Biruni University
Discipline

Veterinerlik Parazitolojisi Anabilim Dalı

Biruni University

15

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

15 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Elazığ ve Tunceli yörelerinde bulunan av hayvanlarından bıldırcın (Coturnix coturnix) ve kınalı keklik (Alectoris graeca)'lerde parazitlerin yayılışı

30 ÖZET Materyalimizi oluşturan 100 adet bıldırcın (Coturnix coturnix) Elazığ yöresinden, 50 adet keklik (Alectoris graeca) ise Tunceli ve Elazığ yöresinden 1991-1992 av sezonlarında elde edilmiştir. Bu kanatlıların tüm iç organları ve vücut boşlukları helmintler ve coccidia etkenleri yönünden muayene edilmiştir. Pankreas kanallarında bulunan bir tür hariç diğer bütün türlere bu kanatlıların sindirim kanallarında rastlanmıştır. Kekliklerin % 86 'sının ve bıldırcınların ise % 49'unun çeşitli helmint türleri ve Eimeria ookistferi ile enf ekte oldukları bulunmuştur. Bıldırcınlarda bulunan türlerin Choanotaenia infundibulum (%39), Fimbriaria fasciolaris {%\), Lyruterina nigropunctata (%4), Raillietina echinobothrida (%!), R. tetragons (%2), Raillietina sp. (%1), Heterakis gailinarum (%î), Pseudaspidodera pavonis (%2), Subulura di ff erens {% 4), Eimeria baterl\%îfy, E. cotumicis (%4), E. tsunodajve E. uzura, kekliklerde bulunan türlerin ise Corrigia conigia (%10), Choanotaenia infundibulum (%4), Raillietina echinobothrlda (%10), R. tetragona (%6), Cheiliospirura spinosa (%14), Heterakis dispar (%38). H. gaJlinarum (%12), Subulura differens{%&), Seurocymea co//n/{%2), S. eurycerca (%2), Bmeria afectoreae (%18), E caucasica (%38), E cotumicis (%4), E. gonzaiezi (%4) ve E.kofoidi (%76) olduğu görülmüştür. Türkiye'de bıldırcınlarda t. nigropunctata, P. pavonis, £ 6*ie« E.tsunodaJ ve E uzura'nın; kekliklerde C. spinosa, S. colini, E. afectoreae ve E.gonzalez i 'nin; hem keklik ve hem de bıldırcınlarda ise £ cotumicis 'in varlığı ilk defa bu çalışma ile ortaya konmuştur.

BıldırcınCoccidiaHelmintiyaz-hayvan+2
Ergün Köroğlu
Fırat University · Institute of Health Sciences
1993
00
DoctorateOpen AccessTR

Elazığ ve çevresinde koyun, keçi ve sığırlsrda eksternal myiasit etkenlerinin yayılış ve gelişmeleri

Bu araştırma, 1994 ve 1995 yıllarında Elazığ Merkez, Sivrice, Kovancılar, Baskil ilçeleriyle Saikaya köyünde yürütülmüştür.Sineklerin toplanmalarını sağlamak ve öldürmek maksadıyla önceden kokuşturulmuş et, karaciğer ve dalak parçaları üzerine Golden Malrsn serpilmiş ve bu şekilde odaklardan toplam 10440 adet sinek yakalanmıştır.Laboratuvarda morfolojik özelliklerine göre teşhis edilen sineklerin 7989 (% 76.52)' unun Locllla serlcata, 35 (% 0.34)' inin L. caesar, 540 (% 5.17)' inin Cdlltphora vlclna, 46 (% 0.44)' sının C. vomltoria, 1416 (% 13.56)' sının Chrysomyia albiceps, 3 (% 0.03)' ünün Woh!fahrtia magniflca, 233 (% 2.23)f ünün Sarcophaga haemorrholdalls ve 178 (% 1.71)' inin de S, carnarîa olduğu görülmüştür. Sineklerin 9490 (% 90.90) adedinin dişi, 950 (% 9.10) adedinin erkek olduğu belirlenmiştir. W. magniflca' nın erkeklerinin dışında, diğer türlerin erkek ve dişilerine rastlanmıştır.Her iki yılın Ocak, Şubat, Mart, Kasım ve Aralık aylarında görülmeyen sineklerin meteoroloji verilerine göre ortalama; sıcaklığın 17.9°C, nisbi nemin % 52.8 ve yağış miktarının 24.4 mm3 olduğu 1994 yılı Mayıs ayında (% 20.92), ortalama; sıcaklığın 21.4°C, nisbi nemin % 43.4 ve yağış miktarının 10.7 mm3 olduğu 1995 yılı Haziran ayında (% 24.6) en yüksek oranda bulundukları tespit edilmiştir.Laboratuvar şartlarında gelişmeleri incelenen türlerden; Lucllîa serlcata' nın 17-22 günde, C. vicirta ve W. magniflca' nın 19-23 günde S. haemorrhoidaiîs1 in ise 10-16 günde gelişmelerini tamamladıkları görülmüştür,Diğer taraftan, araştırma süresince 52 myiasis vakası tespit edilmiştir. Bunlardan; 22 (% 42.31)' si her iki yılın Haziran ayında, 10 (% 19.23)' u Mayıs ayında, 9 (% 17.31)' u Temmuz ayında, 8 (% 15.38)' i Eylül ayında ve 3 (% 5.77)' ü de Ağustos ayında görülmüştür. Vakaların 47 (% 90.38)' sinin koyunlarda, 5 (% 9.62)! inin de sığırlarda bulunduğu saptanmıştır. Keçilerde herhangi bir myiasis vakasına rastlanmamıştır. Yaralardan toplanan larvaların yapılan preparatlarının ve pupadan çıkan sineklerin incelenmesi sonucunda, yaraların 51 (% 98.08)' inin W. magniflca, 1 (% 1.92)' inin de L. serlcata larvaları tarafından oluşturulduğu tespit edilmiştir.Diğer taraftan, nekrotik dokuları uzaklaştırılan ve uygun antiseptiklerle yıkandıktan sonra Negusant püskürtülen yaraların tamamının iyleştikleri görülmüştür.Anahtar Kelimeler; Koyun, Keçi, Sığır, Eksternal Myiasis.?

