Dokuz Eylül University
Departman

Department of Economics

Dokuz Eylül University

141

Archived Theses

2

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Departman Tezleri

10 Tez
Master'sOpen AccessTR

Analitik hiyerarşi süreci ile kredi kartı taleplerinin değerlendirilmesi

Çalışmada kredi kartı talebinde bulunan altı kişinin başvurularını değerlendirmiştir. Başvurularını değerlendirmesinde kullanılan modelin kurulmasında Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemi kullanılmıştır. Analitik Hiyerarşi Süreci birbirinden bağımsız unsurları hiyerarşik bir yapıda ele alarak ikili karşılaştırmalar yoluyla unsurların göreli ağırlıklarını hesaplayan ve elde edilen ağırlıkları tek bir toplam puana dönüştüren birçok kriterli karar verme yöntemidir.Analitik Hiyerarşi Süreci'nin uygulanmasında kredi kartı taleplerinin değerlendirilmesini etkileyen ana kriter ve alt kriter hiyerarşik bir yapıda sınıflandırılmış ve ardından toplam puanı hesaplanmıştır. AHP yöntemi sayesinde nitel ve nicel unsurların bir arada değerlendirmesini yaparak daha kapsamlı tahminlerde bulunmuştur.Kurulan modelle yapılan değerlendirmelerin sonucunda her bir başvuran için kredi kartı puanı elde edilmiştir. Elde edilen kredi kartı puanı başvuranların örnek alınan bir bankanın kabul edilebilir minimum kredi kartı puanı ile kıyaslayıp kredi kartı başvurularına olumlu veya olumsuz cevap verilmiştir.Bu çalışmada AHP yöntemi, kişisel fikirlere açık, değişen ekonomik unsurlara esnek, kolay kullanımı ve kısa bir zaman zarfında sonuç alınabildiği için tercih edilmiştir. Aynı şekilde bu çalışmada bankaların yoğun kredi kartı başvurularıyla ilgili olan değerlendirmeleri, AHP yöntemi kullanarak kısa bir zamanda doğru şekilde çözüm getirebileceğini göstermeyi amaçlamıştır.

Analitik hiyerarşi süreciHiyerarşiKredi kartları+2
Agerti Galo
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

İktisadi küreselleşme süreci içinde ülkelerarası kaynak aktarım mekanizmalarının analizi; Türkiye örneği

