illness Scale) ölçeği ve tanıtıcı bilgiler formu aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, bağımsız gruplarda t testi, nonparametric bağımsız gruplarda Mann-Whitney U, Kruskal Wallis ve Sperman Korelasyon analizi uygulanmıştır.Bulgular: Psikiyatri kliniğinde çalışan hemşirelerin ruh sağlığı ideolojisi boyutunda puan ortalamaları psikiyatri dışı kliniklerde çalışan hemşirelerden daha düşük, sosyal kısıtlayıcılık puan ortalamaları anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Psikiyatri kliniğinde çalışan hekimlerin otoriterlik, ruh sağlığı ideolojisi, bireylerarası etiyoloji ve sosyal kısıtlayıcılık puan ortalamaları psikiyatri dışı kliniklerde çalışan hekimlerden daha düşük iken koruyuculuk/kollayıcılık puan ortalamaları yüksek bulunmuştur.Sonuç: Psikiyatri kliniklerinde çalışan hemşirelerin ve psikiyatri dışı kliniklerde çalışan hekimlerin ruhsal bozukluğu olan bireylere yönelik daha olumsuz görüş ve tutumlara sahip oldukları saptanmıştır. Bu sonuca göre hekim ve hemşirelerin tutumlarına yönelik farkındalık ve eğitim programlarının oluşturulması önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Ruhsal hastalık, stigma, ruhsal hastalığa yönelik tutum.

DamgalamaDoktorlarMental bozukluklar+5
Selda Işık
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelere göre yönetici hemşirelerin paternalistik davranış örüntülerinin hasta bakımı ile ilgili görevlerine yansıması

Bu çalışma, klinik hemşirelerin bakış açısına göre, servis sorumlu hemşirelerinin paternalistik davranış örüntülerinin hasta bakımıyla ilgili görevlerine yansımasının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada veriler, hemşirelere ait demografik özellikleri ve servis sorumlu hemşirelerinin hasta bakımıyla ilgili görevlerini belirlemeye yönelik soru formu ve paternalizm ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Çalışma Antalya'da, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'nde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini bu hastanelerde çalışan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 609 hemşire oluşturmuştur.Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 31.8±6.1 olup, %69.6'sı evlidir. Hemşirelerin %44.8'i ön-lisans, % 41.7'si lisans mezunudur. Araştırmaya katılan hemşirelerin % 40.9'u Akdeniz Üniversitesi Hastanesi, %29.7'si Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, %29.4'ü ise Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'nde çalışmaktadır.Hemşirelere göre SSH'nin paternalizm düzeyi ortalaması 4.3±0.8'dir. Servis sorumlu hemşirelerinin %60.4'ü yüksek paternalizm, % 39.6'sı ise düşük paternalizm grubunda yer almıştır. Hemşirelerin yaş, medeni durum, eğitim durumu ve çalışma sürelerinin, paternalizm puanlamasında etkili değişkenler olduğu saptanmıştır. Yüksek paternalistik tutuma sahip servis sorumlu hemşirelerinin hasta bakımı ile ilgili girişimlerde doğrudan görev aldıkları belirlenmiştir.Her üç kurumda çalışan servis sorumlu hemşirelerinin paternalistik davranışlar sergilediği ve bu davranışların hasta bakım uygulamalarına yansıdığı belirlenmiştir. Bu yönüyle araştırmamızda, servis sorumlu hemşirelerinin paternalistik yaklaşımları ve bakımın yönetimi ile ilgili uygulamaları konusunda anlamlı verilere ulaşılmıştır.Paternalistik davranışların çalışanların otonomisini kısıtladığı bilindiğinden, servis sorumlu hemşirelerinin davranışlarını katılımcı ve paylaşımcı tutum yönünde değiştirmelerine olanak sağlayan kurumsal düzenlemelerin geliştirilmesi önerilmektedir. Ayrıca hemşirelerin mesleki kararlarında özerk davranmasının önündeki bireysel ve kurumsal engellerin ve bunların çözümlerinin belirleneceği araştırmalara gereksinim bulunmaktadır.Anahtar kelimeler: Servis sorumlu hemşiresi, hemşirelik, bakım yönetimi, paternalizm, paternalistik tutum

Hemşirelik
Aylin Mutlu
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Psikiyatri tanısı alan ergen ve ebeveynlerinin öfke ifade etme biçimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, psikiyatri tanısı alan ergen ve ebeveynlerin öfkeyi ifade etme biçimleri arasındaki ilişkiyi incelemektir.Araştırmanın örneklemini, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Gençlik Ruh Sağlığı Danışma ve Tedavi Birimine başvuran 15-18 yaş arasındaki ergen ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Çalışmanın verilerini toplamak için, Demografik Bilgi Formu ve Spielberger tarafından geliştirilen ve Özer tarafından Türkçeye uyarlanan Sürekli Öfke/Öfke İfade Tarzı Ölçeği (SÖÖTÖ) kullanılmıştır. Araştırmada, tek yönlü varyans analizi ve varyans analizinin anlamlı olduğu durumlarda Tukey's honestly significant difference (HSD) testi uygulanmıştır.Araştırma sonuçları öfke düzeyleri açısından incelendiğinde, psikiyatri tanısı alan ergenler ile ebeveyn anneler ve ebeveyn babaların sürekli öfke ve öfkeyi içe yansıtma durumları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Psikiyatri tanısı alan ergenler ile ebeveyn babaların öfkeyi dışarı yansıtma durumları bakımından istatiksel olarak anlamlı bir fark görülmezken; ergenlerin ebeveyn annelere göre öfkeyi dışarı yansıtma düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Öfkeyi kontrol etme durumu bakımından psikiyatri tanısı alan ergenler ile ebeveyn anneler arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark görülmezken; ebeveyn babaların öfke kontrollerinin ergenlere göre daha iyi olduğu görülmektedir.Bu araştırmanın sonuçlarına dayalı olarak, ergen ve ebeveynlerin birlikte katıldığı öfke yönetimi programları düzenlenmesi önerilir. .Anahtar Kelimeler: Öfke, Öfke İfade Tarzları, Psikiyatri Hastası Ergen, Ebeveyn

Ana-babaErgenlerPsikiyatrik hastalar+1
Demet Taşçı
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik hastalığı olan ergenlerin hastalığı algılamaları ile anksiyete ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırma kronik hastalığı olan ergenlerin hastalığı algılamaları ile anksiyete ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini, Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesinde yatan, 10?19 yaşları arasında, kronik hastalığı olan (hematoloji, böbrek, kalp hast. vb.) ergenler oluşturmuştur.Veri toplama aracı olarak, Hastalık Algı Ölçeği (HAÖ) , Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği(ÇDÖ) ve Beck Anksiyete Ölçeği(BAÖ) kullanılmıştır. Araştırmada hastalık algısı ile depresyon ve anksiyete arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla pearson korelasyon testi uygulanmıştır.Hastalık Algı Ölçeği alt boyutları ilişkisi incelendiğinde; hastalığı anlama ile tedavi kontrol ve kişisel kontrol arasında pozitif yönde, depresyon ve anksiyete düzeyleri ile negatif yönde, anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ergen hastaların hastalığı anlamaları arttıkça, hastalığı ve tedaviyi kontrol edebildiklerine olan inançları da artmış, hastalık sonuçları hakkında olumsuz algı azalmıştır. Olumsuz hastalık algısına sahip olan ergenlerin, depresyon ve anksiyete düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Hastalığın süresi hakkındaki inançlar ile anksiyete ve depresyon arasında ise istatistiksel açıdan pozitif yönlü ve ancak anlamlı olmayan (p>0,05) bir ilişki saptanmıştır.Hemşirelere araştırmanın sonuçlarına dayalı olarak, kronik hastalığı olan ergenlerde olası psikososyal sorunların önüne geçilebilmesi için hastaların hastalığı nasıl algıladıklarını erken değerlendirmeleri önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kronik hastalık, ergen, hastalık algısı, hemşirelik, depresyon ve anksiyete