Cem Ecmel Şaki
Fırat University · Institute of Health Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ili köpeklerinde Dirofilaria immitis'in prevalansı

Bu çalışma, Antalya ilindeki köpeklerde Dirofilaria immitis'in yayılışını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla, Kepez, Konyaaltı, Muratpaşa ve Gazipaşa ilçelerinde yer alan sahipli/sahipsiz, klinik belirti gösteren/göstermeyen, farklı ırk ve yaştaki 109 erkek, 96 dişi olmak üzere toplam 205 köpekten kan örnekleri alınmıştır. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı'na getirilen kan örnekleri Natif ve Modifiye Knott yöntemleri ile mikrofiler varlığı araştırılmıştır. Daha sonra tüm kan örnekleri Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR) yöntemi moleküler olarak Dirofilaria immitis yönünden değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda Natif Yöntem ve Modifiye Knott yönteminde mikrofiler tespit edilememiştir. Spesifik COI* gen bölgesinin 203 bp büyüklüğündeki korunmuş bölgeyi çoğaltan DICOI-F1 (F; AGTGTAGAGGGTCAGCCTGAGTTA) ve DICOIR1 (R; ACAGGCACTGACAATACCAAT) primerleri kullanılarak yapılan PCR yönteminde de herhangi bir pozitiflik saptanmamıştır. Bu tez çalışması, Antalya yöresinde Dirofilaria immitis'in yayılışının ortaya konulması ile ilgili ilk moleküler çalışmadır. Paraziter faunaya olan katkısıyla araştırma sonuçları, çalışma alanının genişletilerek bakısı yapılan hayvan sayısının arttırılmasıyla yeni çalışmaların planlanmasının ve sivrisineklerin vektörlük potansiyellerinin ortaya konulmasının gerektiğini göstermiştir. Sonuç olarak, Dirofilaria immitis'in son konaklardaki etkileri ve zoonoz özellikleri göz önüne alındığında, parazitin epidemiyoljisinin daha iyi anlaşılması ve parazite karşı koruma kontrol programlarının oluşturulabilmesi açısından bu çalışmaların belirli aralıklarla sürekli yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Abdüllatif Emirikci
Biruni University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ili köpeklerinde Anaplasma phagocytophilum ve Hepatozoon canis'in yaygınlığının araştırılması

Hepatozoon canis köpeklerde ölümle sonuçlanabilen hastalık tablosuna neden olan kene kaynaklı protozoal bir parazittir. H. canis ülkemizde bulunduğu kanıtlanmış olan, köpeklerde klinik enfeksiyon oluşturan köpek hepatozoonozisine neden olur ve kozmopolit bir yayılım göstermektedir. Anaplasma phagocytophilum kene kaynaklı zoonotik hastalığa neden olan zorunlu intrasellüler bir parazittir ve lökositlere ilgi gösterir. A. phagocytophilum'un köpeklerde yaptığı hastalık hakkında ülkemizde yeterli sayıda literatür olmamakla birlikte diğer kan protozonları gibi granülositik anaplosmosis enfeksiyonu oluşturarak hematolojik bozukluklara neden olmaktadır. Ülkemizde köpeklerde hepatozoonosis ve anaplasmosis prevalansı hakkında daha önce yapılan çalışmalar mevcuttur. Bu çalışma ile de köpeklerde hepatozoonozis ve anaplasmosis tanı ve tedavi prosedürlerinin geliştirilmesi açısından katkı sağlanacağı düşünülmektedir. Bu çalışma ile Antalya ilinde sahipli ve sahipsiz rastgele seçilen asemptomatik köpeklerden ve semptom gösteren köpeklerden 120 adet kan örnekleri toplanılarak, bu materyallerde H. canis ve A. phagocytophilum varlığı PCR ile belirlendi. Bu çalışma sonucunda alınan kan örnekleri PCR ile H.canis ve A. phagocytophilum yönünden incelenmiş moleküler pozitiflik oranı H.canis'te %22.5, A.phagocytophilum'da %3,33 olarak bulunmuştur. Cinsiyet, yaş ve ırk ile H.canis ve A.phagocytophilum pozitifliği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Elde edilen bu veriler ile Antalya'da köpeklerde ilk defa moleküler tabanlı bir yöntem olan PCR ile H. canis ve A.phagocytophilum varlığı ve prevalansı bildirilmektedir.