Küreselleşme sürecinin bazı duraklamalar dışında, 16. yüzyıldan bu yana gelişim halinde olduğu kabul edilmekle birlikte, küreselleşme kavramının sosyal bilimler literatüründe yaygın bir şekilde yer alışı 1980'li yıllardan sonra olmuştur. Küreselleşme olgusunun bu dönemde yoğun olarak gündeme gelmesinin önemli nedenlerinden biri, küreselleşme ile ilişkilendirilen ve toplumsal alanlarda tartışmalara yol açan gelişmelerin daha yakın bir zaman diliminde olmasıdır.Toplumsal alanlarda -ekonomik, politik ve sosyo-kültürel- yaşanan gelişmelerin, bu olgunun tanımlanma sürecine de yansıdığı görülmektedir. Örneğin, ekonomik açıdan yapılan küreselleşme tanımlarında sermayenin şekillendirici gücü öne çıkarken, sosyo-kültürel açıdan küreselleşme tanımlarında yer alan yerel-küresel bağlantı ve farkındalık artışı, din ve etnik temelli çatışmaları küreselleşmenin bir parçası olarak görmektedir. Küreselleşme sürecinde politik alana ilişkin gelişmeleri vurgulayan tanımlarda ise, ulus devletin gücünün zayıflaması ve ulus-üstü kurumsallaşma öne çıkmaktadır.Küreselleşme sürecinin tüm toplumsal alanları içeren çok boyutluluğuna rağmen, 1980'li yıllardan günümüze kadar geçen dönemde ekonomik alanda görülen gelişmelerin daha fazla vurgulandığı görülmektedir. Bu dönemde, küreselleşme karşıtları tarafından da kabul gören, ekonomik alanda yaşanan en olumsuz gelişme gelir dağılımının hem ülkeler arasında hem de ülke içinde bozulmasıdır.1980 sonrası dönemde gelişmekte olan ülkeler, 1990'lı yıllarda yaşadıkları krizlere rağmen, önemli üretim/ihracat artışı gerçekleştirmişlerdir. Ancak, bu ülkelerin geçmişe nazaran daha yüksek üretim/ihracat gerçekleştirdikleri bu dönemde, üretilen hasıladan daha fazla pay aldıkları ve böylece gelişmiş ülkelerle aralarındaki gelir farklılıklarını azalttıkları söylenemez. Gelişmekte olan ülkelerin üretilen hasıladan nispi olarak daha az pay almalarının nedeninin ülkelerarasında mal, hizmet ve para (borç?yatırım) alışverişlerinin bakiyesi temelinde oluşan kaynak aktarımları olduğu düşünülmektedir. Gelişen reel ve parasal ilişkiler, bu ülkelerin ürettikleri hasıldan gelişmiş ülke ekonomilerine kaynak aktarımına neden olmaktadır. Çalışmanın amacı bu temelde oluşan ülkelerarası kaynak aktarım mekanizmasının ortaya konulmasıdır. Böyle bir analizin, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerarasındaki eşitsiz gelişiminin açıklanmasına da katkı sağlaması beklenmektedir.Literatürde kaynak aktarımı, sadece mali bir aktarım olarak değerlendirilmekte ve küreselleşme sürecindeki eşitsiz gelişimi kaynak aktarım olgusu çerçevesinde ele almış bir çalışma bulunmamaktadır. Çalışmamızda mal, hizmet ve para alışverişleri temelinde oluşan kaynak aktarım kanalları olarak değerlendirdiğimiz, küreselleşme sürecinde görülen değişimlerin gelişmekte olan ekonomiler üzerindeki etkileri farklı çalışmalara konu olmuştur. Sürece hem bütüncül yaklaşılmamış hem de bu gelişmelerin kaynak aktarımı açısından değerlendirilmesi yapılmamıştır.Kaynak aktarım mekanizmalarının ortaya konulmasında, 1980 sonrası dönemde, gelişmekte olan ülkelerden aktarılan kaynağın hangi kanallar yoluyla gerçekleştiği ve küreselleşmenin aktarım kanallarının önem derecesi üzerine nasıl bir etkide bulunduğu analiz edilmiştir. Türkiye örneğinde kaynak aktarım kanalları ise, bu dönemde uygulanan politikalar çerçevesinde ekonomik göstergelerdeki değişimler ortaya konularak değerlendirilmiştir.Çalışmada ayrıca, küreselleşme süreci ile gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere kaynak aktarımı arasındaki ilişki, Türkiye örneğinde, ekonometrik yöntemler kullanılarak ortaya konulmuştur.Anahtar kelimeler; Küreselleşme, Mal ve Para Akımları, Kaynak Aktarımı, Neo-Liberal Politikalar, Küreselleşme Endeksleri.

Günsel Kırcalıoğlu Ekren
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İpotekli konut finansmanı ve Türkiye değerlendirmesi

