Dokuz Eylül University
Discipline

Econometrics

Dokuz Eylül University

659

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de CDS risk primini etkileyen makroekonomik ve finansal dinamikler: Yapısal kırılmalar ve eş bütünleşme yaklaşımı

Bu çalışmada Türkiye'nin Kredi Risk Primi (CDS) ile makroekonomik (dış borç, cari açık, TUFE, merkez bankası rezervleri) ve finansal değişkenlerin (BIST100 endeksi, 2 yıllık gösterge faizi, USD kuru) arasındaki ilişkiler 2007:Q1-2022 ve 2005:Q3-2022 dönemleri için analiz edilmiştir. Analizlerde yapısal kırılmalı birim kök testleri, Arai- Kurozumi eş bütünleşme testi, FMOLS ve DOLS eş bütünleşme tahmincileri ile Hatemi-J asimetrik nedensellik testi yöntemleri kullanılarak hem kısa hem de uzun vadeli etkiler incelenmiştir. Sonuçlara göre, dış borç, TUFE ve cari açık artışlarının CDS primini artırdığı; merkez bankası rezervlerindeki artışın ise CDS primini azalttığı bulunmuştur. Dış borç değişkenindeki %1'lik artış CDS primini %1,7 oranında artırırken, benzer şekilde TUFE'deki 1 birimlik artış %1,7 oranında ve cari açıktaki artış %0,042 oranında arttırmaktadır. Merkez bankası rezervlerindeki %1'lik artış ise CDS primini %0,98 oranında azaltmaktadır. BIST100 endeksinin uzun vadede CDS üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmazken, kısa dönemde meydana gelen negatif şoklar CDS primini olumsuz etkilemektedir. Faiz ve döviz kurundaki %1'lik artışlar ise CDS primini sırasıyla %0,3 ve %0,4 oranında artırmaktadır. Bu bulgular, özellikle dış borç ve TUFE gibi makroekonomik göstergelerin Türkiye'deki CDS risk primi üzerindeki belirleyici etkisini ortaya koymaktadır. Merkez bankası rezervlerinin artışı ise ülke risk algısını düşüren önemli bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Dolayısıyla, politika yapıcıların düşük finansman maliyeti sağlamak amacıyla tasarruf oranlarını artırmayı hedefleyen politikalar geliştirmesi, enflasyonu kontrol altına almak için uygun para politikaları uygulaması ve merkez bankası rezervlerini güçlendirmesi önem arz etmektedir. Bu şekilde, Türkiye'nin uluslararası borçlanma maliyetlerinin ve risk priminin düşürülmesi mümkün olabilecektir. Enflasyon hedeflemesi için uygulanan faiz ve kur politikaları birlikte CDS risk primini etkilemekte, dolayısıyla doğru para politikası uygulamaları ile ülke risk algısını azaltmak mümkün görünmektedir. Bu çalışma, Türkiye'nin risk primini etkileyen makroekonomik ve finansal faktörlerin dinamik ilişkilerini analiz ederek, doğru politika uygulamaları için yol göstermeyi amaçlamaktadır.

Simge Boz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-ekonomik değişkenlerin yükseköğretim öğrencilerinin akademik başarısı üzerindeki etkisi üzerine bir araştırma

Bu araştırmada ?Öğrencilerin akademik başarısı ile bazı ekonomik, sosyal, kültürel ve bireysel özellikleri arasındaki ilişki durumu nedir?? sorusuna yanıt aranmıştır. Alt amaçlar çerçevesinde sosyalleşme düzeyi ve internet kullanımı ile akademik başarı arasındaki ilişki de incelenmiştir. Araştırma; söz konusu değişkenlerin yüksek öğretimde okuyan öğrencilerin başarısında bir etkisinin olup olmadığını ve etki durumunu belirlemeyi amaçladığından betimsel analitik niteliktedir.Evren 2012/2013 öğretim yılı İnönü Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde öğrenim gören I. öğretim lisans son sınıf öğrencileridir. Veri toplama aracı olarak geliştirilen anketle toplam 251 öğrenciye ulaşılmıştır. Hatalı ve eksik bilgi içeren anketler çıkarıldıktan sonra 227 öğrencinin verileri analiz edilerek yorumlanmıştır. Veriler üzerinde değişkenler arası ilişkiyi belirlemek için korelasyon analizleri, Ki-kare testi, Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi yapılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarının anlamlılık durumu p< .05 düzeyine göre değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları akademik başarının belirli ölçüde öğrencinin içinde bulunduğu sosyoekonomik değişkenlere bağlı olarak yordanabileceğine işaret etmektedir. Yine araştırma sonuçlarına göre; 1. Kız öğrencilerin akademik başarı ortalamalarının erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu; 2. Genel olarak öğrencilerin akademik başarıları üzerinde cinsiyet, mezun olunan lisenin türü, yaş, eğitim yardımı maliyeti, kaldığı yer ve gelir değişkenlerinin etkili olduğu; 3. Öğrencilerin akademik başarıları ile sosyalleşme düzeyleri ve internet kullanım süreleri arasında bir ilişki olmadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sosyoekonomik Yapı, Öğrenci Başarısı, İnternet Kullanımı, Sosyalleşme.

Necip İhsan Arıkan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

LDL kolesterolün yapay sinir ağları ile tahmini

Yapay sinir ağları (YSA), farklı disiplinlerdeki karmaşık problemlerin çözümlenmesinde kabul gören ve uygulamalarda sıklıkla yer alan modelleme araçları haline gelmiştir. Farklı YSA yapıları, tıp alanında karar destek sistemlerinin gelişmesinde kullanılmakta olan önemli modellerdendir. Bu çalışmada, üç farklı algoritma ile eğitilen çok katmanlı sinir ağları LDL Kolesterol?ün tahmininde kullanılmış ve en başarılı algoritma belirlenmiştir. Öğrenme oranı ve momentumlu geri yayılım algoritması, Levenberg-Marquardt geriyayılım algoritması ve Bayesyen düzeltmeye dayalı geri yayılım algoritması çalışılmış olan üç algoritmadır. Çok katmanlı sinir ağlarının eğitimi ve testi veri tabanında yer alan farklı kişilere ait kayıtlar ile yapılmıştır. Performans belirleyiciler ve istatistiksel ölçümler ile çok katmanlı sinir ağları değerlendirilmiş ve sonuçlar LDL Kolesterol?ün tahmininde Bayesyen düzeltmeye dayalı geri yayılım algoritmasının en başarılı eğitim algoritması olduğunu göstermiştir.

Oktay Kızılkaya
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Etki analizi: Fırat Kalkınma Ajansı tarafından düzenlenen mali destek programlarının TRB1 bölgesine etkisi

Devletler ekonomik ve sosyal anlamda bölgesel kalkınmanın hızlandırılması amacıyla ekonomilere müdahalelerde bulunabilmektedir. Bu kapsamda, kalkınmada önemli rol oynayan KOBİ'lere sağlanan destekler önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye'de de birçok kurum ve kuruluş tarafından, KOBİ'lere çeşitli destekler sunulmaktadır. Ancak çoğunlukla etkin bir değerlendirme mekanizmasının olmaması nedeniyle, kamu kaynağı kullanılarak sağlanan bu desteklerle amaçlanan değişikliklerin yaratılma derecesi bilinememektedir. Bu nedenle, kamu müdahalelerinin uygulama öncesi ve sonrası değerlendirilmesi, bu konuda yöntem ve mekanizmaların geliştirilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada, müdahalelerin amaçladığı değişiklikleri yaratma derecesini araştıran ve çıktı materyallerinden biri olan etki analizini de içine alan katkısallık değerlendirmesi ele alınmıştır. Öncelikle katkısallığın kavramsal çerçevesi ortaya konulmuş, daha sonra katkısallık değerlendirmesinde kullanılan yöntem ve araçlar ile bu alandaki uluslararası ve ulusal uygulamalar incelenmiştir. Bu incelemelerden hareketle, Türkiye'de KOBİ'lere yönelik destekler sunmaya başlayan kalkınma ajanslarından Fırat Kalkınma Ajansı' nın 2010 Yılı Ekonomik Gelişme Mali Destek Programının katkısallığı değerlendirilmiştir. Söz konusu değerlendirme kapsamında proje bazlı bir yaklaşım tercih edilmiş ve desteklenen KOBİ'lere anket uygulanmıştır. Anket sonuçlarının analiz edilmesiyle programların katkısallıkları değerlendirilmiş ve katkısallığı etkileyebilecek faktörler belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda kalkınma ajanslarının destek uygulamalarına ilişkin öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: "Katkısallık", "Dara Kaybı", "Sızıntı Etkisi", "Deplasman", "İkame Etkisi", "Çarpan Etkisi", "Etki Değerlendirmesi", "Mali Destek", KOBİ.

Muhammed Abdullah Erdem
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Bütünleşik bulanık çok kriterli karar verme metotları: Türk otomotiv ana sanayi örneği

Çevreye duyarlı düzenlemeler, firmalar arasında tedarik zincirindeki uygulamaları iyileştirmek amacıyla artan bir ilgi görmektedir. Bu düzenlemeler, her geçen gün gelişmekte olan bir alan olduğu için sürekli araştırılmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışmada da Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi'nin (STZY) çevresel boyutu olan Yeşil Tedarik Zinciri Yönetimi (YTZY), Türk Otomotiv Ana Sanayi bağlamında, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) metotları kullanılarak incelenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında, Türk Otomotiv Ana Sanayi içerisinde bulunan 11 firma tarafından YTZY ait kriterler belirlenmiş ve bu firmaların YTZY'ye olan tutumları, girişimleri ve karşılaştıkları engeller hakkında bilgi verilmiştir. İkinci aşamada, kriterler oran ağırlıkları tekniği kullanılarak ağırlıklandırılmıştır. Ağırlıklandırma sonucunda, yeşil geri dönüşüm ve yeşil tasarıma ait alt kriterlerin ön plana çıktığı belirlenmiştir. Üçüncü aşamada, Ford OTOSAN'ın fabrikaları mutlak sayıları (Doğrusal Skorlama, Doğrusal Olmayan Skorlama, TOPSIS), bulanık sayıları (Bulanık TOPSIS, Entropi Ağırlıklı Bulanık TOPSIS) ve sezgisel bulanık sayıları (Üç Farklı Entropi ile Ağırlıklandırılmış Sezgisel Bulanık TOPSIS) içeren 8 ayrı metot kullanılarak, YTZY kriterleri kapsamında sıralanarak değerlendirilmiştir. Her metot için ayrı sıralamalar elde edilmiştir. Dördüncü aşamada ise karar verici olarak yer alan 11 firmanın önem ağırlıkları değiştirilerek 10 farklı senaryo oluşturulmuştur. Böylelikle Ford OTOSAN'ın fabrikalarının sıralamalarındaki değişimler duyarlılık analizleri ile izlenmiştir. Sonuçta, bu çalışma için Entropi ile Ağırlıklandırılmış Sezgisel Bulanık TOPSIS metotları (IFT-1, IFT-2, IFT-3)daha etkin olarak görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yeşil Tedarik Zinciri Yönetimi, Çok Kriterli Karar Verme, Entropi, Sezgisel Bulanık TOPSIS

Bulanık TOPSISEntropiOtomotiv endüstrisi+2
Gözde Koca
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Cezalı kantil regresyon modelinin yarı-parametrik bağlılaşımlı etkiler yöntemiyle tahmini ve bir uygulama

Bu tezde yakın tarihte Harding ve Lamarche (2017) tarafından geliştirilen yarı parametrik cezalı panel kantil regresyon tahmincileri ve daha uygulanabilir olan parametrik ikameleri incelenmekte ve öncülleriyle kıyaslanmaktadır. Bundan başka, cezalı panel kantil regresyon için bir ayar parametresi seçim algoritması, benzetim temelli bir test ve Hausman tipi bir belirlenme hatası testi de tanıtılarak Mincer tipi bir kazanç modelinde uygulamaları yapılmaktadır. Veriseti, TÜİK "Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması" anketinden belirlenen 2953 bireyin 2012 – 2015 yılları arasındaki bilgilerini kapsamaktadır. Test sonuçları (i) Harding ve Lamarche (2017) tahmincilerinin geleneksel benzerlerinden daha üstün olduklarını; (ii) optimum λ'nın yarı parametrik tahminci için 0.9, Lamarche (2010) tahmincisi için 1.4 ve diğer tahminciler için 1 olduğunu; (iii) modelin doğru olarak kurulduğunu ve bu bakımdan tutarlı olduğunu göstermektedir. Tahmin sonuçları ise tecrübe ile kazanç arasında ters U şeklinde bir ilişki olduğunu; sheepskin etkisine dair kısıtlı bir kanıt olabileceğini; daha çok öğrenim görenlerin daha çok kazandığını; mesleki lise mezunlarının normal lise mezunlarından daha çok kazandığını; medeni halin ve cinsiyetin kazançlar üzerinde her kantilde etkili olduğunu; sağlık durumunun ise yalnızca düşük kantillerde kazanç üzerinde etkili olduğunu ve son olarak kazacın en yüksek gelir kantili hariç iş kollarına göre değişkenlik gösterdiğini ortaya koymaktadır.

