Bingöl University
Institute

Institute of Graduate Studies in Science

Bingöl University

107

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Biyolojik sentez (green sentez) ile hazırlanmış bakır nanopartiküllerin azo boyaların gideriminde kullanılması ve bazı biyolojik aktivitelerinin belirlenmesi

Bu çalışmada; Plantago lanceolata L. ekstraktı kullanılarak sentezlenen bakır nanopartiküllerinin yeşil sentezi yapıldı. Sentezlenen CuNPs'lerin ilk olarak şekil, kimyasal form, boyut ve morfolojik yapılarının belirlenmesi için UV-vis, FT-IR, XRD, TEM, SEM, EDX ve Zeta potansiyel analizleri yapıldı. Tüm bu karakterizasyon işlemleri sonucunda elde edilen CuNPs'lerin ortalama 70-80 nm boyutunda ve kübik şeklinde olduğu tespit edildi. CuNPs'lerin metilen mavisi ve kongo kırmızı boya gideriminde ilk olarak pH'a bağlı değişim, daha sonra nanopartikül miktarı ve her iki boyanın da konsantrasyonuna bağlı olarak 25 °C ve 40 °C'de boya giderim deneyleri yapıldı. Elde edilen sonuçlarda metilen mavisinin en iyi giderimi 20 mg CuNPs ve 50 ppm MB başlangıç konsantrasyonunda kullanılarak yapılan deneyde %97,49 giderim gerçekleştiği görüldü. CuNPs'lerin antikanser aktivitesinde 1000 µg/mL'nin hem nanopartikül hem de bitki ekstraktı için en etkili dozum olduğu ve sırasıyla; %76 ve %84 hücre ölümünün gerçekleştirdiği görüldü. SH-SY5Y hücreleri için yapılan sitotoksisite deneyinde CuNPs aktivitesi 1000 µg/mL'de %84, Plantago lanceolata L. ise %65 canlılık göstermiştir. Antioksidan çalışmaları için Plantago lanceolata L. ekstraktı ve CuNPs'ler 1 mg/mL konsantrasyonda Plantago lanceolata L. için 294,2691±79,13, CuNPs için bulunan toplam fenolik madde içeriği 23,015±61,12 olarak hesaplandı. Toplam flavonoid içericinin belirlenmesinde Plantago lanceolata L. için toplam flavanoid madde içeriği 1772,00±200,14 , CuNPs için bulunan toplam flavanoid madde içeriği 1015,333±200,12 olarak hesaplandı. Plantago lanceolata L. ve CuNPs için bulunan toplam antioksidan aktivitesi sırasıyla 29794,67±190,07 ve 8304,6±150,04 olarak hesaplandı. 1000 µg/mL konsantrasyondaki DPPH radikali giderme aktivitesi, sentetik antioksidan olan BHA'nın, Plantago lanceolata L. ekstraktının ve CuNPs'nin DPPH giderim aktivitesi sırasıyla %69,8956±0,5836, %78,8612±0,6511, %89,7905±0,2137 olarak hesaplandı. Kontrol grubu olarak kullanılan EDTA'nın metal şelatlama aktivitesi %98,7600±0,9601, Plantago lanceolata L. ekstraktının metal şelatlama aktivitesi %13,5265±0,9755, CuNPs'nin metal şelatlama aktivitesi %74,3961±0,7889 olarak hesaplandı. Anahtar Kelimeler: Bakır Nanopartikül, Yeşil Sentez, Su Giderimi, Metilen Mavisi, Kongo Kırmızısı, Plantago lanceolata L., Antioksidan, Antikanser, Antimikrobiyal

Murat Polat
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kendi kendine biriken tek tabakalı iletken polimer film/metal kompozit elektrokatalizörler: Elektroliz ve doğrudan metanollü yakıt pili uygulamaları

