Dokuz Eylül University
Discipline

Ekonometri Anabilim Dalı

Dokuz Eylül University

669

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Veri zarflama analizi ile Türkiye'de yabancı sermayeli bankaların etkinliğinin ölçülmesi: 2015-2021 dönemi

Ülkelerin gelişmişlik düzeylerini etkileyen en önemli faktörlerden biri de bir çok ülkede dış ticaretin ve uluslararası sermaye hareketlerinin serbest bir şekilde dağılımıdır. Bu sürecin sonucunda yabancı bankaların sermayeye katılımının artması dikkat çekici bir gelişme olmuştur. Bu nedenle yabancı banka girişlerinin bir ülkenin bankacılık sistemi üzerinde etkisinin özellikle etkinlik açısından analiz edilmesi bir çok araştırmaya konu olmuştur. Değişen ekonomik koşullar ve hızla artan rekabet ortamı göz önüne alındığında, benzer yapıya sahip karar alma departmanlarının kendi göreceli etkinliklerini karşılaştırabilmeleri ve etkin olmayan kaynaklarını tespit ederek verimsiz olan bölümler için hedefler belirleyebilmeleri çok önemli hale gelmiştir. Bu önemin anlaşılmasından yola çıkarak veri zarflama analiz teknikleri ortaya çıkmıştır. Çalışmada yabancı banka girişlerinin yoğun olduğu ve gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye' de yabancı bankaların 2015-2021 yılları arasında gösterdikleri etkinlikleri Veri Zarflama Analizi ile test edilmiştir. Test için gereken değişkenler uzmanlar tarafından değerlendirilerek analize dahil edilmiştir. Analiz sonucunda yabancı bankaların etkinlik artışı yıllar içinde fazlalaşmış ve bunun nedenininde her geçen dönemde değişen ülke koşulları ve bu koşulları etkileyen faktörler olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yabancı Sermayeli Bankalar, Etkinlik Analizi, Veri Zarflama Analizi

Sümeyye Ataş
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Genişletilmiş F-Entropi ağırlıklı 2D-FAHP yöntemi ile belirsizlik tabanlı bir model uygulaması

Günümüzde dijitalleşmeyle artan veri karmaşıklığı, belirsizlik ve risk faktörleri, karar verme süreçlerini daha hassas ve çok boyutlu hale getirmektedir. Bu nedenle, çok kriterli karar verme yöntemleri, özellikle belirsizlik içeren ortamlarda karar vericilere sistematik destek sunma potansiyeliyle öne çıkmaktadır. Bununla birlikte bu yöntemlerin başarısı, yalnızca nicel verilere değil, aynı zamanda uzman görüşlerinin içerdiği yargı ve inançların doğru temsil edilmesine de bağlı olmaktadır. Karar vericilerin öznel değerlendirmeleri, çoğu zaman kriterler arasında çakışmalara ve belirsizliklere neden olmakta, bu da ağırlıklandırma sürecinde tutarsızlık riskini artırmaktadır. Tez kapsamında, çakışan kriterler arasındaki belirsizliklerin doğru temsil edilmesini sağlamak amacıyla, bulanık entropi yöntemine alt kriter sayısına duyarlı bir düzeltme terimi entegre edilmektedir. Ek olarak, geliştirilen bu düzeltme faktörü ile elde edilen entropi ağırlıkları ise önerilen iki boyutlu bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesine (AHP) göreli önem ağırlık çarpanı olarak dâhil edilmektedir. Alfa-kesme yöntemine dayalı olarak geliştirilen ve düzeltme faktörlü Bulanık Entropi tabanlı iki boyutlu bulanık AHP'de, her bir alfa değeri için ayrı karar matrisleri oluşturularak kriter ağırlıkları hesaplanmakta, bu ağırlıklar iki boyutlu bulanık yapı korunacak biçimde sisteme entegre edilmektedir. Böylece, kriterler arası önem sıralaması daha güvenilir bir şekilde elde edilebilmektedir. Önerilen yaklaşımda, karar matrislerine yönelik yapılan tutarlılık analizleri sonucunda, tüm matrislerin veya yalnızca alt sınır değerlerine dayalı matrisin tutarlı bulunduğu alfa-kesme değeri belirlenmekte ve bu değer, alt kriterlerin iki boyutlu yapıya indirgenmesinde referans olarak kullanılmaktadır. Ayrıca geliştirilen model, OCTAVE Allegro çerçevesi ile ilişkilendirilerek kriterlerin hem önem dereceleri hem de göreli risk seviyeleri açısından birlikte analiz edilmesine imkân sağlamaktadır. Bu bütüncül yaklaşım, özellikle dijital bilgi güvenliği alanında daha hassas, tutarlı ve uygulanabilir karar destek modellerinin geliştirilmesine katkı sunmaktadır.

Aysu Yaşar
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yapısal eşitlik modelleri ile tutum ve motivasyonun öğrenci başarısı üzerine etkisi: 8. sınıf öğrencileri matematik dersi örneği

Bu çalışma 8.sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik tutum ve motivasyonlarının Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki matematik başarılarına etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada çok değişkenli istatistiksel yöntemlerden biri olan Yapısal Eşitlik Modelleri (YEM) kullanılarak, öğrencilerin matematik başarılarını etkileyen faktörler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiler analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklemi İstanbul'da eğitim gören 8. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Öğrencilerin motivasyon ve tutum düzeylerini ölçmek için hazırlanan ölçekler açıklayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi ile değerlendirilmiş olup yapısal eşitlik modelleri yöntemiyle model oluşturularak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, öğrencilerin matematik başarısını yalnızca bireysel tutum ve motivasyon faktörlerinden değil aynı zamanda aile ve öğretmen desteği gibi çevresel faktörlerden de etkilendiğini göstermiştir. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin matematik dersine yönelik olumlu tutumları ve yüksek motivasyon düzeyleri başarı üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir. Ayrıca sosyo-ekonomik durum aile eğitim düzeyi ve cinsiyet gibi demografik faktörlerin dolaylı etkileri de belirlenmiştir. Ailelerin çocuklarına sağladığı duygusal ve akademik destek öğrencilerin matematik dersine karşı olumlu bir yaklaşım geliştirmelerini kolaylaştırmıştır. Benzer şekilde öğretmenlerin bireysel rehberlik sağlaması ve öğrencilerle olumlu iletişim kurması başarıyı arttıran diğer önemli faktörler olarak öne çıkmıştır. Araştırma matematik başarısını artırmak için öğrencilerin tutum ve motivasyonlarını geliştirecek stratejiler belirlenmesi gerektiğini önermektedir. Bu bağlamda öğretmenlerin problem çözme odaklı ve interaktif öğretim yöntemleri benimsemesi ailelerin ise çocuklarını duygusal ve akademik destek sağlaması önem arz etmektedir. Ayrıca aile ve öğretmen iş birliğinin arttırılması için öğrenci başarısına yönelik kapsamlı bir destek mekanizması oluşturulabilir. Bu çalışma yapısal eşitlik modellerinin eğitim araştırmalarında nasıl kullanılabileceğini göstermesi açısından literatüre katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Yapısal Eşitlik Modeli, Faktör Analizi, LGS, Matematik Başarısı, Başarıyı Etkileyen Faktörler

Test istatistikleriÖğrenci başarısı
Nazlı Demirci
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çok kriterli karar verme yöntemleri ile afet yönetiminde toplumsal dayanıklılığın değerlendirilmesi

Toplumsal dayanıklılığı araştırmak ve anlamak, afetler karşısında daha güçlü, daha uyarlanabilir topluluklar oluşturmak için hayati önem taşımaktadır. Topluluk bağlarını geliştirmeye, sosyal sermayeden yararlanmaya ve kültürel bakış açılarını entegre etmeye odaklanarak, gelecekteki zorluklara daha iyi hazırlanmayı ve bunlara yanıt vermeyi mümkün kılabilir. Toplumsal dayanıklılığa yatırım yapmak sadece olağanüstü afet durumlarında kurtarmaya yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda toplulukların genel sağlık ve refahına da katkıda bulunmaktadır. Toplumsal dayanıklılık kavramının çerçevesini oluşturmak ve ölçmek, topluluk gücünü artırmak, afete hazırlığı iyileştirmek ve etkili iyileşmeyi teşvik etmek için hayati önem taşımaktadır. Toplulukları dinamiklerini anlamaları, kaynakları akıllıca tahsis etmeleri ve esneklik geliştirme girişimlerini destekleyen politikalar geliştirmeleri için güçlendirmektedir. Afet yönetiminde toplumsal dayanıklılığın Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerini kullanarak değerlendirilmesi, bir topluluğun afetlere dayanma ve bunlardan kurtulma yeteneğine katkıda bulunan çeşitli faktörlerin değerlendirilmesini içeren karmaşık bir süreçtir. Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) ve İdeal Çözüme Benzerliğe Göre Tercih Sırası Tekniği (TOPSIS) gibi ÇKKV yöntemleri, bu faktörleri sistematik olarak değerlendirmek ve önceliklendirmek için kullanılmaktadır. Bu yöntemler, topluluklar içindeki güvenlik açıklarını ve güçlü yönlerini belirlemeye yardımcı olur, böylece etkili afet yönetimi stratejilerine rehberlik eder. Bu bakış açısıyla Sendai Afet Riskini Azaltma Çerçevesi'nde (2015-2030) belirlenen "Şehirleri Dayanıklı Hale Getirmek İçin On Temel Unsur"'dan yola çıkılarak oluşturulan temel stratejiler, stratejik hedefler ve bu hedeflere ilişkin stratejik adımlar AHS ile değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda dokuz temel strateji için öncelikli stratejik hedefler ve stratejik adımlar belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çok Kriterli Karar Verme Teknikleri, Analitik Hiyerarşi Süreci, Afet Yönetimi, Toplumsal Dayanıklılık

Tülay Demiralay
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çoklu karşılaştırma testleri ile uzaktan eğitimin akademik başarı üzerindeki etkisinin incelemesi: Süleyman Demirel Üniversitesi örneği

Eğitim yöntem ve gereçleri akademik başarıyı arttırmak için gelişim ve değişim göstermektedir. Yıllar içerisinde bu planlı değişimler haricinde olağan dışı durumlarda bazı yöntemleri daha fazla kullanma ve yeni yöntemler uygulama zorunluluğu meydana gelebilmektedir. Dünyada yaşanan sağlık, savaş, doğal afet gibi etkisi büyük olay ve durumlarda zamana ve ortama uygun eğitim yöntemleri tercih edilmektedir. Dünya genelinde yaşanan Covid – 19 Pandemi salgını hayatın rutin işleyişini her yönden olumsuz etkilediği gibi eğitim öğretim faaliyetlerini de durdurma noktasına gelmiştir. Bu dönemde ülkemizde yaygın olarak uzaktan eğitim modeli uygulanmıştır. Bu çalışmada SDÜ'de pandemi döneminde uygulanan uzaktan eğitim yönteminin ve pandemi öncesinde uygulanan yüz yüze eğitim yönteminin öğrenci başarısı açısından karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda gerçekleştirilen bu nicel araştırmanın verilerini ilgili dönemde SDÜ öğrenci bilgi sistemine kayıtlı öğrenci başarı göstergeleri oluşturmaktadır. Veriler çoklu karşılaştırma testleri yoluyla analiz edilmiştir. Birimlere göre, Alanlara göre ve dönemlere göre yapılan analizler Kruskal-Wallis testi, Dwass-Steel-Critchlow-Fligner (DSCF) testi ve Logaritmik Lineer Regresyon testleriyle analizler yapılmış uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitim başarı düzeylerini karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler ile Süleyman Demirel Üniversitesi örgün öğretim dönemi olan 2018 bahar, 2019 güz dönemleri ve pandemi dönemi olan 2019 bahar, 2020 güz dönemlerinde eğitim alan öğrencilere ait rakamsal ve harf notu olan başarı göstergeleri ile ham başarı not ortalamaları analiz edilmiş ve sonuçlar elde edilmiştir.

Süleyman Akekmek
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Az gelişmiş ülkelerde GSYİH'nın makine öğrenmesi algoritmaları ile tahminlenmesi

Bu tez çalışmasında, az gelişmiş ülkelerdeki ekonomik performansı belirleyen yenilik ve inovasyon faktörleri incelenmiş ve en iyi kişi başına düşen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) tahminini gerçekleştiren makine öğrenimi modelinin seçilmesi amaçlanmıştır. Gelir, hem az gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için kişi başına düşen GSYİH üzerinde önemli bir etkendir. Bu çalışmada, Ar-Ge, teknoloji ve eğitim gibi yenilik faktörleri kullanılmış ve bu faktörlerle kişi başına düşen GSYİH tahmin edilmiştir. Çalışmada kullanılan veri seti, 2021 yılında Muhammad Khan Salar tarafından derlenmiştir.Analiz sonuçlarına göre, en iyi kişi başına düşen GSYİH tahminini sağlayan modelin ExtraTree olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Yiğitcesur Vayvalako
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Basketbol Ligi'nde maç kazanma belirleyicilerinin fourier VAR ve nedensellik yöntemleriyle incelenmesi

Basketbolda maç kazanma belirleyicilerinin analiz edilmesi takımların antrenman ve taktik belirlemeleri açısından kritik önem taşımaktadır. Bu tez çalışması, maç kazanma belirleyicilerini fourier tabanlı ekonometrik yöntemlerle analiz etmektedir. Bu maç kazanma belirleyicilerinin analiz edilmesinde Türkiye Basketbol Süper Lig'inden seçilmiş olan Anadolu Efes, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Karşıyaka takımlarının 12 sezonluk verileri kullanılmıştır. Bu takımların maç kazanma belirleyicisi olarak atış sayıları ve yüzdeleri, savunma ve hücum belirleyicileri, top hakimiyeti belirleyicileri kullanılmıştır. Belirleyici olan değişkenler her takım için ayrı ayrı analiz edilmiştir. Değişkenlerin fourier tabanlı birim kök testleriyle durağanlıkları belirlenmiştir. Durağanlıkların belirlenmesinin ardından değişkenler fourier VAR (Vector Autoregression) modeliyle analiz edilmiştir ve fourier tabanlı nedensellik testi uygulanmıştır. Fourier birim kök test sonuçlarına göre takımlara göre bütün değişkenlerin düzeyde durağanlık gösterdiği görülmektedir. Yumuşak geçişleri ve yapısal kırılmaların ortaya çıkarıldığı farklı fourier birim kök testlerine göre takımlara göre değişkenlerin bazılarının fourier terimlerinin gerekliliği görülmektedir. Değişkenlerin takımlara göre farklı kısa dönem etki ve tepkiler verdiği görülmektedir. Kazanmayı temsil eden Sayı Farkı bütün takımlarda 4 haftalık süreçte bir etki tepki almaktadır. Fenerbahçe takımı için maç kazanmayı temsil eden sayı farkı değişkeni üç sayılık atış yüzdesiyle kısa dönemli ve nedensellik ilişkisine sahiptir. Her takım için maç kazanma belirleyicilerinin katkılarının farklılaştığı görülmektedir. Maç kazanmayı temsil eden sayı farkı sadece modele dahil edilen değişkenlerle değil, takımların farklı yapısal özelliklerinin ve zamanla değişiklik gösteren oyun stratejilerinin de belirli olabileceği düşünülmektedir. Bu çerçevede, teknik ekipler ve analiz birimleri için politika önerileri takım bazında ele alınmalıdır.