Talha Taş
Biruni University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı kanatlılardaki sarcocystis türleri ve bunların yayılışları

43 5. ÖZET Bu araştırmada, Elazığ Merkez, Sivrice, Baskil ve Keban ilçe merkezlerinden ve buralara bağlı köylerden satın alınan 100 ev tavuğu, 25 hindi, 18 ördeğin, tavuk mezbahanesinden temin edilen 400 kümes tavuğunun ve avlanan 20 keklik ile 21 güvercinin kas örnekleri Sarcocystis kistleri yönünden incelenmiştir. Kanatlıların hiçbirinde makroskopik kistlere rastlanmamış olup, göğüs, boyun, bud ve kalp kaslarından alınan örneklerin digestion tekniği kullanılarak yapılan muayenelerinde 100 ev tavuğunun 38 (%38)'inde, 25 hindinin 5 (%20)'inde ve 20 kekliğin 2 (%10)'sinde görülen mikroskopik kistler kümes tavukları, ördek ve güvercinlerde bulunamamıştır. Ev tavuklarında iki mikroskopik Sarcocystis kisti tespit edilmiştir. Bunlardan, 68.5 x 652.5 mikron büyüklüğünde ve içleri belirgin locaları olmayan S. horvathi kistlerinin, 2.3-3.2 mikron kalınlığında ve parmak şeklinde çıkıntıları bulunan bir kist duvarına sahip olduğu görülmüştür. Parazitin muz dilimi şeklindeki bradizoitleri ise ortalama 2.25 x 10.15 mikron büyüklüğünde bulunmuştur. Diğer, 61.93 x 543.75 mikron büyüklükte ve localı olan Sarcocystis sp. kistlerinin 1.0-2.2 mikron kalınlıkta ve parmak benzeri çıkıntıları bulunan bir kist duvarına sahip olduğu görülmüştür. Bu türün bradizoitlerinin ortalama 2.3 x 15.7 mikron büyüklüğünde ve uzun lanset şeklinde oldukları tespit edilmiştir. Ev tavuklarında Sarcocystis horvathi'ye en fazla (%65.8) boyun kaslarında, Sarcocystis sp. kistlerine ise en fazla (%23.7) göğüs kaslarında rastlanmıştır. Hindi ve kekliklerde yapılan muayenelerde parçalanmamış kistlere rastlanmadığından kistlerin büyüklükleri ölçülememiştir. Ancak, görüldüğü kadarıyla localı olan Sarcocystis sp. kistlerinin üzerinde44 parmak benzeri uzantıları bulunan bir kist duvarına sahip oldukları belirlenmiş olup, kist duvarının hindilerde 2.0-2.5 mikron, kekliklerde 1.5 mikron kalınlıkta olduğu tespit edilmiştir. Sarcocystis sp. kistleri hindilerde boyun, bud ve göğüs kaslarında, kekliklerde ise sadece boyun kaslarında görülmüştür. Kanatlıların hiçbirinde kalp kasında mikroskopik kistlere rastlanmamıştır. Diğer taraftan, mikroskopik kistlerle enfekte ev tavuklarında histopatolojik lezyonlar görülmüş olup, bu lezyonların hindi ve kekliklerde daha hafif olarak şekillendiği gözlenmiştir.

GüvercinlerHindilerKeklik+3
Murat Sevgili
Fırat University · Institute of Health Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl yöresi buzağılarında Eimeria türleri ile Toxocara vitulorum'un dışkı bakılarına göre yaygınlığının araştırılması

Bingöl Yöresi Buzağılarında Eimeria Türleri ile Toxocara vitulorum'un Dışkı Bakılarına Göre Yaygınlığının Araştırılması Bu çalışma Bingöl yöresi buzağılarında Eimeria türleri ve Toxocara vitulorum'un prevalansını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma kapsamınında Bingöl ili Solhan ilçesinde 17 farklı köyde 6 aylıktan küçük 213 buzağının dışkı örnekleri toplanmıştır. Hayvanların rektumlarından alınan dışkı örnekleri Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Laboratuvarlarında Flotasyon yöntemi ile Eimeria sp. ookistleri ve Toxocara vitulorum varlığı yönünden incelenmiştir. İncelenen 213 buzağı dışkısının 78'inde (%36,6) Eimeria sp. Ookistlerine, 80'inde (%37,5) ise Toxocara vitulorum yumurtası tespit edilmiştir. Tespit edilen türler ise, E.alabamensis (%5,12), E.zuernii (%16,66), E.ellipsoidalis (%16,66), E.subsherica (%8,97), E.auburnensis (%12,82), E.cylindirica (%23,07), E. wyomingensis (%2,56), E.brasiliensis (%5,12) ve E.bovis (%8,97) türleri tespit edilmiş olup, en fazla bulunan türün E.cylindirica (%23,07) türü iken, en az bulunan türün ise E. wyomingensis (%2,56) olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Bingöl, Buzağı, Eimeria, Toxocara vitulorum, prevalans

