89
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Anomi ve yabancılaşma bağlamında İstanbul'daki kapkaç olaylarına bakış
Günümüzde önemli toplumsal sorunlardan biri haline gelen kapkaç olaylarını İstanbul örnekleminde incelemeyi amaçlayan `Anomi ve Yabancılaşma Bağlamında İstanbul'daki Kapkaç Olaylarına Bakış' adlı bu çalışma, bir alan araştırmasıdır.Araştırmanın temel amacı; Türkiye'de son zamanlarda önde gelen toplumsal olaylardan olan kapkaç olaylarını, bu suç türünü işleyen bireyleri, kapkaç türlerini ve özellikle bu suç türünü işlemelerinde etkili olan sosyo-kültürel ve ekonomik değişkenleri sosyolojik bir bakış açısıyla incelemektir.Kapkaç suçunun en yoğun olarak görüldüğü İstanbul örnekleminde gerçekleştirilen bu alan araştırması verilerine göre, örneklem grubunu oluşturan kapkaç suçu mahkûmlarının; başta gençler olmak üzere çocuk ve orta yaş grubunda yer aldığı saptanmıştır. Ayrıca araştırma sonuçları, kapkaç suçunu işleyen bireylerin öğrenim durumları ile ekonomik seviyelerinin düşük olduğunu; birçoğunun daha önce de kapkaç suçu sebebiyle gözaltına alındığı ve/veya ceza evinde kapkaç suçundan dolayı ceza çektiklerini ortaya koymuştur. Bu kişilerde sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımının yaygın olduğu gözlenmiştir. Kapkaç mahkûmlarının aileleri ve çevreleri incelendiğinde; benzer şekilde kendilerinde görülen birçok olumsuz özelliğin ailelerinde de mevcut olduğu; arkadaşları arasında kapkaç suçu başta olmak üzere suç işleme oranının yüksek olduğu araştırmada elde edilen veriler ışığında ulaşılan sonuçlardır.
Elazığ'da yarım kalmış projelerin sosyal maliyeti
Elazığ, Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar ekonomik, sosyal ve kültürel gelişim açısından jeostratejik konumunu ve önüne çıkan fırsatları tam olarak değerlendirebildiğini söylemek mümkün değildir. Bununla birlikte Doğu Anadolu illeri arasında iyi bir gelişmişlik seviyesi yakalamış ancak, Türkiye genelinde ortalama bir seviyede kalmıştır.Avrupa Birliğine girme surecinde olan ülkemizde Elazığ, Avrupa Birliği kriterlerine uyum aşamasında önüne çıkan imkânları en verimli biçimde kullandığı takdirde; İlin ekonomik, sosyal ve kültürel dokusu bütünüyle hızlı bir gelişme göstereceği beklenmektedir. Elazığ var olan tüm güzelliklerine böylesi bir görüntüyü de ekleyerek, çağdaş ve modern bir kent olmanın avantajlarını yakalayacaktır. Bu bağlamda ilin gelişme ivmesi yukarıya doğru devamlı artış göstereceği şüphesizdir.Elazığ'ın başlangıçta 5084 sayılı Teşvik Yasası dâhilinde olmaması İl'e gelecek yeni yatırımları önemli ölçüde engellemekte ve diğer illerle arasında haksız rekabet oluşmasına neden olmakta idi. Bu durum İlin geleceği açısından büyük dezavantaj teşkil etmekte olup; Teşvik yasasına dâhil edilmesi ile birlikte bu sıkıntı az da olsa giderilmiştir.Ülkemizin ve Elazığ'ın en önemli problemi olan işsizliğin önüne geçebilmek için ise işgücü piyasasının ihtiyaçları belirlenerek, eğitim-istihdam ilişkisinin kurulması gerekmektedir. Bu bağlamda kalkınmada en önemli unsurun beşeri sermaye olduğu gerçeğinden hareketle, bütçeden eğitime ayrılan payın mutlak surette arttırılması kaçınılmazdır.Elazığ'ın gelişip kalkınmasında il potansiyellerinin en iyi şekilde değerlendirilmesinde, mevcut kaynakların verimli ve gerçekçi kullanımı ve bunlara dayalı olarak küçük ve orta ölçekli sanayinin desteklenmesi ve geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bunun için de, mevcut sanayi yapısı profilinin ortaya konulması, gelişme imkân ve kabiliyetinin belirlenmesi, geleceğe yönelik yeni yatırım hedef ve stratejilerin tasarlanması ve uygulanması da üzerinde ciddiyetle durulması gereken hususların başında gelmektedir.ANAHTAR KELİMELER: Yatırım, Sosyal Maliyet, Sosyal Fayda, Sermaye, İstihdam, İşsizlik.
