
376
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Konaklama işletmelerinde işe adanmışlık, iş kontrol odağı, tutku ve asalaklık arasındaki ilişkinin analizi
Küreşellesme ile birlikte artan rekabet koşulları turizm işletmelerini müşteri istek ve beklentileri doğrultusunda kaliteli ve farklılaştırılmış hizmet sunumuna yönlendirmektedir. Yetenekli, işine bağlı ve görev yaptığı kurumda fark yaratacak çalışanların istihdamı işletmelerde performansa bağlı karlılık ve sürdürülebilirlik açısından gereklidir. Müşteri - çalışan etkileşiminin en yoğun yaşandığı konaklama işletmeleri için işe adanmış çalışanların varlığı ve sayısı ise son derece önemlidir. Bu noktada konaklama tesislerinin insan kaynakları bölümü, işletme için uygun çalışanların seçimi, istihdamı ve eğitimi sürecinde bireylerin işe adanmışlığının sağlanması, işlerine karşı tutku sahibi olmaları ve birbirlerinin arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi gibi konularla yakından ilgilenmelidir. Bu doğrultuda çalışmada, konaklama isletmelerinde işe adanmışlık, iş kontrol odağı, tutku ve iş arkadaşlarının asalaklığı arasındaki ilişkilerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Uygulama alanı olarak iç turizm piyasasında bir turizm destinasyonu olan Çeşme seçilmiştir. Alan araştırmasında ilçede faaliyet gösteren, yerli ve yabancı turistlere nitelikli hizmet veren beş yıldızlı otel işletmelerinin çalışanlarının tümüne ulaşılmaya çalışılmış ve tutumları anket yöntemi yardımıyla ölçülmüştür. Yapılandırılmış anket teknigi ile elde edilen verilerle öncelikle istatistiksel veri analizi programı yardımıyla tanımlayıcı istatistikler oluşturulmuştur. Sonrasında bu veriler Lisrel 8.71 Programı kullanılarak çok degiskenli istatistik yöntemlerinden Yapısal Esitlik Modeli ile analiz edilmiştir. Teoriye dayalı biçimde oluşturulan modelde değişkenler arasında neden sonuç ilişkileri ve aracılık etkileri sınanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, konaklama işletmelerinde algılanan çevreye dönük asalaklık ve işe adanmışlık arasındaki ilişki tamamen dış iş kontrol odağı aracılık etkisi ile sağlanmaktadır. İç iş kontrol odağı ve işe adanmışlık arasındaki ilişki ise uyumlu tutkun kısmen aracılık etkisi ile sağlanmıştır. Ayrıca uyumlu ve takıntılı tutkunun iç iş kontrol odağı ile, dış iş kontrol odağı ile takıntılı tutku arasında da pozitif yönlü ilişki saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: 1) İşe Adanmışlık 2) İş Kontrol Odağı 3) Tutku 4) Örgütlerde Asalaklık 5) Konaklama İşletmeleri 6)Yapısal Eşitlik Modeli
İnanç turizmi kapsamında İmam-ı Birgivi Türbesi'ni ziyaret eden kadınların inanca ilişkin beklenti ve deneyimlerinin analizi
Bu araştırmada inanç alanlarını ziyaret eden kadınların seyahat beklentileri ve deneyimleri analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı Kadın ziyaretçilerin inanç alanlarındaki inanca ilişkin beklentilerini ve deneyimlerini betimsel analiz yöntemiyle saptamak ve değerlendirmektir. Araştırmada öncelikle ilgili literatür taranarak yapılandırılmış bir soru formu oluşturulmuştur. Ardından İzmir'in Ödemiş ilçesinde yer alan İmam-ı Birgivi Türbesi'ni ziyaret eden 50 kadın ile yapılan yüz yüze görüşmeler derlenerek analiz edilmiş ve bulgular saptanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre kadın ziyaretçilerin birçoğunun inanç alanlarını dini nedenlere ziyaret ettikleri ve Tanrı'dan maddi ve manevi yaşamlarını güzelleştirecek beklentiler içine girdikleri görülmüştür. Kadın ziyaretçilerin birçoğunda dini ve kültürel, tarihi beklentiler birlikte görülmüştür. Dini amaç gütmeden sadece ziyareti farklılık, stres atmak için gelen ziyaretçilerin sayısı nispeten çok daha azdır. Kadın ziyaretçilerin birçoğu ziyaretlerinden memnun kaldıklarını manevi, sosyal ve psikolojik olumlu deneyimler edinmiştir ve kadın ziyaretçilerin birçoğu mutluluk, huzur ve maneviyat gibi rahatlatıcı deneyimler yaşamıştır.
