Çukurova University
Discipline

Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Anabilim Dalı

Çukurova University

3

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

3 Theses
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Obsesif kompulsif bozuklukta aleksitimi, cinsel işlev bozukluğu ve çift uyumunun araştırılması

Amaç: Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) tanılı hastalarda aleksitimik özelliklerin değerlendirilip, cinsel işlev bozukluğu (CİB) ve çift uyumu ile ilişkisinin ortaya çıkarılması, OKB hastaları ve kontrol grubunun aleksitimi, cinsel işlevler ve çift uyumları açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Polikliniği Obsesif Kompulsif Bozukluk Birimi'nde yürütülmüştür. Çalışmaya evli veya cinsel partneri olan 72 OKB hastası ile hastalar ile benzer sosyodemografik özellikler gösteren, ruhsal hastalık öyküsü bulunmayan, evli veya cinsel partneri olan 82 kişiden oluşan sağlıklı gönüllü kontrol grubu dahil edildi. Katılımcılara tarafımızca oluşturulan sosyodemografik veri formu, obsesif kompulsif bozukluk veri formu ve cinsel işlevler veri formuna ek olarak, Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Derecelendirme Ölçeği (YBOKÖ), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20), Arizona Cinsel Yaşantılar Ölçeği (ACYÖ), Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ) uygulandı. Bulgular: Çalışmamızda OKB hastalarının % 59,8'i aleksitimik olarak bulunmuştur. OKB hastalarının TAÖ-20 toplam puan ortalamaları, kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,001). Aleksitimik olan OKB hastalarının ACYÖ toplam puan ortalamaları, aleksitimik olmayan OKB hastalarına göre daha yüksek bulunmuştur (p<0,001). Aleksitimik olan OKB hastalarının ÇUÖ toplam puanı (p<0,001) ve alt ölçek puan ortalamaları (p=0,01; p=0,001; p=0,002; p=0,01), aleksitimik olmayan OKB hastalarına göre daha yüksek bulunmuştur. Hasta grubunda TAÖ-20 toplam puanı ile ACYÖ toplam puanı arasında pozitif yönlü bir ilişki (p=0,002) ve TAÖ-20 toplam puanı ile ÇUÖ toplam puanı (p=0,004) ve alt ölçek puanları (p=0,038; p=0,001; p=0,026; p=0,032) arasında negatif yönlü bir ilişki saptanmıştır. OKB hastalarının % 65,3'ünde cinsel işlev bozukluğu saptanmıştır. OKB hastası kadınlarda en sık orgazm bozukluğu (% 48,8), OKB hastası erkeklerde en sık cinsel istek azlığı (% 30,3) saptanmıştır. ACYÖ toplam puanları her iki cinsiyette de (p<0,001) OKB hastalarında kontrol grubuna göre daha yüksek belirlenmiştir. ÇUÖ toplam puanı ve alt ölçek puan medyanları OKB hastalarında kontrol grubuna göre düşük saptanmıştır (p<0,001). Çalışmamızda OKB semptom türleri ile aleksitimi düzeyi (p>0,05), cinsel işlev bozukluğu (p>0,05) ve çift uyumu (p>0,05) arasında ilişki saptanamamıştır. Sonuç: Çalışmamızın sonucuna göre OKB hastalarında daha yüksek aleksitimi düzeyleri, daha kötü cinsel işlevsellik ve daha düşük çift uyumu saptanmıştır. OKB hastalarında aleksitimi varlığı daha kötü cinsel işlevsellik ve daha düşük çift uyumu ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca OKB hastalarında aleksitimi düzeyleri arttıkça, cinsel işlevlerdeki bozulmanın arttığı ve çift uyumunun azaldığı görülmüştür. OKB hastalarında aleksitimik özelliklerin varlığının sorgulanıp, uygun tedavi yöntemlerinin sağlanması, hastaların ailevi (sosyal) işlevselliklerinin artmasına olanak sağlayabilir. Geniş örneklem gruplarında ya da farklı hastalıklarda bu ilişkilerin araştırılması konunun aydınlatılmasına katkı sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Aleksitimi, Cinsel İşlev Bozukluğu, Çift Uyumu, Obsesif Kompulsif Bozukluk

Affektif semptomlarAleksitimiCinsel işlev bozuklukları-psikolojik+2
Tunahan Sun
Çukurova University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Obezitede bilişsel işlev bozukluğu ve bilişsel işlev bozukluğunun uyku kalitesi ve depresyon ile ilişkisi

