Doğuş University
Discipline

Ekonomi Finans Anabilim Dalı

Doğuş University

18

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

18 Theses
DoctorateOpen AccessEN

Risk management and capital adequacy of annuity plans in Turkish private pension system

An annuity plan is an insurance product that insured make a lump sum payment or series of regular payments and, in return, obtains regular payments for a certain period of time in the future or whole life starting from a certain time. Annuity plans are generally preferred for retirement period. Employees want to convert a lump sum of money which they save up during their working life into guaranteed income for a time period or the rest of life. Annuity Regulation came into effect on 01.04.2015 (Official Gazette No. 29313) in Turkish Insurance Sector. According to regulation, there were local restrictions for annuity plans such as guaranteed interest rate, mortality table, discount rate, required capital (RC) etc. Thus, annuity plans can be designed in real terms for the first time by the virtue of this regulation. Annuity plans are divided into two groups, one for participants under the age of 56 who leave Private Pension System (PPS) voluntarily before retirement and one for participants above the age of 56 who retire from PPS based on the regulation and technical principles are specified for both groups in the regulation. Annuity plans have an important place in both PPS and insurance system for increasing insurance awareness, product range, customer loyalty and customer satisfaction. However, pension and life insurance companies face with challenges due to legal restrictions, economic and non-economic (like demographic etc.) uncertainties while preparing annuity plans. This dissertation focuses on pension company's liability in case of selling annuity plans to participants over age 56 who retire from PPS under local regulation and an international regulation which is Solvency II directives. In addition, Solvency Capital Requirement (SCR) is calculated considering Turkish economic indicators. Various scenario analyses will be made based on economic and non-economic variables and results are utilized.

Annuity planIndividual retirementPension system+4
Damla Barlas Pırıldak
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Interactions between non-performing loans and macroeconomic variables

In recent years, financial institutions such as the commercial banks have a central role in financial stability as much as governmental institutions like central banks. At this point, although the main role of banks is financial intermediation, this role has recently been evolved towards the financial stability provider or vice versa. From this point of view it is observed that the health of banking system became a crucial issue for an economy. However, as clearly seen in the latest 2008 global financial crisis, financial systems are subjected to instability and crisis that create huge costs to society. It is observed that the main source of the financial crisis emerges from the asset side of the banks' balance sheets. Asset quality and credit risk gain more importance in this context. At this point, the questions have been arisen that what the main macro determinants of credit risk are and also whether the potential of the credit risk is to cause a macroeconomic crisis or not. From this point of view, in this research, it has been taken to road in order to improve the understanding of the relevance of credit risk with the macroeconomic fluctuations and its interconnections by the key macroeconomic variables such as growth, unemployment and inflation. VAR methodology is used to analyze the determinants of NPLs and to identify the feedback effects of NPLs on macroeconomy and also Panel VAR methodology is used to analyze the OECD data. Research data are consisted of NPLs Ratio, Credit Volume, GDP Growth, Unemployment and Inflation between 1999 and 2016. Findings suggest that a shock to NPL growth and credit volume have implications on economic activity. Especially the bank credit volume's impact on GDP growth, inflation and unemployment consist the key findings, while the Panel VAR and VAR models also suggest that a deterioration in asset quality leads to a decline in credit and vice versa. It is also suggested that stronger economic activity accompanied by higher GDP growth and lower inflation have a positive impact on asset quality and credit expansion of banking sector. Notably, GDP growth leads to decline in NPLs and to increase in credit volume, while inflation has a role accelerating the NPLs growth and credit volume decline. These impacts on NPLs and credit volume feeds back the economy negatively.

Credit riskCreditsMacroeconomy+5
Fatih İnan
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin dış ticaret dengesinin petrol fiyat değişimlerine verdiği tepkinin analizi: Eşik vektör otoregresif modeli uygulaması