AnksiyeteDepresyonErgenler+3
Tülün Liman
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik ruhsal hastalığı olan bireylerin ailelerine verilen psikiyatri hizmetlerinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışma, kronik ruhsal hastalığı olan bireylerin ailelerine verilen psikiyatri hizmetlerinin belirlenmesi, hasta ve aile özelliklerinin verilen hizmetleri kullanmalarına etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Yöntem: Araştırma Ekim- Aralık 2010 tarihleri arasında Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin psikiyatri polikliniği ve yataklı servislerinde yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini araştırmaya dahil etme kriterlerine uygun 80 aile oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında, ``tanıtıcı özellikler soru formu'' ve ``kronik ruhsal hastalığı olan bireylerin ailelerinin kullandıkları psikiyatri hizmetlerini değerlendirme formu'' kullanılmıştır. Sosyodemografik veriler ve ailelerin kullandıkları psikiyatri hizmetlerinin değerlendirilmesinde sayı ve yüzde dağılımı kullanılmıştır. Hasta ve ailelerin özelliklerine göre ailelerin hizmetleri kullanma durumlarının karşılaştırılması ki-kare analizi ile değerlendirilmiştir.Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre; ailelerin %85'inin hizmet verenler tarafından (yalnızca doktorlar) hastaları ile birlikte ve %68,8'inin hastalarından ayrı görüşmeye alındıkları ve ailelerin %53,8'inin hastalık, hastalık belirtileri, tedavi, hastanın ilacını reddetme durumlarında ve zor durumlarla baş etme konularında bilgi aldıkları saptanmıştır. Ailelerin diğer sekiz hizmet alanını (aileye grup eğitimi yapılması, hastalarla yapılan grup eğitimlerine ailelerin katılması, hastanın kendi bakımını sürdürmesi, evlilik ve iş gibi yaşam alanlarını planlaması, yasal konular (rapor alma, öğrenci kaydının dondurulması, malulen emeklilik v.b.) ve intihar girişimi, saldırgan davranış gibi durumlarda başvurmaları gereken yerler hakkında aileye bilgi verilmesi ve ailelerin hasta ile ilgili (iş başvurusu, maddi yardım hizmetleri için sosyal hizmetlere başvurma vb.)ve kendileri ile ilgili (sosyal hizmetler, ilgili dernekler vb.) yararlanabilecekleri kaynaklara yönlendirilmesi) kullanım oranları oldukça az olup, kullanmama nedenleri hizmetlerin verilmemesi olarak belirtilmiştir.Hastalık süresi 10 yıldan kısa olan hasta ailelerinin hastalık süresi 10 yıldan daha uzun olanlara göre; hastanın kendi bakımını sürdürmesi hakkında aileye bilgi verilmesi hizmetinden daha fazla yararlandıkları saptanmıştır.Klinikte yatan hastaların ailelerinin hastadan ayrı olarak görüşmeye alınma, grup eğitimi yapılması, hastalarla yapılan grup eğitimlerine katılma, hastanın kendi bakımını sürdürmesi hakkında bilgilendirilme hizmetlerini kullanma durumları poliklinikten izlenen hasta ailelerine göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur.Çalışan ailelerin, hastaları ile birlikte görüşmeye alınma, hastanın kendi bakımını sürdürmesi, evlilik ve iş gibi yaşam alanlarını planlaması, yasal konular, intihar girişimi, saldırgan davranış gibi durumlarda başvurmaları gereken yerler hakkında bilgi verilmesi ve kendileri ile ilgili yararlanabileceği kaynaklara yönlendirilme oranları çalışmayan hasta ailelerinden anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur.Sonuç ve Öneriler: Kronik ruhsal hastalığı olan bireylerin ailelerine verilen; hastaları ile birlikte ve hastalarından ayrı görüşmeye alınma ve hastalık, hastalık belirtileri, tedavi, hastanın ilacını reddetme durumlarında ve zor durumlarla baş etme konularında bilgi alma hizmetleri dışında diğer hizmetlerin verilmesi oldukça az olarak bulunmuştur. Ailelerin hizmetleri kullanmama nedenleri de hizmetlerin verilmemesi olarak belirtilmiştir. Ailelerin çalışmaması, hastanın poliklinikten izlenmesi ve hastalık süresinin 10 yıldan fazla olması gibi özelliklerin verilen hizmetlerin kullanımını etkilediği bulunmuş ve ailelerin bazı hizmetleri yeteri kadar alamadıkları saptanmıştır. Belirtilen özellikteki ailelerin oluşturulacak eğitim programlarına dahil edilmesi ve değerlendirilmesi önemlidir.Anahtar Kelimeler: Kronik Ruhsal Hastalık, Aile, Psikiyatri Hizmetleri

AileKronik hastalıkPsikiyatri+3
Hatice Aşık
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Hasta ve yakınlarının bakış açısıyla psikiyatrik yatışın nedenleri

Psikiyatrik yatısın ruhsal bozukluğu olan birey, bireyin ailesi ve toplum üzerinde olumlu etkileri olduğu kadar, olumsuz etkileri de olabilir. Hastaneye yatarak tedavi görme bireyin çevresine uyumunu bozabilir, bireylere ve topluma finansal olarak ağır yük getirebilir. Bu nedenle yatısa neden olan faktörleri tanımlamak önemlidir. Bu çalısma hasta ve yakınlarının bakıs açısıyla psikiyatrik yatısın nedenlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıstır. Arastırma, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Kliniği, Antalya Devlet Hastanesi'ne bağlı Asur Aksu Devlet Hastanesi Psikiyatri Kliniği ve Atatürk Devlet Hastanesi Psikiyatri Kliniği'nde yatarak tedavi gören hastalar (450) ve bu hastaların yakınlarının (390) bakıs açısıyla psikiyatrik yatısın nedenlerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıstır. Çalısmada elde edilen veriler SPSS-13 paket programında iki oran arasındaki farkın anlamlılık testi, ki-kare önemlilik testi ve Fisher'in kesin ki-kare testi kullanılarak değerlendirilmistir. Yapılan bu çalısma sonucunda hasta ve yakınlarının ifadelerine göre psikiyatrik yatıs nedenlerinin ?sürekli tedirginlik, gerginlik ve psikolojik bozukluk yasamak?, ?hastalığından kurtulmak ve tedavi olmayı istemek?, ?verilen tedavilere evde uyamamak?, ?aileden, evden ve çevreden biraz uzak kalmak?, ?kendisine ve çevresine zarar vermemek?, ?yemek yiyememe ve uykusuzluk? ve ?dengesiz davranıslar? olduğu saptanmıstır. Buna ek olarak ?ailenin bakamaması?nın sadece hasta yakınları tarafından ifade edilen bir yatıs nedeni olduğu ve hastaların bazılarının yatıs nedenini bilmediği bulunmustur. Hastaların cinsiyet, yas, eğitim durumu, çocuk sayısı, meslek ve oturdukları yer özelliklerinin; hasta yakınlarının ise cinsiyet, medeni durum, meslek, aile tipi ve oturdukları yer özelliklerinin yatıs nedenleri üzerinde etkileyici bir faktör olduğu saptanmıstır. Bu arastırmanın sonucunda elde edilen psikiyatrik yatıs nedenlerinin, uygun hemsirelik müdahaleleri kullanılarak birey ve ailesinin bas etmelerinin güçlendirilmesi yoluyla ortadan kaldırılabilecek nedenler olduğu düsünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Psikiyatrik yatıs, Hasta, Hasta yakını, Psikiyatri hemsireliği

Nimet Saygın
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin psikolojik yardım arama tutumları ve etkileyen etmenlerin incelenmesi

Çalışma, hemşirelik öğrencilerinin psikolojik yardım arama tutumları ve bunları etkileyen etmenlerin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini 2006- 2007 öğretim yılında öğrenim gören 248 hemşirelik öğrencisi oluşturmuştur. Veriler tanıtıcı özellikler soru formu ve yardım arama tutum ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde Varyans Analizi, t-Testi, Mann Whitney U Testi kullanılmıştır.Çalışmaya katılan öğrencilerin %57.8'i yurtta yaşamaktadır. Öğrencilerin annelerinin %81.9'u okuryazar değil-ilköğretim mezunu, babalarının % 64. 9'u ilköğretim mezunudur.Çalışmada, öğrencilerin %39'unun psikolojik sorunları için psikiyatr/psikolog/doktordan yardım aldıkları bulunmuştur. Üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinin kişilerarası açıklık, zorlanma, danışmaya olan inanç puan ortalamaları birinci ve ikinci sınıf öğrencilerine göre daha iyidir. Üçüncü sınıf öğrencilerinin ihtiyaç hissetme puan ortalamaları ikinci sınıf öğrencilerine göre daha iyidir. İkinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinin sosyal kabul alt boyut puan ortalamaları birinci sınıf öğrencilerine göre daha iyidir. Anneleri yüksek eğitim grubunda olan öğrencilerin kişilerarası açıklık ve sosyal kabul alt boyut puan ortalamaları anneleri düşük eğitim düzeyinde olan öğrencilere göre daha iyidir. Önceden yardım almayan öğrencilerin kişilerarası açıklık alt boyut puan ortalamaları önceden yardım alan öğrencilerin kişilerarası açıklık alt boyut puan ortalamalarından daha iyidir.Çalışmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinin psikolojik problemler açısından daha dikkatli gözlemlenmesi ve öğrencilerin birinci sınıftan itibaren psikolojik yardım arama tutumlarının uzunlamasına incelenmesi önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Psikolojik yardım arama, yardım arama tutumu, hemşirelik öğrencileri, psikolojik problem.