Hastanelerde maliyet muhasebesi ve bir özel hastane uygulaması
Maliyet, küreselleşen ve hızla gelişen dünyamızdaki günlük yaşantımızın her anında karşımıza çıkan ve her sektörde önemi yüksek olan bir kavramdır. Sağlık sektöründe ise kendine has değişkenler içerdiği ve diğer sektörlere göre daha rekabetin daha yoğun kendisini yaşandığı için sağlık sektöründe hizmet sunan işletmeler açısından maliyetlerini saptanması, izlenmesi, ölçülmesi ve azaltıcı faaliyetlerin uygulanması sağlık sektörde varlıklarını sürdürebilmesi için hayati öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, sağlık sektörünün hastane alanında bir yatırım faaliyeti planlayan bir yatırımcı için, yapılacak yatırımda hangi maliyet kalemlerinin yer aldığı, hastanedeki yardımcı üretim gider yerleri ile esas üretim gider yerleri arasındaki ilişki ve bu ilişki sonrasında ortaya çıkan maliyetlerin sonucunda hastanenin esas üretim gider yerlerinin birim maliyetlerinin hesaplanması ile birlikte bir hastanın kuruma olan maliyetinin saptanmasıdır. Yapılan çalışma; sağlık sektöründe yatırım faaliyeti planlayanlar açısından maliyetlerin tanımlanması, birbirlerinin arasındaki etkileşimi izlenmesini sağladığı, sonucunda hastanelerde maliyetlerin belirlenmesi ve maliyetlerin artışını nasıl azaltılacağı ve kurumdaki maliyetlerin nasıl izlenmesi gerektiğini belirlenmesinden dolayı yatırımcılar için bir rehber niteliğindedir. Ayrıca çalışmaya özel hastanelerin GZFT (SWOT) incelemesi ve hastanelerde maliyet-finansman ilişkisi bölümleri de eklenilerek, ilgili alanda araştırma yapmak isteyen araştırmacılara ve yatırımcılara yararlı olabileceğini düşündüğüm bilgilerde yer almıştır.
Uzaktan eğitimde bilgi merkezi hizmetlerine yönelik durum analizi ve uygulama önerisi
Gelişen teknoloji, eğitim alanında yeni uygulamaları beraberinde getirmiş ve uzaktan eğitimin (UE) gelişimini desteklemiştir. UE'nin ülkemizde yaygınlaşması ve UE' ye olan talebin her geçen gün artması eğitimin temel taşlarından biri olan bilgi merkezlerinin uzaktan öğrenenlere bilgi hizmeti sunma noktasındaki önemini artırmıştır. Bu çalışmada, Türkiye'deki bilgi merkezlerinin UE öğrencilerine sundukları mevcut bilgi ve belge hizmetleri tespit edilerek, eksikliklerin giderilmesine yönelik uygulama önerileri sunulmaktadır. Çalışmanın ilk aşamasında uluslararası bilgi hizmeti standartları incelenerek, Türkiye'de uzaktan eğitim programı olan üniversitelerin bilgi merkezlerine anket uygulaması yapılmıştır. Elde edilen sonuçlarla bilgi merkezlerinin uzaktan eğitim öğrencilerine sundukları hizmetler için mevcut durum analizi yapılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında ise anket sonuçlarına göre tespit edilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla bilişim teknolojileri kullanılarak uygulamalı önerilere yer verilmiştir. Bu çalışma sonuçlarının; bilgi merkezlerinin mevcut hizmetlerini gözden geçirerek UE öğrencilerine uluslararası standartlara uygun hizmetler geliştirmelerinde katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Uzaktan Eğitim, Bilgi Merkezleri, Bilgi Hizmetleri
Euro değerindeki değişmelerin Türkiye ekonomisine yansımalarının Avrupa Birliği'ne tam üyelik perspektifinde değerlendirilmesi