Yoksullukla mücadelede üçüncü sektör: Gönüllü kuruluşlar üzerine sosyolojik bir çalışma
Yoksulluk, günümüz küresel dünyasının en önemli sorunları arasında yer almaktadır. Tarihsel bir olgu olan yoksulluk, günümüzde uç boyutlarda yaşanmakta ve toplumları derinden etkilemektedir. Mutlak, göreli ve insanî yoksulluk kriterlerine göre tanımlanan yoksulluk, kırsal ve kentsel kesimlerde farklı nedenlerden kaynaklanmakta ve toplumsal gruplar arasında farklı şekillerde yaşanmaktadır. Yoksulluğun geçmiş dönemlerdekinden en önemli farkı, sadece duyarlı grupları değil, çalışan kesimleri de etkilemiş olması ve öngörülemez sonuçlara yol açmasıdır.Yoksulluğun geldiği boyutlar ve doğurduğu sonuçlar, ?yoksullukla mücadele? çabalarına da yansımış ve bu çabaların küresel ölçekte uygulanmasını zorunlu hale getirmiştir. Ancak, yoksulluk yerelde yaşandığı için, yoksullukla mücadelenin de yerelde yürütülmesi bir zorunluluk olmuştur. Bugün yerel düzeyde yoksullukla mücadele eden birçok resmi ve sivil kuruluş vardır. Her birinin kullandığı strateji ve hitap ettiği kesim değişmekte, amaçları ve hedefleri farklı olabilmektedir. Bu çalışmada ise yerel düzeyde yoksullukla mücadele eden gönüllü kuruluşlar incelenmiştir.Gönüllü kuruluşlar, yoksulluğun yerelde görülen olumsuz sonuçlarının giderilmesinde önemli işlevler yerine getirmekte; ancak güç ve kaynak açısından yeterli olmadıkları için, bir bütün olarak yoksulluğun ortadan kaldırılmasında veya azaltılmasında yetersiz kalmaktadırlar. Başta finansal destek ve bürokratik engeller olmak üzere çeşitli sorunları bulunan gönüllü kuruluşlar, sosyal sorumluluk ve hayırseverlik anlayışının toplumda kurumsal çatı altında örgütlenmesini temsil etmektedirler.Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, yoksullukla mücadele, gönüllülük, gönüllü kuruluş.
Küreselleşme sürecinde Türkiye'de dini hayatın dönüşümü ve dindarlığın yeni bazı görünümleri üzerine sosyolojik bir araştırma
?Küreselleşme Sürecinde Türkiye'de Dini Hayatın Dönüşümü ve Dindarlığın Yeni Bazı Görünümleri Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma? adlı çalışma nitel araştırma yöntemi kullanılarak Elazığ il merkezinde yapılan uygulamalı bir alan araştırmadır. Bu çalışmada kurumsal anlamda küreselleşmenin siyasi, ekonomik, kültürel boyutlarının yanında din ile olan bağlantısı kurulmaya çalışılmıştır. Küreselleşme ve din etkileşimi başlığı altında ise, küreselleşme ile din arasında kurulan ilişkiden hareketle dindarların dini, siyasi, ekonomik, kültürel, vb. alanlarda sergilemiş oldukları davranışlar anlaşılmaya, analiz edilemeye çalışılmıştır.Söz konusu çalışmada dindarlar küreselleşmenin toplumsal sonuçları bağlamında din algısı, dinde otorite ve dini örneklik sorunu, dünyevileşme, dini cemaate bakış, tüketim kültürü, kredi kartı kullanımı, katılım bankalarına bakış, faiz ve kar payı algısı, siyasi katılım, AB'ye bakış, AK Partiye bakış vb. açıları sosyolojik açıdan analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda dindarların dini, siyasi, kültürel, ekonomik alanlardaki zihniyet algılarının nasıl bir değişim geçirdiği ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, din, küreselleşme ve din etkileşimi, dini çeşitlilik, dünyevileşme, dinin araçsallaştırılması, metalaşma, dini çoğulculuk, dinin geri dönüşü, yeni muhafazakârlık.