Kantil regresyonMincer ücret denklemiPanel veri modelleri+1
Semih Karacan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Seçime dayalı konjoint analizi ve bir uygulama

Bu çalışmada; tüketicilerin bir ürün, hizmet veya düşünce tercihlerini yaparken birçok seçenek arasından yaptıkları seçimi anlamak için geliştirilen konjoint analizi kullanılmıştır. Konjoint analizi tekniklerinden biri olan seçime dayalı konjoint analizi, direk tüketici tercihleri ölçüldüğünden ve yapılan çalışma sayısının az olmasından dolayı çalışmada tercih edilmiştir. Çalışmanın asıl amacı başta pazarlama olmak üzere birçok alanda yaygın olarak kullanılan konjoint analizini inceleyerek, seçime dayalı konjoint analizi için bir uygulama yapmaktır. Bu sebeple yapılan uygulamada DPÜ İ.İ.B.F. öğretim elemanlarının seçime dayalı konjoint analizi kullanılarak var olan bir kampüsün sürdürülebilir yeşil kampüse dönüşümü sırasında öncelikli olarak yapılması istedikleri uygulamaların belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada; Geng ve ark.(2013) tarafından "Çin'de "Yeşil Üniversite" Oluşturulması: Shenyang Üniversitesi Örneği" adlı yayımlanan çalışmada kullanılan değişkenler ve bu değişkenlere ait düzeyler ele alınmıştır. Her biri 3 düzeyden oluşan enerji, su, atık, eğitim ve araştırma özelliklerine ait 21 adet seçim seti, 2015-2016 yılında DPÜ İ.İ.B.F.'de görevli akademik personele anket çalışması ile uygulanmıştır. Çalışma sonucunda İ.İ.B.F. akademik personelinin sürdürülebilir yeşil kampüs dönüşümünde öncelikli olarak enerji, su, atık, eğitim ve araştırma kriterlerinde önem verdikleri uygulamalar belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Seçime Dayalı Konjoint Analiz, Sürdürülebilir Kampüs, Yeşil Kampüs.

Konjoint analiziTüketici davranışıTüketici tercihleri+1
Elif Yalçın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
10
Master'sOpen AccessTR

Hanehalkı tüketim harcamalarının parametrik olmayan regresyon yöntemi ile tahmini: Türkiye örneği

Değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için sıklıkla kullanılan geleneksel parametrik regresyon yöntemlerinde, bu ilişkinin fonksiyonel formu önceden belirlenmekte ve bu fonksiyonel formun parametrelerinin tahmin edilmesi amaçlanmaktadır. Parametrik olmayan regresyon yöntemlerinde ise, ilişkinin fonksiyonel formu açık bir şekilde belirlenmeden doğrudan regresyon fonksiyonunun tahmin edilmesi amaçlanmaktadır. Bu nedenle parametrik olmayan regresyon yöntemleri araştırmacılara değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya çıkartmada esneklik sağlamaktadır. Bu çalışmada, hanehalkı zaruri tüketim harcamaları, hanehalkı kullanılabilir geliri ve OECD tanımlı hanehalkı büyüklüğü arasındaki ilişkiyi ortaya çıkartmak için parametrik olmayan bir regresyon yöntemi olan LOESS regresyon yöntemi ve 2012 yılı TÜİK Hanehalkı Bütçe Anketinden alınan veriler kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar göstermektedir ki, düşük gelir grubundaki hanelerin birey sayısı artarken, hanehalkı zaruri harcamaları önce hızlı bir şekilde artmakta ardından bu artış bir miktar azalmaktadır. Yüksek gelir grubunda ise hanehalkı birey sayısı artarken hanehalkı tüketim harcamalarında bir miktar azalma gözlemlenmektedir.

HanehalkıHanehalkı tüketimiParametrik olmayan regresyon+3
Taner Akmercan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin yenilenebilir enerji tüketimi ile sağlık göstergelerinin STIRPAT model çerçevesinde yapay sinir ağları ile analiz edilmesi

Bir toplumun varlığını sürdürebilmesinin en önemli koşulu sağlıklı bireylere sahip olmasıdır. Sağlıklı toplumların üretim gücü sürekli olarak artmaktadır. Toplumlar bu üretimi sağlamak ve devam ettirmek için yoğun bir enerjiye gereksinim duymaktadır. Günümüzde de enerji gereksinimlerini gidermek amacıyla gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmektedir. Bu yüzden sağlık ile yenilenebilir enerji arasındaki ilişkinin önemi gittikçe daha da anlaşılır hale gelmektedir. Bu ilişkiyi dengelemek ve birlikte yürütmek ülkeler için büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada 1975-2013 yılları arasında Türkiye'nin sağlık ve aynı zamanda gelişmişlik düzeyini ölçen sağlık göstergeleri ile yenilenebilir enerji tüketimi arasındaki ilişki STIRPAT modeli çerçevesinde yapay sinir ağları kullanılarak incelenmiş ve yenilenebilir enerji tüketiminin geleceğine yönelik tahminler yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda kalkınmışlık göstergesi olarak da kullanılan sağlık göstergelerinin yenilenebilir enerji tüketimini dolaylı olarak etkilediği bulunmuştur. Bu bağlamda Türkiye'nin sağlık politikalarını düzenleyerek ve geliştirerek kalkınması, yenilenebilir enerji potansiyelini daha etkin şekilde kullanarak yenilenebilir enerji tüketimini arttırması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bebek ve Çocuk Ölümleri, Doğumda Yaşam Beklentisi, Sağlık Harcamaları, STIRPAT, Yapay Sinir Ağları, Yenilenebilir Enerji

Bebek ölümleriEnerji tüketimiSağlık+6
Fadime Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bir şehrin büyükşehir olabilme kriterlerinin ikili lojistik regresyon ile analizi

İnsan zekâsının en üstün ürünlerinden biri olan büyükşehirler, sosyal, ekonomik, kültürel ve politik gelişimlerin doğal fiziki yansımaları olmuştur. Bu olgular, aydın planlamacılar, uzmanlar ve akademisyenlerin gözlem, araştırma, değerlendirme ve önerileri içeriğindedir. Metropoliten kent olarak da tanımlanan büyükşehirler, ülkelerin gelişimi için son zamanlarda araştırmaların odak noktası haline gelmiştir. Bu çalışmada Türkiye'de bulunan seksenbir ilin nitelikleri incelenmiş, büyükşehirlerin lojistik regresyon tekniğiyle analizi yapılarak şehirlerin hangi kriteler altında büyükşehir olma özelliği gösterdiği saptanmıştır. Araştırma, illerin 2014 yılına ait demografik, sosyal ve ekonomik içerikli değişkenlere ait verileri ile çalışılmıştır. İstatistiksel olarak anlamlı modeller, binary lojistik regresyon analizi ile tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Kişibaşı Gayrisafi Yurtiçi Hasıla, İthalat ve İhracat, tahmin edilen logit model için anlamlı bağımsız değişkenlerdir. Böylelikle büyükşehir olma kriterlerinde iktisadi kaynaklı değişkenlerin etkili olduğuna karar verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Metropoliten kent, Büyükşehir, Lojistik Regresyon.

Büyükşehir belediyeleriBüyükşehirlerKentler+7
Gönül Baş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğrusal ve doğrusal olmayan zaman serileri analizinin seçilmiş bazı makroekonomik değişkenler üzerine uygulaması

Günümüzde iktisadi değişkenlerin seyrinin belirlenmesi ve ileriye yönelik gösterecekleri değişimin yönü, karar alıcılar ve politika belirleyicileri için oldukça önem kazanmıştır. Oluşturulacak hedeflerin veya planlamalarının öngörüsünde doğruluk ve tutarlılık gerekmektedir. Son dönemde kullanımı yaygınlaşan Yapay Sinir Ağları ve Yapay sinir ağlarına dayalı hibrit modelleme teknikleri, bu anlamda başarılı bir analiz aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Geleneksel zaman serisi modelleri, otoregresif koşullu değişen varyans modelleri, Markov rejim değişimi modelleri, eşik ve geçiş modelleri tek başına değişkenlerin öngörülmesinde hibrit yapılara göre yetersiz kalmaktadır. Bu doğrultuda tezde ispatlanmak istenen hipotez, "makroekonomik değişkenlerin öngörülmesinde hibrit tekniklerin en güvenilir ve tutarlı sonuçlar üreteceği" yönünde olmuştur. Bu tez çalışmasında, Türkiye ekonomisinin zaman serilerinin farklı özelliklerini içeren 7 makroekonomik değişkeni analiz edilmiştir. Çalışma dönemi 01/01/1997-31/10/2020 için ele alınmış ve tahminler gerçekleştirilmiştir. 01/01/2020-31/10/2020 dönemi için gerçekleştirilen öngörü değerleri gerçek seri değerleri ile karşılaştırılmıştır. Çalışma üç ana başlıkta ele alınmıştır. İlk bölümde zaman serilerinin özellikleri ve yapay sinir ağı teorisinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde yukarıdan bahsedilen modellere ilişkin teorik yapılar ele alınmıştır. Son bölümde de BIST 100 Endeks getirisi, işsizlik oranı, enflasyon, reel para arzı, reel efektif döviz kuru, ihracat ve net dış borç stoku değişkenleri için gerekli tahminler ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Çalışmada ele alınan tüm seriler için hibrit model sonuçları; serinin yapısına bağlı gerçekleştirilen model tahminleri ve yapay sinir ağına dayalı model sonuçlarından daha başarılı olmuş olup gerçeğe en yakın değerleri elde etmiştir. Bu anlamda, karar vericiler için yapay sinir ağlarına dayalı hibrit modellerin makroekonomik değişkenlerin öngörü performansını arttırabilecek şekilde kullanılabileceği belirlenmiştir.

