
419
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Eski Uygur Türkçesinde tasarlama kiplerinin yapı ve işlev bakımından incelenmesi
Dilin bireysel ve toplumsal olması onu yapı sınırlılıkları içinde düz cümleler üreten bir mekanizma olmanın ötesine taşımaktadır. Dil sadece insanlar arasında iletişim sağlayan bir araç değil aynı zamanda insanların ruh hallerini yansıtan, insanın sosyal ve psikolojik gerçekliğini temsil eden bir olgudur. Dilde insanların halleri, tasarıları ?kip? denilen kavramla ifadesini bulmuştur. İşte insanı bu haliyle yansıtan ?kip? sadece yapılara bağlı bir sistem değildir. Eski Uygur Türkçesi döneminde üç tür tasarlama kipi mevcuttur. Şart, emir ve gereklilik başlıkları altında verilen kipler, bir eylemin nasıl gerçekleşeceğini, ne tarzda yapılacağını ve bu süreçte ortaya çıkan izlenimleri ifade eden fiil şekilleridir. Belirli morfemlerle ifade edilen tasarlama kipleri, temel anlamlarındaki aşınma veya kayma yoluyla zamanla farklı işlevler yüklenebilirler. Eski Uygur Türkçesi Budist metinleri üzerinde yapılan araştırmamızda şart kipi 17, emir kipi 18 ve gereklilik kipi 8 farklı işlevde kullanılmıştır. Ortaya çıkan her bir işlev kendi başına bir ?kiplik? durumundadır. Kullanılan her bir işlev dilin o zamanki işlek yapısını ve anlam zenginliklerini yansıtması bakımından önemlidir. Cümle içerisinde her bir söz öbeğinin bir araya gelmesiyle oluşmuş anlam ilişkileri kimi zaman bazı yapılar aracılığıyla kimi zaman da fiillerin kendi anlamlarıyla belirginleşmiştir. Eski Uygur Türkçesi Budist metinleri üzerinde yapılan bu çalışma tasarlama kiplerinin sıklıkla hangi yapılarla birlikte kullanıldığını tespit etmiştir. Şart ve emir kipleri sıklıkla yalın ve belirtme hali ekini almış isimlerden sonra kullanılmıştır. Zarf fiil eklerinden sonra kullanımları da yine sıklık arz etmektedir. Gereklilik kipi ise daha çok isim ve zarf fiil yapılarından sonra getirilen ?mIş kergek yapısı ile ifade edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Şart, emir, gereklilik, kip, işlev
Türkmen atasözlerinde ad aktarmaları ve deyim aktarmaları
Atasözlerimiz hem onları oluşturan kaynak nedeniyle halk edebiyatının hem de çoğubir cümleyle koca bir hayat tecrübesini ifade edebilme gücüne sahip olması nedeniyle ?anlam bilim (semantik)? in çalışma alanına giren önemli kültür ögeleridir.Bu çalışma ?atasözü? kavramı, özellikleri, Türk ve Türkmen edebiyatındaki yeri ile ?ad aktarmaları(metafor)?,?deyim aktarmaları(metanomi)? kavramlarının ne olduğu,Türkmen atasözlerindeki kullanımları ve metnin fotokopisinden oluşmaktadır.?GİRİŞ? kısmında dil-kültür-atasözü ve toplum ilişkisi üzerinde durduk.Birinci bölüm olan ?Atasözleri, Türk ve Türkmen Edebiyatındaki Yeri? nde ?atasözü?nün ne olduğu, özellikleri ve edebiyatımızdaki yerine değindik. Bu bölümü, Türkmen dili, edebiyatı ve atasözleri ile bitirdik.İkinci bölüm ? Aktarmalar ?da, ?deyim aktarması (metafor)?, ?ad aktarması (metanomi)? hakkında bilgi verdik, bu aktarmalarla ilgili farklı görüşlere yer verdik ve aktarmaların atasözlerindeki kullanımı üzerinde durduk.Üçüncü bölüm olan ?İnceleme? bölümünde, aktarmaların Türkmen atasözlerindeki kullanımını inceledik.Sonuç, kaynakça, metnin fotokopisi ile çalışmamız sona ermektedir.Daha önce örnekleri yeterli sayıda olmayan bu çalışmayla Türklerin ve Türkmenlerin en önemli kültür varlıklarından biri olan atasözlerini ele alarak anlam bilim açısından önemli bir kaynak oluşturmayı, böylece bu alanda çalışma yapanlara yararlı olmayıamaçladık.