Pınar Çankaya
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Başetme grubu ile sosyal destek grubunun hemşirelerin tükenmişlik düzeyine etkisi

Bu çalışma başetme ve sosyal destek grupları ile hemşirelerin tükenmişlik düzeylerini azaltmak için randomize kontrollü girişimsel ve programa yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla kalitatif olarak yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini oluşturan 108 hemşire randomize olarak başetme, sosyal destek, kontrol gruplarına atanmıştır. Girişim yedi hafta sürmüştür. Gruplara katılan ve katılmayanlardan 18'i kalitatif bölümün örneklemini oluşturmuşlardır. Araştırmada kullanılan değişkenler Neuman Sistemler Modelindeki kavramlara temellendirilmiştir.Veri toplamada Maslach Tükenmişlik, Çok boyutlu Algılanan Sosyal Destek ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans ve tek yönlü varyans analizi ki-kare ve bonferroni düzeltmeli eşleştirilmiş gruplarda t testi kullanılmıştır. Ölçümler girişim öncesi, sonrası, üç ve altıncı aylarda yapılmıştır. Kalitatif verilerin değerlendirilmesinde tematik analiz yöntemi kullanılmıştır.Hemşirelerin duygusal tükenme puanlarında girişim sonrası ve üçüncü ayda azalma, altıncı ayda artış görülmüştür. Başetme grubunun duygusal tükenmelerinin kontrol grubuna göre düşük olduğu, sosyal destek grubunun fark oluşturmadığı belirlenmiştir. Özel bir insandan alınan desteğin girişim sonrası arttığı, stresle baş etme boyutunda kendine güvenli yaklaşımda üçüncü ayda azalma, iyimser ve sosyal destek arama yaklaşımlarında girişim sonrası artma belirlenmiştir. Kalitatif bulgularda tükenmişliğin nedenleri, katılımı etkileyen işle ilgili ve bireysel faktörler olmak üzere üç tema belirlenmiştir.Tükenmişlik düzeyini azaltmak için başetme eğitimi verilmesi ve aralıklarla tekrar edilmesi, programın blok düzenlenmesi, organizasyona yönelik girişimlerle birlikte uygulanması, hemşirelerin yönetim tarafından desteklenmesi önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Neuman Sistemler Modeli, stresle başetme, sosyal destek, hemşirelik

HemşirelikTükenmişlik
Neslihan Partlak Günüşen
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin empatik eğilim ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu çalışma hemşirelerin empatik eğilim ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacı ile tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Bir Devlet Hastanesinde çalışan 162 hemşire örnekleme alınmıştır.Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Dökmen (1988) tarafından geliştirilen Empatik Eğilim Ölçeği, Maslach (1981) tarafından geliştirilen, Ergin (1992) tarafından Türkiye'de geçerlik ve güvenirliği yapılan Maslach Tükenmişlik Envanteri kullanılmıştır. Araştırmada empatik eğilim ve tükenmişlik düzeylerine ilişkin, elde edilen verilerin analizinde Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, hemşirelerin en çok stresör olarak gördüğü üç durum sırasıyla, iş yükü, hasta yakınlarıyla çatışma ve ekip üyeleriyle çatışma olarak belirlenmiştir. Hemşirelerin empatik eğilim puan ortalaması 69.95'dir. Hemşirelerin tükenmişlik alt ölçek puan ortalamaları; duygusal tükenme=17.21, duyarsızlaşma=5.56, kişisel başarı=20.98 olarak bulunmuştur. Araştırma sonuçları empatik eğilimin tükenmişliğin duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutları ile negatif yönlü, kişisel başarı boyutu ile pozitif yönlü ilişkili olduğunu göstermiştir. Empatik eğilimdeki artış ile duygusal tükenme ve duyarsızlaşmada azalma, kişisel başarıda artma meydana gelmektedir.Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, hemşirelere yönelik empati ve empatik yaklaşım konusunda hizmet içi eğitim programlarının düzenlenmesi, çalışma koşullarının ağır olduğu, iş yükünün fazla olduğu servislerde çalışan hemşirelerin, kurum koşulları göz önünde bulundurularak iş yükünü azaltmaya yönelik önlemler alınması önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Empatik Eğilim, Hemşirelik

Tükenmişlik
Hasret Köksal
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin kişilik özellikleri ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu çalışma, hemşirelerin sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Veri toplamada hemşireleri tanıtıcı bilgi formu, Şahin ve arkadaşlarının (1993) geçerlilik ve güvenirlilik çalışmasını yaptığı Sosyotropi-Otonomi Ölçeği, Ergin'in (1992) geçerlilik ve güvenirlilik çalışmasını yaptığı Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır.Hemşirelerin iş ortamında en çok karşılaştıkları ilk üç stresör; iş yükü, hasta yakınları ile çatışma, ekip üyeleri ile çatışma olarak saptanmıştır. Hemşirelerin tükenmişlik alt boyutu duygusal tükenme puan ortalaması ile sosyotropi ve otonomi kişilik özellikleri arasında olumlu yönde çok zayıf düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Tükenmişlik alt boyutu duyarsızlaşma puan ortalaması ile sosyotropi puan ortalaması arasında bir ilişki saptanmamıştır. Duyarsızlaşma puan ortalaması ile otonomi puan ortalaması arasında olumlu yönde çok zayıf düzeyde bir ilişki olduğu ve bu ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Tükenmişlik alt boyutu kişisel başarı puan ortalaması ile sosyotropi puan ortalaması arasında bir ilişki saptanmamıştır. Kişisel başarı puan ortalaması ile otonomi puan ortalaması arasında olumlu yönde çok zayıf düzeyde bir ilişki olduğu ve bu ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır.Sosyotropi ve otonomi kişilik özelliklerinin tükenmişliği etkilemesi nedeniyle hemşirelik eğitim programlarında, sadece otonominin değil sosyotropi-otonomi kişilik özelliklerinin birlikte geliştirilmesine yönelik ders programları ve ders içerikleri oluşturulması, hemşirelerde sosyotropi ve otonomi kişilik özelliklerini birlikte geliştirmeye yönelik farkındalık eğitim programlarının düzenlenmesi ile tükenmişlik sendromunu önleme ve baş etmede bir strateji oluşturulması önerilmiştir.Anahtar kelimeler: Tükenmişlik, sosyotropi, otonomi, kişilik özelliği, hemşirelik

Bahanur Malak
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kars ve artvin ilinde hemşirelerin kullandıkları stresle başetme yöntemleri ve etkileyen etmenlerin incelenmesi

Bu çalısma Kars ve Artvin ilinde hemsirelerin kullandıkları stresle basetme yöntemleri ve etkileyen etmenleri incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıstır. Arastırmanın örneklemini Kars ve Artvin Devlet Hastanelerinde çalısan 119 hemsire olusturmustur. Veri toplama aracı olarak Stresle Basa Çıkma Tarzları Ölçegi( SBÇTÖ) , literatür bilgisinden derlenen sosyodemografik özellikler soru formu ile hemsirelerde stres yaratan faktörleri gösteren hemsire stres tanılama formu kullanılmıstır. Arastırma verilerinin degerlendirilmesinde sayı, ortalama, t- testi, korelasyon ve varyans analizi kullanılmıstır. Çalısmada hemsirelerin en fazla kendine güvenli yaklasımı kullandıkları ve sıklıkla problem odaklı basetme yöntemlerini kullandıkları saptanmıstır. Yas, hizmet süresi, meslegi seçme durumu ve ortamdan memnuniyet durumu gibi degiskenlerin bas etme yöntemi üzerinde etkili oldukları görülmüstür. Buna karsın çocuk sayısı, bakım verilen hasta sayısı, medeni durum, egitim durumu, çalısılan servisi seçme durumu, meslegi kendine uygun bulma durumu, haftalık çalısma süresi, çalısma sekli ve sorunların paylasıldıgı kisi gibi degiskenlerin ise basetme yöntemi üzerinde etkisiz oldugu görülmektedir. Hemsirelerde en fazla stres yaratan faktörlerin yönetimsel kaynaklı stresörler oldugu, kisiler arası iliskilerden kaynaklanan stresörlerin ise en az stres yaratıcı faktörler oldugu belirlenmistir. Elde edilen verilere göre hemsirelerde en fazla stres yaratan durumlar yönetimsel kaynaklıdır. Yöneticilerin hemsirelerde stres ve basetme üzerinde etkili olan faktörleri göz önüne alarak çalısma ortamının daha elverisli hale getirilmesi böylece çalısan memnuniyetinin ve performansının arttırılması önerilmektedir.

