Bolu Abant İzzet Baysal University
Discipline

Botanik Anabilim Dalı

Bolu Abant İzzet Baysal University

18

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

18 Theses
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa ili çevresinde yetişen papatya (Matricaria chamomilla L. ve matricaria aurea L.) türlerinde enzim miktarının karşılaştırılması

Ülkemiz iklim koşulları açısından papatya bitkisinin doğal olarak yetişme konusunda elverişli bir coğrafik konuma sahiptir. Papatya gerek tıbbi olarak gerek aromatik olarak güncel tedavilerde yoğun olarak kullanılan ve modern tıp tarafından da yoğun olarak ilgi gösterilen bir bitkidir. Halk tıbbında da geniş ve kadim bir kullanımı ve karşılığı olan bu bitki ülkemizde geniş bir alanda yetişmektedir. Bu çalışmamızda tıbbi papatya olarak kullanılan Matricaria chamomilla L. ve Matricaria aurea L. bitki örnekleri 6 farklı bölgeden toplanarak klorofil, MDA, antosiyanin ve enzim (katalaz, gulutatyon redükta, askorbatperoksiz ve süperoksitdismutaz) analizler yapılmıştır. Analizlerin değerlendirilmesi sonucu 6 farklı yöreden toplanan papatyada klorofil, antosiyanin enzimlerden katalaz ve askorbat peroksidaz aktivite miktarı karşılaştırılmıştır. Özellikle Matricaria chamomilla örnekleri bütün parametreler bakımından Matrıcarıa aurea örneklerine göre bütün parametreler de yüksek bulunmuştur. Matricaria chamomilla örneklerinde Birecik yöresinde en yüksek, MDA, gulutatyon redüktaz ve süperoksitdismutaz aktivitesi yine Birecik yöresinde en az olduğu anlaşılmıştır. Klorofil, antosiyanin, katalaz ve askorbat peroksit pozitif yönünden anlamlı ve birbirleriyle ilişkili bulunmuştur (P<0.5). MDA, gulutatyon ve SOD, ise neğatif yönde anlamlı ve birbirleriyle ilişkili bulunmuştur (P<0.5)

Antioksidan enzimlerMatricaria chamomilla L.Şanlıurfa
Abdulselam Polat
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Heptaptera Margot & reut. (Apiaceae) türleri üzerine sistematik çalışmalar

Heptaptera (Apiaceae) cinsi, dünyada Güney Avrupa ve Güney Batı Asya'da yayılış gösteren sekiz türden oluşmaktadır. Bunlardan H. cilicica endemik olmak üzere, H. anisopetala, H. anatolica ve H. triquetra türleri ülkemizde yetişmektedir. Bu tezde, Türkiye'de yayılış gösteren Heptaptera türlerinin çok lokuluslu (ribozomal ve plastidik) DNA dizisi veri setine dayalı 'maximum likelihood' ve 'Bayes' yaklaşımlar ile filogenetik araştırmaları ilk kez yapılmıştır. İtalya endemiği olan H. angustifolia ve Suriye'de yetişen H. microcarpa türleri ilk kez filogenetik olarak araştırılmıştır. Böylece altı (biri şu an sinonim, beş geçerli olmak üzere) Heptaptera türünün evrimsel akrabalıkları ilk defa ortaya konulmuştur. Cinsin içinde Petroedmondia syriaca türünün yuvalanması nedeniyle Heptaptera'nın monofiletik olmadığı ilk kez belirlenmiştir. Tez kapsamında toplanan ve herbaryumlara gidilerek görülen birçok Heptaptera populasyonu morfolojik olarak incelenmiştir. Cinsin tür teşhis anahtarındaki önermeler özellikle yaprak karakterleri ile zenginleştirilmiştir. Bu anahtar ile olgun meyvanın olmadığı örneklerin teşhisi kolaylaşmıştır. H. anisopetala türünün neotipi burada belirlenmiştir. Tüm morfolojik veri setinin fenetik analizleri sonucunda H. triquetra diğer üç türden daha uzağa yerleşmiştir. Bu sonuç, hem cins içi seksiyon sınıflandırılması ile uyumlu çıkmış; hem de filogenetik sonuçlarla desteklenmiştir. Heptaptera polenleri trizonokolporat, radyal simetrik ve izopolardır. Ekzin süslenmeleri ise rugulat-perforattır. Polen morfolojisi verilerinin fenetik analizinde, H. triquetra değil de H. cilicica diğer üç türden belirgin şekilde ayrılmıştır. Dolayısıyla, fenetik analizi sonuçları cinsin bugünkü taksonomik sınıflandırması ile uyumlu çıkmamıştır. Cins içi sınıflandırmada rol oynadığı düşünülen bazı morfolojik karakterler, elde edilen DNA dizilerine dayalı evrimsel akrabalık hipotez ağaçları üzerine ilk kez haritalanmıştır. Merikarplarındaki kanatların cinse özgü sinapomorfik karakter durumu olduğu tespit edilmiştir.