Bu çalışmada, hem elektroliz sisteminde katot hem de yakıt pillerinde anot olarak kullanılabilecek çok fonksiyonlu, katalitik etkisi yüksek, zamanla kararlı ve maliyeti düşük yeni bir organik-metal kompozit ince filminin hazırlanması amaçlanmıştır. Bu amaçla, iletken bir polimer olan polirodaninin (pRd), Pt ve Cu üzerinde iki farklı şekilde filmleri hazırlanarak karakterize edilmiş ve elektrokatalitik etkileri incelenmiştir. Öncelikle, Pt yüzeyine elektrokimyasal yöntemle ince bir pRd filmi sentezlenmiştir. Sentezlenen film, mekanik olarak yüzeyden sökülerek etanol içerisinde çözülmüştür. Cu elektrot hazırlanan bu çözeltide 24 saat bekletilerek literatürde ilk defa bir metal yüzeyine iletken bir polimerin kendi kendine biriken tek tabakalı filmi (SAM) oluşturulmuştur (Cu/pRd-SAM). Geliştirilen yöntem herhangi bir ön pasifleştirme işlemi gerektirmediğinden, uygulanması pratik olduğundan, metal yüzeyine sıkı tutunmuş ince filmler hazırlandığından diğer tekniklere önemli üstünlükler sağlamaktadır. Çalışmanın son aşamasında Pt/pRd ve Cu/pRd-SAM filmlerin yüzeyine çok az miktarda Pd çöktürülerek (Pt/pRd/Pd ve Cu/pRd-SAM/Pd) elektrokatalitik etkileri daha da arttırılmıştır. Hazırlanan Cu/pRd-SAM ve Cu/ pRd-SAM/Pd elektrotlar 6 M KOH çözeltisinde, Pt/pRd ve Pt/pRd/Pd elektrotlar ise 0,5 M H2SO4 çözeltisinde katot olarak kullanılmış ve hidrojen gazı oluşumuna katalitik etkileri polarizasyon, elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve kronoamperometri teknikleri ile incelenmiştir. Cu/pRd-SAM ve Cu/ pRd-SAM/Pd elektrotlar 1 M CH3OH içeren 0,1 M KOH çözeltisinde, Pt/pRd ve Pt/pRd/Pd elektrotlar 1 M CH3OH içeren 0,5 M H2SO4 çözeltisinde anot olarak kullanılmış ve doğrudan metanollü yakıt pillerinde anot olarak kullanılabilirlikleri dönüşümlü voltametri (CV), EIS ve kronoamperometri teknikleri ile incelenmiştir. Filmler taramalı elektron mikroskopu (SEM), atomik kuvvet mikroskopu (AFM), enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (EDX) ve CV teknikleri ile karakterize edilmiştir. Pt yüzeyinde homojen, yüzeye sıkı tutunmuş ve farklı kalınlıklarda farklı renklerde pRd sentezlenmiştir. Önerilen yeni yöntemle Cu yüzeyinde mor renkli, son derece homojen ve yüzeye oldukça sıkı bir şekilde tutunmuş pRd-SAM filmler oluşturulmuştur. pRd ve pRd-SAM üzerine homojen dağılımlı Pd çöktürülmüştür. Pd çöktürülmemiş ve çöktürülmüş pRd ve pRd-SAM modifiye edilmiş elektrotlar elektroliz ve doğrudan metanollü yakıt pili sistemlerinde zamanla oldukça yüksek kararlılık göstermiştir. Bu elektrotlar her iki reaksiyonun da hızını katalizlemiştir. Bu filmlerin yüzeyine çok az miktarda Pd çöktürülmesi elektrotların katalitik performanslarını daha da arttırmıştır. Dolayısı ile Pt/pRd/Pd ve Cu/pRd-SAM/Pd elektrotların elektroliz sistemlerinde katot ve yakıt pillerinde anot olarak kullanılabileceği önerilmiştir.