HemşirelikStres
Yalçın Kanbay
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerde problemli internet kullanımına özgü hemşirelik uygulama modelinin geliştirilmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı, ergenlerde problemli internet kullanımına (PİK) özgü bir hemşirelik uygulama modelinin geliştirilmesi ve teknik eylem araştırması yöntemiyle test edilmesidir. Yöntem: Bu araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada, bütünleştirici yaklaşım doğrultusunda ergenlerde PİK'e özgü bir hemşirelik uygulama modeli geliştirilmiştir. Model, bütünleştici yaklaşımın basamakları olan, (i) varsayımları kontrol etme, (ii) ilgilenilen olguyu birden fazla kaynak ile keşfetme, (iii) modelleştirme ve (iv) doğrulama, raporlama ve paylaşma adımları izlenerek oluşturulmuştur. İkinci aşamada, geliştirilen taslak modele dayalı hemşirelik bakım programı tasarlanmış ve teknik eylem araştırması yöntemiyle test edilmiştir. Bu aşama, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Polikliniğinde Temmuz 2024-Aralık 2024 tarihleri arasında 10 ergen ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Bu araştırmada, Ergenlerde Sağlıklı İnternet Kullanımı için Bakım Çantası Modeli geliştirilmiştir. Modelin ana kavramları, değiştirilebilir faktörler, internet kullanım örüntüleri, bakım uygulamaları ve temel bakım bileşenleri şeklindedir. Ergenlerde Sağlıklı İnternet Kullanımı için Bakım Çantası Modeli'ne dayalı Hemşirelik Bakım Programı'nın, ergenlerin PİK düzeyini azaltmada etkili olduğu ve öz-denetim, destekleyici aile ilişkileri ve aktif başa çıkma yaklaşımları düzeyini artırdığı bulunmuştur. Ergenler, hemşirelik bakım programı konusunda görüş ve deneyimlerini paylaşmış ve veri analizi sonucunda beş ana tema elde edilmiştir. Bu temalar, değiştirilebilir faktörler, internet kullanım örüntüleri, temel bakım bileşenleri ve hemşirelik bakım programı şeklindedir. Sonuç: Ergenlerde Sağlıklı İnternet Kullanımı için Bakım Çantası Modeli'nin, riskli ya da problemli internet kullanımı olan ergenlere bakım verirken hemşirelere rehberlik edebileceği düşünülmektedir. Gelecek araştırmalarda, modelin okullarda ya da birinci basamak sağlık kuruluşlarında koruyucu ruh sağlığı uygulamaları kapsamında test edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: ergenler, hemşirelik, model, sağlıklı internet kullanımı

Psikiyatrik hemşirelik
Arif Özparlak
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Psikiyatri kliniğinde çalışan hemşirelerin saldırgan hastanın yatıştırılmasında sakinleştirme yöntemlerini kullanma deneyimleri

Amaç: Çalışmanın amacı; psikiyatri kliniklerinde çalışan hemşirelerin saldırgan hastayı yatıştırma amaçlı sakinleştirme yöntemlerini kullanma deneyimlerini açıklamaktır. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı kalitatif desende yapılmıştır. Çalışma Türkiye'nin İzmir ilinde iki üniversite hastanesinin Yetişkin Psikiyatri Kliniğinde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini amaçlı örnekleme ile seçilen psikiyatri kliniğinde çalışan 12 hemşire oluşturmuştur. Veriler hemşirelerle bireysel görüşmelerle toplanmış, verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. Bulgular: Araştırmanın sonucunda 3 tema ortaya çıkmıştır. Sakinleştirme süreci temasının altında gereklilikler ve müdahaleler olmak üzere iki alt tema yer almaktadır. Gereklilikler alt teması içerisinde kişisel iletişim farkındalığı ve tepki düzenleme, sıcak ve samimi bir iletişim, değerli ve önemli olduğunu yansıtma yer almaktadır. Müdahaleler alt teması içerisinde risk değerlendirme ve önlemler, fark ettirme ve eyleme yöneltme, zaman kazanmaya çalışma, ilaca yönelik müdahaleler, tehdit etmek yer almaktadır. Sakinleştirmeyi kolaylaştırıcılar temasının altında hemşireler kendi deneyim ve sezgilerinin olduğu saptanmıştır. Sakinleştirmeyi zorlaştırıcılar teması altında ise servisten köken alan faktörler, hasta ile ilgili faktörler ve kısıtlayıcı yöntemlere yönelik inançların yer aldığı belirlenmiştir. Sonuç: Saldırgan hastanın sakinleştirilmesi birçok faktörden etkilenen, dinamik ve zorlu bir süreçtir. Hemşirelerin bu yöntemleri kullanma deneyimlerine bakıldığında zorlaştırıcılar ve kolaylaştırıcılar göz önünde bulundurularak saldırgan bireyin yönetimine ilişkin eğitimlerin düzenlenmesi ve bu konuda farkındalık kazandırılması, saldırganlığın yönetilmesi uygulamalarının da bu doğrultuda yapılandırılması önemlidir. Anahtar Kelimeler: Sakinleştirme, Psikiyatri Kliniği, Hemşirelik, Saldırganlık, Kalitatif

HastalarHemşirelerHemşirelik+7
Yonca Kahveci Gül
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Jinekolojik kanser tanılı hastaların kullandıkları savunma düzenekleri ve psikolojik sağlamlıklarının ruhsal iyileşme üzerine etkisi

Daha sonra doldurulacaktır.

JinekolojiPsikiyatri
Cemile Şeyma Gümüş
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlk atak ve kronik psikoz hastalarının bakım verenlerinin duygu ifadelerinin karşılaştırılması

Amaç: Bu araştırma, ilk atak ve kronik psikoz hastasına bakım verenlerin duygu ifadesi düzeylerini karşılaştırmak amacıyla tanımlayıcı kesitsel olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırma, Kasım 2017-Kasım 2018 tarihleri arasında iki üniversite hastanesi ve bir eğitim araştırma hastanesi ile bir ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesinin psikiyatri polikliniklerinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini ilk atak psikoz hastasına bakım veren 68, kronik psikoz hastasına bakım veren 70 kişi oluşturmuştur. Veri toplamada Tanımlayıcı Özelliklere İlişkin Veri Formu ve Duygu İfadesi Ölçeği (DİÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, sayı ve yüzde dağılımı, ki kare, fisher exact test ve bağımsız gruplarda t testi analizi kullanılmıştır. Bulgular: İlk atak psikoz hastasına bakım verenlerin duygu ifadesi puanlarının ortalaması (17.22+̅4.92) ile kronik psikoz hastasına bakım verenlerin duygu ifadesi puanlarının ortalaması (18.96+̅5.71) arasında anlamlı fark bulunmamıştır (t=1.913, p=.058). Bakım verenlerin duygu ifadesi alt boyutlardan eleştirel yorumlar ve düşmanlık (p=.104), duygusal aşırı meşguliyet (p=.240) boyutlarında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Sonuç: Çalışmada, ilk atak ile kronik psikoz hastasına bakım verenlerin duygu ifadesi puanları, eleştirel yorumlar/düşmanlık alt boyutları ile duygusal aşırı meşguliyet alt boyutları benzerdir. İlk atak psikoz hastalarının bakım verenlerine erken psikoz programları gibi müdahale programlarının uygulanması ile bakım verenlerin etkili baş etme becerilerinin gelişmesini etkileyebileceğinden kronikleşen süreçte yüksek duygu ifadesinin azalmasını sağlayabilir. Ayrıca ilk atak ve kronik psikoz hastalarının bakım verenlerin ruhsal hastalığı olan aile bireylerine tutum ve yaklaşımlarının derinlemesine inceleneceği kalitatif çalışmalar önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Psikoz, ilk atak psikoz, kronik psikoz, bakım veren, duygu ifadesi

Bakım verenlerDuygu ifadesiPsikiyatrik hastalıklar+1
Damla Bayrak
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Psikiyatrik tanı almış bireylerin birincil bakım verenlerinin kullandıkları savunma mekanizmaları, psikolojik sağlamlık, tükenmişlik düzeylerinin birbirine etkisi