Muhammed Türkeri
Bingöl University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl ili sokak köpeklerinde dışkı bakılarına göre Helmint enfeksiyonlarının yayılışı ve zoonotik önemi

Köpek ve insan teması günümüze kadar gelen ve devam eden binlerce yıllık bir geçmişe sahiptir. Önceleri insan artıkları ile beslenen vahşi kurtlar zamanla insan temasına alışarak insan-köpek birlikteliğinin temellerini atmışlardır. İnsanının köpek üzerine yapmış olduğu seçici üretme müdahaleleri sonucu ise çeşitli şekil ve büyüklükte atalarından daha evcil olan köpek ırkları geliştirilmiştir. Günümüzde özellikle sokak hayvanlarının serbest dolaşabildiği ülkelerde bu birlikteliğin günlük hayata dahlini görmek mümkündür. Köpek insan ilişkisi kaçınılmaz olarak birçok zoonoz hastalığı da beraberinde getirmiştir. Bu tez çalışması Bingöl ilindeki sokak köpeklerinde dışkı bakılarına göre helmint enfeksiyonlarının yayılışını ve zoonotik önemini belirlemek için yapılmıştır. Bu tez çalışması kapsamında Bingöl İlinde faaliyet gösteren Bingöl Belediyesi Geçici Hayvan Bakımevi'ne yıl boyunca getirilen paraziter tedavi görmemiş çeşitli ırkta, yaşta ve cinsiyetteki sokak köpeklerinden 50 dışkı örneği alınarak makroskopik muayene, natif muayene, flotasyon ve sedimentasyon yöntemleriyle helmint enfeksiyonu açısından incelenmiştir. İncelenen 50 dışkı örneği içerisinde toplamda en fazla bulunan türün T. canis (%20) türü, en az bulunan türün ise T. leonina (%6) olduğu görülmüştür. 50 adet dışkı örneği içerisinde D. caninum %10 oranında bulunurken Isospora sp. %10 oranında bulunmuştur. Dışkı örneklerinde bulunan helmint türlerinin bölgede yaşayan insan sağlığı açısından önemi saptanmaya çalışılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen veriler sokak köpeklerinde antiparaziter mücadelenin toplum sağlığı açısından da önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Sokak köpeklerinde yaş, ırk ve cinsiyet ayırmaksızın görülebilen paraziter enfeksiyonlar popülasyonun tamamında düzenli bir antiparaziter mücadelenin gerekliliğini göstermektedir.

Muhammed Atakan Buz
Bingöl University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Rekombinasyon sonrası theileria annulata popülasyonlarındaki genetik ve antijenik çeşitlilik

Hyalomma soyuna bağlı ixodid keneler tarafından nakledilen Theileria annulata'nın oluşturduğu tropikal theileriosis gelişmekte olan ülkelerde, sığırların ekonomik açıdan önemli bir hastalığıdır. Doğal şartlarda parazitlerde oluşan seksüel rekombinasyon popülasyonun genetik çeşitliliğinin oluşmasında önemli yer tutmaktadır. Bunun yanında, hastalıkta tedavi amaçlı ilaç uygulamaları ve koruyucu amaçlı aşılamalar T.annulata popülasyonları üzerine seçici etki yaparak popülasyonun yapısını değiştirmekte, bunların kenelere aktarımına ve dolayısıyla da oluşacak yeni popülasyonda genetik farklılıkların oluşmasına sebep olmaktadır. Theileria annulata'nın bilinen tüm gen sekansı, popülasyon genetiği çalışmaları ve yeni antijenlerin tanımlanması için genetik marker geliştirilmesine olanak sağlamıştır. T.annulata popülasyonlarının kenelere aktarılmasından sonra oluşan yeni parazit popülasyonlarındaki genetik çeşitlilik ve rekombinasyonun bu çeşitlilikteki rolü hakkında polimorfik moleküler markerler kullanılarak yapılmış kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır. Klonal olan ve olmayan iki farklı T. annulata izolatının (Ankara D7 ve Akçaova A10) rekombinasyon sonrası analizi için yapılan popülasyon genetiği çalışmasında kullanılmak üzere 23 adet mini ve mikrosatelit marker belirlenmiştir. Ayrıca, yeni parazit popülasyonlarında rekombinasyonun yoğun olduğu kromozomal bölgeler ve bunların çaprazlama sonrası meydana gelen antijenik etkisi belirlenmiştir. Bu tez çalışmasında polimorfik markerler kullanılarak, klonal olan ve olmayan Theileria annulata izolatlarının kenelere aktarımını takiben çaprazlama sonrası oluşan yeni popülasyonlarında çok sayıda farklı alleller belirlenerek genetik düzeyde farklılaşmalar olduğu belirlenmiştir. Rekombinasyonun yoğun olduğu kromozomal bölgeler; D7 için kromozom 4>2>1>3 ve rekombinasyonun en yoğun olduğu A10 için kromozom 3>4>2>1 şeklinde sıralanmıştır. Rekombinasyonun 21 farklı antijenik bölge üzerindeki etkisi için yapılan analizinde bu parazit izolatları için antijenik düzeyde bir farklılaşma görülmediği belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Theileria annulata, rekombinasyon, popülasyon genetiği.

