
20
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Türkiye ile Çin arasındaki dış ticaret hacmindeki gelişmeler ve ulaştırma olanaklarının kapasitesinin incelenmesi
Çağımızın süratle birbirlerine eklemlenen, her gün artan bir şekilde daha bilgi yoğun hale gelen ve birbirleri ile düzenli bir etkileşim içinde bulunan ya da bir şekilde bulunmak zorunda kalan ekonomileri arasında, ulaştırma ve ulaştırma kapasitesi kavramları; hem bu entegrasyona ivme kazandıran bir ayak hem de bu entegrasyon sürecinin beraberinde getirdiği şartlardan etkilenen bir araç olarak dikkate alınması gereken bir öneme sahiptir.Türkiye ile Çin Arasındaki Dış Ticaret Hacmindeki Gelişmeler ve Ulaştırma Olanaklarının Kapasitesinin İncelenmesi ? konulu bu çalışmada Türkiye ile Çin arasındaki dış ticarete ait gelişmeler ve varolan dış ticaret hacmi incelenerek , iki ülke arasındaki ulaştırma olanaklarının kapasitesi değerlendirilmiştir.Her iki ülkenin artan dış ticaret hacimlerinin, bunun karşılıklı dış ticaret hacmi üzerine etkisi ve buna bağlı olarak ulaştırma olanaklarının kapasitesinin yeterliliği değerlendirilmeye çalışılırken, iki ülkenin varolan ulaştırma olanakları üzerinde durulmuş , iki ülke arasında ulaştırmaya konu olan yükler değerlendirilerek , ulaştırma olanakları kapasitesi üzerindeki etkilerine değinilmiştir.Bu çalışmada , rakamsal ve istatistiksel veriler kullanılarak varolan kapasite sunulmaya çalışılmıştır.İki ülke arasındaki ticaretin geliştiği ve bu gelişimin ulaştırma olanaklarının kapasitesini etkilediği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Ulaştırma, Ulaştırma Kapasitesi, ticaret, Uluslar arası Ticaret
Gemi makineleri işletme mühendisliğinde aktif eğitim uygulamaları
Bu çalışmada bir gemi makineleri işletme mühendisinin sahip olması gereken bilgi, beceri ve tutumları belirlemek ve ortaya çıkan veriler ışığında gemi makineleri işletme mühendisliği eğitiminde alternatif bir model olarak probleme dayalı öğrenim metoduyla yeni bir müfredat programı oluşturmaya çalışılmaktadır. Araştırmada ulaşılan sonuçlar 16 denizcilik şirketinin personel işleri müdürleri, teknik müdürler ve makine enspektörleri ile yapılan bir anketin oluşturduğu verilere dayanmaktadır.Araştırmanın birinci bölümünde genel denizcilik çevresi tanıtılmış ve çok sayıda iyi eğitilmiş gemi makineleri işletme mühendisine olan ihtiyacın nedenleri açıklanmıştır. İkinci bölümde gemi makineleri işletme mühendisinin tanımı ve görevleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde mühendislik eğitimi ve dördüncü bölümde gemi makineleri işletme mühendisliği eğitimi ayrı ayrı ele alınmıştır. Beşinci bölümde probleme dayalı öğrenim metodu anlatılmıştır. Altıncı bölümde bir gemi makineleri işletme mühendisinin sahip olması gereken bilgi, beceri ve tutumları belirlenmesi üzerine bir araştırma yer almaktadır.Araştırmanın sonuçlarına göre; eğitim dilinin İngilizce olması, gemi makineleri işletme mühendisliği mesleğinin teoriden çok uygulamaya yönelik bir meslek olması dolayısıyla verilecek eğitimin buna göre düzenlenmesi ve ömür boyu öğrenme alışkanlığının henüz okul sıralarında kazandırılması gerekliliği en çarpıcı veriler olarak öne çıkmaktadır.
Düzenli hat taşımacılığında nakliye müteahhidinin gemi operatörü seçimine çok kriterli karar destek sistemi yaklaşımı
Ülkemizde taşıtıcılar, denizyolu ile taşıtacakları yükleri için taşıyıcı seçimini, doğal olarak, kendi kurumlarının önceliklerini dikkate alarak belirlemektedirler. Nakliye müteahhitleri, uluslararası pazarlamadaki kolaylaştırıcı kurumların içinde yer alan ve dışsatımcılara yoğunlukla fiziksel dağıtım (lojistik) konularında destek sağlayan firmalardır. Nakliye müteahhitliğinin faaliyetleri, öncelikle, taşıtıcı olan müşterilerinden gelen talepler doğrultusunda en uygun ve ekonomik taşıyıcıyı belirlemek ve bu konuda müşterilerine danışmanlık ve aracılık hizmetlerini gerçekleştirmektir. Elbette ki bu belirlemede ekonomik nedenler en önde gelen ağırlığa sahiptirler. Ancak, diğer ölçütlerin de varlığı inkâr edilemez ve bunların bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir.Özellikle son yıllarda, işletmelerin amaçlarının çeşitlenmesi ile birlikte, karar verme problemlerinin giderek karmaşıklaştığı gözlemlenmektedir. İşletmeler, klasik ekonomik amaçları olan ?kar maksimizasyonu?nun yanı sıra, artık ekonomik olmayan fakat hayati derecede önemli birçok amacı bir arada gerçekleştirmek durumundadırlar. İşte bu noktada Çok Kriterli Karar Vermenin, kişilerin ve organizasyonların hayati faaliyetleri arasında önemli bir yeri olduğunu ortaya konulmaktadır.Bu araştırmada tanımlanan problem; karar verici olarak nakliye müteahhitlerinin çok yönlü olan aracılık sürecindeki en uygun gemi operatörü seçiminde, seçim kriterlerinin oluşturulması ve seçim kararı için karar destek modellerinden yararlanmasıdır. Bu amaçla, İzmir'de faaliyet gösteren nakliye müteahhitleri ile görüşme yapılarak, nakliye müteahhidinin gemi operatörü seçimi sürecindeki kriterleri ortaya konmaya çalışılmış ve bu kriterlerin karar destek sistemlerinde veri olarak kullanılması amacıyla, görüşülen nakliye müteahhitleri ile kriterlerin ağırlıklarının ortaya konması amacıyla anket çalışması yapılmıştır. Ortaya konan kriterler ve ağırlıkları ışığında bir nakliye müteahhidi firma ile gerçek bir problem ortaya konarak, AHP, ELECTRE ve TOPSIS yöntemleri uygulanmış ve karar verme süreci tamamlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Düzenli Hat Deniz Taşımacılığı, Nakliye Müteahhidi, Çok Kriterli Karar Destek Sistemleri (ÇKKDS), AHP, ELECTRE, TOPSIS