Çalışmamızın amacı psikiyatri tanısı almış bireylerin birincil bakım verenlerinin kullandıkları savunma mekanizmaları, psikolojik sağlamlık, tükenmişlik düzeylerinin birbirine etkisini belirlemektir. Araştırmamız nicel, tanımlayıcı ve kesitsel özelliktedir. Araştırma 15.05.2023/31.12.2023 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Tokat Gaziosmanpaşa Üniversite Hastanesi'nde psikiyatri servisine yatan ve psikiyatri polikliniğine başvuran hastaların birincil bakım verenlerin gönüllü katılımcıları oluşturmaktadır. G*Power evreni bilinen örneklem yöntemi kullanılarak %95 güven (1- α), %95 test gücü (1- β) ve d=0.5 etki büyüklüğü büyüklüğüne göre 370 hastanın birincil bakım verenleri araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Çalışma, yüz yüze görüşülerek anket doldurma yoluyla yapılmıştır. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Savunma Biçimleri Testi, Yetişkin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırma SPSS 22.0 istatistik programı ile değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan bakım verenlerin tanımlayıcı özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde analizlerinden, ölçeğin incelenmesinde ortalama ve standart sapma istatistiklerinden faydalanılmıştır. Araştırma değişkenlerinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek üzere Kurtosis (Basıklık) ve Skewness (Çarpıklık) değerleri incelenmiştir. Bakım verenlerin ölçek düzeylerini belirleyen boyutlar arasındaki ilişkiler pearson korelasyon ve lineer regresyon analizleri aracılığıyla incelenmiştir. Bakım verenlerin tanımlayıcı özelliklerine göre ölçek düzeylerindeki farklılaşmaların incelenmesinde bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova) ve post hoc (Tukey, LSD) analizlerinden faydalanılmıştır. Çalışma bulguları göre, bakım verenlerin tükenmişlik düzeyi düşük psikolojik sağlamlıkları yüksektir. Psikolojik sağlalıkları yüksek bireyler matür ve nevrotik savunmaları kullanmaktadır. Savunma mekanizmalarını üç alt boyutunuda orta düzeyde kulanmaktadırlar. Yüksek tükenmişlik düzeyi matür savunmaları azaltmakta immatür savunmaları artırmaktadır. Sonuç olarak çalışmamızda psikolojik sağlamlık bakım verende tükenmişlik düzeyini azaltmaktadır. Tükenmişlik düzeyi düşük, psikolojik sağlamlığı yüksek olan bakım verenler daha çok matür savunmaları kullanmaktadır. Ruh sağlığı çalışanlarının psikiyatri hastasına birincil bakım verenlerde psikolojik sağlamlığı artırıcı, tükenmişliği azaltıcı ve olgun savunmaların kullanımını artırmaya yönelik müdehaleleri faydalı olabilir. Literatürde bu konuya yönelik yapılacak olan yeni çalışmaların bakım verene ve litaratüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bakım Yükü, Psikiyatri, Psikolojik Sağlamlık, Savunma Mekanizmaları, Tükenmişlik Sendromu

Özgür Çağlar
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikiyatri kliniklerine özgü çevrimiçi sanal aile ziyareti uygulamasının anksiyete stres depresyon sosyal destek algısı ve ilişkili faktörlere etkisi

Bu araştırmada çevrimiçi görüşme programı ile sanal aile ziyareti uygulamasının depresif bozukluk ve anksiyete bozukluğuna sahip bireylerin depresyon, anksiyete, stres, algılanan sosyal destek, tedavi motivasyonu, hastalık şiddeti ve klinik işlevsellik düzeylerine etkisi amaçlanmıştır. Çevrimiçi görüşme programı ile sanal aile ziyaretlerinin etkinliğini incelemek amacıyla kontrol gruplu ve sıralı ölçümlü yarı deneysel çalışma deseni yöntemi kullanılmıştır. Araştırma ön test, ara ölçüm ve son test ölçümlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Psikiyatri Yataklı Servisinde 15.08.2023 – 15.02.2024 tarihleri arası yatarak tedavi gören tüm Depresif Bozukluk ve Anksiyete Bozukluğu tanılı 104 birey (Deney depresif bozukluk grubu:26, Deney anksiyete bozukluğu grubu:26, Kontrol depresif bozukluk grubu:26, Kontrol anksiyete bozukluğu grubu:26) oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama süreci 15.08.2023 – 15.02.2024 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Psikiyatrik tanısı olan bireylere özgü çevrimiçi görüşme programı ile tanı almış bireyler ve yakınlarına sanal aile ziyareti yapılmıştır. Bu süreçte veri toplama aracı olarak ön test, ara ölçüm ve son test yapılmak üzere Tanıtıcı Bilgi Formu (TBF), Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DASS-21), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MSPSS), Tedavi Motivasyon Anketi (TMA), Global Değerlendirme Ölçeği, Klinik Genel İzlenim Ölçeği olarak uygulanmıştır. En az 4 kez planlanan sanal ziyaretlerin sonucunda bireylere, "Hasta İçin Görüşme Değerlendirme Formu"; birey yakınlarına "Hasta Yakını İçin Görüşme Değerlendirme Formu" uygulanmıştır. Her birey için ortalama 9 sanal aile ziyareti yapılmıştır. Araştırma süreci 104 katılımcı ile sona ermiştir. Araştırmanın bulgularına göre DASS-21 (p<0.05) %44 düzeyinde, MSPSS (p<0.001) %41.5 düzeyinde, TMA İçsel Motivasyon alt boyutunda %43.2 düzeyinde, Dışsal Motivasyon alt boyutunda %9,1 düzeyinde, Yardım Arayışı alt boyutu %24,2 düzeyinde, Klinik Global İzlenim Ölçeği (p<0.05) %14.2 düzeyinde ve Global Değerlendirme Ölçeği (p<0.05) %9.3 düzeyinde etki etmiş ve tüm ölçeklerin toplam puanları üzerinde anlamlı fark oluşturmuştur. Çalışma sonucunda Sanal Aile Ziyaretinin depresif bozukluk ve anksiyete bozukluğuna sahip bireylerin depresyon, anksiyete, stres ve hastalık yükü düzeylerini düşürürken; algılanan sosyal destek, tedavi motivasyonu ve işlevsellik düzeylerini arttırdığı saptanmıştır. Bireylerin ve yakınlarının görüşleri sonucunda sanal ziyaret uygulamasından memnun olduklarını ve uygulamanın işlevsel ve etkili olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayanarak psikiyatri yataklı servislerinde ruhsal bozukluğa sahip bireylerin aile ziyaretlerini kolaylaştırmak ve teknoloji destekli müdahalelerin geliştirilmesi amacıyla ruh sağlığı hizmeti veren kurumlarda uygulamanın entegre edilmesi ve yaygınlaştırılması önerilmektedir.

Burak Şirin
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Psikiyatri kliniğinde çalışan hemşirelerin hasta düşmeleri ve önlenmesine ilişkin bilgi ve görüşleri

Amaç: Bu çalışma psikiyatri kliniklerinde çalışan hemşirelerin hasta düşmeleri ve önleme ile ilgili bilgi ve görüşlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırma Haziran-Eylül 2017 tarihleri arasında İzmir'de Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi, Ege Üniversitesi Hastanesi, Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi ve Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'nde psikiyatri kliniklerinde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini bu hastanelerdeki psikiyatri kliniklerinde çalışan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 80 hemşire oluşturmuştur. Veri toplamada literatür doğrultusunda oluşturulan hemşirelerin hasta düşmeleri ve önlenmesine ilişkin bilgi ve görüşlerini değerlendirme formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik dağılım ki-kare analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 39.69±6.16, %85'i kadın, %43.8' i lisans mezunu, %55.1' i devlet hastanesinde çalışmakta, %81.3' ü hasta düşmeleriyle ilgili eğitim almıştır. Psikiyatri kliniğinde çalışan hemşirelerin %97.5' i serviste hasta düşmeleriyle karşılaşmıştır. Hemşirelerin %85' i görülmeyen ve bildirilmeyen düşmelerin olabileceğini belirtmiştir. Hemşirelerin %88. 8' i hasta düşmelerini önemli bir sorun olarak görmekte ve %87. 5' i düşmelerin önlenmesinde rolü olduğunu düşünmektedir. Hemşirelerin %57. 5' i hasta düşmeleri ve düşmeleri önleme ile ilgili eğitim almaya ihtiyaç duyduklarını belirtmişlerdir. Sonuç: Psikiyatri kliniklerinde hemşirelerin deneyimlerine göre hasta düşmeleri oldukça fazla olmaktadır. Karşılaşılmayan ve görülmeyen hasta düşmelerinin hemşireler tarafından oldukça fazla olduğunun belirtilmesi bu birimlerde düşme riskinin değerlendirilmesi ve risk düzeyine göre koruyucu önlemlerin alınması gerektiğini göstermektedir. Psikiyatri kliniğinde çalışan hemşireler hasta düşmelerini önemli bir sorun olarak görmekte ve hasta düşmelerini yönetme ve önleme konusunda güncel bilgi ve eğitime ihtiyaç duymaktadırlar. Psikiyatri kliniklerinde çalışan hemşirelere yönelik düşme riski değerlendirme, terapotik ortamda düşmeleri önlemeye yönelik önlemler alma gibi içeriği olan önleyici programların oluşturulması ve uygulanması önerilir. Anahtar kelimeler: Hemşire, Psikiyatri Kliniği, Hasta Düşmesi, Bilgi