FilogeniHaritalamaMaksimum olabilirlik yöntemi+1
Büşra Süzener
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki bazı Polygala L. (Polygalaceae) taksonlarının fitokimyası ve kemotaksonomisi

Bu tez çalışması ile Türkiye'deki bazı Polygala L. (Polygalaceae) taksonlarının fitokimyası ve kemotaksonomisinin ortaya konması hedeflenmiştir. Polygala türleri Türkiye'de biri kültür, 17'si doğal olmak üzere toplamda 18 tür ile temsil edilmektedir. Bu taksonlardan beş tanesi endemiktir. Bu endemik türlerden P. inexpectata ve P. azizsancarii taksonlarının fitokimyasal içeriği ayrıntılı olarak çalışılmıştır. Türlerin fitokimyasal analizleri sonucunda izole edilen bileşiklerin yapıları 1D-NMR (1H NMR, 13C NMR, DEPT-135), 2D-NMR (COSY, NOESY, HSQC, HMBC), INADEQUATE, HRMS ve X-ışınları kristalografisi dahil olmak üzere spektroskopik yöntemler kullanılarak aydınlatılmıştır. Toplamda 19 adet bileşik elde edilmiştir. Bu bileşiklerin iki tanesi (3-O-β-D-glukopiranoziloksi-1,6-dihidroksi-2,5,7-trimetoksiksanton=Sancaroside A ve 3-O-β-D-glukopiranoziloksi-1,6-dihidroksi-2,7-dimetoksiksanton=Sancaroside B) literatüre yeni kazandırılmıştır. Taksonlar arasındaki kemotaksonomik ilişkiyi ortaya koymak için, dokuz Poygala taksonuna ait metanol ekstreleri LC-qTOF-MS cihaz kullanılarak metabolomik analizi yapılmıştır. Taksonlar arası taramalar yapılırken izole edilen bileşikler (1 tanesi flavon glikoziti, 1 tanesi lignan, 9 tanesi ksanton ve 8 tanesi sukroz esteri yapısında olarak), 4 referans madde (hederagenin, poligalaksanton, tenuifolin ve senegenin) ve cihaz kütüphanesinde bulunan tüm bileşikler dahil edilmiştir. Elde edilen sonuçlar çok değişkenli istatistiksel analizlerden PCA (Principal component analysis) analizi kullanılarak görselleştirilmiştir. PCA analiz sonuçlarına bakıldığında P. supina ve P. pruinosa'nın benzer kimyasallara sahip olarak diğer taksonlardan ayrıldığını, P. venulosa ve P. major'ün benzer kimyasallara sahip olduğu, P. inexpectata'nın taksonların tümünden farklı içeriğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca taksonlar arası kemotaksonomik yaklaşım izole edilen bileşikler ve 4 adet referans dahil edilerek K-Ortalamalar kümeleme yöntemine göre de gerçekleştirilmiştir. Polygala tasonlarının optimum kümelenmesi, R studio ortamında temel paketlerin kullanımı ile, iki olarak hesaplanmıştır. Gruplar arası geçişi P. turcica'nın oluşturduğu bulunmuştur. P. turcica ile kimyasal içerikleri bakımından ikiye ayrılan taksonlardan bir grupta; P. supina, P. pruinosa, P. inexpectata'nın diğer grupta ise P. papilionacea, P. vulgaris, P. venulosa, P. major, P. monspeliaca'nın olduğu görülmektedir. Analizlerde belirleyici kimyasallar; 3'-O-feruloil-sukroz (sibirikoz A5), 3'-O-(sinapoil)-sukroz, 6-O-sinapoil,3'-O-trimetoksi-sinamoil-sukroz (tenuifolisid C), 3-O--D-glukopiranoziloksi-1,6-dihidroksi-2,5,7-trimetoksiksanton (Sancarozit A) ve 1,3,6-trihidroksi-2,5,7-trimetoksiksanton olarak bulunmuştur. Bu analiz sonuçlarına bakıldığında ilk yapılan PCA analiz sonuçları ile K-Ortalamalar kümeleme yöntemi ile bulunan sonuçlar çoğulukla uyum içindedir.