Küreselleşme olarak adlandırılan süreçle birlikte uluslararası ticarette ve sermaye hareketlerinde kaydedilen artış, bu faaliyetlerin en kritik değişkeni olan döviz ve paritelerin önemini daha da artırmıştır. Bu sürecin ekonomik gelişmeler ve değişkenler üzerindeki etkisinin belirginleşmesi, döviz kuru politikalarının oldukça dikkatli uygulanmasını zorunlu hale getirmiştir. Birçok ülkede bu bağlamda yapılan hatalar ve yaşanan krizlerin ciddi ekonomik, sosyal ve siyasi sonuçlar doğurabildiği görülmüştür. Dolayısıyla döviz kurlarına yönelik çalışmalar önem kazanmaktadır. Döviz kuru ile ekonomik değişkenler arasındaki etkileşim ve dengelenme mekanizması, döviz kurlarının hangi faktörlerce ve nasıl belirlendiği kadar, ekonomiyi ne şekilde etkilediği sorusunu da önemli kılmaktadır. Bu doğrultuda, küresel, bölgesel ve ulusal boyutlu birçok değişkenle sürekli etkileşim halinde olan ve bir ulusal ekonominin dış dünya ile ilişkilerinin başlıca aracı niteliğindeki döviz kurları, Türkiye ekonomisi açısından da büyük önem arz etmektedir. Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik yolunda adaylık statüsü devam eden Türkiye için bu önem, Ekonomik ve Parasal Birlik (EPB) ile olası bir bütünleşmenin ortaya çıkaracağı sonuçlar ve Euro değerindeki değişmelerin ekonomiye etkileri bağlamında ayrıca ön plana çıkmaktadır. Avrupa'da ulusal ekonomilerin bütünleşmesini ve nihai hedef olan siyasi birliğe ulaşma yolunda bir dönüm noktasını ifade eden EPB, üretim faktörlerinin serbest dolaşımının yanı sıra, üye ülkelerin ulusal para birimlerini kapsayan uluslararası sabit döviz kuru alanından, ortak bir merkez bankasının yönetiminde tek para biriminin geçerli olduğu uluslarüstü sisteme geçişi temsil etmektedir. Onlarca yıla yayılan ekonomik bütünleşme süreci, yapısal nitelikleri birbirinden farklı olan ve farklı mali politikalar uygulayan AB ekonomilerini kapsayan, Avrupa'ya özgü bir parasal bütünleşme pratiği ile sonuçlanmıştır. Böylece, temsil ettiği uluslarüstü yapının küresel ekonomideki yeri ve etkileri dikkate alındığında Euro, ABD Doları'nın ardından küresel ölçekteki en belirleyici döviz olma niteliğiyle tarih sahnesindeki yerini almış ve küresel finansal sistemi bir nevi çift kutuplu bir yapıyla yeniden biçimlendirmiştir. Bu çalışmada öncelikle, ekonominin en önemli makroekonomik fiyatlarından biri olan döviz kurunun değerinde meydana gelen değişmelerin arka planındaki faktörler ve bu değişmelerin etkileri incelenmektedir. Ardından, Euro'yu yaratan döviz kuru sistemi ve Euro'yu etkileyerek gerek AB'de ve Euro Alanı'nda, gerekse küresel ölçekte yansımalara yol açan süreçler tarihsel gelişimleri itibariyle ortaya konulmaktadır. Son olarak, uluslararası parasal sistemin başat aktörü olan Dolar'ın belirleyiciliği de dikkate alınarak, Euro değerindeki değişmelerin Türkiye ekonomisine yansımaları istatistiksel verilerin de yardımıyla analiz edilmektedir. Bu bağlamda, Türkiye'nin Euro Alanı'na girişi olasılığının/girişinin ekonomiyi karşı karşıya bırakacağı riskleri analiz etmeyi de amaçlayan bu çalışma, Türkiye'nin mevcut ekonomik yapısı ile AB'ye ve buna bağlı olarak EPB'ye olası üyeliğinin ekonomik ve sosyal boyutlarıyla riskli ve sakıncalı sonuçlara zemin hazırlayacağı sonucuna varmaktadır. Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru Teorileri, Uluslararası Parasal Bütünleşme, Euro Alanı, Reel Döviz Kuru, Euro Değeri, Türkiye Ekonomisi.