Etkili bir konut finansman sistemi, hem tüketicilerin konut talebinin karşılanması hem de inşaat ve finans sektörlerinin gelişimi açısından büyük öneme sahiptir. Sistem, konut kredilerinden oluşan alacaklara dayalı sermaye piyasası araçlarının ihracı suretiyle işlerlik kazanmaktadır. Kısaca ?menkul kıymetleştirme? denilen bu sistem tezin ana konusunu oluşturmaktadır.2007 yılının ilk çeyreğinde ipotekli konut finansman kanunu Türkiye'de yasalaşmıştır. 2007 yılının ikinci yarısında ise ABD'de başlayan ?mortgage? kaynaklı küresel mali kriz tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Bu gerekçeler konuya olan ilgiyi artırmıştır. Bu gelişmeler çerçevesinde ipotekli konut finansman sisteminin ülkemiz uygulamalarında daha sık tartışılacağı ve gelişmeye açık olduğu ifade edilebilir.Bu tezde ipotekli konut finansman sisteminin önemi ve Türkiye'de uygulanabilirliği ele alınmaktadır. Bu çerçevede ilk bölümde ipotekli konut finansman sisteminin genel özellikleri, tarafları ve araçları ile ilgili bilgiler verilmektedir. İkinci bölümde dünyada ipotekli konut finansman sisteminin uygulamaları anlatılmıştır. Son bölümde ise Türkiye'de yakın geçmişte yasalaşan ipotekli konut finansman kanununun getirdiği yeniliklere ve sistemine yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: İpotekli konut finansman sistemi, menkul kıymetleştirme, konut finansmanı, konut kredileri.

Konut finansmanıKonut kredisiSermaye piyasası+1
Ömer Ersan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Ticari bankacılıkta sorunlu krediler ve yönetimi

Sorunlu kredilerin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde her geçen gün artması ve bankaları krize sürüklemesi; bankaların kredi yönetimi ve sorunlu kredileri önceden tahmin etme konusunda çalışmalar yapmaya yönlendirmiştir. Bu nedenle sorunlu kredilerin bankalar açısından artan bir öneme sahiptir.Kredilerin sorunlu hale gelmesinde etkili olan faktörlerin tahmin edilmesi amacıyla bu çalışmada Logit Regresyon Modeli kullanılmıştır. Analizde kullanılan verilerin tamamı 2003 yılına ait olup, başarılı şirketler ile sorunlu duruma gelmiş şirketlerin finansal tablolarından oluşturulmuştur. Çalışmada 46 firmaya ait 47 finansal değişken kullanılarak analiz yapılmış ve istatistiksel olarak anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır.

Pınar Top Mavili
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye' de denge döviz kurunun belirlenmesinde portföy yaklaşımı

1980 sonrası dönemde finansal piyasalar üzerindeki kısıtlamaların ortadan kaldırılması ve sermaye hareketlerine tam serbestinin sağlanması ile ekonomik karar birimlerinin portföy tercihleri denge döviz kuru üzerinde etkili olmaya başlamıştır. Bu nedenle geliştirilen portföy yaklaşımında, karar birimlerinin portföy yapısı finansal varlıklar ve yükümlülükleri temsil eden araçlara göre belirlenmektedir. Buna göre, karar birimlerinin servetlerini, ulusal ve yabancı paralar ile finansal araçlar arasında dağıttıkları kabul edilmektedir. Bu nedenle denge döviz kuru, ekonomik karar birimlerinin portföylerinde yer alan ulusal ve yabancı para cinsinden finansal araçlar tarafından belirlenen bir fiyattır. Bu finansal araçlar arasında tam ikamenin olmadığı varsayıldığından, bir finansal risk söz konusudur. Dolayısıyla ekonomik karar birimleri portföylerini bu risklere bağlı olarak oluşturmaktadırlar.Bu çalışmanın amacı, Türkiye`de ekonomik karar birimlerinin portföy tercihlerini ve bu portföy tercihlerinin denge döviz kuru üzerindeki etkisini belirlemektir. Çalışmada denge döviz kurunun oluşumunda portföy yaklaşımının geçerliliği doğrusal olmayan modelleme tekniklerinden Markov Rejim Değişimi ve SETAR modeli ile analiz edilmiştir. Bu teknikler ile zaman serisinde çoklu yapısal kırılmalar ve doğrusal olmayan yapılar incelenerek, rejimler arası olasılıklar belirlenmektedir.Çalışmada iki rejimli bir süreç tanımlanmıştır. ?Rejim 1? döviz kurunun istikrarsız olduğu (döviz kurunun yükselme eğilimi gösterdiği), ?rejim 2? ise döviz kurunun ulusal para karşısındaki değerinin istikrarlı bir seyir izlediği (döviz kurunun aşağı yönlü bir seyir izlediği) süreci temsil etmektedir. Modellerin analiz sonuçlarına göre, rejim 1'de ekonomik karar birimlerinin portföy tercihleri denge döviz kurunun değişimi üzerinde etkili değildir. Buna karşın, rejim 2'de söz konusu değişkenlerin denge döviz kurundaki değişimleri açıklama gücü daha yüksektir.Portföy yaklaşımı çerçevesinde denge döviz kurunun oluşumunu açıklamaya çalışan bu iki modelin ele alındığı dönemde, rejim dönemlerini yaşanan kriz süreçleri belirlemiştir. Ele alınan yaklaşıma göre, kriz dönemlerinden yüksek devalüasyon ve ihracat artışları ile çıkılmış gibi görünse de, ağırlıklı özel kesimin borçlanması etkilidir. Bu açıdan denge döviz kurunun oluşumunda özel kesimin yabancı para cinsinden borcu, cari açık ve faiz oranı değişkenleri belirleyici olmuştur.