Liman işletmeciliğinde bilgi sistemi uygulamalarının analizi
Günümüz ticari hayatını en iyi ifade eden sözcük rekabettir. 20.yüzyılın son çeyreğinde zaten artmakta olan rekabet küreselleşme süreci ilerledikçe daha da keskinleşmiştir. Bilgi aktarımı, iletişim, elektronik vs. gibi ileri teknolojilerin hızlı gelişimi, üretimden servise kadar her alanda küreselleşmeye neden olmaktadır. Küresel akımlar ve rekabet ortamında yenilik ve teknoloji evrensellik kazanmış ve günümüzde 21. yüzyıl dünyasının nasıl olacağını belirleyen birinci faktör haline gelmiştir.Uluslararası tedarik zinciri ve lojistik sistemi içinde limanlar, ulaştırma ana faaliyetinin önemli bir halkası olarak yerini almaktadır. Limanlar deniz ulaşım sistemi ile kara ulaşım sisteminin kesişim noktasıdır. Limanlar birçok hizmetin verilmesi gereken ve bu hizmetlerin yanı sıra bir çok komplike işlemin yapıldığı bölgeler olduğu için tüm bu işlemlerin uyum içerisinde ve verimli yapılması için bilgi sistemi kullanımı kaçınılmazdır.Türkiye'de liman işletmeciliğinde bilgi sistemi ve teknolojisi kullanımı gereken boyutlarda değildir. Bilgi sistemi ve bilişim teknolojilerinin konuşlandırılması mali anamda işletmeler ve yöneticiler için önemli bir sorun teşkil etmesinden ve yine karar vericilerin bu yatırımların getirilerini tahmin etmekte zorlanmalarından dolayı, Türkiye limanları halen dünya liman bilişim sistemleri standartlarının gerisindedir. Bu konu hakkında yapılan bilimsel çalışmaların da sayıca az ve yetersiz olması bu durumu daha da pekiştirmektedir.Bu araştırmada liman işletmelerinde bilgi sistemi türleri, bilgi sistemlerinin bir limana kurulumu esnasında dikkat edilmesi gereken önemli hususlar ile ele alınarak, liman bilgi sistemleri uygulanmasının işletmeler üzerindeki etkilerine değinilmektedir. Amaca ulaşmak için bu çalışmada derin görüşme yöntemi kullanılmış ve Türkiye'de başta gelen liman yönetimleriden ikisi ile yüz yüze görüşme yapılmıştır. Bu nedenle araştırma, işletmelere liman bilgi sistemleri konusunda yol gösteren bir kılavuz işlevi görmesi düşünülmektedir.
Konteyner terminallerinde lojistik süreçlerin optimizasyonu ve bir simülasyon modeli
Günümüzde ticaretin küreselleşmesinin getirdiği kolaylıklar ile üretilen ürünler, geniş bir coğrafi alandaki tüketicilerle buluşabilmektedir. İşletmelerin rekabetçi pazar ortamında ayakta kalabilmesi ve işletme gelişimini sürdürülebilir bir halde tutabilmesi için küresel düşünmesi gereklidir. Küresel çapta uygulanan ticaretin, küresel çapta ticari faaliyetleri olmaktadır. Özellikle düşük maliyetli ürünlerin tüketiciye ulaşmasında en önemli maliyet kalemlerinden birisi ulaştırmadır. Bu noktada tedarik zinciri yönetimi, ürünün sadece tedariki değil, nihai müşteriye ulaşana kadar olan tüm sürecin ulaştırma dahil tüm gereksinimlerini asgari maliyet ve azami fayda sağlayacak şekilde planlanması, uygulanması ve kontrolünü üstlenmektedir. Tedarik zinciri yönetiminin en önemli unsuru lojistiktir ve lojistiğin en temel faaliyeti olan ulaştırmanın dünya çapında yayılmış alt yapıları mevcuttur. Dünya ticari taşımalarının yüksek oranda deniz yolu ile gerçekleşmesi sonucunda limanlar, artık tedarik zincirinin en önemli ulaştırma altyapısı olmuştur.Limanların verimli ve kesintisiz çalışması, müşteriye katma değer hizmetler vermesi rekabetin getirdiği bir zorunluluk haline gelmiştir. Öte yandan yükün sıkışıklıklardan dolayı limandan kaynaklanan beklemelere girmesi tüm tedarik zincirindeki teslim sürelerini uzatıcı etkiye sahiptir. Limanlarda verilen hizmetin kesintisiz ve verimli olması noktasında, limanlarda bir performans ölçüm aracına ihtiyaç duyulmaktadır. Konteyner terminallerinde temelde 4 lojistik süreç vardır. Bunlar gemi operasyonları, konteynerin liman sahasında taşınması, depolanması ve elleçlenmesidir. Bahsedilen dört temel sürecin verimli ve etkin çalışması, limanın rekabet gücünü arttırmaktadır. Bu noktada bu süreçlerin optimize edilmesinin önemi ortaya çıkmaktadır. Süreç optimizasyonu ile limanın temel süreçlerini etkileyen her bir unsurun sisteme katkısı incelenmeli ve gerekiyorsa sistem işleyişine müdahale edilmelidir.Tüm bu bilgiler ışığında araştırmanın amacı; liman yönetimine karar destek aracı olarak limanın lojistik yapısını ve liman performans göstergelerini anlama, analiz etme ve değerlendirme, liman kapasitesini planlama, liman verimliliğini arttırma, liman içi lojistik süreçleri geliştirme ve limanın gelecekteki ihtiyaçlarını tahmin etme konularına yardımcı lojistik yönlü karar destek modeli geliştirmektir.