Furkan Bartu Korkut
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de para politikası duruşunun ölçülmesi: Sıralı probit yaklaşımı

Bu çalışma Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB) için bir para politika duruş endeksi türeterek, TCMB' nin açık enflasyon hedeflemesine geçtiği dönem sonrası politika davranışını tahmin etmeyi amaçlamaktadır. Türetilen bu politika duruş endeksi TCMB' nin geleneksel ve geleneksel olmayan para politikası araçlarının etkinliğini de yansıtmaktadır. Böylece politika duruş endeksi ile bu araçların kullanıldığı dönemler arasında TCMB' nin politika davranışının farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmektedir. Sonuçlar, farklı dönemler için TCMB' nin politika davranışının değiştiğini göstermektedir. Özellike TCMB' nin geleneksel dönemde geleneksel olmayan döneme göre daha ihtiyatlı bir politika duruşunu sergilemiştir. Çalışmada ayrıca TCMB' nin politika duruşunun enflasyon, çıktı ve döviz kuru değişkenlerine ilgili dönemlerde verdiği tepkiler incelenmiştir. Bulgular TCMB' nin, geleneksel dönemde enflasyon ve döviz kuruna anlamlı tepki verdiği, geleneksel olmayan dönemde ise sadece döviz kuruna anlamlı tepki verdiği yönündedir. Anahtar Kelimeler: TCMB, Politika Duruşu, Geleneksel Para Politikası, Geleneksel Olmayan Para Politikası

Merkez BankasıPara politikalarıSıralı probit
Görkem Kara
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel rekabet ile ekonomik özgürlük arasındaki ilişkinin lojistik regresyon yöntemiyle analizi

Küresellik, ülkelerin bilgi ve teknolojileri kullanarak karşılıklı iletişim halinde ticari faaliyetlerini gerçekleştirebilmesini, ham madde ve ara mal değişimleri yapabilmesini, dünya ülkelerinde verilen yasal kararların tüm ülkelerde birbiriyle uyumlu hâle getirilmesini, sınırların yabancı kişilere açık olması sonucu yabancı kişilerin yeni pazarlara girmesinin sağlanmasını, ülkelerin mal ve hizmet üretimini ucuz işçi maliyetlerinin olduğu ülkelerde yaparak tasarruf etme isteği, ihracat-ithalat kısıtlamalarının ve gümrük tarifelerinin kaldırılmasını ifade etmektedir. Ülkelerin küreselleşmesi beraberinde küresel rekabete yol açmış ve ülkelerde faaliyet gösteren işletmeler ucuz ve kaliteli mal ve hizmet üretmek konusunda adeta birbirleriyle yarış içerisine girmiştir. Ülkelerde faaliyet gösteren firmaların rekabet edebilme gücü ancak özgürlüklerin getirdiği faydalar doğrultusunda olacağı aşikârdır. Özgürlük, bireylerin ekonomik aktivitelerini yasal çerçeveler doğrultusunda özgürce gerçekleştirebilmesini ifade etmektedir. Ekonomik özgürlüklerin varlığı ülke ekonomisinin gelişmesini, ticaret hacminin artmasını dolayısıyla ekonomik büyümeyi beraberinde getirmektedir.Çalışmanın amacı, ülkelerin ekonomik özgürlük düzeylerinin küresel rekabet gücü üzerindeki etkisinin belirlenmesi, ülkelerin rekabet edebilmek amacıyla hangi ekonomik özgürlük bileşenlerine ağırlık vermesi gerektiği ve makroekonomik faktörlerin küresel rekabet gücü üzerindeki etkisini belirlemek oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda bağımlı değişken olan küresel rekabet edebilirlik gücü kategorik hale getirilerek ikili lojistik regresyon analizi yöntemine uygun hâle getirilmiştir.2016, 2017 ve 2018 yıllarını kapsayan çalışmada, Heritage Vakfı ve Wall Street Journal tarafından ortaklaşa hazırlanan ekonomik özgürlük endeksinin, ülkelerin uluslararası rekabet gücünü gösteren bir gösterge olmasının yanında rekabet gücünün ölçümünde önemli sayılabilecek değişkenleri de içermesi bu çalışmanın altyapısını oluşturmuştur. Ülkelerin makroekonomik göstergelerinin uluslararası rekabet düzeyi üzerinde bir etkisi olabileceği düşüncesi makroekonomik göstergelerin (gayri safi yurtiçi hasıla, reel efektif döviz kuru, tüfe ve faiz) küresel rekabet gücü düzeyi üzerindeki etkisinin incelenmesini gerekli kılmıştır. Analizler sonucunda bir ülke küresel rekabet gücü düzeyini artırmak istiyorsa mülkiyet hakkı, kamu bütünlüğü, ticaret özgürlüğü, yatırım özgürlüğü, parasal özgürlük, yargı etkinliği, iş ve emek özgürlüğü gibi özgürlük bileşenlerine pozitif yönde ağırlık vermesi gerekirken, kamu harcamalarını düşürmesi ve vergi yükünü hafifletmesi gerekmektedir. GSYH'deki artış, TÜFE'deki azalış ülke küresel rekabet gücü düzeyini pozitif yönde etkileyen değişkenlerken, REDK değişkeni sadece 2017 yılı için küresel rekabet edebilirlik gücü üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu, FAİZ değişkeninin ise küresel rekabet edebilirlik gücü üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.

Ekonomik büyümeEkonomik özgürlükLojistik regresyon analizi+7
Mehmet Soyer
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal sermaye, beşeri sermaye ve ekonomik kalkınma ilişkisinin yapısal eşitlik modellemesi yöntemiyle incelenmesi

Bir toplumun ya da toplumu oluşturan sosyal grupların aralarındaki sosyal ilişkilerinin ifade edilmesinde rol oynayan sosyal sermaye kavramı ekonomik faaliyetler arasında önem arz etmektedir. Dünya üzerindeki ülkelerin gelişmiş ya da az gelişmiş ülkelerle aralarındaki ekonomik açıdan farkı kapatılabilmesi için sosyal sermaye bakımından gelişmeleri ve sosyal sermayelerini arttırmaları gerekmektedir. Beşeri sermaye ekonomik gelişim sürecini etkileyen ve bireylerin bilgi, beceri ve deneyim gibi niteliklerini bu sürece dâhil ederek bireyler üzerinde olumlu etkisi olan bir sermaye türüdür. Ayrıca tüm ülkeler için büyük önem taşıyan beşeri sermaye az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için hayati derecede öneme sahiptir. Ancak bu az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin gelişmişlik düzeylerini ileri seviyelere taşıyabilmesi için yani gelişmiş ülke düzeyine taşınabilmesi için donanımlı insan sermayesine ihtiyacı vardır. Bu sermayenin ortaya çıkarılabilmesi için sağlık ve eğitim alanında sağlam bir altyapının oluşturulması gerekir. Bu çalışmada sosyal sermaye ve beşeri sermayenin ekonomik kalkınma ile ilişkisi incelenmiştir. Araştırmanın kapsamında sosyal sermaye, beşeri sermaye ve ekonomik kalkınma arasındaki ilişkinin incelenebilmesi için yapısal eşitlik modellemesi yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda verilerine ulaşılabilen 120 ülke için sosyal sermayeyi, beşeri sermayeyi ve ekonomik kalkınmayı temsil eden seçilmiş değişkenler kullanılmıştır. İncelenen 1. Düzey Çok Faktörlü Modelin uyum iyiliği değerlerine göre modelin verilere uyum sağladığı görülür. Sonuç olarak model ile veri arasındaki genel anlamda iyi uyumun varlığından bahsetmek mümkündür. Böylece model tarafından gözlenen değişkenlere ilişkin varyans ve kovaryansların oldukça iyi açıklandığı görülmektedir. Ayrıca analiz sonuçlarına göre ekonomik kalkınma, beşeri sermaye ve sosyal sermaye arasında doğru orantılı bir ilişkinin varlığından söz edilebilir.

Beşeri sermayeEkonomik kalkınmaSosyal sermaye+1
Gülcan Tural
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminin sigara içme alışkanlığı üzerindeki etkisinin Yapısal Eşitlik Modeli ile incelenmesi

İnsan ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olan sigara tüketimi her geçen gün artmaktadır. Sigara tüketimi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bireylerin giderek artan sigara tüketimi sigara bağımlılığı kavramını da ortaya çıkarmaktadır. Bunun sonucu olarak sigara bağımlılığı küresel ölçekli bir toplumsal sağlık problemi olarak değerlendirilmektedir. Her yaş için önemli bir problem haline gelen sigara tüketiminde, özellikle gençlik dönemi sigaraya başlama ve bağımlılık bakımından riskli bir dönem olarak görülmektedir. Türkiye'de son yıllarda yapılan çalışmalara bakıldığında, üniversite öğrencilerinde sigara tüketim oranının %30'un üzerinde olduğu görülmektedir. Sigara tüketiminin özellikle bireylerin, sıkıntı, kaygı ve belirsizlik içinde oldukları dönemlerde arttığı gözlemlenmektedir. 2019 yılında Çin'de başlayan ve tüm dünyayı etkileyen COVID-19 pandemisi sağlık, sosyal ve ekonomi alanlarını çok ciddi derecede etkilemiş ve bu alanlarda değişimlere neden olmuştur. Özellikle yasak ve kısıtlamaların bireylerin tüketim ve alışkanlıkları üzerinde önemli derecede etki ettiği gözlemlenmiştir. Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin COVID-19 pandemi döneminde, sigara tüketim alışkanlıkları ve sigarayı azaltan faktörleri belirleyerek pandemi ve sigara arasındaki ilişkiyi Yapısal Eşitlik Modeli ile ortaya koymaktır. Bu amaçla iki ölçek oluşturulmuştur. Sigara Tüketimini Azaltan Faktörler(STAF) ve Pandemi Döneminde Sigara Tüketimi (PDST) ölçekleri oluşturularak Uşak Üniversitesi'nde öğrenim gören 467 öğrenciye uygulanmıştır. Açıklayıcı faktör analizi kullanılarak STAF ölçeğinde fiyat artışı, yasaklar, bilinçlendirme ve bağımlılık olmak üzere 4 boyut, PDST'de ise kaygı, belirsizlik, ekonomik unsur ve kısıtlamalar adı altında 4 boyut elde edilmiştir. Her iki ölçekten elde edilen boyutlar ile belirlenen demografik özellikler arasında istatistiksel karşılaştırmalar incelenmiştir. Yapısal Eşitlik Modeli kullanılarak PDST ölçeğinin STAF ölçeği üzerine etkisi, aynı zamanda PDST boyutlarının STAF ölçeğine ve boyutlarına olan etkisi incelenmiştir. Analiz sonucunda PDST ölçeğinin STAF ölçeğini yüksek katsayıyla anlamlı bir şekilde açıkladığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte PDST ölçeğinin boyutlarından üç tanesinin STAF ölçeğini pozitif ve anlamlı bir şekilde açıklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Kaygı, belirsizlik ve kısıtlamalar boyutları STAF üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkiye sahip iken ekonomi boyutu anlamlı etki göstermemiştir. Bu analizler ışığında, pandemi döneminin hem kendisi hem de kaygı, belirsizlik ve kısıtlamalar gibi süreçleri göz önüne alındığında bireylerin sigara tüketiminde bir artışa sebebiyet verdiği sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğrulayıcı Faktör Analizi, Pandemi Süreci, Sigara Tüketimi, Yapısal Eşitlik Modeli

COVID 19Doğrulayıcı faktör analiziPandemiler+3
Merve Yanar
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik kalkınma, küresel rekabet ve teknolojik inovasyon ilişkisinin panel veri ile incelenmesi; G-20 ülkeleri örneği

İktisadi kalkınma olgusunun ölçülmesinde ülkelerin; ekonomik, demografik, sosyal, kültürel ve siyasal yapılarında meydana gelen farklılıkların bulunması bu kavramın tek bir ölçütle belirlenmesine engel olmaktadır. Bu konu hakkında insani gelişme raporunda da bahsedildiği üzere kalkınmanın amaçları ve araçları arasında temel bir ayrımın yapılması zorunlu olmaktadır. Kalkınma ekolü gelişme ekonomisi olarak da adlandırılmakta ve ekonomide sayısal değerlerin ifade edildiği 'ekonomik büyüme' ve sosyal değerlerin de yer aldığı 'insani gelişme' olmak üzere iki ayrı çerçevede incelenmektedir. Günümüzde teknolojik alanda meydana gelen gelişmeler; ekonomik büyümenin tetikleyici, insani gelişiminde itici gücü olmaktadır. Küresel piyasalarda ülkeler elde ettikleri bu güç doğrultusunda orta ve uzun vadede üstünlük elde etme ve rekabetçi yapılarını da koruma arzusu içindedirler. Ekonomide kalkınma kavramı, inovasyon kavramı ve rekabet gücü kavramları arasında domino etkisi söz konusudur. Şöyle ki inovatif bir ülkede yaşanan gelişmeler rekabet gücünü arttırmakta, rekabet gücü ve inovasyon içeren ülkelerde kalkınmışlık seviyesine yaklaşmaktadır. Kalkınma gelişmekte olan ülkeler için önemli bir süreçtir. Bu süreç içerisindeki ekonomik hamlelerin doğru atılması, gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülke seviyesine yükselmesinde ve toplumsal refah elde etmesinde büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada gelişmekte olan G-20 ülkelerinde rekabet ve inovasyon değişkenlerinin ekonomik kalkınma ilişkisinin panel veri analizi kullanılarak araştırılması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda verisine ulaşılabilinen 13 G-20 ülkesi 1997-2018 dönemleri arasında incelenmiştir. Çalışmada panel veri analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre; ekonomik kalkınma ile rekabet ve inovasyon değişkenlerinin uzun dönende ilişkili oldukları ve bu değişkenler arasında pozitif nedensel ilişkinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Ekonomik kalkınmaG-20 ülkeleriPanel veri modelleri+5
Nazlı Parlak
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde savunma harcamaları, kamu harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin panel veri analizi