Aydanur Gacener Atış
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ekonomik büyümenin kaynaklarının analizi

Bu çalışma 1980-2007 döneminde Türkiye'de ekonominin arz ve talep yönünden büyümesinin kaynaklarını analiz etmektedir. Büyümenin unsurlarının neler olduğunun tespit edilip, teorik ilişkiler çerçevesinde açıklandığı birinci bölümden sonra büyümenin kaynakları analiz edilmeye başlanmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde büyümenin kaynakları, ekonominin arz kısmından bağımsız olarak, talep kısmını konu edinen yaklaşımlar çerçevesinde analiz edilmiştir. Girdi-çıktı tabloları ve ayrıştırma analizleri yardımıyla büyümenin kaynakları dört nedensel faktöre ayrıştırılmıştır. Bunlar yurt içi nihai talep büyümesi, ihracat büyümesi, ithal ikamesi ve teknolojik değişimdir. Türkiye ekonomisi için hazırlanan 1985, 1990, 1998 ve 2002 yıllarına ait girdi-çıktı tabloları çalışmanın birinci bölümünün temel veri kaynaklarıdır. Girdi-çıktı tabloları 23 ana sektörde toplulaştırılmış ve tüm tablolar 1985 sabit fiyatlarına dönüştürülmüştür. Çalışmanın reel bazda sürdürülebilmesi için ikili deflasyon yöntemi uygulanmıştır. Dönemler arasında uygulanan farklı ekonomi politikalarının etkilerini net görebilmek için 1985-1990, 1990-1998 ve 1998-2002 olmak üzere üç farklı alt dönem tespit edilerek analizler yapılmıştır.Çalışmanın bulguları 1985-2002 yılları arasında belirlenen tüm alt dönemlerde Türkiye'de büyümenin daha çok yurt içi nihai talep artışından kaynaklandığına işaret etmektedir. Son yıllarda yurt içi nihai talep artışlarının büyüme üzerindeki olumlu etkisi azalmakta ama yine de her dönem büyüme sürecinde diğer unsurlar arasındaki göreceli önemi devam etmektedir. Bu gelişmenin yanı sıra ihracat, ithal ikamesi ve teknolojinin büyümeye olan katkılarının dönem boyunca oldukça istikrarsız olduğu tespit edilmiştir.Çalışmanın son bölümünde arz yönünden ekonomik büyümenin kaynakları analiz edilmeye çalışılmaktadır. Geleneksel yaklaşım olarak da ifade edilen bu yaklaşımda üretim faktörleri ve toplam faktör verimliliğinin büyümeye olan katkıları, 1985-2007 dönemi için genişletilmiş büyüme muhasebesi yaklaşımı ve koentegrasyon analizi kullanılarak incelenmiştir. Çalışmanın sonuçları hem sermaye birikiminin hem de toplam faktör verimliliğinin büyümenin en önemli kaynakları olduğunu göstermektedir. Ancak, iktisadi, politik ve yapısal değişimlerden dolayı, toplam faktör verimliliği artışları zaman içinde önemli değişkenlik sergilemektedir. Buna karşın emek ve beşeri sermaye birikimi büyüme sürecinde istikrarlı fakat küçük rol oynamışlardır.Anahtar Kelimeler: Büyümenin Kaynakları, Girdi-Çıktı Analizi, Ayrıştırma Analizi, Büyüme Muhasebesi, Toplam Faktör Verimliliği