Deniz alanlarında güvenlik yönetimi;Ege denizi uygulaması
11 Eylül 2001 yılında ABD `de meydana gelen terörist saldırı neticesinde,Dünya terörizm tehlikesinin gerçek boyutunu kavramış ve terör ile ancak globalçözümler üreterek başa çıkılabileceği anlaşılarak pek çok güvenlik uygulaması tümülkelerin ortak çalışmaları neticesinde yürürlüğe girmiştir.Türkiye senelerdir uğraştığı terör konusunda yalnız bırakılmış olsa da 2001yılından itibaren sesini daha fazla duyurabilmiştir.Denizcilik sektörü yapılan risk analizlerinde terör eylemlerine karşı oldukçasavunmasız bulunmuştur. Getirilen önlemler ve teknolojik yeniliklerle sektör güngeçtikçe güvenli hale gelerek herhangi bir tehdit durumunda aksama olmaksızın denizulaştırmasını kesintisiz devam ettirebilme olanağı bulmuştur.Ülkemiz açısından bakacak olursak denizcilik sektöründe yaşanacak herhangibir güvenlik tehdidi ülkemiz ekonomisine çok büyük darbe vuracak, bu durumdakimaddi kayıp alınabilecek önlem maliyetlerini kat be kat aşacaktır.Türkiye'nin dünya enerji hatlarına olan yakınlığı dolayısıyla; yapılan denizulaştırmasının Türk Boğazları ve Ege denizi vasıtasıyla dünyaya açılması bölgemizinsaldırılara ve deniz kazalarına olan hassasiyetini açıkça vurgulamaktadır.Boğazlarımızın GTH ile donatılması, denizlerde AIS ile tanınmanınkolaylaştırılması, ticaret gemileri ve limanlarımızın da ISPS Kod standardınakavuşması neticesinde ülkemizde de denizde emniyetin dünya standardındasağlanması çalışmaları hız kazanmıştır.Bütün bu gelişmelerin yanında Türkiye ile Yunanistan arasındaki Karasuları,Kıta sahanlığı, Hava Sahası ve Fır Hattı, Coğrafi formasyonlar ve Arama-kurtarmasahası sorunları Türk Deniz Alaka ve Menfaatleri açısından çok büyük önem teşkiletmektedir. Bu sorunlardan herhangi birinin terörist guruplar tarafından suistimaledilmesi ile Ege Denizi'nde büyük bir güvenlik açığı ortaya çıkabilecek ve bununülke ve bölge ekonomisi açısından ağır sonuçları olabilecektir.Bu sebeple iki ülkenin deniz güvenliğini tehlikeye düşürmemek ve teröristgruplara karşı açık vermemek adına biran önce egemenlik problemlerinin çözümekavuşturması ve ortak çalışmalar yaparak Ege Denizi'nde tam güvenlik ortamınısağlamaları önem arz etmektedir.Buna ek olarak, deniz güvenliği alanında standart hale gelen ekipmanlarınüretim ve bakımı ile kullanım eğitimlerinin verilmesi gibi konularda Türk firmaları ileeğitim kurumlarının atılımcı davranmalarının ekonomik açıdan büyük yararsağlayacağı da unutulmamalıdır.Anahtar kelimeler: 1.Terörizm, 2.Güvenlik, 3.Teknolojik Gelişmeler4.Ege Denizi
Akdeniz'de düzenli hat taşımacılığı, ağları ve Türkiye'nin potansiyeli
K üresel ekonomi son yıllarda, teknolojik gelişmelerdeki belirgin ivmelenme ile ürün, hizmet, ve sermaye ile iş gücü akışındaki uluslar arası bariyerlerin düşmesi sonucu değişime uğramıştır. Taşımacılık ve iletişim maliyetlerindeki düşüş, işletmeleri daha düşük maliyetli çevrelerde faaliyet göstermeye iterken, teknolojik gelişmeler yeni iş sahaları yaratmıştır. K ü reselleşme ve dış kaynak kullanımı, düzenli hat taşımacılığı yapan şirketlerin, terminal operatörlerinin, ve diğer operatörlerin tedarik zinciri boyunca dikey bütünleşmesi ve yeni katma değer sağlayan hizmetler sunmalarıyla, yeni fırsat pencereleri yaratmıştır. Böylelikle konsolidasyonlar, Avrupa'nın lojistik hizmet endüstrisi ve deniz taşımacılığını yeniden şekillendirmektedir. A vrupa Birliği ülkelerinin dış ticaretinin % 90'nının deniz yolu ile gerçekleşmesinin yanında AB ülkeleri arasında ton-mil bazında taşımaların % 45'i, denizyolu ile yapılmaktadır. Akdeniz'de feribot, RoRo, konteynır taşımacılığında büyük değişmeler kaydedilirken, kıtalararası