FitokimyaKemotaksonomiOligosakkaritler+3
Ayşe Ünlü
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aubrieta canescens (Boiss.) Bornm. (brassicaceae)'in yeni nesil dizileme teknolojisiyle tüm genomunun dizilenmesi (wgs) ve tür içi populasyonlarında genetik yapıların aydınlatılması

Bu çalışmada, Aubrieta canescens (Boiss.) Bornm. türüne ait bireylerin tüm genom dizilimi çıkarılarak Aubrieta Adans. cinsi içerisinde referans genomun oluşturulması, taksonların genetik özelliklerinin aydınlatılması ve tür içi populasyon yapılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Aubrieta canescens subsp. canescens, Aubrieta canescens subsp. cilicica ve daha önce alt tür kategorisinde bulunan Aubrieta macrostyla'nın 4 farklı lokaliteden toplanan toplam 8 bireyi çalışmaya dahil edilmiştir. Aubrieta cinsinin birincil çeşitlenme merkezi Türkiye'dir, ikincil merkezi ise Yunanistan'dır. Çalışmaya dahil edilen taksonlar Türkiye'ye endemiktir ve arazi çalışmalarında toplanan meyveli örneklerin tohumları taze yaprak eldesi için laboratuvar ortamında çimlendirilmiştir. Taksonların tüm genom dizilimleri de novo assembly yöntemiyle haritalanmıştır. Buna göre Aubrieta canescens subsp. canescens'in genom büyüklüğü 165.06 Mb, Aubrieta canescens subsp. cilicica'nın 278.70 Mb ve A. macrostyla'nın genom büyüklüğü 156.91 Mb'dır. Her bir taksonun kodlama yapan dizilim sayısı, hareketli elementleri, polimorfizm örüntüleri ve homolog genleri ortaya çıkarılmıştır. A. canescens subsp. canescens'in gen kodlayan dizilim sayısı 32.425, A. canescens subsp. cilicica'nın 45.274 ve A. macrostyla'nın 31.372 olarak hesaplanmıştır. Türlere ait homolog genler, Brassicaceae familyasında tüm genom dizilimi çıkarılmış bazı türlerle karşılaştırılmıştır. Populasyon yapıları taksonların tüm genomundan elde edilen tek nükleotid polimorfizmler (SNP) ile çalışılmış, filogenetik analizler tür içinde saptanan ortak lokusların varyantları ile gerçekleştirilmiştir. Genotiplerinden elde edilen verilerle taksonların ortaya çıkış zamanı ve mutasyon oranları Bayesyen yaklaşımla hesaplanmıştır. Buna göre A. macrostyla türünün ortaya çıkış zamanı yaklaşık 1.89 - 2.45 Myö, A. canescens subsp. canescens'in 1.85 - 2.38 Myö ve A. canescens subsp. cilicica'nın 1.58 - 2.49 Myö arasındadır. Çalışma neticesinde Aubrieta canescens subsp. cilicica'nın diğer iki taksondan genetik karakterleri bakımından farklı olduğu ortaya çıkarılmış ve tür kategorisine yükseltilerek yeni bir taksonomik adlandırma yapılmıştır.

Yasin Kaya
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adana endemikleri

Bu çalışma kapsamında dünyada yalnız Adana ili sınırlarında bulunan 20 endemik taksondan 11 tanesi ve Scorzonera boissieri Lipschitz. türü arazi çalışmalarıyla 2012-2013 yıllarında aranmış bunlardan Galium pterocarpum Ehrend., Allium gorumsense Boiss., Anthemis antitaurica Grierson, Scorzonera boissieri Lipschitz., Onobrychis beata Sirj. türleri tespit edilerek ekolojik, floristik ve vejetasyon açısından araştırılmıştır. Bu araştırma sonucunda taksonlar için IUCN kategorileri şu şekilde belirlenmiştir; Allium gorumsense Boiss DD, Galium pterocarpum Ehrend. EN (D), Scorzonera boissieri Lipschitz. DD, Anthemis antitaurica Grierson DD, Onobrychis beata Sirj. EN (A1d.) Endemik taksoların dağılışında toprak yapısı ve floristik kompozisyonun etkili olduğu görülmüştür. Bu çalışma bu endemik taksonlara ilk defa ekolojik bir yaklaşım niteliğinde olup bu taksonların daha iyi anlaşılması için bir adım olarak değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Adana, Endemik, IUCN, Ekoloji

Veli Çeliktaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Acacia cyanophylla L. toprağında tuza bağlı organik madde mineralizasyonu