Bu çalışmada, 1997-2021 yılları arasında Türkiye dahil 37 gelişmekte olan ülkenin ekonomik büyüme, kamu harcamaları, askeri harcamalar ve beklenen yaşam süresi gibi makroekonomik değişkenleri panel veri analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, bu değişkenlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini analiz ederek, gelişmekte olan ülkeler için uygulanabilir kamu politikalarına dair çıkarımlarda bulunmaktır. Analiz sürecinde, Breusch-Pagan LM ve Pesaran CD testleri kullanılarak ülkeler arasında anlamlı bir yatay kesit bağımlılığı olduğu tespit edilmiştir. Birim kök testleri (Levin, Lin ve Chu; Im, Pesaran ve Shin; ADF-Fisher; PP-Fisher) ile değişkenlerin durağanlık durumları incelenmiş ve değişkenlerin bir kısmının birinci farkları alındığında durağan hale geldiği belirlenmiştir. Eşbütünleşme testleri sonucunda, değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişkinin var olduğu görülmüştür. Model seçiminde Hausman testi uygulanmış ve rassal etkiler modeli (RE) tercih edilmiştir. Ancak, heteroskedastisite sorununun varlığı nedeniyle en güvenilir tahminleri elde etmek amacıyla Feasible Generalized Least Squares (FGLS) yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, beklenen yaşam süresi ve kamu harcamalarının ekonomik büyümeyi pozitif yönde ve anlamlı bir şekilde etkilediğini göstermektedir. Bunun yanı sıra, askeri harcamaların da büyüme üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar, Neo-Klasik iktisat teorisinin devlet harcamalarının büyümeyi olumsuz etkileyebileceği yönündeki görüşüyle çelişmekte ve Benoit hipotezini desteklemektedir. Benoit hipotezine göre, savunma harcamaları sanayi gelişimini teşvik edebilir, teknolojik ilerlemeyi destekleyebilir ve ekonomik büyümeye katkı sağlayabilir. Bu çalışmanın bulguları, askeri harcamaların ekonomik büyüme üzerinde doğrudan pozitif bir etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak, bu etkinin sürdürülebilir olabilmesi için askeri harcamaların sanayi ve teknoloji yatırımlarıyla entegre edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Çalışmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda, gelişmekte olan ülkeler için politika önerileri sunulmaktadır. Kamu kaynaklarının eğitim, sağlık ve altyapı gibi büyümeyi doğrudan destekleyen alanlara yönlendirilmesi gerekmektedir. Savunma harcamaları, ekonomik büyümeyi teşvik edecek sanayi ve teknoloji yatırımları ile bütünleştirilmeli ve bütçe dengesi içinde sınırlandırılmalıdır. Ülkeler arasındaki ekonomik yapıların farklılık gösterdiği göz önünde bulundurularak, politika yapıcıların homojen çözümler yerine ülkeye özgü stratejiler geliştirmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, bu çalışma askeri harcamaların ekonomik büyümeyi desteklediğini göstermekte ve Benoit hipotezini doğrulamaktadır. Ancak, askeri harcamaların tek başına ekonomik büyümenin ana unsuru olarak değerlendirilmemesi, bütçe kaynaklarının verimli şekilde kullanılması gerektiği de unutulmamalıdır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, Kamu Harcamaları, Askeri Harcamalar,

Elif Durmuş
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de dijital bankacılığın gelişim sürecinin analizi

Bu araştırmanın amacı, dijital internet ve mobil bankacılık kavramlarının tarihsel gelişimleri, bankalara olan katkıları, finansal gelişim teknolojilerine olan etkisi gibi konularına yönelik bir inceleme yapmaktır. Belirlenmiş bu amaç doğrultusunda, araştırmada konu olarak belirlenen kavramlar ile alakalı literatürde bulunan araştırma ve çalışmalar incelenmiştir. Literatür taramasının ardından konu ile ilgili kavram ve başlıklara araştırmada yer verilmiştir. Araştırma sonucunda ise teknolojide meydana gelen yenilik ve değişiklerin yarattığı etkilerden, en fazla etkilenmiş olan bankacılık sektöründe ortaya çıkan dijital internet ve mobil bankacılık sistemlerinin banka müşterilerine önemli avantajlar ve imkanlar sağladığı tespit edilmiştir. Ayrıca avantajlarıyla beraber birtakım dezavantajları da olduğu görülmüştür. Gerçekleştirilen araştırma, dijital internet ve mobil bankacılık kavramlarının tarihsel gelişiminin görülmesi, bankalara yönelik katkıları ve finansal gelişim teknolojilerine yönelik etkisinin görülmesi açısından önemlidir. Çalışma, dijital internet ve mobil bankacılık olgularının birlikte incelendiği dokümanların sınırlı olmasından kaynaklı literatüre katkı sağlaması ve gelecek çalışmalara yol göstermesi açısından önemlidir.

Özge Yıldız
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde nüfus yapısının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Ekonometrik bir inceleme

Demografik yapı, ekonomik büyümenin hem temel belirleyicisi hem de sonucu olarak ekonometri ve kalkınma ekonomisi literatüründe giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde nüfusun yaş yapısı, yaşam beklentisi ve bağımlılık oranlarındaki dönüşümler, üretim, tüketim ve yatırım kararları üzerinde doğrudan etkiler yaratmakta; bu durum ekonomik yapıların yapısal özelliklerini ve işleyişini etkileyerek uzun vadeli sürdürülebilir kalkınma süreçlerini doğrudan etkilemektedir. Özellikle nüfusun yaşlanması, doğurganlık oranlarındaki düşüş ve doğumda beklenen yaşam süresindeki artış gibi demografik değişimler, ekonomik yapıları hem etkileyip hem de onlardan etkilenerek gelişmekte olup, büyümenin dinamiklerini önemli ölçüde değiştirebilmektedir. Bu süreç, ekonomik büyümenin mekanizmalarını sadece biçimlendirmekle kalmayıp, aynı zamanda temel dinamiklerinde köklü dönüşümlere yol açmaktadır. Bu bağlamda, demografik faktörlerin ekonomik büyümeye olan etkilerinin derinlemesine ve doğru biçimde analiz edilmesi, sürdürülebilir kalkınma politikalarının oluşturulması ve uygulanması açısından önem arz etmektedir. Bu çalışma, 1995-2023 dönemine ait veriler ışığında, 19 gelişmekte olan ülkenin ekonomik ve demografik göstergeleri temelinde demografik yapının ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini ekonometrik yöntemlerle kapsamlı bir şekilde incelemeyi hedeflemektedir. Bağımlı değişken olarak kişi başına düşen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) büyüme oranı seçilmiş, bağımsız değişkenler arasında toplam nüfus, 15-64 yaş arası nüfus, 65 yaş ve üzeri nüfus, doğumda beklenen yaşam süresi, yaşlı ve genç bağımlılık oranları, ticaretin GSYİH'deki payı, enflasyon oranı ve finansal olmayan varlıklara yapılan net yatırımlar yer almıştır. Bu geniş kapsamlı değişken seti, nüfusun niceliksel ve niteliksel özelliklerinin ekonomik büyümeye olan etkilerini çok boyutlu olarak ortaya koymaktadır. Analizlerde panel veri yöntemleri kullanılmış, özellikle dinamik panel veri analiz tekniklerinden Sistem Genelleştirilmiş Momentler Metodu (Sistem GMM) ile modeller kurulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, 65 yaş ve üzeri nüfus oranı, yaşlı bağımlılık oranı ve doğumda beklenen yaşam süresi model kapsamında istatistiksel olarak anlamlı bir etki göstermemiştir. Buna karşın toplam nüfus değişkeninin büyüme üzerinde negatif ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, nüfusun yaş yapısına yönelik stratejik planlamaların yapılması, sağlık ve eğitim yatırımlarının artırılması ile üretken nüfusun potansiyelini en üst düzeye çıkaracak politikaların tasarlanması, gelişmekte olan ülkelerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasında merkezi bir rol oynayacaktır.

Gamze Yılmaz
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dalgacık dönüşümü ve derin öğrenme yöntemleri ile hisse senedi fiyat tahmini

Yatırımcılar, yüksek getirili yatırım araçlarına sürekli ilgi göstermekte ve tasarruflarını bu tür araçlara yönlendirmektedir. Hisse senedi piyasasındaki dalgalanmaların ve eğilimlerin öngörülmesi hem bireysel yatırımcılar hem de yatırım firmaları için bir odak noktası olmaya devam etmektedir. Hisse senetleriyle ilgili önemli getiri potansiyeli göz önüne alındığında, analistler ve araştırmacılar da hisse senedi fiyat tahmini alanına büyük ilgi göstermektedir. Bununla birlikte hisse senedi fiyatları, ülkenin ekonomik durumu, siyasi ve sosyal olaylar, uluslararası ilişkiler ve sektörel gelişmeler gibi çok yönlü faktörlerden karmaşık bir şekilde etkilenmektedir. Sonuç olarak, hisse senedi fiyat hareketlerini önceden tahmin etme yeteneği zorlu bir görev teşkil etmektedir. Hisse senedi fiyat tahminleri geleneksel olarak zaman serisi analizine dayanan istatistiksel ve ekonometrik yöntemlere dayansa da son yıllarda yapay zeka ve derin öğrenme metodolojilerinin giderek daha fazla benimsendiğine tanık olunmaktadır. Bu eğilim, bilgisayar bellekleri ve veri işleme yeteneklerindeki gelişmelerden kaynaklanmaktadır. Ancak, tarihsel değerlere dayalı olarak eğitilmiş derin sinir ağlarının etkinliği, finansal verilerde yaygın olan gürültüden ciddi seviyede etkilenmektedir. Bu konuyu ele alan çalışma, bu ağların hisse senedi fiyatlarını doğru bir şekilde tahmin etmekte zorlandığını gözlemlemektedir. Çalışmada gürültünün finansal değişkenler üzerindeki etkisini azaltmak için sinyal analizinde yaygın olarak kullanılan bir teknik olan dalgacık dönüşümü yönteminin uygulanması önerilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, dalgacık dönüşümü ve derin öğrenme yöntemlerini kullanarak farklı sektörlerdeki hisse senedi verilerinin kapanış değerlerini tahmin etmek ve modellerin performanslarını karşılaştırmaktır. Bu amaca ulaşmak için, bağımlı değişken olarak 3 Haziran 2013 ile 28 Mayıs 2021 tarihleri arasında çeşitli sektörlerden seçilmiş şirketlerin kapanış fiyatı verileri toplanmıştır. Bağımsız değişkenler arasında her hisse senedi için kapanış fiyatlarının 20 günlük gecikmeli değerlerinin yanı sıra işlem günü açılış fiyatları, en düşük fiyatlar, en yüksek fiyatlar, gram altın fiyatları, Brent ham petrol fiyatları ve dolar kuru yer almaktadır. Analiz, bu çerçevede modellerin tahmin yeteneklerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Veri ön işleme aşamasında, finansal verilerdeki gürültü, dalgacık dönüşümü uygulanarak giderilmiştir. Daha sonra, ayrıştırılan finansal veriler, Yapay Sinir Ağları (ANN), Evrişimli Sinir Ağları (CNN), Tekrarlayan Sinir Ağları (RNN), Uzun Kısa Süreli Bellek (LSTM) ağları, Geçitli Tekrarlayan Birim (GRU) ağları gibi yöntemleri kapsayan çeşitli derin öğrenme modellerini eğitmek için kullanılarak hisse senedi kapanış fiyatları tahmin edilmiştir. Ayrıca söz konusu derin öğrenme yöntemleri herhangi bir dönüşüme tabi tutulmadan finansal verilere uygulanmıştır. Sonuçlar değerlendirildiğinde, RNN, LSTM ve GRU modellerinin, özellikle Symlets dalgacık dönüşümü ile ayrıştırılarak eğitildiklerinde, tahminde yüksek etkinlik sergiledikleri tespit edilmiştir. Çeşitli kombinasyonlarla toplam 8960 model oluşturulmuştur. Özellikle, bu modeller arasında, ASELS için Symlets dalgacık dönüşümünü kullanan gürültüden arındırılmış RNN modeli, 0,0067'lik bir RMSE değeri vererek üstün tahmin performansı sergilemiştir.

Dalgacık dönüşümleriDerin öğrenmeEkonomik zaman serisi+2
Çağrı Çoban
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Belirsizliğin BİST 100 endeksine etkisinin ve piyasalar arası bulaşıcılığın doğrusal olmayan ve asimetrik ekonometrik yöntemlerle modellenmesi

Belirsizlik ve bulaşıcılık kavramları iktisadi literatürde kapsamlı bir şekilde incelenmiştir ancak yapılan çalışmalarda kullanılan endeks, veri ve yöntemler ülke özelinde ve sık frekanslı veri setleriyle kullanıma uygun değildir. Bu nedenle bu çalışmada Türkiye'deki makroekonomik belirsizliğin finansal piyasalara olan etkisinin Covid-19 salgını dönemi özelinde incelenmesi için analog değişkenler ve Shahbaz, Omay ve Roubaud (2019) birim kök testi, doğrusal olmayan ARDL (Shin v.d., 2013) ve Hatemi-J (2012) asimetrik nedensellik testi gibi yeni nesil ekonometrik analizler kullanılmıştır. Çalışma makroekonomik etkilerin BİST 100 endeksine etkisi ve piyasalar arası bulaşıcılık olarak iki bölüme ayrılmıştır. Makroekonomik belirsizlik analogları olarak CDS primleri, ABD Doları/Türk Lirası efektif satış kuru ve TL Gecelik Referans Faiz değerleri, piyasalar arası bulaşıcılık modelinde ise BİST 100, CAC 40, DAX 30, Eurostoxx 50, FTSE 100, NASDAQ ve S&P 500 serileri kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan 2020 yılına ait verilerin öncelikle Shahbaz, Omay ve Roubaud (2019) birim kök testiyle durağanlık analizleri yapılmıştır. Ardından makroekonomik belirsizlik modeli için Shin v.d. (2013) tarafından geliştirilen doğrusal olmayan ARDL (NARDL) modeli kullanılarak makroekonomik belirsizliğin BİST 100 endeksine olan etkisi incelenmiştir. Kısıtlı sabitli ve kısıtlı trendli NARDL modelinin ardından bağımsız değişkenlerin BİST 100 endeksiyle olan nedensellik ilişkileri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar makroekonomik belirsizliğin piyasalar üzerinde çeşitli gecikmelerde anlamlı ve asimetrik etkilerinin olduğunu ve aynı zamanda bağımsız değişkenlerden BİST 100 endeksine farklı yön ve anlamlılıklarda nedensellik ilişkileri olduğunu göstermiştir. Bulaşıcılık modeli kapsamında ise çalışmada kullanılan piyasa endeksleriyle BİST 100 endeksi arasındaki ilişki incelenmiş, yapılan analizlerde NASDAQ ve S&P 500 endeksi ile BİST 100 arasında negatif şokların karşılıklı olarak birbirlerinin nedenseli olduğu görülmüştür.