Ayrışım yöntemiBüyüme kaynaklarıGirdi-çıktı analizi+1
Başak Karşıyakalı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Stratejik hedeflere ulaşmada verilerin analizi üzerine bir araştırma

Bugünkü durumundan daha ileride olmayı amaçlayan ve kendilerine bu doğrultuda hedefler koyan kuruluşlar bu hedeflere ulaşabilmek için yaptıkları işleri bugünkünden daha farklı ve iyi yapmalı ve bunu da başarmak için daha sofistike düşünsel yapılara sahip olmalıdırlar. Kuruluşlara yön veren karar vericiler stratejik hedeflerini oluştururken ve bu hedeflere ulaşmak üzere harekete geçtiklerinde doğru toplanmış verilere ve bu verilerin en uygun şekilde analiz edilmesine ihtiyaç duyarlar. Toplam kalite yönetimi hareketinin olgunlaşması, yöneticileri ?süreç yaklaşımı? bakış açısına yöneltmiş ve daha rasyonel karar verebilmek için veri analizlerine duyulan ihtiyacın öne çıkmasıyla bu iki nosyonu bir araya getiren ?istatistiksel düşünce? yöneticilerin sahip olması gereken kritik bir bakış açısı haline gelmiştir. Süreç yaklaşımını esas alan istatistik teknikleri yoğun kullanan proje bazlı ve evrensel problem çözme algortimasının kullanımını standart olarak kabul eden ?altı sigma? yaklaşımı günümüz yönetim anlayışı üzerinde hayli etkin bir konuma gelmiştir. Veri analizlerinin ve istatistiksel düşünce biçimlerinin öneminin yöneticiler tarafından algılanmaya başlamasına rağmen; veri analizlerinin ve bu analizlerden yararlanarak performans iyileştirmelerinin bir kuruluşta hayata geçirilirken neler yapılması gerektiği; yönetici ve diğer çalışanların hangi düşünce yapılarına sahip olmaları gerektiği, bu yapıların nasıl oluşturulacağı, verilecek eğitimlerin tasarımı, proje seçimi ve yönetimi gibi önemli kavramların bir bütün olarak algılanması konusu halen iyileştirmelere açıktır. Bu çalışmada stratejik planlama süreci ve bu süreçteki veri analizleri stratejik yönetim süreci içindeki bütünlüğü bozmamak için temel seviyede ele alınırken, çalışmanın ana odağı stratejik hedefler belirlendikten sonra yöneticilerin bu hedeflere ulaşmak için aldığı kararların ve yürüttüğü faaliyetlerin performansını arttırmak amacıyla veri analizlerinin nasıl kullanılması gerektiğidir.