Şerh-i Dîvân-ı Hâfız (Sûdî): Kelimeler-remizler-kavramlar
16. yüzyılda yaşayan Sûdî İran Edebiyatının temel klasiklerinden üçü hakkında şerh yazan bir müelliftir. Bunlar Hafız-ı Şîrâzî'nin Divan'ı ve Sa'dî-i Şîrâzî'nin Bostan ve Gülistan adlı eserleridir.Bu eserler sadece İran'da değil Anadolu sahasında da en çok okunan eserler arasında önemli bir yere sahiptir. Ayrıca Hafız-ı Şîrâzî'nin Divan'ı ve Sa'dî-i Şîrâzî'nin Bostan ve Gülistan adlı eserleri dünyanın birçok dillerine tercüme edilmişlerdir. Türkçe'ye de çok sayıda bunların tercüme ve şerhleri yapılmıştır.Bu çalışmada Bosnalı Sûdî'nin Hafız Divanı'na yaptığı ve araştırıcıların takdirini kazanan Şerh-i Divan-ı Hafız adlı eser ele alınmıştır. Eser Hafız Divanı şerhlerinden matbu olan tek eserdir. Diğer şerhlerin ise sadece yazma nüshaları bulunmaktadır.Şerhin sözlük anlamı yarma ve açma ve ayırma demektir. Terim anlamı ise edebî bir metnin daha iyi anlaşılabilmesi için metinde geçen kelimelerin gerçek ve mecaz anlamlarını belirtilerek,deyim ve terimlerin kendi döneminde hangi anlamda kullanıldığını göstererek açıklama yapmak demektir. Metni şerh eden kişiye şarih denilir.Farsça metinlerin şerhinde önce metin yazılır, daha sonra metinde geçen kelime ve terimlerin anlamı verilir. Fiillerin hangi kipten olduğu ve eklerin hangi fonksiyonları taşıdığı söylenir, daha sonra beytin toplu anlamı verilir. Bütün bunlara ek olarak manzum metinlerin şerhinde nazım şekli, aruz ve kafiye bilgisi, edebî sanatlar da kısmen ele alınmaktadır. Ayrıca şarih diğer şerhlere yaptığı eleştirilere de eserinde yer verir.Farsça eserlerin şerhinde öncelikli husus daha çok anlaşılması izaha muhtaç olan kısımların açıklanmasıdır. Diğer kısımlar bir nevi geniş tercüme denilebilecek özellik taşır. Bu tarz eserlerde dili öğretmek gayesi ön plandadır. Bununla beraber şarihler yeri geldikçe metnin anlamlandırılmasında edebî sanatlar ve tasavvufî yorumlara da başvurmuşlardır. Bu durum Sûdî şerhinde de göze çarpar.Bu araştırma iki bölümden oluşmaktadır. Önce bir giriş olarak Sûdî'nin hayatı, eserleri ve edebî şahsiyeti hakkında bilgi verilmiş, 1. bölümde Türk Edebiyatındaki Hafız Divanı şerhleri hakkında tanıtıcı bazı bilgiler verildikten sonra Sûdî'ni Şerh-i Divan-ı Hafız adlı eseri dilbilimsel ve anlambilimsel olarak incelenmiş ve müellifin diğer şarihlere yönelttiği eleştiriler sınıflandırılmıştır. 2. bölümde ise eserde geçen ve edebî değeri haiz bulunan bazı kelime, remiz ve kavramlar alfabetik olarak sıralanmış, çalışmanın hacminin büyük olmaması için bunlarla ilgili çok az sayıda şiir örnekleri verilmiştir.
Güney Azerbaycan şairi Bulud Karaçorlu (Sehend)nun nazmında dil özellikleri
Bu çalışmamızda; ana dilinde yazan, Güney Azeri şairlerinden Sehend'in nazmında dil özelliklerini ses ve şekil bilgisi bakımından incelemeye çalıştık.Birinci bölümde Sehend'in hayatı ve edebi kişiliği ele alınmıştır. İkinci bölümde metnin ses özellikleri, bu seslerdeki değişmeler Azerbaycan Türkçesi ile Türkiye Türkçesi yazı dili karşılaştırılarak verilmiştir. Şekil bilgisi yapım ve çekim ekleri olarak iki ana başlık altında üçüncü bölümde incelenmiştir.Transkripsiyonlu metinlerin yer aldığı dördüncü bölümde ise çeviriyazı işaretleri kullanılmış, devamında ise metnin daha iyi anlaşılması için seçme bir sözlük oluşturulmuştur.