Görünürlük uzamlarında kamusallık, denetim, mahremiyet: İstanbul örneğinde kameralı gözetimin sosyo-politiği
Kentsel mekânların kameralı gözetimi risk, korku ve yüksek suç oranları ile karakterize olan çağdaş kent yaşamının hayati bir bileşeni haline gelmiştir. Kameraların kent mekânlarındaki hızlı yayılımı, bazı kriminolojistler tarafından risk yönetimi stratejilerine dayalı yeni bir kriminoloji yaklaşımının göstergelerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme, kameraları bir suç önleme enstrümanı olarak seferber etme sürecinde neo-liberal kent yönetiminin gündeme getirdiği kimi gerekirliklerin rolünü dikkate alma yönündeki bir eğilimi de içermektedir. Küresel pazarın yatırımcıları ve tüketicileri için daha cazip bir uğrak haline gelme arayışında kent, güvenli ve istikrarlı bir yer olmaya zorlanmakta ve kameralar, bu türden mekânların gerçekliğinin değilse bile imajının üretilmesinde hayati bir fonksiyon yerine getirmektedir. Kentsel mekânların metalaşması sonucunu da doğuran bu sterilleştirme süreci, sahte kamusallıkların üretilmesinden de sorumlu tutulmaktadır. Kent yaşamına özgü karmaşıklığı yönetme ve farklılıkları bir arada tutma yetisinden yoksun olan çağdaş kent kamusallığı, bir türdeşleşme süreci ile karakterize olmaktadır. Bu durum da, kendi başına, kentsel mekânların kameralı gözetim ile denetlenmesi girişimini anlamlı hale getirmektedir.Bu çalışmada, kameralı gözetimin kent tecrübesi ve daha genelde kentsel kamusallık üzerindeki olası etkiselliğinin araştırılması amaçlanmaktadır. Çalışmanın kuramsal hareket noktasını, yetkin ifadesini Panopticon'da bulan, bakış ile iktidarı özdeşleştirme eğiliminin eleştirel bir yeniden değerlendirmesi oluşturmaktadır. Söz konusu bağlamda, `bakışın idaresi' çalışmanın anahtar nosyonu olarak öne çıkmaktadır. Buradan hareketle, kamerada temsil olunan bakışın kentsel mekânlara dâhil olma ve bu mekânların haricine düşme biçimleri anlaşılmaya çalışılmaktadır. Bu amaca yönelik olarak gerçekleştirilen alan araştırmasında, İstanbul'da kameralarla gözetlenmekte olan kamuya açık 14 ayrı noktada 469 kişi ile görüşülmüştür. Alan araştırması sonucu elde edilen veriler kameraların mevcudiyetine ilişkin farkındalık, kameralarla gözetleniyor olmanın denetim ve mahremiyete ilişkin içerimleri, bir pratik olarak kameralı gözetimin söylemsel kuruluşu ve güvenlik retoriğinin bu bağlamdaki yeri gibi parametre ve sorunlar esas alınarak analiz edilmiştir.Bu veriler ışığında, kamerada cisimleşen bakışın idaresinde iki faktör özellikle önemli görülmektedir: kameraların anonimlikle karakterize olan mekânlarda konumlandırılmış olması ve güvenlik retoriği. Verilerin analizi; kameraların mevcudiyetinin ona atfedilen belli bir güvenlik işlevi üzerinden onaylandığını, kameraların risk ve güvenlik terimlerine de konu olabilecek anonim mekânlarda konumlandırılmasının uygun görüldüğünü, bununla birlikte kamerada cisimleşen bakışın her halükarda mekânın dışına düşme eğilimi taşıdığını ve özellikle veri güvenliği ile ilgili endişelerin cari olduğunu ortaya koymuştur. Bunlara ilaveten, suiistimal endişesi ile güvenlik retoriğinin görece naif olmayan bir alımlanışı arasında ve yine suiistimal endişesi ile yasal/hukuki düzenlemeye yönelik talepte bulunma arasında pozitif yönlü korelasyonlar saptanmıştır. Yasal/hukuki düzenlemeye yönelik taleplerin de kameraların mekânsal dağılımından ziyade görüntü verilerinin güvenliğine ilişkin olduğu görülmektedir. Mekânların anonimliği ve güvenlik retoriğinin yanı sıra, veri güvenliği ve verilerin kullanımını düzenleyen mekanizmaların da kamerada temsil olunan bakışın indirgenemez hariciliğinin telafisinde önemli bir işlev üstleneceği anlaşılmaktadır. Kamerada temsil olan bakışın kentsel mekânlara dâhil olması ve kent tecrübesinin bir bileşeni haline gelmesi, onun idare edilebilirlik kapasitesi ile ilgilidir.Anahtar Kelimeler: Kameralı gözetim, kentsel kamusallık, denetim, mahremiyet, bakışın idaresi, kentsel mekân, kent tecrübesi, güvenlik