Malzeme bilimiYenilenebilir enerjiİletken polimerler
Ramazan Solmaz
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sürekli kesirler ve Pell denklemlerine uygulamaları

Tez çalışmamız 4 ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm girişten oluşmaktadır. Bu bölümde sürekli kesirlerin ve Pell denkleminin tarihçesinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise Sürekli kesirler başlığı altında, sonlu ve sonsuz sürekli kesirlerin yaklaşımları, bu yaklaşımlarla ilgili bazı teoremler, √d'nin periyodik açılımı, periyodik sürekli kesirler ve tamamıyla periyodik sürekli kesirlerden bahsedilmektedir. Ayrıca, Pell denklemlerinin çözümünde yardımcı olacak sonsuz sürekli kesirlerin yaklaşımları ile ilgili teoremler verilmiştir. Üçüncü bölümde ise sonsuz sürekli kesirlerin yaklaşımlarını kullanarak d tamkare olmayan bir tamsayı olmak üzere, x^2-dy^2=±1 Pell denkleminin temel çözümü ve tüm tamsayı çözümlerinin nasıl bulunacağından bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde ise sonuç ve önerilerden bahsedilmiştir.

Abdurrahman Akgül
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl ili Kılçadır köyü çayır alanlarının verim ve kalite açısından değerlendirilmesi

Bu çalışma, Bingöl ili Kılçadır köyü sınırları içerisinde bulunan çayır alanlarının ot verimi ve kalitesini tespit etmek amacıyla 2022 yılında yürütülmüştür. Araştırma alanı sekiz farklı parselden oluşmaktadır. Çayır parsellerinin her birine ait bitki boyu, yeşil ot verimi, kuru ot verimi, ağırlığa göre botanik kompozisyonda baklagillerin, buğdaygillerin ve diğer familya bitkilerinin oranları ile ham protein oranı, ham protein verimi, asit deterjanda çözünmeyen lif (ADF), nötral deterjanda çözünmeyen lif (NDF), sindirilebilir kuru madde (SKM), kuru madde tüketimi (KMT), nispi yem değeri (NYD), fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum değerleri incelenmiştir. Parseller arasında incelenen bu özellikler açısından istatistiksel olarak önemli farklılıklar bulunmuştur. Çayır parsellerinde verim özelliklerinden bitki boyu 34,1-51,3 cm, yeşil ot verimi 1491-2600 kg/da, kuru ot verimi 330-552 kg/da ve ağırlığa göre botanik kompozisyonda baklagillerin oranı %14,7-28,1, buğdaygillerin oranı %27,0-74,0, diğer familya bitkilerinin oranı %11,3-53,4 arasında değişmiştir. Çayır parsellerinde kalite özelliklerinden ham protein oranı %15,6-20,1, ham protein verimi 55,0-110,8 kg/da, ADF oranı %23,9-28,3, NDF oranı %38,6-45,9, SKM oranı %66,9-70,4, KMT oranı %2,62-3,11, NYD 135,6-170,0, fosfor oranı %0,27-0,35, potasyum oranı %2,13-2,32, kalsiyum oranı %1,43-1,62 ve magnezyum oranı da %0,37-0,43 aralığında değişim göstermiştir. Sonuç olarak; çayır parsellerinin verim ve kalite açısından tatminkâr sonuçlar verdiği ve verim açısından 205/6, kalite açısından ise 204/7 numaraları parsellerin daha iyi değerler verdiği sonucuna varılmıştır.

Hamza Balkan
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Şebekeden bağımsız tek-fazlı FV evirici yapılarında iki aşamalı topolojiye sahip bir dönüştürücü içerisinde kullanılan kontrolörlerin karşılaştırılması