Roman tekniği açısından Cemşîd ü Hurşîd (Ahmedî)
Ahmedî, Divan edebiyatının 14.yüzyıldaki önemli şairlerinden biridir. Kaleme aldığı Cemşîd ü Hurşîd adlı mesnevisinin konusunu Salman-ı Saveci'den almış olmasına rağmen eserini telif hale getirmiştir. Divan edebiyatında en çok kullanılan nazım şekillerinden biri olan ve edebiyatımıza Fars edebiyatından geçen mesneviler, yazıldığı dönemlerde toplumun hikâye ve roman ihtiyacına cevap veren anlatmaya dayalı türlerden biridir. Bu çalışmada Ahmedî'nin yazmış olduğu Cemşîd ü Hursîd'in roman türüyle olan ilişkisi, benzer ve farklı yönleri ele alınarak mesnevilerin romanın sahip olduğu unsurlann ve anlatım tekniklerinin ne kadarına ve ne ölçüde sahip olduğu irdelendi. Sonuçta mesnevilerin romanın bünyesinde bulundurduğu pek çok unsura sahip olduğu; buna rağmen gerek romana ait unsurlann kullanılışındaki titizlik ve aynntılara yer verme gerekse anlatım tekniklerinin bilinçli kullanımı bakımlanndan romandan aynldığı; ancak romans diyebileceğimiz türe özgü niteliklere sahip olduğu görüldü.Anahtar Kelimeler: 14.yy, Ahmedî, Cemşîd, Hurşîd, Mesnevi.
Kuzeydoğu Bulgaristan'da Çerkovna köyü ve çevresi Türk ağızları(İnceleme-Metinler-Sözlük)
Turgut Özakman'ın çocuk tiyatrosuna katkısı
Bu çalışma, çocuk tiyatrosunun önemini belirtmek ve Turgut Özakman'ın çocuklar ve gençler için yazdığı tiyatro eserlerinden hareketle çocuk tiyatrosu eserlerinde bulunması gerekli hususları ortaya çıkarmak amacıyla hazırlanmıştır.İlköğretim çağından erginlik yaşına kadar olan çocuklar için yapılan gösteriler çocuk tiyatrosu olarak adlandırılır. Çocuk tiyatrosu, büyüklerin çocuklar için yaptığı tiyatroyu da, çocukların rol aldığı çocuk oyunlarını da, okullardaki tiyatro çalışmalarını da kapsar.Işık, ses ve sahne düzenlemesi nedeniyle görsel ve işitsel duyulara hitap etmesi tiyatroyu kitaptan daha etkili bir eğitim aracı haline getirir. Çocuk Tiyatrosu, hitap ettiği seyircilerine pek çok edebî türden daha fazla etki eder. Tiyatro, çocuğun ilerideki yaşamını etkileyici düşünceleri kazandırması bakımından önemlidir. Eğitimde drama çocuğun öğrendiği şeylerin kalıcılığını sağlar.Çocuk tiyatrosu, içerisinde farklı anlamları karşılayan terimleri içerir. Bunlardan oyun, belli bir amaca yönelik olan ya da olmayan, kurallı ya da kuralsız gerçekleştirilebilen, fakat her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı, fiziksel, bilişsel, dilsel, duygusal ve sosyal gelişiminin temeli olan, gerçek hayatın bir parçası ve çocuk için en etkin öğrenme sürecidir.Dram, genel olarak tiyatro yapıtlarının konuşma düzeni için kullanılır. Dram, sahnede oynanmak üzere konuşmalı olarak yazılmış karşıt oluşların çatışmasıyla gelişen oyun ve halk dilinde ciddi oyun (tiyatro) olarak tanımlanabilir.Drama canlandırma, dramatizasyon eserin doğaçlama yoluyla eğitim yöntemi olarak kullanılması, tiyatro ise dram sanatının sahneye taşınması demektir. Bu terimlerin iyi anlaşılması ve uygulanma aşamasındaki kuralların bilinmesi çocuk tiyatrosu açısından yarar sağlayacaktır.Çocuğa yönelik oluşturulan tiyatro eserlerinin çağdaş düzeyde gerçekleştirilmesi, sürdürülmesi ve seyircilerine katkı sağlayabilmesi için bazı özellikleri taşıması gerekmektedir.Türkiye'de millî çocuk tiyatrosunun kurulabilmesi için bir devlet politikası olarak yapılması gereken çalışmalar ihmal edilmemelidir.Turgut Özakman, eserlerinde hitap ettiği yaş seviyesini belirtmemiştir. 02- 03 yaş grubundaki çocuklar, 03- 05 yaş grubundaki çocuklar, 05- 07 yaş grubundaki çocuklar, 07- 12 yaş grubundaki çocuklar, 12- 15 yaş grubundaki çocuklar dikkate alınarak tiyatrolar hazırlanmalıdır.