Amaç:Obezite, mortalite ve morbidite üzerinde ciddi etkileri olan önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Obezitenin bilişsel işlevler üzerinde zararlı etkilerinin olabileceğini destekleyen kanıtlar giderek artmaktadır. Bu çalışmada obezitesi olan bireyleri yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyi açısından eşleştirilmiş normal kiloda olan kontrolleri ile nörobilişsel işlevler açısından karşılaştırmak, ayrıca depresyon eş tanılı obez bireyler ile depresyon eşlik etmeyen obez bireylerin bilişsel işlevler açısından sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması yapılarakobezitede görülen bilişsel bozuklukların altında yatan potansiyel mekanizmalara katkıda bulunmak hedeflenmiştir. Yöntem:Bu çalışmaya Nisan 2020 – Aralık 2020 tarihleri arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD polikliniğine ayaktan başvuran, depresyon dışında herhangi bir psikiyatrik tanısı bulunmayan, çalışmayı kabul eden ve çalışmaya dahil edilme ölçütlerini karşılayan 60 obez hasta ve obez grubu ile yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyi olarak eşleştirilmiş, BKI 25 kg/m2 altında olan, tanı konan herhangi bir psikiyatrik hastalığı bulunmayan 60 sağlıklı kontrol grubu dahil edildi.Obez hastalar Major Depresif Bozukluğu olan 26 ve Major Depresif Bozukluğu olmayan 34 kişi olarak iki gruba ayrıldı.Tüm katılımcılara SCID-I (Eksen I Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme) ve bilişsel işlevlerini değerlendirmek için Rey İşitsel Sözel Öğrenme Testi, Stroop Testi, Wisconsin Kart Eşleme Testi uygulandı. Klinik görüşme, SCID-I, HAM-D ölçeği ve nörobilişsel testler araştırmayı yürüten doktor tarafından uygulandı. Tüm katılımcılardan Pitsburg Uyku Kalitesi İndeksi ile değerlendirmeleri istendi. Bulgular:Çalışmamızda depresyonu olan obez bireyler, depresyonu olmayan obez bireyler ve sağlıklı kişilerden oluşan gruplardan her biri yaş, eğitim düzeyi, cinsiyet gibi özellikler açısından birbiri ile benzer bulundu. Çalışmamızda tüm obez katılımcılar ve sağlıklı kontroller arasında Wisconsin Kart Eşleme Testi, Stroop Testi ve Rey İşitsel Sözel Öğrenme Testinde anlamlı fark saptanmıştır. Obez katılımcılar Wisconsin Kart Eşleme Testi, Stroop Testi ve Rey İşitsel Sözel Öğrenme Testinde sağlıklı kontrollere kıyasla daha kötü performans göstermiştir. Depresyonu olan obez bireyler ve depresyonu olmayan obez bireylerin sağlıklı kontrollerle yapılan karşılaştırmasında depresyonu olan obez bireylerin hem depresyonu olmayan obez bireylere hem de sağlıklı kontrollere göre bir çok alanda daha kötü performans sergilediği gözlenmiştir. Kontrol grubu ile OB grup ve DOB grubu ile OB grubu arasında WCST Perseveratif Tepki Sayısı, Perseveratif Hata Sayısı, Perseveratif Olmayan Hata Sayısı, Kavramsal Düzey Tepki Yüzdesive Tamamlanmış Kategori Sayısı, stroop bölüm 4 ve bölüm 5 toplam süresi, AVLT A1 toplam doğru ve AVLT A6 toplam doğrupuanları açısından anlamlı farklılık saptanmamıştır. Bu kategori puanlarındaki gruplar arası istatiksel anlamlılığın kontrol grubu ile DOB grubu arasındaki farktan kaynaklandığı gözlenmiştir. Sonuç:Bu çalışma verilerine dayanarak obez bireylerin dikkat, yürütücü işlevler, sözel öğrenme ve bellek gibi bilişsel işlev alanlarında bozulma gösterdiği gözlenmiştir. MDB olan obez grup, MDB olmayan obez grup ve kontrol grubu arasındakinörobilisel test performansları değerlendirildiğinde genel olarak obezitenin MDB varlığında bilişsel testler üzerinde ilave olumsuz etkisi olduğu gözlenmiştir. Özellikle MDB olan obez bireylerin performansları sağlıklı kontrollerle karşılaştırıldığında çeşitli bilişsel görevlerde anlamlı farklılık gözlenirken MDB olmayan obez grupla kontrol grubu karşılaştırıldığında bu farklılık genellikle önemsiz olarak kalmıştır. Depresyonun obez bireylerde özellikle inhibisyon kontrolü, dikkat ve bilişsel esneklik testleri üzerinde bozucu etkisi olduğu gözlenmiştir. Obezite ve MDB 'un nörobilişsel işlevler üzerine kümülatif etkileri olduğu düşünüldüğünde, obeziteye atfedilen bilişsel işlev bozukluğunun obeziteyle sıklıkla birlikte bulunan uyku bozuklukları, MDB ve ilişkili metabolik durumlarla bağlantısını açıklamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Biliş bozukluklarıBilişsel işlevlerDepresif bozukluk-majör+3