Doğrusal olmayan zaman serileriMakroekonomiMakroekonomik değişkenler+2
Hakan Öndes
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Makine öğrenmesi algoritmaları ile kredi temerrüt riskini tahmin etme

Bankalar ve çeşitli finans kuruluşları tarafından karşılanan kredilerin, müşteri tarafından geri ödenememesi hem kredi veren kuruluşun sermaye kaybını hem de genel ekonomide oluşabilecek çeşitli risk faktörlerini beraberinde getirmektedir. Bu süreçte, oldukça kritik öneme sahip olan kredi riskinin doğru yönetilebilmesi ve uluslararası finans istikrarının sağlanması için Basel Komitesi ve BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) gibi finans denetimi kuruluşları, kredi veren kurumların kredi verme karar aşamasında çeşitli regülasyon politikaları belirlemektedir. Ayrıca, kredi veren kurumlar analitik risk birimleri aracılığıyla kredi değerlendirme modelleri geliştirerek, müşterilere ait kredi risk skorunu hesaplamaktadır. Bu araştırmada, makine öğrenmesi yöntemiyle kredi skorlama sistemlerinde kullanılabilecek en başarılı tahmini gerçekleştiren algoritmanın belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Gradyan Artırma, Yapay Sinir Ağları, Lojistik Regresyon, Rassal Orman, Karar Ağacı, Destek Vektör Makineleri, K-En Yakın Komşu ve WOE dönüşümleriyle Lojistik Regresyon algoritmaları için modeller kurulmuş ve temerrüde düşen ve temerrüde düşmeyen müşteriler için en iyi sınıflandırma performansı gösteren Gradyan Artırma algoritması olmuştur. Analitik veri kalitesi ve model geliştirme süreçlerinde SAS Enterprise Guide ve SAS Enterprise Miner yazılım programları kullanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kredi Riski, Makine Öğrenmesi, Gradyan Artırma, Yapay Sinir Ağları, Lojistik Regresyon, Rassal Orman, Karar Ağacı, Destek Vektör Makineleri, K-En Yakın Komşu

Banka kredileriDestek vektör makineleriKredi riski+5
Toprak Enes Tütüncü
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Nükleer enerji sosyal kabul sorunu: Dumlupınar Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi öğrencileri üzerine ampirik bir çalışma

Yapısal eşitlik modellemesi (YEM), gizil değişkenlerin birbirleriyle ve gözlenen değişkenlerle arasındaki ilişkiyi ortaya koyan çok değişkenli istatistiksel bir yöntemdir. Faktör analizi ile çoklu regresyon analizinin birleşmesiyle meydana gelen YEM, bugün birçok disiplin tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma, genç nesillerin nükleer enerji konusundaki farkındalıklarının ve kabul düzeylerini etkileyen faktörler arasındaki nedensel ilişkilerin yapısal bir model ile incelenmesini amaçlamaktadır. 2015-2016 eğitim öğretim yılında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Evliya Çelebi Kampüsünde yer alan fakültelerde öğrenim görmekte olan 521 öğrenciye uygulanan anketle elde edilen veriler YEM ile analiz edilmiştir. Ankette öğrencilere; nükleer enerjiye yönelik algılanan enerji arz faydası, algılanan çevresel fayda, risk algısı, güven ve kabul gizil değişkenlerini, gözlenen değişkenler tarafından temsil ettiği düşünülen sorular yöneltilmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde nükleer enerjinin tanımı, tarihçesi, avantajları, dezavantajları ile Türkiye'de nükleer enerji politikasının gelişimine yer verilmiştir. İkinci bölümde YEM ile ilgili genel bilgiler, varsayımlar ve kavramsal açıklamalar üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, araştırma modelinin ortaya konulması ile nükleer enerji kabulüne yönelik faktörler arasındaki ilişkiler YEM ile incelenmiştir. Modelde yer alan algılanan enerji arz faydası, algılanan çevresel fayda ve güven gizil değişkenleri kabul düzeyini pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilerken, risk algısı kabul düzeyini negatif yönde etkilemiştir. Elde edilen veriler LISREL 8.21 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.

Arz talep yönetimiDumlupınar ÜniversitesiEnerji+5
Ayşegül Yıldız
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Reel efektif döviz kuru ile petrol fiyatları arasındaki ilişkinin analizi ve bir uygulama denemesi

Bu çalışmanın amacı, Reel Efektif Döviz Kuru, Reel Faiz Farkı, Verimlilik Farkı ve Petrol Fiyatı (Brent Petrol) değişkenleri arasındaki uzun dönemli ilişki olup olmadığını belirlemektir. Bu tez çalışmasında 2009Q01-2021Q03 dönemini kapsayan üç aylık veriler kullanılmıştır. Bu çalışmada reel efektif döviz kurunu belirleme yaklaşımları incelenmiştir. İncelenen yaklaşımlardan Kapsanmamış Faiz Oranı ve Balassa Samuelson Etkisi yaklaşımları benimsenmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişki olup olmama durumunu belirlemek amacıyla Johansen Eşbütünleşme Analizi yapılmıştır.Değişkenler arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu ve uzun dönemde birbirini etkiledikeri tespit edilmiştir. Etki – Tepki (Impulse – Response) Fonksiyon grafiği ile değişkenlere 1 standart sapmalık şok verildiğinde reel efektif döviz kurunun nasıl tepki vereceği incelenmiştir. Balassa – Samuelson Etkisi anlamlı bir şekilde işlediği sonucuna varılmıştır. Reel Faiz Farkı, Verimlilik Farkı ve Petrol Fiyatı (Brent Petrol) değişkenlerinin Reel Efektif Döviz Kurunun Granger nedeni olduğunu belirlemek amacıyla Granger nedensellik analizi yapılmıştır ve üç değişkeninde Reel Efektif Kurunun Granger nedeni olduğu tespit edilmiştir.

Döviz kuruDöviz kuru oynaklığıEtkileşim+4
Gizem Boğacı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çekim modeli çerçevesinde Türkiye ihracatının farklı ülke gruplarıyla değerlendirilmesi: Bir panel veri analizi

Çekim modeli Newton'un keşfettiği yerçekimi yasasına dayanmaktadır dış ticaret akımını açıklamak ilk olarak Tinbergen tarafından kullanılmıştır. En temelde ülkelerin büyüklükleri dış ticaret akımını pozitif yönde mesafe değişkeni ise negatif yönde etkiler varsayımına dayanmaktadır. Zamanla modele farklı değişkenler dahil edilerek model genişletilmiştir. Sovyetlerin dağılmasından sonra özerkliğini ilan eden ülkeler ile ihracatı geliştirmek için Türkiye önderliğinde Karadeniz Ekonomik İş Birliği Örgütü kurulmuştur. Dağılan Sovyetlerin hikayesine benzer şekilde Balkan Ülkeleri de Yugoslavya'dan ayrılarak bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Bu çalışmada 1996-2019 döneminde Türkiye'nin KEİÖ, Balkan ve Seçili ülkelere yaptığı ihracatı açıklamak için çekim modeli uygun mudur sorusuna cevap aranmaya çalışılmıştır. Türkiye 1996-2019 döneminde toplam ihracatının %15'ini Balkan, 8'ini KEİÖ ve %36'sını Seçili ülkelere yapmıştır. Bağımlı değişken olarak ihracat kullanılmıştır. İhracat değişkenini açıklayabilmek için temel çekim modeli değişkenleri olan GSYH, mesafe değişkeni ile beraber nüfus, dil ve ortak sınır değişkenleri kullanılmıştır. Tüm bu modeller için panel veri analiz teknikleri kullanılmıştır, havuzlanmış, rassal ve sabit etkiler modelleri tahmin edildikten sonra uygun model için testler yapılmıştır. Yapılan testler ardından uygun modeller belirlendikten sonra varsayım testleri yapılmıştır. Varsayımlara sonucuna göre standart hatalara dirençli tahminciler ile nihai model sonuçları elde edilmiştir. Çalışma sonucunda KEİÖ ve Balkan ülkelerine yapılan ihracatı açıklamak içim çekim modeli uygun model değilken seçili ülke grubuna yapılan ihracatı açıklamak için çekim modeli uygundur sonucuna varılmıştır. Her ülke özelinde oluşturulacak gruplarda Türkiye'nin ihracatını açıklamak için çekim modeli uygun değildir.

Cazibe modelleriKaradeniz Ekonomik İşbirliğiPanel regrasyon analizi+3
Beyda Demirci
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin yenilikçilik kapasitelerinin teknolojik yenilikçilik eğilimlerine etkisini ölçmeye yönelik bir model

Artan küresel rekabetin etkisi ile son zamanlarda Teknolojik Yenilikçilik ve Girişimcilik Ülke toplumlarında önemli bir güç haline gelmiştir. Ülkeler ve toplumlarda son dönemle hızla ilerleyen ve yenilenen bilim toplumu haline gelmiştir ve bu değişime uyum sağlamak gerektiği aksi takdirde ülke ve kişisel olarak gelişimin ve ilerlemenin gerisinde kalacağımız aşikârdır. Bu çalışmanın amacı, toplumumuzda Teknolojik Yenilikçilik ve Girişimciliğe ne ölçüde eğilim olduğunu saptayabilmektir. Üniversite öğrencilerine anket yapmamızın sebebi toplumda öncü rol oynadığı için üniversite öğrencileri seçilmiştir. Bu yüzden Teknolojik Yenilikçilik ve Girişimcilik arasındaki ilişki arttıkça Ülke ve bireylerde ilerleme sağlanacağı ve refah düzeyi artacağı öngörülmektedir.

GirişimcilikTeknolojiYeni teknolojiler+2
Ebru Ilgat
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş OECD ülkelerinde beşeri sermaye ve ekonomik büyüme ilişkisi: Amprik bir yaklaşım

Panel veri modelleri yatay kesit ve zaman serisi boyutlarını birlikte içermektedir. Gözlenemeyen bireysel etkileri de modele dahil ederek ihmal edilmiş değişkenlerin oluşturabileceği sapmaları kontrol altına alabilmekte ve araştırmacıya geniş bir bakış açısı sağlamaktadır. Kantil regresyon modellerinde aritmetik ortalama hesaplama yöntemi yerine medyan hesaplama yöntemi kullanılmaktadır. Aritmetik ortalama hesaplama yöntemi aşırı değerlerden etkilenirken medyan hesaplama yöntemi tüm değerleri içine almaktadır. Bu sayede araştırmacı belirlenen kantiller ile modeli ayrı ayrı tahmin edebilmekte ve tüm model hakkında ilgi sahibi olabilmektedir. Panel veri ve kantil regresyon yönteminin birleşmesi ile de panel kantil regresyon yöntemi oluşmuştur. Çalışmada bu yöntem kullanılarak ülkelerin beşeri sermaye ve ekonomik büyüme ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Birinci bölümde beşeri ve ekonomik büyüme kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise kantil regresyon, panel veri modelleri ve panel kantil modelleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde panel veri modelleri ve panel kantil regresyon modelleri Stata programında analiz edilmiş ve karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise çalışma boyunca elde edilen bulgular özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beşeri Sermaye, Kantil, Regresyon, Panel Veri, Panel Kantil.