Son yıllarda güneş, rüzgâr, hidroelektrik, biyokütle ve biyogaz gibi temiz enerji kaynakları kullanılarak dünyadaki çevre kirliliğinin nasıl azaltılacağına yönelik birçok araştırma yapılmıştır. Bu nedenle, fosil yakıtlarının tüketimi azaltılarak hidroelektrik, güneş, rüzgâr, jeotermal ve dalga enerjisi gibi temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarından en önemlilerinden birisi ve tükenmeyen tek enerji kaynağı olan güneş, hiçbir atığı olmayan temiz bir enerji kaynağıdır. İhtiyaç duyulan hemen hemen her yerde güneş enerjisinden yararlanmak mümkündür. Güneş enerjisi, sayısız avantajından dolayı birçok alanda kullanılmaktadır. Kullanım alanlarından en yaygını Fotovoltaik (FV) sistemlerdir. FV sistemler, şebekeye bağlı ve şebekeden bağımsız sistemler olarak iki gruba ayrılmaktadır. Bu çalışmada şebekeden bağımsız tek fazlı bir FV sistem incelenmiştir. Bu sistemde FV panel dizisi ile yük arasında iki güç elektroniği dönüştürücüsü bulunmaktadır. Her iki dönüştürücüde birer kontrolör ile kontrol edilmektedir. Birincisi, farklı ışınım ve sıcaklık değerleri için yükselten dönüştürücünün çıkışında elde edilen maksimum güç noktasını takip etmesi amacıyla ve ikincisi, yükün farklı değerleri için eviricinin çıkışındaki alternatif gerilimin minimum harmonik bozulmaya ve kararlı genlik değerine sahip olmasını sağlamak amacıyla kullanılmıştır. Yükselten dönüştürücünün kontrolü için üç farklı kontrol yapısı kullanılmıştır. Bunlar, geleneksel yöntemlerden değiştir ve gözle algoritması, akıllı yöntemlerden bulanık mantık yöntemi ve doğrusal olmayan yöntemlerden geri adımlamalı kontrolör yöntemidir. Evirici çıkışındaki yük değişiminde çıkış gerilimi ile istenilen değer arasındaki hatayı ortadan kaldırmak amacıyla geri adımlamalı kontrolörü kullanılarak kontrol edilmiştir. Performans karşılaştırması için şebekeden bağımsız tek-fazlı FV sistemin MATLAB/Simulink benzetimi yapılmıştır. Benzetimler kullanılarak farklı ışınım durumları ve yük değişimleri için kullanılan kontrolör yapıları karşılaştırılmış ve performans sonuçları ayrıntılı bir şekilde sunulmuştur. Benzetim sonuçları, geri adımlamalı kontrolörlü FV sistemin yüksek verimliliğe, kararlı genlikte ve düşük harmonik bozulmaların olduğu çıkış gerilimine sahip olduğunu göstermiştir.

Ömer Korkutata
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Güçlendirilmiş üçlü kompozitlerin gama radyasyonu zırhlama özelliklerinin belirlenmesi

ÖZET Bu çalışmada; radyasyon zırhlama özelliklerini geliştirmek amacıyla doymamış polyester tabanlı ve inorganik bileşikler ile katkılanmış polimer kompozitler hazırlanmış ve bunların gama radyasyonu zırhlama özelikleri incelenmiştir. Bağlayıcı olarak doymamış polyester reçinenin, dolgu malzemesi olarak da ferro-krom ve manganez (Mn), molibden disülfür (MoS2) veya bizmut oksiklorür'ün (BiOCl) kullanıldığı üçlü kompozitler üretilmiştir. Doymamış polyester reçine, kobalt oktoat (%6) ve metil etil keton peroksit kullanılarak polimer matriks elde edilmiştir ve dolgu malzemeleri belirli oranlarda bu polimer matrikse katkılanmıştır. Üretilen kompozitlerin radyasyon zırhlama özelliklerini incelemek için radyasyon koruma verimi, radyasyon geçirme oranı, kütle ve lineer azaltma katsayıları, yarı kalınlık değeri, onda-bir kalınlık değeri, ortalama serbest yol, moleküler, atomik ve elektronik tesir kesitleri, etkin atom numarası, etkin elektron yoğunluğu ve etkin iletkenlik parametreleri belirlenmiştir. Deneysel çalışmalar 276,4 keV ile 1332,5 keV foton enerjisi aralığında 22Na, 60Co, 133Ba ve 137Cs radyoaktif kaynaklarından yayımlanan dokuz farklı enerjide ve HPGe detektörü yardımı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen deneysel sonuçlar, WinXCOM kullanılarak oluşturulan teorik sonuçlar ile karşılaştırılmıştır. Radyasyon zırhlama parametreleri orta ve yüksek enerji bölgelerinde incelendiğinde, FeCrBi50 ile kodlanmış polimer kompozitin diğerlerine göre daha iyi bir radyasyon zırh malzemesi olduğu yapılan çalışmalar sonucunda bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Radyasyon zırhlama; HPGe detektör; WinXCOM; Polimer kompozit; manganez; molibden disülfür; bizmut oksiklorür.