deniz taşımacılığının Akdeniz'de yarattığı ana limanları destekleyecek diğer limanların da önemi artmıştır. Akdeniz'de büyük küresel aktörlerin hakimiyeti kesindir. Küresel ilişkilerin yoğunlaştığı günümüzde, Türkiye var olan ve planlanan kıtalararası çok modlu taşımacılık yollarının kesişim noktasındadır. Bu proje kapsamında Akdeniz'de hat taşımacılığı yapan işletmeler, önemli Akdeniz limanları incelenmiş ve Türkiye'nin gelecekte hangi konumda olabileceği tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Düzenli Hat Taşımacılığı, Konsolidasyon, Çok Modlu Taşımacılık,
Türk deniz taşımacılığı sektöründe tedarik hizmeti veren işletmelerin rolü ve gelecek için öneriler
VI ÖZET Deniz taşımacılığı, gerek dünya ekonomisi gerekse Türkiye ekonomisi için oldukça önemlidir. Deniz taşımacılığının gerçekleştirilmesi ve gelişmesi, sektöre lojistik destek sağlayan gemi tedarik işletmelerinin verecekleri hizmetler sayesinde olur. Gemilere tedarik hizmeti vermek üzere kurulmuş işletmeleri; Kumanya İşletmeleri ve Bunkering İşletmeleri olmak üzere iki gruba ayırmak gerekir. Kumanya İşletmeleri; gemi, gemi personeli ve yolcuların gereksinimlerini karşılar. Bu işletmeler tarafından verilen hizmetler; kumanya, su, ilaç gibi temel gereksinimlerin karşılanması ve çamaşır yıkama, yedek parça sağlama, tüp dolumu, çöp-atık alımı, bekçilik gibi hizmetlerden oluşur. Bunkering İşletmeleri ise; geminin ve gemide bulunan teknik ve mekanik parçaların çalışabilmesi için gereken yakıt ve yağlama yağı gibi malzemelerin tedarik edilmesine yönelik hizmetleri verir. Türk deniz taşımacılığı sektöründe tedarik hizmeti veren işletmeler, henüz yeterli gelişmeyi gösterememiştir. Gelişmenin sağlanabilmesi için hukuksal sorunların aşılması ve hizmet kalitesinin arttırılmasına yönelik çalışmaların yapılması gerekmektedir.
İstanbul liman işletmelerinde liderlik türlerinin iç müşteri memnuniyetine etkisi
Bu çalışmanın amacı; bürokratik, demokratik, hümanist, karizmatik ve otokratik liderlik türlerinin iç müşteri memnuniyeti ile bunun alt faktörlerine olan etkisini incelemek ve iç müşteri memnuniyetine en yüksek olumlu etkisi olan liderlik türünü belirlemektir. Çalışmada liderlik türleri ve iç müşteri memnuniyetinin belirlenmesi hakkında bilgi verildikten sonra İstanbul ilindeki liman işletmeleri tanıtılmıştır. Bu işletmelerde yapılan liderlik türleri ve iş tatmini anketleri ile çalışanların işlerinden duydukları tatmin seviyeleri ve yöneticilerinin liderlik davranışları belirlenmiştir. Bu kişilerin ücret, yükselme, yönetim, yan haklar, ödüllendirme, iş arkadaşları, iş doğası, iletişim memnuniyetlerinin yöneticilerinin liderlik davranışlarından ne seviyede etkilendiği incelenmiştir. Anketlerin sonuçları IBM SPSS Statistics 25 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin normallik testi yapılmış, Cronbach's Alpha güvenilirlik analizi ve faktör analizinden sonra korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre iç müşteri memnuniyeti ile çift taraflı olarak anlamlı, olumlu ve en yüksek seviyede ilişkili olan liderlik türü demokratik liderlik olarak belirlenmiştir. Bundan sonra etki sırasına göre hümanist, otokratik ve karizmatik liderlik türleri gelmektedir. Bürokratik liderlik türünün iç müşteri memnuniyetiyle anlamlı bir ilişkisi belirlenmemiştir. Regresyon analizi sonucunda da iç müşteri memnuniyetine istatistik olarak anlamlı, olumlu ve en yüksek seviyede etki eden liderlik türü, demokratik liderlik olarak görülmüştür. Bu sonuçlara göre iç müşteri memnuniyetinin yüksek seviyede tutulması amaçlanan işletmelerde yöneticilerin demokratik liderlik davranışını uygulaması önerilmektedir.