Murat Tanık
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde seçilmiş ülkelerin kalkınma kriterlerindeki değişimin analizi

Kavram olarak küreselleşmenin son 400 yıldır gelişim içinde olduğu kabul edilmekle birlikte, politik, ekonomik, sosyo-kültürel ve teknolojik gelişmelerin damgasını taşıyan küreselleşme olgusu, özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinde, hızlı bir biçimde, günümüze ait politik ve akademik tartışmalarda, önemle üzerinde durulan ve analizi yapılan anahtar kavramlarından biri haline gelmiştir.Küreselleşme sürecinin temel dinamiği teknolojik gelişmeler olmakla birlikte, değişimden en yoğun etkilenen ekonomik alan olmaktadır. Bu etkileşim, ekonomik alanla sınırlı kalmayıp, belirli bir zaman gecikmesiyle de olsa, sosyal, politik ve kültürel alanlara yansıyarak, toplumsal değişimin hız kazanmasına zemin hazırlamaktadırUlusal kültürlerin, ekonomilerin ve sınırların bütünleştiği, hemen hemen her alanda yeni eğilimlerin güç kazandığı günümüz dünyasında, bilgi, iletişim, biyolojik alanda endüstriyel yeni hammaddeler, yeni enerji sistemleri, üretim sistemindeki dönüşüm ve her şeyden önemlisi, teknoloji ve yenilik alanında yapılan yatırımların yönlendirdiği yeni bir yapılanma ortaya çıkmıştır. Küreselleşme olarak ifade edilen bu yeni yapılanmanın sonuçları, küresel bütünün, kültürel, sosyolojik, ekonomik ve politik alanlarında yaygın bir şekilde yaşanmaktadır. Küreleşme süreci, bu bakış açısıyla ekonomik, teknolojik, sosyo-kültürel ve siyasal dünyayı içine alan bağlantılar şeklinde kabul edilecek olursa, küreselleşmenin bu değişim ve gelişim süreçleri içerisinde, gelişmiş, özellikle de gelişmekte olan ve azgelişmiş ülkelerin refah düzeyinin artırılmasında, itici bir güce sahip konumda olduğu, belirgin hale gelebilmektedir. Bu anlamda ülkelerin refah düzeyinin artması, gelir artışı yanında iyi bir eğitim, sağlıklı ve uzun bir ömrü kapsayan kaliteli yaşam, insanın her alanda yeteneklerini kullanmasına olanak sağlayan bir ortam, güvenlik ve demokratik hak ve özgürlüklerini güvence altına alma anlamını taşımaktadır.Çalışmada bu temelde, ülkelerin refah düzeyinin artırılması açısından küreselleşme sürecinin etkisi, insani kalkınma endeksi ve çok boyutlu küreselleşme endeksi kullanılarak, gelişmiş, gelişmekte olan ve azgelişmiş kriterlerine sahip, seçilmiş 88 ülke boyutunda, panel veri analizi yöntemi kullanılarak ampirik olarak analiz edilerek ortaya konulmuştur.Anahtar kelimeler; Küreselleşme, Kalkınma, Küreselleşme Endeksleri, Kalkınmada Yeni Yaklaşımlar, Panel Veri Analizi

KalkınmaKüreselleşme
Mehmet Yunus Çelik
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde lojistik serktörü örneğinde işgücü niteliğindeki dönüşüm