BelirsizlikBorsa İstanbulEkonometri+4
Mehmet Uçaravcı
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Organik tarım sektörü potansiyeli: Aydın ili örneği

Günümüzde insan hayatı için en önemli taleplerden olan besin ihtiyacı ve besin ihtiyacının vazgeçilmez parçası olan temiz gıda sorunu giderek artmaktadır. Bununla beraber, üretimin her safhasında temiz çevre bilinci vazgeçilmez bir unsurdur. Bu yüzdendir ki organik gıda ürünlerine olan talep son yıllarda giderek artmaktadır. Organik tarım, dünyanın her yerinde tarım sektörünün bir kolu olarak değişen ve ilerleyen bir yere sahiptir. Organik tarım, temiz çevre sağlıklı gıda anlayışı çerçevesine tarımsal teknolojinin işlendiği tarımsal bir süreçtir. Dünyada artan nüfus ve buna bağlı artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılama talebi beraberinde metrekareye düşen üretim miktarındaki artışı ve kirlenen bir dünya oluşumunu tetiklemiştir. Bu sebeple tarım üreticileri son zamanlarda teknolojik unsurların gelişimine paralel olarak gelişen organik tarım sektörüne odaklanmıştır. Organik tarım dünyanın her yerinde gelişen ve değişen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye, geniş ve temiz tarımsal girdileri ile organik tarımda gelişime açık ve dünyanın organik tarım sektöründe önde gelen ülkelerinden biridir. Türkiye geniş ve verimli tarım toprakları ve temiz su kaynakları olan bir ülkedir. Sürdürülebilir tarımsal faaliyetlerin devamını sağlamak gelecek nesillere temiz çevre ve sağlıklı gıda bırakmak için sürdürülebilir tarımsal faaliyetlerin temiz ve bilinçli üretilmesine bağlıdır. Her bireye sağlıklı gıda temiz çevre anlayışı ile organik tarımın geliştirilmesi ve genişletilmesi dünyanın her ülkesi ve bireyi için fayda sağlayacaktır. Türkiye'nin batı bölgesinde bulunan Aydın ili, Herodot'un söylediği rivayet edilen ''Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü'' sözü gerek iklimi gerek bölgesel konumu açısından Aydın ilinin dünyanın en verimli yerlerinden biri olduğunu göstermektedir. Aydın ilinde organik tarımın varlığı Türkiye tarımının gelişim odağında lokomotif görevi görmektedir. Nitekim dünyada ve ülkemizde olduğu gibi Aydın ilinde de organik tarım girdi ve çıktılarında artış yaşanmıştır. Günümüzde tarımda gelişen teknolojilere bağlı olarak organik tarımın bütün canlı hayatı için sürdürülebilmesi kaçınılmaz bir gerçektir. Bu çalışmada dünyada ve Türkiye'de organik tarımın genel durumu ardından Aydın ili için organik tarım potansiyeli incelenmiştir. Aydın ilinde organik tarımın betimsel görüntüsü belirlenmek istenmiştir. Bu nedenle bu çalışmanın, organik tarım sektörünün geleceğe bakışı açısından bir bilinç kalitesini oluşturması beklenmektedir. Bu amaçlar doğrultusunda organik tarıma ait gerçekçi veriler toplanmış excel programında sabit ve değişir endeks hesaplamaları ardından trend analizi yapılmış ve en son swot analizi yöntemi kullanılmıştır.

AydınOrganik tarımTarım+3
Ömer Faruk İpek
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de gıda enflasyonunun belirleyicileri: SVAR yaklaşımı

Gıda fiyatlarındaki artışlar ve gıda enflasyonu, ekonomik ve sosyal açıdan önem arz etmektedir. Ekonomik açıdan, gıda enflasyonu genel enflasyonu etkileyebilir ve hane bütçelerini zorlayarak tüketici harcamalarını azaltabilir. Aynı zamanda, tarım sektörünü etkileyerek çiftçi gelirlerini etkileyebilir ve ekonomik dengesizliklere yol açabilir. Sosyal olarak ise, yüksek gıda fiyatları özellikle düşük gelirli bireyleri ve aileleri olumsuz etkileyebilir, temel gıda maddelerine erişimi kısıtlayabilir ve gıda güvenliği sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, gıda fiyatlarındaki artışlar ve gıda enflasyonu, toplumun genel ekonomik refahı ve sosyal uyum açısından önemli bir gösterge olarak kabul edilmektedir. Son yıllarda dünyada olduğu gibi Türkiye'de de gıda enflasyonu, önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Bu durumun temel nedeni, gıdanın insan ihtiyaçları hiyerarşisinde en üst sıralarda yer alması ve tüketici fiyat endeksinde en yüksek orana sahip alt grup olmasıdır. Bu bağlamda, Türkiye için gıda enflasyonunun belirleyicilerinin etkili bir şekilde tespit edilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Türkiye ekonomisi özelinde gıda enflasyonunun belirleyicilerinin neler olduğunun araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, öncelikle ilgili literatür incelenmiş ve literatür çerçevesinde model oluşturulmuştur. Araştırmada kullanılan modelin bağımlı değişkeni Türkiye'nin gıda enflasyonu, bağımsız değişkenleri ise; dünya gıda fiyat endeksi, petrol fiyatları ve reel döviz kuru değişkenleri olarak belirlenmiştir. Belirlenen model Yapısal VAR (SVAR) yaklaşımı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada öncelikle ADF ve PP birim kök testleri ile Yapısal Kırılmalı Birim Kök testleri uygulanmış ve modelde yer alan değişkenlerin birinci farkında durağan oldukları belirlenmiştir. Kurulan modelde yer alan değişkenlerin şoklar karşısında verdikleri tepkileri tespit edebilmek için SVAR modeli uzun dönem çarpan matrisi incelenmiş, daha sonra etki-tepki analizi ve varyans ayrıştırması yapılmıştır. Çalışmanın ampirik bulguları, gıda enflasyonunun kendi şoklarına tepkisinin pozitif yönde, dünya gıda fiyat endeksine ve petrol fiyatlarına tepkisinin başlangıçta negatif yönde olduğunu göstermiştir. Gıda enflasyonunun reel döviz kuruna tepkisinin başlangıçta pozitif yönde olduğu, ilk bir ayın sonunda da istatistiksel olarak anlamsızlaştığı ve zamanla sönümlendiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, gıda enflasyonuna istikrar kazandırmayı hedefleyen politikaların yürütülmesi sürecinde dünya fiyat endeksi, petrol fiyatları ve döviz kurunun etkin bir şekilde yönetilmesinin önemli olduğu söylenebilir.

Derya Aydoğan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yükselen piyasa ekonomilerinde dış borç sürdürülebilirliği: Yapısal kırılmalı, kantil ve panel birim kök testleri ile 1981-2021 dönemi analizi

Bu tez çalışmasının temel amacı, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yurt içi tasarruf açığı, yüksek kamu harcamaları, dış ticaret açıkları ve döviz talebinin dış borçlanmayı arttırdığına dikkat çekerek, 1981-2021 döneminde Türkiye, Brezilya, Çin, Kolombiya, Mısır, Hindistan, Filipinler, Endonezya, Meksika ve Peru'nun dış borç sürdürülebilirliğini incelemektir. Bu amaçlar çalışmada, panel birim kök testleri ve yapısal kırılmalı testlerle farklı varsayımlar test edilmiştir. İlk olarak, panel birim kök testleri kullanılarak yatay kesit bağımlılığı analizi yapılmış ve değişkenler arasında korelasyonun varlığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda Levin, Lin ve Chu (LLC), Harris Tzavalis (HT), CIPS ve PANICCA testler ile değişkenlerin durağanlıkları test edilmiştir. Bulgular, dış borç stokunun sürdürülebilir olduğunu, ancak borç servisinin GSMH'ye oranı gibi bazı değişkenlerde kalıcı şokların dış borç sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini göstermektedir. Ülke bazında daha ayrıntılı analizler için yapısal kırılmalı ve kantil birim kök testleri kullanılarak, dış borç göstergelerinin kalıcı ve geçici şoklara tepkisi incelenmiştir. Yapısal kırılmalı testlerde Türkiye, Çin, Filipinler, Endonezya, Meksika, Mısır ve Peru için dış borç sürdürülebilirken, Brezilya, Kolombiya ve Hindistan'da sürdürülemez sonuçlar elde edilmiştir. Örneğin, Türkiye'de dış borç stokunun GSMH'ye oranında en düşük dönemde şokların geçici olduğu görülmüş; diğer dönemlerde ise şokların kalıcı olduğu, dolayısıyla sürdürülemez olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ekonometrik analiz bulguları, seçilen yükselen piyasa ekonomilerinde dış borç sürdürülebilirliğinin farklı dönemlerde farklı etkiler altında olduğunu göstererek, politika yapıcılar için önemli çıkarımlar sunacağı değerlendirilmektedir. Ülkelerin mali disiplin ve bütçe yönetimi, finansal reformlar, yabancı yatırımcıları çekme gibi önlemler alması sürdürülebilir borç yönetimi açısından önem taşımaktadır.

Büşra Dağar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de CDS risk primini etkileyen makroekonomik ve finansal dinamikler: Yapısal kırılmalar ve eş bütünleşme yaklaşımı

Bu çalışmada Türkiye'nin Kredi Risk Primi (CDS) ile makroekonomik (dış borç, cari açık, TUFE, merkez bankası rezervleri) ve finansal değişkenlerin (BIST100 endeksi, 2 yıllık gösterge faizi, USD kuru) arasındaki ilişkiler 2007:Q1-2022 ve 2005:Q3-2022 dönemleri için analiz edilmiştir. Analizlerde yapısal kırılmalı birim kök testleri, Arai- Kurozumi eş bütünleşme testi, FMOLS ve DOLS eş bütünleşme tahmincileri ile Hatemi-J asimetrik nedensellik testi yöntemleri kullanılarak hem kısa hem de uzun vadeli etkiler incelenmiştir. Sonuçlara göre, dış borç, TUFE ve cari açık artışlarının CDS primini artırdığı; merkez bankası rezervlerindeki artışın ise CDS primini azalttığı bulunmuştur. Dış borç değişkenindeki %1'lik artış CDS primini %1,7 oranında artırırken, benzer şekilde TUFE'deki 1 birimlik artış %1,7 oranında ve cari açıktaki artış %0,042 oranında arttırmaktadır. Merkez bankası rezervlerindeki %1'lik artış ise CDS primini %0,98 oranında azaltmaktadır. BIST100 endeksinin uzun vadede CDS üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmazken, kısa dönemde meydana gelen negatif şoklar CDS primini olumsuz etkilemektedir. Faiz ve döviz kurundaki %1'lik artışlar ise CDS primini sırasıyla %0,3 ve %0,4 oranında artırmaktadır. Bu bulgular, özellikle dış borç ve TUFE gibi makroekonomik göstergelerin Türkiye'deki CDS risk primi üzerindeki belirleyici etkisini ortaya koymaktadır. Merkez bankası rezervlerinin artışı ise ülke risk algısını düşüren önemli bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Dolayısıyla, politika yapıcıların düşük finansman maliyeti sağlamak amacıyla tasarruf oranlarını artırmayı hedefleyen politikalar geliştirmesi, enflasyonu kontrol altına almak için uygun para politikaları uygulaması ve merkez bankası rezervlerini güçlendirmesi önem arz etmektedir. Bu şekilde, Türkiye'nin uluslararası borçlanma maliyetlerinin ve risk priminin düşürülmesi mümkün olabilecektir. Enflasyon hedeflemesi için uygulanan faiz ve kur politikaları birlikte CDS risk primini etkilemekte, dolayısıyla doğru para politikası uygulamaları ile ülke risk algısını azaltmak mümkün görünmektedir. Bu çalışma, Türkiye'nin risk primini etkileyen makroekonomik ve finansal faktörlerin dinamik ilişkilerini analiz ederek, doğru politika uygulamaları için yol göstermeyi amaçlamaktadır.

Simge Boz
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kansei mühendislik modeli ile otomobil sürücü koltuğunun tasarımı

Günümüzde müşteriler, satın alacağı ürünü sadece iyi işlev görmesi değil, aynı zamanda ihtiyaçlarının zamanında karşılanmasını ve ürünün görselliği ile duygusal ihtiyaçlarının karşılanmasını da istemektedir. Müşterilerin ürün için duygusal ihtiyaçlarını ve görsel özelliklerini en iyi birleştiren yöntem Kansei mühendisliğidir. Kansei mühendisliği tüketici duygularına göre yeni ürün tasarımını geliştiren bir yöntemdir. Ayrıca, Kansei mühendisliği müşterinin duygusal ihtiyaçlarını parametrelere dönüştürmede diğer benzer yöntemlere göre daha üstün kabul edilmiştir. Bu çalışmada ele alınan problem, Bursa'da otomotiv endüstrisine koltuk üreten bir şirkette, müşterilerin en çok beğeneceği sürücü koltuk tasarımını, tasarımcı desteğiyle gerçekleştirmektir. Bilindiği gibi her geçen gün sürücü koltuğuna büyük önem verilmektedir. Çünkü iyi bir koltuk sürücüye ve yolculara güvenli, konforlu, sağlıklı ve keyifli yolculuklar sağlar. Bu amaçla çalışmada sürücü koltuk tasarımında müşteri duygularını en iyi karşılayacağı düşünülen Kansei mühendisliği yöntemi uygulanmıştır. Bu nedenle, Schütte Kansei mühendislik modeli ve Kansei tasarım modelinden yararlanarak izlenen altı aşamada, şirketin sürücü koltuk tasarımı gerçekleştirilmiştir. Kansei kelimelerine göre tasarımcı desteğiyle sekiz koltuk tasarlanmış ve sonra da bu koltukların aldığı Kansei değerleri, Güvenilirlik Analizi, Açıklayıcı Faktör Analizi, Çok Boyutlu Ölçekleme ve Lojistik Regresyon Analizi gibi istatistiksel yöntemler ile değerlendirilmiştir. En yüksek Kansei değerli kelimeleri bulunduran sürücü koltuğu, tasarım için uygun bulunmuştur. Buna göre çalışmada; krem renkli, deri, hareketli baş desteği, koltuk desteği ve koltuk ayarı olan "5" nolu koltuk modeli sürücülere en yüksek güven hissini verdiğinden tasarım için en uygun bulunmuştur.