BilgiBilgi düzeyiDüşme kazaları+7
Elif Şen
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Depresyon riski taşıyan ergenlere uygulanan "stres ile baş etme programı"nın depresyon ve anksiyete semptomları ve beyin işlevleri üzerine etkisi

Amaç: Araştırmanın birinci amacı, depresyon riski yüksek olan ergenlere uygulanan Stres ile Başetme Programının ergenlerin depresif semptomlarına ve anksiyete düzeylerine etkisinin belirlenmesidir. İkinci amacı, stres ile başetme programına katılan ergenlerin beyin işlevlerindeki değişikliklerin incelenmesidir. Yöntem: Bu araştırmada randomize kontrollü deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. Lise birinci sınıf öğrencileri depresif semptomlar açısından taranmış ve depresif semptom düzeyi düzeyi yüksek olan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan ergenler randomize olarak deney (n=28) ve kontrol (n=29) grubuna atanmıştır. Çocuk Depresyon Ölçeği, Epidemiyolojik Araştırmalar Merkezi Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği ve fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme ile veriler toplanmıştır. Veriler Stres ile Başetme Programı öncesi, sonrası, 3. ay ve 6.ayda toplanmıştır. Verilerin analizinde ki-kare ve MANCOVA kullanılmıştır. fMRG çekimlerinden elde edilen veriler Statistical Parametric Mapping (SPM) ile genel lineer model kullanılarak incelenmiştir. Bulgular: Bu araştırmanın sonucunda deney grubunun çocuk depresyon ölçeği son test, üçüncü ay ve altıncı ay toplam puanlarında kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş olduğu belirlenmiştir. Epidemiyolojik araştırmalar merkezi depresyon ölçeği toplam puanlarında ise gruplar arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Deney grubu ile kontrol grubunun beck anksiyete ölçeği son test toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yokken, üçüncü ve altıncı aydaki toplam puanların deney grubunda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Bu araştırmanın sonucunda Stresle Başetme Programının depresif semptom düzeyi yüksek olan ergenlerin depresif semptom ve anksiyete düzeylerini düşürdüğü söylenebilir. Programın okullarda düzenli olarak uygulanması önerilir.

AnksiyeteBeyinDepresyon+7
Burcu Özkul
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının yaşlı ayrımcılığı düzeyi ve sağlık çalışanlarının tutumlarının yaşlı bireyler tarafından algılanması

Yaşlılara yönelik ayrımcılığın görüldüğü alanlardan biri de sağlık alanıdır. Sağlık çalışanlarının yaşlı bireylere yönelik ayrımcı tutumları ve bu tutumların yaşlı bireyde oluşturduğu algılar, onlarda çeşitli sağlık problemlerine yol açmaktadır. Bu çalışma sağlık çalışanlarının ayrımcılık düzeyini ve sağlık çalışanlarının tutumlarının yaşlılar tarafından nasıl algılandığını belirlemek amacıyla yapıldı. Sağlık çalışanlarının ayrımcılık düzeyi Fraboni (1990) tarafından geliştirilen "Fraboni Yaşlı Ayrımcılığı" ölçeği ile, sağlık çalışanlarının tutumlarının yaşlılar tarafından algılanış biçimi araştırmacı tarafından geliştirilen "Yaşlı Bireylerin Sağlık Çalışanlarının Tutumlarını Algılama Ölçeği" ile belirlendi. Katılımcıların yaş ortalaması; sağlık çalışanlarında 37,96±9,12, yaşlılarda 71,96±6,54 bulundu. Fraboni Yaşlı Ayrımcılığı ölçeği toplam puanına göre; kadınların, çekirdek aileye sahip olanların, hemşirelerin, devlet hastanesinde çalışanların, işlerinden memnun olmayanların ayrımcılık düzeylerinin daha yüksek olduğu bulundu. Yaşlı Bireylerin Sağlık Çalışanlarının Tutumlarını Algılama ölçeği toplam puanına göre, tüm yaşlı bireylerin hemşirelerin tutumlarından ayrımcılık algıladığı; Yaşlı Bireylerin Sağlık Çalışanlarının Tutumlarını Algılama ölçeği toplam puanına göre; gelir durumu açlık sınırının üzerinde olan, herhangi bir hastalığı olmayan, sağlık hizmetlerine kolayca ulaşamayan yaşlı bireylerin hekimlerin tutumlarından ayrımcılık algıladığı bulundu.

İrem Özel Bilim
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bir devlet üniversitesinde sağlık bilimleri alanında eğitim gören öğrencilerin hayatı anlamlandırmaya yönelik algıları ve baş etme biçimleri

Araştırma sağlık bilimleri alanında öğrenim gören üniversite öğrencilerinin kişisel anlam algılarının ve baş etme biçimlerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Hacettepe Üniversitesi sağlık bilimleri alanında 2017-2018 öğretim yılında eğitim gören 1160 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, alanyazın incelenerek geliştirilen Tanıtıcı Özellikler Formu, Kişisel Anlam Profili Ölçeği (KAP) ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ) ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistikler, ANOVA testi, Mann-Whitney U Testi ve Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, öğrencilerin eğitim aldıkları fakülte, sınıf, cinsiyet, yaş, ebeveyn durumları, staj uygulamaları, ekonomik düzeyleri, aktivite, aile ilişkileri, bölüm istek, sigara-alkol kullanma durumlarına göre KAP alt ölçek puanları açısından anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır (p<0,05). KAP ölçeği alt boyutlarından alınan en yüksek ortalama puanının "ilişkiler ve yakınlık" alt boyutlarından olduğu belirlenmiştir. SBÇT ölçeğinden alınan en yüksek ortalama puanın "kendine güvenli yaklaşım" alt boyutundan, en düşük ortalama puanın "boyun eğici yaklaşım" alt boyutundan alındığı saptanmıştır. Sağlık bilimleri öğrencilerinin hayatı anlamlandırırken kaynak olarak daha çok ilişkiler ve yakınlık alt boyutlarını kullandıkları; baş etme yöntemi olarak ise en çok kendine güvenli yaklaşımı ve en az da boyun eğici yaklaşımı kullandıkları belirlenmiştir. KAP başarı, din, kendini kabul, yakınlık, kendini aşma, adil muamele ve ilişkiler alt boyutlarının SBÇTÖ çaresiz ve boyun eğici yaklaşım alt boyutları ile negatif yönde zayıf bir ilişki vardır (p<0,05). Öğrencilerin hayatı anlamlandırma kaynaklarını kullandıkları durumlarda çaresiz ve boyun eğici baş etme davranışlarını seçmedikleri görülmüştür. Bu bağlamda sağlık bilimleri öğrencilerine sunulacak rehberlik, eğitim ve danışmanlık hizmetlerinde; öğrencilerde hayatı anlamlandırma ve baş etme açısından farkındalık yaratılması ve bu doğrultuda danışmanlık faaliyetlerinin yapılandırılması önerilmektedir

AlgıAnlamBaşa çıkma+6
Kübra Arslantürk
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde öğrenilmiş güçlülük, iş doyumu ve stresle başetme tarzları ilişkisi

Bu araştırma, hemşirelerin öğrenilmiş güçlülük düzeyleri, iş doyumu ve stresle baş etme tarzları arasındaki ilişkileri incelemek amacı ile planlanmış, tanımlayıcı ve ilişkisel tipte bir araştırmadır. Araştırma, Ankara İli Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan hemşirelerden (N:500), araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden hemşireler(n:302) ile yüz yüze görüşülerek yapılmıştır. Veriler, "Hemşireleri Tanıtıcı Bilgi Formu", "Rosenbaum Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği", "Minnesota İş Doyum Ölçeği" ve "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, sayı ve yüzde dağılımlar, aritmetik ortalama, "t" testi, varyans analizi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Hemşirelerin Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği (ÖGÖ) puan ortalaması 94.16 ± 19.73, Minnesota İş Doyum Ölçeği (MİDÖ)'puan ortalamaları sırasıyla Genel Doyum Puanı 2.74 ± 0.72, İçsel Doyum Alt Ölçek Puanı 2.77 ± 0.75, Dışsal Doyum Alt Ölçek Puanı 2.69 ± 0.77 ve Stresle Başetme Tarzları Ölçeği (SBTÖ) puan ortalaması ise 50.05 ± 9.15 olarak bulunmuştur. Hemşirelerin baş etme yöntemi olarak en fazla "kendine güvenli yaklaşımı", en az ise "sosyal desteğe başvurma"yı kullandıkları saptanmıştır. ÖGÖ puan ortalaması ile MİDÖ'nin Genel Doyum, İçsel Doyum ve Dışsal Doyum puan ortalaması arasında zayıf, ancak pozitif yönde bir ilişki olduğu, benzer şekilde ÖGÖ puan ortalaması ile yalnızca SDB ve KGY alt ölçek puan ortalamaları arasında çok zayıf,pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Hemşire; öğrenilmiş güçlülük; iş doyumu; stresle baş etme tarzı.