Dijital pazarlama stratejilerinin amatör denizcilerin marina tercihi üzerindeki etkisi
Hayatın her alanında dijitalleşmeye gidildiği bu dönemde işletmelerin pazarlama stratejilerini bu yönde geliştirmeleri kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Dijital pazarlama ile işletmeler az maliyetle büyük kitlelere ulaşabilmekte, bilinirliklerini ve kazançlarını artırmaktadır. İşletmelerin dijital pazarlamanın avantajlarını kazanca çevirmek için öncelikle müşteri profilini, istek ve ihtiyaçlarını, beklentilerini iyi tanımlamaları gerekmektedir. Bu yönde de çeşitli dijital pazarlama stratejilerin oluşturulması gerekmektedir. Marina işletmelerinin gelişen ve değişen bu konjonktür içerisinde pazarlama stratejilerini dijital platformlar üzerinden geliştirerek ve dönüştürerek oluşturmaları gerekli hale gelmiştir. Bu yüksek lisans tez çalışmasında önce dijital pazarlama, yat turizmi, marina işletmeciliği ve amatör denizcilik ile ilgili teorik bilgiler verilmiş, dijital pazarlama kavramının marina işletmeleri üzerindeki önemini ortaya koymak amacı ile marina işletmelerinin hedef kitlesi olan amatör denizciler ile anket çalışması yapılmıştır. Daha sonra 276 amatör denizciye yapılan anket sonuçları SPSS, AMOS YEM istatistik programları ile analiz edilerek değerlendirilmiş ve marina işletmelerine öneriler ile sonlandırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre katılımcıların yaklaşık %74' ü bir marina işletmesine yönelik olumlu düşüncelerini, yaklaşık %80'i de olumsuz düşüncelerini sosyal medya araçları ile paylaştığını ifade etmektedir. İlave olarak hipotezlere ilişkin yapılan SPSS regresyon analizlerinde; bağımlı değişkenlerden hizmet satın alma kararı, olumlu, olumsuz bilgi, şikayet paylaşımı üzerinde Instagram bağımsız değişkeninin istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkisinin olduğu dikkat çekici sonuçlar içerisinde yer almaktadır.
Dünya'da ve Türkiye'de kruvaziyer turizmi-yeni akımlara güncel bir örnek: Galataport/ Istanbul
Kruvaziyer turizmi yıllar içerisindeki büyüme ve gelişmesiyle popüler tatil seçenekleri arasına girmesinin yanında ülke ekonomilerinin önemli gelir kalemlerinden olmuştur. Kruvaziyer endüstrisine olan talep artıkça, endüstrideki firmalar kruvaziyer gemilerine yeni özellikler katmaya başlamıştır. Kruvaziyer endüstrisinde tercihi etkileyen bir diğer önemli faktörde destinasyonlar ve kruvaziyer limanlarıdır. Gerek döviz girişi gerekse istihdam olanaklarıyla ekonomiye olan katkısı ortada olan bu endüstrinin gelişmesi için ülkeler yeni liman projeleri yapmaya başlamıştır. Kuşkusuz bu yeni liman projelerinden en dikkat çekenlerden birisi de Galataport Kruvaziyer Liman Projesidir. İstanbul geçmişi, tarihi dokusu, kültürel yapısı ve doğal güzellikleriyle turistleri kendine çeken bir şehir olma özelliğine sahip bir şehirdi. Yeni kruvaziyer limanı olacak olan Galataport ile bu güzel şehrin daha çekici hale gelmesi kuvvetle muhtemeldir. Bu tez çalışmasının temel amacı, Galataport Liman Projesi'nin Türkiye Kruvaziyer Turizimine gelecekteki olası etkilerinin değerlendirilmesidir. Bu bağlamda öncelikle dünya kruvaziyer turizmine akabinde Akdeniz ve Karadeniz kruvaziyer turizmine, ekonomilerine olan etkileriyle birlikte değinilmiştir. Daha sonra Galataport projesi detaylı bir şekilde incelenmiş, alanında uzman kişilerle yarı yapılandırılmış mülakat yöntemi kullanılarak görüşmeler yapılmış ve elde edilen bilgiler sonuç kısmında değerlendirilmiştir.
COVID-19 pandemi sürecinin gemi kiralama ve brokerlik faaliyetleri üzerine etkisi
Günümüzde deniz yolu taşımacılığı en çok kullanılan ulaştırma modudur. Bugün dünya ticaretinin %80'inden fazlası denizyolu ile gerçekleştirilmektedir. Denizyolu taşımacılığı talebi, doğrudan ekonomik döngülerden ve uluslararası ticaretten etkilenen türetilmiş taleptir. Tarih boyunca belirli dönemlerde uzun ve kısa dönemli ekonomik döngülerle karşılaşılmıştır. Çin Halk Cumhuriyeti'nin Wuhan bölgesinde 1 Aralık 2019 tarihinde ortaya çıkan Covid-19 salgınının tüm dünyada etkili olmaya başlamasıyla 11 Mart 2021 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel salgın ilan edilmiştir. Koronavirüs salgını, küresel ekonomi ve sağlık açısından tüm dünyayı etkisi altına almıştı. Birçok sektörde olduğu gibi denizcilik sektörünü de sıkıntıya sokmuştur. Pek çok ülkede salgını önleyebilmek amacıyla tedbirler alınmıştır. Ülkeler, limanlarına gelen gemiler için de bir takım tedbirler almıştır. Bunun yanı sıra taşıma sözleşme şartlarında bazı soru işaretleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmada, koronavirüs pandemisi süresince gemi kiralama ve brokerlik faaliyetlerinin genel işleyişine ve karlılığına etki eden faktörlerin neler olduğu açıklanmaya çalışılmıştır.