ArabalarKansei mühendisliğiKoltuk+6
Mustafa Umut Öztürk
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Beyaz eşya sektöründe satış tahmini: Bir veri madenciliği uygulaması

Büyüme hedefi olan ve sürekli gelişmeyi hedefleyen firmaların hayatta kalarak varlığını sürdürmeleri için; yeni öngörüler, stratejiler ve en önemlisi onlara yol gösterebilecek veri analizlerine ihtiyaç duymaktadırlar. Bu analizler sayesinde firmalar, yoğun rekabet ortamında hızlı ve en doğru kararı verebilir durumda olabileceklerdir. Varlıklarını devam ettirebilmek isteyen üreticiler, bir yandan artan müşteri beklentilerini karşılamak isterken bir yandan da maliyetlerini en az seviyede tutmayı amaçlamaktadırlar. Firmalar içinde bulundukları mevcut yapı öncesine bir yolculuk yaptıklarında, karar mekanizmalarını daha doğru kullandıklarını düşünerek hareket ederler. Bu sebepledir ki, deneyimler bizlere her zaman doğru yolu gösterir sözü bu noktada kanıtlanabilir nitelikte olmaktadır. Bu çalışmada, firmaların geçmiş yıllara ait ciro ve karlılık durumu analiz edilerek veri madenciliği teknikleri içerisinde yer alan; yapay sinir ağı, destek vektör makineleri ve regresyon ile doğru sonuca ulaşması hedeflenmektedir. Önceki yılların verileri analiz edilerek, yeni bir yılın verileri hakkında ön görü sahibi olmak hedeflenmektedir. Bu doğrultuda, geliştirilebilecek stratejiler sonucunda karlılık seviyesinin artacağını düşünmemek elde değildir. Bu çalışmada amaçlanan, bu doğrusal düşünceyi matematiksel olarak ispatlayarak hedefe sağlam adımlar ile ilerleyebilmektir. Durumun kanıtlanabilmesi amacıyla, beyaz eşya sektöründe faaliyet gösteren firmanın; sevk verileri bağımlı değişken, reel kesim güven endeksi, gayri safi yurtiçi hasıla, sanayi üretim endeksi, evlenme oranı, tüketici güven endeksi ve ekonomi güven endeksi ise bağımsız değişken olarak aylık bazda alınmıştır. Veriler uygulama aşamasında, Weka programında test edilmiştir. Satış tahminleri üç ayrı yöntem ile ayrı ayrı test edilmiş ve sonuçlar birbirleri ile kıyaslanmıştır.

Beyaz eşya sektörüDestek vektör makineleriRegresyon+5
Ezgi Demirer Polat
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Alternatif yatırım araçları ile hisse senedi fiyatları arasındaki ilişkinin doğrusal olmayan eşbütünleşme analizi ile incelenmesi: Türkiye örneği

Doğrusal zaman serisi yöntemleri ekonometri literatüründe sıklıkla kullanılmaktadır. Fakat iktisadi ve finansal değişkenlerin modellenmesinde doğrusal yöntemler yetersiz kalabilmektedir. Bundan dolayı, değişkenlerin asimetrik etkilerinin belirlenmesinde doğrusal olmayan yöntemlerin tercih edilmesi daha doğru olmaktadır. Bu çalışmanın amacı; Türkiye için 2003Q1-2021Q3 dönemine ait çeyreklik veriler kullanarak hisse senedi fiyatları ile alternatif yatırım araçları arasındaki asimetrik ilişkiyi doğrusal olmayan ARDL (NARDL) modeli yaklaşımıyla incelemektir. Bu doğrultuda, tezin ilk bölümünde analizde kullanılan değişkenlere ait genel bilgiler ele alınmıştır. Tezin ikinci bölümünde uygulamada kullanılan ekonometrik metodoloji anlatılmıştır. Tezin üçüncü bölümünde ise uygulama ve bulgular yer almaktadır. Çalışmada karşılaştırma yapmak amacıyla hem doğrusal hem de doğrusal olmayan ARDL modelleri tahmin edilmiştir. Her iki yaklaşımda da hisse senetleri ile alternatif yatırım araçları arasında uzun dönemli bir ilişki tespit edilmiştir. Doğrusal ARDL modelinde altın, döviz ve faiz oranlarındaki pozitif ve negatif değişmelere BIST100 endeksi kısa ve uzun dönemde aynı tepkiyi verdiği, doğrusal olmayan ARDL modelinde ise pozitif ve negatif değişimlere farklı tepkiler verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca yapılan Hatemi-J (2012) asimetrik nedensellik testi sonuçlarına göre değişkenler arasında asimetrik nedensellik ilişkisine rastlanmıştır. BIST100 endeksinin pozitif bileşenlerinden altın fiyatlarının pozitif ve negatif bileşenlerine, BIST100 endeksinin negatif bileşenlerinden altın fiyatlarının pozitif, faiz oranlarının ise negatif bileşenlerine doğru bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Altın, döviz ve faiz oranlarının pozitif bileşenlerinden BIST100 endeksinin negatif bileşenlerine doğru nedensellik varken, altın, döviz ve faiz oranlarının negatif bileşenlerinden BIST100 endeksinin pozitif bileşenlerine doğru bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.

ARDLAlternatif alım satım sistemleriAltın+7
Lütfü Sizer
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru volatilitesi ve makroekonomik bileşenler

Küreselleşme dünya ekonomilerini yakından ilgilendirmektedir. Uluslararası piyasalar açısından döviz kurunun önemli bir makroekonomik göstergelerden biri olması, zaman içerisinde sergilediği hareket hızına göre finansal boyutta büyük etkilere yol açmaktadır. Bu hareketlerin varlık portföyü üzerindeki mevcut durumu küresel çapta birçok alanda yayılım göstermektedir. Finansal piyasaların ilgi odağı konumunda olan ve makro-iktisadi birçok opsiyonel unsurları barındıran volatilite, bu çalışmada 2012:12 - 2019:12 dönemi için Türkiye'de dolarizasyon ve döviz kuru arasındaki ilişki incelenmiştir. Ampirik sonuçlar, Nilson (1991) tarafından geliştirilen E-GARCH (2,1) modelinin en uygun model olduğunu ve dolarizasyonun döviz kurunun Granger nedeni olduğunu ifade etmektedir. VAR modeli ve Çok Değişkenli Sabit Koşullu Korelasyon modelleri (CCC-GARCH) yardımı ile kalıntılarda bulunan ve ARCH-LM testine göre, serisel korelasyonun reddi sonrası yapılan Tse-CC test istatistiği bulguları, dolarizasyon ve dolar kuru arasında sabit bir ilişki olduğunu destekler niteliktedir.

Döviz kuruDöviz kuru oynaklığıMakroekonomi+4
Duygu Şahbaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal başarısızlığın yapay sinir ağları ve çok değişkenli istatistiksel analiz teknikleri ile tahmin edilmesi: Borsa İstanbul'da bir uygulama

Finansal başarısızlık, işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmesi açısından oldukça önemli bir konudur. İşletmeyi ve işletmenin alacaklıları, çalışanları, tedarikçileri, tüketicileri başta olmak üzere tüm paydaşlarını olumsuz etkilemektedir. Bu noktada işletme ve paydaşlarının finansal başarısızlığın olumsuz etkilerine maruz kalmaması için, finansal başarısızlığı öngören tahmin modelleri geliştirilmektedir. Finansal başarısızlık tahmin modelleri, başarısızlığın iflas ile sonuçlanmasını engelleyici niteliktedir. Bu araştırmanın amacı, lojistik regresyon analizi ve yapay sinir ağları yöntemi ile Borsa İstanbul'da imalat sektöründe işlem gören işletmelerin finansal başarısızlıklarını bir yıl önceden öngörebilecek tahmin modelleri geliştirmek ve geliştirilen modellerin tahmin güçlerinin karşılaştırılması ile uygun modeli belirlemektir. Araştırma kapsamında, Borsa İstanbul'da işlem gören 140 imalat sektörü işletmesinin 2015 – 2020 yıllarına ait gelir tablosu ve bilançolarından yararlanarak hesaplanan finansal oranlar modellerde bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Lojistik regresyon analizi IBM SPSS Statistics 21, yapay sinir ağları yöntemi ise MATLAB (R2021b) programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda yapay sinir ağları modelinin(%95,7), lojistik regresyon modeline(%92,1) kıyasla finansal başarısızlığı bir yıl önceden tahmin etme gücünün daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Borsa İstanbulFinansal başarısızlıkFinansal oranlar+5
Büşra Süsler
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Edirne turizminin lojistik regresyon ile analizi

Tüm dünyada olduğu gibi ülke refahında ve ekonomisinde, sosyal, kültürel ve çevresel gelişiminde büyük önem taşıyan turizm sektörü, Türkiye'de de her geçen gün değişmekte ve gelişmektedir. Değişen turist talebine uygun birçok destinasyon potansiyeline sahip olan Türkiye, dünyadaki önemli turizm noktalarından biridir. Türkiye'de kültür turizminde önde gelen Edirne ili; zengin tarihi değerleri, sınır kenti olması ve doğal değerleri ile turizminin gelişimi açısından önemli bir ayrıcalığa sahiptir. Kültür turizmi için şehre gelen yerli ve yabancı ziyaretçiler dışında her yıl geleneksel olarak yapılan etkinlikler için de özellikle şehre gelen ziyaretçi sayısı oldukça fazladır. Bu çalışmada, Edirne ilini en az bir defa ziyaret eden yerli turistlerin seyahat deneyimlerini, uygulanan anket ile değerlendirmesi istenmiştir. Yapılan değerlendirme sonrası elde edilen veriler ile SPSS 26 programında, İkili (Binary) Lojistik Regresyon Analizi yapılmıştır. Edirne ilini tekrar ziyaret etme ve bir başkasına tavsiye etme niyetini etkileyen faktörler, ikili lojistik regresyon analizi üzerinde incelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda yerli turistlerin Edirne'ye tekrar gelmesini etkileyen faktörler; yaş, eğitim durumu, Edirne ilini turizm amaçlı seyahat etme sayısı, en sonki Edirne seyahati memnuniyet düzeyi, doğal alanları ve temiz bir çevreye sahip olmasıdır. Yerli turislerin Edirne ilini bir başkasına tavsiye etmesini etkileyen faktörler ise, eğitim durumu ve en sonki Edirne seyahati memnuniyet düzeyi olarak belirlenmiştir. Analiz sonuçlarının, turist memnuniyetini arttırmak için ilgili turizm paydaşlarına yol göstereceği düşünülmektedir.

Bölgesel turizmEdirneLojistik+5
Selin Taşkın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yarı parametrik panel multinominal tercih modelleri ve bir uygulama

Ekonomide pazarlama ve tüketici davranışları önemli bir yere sahiptir. Tüketicinin satın alma davranışı kültürel, sosyal, kişisel, psikolojik vb. faktörlerden etkilenmektedir. Tüketiciler her gün birçok satın alma kararı alır. Satın alma kararı pazarlamacıların çabalarının odak noktası haline gelmiştir. Pek çok şirket tüketicilerin satın alma kararlarını; nerede, ne zaman, ne kadar ve ne satın aldıklarını ciddi bir şekilde araştırmakta ve bu araştırmalara önemli bütçeler ayırmaktadır. Bu çalışmada tüketicilerin davranışlarını etkileyen faktörleri belirlemek için Sabit Etkili Logit Modeli, Sabit Etkili Multinominal Logit Modeli ve Rassal Etkili Multinominal Logit Modeli parametrik En Çok Olabilirlik Yöntemi ile tahmin edilmiştir. Parametrik modellerde varsayımların sağlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sabit Etkili Multinominal Logit Modeli esnek yoğunluk fonksiyonu hesaplayan ve yarı parametrik bir yöntem olan Döngüsel Monotonluk Yöntemi ile tahmin edilmiştir. Analizlerde tasarruf finansman sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin 2021 yılına ait verileri kullanılmıştır. Panel verilerin birim boyutunu İstanbul'da yer alan 22 şube, zaman boyutunu 2021 yılına ait 52 hafta oluşturmaktadır. Tüketicilerin finansman ürünü ve finansman türü tercihlerini finansman ücreti, iskonto ve referansın nasıl etkilediği araştırılmıştır. Tüketicilerin finansman ürünü tercihini finansman ücretinin önemli derecede etkilediği belirlenmiştir. Finansman ücretinde yapılan iskontonun ve referansın müşterilerin ürün tercihleri üzerinde büyük bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Sonuçlar ürünlere yönelik kampanyaların düzenlenmesinde ve şirketin likidite oranının izlenmesinde önemli bilgiler sağlamaktadır. Ayrıca parametrik ve yarı parametrik tahminler karşılaştırılmış ve yarı parametrik tahmin yöntemi esnek bir tahmin sağladığı için daha uygun bir tahmin yöntemi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

EkonometriEkonometrik modellerLojik model+4
Nursefa Yavuz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bootstrap yaklaşımına dayalı yeni bir panel birim kök testi

Ekonometrik analiz yöntemlerinin büyük çoğunluğu değişkenlerin durağan olduğu varsayımına dayanmaktadır. Durağan olmayan değişkenlerin ekonometrik analizlerde kullanılması ise sahte ilişkilere yol açabilmektedir. Bu nedenle ekonometrik analizler gerçekleştirilmeden önce verilerin durağan olup olmadığını belirlemek amacıyla birim kök testleri kullanmak oldukça önemlidir. Bu tezin amacı, yapısal kırılmaları ve yatay-kesit bağımlılığı dikkate alan yeni bir panel birim kök testi önermektir. Yapısal kırılmaların ve yatay-kesit bağımlılığın doğası her zaman bilenememektedir. Bu nedenle bu çalışmada yapısal kırılmalar için fourier fonksiyonlar, yatay-kesit bağımlılık için ise hareketli blok bootstrap kullanılmaktadır. Monte Carlo simülasyonları ile farklı veri üretim süreçleri dikkate alınarak bu yeni panel birim kök testinin boyut ve güç özellikleri araştırılmıştır. Simülasyon sonuçlarına göre, hataların otokorelasyona sahip olmadığı veriler için testin boyut özelliklerinin nominal düzeye yakın olduğu gözlemlenmiştir. Testin gücünün ise gözlem sayısının artması ile bire yaklaştığı ve testin tutarlı bir test olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hataların otokorelasyona sahip olduğu veriler için ise testin boyut bozulmaları gösterdiği ancak zaman boyutunun ve gözlenemeyen faktör sayısının artmasıyla boyut bozulmalarının azaldığı gözlemlenmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde ise yeni geliştirilen panel birim kök testi kullanılarak 1960-2022 yılları arasında 23 OECD ülkesi için gelir yakınsaması hipotezinin geçerli olup olmadığı araştırılmıştır. Ayrıca sonuçları karşılaştırmak amacıyla farklı panel birim kök testlerinden kanıtlar sunulmuştur. Sonuçlar, OECD ülkelerinde gelir yakınsaması hipotezinin geçerli olmadığını göstermektedir.