Petrolün arz ve talebindeki meydana gelen yapısal değişmeler, finansal piyasalarda meydana gelen beklenmedik dalgalanmalar, büyük petrol fiyat şokları,uluslararası emtia piyasalarındaki spekülatif işlemler, makroekonomik ve bölgesel jeopolitik risklerle artan belirsizlikler gibi faktörler sebebiyle petrol fiyatlarındaki oynaklıklar artabilecektir. Petrol fiyatlarında meydana gelen dalgalanmalar, ithalatçı ülkelerde başlıca arz taraflı etkilere sebep olurken, petrol ihracatçı ülkelerde ise talep taraflı etkilere sebep olmaktadır. Petrol ihracatçısı ülkelerin ekonomileri, petrol ihracatı yaparak sağladıkları gelirler kanalıyla petrol fiyat artışlarından olumlu yönde etkilenmektedirler. Petrol ithalatçısı ülkelerde ise, petrol fiyat artışları, imalat sanayi sektöründeki üretim maliyetlerini arttırarak büyüme ve verimlilikte düşüşe neden olabilmektedir. Farklı açıdan ele alındığında, yüksek petrol fiyatları, petrol ihracatçısı ülkelerin yerel para birimlerinin değerlenmesine ve mevcut üretim faktörlerinin yeni kaynağa yönelmesine ve böylece, toplam üretimlerinde azalmaya (Hollanda Hastalığı) sebep olabilmektedir. Öte yandan petrol ithalatçısı ülkelerde, artan maliyetler ve petrol ihracatçısı ülkelere olan varlık transferleri, bu ülkelerin yerel para birimlerinde değer kaybına sebep olabilmekte ve böylece bu ülkelerin ihracatlarını daha cazip hale getirebilmektedir. Bu ülkelerdeki bozulan dengelerin sağlanabilmesi için merkez bankaları tarafından izlenen karşı para politikaları büyük öneme sahiptir. Parasal otoriterler petrol fiyat oynaklıklarına karşı doğru sinyalleri alabilirlerse, ekonomik performansa olan reel etkilerin doğru ve etkin politikalar ile yönetilmesi sağlanabilecektir. Bu tezde,petrol ithalatçısı olan Türkiye'nin ticaret dengesinin petrol fiyat değişimlerinden nasıl etkilendiği ampirik olarak analiz edilmektedir. Bu konuda yapılmış olan çalışmalardan faklı olarak, petrol fiyatları ve ticaret dengesi arasındaki ilişki,farklı rejimlere dayalı olan çoklu Eşik Vektör Regresyon yöntemi kullanılarak analiz edilmektedir. Çalışmada, doğrusal VAR ve eşik TVAR modellerinden elde edilen etki tepki fonksiyonları ve varyans ayrıştırma analizi bulguları karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Çalışmanın bulgularına göre,petrol fiyatları ve ticaret dengesi bileşenleri arasında doğrusal olmayan asimetrik ilişkinin varlığı tespit edilmiştir.Petrol fiyat oynaklıklarının yüksek olduğu rejimde, toplam ticaret dengesi, petrol ve doğalgaz hariç ticaret dengesi, ara malı ticaret dengesi ve tüketim malı ticaret dengesi, petrol fiyat oynaklıklarının düşük olduğu rejim ve doğrusal VAR modeline göre, petrol fiyat şoklarına karşı çok daha güçlü tepkiler verdikleri tespit edilmiştir. Yüksek rejimde gerçekleşen petrol fiyat artış şokları, toplam ticaret dengesi, petrol ve doğalgaz ticaret dengesi ve ara malı ticaret dengesini bozucu etkide bulunurken, tüketim malı ticaret dengesini pozitif yönde etkilemektedir. Ayrıca diğer ticaret bileşenlerine kıyasla tüketim malı ticaret dengesinin, etki-tepki ve varyans ayrıştırma analizlerine göre petrol fiyatlarından en yüksek oranda etkilendiği tespit edilmiştir. Son olarak, doğrusal VAR ve düşük rejiminden elde edilen bulguların ise genelde birbirine benzer sonuçlandığı ve ticaret dengesi bileşenlerini daha az etkiledikleri tespit edilmiştir.

Dış ticaret dengesiEnerji fiyatlarıFiyat değişkenliği+6
Selin Kozan
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

TCMB uluslararası rezervlerinin miktarının ve dağılımının döviz kurlarına etkisi

Döviz kurlarının ve dolayısıyla doların değerinin belirli bir miktarda altına sabitlendiği Bretton Woods sisteminin sona ermesini takiben para birimleri ve kurlar arasındaki ilişki nispeten daha değişken ve dinamik bir hal almıştır. Ülkeler kendi kur rejimlerini seçmişler ve para birimlerini, kimi zaman değer kazandırmaya kimi zaman değersizleştirmeye yönelik politikalar izlemişlerdir. İzlenen bu politikaların belirlenmesini ve uygulamasını da merkez bankaları üstlenmiştir. Türkiye için TCMB geçmişten günümüze farklı dönemlerde farklı kur rejimleri ile ülke para biriminin değerini korumaya yönelik politikalar gütmüştür. Politika oluşturmak ve oluşan politikaların etkinliğini sağlayabilmek için etkin kaynakların bulunması gerekmektedir. Döviz ve altın rezervleri merkez bankalarının para politikasına yön vermekte kullandığı iki önemli varlıktır. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı döviz ve altın rezervlerinin döviz kuruna olan etkisini tespit etmek ve bu kapsamda para politikası önerileri ortaya koymaktır. Çalışmada toplam rezervlerin döviz kuru üzerinde bir etkisinin olmadığı, fakat döviz ve altın rezervlerinin döviz kuru üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Altın, Döviz kuru, TCMB, Rezerv