Beşeri sermayeEkonomik büyümeKantil regresyon+2
Kübra Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Personel performans değerlendirme probleminin çözümünde analitik hiyerarşi süreci ve bir uygulaması

Değişen ve gelişen dünya koşullarında ve rekabet ortamında yöneticiler için, personellerinin işletmelerini ileri taşımaları ve değişime en hızlı şekilde adapte olmaları önemli bir konudur. Çünkü doğru ve amaca uygun personel seçiminin, hem işletmenin gelişiminde hem de personel motivasyonunda etkisi büyüktür. Bu nedenle işletmelerin sıkça karşı karşıya kaldığı personel seçimi ve değerlendirilmesi problemi kritik bir problemdir. Söz konusu problemde yöneticinin belirlediği kriterler göz önüne alınarak personellerin performansları karşılaştırılır ve değerlendirilir. Dolayısıyla bu problem çok kriterli bir karar verme problemdir. Bu çalışmada günümüz yöneticilerinin sıkça karşılaştığı söz konusu problem Lanse Ayakkabı ve Yan San. Tic. A.Ş. için bir çok kriterli karar verme yöntemi olan Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) yöntemi kullanılarak çözülmüştür. Personel seçiminde etkili olan kriterler literatür taraması ve firma sahibi ile görüşme neticesinde belirlenmiştir. Bu kriterler göz önüne alınarak Lanse A.Ş. yöneticilerinin karşılaştığı personel seçim problemine ilişkin hiyerarşik model kurulmuş ve yöneticinin yargılarını elde etmek için ikili karşılaştırmalar yapılmıştır. Yapılan ikili karşılaştırmalar sonucunda Lanse A.Ş. de aktif olarak görev yapan altı personel arasından mağaza müdürü olmak için en uygun personel belirlenmiş ve sonuçlar karar vericiye bir rapor şeklinde sunulmuştur. Sonuçların geçerliliği ve uygulanabilirliği karar verici tarafından onaylanmıştır. Anahtar Kelimeler: Analitik Hiyerarşi Süreci(AHS), Personel Seçimi ve Performans Değerlendirme Problemi, Çok Kriterli Karar Verme

Analitik hiyerarşi süreciPerformansPerformans değerlendirme+2
Gülcan Karpuz Enicük
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Müşteri deneyimlerinin nitel yöntemler ile analizi: Uludağ Kayak Merkezinde bir uygulama

İnsanlığın var oluşundan beri süregelen iletişim araçlarının içinde ağızdan ağıza iletişim vardır. İnternet üzerinden kullanıcılar deneyimlerini paylaşmaya başladıktan sonra özellikle turizm sektörünü online ağızdan ağıza denilen bu iletişim şekli etkilemiştir. Günümüzde teknoloji çağının da iyice gelişmesiyle beraber kullanım açısından yoğunlaşan online ağızdan ağıza iletişim işletmeler için doğru kullanıldığında reklam etkisi yaratmaktadır. Bu çalışmada, kış turizmi için Bursa Uludağ'daki otellere gelen otel müşterilerinin yaşadıkları deneyimler sonucunda Tripadvisor web sitesinde yapmış oldukları olumsuz yorumların nitel analiz yöntemleri ile analiz edilmesi amaçlanmıştır. Elde edilen bulgular ile Bursa Uludağ'daki otel yönetimleri, müşterileri hakkında önemli geri bildirimler sağlamış olacak ve böylece elde ettikleri geri bildirimlerdeki olumsuz yönleri iyileştirme imkanına sahip olacaktır. Diğer bir deyişle bir hizmet sürecinin iyileştirilmesine katkı sağlamış olacaktır.

Bursa-UludağDeneyimKayak merkezleri+5
Nida Erdem
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bayesyen Kantil yapısal eşitlik modellemesi

Kantil regresyon istatistik ve ekonometri literatüründe sıklıkla kullanılan bir tekniktir. Ortalama regresyon modeline göre kapsamlı sonuçlar veren kantil regresyonun gizil değişken modellerinde kullanımı oldukça sınırlıdır. Yapılan bu tez çalışmasında gizil değişken modellerinden olan Yapısal Eşitlik Modellemesinin (YEM) kantil metodu ve Bayesyen tahmininin teorik olarak anlaşılması ve yaygınlaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda simülasyon çalışması ve öznel iyi oluş üzerine uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Her iki uygulamada da Bayesyen tahmin yapılırken sonsal dağılımı elde etmek için Markov Zinciri Monte Carlo metodu ve sonsal dağılımdan örneklem çekmek için Gibbs örneklemesi kullanılmıştır. Klasik YEM'de analizin yapılabilmesi için sağlanması gereken bazı varsayımlar mevcuttur, bunlardan biri de hata terimlerinin normal dağılıma uymasıdır. Ayrıca, klasik YEM'de egzojen değişkenlerin endojen değişken üzerindeki etkilerini incelerken sadece ortalama değerler üzerinden yorumlanır. Kantil YEM'de (KYEM) hata terimlerinin dağılımının normallik varsayımı bulunmamakta ve endojen değişkenin farklı kantil değerleri için sonuçlar yorumlanmaktadır. Bu çalışmada yapılan simülasyon uygulamasında hata terimlerinin farklı dağılımlar gösterdiği durumlar ve farklı örneklem büyüklükleri için Bayesyen KYEM'in (BKYEM) performansı değerlendirilmiştir. Hata terimlerinin normallikten saptığı durumlarda BKYEM'in Bayesyen YEM'e (BYEM) göre daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. Gerçek verilerle yapılacak olan uygulama için ise Türkiye İstatistik Kurumundan temin edilen 2020 yılı Yaşam Memnuniyeti Araştırması veri seti kullanılmıştır. Buna göre öznel iyi oluşu etkilediği düşünülen değişkenler modele eklenerek BKYEM ve BYEM ile analiz edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Yapılan uygulamalarda R ve WinBUGS programları kullanılmıştır. Ulusal literatürde BKYEM üzerine herhangi bir çalışma olmaması tezin özgün değerini oluşturmaktadır.

Bayes yaklaşımıEkonometriEkonometrik analiz+2
Zübeyde Çiçek
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

BassDifüzyon Modeli: Türkiye'de akıllı telefon satışlarının öngörülen ortalama pazar payları

1960 yıllardan günümüze kadar uzanmış difüzyon modellerinden karma difüzyon modeli olarak adlandırılan Bass Difüzyon Modeli (BDM), literatürde en çok kullanılan modellerden biri olmuştur. Bu model, yenilikçi ve taklitçi adı verilen müşterilerin etkileşiminden hareketle yeni ürünlerin ilk satışlarını öngörmeyi amaçlar. Bu yapılan çalışmada da Türkiye'de satış yapan sekiz firmanın akıllı telefonlarının pazar paylarını dikkate alarak, SEKK tahmin yöntemi ve BDM yardımıyla, çıkarabilecekleri yeni akıllı telefonların pazar payları yüzdelik olarak öngörülmek istenmiştir. Elde edilen veriler ışığında, LG firmasına ait yeni akıllı telefonun piyasada daha uzun kalacağı öngörülmüştür. Taklitçi müşteriler tarafından en çok satın alınacak yeni akıllı telefonun Lenovo markasına, yenilikçi müşteriler tarafından en çok satın alınacak yeni akıllı telefonun da Avea markasına ait öngörülmektedir.

Akıllı telefonlarCep telefonuPiyasa payı+4
Melih Kara
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bootstrap panel nedensellik: Geçiş ekonomileri üzerine ampirik bir uygulama

Bu çalışma geçiş ekonomisi ülkelerinde kişi başına düşen enerji kullanımı ve kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla'daki büyüme arasındaki Granger nedensellik ilişkisini inceleyerek enerjiye bağlı büyüme hipotezinin geçiş ekonomileri için geçerliliğini sınamaktadır. Bu amaçla Orta ve Doğu Avrupa ile Kafkasya'da yer alan 17 geçiş ekonomisi (Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Gürcistan, Macaristan, Letonya, Litvanya, Makedonya, Moldova, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Ukrayna) seçilmiş ve bu ülkelere ait 1990 – 2011 yılları arasını kapsayan 22 yıllık panel veriseti ile çalışılmıştır. Çalışmada Granger nedensellik ilişkisi yatay-kesit bağımlılığı ve ülkeler arasındaki heterojenlik durumlarında da güvenilir sonuçlar veren, Kónya (2006) tarafından geliştirilmiş bootstrap panel nedensellik yöntemi ile incelenmiş; nedensellik modellerinin tahmininde ise Görünüşte İlişkisiz Regresyon denklemi kullanılmıştır. Nedensellik ilişkisi trendin dahil edildiği ve edilmediği iki ayrı senaryo için incelenmiş. Elde edilen sonuçlara göre Arnavutluk, Ermenistan, Beyaz Rusya, Gürcistan, Macaristan ve Letonya için ilgili değişkenler arasında çift yönlü nedensellik; Çek Cumhuriyeti, Litvanya, Romanya ve Slovakya için kişi başına düşen enerji kullanımından kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla'ya doğru tek yönlü nedensellik ve Moldova örneğinde ise kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla'dan kişi başına düşen enerji kullanımına doğru tek yönlü nedensellik bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar geçiş ekonomisi ülkelerinde enerjiye bağlı büyüme hipotezinin 10 ülke için geçerli olduğunu göstermektedir. Bu ülkeler enerji politikalarını bu bilgiyi göz önünde bulundurarak geliştirmelidir. Öte yandan, enerjiye bağlı büyüme hipotezi Azerbaycan, Bulgaristan, Makedonya, Moldova, Polonya, Slovenya ve Ukrayna için geçerli olmadığından bu ülkeler enerji tasarruf politikalarını benimseyebilirler.

Bootstrap yöntemleriBüyümeEkonometri+7
Semih Karacan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kuruluş yeri seçiminde analitik ağ süreci ve bir gerçek yaşam problemine uygulanması

Kuruluş yeri seçimi, stratejik karar almanın kritik önem taşıdığı günümüz iş dünyasında işletmeler için önemli ve çok boyutlu bir karar problemidir. Doğru belirlenmiş bir kuruluş yeri, işletmelerin ticari başarısına doğrudan etki etmektedir. Çünkü kuruluş yeri seçimi işletmelerin rekabete dayanıklılıklarının, kurumsal performanslarının ve verimliliklerinin arttırılması, üretim ve taşıma gibi maliyetlerin düşürülmesi gibi birçok konuda stratejik öneme sahiptir. Ayrıca kuruluş yeri seçimi, müşteri tercihlerini doğrudan etkileyen; coğrafi, ekonomik, sosyal, hukuki ve psikolojik boyutları olan bir karar problemidir. Dolayısıyla somut ve soyut nitelikte birçok kriterin etkili olduğu ve karmaşık bir yapı arz eden böyle bir karar probleminin çözümünde doğru yöntemin kullanılması da ayrıca önem taşımaktadır. Bu çalışmada oto cam sektöründe faaliyet gösteren Carglass Türkiye şirketinin şube kuruluş yeri seçimi problemi ele alınmıştır. Problem somut ve soyut birçok kriter içerdiği için en iyi şube kuruluş yerinin belirlenmesinde Analitik Ağ Süreci (AAS) yöntemi kullanılmıştır. Carglass Türkiye yönetiminin tercihlerine göre beş farklı kuruluş yeri alternatif olarak belirlenmiştir. Bunların içinden yapılacak seçimi etkileyen kriterlerin belirlenmesi aşamasında, literatür araştırmalarına ek olarak kararın alınmasında etkili olan aktör grubuyla düzenli bir işbirliği sağlanmış ve bu işbirliği sürecin her adımında devam ettirilmiştir. Elde edilen bu kriterlere ve kriterler arasındaki ilişkilere dayanılarak bir AAS modeli kurulduktan ve çözüme ulaşıldıktan sonra yapılan değerlendirmelere göre elde edilen sonuçlar bir rapor olarak karar verici grubuna sunulmuştur. Ayrıca sonuçların alandaki geçerliliği ve uygulanabilirliği konusunda aktör grubunun onayı alınmıştır.