Fatma Ergenç
Ege University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Etkisiz bireysel baş etme ve benlik kavramında bozulma hemşirelik tanısı alan alkol bağımlılarında tidal (gel-git) model'e dayalı psikiyatri hemşireliği yaklaşımının etkisi

Amaç: Araştırma, Tidal Model'e dayalı psikiyatri hemşireliği yaklaşımının, etkisiz bireysel baş etme ve benlik kavramında bozulma tanısı alan alkol bağımlılarında etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Ön test-son test değerlendirmeli, kontrol gruplu ve yarı deneysel nitelikte düzenlenen bu araştırma, Ekim 2013 ve Aralık 2014 tarihleri arasında, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Kliniği'nde yürütülmüştür. AMATEM kliniğinde yatarak tedavi gören alkol bağımlıları araştırmanın evrenini, belirlenen kriterleri karşılayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden alkol bağımlıları araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Örneklem büyüklüğü power analiz yapılarak bulunmuş, deney ve kontrol grubuna 18'er bireyin alınmasına karar verilmiştir. Araştırmada veriler, Birey Tanıtım Formu, Bağımlılık Profil İndeksi (BAPİ), Tedavi Motivasyonu Anketi (TMA), Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği (COPE), Coopersmith Benlik Saygısı Envanteri (BSÖ), Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve Beck Anksiyete Envanteri (BAE) kullanılarak toplanmıştır. Deney grubundaki bireylere bireyselleştirilmiş bakım sağlamak için, bireysel görüşmeler yapılmış ve bireylerin hedefleri ve araştırmanın hedefleri doğrultusunda girişimler uygulanmıştır. Bulgular: Deney grubundaki bireylerin yaş ortalaması 43.33±6.55, kontrol grubundaki bireylerin yaş ortalaması 42.44±7.03'tür. Her iki gruptaki bireylerin %11.1'i kadın, %88.9'u erkek'tir. Her iki gruptaki bireylerin çoğunluğunun evli yada boşanmış, ilkokul mezunu olduğu, bir işte çalıştığı saptanmıştır. Görüşmeler öncesi, deney ve kontrol grubu bireylerin COPE alt ölçek puanları ve BSÖ puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Görüşmeler sonrası, deney ve kontrol grubu bireylerin COPE alt ölçekleri olan "Pozitif yeniden yorumlama ve gelişme", "Yararlı sosyal destek kullanımı", "Aktif başa çıkma", "Geri durma", "Duygusal sosyal destek kullanımı" ve "Madde kullanımı" puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Görüşmeler sonrası, deney grubu bireylerin BSÖ puanının, kontrol grubuna göre yüksek olduğu; fakat, aradaki farkın anlamlı olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Görüşmeler sonrasında, deney grubu bireylerin Pozitif Yeniden Yorumlama ve Gelişme, Yararlı Sosyal Destek Kullanımı, Aktif Başa Çıkma, Geri Durma, Plan Yapma, Davranışsal Olarak Boş Verme ve Madde Kullanımı alt ölçek puanlarında ve BSÖ puanında, ön test puanlarına göre, olumlu yönde değişiklik oluştuğu bulunmuştur. Sonuç: Sonuç olarak, Tidal Model'e dayalı psikiyatri hemşireliği yaklaşımının, alkol bağımlılarının Pozitif Yeniden Yorumlama ve Gelişme, Aktif Başa Çıkma, Geri Durma, Duygusal Sosyal Destek Kullanımı ve Plan Yapma puanlarını artırmak, Davranışsal Olarak Boş Verme puanını ise düşürmek için etkin bir yaklaşım olduğu ortaya konmuş; benlik saygısını arttırmada ise anlamlı bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir.

Ayşegül Savaşan
Ege University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Watson insan bakım modeline temellendirilmiş hemşirelik bakımının gebelik kaybı yaşayan gebelerin ruh sağlığına etkisi

Amaç: Watson İnsan Bakım Modeli'ne temellendirilmiş hemşirelik bakımının gebelik kaybı yaşayan gebelerin anksiyete, depresyon, umutsuzluk ve prenatal bağlanmalarına etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Deneysel, öntest-son test düzeni kullanılarak yapılan randomize kontrollü bir çalışmadır. İki üniversite hastanesinde yürütülmüştür. Girişim grubuna Watson İnsan Bakım Modeli'ne temellendirilmiş hemşirelik bakımı uygulanmıştır. Girişim grubunda 68, kontrol grubunda 60 olmak üzere toplam 128 gebe araştırmaya alınmıştır. Veriler tanıtıcı bilgi formu, Beck Anksiyete Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği ve Prenatal Bağlanma Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler, Ki-Kare testi, t testi, Mann-Whitney-U testi, Kruskal Wallis testi ve Intention to Treat analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Girişim ve kontrol grubunun girişim sonrası Beck Anksiyete, Beck Depresyon, Beck Umutsuzluk ve Prenatal Bağlanma puan ortalamaları arasında ileri düzeyde anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p=0.000). Sonuç: Watson İnsan Bakım Modeli'ne temellendirilmiş hemşirelik bakımının gebelik kaybı öyküsü olan gebelerin anksiyete, depresyon ve umutsuzluk düzeylerinde azalma, prenatal bağlanma düzeylerinde ise artış olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gebelik Kaybı, Depresyon, Anksiyete, Prenatal Bağlanma, Watson İnsan Bakım Modeli

Pınar Tektaş
Ege University · Institute of Health Sciences
2015
10
Master'sOpen AccessTR

Şizofreni hastalarının umut düzeyi ile işlevsel iyileşme arasındaki ilişki

Amaç: Araştırma, şizofreni hastalarının umut düzeyi ile işlevsel iyileşme arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Bu araştırma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı niteliktedir. Araştırma verileri, kamu hastaneler birliğine bağlı Bitlis Devlet Hastanesi psikiyatri polikliniğinde Aralık 2014 – Haziran 2015 tarihleri arasında toplandı. Araştırmanın evrenini, belirtilen tarihler arasında ilgili hastanenin polikliniğine başvuran, DSM-V tanı ölçütlerine göre şizofreni tanısı konulmuş ve araştırmaya alınma kriterlerine uyan tüm hastalar oluşturdu. Evrenden örneklem seçimine gidilmeyerek, araştırma 103 hastayla tamamlandı. Verilerin toplanmasında '' Kişisel Bilgi Formu'', '' Herth Umut Ölçeği '' ve ''ŞİLÖ'' kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde; ortalama, yüzdelik dağılımlar, Cronbach alpha katsayısı ve Pearson Korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Araştırma bulgularına göre hastaların Herth Umut Ölçeği toplam puan ortalaması 58.33±14.98 olarak belirlendi. Herth Umut Ölçeği'nin en fazla etkilenen alt boyutu kendisi ve çevresindekilerle arasındaki ilişkiler (21.84±5.02), en az etkilenen alt boyutu ise olumlu hazır oluşluk ve beklenti (17.23±5.89) olarak bulundu. Şizofrenilerde İşlevsel İyileşme Ölçeği toplam puan ortalaması ise 42.33±13.14 olarak belirlendi. ŞİLÖ'nin en fazla etkilenen alt boyutunun sosyal işlevsellik (15.05±4.65) olduğu, en az etkilenen alt boyutunun ise mesleki işlevsellik (3.79±1.75) olduğu saptandı. Herth Umut Ölçeği ve ŞİLÖ arasındaki ilişki incelendiğinde; toplam ölçek puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlendi (p<0.05). Sonuç: Hastaların umutlarının orta düzeyde, işlevsel iyileşmelerinin ise düşük düzeyde olduğu saptandı. Şizofreni hastalarının umut düzeyi ile işlevsel iyileşme arasında anlamlı ilişki olduğu tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, işlevsel iyileşme, şizofreni, umut.