AltınDöviz kuruMerkez Bankası+5
Suat Eser
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru dalgalanmalarının net işletme sermayesine etkisi

Şirketlerin faaliyet döngüsünü devam ettirebilmesi ve kısa vadeli borçlarını ödemesi açısından net işletme sermayesi önemlidir. Bu çalışmanın amacı döviz kurunda meydana gelen dalgalanmaların şirketlerin net işletme sermayesine etkisinin varlığının araştırılmasıdır. Bu kapsamda kullanılacak olan veriler şirketlerin Kamuyu Aydınlatma Platformu aracılığıyla yayınlanmış olan finansal tablolardan elde edilmiştir, döviz kuru verileri ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının yayınladığı TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru endeksinden elde edilen yüzdelik değişim verileri kullanılmıştır. Çalışmanın dönemi, 2010Q2-2021Q4 dönemleri olup BİST de yer alan 35 firmanın KAP aracılığıyla finansal tablolarından elde edilen verilerle hesaplanmış net işletme sermayesi verilerinin yüzdelik değişimleri kullanılmıştır. Yöntem olarak Dumitrescu-Hurlin panel Granger nedensellik testi uygulanmıştır.

Döviz kuruDöviz kuru oynaklığıDöviz kuru politikaları+6
Özge Aykın
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki fintech'lere yapılan yatırımların bankaların hisse senedi getirileri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Finans sektörü, bilişim teknolojilerine en çok yatırım yapan sektörlerin başında gelerek yirminci yüzyılın sonlarına kadar dijital dönüşüme başarıyla ayak uydurmuştur. Ancak milenyumun başından itibaren büyük veri, yapay zeka, açık API, bulut bilişim, mobil, nesnelerin interneti ve dağıtık kayıt defteri gibi yeni nesil teknolojilerin benimsenmesinde gecikmeye düşmüş, finansal inovasyon üretmekte yavaşlamıştır. Üstelik sektörün en önemli aktörü bankalar, 2008 küresel krizi sonrasında tüm dünyada regülasyonların katılaşması, kredi koşullarının sıkılaşması ve düşük faiz ortamı yüzünden kar kaybı yaşamıştır. Yıkıcı küresel krizin ortaya çıkmasında etik dışı davranışlar sergileyen geleneksel finansal kuruluşların büyük payı bulunduğundan, bankalara duyulan güven de zedelenmiştir. Bu dönemde iş modellerini yeni nesil teknolojiler üzerine kuran teknoloji şirketleri, tüketicileri kişiselleştirilmiş hizmetlere, çoklu kanal yaklaşımına, kolay anlaşılır ürünlere, sorunsuz entegrasyona ve 7/24 desteğe hızla alıştırdığından, aynı hizmet kalitesi geleneksel kuruluşlardan da beklenmeye başlanmıştır. Böylece finansal hizmetler pazarında bir boşluk belirmiş ve regülasyonlara takılmadan, yeni teknolojilerden faydalanarak alternatif finansal çözümler sunan Fintech'ler de bu boşluğu doldurmaya başlamıştır. Bu çalışmanın uygulama kısmında, Türkiye'deki Fintech'lerin aldığı yatırımların geleneksel bankaların finansal performans göstergelerinden biri olan hisse senedi getirilerine etkisi incelenmektedir. Araştırmada kullanılan başlıca veriler, 2014-2019 yılları arasına ait, aylık bazda Fintech'lere yapılan yatırım tutarları ve BIST'e kote bankaların hisse senedi getirileridir. Ortaya çıkan veri seti, panel veri analizi yöntemi ile incelenmiştir. Yapılan testlerle birlikte erişilen nihai regresyon modelinin temel varsayımlardan sapmalara karşı dirençli bir yöntem ile tahmin edilmesi sonucunda Fintech'lerin aldığı yatırımların bankaların hisse getirileri üzerinde çok düşük olmak suretiyle negatif yönlü bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.

BankalarBilişim teknolojisiFinans sektörü+5
Fırat Cankat
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kalkınma ve gelir eşitsizliğinin Türkiye'nin sosyal refah üzerine etkisi