Analitik ağ süreciAnalitik hiyerarşi süreciAnalitik inceleme+5
Hasan Arda Burhan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevi - huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerindeki hizmet kalitesinin yapısal eşitlik modellemesi ve dematel ile değerlendirilmesi

Yaşlı bireylerin giderek yalnızlaşması ve kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma gelmesiyle birlikte onlara yönelik olarak sunulan bakım hizmetlerinin önemi daha da artmıştır. Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri de bu bakım hizmetleri içerisinde yer alan en önemli kurumlardan birisidir ve burada yaşayan yaşlı bireylerin istek ve beklentilerinin göz önüne alınıp bu istek ve beklentilere uygun hizmet verilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde kalan yaşlı bireylerin görüşlerine dayanarak hizmet kalitesini belirleyen faktörlerden hangilerinin onlar için daha önemli olduğunun Yapısal Eşitlik Modellemesi ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca hizmet kalitesini belirleyen faktörler Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde çalışan personel tarafından da değerlendirilmiş ve faktörler arasındaki ilişkiler ve bu faktörlerin önem derecesi DEMATEL yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmaya, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya illerine bağlı Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde kalan toplam 230 yaşlı birey ve çalışan 32 personel dâhil edilmiştir. Çalışmanın sonucunda Heveslilik ve Güven hem yaşlı bireyler hem de çalışan personel için en önemli faktörler olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi, Hizmet Kalitesi, Yapısal Eşitlik Modellemesi, DEMATEL

Bulanık DEMATELHizmet kalitesiHuzurevleri+7
Neslihan Çilesiz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemisinin otomotiv sektörü üzerindeki etkilerinin panel veri ekonometrisi yaklaşımıyla araştırılması

Bu çalışma Covid-19 pandemisinin otomotiv sektörü üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda panel veri ekonometrisi yöntemiyle, Türkiye dahil 22 AB ülkesine ait veriler analiz edilmiştir. Veriler toplamda 8 çeyrek yıllık dönemden oluşmaktadır. Zaman dönemi pandemi öncesi 4 ve pandemi sonrası 4 dönem olarak seçilmiştir. Modelde bağımlı değişken olarak otomotiv satışları kullanılırken, bağımsız değişkenler ise Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Enflasyon, İşsizlik, Kur, Motorlu Taşıtlar Sanayi Üretim Endeksi, Nüfus ve Pandemi olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda, Ortak Etkiler, Sabit Etkiler ve Rassal Etkiler modelleri tahmin edilmiştir. Daha sonra, en iyi modeli belirlemek adına çeşitli sınamalar kullanılmıştır. Testler sonucunda Sabit Etkiler Modelinin en uygun model olduğu belirlenmiştir. Modele dair çeşitli ekonometrik varsayım testleri uygulanmış ve varsayım ihlali sonucunda Dirençli Tahminciler yöntemine başvurulmuştur. Sonuçta Covid-19 pandemisinin otomotiv satışlarına olan etkisinin incelendiği bu çalışmada pandeminin otomotiv satışlarına olan etkisinin %6.7 oranında azaltıcı yönde olduğu saptanmıştır.

COVID 19Otomotiv sektörüPandemiler+1
Berker Yalçın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Yapısal Eşitlik Modellemesi ile iş tatmini, örgütsel bağlılık ve tükenmişlik ilişkisinin incelenmesi: Kamu kurumunda bir uygulama

Bu çalışma İstanbul ili Avrupa Yakasında bir kamu kurumunda görev yapan kamu çalışanlarının iş tatmini, örgütsel bağlılık ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkileri ortaya koymak için yapılmıştır. Çalışma için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmasındaki temel amaç; yapısal eşitlik modellemesinin, bu gizil değişkenler arasındaki ilişkileri tek bir analizde açıklayabilmesi ve hem doğrudan hem de dolaylı etkileri ortaya koyabilmesidir. Elde edilen verilerin istatistiksel olarak çözümlenmesi SPSS 22 paket programı ile yapılmış, AMOS 23 programı ile de iş tatmini, örgütsel bağlılık ve tükenmişlik kavramlarının nedensellik ilişkileri yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, çalışanların işten duydukları tatminin örgütsel bağlılığın oluşmasında etkili olduğu ve pozitif yönde etkilediği, ayrıca tükenmişlik düzeylerinin de işten duydukları tatmini ve örgütsel bağlılığı negatif yönde etkilediği bulguları elde edilmiştir.

Kamu kuruluşlarıKamu personeliTükenmişlik+3
Nilüfer Arslan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan memnuniyetini açıklayan faktörlerin incelenmesi ve kargo sektöründe bir uygulama

Dijital dönüşümün hızla devam ettiği bu dönemde, bireylerinde beklenti ve ihtiyaçları da çok hızlı bir şekilde değişmektedir. İşletmeler için hızla değişen müşteri beklentileri, çalışanlar için de geçerlidir. Çalışanlar, işletmelerin stratejik amaç ve hedeflere ulaşabilmesinde önemli bir faktördür. Bu çalışmanın temel amacı, kargo şirketinde çalışan memnuniyetini açıklayan faktörlerin, yapısal eşitlik modeli ile test edilmesidir. Çalışmada kullanılan model, çalışan memnuniyetine yönelik literatür taraması ve şirkete has dinamikler göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Modeli test etmek için Yapısal Eşitlik Modeli uygulanmıştır. Çalışma Türkiye genelinde hizmet veren bir kargo şirketinin Bursa ilinde görev yapan saha çalışanları ile yüz yüze anket yöntemiyle yapılmıştır. Hazırlanan model AMOS paket programıyla anket verileri analiz edilmiş ve model için oluşturulan hipotez tez edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda yönetici, liderlik, motivasyon, kaynak, çalışma ortamı ve şirket misyonu faktörlerinin çalışan memnuniyetini %5 anlamlılık düzeyinde açıkladığı tespit edilmiştir.

Kargo sektörüLiderlerLiderlik+4
Adem Aksan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çok değişkenli GARCH modelleri ve bir uygulama:Türkiye`de belirsizliğin enflasyon ve çıktıdaki büyüme üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı çok değişkenli GARCH modellerini, istatistikselözelliklerini ve tahmin yöntemlerini ayrıntılarıyla incelemek; bu modellerikullanarak enflasyondaki ve çıktıdaki belirsizliklerin enflasyon ve çıktı(büyümesi) üzerindeki etkilerini tartışan farklı görüşleri Türkiye için test etmektir.Elde edilen bulgular, Türkiye'de enflasyondaki belirsizliğin enflasyonda artışa,çıktıdaki belirsizliğin de enflasyonda düşüşe neden olduğu; çıktının isebelirsizliklerden etkilenmediği yönündedir.Anahtar Kelimeler: Oynaklık, Çok Değişkenli GARCH, Belirsizlik, Enflasyon,Çıktı Büyümesi

Fela Özbey
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye için gelir-tüketim ilişkisinin eşbütünleşme analizi ile incelenmesi

Ekonometri ve iktisat bilimlerinin en önemli konuları arasında yer alan gelir ile tüketim ilişkisi her dönem güncelliğini korumuş ve birçok çalışmaya konu olmuştur. Bu konuda yapılan araştırmalar, 18. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Geçmişten günümüze kadar gelir- tüketim ilişkisi üzerine birçok gelişme gözlemlenmiştir. Bunlar; J.Maynard Keynes başta gelmek üzere diğer bilim adamlarının da geliştirdiği tüketim teorileridir. Bu çalışmada da 1987?2007 dönemi verileri kullanılarak ve eşbütünleşme yöntemi ile diğer ekonometrik yöntemler kullanılarak, Türkiye için, Keynes'in Mutlak Gelir Teorisi'nin tahmini yapılmıştır.Çalışmamızın ilk bölümünde; tüketim fonksiyonu, makro ekonomik tüketim teorileri, teorilerle ilgili çalışmalar, teorilere getirilen eleştiriler yer verilmektedir. İkinci bölümde; eşbütünleşme analizi incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise uygulama kısmına yer verilmektedir.Sonuç olarak, Türkiye'de gelir düzeyinde meydana gelen değişmeler tüketimi etkilememektedir. Uzun dönem ilişkisi ve kısa dönem dinamikler incelendiğinde iki değişkeninde birlikte hareket etmediği ve birbirlerinden etkilenmedikleri görülmüştür.

Ayşe Bengü Okcu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ilinde yoksulluğun analizi: Sınırlı bağımlı değişkenli modellerle bir inceleme

Yoksulluk insanoğlunun yüz yüze kaldığı en önemli sosyal ve ekonomik sorunlardan biridir. Yoksulluğun giderilmesinin; ekonomik gelişmenin ve toplumsal refahın temel amacı olarak görülmesi, yoksulluğun önemli konularından biri haline gelmesine neden olmuştur. Dolayıyla, yoksulluk konusu literatürde özel bir yer kaplamaya başlamıştır.Yoksulluk azaltılmak istendiğinde veya yoksullara ilişkin uygulanan politikaların amacına ulaşıp ulaşmadığı ölçülmek istendiğinde; kimlerin yoksul olduğu, yoksul hanelerin büyüklüğü, kompozisyonları, hangi durumlarda yoksulluk riskinin arttığı veya azaldığı bilinmeden yoksulluğa yönelik politikalar geliştirilmesi imkansızdır. Bu bağlamda, yoksulluğun boyutu ve belirleyicileri hakkında tespitler yapmak çalışmanın amacını oluşturmaktadır.Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; yoksulluk ile ilgili tanımlar, yoksulluğun nedenleri ve yoksulluğun ölçülmesine yönelik metotlar bulunmaktadır. İkinci bölümde, yoksulluğun belirleyicilerini tahmin etmek için uygulanan nitel tercih ve sınırlı bağımlı değişkenli modellere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, çalışmada kullanılan materyal ve yöntemler ele alınmıştır. Dördüncü bölümde, literatürde yer alan yoksulluk ile ilgili çalışmalar bulunmaktadır. Son bölümde ise, Adana İli Seyhan ve Yüreğir İlçe Merkezilerinde yoksulluğun ölçümü ve belirleyicileri ile ilgili bulgular elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Eşdeğerlik Ölçeği, İkili Tercih, Sınırlı Bağımlı Değişenli Modeller, Tobit Modeli

AdanaEşdeğerlikSınırlı bağımlı değişken+4
Reyhan Cafrı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Durağan olmayan paneller ve bir uygulama

Panel veri tahmin metotlarının kullanımı hem veri kaynaklarına ulaşmanın kolaylaşması hem de sadece yatay kesit ve zaman serileri ile yapılamayan analizlere imkân tanıması sebebi ile giderek artan bir öneme sahiptir. Bu popülerliğe parelel olarak teorik ve amprik panel veri çalışmalarının sayısı giderek artmıştır. Son dönemlerde panel veri ekonometrisinin en çok ilgi çeken alanlarından biri de durağan olmayan panel veri modelleridir. Geleneksel panel çalışmalarından farklı olarak, geniş zaman serisi ve yatay kesit boyutlarına sahip panellerde zaman öğeleri durağan olmamanın güçlü kaynağıdır. Ayrıca, zaman boyutuna yatay kesit boyutunun eklenmesi durağan olmamayı ve eş bütünleşmeyi test etmekte önemli katkılar sağlamaktadır.Bu yüksek lisans tezinde, durağan olmayan panellerin alanizinde sıkça karşılaşılan tahmin metotları incelenmiştir. Panel birim kök ve eş bütünleşme testlerinin uygulanabilirliğini göstermek için Türk İmalat Sanayinde Saat Başına Sabit Ücretler ile Saat Başına Emeğin Ortalama Ürünü arasında Etkin Ücret Teorisince ileri sürülen pozitif ilişkinin varlığı test edilmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar, Türk İmalat Sanayi için Etkin Ücret Teorisini ret etmemektedir.Çalışma veri analizine ilave olarak çeşitli testleri karşılaştırmalı olarak sunmaktadır. İlk olarak, Choi(2001) ve Maddala ve Wu(1999) takip edilerek, yatay kesit bağımlılığını göz önüne almayan Fisher tipi panel birim kök testleri uygulanmıştır. Daha sonra karşılaştırma yapabilmek için seriler yatay kesit bağımlılığından olabildiğince arındırılarak Fisher tipi panel birim kök testi yeniden uygulanmıştır. Ayrıca, yatay kesit bağımlılığını regresyon denklemi içinde göz önüne alan Pesaran(2003,2007) panel birim kök testi ayrı bir karşılaştırma yapmak için kullanılmıştır. Panel eş bütünleşmenin sınanması için ise Maddala ve Wu(1999) ve Choi(2001) birim kök testlerini panellerde eş bütünleşmeyi test edecek şekilde yeniden yapılandıran Hanck(2007) tarafından önerilen yeni eş bütünleşme testi kullanılmıştır. Bu test de hem yatay kesit bağımlılığı olan serilere hem de yatay kesit bağımlılığından arındırdığımız serilere uygulanmıştır. Çalışmada sunulan panel birim kök ve eş bütünleşme testlerinin yanı sıra bireysel seriler için ADF, CADF ve Engel-Granger testleri de uygulanmıştır.