Genetik varyasyonHayvan hastalıklarıRekombinasyon-genetik+4
Ahmet Hakan Ünlü
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Theileria annulata'ya karşı aşılanan hayvanlarda aşının koruyuculuğu etkinliğinin genotipik düzeyde belirlenmesi

Hyalomma soyuna bağlı ixodid keneleri tarafından nakledilen Theileria annulata'nın oluşturduğu tropikal theileriosis sığırların ekonomik açıdan önemli bir hastalığıdır. Kuzey Afrika, Güney Avrupa, Hindistan ve Türkiye'yi de içine alan Orta Doğu ile Asya'da yaygın olarak görülmekte ve yaklaşık 200 milyon sığırı tehdit etmektedir. Hastalık yüksek verimli ırkların geliştirilmesi için uygulanan yetiştiricilik programları için önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Tropikal theileriosis direk ve dolaylı ekonomik kayıplar meydana getirmektedir. Bunları genel olarak ölüm, verim düşüklüğü, veteriner tanı ve tedavi giderleri ile hastalığa karşı koruma amaçlı uygulanan kene mücadelesi ve aşılama için yapılan masraflar oluşturmaktadr. Doğal şartlarda parazitlerde oluşan seksüel rekombinasyon populasyonun genetik çeşitliliğinin oluşmasında önemli yer tutmaktadır. Bunun yanında, hastalıkta tedavi amaçlı ilaç uygulamaları ve koruyucu amaçlı aşılamalar T.annulata populasyonları üzerine selektif etki yaparak populasyonun yapısını değiştirmekte, bunların kenelere aktarımına ve dolayısıyla oluşacak yeni populasyonda genetik farklılıkların oluşmasına sebep olmaktadır. Bu durumda gelecekte parazitin farklı populasyonlarından kaynaklanan yeni risklerin (ilaç direnci, aşılamaların koruyucu etkinliğinin azalması, yüksek patojeniteye sahip dirençli suşların oluşması gibi) ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Sonuç olarak, aşılanmış hayvanlarda aşının genotipik düzeydeki koruyucu etkisi ve korumanın sağlanamadığı suşlardaki genotipik farklılıklar araştırılmıştır. Bu amaçla, tropikal theileriosise karşı koruyucu amaçla yapılan aşılamaların hangi genotiplere karşı koruma sağlayıp, sağlayamadığı aşılı hayvanlardan alınacak kan örneklerinin polimorfik markerler ile değerlendirilmesiyle belirlenmiştir. Anabilim Dalımız bünyesinde rutin olarak her yıl hastalık dönemlerinde devam ettirilen saha çalışmalarında, özellikle Akçaova-Çine bölgesinde T.annulata'nın attenüye hücre kültürleri (TeylovacTM, Vetal) ile yapılan aşılamalrın parazitin heterolog suşlarına karşı tam bir koruma sağlamadığı ve aşılı hayvanlarda şiddetli theileriosis hatta ölümler görüldüğü kaydedilmiştir. Bu veriler doğrultusunda, bu çalışmada aşılamanın etkisini araştırmak üzere Aydın iline bağlı Akçaova beldesi seçilmiş, hastalık sezonu boyunca 30 gün arayla hayvanların takipleri yapılmıştr. Bu çalışmada, hastalığa karşı koruma amaçlı yapılan aşı uygulamalarının genotipik düzeyde parazitin hangi suşlarına karşı koruma sağlayıp hangi suşlara karşı koruma sağlayamadığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, saha şartlarında T.annulata'nın populasyon dinamikleri ile ilişkili risk faktörlerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini göstermiştir. Aynı zamanda, aşılama yapılmadan önce o bölgedeki hayvan hareketleri ve duyarlı hayvanların taşıyıcı hayvanlara oranı ile parazitin populasyon dinamikleri, genotipik çeşitliliği ve keneleri nakledilme yoğunluğu belirlenmelidir. Elde edilecek bu veriler tropikal theileriosis'e karşı daha etkin aşı kontrol programlarının geliştirilmesine katkıda bulunacaktır.

AşılamaAşılarGenotip+4
Ayça Aksulu
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Aydın/Bozdoğan yöresinde yetiştirilen gökkuşağı alabalıklarında (oncorhynchus mykiss) paraziter yaygınlığın araştırılması