Küreselleşme sürecinde teknolojik yenilikler, bilgi toplumu dönüşümü ve çalışma hayatındaki değişimler; lojistik işletmelerin yönetim biçimlerini, eğitim anlayışını ve bilgi ve otomasyon sistemleri kabiliyetini ve örgütlenmesini derinden etkilemiştir. Bunun yanında üretim biçimi ve dağıtım konseptleri değişmiş, yeni bir rekabet anlayışı gelişmiştir. Tüm bu gelişmeler lojistik sektörün işgücü dahil tüm ilgi alanlarında çok önemli değişim ve dönüşümler meydana getirmiştir.Bu bağlamda lojistik sektördeki gelişmeler ve değişim sürecinde lojistik işgücü niteliğine farklı bir odaklanma ihtiyacı olduğu ve bunun sistematik bir mantığa oturtulması ve nitelik denilen kısmen soyut bir anlayışın teorik destekli somut bir anlayışla ortaya koyulması gereksinimi bu tez çalışmasının başlangıç noktasını oluşturmuştur.Lojistik bir işletmenin önemli rekabet gücü kaynaklarından bir tanesi de entellektüel sermayesi yani ?eğitilmiş nitelikli işgücü?dür. Lojistik işgücünün nitelikli olması gelecekte var olmanın ön koşulu olarak değerlendirilmiştir. Lojistik işgücünün; bilişsel, duyuşsal ve devinimsel tedbirler ile istenilen yetkin davranış özelliklerine dönüşümü ile lojistik sektörün rekabet üstünlüğü sağlamasını öngören ?5E Lojistik İşgücü Niteliği Dönüşüm Yetkinlik Yönetim Modeli? lojistik işletmelere bu yönde yapılacak açılımın formülünü vermektedir.Modeldeki ?5E? lojistik bir örgütün nitelikli davranış yetkinlikleri geliştirmesi öngörülen; Etkinlik, Ekonomiklik, Emniyetlilik (Sürdürebilirlik), Esneklik ve Etiklik ve Estetik alanlarını simgelemektedir. Modelde lojistik işgücünün yukarıda belirtilen her bir alanda yetkin davranışları üretecek şekilde yönetsel ve eğitsel anlamda teçhiz edilmeleri öngörülmektedir. Önerilen model çerçevesinde söz konusu beş alanda lojistik işgücü niteliğinde oluşturulacak yetkinlik ile rekabet gücü unsurları olan pazar hakimiyeti, müşteri memnuniyeti, büyüme kapasitesi ve katma değer üretiminde avantaj sağlanarak rekabet üstünlüğü kazanılması öngörülmüştür.

Lojistik hizmetlerLojistik yönetim
İ. Hakkı Doğankaya
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru politikaları ve dış ticaret 1980 sonrası Türkiye örneği

Serbest dış ticaret politikalarının uygulandığı ülkelerde döviz kurları ülkelerin dış ticaret politikası araçları içinde önemli bir yere sahiptir. Son yıllarda sermaye ve fiyat hareketleri önem kazanmış ve bu durum ülkelerin dünyayı tek pazar olarak görmelerine sebep olmuştur. Türkiye'nin bu süreci iyi değerlendirmesi ise dış ticaret alanında rekabet gücünü ön plana çıkartan bir ekonomi politikası uygulamasına bağlıdır.Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde, çeşitli döviz kuru tanımları ve uygulamadaki döviz kuru sistemlerinin özellikleri ortaya konmuştur. Ayrıca, literatürdeki döviz kuru teorileri incelenmiştir. İkinci bölümde Türkiye'de döviz kuru politikalarının dış ticaret üzerine etkisi açıklanmıştır. Araştırmanın üçüncü ve son bölümü Türkiye ekonomisine yöneliktir.Döviz kuru sistem ve politikalarının dış ticaret üzerine etkisi, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik şartlara, gelişen teknoloji sayesinde küresel düzeyde oluşan ekonomik ve politik anlamda uluslararası ilişkiler tarafından da belirlenmektedir.Bu konuda yapılan birçok çalışmada döviz kurlarının dış ticaret üzerindeki etkisinin belirsiz ve pek etkili olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Döviz kuru politikası tek başına dış ticareti teşvik amacıyla kullanıldığında, uygulanan politika neticesinde beklenilen sonuç alınamaz. Bunun yanında diğer ihracatı teşvik politikaları etkin bir şekilde kullanılmalı ve makro ekonomik anlamda tüm piyasalarda istikrar olmalı, bu piyasaların fonksiyonel işlerliği sağlanmalıdır.Anahtar Kelimeler:1)Döviz Kuru3) Döviz Kuru Politikaları5) Dış Ticaret2)Döviz Kuru Sistemleri4)Marshal- Lerner Koşulu 6) Sınır Testi

Döviz kuruDöviz kuru politikalarıDöviz kuru sistemleri+2
Mehtap Demircioğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00