Birim kök testleriDurağan olmayan panellerEkonometri+3
Ahmet İnal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Oyun kuramının ekonomide uygulanması

Ekonomik büyümenin kaynağı yatırımlardır. Yatırımlar ise ekonomik birimlerin gelirlerinden daha azını harcayarak elde ettiği tasarruflara dayanmaktadır. Ekonomik tasarruflar finansal piyasalar aracılığıyla yatırıma dönüştürülmektedir. Finansal piyasalar ekonomideki bu önemli fonksiyonunun yanında yatırımcısına önemli getiriler sağlayarak tasarrufları özendirici bir unsur olmaktadır. Bu bağlamda, finansalpiyasaların tüm bu fonksiyonlarını yerine getirmesi kararların sağlıklı alınmasına bağlıdır. Bu piyasalar çok sayıda sosyo-ekonomik değişkenin etkisi altında olduğundan belirsizlik ve risk içermektedir. Ayrıca bu değişkenlerin birbirleriyle olan etkileşimi alınan kararlarda bu unsurun dikkate alınmasını zorunlu kılmaktadır. Yukarıda bahsedilen karşılıklı etkileşim ve belirsizlik durumları altında alınan kararlarda oyunkuramı bilinen diğer yöntemlere göre çok daha iyi sonuçlar vermektedir. Çalışmamızda öncelikle oyun kuramı ile ilgili temel kavramlardan bahsedildikten sonra, teori sıfır toplamlı, sıfır toplamlı olmayan ve yayvan (genişletilmiş) formdaki oyunlar olmak üzere üç kısımda incelenmiştir. Çalışmamızın uygulama kısmında ise minimum risk düzeyinde maksimum getirili portföyün oyun kuramı yaklaşımıyla luşturulması ve oluşturulan portföydeki hisse senetlerinin geçmişe yönelik alt dönemlerdeki getiri oranları değişimlerinin yine oyun kuramı yardımıyla hesaplanarak mevcut piyasanın içinde bulunduğu durumu anlamaya yönelik stratejik bir bakış açısı getirilmesi amaçlanmaktadır. Buradan hareketle oluşturulan portföydeki hisse senetlerinin getiri oranı performanslarının durağan olup olmadı ve nasıl bir seyir izlediği belirlenmeye çalışılmaktadır.

EkonomiFinansal piyasalarHisse senetleri+3
Halil İbrahim Keskin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Bulanık doğrusal programlama ve yerel yönetimlerde bir bulanık hedef programlama uygulaması

Her sistem kendi bünyesi için en iyi sonucu hedefler. Belirsizlikler ve çeşitli kısıtlar altında bu hedefi gerçekleştirmeye çalışır. Belediyeler de belirli kısıtlar altında hedeflediği vergi gelirlerini toplamak isterler.Bu çalışmada İskenderun Belediyesi'ndeki vergi gelirlerinde hedeflenen değerlerdeki bulanıklık nedeniyle oluşacak sonuçlar bir üyelik derecesiyle açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmadaki modellemede Çok Amaçlı Karar Verme alanı içine giren Bulanık Hedef Programlama kullanılmıştır. Problemdeki kısıtların değişmesi durumundaki sonuçlar incelenerek hedef değerler ile ilgili öneri ve yorumlar yapılmıştır.

BelediyelerBulanık doğrusal programlamaDoğrusal programlama+6
Yasemin Coşkunırmak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İmalat sanayinde inovasyon: Sanayi kuruluşlarında inovasyon aktivitelerinin inovasyon performansı üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de imalat sanayi sektöründe inovasyon adına neler yapıldığını ortaya koymak ve inovasyon aktivitelerinin (türleri, işbirlikleri ve engellerinin) inovasyon performansı üzerinde etkilerinin olup olmadığını incelemektir.Çalışmada, inovasyon aktiviteleri ve inovasyon performansını ortaya koyan göstergeler Türkiye'nin ilk 500 büyük sanayi kuruluşu arasına giren 110 imalat sanayi kuruluşuna uygulanan anket çalışmasıyla belirlenmiştir. İnovasyon türlerindeki çoklu iç ilişkiyi ortadan kaldırmak için değişkenler faktör analizine tabi tutulmuş, aktivitelerin inovasyon performansı üzerinde etkilerinin olup olmadığının incelenmesi için regresyon analizi ve bağımsız iki örnek t- testi uygulanmıştır. Analiz sonucunda; inovasyon türlerinin ve işbirliklerinin inovasyon performansını olumlu etkilediği, inovasyon engellerinin ise beklenenin aksine inovasyon performansı üzerinde etkili olmadığı bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: İnovasyon, inovasyon performansı, faktör analizi, regresyon analizi, bağımsız iki örnek t-testi

EndüstriEndüstri işletmeleriEndüstri kuruluşları+5
Seda Kanber
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yapısal değişiklik altında birim kök testleri ve bazı makro iktisadi değişkenler üzerine uygulamalar

Bir zaman serisi değişkeni, analiz dönemi içerisinde savaş, barış, politika değişimleri, ekonomik krizler gibi pek çok nedenden dolayı yapısal kırılmalar içerebilir. Serilerde meydana gelen yapısal kırılmalar serilerin durağanlığının belirlenmesinde bir takım güçlüklere yol açar. Bu değişiklikler dikkate alınmadan birim kök testi uygulamak yanlış sonuçlar verebilir ve testin gücünü azaltır. Böyle bir durumda aslında birim köke sahip olmayan bir serinin yanlış olarak birim kök içerdiği şeklinde bir sonuç elde edilebilecektir. Güvenilir regresyon sonuçları elde etmek için serilerdeki yapısal değişikliğin dikkate alınması gerekmektedir.Çalışmada Türkiye'ye ait bazı makro iktisadi zaman serilerinin yapısal değişiklik altında durağanlığın sınanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, serilerin birim kök süreci içerip içermedikleri ve serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen yapısal kırılmaların birim kök süreci üzerindeki etkileri incelenmiştir. Serilerin 1987 ve 2009 dönemine ait 3 aylık frekansları kullanılmıştır. Ele alınan makro iktisadi değişkenler öncelikle yapısal kırılmanın dikkate alınmadığı ve uygulamalarda çok yaygın olarak kullanılan ADF, PP ve KPSS birim kök testleri ile analiz edilmişlerdir. Daha sonra, serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen tek zamanlı bir kırılmanın birim kök testleri üzerindeki etkisini araştırmaya yönelik, Zivot ve Andrews (1992), BLS ve Perron (1997) tarafından geliştirilen test yöntemleri; serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen birden çok kırılmanın test edilmesinde kullanılan Lee ve Strazicich (2003) testi incelenmiştir. Çalışmada GSMH, tüketim, üç ay vadeli mevduat faiz oranları, İMKB 100 endeksi, reel döviz kuru, cumhuriyet altın fiyatları, tefe, tüfe, M1 ve M2 serilerine ait gözlemler kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Zaman serileri, Durağanlık, Birim Kök, Yapısal Kırılmalar

Birim kökBirim kök testleriDurağanlık+4
Esra İğde
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çocuk istihdamının belirleyicileri

Çocuğun işgücüne katılımı ve doğurduğu sonuçlar her zaman iktisadi literatürün dikkat çeken bir konusu olmuştur. Bu alana bu kadar ilgi gösterilmesinin temelinde çocuk işgücünün gelişime üzerinde doğurduğu olumsuz sonuçlar yatmaktadır. Küreselleşme ve sahip olduğu ucuz işgücü kaynaklarının getirisini artan oranda içselleştirme niyetli gelişmekte olan ülkelerin varlığı ile birlikte bu sorun giderek daha ciddi boyutlara ulaşmıştır. Yeni gelişen ekonomisi, görece yetersiz denetim şartları ve genç nüfusu ile Türkiye de ekonomisinde çocuk işgücünün kayda değer yer tuttuğu ülkeler arasındadır.Çocuğun işgücüne katılımının önüne geçmek ancak bu sorunun belirleyicilerini saptamak ve bulgular ışığında sosyoekonomik politikalar üretmekle mümkün olacaktır. Bu çalışmada Türkiye için çocuk istihdamının belirleyicileri işgücü arzı odaklı olmak üzere hem teorik hem de uygulamalı analizlerle özetlenmiş ve tartışılmıştır.Çalışmanın ilk bölümünde çocuk işgücü kavramı özetlenmiş, çeşitli açılardan farklı tanımlamalara yer verilmiş ve Türkiye ve dünyadaki çocuk istihdamı rakamları tartışılmıştır. İkinci bölümde Türkiye'de daha önce bu alanda yapılmış çalışmalar özetlenmiştir. Üçüncü bölümde çocuk istihdamını açıklayan çoğu teorinin dayanak noktası olan hanehalkı üretim modeli giriş düzeyinde özetlenmiştir. Dördüncü bölümde çocuğun işgücüne katılımını özetleyen teorilere yer verilmiştir. Beşinci bölümde uygulamada tahmin edilen model özetlenmiştir. Son bölümde ise Türkiye'de çocuk istihdamının belirleyicileri ile ilgili bulgular elde edilmiştir.

Hanehalkı üretim fonksiyonuProbit modeliÇocuk iş gücü+2
Mehmet Fatih Traş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de faaliyet gösteren ticari bankaların finansal risklerinin yapay sinir ağları yaklaşımı ile belirlenmesi

Mali başarısızlık bir ülkenin ekonomisine doğrudan etki eden önemli bir faktördür. Firma sahipleri, çalışanları, müşteri ve kamu kurum ve kuruluşları firmanın mali başarısızlığa uğramasından önemli derecede etkilenmektedirler.Bu çalışmada bankacılık sektöründe yaşanan mali başarısızlıklar üzerinde durulmuştur. Bankacılık sektöründe yaşanan mali başarısızlıklar ülke ekonomilerine önemli derecede maliyetler getirmektedir. Bu nedenle bankacılık sektöründe olası mali başarısızlıkları engelleyebilecek erken uyarı sistemleri geliştirmek önemli bir hal almıştır.Bu çalışmada, 1996-2000 dönemindeki finansal değişkenler(rasyolar) kullanılarak, bankaların 2002-2009 dönemindeki finansal durumları hakkında tahmin de bulunulmuştur.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, mali başarısızlığın/iflasın tanımlarına ve nedenlerine yer verilmiştir. Daha sonra, bu başarısızlıkların ülke ekonomisine etkisine ve erken uyarı sisteminin önemine değinilmiştir. Son olarak ise literatür özetine yer verilmiştir.İkinci bölümde, çalışma da kullanılacak olan modelin tanımına, tarihsel gelişimine, yapısına ve işleyişine yer verilmiştir.Son bölümde ise, uygulama da tahmin edilen modele ve bunun üzerine yapılan yorumlara yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Bankacılık sektörü, Mali başarısızlık, Yapay sinir ağı.