Bu çalışma, Aydın/Bozdoğan İlçesi sınırları içinde, Akçay üzerine kurulu olan Kemer Barajı (37o 30' Kuzey enlemi 28o 35' Doğu boylamı)'ndaki kafes ve Akçay üzerindeki havuzlarda yetiştiriciliği yapılan gökkuşağı alabalıklarında (Oncorhynchus mykiss) paraziter yaygınlığı belirlemek amacıyla Eylül 2013-Ağustos 2014 tarihleri arasında yapılmıştır. Her ay düzenli olarak işletmelerden 12 şer adet olmak üzere toplam 348 balık alınmıştır. Laboratuvarda incelenen balıklar hem nativ hemde Giemsa ve Gümüş Nitrat boyama yapılarak protozoon ve metazoonlar açısından değerlendirilmiştir. İncelenen 348 gökkuşağı alabalığının 153 (% 44) balığın çeşitli protozoon ve metazoonlarla enfekte olduğu saptanmıştır. Enfeksiyon saptanan balıklarda tek ve mix enfeksiyon durumu dikkate alındığında; 118'i (% 33,9) T. fultoni, 19'u (% 5,4) I. multifiliis, 5'i (% 1,4) Apiosoma sp., 4'ü (% 1,1) Lernaea sp., olmak üzere tek türle enfekte iken, 7'sinde (% 2) ise T. fultoni + I. multifiliis ve T. fultoni + Apiosoma sp.'den kaynaklanan mix enfeksiyon tespit edilmiştir. Ayrıca mix olarak tespit edilen balıkların 5'i (% 1,4) (T. fultoni + I. multifiliis), 2'si (% 0,6) (T. fultoni + Apiosoma sp.) ile enfekte olarak belirlenmiştir. Mevsimlerin, balık boy ve ağırlıklarının, su sıcaklığının (oC), çözünmüş oksijen miktarının (O2 mg/L) ve pH değerinin tespit edilen parazitlerin görülme sıklıkları üzerine etkisi değerlendirilmiştir. Ayrıca bulunan parazitlerin enfeksiyon oluşturmasında etkili olduğu düşünülen bu parametrelerin etki paylarının belirlenmesi amacıyla lojistik regresyon analizi yapılmıştır; su sıcaklığındaki bir birimlik (oC) artış enfeksiyonun odds oranını (OR) 1,116 kat artırırken, çözünmüş oksijen miktarındaki bir birimlik artışın (O2 mg/L) ise 0,842 kat azalttığı görülmüştür. Yine aynı şekilde balık boylarındaki bir birimlik (cm) artış enfeksiyonun odds oranını (OR) 0,88 kat azaltırken, ağırlıktaki bir birimlik (g) artışın ise 0,99 kat azalttığı görülmüştür. Çalışma sonunda % 44'lük bir enfeksiyon oranı tespit edilmiştir. Saptanan parazitler arasında baskın türün T. fultoni olduğu görülmüştür. Özellikle su sıcaklığının yüksek olduğu aylarda, stok yoğunluğunun fazla olması, suyun yem artıkları ve ölü balıklarla kirletilmesi sonucu su kalitesinin bozulması paraziter enfeksiyonların görülme sıklıklarının artmasında etkili olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Aydın, Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss), Ichthyophthirius multifiliis, Lernaea sp., Trichodina fultoni

AlabalıklarAydınBalıklar+6
Emrah Şimşek
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Afyonkarahisar'da sığır, manda, koyun ve keçilerde bulunan echinococcus granulosus izolatlarının moleküler karakterizasyonu

Bu çalışma Mart 2010-Nisan 2012 tarihleri arasında Afyonkarahisar yöresindeki sığır, manda, koyun ve keçilerde bulunan Echinococcus granulosus kistlerinin genotiplerinin belirlenmesi amacıyla Afyonkarahisar (Merkez), Emirdağ, Bolvadin, Şuhut, İhsaniye ve Dinar ilçelerinde yürütülmüştür. Çalışma süresince hidatik kistle enfekte 65 keçi, 71 koyun, 119 sığır ve 3 manda olmak üzere toplam 258 hayvanın iç organlarından kistler toplanmıştır. Enfekte hayvanlardaki Echinococcus granulosus genotiplerini belirlemek amacıyla kistlerden çıkarılan germinal membran ve protoskolekslerden DNA izolasyonu yapılmıştır. 78 kistten (30 keçi, 26 koyun, 19 sığır ve 3 manda) DNA elde edilmiştir. Elde edilen DNA'larınnd1 gen bölgesinin Hin6I ve StuI restriksiyon enzimleri kullanılarak PCR-RFLP yapılmıştır. Tüm izolatlarda bir farklılık olmadığı gözlenmiştir. Bu çalışmada cox1 gen bölgesi analizi sonucunda sığır, manda, koyun ve keçilerden elde edilen izolatların tümünde evcil koyun suşu olarak bilinen G1 suşu ve 18 farklı haplotip bulunduğu görülmüştür. Buna göre Afyonkarahisar ili ve ilçelerindeki keçilerde en fazla haplotip TR_AF005 (%33.3) ile TR_AF001 TR_AF003 (%20), koyunlarda TR_AF001 (%73.1), sığırlarda TR_AF001 (%21.1) ve mandalarda da TR_AF013 (%100) bulunmuştur. Bu araştırmadaki toplam 77 örneğin ITS1 gen bölgesinin dizileme analizi sonucunda 462 bç uzunluğunda DNA dizisi elde edilmiştir. Bu DNA dizilerinde 16 baz çiftinde farklılık olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak; Afyonkarahisar Yöresinde sığır, manda, koyun ve keçilerde bulunan izolatların nd1, cox1 ve its1 genlerindeyapılan genetik analizler sonucunda tüm izolatların G1 suşu olduğu belirlenmiştir. Bu izolatların içerisinde TR_AF001 haplotipinin incelenen hayvan türlerinde daha fazla enfeksiyona sebep olduğu bulunmuştur. Mitokondriyal gen bölgelerinde nükleer DNA'ya göre daha fazla mutasyonun olması mitokondride tamir mekanizmasının bulunmamasıyla açıklanabilir. Hastalığın kontrolünde daha etkili stratejilerin geliştirilmesi, bölgesel ve ulusal düzeyde yapılması gerekli olan eradikasyon, aşı ve ilaç geliştirme çalışmalarında bu noktanın göz önüne alınmasında yarar bulunmaktadır.