Hüseyin İşlek
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
10
DoctorateOpen AccessTR

Van ilinin komşu illerden ve İran'dan aldığı göçün coğrafi ağırlıklı regresyon ile incelenmesi

Göç, modern toplumların karmaşık ve dinamik bir özelliğidir ve birçok faktörden etkilenir. Göçün coğrafi ağırlıklı regresyon yöntemiyle incelenmesi, göçün arka planında yatan etkileyici faktörlerin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlar. Coğrafi ağırlıklı regresyon, göçle ilişkilendirilen değişkenler arasındaki uzamsal ilişkileri dikkate alır ve bu ilişkilerin göçü nasıl etkilediğini belirlemeye yardımcı olur. Bu nedenle, göçün coğrafi ağırlıklı regresyon yöntemiyle incelenmesi, toplumların sosyal, ekonomik ve coğrafi yapılarının daha iyi anlaşılmasına, gelecekteki planlama ve politika oluşturma süreçlerinde kritik bir rol oynar. Bu tezde, Van ilinin birinci ve ikinci dereceden sınır komşu illerden ve İran'dan aldığı göç Coğrafi Ağırlıklı Regresyon yöntemi ile incelenmiştir. Tezde, yerel anketlerde "sosyal çevre baskısı nedeniyle yapılan göç" ve yurt dışı anketlerde "göç sonrası yeni yaşamıma kısa sürede uyum sağladım" değişkenleri ve bu değişkenleri etkileyen faktörler Coğrafi Ağırlıklı Regresyon yöntemi ile analiz edilmiştir. Analizde En Küçük Kareler ve Coğrafi Ağırlıklı Regresyon yöntemleri kullanılmış ve hangi yöntemin daha güçlü sonuçlar verdiği AIC, AICc, BIC, AKT, 𝑅2 ve 𝐷ü𝑧𝑒𝑙𝑡𝑖𝑙𝑚𝑖ş 𝑅2 değerlerine göre incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, Coğrafi Ağırlıklı Regresyon yönteminin daha güçlü sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. Ayrıca yerel anketlerde "göç sonrası uyum sürecinde işimin olumlu katkısı oldu" değişkeni ve bu değişkeni etkileyen faktörler ise Coğrafi Ağırlıklı Poisson Regresyon yöntemi ile analiz edilmiştir. Analizde Poisson Regresyon ve Coğrafi Ağırlıklı Poisson Regresyon yöntemleri kullanılmış ve hangi yöntemin daha güçlü sonuçlar verdiği AIC, AICc, 𝑅2 ve 𝐷ü𝑧𝑒𝑙𝑡𝑖𝑙𝑚𝑖ş 𝑅2 değerlerine göre incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, Coğrafi Ağırlıklı Poisson Regresyon yönteminin daha güçlü sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. Aynı zamanda bağımsız değişkenlerin il, ilçe ve bölgelere göre etkisi ve anlamlılığı haritalar üzerinde detaylı olarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Coğrafi Ağırlıklı Regresyon, Coğrafi Ağırlıklı Poisson Regresyon, En Küçük Kareler, Göç, Poisson Regresyon.

Çetin Görür
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
20
Master'sOpen AccessTR

Coğrafi ağırlıklı diskriminant analizi: Seçim sonuçları üzerine bir uygulama

Diskriminant Analizi (DA), birden fazla değişken arasındaki ilişkileri incelemek için kullanılan geniş bir istatistiksel terimdir. Bu analiz hedef bir grubun üyeliğini tahmin etmek için bağımsız değişkenlerin lineer kombinasyonunu kullanır. Fisher'ın 1936'daki ilk çalışmalarından bu yana bu alandaki araştırmalar gelişmiş ve genişlemiştir. Bu tez çalışmasının odağı Coğrafi Ağırlıklı Diskriminant Analizini (GWDA) tanıtmaktır. DA'nın temel amacı, farklı grupları birbirinden ayıran diskriminant fonksiyonlarını bulmak ve bu fonksiyonlar yardımıyla gruplar arası ayrıma en fazla etki yapan diskriminant değişkenleri ortaya çıkarmaktır. GWDA, diskriminant analizine coğrafi değişkenlerin eklenmesiyle genişletilmiş bir yaklaşımdır. Bu yöntem, coğrafi veri setlerinin analizinde grupları daha etkin bir şekilde ayırmayı ve coğrafi özelliklerin sınıflandırmada daha fazla ağırlığını dikkate almaktadır. DA ve GWDA yöntemlerinin coğrafi veri analizindeki potansiyeli ve pratik uygulamaları bu çalışmada araştırılarak mevcut literatüre yeni bir katkı sunma amaçlanmaktadır. GWDA odaklı bu eserde ayrıca Coğrafi Ağırlıklı Betimsel İstatistikler (GWSS) tanıtılacaktır. Bu bağlamda da sıradan betimsel istatistiklerin ötesinde farklı bir perspektife de odaklanılacaktır. Coğrafi ağırlıklı bu istatistikler, mekânsal heterojenlik veya coğrafi heterojenlik temellidir. Uygulama çalışmasında ise seçmen davranışlarına etki eden çeşitli faktörler analiz edilecektir. Türkiye'deki 81 il bazında 28 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı ikinci seçim sonuçlarına ait veriler kullanıldı. Analiz amacıyla kullanılan faktörler şunlardır: kentleşme oranı, ilköğretim mezun oranı, lise mezun oranı, fakülte mezunu oranı, yüksek lisans mezunu oranı, genç yaş oranı, orta yaş oranı, yaşlı yaş oranı, işsizlik oranı, okuma yazma bilmeyen oranı, cumhurbaşkanlığı seçimi kadın seçmen oranı ile logaritmik kişi başına düşen GSYİH. Seçim sonuçlarının DA ve GWDA ile analiz sürecinde bu faktörlerden yararlanıldı. GWDA, seçim sonuçlarını etkileyen faktörlerin mekânsal farklılıklarını analiz eder. Her gözlem noktasında ayrı hesaplamalar yaparak yerel özelliklerin etkilerini ortaya koyar. Ayrıca GWDA, bölgeler arasındaki farklılıkları detaylı şekilde inceleyerek bölgesel dinamiklerin ve faktörlerin anlaşılmasını sağlar. Elde edilen amprik analiz bulgularına göre GWDA'nın DA'ya göre daha güçlü sonuçlar verdiği gözlenmiştir. Türkiye'deki Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını etkileyen sosyo-ekonomik ve demografik faktörler için önemli ipuçları elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Diskriminant Analizi, Coğrafi Ağırlıklı Betimsel İstatistikler, Coğrafi Ağırlıklı Diskriminant Analizi, Cumhurbaşkanlığı Seçimleri

Büşranur Küçük
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye için enerji yoğunluğu belirleyicileri: Coğrafi ağırlıklı regresyon analizinden kanıtlar

Bu çalışma, 2022 yılına ait Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve Türkiye'nin enerji yoğunluğunu etkileyen faktörleri analiz etmektedir. Çalışmanın odak noktası enerji yoğunluğunu bağımlı değişken olarak ele almak ve enerji yoğunluğunun sağlık harcamaları, kişi başına düşen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) ve ticaret değişkenleri ile olan ilişkilerini araştırmaktır. Bu amaçla En Küçük Kareler (EKK) tahmin yöntemi ve Coğrafi Ağırlıklı Regresyon (CAR) yöntemi kullanılarak mekansal ve küresel olarak çevre faktörünün etkisi incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde EKK ile tahmin edilen modelin R^2 değerinin 0.176 ve CAR yöntemi ile tahmin edilen modelin R^2 değerinin ise 0.743 olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar CAR yönteminin verinin mekansal etkilerini daha iyi vurguladığını göstermektedir. R^2 değerlerinin yanı sıra CAR ve EKK modelleri BIC, AIC, AICc gibi bilgi kriterleri dikkate alınarak karşılaştırılmıştır. Analiz sonuçlarına göre CAR modelinin değişkenler arasındaki ilişkiyi daha iyi açıkladığı ve EKK model tahmin tekniğinden daha etkili olduğu rapor edilmiştir. Anahtar kelimeler: Enerji Yoğunluğu, Coğrafi Ağırlıklı Regresyon, Avrupa Birliği, Türkiye

Merve Karakaş
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Zaman serilerinin durağanlığının araştırılmasında kalıntılarla genişletilmiş EKK tahmincilerinin kullanılması

Bu çalışmanın amacı Im (1996) tarafından önerilen Kalıntılarla Genişletilmiş En Küçük Kareler yönteminin zaman serisi durağanlık testlerinde kullanımının ele alınması üzerinedir. Ayrıca bu testler, geleneksel durağanlık testleri ile de karşılaştırılacaktır. Kalıntılarla Genişletilmiş En Küçük Kareler yöntemi, En Küçük Kareler yönteminin varsayımlarından biri olan hataların normal dağılımlı olması varsayımının sağlanmaması durumunda kullanılan alternatif bir tahmin yöntemidir. Geleneksel ve kalıntılarla genişletilmiş birim kök testlerinin karşılaştırılması amacıyla yapılan uygulama çalışması gelir eşitsizliği göstergesi olan GİNİ katsayısı örneği ile ele alınmıştır. 62 ülke için farklı zaman boyutlarını kapsayan veri seti kullanılmıştır. Bu çalışmada her bir ülkenin zaman boyunca izlediği süreç normal dağılmama bilgisini dikkate alan ve almayan farklı birim kök testleri ile incelenmiş ve sonuçlar rapor halinde sunulmuştur. Çalışma sonuçları, gelir eşitsizliği katsayısının durağan olduğu ülkelerde dışsal şokların geçici etkiler yarattığını ve dengeye dönüşün sağlandığını göstermektedir. Bu ülkeler ekonomik ve politik dalgalanmalara karşı daha dirençlidir. Öte yandan, birim köklü özellik gösteren seriye sahip ülkelerde gelir eşitsizliği dışsal şoklara daha duyarlıdır ve bu şokların uzun vadede kalıcı etkiler yaratabileceği anlaşılmaktadır.

Sena Canpolat
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kaos teorisi ile Bitcoin fiyatlarının incelenmesi

Bitcoin, son yıllarda hem popülerliği hem de teknolojide yarattığı devrimlerden dolayı konuşulmakta, tartışılmakta ve çalışılmaktadır. Bütün dünyayı etkisi altına alan bu teknoloji geleceği şekillendirmekle kalmayarak bugünden bize geleceğe bakma fırsatı vermektedir. Kaos teorisi ise ortaya çıktığı dönemde benzer devrimleri yaratmış ve bizlere farklı bakış açısı sunmuş önemi ancak son yıllarda anlaşılan bir teoridir. Kaos teorisi, doğası gereği öngörülemezlik içerisindedir. Çalışmada öncelikle kaos teorisi üzerinde durulacaktır. Kaos teorisi günümüzde hem Fen Bilimlerinde hem de Sosyal Bilimlerde üzerinde çalışılan bir alandır. Kaos düzeni ve düzensizliği içinde bulundurandır. Bu çalışmada Yahoo Finance üzerinden elde edilen Bitcoin'in tarihsel fiyat listesi kullanılmıştır. Python programlama dili ile edilen tarihsel fiyat listesi kaos teorisi uygulanarak analiz edilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde Kaos teorisi üzerine bilgi verilmiş ve tarihsel gelişim süreci ele alınmıştır. İkinci bölümünde ise Bitcoin ve teknolojisi ele alınmış, para ile ilişkisi, madenciliği, blokzincir teknolojisi üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise kaos teorisi bağlamı içerisinde determinizm ve indeterminizm tartışması yapılmıştır. Dördüncü bölümde uygulaması yapılmış ve sonuca yazılmıştır.

BitcoinKaos kuramı
Çağrı Batuhan Özmen
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
20
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş ülkelerden Türkiye'ye turizm talebi: Panel veri yaklaşımı

Turizm gelirleri Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Bu çal mada söz konusu gelirlerin art r labilmesi için planlamalara k tutabilecek ve yat r mlar yönlendirebilecek bir talep modellemesi yap lmaya çal lm t r. Bu çal ma ile turizm talebini üzerinde etkili oldu u dü ünülen de i kenler ele al nm t r. Bu amaçla yabanc ülkelerden Türkiye'ye yönelen turizmtalebi üzerinde etkili olan ilgili ülkelerin ki i ba milli gelirleri ve ilgili ülkelerde yap lan tan t mlar incelenmeye çal lm t r. Söz konusu tan t m verilerini bulmak mümkün olmad için bu veriyi simgeleyebilecek alternatif yollar modele dahil edilmeye çal lm t r. Çal mada Türkiye'ye yönelen turizm talebinin büyük bir k sm n aç klayan ve Türkiye turizmi üzerine en etkili olan ilk yirmi ülke ele al nm t r. Çal mada ayr ca son zamanlarda önemi artan panel veri analizi yakla m mevcut yöntemlere bir alternatif olarak kullan lm t r.

Kovaryans analiziPanel veri modelleriTurizm
Orçun Aydın
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımlarla ilgili panel veri araştırması

Doğrudan yabancı yatırımlar (DYY) Türkiye ekonomisi için önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada söz konusu yatırımları etkileyen faktörlerin belirlenebilmesi için diğer ülkelerden Türkiye'ye yönelen DYY talep miktarlarının modellemesi yapılmaya çalışılmış ve Türkiye'deki reel gayri safi yurtiçi hasıla, faiz oranları ve seçim yılları incelemeye dahil edilmiştir. Çalışmada, Türkiye'ye yönelen doğrudan yabancı yatırım talebinde etkili olduğu düşünülen ve çalışma dönemi olan 1998?2007 yıllarında veriye sahip olan yedi ülke (Fransa, Hollanda, Almanya, ABD, İngiltere, İtalya, Kanada) ele alınmıştır.Çalışmada panel veri analizi kullanılmıştır. Bu yaklaşım zaman serisi ve kesit verisinin ortak yapımı olduğundan ortaya çıkabilecek ardışık bağımlılık sürecini bertaraf etmekte ve tahminlerin daha etkin ve güvenilir olmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla sadece bir zaman serisinin ya da yatay kesit verisinin cevap vermekte yetersiz kalacağı karmaşık bir modele, panel veri analizi aracılığıyla daha kolay yanıt alınabilir.

Funda Uncu
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Banka kredi müşterilerinin sınıflandırılması: Panel veri lojistik regresyon analizi yaklaşımı

Girişimler için öncelikli finansman aracı olan krediler ekonomik aktiviteler için oldukça önemlidir. Kredi vermeye yetkili birimler, kredi verme sürecinde kararlarını olumlu ya da olumsuz etkileyecek faktörleri bilmek isterler. Bu çalışmada seçilmiş bir grup değişken, kredi verme sürecine ilişkin kararlara etkileri yönünden değerlendirilmiştir. Çalışmada ayrıca geleneksel yöntemlere alternatif olarak panel veri yaklaşımı kullanılmıştır. Böylece kredi talep eden girişimlerin tarihsel değişimi de göz önüne alınarak kredi kararlarının daha sağlıklı bir zeminde verilmeye çalışılması amaçlanmıştır.