Kalkınma ve gelirin adil dağıtımı, iktisat bilimi açısından gerçekleştirilmeye çalışılan en temel iki amaçtır. Toplum bireyleri geçmişten günümüze gelirlerini arttırmaya çalışmakta ve toplam gelirden maksimum payı alabilmek için çabalamaktadır. Ülkelerin kalkınmışlık seviyeleri, milli gelire ve milli gelirin artış hızına doğrudan etki etmektedir. Ekonomik büyüme gerçekleşirken toplumun her alanında refah artışı gözlemlenmez. Nitekim kalkınmanın gerçekleştiği bir toplumda refah artışından ülke vatandaşlarının hepsi yararlanmaktadır. Gelir adaletsizliği 21. yüzyılda pek çok ülkenin sorunu haline gelmiştir. Gelir dağılımındaki adaletsizlik yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplum huzuruna da yakından ilgilendiren bir kavramdır. Türkiye'nin kalkınmasında ve gelir eşitliğinin sağlanmasında üretim ne kadar yoğun olursa toplumun çalışabilir nüfusunun istidam edebilmesi ve gelir elde etmesi, gelir adaletsizliğini aza indirirken ülkenin refahına da katkı sağlayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk çağlarından günümüze kadar gelir adaletsizliği varlığını sürdüren bir problem olmuştur. Kalkınma sorunu üretim artışı olarak görülmüştür. Bu sebeple kalkınma ve gelir adaletsizliği sorunu birlikte dikkate alınmamıştır. Türkiye'de gelir dağılımı ile ilgili yapılan ilk çalışma 1963 yılındadır. Ancak, gelir dağılımı adaletsizliğinin kalkınmanın önünde bir engel teşkil ettiği fark edilememiştir. Çalışma literatür taraması şeklinde olup, veriler birbirleriyle ilişkilendirilerek yorum yapılmıştır.

Gelir dağılımıGelir dağılımı politikalarıKalkınma+3
Fatma Büşra Arabacı
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Emtia fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisi

Son yıllarda yaşanan çok büyük COVID pandemi süreci sonrası küresel boyutta tedarik zincirlerindeki aksamalar, en kritik emtia üreten bölgelerdeki silahlı çatışmalar, yavaşlayan ekonomik büyüme ve enflasyon tetiklemiştir. 2021 yılı itibariyle, dünya genelinde birçok ülkede enflasyon oranları artış göstermiştir. Bunun birçok sebebi olmakla birlikte; özellikle pandemi döneminde, ekonomik faaliyetlerdeki azalmalar, tedarik zinciri sorunları, arz sıkıntıları, iş gücü sıkıntıları ve para politikalarındaki değişiklikler gibi faktörlerin enflasyonu tetiklemiştir. 2022'de, küresel çekirdek enflasyon oranı %2,8 ve küresel genel enflasyon oranı %7,5 olarak gerçekleşmiştir. Günümüzde tüm dünya ekonomileri enflasyonist ortamla baş etmenin yollarını aramaktadır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'nin karşı karşıya olduğu yüksek enflasyon ve dünya emtia endeksleri fiyat düzeylerinde yaşanan değişimler arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak ve bu doğrultuda atılması gereken adımları ve yapılması gereken yatırımlara dikkat çekmektir. Çalışmada Türkiye'deki enflasyon sepetine dahil olan mal ve hizmetler ve bunların ortaya çıkması için gereken emtia endeks bileşenleri ve Türkiye'nin bu bileşenlere olan yurt dışı bağımlılıkları ele alınmıştır. Tüm veri setleri aylık bazda ve dönem aralıkları 2010:1 – 2022:12 aralığında emtia ana bileşenleri ve TÜFE arasındaki nedensellik ilişki araştırılmış ve çalışmanın sonucunda Değerli Metal (PPMETA) Endeksi hariç diğer emtia endekslerinin her biri farklı oranlarda ve farklı durağanlık seviyelerinde Türkiye'de Enflasyon (TÜFE) endeksi ile aralarında ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.

EmtiaEmtia fiyatlarıEmtia piyasası+2
Ömer Ekici
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sisteminde türev kullanım yoğunluğu

Bankacılık sektörü piyasa risklerine karşı korunma sağlayarak karlığını artırabilme amacı içerisinde işlemlerini gerçekleştirme sürecinde finansal araçlara yöneldiğinde türev ürünler ile karşılaşmaktadır. Bankacılık sektöründe en çok kullanılan türev ürünler swap, opsiyon, futures ve forward işlemlerdir. Bu işlemler kullanıcılarına arbitraj, hedge ve spekülasyon imkanı sağlayarak hem Türk bankacılık sisteminde hem de finans dünyasında etkinliğini artırmaktadır. Bu çalışmada Bankacılık sektörünün maruz kaldığı risklerin neler olduğu, bu risklere karşı gelişme gösteren türev ürünlerin hangi amaç için kullanıldığını ve türev ürün çeşitleri açıklanmıştır. 2017 ve 2022 yıllarında aktif büyüklüğe sahip ilk 10 bankanın araştırılmalar neticesinde elde edilen veriler bankaların türev ürün kullanım yoğunlukları incelenmiştir. İncelemenin sonucunda Türk bankacılık sisteminde türev ürün kullanımı çoğunlukla alım satım amaçlı olup, türev ürün kullanım yoğunluğu her geçen yıl aratarak devamlılık gösterdiği sonucunda varılmaktadır.