Bankacılık sektörüBankalarFinansal başarısızlık+3
Nuri Kıraç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı beslenme kavramı ve üniversite öğrencilerinin beslenme alışkanlıklarına yönelik tutum ve davranışları: Çukurova Üniversitesi örneği

Bu çalışma, sağlıklı beslenme kavramı ile Çukurova üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin beslenme alışkanlıklarına yönelik tutum ve davranışlarını belirlemek amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Öğrencilerin besin seçimini etkileyen faktörler sağlıklı beslenme kavramlarının değerlendirilmesi, beslenme düzeyleri ile ilgili kişisel fikirleri, sağlıksız beslenme nedenleri, sağlıklı beslenmeye yönelme nedenleri, beslenme hakkındaki bilgi kaynakları doğrultusunda elde edilen bilgilerin incelenmesi bu çalışmanın amacını oluşturur.Veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan toplam 31 soruluk anket uygulanmıştır. 17 sorudan oluşan ilk bölümde; öğrencilerin cinsiyeti, yaşı, boy, kilo, beden kitle indeksi, okuduğu bölüm, barınma durumu, gelir durumu, ailenin ekonomik durumu, beslenme ile ilgili haberleri takip etme durumu, hastalık durumu, sigara ve alkol kullanma durumu ve spor yapıp yapmadığı gibi sorular yer almaktadır. 9 sorudan oluşan ikinci bölümde ise, öğrencilerin beslenme bilgi ve alışkanlıkları ile ilgili sorular bulunmaktadır. Bu sorular; öğrencilerin beslenme bilgileri, sağlıklı bir şekilde beslendiklerine inanma durumu, günlük öğün sayıları, gerçekleştirilen öğün sayıları, öğün atlama nedenleri, öğünlerin tüketildiği mekanlar ve bazı yiyecek ve içeceklerin tüketim sıklıkları ile ilgilidir. Son kısım olan üçüncü bölümde ise öğrencilerin sağlıklı beslenme kavramından ne algıladıkları, beslenmeye yönelik tutumları ve Türkiye' de sağlıklı beslenme önerilerinin yeterli olup olmadığı ile ilgili 5 soruya yer verilmiştir. Çalışmanın elde edilen bulgularının analiz edilip yorumlanmasında; Ki-Kare Analizi, Çapraz tablolar, Bağımsız iki örnek t- testi ve ANOVA kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sağlıklı Beslenme Kavramı, Sağlıklı Beslenmeyi Etkileyen Faktörler, Bağımsız İki Örnek T Testi, Ki-Kare, Çoklu Karşılaştırma, ANOVA

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıKi-kare testi+9
Tuğba Gül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin ithalat fonksiyonunun ekonometrik tahmini

Bu çalışmanın amacı, Gümrük Birliği sonrası, Türkiye'nin ithalat fonksiyonunun eş bütünleşme analizi ile tahmin edilmesidir. İthalat fonksiyonunun belirleyicileri olarak gelir ve göreli fiyatlar alınmıştır. İthalat fonksiyonu 1996:1-2010:12 dönemi için genel, fasıllara göre ve ürün bazında incelenmiştir. Yapılan ARDL ve Johansen Maksimum Olabilirlik tahminleri sonucunda uzun dönemli ilişki elde edilmiştir. İthalat talebinin gelir ve fiyat esneklikleri yüksek bulunmuştur. Bu da ithalatın GSYİH içinde payının yüksek olduğu ve fiyat değişimlerine duyarlı olduğu anlamına gelmektedir.

Ekonometrik tahminGümrük BirliğiJohansen yöntemi+4
Fatma İdil Koçak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal krizlerin öngörüsünde uluslararası rezervlerin kısa dönem dış borçlara oranının etkisi

1990'lı yıllarda gelişmekte olan ülkelerde sıklıkla tekrarlanan finansal krizlerin ülke ekonomilerini derinden sarsması nedeniyle finansal krizlerin öngörülmesi ulusal ve uluslar arası literatürde çalışılan önemli konulardan biri olmuştur. Gelişmekte olan ülke ekonomilerinde uluslar arası rezervlerin kısa vadeli dış borçlara oranı, finansal krizlerin öngörülmesinde kullanılan öncü göstergelerden en önemlilerinden biridir.Uluslar arası rezervlerin kısa vadeli dış borçlara oranının en az 1 olması, diğer bir deyişle rezervlerin bir yıllık dönemde vadesi gelecek olan döviz cinsi dış ve iç borç anapara ve faiz ödemelerini karşılamaya yetecek düzeyde olması rezerv yeterliliği olarak kabul görmüştür. Bu oran, literatürde bir ekonominin güvenirliliğinin en temel göstergelerinden birisi olarak değerlendirilmektedir.Uluslar arası rezervlerin kısa vadeli dış borçlara oranının 1 kritik değerinin altına düşmesi ekonomide bozulmaların olduğu, etkin olmayan politikaların izlendiği şeklinde yorumlanırken, bu oranın 1 kritik değerinin üzerinde olması ise ülke ekonomisinin ani şokları göğüsleyebilecek kadar güçlü olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Bu nedenle bu oran, finansal piyasalardan borç alan ve yabancı sermaye akışının yoğun olduğu gelişmekte olan ülkeler için önemli bir makroekonomik göstergedir.Bu araştırmada, bu oranın Türkiye'nin ve bazı gelişmekte olan ülkelerin maruz kaldığı finansal krizler ile ilişkisi hem teorik hem de ampirik olarak ortaya konulmuştur. Uluslararası rezervlerin kısa vadeli dış borçlara oranının finansal krizler üzerindeki etkisi, finansal krizlerin ortaya çıkmasına neden olan para arzının uluslar arası rezervlere oranı, para arzının GSYİH'ya oranı, cari işlemler açığının GSYİH'a oranı ve yurtiçi kredilerin GSYİH'a oranı gibi makroekonomik göstergelerin, bu oran üzerindeki etkileri tespit edilmiştir. Aynı zamanda bu oranın finansal krizlerin öngörülmesinde potansiyel bir öncü gösterge olup olmadığı tartışılmıştır.

Cari işlemler dengesiDış borçlanmaFinansal kriz+7
Tuğba Şimşek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Temel bileşenler faktör analizine dayalı yapay sinir ağları modelleri ile İMKB 100 endeks getirilerinin tahmini

Bu çalışmada amaç, temel bileşen faktör analizine dayalı yapay sinir ağları modelleri ile İMKB 100 endeksinin getirisi tahmin edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada 02.01.1997-30.12.2011 tarihleri arasındaki İMKB 100 endeksi günlük getirileri kullanılarak yarınki getiri tahmin edilmeye çalışılmıştır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın amacı, önemi ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde yapay sinir ağlarının yapısı, temel elemanları, avantajları, dezavantajları, uygulama alanları, katmanları, sınıflandırılması ve işleyişi hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde temel bileşen faktör analizinin aşamaları ile ilgili hesaplamalara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde uygulamaya yer verilmiştir. Son bölümde ise uygulamada tahmin edilen modele ve bunun üzerine yapılan yorumlara yer verilmiştir.

Faktör analiziHisse senedi getirileriTemel bileşenler+3
Zuhat Ergin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye' de hanelerin tüketim harcamaları: Panel verilerle talep sisteminin tahmini

Hanehalkı tüketim harcamaları, hanelerin yaşam standardının önemli bir göstergesi olduğundan; hanehalkı tüketim çalışmaları nüfusun belli bir refah düzeyine erişimini sağlamak için doğru politikaların oluşturulmasına ve zaman içerisinde refah düzeyinde meydana gelen değişimlerin izlenmesine olanak sağlamaktadır.Bu çalışmada, Türkiye'de hanehalkı tüketim talebine ilişkin parametreleri tahmin ederek; tüketim mallarının gelir-talep esnekliklerini hesaplamak ve karar alıcılara, politika yapıcılara, refah düzeyini artırmaya yönelik doğru sosyal politikaların oluşturulmasına yardımcı olacak bilgiler sunmak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından derlenen, 2005 yılı ve 2009 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi (HBA) Mikro Veri Seti kullanılmıştır. Bu veri setinde yer alan hanehalklarının toplam harcamalarını zayıf ayrılabilirlik varsayımı altında farklı 12 mal ve hizmet grubuna dağıttıkları varsayılmıştır. Bu mal ve hizmet gruplarının harcama payları modelin bağımlı değişkenleridir. Hanehalkı toplam harcaması, hanehalkı toplam harcamasının karesi, OECD eşdeğerlik ölçeğine göre düzeltilmiş hane genişliği ve hane genişliğinin karesinin logaritmaları ise, çalışmada kullanılan açıklayıcı değişkenlerdir.Çalışmada ana mal gruplarına göre talep parametrelerini bulmak için QAIDS modeli SUR tahmin edicisiyle (SURE) tahmin edilmiştir. Ayrıca, Türkiye'de HBA'nin her ay değişen hanehalklarından derlenmesi nedeniyle Deaton (1985) tarafından geliştirilen ve tekrarlı yatay-kesitlerde aynı bireylerin içerilmesini gerektirmeyen Pseudo panel veri yöntemi kullanılmıştır. Pseudo panel verinin oluşması için hanehalkları, hanehalkı reisinin yaşına göre 5 ve eğitim düzeyine göre de 4 cohort oluşturulmuştur.Çalışma sonucunda, Türkiye genelinde, gıda ve alkolsüz içecekler, konut, su, elektrik, yakıt, giyim ve ayakkabı, mobilya ve ev aletleri, haberleşme, alkollü içecek, sigara ve tütün harcamalarının harcama esneklikleri 1'den küçük olarak bulunmuştur. Türkiye'de bu mal gruplarının zorunlu mallar sınıfına girdiği söylenebilir. Bunun yanında sağlık, ulaştırma, eğitim hizmetleri ve kültür, eğlence ve lokanta, otel, pastane gruplarının harcama esneklikleri 1'den büyük çıktığından bu mal gruplarının da lüks mallar sınıfına girdiği söylenebilir. Bu da tüketim özellikleri bakımından Türkiye'nin gelişmekte olan bir ülke olduğu sonucunu verir

HanehalkıHanehalkı tüketimiPanel veri modelleri+4
Çiler Sigeze
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çoklu iç ilişki sorunu olan doğrusal regresyon modelinin genelleştirilmiş maksimum entropi tahmini