Turan Emeksiz orman kumullarında ve Çukurova Üniversitesi Balcalı Kampüsünde yetişen Acacia cyanophylla L.?nin (Fabaceae) zengin kök bölgesinde 0-10 cm derinlikten toprak, yaprak ve ölü örtü örnekleri alınmıştır. Toprakların bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri ile yaprak ve ölüörtülerin karbon ve azot içerikleri belirlenmiştir. Topraklara NaCI (% 0,5, % 0,75 ve % 1 konsantrasyonlarında) ve toprak karbonuna eşdeğer karbon içeren yaprak ilave edilerek karbon mineralizasyonları incelenmiştir. Kumlu Turan Emeksiz orman toprakları ve kumlu tınlı Balcalı topraklarında karbon içerikleri sırasıyla % 0,64 ve 3,23, yaprakların karbon içeriği % 50,10 ve % 43,87, ölü örtü karbon içerikleri ise % 50,85 ve % 39,26 olarak belirlenmiştir. Toprakların 30 günlük karbon mineralizasyonu (mg C(CO2)/100 g kuru toprak) Tarsus toprağında (12,92 mg), Balcalı toprağından (17,77 mg) daha düşük çıkmıştır. % 0,5 NaCI hariç, diğer iki doz NaCl ilave edilen toprakların karbon mineralizasyonu tanığa gore, Tarsus topraklarında artmış, fakat Balcalı topraklarında azalmıştır. NaCI ve yaprak birlikte karıştırıldığında Tarsus topraklarında karbon mineralizasyonu artmış, buna karşılık Balcalı topraklarında anlamlı bir değişim gözlenmemiştir. Topraklara yaprak ilavesinin karbon mineralizasyon oranını azalttığı, % 0,5 NaCI?li topraklarda bu azalışın istatiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir.

Gülistan Özer
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Beylikova ilçesinin (Eskişehir) florası

Çalışma alanı olarak seçilen Beylikova, Eskişehir'in ilçesi olup ilçe merkezinin kuzeydoğusunda yer alır. Davis'in kareleme sistemine göre B3 karesinde yer almaktadır. Beylikova ilçesinin flora tespiti için 2009-2010 yılları arasında ilçe ve çevre köylere periyodik olarak gidilerek 830 vasküler bitki toplanmıştır. Toplanan bitki örnekleri herbaryum tekniklerine uygun olarak preslenip kurutulmuştur. Bitki örneklerinin tayinleri Davis'in ?Flora of Turkey and The East Aegean Islands? adlı eserinden faydalanılarak yapılmıştır. Yapılan tayinler sonucunda; 45 familya, 148 cins, 211 tür ve tür altı takson tespit edilmiştir. Endemizm oranı %9.24'tür. en fazla taksona Asteraceae, Lamiaceae ve Fabaceae familyaları sahiptir. Çalışma alanındaki taksonların fitocoğrafik dağılımlarına bakıldığında; İran-Turan %12.7, Avrupa-Sibirya %6,3 ve Akdeniz %5.2 elementi olduğu belirlenmiştir. Diğerleri ya geniş yayılışlı ya da fitocoğrafik bölgesi belirlenemeyenlerdir.

EskişehirFloraTürkiye
Ahmet Umay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Gaziantep florasına ait bazı Lamiaceae türlerinin antioksidan ve radikal temizleme aktivitelerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Gaziantep ilinde doğal olarak yetişen Lamiaceae familyasına ait Ajuga chamaepitys, Lallemantia iberica, Lamium amplexicaule, Marrubium parviflorum, Mentha pulegium, Moluccella laevis, Phlomis armeniaca, Salvia multicaulis, Salvia palaestina, Salvia syriaca, Satureja aintabensis, Scutellaria tomentosa, Teucrium polium ve Ziziphora capitata türlerinin metanol, n-hekzan ve uçucu yağ özütlerinin in vitro antioksidan aktiviteleri DPPH, ABTS, demir indirgeme gücü, metal şelatlama, ß-karoten/linoleik asit ve DNA koruma deneyleri ile değerlendirilmiştir. Yapılan deneyler sonucunda bitkiler arasında en yüksek antioksidan aktiviteye T. polium'a ait metanol özütünün sahip olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Bitkilerin fenolik, flavonoid ve flavonollerinin toplam içerikleri güncel metotlarla belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda en yüksek total fenolik içeriğinin yine T. polium'da olduğu tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon analizlerinde fenolik bileşiklerle antioksidan aktiviteler arasındaki ilişki pozitif olarak önemli bulunmuştur. Uçucu yağların kompozisyonları GC-MS analizleri ile ve metanol özütlerinin fenolik asit içerikleri HPLC-DAD ile belirlenmiştir. Yapılan analizlerde tüm bitkilerde rozmarinik asit ve o-kumarik asit tespit edilmiştir. Ayrıca bitkilerde gallik asit, proto-kateşik asit, p-hidroksibenzoik asit, vanilik asit, kafeik asit, klorojenik asit, sirinjik asit, p-kumarik asit, ferulik asit ve trans-sinnamik asit çeşitli miktarlarda tespit edilmiştir.