Aylin Çağlayan
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de güneş enerjisi santrallerinde yerli teknoloji kullanımının ekonomik katkısı

Yenilenebilir enerji kaynakları, çevre dostu özellikleri ve enerji güvenliğine sağladığı katkılarla sürdürülebilir bir enerji geleceğinin temelini oluşturur. İklim değişikliğiyle mücadelede etkin bir çözüm sunan bu kaynaklar, fosil yakıt bağımlılığını azaltarak enerji sektöründe kalıcı dönüşümler yaratabilir. Enerji politikalarında yenilenebilir enerjiye daha fazla yer verilmesi, enerji bağımsızlığını artırırken çevre üzerindeki olumsuz etkileri de azaltır. Özellikle güneş enerjisi santralleri (GES), Türkiye'nin yenilenebilir enerji potansiyelinde önemli bir yere sahiptir. Yerli güneş paneli üretimi ilerleme kaydetse de fotovoltaik hücreler ve silikon gibi hammaddelerde ithalata olan bağımlılık devam etmektedir. Yerli hücre üretimine yönelik teşvikler, sektör için önemli bir adım olmakla birlikte, rekabet ortamını daraltarak maliyetleri artırmakta ve projelerin uzamasına yol açmaktadır. Ayrıca, panel maliyetlerinin toplam yatırımın %45-50'sini oluşturması, bu teşviklerin yatırımcılar üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. Türkiye'nin güneş enerjisi potansiyelini tam anlamıyla kullanabilmesi için, altyapı yatırımlarının hızlandırılması, yerli üretim kapasitesinin artırılması ve daha rekabetçi bir piyasa yapısının oluşturulması gerekmektedir. GES projelerinde yerli ekipman kullanımı, enerji maliyetlerini düşürmek, döviz tasarrufu sağlamak ve sanayide yerli teknoloji geliştirme kapasitesini artırmak için kritik bir adımdır. Özellikle güneş panelleri, invertörler ve enerji depolama sistemlerinde yerli üretimin güçlendirilmesi, dış ticaret açığını azaltmak ve enerji arz güvenliğini sağlamak adına stratejik bir öneme sahiptir. Bu çalışma, Türkiye'nin güneş enerjisi potansiyelini ve bu sektörde karşılaşılan zorlukları incelemekte, yerli ekipman kullanımını artırmak için stratejik öneriler sunmaktadır. Sektörün lisanssız santrallerle büyümesi ve yerli üretim kapasitesinin desteklenmesiyle enerji bağımsızlığının artırılması hedeflenmektedir.

Gözde Kılıç
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Stratejik karar ve pay senedi performansı ilişkisi-BİST'te işlem gören demir çelik sektörü üzerine inceleme

Bu çalışmada, stratejik kararlar ile pay senedi performansı arasındaki ilişki derinlemesine ele alınmaktadır. İşletmeler, sürekli değişen piyasa koşulları ve dinamik ekonomik ortamda rekabet avantajı sağlamak ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmak için stratejik kararlar almak zorundadır. Bu kararların, şirketlerin finansal performansı üzerinde doğrudan ve dolaylı etkileri bulunmaktadır. Özellikle halka açık şirketler açısından, alınan stratejik kararların pay senedi değerlerine yansıması, yatırımcılar açısından kritik bir önem taşımaktadır. Demir çelik sektörü, ekonomik dalgalanmalara ve sektörel değişimlere karşı hassas bir yapıya sahip olup, bu sektördeki şirketlerin stratejik hamleleri, pay senetlerinin piyasa değerini büyük ölçüde etkileyebilmektedir. Ekonomik belirsizlik dönemlerinde yapılan stratejik tercihler, şirketlerin rekabet gücünü ve uzun vadeli piyasa pozisyonlarını şekillendirmede önemli bir rol oynar. Türkiye ekonomisinde stratejik bir öneme sahip olan demir çelik sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin yönetim süreçleri, hem yatırımcılar hem de yöneticiler için değerli bilgiler sunmaktadır. Araştırmalar, Ar-Ge yatırımları, kapasite artırımı, çevresel düzenlemelere uyum ve sürdürülebilir üretim gibi alanlarda alınan kararların, sektördeki hisselerin performansında belirleyici olduğunu göstermektedir. Araştırmacılar, yatırımcılar ve yöneticiler açısından, şirketlerin stratejik karar alma süreçlerini anlamak, bilinçli ve etkili stratejiler geliştirmek için hayati öneme sahiptir. Pay senedi performansını etkileyen faktörlerin analiz edilmesi, yalnızca yatırım kararlarını güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda şirketlerin uzun vadeli hedeflerine ulaşmasına da katkı sağlar. Sonuç olarak, stratejik kararların hisse performansına olan etkilerini incelemek, işletmelerin daha sürdürülebilir ve verimli bir şekilde yönetilmesine katkıda bulunacaktır. Bu bağlamda, çalışma, sektörel farkındalığı artırarak hem akademik hem de pratikanlamda değerli bilgiler sunmayı hedeflemektedir.