Atatürk Dönemi sonrası Türk denizcilik politikaları
Denizler yaşadığımız yeryüzünün yaklaşık %75'ini oluşturmaktadır. Denizlerin insan, toplum ve devlet hayatında önemli yeri olmuştur. Dünya devleti olma denizci devlet, denizden yeterince istifade eden devlet olmakla mümkündür. Deniz politikası, kamu politikalarının bir parçasıdır. Kamu politikalarının temeli ekonomi politikasına dayanır. Bir ülke otarşik ise o ülkenin her konuda kendi ayakları üzerine durabiliyorsa, o ülkenin uyguladığı politikalar başarı gösterir. Ekonomide üreten bir ekonomi var ise denk bütçe var ise, borca dahalı bir ekonomi ve para-finans sistemi kullanılmıyorsa özellikle dış borça dayalı bir ekonomi politikası izleniyorsa, o ülkenin her hangi bir konuda oluşturacağı politikada başarılı olması mümkün olmayacaktır. Tez konumuz olan "Atatürk Dönemi Sonrası Türk Deniz Politikaları"; Atatürk Dönemi ve öncesi ile de birbirini etkileyen bir süreç olduğu gibi kamu politikaları da bir bütünlük içinde bir birini etkileyen unsurlardar. Atatürk döneminin en önemli özelliği Osmanlı dönemindeki çıkmazların ve hastalıklı yapıların bertaraf edildiği, devletin yeniden yapılandırıldığı, artık yabancı devletlerin ekonomik ve siyasi olarak yarı sömürge vaziyetinden çıkarılmaya çalışıldığı, kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmasıdır. Atatürk Dönemi sonrasından kastımız 1938 yılından itibaren 2020 yılları arasını kapsamaktadır. Atatürk sonrası ise yeni yeni emeklemeye çalışan yeni devletin, II. Dünya Savaşı'nda tek parti yönetiminin getirdiği milletin ihtiyaçlarına cevap veremeyen yönetimi, Cumhurbaşkanı İnönü'nün ise devlette ve partide tek yetkili olmasına rağmen, devletin ve milletin kötü yönetilmesinden sorumlu mevkiinde iken kötü yönetimden şikayetlenmesi acziyetin itirafı ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundaki yeni ruh ve heyecanın öldüğünü gösterir. İçerdeki kötü yönetim halkın genelini çok bunaltmıştı, Bunun üstüne bir de dışardan Sovyet tehdidi gelince, yöneticiler II. Dünya Savaşı'nın galibi ABD ve Batı blokuna kayıtsız şartsız teslim olarak devleti ve milleti yönetmeği onlardan alınacak kredi ve imkanlarla sürdürmeyi tercih ettiler. Bu tutum yine eski kötü hastalıklara düşerek, devletin ve milletin hayatını yabancı ülkelerin himmetine, yardımına muhtaç hale getirmiştir. II. Dünya Savaşı'ndan sonra oluşturulan yeni dünya düzeninde küresel kurumlar Birleş Milletler ve ona bağlı IMF, Dünya Bankası, IMO gibi bundan önce hiçbir dönemde olmadığı kadar dünya sistemini kurmuş ve çalıştırmıştır. Süper güç ABD dünya siyasetine bu kurumlar vasıtasıyla yön vermiştir. IMO Dünya'da sivil denizciliğe dair her türlü düzenleyi yaparken, askeri olarak da dünyadaki 1990'lara kadar hakim olan iki kutuplu Dünya'nın askeri ittifakı yön vermiştir. Türkiye bu iki kutuplu Dünya'da batı, NATO kutubunda yer alarak askeri stratejilerini oluşturmuştur. Bu dönemin devlet yönetici siyasetçileri popülist politikalarla kendi gününü kurtarmayı devletin ve milletin yarınlarını kurtarılmasına tercih etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Atatürk sonrası, ABD yardımları, tersane, Doğu Akdeniz, Karadeniz, deniz politikası
Kocaeli liman tesisleri ile Köseköy Lojistik köyü ulaştırma modlarının kombine taşımacılık açısından incelenmesi
Plansız gelişme sonucu limanların kent içinde sıkışması ve artan talebe bağlı yoğunluğun geçici çözümlerle aşılması lojistik sektör için sorunların giderek büyümesine sebep olmuştur. Günümüzde, ulaşım ağlarına hakim olmak için stratejik çalışmaların yürütüldüğü ve ciddi ekonomik yatırımların yapıldığı, tüketimin giderek artmakta ve tedarik zincirinin çok önemli hale geldiği bir Dünyada sanayi, liman, denizcilik ve lojistik anlamda Türkiye'nin en yoğun bölgesi olan Kocaeli ilindeki liman tesisleri ile kurulum süreci devam etmekte olan Köseköy Lojistik Köyü/Merkezi arasındaki ulaştırma modlarının kombine taşımacılık açısından incelenerek gelişimlerini planlı, alternatifi bulunan ve uzun vadeli projeler ile yürütmesini sağlamak gerekmiştir. Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletlerinin denizcilik politikaları, deniz ulaştırma stratejileri, liman ve limancılık sistemleri incelenmiş, kombine taşımacılık bağlamında lojistik merkezlerle limanların entegrasyonu üzerinde durulmuştur. Dünya ölçeğinde büyük lojistik merkez ve limanlardan GVZ Bremen, Singapur ve Kaliforniya örnekleri incelenerek Türkiye ve Kocaeli ilindeki lojistik yatırımlar ile limanların genel durumu, sorunları ve gelecek dönem hedefleri aktarılmıştır. Sektör paydaşları ile yüz yüze görüşmeler yaparak Kocaeli limanları ile lojistik merkez arasındaki yük trafiği, alternatif bir ulaştırma moduna ihtiyaç ve çözüm önerileri araştırılmış, Dünyada kullanılması gündemde olan teknolojik ve çevreci yaklaşımlar ışığında Kocaeli bölgesine uygulanabilecek öneriler ortaya koyulmuştur. Anahtar kelimeler: Köseköy Lojistik Köyü/Merkezi, Kocaeli limanları, kombine taşımacılık, lojistik merkez ve liman entegrasyonu, alternatif ulaştırma modları.