AntioksidanlarFenolik asitUçucu yağlar
Önder Yumrutaş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de yetişen bazı odun tahripçisi mantarların biyolojik aktivitelerinin araştırılması

Bu çalışmada odun tahripçisi olan Trametes gibbosa (Pers.) Fr., Fomes fomentarius (L.) Fr., Fuscoporia torulosa (Pers.) T. Wagner & M. Fisch., Daedalea quercina (L.) Pers., Inonotus hispidus (Bull.) P. Karst. ve Trichaptum biforme (Fr.) Ryvarden mantarlarının biyolojik aktivitelerinin ve kimyasal kompozisyonlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda mantarların etanol özütleri çıkarılmıştır. HPLC ve GC-MS cihazı kullanılarak fenolik içerikleri ve kimyasal kompozisyonları, DPPH radikal süpürme metodu ile antioksidan aktiviteleri, pBR322 süperkoil DNA kullanılarak DNA koruyucu aktiviteleri, modifiye agar dilüsyon metodu ile antimikrobiyal aktiviteleri, A549 hücre hattı üzerinde sitotoksik etkileri, Rel Assay ticari kitleri kullanılarak toplam antioksidan seviyeleri (TAS) ve toplam oksidan seviyeleri (TOS), atomik absorbsiyon spektrometresinde Zn, Fe, Ca, Mn, Mg, Cu, Pb, Cr, Ni ve Co seviyeleri tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda toplam 9 adet fenolik bileşik tespit edilmiştir. Ayrıca GC-MS taraması sonucunda çalışmada kullanılan mantarlarda toplam 26 adet kimyasal bileşik belirlenmiştir. En yüksek antioksidan aktivite ve TAS değeri F. torulosa 'a mantarında, en yüksek TOS değeri D. quercina'de, en yüksek antimikrobiyal aktivite T. biforme' de, en yüksek sitotoksik etki F. fomentarius'da gözlenmiştir. Tüm mantarların etanol özütlerinin DNA'yı koruyucu etki gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca mantarların element içeriklerinin mantarlar arasında değişkenlik gösterdiği tespit edilmiştir.

Makromantarlar
Celal Bal
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Morfometrik analiz sistemi kullanılarak Kastamonu yöresi meşelerinin filogenetik analizi

Bu çalışmada Kastamonu yöresinde doğal olarak yayılış gösterenQuercusmacrantheraFisch. & Mey. exHohensubsp. syspirensis(C. Koch) Menitsky(endemik), Q. petraea (Matt.) Liebl. subspiberica (Steven exBieb.) Krassiln, Q. infectoriaOliversubspboissieri (Reuter) O. Schwarz, Q. pubescensWilld.,Q. virgilliana Ten. veQ. cerris L. var.cerristürlerinin morfolojik ve mikromorfolojik özelliklerinin kullanılmasıyla bu türler arasındaki filogenetik ilişkilerin ortaya konması amaçlanmıştır.Meşe türlerinin yayılış yoğunlukları dikkate alınarak, Kastamonu yöresinde doğal olarak bulunan her türden 3 farklı alanda en az 30'ar bireyden rasgele örnekleme yöntemiyle örnekleme yapılmıştır. Her bireyden 10 adet yaprak örneği toplanarak bunlar üzerinde morfolojik ölçümler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca yapraklar üzerinde mikromorfolojik karakterler (stoma, mumsu tabaka ve tüy yapısı) elektron mikroskobu yardımıyla incelenmiştir.Morfometrik karakterlerden; türlerin ayırımında kullanılabilecek en etkili yaprak morfometrik karakterlerinin, yaprak ayası uzunluğu, lop genişliği, yaprak genişliği, taban lopları arasındaki mesafe, uç loplar arasındaki mesafe, uç sinüsler ile taban sinüsleri arasındaki mesafeler ile yaprak yüzey alanı olduğu belirlenmiştir. Q. cerris L. var. cerristürünün yaprak alt yüzü mumsutabakasının tamamen pürüzsüz bir yapıda olması ile;Q. petraeasubsp. ibericatürünün ise gerek stoma yapısı, gerekse tüy durumunun az ancak salgı tüyü mevcudiyetinin fazla olması ile diğer türlerden kolaylıkla ayrılabildiği belirlenmiştir.Çalışma sonucundaQ. pubescens ve Q. virgiliana türlerinin gerek morfolojik karakterler bakımından gerekse mikromorfolojikkarakteler bakımından Flora of Turkey'deki gibi birbirlerine son derece yakın türler olduğu tespit edilmiştir. Q.infectoriatürününde bu türler ile yakınlık gösterdiği ancak Q. machranthera, Q. petraeasubsp. iberica ve Q. cerris L. var. cerris türlerinin ise bu türlerden farklı bir grup oluşturduğu ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler : Quercus, Morfometrik Analiz, Morfolojik Özellik,Genetik Çe?itlilik, Mikromorfoloji, Türkiye

Nurcan Yiğit
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de yetişen bazı Scandix L. (Apiaceae) türleri üzerinde biyosistematik araştırmalar