KredilendirmeLojistik regresyon analiziPanel yöntemi+1
Yasemin Aydın
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
20
Master'sOpen AccessTR

Lojistik regresyon analizi ile sigara içme alışkanlığının belirlenmesi: R'de uygulama

Doğrusal (linear) ve doğrusal olmayan (nonlinear) regresyon modellerinde yanıt değişkeninin normal dağılım gösterdiği varsayılır. Fakat uygulamada bu varsayım çoğu zaman gerçekleşmez. Bu durumda kullanılacak uygun modellerden biri genelleştirilmiş doğrusal modeldir (Generalized Linear Model-GLM). GLM iki varsayımı dikkate alır. Bunlardan ilki yanıt değişkeni bağımsızdır, ikincisi ise yanıt değişkeni üstel aileden gelen bir dağılıma sahiptir.Bağımlı değişkeninin Binom dağılım gösterdiği durumlarda Lojistik Regresyon Analizi, Poisson dağılım gösterdiği durumlarda ise Poisson Regresyon Analizi uygulanır. Temelde ise amaç, doğrusal regresyon analizinde olduğu gibi bağımlı değişken ile bağımsız değişkenler arasındaki neden sonuç ilişkisini en iyi şekilde açıklayan en sade modeli elde etmektir.GLM, doğrusal ve doğrusal olmayan regresyon modellerinin bir birleşimi olarak görülebilir. Model uyumu ve model çıkarsaması aynı sistem (framework) altında gerçekleştirilebilir. Hatta bu birleştirilmiş yaklaşım, yaygın olarak kullanılan ve kullanımı kolay olan bilgisayar yazılımları tarafından da desteklenmektedir. Bu yazılımlardan birisi R'dir. GLM'nin ilk kullanımı sağlık bilimleri ile sınırlı iken hızla diğer bilim alanlarındaki uygulamaları da çoğalmıştır. Bu noktada, çalışmamızda, GLM'nin özellikle sosyal bilimlerde uygulanması ve bu uygulamaların özellikle R programında yapılmasına odaklanılmıştır.Çalışmada GLM'nin ve üstel ailenin özelliklerine değinilmiştir, lojistik ve poisson regresyon analizi incelenmiştir. Bu tez çalışmasının uygulama kısmında İnönü Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerinin sigara içme alışkanlığını etkileyen faktörler ortaya konmuş ve gençlerin son zamanlarda ülkemizde uygulanmaya başlanan sigara yasağına olan bakış açılarını ortaya çıkarmak ve bu yasağın sigara kullanımına olan etkisini değerlendirmek hedeflenmiştir. Bu amaçla lojistik regresyon kullanılmış ve ilgili analizler için R programı etkin bir şekilde kullanılmıştır..Anahtar Kelimeler: Genelleştirilmiş Doğusal Model, Lojistik Regresyon, Poisson Regresyonu, Sigara İçme Alışkanlığı

Genelleştirilmiş doğrusal modellerLojistikSigara içme
Duygu Gür
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Geç olgunlaşan farklı kayısı genotiplerinden elde edilen pomolojik ve morfolojik verilerin istatistik değerlendirme süreci ve uygun değerlendirme yöntemlerinin seçimi

2002 yılına ait 324 F1 çöğür popülasyonundaki bireyler değişik dönemlerde gözlemölçüm ve analizleri yapılarak değerlendirilmiştir. Melezler, popülasyonun geneldeğerlendirmelerinde meyve ağırlığı, S.Ç.K.M. ve meyve eti yapısı bakımlarından üstün,verim ve geç olgunlaşma bakımlarından da zayıf değerler göstermişlerdir.Tartılı derecelendirme yöntemine göre, sofralık kayısı için önemli sayılabilecekbazı özellikler bakımından yüksek puan alarak ilk 10 sıraya giren tipler belirlenmiştir.Daha sonra dereceye giren tipler ebeveynleri ile birlikte varyans analizine tabi tutularakbunların toplam puanlarına bakılmaksızın her bir özelik bakımından birbirlerine veebeveynlerine göre durumları incelenmiştir. Meyve ağırlığı bakımından 2005 yılında 8x5-1(46.71g), Soğancı (49.42g) dışında tüm ebeveynleri geçerken 5x10-27 (42.23 g), 7x1-22(34.84 g), 7x1-30(37.66 g) ve 10x10-7(40.86 g) kendi ebeveynlerini geçerek meyveağırlığı yönünden muhtemelen trangressif bir durum göstermişlerdir. 2006 yılında benzerdurumlar görülerek 9x5-31 (68.08 g), 9x4-24 (66.08 g), 9x5-28 (58.39 g), 9x5-6 (57.98 g),9x3-35 (57.89 g), 2x5-1(56.62 g) ve 8x5-22 (56.54 g) tüm ebeveynlerden üstünbulunmuşlardır. S.Ç.K.M. yönünden 2005 de 7x1 kombinasyonunun bütün tipleri ile 2x5-1ve 9x4-38 melezleri yüksek değerler alırken, 1993 yılında yine 7x1-27, 2x5-1 melezleriyüksek dğer almışlardır. Ayrıca ilginç bir durum gözlenerek 5x5-12, 5x5-40 ve 10x10-7kendileme kombinasyonları S.Ç.K.M. yönünden de trasgressif bir özellik göstermişleridr.Toplam asit yönünden 1992 de sakıt-2 (0.69) ve 7x1-35(0.71) melezi en düşük asitli grubuoluştururken, 1993 de 6x941(0.44) ve 10x10-7(0.46) melezleri en düşük asitli grubuoluşturmuştur.Yeme kalitesini oluşturan bir faktör olarak meyve/çekirdek oranı bakımından ise1992 yılında 7x1-11 30.23 ile 1993 yılında da Soğancı (33.52) ve 8x5-22(30.52) en iyigrubu oluşturmuşlardır. Meyve üst rengi açısından her iki yılda da melezlerin %60-70 anaebeveynin rengine yakın bulunmuştur. Aroma açısından, her iki yılda da 5x10 melezin 15,20,25 ve 36 nolu tiplerinin dışında kalan diğer tipler oldukça zengin bulunmuştur. Meyveeti yapısı bakımından da aroma özeliğine benzer durum görülerek genelde melezler "çokiyi " durumda olup, 2005 yılında 5x2-24 ve 5x10-25; 1993 de ise 7x5-24 ve 5x11-22melezleri ebeveynlerinden düşük değer göstermiştir.Resiproklar ele alındığından incelenen özelliklerden hepsinde yani meyve ağırlığıS.Ç.K.M., toplam asit, meyve eti/çekirdek oranı, meyve üst rengi, aroma ve meyve etiyapısı bakımından az çok farklılık görülmüştür. Kendileme kombinasyonlarında isegenelde zayıf gelişme, bitkide dejenerasyon veya ürün vermemeye gibi olumsuzluklarlayanında çok az bir kısmından iyi sonuç alınmıştır. Bunlardan bazıları dereceye girmeyibaşarmışlardır. Kendileme kombinasyonlarının durumuna bakılacak olursa, meyve ağırlığıyönünden 10x10-7 nin dışında dışında kalan bireyler ebeveynlerinden düşük değerleralmışlar, aynı durum meyve eti / çekirdek oranında da görülmüştür. Toplam asit veS.Ç.K.M. yönünden kendilenmiş melezler ebeveynlerinden daha yüksek bulunmuştur.Meyve üstü rengi, aroma ve meyve eti yapısı bakımından melezlere ait değerler ebeveyndeğerlerinin altına düşmemiştir.Araştırmada ele alınan morfolojik ve pomolojik tüm özelliklerin birbirleriyle olanilişkileri korelasyon analizleri ile belirlenmiştir. Bir çok özelik arasında önemli ilişkilerbulunmuştur. Bunlardan bazıları her iki verim yılında da önemli bulunup ilgi çekmiştir.2005 de MA ile MB arasında r = 0.8240**  0.0564 MA ile YA r = 0.2623**  0.0960 DOile S.Ç.K.M. arasında r = -0.3500**  0.0932 ÜR ile S.Ç.K.M. arasında r = 0.2357* 0.0967 düzeyinde önemli ilişki bulunurken, 2006 yılında da buna paralel bir durumgörülmüştür.Korelasyon analizlerinden yararlanılarak en önemli ıslah amaçlarından kabul edilenmeyve ağırlığı, geç olgunlaşma ve meyve üstü rengi gibi özelikler bağımlı değişken olacakşekilde ayrı ayrı path analizleri yapılmıştır. Path analizi sonuçlarına göre MA, DO veÜR'e doğrudan ve dolaylı olarak etki eden özelikler ve bunların etki oranları saptanmıştır.2005 de MA üzerine MB ve ÇA nın doğrudan etkileri sırasıyla p = 0.64.92 % 74.56, p =28.25 %39.87 olmuştur. 2006 da da en yüksek doğrudan etki yine MB tarafından (p =0.7247 ve %82.17) olmuştur. Bunu AK (p = 0.2068 ve %46.57) izlemiştir. Dolaylı etkileride her iki yılda MB, ÇA ve Ak üzerinden en yüksek olmuştur. DO üzerinde her iki yılda daAF nin doğrudan etkisi sırasıyla p = 0.3747 ve %96.31, p = 0.2874 ve %87.56 olarakyüksek bulunurken, bunu SU (p = -0.3371 ve %60.02; p = -0.3211 ve %62.03) izlemiştir.Bu özelliklerin her iki yılda dolaylı etkileri de nispeten yüksek olmuştur. ÜR ye etki edenKM nin doğrudan etkisi p = 0.2635 ve %64.20 ile p = 0.3350 ve %42.98 olarak her ikiyılda da yüksek bulunmuştur. ÜR yi ÇA da negatif yönde (p = -0.1736 ve %64.79) ve (p =72-1259 ve %32.40) her iki yılda da doğrudan ve oldukça yüksek oranda etkilemiştir.Bunların dolayı etkileri de yüksek bulunmuştur.Son olarak da ikinci verim yılında ait pomolojik özellikler, diskriminant analizi ilesınıflandırılmıştır. Melez tipler arasında yapılan çok sayıdaki ölçümlerin tek değişkenliistatistikte olduğu gibi ayrı ayrı incelemesi popülasyonun tanım ve sınıflandırılmasındayeterli olamamaktadır. Bu nedenle biyometrik verilerin değerlendirilmesinde "çokdeğişkenli" istatistik yöntemlerinden biri olan diskriminant analize gereksinimduyulmuştur. Diskriminant analiz sonuçlarına göre kalitatif ve kantitatif özeliklerbakımından bütün tipler ayrı birer grup oluşturmuşlardır. İncelenen kantitatif özeliklerbakımından bütün tipler ayrı birer grup oluşturmuşlardır. İncelenen kantitatif özeliklerinhepsi analize girmeyi başarmış, ancak ayrım, kümülatif varyansın %95.33 ünü oluşturanilk dört fonksiyon tarafından sağlanmıştır. Bu dört fonksiyon üzerine sırasıyla "toplamasit", "S.Ç.K.M." ve "pH" önemli düzeyde etkili olmuştur. Kalitatif özeliklerden ise ayrımısağlayan ilk beş fonksiyon üzerine sırasıyla "meyve üst rengi", "meyve şekli", "meyve etisertliği" ve "meyve tekstürü" etkili olmuştur.Kantitatif özeliklerce gruplandırılmalar %98.61; kalitatif özelikler bakımından ise%95.14 doğrulukla yapılmıştır. Diskriminant analizi ile incelenen 2002 yılının bereketli biryıl olduğu da kanıtlanmıştır. Araştırma sonuçları gözden geçirildiğinde bulunan sonuçlarbundan sonraki çalışmalara örnek olacaktır.

Korelasyon yöntemiPath analiziVaryans analizi
Gökhan Karhan
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-ekonomik değişkenlerin yükseköğretim öğrencilerinin akademik başarısı üzerindeki etkisi üzerine bir araştırma

Bu araştırmada ?Öğrencilerin akademik başarısı ile bazı ekonomik, sosyal, kültürel ve bireysel özellikleri arasındaki ilişki durumu nedir?? sorusuna yanıt aranmıştır. Alt amaçlar çerçevesinde sosyalleşme düzeyi ve internet kullanımı ile akademik başarı arasındaki ilişki de incelenmiştir. Araştırma; söz konusu değişkenlerin yüksek öğretimde okuyan öğrencilerin başarısında bir etkisinin olup olmadığını ve etki durumunu belirlemeyi amaçladığından betimsel analitik niteliktedir.Evren 2012/2013 öğretim yılı İnönü Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde öğrenim gören I. öğretim lisans son sınıf öğrencileridir. Veri toplama aracı olarak geliştirilen anketle toplam 251 öğrenciye ulaşılmıştır. Hatalı ve eksik bilgi içeren anketler çıkarıldıktan sonra 227 öğrencinin verileri analiz edilerek yorumlanmıştır. Veriler üzerinde değişkenler arası ilişkiyi belirlemek için korelasyon analizleri, Ki-kare testi, Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi yapılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarının anlamlılık durumu p< .05 düzeyine göre değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları akademik başarının belirli ölçüde öğrencinin içinde bulunduğu sosyoekonomik değişkenlere bağlı olarak yordanabileceğine işaret etmektedir. Yine araştırma sonuçlarına göre; 1. Kız öğrencilerin akademik başarı ortalamalarının erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu; 2. Genel olarak öğrencilerin akademik başarıları üzerinde cinsiyet, mezun olunan lisenin türü, yaş, eğitim yardımı maliyeti, kaldığı yer ve gelir değişkenlerinin etkili olduğu; 3. Öğrencilerin akademik başarıları ile sosyalleşme düzeyleri ve internet kullanım süreleri arasında bir ilişki olmadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sosyoekonomik Yapı, Öğrenci Başarısı, İnternet Kullanımı, Sosyalleşme.

Necip İhsan Arıkan
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
10
Master'sOpen AccessTR

LDL kolesterolün yapay sinir ağları ile tahmini

Yapay sinir ağları (YSA), farklı disiplinlerdeki karmaşık problemlerin çözümlenmesinde kabul gören ve uygulamalarda sıklıkla yer alan modelleme araçları haline gelmiştir. Farklı YSA yapıları, tıp alanında karar destek sistemlerinin gelişmesinde kullanılmakta olan önemli modellerdendir. Bu çalışmada, üç farklı algoritma ile eğitilen çok katmanlı sinir ağları LDL Kolesterol?ün tahmininde kullanılmış ve en başarılı algoritma belirlenmiştir. Öğrenme oranı ve momentumlu geri yayılım algoritması, Levenberg-Marquardt geriyayılım algoritması ve Bayesyen düzeltmeye dayalı geri yayılım algoritması çalışılmış olan üç algoritmadır. Çok katmanlı sinir ağlarının eğitimi ve testi veri tabanında yer alan farklı kişilere ait kayıtlar ile yapılmıştır. Performans belirleyiciler ve istatistiksel ölçümler ile çok katmanlı sinir ağları değerlendirilmiş ve sonuçlar LDL Kolesterol?ün tahmininde Bayesyen düzeltmeye dayalı geri yayılım algoritmasının en başarılı eğitim algoritması olduğunu göstermiştir.