Bu çalışmada y = + X u b şeklinde ifade edilen genel lineer regresyon modeli ele alınmıştır. Uygulamalarda açıklayıcı değişkenler matrisi X çoklu iç ilişkiye sahip olabilir. Bu iç ilişkinin varlığı durumunda klasik tahmin ediciler hatalı sonuçlar verir. Bu problemin çözümü için yanlı fakat kararlı tahmin ediciler kullanılabilir. Çalışmada genelleştirilmiş maksimum entropi (GME) tahmin edicisi, en küçük kareler (EKK) ve ridge tahmin edici ile hata kareler ortalamasına (HKO) göre karşılaştırılmıştır. Bu amaç için Kaliforniya yoksulluk veri kümesi (Ramanathan, 2002) üzerinde analiz yapılmıştır. Uygulamada HKO'ların elde edilmesinde bootstrap yöntemi kullanılmıştır. Sonuçta, en iyi tahmin edicinin GME olduğuna karar verilmiştir. Anahtar kelimeler: Genel lineer model, çoklu iç ilişki, genelleştirilmiş maksimum entropi, bootstrap

Doğrusal regresyonDoğrusal regresyon modelleriEntropi+3
Sibel Örk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'ne üye ülkeler ile Türkiye'nin ekonomik özelliklerinin istatistiksel yöntemlerle incelenmesi

Avrupa Birliği, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. Bu Birlik 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur. Yaklaşık 500 milyonluk nüfusuyla Avrupa Birliği, dünyanın nominal gayrisafi yurtiçi hasılasının %30'luk bölümünü oluşturur. Birliğe üye ülkeler, Almanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan'dır.Bu çalışmada, Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne üyelik yolundaki kriterlere uyumluluğu incelenmiştir. Avrupa Birliği'ne üye yirmi yedi ülkeye ve Türkiye'ye ait bazı ekonomik kriterlere kümeleme analizi uygulanmıştır.Bu analizle Türkiye'nin hangi ülke grubunda yer aldığı belirlenmiştir. Daha sonra, Avrupa Biriliği ülkeleri ile Türkiye'nin kişi başına düşen GSYH verilerine yakınsama analizi uygulanmıştır. Bu analizle, Türkiye'nin ekonomik yönden Avrupa birliği ülkelerine ne derece yakın olduğu belirlenmiştir.

Avrupa BirliğiEkonomik analizEkonomik faaliyetler+6
Bihter Esen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş AB ülkeleri için gelir-tüketim ilişkisi: Panel veri yaklaşımı

Ekonometri ve iktisat bilimlerinin en önemli araştırma konulardan biri olan gelir ile tüketim arasındaki ilişki hemen hemen her dönem güncelliğini korumuş ve birçok çalışmaya konu olmuştur. Bu alanda yapılan ilk çalışmalar bir Alman istatistikçi olan Ernst Engel 'in 19 yüzyıldaki çalışmaları dayanmaktadır. Günümüze kadar gelir ile tüketimi arasındaki ilişkiyi açıklamak için başta Keynes'in mutlak gelir hipotezi olmak üzere birçok tüketim teorisi geliştirilmiştir. Bu çalışmada, 1996 - 2010 yılları arasında, seçilmiş Avrupa Birliği ülkelerinden oluşan panel veri seti kullanılarak, gelir ile tüketim arasındaki ilişki tahmin edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada, kullanılan panel birim kök ve panel eşbütünleşme testleri ayrıntılı bir biçimde anlatılmıştır.

Mehmet Öksüzkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Bulanık regresyon ve ekonometrik bir uygulama

Bu araştırma, çoğu kez farkına varılamayan fakat günlük yaşamda çoğu yerde kullanılan, Zadeh tarafından 1965 yılında ortaya atılmış olan bulanık mantık ve bundan yola çıkarak geliştirilen bulanık regresyon modellerini tanımlamak ve açıklamak amacıyla yapılmıştır. Klasik mantıkta, dilsel ifadelere yer verilmezken bulanık mantıkta birçok değer dilsel olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle klasik mantık kümesi kesin değerleri içerirken bulanık mantık kümesi ise kesin değerler dışında olabilir değerleri de içerisine almaktadır. İstatistik biliminde, klasik regresyonun bir bağımlı değişkenin bir ya da birden fazla bağımsız değişken tarafından açıklanmasını ifade ettiğini biliyoruz. Fakat sağlıklı bir analiz doğadan kesin bilgi toplamayı gerektirdiği için klasik regresyon ile elde edilen tahminler bazen gerçek yaşamla tutarlı sonuçlar vermemektedir. Yapılan araştırmalarda bazı durumlarda bulanık regresyonun klasik regresyondan daha iyi sonuçlar verdiğini ve gerçek yaşamla daha tutarlı sonuçlara ulaşılabildiği görülmüştür. Bu bağlamda bu çalışmada bulanık regresyonun klasik regresyondan daha iyi sonuçlar verdiği gösterilmeye çalışılmıştır. Uygulamanın ilk kısmında 2000-2012 dönemleri arasında TCMB'den alınan Tüketim miktarı ve GSYİH verileri ile tüketim fonksiyonu kurulmuş ve bulanık regresyon ile tahmin edilmeye çalışılmıştır. Uygulamanın ikinci kısmında ise 1994-2012 dönemleri arasında DPT'den alınan İthalat miktarı, GSYİH ve kur verileri ile ithalat fonksiyonu kurulmuş ve ithalat miktarının değişimi klasik regresyon ve bulanık regresyon yöntemleri ile modellenip, karşılaştırmalı olarak incelenmeye çalışılmıştır.

Bulanık mantıkBulanık regresyonEkonometrik analiz+1
Tuğçe Kaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Bulanık matrisler ve bulanık Markov zincirleri

Belirsiz bir ortamda sağlıklı kararlar vermede klasik mantık kuralları yetersiz kalmıştır. Bulanık mantık böyle bir durumla karşılaşıldığında daha sağlıklı kararlar verilmesini sağlayan bir sistemdir. Bu çalışmada bulanık küme mantığına dayanan bulanık matrisler ve bulanık Markov zincirleri incelenmiş olup, sonlu ve sonsuz ufka sahip belirsizsizliğin olduğu süreçlerde etkili karar vermede kullanılan yöntemler araştırılmıştır. Bunun yanında bulanık matrislerin ve bulanık Markov matrislerinin cebirsel özellikleri araştırılmıştır. Ayrıca bazı özel koşullar altında bu matrislerin yakınsama durumları incelenmiş ve bu matrisler birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bulanıklık, bulanık matrisler, Markov zincirleri, bulanık Markov zincirleri, yakınsama.

BulanıkBulanık mantıkMarkov zinciri+2
Berna Uzun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

The econometric analysis of seasonal time series: Applications on some macroeconomic variables

In this paper, it has been mainly aimed to treat the scope of the seasonality - which is an important component of time series - in all its bearings by making analyses on some macroeconomic time series (such as inflation, growth, unemployment, consumption, gdp, exports etc.) to evaluate the structural properties of these series under seasonality. The conducted analyses include Seasonal Autoregressive Integrated Moving Average (SARIMA) modelling, seasonal integration tests based on the study of Ilmakunnas (1990), seasonal unit root tests for quarterly and monthly data under the various auxiliary regression models, deterministic and stochastic seasonality tests and seasonal cointegration. The analyses of seasonal unit roots have been conducted fundamentally with the most popular approach developed by Hylleberg, Engle, Granger and Yoo called HEGY apart from the OCSB, DHF tests. There are some important implications of the results obtained for these applications: firstly, if a series has unit roots at which frequencies, filters corresponding to those frequencies should be applied to the series in interest in order to make it stationary. On the other hand, monthly HEGY seasonal unit root applications have revealed that even though the data are available on monthly basis, they may not include any seasonal unit roots at seasonal frequencies. In addition, it is not certain to say that all Turkish macroeconomic series display only one type of seasonal behaviour. Thus, they can have both a deterministic and stochastic structure. Keywords: HEGY procedure, seasonal unit roots, deterministic-stochastic seasonality, seasonal integration, seasonal cointegration

ARIMA modelsEconometric analysisCointegration+7
Sera Şanlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bulanık doğrusal programlama ve Borsa İstanbulda bir uygulama

Günlük yaşamda meydana gelen olaylarda bilgi eksikliği ve belirsizlikten kaynaklanan birçok karmaşıklık mevcuttur. Bu nedenle karar alma süreçlerinde tam olarak objektif kararlar vermek zor olabilmektedir. Karmaşıklığı azaltmak ya da tamamen ortadan kaldırmak için bulanık doğrusal programlama modeli geliştirilmiştir. Bulanık doğrusal programlama modeli klasik mantıkta uygulanan doğrusal programlama modelinin daha genel bir hali olarak açıklanmaktadır. Amaç ve/veya kısıtların bulanık olduğu bu model ile daha esnek çözümler üretilebilmektedir. Bilgi eksikliği veya belirsizliğin karar vermeyi zorlaştırdığı alanlardan bir tanesi de finansal piyasalardır. Tasarruflarını finansal piyasalarda değerlendirmek isteyen yatırımcılar çeşitli menkul kıymetlerden portföyler oluştururken hangi yatırım aracına hangi oranda yatırım yapmaları gerektiğine dair problemlerle karşılaşmaktadırlar. Dolayısıyla bu belirsizliği ortadan kaldırmak ve optimal portföyü oluşturmak için yatırımcılar bulanık doğrusal programlama modeline başvurmaktadırlar. Bu çalışmada öncelikle bulanık mantık ve bulanık kümeler ile ilgili teorik bilgilere yer verilmiş, klasik ve bulanık doğrusal programlama modelleri incelemiştir. Ardından portföy kavramı açıklanarak portföy analizi konusu ele alınmıştır. Son aşamada ise her iki model kullanılarak Borsa İstanbul'da işlem gören 26 adet hisse senedi arasından optimal portföyler oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bulanık mantık, bulanık doğrusal programlama, portföy analizi,klasik doğrusal programlama, Borsa Istanbul

Borsa İstanbulBulanık doğrusal programlamaHisse senetleri+2
Hüseyin Ünal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Eşanlı denklem modellerinde çoklu iç ilişkinin etkileri ve alternatif tahmin edicilerin karşılaştırılması

Eşanlı denklem modelleri, iktisat, ekonometri ve istatistik alanında oldukça yoğun kullanılmaktadır. Eşanlı denklem modellerinin tahmininde en küçük kareler (EKK) yönteminin kullanılması sapmalı ve tutarsız tahminler verir. Bu modellerin tahmininde, modelin hata terimleri ile içsel değişkenleri arasındaki eşanlılığı düzelten tahmin yöntemleri kullanılmaktadır. Ancak bu tahmin yöntemleriyle elde edilen parametre tahminleri çoklu iç ilişki söz konusu olduğunda kararsız ve yüksek varyanslı olarak elde edilirler. Bu durumda çoklu iç ilişkinin etkisini azaltan ve daha kararlı tahminler veren tahmin ediciler kullanılır. Bu çalışmada Klein'ın 1950 yılında "Birleşik Devletler için İktisadi Dalgalanmalar" başlıklı çalışmasında formüle ettiği çoklu iç ilişki sorunu olan eşanlı denklem modeli kullanılmıştır. Model, geleneksel tahmincilerden iki aşamalı en küçük kareler (2AEKK) ve üç aşamalı en küçük kareler (3AEKK) ile yanlı tahmincilerden ridge ve genelleştirilmiş maksimum entropi (GME) ile tahmin edilmiştir. Tahmincilerin performansları hata kare ortalamaları (HKO) bazında bootstrap yöntemi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Sonuçta, çoklu iç ilişki söz konusuyken en etkin tahmincinin GME olduğuna karar verilmiştir. Anahtar kelimeler: Eşanlı denklem modeli, çoklu iç ilişki, üç aşamalı en küçük kareler,ridge, genelleştirilmiş maksimum entropi.

En küçük kareler yöntemiEş zamanlı denklemlerEş zamanlı model+4
Fulya Gezer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00