Çocuklar, seyircisi oldukları oyunlara dâhil edilirse, kendilerinin de bu oyunların hazırlanması, sahnelenmesi aşamalarında görüşleri alınırsa çocuk tiyatrosu daha verimli olur. Turgut Özakman, eserlerine çocukları da katmaya, onlara Epik Tiyatro ile ulaşmaya çalışmıştır. Çocuklar için en uygun tiyatro türü Epik türdür. Çocuk tiyatrosu eserleri Epik tarzda yazılmalıdır.Turgut Özakman, çocuk ve gençlik tiyatrosu eserlerinde olumlu iletiler verme konusunda başarılıdır. Yazar, yurt, dil, insan sevgisi, iyilik, çalışmanın önemi, düzenli yaşamak, sorumluluk duygusuna sahip olmak gibi pek çok olumlu ileti vermiştir. İletiler, ?tabet sözler? halinde değil, hissettirilerek, olay örgüsüne sindirilerek verilmiştir. Yazarın olumsuz ileti verme gibi bir amacı olmamıştır. Verilen olumsuzluklar, esere gerçekçilik katmak için verilmiştir.Yazarın üslubu, her yaş seviyesine hitap etmektedir. Kullanılan ikileme, tekrar, deyim, atasözü vb. içerikle uyumludur.ANAHTAR KELİMELER: Çocuk Tiyatrosu, dram, drama, dramatizasyon, Epik tiyatro, olumlu ileti.
Yenileşme dönemi Türk edebiyatında öğretmen konulu hikâyelerde değer eğitimi
Bu çalışmada hikâye türü eserlerdeki öğretmen tipleri üzerinde durulmuştur. Tanzimat ile başlayan yenileşme döneminin günümüze kadar uzanan gelişim çizgisi içerisindeki hikâye türü eserler dikkate alınmıştır. Bu eserlerdeki öğretmenlerin şahsında yazarlar tarafından verilmek istenen değerler tespit edilmiştir. Bu tespitten hareketle söz konusu dönem içerisinde hikâye türü eserlerde öğretmen tipinde görülen değişmeler, toplum ve öğretmen kavramlarının karşılıklı etkileşimi konularında bir sonuca gidilmiştir.?Hikâyeciliğimizin modern döneminde öğretmenin yeri nedir, ona hangi değerler yüklenilmiştir ve toplumda hangi roller verilmiştir?? gibi başlıca sorulara cevap aranmıştır. Cevaplardan hareketle eğitim, toplum ve öğretmen arasındaki bağlantının boyutu, niteliği ve sınırlılıkları üzerine farklı aynı zamanda yeni fikirlerin ortaya konulması amaçlanmıştır.Zaman aralığının geniş tutulması nedeniyle hikâye taramasında antolojilere ve toplu hikâye kitaplarına ağırlık verilmiştir. Araştırma kapsamında tespit edilen 500 öğretmen konulu hikâye arasından çalışma aracını oluşturan 330 hikâye, seçkisiz olarak belirlenmiştir. Bu eserlerdeki değerlerin tespitinde Milli Eğitim Bakanlığının eğitim programında bireylere kazandırılması hedeflenen olumlu değerler ölçüt alınmıştır. Dil eğitimi ve bireylere dil bilinci kazandırılması konusunda hikâyelerdeki iletiler ayrıca tespit edilmiştir.Eklenen tablolar ve grafikler yardımıyla elde edilen bulguların sistemli bir dökümü yapılmıştır. Ayrıca bahsedilen araçlar bulguların bilimsel bir zeminde değerlendirilerek sağlıklı bir sonuca ulaşılmasını da kolaylaştırmıştır.Öğretmenin değerlerin aktarımında, kültürel öğelerin devamının sağlanmasında köprü görevi gördüğü fikrini destekleyen sonuçlar elde edilmiştir. Yine öğretmenin toplum yapımızdaki saygın kişiliğinin ve lider rolünün eserlerde vurgulandığı, yazarların değerlerin aktarımında öğretmenin bu konumundan ağırlıklı olarak yararlandıkları görülmüştür. Değişen şartlara paralel olarak değerlerde de birtakım güncellemeler yapılmıştır. Türkçenin kullanımına, hikâye türünün gelişimine ve değer, toplum, öğretmen ilişkisine yönelik sonuçlar da elde edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Değer eğitimi, Türkçe eğitimi, Türk edebiyatı, öğretmen, hikâye.