Erdal Sağ
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Derin öğrenme yöntemi ile Bingöl ilinin rüzgar hızı tahmini

Enerji talebindeki küresel artış, ülkelerin yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelme ve bu kaynakları en etkili şekilde kullanma çabalarını beraberinde getirmiştir. Bu nedenle, hayatın her alanında var olan ve yaşamı kolaylaştıran teknolojik imkanların kullanılması, bu arayışta önemli bir role sahiptir. Yapılan çalışmalar, teknolojinin yenilenebilir enerji kaynaklarını etkili bir biçimde kullanabilme yeteneğini ve hatta kullanmaya başlamadan önce ne kadar enerji üretilebileceği konusunda öngörüde bulunabilme potansiyelini ortaya koymuştur. Rüzgâr hızını ve dolayısıyla rüzgârdan elde edilecek gücü tahmin edebilmek oldukça güçtür. Doğası gereği kararsızdır ve birçok parametreye bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir. Zaman, mevsim, sıcaklık, nem ve hava durumu gibi birçok etken rüzgâr hızını etkileyen faktörlerdir. Bu yüzden rüzgârdan üretilebilecek enerjiyi önceden doğru bir şekilde tahmin edebilmek enerji üreticileri için önemli bir konudur. Üretim planlaması için en düşük hata payı ile en iyi tahminin yapılabilmesi gerekmektedir. Günümüzde bu şartlarda rüzgâr gücü ve rüzgâr hızı tahmini yapabilecek en iyi yöntem derin öğrenme yöntemleri ile yapılan tahminlerdir. Bölgenin önceki dönemlere ait rüzgâr hızı verileri ile eğitilen derin öğrenme mimarileri ile geleceğe dair rüzgâr hızı tahminleri yapılabilmektedir. Bu çalışmada da Bingöl iline ait belli tarih aralığındaki rüzgâr hızı verileri Evrişimsel Sinir Ağı (Convolutional Neural Network-CNN) modeli ile işlenmiş ve kısa vadeli rüzgâr hızı tahmini yapılmıştır. Tez çalışmasında Bingöl Meteoroloji Müdürlüğünden alınan, Bingöl iline ait 01.01.2020 ile 01.02.2021 tarihleri arasında ölçülen rüzgâr hızı verilerini derin öğrenme yöntemleri ile işlenerek, kısa vadeli rüzgâr hızı tahmini yapılmıştır. Çalışma bölgenin rüzgâr potansiyeli hakkında ve üretilebilecek rüzgâr gücü hakkında bilgi vermektedir. Çalışma sonucunda bir derin öğrenme yöntemi olan CNN modeli, bölgeye ait geçmiş dönem rüzgâr hızı verileri ile eğitilmiş ve bölgenin gelecek zamana ait rüzgâr hızının nasıl olacağı hakkında ürettiği tahminler gözlemlenmiştir. Yapılan çalışma enerji yatırımcıları ve araştırmacılar tarafından birçok alanda kullanılmak üzere bölgenin rüzgâr potansiyeli hakkında bilgi vermektedir.