Deniz trafik yoğunluğunun OTS verileri kullanılarak haritalandırılması: Kuzey Ege denizinde bir uygulama
Denizyolu taşımacılığının gelişmesiyle birlikte artan deniz trafiği beraberinde deniz kazası, çevre kirliliği gibi birtakım tehlikeler de getirmektedir. Bir bölgede bulunan deniz trafik yoğunluğunun incelenmesi ve o bölge hakkında durumsal farkındalığın artması oldukça önemlidir. Deniz trafiğiyle ilgili yapılan çalışmalar genel olarak Otomatik Tanımlama Sistemi (OTS) verileri ile deniz trafik yoğunluğunun incelenmesi, çatışma ya da karaya oturma olasılıklarının hesaplanması, bölgesel ya da küresel düzeyde gemi hareketlerini gösterecek yoğunluk haritalarının çıkarılması ve seçilen bölgelerdeki gemi hareketlerinin incelenmesi şeklindedir. Artan deniz trafiğinin incelenerek bölgeler hakkında durumsal farkındalığın artmasını sağlayan çeşitli yöntemler ve programlar bulunmaktadır. Örneğin IWRAP Mk II, SAMSON, GRACAT gibi programlar kullanılarak gemilerin çatışma ya da karaya oturma olasılıklarını nicel olarak hesaplamak mümkündür. Türkiye'de, deniz trafiğinin incelenmesi ile ilgili çalışmalar bulunmakla birlikte, deniz trafiğinin analizinde kullanılan bir program geliştirilmemiştir. Literatürde olan bu eksiklikten yola çıkılarak bu çalışmada bir masaüstü uygulaması geliştirilmiştir. Geliştirilen uygulama ile OTS verileri kullanılarak öncelikle gemi hareketlerinin haritalandırılması sağlanmaktadır. Gemi hareketleri haritalandırıldıktan sonra iki nokta seçilerek bu iki nokta arasından geçen gemilerle ilgili çeşitli grafikler ortaya çıkarılabilmektedir. Bu uygulama ile Frekans-Mesafe, Draft-Mesafe, Yere Göre Sürat-Mesafe, Yere Göre Sürat-Yere Göre Rota gibi çeşitli dağılımların hesaplanıp grafiksel olarak gösterilmesi mümkündür. Bu konuda Türkiye'de yapılmış ilk örnek niteliğinde olan uygulamanın farklı ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilmesi mümkündür.