Karşılaştırmalı olarak Türk ve Kazak vatandaşlığının kazanılması
The Comparison of Acquiring Citizenship Accordingto Turkish and Kazak Laws, Masters Thesis, Ankara 2008.The thesis analyses acquisition of the citizenship according to Turkishand Kazak Laws considering the latest developments in the citizenship laws.It comprises two sections.In the first section, the definition of citizenship is analyzed. Theconceptual frameworks, the meaning, the ways to acquire the citizenship areanalyzed, and the historical developments are considered. The first sectionalso specifies the development of Kazak citizenship law from Kazak KhanPeriod until Soviet period, and up to the independence period.The second section comparatively analyses the case regardingacquiring citizenship as a result of the birth and as a result of other casesexcept the birth. The conditions on acquiring the citizenship according toTurkish and Kazak Laws, the exceptions on acquiring citizenship, the ways toacquire citizenship, the acquisition of citizenship by adoption, by marriage,and the acquisition of the citizenship by means of right choice are analyzed.It is important to study the bases of acquiring the citizenship accordingto Turkish and Kazak Laws, and this study will benefit us by comparativelyanalyzing the legal systems. The other purpose of the thesis is to analyzeharmonization of different legal regulation and the detailed application of thecitizenship law.
Nakşibendilikte kadın (Ulaşlı köyü örneği)
Bilge, Emine, ?Nakşibendilikte Kadın (Ulaşlı Köyü Örneği)? Yüksek Lisans Tezi, Tez Danışmanı, Doç.Dr. Ahmet Taşğın, 154 s.Birey ve toplum hayatını etkileyen en önemli unsurlardan biri din olmuştur. Tarikat en yaygın dini gruplaşma şekillerinden birisidir. Nakşibendilik, sufi geleneğe bağlı bir tarikattır. Nakşibendi tarikatı ülkemizde yaygın bir tarikat olarak varlığını sürdürmeye devam etmektedir.Nakşibendi tarikatı, oldukça eski ve köklü geleneksel kültüre, felsefi ve mistik söyleme sahip olmakla birlikte tarih boyunca farklı yansıma biçimleriyle bireysel ve sosyal yaşamın bir parçası olmuştur.Sosyal bir grup olarak tarikatlar, sosyal bir harekettir. Tarikatlara yönelmenin sosyolojik etkilerinin en önemlisi bireyin ihtiyaç duyma, problem edinme ve bu problemi çözme isteğidir. Bu çalışmada dinden doğan grup olarak tasavvufi mistik yaşayış ve onun teşkilatlanmış şekli olan tarikatın sosyal tezahürleri incelenecektir.Nakşibendi tarikatının kurucu ve isim babası Bahaeddin Nakşibend'dir. Nakşibendi tarikatının Türkiye'de en yaygın kolu Mevlana Halid-i Bağdadi'ye nisbet edilen Halidiye koludur. Halidiye kolunun en geniş etkisi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görül mektedir.Bugüne kadar kadın, din, tasavvuf konularında birçok araştırma yapıldığı halde tasavvufi bir tarikat olan Nakşibendilik bağlamında kadın konusu Din Sosyolojisi açısından araştırılmaya açık bir alan olarak durmaktadır. Nakşibendiliğin kadının sosyal yaşamı üzerinde ne tür etkisinin olduğu ve toplumumuzu tanımamız açısından bu çalışmanın sosyal gerçekliği biraz daha netleştirmesi düşünülmektedirKadınların dini ve sosyal hayatla ilgili istek ve ihtiyaçları Nakşibendi tarikatına yönelmede etkileyici bir faktör olmaktadır. Tarikat, kadınlar için sosyal bir çevre sağlamakta, kadının toplumsal yaşamdaki konumunu meşrulaştırmaktadır.Nakşibendiliğin kadının sosyal, kültürel ve dini yaşamına ilişkin çerçeveyi anlamak için geliştirdiğimiz 81 soruluk anket formu, tarikat hayatı ile birlikte kazanılan inanç bilgi ve tecrübelerin kadının sosyal yaşamı üzerindeki sosyolojik yansımalarını anlamaya yöneliktir. Tarikat ve tarikat liderine olan bağlılık çerçevesinde referans olarak yapılan her türlü tutum ve davranış bunun kapsamı içine girmektedir.Batman'ın Ulaşlı Köyü örneğinden yola çıkarak kırsal alanda gerçekleştirdiğimiz bu çalışmanın Türkiye'deki Din Sosyolojisi çalışmalarına katkı yapması düşünülmektedir.