Buğra Can İstarmakalı
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi politikalarının gelir dağılımı üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın temel amacı, vergi politikalarının gelir dağılımı eşitsizliği ve insan gelişimi üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Gelir dağılımını temsil eden GINI katsayısı ve insan gelişimini gösteren HDI değişkenleri kullanılarak, farklı vergi türlerinin bu iki temel ekonomik ve sosyal gösterge üzerindeki etkisi incelenmiştir. Veri seti 2000-2023 dönemi yıllık verilerden oluşmaktadır. Veriler 2010 baz yılı kapsamında TL cinsinden olan veriler GDP deflatörü ile deflate edilmiştir. Verilerin logaritması alınmıştır. Çalışmanın sonuçları, gelir dağılımını etkileyen önemli unsurlardan biri olarak gelir vergisinin ve mülkiyet vergisinin öne çıktığını göstermiştir. Gelir vergisi, özellikle 2. ve 3. gecikmede GINI katsayısı üzerinde anlamlı bir etki göstermiştir. Bu durum, gelir vergisinin gelir eşitsizliğini azaltıcı bir mekanizmaya sahip olduğunu ve bu etkinin belirli bir zaman gecikmesiyle ortaya çıktığını işaret etmektedir. Benzer şekilde, mülkiyet vergisinin de GINI katsayısı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Mülkiyet vergisi, genellikle servet sahiplerinden elde edilen bir gelir türü olduğu için, bu verginin gelir eşitsizliğini azaltıcı etkisi daha doğrudan bir şekilde gözlemlenmiştir. Çalışmada, insan gelişimini temsil eden HDI üzerindeki etkiler incelendiğinde, gelir vergisinin yine önemli bir faktör olduğu görülmüştür. Gelir vergisi, 3. gecikmede HDI üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmuş ve bu durum, gelir vergisinin insan gelişimi üzerindeki etkisinin zaman içerisinde ortaya çıktığını göstermiştir.

Burak Saban
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yatırım kararları ile kişilik özellikleri arasındaki ilişki: Sosyo-demografik özellikler açısından bir değerlendirme

Bu araştırmada, bireylerin yatırım kararlarını etkileyen kişilik özellikleri, davranışsal finans eğilimleri ve sosyo-demografik faktörler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışma, Türkiye'deki yatırımcıların finansal tercihlerini etkileyen temel unsurları anlamayı ve bu alandaki literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Araştırma sonuçları, kişilik özelliklerinin yatırım kararlarında belirleyici bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Özellikle "yenilik arayışı" kişilik boyutunun yatırımcıları daha riskli ve yenilikçi stratejilere yönlendirdiği, buna karşın "zarardan kaçınma" gibi özelliklerin daha temkinli ve muhafazakâr bir yatırım davranışına yol açtığı tespit edilmiştir. Demografik değişkenlerin (yaş, cinsiyet, eğitim ve gelir) yatırım kararları üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı bulunmaması, bu faktörlerin bireysel psikolojik özelliklere kıyasla daha sınırlı bir etkisinin olduğunu göstermektedir. Çalışma, finansal danışmanlık süreçlerinin kişilik özelliklerine dayalı olarak kişiselleştirilmesi ve davranışsal finans eğilimlerine odaklanan eğitim programlarının geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bulgular, yatırımcıların daha bilinçli kararlar alabilmesi için hem bireysel hem de sektörel düzeyde uygulanabilir stratejiler sunmaktadır.

Erhan Erdemir
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tasarruf - yatırım açığı ve kadının işgücüne katılımının ekonomik büyüme ile ilişkisi: Farklı ülke gruplarına göre bir panel veri analizi