Tarih boyunca Beyşehir ve Eşrefoğulları Beyliği
Beyşehir, İç Anadolu Bölgesinin büyük kasabalarından biri olarak binlerce yıllık tarihi mirasıyla birçok incelemeye konu olmuştur. Aynı adı taşıyan bir gölün güneydoğu kıyısında yer alan Beyşehir, tarih boyunca pek çok farklı devletin egemenliğine girmiştir bu nedenle bölgede Neolitik Çağ'dan Bizans Çağı'na uzanan çok sayıda antik yerleşim tespit edilmiştir. Hititler döneminde dini bir kimlik kazanan şehir bu özelliğini farklı inançlar vasıtasıyla yüzyıllarca korumuştur. Roma ve Bizans döneminde Hristiyanlık tarihinin önemli merkezlerine yakınlığı ile dikkat çekmiş ve Arap-Sasani akınlarına sahne olmuştur. XI. yüzyılda Selçuklu fetihleriyle Türk egemenliğine giren Beyşehir XII. yüzyıla gelindiğinde muntazam, kozmopolit bir Türk-İslam şehrine dönüşmüştür. Selçuklular'ın İlhanlı İmparatorluğu kontrolünde vassal bir devlet haline gelmesinin ardından bölge kısa sürede bir Türkmen beyliği olan Eşrefoğulları'nın başkenti haline gelmiştir. Şehre adını veren Eşrefoğlu Seyfeddin Süleyman Bey ile halefleri çok kısa sürede anıtsal bir cami, bedesten, han, kale, medrese inşa ettirerek Beyşehir'i saygın bir şehir yerleşkesi haline getirmiştir. Bu çalışma Eşrefoğulları'nın kısa süren siyasi serüvenine ve Beyşehir'e olan katkılarına odaklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Eşrefoğulları, Beyşehir, Eşref Bey, Gorgorum.
Edmund Burke ve Immanuel Kant bağlamında modern felsefede sanat anlayışı
Bu çalışmada ilk kez modern felsefede kendini gösterebilmiş olan "tutkuların" ve onların insan üzerinde yarattığı haz veya hazsızlıkla ilişkili "güzel" ve "yüce" sözcüklerinin detaylı bir araştırması amaçlanmıştır. İlk olarak incelemesi yapılacak olan, modern felsefenin kurucusu Descartes tarafından tutkulara, daha önce olduğundan çok farklı olarak yeni içerikler kazandırılmıştır. Tutkuların, her şeyden bağımsız olarak düşünülmesi modern estetiğin temelinde yer alır. İkinci olarak, belirlenmiş tutkular Burke tarafından güzelin ve yücenin konusu haline getirilmiştir. Son olarak bu iki estetik duygu, Kant tarafından zihin yetilerinin detaylı incelenmesi ile asıl konumlandırılmaları gereken yer olan "yargı yetisi"nin sınırları içinde tartışılır. Anlama yetisi ve us arasında aracı olan yargı yetisinin özellikleri estetiğin ilgi alanını ve sanatçısını belirler. Bu tezde Kant'ın bunu nasıl içeriklendirmiş olduğu cevaplandırılır. Tezin son bölümümde Kant'ın güzel ve yüce duygularından ne anladığı Henry Fielding'in Tom Jones romanının bir yorumlanmasıyla ortaya konulur.
Duygusal zeka ile girişimcilik eğilimi ilişkisi: DEGA katılımcıları üzerine bir araştırma
Bu araştırma, katılımcıların duygusal zeka düzeyleri ile girişimcilik eğilimleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve duygusal zeka olgusunu oluşturan değişkenlerin girişimcilik eğilimini oluşturan değişkenler üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Söz konusu ana amacı gerçekleştirmek için adı geçen değişkenler arasındaki ilişki, korelasyon katsayısı ile belirlenirken; değişkenler arasındaki etkileşim ise regresyon analizi ile ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 eğitim-öğretim yılında DEGA (Dokuz Eylül Üniversitesi Girişimcilik Akademisi) bünyesinde eğitim almaya hak kazanan toplam 95 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde duygusal zeka olgusuna ilişkin kuramsal çerçeve oluşturulmuştur. Bu kapsamda öncelikle duygu ve zeka kavramlarının tanımlarına yer verilmiş, tarihsel olarak gelişimleri incelenmiş ve aralarındaki ilişkiyi ortaya koyan klasik ve modern yaklaşımlara değinilmiştir. Duygusal zeka ile ilgili geliştirilmiş modellere de yer verilerek, olguya ilişkin bazı ulusal ve