Kader Ozan
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Elektrik tesis bakım ve onarım çalışmalarının iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi

İş sağlığı ve güvenliği, elektriksel çalışmaların yönetimi ve operasyonlarının planlanması sürecinde ciddi öneme sahiptir. İş sağlığı ve güvenliği önlemleri, çalışanların elektrik çarpması, yangın, patlama ve sektörde gerçekleştirilen çalışmalardan kaynaklanabilecek diğer tehlikelerden korunmasını sağlamak için gerekli önlemleri içerir. Bu çalışmada; elektrik tesis bakım ve onarım sektöründe gerçekleştirilen iş ve işlemler aktif saha gözlemleri sonucu incelenerek, iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmiştir. Fine-Kinney risk değerlendirme metodu kullanılmış olup örnek bir risk değerlendirmesi yapılarak, sahada gerçekleştirilen kanal-kazı çalışmaları, direk dikimi, iletken çekme işlemleri ve iş makineleriyle çalışmalarda tehlikelerin ciddi boyutlara ulaşabileceği gözler önüne serilmiştir. Sektörde gerçekleştirilen çalışmaların getirebileceği riskler ortaya konularak iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin titizlikle uygulanması gerektiğinin önemine vurgu yapılmıştır. Bu kapsamda, çalışanların eğitimi, risk değerlendirmesi, kişisel koruyucu ekipmanların kullanımı, elektrik sistemlerinin bakımı ve acil durum eylem planları gibi konular ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: İş sağlığı ve güvenliği, elektrik, risk değerlendirmesi, acil durum eylem planı.

Özlem Ördek
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı azot ve fosfor gübrelemesinin Elazığ ili Karakoçan ilçesi Savucak köyü merasının ot verimi ve kalitesi üzerine etkisi

Bu araştırma, Elazığ ili Karakoçan ilçesi Savucak köy merasında farklı dozlarda azot ve fosforlu gübrelemenin verim ve kalite üzerine etkisini belirlemek amacıyla 2021-2022 yıllarında iki yıl süre ile yürütülmüştür. Araştırma tesadüf blokları deneme deseninde faktöriyel düzene göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Denemede iki yıl için azotun 5 dozu (N₀=0, N₅=5, N₁₀=10, N₁₅=15, N₂₀=20 kg N/da) ve fosforun 5 dozu (P₀=0, P₄=4, P₈=8, P₁₂=12, P₁₆=16 kg P₂O₅/da) kombine edilerek toplam 25 farklı kombinasyon ve gübre kaynağı olarak azot için Üre (%46 Azot), fosfor için ise TSP (%44 triple süper fosfat) kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, azot ve fosforlu gübre dozu arttıkça meranın yeşil ot verimi 53,4 kg/da'dan 103,8 kg/da'a yükselmiştir. Azot ve fosfor dozlarının uygulandığı merada kuru otta saptanan buğdaygil oranı %95,7-62,4 , baklagil oranı %1,7-19,8, diğer familya bitkileri oranı ise %2,2-20,6 arasında değiştiği belirlenmiştir. Meranın otunun en yüksek ham protein oranı (%22,4) 15 kg/da azot ve 4 kg/da fosfor uygulanan parselden elde edilmiştir. Ham protein verimi 8,8 kg/da'dan 20,4 kg/da'a yükselterek yaklaşık 2,5 kat artış göstermiştir. ADF ve NDF oranları fosfor dozuna bağlı olarak artış göstermiştir. SKM (%61,7-%66,6) oranları gübre uygulamasına bağlı olarak değişkenlik göstermiştir. KMT (%2,2-%2,9) ve NYD (%107,7-%145,1) azotlu gübre dozuna bağlı olarak sürekli artış göstermiştir. Mera otunun Ca, Mg, K ve P oranları sırasıyla %0,97-1,39, %0,24-0,35- %2,18-3,19 ve %0,30-0,41 olarak elde eldilmiş ve uygulanan gübre dozlarına bağlı değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir. Uygulanan azot ve fosfor dozlarının artışının yeşil ot, kuru ot, ham protein, SKM oranı, kuru madde tüketim oranı, NYD, Ca, Mg, K ve P verimlerini arttırdığı saptanmıştır. Ayrıca, azot dozlarının ADF ve NDF oranları üzerindeki etkisini azalttığı, fosfor dozlarına bağlı olarak artış gösterdiği belirlenmiştir. Bu sonuçlar, benzer ekolojik koşullara sahip meralarda verim açısından 15 kg/da N, 12 kg/da P, kalite açısından ise 15 kg/da N, 4 kg/da P kombinasyonunun optimum gübreleme stratejisi olabileceğini göstermektedir.