Tasarruf - yatırım dengesinin sağlanması, ülkelerin istikrarlı ve dış borç yaratmayan bir ekonomik büyüme süreci bir ekonomik büyüme süreci için oldukça önemlidir. Tasarruf - yatırım açığı arttığında, ülkelerin cari işlemler açığını ve dış borç stokunu da artırarak, onları ekonomik kriz riskiyle karşı karşıya getirebilmektedir. Bu çalışma ilk olarak, tasarruf - yatırım açığı ile ekonomik büyüme arasındaki etkileşimleri, farklı gelir gruplarından 65 ülke için, 1990-2014 dönemi verileri kullanılarak, panel veri analiziyle incelemiştir. Paneldeki ülkeler arasında yatay kesit bağımlılığının varlığı; Pesaran (2004) CD testi ile incelenmiş ve bu ülkeler arasında bağımlılığının olmadığı görülmüştür. Yatay kesit bağımsızlığının olduğu durumda serilerin durağanlığı; Levin, Lin ve Chu Im, Pesaran ve Shin, Fisher ADF ve Fisher PP testleri kullanılarak incelenmiştir. Serilerin düzeyde durağan olmadıkları görüldüğünden tezdeki tüm analizler değişkenlerin birinci derece farkları alınarak gerçekleştirilmiştir. Regresyon modellerinin hangi yöntemle tahmin edilmesinin gerektiğine, Hausman testi ile karar verilmiş, elde edilen sonuçlar ayrıca GMM yöntemiyle yapılan tahminlerle kontrol edilmiştir. Elde edilen tahminler sonucunda; orta ve düşük gelirli ülkeler grubu için tasarruf-yatırım açığının, nüfus, enflasyon, sağlık harcamaları ve ithalat gibi ekonomik faktörlerin kontrolü altında ekonomik büyümeye ile negatif ilişkili olduğu görülmüştür. Bu tespit sonucunda çalışma ayrıca, bu ülkeler grubu için kadının işgücüne katılımının tasarruf-yatırım açığı üzerindeki ve etkileşimlerinin ekonomik büyüme üzerindeki rolünü analiz etmiştir. Yapılan analizler, kadının işgücüne katılımının, tasarruf - yatırım açığını düşürmede bir potansiyel olduğunu ancak ekonomik büyümeyi tetikleyecek ölçüde bir tasarruf yaratamadığını ortaya koymuştur.

Ekonomik büyümeKadın iş gücüTasarruf+2
Sibel Torçun
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kredi temerrüt swaplarının borsa finans sektör endeksleri ile ilişkisi: G20 ülkeler bazında uygulama

Bu çalışma, G20 ülkelerindeki Kredi Temerrüt Swapları (CDS) ile borsa finans sektör endeksleri arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçlamaktadır. 1 Nisan 2019'dan 28 Mart 2024'e kadar günlük kapanış fiyatlarını kullanarak bu finansal araçlar arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Veriler logaritmik olarak dönüştürülmüş ve durağanlığın sağlanmasını test edilmek amacıyla Artırılmış Dickey-Fuller (ADF) testi, Phillips-Perron (PP) birim kök testleri ve Zivot-Andrews (1992) kırılmalı birim kök testi kullanılarak analiz edilmiştir. Uygun gecikme uzunlukları belirlenmiş ve ardından nedensellik ilişkisinin belirlenmesi için Granger nedensellik ve Hatemi-J asimetrik nedensellik testleri yapılmıştır. Sonuçlar, çoğu ülkede CDS ile hisse senedi endeksleri arasında önemli negatif korelasyonlar olduğunu ortaya koymaktadır; bu da algılanan riskin artmasının finans sektör endeksi fiyatlarının düşmesine yol açtığını göstermektedir. Granger nedensellik ve Hatemi-J asimetrik nedensellik testleri birçok gelişmiş pazarda çift yönlü nedensellik gösterirken, gelişmekte olan pazarlarda ilişki daha az belirgindir. Bu bulgu, gelişmiş pazarlarda bilgi akışının ve ekonomik şokların daha hızlı ve etkili bir şekilde yayıldığını, gelişmekte olan pazarlarda ise bu tür dinamiklerin daha sınırlı olduğunu gösterebilir. Sonuçlar, kredi riski ile hisse senedi piyasaları arasındaki dinamiklerin anlaşılmasına katkıda bulunarak, yatırımcılara ve politika yapıcılara finansal risklerin yönetilmesi ve ekonomik stratejiler geliştirilmesinde değerli bilgiler sunmaktadır.

Nıyaz Hasanov
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Göçün iş güvenliği üzerindeki etkileri: Türkiye'deki ölümlü iş kazaları üzerine bir inceleme