Apiaceae familyasının Scandiceae subtribüsüne bağlı Scandix L. cinsi Türkiye Florası'nda 8'i tür olmak üzere 9 taksonla temsil edilmektedir. S. balansae Reuter ex. Boiss. türü Mersin ilinde olup bu cinse ait tek endemik türdür. Bu çalışmada cinsin türleri üzerinde morfolojik, morfometrik, anatomik, palinolojik, kimyasal ve moleküler yöntemler kullanılarak biyosistematik tabanlı bir çalışmanın yapılması hedeflenmiştir. Tıbbi-aromatik bitki grubundan olan Scandix türlerinin belirlenen karakterleri yanısıra, uçucu yağ kompozisyonu ve kloroplast DNA' sının trnL3'-F bölgesi üzerinden filogenetik analizi yapılmıştır. Böylece, Scandix cins üyelerinin Türkiye Florası'nda belirtilen mevcut betiminin yenilenmesi, yeni karakterlerin ortaya konması, cinsin sistematiğine katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Türkiye Florası'nda olmayıp ilk defa bu çalışma ile tespit edilen bazı morfolojik ve morfometrik karakterler (her bir raydaki olgun meyve adedi, olgun meyve eni, meyvede gaga uzunluğu, meyvede stilusların konumu, pedisel uzunluğu, petal eni ve boyu) belirlenmiştir. Türkiye' de bulunan cins üyelerine ait gövde, meyve ve kök anatomisine ait analizler yapılarak, incelenen cins üyeleri arasında anatomik karakterler bakımından büyük farklılıklar saptanmamıştır. Ayrıca cinsin meyve yüzeyi ornemantasyonu SEM ile analiz edilmiş, elektron mikrofotoğrafileri çekilmiş ve türlerin meyve yüzeyinin retiküler ağsı yapıda olduğu tespit edilmiştir. İncelenen Scandix taksonlarının polenleri ışık ve SEM mikroskobuyla incelenmiş ve morfolojik ve morfometrik karakter analizinde; bu taksonların polen karakterleri benzer bulunup, aralarında büyük farklılık saptanmamıştır. Polen şekli S. iberica'da perprolate, diğer türlerde ise purolat; SEM sonuçlarına göre apertur tipi trikolporat ve ornemantasyonun rugulat perfolat ve rugulat olarak tespit edilmiştir. Cinse ait türlerin uçucu yağ kompozisyonu GC-MS ile belirlenmiş ve incelenen 6 taksonunun, major bileşenleri üzerinden kimyasal teşhis anahtarı oluşturulmuştur. Çalışılan türlerin uçucu yağlarının analizinde; n-heksadekanoik asit (% 5.7-31.5), 9-12 oktadekanoik asit (% 1.2-26.6), spathulenol (%11.5-19.6), oktadekan sterol (% 11.4-31.1), germakren-D (% 0.7-23.3) ana bileşenler olarak saptanmıştır. Çalışılan 6 türün cpDNA trnL3'-trnF bölgesinin moleküler verilerinden elde edilen sonuçlar değerlendirilerek kladogram şeklinde sunulmuştur. S. pecten-veneris ve S. macrorhyncha türleri birbirine yakın çıkmış ve küçük bir kladda toplanıp, dış gruba en yakın çıkan iki tür olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Apiaceae, Scandix, morfoloji, anatomi, Filogeni, trnL3'-trnF

Azize Demirpolat
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Studies on the effects of Alzheimer type demans rat model created with essential oil, Salvia multicaulis Vahl (Lamiaceae), by skopolamine: Behavioral approaches

Alzheimer's disease (AD) is one of the most common and progressive neurodegenerative diseases followed by dementia. Although the important features of its pathophysiology are well established, the precise causes of AD are still not fully understood. Currently, there is no treatment for the disease. The introduction of the effects of S.multicaulis essential oil on the ADrat model using a number of tests will allow the assessment of natural resources of our country in the health field.In this study, neuroprotectant effects were investigated in Alzheimer type dementia rat model which is formed with scopolamine in animals by S.multicaulis essential oil which is naturally distributed in Turkey. The effects of S.multicaulis essential oil on behavioral symptoms such as memory disorders, anxiety and depression, which are the most important symptoms of AD, have been examined. S.multicaulisbelongs to the family of S.multicaulis Lamiaceae which is used in many diseases, especially neurological diseases in Turkey and in the world as a natural remedy traditional or alternative medicine. Volatile oils were isolated from the samples collected from natural habitats and volatile oil components were analyzed using GC-MS and GC-MS / FID. The animal model of AD was created by a pharmacological method of scopolamine injection. Prior to the behavioral tests, rats were exposed to inhale essential oils (SEO 1% and SEO 3%) as control. In addition to the effects of S.multicaulis essential oils on cognitive and spatial memory skills of rats, anxiolytic and antidepressant effects were measured by in vivo behavioral methods, such as Y-Lab Test, Radial Arm-Lab Test, Raised Plus-Lab Test and Forced Swimming Test. The effects of enhancing the cognitive activity of S.multicaulis essential oil in scopolamine-treated rats were investigated using the Y-maze. Another test for observing the effects of volatile oil application on the spatial memory of rats with scopolamine is the radial arm labyrinth test. The parameters used for the radial arm labyrinth test are memory errors and reference memory errors. The elevated plus maze test was used to assess the effects of S.multicaulis essential oil on scopolamine-related anxiety behavior. The Forced Swimming Test was used to test the effects of S.multicaulis essential oil against depression-like behavior with scopolamine.S.multicaulis volatile may provide clues to the treatment of Alzheimer type dementia model. Keywords:S.multicaulis,Alzheimer, in vivo, Demans, scopolamine