Türk modernleşmesinde oryantalizmin etkisi ve kadın sorununa yansımaları; Diyarbakır örneği
Bu çalışmada ilk olarak Doğu ile Batı arasındaki ilişkileri incelemede bir dönüm noktası oluşturan Edward Said'in Oryantalizm teorisinden yola çıkarak Türkiye'de modernleşme sürecinin oryantalist tahayyülden nasıl etkilendiğini ve bu etkilenimin toplumsal cinsiyet politikalarını nasıl belirlediğini incelemeye çalışacağız. Aynı zamanda oryantalizmin çoklu görünümlerinin varlığı argümanına dayanarak Türkiye'nin oryantalizm merkezli modernleşme çabasının özellikle ülkenin Doğu bölgelerinde kadının toplumsal konumunu nasıl şekillendirdiğini ve Doğu'lu kadın üzerine oluşturulan söylemin gerçekliği üzerine yoğunlaşacağız. Çalışmamız Türk modernist elitlerinin oryantalizmin etkisiyle tanımladıkları Doğu kadını imgesinin verili gerçekliğe oturup oturmadığını ve özellikle Kemalist ideoloji ve Avrupa merkezci bir pencereden Doğu'ya bakmanın gerçekleri ne kadar kavrayabileceğini sınamayı hedeflemektedir.Çalışmanın ana teması Batı dışı modernleşme çabalarının kendi toplumsal gerçekliğine karşı geliştirdiği Batılı ve önyargılı bakış açısının en belirgin olduğu alanın toplumsal cinsiyet kimlikleri alanı olduğunu ve bu nedenle başarısızlık ve çelişkilerin en çok bu alanda gözle görülür hale geldiğini ortaya koymaya çalışmaktır.Türkiye gibi ulusal inşanın geç kaldığı ülkelerde modernleşme zaten sancılı,tepeden ve baskıcı bir süreç olarak yaşanırken Türkiye'nin kendi özgünlükleri de ülkenin özellikle doğu ve batısı arasında daha gerilimli bir ilişkinin ortaya çıkışına neden olmuştur. Modernist elitlerin ideolojik duruşuna hakim bir içsel ve örtük oryantalizmin varlığı özellikle Doğu bölgelerinde yaşayan kadınlara yönelik bir medenileştirme, modernleştirme çabası içine girilmesine neden olmuştur. Bu nedenle Batı merkezli bir gerçeklik projesi olarak Türk modernleşmesi ve onun cinsiyet politikalarının başarısızlığı üzerinde durmak istenmektedir. Bu başarısızlığın en belirgin olduğu yerler ise ülkenin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleridir. Geleneksel ve özgül değerlerin Batılı değerler lehine göz ardı edildiği modernleştirme süreci, bölgenin kendi sosyo-ekonomik gerçeklikleri göz önüne alınmadan gerçekleştirildiği için istenilen başarıyı yakalayamamıştır. Milliyetçi bir öze sahip oryantalist söylemin Doğu'ya ve Doğulu kadınlara karşı geliştirdiği güvensiz, üsten ve dayatmacı medenileştirme çabalarının milliyetçi ve oryantalist özü bu bölgede kadının sosyo-ekonomik koşullarının geliştirilmesinde ki başarısızlıkta önemli bir etkendir.Çalışmada teorik çerçevenin oluşturulmasıyla birlikte Doğulu kadınların Batılı tahayyüllerin oluşturduğu resmin neresinde yer aldıkları, Doğulu kadınların Batılı hemcinslerinin algıladıkları gibi pasif,suskun, edilgen nesneler mi yoksa Batılı algılayışla örtüşmese de eylemselliğe sahip pratik, güçlü ve çözüm üretme kapasitesine sahip öznellikler mi olduğunu ortaya koyabilmekti. Bu amaçla Diyarbakır ilinin Sur içi bölgesinde 50 kadınla bir anket çalışması yapıldı. Kadınlara ekonomik, sosyal durumları aile içi ve evlilik ilişkileriyle ve siyasal duyarlıklarıyla ilgili sorular sorulup alınan cevaplar istatistiksel analize tabi tutuldu bazı yorum sorularının sonuçları ise çalışmada ayrı olarak yer aldı.Anahtar Kelimeler: Oryantalizm, Çoklu Oryantalizm, Toplumsal Cinsiyet, Kimlik, Söylem
Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Projesi (GOKAP)'nin Türkiye ve komşu ülkeler üzerine sosyolojik etkileri
Medeniyetlerin başlangıcı Orta Doğu, geçmişten günümüze birçok kavim tarafından kimi zaman göç yolu, kimi zaman da yurt olarak kullanılmıştır. Bu nedenle birçok etnik grubun yaşadığı bu coğrafya eskiden beri birçok güç merkezi tarafından zapt edilmiş veya kontrol edilmeye çalışılmıştır. Bu istilalar ise her seferinde kültürel bir emperyalizmi de beraberinde getirmiştir.Geçmişte Büyük İskender'in yaptığı Helenleştirme, daha sonrasında Araplar tarafından yapılan Araplaştırma bu emperyalizmin adı olmuştur. Günümüzde ise bunun adı ABD'nin tek taraflı değişim dayatması olarak Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Projesi (GOKAP) olarak karşımıza çıkmış bulunmaktadır.Kimi çevreler tarafından projenin ölü doğduğu söylensede, proje birçok etnik grubun birlikte yaşadığı bu coğrafyada bir değişim politikası olarak batılı insan tipini ve batı değerlerini bölgede uygulama koymuştur. Proje ölmek üzere veya can çekişmektedir. Ancak değişimin ilk ivmesi verilmiştir. Esas problem ise bu değişimin yaratacağı dönüşümün nasıl kontrol edileceğidir.Bölge ülkeleri ve Türkiye bu kontrolsüz değişimin yaratacağı kültürel travmayı önlemek için kontrollü bir dönüşümün çarelerini aramalıdır. Bu kapsamda Türkiye tarafından iç kültürel düzeyde (İletişim ve Bilişim alanında, Eğitim alanında, Kültürel Kimlik ekseninde, Ahlak ve Hukuk alanında) ve dış kültürel düzeyde (Pozitif Dışa Dönüklük, Çok Yönlülük, Çevresel İz Düşüm, Yumak Güç (Soft Power) Kullanımı, İmparatorluk Mirasından Faydalanma) alınması gereken önlemler vardır. Bu sayede dönüşüm, bölgenin kültürel geçmişi ile bağlantılı ve otantik olacaktır. Önemli olan dönüşümü geleceğe yönelik bir atılımın ilk hareketi olarak kullanabilmektir.
Örgüt kültürü ve liderlik tarzları arasındaki ilişkiler:İstanbul Emniyet Müdürlüğünde bulunan orta kadame yöneticiler üzerine bir araştırma
Bu tez çalışmasında; örgüt kültürü ile liderlik davranışları arasındaki ilişkilerin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla öncelikle tezde teorik alt yapı oluşturulmuştur. Birinci bölümde liderlik konusu tüm boyutlarıyla ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır. İkinci bölümde ise örgüt kültürü ele alınmış ve liderlik ile ilişkileri teorik anlamda ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin üçüncü bölümü ise İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevli orta kademe yöneticileri üzerine yapılan bir araştırmaya yer verilmiştir. Bu araştırmada örgüt kültürü ve liderlik boyutları arasındaki ilişkileri gösteren bir model tasarlanmıştır. Örgüt kültürünü algılamaya yönelik 98 soru ve liderlik değişkenlerinin algılanmasına yönelik 23 soru bulunmaktadır. Araştırma yaklaşık 125 civarındaki yöneticiye uygulanmıştır. Toplanan verilerin değerlendirilmesinde SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Araştırma modelini test etmek için analizinde faktör, güvenilirlik, korelasyon ve regresyon analizlerine yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Liderlik, Örgüt Kültürü, Örgüt Kültüründe Liderlik, Yönetim.