Oktay Kızılkaya
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
20
Master'sOpen AccessTR

Etki analizi: Fırat Kalkınma Ajansı tarafından düzenlenen mali destek programlarının TRB1 bölgesine etkisi

Devletler ekonomik ve sosyal anlamda bölgesel kalkınmanın hızlandırılması amacıyla ekonomilere müdahalelerde bulunabilmektedir. Bu kapsamda, kalkınmada önemli rol oynayan KOBİ'lere sağlanan destekler önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye'de de birçok kurum ve kuruluş tarafından, KOBİ'lere çeşitli destekler sunulmaktadır. Ancak çoğunlukla etkin bir değerlendirme mekanizmasının olmaması nedeniyle, kamu kaynağı kullanılarak sağlanan bu desteklerle amaçlanan değişikliklerin yaratılma derecesi bilinememektedir. Bu nedenle, kamu müdahalelerinin uygulama öncesi ve sonrası değerlendirilmesi, bu konuda yöntem ve mekanizmaların geliştirilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada, müdahalelerin amaçladığı değişiklikleri yaratma derecesini araştıran ve çıktı materyallerinden biri olan etki analizini de içine alan katkısallık değerlendirmesi ele alınmıştır. Öncelikle katkısallığın kavramsal çerçevesi ortaya konulmuş, daha sonra katkısallık değerlendirmesinde kullanılan yöntem ve araçlar ile bu alandaki uluslararası ve ulusal uygulamalar incelenmiştir. Bu incelemelerden hareketle, Türkiye'de KOBİ'lere yönelik destekler sunmaya başlayan kalkınma ajanslarından Fırat Kalkınma Ajansı' nın 2010 Yılı Ekonomik Gelişme Mali Destek Programının katkısallığı değerlendirilmiştir. Söz konusu değerlendirme kapsamında proje bazlı bir yaklaşım tercih edilmiş ve desteklenen KOBİ'lere anket uygulanmıştır. Anket sonuçlarının analiz edilmesiyle programların katkısallıkları değerlendirilmiş ve katkısallığı etkileyebilecek faktörler belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda kalkınma ajanslarının destek uygulamalarına ilişkin öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: "Katkısallık", "Dara Kaybı", "Sızıntı Etkisi", "Deplasman", "İkame Etkisi", "Çarpan Etkisi", "Etki Değerlendirmesi", "Mali Destek", KOBİ.

Muhammed Abdullah Erdem
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
20
Master'sOpen AccessTR

Tek parametreli dağılım ailesindeki olasılık fonksiyonlarının düzenlilik (regülarite) şartlarının incelenmesi

Düzenlilik koşullarıFonksiyonlarOlabilirlik dağılımı+1
Zeki Kasap
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
10
Master'sOpen AccessTR

Temel bileşenler analizi ve uygulaması

EkonometriSermaye piyasasıTemel bileşenler analizi+1
İsmail Koçak
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki bankaların finansal performanslarının Critic temelli EDAS-TOPSIS yaklaşımı ile değerlendirilmesi

Bankacılık sektörü hem ulusal hem de uluslararası para piyasaları üzerinde kritik bir etkiye sahip olup, sermaye yaratımı ve ekonominin işleyişinde temel bir rol oynamaktadır. Sektör, ekonomik istikrarı sağlamada, kalkınmayı teşvik etmede ve büyümeyi desteklemede önemli bir yere sahiptir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların finansal performanslarını, 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ait kamuya açık finansal veriler kullanarak değerlendirmek ve en iyi performans gösteren bankaları belirlemektir. Araştırmada kullanılan yöntemler, finansal performans kriterlerinin objektif ağırlıklandırılmasını ve performans değerlendirilmesini sağlayarak, Türk finans sektörüne ilişkin stratejik öneriler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, 2021 yılı için 34 ve 2022 yılı için 35 2023 yılı için 34 bankaya ait kamuya açık finansal veriler incelenmiştir. Veriler, sermaye yeterliliği, aktif karlılık, özkaynak karlılık oranları gibi çoklu performans kriterlerini içermektedir. Verilerin analizinde aşağıdaki yöntemler uygulanmıştır. CRITIC yöntemi, performans kriterlerinin önem ağırlıklarını belirlemek için kullanılmıştır. Bu yöntem, kriterler arasındaki korelasyonu dikkate alarak kriter ağırlıklarının objektif bir şekilde hesaplanmasını sağlamıştır. EDAS yöntemi, ortalama çözüme olan uzaklığa dayalı olarak bankaların performansını değerlendiren birçok kriterli karar verme yöntemidir. TOPSIS yöntemi, bankaları, ideal ve negatif ideal çözüme olan benzerlikleri temelinde sıralayan bir değerlendirme metodudur. CRITIC yöntemiyle yapılan analiz sonucunda, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında mevduat/aktif oranı en önemli kriter olarak belirlenmiş, bunu mevduat hacmi/pazar payı oranı takip etmiştir. Analiz kapsamında, 2021 yılında en iyi finansal performansı sergileyen bankalar sırasıyla Ziraat Bankası, Türkiye İş Bankası ve Garanti Bankası olarak belirlenmiştir. 2022 yılında bu sıralama Ziraat Bankası, Adabank ve Türkiye İş Bankası şeklinde değişmiş, 2023 yılında ise Ziraat Bankası, VakıfBank ve Türkiye İş Bankası en iyi performansı sergileyen bankalar olarak tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, bankaların yıllar bazında finansal performansındaki değişimleri ortaya koymakta ve CRITIC yöntemiyle belirlenen kriterler çerçevesinde yapılan değerlendirmelerin akademik bir temel oluşturduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları, mevduat/aktif oranının bankaların finansal performansını değerlendirmede kritik bir öneme sahip olduğunu göstermektedir. Hem EDAS hem de TOPSIS yöntemleri, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Ziraat Bankası'nın her üç yılda da en iyi performans gösteren banka olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, Ziraat Bankası'nın finansal istikrar ve etkinlik açısından sektördeki lider konumunu pekiştirmektedir. Çalışma, bankacılık sektöründeki stratejik karar verme süreçlerine rehberlik edecek veriler sunmakta ve sektörün rekabetçi dinamiklerini anlamada önemli bir katkı sağlamaktadır. Gelecekteki araştırmalar, farklı dönemler veya ek kriterler kullanılarak sektörün daha geniş bir perspektiften analiz edilmesini sağlayabilmektedir.

Salma Jaafarı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki illerin sosyo-ekonomik gelişmişlik göstergelerinin çok değişkenli istatistiksel yöntemlerle incelenmesi

Türkiye' nin illeri ve bölgeleri arasında sosyo-ekonomik gelişmişlik farklılıklarının olamaması için, dengeli ve sürdürülebilir kalkınma politikaları gerçekleştirilmelidir. İller ve bölgeler arasındaki farklılıkların tespit edilmesinde günümüz koşullarını yansıtabilecek sosyo-ekonomik göstergelerin, çeşitli istatistiksel tekniklerle araştırılması gerekmektedir. Bu araştırmalar hükûmet politikaları ve planlayıcıları için mevcut projelerde, ileriye dönük uygulanacak yeni projelerde ve kaynaklarının dağılımında oldukça önemlidir. Bu çerçevede çalışmada, Türkiye' nin sosyo-ekonomik gelişmişlik durumunun, belirlenen ekonomik, sosyal ve kültürel göstergeler üzerinden 2017 yılına kadar ki ulaşılabilen yıllık verileri itibariyle, 81 ilde değerlendirilmesi yapılmıştır. Temel bileşenler analizi uygulanarak illerin gelişmişlik endeksleri belirlenmiş, bulanık kümeleme analizi ile illerin belirlenen endeks değerleri üzerinden sınıflandırılması yapılmış, çok boyutlu ölçekleme analiziyle de illerin benzerlik durumları incelenmiştir.

Bulanık kümelerSosyoekonomik gelişmelerTemel bileşenler analizi+3
Batuhan Hüyüktepe
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ticari açıklık ve ekonomik büyüme: G7 ülkeleri için ampirik bir yaklaşım

Dünyada küreselleşmenin artması ile birlikte ülkelerin daha karlı ticaret yapabilmeleri ve piyasada önemli rol oynayabilmeleri için ticari açıklık oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Bu sebeptendir ki, iktisadi araştırmalar için en çok ilgi gören konuların başında ticari açıklık ve ekonomik büyüme arasındaki etkileşim gelmektedir. Ticari açıklık ve ekonomik büyüme ilişkisini inceleyebilmek adına birçok amprik ve teorik çalışmalar yapılmıştır. Ticari açıklık farklı bakış açıları ile değerlendirilecek bu alana katkılar devam etmektedir. Bu çalışmada ticari açıklık öncelikle kavramsal ve teorik olarak incelenecek ardından ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin kurulabilmesi için ticari açıklık teorilerine, ayrıca teorik olarak ticari açıklık ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki ortaya konacaktır. Ticari açıklık ve ekonomik büyüme etkileşimini ampirik olarak incelemek için OECD'den sağlanan DTÖ'ye üye ve dünyada en gelişmiş ülkelerinin başında gelen G7 ülkelerinin (Kanada, Fransa, İtalya, Almanya, Japonya, İngiltere, Amerika) 1995-2017 gayrisafi yurtiçi hasıla, ithalat, ihracat ve ihracat ithalat farkı veri setine panel eşbütünleşme ve panel nedensellik analizi uygulanacaktır. Panel eşbütünleşme testi uygulamadan önce yatay kesit bağımlılığı ve birim kök testleri uygulanmıştır. Analiz sonucunda ticari açıklık sayesinde ekonomik büyümenin gerçekleşebileceği ve bu büyümenin daha çok ithalattan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, Panel Eşbütünleşme Testi, Panel Nedensellik Testi Ticari Açıklık

Ampirik analizEkonomik büyümeG-7 ülkeleri+3
Derya Bozkaya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa ve Asya ülkelerinin insani gelişmişlik düzeylerinin çok değişkenli istatistiksel tekniklerle incelenmesi

İnsanı ve yaşadığı toplumun gelişmişliğini ekonomik göstergelerle tanımlamaya ve ölçemeye çalışan görüşün ardından Amartya Sen'in katkılarıyla ortaya çıkan ve insani kalkınmanın merkezine koyan insani gelişim endeksi, bugün gelişmişliğin önemli göstergelerinden biri olarak görülmektedir. Fakat insani gelişim göstergesi de içerdiği değişkenler açısından yeterli bulunmamakta ve eleştirilere maruz kalmaktadır. Bu bağlamda sosyal, kültürel, demografik, bilimsel vb. değişkenler içeren farklı değişken setleri ile ülkelerin gelişmişlik düzeyleri hesaplanmaya çalışılmaktadır. Bu çalışmada, ülkelerin insani gelişmişlik düzeylerini çok değişkenli istatistiksel yöntemlerle incelemek ve karşılaştırmak amacıyla Avrupa ve Asya ülkelerinden 52 ülke ve 14 değişken seçilerek veri setine faktör analizi ve kümeleme analizi uygulanmıştır. Faktör analizi sonucu oluşan yeni göstergelere göre ülkelerin faktör skor yükleri hesaplanarak ülkeler sıralamaya alınmıştır. Daha sonra ülkeler hiyerarşik olmayan kümeleme yöntemlerinde k-ortalamalar tekniğine göre kümelere atanmış ve hesaplanan insani gelişim endeksi performanslarıyla sonuçlar karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda faktör analizi ve kümeleme analizi sonuçlarının birbirini desteklemediği ve insani gelişim endeksi performansıyla benzerlik açısından faktör sonuçlarının daha güçlü olduğu tespit edilmiştir.

AsyaAsya ülkeleriAvrupa+7
Merve Akdağ
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Demokrasi ve ekonomik özgürlüklerin banka performansına etkisi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yönelik ampirik bir yaklaşım

Ülkelerin kurumsal yapısının toplumsal ilişkileri düzenlemenin yanı sıra, makro değişkenlerin arka planında yer alarak bankacılık performansını da belirlediği düşünülmektedir. Son yıllarda ekonomi alanında yapılan çalışmalarda kurumsal yapının etkisinin göz ardı edilemeyeceği görüşü hakim olmuştur. Bu sebeple de yapılan çalışmada kurumsal yapının temel bileşenleri olan demokrasi ve ekonomik özgürlüklerin bankacılık performansına olan etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Demokrasi ve ekonomik özgürlüklerin banka performansı üzerindeki etkilerinin araştırıldığı çalışmada, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin 2005-2017 yılları arasını kapsayan bankacılık sektörüne ait veriler kullanılmıştır. Panel veri seti ve dinamik model ile sistem GMM tahmincisi kullanılarak yapılan analizlerden elde edilen sonuçların tutarlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada 36 gelişmiş, 46 gelişmekte olan ve hepsinin toplamı 82 ülke için ayrı ayrı analizler yapılmıştır. Diğer önemli bir özellik de, bankacılık performansının karlılık ve maliyet verimliliği yönleri ile analiz edilmesidir. Çalışmanın sonucunda demokrasi seviyesindeki artış aktif karlılığı arttırırken, net faiz marjını olumsuz etkileyerek azaltmaktadır. Ekonomik özgürlük seviyesindeki artış özkaynak karlılığı yüksek bir oranda artırmaktadır. Demokrasi maliyet verimliliğini artırırken, ekonomik özgürlük ise azaltmaktadır. Gelişmiş ülkelerde demokrasi karlılığı artırırken, maliyet verimliliğini azaltmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde ise ekonomik özgürlük karlılığı arttırmakta, fakat maliyet verimsizliğine yol açmaktadır.

Bankacılık sektörüBankalarDemokrasi+4
Gökhan Dağılgan
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının maruz kaldığı şiddetin sıralı lojistik regresyon analizi ile incelenmesi

Günlük hayatta karşılaşma ihtimalimiz olan şiddetin mesleğini icra eden sağlık çalışanlarına çok uzak olmadığı bilinmektedir. Bu çalışma da şiddet, genel olarak tarihçesi ve farklı yaklaşımlar üzerinden ele alınarak sağlık kavramının ayrıntılı incelenmesiyle ilişkilendirilmek istenmektedir. Bu amaçla Türkiye'de sağlık çalışanlarının maruz kaldığı şiddet sıklığını etkileyen faktörlerin bir ölçek oluşturularak aralarındaki ilişkinin boyutu ortaya koyulmak istenmektedir. Bu ilişkide bağımlı değişken sağlık çalışanının şiddete uğrama sıklığı olarak ifade edilirken, bağımsız değişkenlerimiz sosyo-demografik özellikler, sosyal özellikler, güvenlik koşulları, toplumsal kalıplar maddeleri altında oluşturulmuştur. Çalışmanın içeriğinde lojistik regresyon analizi hakkında açıklayıcı bilgiler yer almaktadır. Çalışmamızın tekniği lojistik regresyon analizinin bir türü olan sıralı lojistik regresyon analizi olarak belirlenmiştir. Araştırmaya konu olan sağlık çalışanlarının maruz kaldığı şiddet ile bu şiddeti etkileyen değişkenler arasındaki ilişki sıralı lojistik regresyon analizi yardımıyla en iyi şekilde ifade edilmektedir. Sıralı lojistik regresyon analizinin temel varsayımları ve değişkenler arasındaki ilişkinin ispatı tezin anlatılmasında yol gösterici olmaktadır. Anahtar kelimler: Sağlık, şiddet, sıralı lojistik regresyon analizi, çalışma ortamı, güvenlik koşulları.

Lojistik regresyon analiziSağlıkSağlık personeli+2
Musa Demirhan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2020
00