Türk limanları ve terminallerinde Seveso uygulamalarının incelenmesi : Körfez Bölgesi limanları örneği
İnsanlık, tarih boyunca birçok doğal felaketle karşı karşıya kalmıştır. Endüstriyel devrimle birlikte bu felaketlere adına teknojenik felaket de denen endüstriyel felaketler eklenmiştir. Endüstriyel felaketlerin doğa ve insanlık üzerinde en yıkıcı etkiye sahip olanları petrol ve kimyasal tesislerinde meydana gelmektedir. Bu tez çalışmasında, bir endüstriyel felaket olan Seveso'nun ardından uygulamaya konulan yönetmelik ve zaman içinde devam eden kazalar ve tecrübelerle birlikte sürecin gelişimi açıklanmaktadır. Bununla birlikte risk yönetimine dair bir literatür taraması sunulmaktadır. Endüstriyel kazalar açısından riskli işletmeler olan limanlar ve depolama tesislerinin İzmit Körfezi'ndeki örnekleri üzerinden Türkiye'deki Seveso uygulamaları ve büyük endüstriyel kazaların önlenmesi amacıyla yürürlüğe konan yönetmelik ve uygulamalar incelenmiştir. Çalışma, bir tartışma ve sonuç yazısı ile bitirilmektedir.
AB ortak ulaştırma politikası çerçevesinde Türkiye'de deniz ulaşımı ve güvenliğinin incelenmesi
Çalışmanın ilk bölümde öncelikle AB tarihi, AB ortak ulaştırma politikaları ve genel anlamda ulaştırma yolları incelenerek; deniz yolu ulaşımı detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Devam eden bölümde Türkiye'de ulaştırma biçimleri incelenerek, AB politikaları ile uyumları ve çalışmaları gözetilmektedir. Aynı zamanda birtakım sayısal veriler ile gerek AB ulaşımındaki gerekse Türkiye ulaşımındaki mevcut durum ortaya konmaktadır. Tez çalışmasının ilerleyen bölümünde deniz yolu taşımacılığı ele alınmaktadır. AB'de ve Türkiye'de deniz güvenliği politikaları kavramsal çerçeve şeklinde incelenmektedir. Bu tez çalışmasında deniz güvenliği, İngilizcede "maritime safety" olarak bilinen kavramda incelenmekte; bunun yanında yine İngilizcede "maritime security" olarak bilinen kavrama, bilgi amaçlı değinilmektedir. Çalışma, akabinde Türkiye'de deniz yolu ulaşımına odaklanmakta, bu ulaşım yoluyla ilgili ulaşım ve güvenlik konusunda bilgi vermeyi amaçlamaktadır. Bütün bu literatür taraması sonucunda ise özet niteliğinde bir sonuç yazısı ile çalışma tamamlanmaktadır.
Ülkemiz bayrak devleti denetim rejimi incelenmesi ile Türk Bayraklı gemilere uygulanan Paris MoU liman devleti denetimlerindeki bulguların analizi
Bu çalışmada, bayrak devleti denetim rejimi ve hedefleme sistemi hususunda, Paris MoU hedefleme sistemi ve Paris MoU üyesi olan denizcilikte ilerlemiş Belçika, Fransa, Danimarka, Almanya, İngiltere, İspanya, İtalya, Malta ülkelerinin belgelendirme denetimlerindeki uygulamaları ideal kabul edilmiş, Türk bayraklı gemilerin denetimi ve belgelendirilmesi konusunda ülkemiz denizcilik idaresi tarafından uygulanan bayrak devleti denetim sistematiği incelenerek analizler yapılmıştır. Bu kapsamda sistemler arasındaki uygulama farklılıklarını, ortak yanlarını ve eksikliklerini ortaya koymak, ülkemizde daha etkin ve verimli bir Bayrak Devleti Denetimi mekanizması olması adına öneri ve tavsiyelerde bulunmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda, çalışma kapsamında uluslararası deniz hukukunda devletin yetki alanları incelenerek, bayrak devleti yetkisi ve liman devleti yetkisi hususlarının üzerinde durulacak; deniz emniyeti kavramı ve deniz emniyeti ile ilgili uluslararası uygulamalar tanımlanacak, daha sonra ideal durum olarak kabul ettiğimiz Paris MoU uygulamaları ve Paris MoU üyesi devletlerin belgelendirme sistematiği incelenerek ülkemizde bayrak devleti olarak denetim ve belgelendirme kapsamında gerçekleştirilen uygulamalar açıklanacaktır. Bahse konu hedefleme sistemleri ile denetim ve belgelendirme rejimlerinin karşılaştırmalı analizi ile, ülkemizdeki uygulamalar konusunda SWOT analizli kullanılarak durum değerlendirmesi yapılacak ve elde edilen sonuçlar ışığında bayrak devleti denetim mekanizmamızın iyileştirilmesi adına öneriler sunulacaktır.