GübrelemeVerim
Volkan Taşdemir
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji kaynaklı mikro şebekelerde enerji yönetim modelinin geliştirilmesi

Endüstrideki ve teknolojideki ilerlemelere bağlı olarak artan yaşam konforu ve kentleşme beraberinde enerji tüketimini yükseltmektedir. Günümüzde elektrik enerjisinin büyük bir kısmı fosil yakıtlardan elde edilmektedir. Ancak fosil yakıtların hem sınırlı kaynaklara sahip olması hem de çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinden dolayı ülkeler alternatif kaynak arayışına yönelmişlerdir. Yenilenebilir enerji kaynakları (YEK), temiz ve sınırsız kaynaklar olmaları nedeniyle fosil yakıtlara iyi bir alternatif olabilir. Ancak YEK'lerin doğası gereği kesintili ve öngörülemez olmaları nedeniyle birden çok YEK'lerin bir araya getirildiği mikro şebekeler (MŞ) daha uygun bir çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında, farklı amaçlara yönelik MŞ sistemleri HOMER (Hybrid Optimization of Multiple Energy Resources) programı kullanılarak tasarlanmış ve performansları analiz edilmiştir. İlk uygulamada, rüzgâr hızı ve güneş radyasyonu açısından farklılık gösteren Çanakkale, Diyarbakır ve Rize illerinde, aynı yükü besleyecek şekilde fotovoltaik (FV) paneller, rüzgâr türbini (RT), dizel generatör (DG) ve batarya depolama sisteminden (BDS) oluşan hibrit bir mikro şebeke tasarımı gerçekleştirilmiştir. Rüzgar potansiyelinin yüksek olması nedeniyle, Çanakkale ili için tasarlanan mikro şebekede en düşük net bugünkü maliyet (Net Present Cost - NPC) ve seviyelendirilmiş enerji maliyeti (Levelized Cost of Electricity - LCOE) değerleri elde edilmiştir. YEK'lerin üretim payı ise %94.8 olarak gerçekleşmiştir. İkinci uygulamada, hayvancılıkla uğraşan kırsal hanelerin enerji ihtiyacını karşılamak için FV paneller, RT, biyogaz generatörü (BGG), yakıt hücreleri (fuel cell – FC), boyler ve hidrojen tanklarını (HT) içeren bir sistem analiz edilmiştir. Hayvansal atıklar değerlendirilerek yeşil hidrojen üretilmiş, üretilen hidrojen elektrik üretiminde kullanılmış ve ortaya çıkan ısı ile hanenin termal ihtiyacı karşılanmıştır. Üçüncü uygulamada, ikinci uygulamadan farklı olarak bir hane yerine bir topluluğun elektrik ve ısı ihtiyacını karşılayan bir sistem tasarlanmıştır. Bingöl ili Doğanevler köyü için tasarlanan MŞ'de diğer kaynaklara ilave olarak Arşimet burgusu (Archimedes screw turbine- AST) kullanılmıştır. Dördüncü uygulamada ise bir hibrit MŞ sistemi, HOMER yazılımı ve MATLAB bağlantısı (ML) kullanılarak optimize edilmiştir. ML stratejisi ile elde edilen veriler, HOMER'ın döngü şarjı (CC) ve yük izleme (LF) optimizasyon sonuçlarıyla karşılaştırılmış ve üstünlüğü ortaya konulmuştur.Tüm bu uygulamalardan elde edilen sonuçlar, MŞ sistemlerinin enerji arz güvenliğini sağlama, çevresel etkileri azaltma ve maliyet etkinliği açısından üstünlüğünü ortaya koymaktadır.

Yakıt hücreleriYenilenebilir kaynak
Mehmet Ali Köprü
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00