Selin Uysal Alkan
Karadeniz Technical University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bipolar bozukluk tip 1 remisyon dönemi hastalarında kalıntı duygu durum belirtilerinin yürütücü işlevler, yüzlerden duygu tanıma ve zihin kuramı ile ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Bipolar Bozukluk; bir duygudurum bozukluğu olarak, genetik temeli olan, yineleyici alevlenme ve remisyon dönemleriyle seyreden, yeti kaybına neden olan, yaşam kalitesini düşüren kronik bir rahatsızlıktır. Bipolar Bozukluk tanılı hastalarda remisyonda iken kalıntı duygudurum belirtileri görülebilmektedir. Kalıntı belirtiler, hastalığın tekrarlamasını öngörmesi açısından önemlidir. Bipolar Bozukluk'ta kalıntı belirtiler çeşitli çalışmalarda; bilişsel alan, işlevsellik alanı, duygudurum düzeyi alanında ele alınmaktadır. Biz de çalışmamızda kalıntı duygudurum belirtilerinin yürütücü işlevler, yüzlerden duygu tanıma ve zihin kuramı işlevleri ile olan ilişkisini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız iki merkezli ve kesitsel bir çalışmaydı. Hastanemiz Psikiyatri polikliniğine başvuran, sözel ve yazılı bilgilendirilmiş onamı alınan, 18 yaşın üstünde olan, Bipolar Bozukluk Tip 1 tanısı konan amaca yönelik rastgele seçilmiş 47 hasta ve çalışmayı kabul eden hastanede çalışan personel ve yakınları arasından rastgele seçilmiş 27 sağlıklı denek çalışmaya alındı. Gruplar eğitim açısından eşleştirildi. Çalışmaya katılanlara Sosyodemografik ve Klinik Görüşme Formu, İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi Ölçeği, Klinik Global İzlem Ölçeği, Hamilton Depresyon Ölçeği, Young Mani Ölçeği, BPRS, Gözlerden Zihin Okuma Testi, Dokuz Eylül Zihin Teorisi Ölçeği, Ekman Yüzlerden Duygu Tanıma Ölçeği, Winsconsin Kart Eşleme Testi ve Stroop Testi uygulandı. Bulgular: Bipolar Bozukluk hastalarının yürütücü işlevler, yüzlerden duygu tanıma işlevi ve zihin kuramı becerileri alanındaki test skorları sağlıklı kontrollere kıyasla anlamlı olarak daha düşüktü. Hastaların %46.8'inde kalıntı depresif semptomlar varken, %10.6'sında kalıntı manik belirtiler vardı. Kalıntı duygudurum belirtisi olan ve olmayan BP hastalar arasında yürütücü işlevler ve yüzlerden duygu tanıma işlevi açısından fark bulunmazken 1.düzey zihin kuramı açısından KB olan grubun skorları daha düşüktü. Ekman toplam puanının düşüklüğü, BP grubunda olmayı belirlerken, depresif epizod sayısının fazla olması kalıntı belirti grubunda olmayı belirliyordu. Depresyon puanı azaldıkça ve ZK becerilerinden empatik anlayış becerisi iyileştikçe işlevsellik düzeyi artmaktaydı. Sonuç: Remisyon dönemi BP hastalarında yürütücü işlevler, yüzlerden duygu tanıma ve zihin kuramı becerileri sağlıklı kontrollerin seviyesine ulaşamamaktadır. Ayrıca KB olan hastalarda zihin kuramı işlevleri olumsuz etkilenmiştir. Remisyon dönemindeki BP hastalarında özellikle kalıntı belirtilerin tedavisi, zihin kuramı işlevlerinin ve genel işlevselliğin artmasına olumlu katkıda bulunabilir. Anahtar Kelimeler: Bipolar Bozukluk, kalıntı duygudurum belirtileri, yürütücü işlevler, yüzlerden duygu tanıma, zihin kuramı

Belirti ve semptomlarBipolar bozuklukDuygu tanıma+4
Mücahit Gökduman
Bolu Abant İzzet Baysal University
2023
00