Çocuk hikâyesi ve Fakir Baykurt'un çocuk hikâyeciliğine katlısı
Çocuk edebiyatı, çocukların düşünce ve hayallerinin, doğuştan getirmiş oldukları sanat ve estetik duyarlıklarının, düşsel zekâlarının geliştirilmesi amacıyla yazılmış olan çocuk kitaplarıyla ilgili olarak yapılan genel bir tanımlamadır. Tanzimat Dönemi'nde batıdaki klasik yapıtların çevirisi yoluyla oluşturulan bu yeni kavram, çocuk edebiyatı, zamanla daha bilinçli bir şekilde algılanan bir kavram olmuştur. Özelikle Cumhuriyet dönemi, çocuk edebiyatının gelişmesinde bir dönüm noktası olmuş, çocuk ve edebiyat daha çok önemsenmiş ve pek çok yazar bu alanda eser vermeye başlamıştır.Bu yazarlardan biri de Fakir Baykurt'tur. Baykurt ?çocuk? kavramına önem vermiş, eserlerinde bu kavram üzerine eğilmiştir. Yazarlık yaşamına `şiir'le başlayan ve şiirlerinde asıl adı olan ?Tahir? yerine ?Fakir? takma adını kullanan Baykurt, yetişkinler için pek çok roman, öykü ve şiir yazmış; bunun yanında çocuk edebiyatını da ihmal etmeyip bu alanda `sekiz öykü, bir roman ve bir de masal kitabı' kaleme almıştır. Çalışmamıza konu olan sekiz öykü kitabını; çocuk öykülerinin içerik biçim, dil ve anlatım özelliklerini gözeterek yazmış ve bu öykülerinde eğitim temasına da geniş yer vermiştir.Fakir Baykurt, çocuğun çevresiyle birlikte ele alınmasını gerekli görmüş, küçük yaşlardan itibaren de yaşamın gerçekleriyle karşılaştırılması gerektiğini savunmuştur. Bu düşüncelerden yola çıkan yazar, öykülerinde çocuklara çalışma, üretme, yardımlaşma, emeğe saygı duyma? gibi değerleri kazandırmaya çalışmış ve bunları yaparken de çocuklarda dil bilinci oluşturmaya çalışmıştır.Anahtar Kelimeler: Çocuk, çocuk edebiyatı, çocuk hikâyesi, Türkçe eğitimi.
Baki'nin gazellerinde teşbih
Bu tezde, Bâkî Divanı'ndaki ilk 100 gazelde teşbih ve teşbihten elde edilen mecazlar olan istiare türlerinin edebî üslûp oluşturmadaki kullanım sıklıklarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla öncelikle Bâkî Divanı'ndaki tüm gazeller düz yazıya çevrilmiş; daha sonra, gazel metinlerinde geçen teşbih ve istiare türleri tespit edilmiştir. Gazellerde ?mufassal?, ?mücmel?, ?mürsel? ve ?beliğ teşbih? türleri ile ?açık ve kapalı istiare? türlerinin hemen hepsinin kullanıldığı görülmüştür. Bunların yanısıra teşbihlerin ?tek bir mısrada, mısralarda ayrı ayrı ve karşıklı olarak kullanılan, beytin tamamına yayılmış ve beyitler arası kurulan teşbih türleri? başlıklarıyla da sınıflanabileceği görülmüştür. Açık ve kapalı istiarelerde ise, ayrı bir gruplandırma yapılmıştır. Açık istiareler ?mutlak?, ?mücerred? ve ?müreşşah?; olmak üzere üç; kapalı istiareler ise sadece ?müreşşah kapalı istiare? olmak üzere tek başlık altında toplanmıştır. Sonuçta, ilk 100 gazelde toplam 494 teşbih, 290 de istiare tespit edilmiştir. Dolayısıyla Bâkî'nin gazellerinde edebî imge oluşturmada teşbihin istiareye göre daha sık kullanıldığı görülmüştür. Teşbih türleri arasında ise 428 beliğ teşbihin kullanılması, bu teşbih türünün Baki'nin şiirlerinde edebî söylem oluşturmada diğer teşbih türlerine göre daha etkili olduğunu göstermektedir. Bu şiirlerdeki istiarelerin ise 124'ü açık, 166'i de kapalı istiaredir. Kullanım sıklıkları birbirlerine yakın olsa da bu şiirlerde kapalı istiarelerin edebî söylem çerçevesinde daha fazla tercih edildiği görülmüştür