AfyonkarahisarEchinococcosisEchinococcus granulosus+7
Kürşat Kartal
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Teşil salatalarda helmint yumurtalarının prevalansı

ÖZETYeşil Salatalarda Helmint Yumurtalarının PrevalansıZeki OZANBu çalışmada yeşil soğan, marul, maydanoz, roka ve tere olmak üzere beş ayrı salatamalzemesinin helmint yumurtaları ile kontaminasyonu araştırıldı. Çalışma materyaliAnkara'da semt pazarlarından, yaş sebze ve meyve halinden ve manavlardan temin edildi.Yıkanmamış 100 sebze örneğinin yapılan mikroskop muayelerinde 14(%14) tanesindehelmint yumurtaları teşhis edilmiş, yıkanmış örneklerde ise hiçbir helmint yumurtasınarastlanmamıştır.Yıkanmamış örneklerin 2 tanesinde (%2) Toxocara spp., 8 tanesinde (%8) Taenia spp.ve 4 tanesinde (%4) Ascaris lumbricoides yumurtaları teşhis edilmiştir. Yıkanmamışörneklerde en yüksek helmint yumurtası oranı (%20) marul örneklerinde, en düşük helmintyumurtası oranı (%10) yeşil soğan ve tere örneklerinde bulunmuştur. Taenia spp. yumurtalarıen yüksek sayıda (n=101) teşhis edilen yumurta olmuş, onu Toxocara spp. (n=18) yumurtalarıizlemiştir. En az sayıda teşhis edilen helmint yumurtaları A. Lumbricoides (n=15)'dir. Enyüksek (n=36) helmint yumurtası maydanoz örneklerinde sayılmıştır. En az helmintyumurtası (n=15) tere örneklerinde sayılmıştır.Bu sonuçlar göstermiştir ki, yıkanmamış çiğ sebzeler helmint enfeksiyonları için önemlibir bulaş kaynağıdır ve tüketiciler için önemli bir sağlık riski oluşturmaktadır. Çiğ olaraktüketilen sebzelerden özellikle yapraklı olanlar tüketilmeden önce etkili bir şekildeyıkanmalıdır.

Zeki Ozan
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Samsun yöresi ruminantlarında bit enfestasyonu ve mevsimsel dağılımı

Amaç:Bit enfestasonları dünyada hayvancılık işletmelerinde ekonomik kayıplara sebep olması bakımından önemlidir. Bölgemizde ve Türkiye'de geviş getiren hayvanlarda bit enfestasyonu üzerinde yeterince araştırma yapılmamıştır. Bu çalışmada, Samsun yöresindesığır ve koyunlarda başlıca bit enfestasyonlarınınprevalansının araştırılması ve mevcut bit türlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot:Bu çalışma, Samsun yöresinde Kasım 2021-Ekim 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Bunun için toplam30 koyun çiftliği ve 2055 büyükbaş hayvan rastgele ziyaret edilmiştir. Hayvancılık işletmelerindeki tüm sığır ve koyunlar ışık altında bit varlığı açısından muayene edilmiştir. Bit türlerinin belirlenmesi için bitler içinde %70 etanol bulunan tüplere toplandı.Bitler laboratuvarda %10'luk KOH içine konuldu ve örnekler şeffaflaşıncaya kadar bekletildi. Bunlar KOH içinden çıkarılıp etanol serilerinden (%50, 70, 80, 90, 95 ve 100) geçirildi ve bazı bit türleri (klorat hidrat 40 g. + asetik asit 30cc + distile su30cc) solüsyonunda bekletildi ve ksilen ile seyreltilmiş Kanada balsamı kullanılarak bir lamel ile kaplandı.Bitler bazı yazarların literatürlerine göre anahtarlar kullanılarak mikroskop altında teşhis edildi. Elde edilen veriler SPSSWindows 20 versiyonu (IBM, USA) kullanılarak istatistiksel analizler yapıldı. Bulgular: Bu çalışmadatoplam 2055 sığırve 3165 koyuna bit enfestasyonuyönündenincelenmiş, sığırlarda 2 cinseait 2 tür, koyunlarda 1 cinseait 1 tür bit varlığıortayaçıkarıldı,Sığırvekoyunlarıntoplamenfestasyonoranlarısırasıyla %18 ve %26,6 olarakbulundu.SığırlardaB. bovis, L. vitulivekoyunlardaB. ovistürlerisaptandı. Anahtar Sözcükler:Bit, Enfestasyon, Koyun, Sığır, Samsun

BitlerKoyunlarParaziter hastalıklar+6
Ramazan Akarsu
Ondokuz Mayıs University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Elazığ yöresi koyunlarında kist hidatiğin yayılışı ve koyun kökenli kist sıvısının antijenik özelliklerinin araştırılması