uluslararası araştırmaların sonuçları açıklanmıştır. İkinci bölümde, girişimcilik eğilimi olgusuna ilişkin kuramsal çerçeve oluşturulmuştur. Bu kapsamda öncelikle girişimci, girişimcilik ve girişimcilik eğilimi kavramlarının tanımlarına yer verilmiş, girişimcilik eğilimini etkileyen faktörler belirtilmiş ve girişimcilik eğilimi üzerine yapılan bazı ulusal ve uluslararası araştırmaların sonuçlarına değinilmiştir. Ayrıca duygusal zeka ile girişimcilik eğilimi arasındaki ilişkiyi ortaya koyan bazı ulusal ve uluslararası araştırma sonuçlarına da bölüm sonunda yer verilmiştir. Araştırmanın son bölümünde ise duygusal zeka ile girişimcilik eğilimi arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu aşamada DEGA katılımcılarına uygulanan anket verileri analiz edilmiş ve araştırma hipotezleri test edilmiştir. Araştırma sonucunda, duygusal zeka boyutlarından sadece stres yönetimi boyutu ile girişimcilik eğilimi boyutlarından kişisel norm boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı ortaya çıkmıştır. Duygusal zeka ölçeğinin diğer tüm boyutları (kişisel farkındalık, kişiler arası ilişkiler, şartlara ve çevreye uyum ve genel ruh hali) ile girişimcilik eğilimi ölçeğinin diğer tüm boyutları (davranışa yönelik tutum ve varsayılan davranış kontrolü) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca regresyon analizi sonuçları incelendiğinde, modele ilişkin R2 değerinin %19,1 olarak elde edilmesi, genel olarak girişimcilik eğilimindeki değişmelerin %19,1'inin, bireylerin duygusal zeka düzeyleri tarafından belirlendiğini ifade etmiştir. Diğer bir deyişle, girişimcilik eğilimindeki değişmelerin %80,9'u duygusal zeka boyutlarının dışındaki değişkenlere bağlı olmaktadır.
Yerel halkın turizme yönelik algı ve tutumlarının turizm gelişim yaklaşımları kapsamında değerlendirilmesi: Mazı Köyü-Türkbükü karşılaştırmalı analizi
Turizm, hızla gelişen sektörler arasındadır. Turizm sektörü, yatırımların fazla ve rekabetin yoğun olduğu bir yapıya sahiptir. Bu nedenle turizmin olumlu ve olumsuz birçok etkisi ortaya çıkmaktadır. Bu etkiler yalnızca sektörden faydalananları değil özellikle de yörede yaşayan yerel halkı etkilemektedir. Alan yazında turizmde farklı gelişim düzeyine sahip bölgelerin yerel halkının turizme yönelik algı ve tutumlarının da farklı olduğuna yönelik çok sayıda çalışma yer almaktadır. Bu çalışmada turizmin farklı aşamada gelişim gösterdiği iki farklı bölgede yaşayan yerel halkın turizm gelişimine yönelik algı ve tutumları değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeden sonra iki bölgenin yerel halkının algı ve tutumları en çok kullanılan dört turizm gelişim yaklaşımı kapsamında karşılıklı analiz edilmiştir. Araştırmada öncelikle ilgili yazın taranarak yarı yapılandırılmış bir soru formu oluşturulmuştur. Daha sonra turizmde farklı gelişim düzeyinde olan Türkbükü yerel halkından 15, Mazı köyü yerel halkından 15 olmak üzere toplam 30 katılımcı ile yapılan yüz yüze görüşmeler derlenerek analiz edilmiş ve bulgular saptanmıştır. Araştırmanın sonucunda iki bölgenin yerel halkının turizme yönelik algı ve tutumlarının genellikle farklı olduğu saptanmıştır. Turizmin yeni gelişim göstermeye başladığı Mazı köyü yerel halkının turizm bilgilerinin kısıtlı ve algı ve tutumlarının genelde daha olumsuz yönde olduğu ve turizmin geliştiği Türkbükü yerel halkının turizme yönelik algı ve tutumlarının daha olumlu olduğu ortaya çıkmıştır. Sürdürülebilir bir turizm gelişimi ve yerel halkın desteğini alabilmek için turizmin olumsuz etkilerini en aza indirgemek ve yerel halkı turizm konusunda eğitmek sektörün geleceği açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Turizmin Etkileri, Turizm Gelişimi, Yerel Halk, Algı ve Tutum.