Uluslararası Çalışma Örgütü'ne (ILO) veri sağlayan 36 Avrupa ülkesi arasında, 2013–2022 yılları arasındaki on yıllık ortalamalara göre ölümlü iş kazaları açısından en yüksek insidansa sahip ülke Türkiye'dir. Türkiye'de bu oran 100.000 çalışan başına 6,92 iken, birçok Avrupa ülkesinde 3'ün, 2'nin ve hatta 1'in altındadır. Bu tez, Türkiye'de göçmen işgücündeki artış ile ölümlü iş kazalarındaki artış arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma sorusu, "Türkiye'deki göçmen işgücü ile ölümlü iş kazaları arasında anlamlı bir ilişki var mıdır?" şeklinde tanımlanmıştır. Literatür taraması ve ikincil veri setleri kullanılarak nicel analiz yöntemleri uygulanmış; değişkenler arası ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson korelasyon katsayısı ile basit ve çoklu regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Bulgular, Suriyeli sığınmacıların kitlesel göçü ile ölümlü iş kazası sayıları arasında çok güçlü ve pozitif bir ilişki olduğunu göstermektedir. Basit doğrusal regresyon analizine göre Suriyeli işgücünde 1 milyon kişilik bir artış, ölümlü iş kazalarında ortalama olarak 574 kişilik artış yaratmaktadır. Ayrıca, 1970–2022 dönemini kapsayan verilerle, iş kazalarındaki ölüm sayısını etkileyen temel faktörler çoklu regresyon analizi yoluyla incelenmiştir ve göçmen sayısı ile ölümlü iş kazası sayısı arasında pozitif ve istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Hem basit hem de çoklu regresyon analizi sonuçları Türkiye'de göçmen işgücü ile ölümlü iş kazaları arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.

Fatime İnce
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Yapısal model belirlenmesi için birleşik test

Aim of this thesis is to propose a test statistic that can test for truestructural model in time series. Main concern of the thesis is to suggest a teststatistic, which has joint null of unit root and no structural break (differencestationary model). When joint null hypothesis is rejected, source of deviation fromthe null model may be structural break or (and) stationarity. Sources of thedeviation correspond to different structural models: Pure stationary model, trend-break stationary model and trend-break with unit root model. The thesis suggests atest statistic that can discriminate null model from alternative models and moreimportantly, one alternative model from another. The test statistic that is proposedin the thesis is able to detect specific source of deviation from the null model. Bydoing so, we can determine the true structure model in time series. The thesisiiicompares power properties of the test statistic that is proposed with the mostfavorable test in the literature. Simulation results indicate the power dominanceover the test statistics in the literature. Moreover, we are able to specify truealternative model.Key Words: Unit root, Structural Break, Joint Hypothesis Testing, Monte CarloSimulations

Unit rootHypothesis testingMonte Carlo Method+4
Serkan Yüksel
Bilkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Ardahan'da sütün değer zincir analizi

Bu tez, Türkiye'nin büyükbaş hayvancılık yetiştiriciliğinde önemli yeri olan Ardahan ilinde, sütün değer zincirini analiz etmeyi hedeflemektedir. Ardahan ilinin geniş mera alanları ve hayvan varlığına rağmen süt sektöründe oluşan yapısal sıkıntıları ortaya koymak tezin amacını oluşturmaktadır. Coğrafi konumu ve geleneksel hayvancılık yapısına bakıldığında, süt ve süt ürünlerinin ilin ekonomisindeki yeri büyük bir öneme sahiptir. Fakat, değer zincirindeki farklı kademelerde yaşanan aksaklıklar, sektörün tam potansiyeline ulaşmasını engellemektedir. Çalışma, birincil ve ikincil veri toplama yöntemlerini bir arada kullanarak ilde süt üreticileri ve 8 peynir işletmesiyle yüz yüze anketler gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler değer zinciri kademelerine uygun olarak ayrıştırılmış, üreticilerde ve işletmelerde oluşan maliyet ve gelirler tespit edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen bulgulara göre en yüksek maliyet kaleminin, üreticilerde yüksek yem gideri ve düşük verimlilik olduğudur. Sütün, işlem gördüğü kademede ise işletmelerin karlılık durumları çiğ süt alımına bağlı olarak değiştiği, ayrıca pazara erişimin sınırlı olduğu ve markalaşmanın eksikliği önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Tez kapsamında, sütün değer zinciri; üretim, toplama, nakliye, işleme, pazarlama ve tüketim olmak üzere temel aşamalara ayrılmıştır. Her bir aşama için; aktörler, maliyetler, katma değer, darboğazlar ve fırsatlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Analizler sonucunda, Ardahan'da sütün değer zincirinde özellikle düşük verimlilik, modernizasyon eksikliği, yetersiz örgütlenme, ürün çeşitliliğinin sınırlı olması ve pazarlama stratejilerindeki zayıflıklar gibi temel sorunlar tespit edilmiştir. Sonuç olarak, ilinde süt sektörünün potansiyelini tam kullanabilmesi için, üretimde verimlilik yükseltilmeli, pazarlama gücünü kooperatifleşmeyle artırılmalı ve katma değeri yüksek ürünler çeşitlendirilerek pazara sunulmalıdır. Anahtar Sözcükler: Ardahan'da Süt Sektörü, Sütün Değer Zincir Analizi, Kaşar Peyniri, Kırsal Kalkınma, Ekonomik Analiz.

Funda Karakoyun
Ardahan University · Institute of Graduate Studies
2025
10