1. ÖZET Bu çalışma koyun kökenli hidatik kist sıvısının antijenik özelliklerinin SDS- PAGE ile araştırılması, koyun hidatidosisinin tanısında ELI S A ve Western blot testlerinin sensitivite ve spesifitelerinin belirlenmesi ve Elazığ yöresi koyunlarında hidatidosisin seroprevalansımn ortaya konulması amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla önce mezbahada kesimi yapılan koyunlardan 50 hidatik kistli ve 50 de hidatik kistsiz hayvanın kanı alınmış, kesim takip edilerek iç organların muayenesi yapılmış, kistli organlar laboratuvara getirilmek üzere alınmış ve her hayvandan dışkı örneği toplanmıştır. Daha sonra Elazığ Merkez, Baskil, Keban, Sivrice ve Kovancılar ilçelerinin farklı yerleşim birimlerinden 50'şer hayvandan kan örnekleri alınmıştır. Enfekte koyunlarda hidatik kistlerin en çok karaciğer-akciğer (%52) organ ikilisinde yerleştiği, bunu karaciğer (%38) ve akciğerin (%10) takip ettiği görülmüştür. Hidatik kistlerin %56'smın fertil, %16'sımn steril, %2'sinin kalsifiye ve %26'sınm da yeni gelişmeye başlayan kistler olduğu görülmüştür. Kist fertilitesinin yaşla birlikte arttığı gözlenmiş ve fertilite oranlarının bir, iki ve üç yaşlı koyunlarda sırasıyla %14.3, %48 ve %83.3 olduğu belirlenmiştir. Kesim sonrası muayenesi yapılan 100 koyunun 20'sinde Moniezia spp., 19'unda Cysticercus tenuicollis, 11 'inde Kist hidatik + C.tenuicollis, yedisinde Kist hidatik + Moniezia spp., ve birinde de C.tenuicollis + Moniezia sppSye rastlanmıştır. Kist sıvısının SDS-PAGE ile analizinde moleküler ağırlığı 29, 45, 58, 68, 98 ve 116 kDa olan altı farklı polipeptid bandı belirlenmiştir. Western blot deneyi neticesinde ise hidatik kistli serumlarda 29, 38, 42, 58, 62, 68, 98, 116, 120, 150 ve f 205 kDa'luk bantlar belirlenirken, hidatik kistsiz serumlarda 38, 58, 62, 68, 116 ve205 kDa'luk protein bantları belirlenmiş ve 116 kDa'luk bandın spesifik tanı koy durucu bant olduğu kanısına varılmıştır. Western blot testinin sensitivitesi %88 spesifitesi %84 olup, ELISA'da bu oranların sırasıyla %60 ve %94 olduğu belirlenmiştir. ELISA'mn sensitivitesi karaciğerdeki kistlerde %47.3, akciğerdekilerde %60, heriki organda birden bulunan kistlerde %69.2 olmuş, bu oranlar fertil kistlerde %67.8, steril kistlerde %75 ve yeni gelişmeye başlayan kistlerde ise %38.4 olarak belirlenmiştir. Western blot' in ise sensitivitesi karaciğerdeki kistlerde %84.2, akciğerdekilerde %80 ve heriki organda birden bulunan kistlerde ise %92.3 iken fertil kistlerde %92.8, steril kistlerde %75, kalsifıye kistlerde %100 ve yeni gelişmeye başlayan kistlerde %84.6 olmuştur. Sonuç olarak Elazığ yöresindeki koyunlarda hidatidosisin prevalansı ELISA ile %62, Western blot ile %66.4 olarak bulunmuş, prevalansm yaş ile birlikte arttığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hidatik kist, Koyun, SDS-PAGE, Western Blot, ELISA, Sensitivite, Spesifite, Seroprevalans.

Sami Şimşek
Fırat University · Institute of Health Sciences
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Echinococcus granulosus'un Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi izolatlarının moleküler ayrımı

Kistik echinococcosis Türkiye'de endemik bir paraziter zoonozdur. Günümüzde Türkiye'de Echinococcus granulosus'un suşları hakkında detaylı bilgi bulunmamaktadır. Endemik bir bölgede etkin eradikasyon ve kontrol programlarının sağlanabilmesi için dominant suş ya da suşlar bilinmelidir. Bu amaçla Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunan Elazığ, Malatya, Erzurum, Van, Diyarbakır ve Şanlıurfa illerindeki kesimhanelerden 7 keçi, 19 sığır ve 179 koyun olmak üzere toplam 205 hidatik kist izolatı toplanmıştır. Bu izolatlardaki genetik varyasyonu belirlemek amacıyla bütün örneklerin ribozomal ITS-1 (Internal Transcribed Spacer) gen bölgeleri PZR-RFLP (Polimeraz Zincir Reaksiyonu-Restriction Fragment Length Polymorphism) tekniği ile incelenmiştir. Tüm izolatların aynı band profiline sahip olması sonucunda 6 sığır, 4 koyun ve 4 keçi izolatının mitokondrial CO1 (cythochrome oxidase 1) gen bölgesinin dizi analizi yapılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda bakısı yapılan üç farklı türe ait 205 izolatın hepsinin yaygın koyun suşu (G1) olduğu belirlenmiştir.

Armağan Erdem Ütük
Fırat University · Institute of Health Sciences
2008
00