HemşirelerHemşirelikPsikiyatri+3
Ejdane Coşkun
Atatürk University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapılandırılmış egzersiz programının şizofreni hastalarında yaşam ve uyku kalitesine etkisi

Amaç: Bu araştırmanın amacı, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) tarafından tedavisi ve takibi yapılan şizofreni hastalarında yapılandırılmış egzersiz programının yaşam ve uyku kalitelerine etkisini incelemektir. Materyal ve Metot: Deney ve kontrol gruplu, öntest – sontest uygulamalı yarı deneysel olan araştırmanın evrenini bir TRSM'deki şizofreni hastaları, örneklemini ise randomize örnekleme yöntemiyle seçilen 30 deney, 31 kontrol grubunda olmak üzere toplam 61 hasta oluşturmuştur. Veriler Mayıs 2015 ile Eylül 2016 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin toplanmasında 'Kişisel Bilgi Formu', 'Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu' ve 'Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi' kullanılmıştır. Deney grubundaki hastalara yapılandırılmış egzersiz programı uygulanmış, kontrol grubundakilere herhangi bir deneyde bulunulmamıştır. Egzersiz öncesi, 45 gün sonra ve üçüncü ayda ölçümler yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; grup özelliklerinin homojenliği için Ki-kare analizi, ölçek puanlarının ölçüm zamanına göre karşılaştırılmasında tekrarlı ölçümlerde varyans analizi ve Friedman analizi, gruplar arası karşılaştırmada bağımsız gruplarda t testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Bulgular: Kontrol grubu hastaların çevresel alan dışında üç ölçümdeki yaşam kalitesi puan ortalamaları arasında anlamlı fark olmadığı, deney grubu hastaların egzersiz sonrası yaşam kalitesi puan ortalamalarının anlamlı düzeyde arttığı, üçüncü ayda deney grubundaki hastaların puanlarının kontrole göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Kontrol grubu hastaların üç ölçümdeki uyku kalitesi toplam puan ve bileşen ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olmadığı, deney grubu hastaların egzersiz sonrası uyku kalitesi toplam puan ve bileşen ortalamalarının anlamlı düzeyde düştüğü bulunmuştur. Sonuç: Şizofreni hastalarına uygulanan yapılandırılmış egzersizin yaşam ve uyku kalitesini artırdığı belirlenmiştir. Egzersizin psikiyatri hemşireliğinde tedavinin etkinliğini arttırmak amacıyla tamamlayıcı yöntem olarak kullanılması önerilir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, egzersiz, şizofreni, uyku kalitesi, yaşam kalitesi

EgzersizEgzersiz tedavisiPsikiyatrik hemşirelik+4
Tuba Korkmaz Aslan
Atatürk University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk onkoloji/hematoloji alanında çalışan hemşirelerde öz-şefkat ve ikincil travmatik stresin incelenmesi

Bu araştırmanın birinci amacı, çocuk onkoloji/hematoloji alanında çalışan hemşirelerin öz-şefkat ve ikincil travmatik stres düzeylerini ve bazı sosyo-demografik ve mesleki özellikleri ile öz-şefkat ve ikincil travmatik stres puan ortalamaları arasında fark olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın ikinci amacı ise, öz- şefkat ile ikincil travmatik stres düzeyi arasında ilişki olup-olmadığını ortaya koymaktır. Tanımlayıcı ve ilişkisel olarak yapılan çalışma, üç kamu üniversite, iki vakıf üniversite ve bir devlet hastanesi olmak üzere altı hastanede çalışan 115 hemşire ile yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak ''Kişisel Bilgi Formu'', ''Öz Duyarlılık Ölçeği'' ve ''İkincil Travmatik Stres Ölçeği'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde, tanımayıcı analizler, Kruskal Wallis testi, Mann Whitney U testi, Bağımsız gruplarda t testi, Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney u testi, Bonferroni testi ve Spearman korelasyon ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Tüm testler için p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Hemşirelerin İkincil Travmatik Stres Ölçeği (İTSÖ) toplam puan ortalamasının 39.41±14.33 olduğu, İTSÖ kaçınma alt ölçek puan ortalamasının en yüksek (15.29±6.59), uyarılma alt ölçek puan ortalamasının (10.71±5.49) ise en düşük olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin Öz-Duyarlılık (Öz- Şefkat) Ölçeği (ÖDÖ) toplam puan ortalamasının 2.71±0.35 olduğu ÖDÖ Aşırı özdeşleşme alt ölçek puan ortalamasının en yüksek olduğu ( 3.59±0.92), Bilinçlilik alt ölçek puan ortalamasının ise en düşük (1.95±0.79) olduğu belirlenmiştir. Evli olan, çocuk sahibi olan, ailede ya da yakın çevresinde kanser öyküsü olan, onkoloji/hematoloji alanında çalışmayı kendisi seçmeyen, onkoloji/hematoloji alanında çalışmaktan memnun değilim diyen hemşirelerin İTSÖ toplam puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). 19- 24 yaş grubunda olan; bekar olan, lisans/yüksek lisans mezunu olan, çocuk sahibi olmayan, hemşire olarak çalışma yılı 1-3 olan, çocuk onkoloji/hematoloji alanında bir yıldan az çalışan, onkoloji/hematoloji alanında çalışmaktan çok memnun olan hemşirelerin ÖDÖ toplam puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Hemşire olarak çalışma süresi, ÖDÖ 'genel', öz sevecenlik ve ' bilinçlilik' alt ölçeklerinin negatif; çocuk onkoloji/hematoloji alanında çalışma süresi 'paylaşımların bilincinde olma' alt ölçeğinin negative yordayıcıları olduğu saptanmıştır. İTSÖ ile ÖDÖ arasında istatistiksel olarak anlamlı ve orta düzeyde negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır.Yapılan regresyon analizinde, öz sevecenlik, bilinçlilik ve aşırı özdeşleşme alt boyutlarının ikincil travmatik stres üzerinde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir etkisinin olduğu (p<0.05) ve öz sevecenlik alt boyutunun diğer alt boyutlara göre ikincil travmatik stres üzerinde etkisinin daha fazla olduğu saptanmıştır (Beta: -0.903). Bu çalışmadan elde edilen verilerle, hemşirelerin öz-şefkat düzeyleri arttıkça, ikincil travmatik stres düzeylerinin azaldığı görülmüştür. Bu bağlamda, özellikle hemşirelerin öz şefkat düzeylerini arttıran girişimlerin uygulanması ile ikincil travmatik stres düzeylerinin azaltılabileceği söylenebilir.

HematolojiHemşirelerHemşirelik+6
Tuğba Şahin
Koç University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kansere yönelik toplumsal tutumun incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, kansere yönelik toplumsal tutumun ve toplumsal tutumun yordayıcılarının belirlenmesidir. Tanımlayıcı olarak yapılan çalışma, 1022 kişi ile Google Survey programı kullanılarak online olarak yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve "Kansere İlişkin Tutumları (Kanser Etiketi) Ölçme Anketi- Toplum Versiyonu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, tanımlayıcı analizler, t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Kruskal Wallis Testi, Tukey HSD testi, Games-Howell ve lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların iyileşmenin imkansız olması/damgalama, ayrımcılık, ortaya çıkarma/yayma alt ölçeklerine ilişkin olumsuz tutum saptanma oranı sırasıyla %9.10, %3.03, 17.32 olarak belirlenmiştir. 18-28 yaş grubunda olan bireylerin diğer yaş gruplarına göre, evli olan bireylerin bekar olanlara göre, ortaokul ve altı eğitim düzeyine sahip olan bireylerin diğer eğitim düzeylerine göre, köy/kasabada yaşayan bireylerin büyükşehirde yaşayan bireylere göre, ailede kanser nedeniyle ölen bireyin var olduğu ailelerin, olmayan ailelere göre ve kronik hastalığı olan bireylerin olmayanlara göre, iyileşmenin imkansız olması/damgalama alt ölçeğine yönelik olumsuz tutumlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır ( p<0.05). Yaş, eğitim, kronik hastalık durumu ve yaşanılan yer değişkenlerinin iyileşmenin imkansız olması/damgalama alt ölçeğinin yordayıcıları oldukları saptanmıştır( p<0.05). Erkek olan bireylerin kadın olan bireylere göre, 51 yaş ve üzerinde olan bireylerin 18-28 yaş grubunda olan bireylere göre,, ortaokul ve altı eğitim düzeyine sahip olan bireylerin diğer eğitim düzeyine sahip bireylere göre ayrımcılık alt ölçeğine yönelik olumsuz tutumlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır(p<0.05). Erkek olan bireylerin kadın olan bireylere göre, 51 yaş ve üzerinde olan bireylerin 40-50 yaş grubunda olan bireylere göre, bekar olan bireylerin evli olan bireylere göre ve kronik hastalığa sahip olan bireylerin olmayanlara göre ortaya çıkarma/yayma alt ölçeğine yönelik olumsuz tutumlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sadece cinsiyet değişkeninin ortaya çıkarma/yayma alt ölçeğinin yordayıcısı olduğu saptanmıştır( p<0.05). Erkek olmanın, ortaokul ve altı eğitim düzeyine sahip olmanın, daha ileri yaşta olmanın, kronik hastalığa sahip olmanın ve köy/kasabada yaşamanın kansere yönelik olumsuz tutumu artırdığı söylenebilir.

DamgalamaKanser hastalarıNeoplazmlar+1
Kardelen Dolgunöz
Koç University · Institute of Health Sciences
2020
00