Atilla Aygün
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya ilinin etnobotanik değeri olan bitkileri üzerine bir araştırma

Bu araştırma, Malatya ilinde tıbbi amaçlarla kullanılan bitkiler başta olmak üzere halk arasında belirli amaçlarla kullanılan etnobotanik değeri olan bitkilerin tespiti için yapılmıştır. Haziran 2010 - Temmuz 2011 yılları arasında arazi çalışmalarında 330 bitki örneği toplanmıştır. Bu bitkilerin sistematik olarak değerlendirilmesiyle, 45 familya 115 cins ve 149 tür ve tür altı takson saptanmıştır.Tespit edilen bitkilerin yer aldığı önemli familyalar ve takson sayıları sırasıyla Asteraceae (26), Lamiaceae (21), Rosaceae (13), Fabaceae (9), Apiaceae (8)'dir. Bu bitkilerin yöresel adları, kullanışları, toplanan lokaliteleri, varsa ingilizce adları ve literatürde kullanımları hakkında bilgiler derlenmiştir. Tespit edilen bitkiler insan sağlığında, hayvan sağlığında, gıda olarak, hayvan yemi olarak, kozmetik ürün olarak, haşerelerle mücadelede ve süs bitkisi olarak kullanılmaktadır.Derlenen bilgilere göre, 56 taksonun Malatya ilindeki kullanımı ile literatürdeki kullanımı az çok benzerlik ve 69 taksonun ise Malatya ilindeki kullanımı ile literatürdeki kullanımı farklılık göstermektedir.Anahtar kelimeler: Malatya, Etnobotanik, Tıbbi bitkiler

Figen Tetik
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Astragalus kurdious Boise. var. kurdious'un morfolojik özellikleri

Dursun Çobanoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
1979
00
Master'sOpen AccessTR

Odunpazarı'nda (Eskişehir) antropojenik substratlar üzerinde gelişen likenler

Bu çalışma kapsamında Eskişehir merkez Odunpazarı ilçesi sınırları içinde bulunan antropojenik yapılar üzerinde gelişen likenlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Toplam 27 lokaliteden çeşitli antopojenik yapılar üzerinde toplanan liken örnekleri değerlendirilmiştir. Çalışmada 25 cinse ait 54 tür ve tür altı liken ve likenikol mantar taksonu belirlenmiştir. Çalışma alanından tespit edilen liken ve likenikol mantar tür çeşitliliği, yapıların yaş özelliklerine göre değerlendirilmiştir. Çalışma alanında tespit edilen liken çeşitliliği, kent merkezinde küresel ısınma ve hava kalitesinin belirlenmesine yönelik yapılacak çalışmalar için bir veritabanı niteliğindedir.

Gökçe Toral
Eskişehir Technical Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin psikoaktif doğal bitki çeşitliliğinin etnobotanik ve korolojik açıdan araştırılması

Psikoaktif bitkiler içerdikleri çeşitli psikoaktif maddeler, bileşikler ve metabolitler ile insan zihninde duygudurum, algı ve bilinçte değişiklik meydana getiren bitkilerdir. İnsanlık tarihi boyunca bu bitkiler, başta sağlık olmak üzere, farklı endüstri kolları için hammadde kaynağı ve keyif verici olarak, hatta dini ritüeller gibi çok farklı amaçlarla kullanılmışlardır. Dünyada pek çok ülkede bu bitkiler ile ilgili çalışmalar yapılmış ve ülke bazında sahip olunan psikoaktif doğal bitki çeşitliliği ortaya konmuştur. Türkiye'de ise bu anlamda yapılmış herhangi bir kapsamlı çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma ile bitki çeşitliliği açısından zengin olan Türkiye'de, doğal olarak yayılış gösteren ve psikoaktif özellikleri rapor edilen bitkiler belirlenerek ortaya konulmuştur. Yapılan araştırmalar sonucunda, psikoaktif özellik taşıyan; 30 familya ve 60 cins içerisinde yer alan toplam 97 vasküler bitki taksonu (89 tür, 3 alttür ve 5 varyete) belirlenmiştir. Belirlenen taksonlar aynı zamanda etnobotanik ve korolojik özellikleri açısından da değerlendirilmiştir. Son aşamada ise, belirlenen bu taksonlardan ayurvedik kullanıma sahip olanlar da belirlenerek kullanımlarıyla ilgili bilgiler özetlenmiştir. Tez sonuçlarının Türkiye'nin psikoaktif bitki taksonlarına dikkat çekmenin yanı sıra, gelecekte yapılacak olası çalışmalar için bir veri tabanı olarak katkı sağlayacağı kanısındayız.