Deniz kazalarında örgütsel faktörlerin etkisinin incelenmesi
Tez çalışmasında deniz kazalarına neden olan iletişim sorunlarının incelenmesinde sıklıkla odaklanılan insan kaynaklı hatalar yerine iletişimin örgütsel boyutunun irdelenmesi amaçlanmıştır. Örgütsel etkileri insan kaynaklı etkenlerden ayırabilmek için İnsan Faktörü Analizi ve Sınıflandırması Sistemi (HFACS) denizcilikte iletişim başlığına uyarlanmış ve HFACS-MarComm (Marine Communication) yapısı oluşturulmuştur. Bu amaç ile "çok ciddi" ve "ciddi" olarak belirlenmiş deniz kazalarına ait raporlar incelenerek, kazalara doğrudan ve dolaylı şekilde etki eden iletişim sorunları HFACS-MarComm katmanlarında sınıflandırılmıştır. İncelenen kaza raporlarının insan faktörü ve örgütsel faktörler bakımından iletişim sorunlarını kayda almış olmalarına dikkat edilmiştir. Raporları incelenen kazalar, Uluslararası Emniyet Yönetim Sisteminin uygulanmasının zorunlu hale geldiği 2002 yılından sonra gerçekleşmiş ciddi ve çok ciddi sınıftaki çatışma/temas türü kazalardır. Belirtilen ölçütler kapsamında IMO GISIS veri tabanında yapılan ayrıntılı taramalarda tez çalışmasına kapsamına veri sağlayabilecek 58 kaza ve bu kazalara ait raporlarda toplamda 155 faktör tespit edilmiştir. Sonuç olarak, oluşturulan HFACS-MarComm yapısı kapsamında, örgütsel etkiler alt başlıklarının öncelikle kaza ve gemi demografik özellikleriyle, sonra gerek kendi aralarında gerekse HFACS-MarComm yapısının diğer başlıklarıyla olan ilişkileri IBM SPSS Statistics v.25 programı ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda elde edilen bulgular ışığında, Gemi Personeli İletişim Yeterlik Takip Sistemi önerisinde bulunulmuştur.
Dünyada ve Türkiye'de gemi sağlık kontrolü yöntemlerinin araştırılması
Günümüzde ticaretin artması ile birlikte eskiden beri en çok rağbet gören taşımacılık türü olan deniz taşımacılığı da artmıştır. Bu artış günümüz teknolojisi ve tıbbi gelişmelere rağmen tedavisi bulunamayan bir çok bulaşıcı hastalığın ülkeler arasında yayılma riskini de beraberinde getirmiştir. Ölümcül bulaşıcı hastalıkların artması ve bu hastalıkların ticaret yolları ile ülkelere yayılması sonucunda ülkelerin bir çoğunda nüfusa etki edecek sayıda ölümler yaşanmıştır. Bulaşıcı hastalıkların karayolu, havayolu, demiryolu ve denizyolu ile eşya ve yolcu taşımacılığı vasıtasıyla ülkelere yayılmasını engellemek icin her ülke çeşitli önlemler almaktadır. Bu önlemler Dünya Sağlık Örgütü liderliginde belli standartlar haline getirilmiştir. Bu standartların, bir merkez tarafından belirlenmiş olmasına rağmen yine de ülkeler arasında çeşitli uygulama farklılıkları bulunmaktadır. Uygulama farklılıkları, yetkili birimler, yerinde veya uzaktan kontrol, dökümantasyon formatı gibi farklı alanlarda görülebilmektedir. Bu çalışmamızda, deniz taşımacılığı nedeni ile bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla alınan önlemler, dünya limanları ve boğazlarında gerçekleştirilen sağlık kontrolleri, bu kontrollerin uygulama yöntemleri incelenmiştir. Uygulamaların Türkiye'de gerçekleştirilen sağlık kontrolü uygulamaları ile karşılaştırmaları yapılarak farklılıklar ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu farklılıklara etki eden uluslararası anlaşmalar da araştırılarak Türk Boğazlarında gerçekleştirilen sağlık kontrolü uygulamaları üzerine bir model geliştirilmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Deniz taşımacılığı, bulaşıcı hastalıklar, sağlık denetimleri, dünya limanları, boğazlar
Denizcilik işletmelerinde iş sağlığı ve iş güvenliği hukuku uygulamaları
Deniz taşımacılığı, dünya ticaretinde mal ve ürünlerin tedarik sürecinde oldukça önemli rol oynamaktadır. Gelişen teknoloji ve teknikler, bu tedarik süreçlerinin hem emniyetli hem de süratli bir şekilde yapılmasına imkan sağlamaktadır. İş paydaşlarının, geleneksel ve kombine taşımacılık için gerekli emniyet tedbirlerinin uygulanmasına katılımı zorunluluk haline gelmiştir. Yürürlükteki uluslararası kurallar ve yerel mevzuatların eş güdümlü olarak yürütülmesi ve birbirini tamamlayıcı nitelikte olması ideal bir yaklaşımdır. Sektör paydaşlarının, geleneksel ve kombine taşımacılık için gerekli emniyet tedbirlerinin uygulanmasına katılımı zorunluluk haline gelmiştir. Hali hazırdaki uluslararası kurallar ve yerel mevzuatların eş güdümlü olarak yürütülmesi ve birbirini tamamlayıcı nitelikte olması ideal bir yaklaşımdır. Denizcilik sektörünün bileşenleri olan tersaneler, donatanlar, limanlar, acenteler, gemiler, armatör ve gemi işleten firmalar yönünden iş sağlığı ve iş güvenliği uygulamaları irdelenmiştir. Kombine taşımacılık sistemi içinde deniz taşımacılığı ve etkileşimde olduğu; limancılık faaliyetleri, kara ve demir yolu taşımacılık sistemlerinin gerektirdiği iş güvenliği, yol ve seyir güvenliği ile birlikte hukuki uygulamalar değerlendirilmiştir. Bu tez çalışmasında, tedarik süreçlerinin önemli bir ayağı olan deniz taşımacılığında uluslararası sefer yapan gemilerin yürürlükteki uluslararası konvansiyonlarla, 6331 Sayılı Kanunu'nun Anayasa Mahkemesi kararı da dikkate alınarak bağlı yönetmeliklerin bir kanun ile uyumlaştırılması gereği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Denizcilik İşletmeleri, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, Uluslararası uyum, Gemi adamı, ILO sözleşmeleri