Derya Özge Özer
Eskişehir Technical Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kurşun (Pb) stresi altındaki Pepino (Solanum muricatum Ait.) fidelerinin bazı anatomik ve fizyolojik parametrelerindeki değişimlerin belirlenmesi

Çalışmada kurşun (Pb(NO3)2) stresi altındaki pepino (Solanum muricatum Ait.) fidelerinin bazı anatomik ve fizyolojik değişimleri incelendi. Fidelere 20 gün boyunca, 0, 25, 50 ve 100 ppm' lik Pb(NO3)2 çözeltisi uygulandı. Denemeler sonunda bitkilerin yaprak ve köklerinden örnekler alınarak anatomik değişimler saptandı. Yaprak örneklerinde ise fotosentetik pigmentler (klorofil a, klorofil b ve karotenoidler), total fenolik bileşikler, malondialdehit (MDA) ve kurşun içerikleri belirlendi. Çalışmada, kurşun uygulamasına bağlı olarak kök ve yaprak anatomilerinde değişimlerin olduğu saptandı. Kurşun uygulamasına bağlı olarak fotosentetik pigmentlerin azaldığı, kurşun birikimlerinin ise arttığı belirlendi. Toplam fenolik bileşiklerin ve MDA düzeylerinin kurşun konsantrasyonlarına bağlı olarak farklılıklar gösterdiği saptandı. Anahtar Kelimeler: Kurşun stresi, Anatomi, Pigmentler, Fenolik bileşikler, Malondialdehid, Solanum muricatum

Mustafa Tektaş
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

Anadolu endemik Digitalis L. türlerinin in vitro çoğaltımı ve kardiyak glikozitlerinin üretilmesi

Members of the genus Digitalis L. are medicinally and economically important plants as they contain cardiac glycosides that increase contractions of the heart and regulate heart rhythms. Several methods for high-frequency in vitro regeneration of endemic Digitalis species of Anatolia were established testing different types of basal medium and explants excised from in vitro germinated seedlings. Of those tested medium formulations, Linsmaier and Skoog (1965), supplemented with 0.5 mg/L thidiazuron (TDZ) and 0.25 mg/L indole-3-acetic acid (IAA), was selected mainly for the optimization of later tissue culture protocols of Digitalis davisina Heywood, D. cariensis Jaub. et Spach em. Werner and D. trojana Ivan. For D. lamarckii Ivan., benzyl-amino-purine (BA) and naphtylene-acetic-acid (NAA) were more productive in terms of shoot formation.As an explant source, flamingo-bill type (FBT) explants in general were more productive than other tested hypocotly, leaf or root explants. In addition to shoot regeneration, callus induction was employed in some species (D. cariensis and D. lamarckii) on LS or Murashige and Skoog medium (1962) containing various concentrations of BA and NAA. Callus cultures obtained from D. lamarckii only was able to produce multiple shoots. Regeneration frequency varied from species to species producing a range of 1 to 9 shoots per explant within 6 or 8 weeks of in vitro cultivation periods. Cardenolide profiles of leaf materials of endemic Anatolian Digitalis collected from different locations at various vegetation periods (budding, flowering or seed setting) and of tissue culture samples (leaf, complete shoots, etc.) produced in vitro were also investigated using two instrumental analysis; thin layer chromatography (TLC) and reverse phase high performance liquid chromatography (RP-HPLC). TLC analysis provides us new insights as a fingerprint pattern of the cardenolides depending on various biotic and/or abiotic factors (physiological ages, different locations or vegetation periods). HPLC analysis was substantiated in terms of quantitative analysis of cardenolides detected by TLC. In that, glucogitorosid content, a major cardenolide, found in our endemic species, was directly correlated with plant growth and development by means of exogenously added growth regulators or seasonal factors as well as the geography where they distributed.

Cardiac glycosides
Bahtiyar Buhara Yücesan
Bolu Abant İzzet Baysal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00